Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kaçırılma Olarak Düşündüğüm Deneyimler

Başlatan nava, 05 Kasım 2019, 18:41:04

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tgur

#15
Nava dostumuzun kafa karışıklığına kanımca sebep , bahsettiğimiz ve oldukça derin incelediğiniz Ra -Kas.bilgilerinin diğer dinler ve ezoterik bilgilerle mukayesesi, bunu belirtmemizde maksat,

KH gurubun kaçırılma planşet takma v.s. haricinde en çok devreye koydukları faaliyet zamanda ileri geri gidip insanlığın değişmez kaynaklar,tarihsel buluntular sandığı bilgiler üzerinde oynamaları,

Hatta tavsiye ettiğimiz bu bilgilerde dahi çarpıtma yapmaya çalışmışlar ve zararlı kişiler ortamda olmuş ve sonra zamanla onlar da seleksiyona tabi olmuşlardır,(Frank,Wincent,)

Bu kişilerin negatif olup başlangıçta bilginin aktarımında yardımcı olduklarını görüyoruz ama yaptıkları yanlış davranışının da bir bakıma karmik kadersel dersler denilen bazda (ki ilerde onları açacak yorumum olacak) dolaylı faydaları olmakta bu bilgilerle uğraşmayı israr ve metanetle genişletebilecek veya etkilenip vaz geçirecek bir ortam yaratmakta çünkü ilk bilgilere bakınız kan banyoları v.s. gibi korkunç şeyler belirtilmekte ,

Bundan da şunu anlıyoruz ki bu sitede verilen bilgilerdeki hassas noktalarla da anlaşılacağı gibi kişiler kendi bilinçlerini inanç sistemlerini yaratma yolunda yaptıkları faaliyetlerde yalnızlardır, yani bu site didaktik (öğretmë maksatlı) değildir, kişi inceleme ve düşünme muhakeme etme yoluyla bir neticeye varmalıdır ve inanç sistemini böylece teşekkül ettirmelidir, zira hiç kimse bir başka kişiyi elinden tutup ruhsal yönden bir yerlere götüremez,

Son zamanlardaki celselerle ve Lauranın çalışmalarının doğal olaylara yönelmesi bize herhangi bir konuda bu inanç sistemini oturtmaya çalışırken tabiatı ve biolojik ortamı baz alan doğal fenomenleri de katmamız yolunda bir açılım göstermekte,

Uzattım belki ama görüyorsunuz biz de her an yeni farkındalık ve öğrenme çabasındayız ,bu hususta bir celse alıntısı ilave ederek size iyilik dolu günler diliyorum,

----------------------------------------------


C: Nasıl düşünüleceğini öğrenmek, kaderin büyük bir parçası olageldi. Şimdi bunun belirli bir inançla birleştirilmesi gerekiyor. Subjektif arzulu düşünceye dayanan inanç entropiktir. Doğanın kesin bilgisine dayanan inanç güçlendiricidir. Grubunuzda eksik olan şey buydu. Artık bunu değiştirmek için gerekli fırsata ve araçlara sahipsiniz.

S: (Pierre) Evet, bu büyük bir değişiklik. Doğru hatırlıyorsam, bilginin iyi olduğunu, inancın kötü olduğunu düşünüyorduk. Şimdi bir ayrım getiriyorlar: Arzulu düşünceye dayanan kötü inanç var ve gerçeğin ve bilginin nesnel değerlendirmesine dayanan iyi inanç var. Daha önce İnanç Merkezinden bahsetmişlerdi ve ben de "İnanç Merkezi mi? Güç mü?" diye düşünüyordum. Sanırım kastettikleri şey şu: Bilgi bir adım ileri taşınıp gerçeğe dair güçlü bir inancı desteklemek için kullanıldığında, bu insan üzerinde farklı bir etki yapıyor. Yalnızca bilmekle kalmıyorsun, aynı zamanda...

(L) Birşeyin kilidini açıyor. Yıllar önce K'lar yanlış kilitlerin kaldırılması gerektiğinden bahsetmişti. Aynı zamanda inançla ilgili birşey söylediler... "Gerçek birşey bulduğunuzda inancınızla bütünleşen işaretler alacaksınız."

(Pierre) İnanç merkezinde BİLİYORSUN ve bu güç veriyor. Hatta bence, yaratıcı düşünüşün bilgi temelli inanç merkezinden kaynaklandığı 4. yoğunluktaki bazı adımlara atıf yapıyorlar.

