BH’leşmek için ne yapmak gerek?

Başlatan bozadi, 13 Eylül 2021, 13:45:15

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 7 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

sybleman

#165
Evet yüksek benlik kavramını ben de merak ediyorum.

K'lar şöyle demiş:
 
Alıntı YapS: (V) Yüksek benlik denen şey, ruh ve bilinçaltıyla aynı şey mi?
C: Evet

Sanki ben bunu bizim gelecekteki halimiz gibi düşünüyordum. Mesela bizim yaşadıklarımızı yaşamış, artık zamansız bir boyutta yeralan şuanki ruhumuz aslında.

Ve düşününce bütün ruhlar akaşik kayıtlara erişim elde edebildğine göre, bu olanak verildiğine göre. Belki o nedenle kendimize mesaj veriyormuş gibi, zamansız olan ruh, zamanı deneyimleyen parçasına bir mesaj vermek isteyebilir mi? Veya ondan bilgi mi alıyoruz, istemsizce.

Bu kavram bende tam oturmadı açıkçası. Hep gelecekteki ruh parçası gibi düşünüyorum.

Peki sizce yüksek benlik sadece pozitife mi yönlendirir? Belki gelecek KH olma yolunda gittik ve yüksek benliğimiz de tam olarak bir 4.boyut KH oldu. Belki de bizi o yolda yönlendiriyor olabilir mi?

Veya yüksek benlik dediğimiz şey 6 ve üstünde olan ruh parçamız mı?? Yani tamamen BH olur bu durumda.

sybleman

#166
Kendini yutan yılan tasviri vardır ya? O bana hep zamanı anımsatır. Bunun farklı anlamları da olduğu söyleniyor ama bana nedense zaman bu şekilde gibi geliyor.

Aslında düşünürsek diyelim ki gelecekteki benlik 4KH ama biz bir parelel gerçeklik yaratarak, BH olduk. Bu durumda yüksek benliğimiz de BH a mı geçmiş oluyor. Herşey aynı anda yaşanıyorsa, aynı andaki gerçeklikler de birleşiyor mu?

Belki de 4.boyut KH 'ın korktuğu şey bu. KH seçimi yapanların özgür iradelerini kullanarak BH'a doğru gitmesi. Bu durumda KH daki varlıkları yok olabilir. Bu da aklıma çok geliyor. Sebebi bu olabilir mi? Neden bu derece bir savaş sürsün ki?? Kendi mevcudiyetllerini korumaya çalışıyor olabilirler mi???

bozadi

#167
sybleman, Ra'ya göre Yüksek Benlik (YB) 6y'nin ileri aşamalarındaki bir BH varlığıdır. Ve evet, o bir bakıma gelecekteki bizdir. KH eğilimli bir 3y bireyinin veya bir 4kh veya 5kh varlığının kendi YB'siyle ilişkisi konusu çok ilginç bir tartışma konusu olabilir. Ra'da buna dair bazı soru-cevaplar vardı sanki. Müsait vaktimde onları bi tespit etmeye çalışıcam. Konuya o şekilde devam etmek daha iyi olur sanki.

arinmak

#168
sybleman ; 3b kh gezenindeki 3 khleriz. Hepimiz kh yiz , bh meyilli olmaya çalışıyoruz , 4bh mezun olmak istiyoruz ,
kh lik boyut atladıkça azalır , en son 6 nın başlarında var olur. 4-5-6 ilerlemek isteyen kh , kh kutbiyetini azaltıyor. rehberimiz ; bizi bh yönlendirmiyor , ilerlemek istediğimiz yönde bize rehberlik ediyor , 6 nın ilk yarısına ulaşan kh olsada hızlıca bh yönünde kutuplaşıyor , ileriki okumalarında , karşına çıkacak. ( pc uygun durumda olmadığı için o kısımları koyamıyorum )

bozadi , rehberini düşünmek , uyanıkken veya uyurken ,  daha fazla bilinçli , farkında , hatırlayıcı şekilde iletişim kurmayı düşünmek ... yakın zamandan beri alışkanlık haline getirmeye çalışıyorum , bir noktada çok daha rahat iletişim kurabilirizde , kuramıyoruz , oyun sahası bir eşitlensede daha çok eylensek
 

sybleman

#169
Çok merak ettim gerçekten. İlginç bir bağlantı olacak çünkü.

Laura ayna seasında buna benzer bir deneyim yaşıyordu sanki.

4bh varlığını görüyordu, ve onunla yakınlaşınca 6bh haliyle olan bağlantısının yaklaştığından bahsediyordu.

Bu 6.boyut ve geçiş durumları bana önceden izlediğim bir diziyi hatırlattı şimdi. Kitabı da vardı. The 100's.

