Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tgur

#690
Demin memnuniyetimi bir çocuk gibi abartan sözler söylediğimi hissettim ve kısaltma yaptım ama sen benim memnuniyetimi layıkıyla anladın o kafi sağol dostum..


Tgur

#691
(L) F___ ve ben aramızdaki tartışma konusu ile ilgili bir yorum istiyoruz.
C: Sorun.
S: (F) Ne soracağımı bilmiyorum. (L) F___ şiddetin sözlere karşı ASLA uygun bir yanıt olamayacağını söylüyor.
C: Evet.
S: (L) Ben ise bazı koşullar altında bunun tek yanıt olabileceğini söylüyorum.
C: Neden böyle söylüyorsun?
S: (L) Çünkü birbirini incitmek için sürekli olarak sözcüklerin kullanıldığı durumlar oluyor. Bunun bir örneği Nazi propaganda makinesi. Eğer biri Goebbels'i vurmuş olsaydı, bu belki de pek çok kişinin hayatını kurtaracaktı.
C: Hayır.
S: (L) Evet, elbette. O zaman onun yerine başkası geçerdi. Ama burada anlatmaya çalıştığım şey şu: Kelimeler yok etmek için kullanılabiliyor. Kelimelerin gücü öldürmek için kullanılabiliyor. Bazen kelimeler ruh için fiziksel eylemlerden daha yaralayıcı olabiliyor.
C: Doğrudan değil.
S: (L) Doğrudan veya dolaylı ama neticede aynı şeye geliyor.
C: Hayır.
S: (L) Benimle hiçbir şekilde uzlaşmayacağınızı biliyorum.
C: Bu, kesin bir yanıta ulaşmak için daha fazla inceleme gerektiren bir konu.
S: (L) Devam edin. Açıklayın.
C: Kelimeler ancak alıcı şahıs inanırsa güce sahip olur.
S: (L) Ama pek çok durumda o inanç mevcut.
C: İnançlarını kontrol etme gücü alıcı kişidedir.
S: (L) Şu şekilde ifade edeyim: F___ en hafif deyimle ruhu pek sakinleştirmeyen şeyler söylüyor. Çoğu zaman bunları duymazdan geliyorum. Ama bazen duymazdan gelici olamadığım durumlar oluyor ve benim tepkim onun bana olan tepkisinden daha vahşi değil. Tamamen metaforik olarak konuşuyorum. Örneğin mecazi bir şekilde "Bunu yapmayı kes!" diyorum. Ama ona göre bu, onun bende neden olduğu rahatsızlık kadar onu rahatsız eden birşey...
C: Ve...
S: (L) Olay bu. Son zamanlarda çok sayıda şahıs tarafından sözlü saldırıya uğradım... Bu yüzden de etrafımdakilerin bu tür şeyleri yapmaya devam etmesine hoşgörü gösterecek durumda değilim.
C: Eğer bu seni rahatsız ediyorsa, buna izin verdiğin içindir.
S: (L) Ne kadar güzel. Ve bu doğru, bunu biliyorum. İşte bu yüzden de artık hiçbir şey yapmamam gerektiğini düşünmeye başlıyorum çünkü hislerim fazla hassas.
C: Peki bunun değiştirilemeyecek bir durum olduğunu mu düşünüyorsun gerçekten?
S: (L) Neden ben daha az hassas olmak zorunda kalan kişi oluyorum ve neden diğerleri söyledikleri konusunda daha dikkatli olmak zorunda olmuyorlar?
C: Diğerlerini kontrol edemezsin.
S: (L) Ben kimseyi kontrol etmiyorum. Sadece o küçük okuma, düşünme ve yazma dünyama çekilmek istiyorum. Eğer bundan hiçbir netice çıkmazsa bile hiç umrumda olmaz.
C: Bu senin seçimin ama akıllıca bir seçim değil!!!
S: (L) Böyle söylüyorsunuz ama çeşitli kişilerin de bana dediği gibi, bu kanallama projesine başladığımızdan beri hayatımda tüm bu berbat şeyler oluyor. Hayatım bir savaş alanına döndü!
C: "Berbat subjektif."
S: (L) Subjektif veya değil, başıma gelen fiziksel şeyler, evliliğimin bozulması, çocuklarıma olan şeyler son derece berbat!
C: Tüm bu değişimler meydana gelmeye başlamadan önce, şu anla karşılaştırıldığında "ölümcül ilüzyonun" daha derinlerinde bulunuyordun. İlüzyondan çıkış bizzat doğası gereği rahatsızlık vericidir. Ama bu seni güçlendirdi ve güçlendirmeye devam edecek, söz veriyoruz!!!!!!!!
S: (L) Şu anda gerçekten çok zorlu bir zaman. Bununla baş etmekte zorlanıyorum.
C: Böyle başka zamanlar da oldu ve olmaya devam edecek ama bu ödüllerin küçük olacağı anlamına gelmiyor.
S: (L) Yani...
C: Bir kader patikasındasın ve artık dönüş yok.
S: (S) Ne oldu tam olarak? (L) Elimizdeki materyalin bir kısmını çeşitli insanlara açıklama çalışıyordum ve bu insanlar benim karanlık güçlerin kontrolüne girdiğimi ve bir sonraki seviyeye mezun olmak için ne yapmamız gerektiğini kendimiz bulmamamız gerektiğini söyledikleri için Kasyopyalıların kötü olduklarını iddia ediyorlar. Kocam dahil.
C: Bu seni neden rahatsız ediyor? Bizi rahatsız etmiyor. İsterse hepsi bizim "Şeytanın Kraliçeleri" olduğumuza karar verebilir. Özgür irade.
S: (L) İma ettiğiniz katılığı sevmiyorum... Ben katı bir insan değilim.
C: Bu katılık değil. Tanımladığın "hisler" egoyla ve dolaylı olarak da gururla ilgili; sizin zaman ölçümünüzle 309.000 yıl önce 4'üncü yoğunluk KH tarafından 3'üncü yoğunluk insan psişesine bilinçli olarak yerleştirilen iki şey. DNA değişimi ve oksipital çıkıntı ile ilgili transkriptleri incele. İster inan ister inanma Laura, sonunda bunlardan kurtulacaksın. Önemli olan bazı bireylerin sana nasıl tepki gösterdiği değil. Önemli olan bilgi paylaşımı. Ayrıca, hatırla, bu insanlar senin hislerini ve hassasiyetlerini senin kadar keskin bir şekilde algılamıyorlar, ne de sen onlarınkini.
S: (L) Soru sormak isteyen biri var...
C: Konuyu bitirm8edik. Ayrıca internetteki kişilerden "saldırı"ya maruz kaldığın durumların çoğunda size verdiğimiz bilgiyi doğrudan aktarmıyordun. Düşünceleri kendi düşüncelerin olarak sunuyordun ve bilgiyi tamamen kendi çabalarınla edindiğin bilgiymiş gibi sunuyordun. Tepkilerde bunun da etkisi var. Eğer tüm bu bilgileri kendi bilgilerin gibi sunarsan, kendini doğrudan eleştiriye açık hale getirirsin. Eğer negatif tepkilere hazırlıklı değilsen bu akıllıca değildir. Üçüncü yoğunluk varlıkları eğer bilgiyi bir "vaaz" gibi dinlemeye hazır değillerse, bizzat daha önce tartıştığımız egoyla ilgili konular nedeniyle buna içerlenirler. Netice itibariyle önerimiz: Yaptığın bilgi aktarımını "Bu bana verilen şey, bunu kabul edip etmemek tamamen kendi tercihinize ve kararınıza kalmış birşey" gibi bir önsöz içinde çerçevelendirmek daha iyidir.

----------------------------------------------------------

Biraz daha fazla bildiğimiz ve bunu dağitma merakındayız hepimiz öyle ya ben bu idrake geldim yakınlarımdakiler neden gelmesin bilmesin sizleri bilmem ama ben hep o bilinç durumunu yaşadım kısaca  bu durum muhatabınıza yani( yine eski terimlere kayıyorum )karşınızdakinde bir direnç yaratıyor şöyle ki,

Şuna bakın bana daha dün  konularımızda beraberdik mesela birini insafsızca  yerdik ,memleketi kurtardık v.s.  birlikteki duygularla, şimdi de üstten üstten bir şeyler anlatmaya çalışıyor bana ,kim oluyor ki.. gibi ,

Uzatmadan ,bilgiyi aktarmak isterken ve coşku ile bunu yaparken  henüz idrak etmişsiniz ve bu sizde değişik bir mutluluk yaratmış yakınlara dağıtmak paylaşmak istiyorsunuz ama karşınızdaki bunu bir "vaaz verme "olarak kabul edip esneme moduna geçiyor ve bunu da çok defa size belirte belirte yapıyor,

Çok karşılaştım,

Meselenin özünde KH tarafından DNA mızda oynama ve kıskançlık duygusunu pekiştirecek oksipital bölgedeki yani omur ucundaki ensemizdeki çıkıntı ile de kendini gösteren "yılan kardeşliği" uygulaması  yerleştirilmiş her defasında bu gibi aksi davranışları bu yönden kalkanlamalı ve tepki uygulamasını bu yüzden devreden çıkarmamız lazım,

Bu bilginin getirdiği bir avantaj, etkiye tepki denen 3B uygulamasını kaldırmak gerek dendiğinde bununla  ne anlatılmak istendiğini  daha iyi değerlendiririz.Daha açık bir ifade ile insanı 2 yoğunluk davranışından yükselten bir özelliğin dışa varım durumudur.

Yılan kardeşliği şeklinde tarif edilen insanı etki tepki karmaşasının normal bir yaşantı olarak 4KH tarafından 9insan psişesine yerleştirilmiş bu tip davranışların olduğunu böylece bilmek  bahsi geçen davranış yüksekliği olarak da nitelendirilebilinir ,

Dikkat edilirse 4KH yoluyla insana çeşitli yollarla yani illüzyon iki doğru bilgi yanında çarpıtıcı yanlış bilgiler sokuşturularak ve DNA üzerinde eksiltmelere gidilerek, yanlışları mantıksallaştırarak, kişinin ruhsal yükselmesinde büyük önem taşıyıp beyinin kortex tarafına yerleşmesi doğal olan insani hasletleri (ki bunlar sub kortexteki 2. yoğunluk halleri dediğimiz içgüdüsel dürtüleri baskı altında tutmaya yarar )yozlaştırma yoluna gitmişlerdir,
İnancın kaygan zeminlerde olduğundan bahsetmiştik ,bu ifade bir bilgide takılı kalıp o bilgi ile oluşan inancın köklü temelden kımıldamaması, takıntıdan kurtulamamaktır ,eğer siz mesela bu 4KH  uygulamalarından bi haberseniz ve o köklenmiş inanç yapısından kımıldamayıp  yeni  bilgiye doğru uzanamazsanız bilinçte duran bir varlıksınız, zira eski bilgilerinizi kökünden sallayacak yeni bilgiler yağmakta,

Bunlara da hemen inanmak o aldatılmanın altında kalmaktır ,size doğru gelen her yeni bilgiyi çok iyi değerlendirmeden yeni inanç haline sokmak da müthiş zararlıdır ,bunu birisi örnek verip çok iyi tarif etmişti, yeni bir bilgi ip gibidir, eğer siz onunla bir paketi ambalajı bağlamak istiyorsanız önemli değildir sağlamlığını pek umursamazsınız ama o ip ile bir kayalıktan aşağı sarkacaksanız sağlam olup olmadığını çok iyi kontrol etmelisiniz,

Görüldüğü gibi anlatmak istediğimiz yeni bir inanç yapısına geçebilmek için çok iyi araştırmalı ama her yeni inancın da yeni bilgilerle yerini değiştirebileceğini de kabul etmeliyiz, Bu da bilinci sabit bir dairede değil spiralde konumlamakla olur..

Kasyopya bilgileri favorimdir derken bunu kastediyorum o bilgiler sizin bilincinizi dairede sabitlemiyor bilakis bilinç spiralinde   maceracı ve zihninizi çalıştırarak yeni yerler bulabilecek tavıra getiriyor sizi bilgide koşturuyor kısaca ve hiç bir tarihsel kayıtlı ve sizin geleceğinizle ilgili somut veya soyut bir bilgi vermeyi katiyen onaylamıyorlar, ip uçları, evet ,veriliyor ,düşünmek ve araştırmak ve mevcut bilginizi zenginleştirmek ve sezgilerinizi de buna katma zorunluluğu duymaya koyulmanız için.

Tarihsel tutanaklı bilgiler denmiyor ama başlangıç  celselerinde bir çok kehanet verilmiş onlara ne deniyor şeklindeki sorulara Kasyopya celselerinin yüzde 70 civarında doğru olduğunu ve mevcut tahribatın başlangıçta ekibin ve kanalın gelişmesine son derece yardımcı olan fakat  sonraları foyası ortaya çıkan Frank tarafından devreye alındığını ,ayrıca kehanetsi bilgilerin (ki dünyada bir çok ezoterik bilgi içinde yer almışlardır) değerlendirme özelliğinde "değişken gerçeklikler "mantığı ile bakılması gerektiği ve üst yoğunluk bilgilerinin 3B ye adapte edip izaha koyulan peygamberlerin de bu olayları bulunduğumuz 3B doneleri ile izaha kalkıştıkları gerçeklerini de vurgulayıp olayı o yönden değerlendirmek gerektiğini hatırlamak icap eder.

Bu anlatımda "değişken gerçeklikler" üzerinde de durmamız gerektir var oluş sebebinde varlıkların oluşan olaylara mutlaka etki ettiği kabulü "kelebeğin kanat çırpması bile "gelmeye çalıştığımız ruhsal yükselişi anlama konusunda son derece önemlidir ,bunu kabul etmeyen bir bilinç bence "bilim bağnazıdır" ,bu ifadem bir yargı gibi gelsede insanlığın şu anda çektiği en önemli ızdırap konusunun sebebidir açıkça etrafında oluşan her şeyi bundan evvel bulanların tarif ettiği şekilden dışarı çıkamamak,

 Burada söz konusu olan husus evvelce bulanların tarifleri ,evvelce bulanların tarifinde dahi ileriye doğru bir atılım gözlenmiyor mu yani bu kişiler mevcut bildiklerinin dışına doğru bir hayal,arayış ve bulundukları kabın dışına çıkma isteği göstermeden nasıl bulmuşlar bu mevcut done dediğimiz şeyleri,

Anlattığımız gibi bilinçlerini durağan dairede değil ileriye spirale konumlamdırmışlar bütün sır bu..

Böylece Sevgili Bozadinin "felsefe "sayfasına da dalan geniş bir izaha giriştik ,aman esnemeler başlamasın..