(L) Ne dediler? Hayat dindir. Objektif gerçekliğe yakından ve dikkatle bakmak... Bence objektif gerçekliğe yakından ve dikkatle bakmaya en yakın şey DNA'nın nasıl çalıştığını, hücre biyolojisini, hücre mekanizmalarını, vücutların nasıl yapıldığını, vücutların nasıl çalıştığını incelemek... Doğayı incelemenin en yoğun yolu bu bence. Benim için bu çok güçlendirici oldu... Bu konu fen derslerine girdiğim zamanlardan beri karşıma çıkıyor; o zamanlar bu bilgiler elimizde yoktu ama o zamanlar ribozomlar hakkında bilinen şeyleri okuduğumda burada birşey döndüğünden ciddi şekilde şüpheleniyordum!

(Pierre) Ve bunu açıkladın aslında. Bilgi biriktirip o bilgileri inanç merkezine alma süreci. Bir ay önce Akıllı Tasarımı öğrenme sürecini tanımladın. Bu konuda çok şey öğrendiğini ve buna samimiyetle ikna olduğunu söyledin.

(L) Benim için yeniden doğmak gibiydi. Zihnimdeki kilitlerin patlaması gibi.

(Pierre) Söylediğim şey doğru mu yoksa alakasız mı?

C: Evet

nava

#16
.
 

Tgur

#17
Yanlış anlaşıldım Sevgili Nava ,ben bir şeyler öğretmeye veya sürüklemeye koyulmadım ,haddimiz değil zaten, kişinin yalnızlığının yanında yardım isteme ve yardım etme de çok çok hümanist bir davranış varlıkların hele insanların birbirleri ile etkileşimi bütünlüğün farkına varılması konusunda dualitenin işleyişindeki en önemli bir faktör,bunu göz ardı edemeyiz,

Samimi olarak söylemek gerekirse geçirdiğiniz olağan üstü hadiseleri çoğumuz geçirdik geçiriyoruz, bunun bir sebebi olmalı şeklindeki arayış kişiyi en önemli bir safhaya yani bilgilenme açlığına doğru yöneltir bu da alınan alınacak bilgilerdeki inanç kriteri olarak hissedilip yerleşilecek emniyet tahtları yaratır ,

Dilim biraz keskindir ve edebiyatı da severim, ama bunları yadırgayacak ve üzerinde duracak değilim ,maksadım ağ çalışması yoluyla bir birimize serapa gerçeklik dolu bu mücevher gibi kıymetli bilgilerdeki düğüm noktalarını açabiliyor muyuz ve bilgimizi idraklerle genişletebiliyor muyuz ona bakar ve kıymet veririm,

Ve bu sitede de tercümeleri kıymetli yorumları katkıları ile dolu bir çok genç var, genç diyorum herhalde bu güzide arkadaşların yanında bir tek çok seneler yaşamış ben varım zannediyorum,ama bu dahi bizim öğrenme azmimizi kıracak bir engel değil,

Sonuç olarak kişinin başına ne gelmişse gelsin bilgi yolundaki azmini kesmediği müddetçe her şeyin bir sebebi var mantığı içinde olanlardan yeni algılar yani değişik bakış açıları sunarak ferah yolu buldurur ,burası başlangıç ve sonu olma zaman algısıyla dolu yaşam şekli seçmişlerin gezegenidir mutsuzluk daim değildir mutlu anlar döngüsüne de geçilecektir.

Aklıma gelmişken kanal hadisesinde sorularınız vardı evvelce yaptığımız bir yorumu belki okumamış olabilirsiniz diye aktarıyorum size bu konuda bir fikir verebilir,iyilikler dilerim.

https://www.baskalarinahizmet.com/index.php?msg=9742

nava

#18
.
 

bozadi

#19
Sevgili nava, evcil hayvanının ölümü için üzüntümü bildirmek istiyorum.

Bu arada, yazdıklarını okumaya devam ederken, "normalleşme" ihtiyacı duyduğun izlenimini ediniyorum. Olumlu veya olumsuz yönleriyle, dünyadışı varlık realitesi ruhsal olarak çok ilgini çekmiş şimdiye kadar ve olumlu-olumsuz çeşitli etkileşimlerde bulunmuşsun diye anlıyorum. Olumsuz bazı yönlerle ilgili yüzleşmelerin artmış sanki veya diğer bir ifadeyle, başta negatif olduğundan emin olamadığın bazı varlıklarla etkileşimlerinin derinleşmiş bazı olumsuz tezahürleriyle yüzleşme nedeniyle bir tür gerçeklik şoku veya sarsıntısı geçiriyorsun belki de veya geçirmekten ve bu nedenle akıl sağlığını yitirmekten endişeleniyorsun. Olağan sosyal çevrende bunları konuşabilecek, içini dökebilecek, derdini, endişelerini paylaşacak bir mecra bulamamak da üzüyor seni.

