Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tgur

#1455
"Tasavvufta ilk olarak verilen zikir "Ben bilmem" zikriymiş. Önce dolu olan kaseyi boşaltmak için. Bildiğimiz herşey ya yalan ya üstü kapalı hikayesel anlatımlarda dolanıp durmuş. Hikayeler iç içe geçmiş, hangisi BH hangisi KH."

Dolu kaseyi boşaltmak deyince aklıma şu dörtlük geldi evrensel bilinç geliştirme yolunda çok doğru yoldasın dostum ,farkında olmadan üzerinde yeterli durmadan neler anlatmışım ,senin işaretinle daha da anlam kazandı ,hele "ben bilmem" zikiri ilk defa duydum, sağol..

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=283&whichpage=1#7869



sybleman

#1456
Yine harika bir paylaşım Tgur abi, ellerine sağlık.

Tgur

#1457
Sağol..

Tgur

#1458
YORUMLAR C

S: (L) Zamanda yolculuk yapıyorlar, zamanda ileri ve geri gidebiliyorlar, aklımızla oyun oynayabiliyorlar... (T) İstedikleri bir geleceği yaratmak için geçmişi düzenleyebiliyorlar. (D) İstedikleri enerjiyi yaratabilmek için herşeyi organize edebiliyorlar... (L) Ayrıca birşeylerin iyi görünmesini, iyi bir şeymiş gibi hissedilmesini sağlıyorlar. Belirli bir fikir aşılayıp daha sonra onu doğrulayan bir durum yaratıyorlar...
C: Ne kadar zamandır diye sormuştun. Tamamen sınırsız, anlayabilir musunuz?
S: (L) Bu iyi değil. Eğer zaman-mekanda geri gidip geçmişimizdeki bir olayı değiştirirlerse, geçmişteki bu değişim şu anımızı da hemen etkiler mi?
C: Bu defalarca oldu ve olmaya devam ediyor.
S: (D) Bunu sürekli olarak, tekrar ve tekrar yapıyorlar mı? (L) Yani her bir...
C: Siz henüz farkında değilsiniz, bunun ne gibi anlamlara geldiği konusunda bir fikriniz yok!!!
S: (L) Küçük bir ışık yakaladık! Evet, küçük! (T) Zamanda ileri ve geri hareket edebilmek ve bunu istediğin gibi kullanabilmek... (J) Ve bize neler yapıyor olabilecekleri... Ve bize tekrar ve tekrar yapacakları... (L) Diğer bir deyişle tüm bu lanet olası koşullarda tek gerçek şansımız bu yoğunluktan çıkmak. Anladığım kadarıyla bize söyledikleri şey bu.
C: Yakın.
S: (L) Çünkü aksi taktirde, tıpkı o kitapta söylendiği gibi, aynı döngüde takılıp kalırız. İşkence sürekli tekrarlanabilir ve... Cengiz Han, Atilla... herşey yeni baştan... (T) Bir zaman [kısır] döngüsü içinde takılıp kalmış durumdayız; bizi bir zaman döngüsüne koyuyorlar. (J) Bir zaman döngüsü içinde miyiz?
C: Evet.
S: (D) İnsanlık o veya bu sebep için zamanı belirtmek için zamanı kullanmayı gerekli bulmuş. Görebildiğim tek sebep, yazılı veya sözlü iletişimlerde bir çeşit...
C: Kontrol mekanizması.
S: (T) Bu kontrol mekanizmasını kırmamızın bir yolu var mı? 4. yoğunluğa geçme dışında?
C: Hayır.
S: (D) Peki zaman yoksa olanları nasıl ifade edersiniz?
C: Yeniden sor lütfen; daha net olarak.
S: (D) Sanırım sorduğu şey şu; eğer telepatik olarak iletişim kuruyorsan... (D) 4. yoğunlukta... (L) Ve eğer zaman yoksa, şimdi olan olaylarla daha sonra olan olayları nasıl ifade edersin? (J) Sıralama nasıl oluyor?
C: Çeviri.
S: (D) Çeviri mi? Tamam, kastettiğim şeyi açıklayayım. Örneğin 1907'de olan birşeyden bahsediyoruz...
C: Bu şekilde yapılıyor.
S: (T) Çeviri yoluyla yapılıyor. Deneyimi mi çeviriyorsun?
C: 4'ten 3'e ve tersi.
S: (L) Diğer bir deyişle, film yapmak gibi birşey. (J) Doğrusal düşünce süreçleri kullanılıyor mu? Yani doğrusal ve eğrisel?
C: Yalnızca 3Y ilüzyonunun bir parçası.
S: (L) Yani eğer bir 4. yoğunluk varlığıysan, herşey bir şekilde oluyor, herşey eşzamanlı ve eğer bunları tartışmak veya aktarmak veya bu birleşik boyutun herhangi belirli bir yönü üzerinde odaklanmak istersen bu deneyimleri bir şekilde 3Y'ye projekte ediyorsun...
C: Yakın.
S: (L) ...tıpkı bir film gibi.
C: Ama oraya gidene kadar tam olarak anlamayacaksınız.
S: (T) Yani bu noktada, 3Y'de tam olarak kavrayabileceğimiz bir kavram değil?
C: Bir köpek soyut matematiği kavrayabilir mi? Anladınız.
S: (L) Yani berbat durumdayız! Ve bu adamlar da bir anlamda bizimle oyun oynuyorlar...
C: Subjektif.
S: (T) Berbat bir durumda olup olmadığımız mı subjektif?
C: Evet.
S: (T) Ben de tüm bunların berbat durumda olduğumuz anlamına gelmeyeceğini söyleyecektim... (L) Nasıl bir durum içinde olduğumuza baksana. Bu zaman döngüsünden çıkmanın tek yolu başka bir yoğunluğa geçmek mi? Diğer yoğunluklarda da böyle bir döngü var mı?
C: Hayır.
S: (L) Diğer yoğunlukta böyle bir döngü yok mu?
C: Yogiler bunu yapabiliyor.
S: (L) Yogiler bunu yapabiliyor... (T) Zamanı aşabiliyorlar. (L) O zaman şunu sormak...
C: Fizikselliklerini kontrol altına alış biçimleri.

----------------------------------------------------------------------

Bu alıntı hakkında konuşmadan evvel KH nın "iyi hissettirirler" bilgisini vurgulayacağım,

Evvelce KH uygulamasına benzer bir kuruluşta altı sene kadar bulunduğumu ve var gücümle kendimi iyi hissederek çalıştığımı belirtmiştim, kanal işlerine vakıf olup gerçeği tam anlayabilmek için o faaliyette bulunmam gerekli imiş diye sonuçta kendimce bir yargıya vardım,

Gerçekten hasta olsam dahi çalışma ortamına girdiğimde hastalığım ortadan kalkıyor ve kendimi devamlı iyi hissediyordum,arada sezgilerime ters durumlar olsa fark etsem de aldırmıyor devam ediyordum, iyi hissetme bana oradaki uğraştığımız bilgilerin bir nevi doğru olduğuna dair ispat oluyordu,

Tıpkı şu anda insanlığın monoteizme paralize olup yankı odalarına hapis olmaları gibi ,

Bu sözlerimi yukarıdaki alıntı ve son zamanlarda sıklıkla üzerine durduğum KH nın kafa karıştırma tarihsel oynamalarla neler yaptığını gösteren olaylara  bağlayınız ,

Ve bir kısım dostların gördükleri rüya ve vizyonların KH nın "iyi hissettirme" işlerine ait olabileceğini söyleyebilir niyiz, biraz kırıcı bir ifade de olsa söylemem lazım diye düşünüyorum ve onlardan özür diliyorum ,bu tatlı his ve hallerini bozmak bana da çok ters geliyor, toptan yanılmış ta olabilirim,

Bu hususta kesin konuşma haddim değil sadece başıma gelenlerle elde ettiğim şahsi farkındalık halimi aktarıyorum, karar kişinin özgür iradesine bağlı bir durumdur ve bize bunlara dokunmanın büyük hata olduğu fikri devamlı aşılandı ve gerçek budur,

Ben de çok rüya ve vizyon gördüm ve halen devam etmekte ama bunların manaları üzerinde dururken kılı kırk yarma işini bırakmamayı acılarla öğrendim,

Zira bazı kıymetli dostların gayretleri ile önümüze gelen bu harika bilgiler manzumesinde ,ki onlara her daim müteşekkirim,olayların aldığımız bilgilerin tek taraflı incelenmesinin subjektif bir hal olduğunu ve objektiviteye doğru yönelecek zihni atakları her zaman yapmamız gerektiğini söylüyorum,

Kanal işlerinde her şeyin serbest olduğunu ve o kanalı hem KH hem de BH kullanmakta diye defalarca ikazımı da hatırlayınız,

Bütün karmaşanın insanlara yerleşmesinde bu faktör çok önemlidir,

İşin ironi tarafı da şu cımbızladığımda,
"C: Bir köpek soyut matematiği kavrayabilir mi? Anladınız.
S: (L) Yani berbat durumdayız! Ve bu adamlar da bir anlamda bizimle oyun oynuyorlar...
C: Subjektif.
S: (T) Berbat bir durumda olup olmadığımız mı subjektif?
C: Evet."

Bu berbat diye yaftaladığımız halden çıkmanın aldığımız bilgileri geniş bir harmanlamaya sokarsak yaratılmış ve içinde bulunmayı şu veya bu sebeple seçtiğimiz bu dünya illüzyon olayının bir deney olduğunu katiyetle bilmek inanmak ve bu deneyde ancak bilgilenerek bu ortamı yaratan yine kendi bilincimizi geliştirerek kurtulmak veya o da subjektif bir ifade, gerçeğe doğru uzanmak olarak kabul etmeliyiz,

Yoksa bu ortamda debelenip kendi kendimizi yaralamaktan başka bir şey yapmayız..

