Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü
avatar_bigsenfoni

Öğretmen FARAH YURDÖZÜ Cevaplıyor: UFOLOJİ MESLEK MİDİR?

Başlatan bigsenfoni, 21 Mayıs 2020, 02:28:53

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bigsenfoni

DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

bozadi

#1
Paylaşım için teşekkürler bigsenfoni.

Farah Hanım'ın bu videoda paylaştığı görüşlerle ilgili olumlu ve olumsuz bazı eleştirilerimi paylaşmak istiyorum.

"Meslek" konusuyla ilgili görüşlerine katılıyorum ama videonun daha büyük bir bölümünü oluşturan, ruh çağırma seansları, kanallık çalışmaları ve ruhsal şifa çalışmalarına dair yaptığı sivri ve katı eleştirilerde aşırıya kaçtığını ve aynı zamanda bariz çiğlikler sergilediğini düşünüyorum. Bu konularda yaptığı uyarıları çoğunlukla "ortaokul" çağındaki çocuklara/gençlere ve/veya bu konularda çok cahil ve çok savunmasız olabilecek kişilere yapıyor gibi görünmesi makul bir mazeret sayılır mı, emin değilim.

Meslek konusunda çok büyük ölçüde katıldığım görüş özetle şu:

"Ufoloji meslek değildir, faturalarınızı galaktik federasyon ödemeyecek, kendi işiniz, sanatınız, mesleğiniz, gelir kaynağınız olsun..."

Videoda çok sayıdaki (veya büyük ölçüde) katılmadığım görüşlere gelince; kendisine gelen şu soru üzerine açıklamaları yaptığını söylüyor:

"...evlerimizde veya hayatlarımızda metafizik birtakım hareketlilik var. Biz bunlardan nasıl kurtuluruz, bunu nasıl temizleriz?"

Bu konuda yaptığı açıklamalardan bazıları:

Alıntı YapEklenti:


"Asla onaylamadığım ve asla yapılmaması gerektiğini BİLDİĞİM birşey. Ruh çağırma seansları."

"Kesinlikle ve kesinlikle, bunu asla denemeyin ve eğer böyle bir ortamdaysanız, o ortamdan çıkın"

"Ruhsal konularda kanal çalışmaları... ruh çağırma seansları... vs. bunlardan kesinlikle uzak durun"

"Ruh çağırma seansları ile kanal açma - kanal olma aslında aynı şeydir."

"Ve asla ve asla eğer biri size ben bu konuda yetkiliyim, senin kanallarını açacağım, senin şakralarını temizleyeceğim, senin aurandaki onarılması gereken yerleri onaracağım diye herhangi bir sizin üzerinizde enerji çalışması yapmak isterse lütfen kabul etmeyin"

"Biri ben seni inisiye edeyim yani seni de yetkili kılayım, yani bildiklerimi sana öğreteyim sen de uygula şeklinde size yaklaşırsa lütfen bunları ciddiye almayın çünkü sonrasında çok ciddi, spiritüalizmde obsesyon dediğimiz musallat vakaları başlıyor. Bunlardan uzak durun."



Farah Hanım kısmen iyi niyetle ama kısmen de spiritüalizm konusunda görünüşe göre yetersiz denebilecek bilgisiyle (ve/veya korkuları ve komplekslerinin etkisiyle) epeyce ahkam kesmiş, epeyce çam devirmiş.

Belirttiğim gibi, tüm bu ahkamların tek makul mazereti, çocuk ve/veya ergen denebilecek yaşlardakilere veya konuyla ilgili bilgisi kendisininkinden bile çok eksik olanlara yönelik olarak, kısmen iyi niyetli bir şekilde "ne yaptığınızdan emin değilseniz, yapmayın" anlamına gelebilecek bir uyarıda bulunuyor olması. Ama Farah Hanım uyarılarının hedef kitlesini kısıtladığına dair birşey söylemiyor, yani herkese yönelik gayet genel ve son derece katı, sivri uyarılarda bulunuyor. Söylediklerinin hiçbir ayrıntısının hiçbir zaman hiçbir yerde doğruluğu, geçerliliği olamayacağını iddia etmiyorum, sadece ölçü tanımayış, seviye ayırt edemeyiş nedeniyle kendini içine düşürdüğü zor duruma dikkat çekmeye çalışıyorum.

