Haberler:

Yayınlanan son celse forumda! 26 Eylül 2026🎉

Ana Menü

Şiirler / Güzel Sözler

Başlatan Tiversonus, 06 Nisan 2009, 02:23:46

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Gülay

#15
Adam Olmak

Çevrende herkes şaşırsa,
bunu da senden bilse, sen aklı başında kalabilirsen eğer,
herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır, hem kendine güvenirsen eğer,
bekleyebilirsen usanmadan, yalanla karşılık vermezsen yalana, kendini evliya sanmadan kin tutmayabilirsen kin tutana.
Düşlere kapılmadan düş kurabilir,yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer,
ne kazandım diye sevinir, ne yıkıldım diye yerinir, ikisine de vermeyebilirsen değer,
söylediğin gerçeği eğip büken düzenbaz, kandırabilir diye safları, dert edinmezsen, ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz, koyulabilirsen işe yeniden.
Döküp ortaya varını yoğunu, bir yazı turada yitirsen bile, yitirdiklerini dolamaksızın dile, baştan tutabilirsen yolunu.
Yüreğine, sinirine dayan diyecek direncinden başka şeyin kalmasa da, herkesin bırakıp gittiği noktada, sen dayanabilirsen tek.
Herkesle düşüp kalkar, erdemli kalabilirsen,
unutmayabilirsen halkı, krallarla gezerken,
dost da düşman da incitemezse seni,
ne küçümser, ne büyültürsen çevreni
her saatin her dakikasına emeğini katarsan hakçasına her şeyi ile dünya önüne serilir,
üstelik oğlum, adam oldun demektir...

Rudyard Kipling'in (1865-1936) "If" adlı şiiri Rahmetli Bülent Ecevit tarafından "Adam Olmak" adıyla çevrilmiştir.
 

Tiano

#16
Sofram

Hatt-ı sebzle donanmış, pervasız kollarını açmış ruhlar
Hilkat geldi, Edeb geldi,  Kaziye de geldi, bağdaş kurup oturup
Ezele sustular ezelden, suskunluğa kadeh kaldırdılar
Misafir bozuverdi suskunluğu,
Ben diye geçirdi içinden kendini bu üçünden saymayan misafir:

toprak yedim toprağa verdim
kendimi yedim kendimi veriyorum
Ayrı ayrı tatlar içimde titreşir durur da
Ya hepsi aynı ise, tek tat var ise...

Hilkat onu anladı, edep onu sezdi, kaziye onu zaten biliyordu

Hilkat dedi:

tek dereceden başlamıştır yolculuğuna o
tadını mükemmelleştirir geçilen dertler, geçilen resimler
tekten çıkıp çok olmuştur o

Edep dedi:   

sevmeye niyetli olan için tatlı olmuştur o
sırt çeviren için zehir olmuştur o     
             
Kaziye dedi:

Her şey her şeyin kaynağı, lezzetler tekin özüdür
Dileyenin dileği olmuştur o
her şeyde kendini bulmuştur o

Toprak yedim toprağa verdim
kendimi yedim kendimi veriyorum
Ayrı ayrı tatlar içimde titreşir durur da
Teklik var bu simat-ı hüsrevanide

tiano
 

ivrin

#17
Sevgili Tiano şirlerin muhteşem, yüreğine sağlık güzel insan, sevgiyle takip ediyorum..
 

Tiano

#18
aa çok saolun:)))şımarırım valla hemen:) kucakladım
 

Alemtac

#19
SENDEN HİÇ AYRILMADIM Kİ
 
Sonsuz bir zamanda başladı
Bu Aşk.
İlk yıldızlar evrene savrulurken
Ayrıldık seninle sonsuza kadar...
Oyunu oynamak için iki yabancı olduk
Yüzyıllar önce iki dost
Binlerce sene önce Leyla ile Mecnun...
Arada olduklarımız
Gökyüzündeki yıldızlar kadar çok.
Yaratırken ve oynarken,
Ölesiye eğlenirken
Unuttuk Aşkı..
Savrulduk galaksilerde
Yüzyıllarda ve "ben" ler de
Seni hep sevdim.
Her oyuncunun gözlerinden sana bakarken...
Çicekler kadar çoşkulu
Yıldızlar kadar parlak
Çocuklar kadar neşeliydin.
Sen hep o sendin.
Gözlerindeki pırıltılardan tanıdım seni.
Rüyalarındaydım.
Bütün gece kollarımda uyuttum seni.
Sen ağladığında
Kim sardı sarmaladı seni
Her gecenin sabahında kim güneşleri üzerine doğurdu
Bütün yıldızları gökyüzüne serdi.
Ayrılmadık hiç
Sonsuza kadar beraber savrulduk...
Bu sevgi
Tek kişilikti.
Tek olan ayrı değildi
Kaybetmemiştin beni hiç
Öte Alem olmadı hiç bir zaman.
Çünkü ;
Hep
Şimdi-
Burada
Birlikteydik
 