Ara..



sybleman

#1459
Tgur abi mesaj alınmıştır [8D]

Her zaman bu tereddütü koruyorum, çok tartıyorum. Ama bakıyorum, kalbime iyi gelmişse, biraz takip etmekte fayda var gibi. Enerjiyi hissedince hangisi hangisi belli ediyor kendini. Enerjinin rengi ve hissi. Enerjik hissetme gibi değil de, varlığın enerjisini hissederek tartmak şeklinde.

Dünkü rüyamda evimden dışarıyı izliyorum. Dışarıda büyük bir tiyatro sahnesi kurmuşlar. Cama oturup izliyorum, her yer tiyatro.. Çıkacak kapı bile kapalı. Heryer sahne. Bitse de çıksam diyorum, ama onları da rahatsız etmek istemiyorum.

Yanlış yapma ihtimalini bile seviyorum, en azından bu tiyatronun farkındayız, deniyoruz, doğruyu bulmaya çalışıyoruz. Bu bile bir şeydir gibi sanki. Niyetimiz iyi olunca bir şekilde doğruyu buluruz gibi.

Ra'da bir söz vardı.

SORU: Şimdi olsa, hasada uygun olmayan varlıklara aynı tutumu
(merhamet ve aşırı yardım çabasını) gösterir miydiniz?
RA: Esas olarak değil. Uyumak isteyenlere ancak uyku için tasarlanmış
rahatlıkları, konforları sunabiliriz. Hizmet ancak istendiği zaman ve
istendiği oranda sunulabilir. Biz, hizmet etmeye çalıştığınız her bir varlığa
ne gibi bir hizmetin gerekli veya mümkün olduğunu kavramanın esas
olduğuna inanıyoruz.


Uyumak isteyenlere ancak uyku için tasarlanmış rahatlıkları, konforları sunabiliriz.


Bu söz çok hoşuma gitti. En azından uyuyanlardan değiliz. Deniyoruz, çabalıyoruz, tiyatrodan çıkmaya çalışıyoruz.

Tgur abi komik bir durumla bitireyim :) Şiir yazamam benim öyle becerilerim yoktur dedim sana hatırlarsın. O günden beri, sabaha karşı yarı uyanık bir sürü şiir yazdım desem. Ama kendiliğinden akar şekilde. Dörtlüğü bitirip kıkırdıyorum. Senin de kulağını çınlatıyorum. Neyi yapamam ben bunu dediysem, yapabileceğimi görüyorum. Demekki onu da yapabilirmişim. Üst benliğin tokadını yedim yine. Ne yapamaz mısın? Al sana şeklinde.

Tgur

#1460
"Bu söz çok hoşuma gitti. En azından uyuyanlardan değiliz. Deniyoruz, çabalıyoruz, tiyatrodan çıkmaya çalışıyoruz."

Bunu sende her zaman hissettiğim ve tuzakları fark etmen istediğim için üzerinde duruyorum,
Tuzakların mükemmeliyeti 4KH tarafından üstün teknoloji ile devreye alınmasından ,insan duygusallarına paralel olur ve sanki rahatça benimsenecek bir kabul hissi yaratır,hoş bir halde olmanın insana güzellikten başka ne sebebi olabilir dedirtir,inanç sağlanmaya çalışılır,aynen benim başıma geldiği gibi olayda üstü kaplayan şekerlemeleri bol olduğundan alttaki gelecek kinin acısına boş veririz,

Hassasiyetim bundan,ama özgür irade her şeydir kişi bu ayıklamaları tek başına yapma durumundadır şahsen bu konuda kişiye fazla bir şeyler söyleyip takılı kalmak inan bana da çok ters geliyor,

O tiyatro sahnesi muhteşem bir gösteri, insanlığın o sahnede oynadığını ama oyunda olduğunun farkında olmadığı seyreden bizlere "işte bütün mesele bunda yatıyor" dedirtiyor,yahut ben öyle hissediyorum,

Şiirler ve şair gibi olmak ise herkesin olabileceği sanırım biraz medyumik bir hadise ,benim evvelden beri istediğim hikaye roman gibi düz yazı yazmaktı ama bir aralar o kapı açıldı sanki ve ben "Yunus nedir benimle derdin /genlerini toplar iken yoruldum "gibi biraz hadsiz dörtlüklerin içine mısralar falan koymaya başladım,

Bu medyumik lafından da hazzetmiyorum farkında olan herkes bir bakıma medyumiktir ,bir paye değil ,kendi benliği ile buluşan zaten üst yoğunlukla gereken irtibatı farkında olmasa bile başlamıştır zira kafesini parçalamış hür havayı solumaktadır,

Selam ve sevgi..


Tgur

#1461
YORUMLAR 101

S: (L) Diğer bir deyişle birşeyler yapmamızı, bu projeleri yürütmemizi, transkriptleri düzenlememizi, labirenti inşa etmemizi, kendi eksenimizde dönme egzersizleri yapmamızı...
C: Yapacağınızı yapmanızı istiyoruz.
S: (L) Evet... (D) Çok teşekkür ederiz.. (L) Sanırım tüm bunların vardığı nokta; özgür ol, mutlu ol...
C: Hepsinden önemlisi, öğrenin.
S: (D) Diğer insanlara yardım etmek için yapabileceğimiz birşey var mı?
C: İçgüdülerinizi dinleyin, ağ çalışması yapın.
S: (D) Bilgisayar ağından mı bahsediyorsunuz?
C: Genel anlamda.
S: (D) Bir dakika. İnsanlar arası iletişimleri kastediyor olabilirler. (L) Ağ çalışması D___'nin söylediği gibi insanlar arasında bağlantı kurma, mesajımızı yayma, grubumuza insan kazandırma anlamında mı?
---------------------------------------------------------------------
C: Öğreniyor musun? Öğreniyorsan bilgini arttırıyor musun?
S: (RC) Bunu biliyorum ama başıma başka belalar açıp açmayacağını bilmek istiyorum. (L) Eğer kendini korumanı sağlayacak bilgiye sahipsen, onun ne söyleyeceğinin ne önemi var ki? (RC) Sanırım bu konuyu daha fazla uzatmanın bir anlamı yok...
C: Ağ çalışması içinde olun. (ç.n.: kasyopyalıların 4. yoğunluğun anahtar kelimelerinden biri olduğunu söylediği ve bazı durumlarda "ağ çalışması yapma" olarak çevirdiğim "network" veya "networking" kavramı, bireylerin iletişim, destekleşme, bilgi ve görüş paylaşımı ve dayanışma içinde olma durumunu ifade ediyor gibi görünüyor.)

----------------------------------------------------------------------
S: (L) P şu anda çok ciddi problemler yaşıyor, bunlarda yardım edebilir misiniz?
C: Ağ çalışması işe yarar!!!
S: (P) Tünelin sonunda ışık var mı?
C: Ağ çalışması işe yarar!!!!!
S: (L) Yani bir çeşit ağ çalışması yaparsa olaylar onun için düzelecek mi?
C: Ağ çalışmasının ne olduğunu düşünüyorsun Laura?
S: (L) Şu an yaptığımız şey... (P) Federal bir sözleşme ile ilgili nasıl ağ çalışması yapabilirsin ki?
C: Fikirleri paylaşın, başkalarına deneyimlerini ve görüşlerini sorun.
---------------------------------------------------------------------------
C: Ağ bağlantısı çözüm sağlar, yalnızca bilgisayarda değil!!!
S: (S) Annemle ilgili durum beni çok üzüyor. Bunun benim hatam olduğunu biliyorum... Eğer onları evde bıraksaydım herşey iyi olacaktı.
C: Hayır.
S: (S) Şu anda hiçbirşey iyi değil. Herkes üzgün. Herkes sefil durumda. (F) Kesinlikle iyi bir durum değil. (S) Bu saatle ilgili durumu öğrenmek istiyorum. Tahmin ettiğim gibi gerçekten bir uyarı sinyali mi veriyor?
C: Ne düşünüyorsun? Hatırla, bir kez "uyarlandığında" üssel bir şekilde öğreniyorsun. Yani evrensel bilince giderek daha fazla erişebiliyorsun. Lütfen artan farkındalığına güvenmeyi öğren. Buradaki herkes o döngünün, o ilerleme döngüsünün bir noktasında. Bazıları diğerlerinden biraz ileride. Önyargısız olarak düzgün bir şekilde ağ çalışması yaparsanız, hepiniz döngüde aynı noktaya ulaşabilirsiniz. Saatinin artan 4. yoğunluk KH mevcudiyetini işaret eder şekilde titreşmesi örneğinde olduğu gibi görünmeyen gerçeklerle ilgili sorularınızın yanıtlarını bulmak için evrensel bilince erişebilirsiniz bu yolla.

----------------------------------------------------------------------
C: Sabırlı araştırma; ağ çalışması. Enerjileri birleştirin.
S: (L) Hepimizin araştırması, ağ çalışması yapması ve enerjileri birleştirmesi gerektiğini söylüyorlar. ...
C: Bu hususta size yardım etmek için son bir çabada bulunacağız: Eğer "tarlada elmas" arıyorsanız, bunu nasıl yaparsınız??? (ç.n. "diamond in the rough" bir deyim.)
S: (B) Elmas madeni olduğu bilinen bir yerin civarındaki toprağı kazardım! (L) Evet, toprak kazmak!
C: Hemen küreğinizi çılgınca toprağa saplar mısınız?
S: (L) Hayır, dikkatli bir şekilde kazarsın.
C: Peki civarda bir elmas madeni olduğunu nasıl öğrendiniz?
S: (L) Belki de bir tabelada yazıyordu "Elmas Madeni" diye! Veya belki de kapatılmış ve etrafı çevrilmiş bir yer! (B) Yoksa araştırmayı mı kastediyorlar sadece?
C: Bingo! Barry bu akşam canlarına okuyor!