Son sahnede yükseldikleri ve bir grubun yükselmekten vazgeçip tekrar dünyaya dönmesi vardı. Aslında ne kadar benziyor şuanda bölümler aklıma geldi de. Birkaç kez dünya nükleer felaket yaşıyor. Kalanlar dünya için savaşıyor. Yapay zeka ile mücadele ediyorlar. Zaman yolcuları var, son sınavdan bahsediliyor. Ve artık savaşmayı bıraktıkları anda yükseliyorlar.

Yükseldiklerinde tek bir bilince ulaşıyorlar. Sanırım buradaki bilinç 6bh örneği gibi bir yükselme oluyor. Direkt olarak.



sybleman

#170


bozadi

#171
Yüksek Benlik konusunu tartışmak için şöyle bir başlık açtım ve Ra'dan bazı alıntılar yaptım:

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=3363


bozadi

#172
Kendi üzerimizde çalışma bağlamında, kendi içimizde pozitifliğe odaklanma, onunla özdeşleşme yoluyla pozitifliğimizi ve böylece BH kutuplaşmamızı artırma çabasının bazen oldukça faydalı ve gerekli olduğunu tekrar tekrar gözlemliyorum. Belki özellikle de kendi şahsi deneyim durumumuz itibariyle gergin, zorlu ve hatta belki travmatik zamanlarda, yani "başkalarına hizmet" düşüncesi pek çekici ve mümkün görünmediğinde (ama buna rağmen pozitifliğin mevcudiyeti ve erişilebilirliği algısı ve inancı mevcut olduğunda).

Ama yine zaman zaman değindiğim gibi, doğrudan "başkalarına hizmet"e odaklanmanın, bunu "gerçekleştirmenin", BH kutbiyetimizi artırmanın en basit ve güçlü yolu olduğu şeklindeki gözlemlerim de devam ediyor. Bu iki yaklaşımın belirli bir döngü içinde tekrarlanması gerekiyor olabilir, tam olarak emin olamıyorum. Ama şu an için doğrudan "başkalarına hizmet"e odaklanmanın az çok mümkün göründüğü (her ne kadar bu durum çok değişken ve hassas bir nitelik taşısa da) bir algı içinde olduğum için buna dair bazı düşünceler paylaşmak istiyorum.

Şimdi ve burada "BH'nin gerçekleştirilmesi" namına ne yapılabileceğini anlamaya çalışıyorum. Ve kavramın (BH) kendisinin zaten bu sorunun cevabı olduğunu fark ediyorum. Başkalarına hizmet etmek... Bu gerçekleştirme tabi ki "mutlak", kesintisiz, geri dönüşsüz bir manada değil, henüz o noktaya çok yakın olduğumuzu sanmıyorum ama belli mi olur, kıyamet sürecinin tırmanması bağlamında, belki sandığımızdan çok daha yakın da olabiliriz, aksini düşündürebilecek bir sürü duruma rağmen...

İçsel ve özellikle dışsal olarak epeyce KH şartları içinde yaşamakta olduğumuz için, mesele oldukça karmaşık ve zorlu, bir açıdan. Özellikle de kendimizi dünyayla, dünya hayatıyla, dünya filmiyle çok özdeşleştirdiğimiz zamanlarda, durumlarda.

Kime nasıl hizmet edeceğiz? Hele ki dünyevi düzen içinde KH temelli bunca koşturmacanın, keşmekeşin içinde? Peki bu sorunun cevabını bulmak çok zorsa, çok karmaşıksa, bu bizim BH eğilimi geliştirmemizi imkansızlaştırır veya aşırı derecede zorlaştırır mı? İşte bu noktada daha ziyade bir "samimiyet" meselesi var gibi görünüyor veya belki daha doğrusu bir "hazır olup olmama" meselesi.

Keşke kendim mükemmel bir örneği olsam da bu "samimiyet"i, bu "hazır olmayı" tam olarak, kesintisiz olarak, geri dönüşsüz olarak yaşayabiliyor ve paylaşabiliyor olsam... Ama buna "kısmen" de olsa erişim çabalarımda edindiğim bazı izlenimleri paylaşmanın, hem (başta) kendim hem başkaları için bu samimiyete, bu hazır oluşa katkıda bulunma olasılığı nedeniyle, muhtemel doğru ve yanlışlarıyla, isabetli ve isabetsiz yönleriyle buna dair düşüncelerimi paylaşmaya devam etmek istiyorum.

