Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tgur

#1530
YORUMLAR 114

S: (L) Yani dünyanın elektromanyetik alanı dünyanın dönüşünün bir özelliği mi? Ve dönüşü de elektriksel fenomenlerden etkileniyor.
(Belibaste) Evet, bir motor gibi; eğer yavaşlarsa daha az elektromanyetik alan üretiyor. (Perceval) Bir kutup değişimine hazırlanıyor. (L) Pekala Psyche ve benim üzerinde düşündüğümüz bir soru var. Virüsler hakkındaki kitabı okuduktan sonra, virüslerin bu gezegende milyonlarca, belki milyarlarca yıldır meydana gelen genetik manipülasyonun aracı olabileceklerini düşündük (başka yoğunluklardan bilinçli olarak gönderilen şeyler olarak).
C: Evet.
S: (L) Yani virüs boyutlar-arası bir tezahür mü?
C: Evet. Tezahür eden düşünceler! Bazı ekin çemberleriyle karşılaştırın!
S: (Psyche) Atlastaki bazı virüsler gerçekten de ekin çemberleri gibi görünüyor. [rüzgar sesi Ark'ın sorusunun duyulmasını zorlaştırıyor]
(Ark) ...elbette virüs saf bir DNA gibi. (Psyche) Tipine bağlı olarak DNA veya RNA olabilir ve kendini korumak için genellikle bir kaplaması vardır. Çok çeşitli virüs türleri var; sadece bir parça genetik kod da olabilir. (Ark) Pekala, benim sorum, virüsün normal kuantum fiziğinde veya kuantum kimyasında tanımlanmayan bir özelliğe sahip belirli bir parçası olup olmadığı veya bunun gibi bilinmeyen ama virüsün tüm organizasyonunu ilgilendiren bir özelliğinin olup olmadığı.
C: Evet. Bilgi alanı madde topluyor.
S: (düşünce ve bilgi ile ilgili konuşmalar) (Belibaste) Bilgi farklı protein veya aminoasitlerin bir virüs oluşturacak şekilde bir araya gelmesini mi yönetiyor? Virüsün materyalizasyonu?
C: Evet.
S: (Psyche) Bu çok ilginç çünkü "çöp" DNA'mızda kök hücrelerine ve kanser üreten hücrelere yakın konumlarda virüs özellikleri tespit ettiler. Bu çok ilginç. (Perceval) Bu durumda DNA'mız düşüncenin maddi bir tezahürü mü?
C: Aşağı yukarı!
S: (Perceval) Ama düşünürken herşeyi berbat ediyoruz.
---------------------------------------------------------------------
(Ennio) Bilgi ve iletişim konusuna dönecek olursak... İnsanların odaklanması gereken herhangi belirli bir bilgi alanı var mı?
C: Kendini ve zayıflıklarını tanıma.
S: (L) Boyutlararası güçler... Yukarıda nasılsa aşağıda da öyle... Etkileşimlerin farkında olmak vb. Sanırım bu akşamlık bu kadarı yeterli.
Yoruldum.
C: Yardım yolda! Hoşçakalın.
------------------------------------------------------------------------
(L) Oo, evet! Bu çok ilginç. Size bundan bahsetmeyi unuttum. Ark suyla ilgili çok ilginç bir çalışma okumuş. Suyla konuşup onu programlayabiliyorsun.
(Arky) İddiaya göre su o kadar akıllı ki onunla konuştuğunda onun özelliklerini değiştirebiliyormuşsun, bu doğru mu?
C: Evet.
S: (Arky) Pekala. Suda onu niyetlere karşı bu kadar hassas hale getiren şey nedir? Suyun kimyasal ve biyolojik işlevlerini değiştirebilecek kadar?
C: Bu, suyun maddi özelliklerinin ötesinde suyun temeli olan bilgi alanına ulaşan birşey. Su, güçlü yaratıcı ve alıcı özelliklere sahip çok temel bir madde evrende.
S: (Galatea) Suyun hafızası var. Kütüphane gibi. Hafızası var.
(L) Oraya gelmeye çalışıyoruz.
(Galatea) Bunun nedenini mi anlamaya çalışıyorsunuz?
(L) Kesinlikle.
(Arky) Su bu anlamda ÇOK, ÇOK, ÇOK özel mi gerçekten?
C: Evet.
S: (L) Yani başka maddelerde aynı özellikler yok?
C: Doğru.
S: (Galatea) Kutsal su fikrinin kaynağı bu. (Joe) Yani suyumuzla konuşalım mı? (Arky) Evet.
C: Evet.
S: (Joe) Ne diyelim?
S: (L) İyi su! İyi su!
(Andromeda) Güzel su! [kahkaha]
(Galatea) Yağmur yağdığında yağmurun vücudumuza değmesine izin vermek iyi mi?
C: Son zamanlarda çok değil, yanabilirsiniz.
---------------------------------------------------------------------
(Pierre) Merak ettiğim birşey var. Bazı insanlar ayaklarında birşeyler hissediyorlar. Ayakkabılarını çıkarıyorlar. Belki de topraktan geliyor.
Bazı insanlar ise başlarında, örneğin taç çakralarında birşeyler hissediyorlar. Bu Reiki enerjisi nereden geliyor?
C: Topraklama en iyisi. Ama "yukarıdan" veya "aşağıdan" ziyade, "bitişikteki" bilgi alanıyla bağlantı yoluyla çekiliyor.
S: (Chu) Yani temel olarak tüm çevremizde bulunuyor.
(L) Evet. Ama kendi yapına bağlı olarak onu belirli bir yerde veya yönde daha fazla veya daha az hissedebiliyorsun anladığım kadarıyla?
C: Evet.
----------------------------------------------------------------------
C: Semboller bilgiyle bağlantı kuruyor.
S: (Pierre) Bu bana birşey hatırlattı. O sembollerin anlamlarını düşünüyordum. En azından o birkaç sembolün ve belki başka bazı sembollerin evrensel bir anlamı var gibi görünüyor. Bilgi alanıyla bağlantı kurma veya etkileşime girme biçimleri evrensel. Subjektif veya tesadüfi değil.
(L) Doğru.
(Pierre) Eğer bu gerçekten evrenselse, bu bilgi alanının temel dili geometrik şekiller mi?
C:Evet
--------------------------------------------------------------------
S: (L) Pekala, sorularını sor Pierre.
(Pierre) DNA ve bilgi konusunda... bir uzvunu kaybeden bir semender tamamen aynı uzvu yeniden büyütüyor. Bu organize öz-farklılaşmanın yalnızca hücreler içindeki DNA'dan kaynaklı olamayacağını düşünmek doğru olur mu?
C: Evet.
S: (Pierre) Yani dışsal bir faktör var. Bu dışsal faktör bilgi alanı mı?
C: Evet.
S: (Pierre) Bilgi alanı ile örneğin semenderin DNA'sı etkileşiyor mu?
C: Evet.
S: (Pierre) Peki nasıl etkileşiyorlar?
C: DNA bir tür alıcı.
S: (Pierre) Bu durumda bilgi alanının DNA aktivitesini değiştirebildiğini varsaymak doğru mu?
C: Evet.
S: (Pierre) Tamam, yani DNA dediğimiz şey, bilgi alanı ile organizma arasında bir aracı.
(L) Korkunç genetik mutasyonları olduğu halde hiçbir semptom göstermeyen insanların durumunu açıklıyor bu... (Pierre)  Evet,  çünkü  DNA  bir  tür  alet  kutusu.  Bağlantıdan  dolayı,  bilgi  sahasından  alınan  bilgiden  dolayı  bunlardan  yalnızca  bazıları etkinleşiyor. Yan yana iki hücre aynı genetik kodda olsalar bile tamamen farklı şeyler yapabilirler çünkü bilgi alanı DNA'nın aktifleştirilecek ve pasifleştirilecek kısımlarını değiştiriyor. Dolayısıyla her hücrede çok büyük bir potansiyel var. (Chu) Daha önce virüslerin tezahür eden düşünceler olduğunu söylemelerinin nedeni bu. Yani sanırım birileri bir düşünce tezahür ettirebiliyor fakat sende alıcı olması gerekiyor. Yani aynı virüsü herkes kapmıyor. Herhangi bir hastalık için de geçerli...
(L) Evet, birinin vücudunda o virüs olabilir ama tamamen pasif kalabilir. Aynı virüs başka bir insanı hemen yıkabiliyor. Bu genetik kitaplarında anlatılanlar akıllara durgunluk verici.
---------------------------------------------------------------------
S: (L) En önemli faktör bilgi toplamak, araştırmak ve öğrenmek mi?
C: Evet ve öğrenileni uygulamak.
S: (L) Yani yakıt tankı bilgiyle doluyor ve öğrendiğini uygulamak da motoru çalıştırıp gaz pedalına basmak gibi mi?
C: Evet.
S: (Pierre) Bu aklıma birşey getiriyor. DNA dönüşümü için en önemli faktör bilgi. DNA bilgi alanının aracısı veya alıcısı. Birey bilgi topluyor ve bu bilgi onun bilgi alanıyla olan bağlantısını artırıyor ve daha da fazla bilgi toplamasını mı sağlıyor? Bir döngü gibi?
C: Evet. Anten yapmak gibi.
S: (L) Bilgi topladıkça antenin değişiyor. Bu o bilginin kullanılmasına bağlı çünkü anten yapmak, öğrendiğini kullanmanın bir sonucu.
C: Evet.
S: (L) Değişiklikleri sağlayan bu.
---------------------------------------------------------------------------
(Pierre) Bu yıl yayınlanan bir bilimsel makaleye göre, bir canlı öldükten yaklaşık 24 saat sonra meydana gelen bir gen transkripsiyonu patlaması keşfedilmiş. Bunun nedenini öğrenmek istiyorum.
C: Enerji alanının serbest bırakılmasıyla ilgili.
S: (Pierre) Bilgi alanıyla DNA arasındaki ilişkiyi kastediyorlar. Arada bir tür bağ var gibi.
(L) Sanırım ruh serbest kaldığında, genler de... (Joe) Şablon gibi...
(L) Serbest kalıyorlar ve bir tür patlama oluyor...
(Pierre) Kopma patlaması. Bilgi alanından kopuyorlar çünkü artık başka alışveriş gerekmiyor.
----------------------------------------------------------------------
C: Onun gibi birşey. DNA antenleriniz yoluyla, ki bunların aynı zamanda onların da DNA antenleri olduğunu hatırlamalısınız, bazı şeylerin iyileşmesine yardımcı olabilir ve güç çekebilirsiniz.
S: (Andromeda) Anlamlı.
(Chu) Onların alıcılarını miras aldık.
(Andromeda) Böylece onların deneyimlerinden de birşeyler öğrenebiliriz.
(Pierre) Onlarla nasıl ilişki kuracağını merak ediyordun. Öldüler ve uzaktalar. Aynı DNA antenlerini paylaşma durumunda, eğer DNA yoluyla bir bilgi alanına bağlıysak ve bu bilgi alanının benzer bir parçasına bağlı benzer DNA'lara sahip başka kişiler varsa ve diğer varoluş düzlemlerinde zaman aslında yoksa, o zaman ataların sahip olduğu anılara veya bilgilere de erişme imkanı olabilir mi?
C: Aynen öyle.
----------------------------------------------------------------------
S: (Ark) Üç boyutlu maddi evrenimizi, daha fazla boyut içeren bir uzayda yüzen bir tür zar olarak düşünmek doğru olur mu?
C: Çok yakın.
S: (Ark) Eğer bu çok yakınsa, bu dış evrende kaç tane boyut var?
C: Sonsuz.
S: (Ark) Sonsuz! Çok iyi [kahkaha] Şimdi yatağa mutlu bir şekilde gidebilirim.
(L) Neden?
(Ark) Çünkü sonsuz iyi bir rakam. 5 veya 6 veya 7 gibi değil. [kahkaha] Her zaman 12 olmasını ummuştum. Ama hayır, sonsuz. Peki, eğer evrenimiz bu sonsuz boyutlu evrende bir zarsa [kahkaha], orada yüzden başka zarlar var mı? [kahkaha]
C: Evet.
S: (Ark) Birbirlerine temas edebilirler mi?
C: Evet.
S: (L) Ve bu değişken çekim dalgalarıyla mı ilgili?
C: Evet.
S: (L) Peki bahsettiğiniz bilgi alanı bir zarın sadece içinde mi işliyor yoksa zarlar arasında da gidiyor mu?
C: Dış ve iç arasında.
----------------------------------------------------------------------
S: (Pierre) Bir hipotezim var ve doğru olup olmadığını öğrenmek istiyorum. DNA'nın spiral şekli onu bilgi alanına bağlıyor. TCAG gibi nükleotit dizileri, bu veya şu amino asidin şifresini doğrudan çözmüyor. TCAG, bilgi alanındaki bu veya şu amino asidi yaratmaya yönelik talimat kodlarını içeren belirli bir bilgi kümesine bağlanıyor. Doğru mu?
C: Evet.
S: (Pierre) Geçmiş bir celsede, ölümden birkaç dakika sonra, genetik bedenin bilgi alanından kopmasıyla ilgili olarak, genetik transkripsiyonda bir patlama olduğu söylendi. Ve insanların ölmeden önce ani bir enerji patlaması yaşadıklarını söyleyen tanıklar da var.
Artık hasta değiller ve o zaman ölüyorlar. Neden?
C: İçsel EM alanında, sınırlayıcı bağları serbest bırakan bir değişim.
----------------------------------------------------------------------

(Pierre) René Quinton'un hipotezine göre, ilk canlı hücreleri deniz suyunda gelişmiş. Bu doğru mu?
C: Aşağı yukarı, evet.
S: (Pierre) Normal tuzlu çözeltiyle karşılaştırıldığında Quinton plazmasının faydalı özellikleri olmasının nedeni nedir?
C: Temel yaşam enerjisi damgası.
S: (L) Suyun hafızası olması gibi mi?
C: Evet.
S: (Pierre) Ve deniz suyu da temel yaşam ortamı...
C: Evet.
S: (Pierre) Kimya veya başka birşeyden dolayı değil, sadece bilgi alanıyla bağlantı için doğru ortam...
C: Aynı zamanda, birden fazla şekilde iletken!
S: (Pierre) Burada neyi kastediyorlar? Hem bilgisel hem de elektriksel olarak iletken anlamında mı?
C: Evet.
----------------------------------------------------------------------
(Ark) Bilmek istediğim şey şu: Bu kadar güçlü ve bu kadar evrensel olan bu yazılım nerede?! Arıza yapmıyor! Onun kaynağı ne? Genlerde mi? Yoksa kelebek doğduktan sonra bu yazılımı bir yerden mi yüklüyor? Nereden?
(Pierre) Bilgi alanı [patentli Pierre Bilgi Alanı Hareketini yapıyor].
(L) Bilgi alanı. Öyleyse, sorun şu: Kelebeğin yazılımı nereden geliyor?
(Ark) Evet.
C: Pierre'in dediği gibi, proteinlerin anteni yoluyla tam ve serbestçe verilen/alınan bilgi.
S: (Scottie) Peki, farklı bir antenim olursa kelebek gibi uçabilir miyim? Her zaman uçmak istedim, o yüzden... (PoB) Neden uçamıyoruz?
(L) Çünkü doğru antene sahip değiliz!
(Ark) Uçmak için gerekli donanıma sahip değiliz.
C: Yeterince bilgi edindiğinde, elbette!
----------------------------------------------------------------------

Bilgi alanı hakkında genel bir irdeleme ve ne olduğu hakkında bir sonuca bağlanmak için bu kadar alıntı yükledim ,

Arada suyun özelliklerine atıf yapan başka bilgiler de var,

Evvellerde bilgi alanının DNA mızda olduğunu söylemiştim,bilgisayarlardaki uzun bilgilerin wınzıpp gibi sıkıştırılmasına benzetmiştim ,buradaki alıntıları inceleyince bilgilerimde zikzaklar başladı ,

Antenler vasıtası ile bilgi alanı ile irtibatlı olan bedenimizde bir alıcı verici DNA şekli oluştu ve bilgi alanını yine monoteist bir yaklaşımla ilerilere bilinmeyen bölgelere atım, sonra,

Sonra birlik bilinci veya üst yoğunluk genel bilgi karakterini hatırlayınca her şeyin illa dünya illüzyonundaki gibi "şimdi burada" değil ayrı ayrı bölgelerdeki saçma ve ilkel bilincimize adapte ettiğimi hatırladım,

Aşağı yukarı sağ sol veya uzak yakın başlangıç bitim değil her şey burada..