Farah Hanım bir yandan "ruh çağırma seansları ve kanallık" gibi çalışmaları külliyen kötüledikten, karaladıktan, şeytanlaştırdıktan sonra bu konuda gelebilecek meşru karşı eleştirileri savurmaya yetmesi ümidiyle Ergün Arıkdal'ı / BİLYAY'ı kullanmaya çalışmış. E peki sormazlar mı Farah Hanım, rahmetli Arıkdal ve BİLYAY'ın ilgili yetkilileri "ruh çağırma ve kanallık" ile ilgili tüm o değerli bilgi ve deneyimlerini analarının karnında mı öğrenmişler acaba? Onların yetişme çağlarında onlara birileri tıpkı sizin şu anda yaptığınız uyarılarıda olduğu gibi "ruh seansları / kanallık" çalışmalarından KESİNLİKLE UZAK DURUN!" demiş olsa ve onlar bu katı/sivri uyarıları kabul etmiş olsalar, tüm o bilgi ve deneyimlere ulaşabilirler miydi? Bu iş için önerdiğiniz bir okul var mı? Giriş niteliğinde eğitim/sertifika veren yerleri de güvenilmez bulduğunuzu ima etmişsiniz, ki bunda haklı da olabilirsiniz, bilmiyorum, belirli bir örnek yok aklımda, olursa görüşümü paylaşırım ama resmi bir okulu olmayan, olsa bile ne kadar güvenilir olacağı şüpheli olan, mükemmel bile olsa herşey bireyin kendi iradesinde bittiği için her zaman sorgulamaya, eleştiriye açık olacak bir alan için bu kadar katı tahakkümlerde bulunmaya gerek var mı? "Kontrollü medyumluk istisna" demekle kurtarmış olmuyorsunuz bu konudaki ahkamınızın çiğliğini. Kimin kontrolü? Ne kontrolü? Sizin kefil olabileceğiniz bir kontrol türü var mı? Bu konuda yeterince bilginiz var mı? Olsa yine de bu katı salvoları yapar mıydınız? Tek bir genel ölçü vardır: Meyve! Üretilen şeyin, önerinin, öğretinin nitelikleri. Faydalılığı. Tıpkı sizin de önerdiğiniz herşey için geçerli olduğu gibi. Kimi görüşleriniz gayet doğal, meşru, doğru, faydalı, övgüye değer. Ama bu videoda olduğu gibi, bence, kimi görüşleriniz de son derece eksik, yanlış, saldırgan, kompleksli! Aynı şey illa ki benim de görüşlerimin, önerilerimizin, eleştirilerimin (buradaki size yönelik eleştirilerim de dahil olmak üzere) bir kısmı için de geçerlidir.

Bildiğim kadarıyla en azından bizim ülkemizde olmayan resmi spiritüalizm / ruh çağırma okulu fikrini bir kenara koyalım, bir konuda epeyce bilgili, deneyimli, faydalı olmanın yolu ille de o işin resmi okulunda okumak mıdır? Ya alaylılar? Resmi ünvan taşımayan birilerinden, hayattan, kendi deneyim ve gözlemlerinden bu konularda çok değerli/faydalı konumlara ulaşmış insanlar olamaz mı? Olmasın mı? Uzak mı dursun herkes bundan?

