avatar_fidelista

Çin'den gelen Covid aşısı

Başlatan fidelista, 05 Aralık 2020, 16:13:57

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#45
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen fidelista

 Otoimmun hastalıkları olanlara yapılmamalı diye kesin uyarıyor,tanıdığım otoimmun hastalığı (Haşimato) olan bir bayan yaptırdı (sinovac)  gerçekten zor günler geçirdi;dilinden çenede uyuşma hafif yüzde asimetri,ağrılar,on yıldır uykuda olan bel ağrılar alevlendi hiç bir ağrı kesiciye  cevap vermedi lyrica diye ağır bir ilaç başlamışlar.
Haşimatolu tanıdığının sinovac aşısı sonrası yaşadıkları çok üzücü ve düşündürücü fidelista. Paylaştığın için teşekkürler.

Bu videoda otoimmün hastlaığı konusunda Neva Çiftçioğlu'nun söylediğini yanlış anlamadıysam, mRNA aşılarının otoimmün hastalığı "meydana getirebileceğini" söylüyor. Yani aşının zaten otoimmün hastalığı olanlara vurulmasının faydası-zararından ziyade, bu tür hastalıklara sahip olmayanların bile mRNA aşısı nedeniyle bu hastalıkları geliştirebileceğini söylüyor.

mRNA aşısı başta olmak üzere tüm koronavirüs aşılarına karşı olduğunu videonun başında şu ifadelerle belirtmiş:

Alıntı Yap
Solunum yoluyla bulaşan virüslere karşı aşının tartışmaları çok. Bu kadar mutasyona uğrayan biri virüsü kontrol etmeye çalışmak, aşı oluşturmak hakikaten tartışmalı. O nedenle ben bu tür virüslerin aşısının olamayacağını düşünen gruptanım.


bozadi

#46
Twitter'da korona aşısı mağdurlarının mesajları.

https://twitter.com/hashtag/asimagdurlari


bozadi

#47
Fransa'da zorunlu aşı karşıtlarının düzenlediği gösteri:


İngiltere:


bozadi

#48
Canan Karatay da Neva Çiftçioğlu'nun açıklamasına paralel bir açıklama yapmış bu konuda:



bozadi

#49
Koronanın ilk günlerinde ha bire entübasyon (solunum cihazına bağlanma) muhabbeti yapılıyordu. Hastanelerin ilgili birimlerinin dolup taşmasından bahsediliyordu. Sanki ciddi bir korona sıkıntısı yaşayan herkese uygulanması gereken bir tedaviymiş gibi. Dünya genelinde de benzer bir tavır var gibiydi. Sonra bu solunum cihazına bağlanma muhabbeti büyük ölçüde kesildi. Op. Dr. Bilgehan Bilge'nin açıklamalarından anlıyoruz ki bu yöntem aslında hastaların ölümünü artıran birşeymiş. Yine Bilge'nin açıklamalarından anlıyoruz ki, normal grip tedavisine dönen doktor sayısı artmış, çok şükür. En başından beri saçmasapan ve faşizan tedbirleri dayatmasalardı ölüm oranları çok daha düşük olacaktı çok muhtemel olarak.

Yahu meyve-sebzeye, gazlı içeceğe uygulandığında bile "pozitif" sonuç veren testleri dayattılar tüm dünyaya. Bu nasıl bir aymazlıktır? Global emirle, korona tedavisi yapan hastanelere para desteği verilmesi sağlandı ve tabi ki hastaneler de fazladan para kazanmak için önüne geleni koronalı ilan edip tedaviye tıktı, hem de ölümcül tedaviye! Korona vakalarının ve korona ölümlerinin yüksek görünmesi için dalga geçercesine yöntemlere başvurdular ve bu sadece Türkiye'de değil tüm dünyada oldu. Koronayla alakası olmayan bir sürü kişinin de koronadan ölmüş gibi gösterilmesi sağlandı tüm bu yöntemlerle. Araştırılması, otopsi yapılması yasak!!!

Faşizan maske dayatması insanların akciğer rahatsızlıklarına kapılmasını, oksijensizlikten aptallaşmasını hızlandırdı ve hala da aynı süreç devam ediyor. Kimin umrunda?! Kimin aklı, vicdanı başında?!