Dünya düzleminde kime nasıl hizmet edeceğimizi bilememek, bulamamak BH eğilimimizi ortaya koymaya, uygulamaya, gerçekleştirmeye engel olmamalı. Oluyorsa burada bir henüz hazır olmayış veya niyetin yeterince olgunlaşmaması durumu var demektir. Durduğumuz yerde %51 (ve üstü) BH'yi gerçekleştirmeyi kastetmiyorum tabi ki, çünkü o durumda zaten 3KH dünyadaki varlığımız sona ererdi gibi görünüyor. Artık yüzde kaçsa, onu istikrarlı, bilinçli bir şekilde artırma niyeti ve çabasından bahsediyorum.

Bu şartlarda temel mesele kime nasıl hizmet ettiğimiz değil sanırım. Öncelikle önemli olan samimi niyet, karar, irade. Başkalarına hizmet eğilimi. Ve BH'nin "pozitiflikle" doğrudan uyumunu ve hatta muhtemel "özdeşliği"ni hatırlamak gerekiyor. Pozitiflik varlıktır; pozitifleşme varlıkta yoğunlaşma, varlık saflığını artırmadır.

Hayatımızda negatifliğin, olumsuzlukların aşırılığından muzdarip ve şikayetçiyiz, öyle değil mi? Çevremiz ne kadar negatif, ne kadar olumsuzluklarla dolu olursa olsun, eğer biz yeterince pozitiflik isteğine ve iradesine sahipsek, bu pozitifliği öncelikle kendimizde gerçekleştirmemiz gerekiyor. Başkaları pozitif olsun veya olmasın, biz olabiliriz. İşte, "başkalarına hizmet" kavramının bu "pozitifleşme" ile doğrudan bir bağlantısı, hatta bağlantıdan da ziyade özdeşliği var.

Daha önce de bir ölçüde değindiğim gibi, dünyayla olağan etkileşimimizi bir anda tamamen ve kalıcı olarak değiştirmeye, dönüştürmeye kendimizi zorlamak ters etki yapacaktır muhtemelen. Bu nedenle bir yönüyle herşeye olduğu gibi devam etmeyi savunuyorum. Dünya hayatında, dünyayla, insanlarla etkileşimimizde, yapay bir şekilde pozitif-negatif tespit sorgulamaları yapmaya gerek olmadan, içimizden geldiği gibi (olumluluğa-olumsuzluğa fazla kafa yormadan) davranmaya devam etmek... Ama bir yandan da, bireysel varlığımızda, bilincimizde "başkalarına hizmet" yönünde yeni bir yaşayışa başlama pratikleri, deneyleri yapmak. Kendi mahrem dünyamızda bir düşünce tohumuyla deney.

Tüm hayatını, tüm varlığını tamamen iyiliğe, şifaya, iyileşmeye, iyileştirmeye adama niyetiyle ilgili görünüyor bu. Elimizdeki kaynakların BH kavramıyla ilgili anlattıklarını doğru anlıyorsam, bu tavır, bu tutum, bu irade "varlığın" doğal eğilimi zaten. Varlık birdir ve varlığın kendini sağlıklı (veya "normal") bir şekilde sürdürme eğilimine "iyilik" (pozitiflik) diyoruz belki de (yani "normal"e "iyi" diyoruz). Tüm iyilikler, tüm şifalar bir ve tek olan varlığın kendi kendini sürdürmesine hizmet ediyor. İyilik-kötülük ve hatta BH-KH kavramlarının göreceliliği de bundan doğuyor gibi. Mutlak manasıyla iki (veya daha fazla) ayrı varlık yok ki bunların birbirine iyi mi yoksa kötü mü davrandığından, başkalarına mı yoksa kendine mi hizmet ettiğinden bahsedilebilsin. Ama varlığın kendini sınama ve doğrulama sürecinde 7 evreye bölünmesi, sayısız bireysel varlıklara/bilinçlere bölünmesi ve bu bireysel bilinçlerin 3. evrede BH/KH seçenekleriyle ve seçim mecburiyetiyle karşılaşması gibi bir durum var. Bizim için bunu anlamak, sindirmek pek kolay değil ama öyle görünüyor ki mutlağın açısından bakıldığında iki ayrı varlık yok. İyilik-kötülük yok. Birden fazla varlık olmadığı için BH ve KH diye bir ayrımdan bahsetmek mümkün değil. Ama bölünme süreciyle birlikte oluşan ilüzyonik deneyim katmanlarındaki bireysel varlıklar (örneğin biz dünya insanlığı) açısından bakıldığında durum çok farklı. İyilik-kötülük (özellikle kötülük/olumsuzluk) hayatın en olağan, en yaygın, en başta gelen özelliklerinden biri.