----------------------------------------------------------------------

C: Bunu kişi bazında ele alın. Görüşün. Bazı durumlarda onlara eğitim vermek için bir başkasını gönderebilirsiniz veya eğitimi alacaklar minimal bir yolculuk yapabilir.
S: (L) Eğer ABD'de olsaydık, orada diğerlerini eğitecek bir takımımız olurdu ve onlar da bu eğitimleri vermek için sadece ABD içinde seyahatler yapmak zorunda olurdu. Eğer Avrupa'da biri varsa, Avrupa'da bazı insanları eğitiriz ve belki onların sayısı ve erişim alanları da artar. Belki de Skype'yi kullanırız dediğin gibi. Videolu görüşme. (C ) Eğitim verecek olanları eğittikten sonra, onların konuşmasından da sorumluyuz. Herhangi biri oturup videoları izleyebilir ve bunların eğitimini verebilir ama ondan sonra ne olduğu da önemli... (L) Evet, bu insanlar birşeyler öğretirken, düzenli meditasyon seansları yapmak, destek sunmak, merkezlerle sürekli bağlantıda olmak, ağ çalışması yapmak, ilgilenen insanları ağla tanıştırmak için de erişilebilir durumda olmalı. Çünkü bazı insanlar sadece stres kontrolünü ve meditasyonu öğrenmek isteyecek ama örneğin düzenli "yuvarlak soluma" yapmak istemeyecektir. Bunun bireysel olması gerekiyor. Ama eğer bu sorumluluğu alıyorlarsa, o zaman bu konuda tutarlı olmaları gerekiyor. Bu bir hizmet görevi. Gerçekten öyle. İnsanlara hizmet ediyor olacaklar. (G) Ve başkalarına rehberlikte bulunabilmeleri için kendileri de çeşitli konularda araştırma yapıp kendilerini eğitmeliler.
(L) Evet, eğitimleri iyi olmalı. Kitapları okumaları, mevcut materyalleri bilmeleri gerekiyor. Çıkıp "İşte program bu" deyip herhangi bir bilgi sahibi olmadan sadece papağan gibi bunu tekrarlamamalılar. Ve bunları kendilerine de uyguluyor olmaları gerekiyor. Diyet ve detoks yapmaları gerekiyor. Tam bir hayat tarzı. İçinde yaşadığımız bu gerçekten distopyan dünyanın kontrolünden kendini kurtarmak isteyen herkesin bir parçası olması gereken bir hayat tarzı. Aklınıza gelen başka birşey? (Ark)
Kabul edeceğimiz birinin aslında kötü niyetli olması, herşeyi berbat etmesi ihtimalini düşünüyorum. İnsanlardan şikayetler geldiğini düşünün. Hizmet sağlayıcılardan biri kötü bir davranışta bulunduğunda bunun yasal sorumlusu kim olacak? (A____) İyi soru. (L) Bu iş için aramıza katılmak isteyenler üzerinde kapsamlı bir inceleme yapmamız gerekir. Suç kayıtları, geçmiş kayıtları... Kiliseyi temsil edecek insanlar arasında aleyhimize kullanılabilecek sorunları olanları kabul etmeme politikamız olması gerekiyor. (Ark) Ama yine de... (L) Bu yine de olabilir tabi. O zaman bu o bireyin değil kilisenin bir sorumluluğu olur ve kilisenin kendini savunması gerekir. Eğer patolojik insanları ayıklayacak önlemler alırsak, o zaman Katolik kilisesinin çocuk suistimalleri ve her tür gizli kötülüklerle ilgili olarak karşılaştığı sorunlarla karşılaşmayız teorik olarak. ... (ç.n. celse katılımcılarının arasında geçen bu konuşmaların bir bölümü gereksiz görüldüğü için atlandı)
S: (L) Pekala, yönümüzü neşeye çevirmek için gerekli adımları attığımızı söylediniz. Yeni bir dünyanın neşesi.
C: Dalga geliyor ve siz de insanlara fırtınalı denizlerin altında sürüklenmek yerine üzerinde sörf yapmayı öğretiyorsunuz.

----------------------------------------------------------------------

Oldukça fazla düşündüm ,bazı insanların özgür iradesine müdahale mi ediyorum diye,olabilir yardım ve tecrübeleri aktarayım derken kişilerin düşünsel karar verme mekanizmasın içine girip ruhsal konuda mahvetme gibi ayarsız davranışlar içinde olabilirim,

Zira kişiler örnek aldıklarının anlattığı her şeyi eğer bilgi yönünden geride iseler kabul edip farkındalığı bu konuda inşa etmeye kalkabilirler,kolaya gelir ,işte bu takıntı en korkunç bir KH tuzağına düşme konusunu ortaya çıkarır, dinsel kutsal aktarımlarda buna biat etme tabulaştırma gibi usullerin doğal uygulanması en doğru yol diye aktarıldığunı ve bu konuda ısrarları hatırlayın,

Ve bilgilerle objektif olarak değerlendirme ,

Bir sürü hurafe yanlış doğmatik alışkanlıklar ve onları tabulaştırma tarikatlaşma iradeyi başkalarına teslim etme gibi tehlikeleri her an yaşamaktayız, örnekler hayatımızın içinde her yerde,

Askeri doktor olan dedem İngilizlere esir düşmeden evvel bir süre Suriye Irak Mısır topraklarında Osmanlı Ordusu içinde görev yaparken Araplarla da berabermiş ve işin esası bu görev ailenin bütün fertleri ile beraber yapılmaktaymış bazı teyzem ve dayım Halepte ,Şamda falan doğmuş bazı diyorum anne tarafım dokuz kardeşmiş ,her neyse ,anne annemin aktardıkları içinde en ilginci Arapların çiğ hamur ve bal tereyağından olan  lokmalarını yedikten sonra yağlı ellerini yüzlerine sürdüklerini falan anlatırdı ve yemeklerini elle üç parmakla yemek, sünnetmiş,

Elle yemek yemek halen ülkemizin radikal bölgelerinde devam etmekte sünnet, uymazsan katli vacip bir kafirsin,

Hele ilgili kadro yani ritüellere uymayanları bu kafirleri kolayca öldürmeyi düşünen ve vaktiyle uygulayan gurup idari bölümlerimize yanaşıp yakındaki seçme seçilme özellikleri varsa ,

Bu tip bağnaz düşüncelerin kol gezdiği bir ortamda genelde güç bizde demekte olduğumuz ruhsal gerçekleri inkar eden takıldığı her şeyi kutsal addedip dayatmaya çalışan davranışlardaki toplum içinde  yapmakta olduğumuz gerçeği anlatmak ile ilgili ağ çalışmasının ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalışıyorum,

Bu ara tecrübe ve bildiklerimizi aktarıyorum adına özgür iradelere farkında olmadan girme işini sanırım kar zarar terazisinde tartmak da gerekli,

Kanal işinin çok hassas olduğunu belirtiyorum ve yaşamım boyunca özellikle ruhsal açılım esnasında kanala takılmış obsede bir çok kişiyle karşılaştığımı da çok defa dile getirdim, tabii ki fark ettiğimiz her kanalı açılanı  bu obsedasyon kalıbına sokmak gibi densizlik yapamam, ancak işin mekanizmasına vakıf olduğumdan ve sizlere detaylarını verdiğim kanalı açılanların standart yetiştirme metodlarının ne ve aynı olduğunu yaptığım araştırmalarda tesbit ettim

Bu işin en güzelinin kanalı terk etmek basiretini göstermek olduğunu da defalarca belirttim, zira şahsi olarak yapılan kanal işlerinde her zaman tehlike vardır ,içeri gir denilenlere uymak ve inanmak takılı kalmak var, zira kullandıkları teknoloji bizlerin anlayışımızın ve kapasitemizin çok çok üstünde ,örnekleri defalarca verildi, ancak bilgiye ulaşmaya ve anlamaya çalışarak bunu alt edebiliriz, bilmek bütün bu yanlış programları siler,

K.ların güvenli planşet ve bir gurupla yapmakta olduğu kanal organizasyonunda bile dikkat edilmezse KH varlıkların işe dahil olabileceklerini anlatan celseleri verilen örnekleri okuduk,

Ayrıca dinler programını uygulayan KH nin bolca girdiği faaliyetlerin insanlığa nasıl bir uygulama yaptırdığı da anlatılmaya çalışıldı ,

Çok asil  ve insanlığın huzur ve mutluluk içinde yaşamasını öngören tavsiyelerin yanında farkında olan kişilerin tersine gelen irkilten aldatma ve tabulaştırma işlerinin nasıl olduğunu yavaş yavaş uğraşan bizlerde berraklaştığını fark edildiğini gördük,

Neticede "ağ çalışması yapın" ifadesinin ne anlamda olduğunu irdelersek,

Bildiğini sanıp fark edenin içini dökmesini  veya anlaşılmayanı samimi bir şekilde sorgulayıp soru sormanın  serbestçe dile getirmenin  en doğal yol olduğunu ve bu işte katiyen çekinilmemesi gerektiğini ben de gönülden tavsiye ediyorum..

Ara..