Özetle sevgili Bonafide ,sinirlerini aldırmışsın diyorsun benim için konu etkiye karşı tepkiyi devreye almamaya çalışan ve bu fizik dünyasında bunu düstur kabul edip yaşamaya çalışan bir bireyim ben ve gevezeliklerimin bolluğu farkına vardığım her kendimce çözdüğüm olayı sizlere aktarmak coşkusundan başka bir şey değil..



bona fide

#692
Tgur söylediğin cümle için "tepkiyi devreye almamaya çalışan" gereken gücü lütfen bana bize de bulaştır. tüm olay o bakış açısında ve ne yazıkki bireyin kendi iradesiyle alakalı dışsal olarak susmak değil ruhen düşünsel manada -tarafsız bakmak - bunu nasıl beceriyorsun pes sana maddesel olanın varlıkların dünyanın dışından bakıp bedensel hisleri dondurmak... tasavvufta bu mürşit islamda evliya mertebesi toplumca bilinen tanınan değil toplumun içersinde kimsenin dikkatini çekmeyerek yaşayanlardan. gizli evliya. biliyorum itiraz ediceksin
alıntıladığın celse için hiç böyle düşünmemiştim yani bize verilen öğretilen bilgiler o bilgiyi verenlerin hayal güçlerinden oluşuyor hurafeler kehanetler gelecek projeleri hepsi bizi onlara odaklanmamız için kendi hayalimizi fikrimizi oluşturmamıza engel olmak için misal kehanetlere odaklanıp öyle olmasını bekleyip yaşamı o yonde kurgulamak yaşamak o yonde hayaller uzerinde olmak ne korkunç yanılsama bu. oysa kendimiz nasıl bir yaşam istediğimizi düşünüp hayal edip istediğimiz yaşamlar kurabiliriz. her anda sıfır endişe sıfır korku.. kaderci gibi ama sonuçta kh nin istediğinin tam tersi hareket kendi hayallerimizle gelecek çizmek. gerçekten ihtiyacımız olan ve olmayanın bilgi ve farkındalığıyla en azından bunu yapabilmek..umarım yaparım ki olayları senin gibi tepki vermeden değerlendirme içsel olarak bende korkarım şimdilik imkansız. odri hepbörn imkansızın içinde bile imkan var demiş. zamanla belki bilemiyorum bunu düşünemiyorum dahi dehşet zor. ve aşkolsun sana, gıdım gıdım yazdığı hazine kıymetinde bilgilere gevezelik diyor bolluğu diyor yahu hemde boş luzumsuz aklına ne gelirse yersiz zamansız söyleyen birine bozadi seviyede senin yazdıklarını kriter alırsa  en önce beni atar aman diyim. lütfen sen "geveze" ol.
ve sana teşekkür ederim.
 

Tgur

#693
Yılan kardeşliğinden fazlaca bahsettik ,yardımcı olmak için bazı aktarımlar,

Yalnız ondan önce Sevgili Bonafideye bir şeyler anlatmam lazım her şeyden evvel ben teşekkür ederim bu sıcak ifadelerin için,

Bu dünyada biraz uzunca kaldım yani yaş kemale erdi ,aldığım tahsil de birazcık fazla ve mevcut mesleklerimi severek bağlanarak yaptım hatta aşırılıklara da kaçtım ve her seferinde "anıların ötesinden gelen" diye adlandırdığım eşim/rehberim bataktan beni kurtarmayı bildi ,şu anda o KH dünyasının ilkel yaşantı rolüne geçti ve beni arada bir dizginlerimden çekerek dengede tutar,ilkel yaşantı dedim esasta o da evrensel konulara vakıftır ancak benimle oynadığı bu yaşam rolünde ilgili yerini almaktan başka çare göremedi sanırım.

Yaşamım boyunca ara ara bilgi açılım patlamalarına maruz kaldım ve ben biçare bazı bilgiler üzerine şüphelerimi dağıtma başarısını gösteremedim ki öğretici rüyalar, vizyonlar, karşılaşmalar, yaşam şekillerine daldım  ve her karşılaştığım bu olağan üstü denen durum o anda üzerinde olduğum yani şüphe duyduğum bilginin pekişmesi yolundaydı , bu konuları ara ara yeri geldikçe ve sizlere bir bilgiyi vurgulamak için sitenin çeşitli yerlerinde açtım ama sitenin hepsini bir anda okumak incelemek kolay değil ,bunlardan bahsederken şuna katiyetle emin olun ben başıma gelen maceralarla üzerinde durduğum bilginin pekişmesi  için örnektir yoksa bir farklılık üstünlük belirtmek değil zira büyüklükten bahseden en sefil küçüktür..

Onun için bir aralar senlerce çalışıp üst seviyelerinde görev aldığım bir vakıfa ait (ki sonunda KH nin bir uğraşısı olduğunu idrak ettiğim)kanal bilgilerinde şöyle bir tabir geçer "büyüklük sende ise kork ,sen büyüklükte isen korkma" güzel laftır aklımdan çıkmaz ,malüm bu tip KH davranışlarında insanı teshir eden doğru düzgün bilgiler de araya sokulmuş hatta epeyi doldurulmuştur ,maksat yanlışı mantıksallaştıracak uğraşılarda olmak ,bu yüzden her yeni gelen bilgiyi kılı kırk yararak inceleyip oturtmak yoksa kaldırıp atmak gerekir,

Oradan aldığım izlenimleri "negatif mekanizmaları"          https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=666
başlıkla anlattım bu sitede var bir de bu sitede sağ olsun Bozadi "arama" bölümü çok iyi çalışıyor takdire şayan ,arayacağınız konular için müracaat edin tavsiyesinde bulunurum,

Fazla uzattım ama gerçekleri görmek için bu başıma gelenleri sizlere ayan beyan anlatmam lazım, mesela reenkarnasyon gerçektir dediğimde ben eski hayatımın bir bölümünü bilirim onunla ilgili seneler içine alan kopuk kopuk vizyonlar gördüm ,en başındakinde ben fazla film seyrettim halüsinasyon bunlar diye bilincimden atmaya çalışsam da olmadığını ispat için seneler içinde kopuk kopuk gelen vizyonlar,

Mesela "her şey birdir" dediğimde haftalar içinde kısım kısım yeryüzü ile karışık yani ben bazen yerdeki toprak veya bazen de sürdüğüm araba ve şoförüm veya yol kenarındaki hendek veya bir ağacım, velhasıl olan herşeyim hissini doya doya tattım buyurun bu ne demektir bunu her birey de ölçebilir bence bir ağaca yaslanın ve onunla bir olduğunuzu hissedene kadar gözlerinizi yumun .
Şimdi o ağaca yaslanan kişi her var olanın bir biri ile bağlı bir bütünlükte olduğunu ve maddesel atomsal yapıda protonun bile bir penceresi olup çekim yolu ile bütünlüğün  bir ifade şekli olduğunu insan olana kadar vaktiyle oturduğu çimende dolaşan böcek ,kelebek çimen ,hatta sırtını yasladığı ağaç deneyiminde olduğunu kabul etmeyip ben insan olarak yaratılmışım inancında ise asırlarca otursa insan ve kütük ağaç ayırımında kalmaktan başka bir şey düşünemez,

Bir gün kitap evinde dolaşırken önüme bir kitap düştü ,gerçekten yuvarlandı yere düştü ,"ruhların yolculuğu" idi ,

Bunları anlatırken kendime olağan üstü bir paye vermek için olmadığını lütfen çok iyi anlayın ,böyle bir ara tasavvufi konuşmalar yaparken bir hanım içtiğim çayı ben fark etmeden içmiş fark ettiğimde epeyi kızıp niçin diye sorduğumda "şifa için " demişti ,esasta o da bana bir bilgi kapısı açtı ,insanımız tapmaya çok hevesli ve bunun sebebi o dinsel dayatmalardaki teslim olun biat edin yanlış yorumları ve milletçe bu halden nasıl sıkıntı çektiğimizi beraberce görüyoruz,en sonunda bir  ağızın idaresine kaldık ,bunu da şu şekilde çeviriyorum o etkiye karşı tepkime hadiseme takılmış kıymetli Bonafide dostum, her kişinin kaderi programı varsa da milletlerin de vardır ,milletçe göreceğiz yani yaşayarak öğrenecek o hala öğrenmemiş bireyler "bekle gör" kısaca, burada yaşayan bizlere ne olacak dersen bu KH yaşamı seçen biz bireylerin tahammül etmesi gerekecek acılar da olacak ,ama "bu da geçer" dostum ..Seçmiş gelmişiz ..

Görüldüğü gibi başa gelen her şey dersler derken yaşadığımız her tatlı veya acıyı bu gözle görmek lazım o da bilgiye ulaşıp olanı tarif edebilmek ile oluyor.Buradaki bilgi ise her yönüyle kotarılıp sağlamlaşmış ve inanç haline gelmiş biLgi ile..

Uzattığım için mazur görün.
---------------------------------------------
S: (L) Hermes ne bakımdan bir ihanetçiydi?
C: Bugün Orta Doğu olarak bilinen bölgedeki tüm insanların ruhsal birlik anlaşmasını bozdu.
S: (L) Hermes kime ihanet etti?
C: Kendine. Güce açtı.
S: (L) Ne yaptı?
C: Anlaşmayı bozdu. Mısırlılar, Eseniler, Ariler, Farslar ve diğerleri arasında bölünmelere neden oldu.
S: (L) Bunu yapmaktaki amacı neydi?
C: Bramley'nin okuduğun kitabında Kardeşlik olarak isimlendirilenlerin felsefesi olan Böl ve Fethet.
S: (L) Hermes birliği reddederek Yılan Kardeşliği'ni mi kurdu?
C: Hermes kurmadı, çok uzun bir zamandan beri mevcuttu.
S: (L) Bramley'nin kitabında tanımlanan Yılan Kardeşliği'ni meydana getiren kimdi?
C: Kertenkele varlıkları.
-------------------------------------------------
C: Yakında dünyada kredi ve borçtan başka birşey kalmayacak. Yeni visa borç kartlarını duymadınız mı? Bu,
dünya bankacılık sisteminin, yani yılan kardeşliğinin, yani Kertenkelelerin, yani İsa-Düşmanlarının
kontrolü altındaki geleceğin para sistemi.
S: (L) Yani kredi kartım yoksa bu sisteme ait olmak zorunda kalmayacak mıyım?
C: Hayır. Tercih hakkın olmayacak: ait ol veya açlıktan öl.
S: (L) Özgür iradeye ne oldu?
C: Yılan Kardeşliği, yani Kertenkeleler, yani İsa-Düşmanları özgür iradeye 309.000 yıldır müdahale ediyorlar.
Değişim yaklaştıkça gözleri kararıyor.
-----------------------------------------------------
S: (L) "Yere kapandılar ve ejderhaya hürmetlerini gösterdiler çünkü ejderha, tüm hakimiyet ve otoritesini
canavara bağışlamıştı..." Kim bu ejderha?
C: Dünya Siyasi İdaresi.
S: (L) Peki canavar kim?
C: Yeni Dünya Düzeni, yani Yılan Kardeşliği, yani Kertenkeleler, yani İsa-Düşmanları.
---------------------------------------------------------
S: (L) İnsanlar arasında Yılan Kardeşliği'yle işbirliğini başlatan kimdi?
C: Adem ve Havva.
S: (L) Adem ve Havva gerçek insanlar mıydı?
C: Hayır.
S: (L) Bir insan grubu muydu?
C: Cazibeye kapılma değildi, bir düşünce kalıbı değişimiydi.
S: (L) Bu insanlar kimdi veya neydi? Hangi ülkede yaşıyorlardı?
C: Tüm insanlar. Boyut sınırından geçiş.
S: (L) Yani bunun bir boyut geçişi veya birleşimi sırasında mı meydana geldiğini söylüyorsunuz?
C: Evet.
------------------------------------------------------
S: Çingene'lerin kökeninin ne olduğunu öğrenmek istiyoruz.
C: Gen melezlemesi. Karanlık güçlerin köleleri.
S: Karanlık güçler kim?
C: Aynı.
S: Yani?
C: Yılan Kardeşliği.
S: Bu kardeşlik kertenkelelerden ve çeşitli insanlardan mı oluşuyor?
C: Evet.
S: Çingenelerin genleri kimin genleriyle birleştirildi?
C: Hümanoid bir dünyadışı ırk ve Atlantisli köle işçiler.
S: Atlantisli köle işçiler kimdi?
C: Kristal ile kontrol edilen köle halk.
S: Çingeneler neden bu kadar kapalılar? Bu da genetik olarak mı kodlandı?
C: Evet. Ve zihin kontrolü.
S: Yarı insan yaratıklar, minotorlar, santorlarla ilgili efsaneler var. Böyle yaratıklar hiç oldu mu?
C: Atlantis'te hayvan olarak tanımlanan deneyler.
------------------------------------------------------
S: (L) Yahudileri 'vaadedilen topraklara' yönlendirenler Kertenkeleler miydi?
C: Hayır. Yönlendirilmediler. Afetlerin etkilerinden kurtulmak için kendi yollarında ilerlerdiler.
S: (L) Seçilme ve vaadedilen topraklara yönlendirilmeyle ilgili bu büyük efsanelerinin kökeni nedir?
C: Yılan Kardeşliği etkisi ve saçmalıklar.

