Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü
avatar_Dionysos

Soğuk Terapi ya da Hidroterapi ,Alternatif Sağlık ve Diğer K Önerileri

Başlatan Dionysos, 06 Kasım 2022, 20:47:46

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Dionysos

Bir tür üçüncü göz açma yazısı da benden gelsin

Wall-e diye bir film var. Oradaki insanların üçüncü göz açmaya uğraştıklarını düşünelim. İnsanın durumu bundan farksız.

Muhtemelen bu gezegen için üretilmedik ama ataların dna'sı köklerde

Deri algılayıcılarla dolu. Işık, ısı her şey. Endokrin sistemle ve tüm herşeyle bağlantılı
İnsan daha giyindiği an da DNA yı kriz moduna sokar
El ve baş bölgesinden algılanan ısı ışık farkı
Bir gezegen değil sahte ortam davranışı.
Gezegenin sahipleri gibi davranmıyoruz otele yerleştirilmiş konuklar gibiyiz. Bir gezgende değil yapay gök cisminde gibiyiz

Sahte ışıklar ,yapay uyaranlar

Plastik bir evde dünyaya bağlantıyı kestiği an da ne oluyor

Bir göz açmak isteniyorsa DNA ya zoru tanıtın

Bir yerli kadar olsun dünyayı çevreyi gerçekliği algılayabilseydi beşinci gözüm açıldı sanırdı

Aylarca bir düz/düzlem üzerinde yürüyor, toprak teması yok, eğim teması yok

Çocuk davranışlarını izleyin, serbest çocuk davranışları. Takla atar, döner ,sürekli enerjisi vardır ki eğer bir göz varsa en açık zamanı
En az kirlenme ve yozlaşma

Öyle bir şey varsa her kaçıncı gözse onun için önce toprak/doğa teması, iki boyutlu görsel sanal gerçeklikten çıkış, gezegenle bağlantı, bisiklet salıncak gibi şeyler, denge egzersizleri, fiziksel güç zor ve ağır içeren işler başlangıç için iyi olabilirdi

DNA yı aldatamazsınız heyecan için korku için gerçek risk gerçek risktir ama yine bir ölçü de hormonlar canlı tutulabilir 

DNA'nıza bir gezegende/bu gezegende olduğunuzu hatırlatarak başlayın
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

bozadi

Hof'un videosunda dikkatimi çeken bazı bilgiler:

Alıntı Yap
Yaptığım çalışma şunu kanıtladı: Vücudunuz soğuk suya maruz kaldığında, zihninizi doğru şekilde kullanırsanız, deri sıcaklığınızın düşmesini engellemek mümkün.

Bana koli basili enjekte ettiler. Buna rağmen hastalanmadım. Zihin gücümü kullanarak, enjekte edilen bakterinin tepkimesine karşı koyabildim.

Hollanda'da yapılan bir çalışmada 24 sağlıklı kişiye, ateş, üşüme ve baş ağrılarına neden olduğu bilinen bir endotoksin enjekte edildi. Wim Hof'un eğittiği 12 denek, bağışıklık tepkilerini bastırıp semptomları önleyebildi. Diğerleri ise bunu yapamadı.

İnsanların son derece doğal yollarla kendi ruh hallerini ve vücuttaki iltihaplarını (hastalıktan söz ediyorum) kolayca kontrol edebilmeleri için 3 etken belirledik:

1 - Nefes teknikleri
2 - Kademeli olarak soğuk suya maruz kalmak
3 - Zihin yapısı

Yani, Wim Hof metodu.

Nefes bedeni alkali yapar. Alkali beden, sinir sisteminin çevre koşullarına adaptasyonunu sağlayan uygun biyokimyasal yapıdır.   

Araştırmalara göre, Hof'un nefes tekniği vücudu geçici olarak daha alkali hale getiriyor ve bu da vücudun ağrı/acı reseptörlerinin büyük bir kısmını daha pasif yapıyor.

Hof'un teorisine göre, kontrollü ve hızlı soluma ve soğuk maruziyeti yoluyla vücudu kasıtlı olarak geçici bir stres durumuna sokarak çevremizdeki stres uyaranlarına karşı psikolojik ve fizyolojik bir direnç oluşturmak mümkündür.

