Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

Şiirler / Güzel Sözler

Başlatan Tiversonus, 06 Nisan 2009, 02:23:46

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

#45
ÖMER HAYYAM (Matematikçi, astronom, filozof ve şair)[/size=3]


Tarihçilerin verdiği bilgiye göre Ömer Hayyam 1048 yılında Nişabur kentinde doğdu. (Doğum yılını 1044 olarak veren kaynaklar da vardır.) Asıl adı Gıyaseddin Ebu'lfeth Bin İbrahim El-Hayyam dır.

Selçuklu döneminin yetiştirdiği büyük matematikçi ve astronomlardandır. Edebiyat , tıp, tarih, hukuk ve astronomi konularında geniş bilgisiyle ünlüdür. Ancak Hayyam'ın felsefe , tasavvuf, fıkıh, tarih ve tıp konularında yazdığı bilinen bir çok yapıtı günümüze ulaşamamıştır.

Hayyam ,Matematikçi ruhuyla şair ruhu arasında bocalayan , körü körüne inanmaya ve bağlanmaya isyan eden , gerçeğin sırlarını gizleyen karanlığın önünde yapayalnız kalmış, yeni şeyler öğrendikçe bilgisizliğin bilincine varmış, materyalist ve natüralist bir bilim adamıdır.

Hayyam'a göre insanoğlunun en önemli araştırma konusu insanın kendisi olmalıdır. İnsan kendisi hakkında kesin karar verip yorum yapamazken ,daha kapsamlı ve derin konular hakkında nasıl yorum yapabilir? İnsan gerçeği değiştirmeye kalkmadan , doğru bildiğini açık yüreklilikle söyleyebilme cesaretini göstermelidir. Dünyanın gelip geçici olması ,onu dünya zevklerinden olabildiğince yararlanma, yaşamın tadını çıkarma anlayışına götürmüştür. Hayyam'ın imana karşı kayıtsız kalması herşeye bilimsel gözle bakmasına sebeb olmuştur. Hayyam bu görüşlerini rubailerle anlatmış, dünyaya, insana,dine bakışını bu şiirleri aracılığıyla yansıtmıştır.

[h4]Kim senin yasanı çiğnemedi ki , söyle?
Günahsız bir ömrün tadı ne ki, söyle?
Yaptığım kötülüğü , kötülükle ödetirsin sen,
Sen ile ben arasında ne fark kalır ki, söyle? [/h4]
[/color]

Ömer Hayyam'ın yüzyıllar sonra Batı dünyasında tanınması ve belki de en çok okunan, en sevilen Doğulu yazar olmasını sağlayan yapıtıysa Rubaiyat'tır.Rubaiyat'ın bu derece ünlenmesinin en önemli nedeni İngiliz ozan Edward Fitzgerald tarafından yapılan çevirinin oldukça başarılı olmasıdır.

Fitzgerald'ın çevirisinin 1859 yılında Londra'da yayınlanmasının ardından tüm edebiyat dünyasının ilgisi Hayyam üzerinde yoğunlaştı. Başta İngiltere , Amerika ve Fransa olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde Hayyam'ın rubaileri çeşitli dillere çevrildi. Londra'da bir de Hayyam Kulübü kuruldu. Hayyam Kulübü'nün kapısına da onun şu rubaisi yazıldı.

[h4]Var eyledi yetmiş iki millet yaradan.
Ben sevgi için doğmuşum, ancak anadan.
Kafir ya da İslam ne imiş, senin amaç!
Din ayrımını , kaldır a Tanrım aradan. [/h4]
[/color]

Edebiyat dünyasında bu derece sevilen ve ünlü olan Hayyam bilim dünyasında da tanınmış ve çeşitli eserler vermiştir.

Sultan Celalettin Melikşah tarafından takvim oluşturmak üzere kurulan bilim adamlarının başına getirilmiştir. O zamanlar halk arasında "Ömer Hayyam Takvimi", bugünse "Celali Takvimi" olarak bilinen bu takvim her 5000 yılda bir gün hata veriyordu. Günümüzde kullanılan Gregoryan takvimi ise her 3330 yılda bir gün hata vermektedir. Bu da Hayyan'ın bilimsel düzeyinin kendi zamanının ne kadar ötesinde oluşunun açık bir göstergesidir. Ayrıca Ömer Hayyam takvimi sadece günleri, ayları belirlemekle kalmıyor, mevsim değişikliklerini de büyük titizlikle saptamıştır. Yani yılın hangi gününde yağmur yağacak, hangi gününde kocakarı soğukları başlayacak, fırtınalar hangi gün kopacak not etmişti . Bunlar hiç mi sapmıyordu? Her yazılan olduğu gibi doğru mu çıkıyordu? Elbette değil. Ancak usta meteoroloji uzmanlarının da belirttiği gibi," İlk insanlardan beri sürdürülen ince gözlemlerin sonucu olan bu takvimde belirtilen mevsim hareketleri genellikle doğru çıkıyordu." Bazı mevsim hareketleri için ,neredeyse meteoroloji yanılır.Hayyam yanılmaz deniyordu.