------------------------------------------------------
S: (L) Kutsal Kitap'taki "Kabil'in Damgası" hikayesinin anlamsal kökeni nedir? Fiziksel bir iz miydi?
C: Omurganın tepesindeki düğüm.
S: (L) Kambur gibi mi?
C: Hayır. Çıkıntı.
S: (L) Omurganın tepesindeki fiziksel bir düğüm müydü?
C: Sizde de ve diğer herkeste de var. Kafanızı hissedin.
S: (L) Oksipital (artkafa) yükselti mi?
C: Yakın.
S: (L) Peki bende varsa bu benim bir katil olduğum anlamına mı geliyor?
C: Hayır. Yılan Kardeşliği'nce yayılan bir batıl inanç.
S: (L) Peki Kabil'in damgası ne anlama geliyor?
C: Kıskançlık.
S: (L) Kimin kıskançlığı?
C: Tüm insanların.
S: (L) Bu iz yoluyla diğerlerinden ayırtılan bir insan grubu mu vardı?
C: Hayır. Bu, Kertenkeleler tarafından genetik mühendislik yoluyla gerçekleştirilen zayıf noktalarınızdan biri.
S: (L) "Ahit Sandığı" (Ark of the Covenant) neydi?
C: Güç hücresi.
S: (L) Bu güç hücresinin aslı nedir?
C: Kertenkeleler, diğer insanları manipüle etmeleri için Yahudilere vermişti.
S: (L) Bu nesneye yaklaşanların veya dokunanların ölmesinin nedeni neydi?
C: Aşırı enerji yüklemesi; ters elektromanyetizma yoluyla etki.
S: (L) Ters elektromanyetizma nedir?
C: İçe dönme.
S: (L) Bunun yarattığı etki nedir?
C: Maddenin sıvılaşması.
S: (L) Evet, çok hoş. Bu "hücre" bir çeşit süslü bür kutuda saklanıyordu, değil mi?
C: Evet.
S: (L) Yalnızca rahiplerin dokunabilmesinin nedeni neydi?
C: Yalnızca bencil bir amaç için kullanmayacak olanlar dokunabiliyordu.
S: (L) Yani bu nesneye yaklaşmak bile insanı yaralayabiliyordu, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Peki rahipler nasıl yaklaşabiliyordu?
C: Bencilce olmayan enerji alanı.
S: (L) Yani düşünce alanlarıyla etkileşebiliyordu?
C: Evet.
--------------------------------------------

 (L) Daha önce Quorum'un Kasyopyalılarla, yani sizinle, yani iyi varlıklarla bağlantı halinde olduğunu
söylemiştiniz. Bu doğru mu?
C: Yakın.
S: (L) İlüminati ise Kertenkele varlıklarıyla bağlantılı olarak tanımlanan Yılan Kardeşliği ile ilişkili, değil mi?
C: Yakın. Ama o kadar basit değil.
S: (L) Eğer Quorum iyi adamlar ve İlüminati de kötü adamlarsa ve her ikisi de masonluğun en üst seviyesini
temsil ediyorsa, buradaki hikaye nedir?
C: Şimdi önce bir daire veya döngü hayal et ve devam etmeden önce bunun üzerinde biraz düşün.
S: (L) Tamam, şu anda dönen bir daireyi düşünüyorum.
C: Dairedeki iki yarı, pozitif ve negatifi temsil ediyor. İki yarı.
S: (L) Bundan çıkardığım şey, her iki tarafın da insanlıkla oynadığı şeklinde. Öyle mi?
C: Hayır. Bu karmaşık ama öğrenebilir ve anlayabilirsin; büyük bir keşif ve ilham olacak.
S: (L) Tamam, açıklayın o zaman.
C: Adım adım sor.
S: (L) Neden sorularımızı sürekli olarak adım adım sormamı istiyorsunuz?
C: Bilgileri hazmetmen için.
S: (L) Quorum iyi adamlar olarak tanımlandı. İlüminati de kötü adamlar olarak tanımlandı. Ama her ikisi de
Masonik. Masonik bir örgütteki bir kişi en üst seviyelere ulaştığında onları bir tarafa veya diğer tarafa
dağıtan kişiler mi var?
C: Tam olarak bir taraf veya diğer taraf denemez.
S: (L) Burada gerçekten anlayamadığım birşey var çünkü eğer Kertişler...
C: Zihinsel bloğu kaldır.
S: (L) Bloğum falan yok. Eğer Yılan Kardeşliği, yani İlüminati, yani Kertişler, yani Canavar bu gezegene kötü
şeyler yapacak olanlarsa, iyi tarafla bağlantılı olan Quorum'la nasıl...
C: Bunu açıklamak zaman alacak. Sabırlı ol, buna değecek.
S: (L) Hemen şimdi açıklayacak mısınız?
C: Adım adım sor.
S: (L) Tamam. Kötünün özelliği nedir?
C: Birleştir.
S: (L) Kertişler bizim kötü olarak tanımladığımız varlıklar mı?
C: Evet.
147
S: (L) Kasyopyalılar bizim iyi olarak tanımladığımız varlıklar mı?
C: Evet.
S: (L) Peki Kasyopyalılar Kertişleri kullanıyor veya onlara belirli şeyler yaptırıyor mu?
C: Hayır.
S: (L) Kertişler bağımsız olarak ve Kasyopyalılar'a karşı olarak mı çalışıyor?
C: Karşı olarak değil, bağımsız olarak.
S: (L) Tüm bu projenin tepesinde biri var mı?
C: Biz başkalarına hizmet ediyoruz, bu yüzden karşıtlık yok. Şimdi dikkatli düşün. Adım adım. Eğer cevabı
tam olarak anlamazsan başka soru sor.
S: (L) Bütünün bir parçası. Bir dairenin parçası.
C: Harmanla.
S: (L) Bu şu anlama mı...
C: Renkleri karışan, dönen bir resim düşün.
S: (L) Bazı seviyelerde iki yarı birleşiyor mu?
C: Yakın.
S: (L) Söylediğiniz şey şu mu; Quorum'un bir kısmı iyi adamlar ve bir kısmı da kötü adamlar ve aynı şey
İlüminati için de geçerli... çünkü bu ikisi dairenin karşıt yanlarında ama dönüşteki karışım noktasında
birbirleriyle etkileşiyorlar, öyle mi? Bu kuruluşlar da zıtlar arasındaki etkileşimlerin meydana geldiği yerler
mi?
C: Daha yakın.
S: (L) Şimdilik bu konuyu bırakalım.
C: Hayır. Şimdi lütfen.
S: (L) Tamam. Yani bu bir karışım. Bunun şeyle ilgisi var mı... Sizin durumunuzda başkalarına hizmet, kendine
hizmet edenlere hizmeti de kapsıyor, doğru mu?
C: Evet; biz size hizmet ediyoruz; Kertenkeleler ise sizin ırkınızı kendine hizmete programladı.
S: (L) Anlayamadığım birkaç husus var. Ben hala bir ölçüde kendine hizmet eden bir varlığım, doğru mu?
C: Ama yavaşça başkalarına hizmete doğru ilerliyorsun. Ama bütün insanlar değil.
S: (L) Yani Quorum'un veya İlüminati'nin üyeleri olan kişiler bilgi veya yardım istediklerinde siz, başkalarına
hizmet yöneliminizden dolayı kim olursa olsun yanıt vermek zorundasınız, öyle mi?
C: Evet ve hayır.
S: (L) 'Hayır' kısmı nedir?
C: Eğer titreşim frekansları düzensizse bağlantı kurmuyoruz.
S: (L) Kertişlerin yaptıkları şeyler daha büyük bir plan veya tasarımın bir parçası mı?
C: Herşey öyle.
S: (L) Geçelim. Moralim bozuldu çünkü bana kötü bir insan olduğumu söylediniz.
C: Kötü bir insan değilsin.
S: (L) Şu anda kendimi çok sefil hissediyorum.
C: Kertenkele telkini.
S: (L) Buhranlı berbat hisler Kertenkelelerin telkinleri mi?
148
C: Her zaman olduğu gibi.
S: (L) Kendimi berbat hissediyorum çünkü benim bu sefil gezegendeki sersemlerle aynı batan gemide
olduğumu söylüyorsunuz. O gemiden çıkmak için çok sıkı çalışıyordum.
C: Saçmalık; sen kendi gemindesin.
-------------------------------------------------
C: Dezenformasyon yayanlarla aynı güçler: Yılan Kardeşliği/Konsorsiyum/İlüminati/Yeni Dünya Düzeni/"İsa-
Düşmanları"/Kertenkeleler.
S: (T) Ama ben onlar için bir hiçim. Neden bu kadar zahmete girip Camaro'lu bir adamı benim evime
göndersinler ki?
C: Birden fazla yanıt gerekiyor: İlk olarak, hiç kimse "hiç" değildir. İkincisi, belirttiğimiz güçler için herhangi
birine bireysel gibi görünen bir olay yoluyla etki yapmak hiç zor değildir. Üçüncü olarak, T--- bir hedef
olarak belirlendi ve J--- de öyle ve diğeleri de, çünkü doğru yoldasınız. Dördüncü olarak, bu bölge şu anda
çok sıcak bir deneyim yuvası ve çok hızlı bir bilinç artış bölgesi niteliğinde.
--------------------------------------------------


yucelulu

#694
Bilgilerin tekrar hatırlanması ne güzel. Tgur'a teşekkür ediyorum.
 

Tgur

#695
Sağol kardeşim[:)]

Tgur

#696
İkiz güneş ,proton ve pencereler ,konunun başlığı bu ,baştan biraz soğuk ve itici geliyor ,ama celselerde ilgililer ipucu verip bu konularla ilgilenilsin istenmiş ,bir şeyler anlatılmış yorumlar yapılmış fakat genelde siz de kabul edersiniz bir açılmamış bilinç yumağı gibi durmakta veya çözen var ben öyle askıda kalmışım demek gerekir,Tiversenus dostumun da beyanları var aşağıda belirteceğim ,diğer dostların da var ama bulamadım her neyse, evvela bu konularla ilgili aktarımları aktarayım sonuçta bir neticeye malüm şarki olaylarda "kervan yola düzüldükten sonra gereken düzeltmeler yapılır" diye bir tabir geldi aklıma ,emir komuta durumunda iken çok geldi başıma gereken hazırlıklar yapılmadan personel ,araç gereç, ve  görev yığılmaları altında kalıp epeyi çabalar göstermiştim, tam doğu felsefesi dediğimiz plansız hazırlıksız olaylara kalkışmak ve bunlarla emriniz altıdakileri ,halkları ezmek..

