Kur’an'da 19 Sistemi & Rashad Khalifa

Başlatan kerem, 02 Kasım 2021, 03:16:11

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

kerem

Arkadaşlar merhaba,direk konuya gireceğim. Uzun zamandır içinden çıkamadığım çelişkili bir konu var;Kur'andaki 19 rakamına dayalı matematiksel yapı(19 mucizesi ismiyle de popülerleştirildi) ve bununla beraber ortaya çıkan soru(n)lar.
Bilmeyenler için 1974 yılında Rashad Khalifa isimli Mısırlı bir biyokimyacı Kur'anda surelerin diziliminden harflerin adedine kadar 19 rakamına dayanan matematiksel bir örgü olduğunu iddia etti. Bu yıldan birkaç on sene yine Kur'an metni üzerinde belirli kelimelerin belirli(anlamlı)oranlarda kullanıldığını ortaya çıkaran bazı çalışmalar da yapılmıştı. İnternette bu bilgiler zaten bolca var fakat derli toplu bir giriş yapmak isteyenler için şu videoyu ve içinde bulunduğu video serisini şuraya bırakıyorum;

https://www.youtube.com/watch?v=kj0uF04vCsU&list=PL9FWGaOCg2z4GMKsqkfKjy8iSvwtLumlf&index=7

En dikkat çeken ve basit bir örnek olarak Kur'anda gün(yewm) kelimesi TEKİL ve YALIN halde tam 365 kez geçiyor. Ay(şehr) kelimesi de 12 kez.
---
Hem sistemin kendi içindeki karmaşıklığı(kompleksliği) hem de 19 rakamının 74.cü surede vurgulanması dolayısıyla bunun önceden metnin içine yerleştirilen ve 20.yüzyılda ortaya çıkarılması, Kur'an metninin insanüstü bir kaynaktan geldiğine işaret ediyor. İnananlar için bu Kur'anın Tanrı'nın kelamı olduğuna güçlü bir kanıt.
Fakat şahsen benim sorunum bu sistemin varlığını Ra Bilgileri,Q'uo vs.kaynaklarının sağladığı bilgiler çerçevesinde bir yere oturtamamam..
Q'uo bir celsede Kur'anda hem negatif hem pozitif güçlerin etkisinin olduğunu ima etmişti fakat yukarıda bahsettiğim konu Kur'anın tek bir author'u olduğunu ima ediyor gibi.

Dediğim gibi bu konuyu Bir'in Yasası çerçevesinde yapılan çalışmalarda verilen bilgiler ışığında bir yere bir türlü oturtamıyorum. Kasyopya celselerinde Asal rakamlarla alakalı bazı bilgiler vardı,belki onlara dikkatli bakmak gerek bunun için fakat biraz şüpheliyim o kanal hakkında şahsen. Dolayısıyla Ra ve Q'uo benim için birincil kaynaklar.
Konu çok kapsamlı bu yüzden üşendim uzun uzun anlatmaya fakat verdiğim link ve video serisi ilgilenenler için yeterli olacaktır.


Geri dönüş yaparsanız sevinirim,sevgiler..

gerçek tosun paşa

#1
Merhaba foruma hoş geldin :) Foruma üye olanların forumu bir süredir takip ettiğini ve forum kurallarını okuduğunu varsayıyoruz.

Şahsi fikirlerimi kısaca özetleyeyim. Şahsen evrenin bir armonisi olduğuna inanıyorum. Matematik ve rakamların yani numerolojinin büyük bir önemi olduğuna inanıyorum. Fakat forumda işlediğimiz celse ve konulardan anlayabildiğim kadarıyla bu pekte insanların vakıf olabileceği bir etkiye sahip değil. Yani bir balıktan maymun gibi ağaçlarda sekmesini beklemekle aynı.

Ayrıca yılın günlerinin doğru bir şekilde hesaplanışı kadim zamanlara kadar dayanır yani islamdan ve hristiyanlıktan çok daha eskiye. Bizim bildiğimiz Sezar'ın döneminde yılın 365 gün 6 saat olarak net bir şekilde hesaplandığı yani ben burada çok elzem bir tespit göremiyorum.

Şahsen hiç bir kutsal kitabı da belirli bir kalıba sokma ve onaylama ihtiyacı hissetmiyorum. Bu konuda çok fazla bir onaylanma ihtiyacı hissederseniz yanlış anlaşılmalara kapılma ihtimaliniz yüksek olabilir.