Güya hastalığın yayılması önlenecek diye ekonominin ve sosyal yaşamın belini kırarak insanları evlerine kapattılar, bunun da hastalığın yayılmasını kolaylaştırdığı ortaya çıktı! Depresyona, intihara sürüklenen kimbilir kaç kişi var, bilinenler bilinmeyenlerin kaçta kaçı?! Koronalı, koronasız milyonlarca insanı eve kapatıyorsun! Aynı evde bulaşmaması mümkün mü?! Ama bu çelişkiyle, bu aptallıkla hala yüzleşilemiyor. Yüzleşecek akıl yok ki başta. Ne yaptıklarını kendileri de bilmiyor. Global şeytanların korku ve tehdit hipnozunun etkisi altına girilmiş kitlesel bir şekilde ve iyi bir halt ettiklerini sanıyorlar. Tüm bunları sorgulayanları da "gerizekalı aşı karşıtları" diye toplumsal hedef haline getirmeye çalışıyorlar. Asıl gerizekalılık tüm bu faşist zorbalıkları sorgulamayanların ve sorgulayanlara saldırmaya programlananların gerizekalılığıdır.

Zırt pırt mutasyon geçiren şeyin aşısının olamayacağı en aklı ve vicdanı başında uzmanlarca haykırıldığı halde, aptallaştırıcı bir hipnozun etkisi altında bunu dayatıyorlar! Hem de pek çok insanın ölümüne, sakatlıklar geçirmesine neden olan, etkilerinin belki en ciddi olanlarından bazıları da sonraki yıllarda ve hatta jenerasyonlarda ortaya çıkacak olan güvenilirliği son derece şüpheli aşıları, sorumluluktan kaçmak için de gönüllülük (salaklık mı demeli yoksa?!) imzası attırarak insanlara "dayatıyorlar". Zorla Gönüllülük! Olaya bak!!! Bunu sorgulayanlara, itiraz edenlere aptal ve öcü muamelesi yapıyorlar! Asıl öcü, asıl aptal kim?!

Zavallı insanların ciddi bir kısmının bu küresel şeytan baskısına boyun eğmesinin sebebi yeni "kapanmalar" olmasın, zar-zor kazandığı rızkını ve sosyal hayatını / dayanışmasını kaybedip depresyona, intihara sürüklenmesin diye ama sırf bu korkuyla da şeytana, şeytanlığa körlük taslanmaz ki be kardeşim!


bozadi

#50
Biontech'in başındaki Pfizer uşağı şapşal bu işi bitirmek için 3. aşıyı birkaç ayda çıkarırız demiş. Ulan ne üçüncü, ne beşinci aşının bu işi bitiremeyeceği gün gibi ortada!!! Normal bi gribin biraz daha zorlusunu normal veya biraz daha geliştirilmiş grip tedavileriyle nispeten çok kısa sürede atlatmak mümkün olacağı halde maske işkencesiyle, zehirli aşılarla, depresyona ve intihara sürükleyici kapatmalarla işi içinden çıkılmaz cehennem çukuruna çevirdiniz global şeytanların maymunları!!!

bozadi

#51
Kızgın ifadelerimle kırdığım, kırmış olabileceğim herkesten özür diliyorum. Bu görüşlere itiraz edenlerin çok büyük bir kısmı da sonuçta benim ülkemin ve dünyamın insanıdır, kardeşimdir. Birimizin acısı hepimizin acısıdır, hep birlikte çekiyoruz. Global şeytanların ülke yönetimlerini uygulamaya zorladığı işkenceler abartıldıkça, K'ların da dediği gibi inşallah insanlığın yumruğu (sayıca çoğunluk olmasalar bile) ve Allah'ın sopası (evren/tabiat olayları) geç de güç de olsa bu gidişata "yeter!" diyecektir.