Şimdide ona benzer bir uygulama yapıyor gibiyim ,yani kervanı yola çıkarıyorum,
----------------------------------------------------
C: Konu açılmışken, "ikiz güneş" teorisinden haberiniz var mı?
S: (L) Hayır, o nedir? (T) Jüpiter'in bir yıldıza dönüşmekte oluşuyla mı ilgili bu?
C: Hayır.
S: (T) Peki, ikiz güneş teorisi nedir?
C: Güneş'in aslında bir çift yıldız olduğu teorisi.
S: (L) Peki eğer bir çift yıldızsa neden diğerini görmüyoruz? Diğeri nerede ve onu neden görmüyoruz? (T)
Bunu duyduğumu hiç hatırlamıyorum, sen? (F) Bana yabancı gelmiyor nedense. (L) Bu doğru mu, yani
gerçek mi?
C: Biraz bekleyin...
S: (L) İkiz güneş uzmanlarını çağırıyorlar herhalde... (L) Eminim öyledir! [planşet çok sayıda dönüş yapıyor.]
C: Nerede kalmıştık?
S: (L) İkiz güneş fenomeninden bahsediyorduk...
C: Teorisi.
S: (T) Güneş'in ikili bir yıldızdan bir tanesi olduğu teorisi mi bu?
C: Evet.
S: (L) Bu teori doğru mu?
C: Henüz değil, çok aceleci davranıyorsun.
S: (T) Tamam, konuyu siz açtınız. Bu teoriye göre güneşimizin ikili bir yıldız sisteminin bir parçası olduğunu
söylediniz...
C: Evet...
738
S: (T) ...ve orada başka bir yıldız daha, başka bir güneş daha olduğunu...
C: Evet...
S: (L) Onu görebilir miyiz? (T) Şu anda onu görebiliyor muyuz?
C: Görebiliyor musunuz?
S: (L) Hayır. Sanırım göremiyoruz. Onu göremememizin sebebi bizim güneşimizin öbür tarafında olması mı?
Yani onu hiç göremememize neden olan bir yörüngesi mi var?
C: Yörüngeler... evet, eğer o yıldızın orada olduğunu kabul edersek. Bunu doğrulamadık, öyle değil mi?
S: (L) Hayır, doğrulamadınız ama konuyu SİZ açtınız! (T) Başa dönelim. İkiz güneş teorisini söylediniz ve
güneşimizin bizim güneş sistemimizdeki iki güneşten biri olduğunu söylediniz...
C: Belki.
S: (T) Bizim güneşimiz çift yıldız sisteminin parçalarından biri...
C: Belki.
S: (T) Güneş iki yıldızın birleşmiş hali mi?
C: Hayır. "Karanlık" madde nedir, ve karanlık yıldızlar nedir?
S: (L) Karanlık yıldızlar kara delikler gibi mi?
C: Hayır.
S: (T) Okuduğum kadarıyla astronomi uzmanlarının denklemlerine göre evrende tespit edilen şeyler var ama
bunları göremiyoruz...
C: Evet.
S: (L) Karanlık yıldızlar da bu tür birşey mi?
C: Evet.
S: (T) Demek karanlık madde ve karanlık yıldızlar var?
C: Evet.
S: (T) Karanlık maddeyi göremiyorlar çünkü karanlık.
C: Evet. Ya "Kahverengi yıldızlar"?
S: (T) Evet Kahverengi yıldızları duymuştum. Sarı, kırmızı, mavi, yeşil yıldızlar var... Bizim yıldızımız sarı renkli
olarak yanıyor çünkü hidrojen ve bunun gibi maddeler içeriyor.
C: Yakın.
S: (T) Diğer yıldızlar kendi içerdikleri maddeler nedeniyle bizim görebildiğimiz spektrumda farklı renklerle
yanıyorlar...
C: Evet, ama "kahverengi" olanlar değil.
S: (T) Kahverengi yıldızların kahverengi olmasının nedeni içerdikleri madde değil yani...
C: Beyaz, kırmızı, sarı ve mavi...
S: (L) Bu renkler sıcaklığı mı temsil ediyor?
C: Kısmen, ama konu bu değil!
S: (L) Hale-Bopp bir kahverengi yıldız mı?
C: Hayır.
739
S: (T) Hayır. Hale-Bopp'un bu tartışmayla bir ilgisi yok. Hale-Bopp bizi lüzumsuz meşgul eden başka birşey
sadece. Tamam, kahverengi yıldızlar. Bizim gördüğümüz renkler kısmen sıcaklıkla, kısmen de madde
içeriğiyle ilgili... (L) Peki ya yönü belirleyen spektral kayma?
C: Evet, ama konu bu değil!
S: (L) Kahverengi yıldızla ilgili önemli olan şey ne? Siyah bir kütle...
C: Hayır! En bariz olanı deneyin.
S: (L) Henüz yanmaya başlamamış bir yıldız mı?
C: Tersi.
S: (L) Tamam, o kadar uzun zamandır yanıyor ki gazı bitmek üzere, öyle mi?
C: Evet.
S: (T) Madde içeriği bittiği için mi o renkte?
C: "Kahvrengi"yi neden tırnak içine aldık?
S: (L) Çünkü kahverengi bir yıldız tükeniyor gibi görünmesine rağmen gerçek bunun tersi mi?
C: Hayır.
S: (L) Çünkü... Bilmiyorum.
C: Siyah zeminde kahverengiyi görmek ne kadar kolay?
S: (T) Hiç kolay değil! Karanlık maddenin görülmemesinin nedeni bu...
C: Bilim adamları bu yüzden onlara "kahverengi" adını taktı.
S: (L) Kahverengi yıldızın ikiz güneş teorisiyle ilgisi nedir?
C: Tahmin et!
S: (T) Tamam. Bunun hakkında konuşalım. Bir nedenden dolayı özgür iradeyi korumak için bunu kendimiz
bulmamız gerekiyor. (L) Bu yıldız gezegenler arasında dolaşacak kadar küçük bir yıldız mı?
C: Hayır, sizi birşeye yöneltiyoruz, eğer sabırlı olursanız.
S: (L) Tamam, yönlendirin... Bunu öğrenmek istiyoruz. (T) Kahverengi yıldızın ne olduğunu anlayıp
anlamadığımızı sordular.
C: Anlıyor musunuz?
S: (L) Kahverengi yıldızın önemi nedir?
C: Karanlık yıldız.
S: (L) Karanlık bir yıldız... tamam...
C: Eğer oradaysa.
S: (L) Lütfen şunu söyleyip beni bu ızdıraptan çıkarır mısınız? (T) Bekle, karanlık bir yıldız karanlık çünkü ışık
yaymıyor. Ama yine de bir yıldız ve yıldız gibi davranıyor...
C: Evet. Ve eğer eliptik bir yörüngesi varsa... acaba "gidip geliyor" mu?
S: (T) Bilimin, astronominin çift yıldız olarak tanımladığı şeyler, birbirine çok yakın olan ve etkileşimli bir
yörüngeleri olan çift yıldızlar. Ama çift yıldızların tek mevcudiyet şekli ille de böyle olmak zorunda değil.
C: Yakın. Kendi gözlem noktanızdan algıladığınız şekliyle. Peki bu yıldızlar arasında bir bisiklet yolculuğu
yapmaya ne dersiniz?
S: (L) Yani bizim bildiğimiz ve gördüğümüz çift yıldızlar aslında birbirinden çok uzak mesafelerde olabilirler...
(T) Yani astronomlarımız bu olasılığı kabul etmediler.
740
C: Evet, ettiler.
S: (T) Biliyorlar ama bundan bahsetmiyorlar. Yani bu teoriye göre, yörüngesinde ilerleyen kahverengi bir
yıldızımız olabilir...
C: Eğer olduğunu öğrenseydiniz ne yapardınız?
S: (L) Hmm...
C: Ve belki de gelip gidiyor?
S: (T) Mesela her 3600 yılda bir mi?
C: Belki.
S: (T) Belki bu karanlık yıldızın etrafında dolaşan gezegenler de vardır?
C: Pekala yön değişikliği: Oort bulutu ve komet kümesi... ve zaman zaman lobutların içinden geçen bir
bowling topu gibi Oort bulutunun içinden geçen ikinci güneş.
S: (L) Oort bulutunun içinden geçen karanlık yıldızın komet kümesiyle ilgisi nedir?
C: Neden sonuç.
S: (L) Yani karanlık yıldızın Oort bulutuna çarpması komet kümesini mi yaratıyor? (T) Mutlaka çarpması
gerekmez, yeterince yakın bile geçse çekimi pek çok şeyi etkiler... (L) Ama "lobutların arasından geçen
bowling topu gibi" dediler. (T) O yıldızın çekim gücü kometlerin her yöne savrulmasına neden olur. (J)
Dünya bir lobut gibi mi yani? Bir bowling lobutu? (L) Hayır lobut gibi olan Oort Bulutu.
C: Oort Bulutu'nun ne olduğunu açıkla Laura.
S: (L) Oort Bulutu'nun ne olduğunu herkes biliyor mu? (J) Ben bilmiyorum. [Oort bulutunun açıklanması.]
Pekala, demek baktığımız şey...
C: Şimdi, çok korkutucu bir dönemden, sonra görünüşte tekrar bir normalliğin gelmesinden ve bunun
ardından da "Son"dan bahseden İncil kehanetlerinizi düşünün. (ç.n.: orijinal metindeki "bible" veya
"biblical" terimleri duruma göre ya sadece "incil", ya da hem incil'i hem de tevrat'ı [eski ve yeni ahit]
birlikte ifade eden bir anlamda kullanılabiliyor.)
S: (T) Komet kümesini daha ilk celselerden itibaren öğrenmiştik. Şimdi bunun ötesine geçiyorsunuz ve bu
komet kümesinin...
C: Laura lütfen o kehanetleri hatırlat.
S: (L) Aslında "Nuh Sendromu" temel olarak bu kehanetlere dair bir yorumlamadan oluşuyor ve bu tür
olayların "doğal" bir döngüsü olması gerektiğini açıklamak üzere biraz da bilim içeriyor. ... Kehanetlerde
şöyle deniyor: "Eğer o günler kısaltılmamış olsaydı hiçbir vücut kurtulmazdı. Ama seçilmişlerin hatrına o
günler kısaltılacak." Şimdi bana bunun ne anlama geldiğini söyler misiniz?
C: Henüz değil.
S: (T) Neredeyiz? Bowling lobutları gibi kometleri etrafa dağıtan bir kahverengi yıldızımız vardı...
C: İncil'deki kehanetler bir korku ve kaos döneminden bahsediyor, ardından sükunet ve ardından büyük bir
huzur, yenilenme ve bereketin içinde beklenmedik bir şekilde gelen son.
S: (L) Tamam, şimdi bunu açıklayın lütfen.
C: Hayır, siz açıklayın lütfen!
S: (L) Tamam, bence bu "son" denen şey "yoğunluk sınır geçişi", yani "dalga"dan geçişimizi ifade ediyor.
C: Evet, ama bahsettiğimiz kehanetler hakkında bilgin yok mu?
S: (L) Göklerin yıldırıma benzer bir patlamayla yıkılacağının, dünyanın ateşle kavrulacağının söylendiği
Peter'in mektubundan mı bahsediyorsunuz?
C: Hayır.
741
S: (L) Şükürler olsun! Danyal'ın kitabında bir olay ile diğer bir olay arasındaki süreçten bahsedildiği yeri mi
kastediyorsunuz?
C: Yakın.
S: (L) Tamam. O bölümü bulup inceleyebilirim. 6.3 yıldan mı bahsediyoruz?
C: Evet, ama bu doğru değil.
S: (T) Yılların sayısı doğru değil. (L) Tamam, bu konuya daha önce de değindiğiniz için şunu sormak
istiyorum; teknoloji yoluyla, yaklaşan yeni yoğunluğa ulaşan bir geçiş yaratıp ya da paralel bir evren
yaratıp bu olaydan kurtulmak mümkün mü?
C: Hayır.
S: (L) Kesin olan şeylerden...
C: Peki güneşin ikizi olan kahverengi yıldız, güneşin ışığıyla aydınlanacak kadar yaklaşırsa?
S: (T) Eğer aydınlanacak kadar yaklaşsaydı, bunun bariz sonucu o yıldızın GÖRÜLMESİ olurdu. Ve insanlar
büyük bir panik yaşardı...
C: Evet.
S: (T) Hükümetler devrilirdi...
C: Korku ve kaos. Peki ya tekrar kaybolduğunda?
S: (L) Her şey iyi görünürdü! Ama Oort bulutuna çarpılmış olduğunun farkında olmazlar! Aman tanrım!
C: Peki sonra?
S: (L) Tüm bu dehşete ve kaosa neden olacak olan şey Oort bulutu veya kometler değil, aydınlanan
kahverengi yıldız olacak yani... Sonra tekrar uzaklaşacak, sonra kimse neyin gelmekte olduğunu bilmiyor
olacak! Ve hem İncil hem de Nostradamus bundan bahsediyor. Ama bu daha önce kavranamamıştı!
Pekala, kometlerin Oort bulutundan buraya ulaşması ne kadar sürer?
C: Komet kümesinin normal kometlerden çok daha hızlı seyahat ettiğini söyleyelim sadece.
S: (T) Ve bunun nedeni kometlerin büyük bir yıldızın çekimiyle savrulması...
C: Komet kümesinden daha önce bahsetmiştik ve bu sefer Dalga'yla birlikte geldiğini söylemiştik.
S: (L) Dalganın enerjisi bu kahverengi yıldızdan mı geliyor?
C: Hayır.
S: (L) Dalga bir dalga. (T) Yani karanlık yıldız Oort bulutundan geçecek ve bize çok yaklaşması da gerekmiyor.
O kadar yaklaşan herhangi bir yıldız aşırı yaklaşmış olur zaten. Yıldızın çekimi bu kometleri üzerimize
savuracak. Ve daha da önemlisi hemen arkalarında da dalga var... yani hem çekiliyor hem de itiliyorlar.
C: Hayır.
S: (L) Kahverengi yıldız kometleri savuracak ve ardından kometler zaten gelmekte olan dalganın önüne mi
düşecekler?
C: Evet. Bu defa. İnsanlık geçen çağlarda komet kümesini deneyimlemişti ama dalganın bir önceki geçişi çok
daha uzun bir zaman önceydi.
S: (L) Bu dalga bir çekim dalgası mı?
C: İlişkili.
S: (L) Tamam, şimdi... (T) Dalga bir enerji formu. (L) Evet, daha önce dalganın "hiperkinetik duyumsayış"
olduğunu söylemişlerdi.
C: Yoğunluk sınırı... Aradığın kuantum faktörü bu Laura, bunu "Nuh" çalışmana ekle ve sonuçlara bak.
S: (L) Bu kahverengi veya karanlık yıldızın kendi yörüngesinde gezegenler var mı?
742
C: Hayır.
S: (T) Tamam. Bunun Sitchin ve onun "Nibiru gezegeni" ile bir ilgisi yok. (L) Eğer dalga Güneş Sistemi'nin yeni
yoğunluğa geçişindeki kuantum faktörüyse, bir atomun geçişiyle ilgili faktör nedir?
C: Elektronlar ne yayıyor?
S: (L) Fotonlar... (T) Bir tür elektrik akımı. (L) Elektronun herhangi bir parçası olmadığını düşünüyordum...
Temel parçacık olduğunu...
C: Doğru...
S: (L) Peki ne yayıyor elektron? (T) Bir EM alanı mı?
C: Çekim hakkında ne dedik? Ne dedik!?
S: (T) Ne dediler? (L) Çekimin... (T) Daha önce ne okuyordun...
C: Oku.
S: [Önceki bir celseden çekimle ilgili şeyler okuyor.] (L) Elektron çekim mi yayıyor?
C: Evet.
S: (L) Eğer...
C: Elektromanyetik olarak.
S: (L) Kuantum geçişine neden olan şey nedir? Çekimin toplanması ve dağıtılması. Atomun çekim
toplamasına veya yaymasına neden olan şey nedir?
C: Elektronun "atom" denklemindeki yeri nedir?
S: (L) Elektron çekirdek etrafında dolanıyor... (T) Gezegenler Güneş etrafında dolanıyor. (L) Elektronun
topladığı enerji, veya atomun herhangi başka bir parçasının topladığı ve bir kuantum geçişine neden olan
enerji ona dışarıdan mı geliyor? Bir dalgadan mı?
C: Çekirdeğin etrafında kaç elektron dolanıyor?
S: (L) Atomuna bağlı. Elektronların sayısı atomun ne atomu olduğunu belirliyor... Yörüngesindeki
parçacıkların sayısı...
C: Evet.
S: (T) Ve kendine özgü bir yörüngeleri oluyor...
C: Evet... Peki makro-dinamik olarak güneşin bununla ilişkisi nedir?
S: (L) Tamam, atomun çekirdeğindeki birşey elektronların bir geçiş yapmasına mı neden oluyor?
C: Çekirdeğin etrafında kaç elektron dolanıyor?
S: (L) Güneş'in mi? Güneş'in çekirdeği etrafında kaç elektron dolandığını mı soruyorsunuz? Farklı atomların
farklı sayıda elektronu var...
C: Herhangi bir atomun.
S: (L) Değişken.
C: Hangi aralıkta değişken?
S: (L) Bir taneden doksan veya yüzlerceye kadar...
C: Peki sayıyı belirleyen şey nedir?
S: (L) İyi bir soru! (T) Bir atomu helyum, başka bir atomu oksijen yapan şeyin ne olduğu mu? Oldukları şey
olmayı nasıl bildikleri...
C: Hayır.
743
S: (T) Peki nedir sayıyı belirleyen şey?
C: Çekirdeklerin yapısı mı acaba?
S: (L) Evet. Doğru. Unuttuk. Protonları veya çekirdekte her ne varsa onları etkileyen ve sayılarını belirleyen
şey nedir?
C: Hangi yapı yörüngede tek bir elektronun dolanmasına neden olur?
S: (L) Tek bir proton mu?
C: Şimdi makro-dinamik olarak düşünün.
S: (L) Daha önce güneşin bir pencere olduğunu söylemiştiniz, veya bir noktadan başka bir yoğunluğa geçiş.
Atomun çekirdeğinin de bir pencere olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Söylediğimiz şey güneşin bir proton, ikizinin ise bir elektron olduğu!
S: (L) Hala anlamaya çalıştığım şey şu... dalga makro-kozmik atomda geçişlere neden oluyor... mikro-kozmik
atomdaki geçişlere neden olan şey nedir? Kuantum sıçramasına neden olan şey nedir? Atomda ne
birikiyor da onun bir geçiş yapmasını sağlıyor? (T) Bu bir birikme durumu mu yoksa dağıtma durumu mu?
C: Büyük Döngü'nün tamamlanması.
S: (J) Döngü. (L) Hayır, hayır...
C: Güneş'in ikizinin her 3600 yılda bir göründüğünü kim söylüyor?
S: (L) Pekala, 3600 yıllık bir komet kümesi döngüsü var. İkiz güneş ise tamamen başka bir döngü ve bir de
dalga var ki o da Büyük Döngü oluyor. Demek doğada bir geçişe neden olan üçlü birşey var?
C: "Biyoritimler" gibi.
S: (T) Üç yönlü kötü bir zaman geliyor demek! Ya da nasıl baktığına bağlı olarak iyi bir zaman.
C: Eğer John C. Rockefeller isen kötü zaman, Mahatma Gandi isen iyi zaman.
S: (L) Yani atomaltı geçişlerde de mi üçlü bir olay gibi birşey olacak? Biyoritim gibi?
C: Evet.
S: (L) Demek göz önünde bulundurulması gereken üç faktör var... yoksa üçten fazla mı?
C: İkisinden biri.
S: (L) Rastgele sayıda olaylar da olabilir mi?
C: İstersen.
S: (L) Faktörleri azaltıp arttıran şey kısmen gözlemciye mi dayalı? Bilinç?
C: Evet.
S: (T) Demek burada birleşecek olan üç ayrı döngü göreceğiz...
C: Her şeyin makro dinamik ve mikro dinamik yansımaları var. Şimdilik bunları hazmetmenizi öneriyoruz; ve, korkmayın! Bu hemen olmak üzere değil! 
----------------------------------------------------------------
C: Söylediğimiz şey, artık Arkadiusz'un soru sorma zamanı.
S: (A) İlk sorum : komet kümesinin ve 'ikiz güneş'in gelişinin zamanlamasında bir değişiklik oldu mu ?
C: Bu tür bir "zamanlama" yok.
1240
S: (A) Bu tür bir zamanlama yok, ama gelmekte olan felaketlerle ilgili bir belirsizlik vardı...
C: Felaketler mi ?!?
S: (A) Evet felaketler... Kometler gelecek ve bunlardan bazılarının bir kutup kaymasına sebep olması söz
konusu ve bu gerçekten de bir felaket anlamına geliyor...
C: Whoa! Bir dakika Arkadiusz! Bunların hepsi hangi perspektiften baktığına bağlı. Sübjektif olmayalım. Eğer
birisi bu sözde "felaketin" ortasında 4. Yoğunluğa geçiyorsa, bu ne tür bir felaketsellik ?!? Ve bu denli
belirlenmemiş bir şeyden bahsediyorken nasıl olur da birisi "zamanlamayı" bilebilir ?
S: (A) Tamam, anlıyorum; 4. Yoğunluğa geçecek bazıları için bu bir felaket olmayacak.
C: Ve 5. Yoğunluğa geçecek bazıları için de o kadar kötü olmayacak. Sanki bir çeşit, " arkana yaslan ve
gösterinin tadını çıkar."
S: (L) Bir keresinde bana da "arkana yaslan ve gösterinin tadını çıkar" demiştiniz. Bunun anlamı yakında 5.
Yoğunluğa gidecek olmam mı ?
C: Yakında ? Daha sonra ? Ne fark eder ? Şimdi içinde bulunduğun kabın içerisine yerleşmeden önce
fragmanları izlemiştin.
------------------------------------------------------------------
S: (L) Peki, Güneş Sistemi'nde olup bitmekte olan olaylara dönmek istiyorum. Ortalıkta uçuşmakta olan bu
şeyleri merak ediyorum. Son zamanlarda çok sık rapor edilen, astroidler, kometler, ateş topları,
meteorlar, ve meteor-uzay gemisi karması gibi görünen şeyleri. Her türden hareketlilik gerçekleşmekte.
Ayrıca çok sıradışı bir şekilde aktifleşen Eta Carinae yıldızı ile ilgili de bir yorum var. Bu bir şekilde bir şeyin
ön işareti mi ?
C: İşaretler zihinsel farkındalıkları birleştirirler.
S: (L) Anlıyorum! Eta Carinae, bir "süpernova" olayındaki gibi patlayacak mı ?
C: Patlayacak, ama asıl soru; ne zaman patlayacak.
S: (L) Bu yaklaşmakta olan kometler için daha fazla söyleyebileceğiniz bir şeyler var mı ? Güneşin içine doğru
uçuşan cisimler gözlemlendi. Son zamanlarda Güneş'in aktivitesi aşırılaşmış durumda, tamam bu
döngüsel bir şey, ama bunlar normal döngüye kıyasla oldukça ekstrem seviyelerde. Muhtemel İkiz Güneş
le ilgisi olabilir mi ? [ç.n. normal döngü ile kastedilen Güneş'in (Jüpiter'in yörüngesel yakınlık ve uzaklığına
bağlı olarak değişen) 11 yıllık en kısa döngüler kastediliyor. ]
C: Bir çok şey olmakta, evet. Ama bu döngüsel bir şey. Ve ne olduğunu söylemeyeceğiz. Geçmiş dikkatlice ve
tam doğrulukta çizilmiş bir haritadır ve sizin ihtiyacınız olan tüm cevapları içinde barındırır. Kahinlerin bu
işi nasıl yaptığını düşünüyorsunuz ki ?
S: (L) Nasıl?
C: Hayır.
---------------------------------------------------------
C: Her zaman "eli kulağında" bir kriz/çöküntü yok mu?
S: (L) Elbette var! Bu, Haftalık Dünya Haberleri dergisinin Dünyanın Sonu'nu bir hafta önce tahmin etmesine
benziyor. En nihayetinde haklı çıkacaklar! (A) Belki de çıkmayacaklar. (L) Mail grubundaki bu yeni
katılımcıyla olan tartışmamızda gündeme gelen konulardan biri, en az bin yıl daha dünyada geçiş
bakımından herhangi önemli bir olayın olmayacağına dairdi. Bu şahıs önümüzdeki bin yıl boyunca yavaş
yavaş bir dönüşüm yaşayacağımızı ve hiçbir felaket veya dünya değişimi olmayacağını söylüyor. Bilinçte
meydana gelen değişimler itibariyle böyle bir seçeneğin mevcut olup olmadığını merak ediyorum.
C: Olabilir. Ama hatırla, "gelecek" yalnızca mevcut pek çok gerçeklikten birinin seçilmesi meselesi.
Seçicilerinin, menüde mevcut gerçekliklerinden hangisini seçecekleri meselesi.
S: (L) Merak ediyorum. Şimdi de bu büyük 05-05-2000 olayı var. Bugün bunun hakkında birşey okudum.
İddiaya göre bu tarihte gezegenler aynı hizada dizilecek ve solar döngüde bir zirve olacak ve bunun
neticesinde de depremler, vesaire, büyük bir karmaşa çıkacak. İnsanların çoğunluğunun BU zaman hattını
deneyimlemesi ihtimali nedir?
C: 0.1
S: (A) Pek çok insan dünya değişiminin en olası tarihinin 2012 olduğunu söylüyor. Bu sizin daha önce komet
kümesinin ve ikiz güneşin varış zamanıyla ilgili olarak verdiğiniz bir son tarihti. ... Elbette bu hiçbir zaman
olmayabilir de ama halen muhtemel mi?
C: Belki...
S: (A) 0.1'den daha iyi bir olasılık mı?
C: 0.1 ile 100 arasında.
-------------------------------------------------------------------
S: Dünya ve ikiz güneş meselesine dönelim. Barry bu ekin çemberindeki gezegen konumlarına dayalı olarak,kometlerin dünyaya 2003'te düşmeye başlayacağını tahmin ediyor. Bu ekin çemberi bizim güneş
sistemimizdeki gezegen konumlarının bir temsili olmasa bile, Barry psişik olarak algıladığı bir bilgiyi
mantıksallaştırmada mı kullanıyor bu ekin çemberini? Bu fikrin veya tahminin doğru çıkma olasılığı nedir?
C: Muhtemelen olmayacak.
S: Kendi hesaplamalarına göre, ikiz yıldızın yörüngesinin yaklaşık 5000 yıl olduğunu söyledi...
C: Bizim "ikiz yıldız"la ilgili olarak verdiğimiz bilgiler, rehberlik etme amaçlarına yönelik birer ipucu. Mutlak değil.
S: Michael'ın insanlığın başlangıcını 58.000 yıl öncesine dayandırması meselesi hakkında ne
söyleyebilirsiniz?
C: Hayır. 58.000 yıl önce, sizin algıladığınız şekliyle, dünya üzerindeki insan türleri çok uzun süredir kök
salmış güçlü bir tekno-toplum durumundaydı.
S: Michael bilgisini nereden alıyor?
C: Sapla samanı birbirinden ayırın.
---------------------------------------------------------------------
S: (L) Güneş sistemindeki gezegenler normal yörüngelerinden sapacak mı? Bu bir olasılık mı?
C: Evet.
S: (A) Sadece kometlerin yörüngesinden dolayı mı?
C: Evet. Ayrıca ikiz güneş.
S: (A) Kometlerden bahsederken, bunların çarpmalarından mı bahsediyoruz?
C: Bazıları çarpacak.
S: (A) Elektriksel fenomenler bir rol oynayacak mı?
C: İkiz güneş tüm sistemdeki elektrik akımını topraklıyor ve böylece "motor" çalışmaya devam ediyor.
S: (L) Yani solar sistemdeki tüm cisimler bir çeşit devasa bir makine mi oluşturuyor? Ve bu elektrik akımı
bunlar arasından akarken, pozisyonlarına göre bu makinenin çalışma biçimini etkiliyorlar mı?
C: Evet, aşağı yukarı.
S: (A) Bu manyetik kutup ters dönüşü hakkında birşey sormak istiyorum. Dinamo mekanizması açısından,
gezegenlerin manyetik alanıyla ilgili mevcut teori ve anlayışa göre, sıvı bir metal var; demir. Konvektif
akımlar var ve manyetik alan üzerinden bir kendini uyartım var. Mevcut model bu. Bu manyeto-hidrodinamik türüne dayalı olarak manyetik kutup yer değiştirmesi fenomenini modellemeyi başardılar. Bu
model temel olarak doğru mu?
C: Yalnızca kısmen.
S: (A) Bu modelde eksik olan en önemli şey nedir?
C: Kristalin amonyak çekirdek.
S: (A) Herkes çekirdeğin bir kristal demir olduğunu düşünüyor. Mevcut düşünüş bu yönde. Diyelim ki
amonyak bir çekirdek var. Manyetik alanı olan tüm gezegenlerde bir amonyum çekirdek mi var?
-----------------------------------------------------------
S: (Ark) Yanıtları biliyorum... O zaman sormama gerek yok, öyle değil mi? (L) Yanıtlara erişmene yardımcı
olacaklarını söylediler. (Ark) Anlıyorum. (L) Sor hadi. (Ark) Güneşin ikiziyle ilgili 1998 celsesi. İkiz güneşin ne kadar yaklaşacağını sormuştum ve siz de "Mesafe, tanığın yerinin kesişim yörüngesi gibi çeşitli
faktörlere bağlı" demiştiniz. Bunun ne anlama geldiğini bilmiyorum. Tanık kim?
C: Dünyadaki siz. En yakın konum sırasında dünya güneşin ters tarafında olabilir.
S: (Ark) Tamam. Tanık benim. Ama mesafenin kesişim gibi diğer faktörlere dayalı olduğunu söylüyorsunuz.
Bu faktörler belirli değil mi? En yakın durum sırasında dünyanın nerede olacağı belli değil mi?
C: Güneş sisteminin dış bölümündeki çekimsel faktörler nedeniyle, hayır.
S: (L) Yani bunu hızlandırabilecek veya yavaşlatabilecek şeyler olabilir mi? (Ark) Bunu anlamıyorum, çünkü çekimsel faktörler bellidir. Bizim bilmediğimiz bazı çekimsel faktörler mi var? Karadelikler filan?
C: Dünya biliminin bilmediği cisimler.
S: (Joe) Dev UFO'lar gibi! (Ark) Öyle olmalı...
C: Karanlık...
S: (Ark) Karanlık mı? (Burma Jones) Karanlık madde mi? (Ark) Karanlık madde diye birşey yok. Var mı?
C: Var.
S: (Joe) Şimdi başın dertte! (Ark) Ama bildiğim kadarıyla güneş sisteminin galaksi içindeki yörüngesini
tahmin edebiliriz. Galaksi oldukça iyi biliniyor.
C: Açıklanmamış anomaliler var!
S: (Ark) Pekala. Biraz daha ilerledik sayılır. Bazı hesaplamalar yaptım... (L) Neden o anomalilerin neler
olduğunu sormuyoruz? (Ark) Çekimsel anomaliler. (L) Neyi kastediyorsun? (Ark) Pioneer'ın yörüngesinde
anomali var. Tüm dönen galaksilerde anomaliler var... (L) Ama tüm bunların tahmin edilebilir olduğunu
söylemiştin. (Ark) Aşağı yukarı... Yani bunlar küçük anomaliler, büyük değil. Rakamlar hakkında sormak
istiyorum. Yıllar önce bu rakamları sorduğumuzda kaçamak yanıt vermiştiniz. Hatta kaçamak cevap
vermenizin iyi bir nedeni olduğunu söylemiştiniz. Ben elimden gelen şekilde hesaplamaları yaptım.
Verilerimiz sınırlı olduğu için çıkardığımız sonuçlar da alakasız olabilir tabi. Elde ettiğim rakam 26 milyon
yıllık bir döngü. Bu yaklaşık olarak doğru mu? (ç.n.: ikiz güneşin bir tam turunun süresi sanırım.)
C: Çok yakın; 28.2 milyon yıl.
S: (Ark) Bir de bu ikiz güneşin kütlesi hakkında soru sormuştum ve "güneşinkinden çok daha düşük"
olduğunu söylemiştiniz. Güneşin kütlesinin yarısı olarak kabul ediyorum. Bu yaklaşık olarak doğru mu?
C: 3.4 daha yakın.
S: (Ark) %3 mü?! Yarısı değil mi?? O halde yaklaştığı zaman güneş sisteminde yörünge dengesizliklerine
neden olacak demektir.
C: Öyle!
S: (Ark) Hmm.
C: Geçmişte de bunu yaptı. Kayıtları kontrol etmen yeterli.
S: (Joe) Geçmişte güneş sisteminde yörünge dengesizliklerine mi neden oldu? (L) Yani kayıtlara bakıp
bunların ne tür dengesizlikler olduğunu bulabilirsin. Jeolojik bir kayıt olabilir, tarihsel bir kayıt olabilir,
arkeolojik olabilir vs. (Ark) Bakacağım. Kontrollerim için son bir soru daha. ... Şimdi bu ikili yıldız sistemi...
Güneş ve onun ikizi. Bunlar birbirleri etrafında dönüyor. Güneş çok az hareket ediyor, çünkü ağır. Yarıbüyük ekseni hesapladım. Düz eliptik bir yörünge. Yarı-küçük ekseni biliyoruz çünkü bu eksenin Plüton mesafesinde olduğunu biliyoruz. Buna dayalı olarak yarı-büyük ekseni hesapladım ve 87.000 astronomik birim yanıtına ulaştım, ki bu da yaklaşık 1.3 ışık yılı yapıyor. Bu 1.3 ışık yılı aşağı yukarı doğru yanıt mı?
C: 1.7
--------------------------------------------------------------------

