Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

BH’leşmek için ne yapmak gerek?

Başlatan bozadi, 13 Eylül 2021, 13:45:15

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#30
Yorumların için teşekkürler Tgur.

Evet, bu şartlarda bilinçli bir şekilde BH'leşmeye çalışmak, akışın tersine yüzmeye, hatta şelaleye tırmanmaya çalışmak gibi. Çok zor. Bu hususta yapılabilecek şeylere dair fikirler yürütmeye ve deneylerimden elde ettiğim bazı sonuçları paylaşmaya çalışıyorum. Aslında şu "kıyamet" diye tabir ettiğimiz koşullar somut bir şekilde gerçekleştikçe, tırmandıkça, K'ların "şok" dediği etkilerle, BH yönünde daha önce yapamadığımız bazı bilinç hamlelerini yapabilir hale gelebileceğimize inanıyorum, eğer o yönde yeterince isteğimiz, irademiz varsa. Ben aslında yalnızca bazı "ön çalışmalar" yapmaya, bunlarla ilgili görüş ve önerilerimi paylaşmaya çalışıyorum denebilir.

fidelista

#31
Doğal halinize dönün yeter,bh leşmeye ççlışmak ters etki yapar içinden nasıl geliyorsa öyle davran,bh leşmeliyim düşüncesi kh dir.
Ra nın formülü çok basit ve güzel karşıdaki varlığa bak yaradanı gör kendine bak yaradanı gör gerisi doğal akıştır.

bozadi

#32
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen fidelista

Doğal halinize dönün yeter,bh leşmeye ççlışmak ters etki yapar içinden nasıl geliyorsa öyle davran,bh leşmeliyim düşüncesi kh dir.
Ra nın formülü çok basit ve güzel karşıdaki varlığa bak yaradanı gör kendine bak yaradanı gör gerisi doğal akıştır.

Görüş paylaşımı için teşekkürler fidelista.

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen fidelista

bh leşmeliyim düşüncesi kh dir.
"BH'leşmeliyim" diye düşünen herkes için geçerli mi bu?

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen fidelista

 Ra nın formülü çok basit ve güzel karşıdaki varlığa bak yaradanı gör kendine bak yaradanı gör gerisi doğal akıştır.
Ra'nın bu formülü bir tür BH'leşme formülü/önerisi değil mi? KH'nin düşüncesinin/formülünün tam zıt yönde olduğu da düşünülürse?


bozadi

#33
Aynı şekilde, senin de sıkça olumlu atıf yaptığın Maharaj'ın yüzlerce sayfa boyunca anlattığı, önerdiği şey aslında BH'leşme değil midir?

Tgur

#34
Yine ileride yayına sokacağım çalışmamdan bir bölüm aktarıyorum ,konu sıcak bekletmek içimden gelmedi,

S:(L) İnsanoğlu Kasyopyalılar tarafından tasarlanmasından sonra, Kertenkeleler'in saldırısı öncesindeki cennetsi durumda ne kadar süre yaşadı? 
C: İnsanoğlunu biz tasarlamadık.
S:(L) Sizin tarafınızdan mı yaratıldık?
C: Hayır. S:(L) Peki insanoğlu buraya nasıl geldi? 
C: Çeşitli faktörler. Çok sayıda ruh, fiziksel varoluşu arzuladı ve başlangıçta Griler yoluyla Kertenkeleler olmak üzere, Nefalim ve Oryon birliği tarafından değiştirildi. 
S:(L) Bize tekrar Nefilim denenlerin kim olduğunu söyler misiniz?
C: Baskı gücü. Oryon'un köleleri. 3C gezegeninden veya 3. yıldız, 3. gezegen. 
S:(L) Geçen gece Nefalim'in Akrep takımyıldızı civarından geldiğini söylemiştiniz, bu doğru mu?
C: Esas olarak orada tohumlandılar. Siz de öyle.
S:(L) Aslen başka yerde mi tohumlandık? Nerede? Oryon'da mı? Gezegenin adı nedir?
C: D'Ankhiar. Ankh, bu gezegenin eski bir sembolüdür. Ana gezegen anlamına geliyor.
S:(L) O gezegen bizim asıl evimiz mi?
C: Evet. 
S:(L) Eski evimizin durumu nedir? 
C: Tükendi. Kül oldu. Yandı. 
S:(L) Yani evimize dönemeyiz, öyle mi? 
C: Evet.
------------------------------------------------------------------
S: (L) Buraya gelen 36 milyon Nefilim olduğunu söylüyorsunuz, onlar 4'üncü yoğunluk varlıkları mı? 
C: Hayır. 4'üncü yoğunlukta yaşıyorlar ama 3'üncü yoğunluklar. Sizin kadar fizikseller. Gestapo gibi hareket ediyorlar. Gestapo, Kertenkelelerin Hitler üzerindeki etkisi yoluyla Nefilim'den ilham alınarak kuruldu. Bir egzersiz denemesiydi. 
S: (L) Herhangi bir Nefilim bize karşı dostça davranır mı?
C: Hayır.
S: (L) Nefilim'in tıpkı insanlar gibi D'Ankhiar denen bir gezegende tohumlandıklarını söylemiştiniz. Orada tohumlandığımızı söylerken kastettiğiniz şey neydi? 
C: Molekülerizasyon için uygun bir ortamdı. 
S: (L) Dünya üzerindeki fiziksel bedenlerin yani Neandertal, Kro-Mgnon, Australipitikus vb gibi çeşitli insan türlerinin o gezegende üretilip sonra buraya getirildiğini mi söylüyorsunuz? 
C: Evet. 
S: (L) Eğer Nefilim 3'üncü yoğunluksa, tıpkı bizim gibi öldüklerini düşünüyorum. Doğru mu? 
C: Evet. 
S: (L) Yani onlara ateş edebiliriz ve ölürler, değil mi?
C: Doğru. Ama yanlış yaklaşım.
S: (L) Doğru yaklaşım nedir? 
C: Bilgi korur. 
S: (L) Eğer 4.5 metre boyunda biri gelip beni yere yıkmak isterse hangi bilgi beni koruyacak?
C: 4'üncü yoğunlukta olacaksın.
S: (L) Yani onlar buraya gelmeden önce biz 4'üncü yoğunluk mu olacağız?
C: Geçiş.
S: (L) Üçümüz de mi? 
C: Evet, ve pek çok başka kişi. 
S: (L) Yani Nefilim'le uğraşmak zorunda olmayacağız?
C: Yanlış. S: (L) Yani o sırada dünya üzerinde 3'üncü ve 4'üncü yoğunlukta varlıklar olacak ve bazıları onlarla uğraşmak zorunda olacak ama bazıları da olmayacak, öyle mi? 
C: Ama siz uğraşmak zorunda olacaksınız. 
S: (L) Anlamıyorum. Buraya gelen Nefilim grubu da mı 4'üncü boyuta geçiyor? 
C: Onlar orada 3'üncü yoğunluk varlıkları olarak yaşıyorlar. Şöyle düşün: Kaçırıldığın zaman 3'üncü yoğunluksun ama 4'üncü yoğunluğa götürülüyorsun.