Musallat sadece ruh çağırma veya kanallık veya ruhsal şifacılık yapanlardan mı bulaşıyor? Bu işlerin yakınından bile geçmemiş milyonlarca, milyarlarca insanda negatif yapışık/ilişik ruh veya musallat sorunu yok mu? Ve bahsettiğim işleri yapanların faydadan ziyade zarara, örneğin çok muhtemel olarak musallat sorunlarına neden olacağından nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz? (hiçbirine kefillik taslamak için söylemiyorum bunu. Nispeten iyi ve nispeten kötü örnekler olabileceğinden şüphe etmiyorum yalnızca.) Ayrıca musallat sorununu yaşayan kişi hiçbir özgür iradesi, sezgisi, gözlemi, savunması olmayan biri mi? Çocukları tabi ki bu işin dışında tutalım, ki onlar bile sandığımız kadar savunmasız değil muhtemelen ama evet yine de olasılıkları zorlamamak gerek. Ben daha çok ergenliği aşmış genç ve olgun insanlardan bahsediyorum. Bu konularda birşeyler okumuş, izlemiş, dinlemiş, ilgi duyup şu veya bu ölçüde araştırmış, üzerinde kafa yormuş, meditasyon yoluyla, tefekkür yoluyla, psişik deneyimler yoluyla şu veya bu şekilde başka boyutlardan ruhlarla, rehber varlıklarla bilinçli veya yarı bilinçli bir şekilde irtibat kurma, bilgi/sezgi alma deneyimi yaşamış milyonlarca insan var ve buna hepimiz dahiliz bence. Kaldı siz kendiniz ufoloji ve "kaçırılma" vakalarının muhatabı olan milyonlarca insana hitap eden birisiniz. Sadece Türkiye'de hiç şüphesiz milyonlarca, dünya genelinde milyarlarca insanın dünyadışı veya farklı boyutlardan negatif ve pozitif varlıklarla etkileşimleri olabileceğini ve de olduğunu en iyi sizin biliyor olmanız gerekir. İnsanların kendi özgür iradelerinde, bilinçlerinde hem kendi boyutumuz içinde hem de boyutlararası bir şekilde negatif müdahalelere, zihin kontrolüne ve yine örneğin musallat vakalarına şu veya bu ölçüde imkan tanıyan sayısız açık/imkan varken sizin "bu işlerden uzak durun" demeniz neye yarıyor, neye hizmet ediyor? Musallat vakalarını önlediğinizi veya azalttığınızı mı düşünüyorsunuz bu önerilerle, bu ahkamlarla?

"Bu işlerden uzak durun" deyişinizdeki çiğlik ve çirkinlik, "ruh seansları / kanallık" yoluyla elde edilmiş pek çok kıymetli bilgiyi de töhmet altında bırakıyor (veya bıraktığınızı sanıyor) olmanızla ilgili. Siz örneğin ufoloji veya herhangi başka bir konuda sahip olduğunuz bilgilerde ruh/kanal bilgilerinin hiçbir katkısı olmadığını falan mı sanıyorsunuz? Sanmıyorsanız, o bilgilerden faydalandıysanız veya faydalanacaksınız, o bilgilere ulaşmak için kullanılan başlıca yöntemlerden bazılarına yönelik böylesine genelleyici karalama yapmamanız size çok daha fazla yakışırdı.

İlla ki bu yöntemler istemli veya istemsiz bir şekilde kötüye de kullanılmıştır ama bu yöntemlerden (ve bu yöntemlerle elde edilmiş bilgilerden) ne pahasına olursa olsun uzak durulması gerektiği anlamına gelmez, gelmemeli bu. Belki sizin veya yakınlarınızın, tanıdıklarınızın bu konuda kötü bazı deneyimleri olmuş olabilir ama öyleyse yaşadığınız örneği paylaşın, spesifik eleleştiri/uyarı yapın, bu kadar genelleyici, pire için yorgan yakıcı, kızgın ve cahilane bir şekilde değil.

gerçek tosun paşa

#2
Bozadi mükemmel yazmışsın ya. Bir videodan spiritüel bir yaklaşımı nasıl yorumlayabiliriz büyük bir titizlikle göstermiş oldun.

bozadi

#3
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen gerçek tosun paşa

Bozadi mükemmel yazmışsın ya. Bir videodan spiritüel bir yaklaşımı nasıl yorumlayabiliriz büyük bir titizlikle göstermiş oldun.
:) Böyle düşünmene sevindim gtp!

Farah Hanım'ın bu konuda aşırı katı ve sivri bulduğum eleştiri ve uyarılarına kendimce getirdiğim karşı eleştirilerde kendim de çok usulüne uygun ifadeler kullanmamış olabilirim ama biraz kaba bir şekilde de olsa aklıma gelenleri olduğu gibi ifade etme gereği duydum.