S: (Ark) Güneş sisteminin ekseni presesyon/yalpalama yapıyor mu?
C: Bir fark yaratacak kadar değil. Ama Galaksi yapıyor!
(Galaksi ve Güneş Sistemi hakkında tartışma)
S: (Ark) Yani ikiz güneş ekliptik düzleminde?
C: Evet. Kapasitörün bir kısmı
--------------------------------------------------------------------S: (Belibaste) Oo, bu çok ilginç gerçekten. On bir yıllık güneş döngüsünün temel nedeni nedir?
C: İkiz güneşin geçişlerinden kaynaklı yankılaşımlar.
S: (Perceval) Güneşin ikizi her on bir yılda bir mi geçiyor?
C: Rezonans.
S: (L) Her on bir yılda geçmiyor. Her geçtiğinde bir tür rezonans yaratıyor. (Belibaste) İkiz güneşten
bahsetmişken, şu anda dünyaya ne kadar uzak? (Ailen) Açık!
C: Açık!
-----------------------------
                    ****************
Proton  hakkındaki diğerleri,
-------------------------------------------
C: Çekirdeklerin yapısı mı acaba?
S: (L) Evet. Doğru. Unuttuk. Protonları veya çekirdekte her ne varsa onları etkileyen ve sayılarını belirleyen
şey nedir?
C: Hangi yapı yörüngede tek bir elektronun dolanmasına neden olur?
S: (L) Tek bir proton mu?
C: Şimdi makro-dinamik olarak düşünün.
S: (L) Daha önce güneşin bir pencere olduğunu söylemiştiniz, veya bir noktadan başka bir yoğunluğa geçiş.
Atomun çekirdeğinin de bir pencere olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Söylediğimiz şey güneşin bir proton, ikizinin ise bir elektron olduğu!
S: (L) Hala anlamaya çalıştığım şey şu... dalga makro-kozmik atomda geçişlere neden oluyor... mikro-kozmik
atomdaki geçişlere neden olan şey nedir? Kuantum sıçramasına neden olan şey nedir? Atomda ne
birikiyor da onun bir geçiş yapmasını sağlıyor? (T) Bu bir birikme durumu mu yoksa dağıtma durumu mu?
C: Büyük Döngü'nün tamamlanması.
-----------------------------------------------------------
C: Nötron yıldızlarının, süper novaların, "kara deliklerin" vs özelliği nedir?
S: (L) Kara deliğe giren şey pulsar olarak mı çıkıyor?!
860
C: Hepsi madde/antimaddenin kesişim noktaları... Sizin bildiğiniz şekliyle, gerçeklikler arasındaki sınır...
madde alemleri / eterik alemler, yoğunluk seviyesi kavşakları, gerçeklikler. Bu pencerelerden kolaylıkla
geçilebilir; hatırlayın, yıldızlar ve gezegenler de birer pencere.
S: (L) Ve yıldızlar ve gezegenler dev birer atom olarak tanımlanmıştı. Atom pencere mi?
C: Evet.
S: (A) Proton pencere mi?
C: Evet.
S: (A) Peki foton da pencere mi?
C: Evet.
S: (L) Çekim bu maddi alemdeki nesneler arasındaki çekimden ziyade eterik alemden pencere yoluyla
yansıyan birşey mi?
C: Çekim hayal edilebilir tüm varoluş için ortak "bağlayıcıdır." Bununla ilgili bilmeniz gereken tek şey bu.
S: (L) Tamam, bağlayıcı. Çekim DNA iplikçiklerini bağlayan zayıf hidrojen bağlarıyla aynı şekilde bir
bağlayıcılığa mı sahip?
C: Hayır.
S: (L) Peki fosfat bağının karbon atomunu bağlaması gibi mi?
C: Bunlar maddi. Burada hepiniz için kayıp olan bağlantı, çekimin maddesel olduğu kadar antimaddesel
oluşu!!
S: (A) Bu, bizim mekan/zamanımızın bir alanın sınırı oluşu kavramı mı? Bu doğru bir resim mi?
C: Evet.
S: (A) Peki bu çekimle ve antimaddeyle ilgili olarak, bu tür iki alanın, pozitif ve negatif alanın olduğunu
düşünmek doğru mu? Ve çekim de pozitif ve negatif arasındaki ilişkiyle ilgili.
C: Çekim, mutlak bir şekilde varolan herşeyin "yakıtı", "kanı!!!"
-------------------------------------------------------------
S: (A) Ama diğer yandan vakum diyorlar... (L) Ama hayatım, mutlak vakum diye bir şey yoktur! (A) Evet
haklısın, tamam. (A) Şu Yedinci Yoğunluğu anlamak istiyorum. Protonlar Yedinci Yoğunluktan mı geliyorlar
? Yoksa Yedinci Yoğunluğa açılan pencereler mi ? Ya da nedir ? (L) Protonların Yedinci Yoğunluktan
geldiklerini söylediniz. Tam olarak hangi anlamda söylediniz bunu ?
C: Mutlak anlamında.
S: Öyleyse bir proton Tanrı'nın bilincinin küçük bir tezahürü mü ?
C: Hayır.
S: Açıkçası, mutlak anlamdan benim anladığım bu. Doğrusunu söyler misiniz ?
C: Fazla karmaşık.
S: (L) Tamam. (F) Örümcek. (A) Aynen, örümcek! [Tam bu anda bir örümcek iplikçiği ucunda tavandan
aşağıya sarkmıştı] (L) Mini mini örümcekcik... (A) Bir casus! (F) Evet ama İkinci Yoğunluk türü olanlardan.
(A) Ama bir çok protonu var! (F) Ve bu da Yedinci Yoğunlukla bağlantısı. [örümcek kurtarıldı ve başka bir
yere konuldu.] (L) Tamam, şimdi sorulara dönelim, şu proton meselesi ile ilgili bana biraz fikir verebilir
misiniz ?
C: Sor.
S: Tamam, bir proton bir elektronla eşlenmiştir. (V) Ne kadar sayıda protonun aşağıya ineceğine ya da belirli
bir zamanda ne kadar proton bulunacağına Yedinci Yoğunluk mu karar veriyor ? (L) Sanırım bu soru bizi
şu an bulunduğumuz noktadan epey uzak bir noktaya sürükleyecek bir soru olurdu.
C: Evet, öyle olurdu.
S: (L) Sakinleş V. Elimde örümcek ağı var. Tamam. Protonlar. (V) Protonlar enerji parçacıkları değiller mi ? (L)
Bir proton fermiondur [ç.n. fermion moleküler fizikte parçacıkları tanımlayan bir kavram, kabaca anlamı,
aynı yerde aynı zamanda bir arada bulunamayan parçacık türü.] (A) Evet, proton bir fermiondur. Tamam
protonla ilgili bir sorum olacak. Ebedi midir yoksa sonlu mudur ? [ç.n. : bozunup, çürüyüp, yok olur mu]
Eğer Yedinci Yoğunluktansa bir proton ne kadar süre yaşıyor ?
C: Atomik patlama yoğunluk penceresini harmanlayıp uyumluyor.
S: (A) Harmanlamakla kastettikleri nedir ? Patlıyor ! Ne ile harmanlanıyor ?
C: Atomik zincirleme reaksiyon denkleminde protonları nereye oturtuyorsun ?
S: (L) Atomik zincirleme reaksiyonda protonlara ne oluyor ? (A) Tamam. Buna bir bakmam gerekecek.
Bakacağım. Fakat bununla ne ilgisi var ? (L) Eğer bir proton Yedinci Yoğunluktansa açıkça bu bir pencere.