BH eğiliminde, tüm varlığın, tüm benliğin, tüm hayatın tamamen iyiliğe, şifaya adanması derken, bu etrafımızdakilere ne ölçüde iyilik yapabildiğimizle, şifa sunabildiğimizle, onların bunu almaya veya buna iştirak etmeye ne ölçüde istekli ve muktedir olduklarıyla belirlenen birşey değil esasen. Bu da önemli tabi ki ama bizim seviyemizde en önce gelen şey şahsen bizim BH alemiyle aramızdaki mesafenin kısalması. Yani öncelikle önemli olan bizim BH alemine doğru ilerleyişimiz, yaklaşmamız. Biz öncelikle kendimizden sorumluyuz çok doğal olarak. Ve BH alemine doğru ne ölçüde ilerlersek (BH kutbiyetimizi ne kadar artırırsak), başkalarına hizmet imkanımız da o kadar artıyor.

Yani başkalarına gerçekten yardım edebiliyor muyuz, edemiyor muyuz, bunu kafaya takmaya gerek yok. Önemli olan bizim aklımızda ve gönlümüzde samimi olarak bu niyeti ve iradeyi taşıyor ve güçlendiriyor olmamız. Bilincimizde, varlığımızda bu düşünce ve oluş tohumunu besleyip büyütmemiz.

Başkalarının seçimleri öncelikle onları bağlar. Bizi bağlayan kendi seçimlerimizdir.


bozadi

#173
Bu bağlamda düşünülebilecek bir olasılık olarak önerim, hayatınızı, varlığınızı tamamen iyiliğe, şifaya adadığınızı hayal etmenizdir. Şu an için bunun bir anda kesintisiz ve geri dönüşsüz bir gerçeklik olması mümkün olmasa bile, olduğu bir durumu düşünmeniz, çekici gelip gelmediğini yoklamanızdır. Tüm hayatınızı, tüm varlığınızı, tamamen ve geri dönüşsüz olarak iyiliğe, şifaya adamak ister miydiniz? Bu mümkün mü? Anlamlı mı?

bozadi

#174
"İyi olanı isteyin, o zaman bütün evren sizinle birlikte çalışacaktır." (Maharaj)

BH'leşmede "evrensel" bir nitelik var. Bir yanınız bir ilüzyonun içinde ama bir yanınız ebedi, sonsuz gerçeklikle birlikte, onunla bir.

Kendimi, tüm varlığımı tamamen iyiliğe (Maharaj'ın deyişiyle "iyi olanı istemeye") adadığımı hayal edebildiğim, bunu çok sınırlı ve geçici bir ölçekte de olsa gerçekleştirebildiğim veya bir şekilde tadını alabildiğim zamanlarda dikkatimi çeken şeylerden biri, ilüzyondan azımsanamayacak ölçüde bir bağımsızlaşma olması. Bizim şiddetli KH unsurları içeren ilüzyonumuz "matrix" niteliğinde olduğu için, bunu matrix'ten bir miktar bağımsızlaşma olarak tanımlamak da mümkün. Tamamen dışına çıkma değil ama azımsanamayacak bir bağımsızlaşma. Şiddetli dünyevi arzu ve korkuların tesirlerinde epeyce hafifleme.

Evrenin bir müşterisi, bir kullanıcısı veya kiracısı gibi değil de, "ev sahibi" gibi hissetme veya biliş durumu var. Tüm varoluş bir ve ben varoluşun, tek ve bir olan varlığın bir parçası ve kendisiyim. İkiliğin aşılması durumu. Mutlak bir şekilde değil ama deneyimlenebiliyor ve hepimiz hayatımızda çeşitli yüksek veya derin pozitiflik hallerinde bunu defalarca deneyimlemişizdir. Varoluş kendini kendinden gizlemiyor, kıskanmıyor elbette. BH bir gizem değil. Çok basit, çok açık olan birşey. Ama bizim hayatımız o kadar şiddetli KH hastalıklarının muhatabı oldu ki, BH sanki varlığımızın özü değil de, çalışarak, didinerek edinmemiz gereken bir madalya veya diploma gibi görünüyor bazen. BH'de bir sorun, temel bir zorluk veya işkence yok. Biz varlığımıza, özümüze inanılmaz zıt durumlar içine girdik.

Ve işte, bana öyle geliyor ki, varlığını tamamen iyiliğe, şifaya adamak, tekrar BH'ye, yani olağan (sağlıklı) varoluşa yönelmeyle yakından ilgili bir seçim. BH adayı olmak veya BH'ye mezun olabilmek için ille herkesin böyle bir yol izlemesi gerektiğini iddia etmiyorum, sadece konuya kendi yaklaşımımda gözlemlediğim bir algı bu. BH'ye ulaşana kadar ne olur bilmiyorum ama BH'ye ulaştıktan sonra, adı üzerinde "Başkalarına Hizmet"e dayalı bir hayat anlayışıyla yaşanıyor. Ve bu mesai tarzında belirli saatlerde/zamanlarda üstlenilen, sonra mola verilen birşey değil sanırım. Doğal, kesintisiz gerçeklik haline gelen birşey. Elbette "yüzdeler" söz konusu ama bu yüzdeler "kesinti veya duraksamalardan" ziyade saflık veya derinlik düzeyi ifade eden birşey sanırım. %51'den itibaren BH kesintisiz bir nitelik kazanıyor ama derinlik, saflık düzeyi zamanla artıyor.