----------------------------------------------------------------------
 
S: (L) Eğer kertenkeleler sık bir şekilde bizimle besleniyorlarsa ve gelip gezegenimize el koymayı planlıyorlarsa, bunu neden 300.000 yıl önce üzerimizde hakimiyet kazandıklarında yapmadılar? 
C: Sizinle aynı boyutta yaşama arzusu duymuyorlar. 
S: (L) Neden? 
C: Siz 3'üncü seviyesiniz, onlar 4'üncü seviye.
S: (L) Şimdi planladıkları şey nedir?
C: 4'üncü yoğunlukta sizi yönetmek. 
S: (L) İnsan ırkının asıl olarak tohumlandığı ana gezegenin yanıp kül olduğunu söylemiştiniz; bunun nasıl olduğunu öğrenmek istiyorum. 
C: Genişleyen yıldız. 
S: (L) Eğer yıldız genişlediyse, yakın bir zamanda genişlemiş olmalı, doğru mu?
C: Orada zaman sizinkinden farklı.
S: (L) Nasıl yani? 
C: Zaman/mekan eğriliği. 
S: (L) Zaman/mekan eğriliği derken neyi kastediyorsunuz?
C: Fazla karmaşık ama bu kavramı bir ölçüde anlıyorsunuz.
S: (L) Yani o sistemdeki yıldız genişledi ve bizim ana gezegenimiz yandı. Öyleyse, biraz gevşek bir zamansal karşılaştırma ile bu, insanların yaratılmasından çok kısa bir süre sonra gerçekleşmiş olmalı, öyle değil mi? 
C: Bu karşılaştırmada kendi zaman algınızı gevşek olarak dahi uygulayamazsınız. 
S: (L) Bu hususta biraz yardım istiyorum. Eğer o gezegen küle döndüyse neden insanlar orada tohumlandı... Kısa bir süre sonra küle dönüşecek olan bir gezegende var edilmenin amacı nedir? 
C: Pekala. İşte bir şok-edici geliyor; henüz tamamen yanıp küle dönmedi. 
S: (L) Peki nedir? Bize yanıp küle döndüğünü söylemiştiniz. Buradaki asıl hikaye nedir? 
C: Tamamen yok olması sizin 4'üncü yoğunluğa geçişiniz sırasında olacak. D'Ankhiar'da şu anda insan bedenleri yaratılıyor.
S: (L) O gezegende şu anda insan yaratılmasından kastettiğiniz şey nedir? Yoksa o gezegen bu gezegen mi?
C: Hayır. Büyük döngünün kapanmasıyla ilgili. 
S: (L) Şu anda orada insan varlıklarının yaratıldığını mı söylüyorsunuz?
C: Evet, öyle. Irkınız orada üretiliyor.
S: (L) Nasıl? 
C: Boyut geçişi, anladın mı? 
S: (L) Orada 4'üncü yoğunluk bedenlerinin mi yaratıldığını söylüyorsunuz?
C: Hayır. 3'üncü.
S: (L) 3'üncü yoğunluk bedenleri... Şu andaki bedenlerimizden çıkıp o bedenlere mi gireceğiz?
C: Uzaklaşıyorsun. Dikkatli düşün. Boyut. Gerçeklik. Döngü.
S: (L) Şu anda orada insan ırkının bedenleri üretiliyor... 
C: Evet. 
S: (L) Ve boyut sınırı geçişi sırasında o gezegen tamamen küle dönmüş olacak... 
C: Evet. 
S: (L) Şu anda o gezegende üretilen insanlar boyut sınırı geçişi sırasında nereye gidecek?
C: Eski dünyaya.
S: (L) Eski dünyaya mı gidecekler? 
C: Sizin bildiğiniz şekliyle zaman yok. Hepsi kolektif bilince yönelik derslerden ibaret.
S: (L) Yani bu büyük döngünün kapanmasıyla birlikte herşey baştan mı başlayacak?
C: Pek sayılmaz; hatırla, başlangıç diye birşey yok.
S: (L) Dünyadaki pek çok ruh, dünyaya gelmekte olan bu yeni bedenlere mi girecek? 
C: Evet. 
S: (L) Ve eski insanlık olarak, öyle mi? 
C: Evet. 
S: (L) Ve herşeye bir daha başlayacaklar? 
C: Evet. 
S: (L) Yani çok sayıda insan bu oyuna baştan başlayacak?
C: Yakın.
S: (L) Bu ceza mı? 
C: Hayır. Varoluşun doğası. 
S: (L) O noktada bazı ruhlar da bir üst yoğunluk seviyesine mi gidecek? 
C: Evet. 
S: (L) Bize bunun bir yüzdesini verebilir misiniz?
C: Hayır. Şu anda açık. S: (L) Eğer bu döngünün bir noktasında şu anda kulladığımız bedenler o gezegende üretilip dünyaya getirildiyse, o bedenleri kim getirdi? 
C: Boyut geçişi. 
S: (L) Kim değil ne, öyle mi? 
C: Herşey "kim" ve "ne"dir. 
S: (L) Önceki gece Gezici Yolcular'ın bu bedenleri o gezegenden alıp dünyaya getirdiklerine dair birşeyler söylediniz, değil mi? 
C: Evet. 
S: (L) Peki o zaman bu Gezici Yolcular boyutlar mı?
C: Evet. Siz de öyle.
S: (L) Lineer zihnimize neler yaptığınızın farkında mısınız? 
C: Bir kutu dolusu kurtçuk. (Ç.N.: Kutu dolusu kurtçuk [can of worms] deyimi, sonraki çeşitli celselerde de kullanılıyor. Genelde zararlı nitelikte olan ve sakınılması gereken şeyleri işaret etmek için kullanılıyor.)