Soğuk duş alınca küçük kaslar kanı hücrelere çok daha verimli bir şekilde iletmeye başlar.

Her sabah kendinize şunu hatırlatın: Mutlu muyum? Güçlü müyüm? Sağlıklı mıyım? Değilseniz, nefes alın uyuşuk serseriler.


bozadi

Deneyimlerinizi paylaştığınız için teşekkürler arkadaşlar.

Dionysos

Arkadaşlar bu arada psikomontiyum, ayna, mum ya da diğer görü teknik ve denemeleri ya da bunun gibi şeyler hiç işe yaramaz demedim.

Şuradan yola çıkıyorum

Alıntı YapC: Tekno-spiritüel tekniklerin işe yaraması için, "soydan" insanların arınması/saflaşması ve çakralarının "birleşmesi" gerektiğin

Soydan arınma, saflaşma, çakraların birleştirilmesi

Bu birincisi soydan arınma

Bunu şöyle alıyorum .Kedi köpek inek tavuk doğasından koparılarak 20 bin yıl insan bakımından sonra doğal köpek yetenekleri ya da özel görüler, evrenle bağlantı, içgörü ve üçüngü göz arıyor gibi düşünelim.

Şimdi bizden öncekiler yani bizden önceki tekno-sprituel uygulama arayıcıları  şu bilginin farkında değildi.
Biz dünyadışı bir uygarlığın yarı çiftlik hayvanıyız. Yerli ya da dünyadışı türlerle melezleme ve çoğumuz buraya onun beslenme enerji ihtiyaçları için konuşlandrılmış gözüküyoruz. Doğa ve gezegenle uyumumuz en az seviyede. Yani bunun üzerine bir yapı inşa etseydik ne yapardık. Buradan bunu anlıyorum. Yerli ataların dünyaya ait türün dna becerileri aktivasyonu ve geri kazanımı
Bunun dışında insan olarak önceliğimiz o durumda ne yapılabileceği mi?
Ve sonuçta şuna geliyoruz bunu öğrenme için bir macera olarak seçmişiz ve herşey ederslerdir

Saflaşmaya gelince. Bu bir yönüyle belki ruhsal duygusal diğer yönüyle fizik bedenin arınması olabilirdi. Birinciyi bir kenara bırakırsak.
Doğal olmayan içerikler tüketiyoruz. Endokrin bozuculara maruz kalıyoruz. Bu sadece gıda değil yapay ışıklar radyasyon sinyaller ive frekanslar gibi şeyler tüm hepsini kapsar. Isı ve ışık bile vücudumuza eşit temas etmiyor ya da dağılmıyor. Üç gündür bunu düşünüp duruyorum. Normalde bunun üzerinde durmayız ama damar sistemi, dolaşım, hormon sistemi hepsiyle ilişkili

Çakraların birleşmesi insan grupları olarak yorumluyorum. Yani çoğumuz bireysel çabayla edimler peşindeyiz. Yani bir grup kabile topluluk olarak ancak bu tip bir şeyleri aslında başarabilirdik

Çoğu bu tip uygulamaları aslında kendini hoş hissetme peşinde arar yapar. Özel olma düşüncesi ve duyguları. Özel yeteneklere sahip olma onları arama, aktive etme. Bunun çok geniş yorumları var ama girmek istemedim ve sonuçta kendi geçmişimi de kendi özeleştirimi de içeriyor

Şuna katılıyorum. Uzakdoğu da insanlar bu tip uygulamaların peşine düştü bir şeyler yaptı gördü ve çözdüler. Uzun yaşayanlar var. Aura, çakra, meridyen sistemleri vb gözleyen sanırım oldu ama yine de bunun için ve bu kadarı için bile geçmiş zamanın saflığında değiliz. Hem bireysel hem çevresel

Amerikan toplumu tam Wall-e insanlığı oldu. Dünyaya artık kültür bilgi bilim ihracı yapıyor. Onların yaşam tarzını alıyoruz.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

Topraklanma etkisi, bir şehir efsanesi anekdot anti ya da alternatif bilim değildir. Topraklama gerçek bilime dayanan gerçek bir terapötik ya da ilaçtır.

