Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Afrin'e hava operasyonu başladı (20.01.2018)

Başlatan bozadi, 20 Ocak 2018, 20:35:27

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

20 Ocak 2018

Afrin'e hava operasyonu başladı


TSK, Afrin operasyonuna başladı.




Türk Silahlı Kuvvetleri, Afrin operasyonu kapsamında PKK'nın Suriye kolu YPG'nin  mevzilerini havadan uçaklarla bombaladı. Eş zamanlı olarak karadan da obüslerle atış yapıldı.

Hatay'ın Hassa ilçesinde savaş uçakları, saat 17.00 sıralarında Afrin'e geçip mevzilere bomba yağdırdı. Aynı zamanda Hassa ilçe sınır birlikleri ile Kilis'teki sınır birliklerinden Afrin'e top atışları yapıldı.




Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Kütahya 6. olağan il kongresinde konuştu. Afrin operasyonuna ilişkin Erdoğan şöyle konuştu: "Suriye'de kendilerince bir oyun kurgulayanlar, terör örgütünün adını değiştirerek kurnazlık yaptıklarını sanıyorlar. Bizim gözümüzde adı ne olursa olsun teröristlerden müteşekkil her türlü organizasyonun adı terör örgütüdür. Yok Suriye Demokratik Güçleri'ymiş, yok sınır ordusuymuş, yok sınır muhafızlarıymış, yok iç güvenlik oluşumuymuş, siz kimi kandırıyorsunuz ya. Bu örgütün adı PKK'dır, bu örgütün adı PYD'dir, bu örgütün adı YPG'dir.

BİRİNİN SÖYLEDİĞİ YALANI ÖTEKİ DUYMADIĞI İÇİN HER BİRİ BAŞKA TELDEN ÇALIYOR

Amerika'nın da Avrupa Birliği'nin de terör örgütleri listesinde olan PKK var ya, Suriye'de iş tuttukları örgüt işte onun ta kendisidir. Böyle olduğunu kendileri de çok iyi bildikleri halde bizi ve tüm dünyayı kandırmak için adeta kırk takla atıyorlar. Bunu yaparken de sürekli kendileriyle tenakuza düşüyorlar. Biri diyor ki 'Ordu kuracağız', öteki 'Bizim asla böyle bir amacımız yok', bir başkası da 'Sınır muhafızları oluşturacağız' diye bir laf ediyor. Daha bunun mürekkebi kurumadan iç güvenlik oluşumu diye bir şey çıkıyor ortaya. Bunların birbirlerinden haberi yok ya da birinin söylediği yalanı öteki duymadığı için her biri başka telden çalıyor. Bir de bu girişimlerimiz Türkiye'yi hedef almıyor diyerek güya üste çıkıyorlar.

HER NE OLURSA OLSUN ARTIK ONLARIN NE DEDİKLERİ BİZİ HİÇ İLGİLENDİRMİYOR

Her ne olursa olsun artık onların ne dedikleri bizi hiç ilgilendirmiyor. Çünkü biz sahada ne olup bitiyor sadece ona bakıyoruz. Geldik ve geliyoruz.

Galiba onların aklına Türk deyince sadece kucaklarında besleyip büyüttükleri FETÖ'cüler ve bu ihanet şebekesinin karaktersiz, omurgasız, her türlü kullanıma elverişli elemanları geliyor. Yine bunların aklına galiba bölgede çalışılacak ortak deyince de sadece parayı verenin tepe tepe kullanabildiği bir kiralık katiller ordusundan ibaret olan PKK'lılar geliyor. Ama merak etmeyin, terör örgütlerine güvenmenin ne kadar yanlış olduğunu öğrenecekler. Bu bölgede Türkiye'den başka çalışılabilecek müttefik bulamayacaklarını öğrenecekler.

AFRİN OPERASYONU SAHADA FİİLEN BAŞLAMIŞTIR. BUNU MÜNBİÇ TAKİP EDECEK

Şimdi batıdan başlayarak kademe kademe bu koridoru da yerle yeksan edeceğiz. Afrin operasyonu sahada fiilen başlamıştır. Bunu Münbiç takip edecek. Madem ki Münbiç'te bize verilen sözler yerine getirilmedi öyleyse bunun gereğini yerine getirmemize kimsenin söyleyecek sözü olamaz. Kademe kademe Irak sınırına kadar ülkemizi kuşatmaya çalışan bu terör pisliğini temizleyeceğiz."


