Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

sybleman

#1500
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sybleman
Alan da veren de sensin. Sevgi bile göndersen o sana dönüyor. İyilik yapsan, yine sana dönüyor. Kötülük yapsan o da sana dönüyor. Nereye dönecekti ki?

S: (T) Hem BH'den hem de KH'den söz ediyorsunuz. Ama BH olmamız için öğrenmemiz gerektiğini söylüyorsunuz. Bizim yapmamız gereken şeyle sizin yaptığınız şey arasında neden böyle bir fark var?
C: Bh dengedir çünkü kendinize diğerleri yoluyla hizmet edersiniz.
S: (T) BH olarak KH olduğunuzu söylüyorsunuz. Bu doğru mu?
C: Evet. Zaten yanıtlandı.
S: (T) Yani giden şey dolanıp geri mi geliyor?
C: Evet.
S: (T) BH, KH'nin amacına mı hizmet ediyor?
C: Hayır. BH dengedir. KH dengesizliktir.
S: (T) Eğer KH dengesizlikse BH olma yoluyla nasıl KH olabiliyorsunuz?
C: BH dışa doğru akar ve kök noktası dahil tüm noktalara dokunur, KH ise içe doğru akar ve yalnızca kök noktasına dokunur.

Tgur abi paylaştığın linkteki bir alıntın tam olarak yazdığım şeye dokundu. Giden şey dolanıp geri geliyor.

BH dışarı doğru akması da tam olarak sevgiyi bilgiyi dışarı akıtması, kalp gözü dedikleri yerden fışkıran bir enerjiyle etrafına yaymak. Bu kalp gözü açılınca dünyadan veya tepe çakradan gelen bir enerji çekmeye gerek kalmıyor. Zaten enerji sensin, niye bir yerden çekmek ihtiyacın olsun ki?

Kalp gözünden gelen sınırsız bir enerjin var. Yoğunlaşıp bütün vücuduna ve oradan ruhunun genişleyebildiği yere kadar taşıp dalga dalga yayılıyor.

İnsanlar enerji şekillerini değiştirdikçe KH olanlar değişime mecbur kalacaklar. Kalpten gelen enerji onların kutubiyetini bozduğu için bu enerjiyi kullananlara çok bulaşmıyorlar. Bu enerjiyi emdiklerinde pozitife doğru kutubiyet alıyorlar. Ra'da da geçmişti. Belirli bir yerden sonra koruma olacağı ile ilgili bir bilgi geçmişti. koruma bu. Bu enerji onların işine gelmiyor yaklaşmak istemiyorlar, bu sevgi frekansı onların istediği bir frekans değil. KH olanlar ise normal dünya enerjisini insanların duyguya dönüştürmesini bekliyor ve onu kendisi için mass ediyor. Kendine çekiyor. Kendisi için kullanıyor.

sybleman

#1501
İlüzyon konusuna her girdiğimde korkup geri bırakıyorum, sanki bunu idrak edince oyun bitecek gibi. Dizi bitmesin diye her haftasonu bir bölüm izler gibi.

Aklıma takılan hep şuydu. Evet ilüzyon var. Peki herkesin ilüzyonu farklı mı? İşte bu beni korkutuyor. Yani tamam herkes aynı oyunun içindeyse kabul etmesi daha kolay. Ama ya herkesin ilüzyonu farklıysa. Ki tasavvuftaki fenafillah aşamasında bu bekliyor sanırım. Yani tanıdığın insanlar yok, ev yok, ağaç yok, hava yok, hatta sen de yoksun. Maddesel hiç bir şey yok.

Şimdi K'ları tararken geldiğim nokta bu dediğim olaya bağladı.