Topraklanma yararları çift kör plasebo kontrollü (yani deneklerin iki gruba ayrıldığı ve kimin gerçek toprağa temas ettiğini bilmediği gerçek) deneylerde ispatlanmıştır. (Güvenli bilim.)



https://www.healthline.com/health/grounding#benefits
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

Şaka yapmıyorum örtünüyoruz ve bel bölgesi akış zayıflıyor. Zaten harekette yok. Ora bir daha soğuk görmeyecek .Duşlar, duşları alamayanlar ,suyu ayağına tutanlara en çok karın/kalça bölgesi orta bölgeyi denemeyi öneririm. Suyu kafaya ve gövdeye tutamıyorsanız bile.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

sybleman

Evet tabii o zamanki insanların seviyesine gelmemiz çok zor. İçinde bulunduğumuz şartları düşününce. Doğal ortamdalar. Elektronik kirlilikten uzaklar. Ön yargıları yok. Onlar için daha kolay olmuştur. Elimizden geleni yapmalıyız yine de.

Bir süredir bende şöyle bir algı oluştu. Düşünüyorum da. Göbekli tepe t oluşumlar yerleşimler, spiraller var. Aynı şekilde piramitler, enerji yönlendirmesi olguları hep. Aslında eski insanlar yaptığı veya yapmak istedikleri bence enerjiyi yönlendirip, üçüncü gözü en aktif konuma getirmek ve üst boyutlardan bilgi alabilmek. Veya akaşik kayıtlara erişebilmek. Bende böyle bir algı oluştu, ne kadar doğru bilmiyorum. Bunu hep bir trans veya rüya halindeyken yapmaya çalışmışlar. Bunun için çaba sarfetmişler.

Elimizden geleni yapmalıyız, en doğru bilgiye başka türlü ulaşabileceğimizi sanmıyorum. İhtiyaç duyduğumuz bilgiye ve yönlendirmeye ulaşmaya çalışmalıyız benim fikrim tabii bu. Bedenen ve ruhen gelişmeye çalışmalıyız.

Ben biraz olsun açabildiğimi düşünmek istiyorum. Ne kadar doğru bilemiyorum. Vizyon çalışmalarını daha bilinçli yapmaya çalışıyorum. Nefesi düzenleyip, duygu durumunu pozitife çekip sadece bekliyorum. Renkler dalgalar şeklinde gelince, hazır olduğumu anlıyorum. Sonra bir yukarı doğru bakma hissi geliyor. Sanırım o sırada bir aktivasyon oluyor, ne kadar becerebiliyorsak tabii. Sonra görseller geliyor.

Gözler açıkken de denedim. Renk dalgalarına kadar geliyorum, korkup kesiyorum. O aşamayı  geçebilir miyim bilmiyorum. Korkutuyor beni, gerçeklik algısını bozmaktan çekiniyorum.

Toltec öğretilerinde de buna benzer bir olgudan bahsetmiş, vizyon öncesi renklerden. Okuyunca şaşırdım, demekki renkli dalga olayı genel bir durum. Turuncu kırmızı sarı renk pozitif bağlantıdır şeklinde geçiyor. Yeşil vs. olursa negatife yönleniyor. Ayrıca ışık ipliklerinden bahsetmiş. Buna bir kaç yerde daha rastladım, kasyopyada da vardı. Toparlamaya  çalışıyorum o bilgileri. Sanki akaşik kayıtlara girmek için bir ışık iplikçiği seçiyorlar gibi bir imajinasyon var. O konuyu araştırıyorum.

Beden için veya ruh için ne iyi gelecekse denemeliyiz bence. Ne kaybederiz ki? K'ların dediği gibi öğrenmek eğlencelidir.

Çok uzun yazıyorum galiba bazen, cevabı 3 kere inceleyip eliyorum, paragraf siliyorum. Kısa olsun istiyorum, ama uzadıkça uzuyor bazen :) kusura bakmayın.

sybleman

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Dionysos

Şaka yapmıyorum örtünüyoruz ve bel bölgesi akış zayıflıyor. Zaten harekette yok. Ora bir daha soğuk görmeyecek .Duşlar, duşları alamayanlar ,suyu ayağına tutanlara en çok karın/kalça bölgesi orta bölgeyi denemeyi öneririm. Suyu kafaya ve gövdeye tutamıyorsanız bile.