----------------------------------------------------------------------
Bu  yaratılma yeri hakkında evvelce yorumlarda bulunmuştuk, anlatılanları lineer zihin ile bir yerler koymak ne kadar güç görmekteyiz ,anlayış için başka bir zihinsel frekansa geçmek gibi bir şey,

Bu husus bizim ortamımız zihinsel donelerle dolmuş ve kıyaslamayı o ölçüde yapma çabasına ters geliyor ve bir çok kişi için bu üzerinde durup anlamaya çalıştıklarımız ütopik geliyor,

Ama ne çare ki bu bilgilenme yoluna adımımızı atmışız anlama yolunu yakalamamız lazım ,

"C: Bu karşılaştırmada kendi zaman algınızı gevşek olarak dahi uygulayamazsınız."

Şu alıntılarla ne anlatmak istendiğini anlayın, 

"C: Boyut geçişi. 
S: (L) Kim değil ne, öyle mi? 
C: Herşey "kim" ve "ne"dir." 

Var olmuşu tanımlarken kim ve ne zamirlerini bizim anlayışımız dışında düşündüğümüzde konunun büyük kısmını idrake başlıyorsunuz,

Olanları bireysel unsurlar dışında bütünleşik bir manada almalıdır, yani 3Y kim zamirinin kullanılabileceği bir yer , madde yoğunlukların tamamen yaratılmış bir illüzyon olduğunu defalarca vurguladık, farkında olma belirli bir seviyeye geldiğinde madde, oyun kağıtlarından yapılmış bir kule gibi yıkılır dağılır,

Buna boyutsal bilgi gerçekliklerinin  verdiği bir farkındalıkla üst yoğunluğu biraz anlayabilecek duruma geliyorsunuz,biraz diyorum tam anlayabilmek için o boyutta olmak gerekli,

Onun için şimdi bulamadım ama bulacağım ,bu madde yoğunluğundaki varlıklar ve insanlar olarak burada BH leşemezsiniz ,sadece BH e aday olursunuz ,KH halinde yaşayacaksınız ve bunun için BH leşme yolunda çaba göstermenize lüzum yok,

Bozadi bu sert açıklamalarla seni kırmak incitmek istemediğimi anlarsın sanırım bütün çaba gerçeğin ne olduğunu beraberce anlayabilmek,

Konuları anlayabilmek için mevcut bilgileri harmanlamak ve gerekirse değiştirmek bu yolda tartışmak bütün isteğim budur,

Başlarda frekansı tutturmak dedim onu zeka sahibi olmak olarak değiştirebilirim zira KH da evrenin tüm doğasını anlayabilecek frekansa gelebilirmiş ,yani olay seçimle ilgili ,

Doğrudur her şeyi anlayabilmek isteyen ruhların bir kısmı bu fiziksel yaşamı arzu edip yaratmadılar mı ve bizler de bunun içine balıklama dalmadık mı ,KH olmak veya olmamak,