O halde bilgi alanı dediğimiz de burada ,konuyu açmak için bilgi bilgi al ve soğur diye feryatlarımızın ne kadar önemli olduğunu hatırlamaya başlıyoruz bütün bağlar palamarlar çözülüyor,

Atatürk Samsuna çıkmadan evvel ,
İngilizlerin Pontus Rumlarına baskı yapan Türk Ordusunu düzeltmek olduğu gibi terhis edip dağıtmak üzere devrin Padişahına Vahdettine Ordu Müfettişliği oluşturma işini baskılamışlar o da kuzu gibi itaat edip bu maksatla bu görevi Savunma Bakanlığı yolu ile Atatürke verilmesi konusunda yol açmış,

Dikkat edin Padişah kurtuluş Savaşını başlatmak için falan değil oradaki Türk ordusunu cezalandırıp ,terhis edip İngiliz Emrine uymak için,her neyse Atatürk bu emri Savunma bakanlığındaki arkadaşlarının yardımı ile kapsamını değiştirip bütün Anadoludaki askeri birliklere emir verecek duruma çevirtmiş ve bakanlıktan çıkınca Nutukta belirttiği gibi şöyle demiş,

"o kadar mutlu ve oldum ferahladım ki kendimi kafesi açılan bir kuşun Anadoluya uçmak için gerekli hür havayı solur hissettim ,ne büyük serbestlik dizginlerden kurtulmaktı bu.."

Bu anekdotumu neden koyduğumu anladınız ,mevsim yaz ve biz ülkece 19 Mayıs şahlanışını kutlamaktayız,

Bilinçteki bağlarını dikkatli ve farkındalıkla çözen birilerinin halini sergilemeye çalışıyorum, bilgi alanı ile ilgimiz ve bağlantımızın onda kayıtlanmış sonsuz bilgilerin çözülmesi için inanç sistemi üzerine uygulamlara ve değişimlere cesaret etmek gerekiyor,

Saplantılardan kurtulmak..

Ara..


sybleman

#1531
Alıntı YapAşağı yukarı sağ sol veya uzak yakın başlangıç bitim değil her şey burada..

O halde bilgi alanı dediğimiz de burada ,konuyu açmak için bilgi bilgi al ve soğur diye feryatlarımızın ne kadar önemli olduğunu hatırlamaya başlıyoruz bütün bağlar palamarlar çözülüyor,

Tgur abi geçen yazarken yazarken benim çıkardığım sonuca ulaşmışsın. Ben epey bir şok oldum.

Bilgi heryerde ne kadar muazzam dğil mi?

Bilgi korur dedikleri de o bence. Biz bilgi edindikçe daha çok çekim kuvveti kazanıyoruz. Kazandıkça negatiflere karşı koruma elde eddiyoruz. Saçma derdim bilgi nasıl korur. İşte böyle koruyor.

Bilgi heryerde, sadece çekim kuvveti gibi dağılma ve toplanma şeklinde.

Sufilikteki maddenin sırrı dedikleri de bu. Her maddede bir bilgi var. Sırrı var. Bilgi orada ama alabilene. Anteni açık olan alabiliyor. Dna işlevi gibi. Kaşığı bükenler, suda ateşte yürüyenler işte bu maddenin sırrına erenler. Onun bilgi olduğunu anlayıp, onu manipüle edecek düzeye gelenler.

Ve bilgi iki taraflı, çekim kuvveti arttıkça bilgi artıyor, bilgi arttıkça çekim kuvveti 1 olanla bağlantı artıyor. Çünkü kaynak bilgi ve enerji.

Forumdaki o yazımı bulamadım şimdi arayınca, ama mevzunun özü muazzam. Bilgi heryerde. Mekan önemli değil.

Ve sanırım o yaşanan haller de bilinç düzeyine bağlandıkça ortaya çıkan deneyimler. Mesela 4.boyut bilince bağlanınca birlik hali deneyimleniyor. Çünkü o bilincin hali o. 5.boyut bilince bağlanırsak, ölmeden önce ölmek dedikleri hal. 6.boyut hiçlik hali. herşey ve hiçbirşey olmak, düşünce merkezi olma hali. Genelde bu halde hiç bir şeyin mevcut olmadığını ve aynalardan kendilerini izlediklerini söylemiş insanlar.

ve K'ların da sizinle birleşmeye geliyoruz dedikleri hal de 7.boyut birleşmesi. Onu deneyimlediğimizde zaten dalga, bize çarpmış olaca, onların da o deneyimi yaşaması gerekiyor. Onlar da 7.boyuta bağlanacaklar. Bütün varlık mevcudatı 7.boyuta aynı anda bağlanmış olacak, anlık bir olacak.

Bütün boyutları deneyimledikten sonra bir olabiliriz. Onların söylediği de bu aslında.

Yunus emre ve mevlanayı okurken, şunu farekettim. İnsanı kamil olma anında deneyimledikleri de bu. Bazı insanlar hasat zamanı gelmeden de bunu deneyimleyebiliyor. 7.boyuta bağlanıyor. Bütün varlıkları, bütün mevcudatı hissediyor, bir oluyor, onun heryerde olduğunu anlıyor, ben sen yok, o var. Kaynak var, bir var.

Bütün o bilinç hallerini deneyimlememiz lazım ki, dalga gelddiğinde 7.boyut deneyimi için hazır olalım. 4-5-6 yı deneyimlemeyen bir kişi 7.boyutu birden deneyimlerse ne olur? Ya da deneyimleyebilir mi? Belki de o yüzden herkes bu dalgadan etkilenmeyecek, çünkü önceki basamakları çıkamazsa onun etkisini alamayacak.

Bizi hazırladıkları nokta o. O ana hazırlıyorlar.

Tabii bizim lineer algımızda böyle sıralı gibi görünüyor. Zaman ilüzyonu da bizden kaynaklı ama algımızın anlayabileceği nokta o.

Çok yazdım yine :) Peki tgur abi dalganın üzerinde geliyoruz dedikleri nokta ne olabilir K'ların? Neyi kastediyorlar?

sybleman

#1532
Ve ilüzyon halini de doğrulayan bilgi ve enerji heryerde çıkarımını yapınca şu egregorlar dda öyle mantıklı ki. Zaten heryerde olan enerjiyi düşüncelerimizle bir yere odakladığımızda orada bir enerji ve çekim birikmesi oluşturuyoruz, resmen 7y katmanında bir varlığın geçici de olsa oluşmasına sebep oluyoruz.

Ara ara tepe çakra ve üçüncü göz aniden açılıyor. Sesler öyle rahatsız ediyor ki. Sesi hem kulaktan hem de üçüncü gözden duyup tepe çakradan göndermek gibi bir şeye dönüşüyor. Çok acı verici bir durum.

Şimdi bu durumda da aslında işittiğimiz sözler bile bizim süzgecimizden geçiyor aslında. Geçen bir yerde okumuştum, duyduğumuz sözleri nasıl yorumladığımız bile bizim ilüzyon algımızı değiştirir diye.

Bu manada sözleri bile kendi süzgecimizden geçirip ilüzyonumuza salıyoruz gibi duruyor. İyi algılayabilirsek, o sözlerin enerjisini çeviririp ilüzyonumuza o şekilde salabiliriz o sözleri.

Sanırım görüntülerde de bu doğru.

Tgur

#1533
Sybleman bu konuları çok iyi ki bolca incelemişiz,soruna cevabı şu alıntıda bulabilirsin,biraz uzunca ama bilgileri tekrarlama yolunda faydalı olur kanaatindeyim,

Özü üçlü döngü,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=38


sybleman

#1534
HİPER KİNETİK DUYUMSAYIŞ konusuna hiç rastlamamıştım. Hemen okuyorum çok teşekkürler :)

sybleman

#1535
C: Çekim dalgasının anlık olma özelliği herhangi biri tarafından yalnızca bu konuda gerekli kişisel donanıma sahipse kavranabilir. Bununla birlikte; çekimin, zamanı, uzayı, ışığı vs. "bükme" özelliği olduğunu sen artık öğrenmiş durumdasın.

Çekimin ışığı bükme özelliği. Burada takıldım.


Bu cümle çok muazzam bir cümle. Zamanı, uzayı, ışığı bükme. Zamansızlık, mekansızlık ve şekilsizlik imkanı.

C: Doğru, Laura. S: (L) Doğru hatırlıyorsam , onun 'hiperkinetik duyumsayış' özelliğine sahip bir dalga olduğunu söylemiştiniz. [ç.n. bkz. 3 Aralık 1994 tarihli celse] C: Evet.
S: (L) Hiperkinetik duyumsayış ne anlama geliyor ?
C: Varoluşunuz hiper uzaysal enerji ile karışıp birleşiyor.
S: (L) Harika!
C: Madde ve antimadde. Birincisi atomik parçacık temelli maddeyi ortaya koyuyor, ikincisiyse bilinç formundaki saf enerjiyi. Çekim ise herşeyin dengeleyici bağıdır.

7.boyuta bağlanmanın bir yolu gibi.

sybleman

#1536
SORU: Bu gezegen bana bir sapmalar yuvası gibi geliyor. Burada genel
olarak fiziksel bedenin her türlü hastalığı ve fonksiyon bozukluğu
bulunuyor. Bana öyle geliyor ki, bir sıralama yapılsaydı ve bütün bu
sorunların toplam miktarını göz önüne alsaydık, ortalamaların
sıralamasında bu gezegen listenin en başlarında yer alırdı. Bu
varsayımda haklı mıyım?

RA: Daha önceki bilgileri gözden geçireceğiz.
Varlığa bir katalizör sunulur. Bu varlığın akıl bileşimi tarafından
kullanılmazsa, beden bileşimine süzülür ve bir fiziksel sapma olarak
tezahür eder. Katalizör ne kadar verimli kullanılmışsa, fiziksel sapmaya
da o kadar az rastlanır.
Sizin Gezgin dediklerinizde ise sadece üçüncü yoğunluk derecesi
titreşim modelleriyle başa çıkmakta doğuştan gelen bir zorluk
bulunmakla kalmayıp, bir yandan da, çok belirsiz de olsa bir anımsama
vardır. Onlar bu sapmaların kendi yurtlarındaki titreşim düzeyinde
alışılmadık ya da gereksiz olduğunu anımsarlar.
Her zamanki gibi aşırı genelleme yaptık, çünkü fiziksel ya da zihinsel
sınırlılıklarla ve sapmalarla sonuçlanan birçok enkarnasyon-öncesi seçim
durumu vardır, ama sizin acı çekmenin çeşitleriyle ilgili ve bununla
sonuçlanan sapmalardan genel olarak söz ettiğinizi ve sorduğunuzu
algıladık. Gerçekten de, bazı üçüncü yoğunluk derecesi gezegenlerinde
katalizörler daha verimli olarak kullanılmıştır. Sizin gezegen kürenizde
ise katalizörlerin verimsiz kullanımına çok rastlanmaktadır, dolayısıyla da
pek çok fiziksel sapma ortaya çıkıyor.
Şimdi sizi Tek Sonsuz Yaratan'ın sevgi ve ışığı ile terk ediyorum. O'nun
gücü ve huzuru ile mutlu olun. Adonai.


Güzel bir kısımdı paylaşmak istedim. Aslında bize sunulan katalizörleri
doğru kullanmadığımızdan bu hastalıklara yakalanıyoruzun kanıtı gibi.
Şu aralar çok popülerleşen iyileşme için ruhsal sıkıntıların çözümü
ile ilgili çalışmalar yapan kişilerin bahsettikleri aslında.

Her deneyim, her sorun bize bir şeyi öğretmek için geliyor, biz ondan
faydalanamayınca o bizde hastalık olarak tezahür etmek zorunda kalıyor.

Tgur

#1537
Çok yerinde Sybleman,
Bazı katalizörleri enkarnatif sürecin başlangıcında seçeriz sırf gelişim veya ödeme dengeleme niyetiyle,onun için fazla genelleme yaptık demekteler,

Söylediğin gibi her müsibeti hastalığı ders veren bir unsur olarak kabul edersek ilacının yüzde ellisini almış tedeaviye başlamışızdır..