Yurtdışını bilemiyorum ama en azından Türkiye'de ufoloji konusunda kolay bulunmayan değerli bir araştırmacı ve yazar olduğunu düşünüyorum kendisinin ama spiritüalist bazı çalışma ve yöntemlerin amatör deney ve uygulamalarına karşı bu kadar katı bir şekilde "yasaklayıcı" bir tavır sergileyebileceği aklımının ucundan geçmemişti, çok şaşırdım ve biraz da sinirlendim açıkçası kendimce.

Aslında Farah Hanım'ın mevzu-bahis spiritüalist yöntemler konusunda cahil veya dezenformasyon amacı güden biri olduğunu düşünmüyorum ama bariz bir blokajı, bir kompleksi olduğundan eminim kendi adıma, yaptığı açıklamalara bakınca.

Bir takipçisinden "İnisiyasyon yapıyor musunuz?" şeklinde bir soru geldiğini söylüyor ve şu cevabı verdiğini söylüyor: "Hayır, yapmıyorum! Yapmıyorum, asla!" Enteresan bir imalı boşluk bırakmış. "Böyle saçma şeylerle asla uğraşmam" mı diyor acaba? Cevabı veriş şeklindeki tavrı öyle söylemiyor bence. "Evet, böyle birşey var, ne olduğunu gayet iyi biliyorum, yapma yeteneğine de sahibim ama yapmam" diyormuş gibi daha çok. Bu konularla, yani ruh çağırmayla, kanallıkla, bunları yapanların aktardıkları bilgilerle ve reiki ve biyoenerji gibi psişik şifa yöntemleriyle ilgilenen çok sayıda insan olduğunu biliyor; işin ayrıntılarına girerek aynı kötüleyici ve yasaklayıcı tavrı sürdürse, çok sayıda kişiden spesifik karşı eleştiriler alacak, önyargılı olduğu ifşa olacak.

Farah Hanım sanki kendisi, sevdiği veya tanıdığı biri bu tür bir faaliyet sürecinde musallat veya benzer bir negatif deneyim yaşamış da, onun korkusu veya kompleksiyle başkalarının bu tür spiritüel yöntemlere ilgi duymasını yasaklamaya çalışıyor gibi görünüyor bana. Ama söz konusu blokaj her neyse, koruyucu/önleyici olacağım diye çok büyük potlar kırıyor, çamlar deviriyor. Bu ihtimalin yanında, Farah Hanım kanallık ve/veya ruhsal şifa yönteminde yeteneği olanlara karşı bir kompleks de duyuyor olabilir bir diğer olasılık olarak. Ama inisiyasyon konusunda bilgi/yetenek sahibi olduğu imasını doğru anladıysam ve gerçekten de yeteneği varsa, bu konudaki yeteneklerini kullanma, ifade etme konusunda duyduğu bir kompleks/blokaj da olabilir. "Ufolog" kimliği/itibarı bundan zarar görebilir diye belki.