Tgur

#1462
YORUMLAR 102

S: (A) Sean David Morton tarafından kanallanan Vajra materyalini okuyoruz. (L) Gelecekteki kendini kanalladığını söylüyor ve gelecekteki kendisi de kendi torunu oluyormuş. Tibet "Zaman Transferi" tekniğini kullandığını söylüyor. Geçmiş hayat regresyonu yerine gelecek hayat progresyonu. Zaman "kuanta"sı değil de zaman "kuinta"sından bahsediyor. Kanal durumuna o şekilde giriyormuş. İddiasına göre ölümünü ve yeniden doğumunu deneyimlerken çeşitli isteri nöbetleri geçiriyor. Bu süreç hakkında yorumda bulunabilir misiniz?
C: Kulağa eğlenceli geliyor!
S: (L) Söylediği şeyler doğru mu?
C: Herşey kutsandığında "doğru" ve yanlış birdir.
S: (L) Bu yanıtın bize hiç bir yardımı olmadı!
C: Tüm gelecekler mevcut. Sonsuz.
S: (L) Neyse, bu adam aynı zamanda dünyaya bir kometin çarpmasından ve "Seçilmiş"in ya da "Dünya'nın Kraliçesi"nin, yani Emanüela'nın doğumundan bahsediyor. Bu Emanüela da "yeni Mesih" oluyormuş. Adının "Morton'un Evinin Vajra'sı" olduğunu söylüyor. Bahsettiği Kraliçe, gökte tüm UFO'ların göründüğü gün doğuyor. Bunun kometin dünyaya  çarpmasından sonra olduğunu söylüyor. Nükleer savaştan sonra. Gezegenin çarpık bir yörüngede 7-8 yıl bulutlar ve karanlık içinde gezinmesinden sonra. Bu "gözlemcilerin" tarihe müdahale etmediğini, çevreyi, atmosferi "temizlediğini" söylüyor. İnsanlığa ümit vermek için de bir gün boyunca kitlesel olarak görüneceklermiş. Aynı zamanda Dünya'nın ve Ay'ın yörüngesini dengeleyerek herşeyi tekrar uyum içine koyacaklarmış. Tabii tüm bunları tarihe müdahale etmeden yapıyorlar! Bu "Seçilmiş" kişi İngiltere'de, Stonehenge'de doğuyor ve "Beyaz Bufalo Buzağısı Kadın" olarak biliniyor. Şu tanımlara bak! Neyse bu kadın "Kraliçe", "Lider", "Emanüela". Büyük bir teknolojisi varmış ve maddenin yeniden düzenlenmesiyle ilgili şifreleri çözebiliyormuş. Sembolleri Anka ve Ra'yla ilgili bir şey, ki bunları Ahit Sandığı'ndan enerji kanallamada, belirli madde türleri oluşturmada kullanıyormuş. Çok erken bir yaşta kraliçe olmuş. Beş yaşında Mesih Bilinci'ne ulaşmış ve yedi yaşında kabul edilmiş ve taç giymiş. Ve böyle devam ediyor. Ne düşünüyorsunuz?
C: Bu "Vajra Ruhu" büyüleyici biri gibi görünüyor; belki de aylak bir hayalci.
S: (L) İnsanları kandırıyor mu yani? Uydurma mı?
C: Evet. Urantia'ya gidip Atlantis Kristalleri yaratmadığına şaşırdık. Anladın mı? Adam tam bir ahmak!
S: (L) Bu şimdiye kadar söylediğiniz en kesin şeydi. Tamam, mail listesinde bu adamın ekonomik çöküşle ilgili tahminlerini okuyan bazıları bunun hakkında şeyler sormuş. Tabloit gazetelerin birinde ekonomik çöküşle ilgili bir tahmin vardı. (F) İki haftada bir bu tür haberler yayınlamaya devam ederlerse yakında haklı çıkarlar! (L) İyi bir nokta! Çok yakında bir ekonomik çöküşle karşı karşıya olup olmadığımızı söyler misiniz?
C: Ancak bu tür şeylere karar veren güçler tarafından istenirse.
S: (L) Bu yıl bir çöküş yaratmaya karar verme ihtimalleri nedir?
C: Artık "ekonomik çöküş" kavramı kullanılmıyor. İnternette gördüğün şeyleri incelerken daha dikkatli olmanı öneriyoruz.
S: (L) Bunu sormamın nedeni bunu bana başkalarının sormuş olmasıydı ve sanırım bazıları o adamın kaçığın biri olduğundan şüpheleniyor zaten...
C: Şüphelenmek?!?
----------------------------------------------------------------------

Yukarıdaki alıntı bir kanal obsedasyonuna örnek,

İlave olarak kanal işlerinde bir varlığa gir diye kabul gösterildiğinde kolay kolay terk etmez bir çok doğru gibi gelen kehanetsi örneklerle ilgili kişiyi kendine adeta bağlar iyi hissettiren başka örneklerle olay karmaş dolaş bir hal alır,

Ayrıca arada verilen şu cümleye de bakalım,

"S: (L) Söylediği şeyler doğru mu?
C: Herşey kutsandığında "doğru" ve yanlış birdir.
S: (L) Bu yanıtın bize hiç bir yardımı olmadı!
C: Tüm gelecekler mevcut. Sonsuz. "

Doğru ve yanlışın devreye alındığı bir bilincin saf gerçeklik bilgilerindeki objektif unsurlar önemlidir,

Hele kutsanmış gibi görülen bir kişiden veya bilinmeyen bir yerden geldiğine katiyetle ve şüphe olmayan bir tavırla inanç gösterildiğinde o bilinçte tek bir doğru vardır başka bilgi veya örneği kolay kabul edemez,

Kutsanmış çünkü o bilgi ve bir çok mantıksallaştırıcı dayatmalarla örneklerle ve toplumun büyük kısmının bu istikametteki inancı ile sabitlenmiş süregelmektedir,

Mesela inek Hindu indinde kutsaldır,oysa geri kalan insanların tümü için önemli bir protein kaynağı gıdadır,

Hristiyan dininde ,
"That meal was simply divine. - O yemek sadece kutsaldı."

Güç insanda diyoruz bazıları yan yan bakıp kendi bilincinde oluşturduğu ütyopik bilgiler çöplüğüne atıyor,

Oysa biz bu bilgiyi verirken mesela  DNA kabiliyetleri diye bazen en girift oluşumları bildiren alıntılarla genetiksel gerçeklerle anlatıyoruz ve Ra K. gibi kanal bilgilerinde de vurgulanan gerçekleri ve bu hususta yazılmış kitap döküman sunuyoruz , nafile..

Zihinsel gelişiminize bakınız evvel inandıklarınız esasta çöp kutusuna gitmiş bakın görün ikazları ,hayır ,ben o bilgiyi kutsamış bilincime yerleştirmişim demekte, değişimin o her zaman yüzleri yalayan rüzgarını katiyen kabullenmiyen bir tavır,

Neden,

İnancın ancak bu şekilde olduğuna inanıyor, tarifi hakkındaki zihinlerde oluşturulan kutsallık ve tabusal hal bu,

Ara..


sybleman

#1463
Bilgi konusu çok esnek, kesinlikle katılıyorum. Hiçbir bilgi kutsanmamalı. Nerden alınırsa alınsın celse, kitap, kanal, üst benlik... Her tür bilgiye değişebilir olarak bakıyorum. Kesin olarak bakmamak lazım, sonuçta kısıtlı algımızla kendi yorumumuzu katarak algıladığımız gerçeklikler. Belki %10 unu algılıyoruz, belki o kalan %90'ı bize başka bir bilgi sunuyor. Hatta belki onu bile yanlış algılıyoruz. Bazı bilgiler de piştikçe oturuyor, değişiyor, dönüşüyor. Sabitlemezsek o gelişimi rahatlıkla görebiliyoruz.

Bazen o anlık bilginin o yorumu işe yarıyor, sonra bir süre sonra evet bu bilgide bu da varmış, daha derinmiş denebiliyor. Zamanla algının açılmasıyla bilgi de değişiyor.

Farklı bir konuya geçicem fakat, ilginç bir bağlantı keşfettim gibi.

Ra'da ateş ve rüzgar deyimlerine denk geldim. İlginçtir tasavvufta da ateş ve rüzgar geçer.

Mesela neyin yanması lazım ki, içinden güzel ses çıksın denir. Tabiri caizse insanın yanması lazım ki, önce içi boşalsın, içinde bir şey kalmasın ki, o içine gelecek sonsuz enerji, sonsuz bilgi dolabilsin. Bütün bildikleri, dayandığı gelenekler, inançlar, arkadaşlıklar, belki maddi dünyadaki sevdiği şeyler. Hepsi bir bir aklında bitmeli veya yaşayarak, elinden bir bir alınarak bu şekle gelince, artık içi boş bir ney olmuş demektir. Artık zihin susmuş, tartışacak bir şey de kalmamıştır. Dünyevi inançlar bitti, dayandığın şeyler gitti, geriye bir şey kalmadı. O zaman insanın özüne dönmesi kaçınılmaz oluyor. Rüzgar, nefes (ruh) neyin içinden özgürce akabilir.

SORU: Sormak istediğim soru şu: Ben seçimin üçüncü yoğunluk
derecesinin ötesinde çok yoğun bir kutuplaşma yaratmak için
plânlandığım düşünüyorum. Böylece, üçüncü yoğunluk derecesinin
ötesindeki deneyim de çok yoğun olacaktır. Doğru mu?
 
Alıntı YapRA: Eğer sözlerinizi doğru yorumlamışsak, söylediğiniz yanlıştır.
Dördüncü yoğunluk derecesinin yoğunluğu sadece kaba bir yontuyu
inceltmek ve belirlemekten ibarettir. Bu gerçekten de kendi ölçüleri içinde
son derece yoğun olarak gerçekleşir ve varlığın daha dolu ve tam bir
ifade arayışı içinde sürekli kendi içine ve ileriye doğru yönelmesine
neden olur. Şu da var ki, üçüncü yoğunluk derecesinde bu yontu ateşte
biçimlenir. Böyle bir yoğunluk (şiddet) dördüncü, beşinci, altıncı ve
yedinci yoğunluk derecelerinde bulunmaz.
 