Ayrıca söylediğiniz kelimelerin söylediğiniz sayılarca kullanılmadığını doğrulayan çok fazla kaynak var yani belki yanlış bir bilgiye itibar ediyorsunuzdur :)

Hazır harf devriminin yıl dönümünü kutlamışken Arapça'nın kök ve türemelerle nasıl farklı anlamlara gelen zor bir dil olduğunu hatırlatmak isterim. Tek bir kelimenin bambaşka çok fazla anlamı olduğu gibi hem çoğul hem tekil anlamlara gelebiliyor. Benim tespitime göre gün kelimesi 475 kez geçiyor ve bir yıl 475 günden oluşmaz.

kerem

#2
Selam,hoşbulduk.
Bahsettiğim kelime sayımlarında tek bir kural var; kelimelerin tekil ve yalın halde sayılması. Bunun dışında herhangi bir kriterle yapılan sayımlarda anlamlı bir tablo çıkmıyor.
İkinci olarak gün kelimesinin 365 kez geçmesini olağanüstü bir şey olarak sunmadım. Kur'an metninde matematiksel bir yapı olduğuna dair ufak bir giriş olsun diye söyledim. Zira bahsettiğim matematiksel yapı harf adedlerine kadar varan komplike bi yapı. Kur'anda kullanılan kelimeler ve harfler öyle ayarlanmış ki belirli surelerde tek kelimeyi çıkardığın vakit yukarıdaki tüm sistem bozuluyor.
Velhasıl bunun reklamını yapmak gibi bir niyetim yok. Meseleyi bu forumda baz alınan bilgi kaynaklarının sunduğu tabloyla nasıl düşünebiliriz diye düşünüyorum. Açıklama gerektiren bir konu zira bana göre.

bozadi

#3
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen kerem

Arkadaşlar merhaba,direk konuya gireceğim. Uzun zamandır içinden çıkamadığım çelişkili bir konu var;Kur'andaki 19 rakamına dayalı matematiksel yapı(19 mucizesi ismiyle de popülerleştirildi) ve bununla beraber ortaya çıkan soru(n)lar.
Bilmeyenler için 1974 yılında Rashad Khalifa isimli Mısırlı bir biyokimyacı Kur'anda surelerin diziliminden harflerin adedine kadar 19 rakamına dayanan matematiksel bir örgü olduğunu iddia etti. Bu yıldan birkaç on sene yine Kur'an metni üzerinde belirli kelimelerin belirli(anlamlı)oranlarda kullanıldığını ortaya çıkaran bazı çalışmalar da yapılmıştı. İnternette bu bilgiler zaten bolca var fakat derli toplu bir giriş yapmak isteyenler için şu videoyu ve içinde bulunduğu video serisini şuraya bırakıyorum;

https://www.youtube.com/watch?v=kj0uF04vCsU&list=PL9FWGaOCg2z4GMKsqkfKjy8iSvwtLumlf&index=7

En dikkat çeken ve basit bir örnek olarak Kur'anda gün(yewm) kelimesi TEKİL ve YALIN halde tam 365 kez geçiyor. Ay(şehr) kelimesi de 12 kez.
---
Hem sistemin kendi içindeki karmaşıklığı(kompleksliği) hem de 19 rakamının 74.cü surede vurgulanması dolayısıyla bunun önceden metnin içine yerleştirilen ve 20.yüzyılda ortaya çıkarılması, Kur'an metninin insanüstü bir kaynaktan geldiğine işaret ediyor. İnananlar için bu Kur'anın Tanrı'nın kelamı olduğuna güçlü bir kanıt.
Fakat şahsen benim sorunum bu sistemin varlığını Ra Bilgileri,Q'uo vs.kaynaklarının sağladığı bilgiler çerçevesinde bir yere oturtamamam..
Q'uo bir celsede Kur'anda hem negatif hem pozitif güçlerin etkisinin olduğunu ima etmişti fakat yukarıda bahsettiğim konu Kur'anın tek bir author'u olduğunu ima ediyor gibi.

Dediğim gibi bu konuyu Bir'in Yasası çerçevesinde yapılan çalışmalarda verilen bilgiler ışığında bir yere bir türlü oturtamıyorum. Kasyopya celselerinde Asal rakamlarla alakalı bazı bilgiler vardı,belki onlara dikkatli bakmak gerek bunun için fakat biraz şüpheliyim o kanal hakkında şahsen. Dolayısıyla Ra ve Q'uo benim için birincil kaynaklar.
Konu çok kapsamlı bu yüzden üşendim uzun uzun anlatmaya fakat verdiğim link ve video serisi ilgilenenler için yeterli olacaktır.


Geri dönüş yaparsanız sevinirim,sevgiler..
Foruma hoşgeldin kerem :)

Alıntıladığın örnekte olduğu gibi, konuyla ilgili videolarda/yazılarda Kuran'da 19 sayısıyla ilgili bazı ilginçlikler var gibi görünüyor gerçekten. Ama niyeyse bu beni pek etkilemiyor. İşin tuhafı, Edip Yüksel ve yukarıda linki geçen videodaki şahıs da dahil olmak üzere, "19'cu" şahıslar bana genel itibariyle iyi niyetli şahıslar gibi göründü. Yani ayrıntılı araştırmamış olmakla birlikte, onların bu konudaki çabalarında bir olumsuzluk görmüyorum kendi sınırlı bakış açımdan.

Bu toplumun ezici çoğunluğu o veya bu şekilde Müslüman ve dolayısıyla İslamın içeriğiyle, yorumuyla ilgili çok çeşitli konularda çok çeşitli görüşler, tartışmalar olması doğal. Ben elimden geldiğince "iyi niyet" faktörüne dikkat etmeye çalışıyorum. Her zaman değil ama genellikle, tartışılan şeyin teknik içeriğinden ziyade, tartışanların tavır ve tutumları bana birşeyler ifade ediyor. Eğilimlerin daha ziyade KH'ye mi yoksa BH'ye doğru mu olduğunu anlamaya çalışıyorum.