Giyinmekten bahsediyorsun değil mi? örtünmek derken.

Çinlilerde miydi japonlarda mıydı? Onlarda bel bölgesine acayip önem verirler. Yaz kış bellerine bişey sararlar. Asla soğuk içmezler. Çok tuhaf değil mi? Yazın bile ılık su içerler.

Aslında çin tıbbı deyince, daha bilgili düşünülüyor. Ama çok ters bir işlem yapıyorlar o zaman.

sybleman

https://toltecschool.com/dreaming-page1/dreaming-page-5

Alıntı Yap"Bu gece bana gösterdiğin uçuşu nasıl yaptın?"

"Nagual bana bedenimi ışık yapmak için nasıl kullanacağımı öğretti, çünkü biz zaten ışığız, bu yüzden ben kıvılcımlar ve ışıklar yapıyorum ve onlar da sırasıyla dünyanın çizgilerini cezbediyor. Bir tane gördüğümde, kendimi ona bağlamak çok kolay."

"Kendini nasıl kancalarsın?"

"Ben alıyorum."

Elleriyle bir işaret yaptı. Onları pençeledi ve sonra bileklerinden birleştirerek bir çeşit kase oluşturacak şekilde, pençeli parmakları dik olacak şekilde bir araya getirdi.

"İpi bir jaguar gibi tutmalısın," diye devam etti, "ve bileklerini asla ayırmamalısın. Aksi takdirde düşüp boynunu kırarsın."

Durdu ve bu beni ona bakmaya zorladı, daha fazla ifşa etmesini bekledim.

"Bana inanmıyorsun, değil mi?" diye sordu.

Bana cevap vermem için zaman tanımadan çömeldi ve yeniden kıvılcımlar çıkarmaya başladı. Sakindim ve toparlandım ve tüm dikkatimi onun eylemlerine verebildim. Parmaklarını şıklatıp açtığında, kaslarının her bir lifi bir anda gerilmişti. Bu gerilim, parmaklarının uçlarına odaklanmış gibiydi ve ışık huzmeleri gibi yansıtılıyordu. Parmak uçlarındaki nem aslında vücudundan yayılan bir tür enerjiyi taşımak için bir araçtı.

"Bunu nasıl yaptın Gorda?" diye sordum, ona gerçekten hayret ederek.

"Gerçekten bilmiyorum," dedi. "Basitçe yapıyorum. Bunu birçok kez yaptım ve yine de nasıl yaptığımı bilmiyorum. O ışınlardan birini yakaladığımda, bir şey tarafından çekildiğimi hissediyorum. Yakaladığım çizgilerin beni çekmesine izin vermekten başka gerçekten başka bir şey yapmıyorum. Geri dönmek istediğimde, hattın beni serbest bırakmak istemediğini hissediyorum ve çılgına dönüyorum. Nagual bunun benim en kötü özelliğim olduğunu söyledi. O kadar korkuyorum ki bir gün bedenimi yaralayacağım. Ama bir gün daha da biçimsiz olacağımı ve o güne kadar dayandığım sürece korkmayacağımı düşünüyorum. Ben iyiyim."

"Öyleyse söyle bana Gorda, dizelerin seni çekmesine nasıl izin veriyorsun?"

"Yine aynı yerdeyiz. Bilmiyorum. Nagual beni senin hakkında uyardı. Bilinemeyecek şeyleri bilmek istiyorsun."

Peşinde olduğum şeyin prosedürler olduğunu ona açıklamaya çalıştım. Hepsinden bir açıklama aramaktan gerçekten vazgeçmiştim çünkü açıklamaları bana hiçbir şey anlatmıyordu. Bana izlenen adımları anlatmak tamamen farklı bir şeydi.

"Vücudunun dünyanın hatlarına tutunmasına izin vermeyi nasıl öğrendin?" Diye sordum.