Şimdi o aradığım bölümü buldum okuyalım üzerinde düşünelim,

"S: (L) S sonra da şöyle diyor: "Kişi sevgiyi özel olarak belirli bir bireye yönlendirdiğinde, bu sevgi tamamen serbest bir şekilde veya yargılayıcı bir şekilde veya subjektif şekilde yönlendirilebilir..." 
C: Hayır. 
S: (L) "Evrene sevgi vermek genel anlamda en iyi yol olabilir, ama eğer kişi sevdiği birine odaklanırsa, bu sevgi ETKİLİ olabilir. Evren için de eşit ölçüde etkili olabilir mi?" 
C: Evren dengeye dayalıdır. Bu konuda yeteri kadar şey söylendi! Sonuç olarak: 3'üncü yoğunlukta bulunuyorsunuz. Doğanız gereği KH'siniz. BH adayı olabilirsiniz ama 4'üncü yoğunluğa geçene kadar BH DEĞİLSİNİZ. 4'üncü yoğunluk ve üstünde bulunana kadar bu kavramsallaştırma girişimlerinin anlamını ASLA kavrayamazsınız."


bozadi

#35
Teşekkürler Tgur, bu hususlarda fikir yürütme, sorgulama çabalarımızın hepimiz için faydalı yönleri olduğuna, olacağına inanıyorum.

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tgur

bu madde yoğunluğundaki varlıklar ve insanlar olarak burada BH leşemezsiniz ,sadece BH e aday olursunuz ,KH halinde yaşayacaksınız ve bunun için BH leşme yolunda çaba göstermenize lüzum yok,
"BH'leşme"den ne anladığımız üzerinde durmak gerekiyor belki de biraz. BH'leşmek ille "%51 BH"ye (BH alemine mezuniyet için gerekli orana) ulaşmak anlamına gelmek zorunda değil. BH kutbiyetinizi "artırmak" anlamına gelir. "BH adayı" olabilmek için BH'leşiyor olmanız gerekir; KH kutbiyetinizi azaltıp BH kutbiyetinizi artıyor olmanız gerekir. BH'leşmeden kasıt da budur zaten. Ben BH'leşmek derken örneğin kıyamet ve 4y dalgası gelmeden önce en az %51 BH oranına ulaşıp bu gezegenden veya kıyamet sürecinden "kaçmayı" kastetmedim, aklıma bile gelmedi. Zaten "kıyamet"in en kötü, yıkıcı niteliklerinin BH'ye mezuniyet vasıfları taşımayan, 3y'yi tekrarlaması gerekecek genel insanlık kitlesi için geçerli olacağına vurgu yapılmıştı celselerde.

Bizim bu forumda şimdiye kadar yaptığımız çeşitli tartışmalarda konusu geçtiği gibi, insanların, bireylerin, grupların pozitif ve negatif eğilimli olmalarından bahsettik. Yani 3y'de olduğu halde BH ve KH "eğilimli" bireylerden, gruplardan vs bahsediyoruz. Örneğin Laura ve ekibini pozitif eğilimli, BH eğilimli olarak kabul ediyoruz, değil mi? Bu onların %51 BH düzeyine ulaştıkları veya aştıkları anlamına gelmiyor. Ortalama bir insanla veya grupla karşılaştırıldığında KH eğilimlerinin daha düşük (ve/veya düşmekte), BH eğilimlerinin daha yüksek (ve/veya artmakta) olduğu anlamında söylüyoruz bunu.

Ve Laura'ların forum yoluyla, haber yorumları yoluyla, tartışmalar yoluyla, bilgilendirme çabaları yoluyla yapmaya çalıştıkları şey de mümkün olduğu kadar çok sayıda insanın "BH'leşmesi"ne (BH kutbiyetlerinin artmasına) yardımcı olmaktan, katkı sağlamaya çalışmaktan başka birşey değil. Tabi ki bunun için ilgili bireylerin bilinç düzeyinin, özgür iradesinin de buna uygun olması gerekir.

"BH'leşme yolunda çaba göstermeye lüzum yok" ifadesi, bazı bakımlardan normal, makul, isabetli bir beyan olabilir ama örneğin yukarıda değindiğim hususlar bakımından ise tamamen yanlış bir ifade olur. Çünkü bu, "Pozitifleşme yolunda çaba göstermeye lüzum yok.", "Daha iyi bir insan olma yolunda çaba göstermeye lüzum yok.", "Başkalarına daha faydalı bir insan olma yolunda çaba göstermeye lüzum yok." gibi sayısız örnekle tekrarlanabilecek bir önerme olur. Daha da netleştirici bir karşı beyanla ifade etmem gerekirse, "BH'leşmekten başka birşey için çaba göstermeye lüzum yok." demek son derece isabetli olur, BH "eğilimli" (yani BH kutbiyetini artırma niyeti ve çabası gösteren) kişiler için. Ama elbette bu aynı zamanda fazlasıyla idealize edilmiş, günlük realitede kısavadede mutlak bir şekilde uygulamaya geçirilmesi pek mümkün ve doğal olmayan bir öneri olur. Ama yine de bir öneri, bir niyet olarak "yanlış" değildir. İşte, senin "BH'leşme yolunda çaba göstermeye lüzum yok." ifadendeki makullük payı da bununla ilgili bana göre: Bugünden yarına pozitif bir insana dönüşmemiz mümkün değil; bir sürü gafletimiz, karmaşamız, hatamız, yanlışımız, olumsuz tavır ve tutumlarımız olmaya devam edecektir. Ben de zaten bu konudaki yorum ve önerilerimde elimden geldiğince tekrarlı bir şekilde buna vurgu yapıyorum.

