Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Afrin'e hava operasyonu başladı (20.01.2018)

Başlatan bozadi, 20 Ocak 2018, 20:35:27

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#30
23 Ocak 2018

İngiliz The Guardian gazetesinde uyarı makalesi: Ankara ve Şam anlaşabilir, ABD Harekata göz yummalı


The Guardian gazetesinde 23 Ocak'ta Patrick Wintour tarafından kaleme alınan "Türkler'in Suriye Kürtlerine Müdahalesi Amerika İçin Bir Felakete sebep olabilir" başlıklı makalede, silahlı kuvvetlerimizin Afrin operasyonun Batı, özellikle de Amerika cephesinde sebep olduğu kaygı ve korkular dile getiriliyor.




The Guardian gazetesinde 23 Ocak'ta Patrick Wintour tarafından kaleme alınan "Türkler'in Suriye Kürtlerine Müdahalesi Amerika İçin Bir Felakete sebep olabilir" başlıklı makalede, silahlı kuvvetlerimizin Afrin operasyonun Batı, özellikle de Amerika cephesinde sebep olduğu kaygı ve korkular dile getiriliyor.

ERDOĞAN ŞAM VE MOSKOVA İLE ANLAŞABİLİR

Haberde Suriye'de oyunun sonuna yaklaşılırken, Ankara'nın Rusya tarafından dayatılan barış sürecinde, Batı açısından denge sağlayıcı rolüne değinilerek, batının Ankara'nın diplomatik desteğini kaybetmeyi göze alamayacağı üzerinde duruluyor ve Türkiye'nin müdahalesinin sonunda "Recep Tayyip Erdoğan'ın Şam ve Moskova ile bir anlaşmaya varması şeklinde gelişebileceğine" vurgu yapılıyor.  Haberde, "Bu ABD için bir felaket olur" ifadesi kullanılıyor.

Yazara göre fekalet senaryosu, Türkiye'nin Rusya önderliğinde bir barış sürecine destek vermesi ve karşılığında Rusya'nın, Türkiye'nin sınırlarını temizlemesine göz yumması.

The Guardian yazarı, buna karşılık şu öneride bulunuyor:

"ABD şu argümanı öne sürebilir. Kürtlerin Suriye'nin kuzeyinde bölgesel yayılmasını, özellikle Fırat'ın Batısına geçmesine, sadece Demokratik Suriye Güçleri içindeki Kürt milislere IŞİD'e karşı savaşta ihtiyaç duyduğumuz sürece göz yumduk. Ama şimdi savaş kazanıldı. ABD'nin önceliği, Türkiye ile olan ilişkilerinin bütünüyle yıkılmasını engellemek. Bunun için Türkiye'nin yapboz tahtası Suriye'de geçici olarak yerleşmesini kabuş etmek gerekiyorsa...Olsun".


Kaynak: Ulusal


bozadi

#31
24 Ocak 2018

ABD, Rusya'yı hedef aldı: İki NATO müttefikinin arasını açmaya çalışıyor


ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nauert, Rusya'nın yaptığı yorumların iki NATO üyesi ülkenin arasını açmaya yönelik olduğunu ancak bunu başaramayacağını söyledi.




ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert, Türk Silahlı Kuvvetlerince başlatılan Zeytin Dalı Harekatı'nı değerlendirdi ve Rusya'nın açıklamalarına cevap verdi.

"Rusya'nın açıklamaları propaganda"

Nauert, Rusya'nın "ABD'nin kontrolsüz modern silah sevkiyatlarının Türkiye'yi operasyona ittiği" yönündeki sözlerinin gündeme getirilmesi üzerine, "Rusya'nın açıklamaları sadece yardımcı olmamakla kalmıyor, aynı zamanda propaganda. İki NATO müttefikinin arasını açmaya çalışıyor. Ancak bunu başaramayacaklar." diyerek tepki gösterdi.

ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun operasyona ilişkin "çok ciddi ve açık" görüşmeler gerçekleştirdiğini kaydeden Nauert, "Çok ciddi kaygılarımız var. Bu süre içerisinde yapılan üç telefon görüşmesi de bunun kanıtıdır." dedi.

"Ciddi kaygılarımız var"

Nauert, Afrin'in daha önceden "istikrarlı sayılabilecek" bir bölge olduğunu savunarak "Şu anda istikrarlı olması gibi bir durum söz konusu değil. Çok ciddi kaygılarımız var. Herkesin DEAŞ'a yönelmesi gerekiyor. Hedefimizden DEAŞ'ı alıp Kürtleri koymak çok büyük bir problem." iddiasında bulundu.

Sözcü ayrıca Afrin konusunun Tillerson'ın ajandasının en önemli konularından biri olduğunu belirterek "Türkiye'nin PKK konusundaki endişelerini anlıyoruz. Bu konuda iletişim halindeyiz." dedi.


Kaynak: TRT Haber


bozadi

#32
23 Ocak 2018

Zeytin Dalı Harekatı'nda en az 268 terörist etkisiz hale getirildi


Afrin'e gerçekleştirilen Zeytin Dalı Harekatı'nda 268 PKK/PYD/YPG ve DEAŞ'lı terörist etkisiz hale getirildi.




Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Afrin'de PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ'lı teröristleri etkisiz hale getirmek için 20 Ocak'ta başlattığı Zeytin Dalı Harekatı başarıyla sürüyor.




Teröristler Afrin'in doğu ve batısında kapana kıstırılmış durumda. Türkiye'nin güneyinde bir koridor oluşturmaya çalışan terör örgütü, art arda bozguna uğruyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri harekatın ilk 4 gününde 260 teröristin etkisiz hale getirildiğini açıklamıştı. Bu sabah saatlerinde de Afrin'deki terör hedeflerine yönelik düzenlenen Zeytin Dalı Harekatı kapsamında, bölgedeki unsurlara saldırı amacıyla sızma girişiminde bulunan 8 terörist etkisiz hale getirildi. Böylece şu ana kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısı 268 oldu.