bozadi

#52

gerçek tosun paşa

#53
İfadelerin kızgın olabilir ama haklılık oranın çok yüksek. Hatta bazı yerlerde az bile söylemişsin kibarlık edip. Yapacak bir şey yok. Dediğin gibi insanlar sanıyor ki herkes aşılanırsa 3-5 aya bir daha pandemi olmayacak eski düzen devam edecek :) Bazıları da çok masumane aman anama babama, çoluk çocuğuma bir şey olmasın diye düşünüyor. Bu insanlara ne anlatsan fuzuli. Kötü bir niyetleri yok ama kodlular.

bozadi

#54
14 Temmuz 2021

UĞUR ŞAHİN'İN GÖRÜŞLERİ DE MUTASYONA UĞRADI 
[/b]
"mRNA aşıları ilk çıktığında hem antikor hem hücresel bağışıklık sağladığı bildiriliyordu. Zamanla, hücresel bağışıklık unutuldu, sadece "giderek azalan" antikorlar üzerinden değerlendirmeler başladı. Acaba neden?"
[/b]
12 Kasım 2020' de aşının koronavirüs salgınını bitireceğinden emin olduğunu...

27 Şubat 2021' de Mayıs sonunda ya da Haziran ayının başında Kovid-19 vaka ve can kaybı sayısının kalıcı ölçüde düşeceğini ve normal yaşama dönülebileceğini söyleyen Prof. Dr. Uğur Şahin

31 Mart 2021' de: Yaz ayında daha sert bir kapanma olabilir

23 haziran 2021' de: Üçüncü doz takviye aşılamanın ne zaman ve ne sıklıkta gerekli olacağını henüz bilmiyoruz

13 Temmuz 2021' de gerekirse 100 gün içinde yeni bir Kovid-19 aşısı geliştirebiliriz.

14 temmuz 2021' de üçüncü doz mRNA aşıları olmadan koronavirüs salgının kontrol altına alınamayacağını söylemiş. "Günün sonunda hedefimiz ve en önemli olan şey salgını kontrol altına almak" diyen Şahin, "Bunu da üçüncü doz destekleyici aşı olmadan gerçekleştiremeyiz. Bu benim çok sıkı savunduğum görüşüm" ifadelerini kullanmış (1).

Gelin Uğur Şahin' in son sekiz ay içindeki açıklamalarına bir göz atalım.

BBC: 12 Kasım 2020


Koronavirüs aşısı çalışmalarında ilk klinik deneylerden başarılı sonuçlar aldığını açıklayan Almanya merkezli BioNTech şirketinin CEO'su Prof. Dr. Uğur Şahin, aşının koronavirüs salgınını bitireceğinden emin olduğunu söyledi (2).

Hürriyet: 27 Şubat 2021:

Alman medyasına konuşan ilaç şirketi Biontech'in kurucusu Prof. Uğur Şahin, Mayıs sonunda ya da Haziran ayının başında Kovid-19 vaka ve can kaybı sayısının kalıcı ölçüde düşeceğini ve normal yaşama dönülebileceğini söyledi.

Şahin, koronavirüs aşısı sayesinde virüsün insan vücudundaki gelişiminin engellendiğini ifade ederken koronavirüs aşısının her iki yılda bir tekrar edilmesi gerektiğini de ayrıca belirtti (3).

Medimagazin: 31 Mart 2021

Uğur Şahin'den uyarı: Yaz ayında daha sert bir kapanma olabilir (4).

İndependent Türkçe: 10 Mayıs 2021

Eleştirilerin odağındaki BioNTech: Fiyatları kâr amacı gütmeyecek şekilde düşürmeye hazırız. Şirket patent haklarından feragat etmenin salgını bitirmede etkili olacağı fikrine hâlâ katılmıyor (5).

Deutsche Welle: 23 Haziran 2021

BioNTech kurucusu, "Üçüncü doz aşının bağışıklığı yenilemek için yüksek bir değere sahip olabileceğini varsayıyorum. Ancak, (üçüncü doz) takviye aşılamanın ne zaman ve ne sıklıkta gerekli olacağını henüz bilmiyoruz" dedi (6).

Sabah: 13 Temmuz 2021

Koronavirüse karşı aşı geliştiren BioNTech'in kurucuları Prof. Dr. Uğur Şahin ve Dr. Özlem Türeci, gerekirse 100 gün içinde yeni bir Kovid-19 aşısı geliştirebileceklerini açıkladı (7).