Kaynak: odatv


bozadi

#1
Valla, Rojava'da IŞİD'e karşı mücadele sürecinde PYD/YPG'ye, Salih Müslim'in liderliğine büyük saygı duydum ama o IŞİD'i oralarda besleyip büyüten ABD ile bu kadar yakınlaşıp bir de o bölgede özerklik kazanmak için ABD'nin adeta uzantısı haline gelmek ve böylece ABD'nin Suriye'deki varlığını güçlendirmek bence "Demokratik Suriye Güçlerini" demokratikliğe değil, Amerikan faşizmine hizmet eder hale getiriyor. İsrail'in bölgede (hem Irak, hem Suriye) Kürt devleti kurulması için gösterdiği yoğun çabalar da hiç hayra alamet değil ne yazık ki. Eğer bölgedeki siyasi/askeri Kürt oluşumları ABD-İsrail faşizmine de var güçleriyle direnerek özerkleşme-devletleşme mücadelesi veriyor olsalardı, buna muhtemelen sempati besliyor ve destekliyor olurdum ama ABD ve İsrail'den yardım ve medet umarak veya adeta dilenerek yürütülen çabaların onurdan ciddi şekilde yoksun olduğunu düşünüyorum ve Kürt halkını bu politikalara alet eden Kürt siyasi/askeri yöneticilerinin bunda büyük bir suçu olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle de bölgede ABD'nin ve İsrail'in Kürt siyasi/askeri oluşumlarına verdiği desteğe karşı çıkan ve mücadele eden güçlere sempatim artıyor ve buna Erdoğan da dahil.

Aslında Erdoğan AKP'sinin Afrin'e yönelik bu yeni başlayan aktif (hava) müdahalesi çok riskli bir hareket oldu, Rusya, Suriye, İran ve Irak gibi potansiyel pozitif müttefiklerle aramızı bozabilir eğer çok dikkatli olunmazsa. Tabi Esad'la aramız zaten iyi değil ve Suriyeli yöneticiler Türk jetlerinin Suriye'ye girmesi durumunda bu uçakları düşüreceklerini açıkladılar ama buna kolayca cesaret edebileceklerinden şüphe duyuyorum. AKP'nin SDG'ye yönelik agresyonu aslında Esad'ın işine geliyor muhtemelen ama bir yandan da topraklarının yol geçen hanına dönüşmüşlüğünden dolayı gıcık ediyor. Yalnız her ne kadar AKP Suriye Savaşı sürecinde gerçekten global şeytanların planlarına çok uygun bir politika izlemiş olsa da, artık ABD'ye ve ABD'nin hem Suriye'deki hem de genel olarak bölgedeki faaliyetlerine karşı ciddi bir muhalefet sergilemeye başladı, yani işler adeta tersine döndü ve nitekim SDG'ye yönelik ısrarlı askeri faaliyetler de bunun bir yansıması. Bu durum aslında Suriye devlet yönetiminin, İran'ın, Rusya'nın, Irak'ın işine gelir, şimdiye kadar hep düşmanları olmuş Türkiye gibi bir güçle ittifak olasılıklarını artırır ve bu nedenle değerli. Erdoğan da bunu istiyor gibi görünüyor ama tabanının "alışkanlıklarından" dolayı buna yönelik çok güçlü ve hızlı adımlar atmaktan da çekiniyor veya bir adım attığında sonra iki adım geri atmak zorunda kalabiliyor. Yine de genel gidişat olumlu bence. Yani ABD-İsrail faşizmi karşıtı cepheyle ilişkiler olumlu yönde gelişiyor gibi görünüyor.

Umarım bu Afrin Seferi de bu süreci bozmaz, aksine destekleyici olur. Rusya, İran, Irak ve Suriye'yle ilişkilerimizin gelişmesi, ABD-İsrail faşizmine karşı milletçe direniş ve uyanış gücümüzü artıracaktır. Ama dikkatli olunmazsa, şahsi ego, kısavadeli çıkarlar yüzünden yanlış hamleler yapılırsa, bu müttefiklerle aramız ciddi şekilde bozulursa, maalesef bu bizi çok geriye götürür gibi geliyor bana.


bozadi

#2
20 Ocak 2018

Hüsnü Mahalli'den flaş Afrin yorumu:
 Bu bir bilgisayar oyunu değil


Gazeteci Hüsnü Mahalli, Afrin operasyonun'na ilişkin "Bu bir bilgisayar oyunu değildir" ifadesiyle yorumladı.




AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 'fiilen' başladığını duyurduğu Afrin operasyonunda, Türk savaş uçaklarının Suriye tarafına geçtiği belirtildi. Operasyonun adı 'Zeytin Dalı'.