Alıntı Yap
S: (L) S sonra da şöyle diyor: "Kişi sevgiyi özel olarak belirli bir bireye yönlendirdiğinde, bu sevgi tamamen serbest bir şekilde veya yargılayıcı bir şekilde veya subjektif şekilde yönlendirilebilir..." 

C: Hayır. 

S: (L) "Evrene sevgi vermek genel anlamda en iyi yol olabilir, ama eğer kişi sevdiği birine odaklanırsa, bu sevgi ETKİLİ olabilir. Evren için de eşit ölçüde etkili olabilir mi?" 

C: Evren dengeye dayalıdır. Bu konuda yeteri kadar şey söylendi! Sonuç olarak: 3'üncü yoğunlukta bulunuyorsunuz. Doğanız gereği KH'siniz. BH adayı olabilirsiniz ama 4'üncü yoğunluğa geçene kadar BH DEĞİLSİNİZ. 4'üncü yoğunluk ve üstünde bulunana kadar bu kavramsallaştırma girişimlerinin anlamını ASLA kavrayamazsınız.



Yukarıdaki açıklamalarımda değindiğim gibi, burada K'ların "BH adayı olabilirsiniz" ifadesine dikkat etmek gerek. Kimse durduk yere BH adayı olmaz, bunun için ciddi bir farkındalık artışı yoluyla bir niyet ve faaliyet değişimi ve gelişimi olmuş olması gerekir ve BH'leşme (BH kutbiyetini artırma / KH kutbiyetini azaltma) budur.

Bu arada bu alıntının neden olabileceği olası bir diğer yanlış anlamaya daha değinmek istiyorum: K'lar "4Y'ye geçene kadar BH değilsiniz" derken, meşhur "yoğunluk değiştirme dalgası" gelene kadar KİMSE 4Y'ye/BH'ye GEÇEMEZ demiyor. Ama evet, Laura ve ekibi de dahil olmak üzere, 4BH'ye mezun olacak insan kitlesinin geneli için bu geçişin Dalga tezahürüyle birlikte gerçekleşeceği söyleniyor. Laura'larınki biraz da "misyon" gereği öyle. Şimdiye kadar 4BH'ye mezun olmuş birileri olmuştur mutlaka.


bozadi

#36
Bu başlığı "BH'leşmek için ne yapmak gerek?" adıyla açtım. Bu ifadenin BH'leşme konusunda biraz "yapay" bir izlenim veriyor olabileceğini sanıyorum. Ruhsaldan ziyade teknik bir konuymuş gibi. "1 ayda 10 kilo vermek için ne yapmak gerek, KPSS'yi kazanmak için ne yapmak gerek?" gibi biraz :) Elbette BH'leşme öyle bişi değil ama yine de konunun teknik bazı yönleri üzerinde yoğunlaşma isteği duyduğum için böyle biraz tuhaf bir adlandırma yaptım. Elimizdeki kaynaklarda geçen en önemli terimlerden biri ve aynı zamanda bu forumun adı. Başkalarına Hizmet. Dolayısıyla KH-BH terimlerinin anlamı üzerinde durmanın, düşünmenin, bu konuda kaynaklarda söylenenleri ele almanın, tartışmanın, deneyimlerimizle, amaçlarımızla uygunluğunu karşılaştırmanın faydalı olacağını düşünüyorum.

BH KH hakkında hepimizin az-çok isabetli çeşitli algıları, kavrayışları, yorumlamaları vardır. Hayatımızın karmaşasından, egosallığımızdan, maruz kaldığımız şiddetli KH faktörlerinden dolayı BH kutbiyetimizi artırma konusunda hepimizin çeşitli zorluklar, blokaj sorunları yaşadığımızı tahmin ediyorum. BH kutbiyetimizi artırmak istediğimiz halde ve bunu yapabilecek iradeye sahip olduğumuz halde bunun yolunu, yordamını bulmakta zorlanma hallerinde yararlanabileceğimiz, K'ların deyişiyle "tekno-spiritüel" yöntemler geliştirme, önerme, tartışma arzusu duyuyorum. Bunu şu anda pek ideal bir şekilde yapamıyorum muhtemelen ama kendi blokajlarımın farkına varmamı ve aşmamı kolaylaştırması için, deneyimlerimi, izlenimlerimi, önerilerimi paylaşmaya çalışıyorum. Bu tartışmaların başkalarına faydalı olmasını isterim ama ters etkiler yapma olasılığı da olabilir. Sanıyorum fidelista ve Tgur'un eleştirilerinde de bu olasılığa dair bir endişe ifade edilmiş oldu.

