Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü
avatar_fidelista

Çin'den gelen Covid aşısı

Başlatan fidelista, 05 Aralık 2020, 16:13:57

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#60
Aşı (özellikle mRNA) konusunun en hararetli savunucuları ve DAYATICILARI olan ABD ve müttefikleri ne zamandan beri insanlığın hayrını düşünür oldu da insanlığı bir hastalığın pençesinden kurtarmak ve özgürleştirmek için "YIRTINIYOR OLSUNLAR"?!

bozadi

#61
AKP'nin, Erdoğan'ın mRNA (ve genel olarak korona aşıları) konusunda masumiyetten çok uzaklaştığını düşünüyorum ama bu durum muhalefetin bu konuda çok masum, çok vicdanlı hareket ettiği anlamına da gelmiyor kesinlikle. Muhalefet de bu işi sorgulamadı, "bilim" yalanını hemen yuttu (zaten içinde de vardı) ve herkese de yutturmaya çalışıyor.

bozadi

#62
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca kendi ağzıyla söylüyordu (Ahmet Hakan'ın onunla yaptığı görüşmeye dair anlatımında) "mRNA aşıları uzunvadeli yan etkiler konusunda şüpheli, sinovac nispeten daha güvenilir" diye. N'oldu, sonra işin içine ne girdi de 180 derece değişti bu tavır? Meselenin Koca'yla ilgili olduğunu sanmıyorum. Hem ABD ve müttefiklerinin bu konudaki baskısı, tehditleri, hem de muhtemelen Pfizer/BionTech'le olan "akçeli işlerin" cazibesi nedeniyle "mRNA işi" çok makul görüldü ve buna "BİLİM'in insanlığa hizmeti" dendi, deniyor. Allah sizi bildiği gibi yapsın.

bozadi

#63
Kısavadede zıt/çelişkili görüntüler olabilir ama uzunvadede sonuçta herkes hak ettiği gibi yaşadı, yaşıyor, yaşayacak. Kendimizi kahretmeye, çıldırmaya gerek yok (bunu başta kendime söylüyorum).

bozadi

#64
26 Temmuz 2021

Melih Altınok
Bu aşılar herkes vurulmadan çalışmıyor mu?
Bütün dünyada aşılar karşısında haklı ve doğal şüphelerini dile getiren insanlar "aşı karşıtı" diye kategorize ediyorlar.

Henüz sonuçları anlaşılamamış korona aşılarını, denenmiş, çalıştıkları görülmüş çiçek ve kuduz aşılarıyla kıyaslayıp "Köpek ısırınca aşı olmuyor musunuz, bilim düşmanı mısınız" diye soruyorlar...

Her gün, düz dünyacıların dahi itibar etmediği "çip takıyorlar" geyiklerini ısrarla gündemde tutuyorlar.

Amaç, ikna olmak için bilimsel makalelere, bağımsız bilim adamlarının, hekimlerinin açıklamalarına dayanarak aklındaki sorularını dile getiren bireyleri bu yaftalarla sindirmek... Suskunluk sarmalını derinleştirmek.

Böyle olmaz...
DSÖ söylüyor, bilim kurulları öneriyor, küresel ana akım medya destekliyor, Şirin Payzın bu kez Sağlık Bakanını alkışlıyor, Cem Yılmaz aşı zorunlu olsun diyor diye insanların kendi bedensel bütünlükleriyle ilgili soru sormasını engelleyemezsiniz...

Güvenilirliği FDA tarafından bile yetersiz bulunup yerlerine yenisi önerilen PCR testlerini, ağırlıklı olarak aşı olmayanlara zorunlu tutup daha sonra da "aşısızlar koronaya yakalanıyor, yayıyor" tezine vatandaşı inandırmazsınız...

Yalnızca yaptıranı koruduğu iddia edilen aşıları, "başkalarının hayatını tehlikeye atmamak için bir vatandaşlık görevi" gibi ajitasyonlarla dayatamazsınız...

"Yaptırmazsanız sonbaharda sizi yeniden eve kapatırız gibi" tehditlerle de "rıza üretmezsiniz."

Çünkü bu bir inat değil. İnsan kendi sağlığıyla ilgili bir konuda bilime kafa tutar mı?

Tek yapmanız gereken, Twitter'de bir vatandaşın sorduğu "Aşılar etki göstermek için herkesin aşılanmasını mı bekliyor" türünden basit sorulara bilimsel cevaplar vermek.