Gelelim neticeye

Virüs gibi Uğur Şahin' in görüşlerinin de mutasyona uğradığını görüyoruz.

Kaynaklar:

1. https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/prof-dr-ugur-sahinden-ucuncu-doz-cagrisi-1852405

2. https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-54919704

3. https://www.hurriyet.com.tr/dunya/normale-donus-mujdesi-ugur-sahin-tarih-verdi-41750926

4. https://www.medimagazin.com.tr/guncel/koronavirus/tr-ugur-sahinden-uyari-yaz-ayinda-daha-sert-bir-kapanma-olabilir-11-686-95078.html

5. https://www.indyturk.com/node/356856/sa%C4%9Flik/ele%C5%9Ftirilerin-oda%C4%9F%C4%B1ndaki-biontech-fiyatlar%C4%B1-k%C3%A2r-amac%C4%B1-g%C3%BCtmeyecek-%C5%9Fekilde

6. https://www.dw.com/tr/u%C4%9Fur-%C5%9Fahin-biontech-a%C5%9F%C4%B1s%C4%B1-delta-varyant%C4%B1na-kar%C5%9F%C4%B1-etkili/a-58006510

7. https://www.sabah.com.tr/yasam/2021/07/13/gerekirse-100-gunde-yeni-bir-asi-gelistirilebilir


Kaynak: Ahmet Rasim Küçükusta


bozadi

#55
Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta'nın üstteki yazısından anlaşılabileceği gibi, Pfizer-şebeği BionTech kurucusu Uğur Şahin, ürettiği ve ülkemize dayatılan mRNA aşısının korona salgını karşısında ne yapabileceği hakkında, bir yıldan kısa süre içinde taban tabana zıt açıklamalar yapmış. Para hırsı gözlerini bürümüş, aptalca çelişkilerle dolu açıklamalar yapıyorlar. Karı-koca Almanya'nın en zenginleri arasındalar ama dünyaya ve Türkiye'ye yeni aşılar kakalayıp servetlerine servet katmak için yırtınıp duruyorlar. Bizim devlet yetkililerimizin de bu işin arkasında büyük meblağlı pazarlıkları olduğu fikri geliyor akla, NEDENSE!?!

bozadi

#56
Doç. Dr. Osman ELBEK (Kadıköy Florence Nightingale Tıp Merkezi bünyesinde Göğüs Hastalıkları Bölümü)

[/url]


gerçek tosun paşa

#57
Ya ben her zaman insanın bazı özelliklerinin statü, para ve dış görünüşünden bağımsız olduğunu düşünüyorum. Zeki adam bulmak kolay. Çok zeki birini bulmak biraz daha zor. Çok zeki, ahlaklı ve dürüst birini bulmak daha da zor ama bu özelliklere bir de "cesaret" eklenince böyle kişiler yüzlerce yılda bir dünyaya geliyor diye düşünüyorum.

Artık bazı şeyleri algılamada kendimizi aştık. Uğur Şahin'e kanım hiç ısınmadı. Bu paylaştığın yazı çok başarılı ama kendisini ana akım medyadan takip ederken ne kadar tutarsız olduğunu fark etmiştim. Çok zor değil...

Büyük ihtimal siyasi de düşünüyor ve son derece doğru yaptığına inanıyor. Başka türlü güvenli bir toplum yaratılamayacağına inandığını düşünüyorum. Yani bilinçli bir şeytanlık peşinde olmama ihtimali çok yüksek ama bu onun bunun maşası olduğunun ve yönlendirilmesi kolay bir delikanlı olduğunun gerçeğini değiştirmiyor.

DSÖ denen şarlatan takımının bir maske kullanımına bile (sürecin başlarında) aylarca karar veremediğini, aşı pasaportunu hali hazırda onaylamışlarken tv açıklamalarında gündemlerinde olmadıklarını belirttikleri zamanları asla unutmamak lazım.

bozadi

#58
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen gerçek tosun paşa

Ya ben her zaman insanın bazı özelliklerinin statü, para ve dış görünüşünden bağımsız olduğunu düşünüyorum. Zeki adam bulmak kolay. Çok zeki birini bulmak biraz daha zor. Çok zeki, ahlaklı ve dürüst birini bulmak daha da zor ama bu özelliklere bir de "cesaret" eklenince böyle kişiler yüzlerce yılda bir dünyaya geliyor diye düşünüyorum.