Ben de zaten zaman zaman vurguluyorum ama bu eleştirilerin de vesilesiyle şunu tekrarlamak istiyorum: Herkesin BH yolunda ilerleyişi (yani eğer özgür iradesi o yöndeyse) çok kendine özgüdür. Zamanlama olarak da öyle. Yani ikisi de BH eğilimli ve/veya BH adayı olan iki kişi aynı şeyden aynı şekilde etkilenmeyebilir. Birine ters gelen diğerine iyi gelebilir vs. Ben veya bir başkası ne önerirse önersin, siz "gözü kapalı" bir şekilde o öneriye uymak yerine öncelikle kendi akıl-ruh sağlığınızı gözlemleyip, aşırı zorlayıcı veya şiddetli olumsuz etkiler yapabilecek şeylerden sakınmalısınız. Veya önerileri birebir uygulamaya çalışmak yerine kendi şartlarınıza uyarlamayı deneyebilirsiniz. Veya tamamen kendi yöntemlerinizi geliştirmeye çalışırsınız vs.

Zaman içinde bu konularda birlikte daha uyumlu yol alabilme dileğiyle.

Tgur

#37
Kıymetli dostum,

Evvel  ara ara olduğu gibi aynı şeyleri terennüm ediyoruz,
Bh leşmek ifadesinde guruplaşmasında olayın BH adayı olmak veya olmamak üzere yoğunlaştığını görüyoruz,

Senin ve benim kelimelerin dünyasal manaları üzerinde kısır çekişmelerden çok gerçeği taşımaya gayret gösteren bu hususta enerji taşıyan (daha çok sen, evvel vurgulamıştım) bireyler olduğumuzu biliyoruz,

Yorum yapanların ötesinde bu siteye dahil olup ilgilenen her dostun müstesna olduğunu da teslim ediyoruz,onların nadir de olsa katkılarının çok önemli olduğunu hissedenleriz,

Böyle söylemekle bilmiş bilmiş ifadeler sergilemenin küçüklüğünün ötesinde içimizdeki bilgiye doğru uzanan ve çabalayan tavrımızın da farkındayız,evvel ne idik şimdi neler konuşuyoruz,bunda senin rolün ölçülemeyecek kadar çoktur,

Diğer yandan söylediğin gibi ortamda 4BH olmuş kişiler olmuştur ama onların gerçek manada üst yoğunluğu hak etiklerinde 3Y i birden terk ettiğini ve  buna şahit olanların "şimdi buradaydı nereye gitti" hayret nidaları attığını da duymuştuk,hatta ve hatta bunu izlediğimiz zamanın anlayış kıskaçlarının dışında mütalaa edersek Tiversonus dostumuzun bile aynı mutlu akıbete uğradığını söyleyebilirim,

Neticede aynı şeyler başka beden dillerinde aynı konuları söylemekte..





bozadi

#38
Şunu da bir özeleştiri niyeti taşıyacak şekilde kabul etmeliyim: "Lafla peynir gemisi yürümez." Hayattaki en önemli ilerlemeler, sözlere, önerilere değil, genellikle epeyce acılar içeren deneyimlere dayalı olarak gerçekleşir. Kullanılmayan bilgi bilgi değildir. Bilginin kullanılabilir olması ise derin deneyimlerle pekişmesiyle orantılıdır.

Ama zaten mevcut olan pek çok yaşanmışlığı hem de bundan sonra yaşanacakları yorumlama şeklinin, bakış açısının geliştirilmesinde tartışmaların, görüş alışverişlerinin önemli olduğunu düşünüyorum, ki K'ların celse katılımcılarına bunun önemini tekrar tekrar vurguladıklarını hatırlıyorum.

Bir de, artık gerçekten özel zamanlardayız. Kıyamet (değişim/dönüşüm) sürecinin yıkıcı etkileri giderek tırmanıyor ve bunun neden olabileceği yıkıcı bazı potansiyel etkilere tedbir olarak ve meydana gelen yıkıcı etkileri hafifletmek için psişik arınma ve savunma yöntemleri geliştirmenin faydalı olacağını düşünüyorum. Bu forumda bunu yapmanın en iyi yolu da bu konularda deneyim ve görüş paylaşımları, tartışmalar olabilir. Bunun BH kutbiyetinin artırılmasına, böylece BH adaylığı geliştirilmesine ve pekiştirilmesine yardımcı olacağını sanıyorum.

bozadi

#39
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tgur


Kıymetli dostum,

Evvel  ara ara olduğu gibi aynı şeyleri terennüm ediyoruz,
Bh leşmek ifadesinde guruplaşmasında olayın BH adayı olmak veya olmamak üzere yoğunlaştığını görüyoruz,

Senin ve benim kelimelerin dünyasal manaları üzerinde kısır çekişmelerden çok gerçeği taşımaya gayret gösteren bu hususta enerji taşıyan (daha çok sen, evvel vurgulamıştım) bireyler olduğumuzu biliyoruz,

Yorum yapanların ötesinde bu siteye dahil olup ilgilenen her dostun müstesna olduğunu da teslim ediyoruz,onların nadir de olsa katkılarının çok önemli olduğunu hissedenleriz,

Böyle söylemekle bilmiş bilmiş ifadeler sergilemenin küçüklüğünün ötesinde içimizdeki bilgiye doğru uzanan ve çabalayan tavrımızın da farkındayız,evvel ne idik şimdi neler konuşuyoruz,bunda senin rolün ölçülemeyecek kadar çoktur,

