Sorular Kapıları Aralar

Başlatan Tiversonus, 04 Nisan 2009, 17:18:03

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Alemtac

Birde bunu deneyin, yani izleyin :)) mohikanlar kadar olamaz...ama görüntüler güzel.

http://www.youtube.com/watch?v=lkbiB0QfU3s
 

Tiversonus

#241
Evet, pek relax değil ama zaten relax/uyuşmuş olmayı istemiyorum bugün...

Tiversonus

#242
İnanırmısınız, bu görüntülere bakıp sadece "The Last Of The Mohicans (Techno Remix)" dinlemişim,,, hayret; demek ki; bu görntler ile yayınlanmalı bu "The Last Of The Mohicans (Techno Remix)"...İlginç...

Tiversonus

#243
Bunu yarın yapayım bari...

Alemtac

#244
Size son bir hediyem olsun :)) ben şarap içerim :)))

http://www.youtube.com/watch?v=OFW10kmqkl0
 

Tiversonus

#245
yOK SEVGİLİ alemtac, ben bugün Mohikan'ım.....

Alemtac

vaz geçiremiyorum yani :)) iyi geceler sevgili dostum.
 

Tiversonus

#247
evet, teşekür ederim, bugün ben "lost" Mohikan'ım...

Tiversonus

#248
http://www.youtube.com/watch?v=jwLC5h5jdak


Herkese İyi Geceler!!!

"Büyük Ruh'un her yansımasını/sililüetini Seviyorum.".


rinda

#249
Youtube'u nasıl izliyorsunuz arkadaşlar?
Sizin deneyimleriniz başka kimsenin değer biçemeyeceği deneyimlerdir.

Alemtac

#250
Aşağıdaki linkten "sitelere giriş" başlığının altında açıklaması bulunuyor.

https://www.baskalarinahizmet.com/onerileriniz/bilgisayar-programi-onerileri/

Sevgiler :))
 

rinda

#251
teşekkür ederim
Sizin deneyimleriniz başka kimsenin değer biçemeyeceği deneyimlerdir.

Tiversonus

#252
:))))Herkese merhaba! Ben yine aranızdayım:)) Aslında bir kaç kez (sanırım 2 kez bir internet cafe de ki çok gürültülü, rahatsız edici bir ortamda sitede yazılanları okudum:))) ) Yazılanlar hakkında birazcık düşündüm, çözümlemeler yapmaya çalıştım, bazılarında sonuçlar açığa çıkarttım; kısaca paylaşmak istiyorum:

Bilgi; anlamı, içeriği, kapsamı düşünüldüğünde, cesareti veya korku duygusunun dönüştürülmesi "bilgisini" taşıyabilecek kadar -ki hala sonsuz olmayan bir içerik taşıyor olsa dahi sadece "bilgi korurur" denilebilir. İçeriğndeki bilgiler ile korkmanın gereksizliğini sağlayabilir veya korunma yollarının bilgisini verebilir: Sadece "bilgi korur" diye düşünüyorum.

Bir başka konu ise; "pozitif ve negatif" in tanımı ile ilgili. Bir yayın gerilmesindeki  potansiyel gibi, negatif pozştife bir iş yapma potansiyeli yükler. Ayrıca, korku veya karanlık veya acı -ki bunlar ile insan tanışmak, yaşamak, karşılaşmak istemezler- da ilahi bir görev yaparlar. Karanlığın (ya da negatifin) de ilahi bir görevi  vardır. Kısaca negatif veya pozitif "nitelik"ler yüklediğimiz kanallar ya da bilgiler -bir "amaç" için hep varolacaktır.

Sevgili Tsunami'nin H.Akdoğan'ın çabaları ile ilgili yazısı bende-hem zihnimde hem de kalbimde yankı buldu (ben de benzeri şeyleri düşünüyorum). Farklı olarak şunu düşünüyorum: Gerçekliğin dar bir bakışına, yorumuna hapsedilmiş benliklerin çoğunlukta olduğu dünya gezegeninde, herşeye rağmen tapınılacak bir varlıklar olarak ya da "işbirliği" dışında kendine hizmet niteliği ile bu uzaylı varlıklara yaklaşımlar sergileyecek insanlar herzaman varolcaklardır. Işık ailesi aynı zamanda bilgi ailesi olduğu için; ortaya çıkacak muhtemel varlıkların bir ayırdına varabilme ve sonra da özgürce seçebilme ( tabi olmak yerine işbirliği ) için mevcut bilgilerimiz ile bir yol geliştirebilmeliyiz ve sonrada arzu eden insanlar ile paylaşabilmeliyiz diye düşünüyorum.