Daha önce çeşitli defalar ifade ettiğim gibi ben ne İslamı ne de başka herhangi bir dini benimsemiyorum. Buna ihtiyaç duymuyorum. İhtiyaç duyanların kötü bir durumda veya kötü niyetli olduğuna dair bir önyargım yok kesinlikle. Benden çok daha pozitif eğilimli, insanlığa benden çok daha faydalı olabilir herhangi bir dine mensup olan kişi. Hangi inanca veya inançsızlığa mensup olursa olsun, bireylerle uzlaşma, işbirliği yapma imkanımın temeldeki BH-KH eğilimlerine bağlı olacağı şeklinde bir düşüncem var.

Spiritüel çeşitli kaynaklarda (Ra Bilgileri de en başlarda olmak üzere) evrenin işleyişi, insan ruhunun tekamülü, öbür dünya ile bu dünya (ve başka dünyalar, boyutlar) arasındaki gidiş-gelişler, varoluşun birliği gibi konular hakkında verilen bilgiler bana tatmin edici geliyor.

kerem

#4
Selam Bozadi,son cümlende dediğin gibi,benim için de kanal bilgileri daha tatmin edici. Zaten çelişki de burada doğuyor,kur'an ve bahsettiğim konuyla uzun süre ilgilendim geçmişte.Kur'an ın özelliği bir şekilde Tanrı sözü olduğunu söylemesi ve bu konuda meydan okuması. Rashad Khalifa'nin 20.yy da Kur'anda böyle bir yapı olduğunu keşfetmesi ve daha sonra Cebrail'den vahiy aldığını söyleyip kendini elçi ilan etmesi manidar.. Kur'an ve İslam özü gereği ötekileştirici bir dile sahip, inanan-kafir ikiliği var vs.
Bu noktada Bir'in yasasıyla da tezat oluşturuyor. Dolayısıyla bana İslam ve Bir'in yasası hiçbir zaman ortak bir temele sahipmiş gibi gelmiyor. Uzlaşamazlarmış gibi geliyor,söylediğim nedenlerden ötürü..
Velhasıl zihnimde bir ikilik var, bir yanda kur'an(ki onun insandışı bir kaynaktan geldiğine dair bence sağlam bir delil bahsettiğim konu) diğer tarafta Bir'in yasası.

Şahsi dünya görüşüm Bir'in yasası ve bu kaynakların aktardığı felsefelere daha yakın. Fakat öte yanda içinde bulunduğum kültürün ana kitabı da öyle yabana atılacak cinsten değil,bir meydan okuması var ve bunu delillendirebiliyor bana kalırsa.
Velhasıl konu benim için çetrefilli. Kur'anın kökeni konusunda net bir görüşe sahip olmadan da pek mümkün görünmüyor bu çelişkiden kurtulmam :)

Rashad kimdi? Dünyadaki misyonu neydi? Görüştüğü(vahiy aldığı) varlık/varlık grubu neydi? 14 yüzyıl önce tasarlanan bu yapı niçin bu yüzyılda ortaya çıktı?vs vs..

bozadi

#5
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen kerem

Selam Bozadi,son cümlende dediğin gibi,benim için de kanal bilgileri daha tatmin edici. Zaten çelişki de burada doğuyor,kur'an ve bahsettiğim konuyla uzun süre ilgilendim geçmişte.Kur'an ın özelliği bir şekilde Tanrı sözü olduğunu söylemesi ve bu konuda meydan okuması. Rashad Khalifa'nin 20.yy da Kur'anda böyle bir yapı olduğunu keşfetmesi ve daha sonra Cebrail'den vahiy aldığını söyleyip kendini elçi ilan etmesi manidar.. Kur'an ve İslam özü gereği ötekileştirici bir dile sahip, inanan-kafir ikiliği var vs.
Bu noktada Bir'in yasasıyla da tezat oluşturuyor. Dolayısıyla bana İslam ve Bir'in yasası hiçbir zaman ortak bir temele sahipmiş gibi gelmiyor. Uzlaşamazlarmış gibi geliyor,söylediğim nedenlerden ötürü..
Velhasıl zihnimde bir ikilik var, bir yanda kur'an(ki onun insandışı bir kaynaktan geldiğine dair bence sağlam bir delil bahsettiğim konu) diğer tarafta Bir'in yasası.