[h4]Ah,diyor ki benim hesaplamalarım
Yılı insan pusulasına uydurdu,ha?
Eğer öyleyse takvimden
Doğmamış yarını ve ölü dünü koparalım. [/h4]
[/color]

Onun bu takvimi uzun yıllar Ortadoğu'da ve Bizans'ta kullanıldı.

Tıp, fizik, Astronomi, Cebir, Geometri ve Yüksek Matemetik alanlarında önemli çalışmaları olan Hayyam için zamanının tüm bilgilerini bildiği söylenir.Rubaiyat dışında Hayyam'ın kaleme aldığı ve çoğu bilimsel içerikli olan kitaplar şunlardır.

1 -Risale fi'l Barehin alâ Mesailü'l-Cebr ve'l- Mukabele (Cebir ve geometri üzerine)
2 - Muhasar fi'l- Tabiiyat (Fiziksel bilimler alanında bir özet)
3 - Muhtasar fi'l - Vücud (Varlıkla ilgili bilgi özeti,bu kitap Londra'da British Museum'dadır)
4 -El- Kevnn ve't Teklif (Oluş ve Görüşler)
5 -Mizan-ül Hikem (Bilgelikler Ölçüsü)
6 -Ravzat-ül- Ukul (Akıllar Bahçesi)
7 -Fi Şerh-i ma eşkel men Mosaderhât-e Ketâl-e Oklides

Bu kitaplardan özellikle Cebir kitabı Doğuda matematik dünyasında uzun yıllar etkili olmuştur. Batılı matematikçilerse bu derslere ancak 1851 yılında F.Woepeke'nin çevirisi ile tanışmıştır. Aslında Ömer'in çalışmalarından Batı'da ilk söz eden Gerard Meerman idi. Meerman 1742 yılında yazdığı 'Speicmen Calculi Fluxionalis' adlı eserinin önsözünde İslam bilginlerinin matematiğe yaptıkları hizmetleri sayarken Leyden kütüphanesinde bulunan ve Ömer Hayyam'a ait olan bir elyazmasından bahsetmişti.Warner tarafından kütüphaneye bağışlanan eserde kübik denklemlerin cebirsel çözümlerinin bulunduğunu yazıyordu Meerman. İşte Woepcke, L'Algébre d'Omar Alkhayyâmî adını vereceği çevirisini yaparken bu elyazmasını ve bunun dışında Paris Ulusal Müzesi'de bulunan iki elyazmasını kullandı. Aynı kitabın bir kopyası da Columbia Üniversitesi kütüphanesi Profesör David Eugene Smith koleksiyonunda bulunmaktadır. Profesör Smith tarafından Hindistan'ın Lahor kentinde bulunan bu elyazması esas itibariyle Leyden'deki kopyanın çok benzeridir.
 
Ömer Hayyam'ın Cebir kitabı, on bölümden oluşur. Kübik denklemlerle ilgili kısımlar birleştirildiğinde geriye altı bölüm kalır.

Tiversonus

#46

Dostlarımdan Korkarım[h5]
Dostlarımdan Korkarım
Dostlarım
Ama ben
Dostlarımdan Korkarım

Ömer Hayyam
[/h5]

Ben hepsini severim:))

Alemtac

#47
Tsoai-Talle'nin Neşe Şarkısı
Buşiir Kiowi Kızılderilisi Scott Momaday'a aittir.1934 yılında doğmuşolan bu şair,ırkının en tanınmış,yaşayan yazarlarındandır ve House madeof Dawn isimli romanı için 1969 yılında,en önemli edebiyat ödülü olanPulitzer ödülünü kazanmıştır.Kızılderili dilindeki başlığıTsoai-Talle,yani kaya-ağacı-oğlanı.

Ben bir tüyüm açık gökyüzünde
Bu düzlükte dörtnala koşan o mavi atım
Ben parlayan ve suda dolanan o balığım
Ben çayırların sevinci - akşam güneşiyim
Ben rüzgarla oynayan bir kartalım
Ben ışıldayan damlalardan bir güvercinim
Ben en uzak yıldızım
Ben sabahın serinliğiyim
Ben yağmurun vurmasıyım
Ben donmuş kar üzerindeki parıltıyım
Ben ayın göl üzerindeki uzun yansımasıyım
Ben dört renkli bir alevim
Ben görüntüsü alacakaranlıkta kaybolan geyiğim
Yaban kazlarının kış göğünde
uçarken çizdikleri açıyım
Ben kurt yavrusunun acıkmasıyım
Ben bunları saran rüyayım
*
Anlıyor musun - ben yaşıyorum ben yaşıyorum
Ben dünya ile iyi ilişkiler içindeyim
Ben tanrılar ile iyi ilişkiler içindeyim
Ben güzel olan her şey ile iyi ilişkiler içindeyim
Anlıyor musun - ben yaşıyorum,
Ben yaşıyorum.