"Şu da var ki, üçüncü yoğunluk derecesinde bu yontu ateşte
biçimlenir. Böyle bir yoğunluk (şiddet) dördüncü, beşinci, altıncı ve
yedinci yoğunluk derecelerinde bulunmaz."

Yontu ve ateş... İçindeki boşluk.

4.boyut içinse oluşan yontuyu inceltmek deyimi kullanmışlar. Aslında edinilen yeteneklerin üzerinde çalışılması, daha fazla içe dönüş gibi bir çalışma gibi duruyor.


 
Alıntı YapRA: Bizim için uygundur.
Şimdi, şifa güçlerini geliştirmeyi öğretme/öğrenme sürecinin üçüncü
kısmına geçiyoruz.
Üçüncü alan ruhsal bileşimdir. Bu, akıl/beden/ruh bileşiminizin en az
çarpıtılmış kısmı olan güç alanlarını ve bilinci kapsar. Ruhsal bileşimin
araştırılması ve dengelenmesi gerçekten de öğrenme/öğretme
sürecinizin en uzun ve en incelikli bölümüdür. Aklı bir ağaç olarak
düşünüyoruz. Akıl bedeni yönetir. Eğer akıl tek bir noktaya yönelik,
dengede ve farkındalık içindeyse, beden de bu ortama göre uygun
şekilde dengelenmesi için hangi eğilimlere bürünmesi gerekiyorsa onlara
bürünmüşse, artık ortam daha yüksek bir çalışma için hazır demektir.
Bu ateşin ve rüzgârın işidir. Ruhsal bedenin enerji alanı bir patika ya da
bir kanaldır. Beden ve akıl açık ve almaya hazır durumda ise ruh da o
varlığın yukarı doğru uzanmak isteyen enerji/iradesi ile yaratıcı ateşin ve
rüzgârın aşağıya doğru akışı arasında bir iletişim aracı ya da ileri geri
gidip gelebilen bir mekik gibi fonksiyon görebilir.

"Artık ortam daha yüksek bir çalışma için hazır demektir.
Bu ateşin ve rüzgârın işidir. Ruhsal bedenin enerji alanı bir patika ya da
bir kanaldır. Beden ve akıl açık ve almaya hazır durumda ise ruh da o
varlığın yukarı doğru uzanmak isteyen enerji/iradesi ile yaratıcı ateşin ve
rüzgârın aşağıya doğru akışı arasında bir iletişim aracı ya da ileri geri
gidip gelebilen bir mekik gibi fonksiyon görebilir."

Yine ateş ve rüzgar benzetmesi.

Sanırım burada ateş olarak sıcak enerji kastediliyor. Ve bunu altın rengi, sıcaklık veren enerji olarak deneyimledim.

Rüzgar benzetmesindeki enerji ise, beyaz-mavi ve serinlik veren rahatlık veren bir enerji.

Bunların mekik gibi aşağı ve yukarı akışından bahsetmiş. O zaman tasavvuftaki ateşi ve Ra'nın bahsettiği ateşi de bu yönde düşünebiliriz.

Tasavvufta ve İncilde rastladığım bir bilgi daha, rüzgarı ruh olarak nitelemişler, serinlik veren enerjiyi. Burada da ilginç bir bağlantı var gibi.



Tgur

#1464
Sybleman ,çok yerinde bir alıntı işlemişsin ,takdir ve teşekkür,

Tasavvuf da işlenmiş,
Fuzulinin bu deyişini  aynı konuma sokabiliriz,

Ney-i bezmi gamem ey mah ne bulsan yele ver
Oda yanmış kuru cismimde hevadan gayri

(Ateşe yanmış kuru bedenimde ne bulsan rüzgara ver)


sybleman

#1465
Ne kadar güzel söylemiş Fuzuli. Tek cümle ama sayfalarca bilgi var.

Tgur

#1466
Bekleyen yorumlarımdan ,

YORUMLAR XLIV

S:(L) O üç güce dönelim. Pek çok ruhun fiziksel varoluşu arzuladığını söylediniz. Çok sayıda ruh bunu arzuladıktan sonra fiziksel varoluş nasıl gerçekleşti?
C: Önce maymunumsuydu.
S:(L) Sonra ne oldu? Bu maymunumsu varlıklar birden bire mi ortaya çıktılar? Ruhlar bu maymunumsu varlıklarla ne yaptılar?
C: Ruhlar transferle onları değiştirdiler.
S:(L) Neyin transferi?
C: Tohumlanan bedenlere ruhların transferi. Oryon birliği önce Neandertal'i kullandı.
S:(L) Oryon ruhları Neandertal bedenlerine mi girdi?
C: Hayır. Kuluçkalama için insan ruhlarını onlara yerleştirdiler.
S:(L) Değiştirilen maymunumsuların embriyoları gebelik için dişi maymunumsulara mı yerleştirildi?
C: Hayır. Yalnızca ruhlar.
S:(L) Ruhları bu maymunumsu bedenlere mi koydular?
C: Yakın.
S:(L) Ruhun mevcudiyeti maymunumsu bedenin genetiğinin ve DNA'sının değişmesine mi neden oldu?
C: Evet.
S:(L) Ardından da önce Oryon Birliği tarafından değiştirildiler...
C: Size benziyorlar.S:(L) Kim bize benziyor?
C: Oryonlar.
S:(L) Oryonlardan pek bahsetmemiştik..
C: Oryon Birliği. Oryon Toplumunda başkaları da var.
S:(L) Oryonların bazıları bizim değişimizle kötü adamlar mı?
C: Evet.
S:(L) Bazıları da iyi adamlar mı?
C: Evet.
S:(L) Yani asıl yaratıcıların veya genetik mühendislerin Oryonlar olduğunu söylüyorsunuz.
C: Yakın. Asıl mühendisler ama Dünya'da kalmıyorlar.
S:(L) Dünya gezegenindeki bedenlere giren ruhlar nereden geldi? Buraya gelmeden önce başka bir gezegendeki bedenlerde miydiler?
C: Bu grup değil.

----------------------------------------------------------------------

3Y den bakınca yukarıdakiler sanki masal gibi ,ruhlar maymun embryolarına nasıl girermiş, ruh neymiş, beş duyu ile algılanamayacak düşünsel bir şey ,bir hayal ,mana halinde iken maddenin arasında işi ne,

Newton katı fiziğine bağlı ve olamaz öyle şey diyen beş duyu ile algılamadıklarını katiyen kabul etmemeye ayarlı takıntılı bir bilinç soruları, bu takıntı ile dünyasına girmeye çalışan şeylere karşı şiddetli bir baş kaldırış ve bunu söyleyeni çalı çrpı odun toplayıp ayaklarından yakmaya hazır bir bilinç,

Neden böyle her seferinde takıntılı bilinç sorgulamaları örneğini veriyorsunuz bunların kafa yapısını anladık, biz onlardan değiliz dendiğinde bu ayrılık seremonisene kapılanları görüp üzülüyorum,sınırlama koyan bilinç henüz derslerini tam tamamlamamıştır, bütünlüğü kavramamıştır,

Ben tam kavramış mıyım ,hayır, ben de izahlarımı sergilerken ayrılık gösteren taraftayım, üzülüp kınamak gibi ,

Üzülmemek gerekli, bu hali doğal bilinç karışımı içinde kabul edip kendi bilincimizi tam düzeltip o şekilde bütünlüğe yardım ettiğinin farkındalığına gelmek,

Zira işin doğasında yeni yeni anlamaya çalıştığımız düşünce ışık foton madde illüzyonu arasındaki bağın mutlak olan ispat ve bilgileri aktarmaya koyulup konuyu bu önden izah etmeye çalışıyoruz,

Çekim denenin ne olduğunu ve bunun varlığın ispatlayan DNA izinin eterik aleme de foton yoluyla taşınan ince hesapları izah etmeye Rus bilim adamlarının havası boşaltılmış fanuslar içinde DNA deneyleri ile falan anlatmaya çalıştık,

Deneyler yapılır ispatlar ortaya dökülür ama o durum orada fantazi bir yüksek entel bilgi halinde durmamalı ,yaşantımıza intibak ettirilmeli ve inanç sistemimizi ona göre ayarlamalı düzeltmeliyiz,

Demin bilgisayar güncelleme yapacakmış kapandı, bekledim yeniden açıldı, bu güncellemeleri bigisayar sistemi ile çalışan bütün cihazlar yapıyor ve en yeni buluşları yazılımları tatbikat sahasına sokuyorsa biz insan olarak neden bilincimizi yeni anlayışlara göre güncelleyip farkındalık ve inanç işini yenilemiyoruz,

Radikalde kalmak hala "kımıldama otur ben ne söylersem elini kaldır indir" denen komutlara uyan biçareler mi olmalıyız, yoksa yaşayan sorgulayan bildiğini hayatına sokup ileri adım atabilen gerektiğinde itiraz edip yeni yolları tarif edenlerden mi olmalıyız,

Ben o ikincilerdenim ,bildiğimi fark ettiğimi şu anda elimde bu ağ imkanı varsa söyleyenlerdenim ,bildiklerimi anlattıklarımı gerekirse tartışma alanına sokanlardanım ,ne kadar kınanırsa kınansın, bilgi saçılmalı varsa aksak eksik tarafları karşılıklı yoğurulmalı,