Anadolu Ajansı, Hatay'ın Reyhanlı ve Kırıkhan ilçeleri arasında sınır hattında uçak sesleri duyulduğunu ve Suriye sınırında savaş uçaklarının bombalamaya başladığını aktardı. Diyarbakır 8. Ana Jet üssünde konuşlu bulunan sekiz F-16 savaş uçağının tam teçhizatlı ve bomba yüklü olarak peş peşe havalanarak Suriye tarafına hareket ettiği kaydedildi.

ÖSO'ya bağlı militanların bir kısmımının da  Afrin'deki PYD bölgesine girmeye başladığı da gelen bilgiler arasında.

HÜSNÜ MAHALLİ'DEN FLAŞ YORUM

Gazeteci Hüsnü Mahalli Twitter hesabından "2011'de bildik batılı ülkeler Körfez ülkeleriyle birlikte Türkiye üzerinden Suriye'yi perişan ettiler. Şimdi Körfez ve Batılı ülkeler Türkiye karşıtı ve Ankara Esad'ın müttefiği Rus'a ve İran ile hareket ederek Esad'ı kurtarmaya çalışıyor. Bu bir bilgisayar oyunu değil!!" ifadesiyle yorumladı.

Mahalli'nin Twitter hesabından yaptığı paylaşımlar şöyle:







Kaynak: ABC Gazetesi


bozadi

#3
AKP Türkiyesinin daha düne kadar batılı faşistlerle işbirliği halinde Suriye'ye saldırmış olmasına rağmen, bugün Esad'ın başına bela olan SDG'yi ezmeye çalışarak adeta Esad'a "zeytin dalı" uzattığı yönünde bir yorum yaparak bu durum karşısındaki şaşkınlığını ifade etmiş sanırım Mahalli. Suriye, Türk uçaklarının Suriye'ye girmesi halinde "düşüreceklerini" söyledikleri halde bu yönde bir girişimde bulunmamış olmaları da aslında Suriye'nin bu harekata tamamen kötü gözle bakmadığını gösteriyor olabilir gerçekten. Bir tür özür. Özür kabahatten büyük mü? Bence değil. Umarım yıkıcı bir yöne sapmaz.

Mahalli'nin tekraren vurguladığı gibi, durum oldukça "karışık". Değişmeyen tek şeyse coğrafyadaki ölüm, yıkım, acı.

Ama sonuçta Mahalli'nin kendisi de kabul ediyor ki, düne kadar Erdoğan'la müttefik olan batılı faşistler ve onların Arap işbirlikçileri (Suudi Arabistan ve uyduları) artık Erdoğan'a dost değil adeta düşmanlar. Mahalli Erdoğan'ın nispeten kısa süre içinde böylesine ciddi bir pozisyon değişikliği yapmış olmasına inanmakta zorlanıyor sanırım. Ben inanabiliyorum, bu dönüşümü anlayabildiğimi düşünüyorum veya öyle umuyorum ve bu konuda Erdoğan'ı sonuna kadar destekliyorum. Amerikan-İsrail faşizmine karşı şu veya bu şekilde alınmakta ve giderek de gelişmekte olan karşı tavır, bu ülkenin, bu milletin deneyimleyebileceği en onurlu, en doğru, en güzel şeydir.

CHP'liler "Atatürk'ün askeriyiz", "yok, değiliz" diye saçmasapan söylem kavgaları yapacaklarına, Atatürk'ün anti-emperyalist mirasından şu kadar nasiplenmişlerse, önce bölgesel ve global Amerikan-İsrail (İlüminati) emperyalist faşizmine karşı seslerini yükseltsinler ki, neyin askeri, kimin yoldaşı olup olmadıkları belli olsun. İşte CHP bu yüzden iktidar olamıyor ve sittin sene de olamaz ve olmasın zaten. Zerre kadar hak etmiyor çünkü. Kendi iç çelişkileriyle, karanlıklarıyla, günahlarının ateşiyle yanıp dururken bu ülkenin, bu milletin başına iktidar olacak bir meziyet göstermesi mümkün değil. %20-25 düzeyinde oy bile CHP için mucizevi bir rakam aslında, hiç bunun farkında değiller. Hem CHP, hem de TSK, onyıllardır bir yandan "Atatürk-Atatürk" diye ortalığı inletirken bir yandan da Amerikan-İsrail faşizmine yapageldikleri köpekliklerin hesabını veremezler çünkü. Lafım kesinlikle tabana değil, perde önünden ve arkasından tabanı yönetenlere, daha doğrusu kandıranlaradır. Kimse kusura bakmayacak. CHP'li bir aileden geliyorum ben ve AKP'ye hiç oy vermediğim halde CHP'ye verdim, bir değişim, bir gelişim, bir dönüşüm umuduyla. Hala da CHP'den umudumu kesmiş değilim, çok güzel şeyler olabilir. Ve aslında Erdoğan AKP'si tüm yanlışlarına, berbatlıklarına rağmen, ABD-İsrail faşizmi karşısında almakta ve giderek somutlaştırmakta olduğu tavrıyla, CHP'nin de gerçek Atatürkçü anti-emperyalist mirasına dönüp berbat karmasını temizlemesine daha fazla olanak yaratıyor. Çok şükür bu sayede TSK şu anda geçmiş günahlarının karanlıklarından giderek arınıyor bence. Umulur ki CHP de aynı temizlenme olanağından yararlansın. Yoksa CHP'nin kendi başına, kendi inisiyatifiyle, on yıllardır aynı yatakta olduğu Amerikan-İsrail faşizmine karşı tavır alacağı falan yok.