Temelde gayet pozitif eğilimli biri olduğunu düşünüyorum. Psişik olarak alternatif ve yüksek gerçekliklere/boyutlara olan ilgin nedeniyle belki pozitif-negatif diye çok ayırt etmeden veya böyle bir ayrım yapman gerektiğini başta yeterince bilmeden, hem pozitif hem de negatif varlıklarla etkileşimlerin oldu muhtemelen ama bazı ciddi olumsuz etkilerin farkına vardıkça, bu etkileşimlerin negatif taraflarını giderek daha fazla sorguladığını tahmin ediyorum. Negatif varlıkların hem bir ölçüde senin üzerinde, hem belki ailen ve sevdiğin insanlar üzerinde, hem de genel olarak dünya insanlığı üzerinde ne kadar ciddi bir kontrol gücüne sahip olduğuyla ilgili bazı yüzleşmelerin seni ciddi şekilde gerdiğini de düşünüyorum, bundan tamamen emin olmasam da.

Dolayısıyla normalleşmeye, ümide, sevince, güvene ihtiyacın var diye düşünüyorum.

Mesajlarından birinde sağlıklı, doğru, güzel bir "amaç" duygusuna olan ihtiyacından bahsettin yanlış anlamdıysam. Benim bu konudaki fikirlerimde zaman zaman değişmeler olsa da, şu an az-çok hissettiğim bir amaç duygusunu tasvir etmek ve önermek istiyorum.

Sevinç, huzur, güven istiyoruz, değil mi? Spesifik bir amacımız veya amaçlarımız olabilir hayatta. Ama genel itibariyle huzur, güven, sevinç, sevgi artışı doğal bir amaçtır. Moralimiz bozuk, stresimiz, endişemiz, gerginliğimiz yüksek olduğunda aklımızı, zihnimizi kullanış biçimimizde her zaman dağilse de genellikle ciddi kayıplar, sapmalar olur. Yani kendi bildiklerimizi, sezgilerimizi kullanamaz hale geliriz ve bu da daha fazla soruna, moral kaybına, karamsarlığa, komplekse neden olur. Yeterince derin bir şekilde mutlu, sevinçli, huzurlu, güvenli olduğumuzda ise, hatalar, yanlışlar ve hatta aptallıklar yapsak bile ve bazı işler ciddi şekilde ters gitse bile bu bizi yıkmaz, endişe-kompleks duymayız, doğruya yönelir, olumsuzluklara çok fazla takılmaz, aşar geçer gideriz.

İşte, madem öyle, pozitif duygu ve düşüncelerin ne kadar paha biçilmez bir değere sahip olduğu da ortaya çıkmış oluyor sanırım. Öyleyse, varsa özel amaçlar bir kenarda dursun, ama genel olarak hepimizin amacı pozitif hisleri, düşünceleri, inançları artırmak, daima derinleştirmek, pekiştirmektir.

Ve daha önce forumun diğer bazı başlıklarında paylaşmaya çalıştığım gibi, ben bizim için pozitifliğin en önemli kaynağının "kendimiz" olduğumuzu, öyle olması gerektiğini algılıyorum. Ne kadar çok olumsuzluk deneyimlersek deneyimleyelim, kalbimizde yine de iyilik güdüsü, algısı, inancı, isteği var, öyle değil mi? İyilik "irademiz" var. Üreticilik, yaratıcılık gücümüzü kullanarak, bireysel varlığımızın tüm varoluşla ve onun sonsuz potansiyeliyle olan bağlarını kullanarak, hayatımızda iyiliği, sevgiyi, sevinci, huzuru, güveni tezahür ettirebiliriz istersek. Bunun nasılını bir parça da olsa ele aldık, bundan sonra çok daha derinlemesine de ele alabiliriz, alırız, ama sonuç olarak bunu yaptığımızda, yani yaratıcılık özelliğimizi kullanarak pozitif değerleri varlığımızdan tezahür ettirdikçe, bu bizim şimdiye kadarki deneyim ve bilgilerimizi verimli bir şekilde kullanmamızı ve ihtiyaç duyduğumuz yeni farkındalıklara da en verimli şekilde ulaşmamızı ve bunları paylaşmamızı sağlayacaktır. Bundan başka amaç olabilir mi? Kendimize ve sevdiklerimize çok ihtiyaç duyulan iyiliği, huzuru, güveni, sevgiyi vermekten, almaktan, paylaşmaktan başka amaç olabilir mi? Ulaşmamız gereken bir seviye, bir yoğunluk, bir boyut varsa bile, ona ulaşmanın yolu şimdi ve burada iyiyi, doğruyu, güzeli, sevgiyi paylaşmaktan, artırmaktan başka birşey olabilir mi? Geriye kalan herşey şu veya bu şekilde sahte değil mi?