Şahsi dünya görüşüm Bir'in yasası ve bu kaynakların aktardığı felsefelere daha yakın. Fakat öte yanda içinde bulunduğum kültürün ana kitabı da öyle yabana atılacak cinsten değil,bir meydan okuması var ve bunu delillendirebiliyor bana kalırsa.
Velhasıl konu benim için çetrefilli. Kur'anın kökeni konusunda net bir görüşe sahip olmadan da pek mümkün görünmüyor bu çelişkiden kurtulmam :)

Rashad kimdi? Dünyadaki misyonu neydi? Görüştüğü(vahiy aldığı) varlık/varlık grubu neydi? 14 yüzyıl önce tasarlanan bu yapı niçin bu yüzyılda ortaya çıktı?vs vs..
Kuran'ın ve İslamın kökeni de dahil olmak üzere zaman zaman benim de epeyce kafama takılan konular oluyor. Her zaman değil ama bu tür şeyler genellikle "takıntı" denebilecek bir niteliğe sahip oluyor diye algılıyorum. Ve bu takıntının bir parçası da, meseleyi "kendimize" değil "başkalarına" kanıtlama eğilimi sanırım. Kendimden biliyorum ki bu bazen çok "çekici" bir hırs meydana getiriyor insanda. Birilerinin suratına inkar edilemez bir kanıtı veya kanıtlar dizisini çarparak yanıldıklarını göstermek. Bu bir kısır döngü meydana getirebilir. Sinsi bir KH (ego) programlaması dönüyor genellikle bu tür takıntılarda.

Ra Bilgileri gibi bir kaynağın öğrettikleri açısından, önemli olan senin BH kutbiyetini artırmandır. Hangi eğilimlerin, hangi çabaların, güdülerin buna yardımcı olup hangilerinin olmadığına dikkat etmek gerek.

bozadi

#6
Bir Müslüman kendi bildiği, inandığı şekliyle İslama bağlı veya uygun şekilde BH (veya istiyorsa KH) kutbiyetini etkili bir şekilde artırabilir. Herhangi başka bir ideolojiye veya inanca mensup bir kişi de öyle. İstisnalar olabilirse de, ideoloji çok önemli değil muhtemelen. Temelde önemli olan BH/KH eğilimi. İdeolojilerin bunu zorlaştıran ve/veya kolaylaştıran ilkeleri, uygulamaları olabilir ama yine de iş kişide biter. İsteyen istediği kutbiyet doğrultusunda ilerler, gerçekten isterse.

kerem

#7
Dediklerini anlıyorum tabii ki fakat söylediklerin Ra'nın felsefesinin perspektifinden bakınca böyle.Ben bahsettiğim 2 kaynak arasında dediğim gibi çelişki görüyorum. Dolayısıyla birinin felsefesi doğru olduğu takdirde ötekisi "yanlış"oluyor. Bu,bu kadar net olmak zorunda değil elbette fakat yine de"yukarıda"işler nasıl dönüyor,kim ne negatif kim pozitif,negatiflik ve pozitifliğin doğru tanımı ne o konuda şüpheciyim.
Bana kalsa Ra'nın verdiği bilgilerle çok rezoneyim fakat öte yandan bahsettiğim konu beni iki arada bir derede bırakıyor. Tam bi bilmece yani..

Bu arada bu konuyla ilgili LL Researchle iletişim kurdum,Austin Q'uoya celsede sorulacaklar listesine ekleyeceğini söylemişti fakat ne oldu o iş bilemiyorum tabi :)

Qui-gon jinn

#8
Kerem kardeşim foruma hoşgeldin, keyifli ve bilgi dolu paylaşımlar dilerim.

Kerem kardeşim, bizlerin üzerinde hayli kafa yorduğu Kasyopya bilgilerinde "Yalan diye birşey yok, sadece yorumlar var." diye bir söz söylenmişti zamanında, şimdi senin bu son mesajını okuyunca o geldi aklıma. Benim bilgime göre, varoluşun özü hangi kaynağa bakarsanız bakın farketmez, nihayetinde her zaman bir bilinmez olarak kalır, çünkü herşey ondan çıkar ve o sebeple o bilinen tüm kavramların ötesindedir, tanımlanamaz, aktarılamaz. Tek yapılacak o bilinmezliğe dalıp, bilinmezin kendisi olmaktır. Bilmek değil, olmaktır asıl olan yani, neyse. Velhasıl bundan da hareketle, ve yine benim bilgime göre elbet, bu adına varoluş dediğimiz şey içindekiler tarafından tabiki de çeşitli yönlerince farklı farklı tanımlanabilir. Ve her varlık bunu kendi bakış açısına göre (ki bencede varoluştaki bakış açıları her varlık için ayrı ve kendine özeldir) değerlendirebilir. İşin içinde birde farklı farkı olgularda yoğunlaşmış taraflar ve kutupların genel bir görüşünün katılması meseleside var tabii, mevcuttur.

Yani kısaca söylemek istediğim çelişkili olarak görülen şey, illede öyle tanımlanmayabilir. Sen ikisinden biri yanlış olmalı diyorsun ama Kasyopyalılarında değişiyle söyleyeceğim yine, her ikiside doğru olabilir. Ben onların görüşüne katılıyorum ve bir sözlerini daha tekrarlayacağım yine ki o da şudur, "Herşey her zaman mevcut."

Benim burda dikkat çekmek isteğim nokta dikkat ederseniz kim doğruyu söylüyor meselesi değil aslında, sadece konuya olan yaklaşımınız. Eğer sınırsız varoluş olgusunu sizde kabul ediyorsanız şayet, olasılıklarında sınırsızdır olduğuna katılıyor olmanız gerekir. Eğer Kuran'nın gerçektende insanüstü bir kaynaktan geldiği kanıtlanıyorsa bile bu illede sadece Tanrı'dan yada Tanrı katından mı olmak zorundadır. Bahsettğiniz şekilde bir sistemi oluşturacak ve o kitaba koyabilecek varoluşta başka kaynaklar sizce de olamaz mı?