(A) Evet bir pencere. Çok küçük bir pencere. (V) Gitmem gerekiyor. (L) Tamam burada keseceğiz ve
atomik zincirleme reaksiyon konusuna, hangi soruları sormamız gerektiğini bildiğimizde geri döneceğiz.
--------------------------------------------------------
S: BW yıldız sistemlerinin oluşumu ve bu tür sistemlerde ikili bir yıldız sisteminin gerekliliği hakkında bir
makale yazdı. Onun hesaplamalarına ve teorisine göre hesaplanan ikiz yıldız kütlesi, bizim yıldız
sistemimizdeki ikiz yıldızın kütlesiyle ilgili olarak sizin belirttiğiniz oranın çok daha düşük olması gerektiği
sonucunu doğuruyor. BW iki yıldız arasındaki ilişkinin bir protonla bir elektron arasındaki ilişkiyle aynı
olması gerektiğini söylüyor kütlesel olarak. Haklı mı?
C: Atomun özellikleri bulmacasını tamamen çözdüğünüzü düşünene kadar, ayna-yansıması atom özellikleri
tuzağına düşmemek daha iyi.
----------------------------------------------------------


Evvela kaybına kahrolduğumuz ama şimdi güzel yerlerde olduğunu tahmin ettiğimiz Tiversenus dostumun ikiz güneş hakkında yorumunu getireceğim,  birdenbire  bu dost gözden kayboldu gibi üst yoğunluk mensubu muhtemelen ve  Fizkçiydi kardeşim ne güzel anlatmış,
----------------------------------------------------------
Birleşecek Olan Üç Ayrı Döngü

1. Güneş'imizin "ikizi" olan "kahverengi yıldız", Güneş'in ışığı ile gözükecek kadar yaklaşacak, böylece bunun bariz sonucu olarak o yıldız (ikiz) görülecek ve insanlar büyük bir panik yaşayacaklar. İnsanlar arasında "korku ve kaos" olacaktır. Daha sonra bu "ikiz" yıldız tekrar kaybolacak, "çok korkutucu bir dönemden sonra" görünüşte tekrar bir normal sukunetli bir dönem yaşanacak. Güneş'imizin "ikizi" olan yıldızın Dünya'dan Güneş ışınları ile görülebilecek kadar Dünya'ya yaklaşması bir döngü içerisindedir.

2. Bir sukunet döneminin ardından, ayrı bir döngüye sahip olan Ourt bulutundan kaynaklanan Kometler (göktaşları) Dünya'ya ulaşacaklar. Bazı insanlar bu komet kümesini, 12. gezegen veya Nibiru olarak algılamışlardır. Aslında bunlar kometler olup, toplu halde gözlemlendikleri için "gezegen" olarak algılanmışlardır. Sümer'lilerde geçen budur. İnsanlık, geçen çağlarda komet kümesini deneyimlemişti ve 3600 yıllık bir komet kümesi döngüsü var. İşte bu kometler Dünya'ya çarpacaklar. "İnsanlığın deneyimsel döngüsündeki felaketler bu komet kümesinin geçişine tekabül ediyor". Komet kümesi ilk defa Büyük Döngü'yle veya diğer adıyla "Dalga" ile beraber gelmektedir. Bu ilk kez olacak, insanlığın tarihinde.

3. İnsanlığın "Cennet'ten Düşüş" hikayesinin başlangıcı ile (fizikselliğin seçimi ile) "Büyük Döngü" başlar. Bu döngü kapanacaktır. Bu döngünün süresi 309.000 yıldır. Daha doğrusu 3.Yoğunluk Fizikselliğine (Cennetten Düşüş) geçen insanlar, 309.000 yıl sonra bir Büyük Deneyim'in kapanışını yaşayacaklar. Dünya "gezegen" olarak 4. Yoğunluğa geçecek. Büyük Döngü'ye Dalga' da denilmektedir.

Kısaca Özetlemek Gerekirse:
1. "İkiz Güneş"in Görülmesi Döngüsü ve Korku ve kaosun yaşanması, bir süre sonra, İkiz'in gözden kaybolmasıyla; bir rahatlık ve sukunet dönemi,
2. Komet Kümesi (göktaşları) döngüsü, 3600 yıllık döngülü.
3. "Büyük Döngü" nün kapanması, 309. 000 yıllık döngülü, Dünya'nın 4. yoğunluk realitesine geçişi.
Kısaca Dünya ve üzerindeki İnsanlığı bekleyen olayların sırası (Kasyopya Celselerinde) bu şekildedir.
"İncil'deki kehanetler bir korku ve kaos döneminden bahsediyor, ardından sükunet ve ardından büyük bir huzur, yenilenme ve bereketin içinde beklenmedik bir şekilde gelen son." diyorlar. Kasyopya'lılar Danyal'ın kitabına da atıfta bulunarak bunun gerçeğe "yakın" olduğunu vurguluyorlar.
Burada birleşecek olan 3 ayrı döngü göreceğiz. Şimdilik bu bilgiler hazmedilmeli ve korkulmamalıdır. Bu bir fırsattır.Kasyopya'lılar "Eğer John C. Rockefeller isen kötü zaman, Mahatma Gandi isen iyi zaman." diyorlar.

-------------------------------------------------------------

Benim yorumum,
Ağır bilgiler dediğimiz ama yavaş yavaş o bilinç yumağını çözmeye de başlayacağımız bir düşünceler zamanı geçirebilirsek şu neticelere varabiliriz, minimal bir özet olarak,

*güneşin ikizi var ve kahverengi güneş olarak adlandırılıyor

*bu ikiz güneşin eliptik bir döngüsü var tahminen 28.2 milyon yıl

*ikiz güneşin kahverengi olup göremediğimiz olanı bowling oyunundaki top gibi oort bulutu dediğimiz güneş etrafındaki kuyruklu yıldızlar topluluğunda geçerken bunları etkilendiriyor ve kometlerin oluşmasına savrulmasına sebep oluyor

*Bu kometlerin dünyaya çarptığı ve daha büyüklerinin de çarpması meselesi var

*Güneş aynı zamanda bir pencereye sahip ve o pencere 7 yoğunlukla bağlantılı

*Maxi gerçekliğin minimum yansıması olan atomda proton var ve proton miktarına göre elektron oluşuyor yani  güneş ve  gezegenler ve atomlarda da proton ve elektronlar

*Protonda da pencere var yani o da 7. yoğunlukla bağlantılı,

*Çekim denilen ve ilerde fırsat bulursam ameliyat masasına yatıracağım var olan her şeyi bağlayan o "şey"bu pencereler yoluyla her şeyle ilintli

*İşin enteresan noktası bu gelmesi beklenen etkili kometlerle beraber o meşhur yoğunluk değişimi sağlayacak dalga da geliyor

*özetle üçlü birleşim, ikiz güneş -komet-4. yoğunluk dalgası

*Ve bu dalga gelmesi algılamada kuantum kurallarını oynayabilen kısaca seçim yapabilecek kapasiteye gelmiş olan bizlerin durumuna göre ayarlanıyor ,komet çarpma salvosunu hissedebiliriz her türlü 3Y özelliği ile yani yıkımlar, çift güneşi görüp çıldırmalar v.s., veya ellerine enseye dayayıp "arkaya yastlanıp olan biteni seyretmeler.."


bozadi

#697
Hatırlatmalar, derlemeler, yorumlar için teşekkürler Tgur. İkiz güneşle ilgili bu tartışmaları/bilgileri hatırlamaktan sevinç duydum.

Tgur

#698
Doğrusu ben de sevindim bunu duyduğuma Sevgili Bozadi ,hatta sabahtan beri içime bir endişe düştü böyle aktarmalarla siteye zarar verici bir birikim yapıp yapmadığımdan ,ilgili celselere sevk edebilirim ama konular celse içinde dağınık durumda, spesifik bir ayırım gerekiyor,böylece "kubbeyi habbe" yapmaya çalışıyorum.


gerçek tosun paşa

#699
Tgur abi yazılarını severek okuyorum, bence üye olan ve olmayan çokça kişi de severek okuyor. Sen kendince yazılar yazmaya ve hatırlatıcı alıntılar paylaşmaya devam etmelisin :) teşekkür ederiz..