Tgur

#1538
YORUMLAR 115

(Mikey) Benim sorum da benzer. 1994'teki celselerden birinde K'lar kişinin bunu seçmesi halinde yalnızca olumlu duygulara sahip olabileceğini söylediler. Ve sonra inanç merkeziyle bağlantı konusuna değindiler. İnanç merkezini geliştirmenin yararlı olup olmadığını bilmek isterim çünkü fizikselliğimizi ve realitemizi değiştirmek için gereken en fazla gücün inanç merkezinde olduğunu da söylediler. Bu ilginç görünüyor. Üzerinde çalışmamız gereken birşey mi bu? Ve nasıl yapılır? İnanç bir gerçek midir yoksa ilüzyon mu?
(L) Önceki bir celsede Joe böyle bir şey sormamış mıydı?
(Joe) Tüm inançlarından kurtulman gerekiyor, eğer sınırlayıcı inançların yoksa gerçekliği değiştirebilirsin. Tamamen açık olmalısın, o zaman bilgi alanını okuyabiliyorsun veya bunun gibi birşey. O zaman birşeyi değiştirebilirsin belki.
(L) Şeylerin nasıl olacağına dair beklentilerden veya varsayımlardan kurtulmak gibi.
(Joe) Çünkü bunlar kısıtlayıcı ve resmin tamamına sahip değilsin. Öyle işlemiyor. İnsanlar adeta kafalarından çıkan bir ışınla gerçekliği veya istedikleri herhangi birşeyi değiştireceklerini falan sanıyorlar. Ama bu daha ziyade, bir şeye angaje olduğun çift yönlü bir süreç gibi. Zaten var olan, objektif bir şekilde gerçek olan birşeyle uyumlanman lazım o değişim potansiyelini tezahür ettirebilmek için. Birşey hayal edip onu gerçekleştirmek gibi birşey değil bu. Doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Gerçekliği değiştirme gücünün aklın inanç merkezinde olduğunu söylediler. Ama sonra duygularla ilgili bir şey söylediler. Sınırlayıcı olan duygular ve ilerlemeye yardımcı olan duygular... Yani, belki de, eğer varsa, geliştirilmesi gereken inanç, sınırsız olasılıklara inanç ve aynı zamanda evrenin ve sürecin iyiliğine. Öyle mi?
C: Evet evet evet!
S: (Joe) Kullanılan bir diğer ifade, 4Y'ye geçmeden önce yapman gereken şeyin tamamen sınırsız bir şekilde düşünmek olduğuydu. Bu, var olan herşeyi düşünmek zorunda olduğun anlamına gelmiyor, ama...
(L) Açık olman gerekiyor.
(Joe) Evet, beklenti yok. Şeylerle ilgili katı ve dogmatik inançlardan kurtulmak gerektiği anlamına geliyor.
(L) Ve sanırım konu ilginç bir şekilde bu "Gelişimsel Travmanın İyileştirilmesi" kitabına geri gelmiş oluyor. Erken travma sorunlarından biri, çocukların evrenin güvenli bir yer olmadığına veya korkunç olduğuna inanmaya başlamaları. Düşünme hatalarına yol açan tamamen yanlış fikirlere sahip oluyorlar. Daha konuşmaya bile başlamadan önce meydana gelen bir şey bu....
(Pierre) Ve çok sınırlandırıcı.
(L) Ve bunlar muhtemelen nörolojik geri bildirimin başka herşeyden daha kolay düzeltebileceği şeyler, çünkü bunlar zamanla devam eden belirli bazı beyin dalgaları üreten şeyler. Onlara ulaşmanın başka yolu yok, çünkü daha konuşma yeteneği gelişmeden önce meydana gelen birşeyi konuşarak halledemezsin! Bir çeşit vücut terapisine girebilir, terapistle yıllar geçirebilirsin, fakat gidip doğrudan beyin dalgalarını değiştirmek varken bunu neden yapasın? Beyin dalgalarını değiştirirsen, beyin değişecektir. Doğru mu?
C: Evet evet evet!
S: (Mikey) Yani yapılması gereken, olumsuz inançlardan kurtulmak, sonra olumlu inançları bulmak ve böylece herşey yoluna girecek, öyle mi?
(Artemis) Hayır.
(Joe) Hayır, olumlu inançlar değil. (Andromeda) İnançlar sınırlandırıcı.
(Joe) Herhangi sabit, katı inançlar. Okuduğumuz tüm o kitapları düşünün. Bilgi toplamıyoruz, bildiğimizi sandığımız şeylerin yanlış olduğunu keşfediyoruz. Okuduğun kitaplardaki bilgiler, daha sınırlı olan inançların yerini alıyor, bu da sana herşeyle ilgili daha geniş bir perspektif sunuyor. Ancak bu hala gerçeğin tamamı değil. Ne kadar çok kitap okursa oku, "Bunu kesinlikle biliyorum!" diyemezsin. Aslında öğrenme süreci, sınırlandırıcı inançlarla ilgili şeylerden kurtulmakla ilgili. (Pierre) Bu tartışmadan anladığım, sağlıklı inançların sınırları kaldıran inançlar olduğu...
(L) Neden herhangi birşeye inanalım?
(Pierre) Evet, inançlar tanımı gereği sınırlayıcıdır. Buna inanmıyorsan, şuna inanıyorsun. Sanırım sınırsız inançlar, inanç kavramının kendisinin ötesine geçiş gibi. İnançların ötesine geçiyor.
C: Küçük çocuklar gibi olun...
S: (Artemis) Meraklı, ama önyargı veya inançlar olmadan.
(L) Ve maceracı, deneyime açık ve herhangi bir inançla şekillenmemiş. Ve umulur ki, gelişim sürecinde travmaya uğramamış küçük bir çocuk! [kahkaha]

----------------------------------------------------------------------

İnanç hakkında çok şeyler söylemiştim ,beğenen takdir eden olduğu gibi eski inancına sımsıkı sarılıp bırakamayanlar oldu,nereden biliyorsun derseniz bazı dost yorumlarından bunun sızıntısını alıyorum, her neyse kişi özgür iradesine saldırmak tam KH hali bundan kurtulmalıyım,

İnanç sisteminin çok samimi bir hal ancak köklü bağlarla olduğu yere çakılmış sınırlandırıcı durumda olmaması gerektiği üzerine durmuştum zemini kaygan çünkü,

Neden kaygan demekteyim ,kişi tekamülünde veya yeni terimi ile ruhsal gelişiminde yaşadığı olaylarla yeni açılımlara açık bir zihnin yolunu izlemezse olduğu yerde kalır, olayları takılmış olduğu ve terk etmenin büyük zarar vereceğini sandığı tabular altında sıkışır,

Hiperkinetik duyumsayış bahsinde de anlatılmıştı ,evrende sonsuz bilgi boyutları var "zarlar" deniliyor ve gezegenler bunların arasından içsel ve dışsal mutlaka geçiyorlar ,yani bilgi alanı içinde seyahat evrenin en tabii ve rutin faaliyeti,

Kendini sınırlamış fasit daire içine girmiş yankı odasındakiler bunların etkilerini yani sorgulama ve zihni muhakeme ile yapılacak anlamaya idrake doğru olan faaliyetleri ellerinin tersi ile itmekte boş vermekteler,

Zira o kutsal bilgilerin bir kısmı sana bizden başka bilgi verenleri yok say şeklinde müeyyidelerle de çerçevelenmiş KH bilgi paketlerini araya serpiştirmişlerdir ,korkuyla sınırlanmış birey bunu her zaman aklına getirir ve o harikulade beyin kıvrımlarındaki nöronları harekete geçirmekten çekinir,

Zira KH bu yolda iyi çalışmıştır tapınmaktan başka şey bilmeyen bu biçareye bir sürü müeyyide koymuş ve dinin gerekleri diye saptamış temellemiş ve bunu monoteizm bağları ile bağlamış kıskıvrak bırakmıştır,

Bana biat edip inanıyorsan şunu yapmalısın ,göreyim,

Kişi bunlara sarılmış ve olanları bu gözle görüp sorgulamaktan aciz bir zihinle kendini mutlu sanır ve bu fasit daire içinde gelişmeden uzak her istenileni yapan bir duruma gelir,bu yolda çevrelenmiş almış olduğu bu kutsal bilgilere kişi yorumları ile iyice saptırılıp insan öldürmeye doğru yönelen çılgın yollara dahi savrulur,

Dini kabul etmeyenlerin yaptıkları saldırılara karşı öldürme emri ,daha sonra aynı dinden olanları kabul etmeyenleri yer yüzünden silme şekline dönüşmüş hale geldi,

Bunun örneklerini halen yaşamakta olduğumuz ülkede görmekteyiz olanları ve olabilecekleri kimse inkar edemez,

Açmaya çalıştıklarımda güncel örnekler vererek daha etkin bir anlatım sergiledim sanıyorum veya yanılıyorum,

Her neyse anlatmak istediğimi inanç hakkındaki düşüncelerimi boşuna sermemişim K.ların bu konuda son derece özgün bir anlatımını yakaladım, evvelden de bol okudum ama her halde iz bırakmış öylece geçmişim şimdi başka şeyler ararken önüme çıktı,

Ben o yazılarımda sonuçta inancı "Değişime İnanç" kalıbında bırakmıştım ,burada da aynı şey çok daha etkin vurgulanıyor, yani

"(Joe) Herhangi sabit, katı inançlar. Okuduğumuz tüm o kitapları düşünün. Bilgi toplamıyoruz, bildiğimizi sandığımız şeylerin yanlış olduğunu keşfediyoruz. Okuduğun kitaplardaki bilgiler, daha sınırlı olan inançların yerini alıyor, bu da sana herşeyle ilgili daha geniş bir perspektif sunuyor. Ancak bu hala gerçeğin tamamı değil. Ne kadar çok kitap okursa oku, "Bunu kesinlikle biliyorum!" diyemezsin. Aslında öğrenme süreci, sınırlandırıcı inançlarla ilgili şeylerden kurtulmakla ilgili. (Pierre) Bu tartışmadan anladığım, sağlıklı inançların sınırları kaldıran inançlar olduğu...
(L) Neden herhangi birşeye inanalım?
(Pierre) Evet, inançlar tanımı gereği sınırlayıcıdır. Buna inanmıyorsan, şuna inanıyorsun. Sanırım sınırsız inançlar, inanç kavramının kendisinin ötesine geçiş gibi. İnançların ötesine geçiyor.

C: Küçük çocuklar gibi olun..."

---------------------------------------------------------

S: (D) S  'ye ayrıca ruhsal bilgilerden, tanrıdan ve benzer şeylerden bahsettim ve ilk olarak günah diye birşey olmadığını anlamasını gerektiğini söyledim... (L) Herşey sadece bir ders... (D) Günah diye birşey yok ve sonra negatif duyguları sıraladım ve yapmamız gereken şeyin bunları mümkün olduğu kadar azaltıp sevgiyi, şefkati, paylaşımı ve benzer şeyleri arttırmak olduğunu anlattım... ve gerçekten dinledi! Ona öğretmeye başladım. Aklıma iyi bir soru geldi: S___'nin okumasının iyi olacağı bir kitabı belirlememe yardım edebilir misin
C: Hayır, bu S___'ye bağlı. Herşey her birey için birer ders. Varolan herşey bundan ibaret.
S: (L) Sanırım bu dansetmek gibi, hareketleri ve müziği izleyerek bir sonraki adımını belirliyorsun. İpuçlarını S___'den al.
C: Derslerden başka hiçbirşey, tekrarlıyoruz hiçbirşey yok.
S: (L) Sanırım evren büyük bir laboratuar ve biz de deney fareleriyiz...
C: Hayır, tüm yaratılışta mevcut olan herşey sadece bir derstir, laboratuar yok.

Ara..



sybleman

#1539
Alıntı Yapİnsanlar travmalarından ve programlarından arınıp ilüzyonlardan kurtulduklarında, realiteyle daha iyi bir şekilde yüzleşebilecek ve düşünce
güçleriyle çakralarını birleştirebilecek. Sanırım bu, üst entellektüel merkez ve üst duygusal merkezle bağlantı kurmak anlamına geliyor.
Elbette önce duygusal merkezle bağlantı kuruyorsun ve zeka da onunla birlikte geliyor. Diğer bir deyişle, insanlar bu yolla bir anlamda
gelecekteki kendileriyle birleşiyorlar. Doğru izde miyim?
C: Evet. Ama tüm "ruhlu" bireylerin, parçalı bir 6Y ruhunun/varlığının üyeleri olduğunu belirtmek istiyoruz.
Gelecekteki/yüksek merkezleriyle bağlantı kurmaya başladıklarında, bu aynı zamanda, ruh gruplarının diğer üyeleriyle de doğal bir bağlantı
kurulması anlamına geliyor.
S: (L) Tamam, ve insanlar bu bağlantıları yapmaya başlar başlamaz, bu spiral veya labirent hareketini yapmaya başlıyorlar... Aman tanrım,
bu tıpkı insanların, toprak üzerinde ekin çemberleri haline gelmesi ve dünyanın zihninde veya bedeninde sinir devreleri yaratması gibi
birşey. Veya şu anda anladığım şey böyle. Ve bu da onların zihinsel blokaj gibi şeyler yapmalarını sağlıyor... Bu zihinsel bloklamayı etkili bir
şekilde nasıl yaparsın? Sadece "Ben zihinsel blokajım! Ben zihinsel blokajım" diye düşünüp dans mı edersin?
C: Hayır hayır hayır! "Ruhun Duası"nı hatılıyor musun?
S: (L) Yani dans ederken bunu söylememiz gerekiyor, öyle mi?
C: Bazen. Bazen de kelimeler farklı olacaktır. Bazen ilahi, bazen şarkı gibi olacaktır.
S: (L) Peki bu kelimeleri nereden bulacağız?
C: Bunları rüyalarınızda size veriyor olacağız.


Ama tüm "ruhlu" bireylerin, parçalı bir 6Y ruhunun/varlığının üyeleri olduğunu belirtmek istiyoruz.
Gelecekteki/yüksek merkezleriyle bağlantı kurmaya başladıklarında, bu aynı zamanda, ruh gruplarının diğer üyeleriyle de doğal bir bağlantı
kurulması anlamına geliyor.


Geçen gün yaptığım çıkarımlarda ulaştığım sonucu doğrulamış oldum. Dünya üzerindeki insanlar ya 6y varlığının üyeleri, veya OP dediğimiz ruh kabını dolduramamış olanlar.



Alıntı YapS: (L) Tamam, Marutlar belirli özel bir soydan geliyordu, dans ediyorlardı ve dansları tüm kabile için bazı faydalar sağlıyordu. Gökler
açılıyordu, içi yiyecek ve ihtiyaç duydukları şeylerle dolu sepetler iniyordu. Gökyüzünden kudret helvası inişiyle ilgili hikaye gibi. Ama
Marutlarınki tatsız-tuzsuz birşey değilmiş. Tam istedikleri veya ihtiyaç duydukları şeymiş. Çıtır çıtır (lezzetli mısır gevreği)! (gülüşme)
C: Tekno-spiritüel tekniklerin işe yaraması için, "soydan" insanların arınması/saflaşması ve çakralarının "birleşmesi" gerektiğini aklınızda
bulundurun. Eğer bu yapılırsa, daha da önemli işlevler vardır. Örneğin: 4Y KH saldırılarına karşı zihinsel blokaj. 200 kadar insanın bu
biçimde toplanıp yağmacılara karşı bir blok oluşturabileceğini düşünebiliyor musunuz? Üstelik dalga yaklaşıyor ve "dansçılar" bunun
gezegeninizi ve realiteyi nasıl etkilediğini çok iyi bir şekilde anlayabilirler. Dünyanızın "eliti"nin 4Y KH güç kaynaklarının kesilmesi
durumunda ne olacağını hayal edebiliyor musunuz? Uyguladıkları zihin kontrol teknikleri ve frekans çitleri "bozuluverirse"?
S: (L) Wau, bu çılgınca! (Ark) Güç kaynaklarının kesilmesi nasıl olabilir? Anlamadım.
C: Zihinsel blokaj.
S: (DD) Kendi kendilerini mi bloke ederler? (önceki yanıt yeniden inceleniyor) (A ) Danstan bahsediyorlar. Birlikte bu dansı yapan insanların
bir tür blok meydana getireceğini söylüyorlar.
C: Kesinlikle.
S: (A___) Bu, dans yapmayı öğrenmek için iyi bir neden! (Ark) Blokajı yeterince sürdürmek için ne kadar uzun süre dans etmek gerekir?
C: Bunu dansla, ilahiyle, müzikal halle yaratırsınız ve sonra sadece ihtiyaç duyulduğu kadar güç eklersiniz.


Birlik hali deneyiminden bahsetmiş aslında gibi. Birlik halini deneyimleyenlerin bir araya gelerek zihinsel blokaj uygulayarak 4kh çitini pasifleştirmesinden bahsetmişler.

Demek ki birlik hali deneyimindeki kişilerle bir araya gelinirse ve buna benzer bir çalışma yapılabilirse, bu oldukça etkili olabilir.