Aynı zamanda açıklamada "Harekât kapsamında, 23 Ocak 2018 tarihinde Ömer Uşağı Kuzeyi/Suriye bölgesinde PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ terör örgütü unsurları ile girilen çatışmada bir kahraman silah arkadaşımız şehit olmuş, bir kahraman silah arkadaşımız ise yaralanmıştır. Çatışmada hayatını kaybeden aziz şehidimize Allah'tan rahmet, şehidimizin kederli ailesine, Türk Silahlı Kuvvetleri ile Yüce Türk milletine başsağlığı ve sabır; yaralanan kahraman silah arkadaşımıza acil şifalar dileriz." denildi.







Kaynak: TRT Haber


bozadi

#33
24 Ocak 2018

İran'dan çarpıcı Afrin çıkışı: Kürtlerin bu hamlesi...


Safevi, YPG'nin Suriye'nin milli egemenliğini ihlal ederek Akdeniz'e açılmak için Afrin'i "işgal" ettiğini söyledi.




İran'ın ruhani lideri Ayetullah Ali Hamaney'in Yüksek Askeri Danışmanı Tümgeneral Yahya Rahim Safevi, Türkiye'nin Afrin operasyonunu değerlendirerek, terör örgütü YPG'nin Suriye'nin milli egemenliğini ihlal ederek Akdeniz'e açılmak için Afrin'i "işgal" ettiğini söyledi.

"ABD'NİN YENİ YILDAKİ ANA STRATEJİSİNİN..."

İran'ın resmi haber ajansı IRNA'nın haberine göre, Türkiye'nin terör örgütü PKK-YPG'ye karşı Afrin'de sürdürdüğü Zeytin Dalı operasyonuna ilişkin basın mensuplarının sorusunu yanıtlayan Tümgeneral Safevi, "ABD'nin yeni yıldaki ana stratejisinin bölgedeki çatışma alanlarını korumak" olduğunu ileri sürdü.

"SURİYE ORDUSU VE DEVLETİ BUNA TAHAMMÜL ETMEYECEK"

Safevi, "ABD, 30 bin kişilik bir güç oluşturup Türkiye'nin güneyiyle Irak'ta Kürtler için otonom bir bölge kurmak istiyor. Diğer taraftan Kürtler bunun kalıcı olması için Akdeniz'e ulaşmaya ihtiyaçlarının olduğunu biliyor ve bu yüzden Afrin'i işgal ettiler. Kürtlerin bu hamlesi Suriye'nin milli egemenliğinin ihlaldir. Bize göre Türkiye ve ABD'nin de Suriye topraklarında bulunması hukuka aykırıdır. Suriye ordusu ve devleti buna tahammül etmeyecek " iddiasında bulundu.

KATAR'DAN DESTEK

Aynı zamanda Katar Savunma İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Khalid Bin Muhammed Al-Attiyah, mevkidaşı Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli'yi telefonla arayarak, Türkiye'nin Afrin'e yönelik gerçekleştirdiği "Zeytin Dalı Harekâtı"nda Türkiye'yi sonuna kadar desteklediklerini söyledi.

Dün geç saatlerde gerçekleşen görüşmede Al-Attiyah; Türkiye'nin terörle haklı mücadelesinde Katar'ın Türkiye'nin yanında olduğunu ifade ederek, "Zeytin Dalı Harekatı"nı desteklediklerini belirtti. Al-Attiyah, Afrin'de icra edilen "Zeytin Dalı Harekatı"nda Türkiye'nin talep etmesi durumunda gereken her türlü desteği vereceklerini vurguladı. Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli gerçekleşen telefon görüşmesinde Al-Attiyah'a; Türkiye'nin ulusal güvenliğini güvence altına almayı amaçlayan "Zeytin Dalı harekâtı"nın gerekçeleri hakkında bilgi vererek, desteklerinden dolayı Katar hükümetine teşekkür etti.

Kaynak: odatv


bozadi

#34
23 Ocak 2018

YPG Afrin için genel seferberlik ilan etti


YPG'nin diğer Kürt gruplarla birlikte Afrin için genel seferberlik ilan ettiği bildirildi.




Lübnan'da yayımlanan en-Nehar gazetesinin haberine göre Suriye'nin kuzeyindeki Kürt gruplar Türkiye'nin "Zeytin Dalı" operasyonuna karşı Afrin için genel seferberlik ilan etti.

YPG'nin kontrolünde bulunan Haseke iline bağlı Cezire bölgesindeki YPG güçleri, bir bildiri yayımlayarak ulusal onur olarak nitelediği Afrin'i savunmak için genel seferberlik ilan ettiğini bildirdi.

YPG'nin Basın Sözcüsü Rezan Hedo, seferberlik ilanının Afrin'in savunulması için eli silah tutan tüm Kürtleri kapsadığını söyledi.

Haberde "Zeytin Dalı" operasyonu kapsamındaki 6400 kişilik gücün girdiği Suriye topraklarında 70 köyü YPG militanlarından temizlediği bildirildi. 

Kaynak: YDH


bozadi

#35
21 Ocak 2018

ABD Kürtlere yine ihanet edecek ve Esad ile Erdoğan yakınlaşacak


İngiliz yazar Robert Fisk, ABD'nin kurnayı planladığı SDG'li orduyu kaleme aldı.




Fisk, ABD'nin Kürtlere yine ihanet edeceğini; bu süreçte Erdoğan, Esad ve Putin'in Suriye'deki Amerikan hedeflerine karşı bir araya geleceğini öne sürdü.

İngiliz basınının kıdemli Ortadoğu muhabirlerinden Robert Fisk, ABD'nin Suriye'de kurmayı planladığı 'Sınır Güvenlik Gücü'nü kaleme aldı.

Bu adımın Suriye'yi bölmek anlamına geldiğini savunan Fisk, "Bir sonraki Kürt savaşı ufukta. Türkiye ve Suriye hiçbir zaman bir mini devlet kurulmasına izin vermez" ifadelerini kullandı.