Bunları anlatırken yapılanın mozaik bilince katkı olduğunu fark ediyorum ,mozaik bilinç,

Bu tartışmalar esnasında mozaik olgusu hakkında bir sayfa açmış ve bir şeyler anlatmışım ,biraz tekrar gibi olsa da eksik ve fazla tarafları var üzerinde tekrar duralım,

----------------------------------------------------------------------

S: (T) Bu dalga üzerinde ilerlerken belirli bireylerle iletişim kuruyorsunuz. Barbara Marciniak'a o bilgileri Pleyadesliler adı altında verdiniz.
Peki Barbara Marciniak'a diğer insanlarla iletişim kurduğunuzu söylediniz mi?
C: Hayır.
S: (L) Yani Barbara aynı kaynağın farklı isimlerle başka bireylerle temas kurduğunu bilmiyor.
C: Bilmiyor.
S: (L) Sormadığı için mi?
C: İlerleyici bilgi. Ve sistem bir mozaik gibi.
S: (L) Yani farklı insanlar mozaiğin farklı parçalarını mı alıyor?
C: Evet.
S: (T) Ama başka isimlerle başka kişilerle temas kurduğunuzu söylemiştiniz?
C: Evet.
S: (T) Bunu diğerlerine söylediniz mi?
C: Hayır.
S: (T) Neden diğerlerine bunu söylemediniz?
C: Az önce yanıtlandı. İlerleyici bilgi.
S: (T) Barbara'yla hala temas kuruyor musunuz?
C: Bu noktada değil. "Pause" modunda.
S: (T) Bunu biliyor mu?
C: Evet. Ona bir mesaj yollayın ve "Kasyopya"yı aramasını söyleyin. Bir sonraki durak Aslan.
----------------------------------------------------------------------
(Uzun bir cevaptan cımbızlama)
....... Gerçekliğin hayal edilebilir her halindeki unsurların, görsel olarak ifade edilecek olursa mükemmel dengedeki devasa bir mozaikte birleşmesi olarak tanımlanabilir. Elbette bu, sorunuzun yeterli bir yanıtı değildir, fakat, sunulan görsel imaj üzerinde düşünerek, daha tam bir yanıtı öğrenmede kendi kendinize yardımcı olabileceğinizi umuyoruz.
----------------------------------------------------------------------

S: (L) Özetleyelim. Hitler üzerinden uygulanan şey gelecekteki bir senaryoya dair bir prova mıydı?
C: Yakın. İradenin "test edilişi"ydi.
S: (L) Kimin iradesi test ediliyordu?
C: Sizin.
S: (L) Şahsen biz mi, yoksa dünyanınki mi?
C: İkincisi.
S: (L) Bu senaryoyla ilgili olarak, belirttiğim kitap yoluyla olabilecek şeyler hakkında öğrenebileceğimiz bir ders var mı?
C: Belki, ama mozaik bilinci öğrenmeni öneriyoruz.
S: (L) Mozaik bilinç nedir?
C: Lineer yaklaşımdan ziyade içsel olarak küresel biçimde düşünüş. Tüm sahneyi görme yoluyla tüm resim görülebilir.
S: (L) Sanırım çok sayıda düşünce kalıbım olmasının nedeni de bu...
C: Kendini bir mozaiğin ortasında düşün.
S: (MM) [Bir yerlerdeki mozaiklerin onarımıyla ilgili tam olarak duyulmayan bir yorum.] (L) Tamam, söylediğiniz şeyi biliyorum ama sanırım bunu yapabilmemin hiçbir yolu yok!
C: Evet, yapabilirsin!
S: (L) Tamam, tamam. Tüm bu durum, bu Polonya bağlantısı, bu Alman bağlantısı, Amerika ve dünyadışı varlıklar, askerler/Nefilim, tüm bunlar Yoğunluk Sınırı Geçişi'nin yansımaları, doğru mu?
C: Yakın.
S: (L) Ve Yoğunluk Sınır Geçişi'nin tezahürlerine dayalı olarak bazı insanlar 4'üncü yoğunluğa mezun oluyor veya geçiş yapıyor, farkındalıkları değişiyor, herşey değişiyor, oyun sahası dengeleniyor. Demek Almanya'da olan şey bir provaydı ama asıl olacak olan şey oyun sahasının eşdüzeyli hale gelmesi... yani aslında tam olarak aynı senaryo olmayacak. Bu doğru bir değerlendirme mi?
C: Belki. Tamam canım, gerçekleri istiyorsun ve biz de vereceğiz ve kavramanızı ümit ediyoruz.

----------------------------------------------------------------------

S: (L) Anladım! Zeus'la ilgili olan... Çocukların büyütülmesi, çeşitli seviyelerde çeşitli şekillerde hareket eden "çocuklar" tarafından belirlenen kalıplar, tezahürler ve sonunda herşey 7'nci yoğunluğa geri dönüyor.
C: Herşeyin geri dönmesi ne anlama geliyor?
S: (L) Bir ile birleşme. Ve bu sürekli devam ediyor...
C: Peki Chloe ne diyor?
S: (Chloe) Hepimiz 7'nci yoğunluğa geri döndüğümüz zaman ne olduğunu mu kastediyorsunuz?
C: Ne düşündüğünü kastediyoruz.
S: (L) Zeus'un efsanelerine benzer kalıplar içindeysek ve çeşitli yerlere yayıldıysak, dünyadaki çeşitli deneyimlerimiz çok parçalı durumda ve büyüyüp ilerledikçe doğruya ve tam anlama ulaşıyoruz ve tüm bu deneyimlerin bilgeliğiyle tekrar bir araya geliyoruz.
C: Evet, ama sadece "Dünya" değil.
S: (Chloe) Başka bir seviyeye gitmekten kastettiğim şey bu...
C: Ama, Chloe, ya Dünya'da olmayanlar?
S: (Chloe) Onlar da aynı süreçteler.
C: Evet.
S: (Chloe) Onların farklı efsaneleri mi var?
C: Farklı herşeyleri var... Ama son analizde, aslında tamamen aynı şey!
S: (Chloe) O zaman sanırım herkes sonlu fiziksel varlıklarından mezun olduğu zaman aynı yerde farklı bir titreşimde bulunuyorlar ve şu anda düşünemediğim başka derslere, deneyimlere ve ilerleyişlere yöneliyorlar.
C: Ama "an" nedir?
----------------------------------------------------------------------

Ama "an" nedir denince olayı zamansız bir ortamda tahayyül etme mecburiyeti hasıl oluyor ,yani mozaik konusunu besleyen her taraftan serbest gelen bilgi an denilenin kozmik veya sihirli ortamında 7Y de birleşmiş olan bilinç her yönüyle kullanılabilecek hale geliyor, bunu açalım,

İzahlarımız maalesef biraz zorlanarak da olsa 3Y mantığı ve doneleri içerisinde gibi olmakta ise de, ama bazı bedensel işleyişlerimizin dünya lineer zamanı dışında otonom olarak veya ruhsal 2. zamanını uygulayan şeklinde veya "an"da oluşanlar olarak tezahür ettiğini görüyoruz, hatırlayalım, uyku hali ve otonom olarak beden organlarının bir kısmının biyoritim halinde çalışması,

Beyine bakalım, zihin çalışma şekline, her ne kadar o şu alıntıyla 3Y bilincini oluşturan olarak gösterilse de makro ve mikro yansımaların çoğunlukta olduğu bu var oluş fenomeninde yani "yukarıda ne varsa burada da o var" bilgisi ile daha geniş bir izah platformuna çekebiliriz, evvela alıntıyı hatırlayalım,

"C: Klasik kelimesi bilinci yadsıyor. Zihni, bir vakum içinde oluşan salt kimyasal işlevler ve elektriksel dürtüler olarak kabul ederek yaradılışın geri kalanına tüm yoğunluk ve boyutlarda ince ağlarla bağlı olduğunu - ki durum bu- gözardı ediliyor.

Çekim, fiziksel ve ruhsal gerçekliğin tüm unsurlarını bir arada tutan bir zamk. Bilincin algılaması olmadan hiçbirşey varolamaz. Klasik fizik, diğer bazı hususlara ek olarak, bilinç ve beyni tek ve aynı şey varsayıyor ya da birinin diğerine yardımcı olduğunu. Gerçekte ise, beyin 3. Yoğunluk halleri ve benzer tezahürlerin fiziksel durumlarındaki bilinç ifadesini kolaylaştıran bir kanal. "

Anlaşılan o ki bilinç ve beyin, bu farklı gibi görüleni çalışma yoluyla birbirini tamamlayan unsurları birbirinden ayıramayız,aynı şey değil ama insan bedeninde iken evrensel olguları anlayabilmek için beyin bir kanal,

Bu detaylı anlatımın sonunda mozaikteki durum ile kanal olan ve özel nöron dolu organik yapısıyla komplike beyin yoluyla çalışan  bilincin algılamasındaki paralellikleri daha salim bir noktaya çekebiliriz, bir örnek sunuyorum,

Bir bitkiye yanaşalım, bu bitki çiçek olsun, güzel kokulu ,dalını tuttuğumuzda evvelki zihinsel  bilişlerle o dalın dokunma hissimize vereceği tanımı otomatik olarak biliriz ,bitki dallarının verdiği esneklik ve özellik ,kokusu bildiktir ama sizi bir anda onu ilk kokladığınız çocukluk veya başka romantik zamanlarınıza ulaştırabilir,

Anda oluşanlar,

Evvel belki anlattım yanan ve tütsüyen tezek kokusu duyduğumda babamın asker olarak ev bulamama mecburiyetinden köy yanındaki çadırlarda geçici mesken tuttuğumuz çocukluğum aklıma gelir, köy çocuklarının bağrışmaları koşuşturmaları ,sığır sesleri, gıcırdayan kağnı sesleri,
Ordu malı askerlere subaylara ve ailelerine modern çingeneler denir eski sözle "hane berduş", zira çok yer değiştirirler,