Tgur

#1540
YORUMLAR XCIX

S: (L) Tamam. Sorusu olan insanlar var. Sorabilirsiniz. (Craig) Bu benim için çok önemli bir soru. İlk ruhsal öğretmenim Maharishi Mahesh Yogi'ye yapılan suikast girişiminin ardında ne vardı?
C: Yanıttan hoşlanmayacaksın. Bazı istihbarat teşkilatları unsurlarının bu olayla ilişkili olduğunu söyleyelim sadece.
S: (L) O unsurlardan herhangi biri bilinen ama muhtemelen bir istihbarat teşkilatının parçası olarak görülmeyen kişiler miydi? Yani, bu işle ilgili olanlar arasında, olaya maruz kalanların iyi bildiği, güvendiği birileri de mi vardı?
C: Evet.
S: (Craig) Bu cinayet girişiminin nedeni, onun dünya barışını etkileyecek meditasyon grupları kurmaya yönelik çalışması mıydı?
C: Kısmen.
S: (Craig) Şu anda bilmemin faydalı olacağı başka herhangi bir neden?
C: Dikkat saptırmak ve dikkati yanlış yönde odaklama dışında, hayır. Ama bu her zaman böyle değil midir?
S: (L) Dikkati neyden saptırmak?
C: Ruh kavramından.
S: (L) Dikkati neye odaklamak için?
C: Şahsa.
S: (L) "Şahıs üzerinde odaklanma" derken neyi kastediyorsunuz? Çok hassas bir alana girdiğimizi düşünüyorum. (Joe) Sadece şahıs üzerinde odaklanıp onu bir şehit, bir tanrı haline getirmek için sanırım. Bir fikir veya kavram ileri süren insanlar var ve belirli bir takipçi kitlesi var ama aslında o yol herhangi bir yere varmıyor olabilir. Sonra o insanı öldürüyorsun ve birden herkes "Aman tanrım! Öldürüldüğüne göre doğru birşey üzerindeydi!" der. (Craig) Yani bunun dikkati ruh kavramından saptırmaya yönelik bir teşebbüs olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Evet.
S: (Joe) Maharishi'nin savunduğu ruh kavramı doğru bir kavram değil anladığım kadarıyla. Çünkü onu öldürme girişimiyle dikkatler onun üzerinde odaklandırıldı. Böylece sahte bir spiritüalite fikri yaratıyorlar... (Craig) Onun öğretisi konsorsiyumun veya diğer nahoş veya arzu edilmeyecek unsurların öğretisiyle mi uyumlu?
C: Bu soru biçimi tam olarak uygun değil.
S: (Simon) Evet. Şöyle birşey sorman lazım: Maharishi'nin öğretisi bilginin arttırılması için faydalı mıydı?
C: Hayır.
S: (L) Ama bu senin spesifik soru biçimindi. (Craig) Onun bakış açısı olan, Eski Vedik bilgilerin tekrar canlandırılmasında herhangi bir değer var mı?
C: Evet.
S: (L) Yani göze görünenden biraz daha fazlası var. (Craig) Sri Sri Ravi Shankar bunu doğru yönde götürüyor mu?
C: Hayır.
S: (Craig) Sri Sri Ravi Shankar'ın çalışması tamamen yeni bir yön mü getiriyor?
C: Olabilir...
S: (L) Peki bu Sri Sri neyin peşinde? (Craig) "Yaşama Sanatı" soluması/meditasyonu öğretiyor. Bu insanlığın faydası için değerli bir program mı?
C: Belirli bakımlardan, evet. Ama denge eksikliği var.
S: (Craig) Dengenin hangi alanda geliştirilmesi gerekiyor?
C: Altmış yıl önce neredeyse tüm dünyanın savaşa karşı olduğunu ama savaşın yine de geldiğini hatırlayın. Aklı sakinleştirmeye ve üst alemlerle bağlantı kurmaya yönelik meditasyon, bu alemin dengelenmesi için işe yaramaz.
S: (L) Benim deneyimlerime göre, kendine ve reaksiyonlarına hakim olmak, ustalaşmak için meditasyon yapmak çok faydalı birşey.
C: Evet. Ama birey o ustalıkla ne yapar?
S: (Craig) Akıllarını veya duygularını nasıl kontrol edeceklerini bilmeyen insanlara faydası oluyor.
C: Evet. Ve insanlara, değişim için o duyguları ne zaman, nerede ve nasıl kullanacaklarını öğretiyor. Görünürde ve olayların içinde olan bitenlerden etkilenmemek için duyguları yenmek, bir otomat haline gelmekten çok farklı birşey değil.
S: (Craig) Bu soluma tekniklerinin, yani Sudarshan Kriya'nın faydası olur mu?
C: Kesinlikle!!!!!!!
S: (Craig) Bu, insanların insanlığını tekrar canlandırmada kullanabileceğimiz en iyi araçlardan biri mi?
C: Evet. Ama dengeyi unutmayın. Gerçeklikle yüzleşme ve kendi üzerinde ustalaşma ve bununla dengeli bir şekilde, iyileşme için meditasyon.

----------------------------------------------------------------------

S: (Joe) Hadi ağzındaki baklayı çıkart Laura! (L) Ehh, yani hiç bir zaman bunun özellikli bir şey olduğunu düşünmedim, sadece bende işe yaradı! Yani, nasıl olur da böyle bir şey, şu Art of Living [ç.n. Yaşama sanatı] Sudarshan Kriya şeyiyle karşılaştırılır ?
C: AoL (Yaşam sanatı) başlayanlar ve robotlar için!
S: (gülüşmeler) (L) Eee peki neden o zaman Craig bize bunu öğretmeyi teklif ettiğinde bu konuda o kadar heveslendiriciydiniz ? Yani söylemek istediğim; Craig bize bu Sudarshan Kriyayı öğretmeyi teklif ettiğinde , size sorduğumuzda , sonunda 7 tane ünlem bulunan bir "Evet" dediniz.
C: Sizi bunu yapmaya teşvik etmemiz ve düşüncenizi sıçratmaya başlatmamız gerekiyordu, öyle yapmadık mı ?
S: (L) Yani asıl nokta bu yöntemin en iyi olduğu değil, dikkatimizi nefes alma düşüncesine çekmekti, ya da nefesin kontrol edilmesi, bir tür duygusal şifalandırma yolu olarak. Böyle mi ?
C: Kesinlikle! X7
S: (gülüşmeler) (L) Kısaltma, ha, umm..
C: Hatırla senin kullandığın yöntem çok güçlü bir "tohumu" kullanıyordu.
S: (DD) Tohum mu ? (L) Evet, bu tohumla ve ya tohum olmadan meditasyon yapma konusuna bir gönderme.b (joe) Tohum neydi ? (L) İçimden tekrar ettiğim söz öbekleri. (Allen) Bunlar özellikle sana özel şeyler miydi, yani sanki herkes kendisininkileri bulmalıymış gibi ? (L) Açıkçası bilmiyorum, bu sözcükler özellikle benim için miydi ?
C: Süper güçlülerdi!
S: (C) Dua gibi şeyler miydi ? (L) Evet, ve işin komik tarafı önce İsa duasıyla başlamıştım [ç.n. İsa Duası-Lord's Prayer- İsa'nın takipçilerine öğrettiği bir tür dua]. Sonra bundan pek memnun kalmadığımı düşündüm, çünkü yeterince açık değildi. Ve bir takım spesifik dinsel ögelerle bağıntılıydı ve ben de oturup bunu yeniden yazdım. Şunun gibi bir şeydi: Yapmak zorundaolacağım şey şudur ki... (DD) Bu sözleri bir tür kalıp olarak mı kullandın ? (L) Evet. (Joe) Ben de bir tür İsa duasının modifiye edilmiş halini söylerdim. Geceleri, bir mantra gibi bunu sürekli tekrar eder dururdum. (L) Bunu yaparken nefes olayını da gözönünde bulunduruyor muydun ? (Joe) Bilinçli bir şekilde değil. (L) Benimkisi öyleydi. Çok planlı bir şekilde kontrol edilen bir nefes alma tekniğiydi. Bunu aylar boyunca her gece yaptım. (DD) Nasıl nefes alıyordun ? (L) Craig'in öğrettiğine çok benzer [ç.n. Sudarshan Kriya' yı kastediyor], buna Zafer (utku) Solunumu (nefes alması) diyorlar. [ç.n. İng. Victory Breathing] (Joe) Hem nefes alma hem de verme burundan mı ? (L) Burundan alıp, ağızdan verme. (Joe) Çünkü ben Zafer Soulunumunun biraz garip oldugunu düşünmüştüm, çünkü bize kursta ikisinin de burundan olduğunu öğretmişlerdi. (A_) Evet, eksik olan bu kısmıymış. (L) Evet,  burundan  alıp,  ağızdan  veriyordum.  Şöyledi  :  nefes  al  ve  say,  tut  ve  say,  nefesi  ver  ve  say.  Ve  bunu  çok  kontrollü  bir  şekilde yapıyordum...Yani şu Ujjai Solunumu, veya Zafer Solunumuna oldukça benzer bir teknikti. Bu bana bir şekilde yabancı değildi, çünkü bunu yıllar boyunca uygulamıştım. (C) Ve buna yaparken de bir yandan da diyordun ki... (L) Bu sözcük öbeklerini tekrar ediyordum. Ve öyle ayarlanmıştı ki, her bir öbek nefes alışa ve nefes verişe tamtamına denk geliyordu. Yani ilk sözcükler için nefesi alıyordum, ve bir sonraki sırasında nefesi veriyordum vs. Ve o zaman koyduğum hedef bunu 20 kere tekrarlamaktı. Hiç 20 ye ulaşabildim mi bilmiyorum, çünkü 11.-12. ye geldiğimde, sanki bir şekilde bedenimi terkediyordum. Ve bunu bir çok sefer tekrar ettikten sonra, tam olarak nasıl adlandıracağımı bilemiyorum, şöyle birşey yaşadım, bilemiyorum ; buna kundalini deneyimi mi demeliyim  yoksa başka bir şey mi, ama hissettiğim  şey muazzam bir arınma yaşadığım ve bu duygunun saatler boyunca devam etmesiydi. Bunu daha önce tarif etmiştim. Birşey oluverdi. Herneyse, bahsettikleri öykü bu. Bilemiyorum şimdi neyi sormalıyız ? (Joe) Bahsettiğiniz fikir bu mu ?
C. Evet ve diğer amaçlar için bir diğer mükemmel teknik de sizin "güç solunumu" adını verdiğiniz şey.
S: (L) Oh, benim Güç Solunumum. (C) Bu nedir ? (L) Benim için bu kısaca enerji kazanımı tekniği. Koşu bandı üzerinde hızlı adımlarla koşarken bir yandan çok özel ve hızlıca bir nefes alıp verme. Bu kafadan çok bedene uyumlanan bir şey. Sanki beden zeka ve yürek gibi ve Güç Solunumu da sanki hareket merkezi ve yürek... Bedenin hareketlerinin, senin nereye gitmen gerekiyorsa götürmesine izin veriyorsun.
C: Bu tekniğin ne sonuç verdiğini hatırlıyor musun ?
S: (L) oh, evet! (Joe) Ne sonuç verdi ? Uçtun mu ? Süper güçler mi sağladı ? (A_) Bu, şu geçmiş yaşantı olayı değil mi ? (L) Evet jimnastik sırasında geçmiş yaşantı anısına gittim. (Joe) Nerede, burada mı ? (L) Hayır, Florida'dayken. Ama kanımca birileri böyle bir şey yapacaklarsa ortamda başka biri de bulunmalı. Yani sonuç olarak diyorsunuz ki, bu duygusal katmanlara geçebilmek için bir çok yöntem var ve bunlar bir şekilde Yaşam Sanatı öğretisinden biraz farklılar.
------------------------------------------------------------------

S: (L) Sanırım o ilk iki videoyu tekrar tekrar izlemeniz gerekecek. (A____) Kolayca çözeriz. (L) Pekala millet, bitiriyor muyuz? Yoksa, sadece bir mola mı veriyoruz? (Mola) (L) İnsanların solumayı öğrenmeleri gerektiğini vurgulamamız gerek. Soluyuş, fizyolojilerinde birşeyleri değiştirebilir. Ayrıca kendilerini meditatif bir hale veya biyoenerjitik soluma yapabilecekleri bir duruma getirecek şekilde soluma yapmalarıgerekiyor. Bu da karmik ve mevcut yaşam programlarından kurtulmalarına ve arınmalarına yardımcı olacak. Temizlenmeye başlar başlamaz, sürekli veri ve bilgi girişine müsait hale gelecekler ve geldikçe de temizlenecekler. Bu meditasyon ve soluyuş bir kaçış değil,iyileşme. Ayrıca gün boyunca, realiteye dikkat etmeniz ve ilüzyona düşmemeniz gerekiyor. Tamam, programın bu bölümünü hallettik.
İnsanlar travmalarından ve programlarından arınıp ilüzyonlardan kurtulduklarında, realiteyle daha iyi bir şekilde yüzleşebilecek ve düşünce güçleriyle çakralarını birleştirebilecek. Sanırım bu, üst entellektüel merkez ve üst duygusal merkezle bağlantı kurmak anlamına geliyor.