K'ların "İsterseniz sadece pozitif duygularınız olabilir." dediği, zaman zaman alıntıladığım celse diyaloglarının da bu konuya gösterdiğim ilgi üzerinde önemli bir etkisi var. Çok fazla olumsuz duygu ve düşünceyle muhatap ve muzdarip oluyoruz. Ve negatiflik negatifliği çekiyor, kolaylaştırıyor. Ve bu da görünür ve görünmez negatif varlıkların üzerimizdeki tesirlerini artırıyor ve kolaylaştırıyor. Hayatımızda hiç bu kadar saldırgan veya istilacı nitelikte negatif tesir olmasaydı bile bizim pozitifliğe, yani olumluluğa dayalı bir hayat anlayışımız veya yaşayış şeklimiz olması icap ederdi. Peki ya bunca negatiflik varken?! İşte beni BH ve pozitiflik kavramlarına odaklanmaya iten başlıca meselelerden biri bu. Deli gibi şiddetli negatif tesirler içinde yüzerek yaşıyoruz. Negatiflik içimizde, negatiflik dışımızda, çepeçevre sarılı durumdayız. Buna karşı birşey yapmak gerektiği ortada. Bu meseleyi açıkça karşımıza alamadığımızda, ilüzyon içindeki yapay tarafsallıklar veya yapay mücadeleler içine girme eğilimi artıyor sanırım. Buna "siyaseti", ideolojik çatışma eğilimlerini özellikle dahil ederek söylüyorum tahmin edebileceğiniz gibi. Evet, tekrarlamak gerekirse, bu mücadeleler de tamamen boş değil elbette ama asıl konunun, asıl meselenin bu olmadığı o kadar açık ki... KH düzeninin var gücüyle beslediği egosal arzu ve korku komplekslerinin bilinç daraltıcı etkileriyle birlikte, çıplak gerçeği hatırlamak, yüzleşmek ve gereğini yapmak zorlaşıyor.

Tüm varoluş bir bakıma pozitiflik-negatiflik kutbiyeti üzerinde deviniyor. Ve hayatımızda bunca negatiflik, bunca hastalık, bunca işkence varken, eğer elimizdeki kaynakların hatırlattığı, ilhamını verdiği evrensel birlik, sonsuz kudret, dayanışma ve paylaşımın (BH'nin) bizim gerçekliğimiz olmasını istiyorsak, pozitiflik yönünde çok güçlü bir adanmamız olması gerektiği sonucu çıkıyor ortaya, diye düşünüyorum. Bizi sömüren varlıkların negatifliğe adandığı kadar (ve hatta çok daha fazlasıyla) biz pozitifliğe adanmıyorsak, o zaman bu koşullardan kurtulmayı yeterince istemiyoruz demektir. Veya bilinçsel hastalıkların etkisiyle içinde bulunduğumuz dumur etkileri nedeniyle, belki normalde gösterebileceğimiz tavrı, tepkiyi, iradeyi göstermiyoruzdur. Kendimde bu tür teşhisleri zaman zaman yaptığım için buna çözüm olarak ne yapılabileceğini sorguluyorum ve işte zaman zaman yaptığım gibi tekrar BH'leşme üzerinde odaklanma gereği duyuyorum.

Bunca inatçı ve şiddetli negatiflik karşısında yapabileceğimiz başlıca şeylerden biri, hayatımızı tamamen pozitifliğe, BH'ye, şifaya adamak gibi görünüyor. Şikayet ettiğimiz, sızlandığımız KH düzeni (bazen bunun suçlusunu karşı siyasi partide, liderde veya seçmenlerde görüyoruz) var gücüyle adanmış bir şekilde bizi KH'de tutmaya ve KH'liğimizi artırmaya çalışırken, eğer biz var gücümüzle pozitifliğe adanmazsak, can sıkıcı sonuçlarla karşılaşmamız kaçınılmazlaşacak gibi görünüyor.

bozadi

#175
İyiliğe, şifaya adanmak veya Maharaj'ın deyişiyle "iyi olanı istemek" derken, burada kastedilen şey "iyi olanın ne olduğuna karar vermek" değil dikkat ederseniz. Yani "iyi olanı isteme" (BH) eğilimi, başkaları için iyi olanın ne olduğuna onlar adına (veya onlara rağmen) "karar verme" anlamı taşımıyor. Sadece iyilik, olumluluk, şifa yönünde bir kararlılık, irade ifade ediyor.