Bir başka konu ise; gerçekliğimizin sorumluluğunu kabul etmemiz ile ilgiili. Bir evimiz veya arabamız olsun,  tapusu bizim üzerimize. İşte "bu benim evim" diye söyleriz etrafımıza. "Pay" sahibi olmak yerine gerçekliğimizin yaratımından "tam" sorumlu olduğumuzun ayırdına varabilmemiz gerekir diye düşünüyorum. Buradaki sıkıntı; bir kapıdan eli valizler ile geçmeye çalışan ve taşıdığı valizler dolayısı ile kapıdan geçemeyen kişi konumuna düşmek...:)) Gerçi bugün babam ile konuştuğumda hala onun "kader" çizgisinde oluşunu etkiledim mi? tam olarak kestiremiyorum doğrusu. Elbette,  düşüncelerimiz ile yaratırken bu olanaksızlar sınıfına girebilir -bir başkasının yaratım alanını dolayısı ile- ancak bu durum bile "düşüncelerimiz ile yaratırız" ın başka bir benliğin alanı olsa dahi yine yaratımdaki olan "düşüncelerimiz" olacaktır. Şimdi gerçeklik paradigmasında "seçeceğimiz" özgür alanlar, bizim için gerçekliğimizin de bir sınırını oluşturacağının farkında olunması zamanıdır. Daha sonra uzun uzun bunun üzerinde fikirlerimi öğrenmek adına paylaşmak istiyorum.

Başka bir konu ise; herşeyin "içeride" olduğunun gerçeği tam yansıtmadığı ile ilgili...İçeride ne var ise ve dışarıdaki aynıdır ve aynı zamanda birdir. Düşüncem bu. Durum böyle olunca kendine hizmet olarak hareket eden varlıkların (4.yoğunluk ve 3. yoğunluk) elle tutulur, bir bedene sahip veya isdeği bedeni (ister kendileri oluştursunlar isersede misafir olsunlar) kullanarak faliyetleri açığa çıkar ki buna göre temkinli ve bilgi ile de koruma geliştirilebilinir. Bu aynı zamanda, kuantum alanınımız ile sirius kapısının benzer işlev yaptığı ile de ilgili. Daha sonra bu konuda uzunca yazmak isterim.

Evet, birlikte paylaşabilmek cesareti (ki bu tehlikeli yorumlara yol açabiliyor; birilerini toplama, kurtarma çabası gibi yorumlanabilme) ile yine paylaşmak için tekrar aranızda bulunmaktan mutluyum.
:)) Buraya soru yazmaz isek başlığa ayıp olur:

Soru: Bir insan bedeninden günde ne kadar "nötrino" geçer ve işlevi nedir?


Tiversonus

#253
:)) Bu arada kendime de bir eleştirim var: "Korkma" diye yazdığım bir yazım hakkında...Evet artık aynı fikirde değilim: Kokunun da bir amacı var ve "Korkun ve kendinizi gözlemleyin" diye düzeltiyorum. Bu "delicesine korkuyu deneyimleyin, kontrolü kaybedin" değil. Bu "korku ve benzeri duygulardaın etrafında, parmak uçlarına basarak sıvışmayın, bu duyguyu deneyimleyin ve kendinizi gözlemleyin" demektir. Duyguların bir görevi var; benliğin bastırılmış, karanlıkta kalmış bölümlerini ortaya çıkaran bir görev. Bundan dolayı "Korkma" yazımdaki tutumumdan dolayı kendimi eleştiriyorum ve yeni fikrimi paylaşıyorum.

Tiversonus

#254
:)) Ve başka bir soru ile devam etmek istiyorum. İlginç şekilde uzun yıllar sonra ilk defa bir çizgi film seyrettim, "tesadüf" bir olay olmadığını bir kaç gün sonra bir yazarın trt de veya başka bir kanalda aynı olayı anlatması ile anladım: Musa'yı konu alıyordu çizgi film. Musa dağda "yanar-döner çalı" yı görünce korkuyor, eliyle ışık veya alev kümesine elini uzatıyor ve bunun yakmayan bir ateş veya ışık olduğunu gözlemliyor, elini değdiriyor ışığa. Sonra ışıktan gelen ses üzerine Musa "hopluyor", korkuyor. Ses ben senin allahınım diyor veya kavminin, firavuna git şunları söyle diyor. Musa biraz çekingenlik gösterince, "ateş" bağırıyor resmen...İşte bu olayın aynısını tesadüfen anlatan yazarda benzeri şeyleri anlatınca ben sorular sormaya başladım... Çizgi filmde ki senaryonun gerçeği yansıtamayacağını düşünerek, bazı eleştirilerimi geri çekmiş iken aynı olayın benzer şekilde anlatılması ile yaygın olanın bu anlatım olduğunu anlamış oldum... Sorum şu; "ya sen niye firavuna söylemiyorsun ki, arkasından niye adam yolluyorsun?".