Elbette önce duygusal merkezle bağlantı kuruyorsun ve zeka da onunla birlikte geliyor. Diğer bir deyişle, insanlar bu yolla bir anlamda gelecekteki kendileriyle birleşiyorlar. Doğru izde miyim?
C: Evet. Ama tüm "ruhlu" bireylerin, parçalı bir 6Y ruhunun/varlığının üyeleri olduğunu belirtmek istiyoruz. Gelecekteki/yüksek merkezleriyle bağlantı kurmaya başladıklarında, bu aynı zamanda, ruh gruplarının diğer üyeleriyle de doğal bir bağlantı kurulması anlamına geliyor.
---------------------------------------------------------------------

KH nın saptırma tekniklerinden bir tane daha,süikast,kişiyi silme,

Sadece tarihte ileri geri gidip olayların ve kişilerin karıştırılıp yeni bir şey olmuş gibi  dejavu oluşturmalar ve tarihi kaydırıp sahte  gerçeklik köprüsü yaratarak  yaşamsal olayları karıştırmak değil önemli şahsiyetlerin süikasti ile onların yerleştirmeye doğru yönlendirildikleri bilgilerin eksik hatalı olsa dahi bilinçlerde sabitlenmesi yoluyla ,

Ayrıca dengeyi göz ardı eden meditasyon usulleri ve onun getirdiği anlayışı bayraklaştırmak için,

Gösterilen meditasyon yolları ile  denge işinin ne olduğunu insanlara yaşamdaki negatif saldırının her zaman olabileceği fikrinden uzaklaştırmak ve böylece sadece iyi davranışların olmasını sağlayacak yollar olduğuna kandırmak,

Ruh kavramını unutturup şahsa kilitlenmeyi sağlamak,

Öğretilen meditasyon yoluyla negatifi algılamak yok, onlar sadece insanların yaşamdaki aksak tarafları  ve kazanılan bağışlama teknikleri ile hoş görülebilinir göz ardı edilir gerekirse tokat atana diğer yanak uzatılır ,bağışlanır ,böylece iyi yolda yaşama devam edilmelidir,

Kutsal ve dinsel öğretilerin çoğunda baz fikir olarak bu vardır,
Oysa objektif gerçeklikte saldırı devamlı vardır ve yaşarken denge faktörünün en önemli öğesi negatifin var olduğunu bilmek ancak paranoya yapmadan dikkatli , fark eden olmak  ve hayatın işlerlik halinde olması için gereken en doğal hal olduğunu anlayabilmek,

Meşhur bir ressam hatta Tv lerde kısa zamanda resim en uygun bir şekilde nasıl yapıldığını öğreten programları vardı çoğunuz seyretmiştir ,onun şu mealde sözü var, (Ros Boss)

"Karanlık olmadan ışığı ele alıp renkleri bulup resmedemezsiniz"

Şu yazıları hazırlarken kendimde oluşan farkındalık halleri ve bunu yayınlamaya doğru gayretime rağmen neler çekiyorum, bel fıtığım aşırı hale geldi öyle kolaylıkla geçeceği yok bildiğim ilaç ve tedavi yolları ile alt etmeye çalışıyorum halledemezsem bir nöroşirürjiyene gideceğim,

Kısaca bütünlüğün içinde kendim de olduğundan olayı yani kendimi tedavi faaliyetini bütünlüğün genel uygulaması olarak kabul ediyorum,
Konudaki hassasiyeti anlatmak istediğim nüansı fark edebiliyor muyuz bütünlük denilince bu oluşumdan kendimi ayrı görmüyorum,

Sudarshan kriya ve ondan ruhun duasına geçiş için hazırlık konusu üzerinde bir alıntı da ilave ettim,"Eiriu Eolas"olarak sitemizin içinde ayrı ve geniş bir malümat alanı var, orada olay daha  geniş anlatılmış,gerçekten o soluma tekniğini her gün yapmaya çalışırım ama bazen kısa bırakırım ve ruhun duasını her uykuya dalarken tekrarlarım, faydalıdır  tavsiye ederim,

Bahsi geçen tohum "Ruhun Duası" dır,eski yorumlarıma bakarsak çok tekrar etmişim ,

Tarikatçıların zikiri gibi gelse de farkında olan bilinç bunun tapınılacak yani bir şeyleri ritüelden isteyip önünde diz çökerek  ilahlaştırmak olmadığını bilir,

Kişiyi bu özgün yoğun soluma tekniği ve alınan yoğun oksijen ile ruhun hapsolduğu bu beden kalıbında ilgili organları uyarıp nöron bağlarınındaki iletişim yollarını daha da açarak DNA da gizlenmiş kilitlerin daha doğrusu kafeslerin parçalanarak birlik bütünlük dokusundaki gizletilmiş benliği ortaya çıkarmak,

Onunla buluşabilmek,ilgili dörtlüklerim,

Unutmaya kapılmış bu anlayışlar
Her şey budur sanılan kavrayışlar
Kafesi yarattı telleri sağlam
Feryatla ,figanla çırpınışlar

Oysa zihin var ,bilgi ile dolduğunda
Kopuk şuurun telleri birbirine kavuştuğunda
İzafiyeti sıfırlar ,zamansızlığı kavrar
Gerçeğin bu yüzüyle buluştuğunda..

***

"Ruhun Duası (Prayer of the Soul) için yaptığımız bir çeviri:

Ruhun Duası Ey Yüce Evrensel Akıl!
Tüm yaradılışın kutsal farkındalığı;
Yüreklerde taşınan, Akılları yöneten, Ruhların kurtarıcısı, İçimde yaşa bugün.
Gıdam ol başkalarıyla paylaştığım.
Tüm varoluşun bilgisi içinde büyümeme yardım et.
 Gözlerimi arındır ki görebileyim,
Kulaklarımı arındır ki duyabileyim,
Kalbimi arındır ki
Gerçek Varoluşun Kutsallığını İdrak edip sevebileyim.
Yüce Evrensel Akıl! "

----------------------------------------------------------------------

C: Hayır hayır hayır! "Ruhun Duası"nı hatılıyor musun?
S: (L) Yani dans ederken bunu söylememiz gerekiyor, öyle mi?
C: Bazen. Bazen de kelimeler farklı olacaktır. Bazen ilahi, bazen şarkı gibi olacaktır.
S: (L) Peki bu kelimeleri nereden bulacağız?
C: Bunları rüyalarınızda size veriyor olacağız.
S: (A____) Çok güzel. (L) Çok şey aldık... Çok kapsamlı bir program. Son zamanlarda forumda, 4. yoğunluğa geçmek için insanların ölmek zorunda olup olmamasıyla ilgili bir tartışma vardı. Ve sanırım siz, bazılarının öleceğini, bazılarının ölmeyeceğini söylemiştiniz. Doğru mu?
C: Evet. (ç.n.: henüz çevrilmeyen bir celsede, "birkaç şey almak üzere" 5. yoğunluğa hızlı bir ziyaret yapılıp dönülebileceği de söylenmişti.)
S: (L) Bazı insanlar 4. yoğunluğa geçecek. Daha önce de söyledikleri gibi bir çeşit gençleşme yaşayacaklar ve yeni kozmik ortamda DNA'ları açılacak ve bedenleri değişecek. Doğru mu?
C: Bazıları.
S: (L) Ve bunun nasıl birşey olabileceğiyle ilgili şeyler sormuştuk zaten. Tamam... (A____) Bunun bize olup olmayacağını sormamamız gerekiyor sanırım, değil mi? (gülüşme)
C: Size yapacağınız işi söyledik. Gelecek seçenekleriniz var. Hangisi olacak? Karanlık bir yıldız mı, yoksa yeniden kurulan cennet mi???

----------------------------------------------------------------------
Labirent dansı ve onun sağlayacağı faydalar hakkında ve özetle hakkıyla yapılabildiğinde ve hatta 200 kişilik genç gurupları ile zor olabileceğinden en az yedişer kişilik guruplar halinde KH nin unsurlarının yani dünyayı kontrol eden elitlerin bir nevi zihin blokajına uğrayabileceklerinden bahseden çok ilginç bölümün sonundan bu kısmı aldım (16.Temmuz.2009 celsesi),

Ruhun duası olarak belirttiğim kısmın açılımı için bu bölümü ilginç bir uygulamadan bahsediyor ,dua meğer ilgili dostların rüyalarında verilmiş ,

Onu sık sık yaptığımda uykuya dalarken veya başka zaman neden birden medite oluyorum diye kendimi sorguluyordum,sebep gerçekten çok algılayıcı ve ilginç,

Olayları görüldüğü gibi gizlemiyorum apaçık anlatıyorum çekinmeden,bazıları bu tip gizleri açıklama büyü bozulur derler,hayır,

Her şey yani farkındalık standına gelen her şey açıklanacak zira uğraştığımız konu dünya illüzyon mantığı dışında tamamen ruhsal manada asil ve gerçek,ortada uyanışı gerçek manada besleyecek şeyler var ve ağ çalışmasının önemi bundan,

Bu arada bel fıtığım ile bu yorumu yazdığım bir ay öncelerde anlattıklarım beni çok daha bozuk durumlara götürdü ,

Belirteyim,

Mr çektirdim belde lumbor daralma varmış ameliyattan başka yol yok denilip beyin cerrahının bıçakları altına yatmayı beklerken içimden bir ses, sezgi kan tahlili yaptırt şeklinde ısrar hissettim ve eski romatolog yokmuş yenisine gittim ve tahliller yapıldı fakat kıymetli genç doktor bir şeyler bulamadı,bu arada benim dizlerim bacaklarım ve omuzum komple tutuk vaziyete geldi yürümek için koltuk değneği kullanmaya başladım,

Tablo oldukça kötüydü, bir şey bulunamıyor ameliyat stresine bürünmeye başladım, o sıralarda tanıdığım bir tabip eski romatoloğunu bul ona git zira beldeki bu daralma omuzlarda tutukluk yapmaz dedi ,doğruydu, o doktoru başka hastanede buldum ve yaptığı teşhis ve ilaçlarla şimdi normal bir hale geldim ve beldeki omur daralması tehlike vermez şekle geldi zira kilo da vermeye başladım belde basınç azladı, konu otoimmun rahatsızlığımın seronegatif romatoid artrit şeklinde tezahürü imiş ,

Kısaca yapılan tecrübeli ve bilen bir tabip ile teşhis ve verilen ilaçla tahminen iki saat içinde tablo birdenbire düzeldi etrafımdakiler uzaydan gelmişim gibi hayretle hala beni izliyorlar,koltuk değneği atıldı ,sanki bir mucize oluştu,

Bunları anlatmamdan kasıt ülkemizdeki tabiplerin artık yozlaşmış mesleği yutamamış gençlerle dolduğunu görmek ve göstermek, tabii üzülmek,tıp eğitimindeki bu eksikliğin diğer branşlarda olduğu gibi süregelmesi ve tabiplerin ülkeden kaçması hepimizi oldukça zor sahnelere sürüklüyor,

Bizim feryadımız siz gençleri uyarmak ve ülkenin gittiği bu feci durumdan kurtulmak için ne yapmamız gerektiğini yine kendi benliğimizle sorgulamak ve ilgili tedbirler neyse bir vatandaş olarak çekinmeden gecikmeden ele almak ,

Ara..


Tgur

#1541
Ülkelerin de kaderi planı vardır,bu iş seçimle devreye girer,hayatın dersler manzumesinden ibaret olduğunu idrak etmiş bilincimiz bu dersleri alırken sıcak sobaya elini değip hemen çeken değil de bazen iyice sarılıp sıcağı ancak tümden hissedip yanıp denemeyi seçer ,

Her ne şekilde olursa olsun ülkemiz de dersini alacak bir ortama girmiştir artık kurunun yanında yaş da yanacak falan dememek saygıyla karşılayıp bu izafi zamanı geçirmek görmek gerek..

YORUMLAR 116

S: (Joe) Sığırcıklar neden sürü halinde adeta anlık iletişimlerle o şekilde hareket ediyorlar?
C: Sevgi. Akış ve akışkan hareketler hayattan alınan keyfin ifadesidir.
S: (L) Bu genel anlamda değil sanırım, ama...
C: Her zaman değil ama genel olarak, evet.

----------------------------------------------------------------------
C: Tekno-spiritüel tekniklerin işe yaraması için, "soydan" insanların arınması/saflaşması ve çakralarının "birleşmesi" gerektiğini aklınızda bulundurun. Eğer bu yapılırsa, daha da önemli işlevler vardır. Örneğin: 4Y KH saldırılarına karşı zihinsel blokaj. 200 kadar insanın bu biçimde toplanıp yağmacılara karşı bir blok oluşturabileceğini düşünebiliyor musunuz? Üstelik dalga yaklaşıyor ve "dansçılar" bunun gezegeninizi ve realiteyi nasıl etkilediğini çok iyi bir şekilde anlayabilirler. Dünyanızın "eliti"nin 4Y KH güç kaynaklarının kesilmesi durumunda ne olacağını hayal edebiliyor musunuz? Uyguladıkları zihin kontrol teknikleri ve frekans çitleri "bozuluverirse"?
S: (L) Wau, bu çılgınca! (Ark) Güç kaynaklarının kesilmesi nasıl olabilir? Anlamadım.
C: Zihinsel blokaj.
S: (DD) Kendi kendilerini mi bloke ederler? (önceki yanıt yeniden inceleniyor) (A ) Danstan bahsediyorlar. Birlikte bu dansı yapan insanların bir tür blok meydana getireceğini söylüyorlar.
C: Kesinlikle.
S: (A___) Bu, dans yapmayı öğrenmek için iyi bir neden! (Ark) Blokajı yeterince sürdürmek için ne kadar uzun süre dans etmek gerekir?
C: Bunu dansla, ilahiyle, müzikal halle yaratırsınız ve sonra sadece ihtiyaç duyulduğu kadar güç eklersiniz.

----------------------------------------------------------------------

S: (Ark) Bu tıpkı şamanların yağmur yağdırmak için dans etmesine benziyor, değil mi?
C: O yozlaştırıldı. Bunun bir grup işi olduğu ve 3Y'de hiçbir bireyin (4Y'ye karşı) tek başına duracak "varlığa" sahip olmadığı bilgisini çoktan yitirmişlerdi.
S: (L) Ama Kızılderililer yağmur dansını birlikte yapıyorlardı, değil mi?
C: Evet. Ama onlar da çok bilgi yitirdiler.
S: (L) Bulunulan yerin, dansın etkililiği üzerinde bir etkisi var mı?
C: Olabilir, ama üzerinde çok fazla düşünecek kadar önemli değil. Ama negatif enerjili yerlerinden sakınmak isteyebilirsiniz.
S: (DD) Buradaki gibi göle doğru yeraltı sularının aktığı bir yerde değil belki...
C: Akan su iyi.

---------------------------------------------------------------------

Dans etmek üzerine ilgim sığırcıkların sürü halinde o tek ruh havuzunundan aldıkları güçle yaptıkları harikulade şekilsel toplu hareketleri K.larca dansı tarif ederken belirttikleri şu cümle ilgimi çekti,

"C: Sevgi. Akış ve akışkan hareketler hayattan alınan keyfin ifadesidir."