Ama ilginç bir şekilde CHP'nin geçmişinin tüm karanlıklarına rağmen, son dönemde CHP'yi nispeten onurlu kılan birşey varsa, o da özellikle Kılıçdaroğlu yönetiminin AKP'nin karanlık yönlerine karşı yürüttüğü çok etkili muhalefettir. AKP de masum değil sonuçta. Ve CHP'nin AKP'ye karşı yürüttüğü güçlü muhalefetin baskısı ve korkusu, bence Erdoğan'ı bazı önemli ve "doğru" hamlelere daha cesurca ilerlemeye teşvik ediyor. Amerikan karşıtı hamleler de bu bağlamdadır. AKP'nin şimdiye kadar yediği herzeler üzerine muhalefetin hesap sorma baskısı bu kadar güçlü ve ısrarlı olmasaydı, Erdoğan AKP'yi kurtarmak için bu ihya edici "dönüşüm" sürecine bu derecede cesaret edemezdi. Günahı çok ama öyle bir sevaba yöneliyor ki, gerçekten bu yolda ilerlediği sürece tüm günahlarından arınması mümkün olabilir çünkü sadece kendisi için değil, en büyük muhaliflerinin bile kendi günahlarından arınmaları için olanak yaratacak bir yol bu.

bozadi

#4
20 Ocak 2018

CHP'den Zeytindalı'na tam destek


Kemal Kılıçdaroğlu, Afrin Operasyonu ile ilgili olarak "Kahraman ordumuza güvenimiz ve operasyona desteğimiz tam. Hiçbir ülke kendi sınırlarında terör örgütünün yuvalanmasını istemez" dedi.




CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu Almanya'nın Wuppertal şehrinde düzenlenen "56 yıllık göçün öyküsü - Bizim hikayemiz'' belgeselinin gala törenine katıldı.

Etkinlik öncesinde Hürriyet'ten Hande Fırat'a konuşan Kılıçdaroğlu, "Kahraman ordumuza güvenimiz tam operasyona da desteğimiz tam. Bizim için önemli olan sınırlarımızın güvenliği. Hiçbir ülke kendi sınırlarında terör örgütünün yuvalanmasını istemez. Türkiye'nin sınırlarında terör örgütünün konuşlanması hepimizin tepki göstereceği bir olaydır. Türkiye'nin temaslar neticesinde hava sahasını kullanabilmesi çok önemlidir" ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, belgesel galasında yaptığı konuşmada da Zeytin Dalı Harekatı'na ilişkin, "Bugün Afrin'de çarpışan askerlerimize sadece ve sadece şimdilik şu dilekte bulunuyoruz: Allah onların yardımcıları olsun." değerlendirmesini yaptı.

'Allah askerlerimizin yardımcısı olsun'

Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Bugün Afrin'de çarpışan askerlerimize sadece ve sadece şimdilik şu dilekte bulunuyoruz: Allah onların yardımcıları olsun. Biz kendi ülkemizde kardeşçe yaşamak istiyoruz, kendi ülkemizde barış içinde yaşamak istiyoruz. Komşularımızla huzur içinde, barış yaşamak istiyoruz. Barışı, kardeşliği ve huzuru kendi topraklarımızda da komşularımızda da egemen kılacağız. Biz demokrasiyi kendi ülkemizde yaşatacağız. Bütün komşularımızla huzur içinde yaşayacağız. Yılmaz Güney'in söylediği gibi 'Ya kazanacağız ya kazanacağız' bunun başka yolu yok."

"Emperyalist güçlerin Orta Doğu'dan da çekişmesini istiyoruz. Orta Doğu'nun silahlandırılmasına da karşıyız. Orta Doğu'da akan her kan bizim kanımızdır her gözyaşı bizim gözyaşımızdır. Artık gerçekleri hep beraber haykırmak zorundayız. Barışı kendi bölgemize getirmek zorundayız. Birilerinin silahıyla kardeşi kardeşe kırdırtmamak zorundayız. Bunun mücadelesini yapmak zorundayız."