Dünyanın bir tür boyut/seviye değiştirme krizleri yaşamakta olduğunun işaretlerinin giderek tırmanmakta olduğu bu zamanda, hele ki Ra'nın ve K'ların belirttiği gibi önümüzdeki seviyenin ruhsal/psişik yetenekleri epeyce ortaya çıkaracak bir seviye olduğu düşünüldüğünde ve ruhsal/eterik farkındalığın ve korunmanın hem şimdi hem de özellikle gelecekte öneminin giderek artacağı kabul edildiğinde, musallat gibi vakalara neden olabileceği gerekçesiyle boyutlararası spiritüel etkileşim yöntemlerini yasaklayıcı, karalayıcı bir tavrın özellikle bir "ufolog" için trajikomik bir tavır olduğunu düşünüyorum. Farah Hanım biraz Ra, Pleiades ve Kasyopya okusa (önyargısız bir şekilde), esas üzerinde durulması gereken şeyin farklı boyutlardan varlıklarla etkileşime girip girmemek değil, bu konularla ilgili mümkün olduğunca farkındalık sahibi olup pozitif eğilimlerini ona göre güçlendirme gerekliliği olduğunu açıkça görebilirdi. Yasaklayıcı bir tavırla eleştirdiği spiritüel yöntem ve uygulamalar sanki musallat vakalarına neden olan tek veya en önemli yolmuş gibi bir tavır sergiliyor. Konuyla ilgili spesifik bilgisi biraz daha fazla olsaydı, bu konularla ve yöntemlerle hiç ilgilenmeyen insanlarda da bir sürü musallat varlığı veya deneyimi olabileceğini ve de olduğunu bilirdi. Söz konusu varlıkların "bulaşmasını" sağlayan şey mevzu bahis "yöntemlerin" kullanılıp kullanılmaması değildir. O yöntemler kullanılmasa, o yöntemlerin varlığından haberdar bile olunmasa da bulaşma gerçekleşebilir ve gerçekleşir de. Benzetmeyle ifade etmeye çalışacak olursak, psişik bir bataklıkta yaşıyoruz, mikroplar, virüsler her yerde. Yaşadığımız ortamda, hem içimizde hem dışımızda bu kadar çok negatiflik varken, negatif amaçlı / sömürücü faktörler istesek de istemesek de bünyemize (hem fiziksel hem psişik bünyemize) erişebiliyor. Pozitif veya negatif varlıklara "kanal açmak / açmamak olayı" kullanılan teknik yönteme değil, niyetin, iradenin pozitifliğine/negatifliğine bağlıdır. Sen kendine veya bir başkasına karşı şiddetli ve yıkıcı bir negatiflik hali içinde olduğunda, duruma göre çeşitli nitelikte negatif varlıklara da erişim kanalı/imkanı açmış oluyorsun potansiyel olarak. Hem fiziksel hem psişik bünyemizde çeşit çeşit mikrop var zaten (aynı şey pozitif örnekler için de geçerli). Hangisinin etkinleşip hangisinin etkinleşmeyeceği bireyin o etkinleşmeye açıklık (açık veya örtülü istek/ihtiyaç) durumuna bağlıdır. İradeyle, derslerle ilgilidir yani. Ra bunu yanlış hatırlamıyorsam bir virüs örneğiyle anlatmıştı. Virüs hizmet için oradadır diyordu. Birey virüse açıklık (açık veya örtülü bir çekim) duyarsa, virüs "hizmetini" sunar, katalizör olur. Aynı şey musallat olayları için de aşağı-yukarı benzer şekillerde geçerli bence. "Araçtan" ziyade açık veya örtülü "niyetler" neden olur pozitif ve negatif bulaşmalara.

Şunu da hatırlamak gerekir ki, kişiye bir mikrop bulaşıp (etkinleşip) de kişinin bir hastalık yaşaması her ne kadar kendi içinde kötü bir durum olsa da, o deneyimden çıkarılacak, öğrenilecek dersler vardır. Ayrıca bizzat o hastalığı yaşamak, bünyenin o hastalık hakkında bilgi sahibi olup kendini ona karşı koruma yöntemleri geliştirmesini sağlayan bir etki yapar, aşılama misali.

K'lar da bunu çok vurucu bir şekilde açıklamıştı. Ruh tablası kullanıldığında "musallat tarzı varlıkları davet etme korkusu duymanıza gerek yok" gibi birşey söylemişlerdi yanlış hatırlamıyorsam. Bu varlıklar zaten sizin kendi bünyenizde, çevrenizde mevcuttur. Olsa olsa "onların bilinçli olarak farkına varmanıza vesile olur bu yöntem" gibi birşey söylemişlerdi. Farkında olmadığınız bir parazitle etkin mücadele edemezsiniz. Yani Farah Hanım'ın "Aman dikkat edin gelmesinler" dediği varlıklar zaten içimizde, dışımızda her yerde mevcutlar, tıpkı fiziksel bünyemizdeki parazitler, mikroplar gibi. Bunların etkinleşme ve sömürme/zarar verme düzeyi bizim bilincimize, farkındalığımıza, irademize bağlıdır. Ve Ra, Pleiades ve Kasyopya gibi "kanal" bilgilerinde, tüm bu süreçler hakkında paha biçilmez bilgiler var.

gerçek tosun paşa

#4
Ben youtube'da son zamanlarda aktif kullanmaya başladığı bu kanalına aboneyim. bigsenfoni'nin paylaştığı videoyu kanala yüklendiği gibi izlemiştim.