 
Alıntı Yapek çok New Age öğretilerinde söylendiği gibi eğer herşey bir ilüzyonsa, o
zaman gerçekliğin ne olabileceğiyle ilgili hiçbir sınırlandırma yok demektir."
C: Hiç sınırlandırma yok mu? O halde sınırlar empoze etme çabası neden?
S: Sanırım Flight 19'la ilgili celsede kaçırdığı birşey var. Atlantis kristalinin anormal faaliyetlerinin bir EM alanı yarattığını, Düşünce Düzlemi
dediğiniz şeye bir açıklık oluşturduğunu ve o alan açık kaldığı sürece de bu koşulun devam ettiğini söylemiştiniz. Ama bizim yaşadığımız
koşullar çoğu durumda öyle değil.
C: Ve EM kristalinin kendisi de geçici. Kristal mekan/zaman sürekliliğinde "Philadelphia Deneyi" modu yaratıyor.
S: Flight 19 olayı anormal bir durum örneğiydi. Ve o anormallikler bile doğal bir şekilde veya yapay bir şekilde olabiliyor. Bazen planlı,
bazen rastgele. Doğru mu?
C: Bir bakıma.
S: Bizim konsensusa dayalı gerçekliğimizde, örneğin gezegenimizdeki yaşam koşulları, konsensus gerçekliğinin bir neticesi mi?
C: Önceki yanıtla aynı.
S: Tamam. Bir bakıma. Beynimizde işleyen programların olduğunu, dünyayı saran bu matrix güç alanının bu programların etkilerini sürekli
hale getirdiğini söylüyorsunuz. Bazı insanlar kontrol örgüsünün dışına çıkıp asıl gerçeği görebiliyor ama çoğu insan bunu yapamıyor.
C: Evet, veya yapmıyor.
S: Eğer kritik bir kütle oluşturacak sayıda insan birşeyleri görmeye ve programlamadan çıkmaya çalışırsa, bu durum diğerlerinin de
gerçekliği deneyimleme biçiminde bir değişiklik yaratır mı, veya...
C: Konsensus "seçene" kadar öyle bir "kritik kütle" meydana gelmez.
S: Yani üst yoğunlukların manipülasyonlarıyla ve bir tür matrix kontrol sistemi yoluyla devam ettiriliyor olsa bile, içinde yaşadığımız
gerçeklik bizim tarafımızdan SEÇİLMİŞ bir gerçekli mi?
C: Yakın.
S: Gerçekliği değiştirmeyle ilgili fikre dönmek istiyorum: Bir birey veya bir grup birey, artık konsensus gerçekliğine iştirak etmek zorunda
kalmadan, kendi kişisel gerçekliklerini yaratabilir mi?
C: Mümkün.
S: Okuyucumuzun dediği gibi, bunu yapabilen insanlar çok güçlü iradeli oldukları, gerçekliği değiştirecek şekilde iradelerini ve niyetlerini
odaklayabildikleri için mi bunu yapabiliyorlar?
C: Sınırlar sınırlandırır.
S: Evet. Web sayfamızdaki matrix bölümünde bu konu tartışılıyor. Yani bir kişi BU gerçeklikteyse bir şekilde bu gerçekliği seçmiş demek
oluyor ve seçimini değiştirene kadar da bu gerçekliğin koşulları ile sınırlanıyor. (A) Soru şu: İnsanlar bu seçim değişikliğini ne sıklıkla
yapabilir? Evet, mümkün, ama buna dair daha fazla bilgi verebilir misiniz?
C: Gerçekten nadir bazı tipler geçici olarak bu yeteneği kullanıyor. ...
S: Bir keresinde Ark'a şöyle demiştiniz: "Aslanın iradesine sahip olan kişi farenin kaderini yaşamaz." Sonra da şunu eklediniz: "Ben BİR
olanım Dünyaların yaratıcısı." Bu cümlelerin ne ima ettiğini anlamak istiyorum.
C: Kavrayış keşifle sağlanır, açıklamayla değil.

Bazı insanlar ilüzyonun dışına çıkıp, kendi gerçekliğini yaratabilir. (1)
Kavrayış keşifle sağlanır, açıklamayla değil (2) !!