Dansın üzerine olan müşterek yapılan hareketlerin teşvik edilmesi ve hatta gençler yönünden en az yedi kişilik guruplarla yapılması istenmesi bu işin bir ritüelden çok evrensel olaylara tek başına karşı durmaktan ve birlikle yapılması icap ettiğini belirten  müşterekliğin özellikle sevgi bazındaki beraberliklerle oluşunun kuvveti üzerinde bizi hareketlendirdiğini fark ettim,

Şamanların tekil olarak yaptıklarının yozlaşmış bir hal ve etkisiz olduğunun belirtilmesi ile dansın guruplar halinde yapılması birleşimi beraberliği sürdüren ve o topluluğu kaynaştıran bir sevgi ve hayattan keyif almanın tezahürü olduğunu göstermektedir,

Ayrıca istenen bazı güçlerin topluca kazanılıp bu yolla KH davranışına karşı durmayı sağladığını da anlıyoruz,

Anadolunun folklorik halk dansları yönünden nasıl zengin olduğunu ve bundan son derece hoşnut olunduğunu söylemeden geçemeyeceğim,

Çocukken Erzurum halk danslarına hayrandım ve bazılarını yarım yamalak imkan ve kişi bulursam oynardım, genelde mevsimleri ve başka toplu keyif olayını açıklayan mesela kışdan çıkıp baharı müjdeleyen hareketlerde tedrici açılımlarla bunu imzalayan  beden hareketleri ile mana taşıyan halleri var,

Örneğin dadaş oyununun başlangıcında son derece asil duruş sergileyen bireylerin sadece karın içeri çekmeleri kışı ifade ediyormuş sonra ayaklarla yapılan kıpırtılar ve ileridelki sekme çökme işleri baharı ve yazı, sonbahar ve bağ bozumu ise çılgınca zor hareketler,

Birdenbire bu detaylı anlatıma ne lüzum var diye 3Y bilincim şaha kalktı ,tamam sevgi tezahürü falan anladık da diğer ayrıntıya ne lüzum var,

Burada özellikle yazılarımda aktüel konuları ortaya serip yar bana bir eğlence diyen zihnimin sathi bakan tarafından çok sorgulayan ve verilen bilgilerdeki derin manaları anlamaya çalışan örneklemeler yapıyorum,

Zira bilgi alanının derinliklerine işlenmiş bilgilerin büyük kısmı baştan kaotik gibi gelen ama derinlerde olayların başka yüzlerini de gösteren genişletici idraki çoğaltıcı zenginlikler de ihtiva eder,
Mesela şu alttaki diğer konuyu projekti açan bilgi gurubuna bakın lütfen evvel okuyun ,ilk cevap,

"Kertenkeleler.dolaylı yoldan "şeklinde  belirsiz,

Cevabını tatminkar bulamayan celse sorgulayıcı dostların daha geniş malümat almak için yaptıkları diğer soru ve verilen cevabı inceleyin konu sorgulamanın detayına girince nasıl tamam hale geliyor,ikinci cevap daha derin,

Hitleri aldatmak için "Projekte edilen insan türü varlıklar ilhamlı büyük Ari ruhları,"

Buradan KH güçlerinin bir insanı nasıl aldattıklarına dair bir metodu da görüyorsunuz ,dinleri monoteizmi yaymaya çalışan peygamberlere ve bir çok insanlarca kutsal görülen gurulara yaptıkları manipülasyon tekniklerini de, hatta benim gibi ağzı açık ayran budalası gibi ruhsal arayışlara fazla sorgulamadan girip bazı kuruluşlara geçici  takılı kalanlara,

Neden bu şekilde izaha başladım,

Konuları böyle detaylı açmaya çalışırken başka şeyler önüme dökülüyor ve sebepleri hakkında idrak getiriyor,

KH vari olduğunu sonradan anladığım bir vakıfta böyle üst görev aldığımda bana o son derece güya cafcaflı ve değerli tutulan kısımda evvelce çalışmış kişilerin büstler şeklinde vizyonları sırayla gösterildi bir kısmı sarıklı sakallı eski insanlar bir kısmı profosör görünümlü bilim adamları ve beni kutladılar evet vizyonda , aldığım o görevle emin ve gururlu bir tavıra büründüm yani geçici olarak aldatıldım,

Ta ki bir sebeple ayrılıp neden böyle ayrıldım deyip boşta sersem sersem arayışa devam ederken K. celselerini büyük bir sadakatle ve safiyetle tercüme eden Bozadi gibi kıymetli ve kadim sandığım Tiversonus ve diğer dostlara ve onlarla beraber olduğum sitelere rastlayana kadar,

Bunları şimdi şu anda tam idrak ettiğim için belirtiyorum,ilginç..
Gerçekten o vizyonlara ait sorgulamalar bana şu ana kadar  kesin bir cevap verememişti, olanlara gördüklerime başka yakıştırmalar yapıyordum,

--------------------------------------------------------------------
S: (L) Adolf Hitler, yaptığı şeyleri yaparken hangi etki altındaydı? Onu yönlendiren şey neydi?
C: Kertenkeleler. Dolaylı yoldan.
S: (L) Onu etkilemek için hangi bağlantıları kullandılar?
C: Projekte edilen insan türü varlıklar, ilhamlı büyük Ari ruhları.
--------------------------------------------------------------------
S: (L) Kaç düzey ve türde kaçırılma var?
C: Altı.
S: (L) 3'üncü düzey nedir?
C: Bilincin "alfa" durumuna getirilmesi.
S: (T) Perde anılar mı yani? (Ç.N.: "Perde Anı" ya da "Perdeleyici Anı" [Screen Memory], bu cümledeki haliyle, negatif dünyadışılar tarafından kişinin belirli bir negatif etki altında tutulması sırasında o kişinin bu olayı olduğundan daha olumlu ve hatta tamamen olumlu birşey olarak algılamasını sağlamak üzere kişinin zihninde uyandırılan veya projekte edilen düşünce veya görüntüler. )
C: Yakın.
S: (T) Yani gerçekte olandan başka birşey görüyor oluyorum, öyle mi?
C: Evet ama çocukluktaki gibi fiziksel değil.
----------------------------------------------------------------------

S: (L) Zaman yolculuğunun nasıl gerçekleştiğini öğrenmek istiyorum.
C: Karmaşık.
S: (L) O zaman bir ipucu verin.
C: Zaman döngüsü kavuşumunu değiştirmek için atomik yapının elektromanyetik olarak düzenlenmesi yoluyla boyutötesi transfer.
S: (L) "Siyahlı Adamlar" (Men in Black) olarak tanımlanan kişiler kim?
C: Kertenkele projeksiyonları.
S: (T) Yani sadece bir görüntüyü mü projekte ediyorlar?
C: Evet.
S: (T) Yani Siyahlı Adamlar fiziksel bakımdan gerçek değiller?
C: Kısmen doğru. Bu teknolojiyi bilmiyorsunuz ama isterseniz tanımlayabiliriz.
S: (L) İsteriz. Lütfen tanımlayın.
C: Pekala. Hazır olun. Önce zamanda "yolculuğu" biraz daha tanımlamamız gerekiyor çünkü iki kavram birbiriyle yakından ilişkili. İlk adım yapay olarak elektromanyetik bir alan oluşturulmasıdır. Bu, gerçekliğin boyutları arasında bir kapı açar. Sonra, gerçeklik iliştirme kanalına erişim için katılımcının düşüncelerini kanallaması gerekir. Sonra da enerjiyi uygun boyut köprüsüne odaklaması gerekir. Elektronlar doğru frekans dalgasında düzenlenmelidir. Bunun ardından tüm yoğunluk seviyelerindeki algıları dengelemek için boyut "perdesi" içinden üçlünün gönderilmesi gerekir.
S: (L) Üçlüyü açıklar mısınız?
C: Üçlü şu şekildedir: 1. Madde, 2. Enerji, 3. Gerçekliğin algılanması. İşte böyle millet.
--------------------------------------------------------------------------
S: (D) Sanırım sorduğu şey şu; eğer telepatik olarak iletişim kuruyorsan... (D) 4. yoğunlukta... (L) Ve eğer zaman yoksa, şimdi olan olaylarla
daha sonra olan olayları nasıl ifade edersin? (J) Sıralama nasıl oluyor?
C: Çeviri.
S: (D) Çeviri mi? Tamam, kastettiğim şeyi açıklayayım. Örneğin 1907'de olan birşeyden bahsediyoruz...
C: Bu şekilde yapılıyor.
S: (T) Çeviri yoluyla yapılıyor. Deneyimi mi çeviriyorsun?
C: 4'ten 3'e ve tersi.
S: (L) Diğer bir deyişle, film yapmak gibi birşey. (J) Doğrusal düşünce süreçleri kullanılıyor mu? Yani doğrusal ve eğrisel?
C: Yalnızca 3Y ilüzyonunun bir parçası.
S: (L) Yani eğer bir 4. yoğunluk varlığıysan, herşey bir şekilde oluyor, herşey eşzamanlı ve eğer bunları tartışmak veya aktarmak veya bu
birleşik boyutun herhangi belirli bir yönü üzerinde odaklanmak istersen bu deneyimleri bir şekilde 3Y'ye projekte ediyorsun...
C: Yakın.
S: (L) ...tıpkı bir film gibi.
C: Ama oraya gidene kadar tam olarak anlamayacaksınız.
S: (T) Yani bu noktada, 3Y'de tam olarak kavrayabileceğimiz bir kavram değil?
C: Bir köpek soyut matematiği kavrayabilir mi? Anladınız.
S: (L) Yani berbat durumdayız! Ve bu adamlar da bir anlamda bizimle oyun oynuyorlar...
C: Subjektif.
S: (T) Berbat bir durumda olup olmadığımız mı subjektif?
C: Evet.
S: (T) Ben de tüm bunların berbat durumda olduğumuz anlamına gelmeyeceğini söyleyecektim... (L) Nasıl bir durum içinde olduğumuza baksana. Bu zaman döngüsünden çıkmanın tek yolu başka bir yoğunluğa geçmek mi? Diğer yoğunluklarda da böyle bir döngü var mı?
C: Hayır.
S: (L) Diğer yoğunlukta böyle bir döngü yok mu?
C: Yogiler bunu yapabiliyor.
S: (L) Yogiler bunu yapabiliyor... (T) Zamanı aşabiliyorlar. (L) O zaman şunu sormak...
C: Fizikselliklerini kontrol altına alış biçimleri.

----------------------------------------------------------------------
S: (L) Bir celsede özgür iradenin, yaratılıştaki en önemli bilinç yasası olduğunu söylemiştiniz. Neden özgür irademizi kullanıp kaçırılmayı ve üzerimizde deneyler yapılmasını reddedemiyoruz?
C: Kaçıranlar özgür iradelerini kullanıyor.
S: (L) Neden onların özgür iradesinin bizim özgür irademiz üzerinde bir önceliği var?
C: Neden sizin özgür iradenizin 2'nci ve 1. yoğunluk varlıkları üzerinde bir önceliği var?
S: (L) Bir başka celsede, havuzumun üzerinde gördüğüm bir UFO'nun, bir "çoklu gerçeklik projeksiyonu" olduğunu söylemiştiniz. Bunu daha basit bir şekilde nasıl ifade edersiniz? Gerçek bir araç mı gördük yoksa projekte edilen birşey mi?
C: Zihnin sana kullanmak için verildi, biz ipuçlarını veriyoruz.
S:  (L)  Çoklu  gerçeklik  mi?  Bu  olayda,  mekan/zamanda  3.  yoğunluk  ile  4.  yoğunluk  arasında  bir  birleşme  oldu.  Onlar  muhtemelen  4.yoğunluktaydı ve biz de 3'üncüde ama evimin etrafındaki alan bir çoklu gerçeklik istasyonu olarak şekillendiği için böyle bir olay oldu, doğru mu?
C: Bravo!

----------------------------------------------------------------------
S: (L) Pekala, geçen hafta celseyi sonlandırmadan önce Kurtuluş Günü adlı film hakkında bir soru sormuştuk ve bunu daha sonra sormamız söylenmişti. Bu filmle ilgili önemli bir şeyler olabileceğine dair bir ipucuydu bu sanırım. Tam olarak ne sorduğumu hatırlayan var mı? (T) Kurtuluş Günü filminin herhangi bir önemi var mı?
C: Elbette.
S: (L) Bu filmi yapanların temel niyeti neydi? Aktarmaya çalıştıkları temel mesaj neydi?
C: Dünyadışı varlıklar kavramıyla ilgili düşünce kalıpları aşılamak.
S: (L) Dünyadışılar kavramıyla ilgili düşünce kalıpları aşılamaya çalıştılar. Bu filmin yapımında özellikle dünyadışı varlıklara vurgu yapma eğilimi mi vardı?
C: Eğilim?
S: (L) Yani insanların aklını karıştırmak için dünyadışıları doğru olmayan bir şekilde sunmayı mı istediler? Onları aşırı biçimde korkulacak ve savaşılması gereken, tamamen zıt varlıklar olarak gösterip gerçek dünyadışılar ortaya çıktıklarında negatif görülmemelerini sağlamak mı istediler?
C: Fikir aşılama.
S: (L) Fikir aşılama. Yani yalnızca kavram, genel olarak dünyadışı varlık kavramı. Tamam...
C: Daha büyük bir projenin parçası.
S: (L) Peki bu proje nedir?
C: "Uyandırma Projesi" deniyor. (ç.n.: Project Awaken)
S: (L) Peki bu projenin ardında veya başında kim var?
C: Pek çok.
S: (L) Başlıca grup, gruplar veya bireyler kim? Bize bireylerden bahsedeceğinizi sanmıyorum, sadece gruptan bahsediyorum.
C: Thor'un Panteumu. (ç.n.: Thor's Pantheum)
S: (L) Thor'un Panteumu nedir?
C: Aydınlanma frekansı mezuniyet transferi için seçilmiş adaylar.
S: (L) Aydınlanma frekansı mezuniyeti nedir?
C: Düşün!
S: (L) Aydınlanma frekansı mezuniyeti... Yani seçilen adaylar...
C: Kendini açıklıyor.
S: (L) Bu grup KH mi yoksa BH mi?
C: Her ikisi.
S: (L) Tamam... (T) Birbirlerine karşıt olarak mı çalışıyorlar?
C: Hayır.
S: (T) Birlikte mi çalışıyorlar? İki taraflı mı?
C: Hayır.
S: (J) Birbirlerinin farkındalar ve bunun üzerinde çalışıyorlar, öyle mi?
C: Evet.
S: (J) Birbirlerine saldırıyorlar mı? (L) Hayır, sanırım farklı bir durum...
C: Bu konu hayal edebileceğinizden çok fazlasını kapsıyor.
S: (L) Hayal edebileceğimizden çok daha karmaşık bir konu... (T) Bunlar kim? Thor'un Pantemu? Adaylar... Bu filmin arkasındaki grup...
C: Ari psişik projeksiyoncular ordusu.
S: (L) Bu Thor'un Panteum'unun seçilmiş adaylarından çok daha açıklayıcı! Bir psişik projeksiyoncular ordusu. (L) Peki projekte ettikleri şey nedir?
C: Kendileri... Doğrudan insanların zihnine.
S: (T) Doğrudan insanların zihnine... Bu bayağı eğlenceli olmalı! (L) Doğrudan insanların kafasına yapılan bir projeksiyon. Yani insanlar bu projeksiyonlara maruz kalıyor, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Kendilerini birinin zihnine projekte ettiklerinde o kişi ne algılıyor?
C: İlham.
S: (L) Birşey yapmayla ilgili bir ilham mı?
C: Evet.
S: (L) Birşey yapmayla ilgili bir ilham...
C: Ve...
S: (L) Belirli bir anlama ve algılama şekli ve birşeyler yapma...
C: Evet.
S: (J) Ve birşeye inanmaları için mi? (L) Evet. Peki bu orduda kaç kişi var?
C: 1.6 milyon.
S: (L) İnsanların beynine bu projeksiyonu nereden yapıyorlar?
C: Çoğunlukla yeraltından.
S: (L) Yeraltından... Yani bunlar tünellerdeki, yeraltı üslerindeki ve bu tür yerlerdeki insanlar. Peki 3. yoğunluk mu yoksa 4'üncü mü?
C: Her ikisi.
S: (T) Önceki bir soruya dönmek istiyorum. Eğer insanların doğrudan beynine belirli ilhamları projekte edebiliyorlarsa filmin anlamı ne?
C: Hayır, yanlış anladın. Bu çok yoğun bir faaliyet. Yüksek seviyeli yaratıcı güçleri etkilemeye yönelik.
S: (T) Yaratıcı güçlere karşı mı? İnsanlar sürekli bu filmden bahsedip duruyorlar. Son yıllardaki herhangi bir filmden çok daha fazla tekrar izlenen bir film. İnsanlar bu filmi on-yirmi kere izlemiş! (L) Bu filmde subliminal mesajlar var mıydı? İnsanların zihinlerindeki birşeyleri açan? ...
C: Elbette.
S: (L) Peki bu filmdeki subliminal unsurlar daha fazla bir açıklık meydana...
C: Sizin için değil, diğerleri için.
S: ... (L) Bizi bu etkilere karşı bağışık kılan şey nedir?
C: Çünkü o bilgilere zaten sahipsiniz.
S: (T) Film bize yönelik bir film değildi; biz bununla ilgili bilgilere zaten sahibiz. Bu film yalnızca bu konularda bir farkındalığa sahip olmayanlara yönelikti.