Ben ilk mesajınızda "öyle ise sadece Tanrı'dan gelebilir/gelmiştir." gibi bir önkabul, bir varsayım görüyorum ki, bize öğretilene göre varsayımlar gerçek bilgiye giden yolda maalesef her zaman bir engel teşkil ediyorlar. O sebeple bende şimdi nacizane tavsiye ediyorum ki, söylendiği gibi hepimiz odağımızı her zaman sınırsız olasılıklarla düşünmeye çevirebilirsek şayet, inanıyorum ki bu durum bizi takılıp kalmadan objektif realitye olabildiğince yaklaştırmaya yardımcı olabilecektir...

Velhasıl, bilemiyorum, umarım meramımı doğru ifade edebilmişimdir. Tekrardan hoşgeldiniz.

Tgur

#9
Ben de hoş geldin diyorum kerem dost,

Dostumuz her ne kadar erdemli samimi bir şekilde içini açmış ise de,o halleri bilgi yollarının başındayken çok çektim bilirim, çözmek için sorgulamak ve bol okumak düşünmek gerekiyor bir yerlerden düğüm çözecek unsurlar kendini gösterebilir,

Soruya yanaşıp katılan diğer dostlar çok geniş ve düşündürücü yollar öneriyorlar hepsinden faydalanmak bizim için avantaj,sağ olsunlar,

Kısa bir K. aktarımı ile meramımı anlatmaya çalışayım,

"S: (L) Efsaneye göre tanrı Phoebus Apollo her ondokuz yılda bir Stonehenge'de dans etmiş. Bu neyle ilgili?

C: Sembolik. Gelgitler, ay tutulumları, o tür şeyler. Bilgi süper otoyolundaki (ç.n. internet) Wiccan'ları düşün!"

Görüldüğü gibi ve özellikle GTP dostun da vurguladığı gibi asal sayılar, simya çalışmaları numeroloji ebced hesabı gibi özel matematiğe bağlı ve onunla ilgili gizemli kilitlenmeler, izahlar ezetorik felsefik bilgiler sınırlamalı değil geniş kadim dönemlerden beri tekrar eden bir haldedir hemen hemen her yeni bir ruhsal öğretilere bağlı kültürlerde başka şekillere bürünerek yani değiştirilip başka maksatlara dönük tekrarlanmıştır, sadece Kurana ait değildir,

Bu özellikle bilgilerin tek bir yerden gelip kotarıldığı ve sımsıkı sadece bir kültüre ait olduğunu söyleyemeyiz ,bu hal olayın geniş bir yelpazede açılım gösterdiğini sergiler,

Kişinin ruhsal manada kendini geliştirmesi ve açılan kapılardan başka kapıları açmaya yönelik bir alışkanlık edinmesini sağlar ,ama bir handikapı vardır insan bu bilgiler manzumesinde bir odaya girip orada kilitli de kalabilir ,o odaya "yankı odası" da diyebiliriz,

Bu hususta geniş aktarım ve yorumu ileriki çalışmalarımdan aktaracağım şimdilik bunun genellikle biraz KH maksatlarına matuf bu madde yoğunluğuna kilitlenme doğurduğu endişesini belirtebilirim ,

Bu tabii ki benim var sayımım ama destekleyen bilgiler de var.

kerem

#10
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Qui-gon jinn

Eğer Kuran'nın gerçektende insanüstü bir kaynaktan geldiği kanıtlanıyorsa bile bu illede sadece Tanrı'dan yada Tanrı katından mı olmak zorundadır. Bahsettğiniz şekilde bir sistemi oluşturacak ve o kitaba koyabilecek varoluşta başka kaynaklar sizce de olamaz mı?


Kesinlikle olabilir Qui-gon jinn,mesele de bu zaten. Kur'an dili gereği ötekileştirici bir metin ve böyle bir(matematiksel)yapının ya da diğer ifadeyle kur'andaki harflerle/kelimelerle bu şekilde ustaca oynamanın ve bunu karşı tarafa(inanmayanlar) bir meydan okuma olarak sunmanın kim tarafından ne amaçla yapıldığını merak ediyorum.
Klasik Tanrı ve din anlayışıyla meseleyi açıklamak kolay;"Tanrı inananların inancını güçlendirmek üzere gönderdiği mesajı bu şekilde kodladı.". 74.surede de buna atıf yapılıyor zaten Kur'anda..

Asıl problem bunu,bu forumun bilgi kaynaklarının verdiği perspektifte bir yere oturtmak.. İçinde bulunduğum çelişki de bu.. Şahsen İslam'ı kısır buluyorum. Benim hayatta bir derdime derman olmuyor yahut bir şeyi açıklamıyor hayatla ilgili.Hem açıklayıcılık hem de yol göstericilik anlamında işlevsel olduğunu düşünmüyorum.Belirli bir topluma belirli bir dil aracığıyla hitap etmiş,onların tekamülünde belirli bir rol oynamış bir metin olarak görüyorum.Fakat bunu böyle görürken niçin bu metnin kendi çağının ötesinde bir sözdimi ile kurgulandığını ve insanlara bunun 14 yüzyıl sonra bir ultimatom şeklinde yeni bir elçi/peygamber aracığılıyla duyurulduğunu anlayamıyorum.
Bilmem anlatabildim mi derdimi..