Mozaik konumun ortasında olup olan bitene böyle kolayca ulaşabilme özelliği, bunu dünyada iken bu beyin ile yapabiliyoruz, ama bir şey var onu vurgulamak gerekli, mozaik denen varlıkların sonsuz yapıdaki faaliyetleri ile oluşan bu bilgi alanını aynı anda hepsini algılamak mümkün mü, hayır, hele lineer bakışla ve bu ortamda imkansız ,yukarıda verdiğim örneklerle sadece bazılarında zihnen kümüle olursunuz ,ama ilgilendiğiniz konunun an daki yani zaman tanımayan haliyle bir şeyleri idrak ederiz, ilgilenilen konudaki derinliklere ulaşmakta barajlar yok,

Belirttiğim gibi algılanmak istenene bir seçim yoluyla yanaşmak gerekli,ilgi duyulan olay sizin o anda meşgul olduğunuz olur, mozaik unsurlara yani bilgi alanında olan diğer konulara ancak bakar seçerseniz ilgi duyarsınız, işleve sokarsınız,
Bu noktada anlatmak istediğim, mozaik bilgi alanı denen bu muazzam kütüphane sizin hür ve takıntısız bir bilinçle ulaşabilmeniz için her an var,

Takıntının veya  3Y KH tarafından karartılmış saptırılmış, dayattırılmış bilgiye ulaşma yollarının tıkanması işinin genel maksadı ne demek anlayabiliyoruz,

İskenderiye kütüphanesini ve zaman zaman Tiranlar tarafından yaktırılan bilgi veren kitaplar olaylarının nedeni budur,
Takıntılı bilincin her zaman üzerinde durduğu ,vurguladığı nedir bakalım,

"Bilgiye ulaşıp olanları sorgulamayın ,madde dünyasının zevklerinden başka bir şey yok ,bakma..Tarihsel efsane ve destanlar ve hele din yoluyla her şeyi anlattık daha ne istiyorsunuz size bu yeter.."

Bu arada eski yazdıklarımıza bakmak isteyenlere pencereyi kapalı tutmayı benimseyemedim,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=36#27434

Ara..


sybleman

#1467
Tgur abi gerçekten ilginç senkronizasyonlar yaşıyorum seninle. Sürekli aynı konuları incelediğimizi görüyorum.

Verdiğin linkteki mevzu. Ruhlar, oluşumlar.. mevzusu.

Eğer doğru yolda değilsem beni uyarır mısın?

Şunun farkına vardığımı düşünüyorum. Biz aslında bilinciz. Saf bilinç.
Biz saf bilinciz. Fakat ruhlarımız, onların mozaik parçalar olduğunu düşünüyorum. Parçalı ruh dedikleri hal. Ama ruh ve bilinç de bağlantılı. Bilinç olmadan ruh durağan. Nötr. Aynı sonsuz enerjideki halimiz gibi. Anda trans hali gibi. Bir şeye ihtiyacı olmayan bir enerji formu gibi. Zaten evinde, rahat, tatmin, yeterli. Kımıldamak bile istemiyor.

Bilincimizi ise istediğimiz yere ışınlayabiliriz, varlık olan ruh olan her yere. Bilinci sabit olarak görmüyorum.

Zira şahitlik/gözlemci konumundayken başımın 30 cm arka ve üstünden kendimi ve hareketlerimi izleyince bunu farkettim.

Aslında olan ben buyum. Bedenim hareket ediyor evet ama komutu ben vermiyorum. O zaman bu bedeni kim hareket ettiriyor. Duygularımı da hissetmiyorum. O zaman duygular da bilince ait değil. Bilinç saflaşınca duygu yok. Sadece varoluşu algılamak var.

Peki ruh nedir? Kuran ve incil'de şöyle bir mevzu vardır. Yükselen/kamil insana eren kişinin ruhu değiştirilir. Ona yeni bir ruh verilir. Hatta bu yeni ruh verilişinden sonra insanlarda gençleşme, simada ufak değişiklikler görülürmüş.

Ruh, sonsuz enerjiden gelen ışık parçamız. Bizi yaşama bağlayan, sonsuzluğa bağlayan.

Ateş ve rüzgar'daki rüzgar=ruh. Ne demişti Ra'da ruh bir mekiktir demişti. Ne güzel bir benzetim olmuş.

 
Alıntı Yap"Ruhum büyük, düzensiz, bulutsu bir yığından yaratıldı. Bu yoğun, pülzasyon yapan mavimsi, sarı ve beyaz ışıktan minicik enerji parçacıkları olarak çıkarıldım. Bu pülzasyonlar ruh maddesinden meydana gelen dolu fırtınalarını dışarı gönderiyor. Bazıları geri düşüyor ve yeniden emiliyor, ama ben dışarı doğru devam ediyorum ve benim gibi olan başkalarıyla birlikte bir akıntı boyunca taşınıyorum. Bu konuda bildiğim sonraki şey ise benimle ilgilenen, bakımımla meşgul olan sevgi dolu varlıkların olduğu çevrelenmiş, parlak bir alanda olduğum.
Bir arı kovanındaki kırılmamış yumurtalar gibi olduğumuz bir tür kreşte olduğumu hatırlıyorum. Daha fazla farkındalık kazandığımda, Uras kreş dünyasında olduğumu öğrendim. Buraya nasıl getirildiğimi bilmiyorum. Döllenmeyi bekleyen embriyonik bir sıvı içindeki bir yumurta gibiydim ve benimle birlikte uyanacak olan daha birçok genç ışık hücresi olduğunu hissediyorum. Güzel ve sevgi dolu olan... zar keselerimizi delip bizi açan bir anne grubu vardı. Çevremizde dönüp duran yoğun, besleyici ışık akımları vardı ve müziği duyabiliyordum. Farkındalığım merakla başladı. Çok geçmeden Uras'tan alındım ve farklı bir ortamdaki başka çocuklara katıldım."

Ruh kreşi alıntındaki mavi beyaz enerji parçaları. Gerçekten ruhumuz bu. Bu cem halinde farkettiğim alan. Muhteşem bir frekans yayıyor. Sonsuza kadar kalınabilir. Mavi-beyaz ve genişleyen. Evrenin genişlemesi gibi. Ruhu genişletip parçalıyor aslında. Ruhların dinlenmek/yenilenmek için de bu alana geri döndüğünden bahsediliyordu Ra'da. Evrenin genişlemesi gibi, mikro boyutlarda yavaş yavaş genişlediği hissediliyor, yavaş yavaş eritiyor. Bu genişleme ve o frekansın etkisi ile ruh parçalanıp o enerji alanında yok oluyor. Ve tekrar yeni bir ruh oluyor.

Tasavvufta şöyle geçiyor. Bu deneyimlediğim cem hali(nirvanaya varma da deniyor sanırım) ilk sefer oluyor. Ki burada tam ruh çözünmüş gidiyorken durduruluyor, son kararın mı? Bak iyi düşün dercesine. Ve burada büyük çoğunluk dünyasal bir sebep uydurup geri bedenine dönermiş. Ki ben de ailem korkar, çok üzülür demiştim. Halvet dedikleri durum bunun için, 40 gün inzivada kalınır. Ve girmeden helallik istenirmiş. Çünkü gerçekten ruhun bedeni terk etme durumu olabilir. Kalmayı seçmeyebilir. O muaazzam enerji karşısında gitmeyi seçebilir. İşte bu halden sonra bedene geri dönen derviş, değişik haller de deneyimlermiş. Ama tabii bir yandan aklı o enerji alanında o sonsuzlukta kalıyor insanın. Aşk acısı dedikleri de o. Onu deneyimledi bir kere, tekrar gitmek istiyor.  Halden hale geçtikten sonra, artık kabullenmiş kendini bırakmışken, tekrar o alana gidermiş. Bu sefer artık dünya ile bir ilgisi kalmadığı için kalmayı seçmez. Artık tek düşündüğü oraya ulaşmaktır. Ve kararını gitmekten yana verir. Gittiğinde de bu bahsettiğimiz alanda erir, ruhu yok olur. Fakat bu 2.seferde ona yeni bir ruh verilir ve tekrar bedenine geri gönderilir. Artık yükselmiş, kamil insan konumuna geçmiştir.

Peki enerji bedenlerimiz?? Onlar nedir? Ruhun ve bilincin birleşince meydana getirdikleri enerji katmanları mı??
Peki neden farklı enerji bedenlerimiz var. Neden 7 tane? 7 yoğunluk seviyesini mi temsil ediyorlar. O zaman insan olarak bütün yoğunluklara bağlıyız demektir.

Ra'da bir taşın bile 7 çakrası olduğunddan bahsediyordu. Demekki varlık olarak bir taş bile pasifte bütün boyutlara bağlı.

Düşününce çok muazzam bir yapı. İşte o zaman üst benlikle neden bağlıyız mevzusu bile oturuyor. Bütün yoğunluklarda bir bağımız var. 7.boyutta bile bir bağlantımız var. Hepsine bağlanabiliriz. Onlar da bize bağlanabilir. Zaman da yoksa, aynı anda bütün boyutlarda varız demektir, ki bu da bize nokta gibi bir anda herşey olmaya kadar götürüyor.