Tgur

#700
Teşekkür ederim GTP dostum ben de,
Dün bir rüya gördüm birine yardım için ufak bir kaza yapan aracının tamiratını araya sıkıştırayım ben ödeyeyim dedim çünkü benim aracım da bakımdaydı galiba, sonra faturayı görünce ürktüm anormal bir rakamdı uyandım pişman oldum ve sonunda yardım yapma isteğimin kırılması için KH dezenformasyonu olarak yorumladım kendi kendime,yani bu tip faaliyeti bırakmamam lazım..


bozadi

#701
K'ların epeyce vurguladığı çekim konusundaki çeşitli bilgi ve yorumları bir araya getirdiğin için teşekkürler Tgur. Herşeyi birleştiren veya herşeyin birliğini, tekliğini anlamamıza yardımcı olan bir yönü var gibi görünüyor.

Son zamanlarda üzerinde konsantre olmaya çalıştığım "şimdi ve burada" kavramıyla da yakından bağlantılı bir konu; çekimin bağlantılı olmadığı hiç birşey olmasa da :)




Tgur

#702
Sağol Bozadi ,
Parçanın kapıldığı ve tıkandığı ayrılık zamanlarında ve bireylerin her şey gördüklerimdir  diye takıntılandığında eter ve maddeyi bağlayan bu kozmik yapıştırıcıları anlamaya çalışmak biraz güç olsa da zihnimizde bir burgu gibi yollar açmakta ve bahsettiğin "şimdi ve burada" olan birle birleşimi sağlamakta..



Tgur

#703
S: (A) Hiper uzaydan bahsettiniz. Hiper uzay nedir?
C: 4'ten 7'ye kadarki yoğunluklar. Ama 4'üncü yoğunluk hiper uzayı "geçitte yaşayış" olarak algılar.
S: (L) O iki filme dönecek olursak... "Sphere" filminde Pasifik'in dibinde bulunan dev bir UFO vardı. Pasifik'in
altına gittiği söylenen o dev UFO'yla ilgili hikayelere neden olan şeyin bu kitap ve film olup olmadığını
merak ediyorum...
C: Belki.
S: (L) O hikayenin bir doğruluğu var mı, yok mu?
C: Söylenti doğru olabilir ama özelliği farklı olabilir.
S: (L) Çıktı almak üzere hazırlarken bazı transkriptleri de okuyordum. Bir keresinde "çok güçlü" KH güçlerinin
beni kaçırdığını ve programladığını söylemiştiniz. Eğer beni kaçırdılarsa neden beni geri bıraktılar?
C: Başka türlüsünü mü beklerdin?
S: (L) Bana bir programlama yapmaya çalıştıklarını ama bunun işe yaramadığını, BH güçlerinin müdahale
ettiğini söylemiştiniz. Biraz kafam karışık. Eğer onlar için öylesine bir tehditsem neden beni geri
bıraktılar? Normal koşullar altında sonsuza kadar ortadan kaybolabilirdim de!
C: Hayır.
S: (L) Bunu engelleyen şey neydi?
C: Kapanma.
S: (L) Neyin kapanması?
C: Meditasyon ve hipnoz yoluyla araştırman en iyisi.
S: (L) Yıldızların birer geçit olduğunu söylüyorsunuz. Spesifik olarak neyin geçitleri? Ne geçidi? Veya neyden neye geçit?
C: Başka bir boyuta ne dersin? Hatırla, yoğunluk ve boyutsal kavramlar kesişiyor. Yoğunluk seviyesi daha
ziyade bilinçli farkındalıkla ilişkili ama boyutlar bilince ve diğer herşeye ev sahipliği yapıyor.
S: (L) Yani bir yoğunluk seviyesi içinde bir dizi "evin" olabilir ve yine başka bir yoğunluk seviyesinde yine pek çok başka ev dizisi olabilir, öyle mi?
C: Yakın.
S: (A) Yoğunluk kavramı Sakharov'un yaptığı şeyle mi ilişkili?
C: Yakın. Hiper uzayı 4'üncü boyut olarak düşün.
-------------------------------------------------------
Çekim bahsinde bu alıntı geçti ve "4. yoğunluk hiper uzayı geçitte yaşar gibi algılar" bölümünü izah edememiştik ,ne tür bir yaşantıdır şeklinde zihnimizi kurcaladı ,ama alıntının en sonunda boyut ve yoğunluk kavramları üzerinde dolaşıyorken en sondaki "Hiper uzayı 4. boyut olarak düşün"K.ların cevabı konuyu başka yönlere kaydırdı ,

Başlangıçta boyutları her hangi bir yoğunluğun içinde dilim dilim aşama kademeleri olarak düşünürken öyle olmadığını anladık boyutların "bilince ve diğer her şeye ev sahipliği yapıyor"ifadesi ile (K.ların) boyutun bambaşka bir şekilde tahayyül edilmesi gerekliliğni görmekteyiz,

Biz daha doğrusu ben yoğunluk içinde aşama noktaları derken K.lar da başlangıçta bu konulara yeni başlarken birleşik tanımlamalarda bulunmuşlar yani yoğunluk ve boyut kavramlarını beraber nitelemişler örnek alıntı,
"S: (L) Bu ana gemi nereden geldi?
C: Başka bir yoğunluktan.
S: (L) Yani başka bir boyuttan mı?
C: Evet.
S: (L) Biz bu diğer boyut veya yoğunlukları diğer yıldız sistemleri veya gezegenler olarak mı biliyoruz?
C: Kısmen."

Zira hiper uzay 4. boyut olarak nitelenirse ,bilinçle 4. yoğunluğu hak eden bir ruh 5ve 6 yoğunlukların hepsini geçitte yaşar gibi kabul etmiş bir hale geliyor ,

Maddesel ölüm sonunda kişi direk 5. yoğunluğa gidiyor ve orada 4. yoğunluğu hak edip orada bulunmaya layık  ise 4. yoğunluğun değişken fizikselliğinden ötürü isterse alt yoğunluklara geçebiliyor ki bu daha çok KH yaşantısını seçmişler için geçerli zira KH nın 4. yoğunluktan öteyi istediği pek fazla olmuyor ,daha doğrusu BH olunması hakkında bilgi ve istekleri yok (bu noktada bilinçte kendini kapatıp bizim bu bilgilenme uğraşımıza delilik bunlar diyenlere ne kadar benziyor otur oturduğun yerde şu güzelim dünyayı yaşa daha ne istiyorsun bu arada kurbanını kes ne güzel sevap işlersin ) ,BH ı seçenler için ise hiper uzayı yaşamak serbest yani 5 değil de daha çok 6 burada 7 den bahsetmiyorum o zaten bütün yoğunluklarda endike..

Bu anlatmaya çalıştığımız özelliklerden ötürü 4. yoğunluğa BH olarak geçmek yani onu hak etmek çok önemli zira bilincin ve görüleceklerin büyük bir patlamaya ait olduğunu yavaş yavaş idrak edebiliyoruz.

Not; Bu yorumum sonunda Bozadi dostumdan bir ricam daha olacak alıntıda geçen kısımdaki (orijinalinden) "boyut" ve "yoğunluk"terimlerini bahsettiği şekilde tamam geçip geçmediğini kontrol edebilir mi.


Tgur

#704
Biraz fazlaca sık oldu ama ilgili tarih yanaştığı için dayanamadım,

Malüm katliam zamanı gelmekte ,ne demek istediğimi anladınız ,besin ve kurban bu seferki konumuz,
Fazla uzatmadan aşağıda besin ve kurban konusu ile çarpıcı aktarımlar sunuyorum ,bazıları pek tabiiki tekrarlara sizi mecbur ediyor gibi ama konuları pekiştirip bilgi ve inanç konusunda kaçırdıklarımızın tekrar incelenmesini sağlıyor,

Bazı tesbitlerim olacak ,

Lemuryalılar ( mu medeniyeti) toprağı bile çizmekten çekindiler yani kültür bitkileri için zirai faaliyette bulunmadılar, ne yetişmiş ve olgunlaşmışsa onunla yetindiler ,hayvanlarla dost idiler belki karınlarını doyurmaya kendini teslim eden hayvanlarla bunu hallettiler onların izlerini süren bazı kalıntılar var dünyada bazı Afrika kabileleri ,Avusturalyada Aborjinler ve başka benim bilmediğim medeniyet dediğimizin dışında olan insan toplulukları, bu arada yakınlarda gerçek araştırmalarla yazılmış "bir çift yürek" kitabını okumamış olan varsa tavsiye ederim ,bu anlattığım konuları daha iyi idrak ederler,
 
Uzun döngüden itibaren insanlarda KH yi düstur alan anlayış bu "her şeyin bir "olduğu bilincini adeta parçalayarak malüm ziraat yoluyla kan dökme ve kurban etme yolları ile ,bunları bir çok dinsel ritüellere dayanak yaparak ,yaşamak için genişleyen nüfusu besleme mecburiyetlerini ortaya koymuştur zira sex ve dolayısiyle üreme işi bir numaralı KH yaşantı sistemini başlatmak ve sürdürmek için ilgili aktörlerimiz tarafından sahneye kondu ve aldanan ruhlar yoluyla da şu anda var oluşun en tabii bir şekli halinde sürmekte ve biz de  o "bakmadan atlayan" takımındayız..
Bu noktada DNA da yapılan eksiltmeler zaman içinde gidip gelerek "yılan kardeşliği" uygulamlarını yani savaşmayı kıskançlığı bireyselliğe tam manası ile yapıştıracak faaliyetleri kendine vazife kabul etmiş hali de biliyoruz.

1,2 3.yoğunlukların baş aktörü insanlardır ,bilinç yoluyla alt yoğunlukları kendi maceralarında sürüklemekle birlikte belki de KH yaşantısı dediğimiz maddeyi alabildiğine kullanan ve 4. yoğunluk teknolojisine ulaştıklarında madde ortamının altını üstüne getirip kilitli bir ortam yaratan da onlardır, meseleye bir de bu açıdan bakabilmeliyiz..

1 .yoğunluk hoyratça kullanılmakta hem besin hem de mevcudiyetindeki karbonu almak için alt üst edilerek (odun, kömür,petrol,doğal gaz v.s) 2 yoğunluk fauna ise büyük bir katliam halinde insan bölümüne sunulmakta ve buradaki vahşet dinsel dayatmalarla ve kabullerle adeta şenlik halinde sergilenmektedir ,

Sen et yemiyor musun ey gafil diye soruların üzerime üzerime doğru geldiğini fark edebiliyorum ,evet ben de et yiyorum ama bu vahşetin de farkındayım ,kurban konusu bam başka bir konudur ,vahşetin ritüel haline getirilmesidir zira K.lar da bahsetmişler böyle olmaması gerekli ama yapılmaktadır şeklinde, seri netice elde etmek için yani yumurta ve et temini için o kanatlılara yapılan zulmü görmüyor muyuz devamlı güneş ışığı sanıp yem yeyip semirsinler diye ışık altında bırakıp dinlenme zamanını yok etmeler ,yeni yeni "gezen tavuk" bilinci gelişmekte ne mutlu,

Kurban ise bambaşka bir KH şöleni ,bu insanların "tanrılara insan kurban etme" ritüellerini de ayrıca collosıumlarda hipodromlarda birbirlerini gladyatör sporu diye vahşice katl etmelerinden zevk duyan kalabalıkları da biliyoruz ve hala boğa güreşlerindeki o acımasızlığı tamamen beynin subkortexindeki vahşice duyguların yine beynin kortex insani baskılarından kurtulması ,açığa çıkması ,organik portalların da hemen hemen nüfusun yarısında olduğunu da hatırlarsak bu içgüdüsünde ruhsallıkla insani frenleme özelliği olmayan davranışlardaki azgın hayvanca davranışlara daha bilinçli bakabilmekteyiz,

Ve bütün bunların üstünde bu kurban edilmeye veya mezbahada kesilmeye öldürülmeyi bekleyen ve gören varlığın duyduğu endişe ve korku ile çıkardığı şiddetli negatif enerji kimlerin işine gelmektedir bu yeni gelişmiş bilgilerle lütfen düşünün ,hatta aşağıdaki alıntıların bazısında göreceksiniz bu hale şahit olan insanın ki de eklenerek,

Bu işler yani protein gıdalanması için hayvan öldürmeler başka türlü yapılamaz mıydı ,aborjinlerin kızılderililerin hayvan ruhlarından müsaade isteyerek adeta kendini teslim etmiş hayvancıklar tablosunun bu alabildiğine üremiş insan topluluğunu beslemeye kafi gelemiyeceğini tabiidirki kabul edebiliyoruz toprağın karakterini suni gübreler veya başka usullerle karmakarışık etmeden ve GDO lu zirai ürünlerin devrede olmasını keza..

Hiç olmazsa şu hayvanları öldürmeden ,kurban etmeden evvel  uygun bir ilaçla   uyuşturarak o vahşete maruz kalmalarını sanki önleyemez miyiz kurban etmenin özelliği ritüelin esası kalmaz denmesin yani o aldanmış toplumun çizgisine gelinmesin ,ortada besin temin etmek için ve hadi o ritüeli yerine getirebilmek için bir öldürme var ,bunu niye acı endişe korku hislerini alabildiğine ortaya çıkarabilmek için yapalım ve KH nın emellerine teslim olalım ,kan dökülüyor yine ve ritüelin diğer okumalar v.s. yapılıyor ve elinizdeki zavallı pirzola yapılıp afiyetle yenmek için yine sunuluyor..