Tgur

#20
Sevgili Nava kardeşim ,empati yapıp nelerden müzdarip olduğunuzu anlamaya çalışıyorum ,siz paranormal bir açılım halindesiniz ve bununla ilgili olmak olmamak arasında bir seçim aşamasındasınız,

Hayatım boyunca kanalları açılmış çok kimse ile karşılaştım ve ayrıca konunun derin idrakindeyim ,

Uğraştığımız konuların tümü hemen hemen kanalları açılmış ve bunu sergileyenlerin platformu ,dinler ve evrensel diğer ezoterik bilgiler derseniz 6. yoğunluk fısıldamalarının zeminde olan peygamber havari veya Barbara ,Laura ve bir çok ilgilenen kişilerin algılayıp aktardıkları genel beyanları, bunlara tasavvuf ile uğraşanları, sufi dediğimiz kişileri de katabiliriz ve bizim uğraşımız onların ilettiklerinden süzüp aralarındaki bilgi düğümlerini çözüp hakikat dediğimiz ilimi kavrayabilmekle ilgili ,

Hayat tecrübemle geçirmiş olduğum sizinkine benzer olağan üstü hallerle karşılaşmalar ve dernekler vakıflarda çalışmalardan sonra bu sitede kendimi buldum diyebilirim yani hakikati tam buldum mu demeliyim hayır o konuda mülahazat hanesi açık olan biriyim zira bilgi yolunda bir sona geldim diyen yanılgı yolundadır, var oluşun tavrı akan su gibidir devamlı akacak arada girdap yapıp durulsa da en sonunda mutlak taşacaktır ve ileriye hamle yapacaktır işte insanı durduran ve sizin kaçık mı oldum diye etrafınızdaki yankı odasında olanların bakışlarındakine önem vermeniz ve konforlu hayatımı bitirecek miyim endişeleriniz bir seçim arefesinde olduğunuzu gösteriyor yani tamam mı devam mı (yine keskin ve acımasız laflara daldım) seçiminizi yapmanız gerek,

Bu konuda Bozadi dostumun da belirttiği gibi ve sizin de anladığınız gibi "kapatma düğmesi"sizin elinizde ,çocukluktan beri sizinle uğraşanlara karşı "zihinsel blokaj" gösterebilirsiniz bu da onların yaptıklarına karşı etki tepki fizik dünya dürtüsü ile karşı gelmek şeklinde değil ateşe ateşle karşılık vermeden yani negatif çıkarmadan ilgilenmemektir,hani bazı şeyleri hatırlamak isteriz zorlarız hatırlayamayız bunun için en iyi usul konuyla geçici bir müddet ilgilenmemek ilgiyi başka yönlere kaydırmak sonunda o hatırlamak istediğiniz beklentiyi kestiğiniz bir anda geliverir,bu şekilde o uğraşanlar sizi terk edebilir,

İşte bu gibi usulleri tavsiye olarak verebilme kabiliyeti Kasyopya bilgileri ile uğraşı sonunda elde ettiğimiz bir farkındalık hali zira insanın KH vasıtası ile de devamlı motive edilen "sahiplenme, beklenti,arzulu düşünce" üçlüsünden sıyrılma seçimi onun kurtuluşu olacaktır ,acaba biz seçebldik mi, henüz hayır. .

Şimdilik kesiyorum ve sevgi sunuyorum.

nava

#21
.
 

Tgur

#22
Ama meramınızı anlatacak son derece düzgün cümleler kurabilmişsiniz, tavsiyem evvela bir beyin fonksiyonlarınızın tıbbi açıdan bir uzman yoluyla gözden geçirtmek ve büyük bir ihtimalle bozuk bir şey bulunmayacak ama zihinsel olarak bunu ekarte etme rahatlığından sonra kendinizi zihni sakinleştirecek yani sadece en hoşlandığınız şeylerle meşgul olacak duruma girmeniz ,maddi ve manevi yönden istirahat etmeniz ,

Sonuç bahsettiğim gibi olumlu bir kutupta sonlanacak ,
Güzellikler dilerim..