Dene ve gör demişler.

Tasavvufta bu fenafillah hali deneyimlenirken, boşluk içerisinde kendini farklı pencerelerden görebileceğin ve hangi aynayı yansıtmak isteyeceğini seçebilececğinden bahseder. Yani o zaman bu hali yaşarken eğer farkındalık yaşarsan, bu ortak ilüzyondan çıkıp kendine özgü bir ilüzyona da geçebilirsin demektir. Ki K'ların bahsettiği "Ben BİR olanım Dünyaların yaratıcısı" durumu da bunu söylüyor.

Tgur

#1502
Sybleman keşiflerinde iyi yoldasın,

İllüzyonun bilinç tarafından yaratılmış bir fenomen olduğunun kabulü ruhun, 7Y nin maceralarında sonsuz olduğunun ispatıdır,

Şu anda maddesel illüzyonu analizle meşgulüz,bu gezegendeki mevcut uygulamaya benzer veya değişik tezahür illüzyon odaklarını sergileyen yaratılışlar var,hatta maddesel deyip takıldığımızdan başka oluşları da kabul etmeliyiz,

İllüzyonu çekim deneni var oluşta her şeyin yapıştırıcısı kanı olan ile de izah edebiliriz ve bahsi geçen toplanma dağılmayı şöyle de tarif edebiliriz,çekim bahsinden özet alıntılardan,

Senin evvel işaret ettiğin bölümün çekim yoluyla tarifi,

"S: (T) BH, KH'nin amacına mı hizmet ediyor?
C: Hayır. BH dengedir. KH dengesizliktir.
S: (T) Eğer KH dengesizlikse BH olma yoluyla nasıl KH olabiliyorsunuz?
C: BH dışa doğru akar ve kök noktası dahil tüm noktalara dokunur, KH ise içe doğru akar ve yalnızca kök noktasına dokunur."

------------------------------

"* Çekim hiç bir şekilde artmaz ya da azalmaz. Sadece toplanır ya da dağılır

*Bu toplanıp dağılma işi birilerinin onu kullanması ile değil "çekimin dağılmasının varolmasının bir YANSIMASIDIR"

*BH davranış çekimin dağılmasını ,KH davranış ise toplanılmasını ifade eder bunlar da yukarıda belirtildiği gibi yansımalardır,

*Çekim tüm varoluşun "bileşeni" , bu sebeple değişken olmayan miktar özelliğine sahip."


Tgur

#1503
İlave olarak,
BH nin kök noktalara dokunup dağılma konusu ve KH nın sadece kök noktalara dokunması BH nın dengesini gösterir,

Yani şikayet edip yaşadığımız bu dünya illüzyon odağında bizim de bir bakıma mensup olduğumuz KH nın  varlığını kabul edip onun aşırı zarar verici durumunu gerektiğinde bilip tamponlayıp gerektiğinde bağışlayıcı olarak birliği ve dengeyi tezahür ettirdiğini gösterir..


sybleman

#1504
Evet çok güzel özetlemişsin Tgur abi. Azalmıyor, artmıyor. Sadece toparlanıyor veya dağılıyor. Çok güzel özet bir bilgi. Açsak sayfalarca bilgi türer bundan. Harika.

İlüzyonu farkedip idrak etmeye başladıkça yaşam daha da tuhaflaşıyor. İnsanlara bakıyorsun biliyorsun ki o yok, senden sana yansıyor. Konuşmalar bazen aklındaki bir soruna cevap olarak geliyor. Bazen senin sana söyleyemediğini sana söylüyor. Bazen bir şey soruyorlar, cevap bile vermek istemiyorsun, saçma oluyor. Sadece izleyeyim diyorsun, konuşmak gereksiz oluyor. Günlük faaliyetler daha da saçma geliyor. Yemek yemek, kalkmak, yürümek. Sanki elimde sopayla oynattığım bir kukla var, onu oynatmaktan sıkılmış gibiyim.

sybleman

#1505
Peki acaba üst yoğunluklar açısından ilüzyon kavramı nasıl olabilir?
İlüzyon varlığın birliğinin kanıtı. Ya da tam tersi. Mesela 4KH'ı ele alırsak, ilüzyonun ya da varlığın birliğinin farkında değiller mi? Farkında olsalar sanırım KH olmazlardı? Onlar bunu red etmiş olabilirler mi?