----------------------------------------


S: (L) Gözenekleri yoluyla besin alan varlıklara dönecek olursak, bunlar ne tür varlıklar?
C: Hem Kertenkele Varlıkları olarak tanımladıklarınız hem de Griler olarak tanımladıklarınız. Her ikisinin
hayatta kalması için bu gereklidir. Griler Kertenkele Varlıklarının yapay bir tasarımı olmaları bakımından
kısa dalga döngüsünün doğal birer parçası olmamakla birlikte yine de Kertenkelelerin beslenme işlevlerini
taklit ediyorlar.
S: (L) Kertenkele varlıklarının yapay yaratımları olduklarına göre ruhları yok mu demek oluyor?
C: Doğru.
S: (L) Nasıl işlev gösteriyorlar? Robot gibiler mi?
C: Kertenkele varlıklarının ruhlarıyla etkileşme yoluyla işlev gösteriyorlar. Bu teknoloji sizin aşina olduğunuz
teknolojiden aşırı ölçüde daha fazla gelişmiş bir teknolojidir; Griler yapay olarak tasarlanıp üretilme bir
yana, doğrudan Kertenkele varlıklarının zihinsel ve psişik birer projeksiyonu olarak işlev gösteriyorlar.
Dört boyutlu birer araç gibiler.
S: (L) Dört boyutlu araçlar olarak yetenekleri neler?
C: Kertenkele varlıklarının tüm yeteneklerine sahipler ama tabii fiziksel görünüşleri tamamen farklı, kendi
ruhları yok ve ayrıca biyolojik yapıları içsel olarak farklı. Ancak işlevleri aynı ve projeksiyon varlıklar olarak
kalabilmek için hem ruhsal olarak hem de fiziksel olarak Kertenkele varlıklarıyla aynı şekilde besin
tüketmeleri gerekiyor. Gerekli yakıtın negatif enerji olmasının nedeni ise hem Kertenkele varlıklarının
hem de Grilerin dördüncü yoğunluk seviyesinde yaşıyor olmalarıdır. Dördüncü bilinç yoğunluğu seviyesi,
bu varlıklarda olduğu gibi yalnızca kendine hizmet ederek varolunabilen en yüksek yoğunluk seviyesidir.
Bu yüzden negatif enerji tüketmeleri gerekir çünkü dördüncü yoğunluk seviyesi, kendine hizmetin yani
negatif düşünce kalıbının en yüksek örneğidir. Dördüncü yoğunluk seviyesine üçüncü yoğunluk
seviyesinden ilerlenerek gelinir. Yukarı doğru her bir yükselişte, bireysel bilinçli varlığın varoluşu o kadar
daha az zor hale gelir. Bu nedenle dördüncü yoğunlukta varoluş, üçüncü yoğunluktakine göre daha az
zordur ve üçüncü de ikinciden daha az zordur vs. Ruh enerjisi üzerinde daha az yük yaratır. Bu nedenle
dördüncü yoğunluk seviyesinde varolan varlıklar üçüncü yoğunluk seviyesinde varolan varlıklardan
negatif ruh enerjisini çekebilirler. Aynı şekilde, üçüncü yoğunluk seviyesindeki varlıklar, ikinci yoğunluk
seviyesindeki varlıklardan enerji çekebilir. Bu enerji alış biçimi diğeri kadar gerekli değildir ama gene de
yapılıyor. Üçüncü yoğunluk seviyesinde bulunan insanların ikinci yoğunluk seviyesindeki hayvan
krallığındaki varlıkların sıkça sıkıntı ve acı çekmesine neden olmalarının sebebi de budur; çünkü sizler de
esas olarak kendine hizmet eden varlıklar olarak ikinci seviye ve birinci seviyedeki varlıklardan negatif ruh
enerjisi çekiyorsunuz. Sizin için yaklaşmakta olan dördüncü yoğunluk seviyesine doğru ilerlerken,
85
başkalarına hizmete ilerlemek ile kendine hizmette kalmak arasında bir seçim yapmanız gerekiyor. Bu,
kendinizi uyumlandırmak için epey vakit gerektirecek olan seçim olacak. Bu, "bin yıllık süreç" olarak
tanımlanan şeydir. Sizin takvim ölçülerinizle bu, diğerlerine hizmete mi yükseleceğiniz yoksa kendine
hizmet seviyesinde mi kalacağınızı belirleyecek olan dönemdir. Kertenkele varlıkları olarak tanımlanan
varlıklar kendilerini sıkı bir şekilde kendine hizmete sabitlemeyi seçtiler. Ve bunun mümkün olduğu en
yüksek yoğunlukta oldukları için, üçüncü seviye, ikinci seviye ve birinci seviyede bulunanlardan sürekli
olarak büyük miktarlarda negatif enerji çekmeleri gerekiyor ve tüm o yaptıklarının sebebi de bu. Bu
durum ırklarının ölmekte olmasını da açıklıyor; çünkü kendine hizmetten başkalarına hizmete nasıl
geçireceklerini öğrenebilmiş değiller. Bu seviyede sizin ölçülerinize göre çok uzun bir süredir kalmış
olduklarından buraya sıkıca yapışmış durumdalar bu yoğunlukta nüfuslarını da arttırdılar. Irklarının
ölmekte olmasının ve gözleri kararmış bir şekilde sizden mümkün olduğunca çok enerji almaya çalışarak
ırklarını metabolik olarak yeniden yaratmaya çalışmalarının sebebi bu.
S: (L) Peki eğer biz onlar için bir besin ve enerji kaynağı isek neden bizi kendi gezegenlerinde insan
kümeslerinde beslemiyorlar?
C: Besliyorlar.
S: (L) Burada çok sayıda bulunduğumuza göre neden gelip buranın yönetimine el koymuyorlar?
C: Niyetleri bu. Çok uzun bir süredir bu niyetteler. Herşeyi istedikleri gibi ayarlamak ve bu gezegenin
deneyimleyeceği dördüncü yoğunluğa geçişte mümkün olduğu kadar çok negatif enerji emebilmek için
zamanda ileri ve geri yolculuk yapıyorlar. Buradaki amaç dördüncü yoğunlukta sizin yönetiminizi ele
geçirmek ve bir dizi şeyi gerçekleştirmek; 1: Irklarını sürdürülebilir halde tutumak, 2: Sayılarını arttırmak,
3: Güçlerini arttırmak, 4: Irklarını dördüncü yoğunluk alemine yaymak. Bunların tümünü
gerçekleştirebilmek için sizin takviminize göre yaklaşık 74 bin yıldır olaylara müdahale ediyorlar. Bu
çalışma sırasında zamanda ileri ve geri yolculuklar yapmak suretiyle tüm bunları tamamen sabit bir
zaman-mekan aralığında gerçekleştiriyorlar. Ama ne kadar ilginçtir ki tüm bu çalışmalar başarısız olacak.
S: (L) Başarısız olacaklarından nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz?
C: Çünkü bunu görüyoruz. Biz sadece görmek istediğimizi değil herşeyi görebiliyoruz. Onların
başarısızlıklarının sebebi sadece görmek istediklerini görmeleri. Diğer bir deyişle bu "arzuya dayalı
düşünme" olarak tanımlayacağınız şeyin en yüksek ifadesidir. Ve dördüncü yoğunluk seviyesinde
deneyimlenen arzuya dayalı düşünme, o seviye için gerçek olur. Ne kadar arzuya dayalı bir şekilde
düşündüğünüzü biliyor musunuz? Siz üçüncü yoğunluk seviyesinde bulunduğunuz için bu realiteyi pek
bilmezsiniz, fakat eğer dördüncü yoğunlukta olsaydınız ve şimdiki işlevlerinizi sürdürüyor olsaydınız
sizinde gerçeklik algınız bu olurdu. Onlar bizim gördüklerimizi göremezler çünkü biz kendimize değil,
başkalarına hizmet ediyoruz ve altıncı seviyede bulunduğumuz için, tüm noktalardaki herşeyi olmalarını
istediğimiz gibi değil, oldukları gibi görebiliyoruz.
-----------------------------------------------------------------------

S:(L) Bir bitkiyi yediğimizde bu onu incitir mi?
C: Bir "Kertiş" sizi yediğinde bu sizi incitir mi?
S:(TR) Evet, biz 3'üncü yoğunluktayız ve 1'inci ve 2'inci yoğunluğu yiyoruz, 4'üncü yoğunluk da bizi yiyor. (D)
Biz bitkileri yiyoruz, Kertişler bizi yiyor, peki yemeden nasıl hayatta kalabiliriz?
C: Fizikselliğe duyduğunuz arzuyu bıraktığınızda, yemek yemeğe ihtiyacınız olmayacak.
S:(L) Yani fiziksel varoluşa düşüş ve cennet hikayesi kısmen fiziksellik ve yeme ihtiyacı ile ilgili.
C: Lusifer, "Düşen Melek." Bu sizsiniz.
S:(L) Yani "düşmek", başka hayatlarla, başka canlılarla beslenmek zorunda olduğun fiziksel bir varoluşa
girmek anlamına geliyor, öyle mi?
C: Evet.
S:(TR) Bitkiler 1'inci seviye varlıklarla örneğin kayalar, sular vb ile beslendiğinde, 1'inci yoğunluk acı
hissediyor mu?
C: Bu husus üzerinde durmamız gereksiz. Bu konuyu irdeledik.
S:(TR) Yani bir bitki besin aldığında... (L) Bitki minerallerle aynı yoğunlukta, yani bu şey gibi... (TR) İki ayrı
varlık birleşiyor gibi mi? (V) Jeffrey Dahmer gibi... [Gülüşme] ... (LM) Mineraller suda çözünüyor ve sonra
bitki tarafından emiliyor, bunda ne acı olabilir?
C: Subjektif, LM.
S:(L) Belki örneğin fosfatın suda çözünmesi, onun için bir nevi ölümdür...
C: Yakın. Yalnızca 3'üncü seviyede algıladığınızda ve varolan tek algının bu olduğunu düşündüğünüzde
kendinizi sınırlandırıyorsunuz.
S:(L) Yani diğer bir deyişle, 4'üncü seviye anlayış üzerinde çalışırken 1'inci, 2'inci ve 3'üncü seviyeyi de
algılayabilmeliyiz, öyle mi?
C: Hayır. 4'üncü, 5'inci ve 6'ncı üzerinde çalışın.
S:(L) Altımızda ne olduğunu anlama egzersizi olarak 1'inci ve 2'inci yoğunluk seviyelerini de anlamak faydalı
olmaz mı?
C: Her zaman yükselmeye çalışın.
S:(V) Gelişen ruhlar olarak 1'inci ve 2'nci seviye çalışmalarımızı zaten tamamlamadık mı?
C: Evet.
-------------------------------------------------------
S:(L) Eğer iki birey, birbirlerine duydukları yüksek seviyeli sevgiyi fiziksel bir şekilde ifade etmek isteseler, bu
enerjiyi 4'üncü seviye KH varlıklarını beslemeden, pozitif bir şekilde yapmaları mümkün mü?
C: Hayır.
S:(L) Yani ne yaparsan yap, ne düşünürsen düşün, bu enerji oraya gidiyor öyle mi?
C: Seks kuvvetli bir fiziksel arzudur.
S:(V) Büyük geçiş geldiği sırada seks yapan veya herhangi cinsel bir ilişkisi olan kişiler bu yüzden geçişi
gerçekleştiremeyecek mi? (L) Sanmam... (V) Bunu öğrenmek istiyorum. Bu doğru mu?
C: Hayır. İncil'inizde "Bin Yıl" olarak bahsedilen şey, geçişin 3'üncü yoğunluk yorumudur.
S:(L) Yani bir anlamda 4'üncü yoğunlukta bin yıl boyunca fiziksel varlıklar olarak yaşayacağız. Geçiş bu süre
içinde gerçekleşecek ve bu süre bittiğinde fiziğe olan iştahımızı geride bırakmış olacağız, öyle mi?
C: Yakın. Bazıları 4'üncü yoğunluğa hemen geçecek, bazılarının ise biraz daha "zamana" ihtiyacı olacak.
S:(T) Yani 4'üncü yoğunluğa geçtiğimizde ve hala fizikselken, ihtiyaç duyduğumuz besinleri yine 3'üncü
yoğunluktan mı edineceğiz?
C: Kısmen.
S:(D) Tamamen BH olsak bile mi?
C: Tamamen BH iseniz fiziksel besine ihtiyacınız olmaz.
-----------------------------------------------------------------

C: Hayır. Sığırlar sadece fiziksel besin sağlıyor. Kertenkeleler ve Griler fiziksel besine yalnızca 3'üncü seviyeyi
ziyaret ederken ihtiyaç duyuyorlar; kendi doğal ortamları olan 4'üncü yoğunlukta ise sadece duygularla
besleniyorlar.
S:(T) Yani Griler tamamen üçüncü yoğunluk değil? Çünkü Kertişler tarafından yaratılıyorlar, öyle mi?
C: Evet. Doğru, onlar da 4'üncü yoğunluk.

-------------------------------------------------------------------
S:(L) Georges Gurdjieff Dünya'nın bir anlamda Ay için bir besin olduğu fikrini öne sürdü. Kastettiği şey,
kadim öğretmenlerden öğrenmiş olduğu gibi, Dünya'nın, başka bir seviyedeki varlıklar için bir besin
kaynağı olduğuydu ve muhtemelen bu varlıkların Ay'da üsleri vardı. Ama Dünya eninde sonunda bir yıldız
olacaktı ve o zaman Ay da tıpkı bir zamanlar Dünya'nın olduğu gibi, üzerinde yaşanan bir gezegen haline
gelecekti gibi... Bu yeterince...
C: Yakın.
S:(L) Ay, ikinci yoğunluk bir gezegen mi?
C: Evet.
S:(L) Peki Ay, başka varlıklar tarafından bir üs olarak kullanılıyor mu?
C: Başka yoğunluklarda.
S:(L) Sürekli Ay'da yaşayan 2'nci yoğunluk varlıkları var mı?
C: Hayır.
S:(T) 3'üncü yoğunluk varlıkları var mı?
C: Hayır.
S:(T) 4'üncü yoğunluk varlıkları var mı?
C: Evet.
S:(T) Griler mi?
C: Onlar Ay'da kalmıyor, Ay'ı sadece kullanıyorlar.
S:(T) Orada 5'inci yoğunluk varlıkları var mı?
C: 5'inci yoğunluk herşeyi kullanır.
S:(T) Orada 6'ncı yoğunluk varlıkları var mı?
C: Aynı.
S:(T) Ay'da 7'nci yoğunluk varlıkları var mı?
C: 7'nci yoğunluk, Bir ile birliktir.
--------------------------------------------------------
S:(BP) Mayalar bir KH medeniyeti miydi?
C: Hayır.
S:(BP) Neden insan kurban etme gibi şeyler yaptılar?
C: Yapmadılar.
S:(BP) Yapmadılar mı?! (L) Sanırım bu bir arkeolojik yanılgı. (TM) Evet. (BP) Çok ilginç! (TM) Önümüzdeki
birkaç ayda bu konuyu araştıracağım. (L) Daha hiçbirşey duymadın! (TM) Başka bir grup daha yok
muydu... Toltekler, insan kurban edenler onlar mıydı?
C: Bir noktada.

--------------------------------------------------
S: (L) Tamam, biraz geri dönelim. Hayvan kurban etme talimatlarıyla sığır mutilasyonları arasında herhangi
bir ilişki var mı?
C: Yalnızca lökositler üzerindeki enzimsel etkiler anlamında.
S: (L) Bu, kurban hayvanlarının hazırlanma talimatlarının dünyadışılara besin olarak sunulmak üzere
tasarlandığı anlamına mı geliyor?
C: Daha ziyade enerji transferi için.
S: (L) Kurban etme yoluyla hayvanın enerjisinin transfer edilmesi anlamında mı, yoksa kurbanı
gerçekleştiren insanın enerjisinin hayvana transfer edilmesi sonra da hayvan üzerinden dünyadışılara
transfer edilmesi anlamında mı?
C: Neden her ikisi olmasın?

------------------------------------------------------------------
S: (L) İbrahim neden oğlunu kurban etmek istedi?
C: Böyle birşey olmadı.