Hoşbulduk tekrardan:)

bozadi

#11
Meseleye bir de şöyle yaklaşılabilir sanırım: Kuran'ın içeriğini incelemek yerine Kuran'daki belirli sözcüklerin sayısının / toplamının vs. 19 sayısının çarpanı olması üzerinden Kuran'da bir mucize (ve dolayısıyla bir tür üstünlük ve itaat gerekliliği) olduğunu düşünmek ciddi bir "şekilcilik" sorunu teşkil ediyor olabilir. Ayrıntılı araştırmamış olsam da, şimdiye kadar bu savunuda gördüğüm en temel zayıflık, Kuran'ın içeriğinden ziyade şekilsel denebilecek bir yönünü ön plana çıkararak Kuran'ın doğruluğunu/mucizeviliğini/üstünlüğünü öne sürmek. Bu "problem" senin durumun için özellikle geçerli görünüyor kerem arkadaşım, çünkü sen zaten Kuran'ın içeriğini (mesajını) çok makbul bulmadığını, Ra Bilgilerinde geçen öğretiyi çok makbul bulduğunu söylüyorsun ama Kuran'daki "19 mucizesi" (ve belki bunun gibi başka "kanıtlar") nedeniyle "kafanın karıştığını" söylüyorsun. Kendi akıl ve değerlendirme melekenle ilgili ciddi bir şüphe içinde gibisin. Kuran'da gerçekten iddia edildiği gibi 19 sayısıyla ilgili "olağanüstü" bir durum olsa bile bu durum Kuran'ın içeriğinin makbullüğüne dair "otomatik" bir kanıt teşkil eder mi? Sen eğer Ra Bilgilerinin mesajını çok makbul bulurken Kuran'ın mesajını makbul bulmuyorsan ama "19 mucizesi" nedeniyle kafan karışıyorsa, Kuran'ın içeriğinin / mesajının (Kuran'ın net bir içeriği / mesajı olduğunu varsayarsak) makbul olup olmadığından emin değilsin demektir. Burada asıl mesele 19 değil, Kuran'ın kendisi, içeriği, mesajı, mesajları; bunların makbul/geçerli/doğru olup olmadıkları. Kuran'ın çok karmaşık bir sürü içeriği, mesajları olması da bu durumu daha içinden çıkılmaz hale getiriyor muhtemelen senin için. Ayrıca "kalabalık" faktöründen etkileniyorsun büyük olasılıkla. Eğer örneğin bu ülkede İslamın o veya bu derecede (insanların belki epeyce bir kısmı için sadece "sözde" bile olsa) benimsenme oranı %90 civarı değil de %10 civarı olsa acaba sen hala bu karmaşayı yaşıyor olur muydun? Bence büyük ihtimalle olmazdın. Kalabalık faktörü çok önemli bir faktör. Yeterince insan birşeye inandıkları zaman, onu kendileri için ciddi oranda gerçek kılmış olurlar ve bu durum o kalabalığa / topluma mensup bireyleri ciddi biçimde etkiler. "Uyumluluk" önemli, hatta bir bakıma "hayati" bir gereksinim.

Tekrar etme gereği duyuyorum, İslamı o veya bu şekilde veya derecede benimseyen bireylerin, Ra Bilgileri gibi bir kaynakta anlatılan evrensel hakikatler bağlamında ille de yanlış bir pozisyonda olduğu iddia edilemez kesinlikle. Kim hangi inançsal ideolojiyi benimsiyor olursa olsun, BH veya KH doğrultusunda ilerleyebilir. Hatta ben son derece "spiritüel" bilgileri felsefem olarak benimsediğim halde, bir Müslüman, Hristiyan veya Yahudi (veya ateist) benden çok daha BH eğilimli olabilir ve kesinlikle vardır böyle birçok birey.

Ama ben yine de ne İslamı ne de herhangi başka bir belirli dini benimseme ihtiyacı duymuyorum. Özellikle "üç büyük dinin" varoluş bütünlüğü ve döngüsü hakkında verdikleri bilgiler bana hitap etmiyor. Spiritüel denebilecek ve özellikle bu forumda en çok ele alınan kanal bilgilerinde anlatılan kozmoloji bana hitap ediyor. Ama kimin daha BH eğilimli olduğunu, kimin etrafındaki insanlara daha hayırlı olduğunu "Allah" bilir, hakikaten! Her kim mümkün olduğu kadar çok sayıda insanın hayatına pozitif etki ediyorsa, onların BH eğilimlerini artırmalarına yardımcı oluyorsa, o kişi hangi dinin, hangi ideolojinin mensubu olursa olsun, farkına vardığımda ona ancak hayranlık duyarım. Ve şüphesiz Müslümanlar arasında da benim bildiğim veya hiç tanımadığım böyle birçok birey vardır. İdeolojisini benimsemeyebilirim ama çevresine gerçekten (başkalarıyla da paylaşılabilir nitelikte) inanç, güvenç, huzur, olumluluk yayılması ancak takdir konusu olur ve benim anladığım, inandığım kadarıyla "amaç" bu olmalıdır. Din ve siyaset ideolojilerinin haklılığını-haksızlığını tartışmak büyük ölçüde kısır bir tartışma gibi görünüyor bana genellikle (her zaman olmasa da). BH-KH eğilimlerine dikkat etmeye çalışıyorum yalnızca.