Çok mu zor?


Kaynak: Sabah


bozadi

#65
19 Temmuz 2021

Çinlilerden DSÖ'ye ABD'deki biyolojik laboratuvarı denetleme çağrısı
Çin'de 500 binden fazla internet kullanıcısı, Dünya Sağlık Örgütü'ne (DSÖ), 'gelecekteki salgınları önleme' amacıyla ABD'nin Fort Detrick askeri üssündeki biyolojik laboratuvarı denetleme talebini içeren açık mektubu imzaladı. [/size]
Çinli Global Times gazetesinin aktardığına göre, Çin vatandaşlarının DSÖ'ye yazdığı açık mektupta, örgütün gelecekteki salgınları önlemek için, tehlikeli virüsleri veya biyokimyasal silahları araştıran laboratuvarlara dikkat etmesi gerektiği yazıyor.

Mektupta özellikle ABD'nin Maryland eyaletinde bulunan Fort Detrick askeri üssündeki ABD Ordusu Bulaşıcı Hastalıklar Tıbbi Araştırma Enstitüsü'ne (USAMRIID) dikkat çekiliyor. Bu enstitüde Ebola, SARS, MERS ve çiçek hastalığı gibi tehlikeli ve bulaşıcı virüslerin bulunduğu öne sürülüyor. Bunlardan herhangi birinin sızıntısının ciddi sonuçlara yol açabileceği vurgulanıyor.

Mektupta, "2019 sonbaharında, Kovid-19 salgını patlak vermeden önce laboratuvarda sızıntı meydana geldi ama ABD, ulusal güvenliği bahane ederek ayrıntılı bilgi açıklamadı" iddiasına yer verildi.

Çin'in Batılı virologların ve ABD medya temsilcilerinin Vuhan Viroloji Enstitüsü'nü ziyaret etmesine izin verdiği, fakat ABD'nin Fort Detrick üssündeki laboratuvarı açmadığı ve 'Çin dahil, ABD jeopolitik etkisinden bağımsız ülkelerle' temel verileri paylaşmadığı kaydedildi.

Haberde, Fort Detrick laboratuvarının, 2019'da ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi'nin (CDC) denetiminden hemen sonra kapatıldığı anımsatıldı. Kapatma nedeni olarak, 'atık su dezenfeksiyonu ile ilgili altyapı sorunları' gösterilmişti. Bu nedenin yeterince inandırıcı olmadığını yazan Çinli gazete, "Dünya, ancak virüsün kökenini bularak potansiyel tehlikeleri ortadan kaldırabilir ve yeni salgınlarından kaçınabilir" diye savundu.

Bir grup Çinli kullanıcı, bir mektup hazırlayarak gazeteden bu mektubu sosyal ağlarda yayınlamasını istedi. 17 Temmuz Cumartesi günü yayınlanan mektup, 24 saat içinde 500 binden fazla imza toplamayı başardı.

Kaynak: Sputnik


bozadi

#66
K'ların açıklamasını hatırlayalım:

Alıntı Yap
C: Virüs ilk olarak Çin'de ortaya çıkmadı. Fort Detrick'te insanları daha kolay kontrol edilebilir hale getirecek bir aşının yapımıyla ilgili deneyler vardı. Bu aşının beklenmedik etkileri oldu ve bazı durumlarda amaçlananın tam tersi etkiler yaptı. Geliştirilen virüs halka bulaştı ve yeni mutasyon geçirdi. Gerçekten de Çin'e ABD'li askerler tarafından götürüldü. Çin kısa sürede virüsün türünü ve kökenini tespit etti ve durumu kontrol altına almak için büyük bir seferberlik başlattı. Batılı güçler bunu birkaç faktör daha ekleyerek uygulanabilecek iyi bir model olarak gördüler. Bu arada başka mutasyonlar oldu ve bunlardan bazıları, ruhsal güçleriyle virüsün ilerleyişini yönlendirebilen belirli kişilere bulaşma bağlamında BH güçleri tarafından tasarlandı. Şu anda iki büyük tür var. Elitler kendi "yarattıkları" türün yayılmasını durdurmaya çalışıyor.



bozadi

#68
29 Temmuz 2021

Pfizer köşeyi döndü
ABD'li ilaç devi Pfizer, BioNTech firması ile birlikte geliştirdikleri Covid-19 aşısından ciro beklentisini yüzde 29 arttırarak, 33,5 milyar dolar olarak açıkladı.
Alman biyoteknoloji firması BioNTech ile birlikte Covid-19 aşısı üreten ABD'li ilaç şirketi Pfizer, 2021 ciro beklentisini 26 milyar dolardan 33,5 milyar dolara yükselterek yıl sonu tahminini yüzde 29 oranında artırdı. Şirketin yıllık ciro beklentisini yükseltmesinin altında, bu sene içinde yapılan 2,1 milyar doz aşı anlaşması yatıyor. Şirket, eğer ek anlaşmalar sağlanırsa bu satış hedefinin artabileceğini de belirtiyor.