Artık bazı şeyleri algılamada kendimizi aştık. Uğur Şahin'e kanım hiç ısınmadı. Bu paylaştığın yazı çok başarılı ama kendisini ana akım medyadan takip ederken ne kadar tutarsız olduğunu fark etmiştim. Çok zor değil...

Büyük ihtimal siyasi de düşünüyor ve son derece doğru yaptığına inanıyor. Başka türlü güvenli bir toplum yaratılamayacağına inandığını düşünüyorum. Yani bilinçli bir şeytanlık peşinde olmama ihtimali çok yüksek ama bu onun bunun maşası olduğunun ve yönlendirilmesi kolay bir delikanlı olduğunun gerçeğini değiştirmiyor.

DSÖ denen şarlatan takımının bir maske kullanımına bile (sürecin başlarında) aylarca karar veremediğini, aşı pasaportunu hali hazırda onaylamışlarken tv açıklamalarında gündemlerinde olmadıklarını belirttikleri zamanları asla unutmamak lazım.
Evet, bilinçli/kasıtlı bir şeytanlık peşinde olmayabilir ama yine senin de belirttiğin gibi bu onun şeytani bir operasyona aracılık etmekte olduğu gerçeğini de değiştirmiyor ve bence bu konuda kesinlikle masum değil. En ağır-top şeytanlardan olmayabilir ama bir şekilde şeytanlığa bulaşmış olduğunu kendisi de çok iyi biliyor bence. 3. doz konusunda hırsla, hevesle ortaya atladıktan sonra, ABD kurumlarından bile aksi yönde sesler gelince nasıl kepazece yan çizdiğine bak...




bozadi

#59
DSÖ'nün olayın en başında "maske" konusundaki çelişkili tavırları çok göze battı hakikaten. DSÖ elbette baştan sona karanlık tiplerden oluşmuyor, içinde vicdanlı-vicdansız bir sürü tip var illa ki ama yönetim/idare, global şeytanların emirlerine/baskılarına "çok duyarlı". Bazı uzmanlar sağlıklı, doğru, vicdanlı tavsiyelerde bulunuyor ama sonra arkaplandan büyük baş şeytanlar "maske takılsın" diye şiddetle dayatınca, DSÖ'deki vicdansızlar (küçük baş şeytanlar) başta olmak üzere sonra tüm kurum yavaş yavaş o baskıya uygun hareket etmeye başlıyor. Ve ondan sonra seyreyle dünya genelinde ve bizim ülkemizdeki "bilim" (!) çevrelerini. DSÖ'nün kendisi ahlaklı, vicdanlı bilimi ne kadar temsil ediyor ki DSÖ'nün emirlerinin papağanlığını yapan sözde uzmanlar ne kadar temsil ediyor olsun bilimi, vicdanı, aklı, insanlığı? Kim gerçekten ne kadar akla, vicdana, insanlığa sahipse, o kadar istisnasıdır bu söylediğimin ama tıpkı dünya genelinde sözde "bilim" çevrelerinin insanlık/vicdan düzeyi son derece şüpheli olduğu gibi, aynı şey ülkemiz içinde de aynen geçerlidir. Egemen şeytani düzene açıkça karşı gelemiyorlar (siyaset/particilik ötesi bir şekilde). Gelen çok az sayıdakiler ise kolayca toplumsal hedef haline getirilme tehlikesiyle, bin bir türlü baskı ve tacizle karşılaşıyor. Sanki "egemen" bilim çevreleri en üst veya en optimal düzeyde insanlığı, vicdanı temsil ediyormuş gibi tavırlar, söylemler içindekilere ne diyeyim bilmiyorum. Cehalet mi, aptallık mı, işbirlikçilik mi?! Solcu çevrelerin ciddi bir kısmı da bu kepazeliğe, bu körlüğe, bu karanlığa ortaklık ediyor.