----------------------------------------------------------------------
S: (Madara Horseman) K'lar, HAARP sisteminin şiddete yönelten belirli düşünce kalıpları uygulamaya çalıştığını söyledi. Ayrıca düşünceler ve elektromanyetizma arasında bağlantılar olduğunu da belirtmişlerdi. Öyleyse soru şu: Malum güçler elektromanyetizma yoluyla bir şekilde bir düşünceyi mi kaydediyor yoksa birinin düşüncesini bir şekilde tekrar tekrar güçlendiriyor mu?
C: Projekte ediyor.

----------------------------------------------------------------------

Projekte konusu üzerine oldukça fazla alıntı,daha var fakat doldurmayacağım,

Projekt olayını ve buna benzer düşünce ve bildiklerimizin üstündeki bu tip olguları okuyup biraz anladık zannedip ilerde 4Y a kavuşunca daha iyi anlarız deyip zihnimizin depo kısmına atıyoruz ama üzerinde yoğunlaşmadan çekiniyoruz,

Bu tip izah bekleyen çok şey var bizce imkansız gibi gelen,
Oysa yaşamımımızın bu yakın zamanlarında elimizin altındaki bazı cihazlarla zaten bunu kolayca burada şimdi yapabildiğimizi fark ettim,

Air Play işi,

On sene evvel ve benim bilgisayar kapasitemdekiler için düşünülemeyecek uygulaması imkansız bir olaydı,

Ama şimdi 5 yaşındaki çocukların bile sık sık kullandıkları bir olay,
Önündeki video yu yine önünde başından ayrılamadığımız Tv e projekte etmek, mekanizması için nasıl bir elektriksel ve EM bazlı silikon bazlı devreler ile yapılıyor uzmanlığını bilmiyoruz,

Esasta radyo dalgalarının, resimlerin Tv e  aktarma işlerinin uzun zamandır icat edildiğini ve uygulandığını etraflıca düşünmeden kabul etmiş yaşıyoruz ama bu Air Play işi artık bana şu projekte etme işleminin nasıl kolaylıkla yapılabildiğini göstermekte,

4Y de hazırlanan tasarlanan şablonların hazırlanan fikirlerin düşüncelerin veya buna benzer unsurların bir madde yaratma sahası olan dünyamıza nasıl adapte edildiğini gönderildiğini, gösterdiğini rahatlıkla izah eden 4Y vari bi teknolojik uygulama,

Kısaca "şol balıklar derya içindeler deryayı bilmezler.."

Zira bedensel yapımızda son derece komplike yapıda Von Economalar ile izah ettiğimiz detaylı oluşumları da ihtiva eden bir radar alıcı verici beyin dediğimiz nöron yapılaşması var ayrıca her hücremizdeki proteinin birer anten taşıdığını bilmekteyiz ve bu yolla mükemmel bir helezonik yapıda olan o alıcı verici kabiliyetle bir çok imkansız dediklerimizi şifreleri çözüp yaparak işleyen harikulade yapıdakı DNA mız var,

Kurtuluş günü filmi özeti,

"Özet
2 Temmuz'da dünyanın her yerindeki komünikasyon sistemleri, tuhaf bir atmosfer olayı sonucu bozuluverir. Hemen sonrasında silahlı kuvvetler tarafından, devasa nesnelerin dünyaya doğru yaklaşmakta olduğu açıklanır. İlk başta meteor olduğu düşünülen cisimlerin esrarengiz uzaylıların kumandasındaki dev uzay gemileri olduğu ortaya çıkar.
Uzaylılarla her türlü iletişim denemesinin başarısız olmasının ardından, şimdi kablo teknisyenliği yapan eski bilimadamı David Levinson, uzaylıların bir günden daha kısa süre içerisinde dünyanın önemli noktalarına büyük bir saldırı gerçekleştireceğini farkeder.
Temmuz'un 3'ünde, uzaylılar gerçekten de New York, Los Angeles ve Washington'a saldırı düzenlerler. Hayatta kalanlar konvoylar halinde Area 51 adındaki, hukümetin tuhaf test alanına doğru yola koyulurlar. Dedikodulara burası ordunun kendi başına ele geçirdiği bir uzay gemisini de barındırmaktadır. Hayatta kalanlar uzaylılarla savaşmak üzere bir plan yaparlar. 4 Temmuz tüm insanlığın kurtuluş için savaşacağı gün olacaktır."


Ayrıca "Yaratmanın Seyri" yorumumda bolca işlediğim bölümden Ruhların Yolculuğu bilgisi ile ilgili ufak bir kısım aktaracağım,maksadım ,
4Y a ulaşmış yani madde beden duygusal ve sair prangalarından kurtulmuş DNA sındaki o gücü rahatlıkla kullanabilen ve projekte işini rahatlıkla gezegenimizde yapabilen bir deneğin söylediklerine bakalım,

"Dr. N: Şimdi ben bir toparlayayım ve eğer yanlışım varsa lütfen düzelt. Fiilen hayat yaratmada yetkinleşen bir ruh hücreleri bölebilmeli ve DNA'lara talimat verebilmelidir ve bunu protoplazmaya enerji parçacıkları yollayarak yapar, öyle mi?
D: Bunu yapmayı öğrenmemiz zorunludur, evet, onu bir güneşin enerjisiyle koordine ederek.
Dr. N: Neden?
D: Çünkü her güneşin etrafındaki dünyalar üzerinde farklı etkileri vardır.
Dr. N: Peki, bir güneşin bir gezegene kendi enerjisiyle doğal olarak yaptığı bir şeye girişim yapmak niye?
D: Bu girişim değildir. Yeni yapıları inceleriz... mutasyonları... bu şekilde izler ve neyin uygulanabilir olduğunu görürüz. Maddeleri değişik güneşlerle en etkin kullanıma göre ayarlarız.
Dr. N: Bir gezegende bir hayat türü evrimleştiği zaman, seleksiyon ve adaptasyonun gerçekleşmesinde mevcut koşullar doğal mıdır, yoksa zeki ruh zihinlerinin olan bitene katkıları var mıdır?
D: (baştan savarcasına) Hayatı misafir eden bir gezegen genellikle ruhların izlemesi altındadır ve yaptığımız her şey doğaldır.
Dr. N: Ruhlar erken evrelerdeki bir dünyada milyonlarca yılda evrimleşen biyolojik gelişim niteliklerini nasıl izleyebilir ve etkileyebilir?
D: Zaman bizim için yeryüzündeki yıl hesabı gibi değildir. Onu deneylerimize uyacak şekilde kullanırız."

****
"D: Hayır, dediğim gibi, benim işim bana verilenleri karıştırarak.., şeyleri dönüştürmek. Enerjimin frekansıyla ve dozajlarıyla oynayarak... ustalık istiyor ama çok karmaşık değil...
Dr. N: Karmaşık değil ha! Bu şeyleri doğanın yaptığını düşünüyordum.
D: (gülerek) Sen doğanın kim olduğunu zannediyorsun?"

Var oluştaki birliğin hiç bir ünitesi ayırımı kabul etmez, oluşan her şey birliğin tezahürüdür, rollere bürünmüş her bir kırıntı yaratım işinde devreye girer,

Bunu bu bireysellik ortamında bir kabul edebilsek, o da kendi yetersizliğimizin KH tarafından inşa edilmiş indirgenmiş DNA yolu ile yaptıklarına bilirsek inanırsak olur,

Evvelce çok aktardım ve vurguladım Yaratmanın Seyrini iki bölümde verdim tekrar işaret ediyorum ,ilk defa okuyanların ilgisini çeker sanırım,
https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=36#27363

Ara..


sybleman

#1542
Tgur abi eline sağlık, linkteki bilgileri de okuyorum. Bu arada geçmiş olsun, umarım daha iyisindir.

Biraz uçuk olabilecek bir teorim var, sizce çok mu tuhaf bir çıkarım mı olur? Doğru olma ihtimali olabilir mi???

Mevzu şu. Ya 4kh daki oryonlular biz isek? Humanoid olduklarını biliyoruz. Şunu da biliyoruz, zaman bir ilüzyon. Nasıl üstbenlik bh ile bağlantımız var ise. Aynı anda kh olarak devam etme olasılığımızın da şuanda mevcut olduğunu düşünürsek.

Zamanı hep şöyle algılıyorum. Sonsuzluk işaretini düşünürsek ortadaki nokta şuan. O anı yaşıyoruz. Ve gelecek ve geçmiş olasılıklar sonsuz. Öyleyse gelecekteki bizle iletişim kuruyorsak, bu hep bh hem de kh halimizle de bağlantıdayız demek değil midir?

S: (L) Ben de öyle düşünmüştüm. Herşeyin döngüsü var. Son zamanlarda rüyalar hakkında pek çok kişi mesaj yolladı. Gökyüzünden bizim
gerçekliğimize giren varlıklarla ilgili rüya gören pek çok kişi var sanırım. Pek çok garip şeylerle ilgili rüyalar.
C: Varlıklar herzaman gelip gidiyor. Asıl önemli olan insanların farkındalığının artışı.
S: (L) Diğer bir rüya konusu da takip edilme, saldırılma, aileden koparılma, konsantrasyon kamplarına konma gibişeyler.
C: Hepsi olası gelecekler. Sadece bekleyin ve görün. Sizin fiziksel araçlarınızı yeni bir "modelle" değiştirme planları olan dünyadışı bir ırk var.
S: (L) Eski modelleri ne yapacaklar?
C: "Emekli edecekler."
S: (T) Hangi ırk bu?
C: Oryon KH.
S: (L) Neandertallere olan şey bu muydu?
C: Evet!
S: (L) Neandertaller bir süre dünyada yeni modelle, yani kro-magnon'la veya hangisiyse, o türle birlikte yaşamaya devam etmişler gibi
görünüyor.
C: Bazıları.
S: (L) Neandertal "yeni model"le ne kadar süre birlikte var oldu?
C: 233 yıl.




S: (L) Peki Oryonlar tarafından yönetiliyor veya manipüle ediliyorlar mı?
C: Evet.
S: (L) Bu yönetici Oryonlar başka yoğunluklardan mı?
C: Evet ve hayır.
S: (L) Anlamadım. Bazıları 4'üncü bazıları da 3. yoğunluk mu?
C: İnsan türleri "çift yoğunluk."
9 Haziran 2009
S: (J) Bir keresinde çift yoğunluklu varlıklardan bahsetmişlerdi. 4. yoğunluk varlıklar ile 3. yoğunluk varlıklar arasındaki melezler gibiler
denmişti. Yoksa bu tür birey genetik olarak gelişmiş bir insan mı aslında?
C: İnsanlar bir zamanlar "çift-yoğunlukluydu." Ve bazıları doğal şekilde tekrar olabilir. 4 KH "üretimi" olanlar da benzer nitelikte. Onları
motoru güçlendirilmiş bir tür OP olarak düşünün.


Sizce de bu bağlantı tuhaf değil mi??

Bu olasılık olabilir mi? İki gelecek olasılığımız da kendi gerçekliklerine doğru yol almamız için bizi yönlendirmeye çalışıyor olabilir mi? Biz kutuplaşmamızı değiştirdikçe, etki aldığımız bağlantılı üst benlik de değişiyor olabilir mi? Yani daha çok bh'a yaklaştıkça daha çok BH üst benliğimizden kontrol alıyoruz. KH'a doğru dönersek ondan yönlendirme alıyor olabilir miyiz??

Çok mu uçuk bir teori oldu?

Ya böyleyse ve K'lar bize söylemişse aynı isanın sezar olduğunu söylememiş oldukları gibi.

sybleman

#1543
Sanırım farklı bir konuya girdim. Bu tezim doğru mu değil mi bilmiyorum ama sabahtan beri kulaklarımda çınlama durmadı, sağ sol sürekli. Başıma gelmeyen iş de kalmadı. Çok tuhaf.

Ya çok kurcalama demek istiyor, ya da kurcalarsan sonunda bir bilgi açılacak demek istiyor ama bu bilginin doğruluyla ilgili değil sanırım. Belki ulaşacağım bir nokta var.


Oryon'un insanların ilk yaratıldığı yer olduğu bilgisi geçmişti.

S: (L) Bize Kertişlerin görünümünü tanımlar mısınız?
C: Yüzlerinde bazı hümanoit özellikler bulunan, arka ayakları üzerinde dik duran timsahlar.
S: (L) Kertişlerin asıl olarak dünya gezegeninde evrimleştiklerini duymuştum, bu doğru mu?
C: Hayır. Ne onlar, ne de siz.
S: (L) Siz derken insanların ilk prototiplerini mi kastediyorsunuz?
C: Bütün prototipler.
S: (L) Bu prototipler diğer gezegende geliştirildiği sırada ruhları var mıydı?
C: Sonradan eklendi.
S: (L) Diğer gezegendeki o prototiplerde hangi ruhlar bulunuyordu?
C: Aynı.
S: (L) Yani ruhların fiziksel hayata girmelerini betimleyen 'Lüsifer'in Düşüşü' efsanesi aslında bu diğer gezegende meydana gelen bir olaydı,
öyle mi?
C: Evet

Peki ya kertişler de oryonluların deneyleri sonucu insan prototipi ve hayvan dna sı denemeleri sonucu ortaya çıkan bir tür ise. Mısır tanrısı sobek gibi bir görüntü düşünürsek. Timsah yüzlü insan gibi.

"Sobek, bazı efsanelerde Nil'ten Horus'un dört oğlunu bir lotus çiçeğinden ağa yakalayarak çıkardı. Horus'un oğulları karaciğer, mide, akciğerler ve bağırsakların koruyucularıydı. O genellikle Horus'la yakından ilişkiliydi. Bazen doğduğu zaman Horus'u kurtarmaya yardım ettiği belirtildi; Horus, Horus'la da ilişkiliydi, çünkü Horus, Set onları yeryüzüne saçarken babası Osiris'in parçalarını almak için bir timsah haline geldi."

Lotus çiçeği, reankarnasyon simgesi. Horus'un oğullarını lotus çiçeğinden çıkarmış, ağa yakalayarak. Yani o reankarne olan ruhları tespit etti.

Ki Mısır'da böyle bir gelenek varmış. Firavun'lar kız kardeşleriyle evlenirler ve gelen çocuğun kimin ruhu olduğunu bilirlermiş. Çocuk dünyaya gelmeden onlara görünürmüş.

Kulağım çınlamaktan fena oldu. Sanırım bir kurtçuk kavanozu açmış olabilirim kendime. Bakalım ne çıkacak.

Peki kertişleri Sobek ile benzetirsek, onu o türün simgesi gibi görürsek. Belki de enkarnasyon ile gelen KH yönelimli kişileri tespit ediyorlar. O kişiler onların ruhları. Onları tespit edip bu dünyada onlar üzerinde çalışıyorlar.

Aslında evet bu bildiğimiz bir bilgiydi. Bunu yapıyorlar zaten. Ama demekki bizim KH olma ihtimalimizi görebilmeleri için gelecekteki KH biz olmaları lazım. Bu geleceği nasıl görüyorlar? Düşünsenize 6bh dan gelen ruhları düşünün. Amaçları neydi, dünyanın frekansını yükseltmek. 6bh'dan gelip bunu yapıyorlarsa aynı şeyi 6kh dan da yapmış olamazlar mı? Olamazlar, bununla ilgili Ra'da bir bölüm geçmişti, KH yolunu seçen kişi tekrar bedenlenip bu riske girmez diyorlardı. Onlar da tespit ettikleri kendi KH versiyonu olma potansiyeli olan kişilere çalışıyor olabilirler.