YÜKSEK MİKTARDA SATIŞ

Aralık ayında ilk olarak ABD'de acil kullanım onayı alan Pfizer/BioNTech aşısı, diğer aşı üreticilerinin üretim sıkıntısı yaşaması ve Johnson&Johnson gibi aşıların güvenlik endişesi yaratması sebebiyle rakipleri arasında öne çıkmıştı.

Johnson&Johnson firması, geçen hafta yaptığı açıklamada 2021 aşı ciro beklentisini 2,5 milyar dolar olarak öngörmüştü. Moderna'nın yıl sonu tahmini ise 19,2 milyar dolar.

ÜÇÜNCÜ DOZ İÇİN BAŞVURU

DW Türkçe'nin aktardığına göre, Pfizer açıklamasında, Aralık ayından bu yana 1 milyar doz aşı tedarik ettiğini, şirketin bu yıl içerisindeki üretim hedefininse 3 milyar doz olduğunu duyurdu. Ayrıca hızla yayılan Delta varyantına karşı daha etkili olacak şekilde aşının yeni bir versiyonunu ürettiklerini ve bunu Ağustos ayında test edeceklerini de belirtti.

ABD geçen hafta 18 yaş altı çocukların aşılamasında kullanılabilmesi için 200 milyon doz Pfizer/BioNTech aşısı sipariş etmişti. Pfizer'ın şu anda kârının çoğunu aşıdan elde ettiği tahmin ediliyor. Hem harcamalar hem de kar BioNTech firmasıyla yarı yarıya bölüşülüyor.

SONER YALÇIN YAZMIŞTI

Gazeteci, yazar Soner Yalçın "Kara Kutu" ve "Saklı Seçilmişler" adlı kitaplarında uluslararası ilaç ve kimya tekellerinin planlarını yazmıştı. Yalçın, kimi ilaç ve kimya devlerinin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine değinmişti.

Yalçın Kara Kutu kitabında, küresel ilaç şirketlerinin "kazanç" kapısını deşifre etmiş ve bilinmeyenleri ortaya çıkarmıştı.

"Yalçın'ın Kara Kutu'da Pfizer'le ilgili bölümlerinin bazıları şu şekilde:

Pfizer şirketinin tarihine baktığınızda sürekli kâr potansiyeli olan yeni ilaç peşinde olduklarını görürsünüz! 1950'de antibiyotik merhemi "Oksitetrasiklin"i (Terramycin) keşfetmesi bunun örneği. 1980 yılında iltihap-ağrı kesici "Piroxicam" (Feldene) adlı ilacı piyasaya sokarak ilk kez bir milyar dolar barajını aştılar!

Fakat 1990'larda satacakları ilaçla yılda yaklaşık 13 milyar dolar kazanacaklarını henüz hayal bile edemiyorlardı. O ilaç, kolesterol ilacı "Atorvastatin" (Lipitor) idi...

Bu nasıl gerçekleşti?"

BREH... BREH...

"Pfizer ve diğer Amerikan ilaç şirketleri için salt ABD pazarı yeterli olmazdı; dünyaya kolesterol hapı nasıl "yutturulacaktı?"

Tanınmış sporcuları reklam yıldızı yaptılar. Dediler ki: "Dünya-olimpiyat rekoru kıranların bile kolesterolü yüksek olup, kalp krizi geçirebilir!" Örneğin... Sporla ilgilenip Mark Spitz adını duymayan pek az kişi vardır. 22 yaşındaki Amerikalı yüzücü 1972 Münih Olimpiyatları'nda -dünya ve olimpiyat rekorları kırarak- yedi altın madalya kazandı. Spitz yüzme yaşamı süresince otuz iki dünya rekoru kırdı...

Keza.