Kaynak : Tanrı Taşta Uyur
Rudolf Kaiser
Dharma Yayınları
 

Pınar

#48
Sevgili Alemtac, tıpkı bir bilinçaltı yazılımı gibi bu şiir.Ama harika bir yazılım.Teşekkürler....
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Tsunami

#49
ANLAR 
Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya, 
İkincisinde, daha çok hata yapardım. 
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım. 
Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar, 
Çok az şeyi 
Ciddiyetle yapardım. 
Temizlik sorun bile olmazdı asla. 
Daha çok riske girerdim. 
Seyahat ederdim daha fazla. 
Daha çok güneş doğuşu izler, 
Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim. 
Görmediğim bir çok yere giderdim. 
Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye. 
Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine. 
Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben. 
Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu. 
Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten. 
Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın. 
Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan, 
Gitmeyen insanlardandım ben. 
Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım. 
Eğer yeniden başlayabilseydim, 
İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım. 
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla. 
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır, 
Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer. 
Ama işte 85'indeyim ve biliyorum... 
ÖLÜYORUM... 
       
Jorge Luis BORGES 


Iliklerine kadar yasami hissederek yasamak bu olsa gerek:))
 

Tiversonus

#50
Beyin Hasarı

Deli çimenlerde gezinmekte
Deli çimenlerde gezinmekte
Oyunları ve papatya taçları ve kahkahaları anımsayarak
Yoldaki delileri de toplamaya çabalar

Deli odadadır
Deli benim odamdadır
Bir rapor tümünün katlanmış yüzlerini fırlatır döşemeye
Ve gazeteci çocuk yenilerini getirir her gün

Ve engeller çok yakında anlarsa yılları
Ve eğer hiç ev yoksa tepenin üzerinde yaşanacak
Ve beynin patlarsa karanlık uğursuzluklarla
Seni göreceğim ayın karanlık yüzünde

Deli benim kafamın içindedir
Deli benim kafamın içindedir
Bıçağı kaldırırsın ve değişimi sağlarsın
Yenilersin beni aklım başıma gelene dek

Kilitlersin kapıyı
Ve anahtarı fırlatıp atarsın
Kafamda biri var ama ben değilim o

Ve eğer bulut yarılır, şimşekler çakarsa gözlerinde
Bağırırsın ama kimse duymuyor gibi seni
Ve diğer çalgıcılar değişik ezgiler çalmaya başlarlarsa
Seni göreceğim ayın karanlık yüzünde

Tiano

#51
Brain damage-pink floyd :) teşekkürler tiversonus, epeydir dinlememiştim çok iyi geldi:)

http://www.youtube.com/watch?v=ZZSi02uccrc
 

Tiversonus

#52
:))
Dün Alemtac ":)) def, bilirmisiniz ? kenarı zilli def...koyun derisi geçirilmiş göbeği, tahta kasnaklı ve kenarlarında tenekeden pulları olan bir çalgıdır." diyordu:)) Aklıma benim de şu bağlantı geldi:

[Sevgili Alemtac, söylediğiniz enstruman buu muu? :)) }

http://www.youtube.com/watch?v=_TjGQbUz36Q&feature=channel_page

Alemtac

#53
Heralde odur Sevgili Tiversonus :) Maalesef ilkel bilgisayarımla göremiyorum :(
 

Tiversonus

#54

Alemtac

#55
Evet, :) ama öyle sopayla falan çalınmaz, ellerini patlatıncaya kadar, avuc içinle çalınır :)))
Teşekkürler, güzel müzikler için :)
 

Tiversonus

#56
Peki dansınız Sabina gibi mi yapılır? :)) Yani eller patlayıncaya kadar çalındığına göre:))

Alemtac

#57
Her yöreden her milletten insanların içiçe yaşadığı bir şehirdir İzmir. Kim nasıl isterse öyle danseder, dansın güzelliği değil, hissetiğin gibi dans etmektir asıl olan. Şimdi kolbastı burada da moda :) Ben bilmiyorum doğru düzgün ana memleketimin dansını, maşallah gençlerin hepsi beceriyor :) ama şaşırsan ne olur, hemen yanındaki sana gösterir, adımlarını yavaşlatır, diğerleride ona uyar, işte böyledir İzmir'li:)))

Nazar deyecek valla, artık İzmir-İzmir'li demiyeceğim :)) Sevgili Tiversonus, siz nerelisiniz, İç Anadolu'dan olduğunuzu tahmin ediyorum da...sizin şehrinizi anlatırmisiniz ? Kimbilir ne güzellikleri vardır :))
 

Tiversonus

#58
Az önceki yazdığınız yazı benim de neşemi kaçırdı. Aslında şunu düşünüyorum; dünyada çiganlar ve brezilyalılar çok da maddi varlığa sahip olmasalarda neşeli olabiliyorlar, bu çok ilginç, elbette ağıtları da vardır. Ben nereliyim, doğmak ve kültür farkı olduğu için ve belki de kültür demeyelim de farkındalık farkı ile bulunduğunuz şehirden farklı bir kültür taşıyabilirsiniz. Bu gözönüne alındığında, Pınar nereli olduğumu biliyor, ona sorarsınız, yani burada yazmak istemedim nedense, ama büyükbabam Gazi'nin hemşerisi...

Alemtac

#59
Sildim sevgili dostum :) neşemi geri çağırdım.