BH'ın varlığın birliğini kabul ettiğini ve hatta deneyimlediğini biliyoruz. Ama acaba KH açısından bu böyle mi?

Tgur

#1506
KH kök noktalara gitmeye yöneldiği için bir seçimle biz de buradayız yani KH ız,bu husus birliği terk edip maddeye tapınmakla ve ona göre bir beden formu oluşturulmakla mümkün olmuş,istesek de kolay kolay tüketme işini bitiremiyoruz,

Ancak bilgiyi zihinde  yoğunlaştırma yoluyla BH adayı olmaya çalışıyoruz,
Kısaca birliği terk etmeye yol tutup bireyselliğe indirgenme KH nın ana karakteri ,devam ederse kök noktalara ,yok olma denen kara deliğe gidiş mevzu bahis,tabii sonraları yok olmanın olmadığı ve atomlara ayrılıp var oluşa tekrar katılma bu hikayenin kara delik tarafları,

KH, BH olmayı seçebilir ve bir kere BH olunca KH a lığa dönmek olmuyor.

Bu da bilgiyi tam soğurmak ve inanç sistemini bu yönlere doğru yöneltmekle mümkün..



Tgur

#1507
Sık olacak demiştim,

YORUMLAR 111
S: (L) Bu geceki celseyi kapatmadan önce herhangi son bir tavsiyeniz veya söyleyecek son birşeyiniz var mı?
C: Günlük olarak üç seviyede daha fazla farkında olma çalışması yapın:
Beden ve yakın çevre 
Dünyadaki olaylar 
Evren ve ruh.
S: (L) "Ruh"un "beden ve yakın çevre" ile birlikte olması gerekmez mi
C: Hayır, evrensel bilinç ilk adımlar yoluyla elde edilir.
S: (L) Anlamadım.
(Chu) Beden ve çevre üzerinde çalışman gerekiyor, sonra öncelikle daha geniş kapsamda dünyayı anlaman gerekiyor. Ondan sonra evrensel bilinç ve ruh geliştirebilirsin.
(L) Ooo. Yani evrensel bilince ulaşmak, yani gerçek ruhsal ilerleme kaydetmek için vizyon alanını giderek genişletmen gerekiyor.
C: Kesinlikle. Yalnızca içeri bakmanız gerektiğini söyleyenler tekil bir balon içinde yaşıyorlar.
S: (L) Pekala. Başka herhangi birşey?
C: Hayır. Hoşçakalın.

----------------------------------------------------------------------

Yalnız içeri bakmayı başka şeylerle ilgilenmemeyi düstur tutturan bir çok kutsal yazıt var ,içini temizle içindekine ulaş yeter her şeyi halledersin gibi objektif realiteden uzak öneriler,

Kuzu postuna bürünmüş kurt KH nın insan bilincini saptırıp o bahsi geçen balon içine hapis etmek,bunu da KH usulleri  sıralamasına ilave edeceğiz,

Bunu "din hayattır" sözlerini yorumlarken çok yaptık ,yalnız bu konuyu irdelerken bedeni tanıma ve işleyişine kulak kabartmak için mecburen bazı bağnazlar tarafından kısıtlanıp bırakılmış ilim dünyasına dalmak ve bu sabitlenmiş barajları tesbit etmekle oluyor,

Bunu da en iyi yapacak husus "beden /yakın çevre/dünyadaki olaylar "üçlemesini beraber yütütmek gerekiyor,ne demek,