Diğer yandan söylediğin gibi ortamda 4BH olmuş kişiler olmuştur ama onların gerçek manada üst yoğunluğu hak etiklerinde 3Y i birden terk ettiğini ve  buna şahit olanların "şimdi buradaydı nereye gitti" hayret nidaları attığını da duymuştuk,hatta ve hatta bunu izlediğimiz zamanın anlayış kıskaçlarının dışında mütalaa edersek Tiversonus dostumuzun bile aynı mutlu akıbete uğradığını söyleyebilirim,

Neticede aynı şeyler başka beden dillerinde aynı konuları söylemekte.. 
Teşekkür ederim Tgur. Yüzeysel bakıldığında çok farklı, uzlaşmaz şeyler söylüyormuş gibi göründüğümüz durumların çoğunda daha derinde aslında benzer, uyumlu eğilimlerle hareket ettiğimize inanıyorum. Bu tür "yok öyleydi, yok böyleydi" tartışmaları bizi eğilim anlamında çok farklı bir yere taşımaz; kısavadede gerilimler olabilecek olsa da, uzunvadede yapıcılığı koruduğumuz sürece beynimizi, nöronlarımızı kullanma pratiği anlamında faydalı olduğu düşünülebilir.

Tiversonus'u anman, uzun zamandır en azından bilinçli olarak aklımdan geçirmediğim özel dostumuzu hatırlamam, anmam için vesile oldu, teşekkür ederim Tgur.

Duyurular/Chat odası başlığında, yakınının bizi bilgilendirdiği mesaja göre 13 Aralık 2010'da ayrılmış dünya düzleminden. Yani yaklaşık 11 yıl önce. Aradan bu kadar çok zaman geçmiş olduğunun farkına varmak şaşırttı beni.


Dionysos

#40
yatağı değiştir
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

bozadi

#41
"VARLIK VE OLUMLULUK" kategorisini "Kanal Bilgileri" ana başlığı altından "Spiritüalizm ve Şifa Konuları" ana başlığı altına taşıdım. Her ne kadar görüşlerimi "kanal bilgilerine" dayandırıyor veya o bilgilerle uyumlu olduğunu düşünüyor olsam da, elimizdeki kanal bilgilerinden çok daha fazla alıntı yaparak ilerlemeyi düşünüyordum başlangıçta; öyle olmadı.

Bu başlık altında işlediğim konularla ilgili bir hususu not edeyim, aklımdayken.

Mevcut 3kh (dünya) ilüzyonumuzun statükosuna çok yakın, daha doğrusu içinde olduğumuz, o gerçekliği kabul ettiğimiz, benimsediğimiz sürece, onun yasalarından çok bağımsız birşey yapmak mümkün olmuyor. Ve bu ilüzyondaki egemen toplumsal yaşam biçiminin yasalarında, bizim pozitiflik dediğimiz, şifa dediğimiz şey üzerinde yoğunlaşma fırsatları çok zor bulunuyor, desteklenmiyor. Özellikle elimizdeki bilgilerde önerilen, tavsiye edilen şekillerde.

Meditasyon, tefekkür gibi uygulamalarda, statükonun tesirinden "bağımsızlaşma" durumu söz konusu oluyor gibi. Böylece kişi normal yaşam şartlarında pek mümkün olmayan, uyumsuz, desteklenmeyen, hatta belki hatırlanmayan, akla bile gelmeyen şeyleri, potansiyelleri tecrübe etme, benimseme, olma imkanına kavuşabiliyor, duruma göre. "Alternatif gerçeklik" konusuyla yakından ilgili sayılır sanırım bu.

Kendi kendimize zarar vermediğinden, faydalı olduğundan emin olduğumuz, hatta hem kendimize hem de sevdiklerimize, sevebileceklerimize son derece faydalı olabilecek bir yaşam veya düşünce şekli geliştirebilmek için, buna pek de imkan tanımayan mevcut egemen yaşam ve düşünce şeklinden uzaklaşmak, "bağımsızlaşmak" gerekiyor. (Fiziksel anlamda kalıcı bir uzaklaşmayı kastetmiyorum, her ne kadar bu olasılığı da tamamen gözardı etmesem de). Tabi bu süreçte bir "rehberliğe" ihtiyaç duyuluyor. Sanırım en büyük rehber insanın en derin sezgileridir. Ne olması gerektiğine dair sezgiler. Doğrunun, doğalın, güzelin, iyinin ne olduğuna dair sezgi gücü. Bu sezgi gücü elbette okuduğumuz, tartıştığımız çeşitli bilgilerden etkileniyor, onlarla etkileşiyor.

Kendi kendimize zarar vermeyen, aksine, olumlu duygu ve düşüncelerimizi sürekli pekiştiren bir anlayışa, düşünce ve yaşam şekline ihtiyacımız var. Egemen KH eğilimli statükoyu benimseyerek, onun kurallarına göre oynayarak bunu yapmak pek mümkün görünmüyor. Statükodan, oyundan tamamen çıkmadan ama ondan bağımsızlaşarak, kendimize ve başkalarına gerçekten faydalı olacak bir yaşam/düşünce şekline sahip olabiliriz.