Fisk, ABD'nin bu adımıyla Türkiye ile Suriye arasında ortak bir çıkar yarattığını savundu.

Makale özetle şu şekilde:

'İLK RESMİ BÖLME AÇIKLAMASI'

"Batı'nın Suriye'yi etnik-mezhepsel temellerde bölme yönündeki ilk resmi girişimini açıklama konusundaki pek de kıskanılmayacak görev, Albay Thomas Veale'e düştü. Birkaç gün önce yaptığı sıradışı açıklamanın etkilerini idrak ediyor olsa da olmasa da Veale, teoride Suriye'nin on binlerce kilometrekaresini kontrol edecek, büyük ölçüde de Kürtlerden oluşacak yeni bir gücün kurulacağı konusunda gayet netti. 30 bin kişilik 'Sınır Güvenlik Gücü'nün Arap üyeleri, Fırat Nehri Vadisi'nin daha güneyindeki kontrol noktalarında duracak.

Albaydan alıntı yaparsak, "üye alımları, hem cinsiyet hem etnisite açısından, hizmet edecekleri nüfusları yansıtacak bir güç inşa edecek şekilde yapılıyor." Kürtler Kürtleri koruyacak; Araplar, kuzeyde tam da Türkiye sınırı boyunca uzanan bu yeni bölgenin Kürt olmayan küçük parçalarını yönetecek. Bu, bir iç savaş vardıysa eğer, daha fazla iç savaşa davetiye çıkaracak.

'TÜRKİYE ŞÜPHELERİNDE HAKLI'

Amerikan kararının ne kadar tartışmalı olduğunu anlamak için Suriye rejimi ile Türkiye arasında yarattığı kısa süreli ittifaka bakmak yeterli (Suriye son yedi yıldır, IŞİD, El Kaide ve Batı ile ABD destekli silahlı militanların saldırdığı ülkenin her bir metrekaresini geri almaya kararlı; Türkiye ise aynı zaman diliminde Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ı devirmeye çalışıyordu.) Tayyip Erdoğan, ABD'nin bu son 'terör ordusu'nu boğma vaadinde bulundu. Esad'ın hükümeti, yeni milislerin oluşturulmasını egemenliğine karşı 'açık bir saldırı' olarak niteledi.

Albay Veale için talihsiz bir biçimde, Türkiye, yerel Kürt savaşçıları PKK'nin kontrol ettiğinden şüphelenmekte haklı. Esad  'Sınır Güvenlik Gücü'nü egemenliğine saldırı olarak nitelemekte haklı ve Ukrayna'nın bölünmesine pek de yabancı olmayan Rusya, benzer Amerikan aldatmacalarını gördüğü yerde tanır.

SDG'NİN TEMELLERİNİ ESAD ATTI

Bu gücün temelleri savaşın başına, YPG'nin Şam'daki yetkililer tarafından Suriye devletini ele geçirmeye çalışan IŞİD, El Kaide ve diğer cihatçı gruplara karşı teşvik edilmesine dayanıyor. Suriye devleti YPG'ye, kendilerini korumaları için binlerce silah verdi. Hatta Esad ilk günlerde, Kürtleri IŞİD ve El Kaide'nin terörist gruplarına direndiği için övdü.

Sadece üç yıl önce, Türkiye sınırındaki Kamışlı'da hem Suriye askerleriyle hem de onların daha doğudaki Kürt müttefikleriyle konuşmuştum. Kürtler her zamanki gibi kuzeyde bir 'federal' bölge arzusunu dile getirmiş ve Suriye rejiminin elinde maruz kaldıkları işkenceleri hiçbir zaman unutmayacaklarına yemin etmişti. Suriye ordusu da Kürtlere 'hiçbir zaman' toprak vermeyeceklerinde ısrarlıydı. Fakat sonra ABD'nin IŞİD'i yok etme kararı, Irak'ta Musul ablukası ve IŞİD'in kalesi Rakka'ya yönelik saldırı geldi.

Washington sonra ilk IŞİD ve Esad karşıtı milis gücünü oluşturdu ve onlara, Suriye Demokratik Güçleri adını verdi. Bu tür grupların hepsinde olduğu gibi, etnik açıdan 'Suriyeli' değildi -çünkü büyük ölçüde Kürtlerden oluşuyordu- ve bir devlet olarak Suriye'yi 'savunmakta' bir çıkarı yoktu. Ve, Amerikan hava desteğinin yokluğunda, bir 'gücü' de yoktu. Saatler içinde 'SDG' kısaltmasıortaya çıktı ve medya hızla adını tırmak içine almaktan vazgeçerek onu yapay bir yasallıkla ödüllendirdi. Kısa süre içinde 'ABD destekli SDG'ye dönüştüler, cesurca güneye ilerleyip nihayetinde büyük bir Suriye kenti olan Rakka'yı ekimde aldılar.

ŞAM'IN RAKKA PLANI HAZIRDI

Fakat Suriye ordusu Rakka'nın öbür yakasının sadece 12 mil uzağındaydı ve Fırat'ın yakınlarında kerpiç evlerin olduğu bir köyde, Suriyeli subayların, Amerikalılar tarafından silahlandırılan Kürt savaşçıların ve bir Rus hava kuvvetleri albayının düzenli olarak buluştuğu bir koordinasyon merkezi kurmuştu. Rakka'nın ele geçirilmesinden hemen önce onlarla karargahlarında biraraya gelmiştim. Suriyeli yetkililer, Rakka'nın batısında Esad yanlısı bir yerel yönetimi yeniden tesis etmekteydi; Suriye ağından elektriğin gelmesi, yaşlılar için emekli maaşları, kanalizasyon ve diğer hizmetlerin geri getirilmesi için çalışıyorlardı. Diğer bir deyişle, çok sayıda Amerikan silahlı Kürt sokaklarını işgal etse de, Suriye Rakka üzerindeki egemenliğini sürdürecekti.