Bir bilim dalından bu barajlanmış bilgiden bilgilendiniz ve böyle bir zaman geçirdiniz ama çevrenizde buna uymayan devamlı değişen olayları izleyip sorgulamazsanız kilitli bilincinizle durursunuz ,

Mesela bir zamanlar okulun orta ve lise kısmında atomu bir çekirdek ve etrafında tek bir elektron dönüyor şekilde öğrettiler bıraktılar belki on sene kadar bu kısır bilgiyle atomun ne olduğunu sorgulamadan kaldım ikinci üniversite tahsilinde atomun etrafında "n" sayıda sonsuz tek elektronun yörünge orbitalleri çizdiğini yani döngüleri olduğunu görüp anlayınca şok oldum bu konuya evvelce dokunmuş olabilirim ama olsun,

Bu yolla madde denen şeyin ele avuca sığmaz yani kısır fizik bilgileriyle izah edilebilecek şey olmadığını anladık ,günümüzde higgs balonu ile big bang i yapan ilk maddeyi aramakla meşguller,oysa biz nötrinonun neler yaptığını ve bu işin esasını anlamanın yoğunluklar evrensel bilicine gelerek anlaşılacağını söyleyebiliyoruz ve atomun çekirdeğinde de pencere var diyebiliyoruz,

O zaman olay hiç de sabit barajlanmış bilgilerle duracak değil gibi bilinç genişliğine geliyoruz,

Saplanmış bilinç sorgulamayla verilen sabitlenmiş ve durdurulmuş bilim fenomenlerinde kalırsa çevreyi de olanları da bu frekans çitinin içinde ki ben buna "yankı odaları" demekteyim veya denmekte ,bunu da kendimize sabitlemeyelim ,ruhun o engin hürriyeti sağlayacak nefesine ulaşamaz,

Ve "oy ver bana cennet sana" diyenlerin eteklerine yapışıp yürümeye çalışır, günümüzde seçim zamanı en son mizanseni işleyenleri görmüyor muyuz,

Dünyadaki olayların kapılmış olduğumuz bu illüzyonu etkileyeceği bilincine gelmek evrensel bilgilerin doruğuna doğru yönelmeyi sağlar doruk da saçma bir baş son yok çünkü ,sonsuzluğa demek gerek,

Son günlerde bir "lomber darlık" sıkıntısı çekiyorum eşim de öyle yürüme bile zorlaştı sanki hastane yakınımda oraya yine taşınmya başladım ,ne güzel ki evvelce çok iyi ilişkilerim olan tabipler var beraber uğraşıyoruz, çözeceğiz,çözülmezse de "eyvallah" demekten başka çare yok ,

Bu konuma gelmemin bir saldırı olabileceğini biliyorum zira KH dar kafalı ama etkin çalışır beni bu durumda durdurmaya çalışıyor olabilir, veya abartıyorum yaşın getirdiği ve çevrenin beden üzerindeki sabitlendirilmiş olaylarına tanık oluyor olabilirim,

Hatırlayalım çevre bilincinin yoğunluğu illüzyonik yaşamda bazı şeyleri beden işleyişine sabitleme yolundadır ,yaş gelmiş daha ne olsun, halbuki bu saplantıyı kıran çok örnek var,

Otoimmun denen hastalığa da yakalanmış olabilirim gerekli tahlilleri yaptırdım yok deniyor ama bilinmez,bu işin uzmanlarına dilimin ucuna kadar geliyor açıklayacağım ama onların ütyopyaya dalmış bu adam deyip ilgilerini gevşetmelerinden çekiniyorum,

Otoimmun hastalık demek kişi bağışıklık sisteminin kendi oganlarını yabancı görüp saldırması demek, bu zamanda bilim bunun sebebini belirsiz demekte,

Oysa evrensel bilince yıllardır dalmış olan benim gibi bir kişinin belki bazı DNA değişiklikleri geçirmiş olabileceğini biliyoruz belki de kendime bencilce bunu yakıştırıyorum ,her neyse,