"Bunu rüya görerek öğrendim ," dedi, "ama gerçekten nasıl olduğunu bilmiyorum

Bu da kasyopyadan

 
Alıntı YapS: (L) Bilginin, edinilmesi veya kabulü dışında bir cismi veya bir varlığı var mı?
C: Bilgi tüm cisimleri kapsar. Tüm varoluşun çekirdeğine gider.
S: (L) Yani bilgi kazanmak, kişinin kendi varlığına birşeyler eklemesi anlamına da geliyor...
C: Öyle. Kişinin, varlığına arzu edilebilir herşeyi katması demektir. Ve ayrıca, şu anda olduğu gibi ışığa ulaşma yolunda çaba gösterirken,
gerçekten bilin ki ışık bilgidir. Bu, tüm varoluşun çekirdeğindeki bilgidir. Bilgi, tüm varoluşun çekirdeğinde mevcut olması ile, varoluştaki tüm
negatiflik biçimlerine karşı koruma sağlar. Işık herşeydir ve herşey bilgidir ve bilgi herşeydir. Siz de bilginizi artırmada son derece başarılısınız.
Şimdi tüm ihtiyacınız olan şey, tüm ihtiyacınız olan şeyin bilgi edinmek olduğuna inanmanız ve bunu kavramanızdır.
S: (L) Bilgiyi edindiğim kaynağın aldatıcı bir kaynak olmadığından emin olmak isterim.
C: Eğer imanınız varsa, edinebileceğiniz hiçbir bilgi yanlış olamaz çünkü böyle birşey yoktur. Size yanlış bir bilgi veya veri vermeye çalışan
herkes ve herşey başarısız olacaktır. Tüm varoluşun kökünde olduğu için, bilginin kabul ettiği şey, sizi yanlış veriyi benimsemekten
koruyacaktır. Yanlış veri bilgi değildir. Sadece açık bir şekilde bilgi edinmeye çalıştığınızda yanlış veriyi benimseme konusunda korku
duymanıza gerek yoktur. Bilgi koruma sağlar; ihtiyaç duyabileceğiniz tüm korumayı

Dionysos

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sybleman

Giyinmekten bahsediyorsun değil mi? örtünmek derken.

Çinlilerde miydi japonlarda mıydı? Onlarda bel bölgesine acayip önem verirler. Yaz kış bellerine bişey sararlar. Asla soğuk içmezler. Çok tuhaf değil mi? Yazın bile ılık su içerler.

Aslında çin tıbbı deyince, daha bilgili düşünülüyor. Ama çok ters bir işlem yapıyorlar o zaman.

Giyinmek kesinlikle

Şöyle

Bitkiler giyinir mi?

Hayvanlar giyinir mi?




Bence cilt ne kadar geniş yüzeyden ısı ve ışığa maruz kalırsa o kadar iyi olmalı ve bence tersi dolaşımı azaltıyor
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

sybleman

Yaa [:D][8D] O zaman çıplaklar kampı olayı mantıklı demektir. Ama şimdi bu seviyede onu nasıl yapıcaz. Kesin deli damgası yeriz. Issız bir yerde yaşamak herşeyin çözümü de işte. Ona geçmek lazım.

Tam tersi hiç bir yerimiz güneş görmesin diye, Covid bahanesiyle eve kapattılar 2 sene. Kimi duysam D vitamini eksikliği yaşıyor. Herkes takviye yapıyor.

Dionysos

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sybleman

Yaa [:D][8D] O zaman çıplaklar kampı olayı mantıklı demektir. Ama şimdi bu seviyede onu nasıl yapıcaz. Kesin deli damgası yeriz. Issız bir yerde yaşamak herşeyin çözümü de işte. Ona geçmek lazım.

Tam tersi hiç bir yerimiz güneş görmesin diye, Covid bahanesiyle eve kapattılar 2 sene. Kimi duysam D vitamini eksikliği yaşıyor. Herkes takviye yapıyor.

Bireysel mülk özel arazi

Bunu balkonunun zemini hiç kimsenin göremediği bir üçüncü kat balkonunda ve fındık bahçesinde yaptım.

Bence hepsi bileştirilmeli. Sıcak soğuk, tüm vucüdun uv alması,

D vitamini sorunu sadece güneş değil. Güneşten d vitamini eğer ekvatorda değilsek sadece belli enlem ve yaz ayları .Hayvan yağları etleri d vitamini kaynağı. İnuit ve Eskimolarda hiç güneş yok ama d eksiği yok

Bu arada d, k2 ile bağlı diyen var. Biri alınırsa diğeri de alınmalı dengede diyen var. k2 çok pahalı bu yüzden tavuk ciğeri iyi.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

Dolaşımı, kalbin pompasını vakum gibi düşünüyorum.