1984'te dünya ve olimpiyat şampiyonu -buz pateni dalında o güne kadar kazanılmamış tam puanla altın madalyayı elde eden- İngiliz sporcu Christopher Dean...

Bu iki isim 1990'larda ilaç endüstrisinin "reklam yüzü" oldu.

Her ikisinin de kolesterolü çok yüksekti! Hele yapılan tetkikler ve araştırmalarda Mark Spitz'de yüksek kolesterol sorununun aileden kalıtımla geldiği belirlendi. Yetmedi. İki küçük çocuğundan birinin de kolesterole yatkın olduğu reklam edildi...

Uluslararası Olimpiyat Komitesi "bu salgın hastalığı" önlemek amacıyla Pfizer şirketini yardıma çağırdı! Pfizer bu büyük "sosyal sorumluluk" projesinden kaçamadı; kalp-damar hastalıklarının "en önemli riski"ni oluşturan kolesterol yüksekliğine karşı toplumsal bilinci geliştirmek amacıyla kampanyalar düzenledi. Breh... Breh..."


Kaynak: OdaTV


bozadi

#69
28 Temmuz 2021

Rusya'dan gelen 400 bin doz SputnikV nerede?
Yasemin SALİH
Türkiye, ülkelerin aşıya erişim yarışında Sinovac ve BioNTech'in ardından Rusya'nın geliştirdiği SputnikV aşısı için de anlaşma yaparak elini güçlendirmişti. Sağlık Bakanlığı, SputnikV'i geliştiren Rus Gamaleya Enstitüsü ile altı ayda 50 milyon doz aşının Türkiye'ye gelmesi için anlaşma imzalandığını açıklamıştı.                   

Nisan ayında acil kullanım onayı verilen aşı, bakanlığın belirttiği gibi mayıs ayında değil haziranda Türkiye'ye geldi. Ancak 400 bin doz olarak giriş yaptı. Ayın geri kalanında 30 milyon doz daha aşı geleceği açıklandı. Haziran ayının başında gelen 400 bin doz SputnikV aşısının, analizleri için Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) çalışmalar yürütüyordu.               

Analizlerden sonuç çıkmadı mı?

Süreç buraya kadar daha önce gelen diğer koronavirüs aşılarıyla aynı seyirde gelişti. Sinovac ve BioNTech'te hızla sonuçlanan analizlerin ardından saha uygulamaları için vakit kaybedilmezken, SputnikV'te tam bir muamma söz konusu.                 

TİTCK'da analiz sürecinde olduğu bilinen Rus aşısından ses seda yok. Aşının Türkiye'de satış, dağıtım, üretim dahil tüm haklarını alan Viscoran İlaç Sanayi de sürecin akıbeti hakkında sessizliğini koruyor. Viscoran İlaç Yönetim Kurulu Başkanı Öztürk Oran, DÜNYA'nın aşının uygulanma zamanına ilişkin sorularını yanıtlarken, "Henüz bizlere de bir açıklama yapılmadı" ifadelerini kullandı. 400 bin dozluk aşının Viscoran'dan bağımsız olarak Türkiye'ye geldiğini belirten Oran, "Neden kullanılmadığını bilmiyoruz" dedi.                 

Sağlık Bakanlığı soruları yanıtlamadı

TİTCK koridorlarında da gelen 400 bin doz Sputnik V aşısının neden hala sahada uygulamaya konulmadığına dair bir bilgi dolaşmıyor. "Analizlerden olumsuz sonuçlar mı çıktı?" sorusunun yanıtı, "Hayır" oluyor ancak hangi nedenle uygulanmadığına dair kimsenin bir fikri yok. Herkesin ortak yanıtı, "Bu konu sadece Sağlık Bakanlığı tarafından takip ediliyor" şeklinde.

Konuyla ilgili sorularımızı ilettiğimiz Sağlık Bakanlığı ise sessizliğini koruyor. Sorularımızı yanıtsız bırakan bakanlık yetkililerinin daha ne kadar sessiz kalacağı merak konusu.