Kılıçdaroğlu'nun Afrin Operasyonu'na ilişkin değerlendirme yaptığı esnada bir grup davetli bu açıklamalara sözlü tepki gösterdi. Bu sözler üzerine Sol Parti Milletvekili Gökay Akbulut da protesto ederek salondan ayrıldı.

Akbulut protokol koltuğundan ayrıldıktan sonra Deutsche Welle'den Cengiz Özbek'e yaptığı açıklamada Kılıçdaroğlu'nun sözlerinin Nazım Hikmet, Yılmaz Güney ve Ahmet Kaya'ya karşı yapılan bir 'saygısızlık" olduğunu söyledi.


Kaynak: Artı49


bozadi

#5
21 Ocak 2018

Terör örgütü şokta... YPG, Rusya'yı da düşman ilan etti   


Terör örgütü YPG, Rusya'nın yeşil ışık yakmadan Türkiye'nin Afrin harekatına girişemeyeceğini ilan etti. YPG açıklamasında, "Afrin harekâtında Rusya da en az Türkiye kadar sorumludur. Türkiye'nin ortağıdır" açıklamasını yaptı.




YPG'nin, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin yayın organı Rudaw'a açıklama yapması dikkat çekti.

Rusya'yı Türkiye'nin ortağı ilan eden açıklamada şöyle denildi:

"Türk askerinin dünyadan ve özellikle Rusya'dan olur almadan bu harekâta girişemeyeceğini çok iyi biliyoruz. Rusya, Afrin'deki askerlerini geri çekerek Türkiye'nin operasyonuna dolaylı yoldan destek vermiş, ortağı olmuştur. Bu yüzden Rusya'yı da en az Türkiye kadar saldırıdan sorumlu tutuyoruz."


Kaynak: Hürriyet


bozadi

#6
Bir yandan ABD'ye köpeklik edip bir yandan da Rusya'nın dostu olmaya devam edemezsin! Rusya sana sabırla, iyi niyetle bir alternatif sunmaya çalıştı. Kararını vermek zorundasın. Amerikan-İsrail faşizminin kucağında mı olacaksın, yoksa karşısında mı?!

bozadi

#7
Ayrıca hatırlayalım:

bozadi

#8
10 Haziran 2017

Rusya: YPG, IŞİD ile çatışmıyor!


Rusya Savunma Bakanlığı Operasyon Dairesi Başkanı General Sergey Rudskoy, Suriye'de iç savaşın neredeyse durduğunu açıkladı.Rudskoy, YPG'nin IŞİD teröristlerini imha etmek yerine, örgüt liderleriyle anlaştığını da sözlerine ekledi.




Rusya'nın Suriye'deki birliklerinin komutanı Orgeneral Sergey Rudskoy, YPG'nin IŞİD'in çatışmadan Rakka'dan çekilmesi için örgüt liderleriyle anlaştığını ve dünya kamuoyunun yanıltılması için şiddetli çatışmalar çıktığı yönünde haberler yapıldığını belirterek, Suriye'de iç savaşın neredeyse durduğunu ifade etti.

Moskova'da düzenlenen toplantıda konuşan Rudskoy, "ABD öncülüğündeki IŞİD karşıtı koalisyon ve beraber hareket ettiği PKK'nın Suriye koluYPG'nin ana omurgasını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Suriye'de binlerce sivilin ölümünden sorumlu IŞİD'lileri imha etmek yerine, örgüt liderleriyle (çatışmadan Rakka'dan çekilmeleri için) anlaşma yapıyor" dedi.

Rudskoy, IŞİD militanlarının bu anlaşma gereği kontrol ettikleri noktalardan başka bölgelere çekildiklerine işaret ederek bazı basın kuruluşlarının ise dünya kamuoyunu yanıltarak Rakka'da IŞİD ile sanki şiddetli çatışmalar yaşanıyormuş gibi haberler yaptığını söyledi.

Rakka'daki durumu yakından takip ettiklerini belirten Rudskoy, "Güvenilir verilere göre, IŞİD militanları haziran başında YPG'nin ana omurgasını oluşturduğu SDG ile anlaşarak Rakka'nın 19 kilometre güneybatısındaki Et-Tadya ve El-Hammam'ı çatışmadan bırakarak Palmira'ya doğru çekildi" ifadelerini kullandı.

"SURİYE'DE İÇ SAVAŞ NEREDEYSE DURDU"

Bu arada, Rusya Genelkurmay Başkanlığı Ana Harekat Dairesi Başkanı Sergey Rudskoy, Astana'da 4 Mayıs'ta çatışmasızlık bölgeleri kurulmasına ilişkin imzalanan muhtıranın Suriye'deki iç savaşı neredeyse durdurduğunu kaydetti.