Örneğin astral seyahat. Bilinci astral bedene transfer edip öyle çıkıyoruz. O zaman bilincimizi diğer enerji bedenlerimize de transfer edebiliriz. Bilinç sabit değil. Bilinç ayrıldı diye beden ölmüyor, bilinç astral seyehat yaparken, beden soluk almaya devam ediyor. Peki ruh ne yapıyor bu durumda??? o da geziyor mu? Sanmıyorum. Ruh ve beden bir. Bedene perçinli. Tabii bu boyut için geçerli. Ölüm olmadıkça ayrılmıyor. Aldığımız o ışık parçacığı bizim yaşam ışığımız, bedenli olmanın bir sonucu. İster suptil olsun, ister maddesel. Bir bedenimiz varsa, ruhumuz da var demektir. Gerçi anın tek olduğunu düşünürsek, ruh da bütün katmanlarda mevcut şuanda.

Bu deneyimlediğim farklı insanları gezme halini de çözdüm. Bu yaptığım bilinç transferi. Birlik bilincinde bahsettikleri durum. Birimizin yardıma ihtiyacı varsa ona çekilebiliriz. O çekilme halinde, bilinçle gittiğimiz için olaya duygusal bakamıyoruz. Sadece o kişiyi izliyoruz. Ne yapıyor, ne hissediyor, neye ihtiyacı var. Önceden ne yaşamış. Ama duygular bize sirayet etmiyor. Objektif bakış açısı. Öyle olunca neye ihtiyacı olduğunu ondan bile daha iyi biliyoruz. Çünkü objektif bakıyoruz.

Düşünsenize, herkesin bu şekilde birbirini gezebildiğini. Kimin neye ihtiyacı var görüp, objektif durum tespiti yapabiliriz. Nasıl yardım edebileceğimizi anlayabiliriz. Belki 5-10 snlik bir deneyim, ama bütün mevzuyu çözebilecek bir hızda gerçekleşen, duygular, bilgiler, ihtiyaçların dökümü gibi. Yardım istemeye bile gerek yok. Bir şeye ihtiyacımız var, birazdan yanımızda yardımcı olacak insanlar geliyor. Karşılık beklemeden birlikte hallediyoruz. Konuşmaya, ihtiyaç belirtmeye, istediğinden utanmaya bile gerek yok. Doğal bir birlik hali. Başkalarına hizmet dedikleri hal bu. Hani Ra'dad diyorlar ya yardım çağrısı aldık. İşte bu hal yardım çağrısı. Tabii K'ların deneyimi daha da gelişmiştir. Ama bu şekilde, BH deneyimine alıştırılıyoruz. Nasıl yardım edicez başkalarına işte böyle. Böylece talep etmeyene de müdahale edilmemiş olacak. Çağrı gelince bilicez ki o parçamızın yardıma ihtiyacı var.

Bu hale geçiş de çok ilginç. O bahsettiğim mavi-beyaz alanda eridiğimi hayal ediyorum. Sonrasında geliyor. K'lar demişti sanırım. Sonsuzlukta erimek, birliğe götürür diye. Onun tanımı da bu. Eriyince bir oluyorsun.

Sabah sabah da şunu düşünerek uyandım. Eğer kendi frekansımızı kuantum alan dahilinde değiştirip bunları yapabiliyorsak, maddeye de tesir edebiliriz. Kendi frekansımızı değiştirdiğimiz gibi maddenin de frekansına müdahale edebiliriz. Acaba 4.boyutta yapmamızı bekledikleri, yarı süptil maddelerden farklı nesneler meydana getirme hali de buna mı dahil?

Tam bunu yazdım ve paylaştığın yazıda bu alıntıyı gördüm:
 
Alıntı YapDr. N: Okul dersliğine benzeyen bir yerde grubunuzun nasıl toplandığını anlattın, ama orada neler olup bittiğinden emin değilim.
D: Enerjimizle yaratma eğitimi konusunda uygulama yapmak için biraraya geldik. Rehberim Trinity, üzerinde çalışacağımız çizimi yaptığı tahtanın önünde duruyor.
Dr. N: Peki şimdi ne yapıyorsun?
D: Diğerleriyle birlikte masamda oturuyorum. Trinity'yi izliyoruz.
Dr. N: Bana bunu betimler misin? Uzun bir masada diğerleriyle birlikte bir sıra halinde misiniz, yoksa başka bir şey mi?
D: Hayır, hepimizin kendine ait bir masası var... üstlerinde açılan bölmeleri olan masalardan.
Dr. N: Arkadaşlarına göre sen nerede oturuyorsun?
D: Solda, arkalardayım. Yanımda haylaz Ca-ell (deneğimin şimdiki yaşamındaki erkek kardeşi) var. Jac (deneğin şimdiki kocası) hemen arkamda oturuyor.
Dr. N: Şu anda odadaki ortam nasıl?
D: Sakin.., oldukça rahat, çünkü bu ödev yani Tirinity'nin çizimini yapmasını seyretmek o kadar basit ki neredeyse sıkıcı diyebilirim.
Dr. N: Ya, gerçekten mi? Trinity ne çiziyor peki?
D: O şey çiziyor... şey, farklı enerji parçalarından... çabucak nasıl bir fare yapılacağını.
Dr. N: Bu ödevde enerjinizi birleştirmek için gruplara ayrılıyor musunuz?
D: (başını sallayarak) Oh, hayır. Bunu geride bıraktık. Şimdi ayrı ayrı test edileceğiz.

Tgur abi gerçekten çok ilginç bir senkronizasyonumuz var. Aynı mevzuyu da paylaşmışsın. Yazımı bitirdim, senin alıntına geri döndüm ve 7 yoğunluğun bağlantıda olma durumunu da yazmışsın:

 
Alıntı Yap
Alıntı YapS: (L) ... Bu sorunun tüm geceyi alacağını biliyordum! Neden sordum ki? (SV) İyice anlayalım! (L) Pekala, ilk
solucan... (T) Solucan bir... (L) Çakra tam olarak nedir?
C: Birinci, ikinci, üçüncü veya dördüncü yoğunluğu beşinci yoğunlukla birleştiren bir enerji alanı.
S: (T) İlk dört yoğunluğu beşinci yoğunluk derin düşünme seviyesiyle birleştiren bir odak noktası mı?
C: Yakın.
S: (T) Çakralar yoluyla derin düşünme seviyesine bağlanmamızın amacı nedir?
C: Kısa dalga döngüsünde hepiniz beşinci seviye ile bağlantılısınız; transkriptlere gözatın.
S: (L) Söylendiği gibi her bir çakra bir renkle mi ilişkili?
C: Bir anlamda, ama önemli olan husus o değil.
S: (L) Önemli husus nedir?
C: Fiziksel noktayla ilişki.
S: (L) İçinde bulunduğumuz bölgeyle mi? Ev konusuna geri mi döndük?
C: Fiziksel bir bedende, birden dörde kadarki yoğunluklar.

Çok yazdım kusura bakmayın artık :) Sabah sabah bir algı-fikir coşması yaşadım. Senin yazdıklarını okuyunca daha bir coştu. Yanlış veya farklı algıladığım yer varsa Tgur abi, öğrenmekten zevk duyarım.

sybleman

#1468
Birlik halinde ikinci turda gördüğüm genç çocuğu hatırladım :) Gitar çalıyordu, karşısınaki kız da şarkı söyleyerek eşlik ediyordu. Çocuk kıza aşıktı, ama söyleyemiyordu. :)

Tuhaf bir çağrı, nasıl yardım edilir ki :)

Çağrıları nasıl alıyoruz çözdüm ama nasıl yardım edebiliriz o kısmı halen çözemedim. Belki de deneme sürüşü diyorum ama sanırım bu 3y hali için de kullanılabilir bir mevzu.

Mesela bu çocuk için, bilincine konuk olmuşken belki cesaret duygusu düşünülüp yoğunlaştırılabilir. Uzaktaki birine nasıl yardım edebiliriz ki başka türlü? Belki böyle.


Tgur

#1469
Samimi sorulara acil cevap,

Senkronizasyon var mı, evet, zira bütünlük bilincimle bu sitede herkesle bir olduğumun katiyetle bilincindeyim,

Ayrılık düşüncesi veya aykırı düşünceler sonda mutlaka birliğin olduğu bilincine gelecek ,buna da katiyetle diyorum,

Zamanın 3Y deki algılanması ve onun boş verilip tamamen ayrı bir konumda farkındalığı bunu sağlayacak,bu sebeple bu 3Y deki zaman olgusu dışında bir anlayışın 4y de ancak tam anlayabilirsiniz demekte K.lar,
Yalnız onun hakkında son zamanlarda yaptığım yorumu yakında belirteceğim

Kutsallık hakkında bazı şeyler söylemiştim bundan evvel ben dualarımda hep o ruhun duasındaki "var oluşun kutsal farkındalığı" derim,

Ve kutsallığın ne olduğu hakkında da K.lar bazı şeyler söylemiş biz de yorumlamıştık, orada yani o kutsallık ifadesinin farkındalığa bağlanması esasta değişimin devrede olduğunu kabul eden bir anlayıştır,

Zira farkındalık zaten özünde her yeni bilgi ile idrakte değişimi ve ona bağlılığı ifade eder
Bunu da arada belirtmem gerek diye konudan kaymış gibi oldum,

Ruhun tarifinde isabetli alıntılar yapmışsın çok yerinde yalnız onu separe yani tek başına bir kavramdan çok madde illüzyonu oluşup onu bedensel olarak kabul ettiğimizde "fizik beden /genetik beden/ruhsal beden" olarak birleşikliğini her an aklımıza getirmeliyiz demekteyim,

Bu sayede onun tanımlamasında birbirinden ayrı oluşumların bir diğerine etkisini göz ardı edemeyiz,
O halde maddede olurken ruhsallığı,kayıtları ve  bütünlüğü anlamak bütün çaba o..
Sevgiler..