Başka bir konuda yine ufologlar üzerine konuşmuştuk ve Farah Hanım'ın kendini ifade ediş ve konuyu ele alış tarzını takdir etmiş onu ayrı bir kefeye koymuştum. Hala da böyle düşünüyorum. Muhtemelen son derece iyi niyetli biridir.

Fakat ben de bu videoyu izlediğim vakit -yani konu ruhsal enerjilere geldiğinde- hanımefendinin bu kınar gibi tepkilerine pek anlam veremedim. Bence açık bir şekilde kanal muhabbetlerini şarlatanlık olarak görüyor. Yani oradan gelebilecek şeylerin hemen hemen hepsinin cinni denen, alaycı kötü niyetli varlıklar ve onların kandırmacaları olarak nitelendirmiş durumda.

Kendince haklı yanları da var. Elbette bunu dayandırabileceği bir birikimi de olabilir. Fakat ben ne Kas. ne de RA celselerini ciddiye aldığını ve belirli bir referans olabilecek nitelikte gördüğünü düşünmüyorum. Son videolarından sonra aynı senin de belirttiğin şekilde kendisinin kompleksli tutumları üzerine düşündüm. Bir tip egosal geri bildirim yapıyor adeta.

İnsanları koruma içgüdüsüyle uzak durun demesini de pekala anlayabilirim. Çünkü spiritüel konular çoğu zaman bir fantezi konusu, bir heyecan, genç ve çocuk yaştaki kişilerin bilinçsizce deneyebilecekleri bazı meseleleri barındırabilir.

Ama böyle durumlarda ben çok basit şekilde "ya bu konuda bilginiz yoksa evde video izleyip coşan tiplerdenseniz, korkudan ayılıp bayılıyorsanız uğraşmayın vs." tarzında uyarılar yaptıktan sonra kendi fikrimi ilan edebilirdim. Bu KISITLAYICI ve olayıları YOK SAYICI tavrı hevesimi kırdı.

Bu başlı başına bir bilgi akışı kesici görevi görüyor. Farah Hanım'ın kendisinin de dediği gibi ufolar hakkında bilgi alabileceğimiz ve referans noktası oluşturabileceğimiz şeyler zaten oldukça az. Ama kanal muhabbetine karşı duruşu var gibi. Bu uluslararası UFO çalışmalarının yürütüldüğü yerlerden kapmış olduğu bir etki olabilir gibi geliyor bu bana...



Forumda böyle videoların paylaşılmasını da desteklediğimi belirtmek istiyorum. Sonuçta olumlu bazı yönlerini gördüğümüz videoları paylaşıyoruz. Olumlu yanlarından önemli noktaları çıkartıp diğer olumsuz bulduğumuz yönlerini eleştirmemiz bence oldukça yapıcı bir çalışma oluyor. Bu sebeple bigsenfoniye de teşekkür ederim.

Foruma katılımda bulunmak isteyen arkadaşlarda burada yaptığımızın mantığının ne olduğunu anlayabilirler ve daha çok fikir görebiliriz...

bozadi

#5
Yurdözü'nün katıldığı 1 küsür saatlik bir video görüşmenin youtube'daki kaydını az önce izlemeye başladım:





Henüz ilk 5-10 dakikada, Yurdözü'nün tam da burada eleştirdiğimiz görüşleriyle ilgili bazı meseleleri netleştirebilecek daha ayrıntılı bazı görüş bildirimlerinde bulunduğunu fark ettim.

Örnek:

Alıntı YapEklenti:

Ufolojiye en çok zarar veren konulardan biri "kanal ufolojisi"dir.

Medyum olduğunu ve hatta uzaylılar tarafından seçildiğini iddia eden, buna inanan bazı insanlar var. Türkiye'de de var, dünyanın her yerinde de var. Bunlar diyorlar ki, efendim uzaylılar beni kanal olarak seçti, bana düşünce yoluyla telepati yoluyla mesajlar gönderiyorlar, tebliğler gönderiyorlar, işte efendim siriustan, işte efendim arkturus'tan vs., benim ağzımdan konuşuyorlar ve ben de onların mesajlarını size iletiyorum. Ve tabi bu mesajlara baktığınızda hiçbir bilimselliği yok, aslında hiçbir felsefi tarafı da yok, tamamen kişinin bilinçaltından, bilerek veya bilmeyerek, kasıtlı veya kasıtsız olarak uydurduğu şeyler. İkincisi, bu konu 1950'lerden beri devam eder ve buna kanal ufolojisi denir dünyada.