Rudskoy, "Muhtıranın imzalanmasının ardından Suriye'de durum olumlu yönde değişti. İç savaş neredeyse durdu." değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: Yeniçağ Gazetesi

bozadi

#9
8 Aralık 2017

Talal Silo: "PKK da, IŞİD de ABD'nin maşaları"


PYD/PKK'nin paravan örgütü SDG'nin sözcülüğünü yaparken Türkiye'ye sığınan Talal Silo, ABD'nin DEAŞ'lı teröristleri sadece Rakka'dan değil Münbiç ve Tabka'dan da tahliye ettiğini açıkladı.




Suriye'de bir süre terör örgütü PYD/PKK'nın paravan kuruluşu sözde Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) sözcülüğünü yaptıktan sonra bölgeden kaçan Talal Silo, örgütün birçok kez ABD'yle anlaşma içerisinde, DEAŞlıların kaçmasına izin verdiğini söyledi. Silo, ABD'nin PYD/PKK'ya verdiği askeri desteğin ayrıntıları ve DEAŞ'a karşı mücadele görüntüsü altında yapılan anlaşmaları anlattı. PYD/PKK'nın Rakka'da DEAŞ'la anlaşarak oradan çıkmalarına yardım etmesi büyük yankı uyandırmıştı. Yaşananları tam bir tiyatro olarak nitelendiren Silo, süreci şöyle anlattı:

TEK KURŞUN SIKMADILAR

"Küzakereler Ayn İsa'da SDG karargahında yapıldı. (DEAŞ'la irtibatı sağlayan) Ebu Muhammed, Cilo ve yardımcısı Kahraman görüştü. DEAŞ'ın Deyrizor dışında gideceği yer yoktu. ABD razı gibiydi. Deyrizor'daki adamları güçsüzdü. Cilo basının karşısına geçip bir tiyatro oynamamı istedi. Medya ekibi olarak "tiyatro"yu hazırladık. Oyuna göre, Rakkalı Arap aşiretlerinin girişimiyle 275 yerli DEAŞ'lı terörist SDG'ye teslim olmuştu. Kentten sözde 3 bin 500 sivil çıkarılacaktı. (Aslında kimse teslim olmadı) Bu tiyatroda, 275 kişinin varlığını göstermek için Ayn İsa'dan birilerini getirdiler. İkinci oyunu basına oynadılar. DEAŞ'lılarla çatışılacağını söylediler. Oysa bir kurşun bile sıkmadılar. Bu sürede DEAŞ'lılar gidecekleri yere ulaştı. Ardından, Rakka'nın alındığını ilan ettik.

HER SIKIŞTIKLARINDA İMDATLARINA YETİŞİYOR

Öğrendik ki DEAŞ'lıların bir kısmı rüşvet vererek (Deyrizor dışında) başka yerlere ulaşmış. Birçoğu Fırat Kalkanı bölgelerine girmiş. Rakka'da yaşananlar kentin yıkımıydı. Tahribatın büyüklüğü karşısında şok oldum. SDG yıktı ABD de kentin tamamının yıkımına neden oldu. Rakka, DEAŞ'lıları anlaşarak tahliye ettikleri ilk yer değildi. Üçüncüsüydü. Münbiç'in kurtarıldığının ilanından önce Münbiç Askeri Meclisi açıklama yayınladı. 2 bin DEAŞ'lının kentten çıkışına izin verildiğini duyurdu. DEAŞ'lıların can güvenliğini sağlayıp Cerablus'a doğru gitmelerine izin verdiler. İlk anlaşma buydu. Diğeri (Fırat Nehri üzerindeki) Tabka'da oldu. DEAŞ'ın şiddetli direnişi vardı. Müzakereye mecbur kaldılar. Rakka'da da arabuluculuk yapan Ebu Muhammed devreye girdi. Kızkardeşinin eşi DEAŞ emiriydi. DEAŞ'lıların talebi, silahlarıyla Rakka'ya geçmekti. Cilo Amerikalılarla görüştükten sonra DEAŞ'lılara güvenli çıkış izni verildi."

ABD SİLAHLARI PYD'YE PARAŞÜTLE ATIYORDU

ABD'nin SDG'ye kuruluşundan bu yana silah yardımında bulunduğunu anlatan Silo, "YPG'ye paraşütlerle atıyordu. Ben de iki parti aldım. SDG kurulurken Amerikalı heyet, askeri konsey üyelerinin parmak izlerini ve retinaları taradı, fotoğraflarını çekti. Çelebiye üssü devreye girince yardım arttı. Trump geldikten sonra tam destek aldık" dedi. Silo, Fransızların da keskin nişancı (Kanas) eğitimi verdiğini söyledi. Türkiye, ABD'ye Rakka'yı ortak operasyonla almayı önermişti.