bozadi

#23
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen nava

Cevaplarınız için teşekkür ederim.
Yazdıklarımın büyük çoğunluğunda özellikle ilk iki cevabımda ciddi sapmalar var bunları düzeltmek için uzun uzun yazmaya çalışıyorum 2 gündür silip başka şeyler yazıyorum. Ciddi baş ağrıları, mide bulantıları ve terleme başlıyor. Kendime inanamıyorum. Ben buraya samimi bir şekilde sonsuz döngünün içinde kaybolduğum için yardım amaçlı yazdım. Yazdıklarınızı bile okuduğum halde tam kavrayamıyorum sanırım. Özellikle varlıklarla iletişim kurmadığım ve 2 yıldır sorun olmaması tamamen yalan inanamıyorum. Sadece büyüdükçe gerçekten karşılaşınca git burdan deyip uyumaya başladım ama rüyalarımda istemesemde oluyor. 2 yıldır da ameliyat edilme vakası olmadı sadece. Ya ben hiç üzerine kafa yormadığım için yaşadıklarımı tam olarak ifade edemiyorum ya da zihnim gerçekten benimle oynuyor. Kafamı toplayıp tam olarak neler yaşadığımı ve benden ne istediklerini anlatmaya çalışıyorum. Kafamda net olan şeyleri yazarken ifade edemiyorum. Kaç gündür diyorum bir de neden kendimi anlatamıyorum. Zihnim düşünmeye düşünmeye silmiş sanki her şeyi konuştukça/düşündükçe ortaya çıkıyor gibi. Kendimi çok garip ve çok kötü hissediyorum. Zihnimi gerçekten toplamam lazım. Kendi yazdıklarımı ve sizinkileri kaç gündür defalarca kez okudum dün bunun farkına varıp yazmak istedim yapamadım şuanda yine denedim olmuyor çok saçma. En azından ciddi bir kafa karışıklığı yaşadığımı ifade etmek istiyorum. Gerçekten kasıtlı olarak yapmadım ve gerçekten işin içinden çıkamadığım için yazma ihtiyacı duymuştum. Yapamayacağım sanırım sıkışıp kaldım kendi içimde çok özür dilerim herkesten.
Konu malesef yeterince zorlu ve karmaşık bir konu. Çok yeni üye olup yazmaya başladığın bir forumda bir yandan hızla kendini ifade etmeye, içini dökmeye yönelik güçlü bir güdü duyarken, bir yandan da özel gerçekliklerinle ilgili neyi paylaşıp neyi en azından hemen paylaşmaman gerektiğine dair filtreleme (gerekirse biraz çarpıtma) ihtiyacını bir arada yürütmek çok zorladı seni sanırım. Lütfen kendini çok zorlama. İsteyerek veya istemeyerek yeterince doğru, yeterince objektif bir şekilde paylaşmadığın şeyler için kendini aşırı yargılama. Hepimiz bazen kendimizi ifade ederken birşeyleri filtreleme, sansürleme ve hatta çarpıtma ihtiyacı duyabiliriz şu veya bu nedenle. Hiçbirimiz hatasız, kusursuz, suçsuz, günahsız değiliz. Bunu göz önünde bulundurarak lütfen kendi kendini yıkıcı tesirlere açacak şekilde yargılama, gerekirse burada yazmaya ara ver, gerekirse tamamen bırak, bunun kararını, nasılını, ölçüsünü kendine, sezgilerine, denge ihtiyacına göre belirle.

nava

#24
.
 

bozadi

#25
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen nava

Sevgili bozadi cevabınızı okuyunca o kadar rahatladım ki bilemezsiniz. Dün sinir boşalması yaşadım resmen. İlk kez beni anlayabilecek insanlara üstelik anonim olarak neden açık olamıyorum diye. Bunu bencede kendim yapıyorum. Gerçeklerle ilk kez yüzleşince çarpıtıyorum. Kendimi olabildiğince 'sütten çıkmış ak kaşık' gibi göstermeye çalışıyorum. Buraya özgü değil ama zihnimde bunu yapıyorum. Düzeltmeye çalıştıkça da işin içinden çıkamadım. Neden bunu yaptım diye iyice gerildim ve kendimi anlatamadım. Evet yoğun bir şekilde yardım isteme ihtiyacı hissediyorum neden istediğimi de, gerçekten yardıma ihtiyacım var mı onu bile bilmiyorum. Cevaplarınız o kadar isabetli ki benim anlatmaya çalışıp anlatamadığım şeyleri o kadar yakın cevaplar veriyorsunuz ki kendimi gerçekten iyi hissettim. Bir yandan da bu kadar yardımcı olmaya çalışmanıza rağmen açık olamayınca iyice kendime yüklendim. Gerçekten sizinle uzun uzun konuşmaya ihtiyacım var. Bir yandan da tekrar aynı hatalara düşerim diye ciddi bir endişe duyuyorum. Yine de tüm cevap verenlere gerçekten teşekkür ederim. Biraz olsun anlaşılmak bile ruhumu çok rahatlattı. Özellikle sevgili bozadi size minnettarım. Eğer başarabilirsem/kendime dürüst olabilirsem tekrar deneyeceğim. Teşekkür ederim herkese.
Biraz olsun rahatlamış olmana çok sevindim nava ve bu değerli tartışmalara katkıda bulunan tüm arkadaşlara ben de teşekkür ediyorum, hepsinden birşeyler öğrenmeye, ilham almaya devam ediyorum.