kerem

#12
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Meseleye bir de şöyle yaklaşılabilir sanırım: Kuran'ın içeriğini incelemek yerine Kuran'daki belirli sözcüklerin sayısının / toplamının vs. 19 sayısının çarpanı olması üzerinden Kuran'da bir mucize (ve dolayısıyla bir tür üstünlük ve itaat gerekliliği) olduğunu düşünmek ciddi bir "şekilcilik" sorunu teşkil ediyor olabilir. Ayrıntılı araştırmamış olsam da, şimdiye kadar bu savunuda gördüğüm en temel zayıflık, Kuran'ın içeriğinden ziyade şekilsel denebilecek bir yönünü ön plana çıkararak Kuran'ın doğruluğunu/mucizeviliğini/üstünlüğünü öne sürmek. Bu "problem" senin durumun için özellikle geçerli görünüyor kerem arkadaşım, çünkü sen zaten Kuran'ın içeriğini (mesajını) çok makbul bulmadığını, Ra Bilgilerinde geçen öğretiyi çok makbul bulduğunu söylüyorsun ama Kuran'daki "19 mucizesi" (ve belki bunun gibi başka "kanıtlar") nedeniyle "kafanın karıştığını" söylüyorsun. Kendi akıl ve değerlendirme melekenle ilgili ciddi bir şüphe içinde gibisin. Kuran'da gerçekten iddia edildiği gibi 19 sayısıyla ilgili "olağanüstü" bir durum olsa bile bu durum Kuran'ın içeriğinin makbullüğüne dair "otomatik" bir kanıt teşkil eder mi? Sen eğer Ra Bilgilerinin mesajını çok makbul bulurken Kuran'ın mesajını makbul bulmuyorsan ama "19 mucizesi" nedeniyle kafan karışıyorsa, Kuran'ın içeriğinin / mesajının (Kuran'ın net bir içeriği / mesajı olduğunu varsayarsak) makbul olup olmadığından emin değilsin demektir. Burada asıl mesele 19 değil, Kuran'ın kendisi, içeriği, mesajı, mesajları; bunların makbul/geçerli/doğru olup olmadıkları. Kuran'ın çok karmaşık bir sürü içeriği, mesajları olması da bu durumu daha içinden çıkılmaz hale getiriyor muhtemelen senin için. Ayrıca "kalabalık" faktöründen etkileniyorsun büyük olasılıkla. Eğer örneğin bu ülkede İslamın o veya bu derecede (insanların belki epeyce bir kısmı için sadece "sözde" bile olsa) benimsenme oranı %90 civarı değil de %10 civarı olsa acaba sen hala bu karmaşayı yaşıyor olur muydun? Bence büyük ihtimalle olmazdın. Kalabalık faktörü çok önemli bir faktör. Yeterince insan birşeye inandıkları zaman, onu kendileri için ciddi oranda gerçek kılmış olurlar ve bu durum o kalabalığa / topluma mensup bireyleri ciddi biçimde etkiler. "Uyumluluk" önemli, hatta bir bakıma "hayati" bir gereksinim.

Tekrar etme gereği duyuyorum, İslamı o veya bu şekilde veya derecede benimseyen bireylerin, Ra Bilgileri gibi bir kaynakta anlatılan evrensel hakikatler bağlamında ille de yanlış bir pozisyonda olduğu iddia edilemez kesinlikle. Kim hangi inançsal ideolojiyi benimsiyor olursa olsun, BH veya KH doğrultusunda ilerleyebilir. Hatta ben son derece "spiritüel" bilgileri felsefem olarak benimsediğim halde, bir Müslüman, Hristiyan veya Yahudi (veya ateist) benden çok daha BH eğilimli olabilir ve kesinlikle vardır böyle birçok birey.

Ama ben yine de ne İslamı ne de herhangi başka bir belirli dini benimseme ihtiyacı duymuyorum. Özellikle "üç büyük dinin" varoluş bütünlüğü ve döngüsü hakkında verdikleri bilgiler bana hitap etmiyor. Spiritüel denebilecek ve özellikle bu forumda en çok ele alınan kanal bilgilerinde anlatılan kozmoloji bana hitap ediyor. Ama kimin daha BH eğilimli olduğunu, kimin etrafındaki insanlara daha hayırlı olduğunu "Allah" bilir, hakikaten! Her kim mümkün olduğu kadar çok sayıda insanın hayatına pozitif etki ediyorsa, onların BH eğilimlerini artırmalarına yardımcı oluyorsa, o kişi hangi dinin, hangi ideolojinin mensubu olursa olsun, farkına vardığımda ona ancak hayranlık duyarım. Ve şüphesiz Müslümanlar arasında da benim bildiğim veya hiç tanımadığım böyle birçok birey vardır. İdeolojisini benimsemeyebilirim ama çevresine gerçekten (başkalarıyla da paylaşılabilir nitelikte) inanç, güvenç, huzur, olumluluk yayılması ancak takdir konusu olur. Din ve siyaset ideolojilerin haklılığını-haksızlığını tartışmak büyük ölçüde kısır bir tartışma gibi görünüyor bana genellikle (her zaman olmasa da). BH-KH eğilimlerine dikkat etmeye çalışıyorum yalnızca.