TÜRKİYE'YE 25 CM. BİLE KORİDOR AÇMAYIZ

Çelebi üssünde McGurk ve John McCain'in katıldığı toplantıda McCain'in, Türkiye'nin Tel Abyad'dan 25 km. koridordan Arap savaşçılarla kendi birliklerini Rakka'ya geçirmeyi önerdiğini anlatan Silo, Cilo'nun, Türkiye ve beraberinde geleceklere 25 santimetrelik koridor bile açmayacaklarını söylediğini, McCain'in sessiz kaldığını anlattı.

Bahoz yazıp gönderirdi

Cilo'nun talimatıyla sözcülüğe atandığını anlatan Silo, "Bahoz Erdal beni Karaçok'a yemeğe davet etti. Her şeyi konuştuk. Bana bir silah hediye etti. SDG'de açıklama yapma talimatı Cilo'dan gelirdi. Metni bana WhatsApp veya Viber'dan gönderirdi. Redakte ederdim. Bahoz ayrılınca (Kandil'den) Nureddin Sofi geldi. Açıklamaları (Cilo'nun üstü olarak) o da denetliyordu. Taziyeleri bile onayla yayınlardım. Okuduğum Rakka'nın kurtarılışı açıklamasını da Cilo verdi. Bence o da yazmamıştır. Öyle bir kabiliyeti yoktu" dedi. Amerikalıların zaman zaman basın açıklaması talep ettiğini den anlatan Silo, "Türkiye'deki bir patlamayı kınamamızı istediler. Bir de SDG'nin PKK ile ilişkisi olmadığına dair açıklama yapmamızı istediler. Açıklamayı Cilo verdi. Cilo'ya sebebini sorunca, 'ABD istedi. Böylelikle bizimle (SDG) PKK arasında bir bağ olmadığı gösterilecek' dedi. Bizim rolümüz kağıt üzerindeydi." ifadelerini kullandı.

TALİMATLAR KANDİL'DEN

SDG ile Kandil arasındaki iletişim hakkında da bilgi veren Silo, "Şahin Cilo, genel komutan olmasına rağmen söz sahibi değildi. Talimatlar Bahoz'dan geliyordu. Bahoz da Sabri Ok'tan emir alıyordu. İlişkileri çözmek iki yılımı aldı. Beni ABD ile toplantılarda yanlarında bulundurmak zorundaydılar. Silah teslimatlarına dahi katıldım. Onların güvenini kazandım. Özel sırlarına vakıftım. Bütün kararlar Kandil'den alınıyor, oradakilere uygulamak düşüyor" dedi. Silo, SDG'nin amblemindeki Suriye haritasına Hatay'ın girmesini ise şöyle anlattı: Cilo bize dedi ki "Suriye devleti Türkiye'ye bir (il) kurban vererek kuruldu. Ama biz ondan vazgeçemeyiz."

En başından beri sahada

Amerikalı üst düzey yetkililerle doğrudan görüştüğünü anlatan Silo, (ABD'nin DEAŞ'la Mücadele Özel Temsilcisi) Brett McGurk, (ABD öncülüğündeki Doğal Kararlılık Operasyonu Birleşik Ortak Görev Gücü Komutanı) General Stephen Townsend ve (ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı) CENTCOM komutanı Votel ile görüşmelere katıldım. Bizden katılanları (sözde SDG genel komutanı YPG'li) Şahin Cilo belirliyordu. Çelebiye üssündeki tüm görüşmelere katılıyordum. ABD Dışişleri heyeti ile toplantı yaptık. Cilo ile ABD yönetimi arasında tam bir koordinasyon vardı" ifadelerini kullandı.

ABD'DEN ONAYSIZ HAMLE YAPAMAZLAR

Silo, sözlerine şöyle devam etti: "ABD'nin onayı olmadan hamle yapamazlar. Çünkü desteği ABD veriyor. Özellikle de hava desteğini. Amerikalılar da DEAŞ'ı karadan harekat olmadan yok edemez. İki taraf tüm konularda ittifak sağlamış durumda. ABD, SDG'ye açık ve sınırsız askeri destek sağladı. Ortak fayda söz konusu. SDG veya PKK'nın menfaati, bu bölgelerde hakimiyet kurmaktır. Nitekim kurdular. ABD'siz bu gerçekleşemezdi. Görüşmelerde bize söylenene göre şu an 2 bin Amerikalı asker bulunuyor. Eğitmenler, danışmanlar, hava operasyonlarının irtibat görevlileri gibi elemanları var. Denizcilerin batarya bölükleri ve özel kuvvetler personeli mevcut. Diğer ülkelerden de var. İngiltere, Fransa, Danimarka gibi. Ama çok az."