Bu durumda bağışıklık sistemi dediğimiz halen balon içinde  yaşıyanlar çizgisinden yükselmemişse yani bağışıklık sistemini teşkil eden gurup bu DNA değişikliklerinden nema almamış eski kafadaysa değişikliği almiş organları yabancı görür saldırır, yani bedende bu ikilem olabilir,

Bence sebep bu olabilir ,tabii bu benim var sayımım ileride açılır veya açılmaz bilinmez,

Bu seferlik bu kadar,

Ara..

sybleman

#1508
Selamlar Tgur abi. Geçmiş olsun, umarım ciddi bir durum yoktur. Saldırı konusu da olabilir tabii, dna değişikliği de olabilir çok haklısın.

Başıma arada böyle birşeyler geliyor anlam veremediğim. Gözde bulanık görme sorunum vardı, hatta doktora gittim gözler gitmiş dereceli gözlük yazdı. Sonra birden düzeldi. Gözlük ihtiyacım da geçti. Tuhaf şeyler oluyor gerçekten.

Uyumlanma zamanları sağlıkla ilgili de tuhaf şeyler yaşamamız gayet normal gibi.

Tgur

#1509
Sybleman biraz geciktim teşekkür ederim ilgine,

Hastalığı henüz tam çözemedik araştırma safhasındayız,temeli atılırken şu anda yakınımda kiracı olarak oturduğum hastaneyi bitmiş halde rüyamda görmüş katlarını dolaşmış hatta tavanları çok kısa yapmışlar falan demiştim,depremde yıkıp yeniden yapmayı beklediğimiz evim ise oldukça uzak bir yerde Karşıyaka sahilinde,

Evvelce eşim ve ben bu hastane katlarında çok dolaştık ameliyatlar geçici ufak tefek yatışlar v.s.,bölge olarak da kırkbeş sene hizmet ettiğim bir yerde ve biz hem hastaneden hem de buralardan kurtulamadık,

Kurtulamadık derken sığ davranıyorum belki,demek ki buralarda insanlarda bıraktığım izlerle ya karma ya bitmemiş bir şeyler var,onları tamamlamak falan lazım sanırım,

Olaylara bakış açısının nasıl değişik ve evrensel derinlik halime bakıyorum gülüyorum, 3Y bilincimle ,zira o bilinç izah edemediği bir şeyleri hemen tesadüfe bağlar konuyu kapatır,

Oysa ben tesadüfe pek inanmam her şey bilgi alanı dediğimiz kayıtların lineer zaman tanımadan yaşamda ortaya serilmesi olabilir ,buna bir kanal bilgisinde hazırlanmış ortamlar denmekte,

Sildiğin ve yorum yaptığın K. bilgilerinde veya daha evvel bu konuda aktarım yapmıştın hatırlıyorum ,üst yoğunluk müdahalesi yaşamımızın her anında zamansızlığı düşünerek sergilenmekte,

Programların "siz biz" birlikteliğinde yapılan her şeyde manalanacağı neticesini çıkartıyoruz,siz ne yapıyorsanız program oluşmakta denmekte  buradaki siz gelecekteki veya birleşim bilincinde biziz..

O halde tesadüf olayı bir 3Y kaçış düşüncesi olarak kabul edilmelidir..


gerçek tosun paşa

#1510
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sybleman

Selamlar Tgur abi. Geçmiş olsun, umarım ciddi bir durum yoktur. Saldırı konusu da olabilir tabii, dna değişikliği de olabilir çok haklısın.

Başıma arada böyle birşeyler geliyor anlam veremediğim. Gözde bulanık görme sorunum vardı, hatta doktora gittim gözler gitmiş dereceli gözlük yazdı. Sonra birden düzeldi. Gözlük ihtiyacım da geçti. Tuhaf şeyler oluyor gerçekten.