Bölgede tabii ki başkaları da yaşıyor; Sünni Müslümanlar, Çerkes Hıristiyanlar, Ermeniler, Türkmenler ve hatta Çeçenler. Dolayısıyla Albay Veale'in bölgenin gelecekte etnik, yani mezhepsel temelde kontrol edileceği vaadi bundan kaynaklanıyor. Fakat 'Suriye Demokratik Güçleri'nin son kullanma tarihi geçti. ABD'nin sahadaki askerleri rolünü oynadıktan sonra, bir diğer tuhaf isimle, bu kez 'Sınır Kontrol Gücü', reenkarnasyon geçirmeleri gerekiyordu. Bu güç, SDG gibi tamamen Amerikan silahlarına, hava korumasına ve gerekirse hava saldırılarına bağımlı olacak.

KÜRTLER YİNE İHANETE UĞRAYACAK

Şundan emin olun ki, Kürtler yine her zamanki gibi ihanete uğrayacak. Yeni güç, sadece Amerikalılar gerekli gördükçe var olacak; sonrasında, ikisi de onu hegemonyalarına karşı bir tehdit olarak algılayan Suriyeliler ile Türklerin merhametine terk edilecek. Hem Erdoğan hem Esad devletlerinin her düşmanını uzun zamandır 'terörist' (etimolojisi Çarlık Rusyası'na ve 2. Dünya Savaşı'na uzanan, yükselişi ise Amerikalılar ile dünya muhabirlerinin desteğini gerektiren bir sözcük bu) olarak görüyor ve Kürtlere de Ankara ve Şam tarafından dize gelene kadar bu şekilde davranılacaktır. (Haklı gerekçelerle iddia ettiği gibi) Ne kadar laik, liberal ve sosyalist olursa olsun, Suriye topraklarında bir Kürt mini-devletine göz yummaz ve Türkiye de güney sınırında bir Kürt mini devletini hoş görmez.

Şu an Sınır Güvenlik Gücü'nün sadece 230 milisi var ve 29 bin 770'i gelecek... Ve bu savaşçılar sadakatlerini bir Amerikan yanlısı silahlı gruptan bir diğerine transfer etmeye hazırlanırken, Bay Erdoğan ve Bay Esad, Bay Putin'le birlikte, ortak bir çıkarı konuşacaktır: ABD'nin Suriye'deki siyasi hedefleri."

Kaynak: Fars News


bozadi

#36
23 Ocak 2018

Terör hattı yarıldı! Afrin'e 5 koldan kuşatma


Türkiye'nin terör örgütlerine göz yummayacağını tüm dünyaya gösteren 'Zeytin Dalı' harekatı beşinci gününe girdi. Türk Silahlı Kuvvetleri ve Özgür Suriye Ordusu güçleri, halihazırda beş ayrı noktadan Afrin'e doğru terör hattını yarmış durumda. Harekatta Piyade Üsteğmen Oğuz Kaan Usta 3. şehidimiz oldu




Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Suriye'nin Afrin kentinin kontrolünü elinde tutan terör örgütleri  PYD-YPG/PKK ve DEAŞ hedeflerine yönelik başlattığı 'Zeytin Dalı Harekatı' 5'inci gününe girdi. İlk 4 gündeki operasyonlarda 200'den fazla hedef vuruldu.

Türk ordusu ve 25 bin kişiden oluşan Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) güçleri, halihazırda beş ayrı noktadan Afrin'e doğru terör hattını yardı. Türk tankları, Reyhanlı'ya atılan roketlerin ateşlendiği Cinderes bölgesini yoğun ateş altına almış durumda.

Harekâtın başından beri çatışmaların sürdüğü Cinderes bölgesinin batısındaki Hammam köyü teröristlerden alındı. Böylece güneybatı cephesindeki Reyhanlı hattında terör cephesi de yarıldı.

Dün sabaha karşı çok sayıda pikap araçla gelen YPG'li teröristler Mare önlerinde ÖSO hatlarını yarmayı denedi ancak teröristler püskürtüldü.

ÖSO birlikleriyle Afrin'e ilerleyen TSK ise terör yuvalarını 'zırh delici' toplarla vuruyor. Sınıra giden çok sayıda tank, cephane, yakıt ve askeri malzeme ikmali için geri döndü. Kilis ve Hatay'dan Afrin'in iç bölgelerine de askeri sevkiyat sürüyor.

Ankara teyakkuzda

Afrin'e düzenlenen Zeytin Dalı harekatı ile ilgili Ankara'da dün sıcak saatler yaşandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde Güvenlik Değerlendirme Toplantısı yapıldı.

Toplantının ana gündem maddesi Zeytin Dalı Operasyonu oldu. Operasyon kapsamında gelinen aşama ve izlenecek yol haritası masaya yatırıldı.

Zirveyle ilgili ajansa düşen fotoğraflarda Erdoğan'ın önündeki kırmızı dosya dikkat çekti. Zirveye Başbakan Binali Yıldırım, Başbakan Yardımcıları, Recep Akdağ, Bekir Bozdağ, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Başdanışmanlar Adnan Tanrıverdi ve Mustafa Varank  katıldı.

Öte yandan hükümet adına Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli'nin, Afrin'e Zeytin Dalı Harekatı ile ilgili olarak Meclis'i 30 Ocak'ta bilgilendireceği açıklandı.

3. şehit Üsteğmen Oğuz

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Afrin'e yönelik düzenlenen Zeytin Dalı Harekatı'nda Piyade Üsteğmen Oğuz Kaan Usta'nın şehit olduğunu açıkladı.

Bakan Çavuşoğlu, "Vatanımızın bekası için Afrin'de Zeytin Dalı Harekatı'na katılan hemşehrim Piyade Üsteğmen  Oğuz Kaan Usta'yı şehit verdik. Şehitlerimizin kanını yerde bırakmayacağız. Terörün kökünü kazıyana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Milletimizin başı sağolsun" mesajını paylaştı.