Türk İlaç da Rus ilacı için anlaşmıştı

SputnikV aşısı için Gamaleya Enstitüsü ile anlaşma yapan Viscoran İlaç Sanayi'den sonra, Rusya ile COVID-19 ilacı el sıkışan bir başka şirket de Türk İlaç olmuştu. Türk İlaç Yönetim Kurulu Başkanı Berat Battal, Rus Chromis LLC ile koronavirüs tedavisinde kullanılan Avifavir isimli ilacın satışı ve üretimine yönelik anlaşma imzaladığını açıklamıştı. Avifavir'in koronavirüs tedavisini 9 günden 4 güne indirdiği belirtilmişti. Ancak bu ilacın da sahada kullanılıp kullanılmadığı, ne zaman kullanılmaya başlayacağına dair yeni bir bilgi paylaşılmadı.           

SputnikV, delta varyantı karşısında etkisiz mi?       

Rusya menşeli Sputnik V aşısının ilk sevkıyatını taşıyan uçak, 19 Haziran'da Ankara Esenboğa Havaalanı'na inmişti. Aşılar Sağlık Bakanlığı Halka Sağlığı Genel Müdürlüğü'ne sevk edilmiş ve Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, gelen sevkiyatın içinden rastgele dozlar alarak kontroller yapacağını duyurmuştu. Son kontrollerin tamamlanmasının ardından aşının Türkiye'de uygulanmaya başlaması gerekiyordu. Viral vektör teknolojisiyle geliştirilen SputnikV'in COVID-19'a karşı etkinliğinin yüzde 97.6 olduğu belirtiliyor. Ancak bu etkinlik oranı son dönemde birçok ülkede hakim varyant olan deltaya karşı güncellenmedi. Aşının uygulanmaması akıllara "SputnikV, delta varyantına karşı etkili değil mi?" sorusunu getiriyor.


Kaynak: Dünya


bozadi

#70
Rusya kendi aşılarının kullanımı için rüşvet vermeyi red mi etti acaba?

bozadi

#71
29 Temmuz 2021

Alişan'a bir haftada ikinci şok
Şarkıcı Alişan'ın kuzeni hayatını kaybetti. 
Şarkıcı Alişan'ın kardeşi Selçuk Tektaş, geçtiğimiz hafta korona virüsten hayatını kaybetmişti.

Alişan bu defa da kuzeni Ozan Ebcin'den gelen haber ile sarsıldı.

Alişan'ın kuzeni Ozan Ebcin'in ikinci biontech aşısını olduktan sonra rahatsızlanarak yere düştüğü ve akabinde hastaneye kaldırıldığı öğrenildi.

Ebcin kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.
 

Ebcin'in ölümüyle ilgili adli tıp raporu henüz çıkmadı. 


Kaynak: OdaTV


bozadi

#72
Alişan'ın birkaç gün önce korona virüsten öldüğü söylenen kardeşinin "korona aşısı karşıtı" olduğu söyleniyor bazı haberlerde ve kimi "uzmanlar" (!) bunu fırsat bilerek aşı karşıtlarına kin kusmuş. Buyur, şimdi ise Alişan'ın kuzeni ikinci Biontech'i yaptırdıktan sonra fenalaşıp hayatını kaybetmiş (ikisine de Haktan rahmet dilerim). Gerçi olayın ayrıntısı yok henüz ama şu andaki görüntüye göre bu yeni bir Biontech "YAN ETKİSİ" olayı.

bozadi

#73
Fatih Altaylı ve Ahmet Hakan'ı genel itibariyle beğenmeme rağmen "korona aşıları" konusunda maalesef feci şekilde yanlış bir tavır aldıklarını gözlemliyorum. Geçen gün Ahmet Hakan'ın aşı konusunda "yalancı" olmakça suçladığı, hatta adeta "susturulması" gerektiğini söylediği bir doktor dikkatimi çekti: Ümit Aktaş. Aylar önce belki denk gelmiş olabilirim bu isme ama ilk defa görüşlerini ayrıntılı incelemeye başladım ve çok isabetli, olumlu buldum.

Nisan 2021'de katıldığı bir programda yaptığı açıklamalar bence harika:



twitter mesajları: https://twitter.com/drumitaktas

bozadi

#74
30 Temmuz 2021 tarihli İngilizce haber:

CDC (ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi) tarafından yapılan bir araştırmaya göre, Massachusetts eyaletinde koronavirüs hastalığına yakalananların %74'ü "tam aşılı" oldukları halde yakalandı bu hastalığa.

İngilizce orijinal haber: https://www.cnbc.com/amp/2021/07/30/cdc-study-shows-74percent-of-people-infected-in-massachusetts-covid-outbreak-were-fully-vaccinated.html

Google Türkçe çevirisi: https://shorturl.at/oHKZ3