Uyumlanma zamanları sağlıkla ilgili de tuhaf şeyler yaşamamız gayet normal gibi.

İlginç bir durum ya da bir rastlandı bilemem ama aynı göz durumunu yaşadım.

sybleman

#1511
Sanırım ruh-beden-akıl düzleminde olan uyumlamalar sonucu yaşıyoruz birçok şeyi. Bedende de karşılıklarını görüyoruz gibi. Sese karşı hassasiyet, kulakta basınç, ani giren şiddetli baş ağrıları.

Üst benliğin bazen aklımıza soktuğu fikirler bile tedaviye yönlendiriyor. Zira Tgur abinin de öyle olmuş sanırım, test yaptırma düşüncesiyle ortaya çıkmış.

sybleman

#1512
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tgur

Sybleman biraz geciktim teşekkür ederim ilgine,

Hastalığı henüz tam çözemedik araştırma safhasındayız,temeli atılırken şu anda yakınımda kiracı olarak oturduğum hastaneyi bitmiş halde rüyamda görmüş katlarını dolaşmış hatta tavanları çok kısa yapmışlar falan demiştim,depremde yıkıp yeniden yapmayı beklediğimiz evim ise oldukça uzak bir yerde Karşıyaka sahilinde,

Evvelce eşim ve ben bu hastane katlarında çok dolaştık ameliyatlar geçici ufak tefek yatışlar v.s.,bölge olarak da kırkbeş sene hizmet ettiğim bir yerde ve biz hem hastaneden hem de buralardan kurtulamadık,

Kurtulamadık derken sığ davranıyorum belki,demek ki buralarda insanlarda bıraktığım izlerle ya karma ya bitmemiş bir şeyler var,onları tamamlamak falan lazım sanırım,

Olaylara bakış açısının nasıl değişik ve evrensel derinlik halime bakıyorum gülüyorum, 3Y bilincimle ,zira o bilinç izah edemediği bir şeyleri hemen tesadüfe bağlar konuyu kapatır,

Oysa ben tesadüfe pek inanmam her şey bilgi alanı dediğimiz kayıtların lineer zaman tanımadan yaşamda ortaya serilmesi olabilir ,buna bir kanal bilgisinde hazırlanmış ortamlar denmekte,

Sildiğin ve yorum yaptığın K. bilgilerinde veya daha evvel bu konuda aktarım yapmıştın hatırlıyorum ,üst yoğunluk müdahalesi yaşamımızın her anında zamansızlığı düşünerek sergilenmekte,

Programların "siz biz" birlikteliğinde yapılan her şeyde manalanacağı neticesini çıkartıyoruz,siz ne yapıyorsanız program oluşmakta denmekte  buradaki siz gelecekteki veya birleşim bilincinde biziz..

O halde tesadüf olayı bir 3Y kaçış düşüncesi olarak kabul edilmelidir..


Yazarken çözümlemeyi çok net yapıyorum, bazen yazarken araştırıp sonra bir noktaya varıyorum. Sonra yazdığım sanki sadece bana hitap ediyor gibi geliyor, siliyorum :) onu farkettin sanırım Tgur abi.

Birleşim konusunda katılıyorum.

Az önce seni düşünüyordum, şimdi gönderini gördüm. Ve seni düşünürken önüme hatmi çiçeği çıktı. Bağışıklığı arttırıcı etkisi varmış. Bitki tedavilerini denermisin bilmiyorum ama. Bu ara rahatsızlıklarımın çoğunun çözümü bu şekilde geldi. Ya içgüdüsel gidip alıyorum, ya da rüyamda eğitimde bir bitkiyle ilgili öğreniyorum.

Sanırım bu bitki de senin içindi, çünkü seni düşünürken önüme geldi.