Harekatın başından bu yana 3 şehidimiz oldu. Sert çatışmaların yaşadığı Suriye'nin Burseya Dağı'nda teröristlerle çıkan çatışmada şehit olan piyade astsubay üstçavuş Musa Özalkan'ın cenazesi Ankara'da toprağa verildi. Hatay'ın Kırıkhan ilçesinin Karatepe bölgesindeki ÖSO kampındaki seyyar jeneratöre roket isabet etmesi sonucu şehit olan Şahin Elitaş'ın cenazesi de Kırıkhan'da toprağa verildi.

Zeytin Dalı Harekatı'nın ana omurgasını oluşturan Hatay ve Kilis'in sınır bölgeleri, operasyonun ilk günlerine oranla sakin durumda.

ABD'den heyet geldi

Afrin Harekatı kapsamında görüşmelerde bulunmak üzere ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Jonathan Cohen'in başkanlık yaptığı ve ABD Savunma Bakanlığı yetkililerinin de dahil olduğu bir heyet dün Ankara'ya geldi.

ABD heyeti Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ahmet Muhtar Gün başkanlığındaki Türk heyetiyle görüşmelerde bulundu. ABD heyeti daha sonra Genelkurmay Başkanlığı'na giderek burada da basına kapalı bir toplantı yaptı.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü Binbaşı Adrian Rankine Galloway, Savunma Bakanlığı yetkililerinin "Afrin'deki durum dahil birçok ortak güvenlik konularını görüşmek üzere" ABD heyetiyle birlikte Ankara'da olduklarını açıklamıştı.

ABD'den dikkat çeken hamle

Türkiye'nin PKK'nın Suriye kolu YPG'ye karşı Afrin'e "Zeytin Dalı Harekatı"nı başlattığı dönemde manidar bir zamanlamayla ABD'nin Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı General Joseph Votel'in Suriye'nin Rakka kentini ziyaret etti.

ABD'nin Uluslararası Koalisyon nezdindeki Özel Temsilcisi Brett McGruk, sosyal medya hesabından General Votel'nin, ABD'nin desteğiyle PKK'nın Suriye kolu YPG ağırlıklı Suriye Demokratik Güçleri'nin kontrolündeki Rakka kentine yaptığı ziyareti duyurdu.

Rakka kentinin geri alınmasında, ABD ve YPG'nin DEAŞ'la anlaşarak şehri aldıklarını ortaya çıkaran görüntüler dünya gündemine bomba gibi düşmüştü.

Harekatı anlatan 4 dilde mektup

Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Ayrancı, "Zeytin Dalı Harekatı" hakkında uluslararası kamuoyunu bilgilendirmek ve farkındalık oluşturmak için 4 dilde mektup yazdı.

Türkçe, İngilizce, Fransızca ve Arapça yazılan mektup, dünya  genelindeki üniversite rektörlerine, Avrupa Birliği (AB) ve Birleşmiş Milletler (BM) yetkililerine gönderildi.

Ayrancı mektubunda, terörün Türkiye, Asya, Afrika ve Avrupa'da bir silah olarak kullanıldığına işaret etti.

Kaynak: Yeni Mesaj


bozadi

#37
24 Ocak 2018

Politik körlük


SONER YALÇIN




Tespit 1)

Kimileri...

– YPG/PKK üniforması giyerek Suriye'yi bölmek için çatışan Siirtli Ahmet'i alkışlıyor. Ve...

– Türk Ordusu üniforması giyerek Suriye'yi birleştirmek için savaşan Siirtli Mehmetçik'e kızıyor!

Tespit 2)

Düzenli ve büyük birlikler yerine küçük ve işlevsel birliklerle yapılan savaş şekline askeri terminolojide "Düşük Yoğunluklu Çatışma" (Gayrinizami Harp) denir. Büyük orduların bu tür savaşlarda başarılı olma ihtimali hep az oldu.

Mehmetçik bu algıyı yıktı. Dün olduğu gibi bugün yine kazanacak.

PKK dün olduğu gibi bugün yine kaybedecek.

Tespit 3)

31 yıllık süreçte PKK, yaklaşık 28 bin örgüt üyesini kaybetti.

Bunun karşılığında kazandığı tek "mevzi" yok. Peki, PKK neyin inadını yapıyor?

– Türkiye'yi karşısına alarak...

– İran'ı karşısına alarak...

– Arapları karşısına alarak...

Ortadoğu'da başarı şansı var mı?

ABD ve İsrail'e güveniyor! Ancak...

Ulus devletleri parçalayıp 22 küçük devlet kurma amaçlı Büyük Ortadoğu Politikası/ BOP iflas etti!

1990'lardan itibaren "küresel haydutluk" yapan ABD'nin dünya hegemonyası Irak'tan çekilmesiyle sona erdi.

Tarih sahnesine yeni güçler çıkıyor. Suriye iç savaşı bunun somut göstergesi oldu; ABD-İsrail yenildi. PKK da yenilecek. Fakat...

PKK yönetimi/Kandil, dün olduğu gibi ağır yenilgilerinden dersler çıkaracak politik yetkinlikte değil artık. 1990'lardan itibaren tüm umudunu ABD emperyalizmine bağladı. Ve bu sömürge politikasıyla birlikte çökecek.

Öyle ya... Efendisiyle yükselenler efendisiyle düşer! Barzani'nin referandum şımarıklığıyla başına ne geldiğini bile değerlendiremiyor PKK!

Fakat mesele sadece PKK değil!

Meselenin Türkiye solunu ilgilendiren başka yönü var.

Bu konu hep atlanıyor!


POLİTİK ÖNDERLİK

Mehmet Süreyya Karakurt kitap yazdı:

"THKP-C Devrimci Yol Geleneğinde Öncülük Olarak Politika."