Bu arada kendinle ilgili yaptığın cesur özeleştiriler için de seni tebrik etmek istiyorum. Aynı eleştiri konuları çeşitli durum veya zamanlarda benim için de geçerli oluyor bu arada; eleştirilebilecek bu ve farklı şeyleri ben de yapıyorum, hepimiz olumsuz eleştirilebilecek şeyler yapıyoruzdur. Psişik olarak maalesef adeta bataklık koşullarında yaşıyoruz. Çamurda oynayıp kirlenmemek mümkün değil. Hepimizin maddi-manevi pek çok sorunları vardır. Bu koşullarda aksi düşünülemez bence. Her zaman %100 dürüst olmak da mümkün değil. K'lar boşuna demiyor "Hepiniz KH'siniz" diye :) Tabi bu KH'lik ille de "kendini kötülüğe adamak" anlamına gelmiyor, bir kısmı 3. yoğunluğun doğal egosal çıkar ve korunma gereksinimlerinin bir parçası ama sonuçta hepimiz çok ciddi oranlarda negatif baskı, saldırı ve işkence unsurlarıyla donatılmış bir düzende yaşıyoruz. Pozitif eğilimimiz negatif eğilimlerimizden fazla ve baskın olsa da, bu koşullarda hepimiz maddi-manevi yıpranmalar, yaralanmalar, yozlaşmalar deneyimliyoruz şu veya bu oranda. İşin kötüsü, bu durumla yüzleşmek, bunun adını koymak, teşhisini yapmak, doğrusunu-yanlışını konuşmak bile hiç kolay birşey değil aslında.

Hayatımızın gerçeklikleriyle ve durumun özellikle ağır bazı negatif koşullarıyla her zaman yeterince derinlemesine yüzleşme ve ifade imkanı bulamasak da, sezgilerimiz ölçüsünde içsel ve dışsal gerçeklikleri elimizden geldiğince ve giderek daha objektif biçimde teşhis etmeye, iyileşme imkanlarını sorgulamaya, bulup uygulamaya gayret ediyoruz.

gerçek tosun paşa

#26
nava foruma hoş geldin. burada bir çoğumuz benzer süreçleri öyle ya da böyle yaşadağımız için seni tahmin ettiğinden çok daha iyi anlıyoruz aslında. fakat kendini bir durum karşısında zorunda hissetmene gerek yok. sadece sen reddedip inkar etsen ya da görmek istemesen de gerçekler değişmezler. ya görmek istersin ya da kafanı çevirirsin. ama olanlar olmaya devam eder. farkındalığını ve algını terbiye etmek senin elinde. tercih senin.

bu konu kısa süreli bir çalışma değildir. ufoloji,spirütel yetenekler vs. gibi bir konu da değildir. hayatı din olarak görüp çıkılan kişisel bir yolculuktur. hiç kolay olmadığı gibi giderek zorlaşır. bilmenin, öğrenmenin, farkında olmanın hazzı ve bu ağın bu forumda paylaşılması çok özel ve güzeldir. yapıcıdır, fayda sağlar.

sirera

#27
Nava, babam kanser tedavisi görürken bu deneyimleri yaşamıştı. Akciğer kanseriydi ve hiçbir ağrı çekmeden birkaç sene yaşadı. Ablamın talebini öğrenmem ise henüz çok yeni üzerinde uzun uzun konuşmaya henüz pek istekli değil gibi.

Hepimiz için kolay olmayan bu süreçteyiz. Bu değerli bilgiler ile hayat amacımızın ne olduğunu az çok anlayabiliyoruz.
Saldırı var elbet özgürleşmek de.
Gerçekten yuvada olduğumuzun şefkati ile hayatımızı sürdürebilmek mümkün. En sevdiğimiz kişiye karşı ne kadar acımasız ve ne kadar şefkatle yaklaşıyorsak kendimizi de o denli acımasızca yargılayabiliyoruz. Oysa şefkat yönü ile kendimizi beğenme ve sevme değil ama hoşlanarak ve keyif alarak geliştirebilirsek hayat daha anlamlı, nazik ve anlayış vererek içimize doluyor. Hatta bedenimiz bile içimizde olduğunu söyleyip bizimle temas kuruyor:)
Tgur un da söylediği gibi kimse ruhsal yönden ilerleyişinde bir başkasının elinden tutup bir yere götüremiyor, bununla beraber burada bir ağ çalışması bizi bu onurlu yolculuğumuzda yalnız olmadığımızı, bilginin paylaşıldıkça değer kazandığının farkındalığını getiriyor. Ve GTP' nin de söylediği gibi çok özel ve güzel.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

nava

#28
.
 