Videonun sonraki kısımlarında bu konuda başka neler anlattığını henüz bilmediğim için (bugün veya yarın tamamını izlemiş olurum sanırım), şimdilik sadece kendisinin bu konudaki görüşünün isabetli/haklı bazı yönleri olabilecek olmakla birlikte, Ra, Pleiades, Kasyopya gibi bence harika bazı "kanal ufolojisi" bilgilerini dikkate alacak olduğumda, kendisinin bu tümden karalama tavrına katılmamın mümkün olmadığını söyleyebilirim ancak. Çok faydalanabileceği nice bilgilere karşı bu önyargısıyla neleri kaçırdığının farkında değil bence. Ama elbette bu tavrının kendisi açısından faydalı/gerekli bazı yönleri olabileceğini de anlarım. Yaptığı işi yapış şeklinin sağlamlığı açısından böyle bir tavır sahibi olması gerektiğini düşünüyor belli ki ve onun için gerçekten de doğru olan bu olabilir. Bu şekilde asla doğru/faydalı bir yönde ilerleyemez gibi bir görüşüm yok.

Bu arada yukarıda alıntıladığım görüşten hemen sonra "ufo tapıcıları / sevicileri" diye eleştirdiği bir grup var ki, Akdoğan cemaatine yönelik sağlam bir eleştiri içeriyor gibi geldi bana. Henüz tamamını dinlemedim, dinleyeceğim.

Yurdözünde biraz "aşırı bilimselci" ufolog eğilimi gözlemliyorum kendi açımdan. Adeta "materyalist ufolog"! :) Çok beğendiğim doğrucu ve sözünü sakınmayan bir tavrı var ama bilimsel/materyalist yobazlık diyebileceğim birşeyin sınırlarına yaklaşan ve hatta o sınırlardan içeri giren sorunlu bir tarafı da olduğunu düşünüyorum. Yine de henüz yeterince videosunu, yazısını, görüşünü incelemediğim için, önümüzdeki zamanlarda bu görüşlerimde kısmi bazı değişiklikler, düzeltmeler yapmam gerekebilir. Benim kendisiyle ilgili genel algım olumlu yönde halen.


bozadi

#6
Wau... 13. dakika civarındayım ve "dünyadışı varlıkların dünyaya olan ilgisinin tek taraflı (çıkar/sömürü amaçlı) olduğunu düşünüyorum" diyor ve bunun Sümerliler ve Anunaki dönemlerinden beri devam eden bir süreç olduğunu (yani yanlış anlamadıysam bir "sömürücü süreci" olduğunu) söylüyor. Tabi henüz videonun çoğu kısmını izlemediğim için bu alıntıladığım/cımbızladığım görüş eksik veya yanlış olabilir, tamamını izleyince anlayabileceğim bunu ama yine de bu cımbızladığım kısım çok hoşuma gitti şahsen. Zaten daha önceki dakikalarda "ufo tapıcılarına/sevicilerine" yönelik çok sağlam bazı eleştiriler de yaptığı için, Akdoğan'ın yarattığı bilgi kirliliği düşünüldüğünde adeta "ilaç" etkisi yapabilecek görüşler olduğunu düşünüyorum bunun.

Üstelik Yurdözü'nün en azından bu cımbızlanmış kısım bağlamındaki görüşü aslında Ra'nın, Ple'lerin ve K'ların bu konuda (dünyayla yakından ilgilenen "uzaylılar" konusunda) paylaştıkları görüşle ciddi oranda örtüşüyor bence. Yani uzay gemileriyle dünyaya gelip binbir türlü iş çevirenlerin tamamı değilse bile çok büyük bir bölümü negatif güdümlü varlık grupları aslında. Akdoğan'ın ve cemaatinin çok sakat bilgi kirliliği yarattığı konu tam da bununla ilgili ve bu nedenle Yurdözü'nün bu konudaki görüşünü, tavrını son derece "paha biçilmez" bulduğumu tekrar belirtmek isterim.