Çalışmasında şunu sorguluyor:

Silahlı mücadeleden yana THKP-C ve ardılı Dev-Yol "halk savaşında" niye başarılı olamadı?

Özellikle 1970'lerde "Direniş Komiteleri" ile sokaklara hakim olan sosyalist sol'un en büyük kitlesine sahip bu hareketin yenilgi sebepleri nedir?

Türkiye sosyalist sol hareketinde (siyasi özgürlük atmosferinin olmaması gibi nedenlerle de) bu tür tartışmalar pek yapılmıyor. Karakurt'un çalışması teorik zenginlik adına önemlidir.

Ancak...

Önemli bir konuyu atladığını düşünüyorum:

Yenilgi...

Güçsüzlük...

Mağdur söylemini bir türlü aşamama...

Sosyalist sol'un benzeri zayıflığı ideolojik öncülüğü kaybetmesine de yol açtı.

Politik öncülük/önderlik 1980'ler ortasından itibaren PKK'nın eline geçmeye başladı. Zamanla...

– Teorisi ve pratiğiyle- 100 yıllık Türkiye sosyalist geleneği büyük ölçüde PKK "gölgesine" sokuldu!

PKK'nın taktiksel kurnazlıkları yutuldu. Hedef ve yöntemlerine destek verildi.

Bu sadece sosyalist gençleri "emperyalizmin neferi" yapmadı.

En hafifiyle bugün bile hiçbir politik bilinç taşımayan-duygusal "savaş karşıtı" tweet atılmasına sebep oluyor!

Keza...

"Politik körlük" sadece sosyalist sol'da değil, sosyal demokrat CHP'de de derin ideolojik çatlağa sebep oldu/ oluyor! Örneğin, kimlik siyaseti bir türlü aşılamıyor. PKK'nın (ve itibarıyla sol liberallerin) "siyasi rüzgarlarına" katılan teorik bilinci yetersiz siyasetçilerin söylemleri hatalara sebep oldu/oluyor. (Kuşkusuz -liberal ve feodal bağlar- aracılığıyla tecrübesiz AKP çevresi de PKK'nın "ideolojik egemenliğe" boyun eğerek, emperyalist dayatmalara kandı!)

Gerekli dersler ne zaman-nasıl çıkarılacak?

Yani...

Mesele sadece "cephe savaşıyla" sınırlı değil...



POLİTİK ÖNCÜLÜK

Zamanın ilerlemesi durmuyor!

Gelinen tarihsel aşama şu:

1990'larda ABD liderliğinde kurulan "Yeni Dünya Düzeni" bitiyor.

Yeni bir dünya kuruluyor.

İsrail dışında bölgede herkesle savaşan PKK'nın yenilgisi kaçınılmaz.

Emperyalizmin maşasına dönüşen PKK'nın, Türkiye'deki politik önderliği de tamamen yok olacak. Sahi...

Artık:

Türkiye solunun, kendi ayağına kurşun sıkmaktan kurtulması gerekmiyor mu?

Yaklaşık son 40 yıllık politik süreci kapsamlı sorgulamadan geçirmesi gerekmiyor mu?

Evet, "halk savaşı" temelsiz bir romantizmdi.

Evet, yenilgi psikolojisiyle PKK gücüne "biat" hataydı.

Evet, solu "kafasız" bırakan "kuyrukçuluk" ümitsiz salgın hastalıktı.

Artık:

Hatalardan dersler çıkarılması zorunluluk değil mi?

"Büyük resmi" görmek şart...

Yeni değerlendirme yapmak şart...

Geleceği önceden gören tutarlı teori oluşturmak elzem!

Marksizm; sürekli olarak hayatın yeni gerçekleri karşısında derinleşip, zenginleşen ve kendi kendini aşan bir düşünce sistematiği değil mi?

Sol, düzeni/sistemi sorgulayan politik öncülüğü-önderliği tekrar ele geçirmelidir. Yoksa... Bu kirli siyasi atmosfer Türk'ü ve Kürt'ü ile daha çok gencimizin ölmesine neden olacaktır. Faşizmin daha da güçlenmesine neden olacaktır.

Mesele sadece "askeri" değildir.

Asıl mesele, sorunun ideolojik boyutudur.

Bu da ancak sol'un dirilişiyle mümkün olabilir!

Kaynak: Sözcü


bozadi

#38
Türkiye solunun genel olarak PKK etkisi altında olduğu görüşünü veya imasını makul bulmuyorum ama öyle bir etkinin hiç olmadığının da iddia edilemeyeceğini düşünüyorum ve Soner Yalçın'ın bu eleştirilerinin Türkiye solu için önemli dersler içerdiğini düşünüyorum.

bozadi

#39
25 Ocak 2018

Türkiye'den Beyaz Saray'a yanıt gibi operasyon


Türkiye'den ABD'ye yanıt gibi bir harekat hamlesi geldi. Türk savaş uçakları, Afrin'e yönelik operasyonların ardından YPG'nin elindeki Münbiç'i de vurarak Zeytin Dalı Harekatı'nı genişletti...




Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Trump arasında geçen telefon görüşmesinde Trump, Türkiye'nin operasyonlarını sınırlı tutmasını ve en kısa sürede sonlandırılmasını istemişti.

Türkiye'den ABD'ye yanıt gibi bir harekat hamlesi geldi. Türk savaş uçakları, Afrin'e yönelik operasyonların ardından YPG'nin elindeki Münbiç'i de vurarak Zeytin Dalı Harekatı'nı genişletti.

İktidara yakın Yeni Şafak'ın haberine göre Münbiç'teki Seyyade ve Dendeloğlu köylerinde bulunan PKK karargâhları Türk savaş uçaklarınca imha edildi.

Fırat Kalkanı Harekatı döneminde ABD bayrağı asılan köyler arasında yer alan Seyyade köyü aynı zamanda ABD askerlerinin de devriye gezdiği noktalar arasında bulunuyor.