"Başkalarına hizmet"ten bahsederken de, başkalarına "nasıl" hizmet edebileceğimiz üzerinde çok kafa yormaya, bunu takıntı haline getirmeye hiç gerek yok. Mesele o niyete, o iradeye sahip olup olmamakta. Bir sorun olarak aşırı şüphe veya belirsizlik, BH eğilimi etkinken değil, pasifken (çalışmazken) meydana gelebilecek bir durum daha ziyade.

"Çalışma" demişken, BH eğilimine odaklanmayla ilgili doğal olarak en basit çalışma pratiklerinden biri, durduğumuz yerde, yakından uzağa hayatımızdaki insanlar için iyilik ve şifa niyeti olabilir. Burada, bu mesajın başında belirttiğim "başkaları için iyi ve doğru olanın ne olduğuna onlar adına veya onlara rağmen karar vermektan sakınma" ilkesiyle zıtlaşan bir potansiyel varmış gibi görünebilir. Öyle ya, biz kendimiz ve çevremiz için iyilik ve şifa isteyebiliriz ama bu yöndeki olası niyetlerimize konu olan her birey (en azından her zaman) böyle bir niyet taşıyor mu? Bu konunun tartışılması gereken çeşitli yönleri var elbette. Müsait zamanımda buna değinmeye çalışacağım.

sybleman

#176
Ellerine sağlık bozadi. Sanki bu mevzu bende değişti gibi yaşadıklarımdan sonra.

Tamamen kendi çıkarımlarım sonucu. Sanırım yine kendi düşüncem. BH olmak için bir olan hakkında derin düşünceler, sonra gerçekten herşeyle bir olmayı algılama, bunu hissetmeye çalışma, sonrasında deneyimleme sonucu. Varlığımız bunu tam olarak idrak ettiğinde istemsiz bütün varlığa yardımcı olma isteği doğuyor.

Şuanda da doğada, doğal olaylarda, insanlarda, hayvanlarda büyük
 ve sonsuz enerjiyi, planı, arkasındaki gücü görüyorum. Anlık şok yaşıyorum. Ne kadar muaazzam, ne kadar güzel, nasıl mükemmel planlanmış diye. Anlık şoklar yaşıyorum. Sanki ilk defa görüyorum.

Varlıklara, doğaya, oluşa sevgi ve saygı.

Sanki bu BH görevi farklı bir oluşum gibi. Burayı doldurmak istemem. Karalama defterinde bir yazı olarak göndereyim. Farklı bir algı oluştu bende bu konuda.

Çok güzel yazmışsın gerçekten bozadi. O sevgiyi hayal etmek, yardım etmeyi istemek, ruhumuzun derinliklerinde istemek.

bozadi

#177
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sybleman

Ellerine sağlık bozadi. Sanki bu mevzu bende değişti gibi yaşadıklarımdan sonra.

Tamamen kendi çıkarımlarım sonucu. Sanırım yine kendi düşüncem. BH olmak için bir olan hakkında derin düşünceler, sonra gerçekten herşeyle bir olmayı algılama, bunu hissetmeye çalışma, sonrasında deneyimleme sonucu. Varlığımız bunu tam olarak idrak ettiğinde istemsiz bütün varlığa yardımcı olma isteği doğuyor.

Şuanda da doğada, doğal olaylarda, insanlarda, hayvanlarda büyük
 ve sonsuz enerjiyi, planı, arkasındaki gücü görüyorum. Anlık şok yaşıyorum. Ne kadar muaazzam, ne kadar güzel, nasıl mükemmel planlanmış diye. Anlık şoklar yaşıyorum. Sanki ilk defa görüyorum.

Varlıklara, doğaya, oluşa sevgi ve saygı.

Sanki bu BH görevi farklı bir oluşum gibi. Burayı doldurmak istemem. Karalama defterinde bir yazı olarak göndereyim. Farklı bir algı oluştu bende bu konuda.

Çok güzel yazmışsın gerçekten bozadi. O sevgiyi hayal etmek, yardım etmeyi istemek, ruhumuzun derinliklerinde istemek.
Paylaştıkların için teşekkürler sybleman. Sıradışı öngörülerin ve boyutlararası deneyimlerin, önümüzdeki geçiş sürecinde deneyimleyebileceğimiz şeylere dair önemli bilgiler, ipuçları ve böylece psişik hazırlıklar sağlayabilir diye düşünüyorum.

bozadi

#178
Günümün, zamanımın çoğunda başkalarına hizmeti düşünmüyor, buna odaklanmıyorum. Ama samimiyetle, aklımı-gönlümü vererek odaklanabildiğimde çok olumlu etkiler deneyimliyorum genellikle.