Bakayım başka neler demiş :)

bozadi

#7
23-25 dakika civarında bana yine "helal olsun!" dedirten bir açıklama yapmış, "kaçırılmalar" konusunda.

"Alien Abduction" (Uzaylılar tarafından "kaçırılma") denen şeyin kimi çevrelerce (bkz. Akdoğan cemaati) "alıkonma" diye ifade edilmesinin terminolojik ve kavramsal bir çarpıtma olduğunu açıklamış Farah abla. Diline, yüreğine sağlık ablam.

bozadi

#8
30'lu dakikalarda anlatılan "kınalanma" konusunu hayatımda duymadım sanırım. Ufolojide bayağı popüler bir konuymuş.

bozadi

#9
30'lu dakikaların sonu ve 40'lı dakikalarda, K celselerinde de genel itibariyle tanımlanana gayet uygun olarak, New Age akımının aslında genel itibariyle negatif amaçlı toplumsal bir deney olarak başlatıldığına dikkat çekiyor, ki harika bir tespit bence. Tabi özellikle ufolojik anlamda bir New Age'dan bahsediyorum, yoksa new age adı altında ortaya konan herşey negatiftir gibi bir görüşüm yok. "Ufo tapıcılığını" ve "koyunlaşmayı" teşvik eden yönünü eleştiriyorum, ki Yurdözü'nün söylediği bununla yakından alakalı.

43. dakikada Türkiye'deki New Age akımı etkileriyle ilgili anlattığı, "70'lerde Sultanahmet'ten Hindistan'a kalkan otobüsler" örneğini de hayatımda ilk defa duyuyorum :))

bozadi

#10
47. dakikada programın diğer konuğu veya sorucusunun "Uzaylılar bizimle neden açıkça iletişime geçmiyor?" sorusuna Yurdözü'nün verdiği efsane cevap:

Alıntı YapEklenti:

Bizimle iletişime geçtikleri anda kendi plan ve programları bozulacak çünkü bu flörtü, bu tek taraflı aşkı ne kadar uzatırlarsa, dünya insanlarından o kadar çok yararlanıyorlar.


52. dakika civarında başlayan, "uzaylıların" dünya insanlığıyla yaptığı melez ırk yaratma çalışmalarının insanlığın özgür iradesine saygı duyulmadan, insanlarda büyük travmalar meydana getirerek yapıldığına dair açıklamaları da bir o kadar doğru ve değerli. Elbette Kertişlerin/Grilerin bu programlarına gayet bilerek ve istekli olarak katılan tipler de vardır illa ki ama insanlığın geneli için durum bu değil.

bozadi

#11
Süper bir program olmuş. Arşivlik.

bigsenfoni

#12
Begendigine sevindim :) simdi bende izliyecegim.
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

Gaia

#13
Farah hanımın metaryalist ufo tutumu ülkedeki new age'ci ufo algısını kıracak bir tutum olabilir. İnsanların saflıklarını sömürüp paraya dönüştüren tiplere karşı durabilmek içinde böyle bir yolu seçmiş olabilir diye düşünüyorum ekran karşısında. Çünkü gerçeğin peşinde bir insan, eğer kendi içinde başka çıkarı yoksa- dürüstse, ayakları yere basarak yürümelidir. Bunu ekran karşısında kitlelerin önünde yapıyorsa da manipulatör olmamak için ketum bir hava takınmalıdır kendi inandıklarını savunmak için. Bir çeşit kalkan görevi görür sömürücü algı programcılarının yapacağı olası kitlesel linçlerin karşısında.

Çünkü ülke ufolojisi gerçekten bir çeşit cemaate dönüşmüş durumda ülkede. Ülkenin dine olan yatkınlığının oluşturduğu auradan dolayı böyle mi oluyor bilemiyorum ama her olağanüstü durumu putlaştırmaya elverişli bir hava var bu tür konularda ülkemizde... Böyle bir ortamda da eğer niyetiniz sömürmek değilse ve pozitif bir motivasyonsa eleştirdiğiniz manipulatörlere dönüşmemek için ketum bir hava takınmak akıllıca olur ekran karşısında.

Postun altına yazılan yorumlarınız oldukça kafa açıcı. Hepinize teşekkürler.