Arime nahiyesine bağlı köylerden Seyyade ve Dendeloğlu, Münbiç'in doğuya uzanan ve terör işgalindeki son köyleri arasında yer alıyor.




Kaynak: odatv


bozadi

#40
25 Ocak 2018

Türkiye NATO'dan kopuyor durdurun


İngiltere'de yayınlanan Daily Telegraph gazetesi başyazılarından birisinde, Zeytin Dalı Harekâtı nedeniyle Washington ve Ankara'nın arasındaki gerginliğe dikkat çekiyor. 




İngiltere'de yayınlanan Daily Telegraph gazetesi başyazılarından birisinde, Türkiye'nin Afrin'e yönelik olarak başlattığı Zeytin Dalı Harekâtı nedeniyle Washington ve Ankara'nın arasındaki gerginliğe dikkat çekiyor.

BBC Türkçe'nin haberine göre, makale, Türkiye'nin NATO'dan uzaklaştırılarak Rusya'nın sevindirilmesinin önüne geçilmesi gerektiğini vurguluyor.

Makale şu şekilde:

"NATO'nun takdir edilen 5. Maddesi bir müttefik ülkenin saldırıya uğramasının, tüm müttefiklere düzenlenmiş bir saldırı anlamına geleceğini söyler. Bu madde, 2. Dünya Savaşı sonrasında barışın garantörü olmuştur.

Düşmanlara karşı kolektif misillemeyi öngören bu madde bugüne kadar sadece 11 Eylül 2001'de Batı dünyasına düzenlenen en büyük saldırının ardından işletilmişti.

Bugünse NATO'nun en güçlü üyesi ABD'nin yakın müttefikleri, bir diğer NATO ülkesi Türkiye'nin doğrudan hedefi haline gelmiş durumda.

Kürt savaşçılar, Suriye ve Irak'ta Batı'nın en güvenilir, en etkili müttefiki olduklarını göstermiş durumdalar.

"ABD İÇİN MÜTTEFİK, TÜRKİYE İÇİN TERÖRİST"

Kürtlerin oynadığı rol, IŞİD'le mücadelede kritik öneme sahipti. Ancak Türkiye, Kürtlerin bölgede bağımsız bir devlet kurmayı amaçladıklarından endişe ediyor.

Böyle bir adım, Türkiye'nin toprak bütünlüğünü de tehdit edecek bir gelişme olarak görülüyor.

Bu yüzden Washington tarafından müttefik olarak görülen savaşçılar, Ankara tarafından ayrılıkçı teröristler olarak algılanıyorlar.

NATO'nun kuruluş nedeni olan Rusya'nın dost ateşi riskiyle karşı karşıya olmasından büyük haz duyduğuna şüphe yok.

Batılı liderlerin Türkiye'deki başarısız darbe girişimine karşı verdikleri zayıf tepkiden bu yana Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan düş kırıklığı içerisinde.

"TÜRKİYE'NİN SINIR ENDİŞELERİ ÇÖZÜLEBİLİR"

Rusya bu çatlağı kullanarak Türkiye'yi NATO'dan tamamen koparmayı fazlasıyla arzulayacaktır.

Bu durumun gerçekleşmesinin önlenmesi gerek. Türkiye'nin sınır endişeleri, özellikle de Suriye sınırı konusu çözümlenebilir. Kürtler halihazırda geniş bir coğrafyada fiilen özerk bir yönetim kurmuş durumda.

Makul bir çözüm mümkünken tüm tarafların itidal göstermesi gerekiyor.

Askeri gerilimin artması en çok Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i sevindirecektir. Sırf bu gerçek dahi, tansiyonun yükselmesinin önüne geçilmesi gerektiğini gösteriyor."

Kaynak: odatv


bozadi

#41
25 Ocak 2018

Fatih Altaylı: Yapmayın yahu; 80 milyonluk bir toplumdan birkaç kişi de "Savaşa karşıyım" diyebilsin!


"Herkes devletle aynı düşünmek zorunda değil"




Bir grup yazar, sanatçı, gazetecinin Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Suriye'nin Kuzeybatısında bulunan Afrin'e yönelik başlatılan Zeytin Dalı Harekâtına karşı hazırlanan bir bildiriye imza attığını hatırlatan Habertürk yazarı Fatih Altaylı, "Bir ülkede bazı insanlar, ülkelerinin politikalarını, uygulamalarını beğenmeyebilir, eleştirebilir" dedi. İhanetin ve hainliğin başka kavramalr olduğunu ifade eden Altaylı, "80 milyonluk bir toplumdan birkaç kişi de 'Savaşa karşıyım' diyebilsin" dedi.

Fatih Altaylı'nın "Münbiç de uzak değil" başlığıyla (25 Ocak 2018) yayımlanan yazısının ilgili bölümü şöyle:

Devletle aynı düşünmek

Bir grup yazar, sanatçı, gazeteci bir bildiriye imza atıp Afrin'e yapılan operasyona karşı çıkmış.

Çok çok daha kalabalık bir başka grup ise bunlara sövüyor, sayıyor, kızıyor.

Yapmayın yahu.

80 milyonluk bir toplumdan birkaç kişi de "Savaşa karşıyım" diyebilsin.

İçlerinde farklı ajandaları olanlar da vardır elbet ama "Savaşa karşıyım"diyen herkese de "Hain, düşman" yaftasını yapıştırmayın, yapıştırmayalım.

Üstelik bazen bir İsrailli fikir insanı İsrail'in tezlerine, yaptıklarına karşı çıkıp eleştirince ya da aynı şeyi bir Alman, bir Amerikalı, bir Fransız kendi ülkesine karşı yapınca ona da "Hain" diyor muyuz!

Olabilir bunlar.

Bir ülkede bazı insanlar, ülkelerinin politikalarını, uygulamalarını beğenmeyebilir, eleştirebilir.

Hainlik, ihanet başka kavramlardır.

İçlerinde yoktur demiyorum, olabilir.