Hepimizin bel bölgesi yağlanır.  Biraz altı giysiyle deriyi dıştan en sıktığımız yer .İç çamaşırları giyeriz lastikli ve deriyi sıkar ve çoraplarda öyle . Burada dolaşım var. Muhtemelen bel/karın bölgemiz eskiye ve doğal bir aktiviteye göre an az hareket içeren yerlerden biri.
Genel iç gövdede öyle

Sonuçta kalp aortu tıkanır daralır ama muhtemelen aşağıya/dışa itemediği için ki yeterince toplayamaz da demektir.

Karın/bel çevresi akışı en zorlaştırdığımız yer ya da yerlerden olabilir. Işık yok soğuk yok hareket yok
böyle düşünüyorum, emin dğeilim.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

"Dakikada" 500+ kalori yakılan spor ya da etkinlik hangisidir?
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi


Hof'un videosunda dikkatimi çeken bazı bilgiler:


Yaptığım çalışma şunu kanıtladı: Vücudunuz soğuk suya maruz kaldığında, zihninizi doğru şekilde kullanırsanız, deri sıcaklığınızın düşmesini engellemek mümkün.

Bana koli basili enjekte ettiler. Buna rağmen hastalanmadım. Zihin gücümü kullanarak, enjekte edilen bakterinin tepkimesine karşı koyabildim.

Hollanda'da yapılan bir çalışmada 24 sağlıklı kişiye, ateş, üşüme ve baş ağrılarına neden olduğu bilinen bir endotoksin enjekte edildi. Wim Hof'un eğittiği 12 denek, bağışıklık tepkilerini bastırıp semptomları önleyebildi. Diğerleri ise bunu yapamadı.

İnsanların son derece doğal yollarla kendi ruh hallerini ve vücuttaki iltihaplarını (hastalıktan söz ediyorum) kolayca kontrol edebilmeleri için 3 etken belirledik:

1 - Nefes teknikleri
2 - Kademeli olarak soğuk suya maruz kalmak
3 - Zihin yapısı

Yani, Wim Hof metodu.

Nefes bedeni alkali yapar. Alkali beden, sinir sisteminin çevre koşullarına adaptasyonunu sağlayan uygun biyokimyasal yapıdır.   

Araştırmalara göre, Hof'un nefes tekniği vücudu geçici olarak daha alkali hale getiriyor ve bu da vücudun ağrı/acı reseptörlerinin büyük bir kısmını daha pasif yapıyor.

Hof'un teorisine göre, kontrollü ve hızlı soluma ve soğuk maruziyeti yoluyla vücudu kasıtlı olarak geçici bir stres durumuna sokarak çevremizdeki stres uyaranlarına karşı psikolojik ve fizyolojik bir direnç oluşturmak mümkündür.

Soğuk duş alınca küçük kaslar kanı hücrelere çok daha verimli bir şekilde iletmeye başlar.

Her sabah kendinize şunu hatırlatın: Mutlu muyum? Güçlü müyüm? Sağlıklı mıyım? Değilseniz, nefes alın uyuşuk serseriler.

Emin değilim ama bunun tamamen normal olduğunu, bilimi olduğunu düşünüyorum. Yani gerekli tek şeyin çalışma ve adaptasyon olacağı ve özel bir nefese gerek bile olmayacağı.

Anladığım kadarıyla -henüz araştırmamı tamamlamadım ama- vücutta iki ayrı ısınma fonksiyonu var. Titremeli ısınma, titremesiz ısınma. Titremeli ısınma vücutta yeterli kahverengi yağ dokusu yoksa oluşuyor ve kaslar kasılarak kendini ısıtıyor. Bu metabolizmayı 3-5 kat hızlandırıyor. Titreme dayanılabilir katlanılabilirse aldırış edilmezse tamamen normal .Bunu kilo vermek için kullanan ve saatlerce günlerce titreyen bir insanı bile okudum.

Titremesiz ısınmada vücut kahverengi yağ dokusu (BAT ı) yakıyor. Yakıtla ısınıyor. Yani Tim Hoff un durumunda öyle olabilir. Yani bir gizem ve özel durumda olmayabilir.

Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com