Evet,kendi aklıma ve genel olarak kimsenin aklına güvenmiyorum. Bir öğreti birine çok sempatik gelebilir fakat uyduruk olabilir, bir şey çok ciddi görünüp hakikate dair hiçbir şey ifade etmeyebilir.
Bir şeyin doğru olup olmadığını test etmede güvenilir bir kriter yok sanırım. O kriterler şüpheli benim için. Kur'an gibi bir metin de çıkıp farklı türde bir kriter öneriyor mesajınının güvenirliğini desteklemek için. Konunun detaylarına girersen bir kehanet meselesi de var bu sistemle alakalı. Sistemi içine kim koyduysa keşif tarihini de önceden belirtmiş gibi duruyor yani. İşin zaman-üstü bir yanı var yani. Pek hevesli olduğunu sanmıyorum ama konuyla ilgili Kur'andaki 40-47 arası numaraları surelerdeki ha-mim harfleri sayımları ve oluşturduğu tabloya göz atabilirsin. Oradaki harf adedleri çok zekice ayarlanmış. Dolayısıyla kur'an metni için kendi içinde metnin müellifinin zekasına atıf yapıyor bu sistem. Bir mesajın en azından insan-dışı/üstü bir kaynaktan geldiğine dair kuvvetli bi argüman bence bu. En azından kur'an metninin kendi iddiasına getirdiği bir delil olduğu anlamına geliyor bu. Ve bu delil ne indiği dönem de ne 500 sene sonra bilinmiyor,20.yyda belirlenmiş bir tarihte ortaya çıkıyor.. Kur'anın müellifinin/müelliflerinin çok kesin bir planı var gibi görünüyor kısacası. Üstelik bu sistemi keşfeden adam vahiy aldığını iddia ediyor. Vahiyle kanallığın da bir farkı yok bana kalırsa. Velhasıl yukarıda ne dönüyor,hangi kaynak ne amaçla ne tür bilgi veriyor bunlara dair büyük boşluklar var resimde.
Özetle ne böyle bir matematiksel kod yeterli bir mesajın güvenirliğini kanıtlamak için ne de Ra bilgilerindeki gibi o felsefeye daha yakın hissetme durumu.
Velhasıl Ra ve Q'uo gibi kaynaklarda fena bilgiler yok tüm bu kanallık,din vs.konularıyla alakalı,tatmin edici buluyorum bu tarz konulara getirdikleri bakış açılarını zira benim için çok muallakta kalmış da bir konu..
İkinci olarak kalabalığın insan zihninde bu tarz bir etki bırakması makul fakat buna pek katılmıyorum. Zira dünya artık çok daha global,İslam ile alakalı tartışmalardan çok daha fazlasıyla meşgul olabilir birisi ve şahsen öyle bir durumdayım ben. Bu konuları rafa kaldırmıştım uzun süredir lakin bir şekilde hortladı terkardan.. :)

Qui-gon jinn

#13
Tüm o öne sürülen varsayımlar ne kadar objektif realiteyi yansıtıyor acaba?, bilemiyorum. Velhasıl benim şahsi bilgi düzeyime dayanarak görüşüm ise şöyle ki, ben o kaynağın oluşturulmasında sadece dünya dışı değil, dünya içi de farklı kendine hizmet odaklarının, yine çeşitli amaçlar doğrultusunda işin içinde olduğunu düşünüyorum, ki ayrıca forumun baz aldığı ana bilgi kaynağında da bu duruma dair pek çok ipuçları bulunduğu kanaatindeyim. Değerlendirilmesi dileğiyle...

kerem

#14
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Qui-gon jinn

Tüm o öne sürülen varsayımlar ne kadar objektif realiteyi yansıtıyor acaba?, bilemiyorum. Velhasıl benim şahsi bilgi düzeyime dayanarak görüşüm ise şöyle ki, ben o kaynağın oluşturulmasında sadece dünya dışı değil, dünya içi de farklı kendine hizmet odaklarının, yine çeşitli amaçlar doğrultusunda işin içinde olduğunu düşünüyorum, ki ayrıca forumun baz aldığı ana bilgi kaynağında da bu duruma dair pek çok ipuçları bulunduğu kanaatindeyim. Değerlendirilmesi dileğiyle...


Konuyla uzun süre ilgilenmiş ve arapça bilgisi de fena olmayan biri olarak diyebilirim ki iddiaların %80-90'ı gayet sağlam. Fakat bu benim görüşüm tabii, bilmeyen biri eğer ilgiliyse oturup araştırmalı/eleştirmeli tabii ki.