Ama herkes de devletle aynı düşünmek zorunda değil, devletle ve çoğunlukla aynı düşünmüyor diye hain olarak nitelendirilemez.
 

Kaynak: T24


bozadi

#42
25 Ocak 2018

Ahmet Hakan: 'Savaşa hayır' diyenleri tutuklamak tezine güvenmemektir


Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, Türkiye'nin Afrin'e başlattığı Zeytin Dalı Harekatı'na 'Savaşa hayır' diyerek karşı çıkanları tutuklamanın 'tezine güvenmemek' olduğunu söyledi. Hakan, "Tezi güçlü olan da, haklı olan da sensin" diye ekledi.




Hakan'ın "Altı maddede 'Türkiye'nin menfaati nerededir' sorusunun cevabı" başlıklı yazısının ilgili kısmı şöyle:

"SAVAŞA hayır" diyeni...

"Ne yani? Sınırımızda terör örgütü devlet mi kursun" dersin, susturursun.

"Savaşa hayır" diyene...

"İyi de... Bir kere de teröre hayır demeyi denesene birader" dersin, susturursun.

"Savaşa hayır" diyene...

"Savaş iki ülke arasında olur. Terör örgütüyle mücadeleye savaş denmez" dersin, susturursun.

Ama sen tutar da...

"Savaşa hayır" diyeni gözaltına alır, hatta tutuklarsan...

Sanki "savaşa hayır" diyenin tezlerinden korkuyormuşsun gibi bir algı yaratırsın.

Oysa...

Tezi güçlü olan da, haklı olan da sensin.

Kaynak: Sputnik


bozadi

#43
Pek çok zaman olduğu gibi, Fatih Altaylı'yı ve Ahmet Hakan'ı isabetli, insancıl, sağduyulu ve cesur tavırları için takdir ediyorum, varolun.

Ben kusurlarıyla, eksikleriyle, yanlışlarıyla bu "savaşı" veya "operasyonu" genel itibariyle destekliyorum (emperyalist güçlere karşı uzunvadeli bir sürecin bir parçası olarak) ama savaşı veya herhangi bir devlet politikasını meşru yollarla protesto edenleri linç etme hakkını kendinde bulanlar, savaşılan düşmanlardan daha az tehlikeli değildir bence.

bozadi

#44
24 Ocak 2018

Kilis'teki tarihi camiye roketli saldırı


Afrin'deki terör örgütü PYD/PKK'lı teröristler tarafından Kilis'e atılan 2 roket, Çalık Camisi ile bir eve isabet etti. Akşam namazı için camide bulunan cemaatten 2 kişi hayatını kaybetti, toplam 11 sivil yaralandı.




Alınan bilgiye göre, kent merkezindeki Çalık Camisi'ne saat 18.10 sıralarında atılan roket isabet etti.

Olay yerine sevk edilen emniyet güçlerinin çevre güvenliğini almasının ardından sonra yaralılar ambulanslarla Kilis Devlet Hastanesine kaldırıldı.

Kilis Valiliği'nden açıklama

Kilis Valiliği basın bürosundan yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Akşam namazını kılmakta olan biri Türk, biri Suriyeli olmak üzere 2 kişi hayatını kaybetmiştir. 6 vatandaş ise yaralanmıştır. İkinci roketin isabet ettiği konutta ise 5 vatandaş hafif olarak yaralanmış, yaralananlar tedavi altına alınmıştır."

Tarihi cami kullanılamaz halde




Afrin'deki terör örgütü PYD/PKK mevzilerinden art arda atılan ve cemaatin akşam namazını kıldığı sırada roketlerden birinin hedefi olan caminin kubbesi yıkıldı.

Caminin bulunduğu sokak, araç ve yaya trafiğine kapatıldı, polis ekiplerinin olay yeri incelemesinin ardından etrafı şeritle kapatılan caminin çevresinde güvenlik güçleri nöbet tutmaya başladı.

Saldırı sonucu, "Çalık Hacı Ali" lakaplı, Haci Bin Mehmet Ağa tarafından 1682 yılında inşa ettirilen 336 yıllık Çalık Camisi kullanılamaz hale geldi.

Camide can pazarı




Olayın görgü tanığı, esnaf Adil İbanoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, roket sesini duyduktan sonra çevredeki herkesin camiye yöneldiğini söyledi.

İçeri girdiklerinde korkunç bir manzarayla karşılaştıklarını, akşam namazını eda eden cemaatin molozların altında kaldığını gördüklerini anlatan İbanoğlu, "Enkaz altında yaralılar olduğunu gördük, hep beraber çıkarmaya çalıştık. Sonrasında da sağlık ekipleri geldi." dedi.

Suriyeli ailenin evine isabet etti




Roketlerden birinin isabet ettiği Tırıklı Mahallesi'ndeki tek katlı evde bulunan 10 kişilik Suriyeli aileden 5'i, ambulanslarla Kilis Devlet Hastanesine kaldırılarak ayakta tedavi edildi.

Kısa süre sonra taburcu edilen 5 kişi, kentteki başka bir Suriyeli ailenin yanına yerleştirildi.

Saldırıda evi kullanılamaz hale gelen Suriye uyruklu Yahya Said, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Neye uğradığımızı şaşırdık, korkarak kendimizi dışarı attık. Evimiz büyük hasar aldı. Neyse ki can kaybı olmadı. Evdekileri başka bir yakınımızın yanına gönderdik." dedi.

Bu arada polis ekipleri evin çevresinde önlem alırken, belediye ekipleri de hasar gören yapıda temizlik çalışmalarına başladı.

TSK misliyle cevap verdi

Öte yandan, roketli saldırının ardından Türk Silahlı Kuvvetlerince (TSK) belirlenen hedefler ateş altına alındı.

Askeri yetkililer, saldırıya misliyle karşılık verildiğini ve hedeflerin imha edildiğini belirtti.

Sınır birliklerinin top atışları, Kilis kent merkezinden de duyuldu.

Kaynak: Yeni Mesaj