bozadi

#29
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen nava

Öncelikle herkese çok teşekkür ederim. Sanırım beni bu kadar anlayan insanlarla daha önce hiç karşılaşmadım. Verdiğiniz her yanıt benim kafamda şimşekler çaktırdı resmen. Buradaki yardım mesajım kesinlikle yazdığım ilk konuydu yani kaçırılıp ameliyat edilme olayları. Daha fazlasını kimsenin bilmesini istemiyordum, kendim bile bunları reddediyordum. Ancak siz cevaplar verdikçe zihnim beni hatırlamak istemediğim/olmadığını düşünmek istediğim yerlere geri döndürdü. Neden unutkan olduğumu anladığım gibi neden bunu kafama taktığımı da anladım. Düşünmemi istemişler sadece, yok saymaman gerektigini ve ben yok saydıkça tekrarlanacağını. Bunu da unutkanlık maskesi altına sıkıştırmışlar. Bu sıkışıp kalmanın ve bir döngü içinde hissetmemin bundan kaynaklı olduğunu daha iyi anladım. Oturdum ve elime kalem alıp tüm yaşadığım her şeyin başlangıcı, geçişi ve şuan da varmış olduğum yeri yazmaya başladım. Benim aklım yetmemişti şimdiye kadar tamamını olabildiğince yazıp 'işte bunlar oluyor, ne düşünmeliyim' diye sormaya karar vermiştim. Bunu yapmam bile çok zordu. Çünkü kendimce o kadar büyük bir sırdı ki biri ulaşacak ve ben 'deşifre' olacağım diye ciddi manada korku duyuyordum. Her hatırladığım detayı/uyarıyı/aklımın o anda asla yetmediği mesajları karışık bir şekilde yazdım. Sonra mümkün olduğu kadar kronolojik sıraya koymaya çalıştım. İnanamadım her şey ortadaymış. Tek yapmam gereken birleştirmekmiş/üzerini örtmemek ve azıcık yoğunlaşmak. Bu siteyi, beni Ra ve piramitler üzerine verdikleri mesajlarla ilgili araştırmalar yaparken bulmuştum. Okuyalı baya oluyor, Laura ve ekibini de celse yayınlanmışsa açıp okuyordum ama o kadar yüzeysel okuyordum ki yazdıklarımdan da bellidir. Sürekli kendime ve onlara söylediğim şey 'tamam beni araştırmalara sürüklüyorsunuz/uyarılarda bulunuyorsunuz ama anlamadığınız şey ben bu donanıma sahip değilim görmüyor musunuz yeter artık bitirin şu saçmalığı' oluyordu. Onlarda sağolsun sürekli beni eleştirip 'tembel olduğum/dersime çalışmadığım' yönünde oluyordu. 20 yıldan fazla yüzlerce deneyim yaşayıp bu kadar inkar eden/yok sayan/kafası basmayan birine verdikleri 'sabır' takdire şayanmış. Önce bir şeyler öğretmeye çalıştılar reddettim. Sonra dikkatimi bir yerlere çekmeye çalıştılar evet bir şekilde yöneldim/araştırdım ama ciddi manada bakmadım/görmek istemedim. Çekildiler biraz ama uyarılar durmadı. Mesela rüyamın ortasında 'şuan da tehlike altındasın ve uyanmalısın' ya da 'sınırı aştın hemen uyan ve bir bardak su iç'. Çıldırıyordum resmen 'ya istemiyorum uyarı falan neden anlamıyorsunuz' diyordum. Ya da hayatımda uzun süreli ilişkim vardı ne olduysa bir anda yoğun bir şekilde onu ve onun yanında tanımadığım biriyle iletişim halinde olduğunu gösterip ondan uzaklaşmam uyarısını alıyordum. O kadar fazlaydı ki ve o kadar umrumda değildi ki onların ne istediği. Sonra inanılmaz şekilde o kişinin erkek arkadaşımla yeni iletişime geçen ve 'havas' konularıyla ilgilenen ve benim 'iyiliğim' için bir takım gizli işler çevirdikleri olayları öğrendim. İnanamadım yaptıklarını iyilik adında yapıyorlarmış ama benim haberim ve iznim bile yok. Olay şu ki 'haklı' çıkmaları bile sinirlendiriyordu. Sonuçta bir şekilde ortaya çıkacaktı ve uyarılarının benim için anlamı yoktu. Sanırım çok 'kaderci' anlayışa sahibim ve biraz da kimsenin bana 'müdahale' etmesini istemeyen biri. Bir de diyordum ki tamam şimdiye kadar yanılmadılar ama ne belli benim dikkatimi çekip 'saptırmayacakları'. En azından bu konuda haksız da değilim bence. Bir de sürekli düşündüğüm şey bir seçim şansımın olduğunu hiç hissetmedim. Kendimi bildim bileli onları görüyor/duyuyor/hissediyorum. Ben bunu seçmedim ve istemedim. Olanları bu yüzden kabul edemiyorum. Mesela bazen hayatımda varlıklarla iletişim kurmayı çok isteyen/boyutlararası gezmek isteyen ya da dünyayı gezip keşfetmek isteyen insanlara rastlıyordum. Yüzlerine bağırıp bunun o kadar da güzel bir şey olmadığını bağırarak söylemek istiyordum ya da al işte bak bu istiyor ben istemiyorum inadına mı yapıyorlar diye düşünüyordum. Benim en büyük özelliğim düşününce, korkmamam ve aşırı sorgulamam sanırım.
Mesela çok iletişime geçmek isteyen birine bir 'yardım'da bulunmak istedim. Sadece rüyasında saniyelik bir varlık görünce dehşete düştü. İyi de sen zaten onları görmek istemiyor muydun dediğimde 'hazır değilmişim' demişti. Kendine geldi şuanda en azından ben öyle biliyorum. Sonra anladım 'istemek' hazır olduğun anlamına gelmiyor. Üstelik o anlattığım arkadaşımın abisi olayıda beni dehşete düşürdü. Gerçekler çok fazla sarsıcı olabiliyor. Bir şeyler kafamda daha net oturdu en azından beni yine oyuna getirip 'düşünmemi' başardılar. Cidden onlara sinir oluyorum çoğu zaman. Geldiğim son ise tabiki şuanda kafamın basmadığı nokta. Yine uyarılar/yine anlamsız gelen mesajlar. En çok dikkatimi çeken ise son zamanlarda 'perdenin yırtılmasına az kaldı lütfen kendini daha fazla koru'. Daha fazla korumayamam evim kendime göre yeterince 'koruma altında'. Üstelik ne perdesi ne olacak yine anlamıyorum. Benim gibi birini çok fazla zorluyorlar bu yüzden düşünmemek/kafa yormamak daha kolayıma geliyor. Olacak olan olmadan verdikleri mesajları çözmek çok karışık. Bu yüzden 'kapatma düğmesi' arayan birine dönüştüm. Gerçekten bunların bana bir yararı var mı hala bilmiyorum. Olacak olan bir şekilde olmuyor mu zaten? Tamam biraz kafam basmıyor kabul ediyorum ama bu ısrarla yoğun şekilde uyarılar bir çeşit 'müdahaleye' dönmüyor mu?