İçinde bulunduğumuz şartlarda BH'nin "şifa" kavramıyla çok yakından bağlantılı olmasının kaçınılmazlık olduğunu düşünüyorum. Çünkü içinde yaşadığımız ve (içimizde yaşayan) şiddetli KH şartlarının bir sonucu olarak hepimiz özellikle bilinçsel olarak pek çok hastalık, blokaj ve kompleks deneyimliyoruz. Kaçınılmaz olarak fiziğimize, kimyamıza da yansıyan bu bilinçsel rahatsızlıklar, en başta ihtiyaç duyduğumuz şeyin şifa/iyileşme olmasını kaçınılmaz kılıyor. Ama bunu bir tür "uyanma" ihtiyacı olarak görmek de mümkün.

Önceki mesajda, genel veya spesifik başkalarının iyiliğini, şifasını istemenin, ilgili belirli veya belirsiz kişilerin özgür iradesini ihlal ediyor olup olmayacağıyla ilgili bir meseleye kısaca değinmiştim. Bu konuda birçok belirsizlikle karşı karşıya olduğumu fark ediyorum. Elbette açık veya kısmen örtülü bir şekilde KH'ye adanmakta olduğunu gözlemlediğimiz biri için yoğun veya odaklanmış bir şekilde iyilik/şifa dilemenin biraz "sorunlu" bir durum olacağını düşünüyorum. Eğer şahsın yoğun ve bilinçli KH eğilimine rağmen BH yönünde de samimi bir ilgisi, sorgulaması olduğundan emin olunursa kendisi için BH yönünde iyilik, ilham, şifa istenebilir, irade edilebilir sanırım.

Tabi burada şu mesele kendini hatırlatıyor: Biz ne kadar BH'yiz ki başkasının BH'leşmesi için niyetlenelim, dua edelim, irade odaklayalım? Biz BH yönünde epeyce ivmelenmedikçe başkalarının BH'liğini dert edinmemek gerektiğine kesinlikle katılırım. Ama başkaları için iyilik, şifa, pozitifleşme niyetinde bulunmak için ille kendimizin BH yönünde geri dönüşsüz bir yoğunlaşma hali içine girmiş olmamıza gerek olduğunu da sanmıyorum. Kaldı ki, başkalarının gerçek iyiliğini, şifasını, pozitifliğini istemek, bizim kendi "başkalarına hizmet" (= gerçek pozitiflik) eğilimimizi güçlendirmenin en önemli bileşenlerinden biri gibi görünüyor. Bu bir "denge" meselesi sanırım. Bir yandan kendi bilincimizde BH mantalitesiyle uyumsuz veya zıt yöndeki programlardan arınmaya, bir yandan da aynı şeyi çevremizdeki başkaları için istemeye niyet edebiliriz. Özellikle yakın çevremizdeki insanların durumu bizi yakından etkiler.

BH-KH eğilimlerinin karışık mevcudiyeti ve bunun neden olduğu atalet (ne BH ne KH yönünde güçlü bir kutuplaşma gösterememe anlamında) hali, en yaygın sorunlardan biri olarak görünüyor. Kendimiz de dahil olmak üzere, yakın çevremizden, örneğin aile ve arkadaş çevremizden bireylerin bu sorunu yaşadığı kesindir diye düşünüyorum. İşte, dolayısıyla, hem kendimiz hem de çevremizdeki bireyler için BH'leşme, pozitifleşme, şifalanma, iyi'leşme niyetinde bulunmak, karışık BH-KH eğilimlerinin neden olduğu blokajların aşılması için yapıcı bir etki, ilham olabilir.

Daha önce de değindiğim gibi, her ne kadar konu "başkalarına hizmet" olsa da, bu meselenin "kendi üzerimizde çalışmayı" gerektiren yönleri olduğu muhakkak. Yani başkalarına ne ölçüde nasıl hizmet ettiğimize çok fazla kafa yormaya gerek yok bence başlangıç olarak. Biz daha ziyade kendi bilincimizi, mantalitemizi, BH eğilimine uygunluk açısından sorgulayıp inceliyoruz ve gerekli hazırlıkları, bilinçsel değişimleri yapmaya niyet ediyoruz bence. Mevcut yaşam tarzımızda bir çok KH'likler kaçınılmaz, adeta "yasa" olduğu için, bilinçli olarak BH'leşme üzerinde düşünmek ve bu yönde ilerleme sağlamaya çalışmak bir açıdan oldukça zorlu bir durum. Ama olağan bir zamanda değiliz, yıkım-değişim-dönüşüm etkilerinin giderek tırmandığı bir zamandayız.