İlginç olan bir fikir daha geldi şuanda. Tamamen saçmalıyor da olabilirim.

4y de dünya diye bir şey olmayacağını biliyoruz. 4kh olma ihtimali olan insanları büyük ihtimalle bir gezegene götürecekler ve orada kh yolunda devam etmeleri sağlanacaksa. Lineer bakış açısısıyla o gezegende 4kh'a yükselecek, 6kh'a doğru gidecekler.

Zamanı ilüzyon olarak düşünürsek şuanda 4kh-6kh da da mevcut bizler var olabilirler. Farklı bir gezegende farklı bir düzlemde. Ki 6kh olunca zaten gezegensel bir oluşuma ihtiyaç kalmıyordu sanırım. Yani oryon olarak tanımladıklarımız ya dünyadan giden kh yönelimli insanlarsa ???

Ya kertişleri insanlar meydana getirdilerse. Ve onlar da 4kh'a o bedenle yükseldilerse.

C: Size ayrıca "Amerikan Yerlilerinin" Avrupalılarla yaşadıkları deneyimin de mikrokozmik bir önizleme olabileceğini söylemiştik. Ayrıca, 3.
yoğunluk dünyanın 2. yoğunluk dünyaya yaptıkları da ipuçları sunuyor olmalı. Diğer bir deyişle, özel değilsiniz, bakış açınızın öyle olmasına
rağmen. Dünya insanlarının 4. yoğunluğa çevrilmesinden sonra da Oryon 4. yoğunluğun ve onların müttefiklerinin sizi "orada" kontrol
etmeyi umdukları konusunda da sizi uyarmıştık.
Şimdi tüm bunları birleştirince ne görüyorsunuz? Şimdiye kadar en azından şunu anlamış olmanız gerekiyor ki, önemli beden değil, ruhtur.
Diğerleri sizi genetik olarak, ruhsal olarak ve psişik olarak beden-merkezli olmaya yöneltti. İlginçtir ki, 4 BH'den 6 BH'ye kadar olanların
tüm çabalarına rağmen "bu perde hala kalkmış değil.


Şimdiye kadar en azından şunu anlamış olmanız gerekiyor ki, önemli beden değil, ruhtur.
Diğerleri sizi genetik olarak, ruhsal olarak ve psişik olarak beden-merkezli olmaya yöneltti. İlginçtir ki, 4 BH'den 6 BH'ye kadar olanların tüm çabalarına rağmen "bu perde hala kalkmış değil.

:)



S: (L) Piramit metinlerinin odağı gibi görünen "Ağzın Açılışı" seremonisi, yani bu kitabın yazarlarının piramitlerin oluşturulma nedeni olarak
gösterdiği bu ritüel neydi? Belirli bir gün ve zamanda, yıldızlar uygun şekilde hizalandığında, ölen kralın piramide götürüldüğünü,
mumyalandığını, ayağa kaldırıldığını, ve oğlunun ve halefinin onun ruhunu özgür kılmak, hava bacalarından geçip Oryon'da bir yıldız
olabilmesini sağlamak için bir aletle onun ağzını açtığını anlatıyorlar. Sanırım bunu cevaplayamazsınız.
C: Hayır.
S: (L) Ölen Osiris'in Ağız Açma ritüelinin, oğlu Horus tarafından demir bir keserle yapıldığı söyleniyor...
C: Ruhların birleşmesi, veya en azından umulan şey buydu.
S: (L) Bu ritüel neden bu özel olarak belirtilen demir keser ve Horus'un dört oğlunun "demir parmakları"yla yapıldı?
C: Eğer iletmiyorsa, demir ne yapar?
S: (L) Demir aynı zamanda mıknatıs olabilir ve mıknatısların kutupları vardır. Lotus çiçeği veya dört oğul neyi temsil ediyordu?
C: Açık.

Az önce değindiğim lotus ve 4 oğul. 4 oğul ne acaba? Ağzın açılışı teorisi de aslında dediğimi doğruluyor. Ruhun tekrar ait olduğu Oryon'a dönmesini istemişler. Demekki Mısır uygarlığındaki bu ilk firavunlar, Oryon'dan enkarne olan ruhlardı. Piramitleri de vücutları yeterliliğini yitirdiğinde ruhu geri döndürmek için kullandılar. Ama bunu nasıl tercih ettiler acaba? Üst seviye KH'da bu çok riskliydi. bu riskli görevi almışlar demek ki. Yanlız benim tahminim bunu ölmeden önce yapmaları lazımdı, ölen bir kişinin ruhuna müdahale edilemez. Gümüş kordon güvenlidir. Ruh merkeze geri döner. Demek ki ölmeden önce ruhunu transfer edebilmek için piramitleri kullandılar.

Ama sanırım teorim doğru olabilir. Mısır tanrıları oryonlular tarafından oluşturulan genetik tanrılardı, ve belki de bilerek o şekilde yapıldılar. İnsanları etkilemek için. Ve firavunlar da Oryon'dan gelen ruhlardı, onların enkarnasyonları. Farklı kişilerle evlenmiyorlardı, çünkü genetik değişirse, gelen bilinç farklı genetiğe sahip ruh parçalarını çekecekti ve görev yapılamayacaktı. Aynı genetik devam etmeliydi.

Atlantis'den gelenlerin Mısır'ı kuranlar olduğunu düşünürsek, demek ki belki de oryonluların müdahalesi mu-atlantis döneminde başlamış da olabilir. Botini kodex deki insanlar üzerinde yapılan deneyler, birleştirmeler vs. ile ilgili görsellerde, deneyleri yapanlar hep insansıydı. Hiç farklı şekilde yaratık vs. yoktu. Ne yaptıysak kendimize yaptık demek ki. Cennetten kovulma hikayesi de belki budur. Kendimizi ikna ettik. Bakın bedenli olabilirsiniz, arzular, eğlenceler, dünyayı keşfetmek var mı dedik acaba kendimize. Ve kendimizi gösterdik, bakın böyle olabilirsiniz mi dedik acaba? Böyle mi ikna ettik.


sybleman

#1544
Teorim üzerinden devam ediyorum.

S: (T) Yerlerini genişletmeleri gerekiyor! Kendilerine gösterildiğişekilde dediniz... (L) Onlara bu talimatları verenler kimdi?
(T) Yapıp oraya girmelerinisöyleyenler kimdi?
C: Kendilerini "Antareanlar" olarak tanımlayanlar. (ç.n.: "Antaresliler" (akrep takımyıldızındaki bir yıldız) olarak ifade edilmesi belki daha
uygun olur.)
S: (L) Peki Antareanlar kim?
C: Oryon hümanoit KH soyundan varlıklar.
S: (L) Oryon hümanoit KH soyu nedir? (T) Sanırım bu... (L) Yeni bir kavram bu. (T) Bunlar, bunlar... (V) Mutant Irk! (T) Evet!
C: Hayır.
S: (L) Peki Oryon hümonoit KH soyu nedir? [Kasetin burasında bazı kayıplar oluşmuş görünüyor. [] işaretleri içindeki sorular sonradan
hatırlanarak yazılanlar]
C: Oryon'dan gelen hümanoit KH ırklarından biri.
S: [Nazilerle nasıl bağlantı kurduklarıyla ilgili birsoru. Muhtemelen Hitler'i "yönlendiren" grupla ilgili birsoruydu.]
C: Teması Thule Topluluğu kurdu.
S: ["dünyayı kontrol altına almayı beklemeleriyle" ilgili bir soru]
C: Beklemek mi?
S: [tr'nin Amiral Byrd'in kutupta ne gördüğüyle ilgili bir sorusu olduğu kesin.]
C: Evet, ama Byrd peşine düştüğü şeyin yalnızca ayrık bir Nazi grubu olduğuna inandırıldı.
S: [o halde Byrd GERÇEKTEN birşey görmüş olmalı ve sonra da farklı birşeye saptırıldı...]
C: Evet.


S: (L) Oryon hümanoit KH soyu nedir? (T) Sanırım bu... (L) Yeni bir kavram bu. (T) Bunlar, bunlar... (V) Mutant Irk! (T) Evet!
C: Hayır.

Mutant Irk! Hayır!

KH olan insanlar ne yapmak isterdi? Onlar gibi düşünmeye çalışırsak, bireysel güçlerini geliştirmek isterdi. Daha güçlü olmak isterdi değil mi? Tule örgütü ile bağlantıya geçip ari ırkını ortaya çıkarmaya çalıştılar, çünkü genetikleri güçlüydü. Güçlü bir genetik beden elde ederlerse kendileri de bireysel yeteneklerini açığa çıkarabilirlerdi.

"C: Evet, ama Byrd peşine düştüğü şeyin yalnızca ayrık bir Nazi grubu olduğuna inandırıldı."

Zaten insandılar, kolaylıkla ayrı bir insan nazi grubu olduğuna inandırabildiler.


S: (L) Geçen celsedekisorum hakkında düşünüyordum ve şu şekilde sormak istiyorum: Hitler'in bir "Üstün Irk" yaratma konusunda üst
yoğunluk varlıklarından talimatlar aldığını söylediniz. Bu Germen "üstün ırkının" yaratılması için Ari genetik tipleri neden uygun görüldü?
C: Hem benzerlik, hem de Oryon 3'üncü ve 4. yoğunluk genetik neslinden en az sapmaya uğramış miras bağlantısı.
S: (L) Yani temel olarak kendileri gibi bir insan grubu mu üretmeye çalışıyorlardı?
C: Evet.


S: (L) Doğu ırklarını elde etmek için hangi genetik kombinasyon kullanıldı?
C: Doğulular efsanelerinizde "Lemurya" olarak bilinen bir bölgeden getirildiler. Dünya'nın o zamanki iklim ve kozmik ışın koşullarına iyi
uyum sağlayacak şekilde Oryon Birliği içindeki 7 genetik kod yapısının önceki bir melezlemesi yoluyla tasarlandılar.

Şimdi bu alakasız gibi ama insan türleri açısından da bakmak gerekirse. Geçen gün rüyamdaki eğitimlerde 7 kök soydan bahsettiler. Biraz inceledim Madam Balavatski de bundan bahsetmiş. Doğruluğundan emin değildim. Demek 7 kök genetik kod olayı var gerçekten de. Demekki oryon da zaten insan kodları vardı. Sadece melezleme yapıldı.

C: Lyra'da kalan yok. Tüm yerlerde evler olmuştur, fakat bazıları geçicidir ve bazıları ise değildir. Oryon'u dikkatle inceleyin! Bu sizin
soyunuzun evi ve nihai hedef konumunuz. Şimdi Oryon'un mutlak doğru profili geliyor: Samanyolu galaksisinin en yoğun nüfuslu bölgesidir!
3'üncü ve 4. yoğunluk alanına, onunla aranızdaki mesafe kadar geniş bir ölçekte yayılan bir bölgedir. Bu bölgede iskan edilen 3444
gezegen var. Bazıları sizin bildiğiniz gezegenler. Bazıları yapay olarak inşa edilmiş gezegensiler. Bazıları boşlukta süzülen ev-gemiler. Ve
bazıları da "uydu"lar. 2'nci, 3'üncü ve 4. yoğunlukların tümünde birincil evler, seyahat istasyonları ve kuluçka laboratuarları var. 5'inci ve
6. yoğunluklarda denetim bölgeleri var. Yaklaşık yarısı BH ve yarısı da KH. Başka yerlerdeki diğer pek çok kolonilerle birlikte, çeviri olarak
Oryon Federasyonu deniyor. Oryonlar, Grileri sibergenetik varlıklar olarak 5 türde yarattı ve onları Zeta Retikuli 1, 2, 3 ve 4'e ve Barnard
Yıldızı yörüngesinde dönen 2 gezegene yerleştirdi. Sürüngenimsiler de (ç.n.: reptilians / kertişler) 4. yoğunlukta Oryon bölgesindeki 6
gezegende kalıyor ve Oryon KH'nin köleleri ve hatta bazı durumlarda evcil hayvanlarıdır!!! "Oryon" adı bu bölgenin gerçek yerel adıdır ve
bu ad dünyaya doğrudan getirilmiştir. Paralellikler için "tanrı" Oryon efsanesini inceleyin.
S: (L) Oryon KH, şu kötü şöhretli kırmızı kafalı Nordik dünyadışılar mı?
C: Evet, ve diğer tüm hümanoit kombinasyonlar


Sürüngenimsiler de (ç.n.: reptilians / kertişler) 4. yoğunlukta Oryon bölgesindeki 6
gezegende kalıyor ve Oryon KH'nin köleleri ve hatta bazı durumlarda evcil hayvanlarıdır!!!

:) Siz bu kısımları okumuş muydunuz? Ben şimdi düşüne düşüne ulaşayım diye bu cümleye geldim de. Neyse aklın yolun birdir. Demekki doğru düşünüyorum. Çok da farklı değil.


C: 3'üncü ve 4. yoğunluk evreninizin bu kısmında, özellikle sizin "galaksinizde", İnsan tipinde varlıkların tek tabii mekanı Oryon olarak
bilinen bölgedir... bunun üzerinde düşünün! Tek yer değil, doğal merkez üs. Yeniden incelemeye en çok ihtiyaç duyduğunuz şey,
"dünyadışı varlık" verilerinizde doğru bir profil oluşturmak

Bu cevapları ile demişler ki :) Dünyadışı deyip durmayın. Onlar da insan :D :D Aynı yerden geldiniz, kökeniniz de aynı.

Bunları okuyup bu sonucu çıkarmam çok ilginç gerçekten arkadaşlar. Siz okuyup anlamış mıydınız. Ben mi yeni anlıyorum bunları.

Yani oryon kh da insanlar. Bizi cennetten düşüren de insanlar :D


S: (L) Oryonlar dediler. İkincil yaratıcılarımız Oryonlar mı? (RC) Onları getirenlerin Pleyadesliler olduklarını okumuştum. Ve İbraniler de
aslında Siryus'tan getirilen Huvidlerdi.
C: Şimdi sizin için bir şok edici geliyor... bir gün, 4. yoğunlukta, yeterli bilgiye sahip olduğunuzda, 3. yoğunluk evrenini tohumlama
geleneğini ve görevinisürdürmek soyunuzun bir misyonu olacak!!!

:D Ne diyebilirim ki. Zamansızlık boyutuna gittikçe oryonlular biziz arkadaşlar.  BH mı KH olacağız o mesele sadece. Onların yaptığı gibi genetik çalışmalar yapıp, yeni dünyaları nüfuslandırmaya çalışacağız yani.

Biz gidip bh nüfus oluşturucaz, sonra kendimiz gidip bakın kh da güzel deyip kandırıp insanları çeviricez, sonra uğraşıp dursunlar bakalım. Yükselmek nasılmış, kolay mıymış?[:D][8D]

Neyse uzatmayayım çok saçmaladım gerçekten de ya. Bütün çınlama buna mıydı. İyi de kötü de op de onu yöneten de biziz.

İnsan ruhu bir değil miydi? Biriz işte, hepsi biziz.