Hmm. Negatiflerden ziyade pozitiflerle bazı sıkıntılar yaşıyormuşsun gibi geldi yazdıklarını okuyunca :) Her halükarda pozitif varlıklarla önemli bazı bağlantıların olduğunu sanıyorum. Ama ya seni çok darlıyorlar hakikaten, ya da negatif varlıkların pozitiflerin çabalarını sabote etme çabalarının da etkisiyle, pozitif varlıkların mesajlarını bir parça yanlış anlıyor olabilirsin belki de.

Kasyopya celselerinde Laura'nın bazen K'larla yaşadığı gerilimleri çağrıştırdı biraz da. Bir de (Sadıklar Planı mıydı?) yerli spiritüel bir grubun celselerinde de pozitif varlıkların, alıcı grubu darlayıcı bazı yaklaşım tarzları vardı. Sanırım bu imkansız değil. Yani başka ve yüksek boyutlardan pozitif bir varlık veya varlık grubunun kurduğu veya kurmaya çalıştığı temasların, pozitif eğilimli denebilecek bir alıcıyı veya alıcı grubu ciddi şekilde zorlayıcı yönleri olması imkansız değil gibi görünüyor. Yine de bu zorlayıcı durumun uzunvadeli olması istisnai birşeydir gibi geliyor bana. Enkarnasyon öncesi planlanmış birşey olabilir ve alıcı dünyevi şartların saptırıcılıkları nedeniyle bir misyona uyanmaya zorlanıyor olabilir ve diğer boyuttaki pozitif grup da özel "anlaşmanın" hukukuna binaen alıcıyı zorlayıcı ama uzunvadede gerçekten pozitif amaçlı bazı çabalar gösteriyor olabilir. Ama pozitif bir grubun hiçbir sebep yokken, adeta sadistçesine acı çektirmek, rahatsızlık vermek gibi bir amacı olmasına ihtimal vermiyorum şahsen. Ya alıcıyla ilgili sapmalar, misyona uyanma zorlukları söz konusudur, ya da negatif varlıkların bu yönde saptırıcı, alıcının "ayarlarını" bozucu yoğun faaliyetleri nedeniyle (ama bunun için de alıcının özgür iradesinin bu saptırıcı etkilere doğrudan veya dolaylı olarak açık yaratıyor olması gerekir), pozitif varlıkların etkileri gerçekte olduğundan çok daha zorlu, baskıcı veya yıpratıcı olabilir, öyle görünebilir, derim.