Herşey düşüncelerimizle çok yakından bağlantılı; hatta herşey, tüm deneyimler tamamen düşüncelerden ibaret, özünde. Kendimize fayda sağlamayan, zarar veren şekilde yaşamak tamamen düşüncelerimiz yoluyla benimsediğimiz, sürdürdüğümüz birşey. Bunun değişmesi de ancak düşüncenin, tavrın, inancın, iradenin, bilincin değişmesiyle mümkün.


Qui-gon jinn

#42
"BH'leşmek için ne yapmak gerek?" denildiğinde aklıma sadece şu aktarımlar geliyor ve şahsen kişi bazında odaklanılması gereken yerinde bu olduğunu düşünüyorum;

S: (DM) Başkalarına hizmetin neyi kapsadığını açıklar mısınız?
C: Kendiyle hiç ilgilenmemek.
 
(17 Aralık 1994)

---

S:(TR) Bunu sormak istiyorum, daha önce sorulduysa biri beni durdursun, tam BH profili nedir? (L) Kendine tamamen ilgisizlik.
C: Evet.

(14 Ocak 1995)

bozadi

#43
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Qui-gon jinn

"BH'leşmek için ne yapmak gerek?" denildiğinde aklıma sadece şu aktarımlar geliyor ve şahsen kişi bazında odaklanılması gereken yerinde bu olduğunu düşünüyorum;

S: (DM) Başkalarına hizmetin neyi kapsadığını açıklar mısınız?
C: Kendiyle hiç ilgilenmemek.
 
(17 Aralık 1994)

---

S:(TR) Bunu sormak istiyorum, daha önce sorulduysa biri beni durdursun, tam BH profili nedir? (L) Kendine tamamen ilgisizlik.
C: Evet.

(14 Ocak 1995)



Güzel ama bu durumda K'ların aşağıdaki tarzda açıklamaları, senin alıntıladıklarınla çelişkili mi, yoksa bunun bir açıklaması var mı?

Alıntı Yap
S: (Craig) Bu soluma tekniklerinin, yani Sudarshan Kriya'nın faydası olur mu?

C: Kesinlikle!!!!!!!

S: (Craig) Bu, insanların insanlığını tekrar canlandırmada kullanabileceğimiz en iyi araçlardan biri mi?

C: Evet. Ama dengeyi unutmayın. Gerçeklikle yüzleşme ve kendi üzerinde ustalaşma ve bununla dengeli bir şekilde, iyileşme için meditasyon.



Alıntı Yap
C: Evet. Beş on sene önceki halinizi hatırlayın, şu ana kadar geçen süredeki değişiklikleri fark ediyor musunuz?

S: (Herkes) "Evet!"

C: Bu değişikliklerin en temel yapınızda da tekrarlandığından / yansıdığından şüphelenmiyor musunuz?

S: (L) Bunun hakkında düşünmemiştim.

C: Kendi üzerinizde çalışınca böyle olur! Sizi daha da büyük ve hızlı değişikliklere hazırlar! Ve bu "Alış kapasitesidir."

S: (L) Yani kendi üzerinde çalıştığında ve belirli bir seviyede birşeyi değiştirdiğinde bu daha temel seviyeler üzerinde, hatta DNA'n üzerinde de etkiler yapıyor. Bu da daha ince veya farklı enerjileri almanı sağlıyor. Bu da daha fazla değişikliğe imkan tanıyor. Eğer bu meydana gelirse, giderek daha fazlasını başarmanı sağlıyor. Kastettiğiniz şey aşağı yukarı bu mu?

C: Evet. İfade ettiğin şekliyle tam net değil, ama yeterince yakın.




Alıntı Yap
S: (L) Yani, Gurdjieff'in aşağı yukarı tanımladığı gibi, kozmik güçlerin aktarıcıları olmanın yolu kendi üzerinde çalışmaktan geçiyor. Bu aktarımı yaptığının tam olarak farkında olmasan bile, öyle mi?

C: Evet



Qui-gon jinn

#44
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Güzel ama bu durumda K'ların aşağıdaki tarzda açıklamaları, senin alıntıladıklarınla çelişkili mi, yoksa bunun bir açıklaması var mı?

Mutlaka bir açıklaması vardır diye düşünüyorum, lakin kendimi ne olduğunda dair inceliği ortaya koyabilecek kapasitede de göremiyorum maalesef.Eğer birgün imkanını bulursan bunu Kasyopyalıların kendisine sorabilmeni ve yeterli yanıtları alabilmeni dilerim kardeşim.Bende evet ilk baktığımda ikisinin birbirinin zıttı, tersi yönde yazılmış kavramlar gibi durduğunu görüyorum ama aynı zamanda içimde ikisinin farklı olgular olduğu hissiyatide mevcut. Ama nedir tam olarak bu, şimdilik bu olgu benim için net değil ve kendi namıma şimdilik bu hususta derinlemesine düşünmeye devam edeceğim demekten başka birşey gelmiyor.Tek güvemcemde şu;

C: Varoluşta yanıtı olmayan bir soru var mıdır?

S: (L) Sanmıyorum.
C: O zaman doğru bir şekilde düşün, çünkü her sorunun bir yanıtı vardır. Fakat, bir yanıta yönelik ilk girişim her zaman başarılı değildir. Bu yanıtın mevcut olmadığı anlamına gelmez. (7 Ekim 1997)

Sevgiler.