'TÜRK TARAFINI İKNA ETMEMİZ GEREKİYOR'

McGurk'ün Suriye sahasında en başından beri çok etkili olduğunu ifade eden Silo, şunları söyledi: "Mesela Çelebiye üssündeki ilk toplantımızda, Münbiç'in kurtarılması konuşuldu. Bunu öneren oydu. Türk tarafını ikna etmemiz için çoğunluğunu Arapların oluşturacağı askeri konsey gerektiğini söyledi. Böylece şehri kurtaranların Münbiç'in evlatları olduğu havası verilmek istendi. Aynı öneriyi Rakka'da da gördük. "Türk tarafını ikna etmemiz gerekiyor" derdi. Sahadaki unsurların Araplardan oluştuğu görüntüsünü vermemiz gerektiğini söylerdi. Münbiç Türkmenleri Birliği görünüyordu. Oysa içinde kimse yoktu. Rakka operasyonuna sadece Arap Koalisyonunun katılacağı açıklanmıştı. Arap Koalisyonu diye bir şey yoktu. SDG'nin izlediği politikaları yönlendiriyordu. Münbiç'in kurtarılmasının ardından, SDG'nin kenti kurtardığını, YPG'nin şehrin dışına çekildiğini, şehirde kalanların oranın evlatları olduğunu belirten bir bildiri yayınlamamızı istedi. Tabii gerçekle alakası yoktu." YeniŞafak

Kaynak: FarsNews


bozadi

#10
Bana öyle geliyor ki, PYD/YPG başlarda daha meşru bir hareket çizgisi izliyordu, terör örgütü değildi ama akrabalık bağı olan PKK, kardeşi YPG'yi Amerikan-İsrail çizgisine çekerek kendisine benzetti.

gerçek tosun paşa

#11
Rusların izni olmadan TSK'nın orayı girmesi muhtemel olamazdı. Şimdi kürtlerin kaderinden Türkiye'nin gönlünü hoş tutmak daha ağır basıyor. Fakat bu Rusların Kürtlerden vazgeçtiğini asla göstermez. Bence bir nevi Rus cezalandırmasına uğruyorlar. Ayrıca Rusya'nın partnerlerine güvenmek zorunda olması durumu kaçınılmayacak bir gerçek. İran ve Türkiyenin bazı konuları anladığına ve aralarında bir güven ortamı oluşmasına ihtiyaçları var. ABD karşısında ortadoğu'da aldığı üstünlüğü devam ettirmek için ve coğrafyada daha güçlü olabilmek için bu destek önemli.

Rusya'nın bu hareket, şu an için gayet işini geliyor zaten bölgede Türkiye'nin kontrolü ele almasını istediklerini düşünüyorum. Fakat bölgede bu kadar farklı üniformayla hareket eden güçlerin olması ortamın çok hassas olması TSK nın yüksek seviyede dikkatli olması gerektiğini gösteriyor. ABD ve Batı medyası hemen şiddetin gerekli mi olduğunu medya üzerinden işlemeye başladılar. Sanki kendilerini bilmiyormuşuz gibi.

Tgur

#12

bozadi

#13
Önümüzdeki günlerde PKK'nın Türkiye'deki terörist saldırılarında bir artış beklenebilir sanırım ama tahmin ediyorum ve umuyorum ki TSK'nın ve polis gücünün PKK'ya karşı etkinliğini artırmasına ve PKK'yı dize getirici hamlelerde bulunmasına vesile olur bu süreç.

bozadi

#14
21 Ocak 2018

Esad: Afrin operasyonu, Türkiye'nin teröristleri destekleme politikasına dayanıyor


Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, Türkiye'nin düzenlediği Afrin harekatının Ankara'nın teröristleri destekleme politikasına dayandığını savundu.




Esad, Türkiye'nin Afrin hamlesinin Suriye krizinin başından yürüttüğü terörizmi destekleme politikasından ayrı olmadığını söyledi. Suriye resmi haber ajansı SANA'nın aktardığına göre Esad, İran Stratejik Dış İlişkiler Konseyi'nden heyetle Şam'da bir araya geldi.

Esad, görüşmede "Türkiye'nin Afrin'e düzenlediği sert saldırı, Türk yönetiminin Suriye krizinin ilk gününden bu yana izlediği ve temelde terörü ve terör örgütlerini desteklemek üzerine inşa edilen politikasından ayrı tutulamaz" ifadelerini kullandı.


Kaynak: ABC Gazetesi