BH'nin anlamını düşünüp bunu kendimize, bilincimize uygulama, bilincimizde, hayat anlayışımızda bu doğrultuda bazı değişimler yapmaya uygun ve muktedir bireyler olduğumuza inanıyorum. Ama yine de bu konudaki mesajlarımı bir zorlama ve hatta teşvikten ziyade, bu konudaki kendi anlayış ve denemelerimi ifade etme ve tartışmaya açma ihtiyacım nedeniyle paylaşıyorum.

Zaman içinde böyle bir girişimin faydalı ve faydasız, anlamlı ve anlamsız, isabetli ve isabetsiz yönleri kendini belli eder ve böylece hem kendime hem de çevreme etkilerim daha faydalı, anlamlı, isabetli hale gelir diye ümit ediyorum.



bozadi

#179
Denklemin "kendi üzerinde çalışma" denebilecek kısmına odaklanma mecburiyetim ve fırsatım oldu. Tıpkı daha önce zaman zaman değindiğimiz "kendine yardımcı olamayan başkasına yardımcı olamaz" fikrinde olduğu gibi (pek çok başka beyan gibi bunun da istisnaları vardır elbette ama kendi içinde genel bir kaide olarak geçerli görüyorum), "kendine hizmet edemeyen başkasına hizmet edemez" şeklinde bir düşünceyle alakası var bunun. Evet, "kendine hizmet", ama başkalarına hizmet yolunda kutuplaşma konusundaki engellerimizi, blokajlarımızı ortadan kaldırmaya yardımcı olacak bir kendine hizmet. Gerçek pozitifliği artıran kendine hizmet. Sağlıklı, doğru, gerekli bir kendine hizmet.

Etkili bir şekilde iyilik, olumluluk, şifa yayabilecek bir duruma doğru ilerleyebilmemiz için, bunların bizdeki mevcudiyeti konusunda zengin, güçlü bir hale gelmemiz gerekir.

Tüm pozitiflikler aynı ve tek pozitifliktir. Tüm iyilikler, tüm şifalar da birdir, aynı şeydir. Kendinizi kendi bilinç ve irade gücünüzle olumsuz sayılabilecek bir halden olumlu/iyi sayılabilecek bir hale getirdiğinizde, bu aslında sadece belirli, sınırlı bir zaman dilimindeki moral durumunuzdan çok daha fazlasıyla ilgili ve etkileşimlidir. Herhangi gerçek bir iyi'leşme, zamandan ve mekandan bağımsız olarak tüm varoluş deneyiminizde ihtiyaç duyuluyor olabilecek tüm iyilik, olumluluk ve şifalarla da "birdir" aslında.

Şiddetli KH baskıları ve eziyetleri (adaletsizlikler, aldatmacalar, işkenceler) altındaki hayatımızda olumsuz duygu ve düşünce halleri içinde olmak, çok yaygın, egemen bir gerçekliktir. Tersi neredeyse istisnaidir. Zaman zaman değindiğimiz gibi, bu koşulların şiddetlendirilmeye, yaygınlaştırılmaya, egemenleştirilmeye çalışılmasının en büyük sebeplerinden biri, sağlıklı-olumlu bilinç hallerinde olmamızı zorlaştırmak, mümkün olduğunca imkansızlaştırmaktır. Hayatımızın her alanında egemenleştirilen söz konusu olumsuzluk bombardımanları aynı zamanda bizi dünyevi arzu-korku çıkmazları içine hapsedici etkiler de yapıyor. Yani zihnimizin dünyevileşmesine, evrensel (veya basit varoluşsal) farkındalıklarımızın zayıflamasına neden oluyor. Sonuç olarak hem ruhsal/bilinçsel olarak, hem de fizik bedensel olarak birçok sorunlar deneyimliyoruz. Farkında olmadan kendi kendimize (ruhumuza ve bedenimize) zarar verici şekillerde düşünüp davranmaya alışıyoruz, alıştırılıyoruz.

İşte kendimize zarar değil fayda verecek bir hale gelmeye, o şekilde yaşamaya ve ilerlemeye ihtiyacımız var. Arzu ve korku bombardımanlarıyla aklımızı başımızdan alan, bizi zombileştiren dünyevi yaşam koşullarımız bu niyeti, bu çabayı pek desteklemeyecektir ama kendimize kötü davranmayı bırakıp basit ve evrensel iyilik haline odaklandıkça, iyileştikçe, bunun tadını alıp sonsuz kıymetini anladıkça, gafilleştirici dünyevi dayatmaların üzerimizdeki etkileri giderek zayıflayacak, azalacaktır.