Tgur

#1513
Sybleman,sağol,

Hatmi çiçeği tavsiyene de teşekkür,ama ne yazık ki benim bağışıklık sistemimi baskılamam lazım ,otoimmün hastalık geçirdim "erişkin stil hastalığı"onu atlattım sanıyordum ama şimdi "lomber daralma" yani omuriliğe baskılar yüzünden yürümem eğilmem zorlaştı,yakında mutlaka ameliyat olmam gerekli galiba ,ancak otoimmün hastalığın geri tepmesini ekarte etmem lazım,tahlil neticesini, bekliyorum,

Hastane yakın ya işimiz oralarda bitmemiş ,

Yazarken çözümleme benim de her zaman maruz kaldığım bir husus,
Sorgulama için beyin aşırı çalışırken üstsel yardımlar da gelir,bu işi medyumik değil de evrensel kafayla kabul etmek gerekir,yazma medyumları da gördüm şahit oldum ,evrensele dalan ve kendini safiyetle açan bilincin siz biz konusu kalmamış müşterekliğin sergilenmesi ortaya çıkmıştır,bunu her yazımda hatta şu anda bile hissediyorum yeter ki ben neymişim paranoyasına kapılmadan olayı tabii mecrasında götürmek gerek,aşırıya gitmemek için de kanal bilgileri konusundaki KH müdahalesine de dikkat ederek,

Giriverirler ve olayı kendi usullerine göre çarpıttırırlar,

Çeşitli yüce kişilerin kutsal yazıtlarında bu sapmalar göz ardı edilmiş ve okuyan hayran kalanlar anlatılanı tümden kabul ettiklerinden insanlar dinsel paranoyaya,tabulaşmaya kalkışmışlardır,şu anda öğle değil mi,

Neyse ben de fazla kapılmayayım zira omurgamın o hassaslaşmış kısmı bırak artık demekte,

Sevgiler..


sybleman

#1514
S: (L) Tamam. Sanırım bunun gerisini kendi beyinlerimizi kullanarak bulabiliriz. Bir sonraki soru... Bir okuyucu şöyle yazmış: "[Belirli bazı
öğretiler]'de insan kompozit bir varlık olarak görülüyor. Bu kompoziti oluşturan unsurlardan biri, "yönetimde" olduğu kabul ve ümit edilen
bir varlık, diğer unsur ise Bilinçliliğin / Bilinçsizliğin çeşitli hallerindeki çok sayıda ayrı varlıklar, ki bu Ouspensky'nin 'Olağanüstünü Arayış'
kitabında yaptığı tanımla da benziyor." Kasyopyalılar olarak sizin söylediğiniz şeyle [Belirli diğer öğretiler]'de söylenen şey arasındaki kritik
farklardan biri şu ki, o öğretilerde, kişinin nihai olarak Bir olmadığı, evrimin üst aşamaları boyunca bile birey olarak kaldığı ve bir "tanrı"
olarak evrimleştiği öğretiliyor.
C: Büyük Kalp Atışı bireyselliği geçici bir oluş durumu haline getiriyor.
S: (L) Büyük Kalp Atışı'nda bireyselliğin geçici bir hal olduğunu söylüyorsunuz. Yani herşey Bir ve Birlik durumuna geri dönüyor.
C: Evet. Ve öyleyse, her zaman doğru. Sonuçta herşey "Tanrı."
S: (L) Ama evrimin üst aşamalarında bireysel bir tanrı olarak evrimleşmiyorlar mı?
C: Bunun amacı ne olabilir?
S: (L) Sanırım birey olarak kalma ve bu şekilde "tanrı" haline gelmeye takıntılanıyorlar ve bu temelde güç ve kontrol konusuyla ilgili... bir tür
nihai KH.
C: Eğer zaman ve lineer gerçeklik doğru olsaydı belki bu işe yarardı, ama...

Ne anlamlı bir alıntı değil mi? KH bireysel kalmakta direttiği için negatifte kalıyor.

BH yoluna götüren en büyük etmen birlik bilinci. Herkesin bir olduğunu kabul etmek lazım.