Nilgün Nart
 

Gülay

#20
Bu meşhur şiiri buraya koymazsam olmazdı:)))

 
HATALARIMIZIN ŞİİRİ

1:bölüm

Yolda yürüyorum
Kaldırımda çok derin bir çukur var
Korkuyorum
Kayboldum...Çaresizim...
Bu benim hatam değil.
Dışarı çıkmak için yolumu bulmak çok zamanımı alıyor

2.bölüm

Aynı yoldan yürüyorum
Kaldırımda çok derin bir çukur var
Sanırım onu görmüyorum
Yine düşüyorum
Aynı yerde olduğuma inanamıyorum
Ama bu benim hatam değil
Dışarı çıkabilmek yine çok zamanımı alıyor

3.bölüm

Aynı yoldan yürüyorum
Kaldırımda çok derin bir çukur var
Orada olduğunu görüyorum
Yinede düşüyorum...Bu bir alışkanlık...
Gözlerim açık
Nerede olduğumu biliyorum
Bu benim hatam
Hemen dışarı çıkıyorum

4.bölüm

Aynı yoldan yürüyorum
Kaldırımda derin bir çukur var
Etrafından yürüyorum

5.bölüm

Başka bir yoldan yürüyorum.


((Portia Nelson' ın 'Yürüdüğüm Yolda Bir Çukur Var' adlı
kitabından))





 
 
 

Pınar

#21
Müptelasıyım bu şiirin!:)))
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Tiversonus

#22
MEVLANA'NIN TEKÂMÜL ANLAYIŞI




Taş olarak ölmüştüm, bitki oldum.

Bitki olarak öldüm ve hayvan oldum.

Hayvan olarak öldüm, o zaman insan oldum.

Öyleyse ölümden korkmak niye?

Hiçbir sefer kötüye dönüştüğüm,

Ya da alçaldığım görüldü mü?

Bir gün insan olarak ölüp,

ışıktan bir yaratık,

rüyaların meleği olacağım.

Fakat yolum devam edecek,

Allah'tan başka her şey kaybolacak.

Hiç kimsenin görüp duymadığı birşey olacağım.

Yıldızların üstünde bir yıldız olup,

Doğum ve ölüm üzerinde parlayacağım.


 

Mevlana Celaleddin Rumi


Alemtac

#23
Kelebek

Kozasını araladı kelebek
önce başı çıktı oradan
gözlerini ovaladı,istem dışı
karşısında bir yaprak gördü
yaprağın ucunda bir billur
"sen nesin "dedi ona
"ben yağmur damlasıyım" dedi billur
dikkatli bakınca kendi yansımasını gördü
"ne kadar çirkinim" dedi
sonra biraz daha hareket etti
kozadan, muhteşem kanatları çıktı
üzerinde bin bir rengin dans ettiği
billur damlasına bir daha baktı
"hayır ben çok güzelim" dedi
sonra gözleri kamaştıran bir ışık gördü
"sen kimsin"
"ben güneşim" dedi parlak ışık
"ne kadar güzelsin ne kadar sıcak
senin yanına gelebilir miyim "
"ben hayat veririm evrene
ama bana ulaşmaya çalışma
belki senin felaketin olurum"dedi güneş
gülümsedi kelebek "felaket nedir ki"
sonra etrafına baktı,binlerce kelebek
hayata merhaba diyordu
ileride bir yeşillik gördü uçsuz bucaksız
açtı titrek kanatlarını oraya doğru uçtu
insan seslerini, çocuk cıvıltılarını duydu
"bunlar ne" dedi güneşe
"bunlar evrenin sahipleri "dedi güneş
kelebek güldü "sahip" ne demek ki
"onlara da fazla yaklaşma" dedi güneş
"sana zarar verebilirler "
kelebek yine güldü "zarar "ne demek ki
bir kız çocuğu,dedesinin elini tutmuştu
"a dede bak bir şey uçuyor"
"ne kadar güzel ne kadar güzel"
"o kelebek yavrum "dedi ihtiyar
"yakalayalım dede ne olur" dedi çocuk
"olmaz yavrum çok narindir incinir"
kelebek duydu onları üzerlerinde uçarken
gülümsedi" incinmek ne demek ki"
kız dedesinin elinden kurtuldu
kelebeği kovalamaya başladı
kelebekte onu, kovalayıp oynaşmaya başladı
bir ara yoruldu kelebek
ihtiyar adama takıldı gözü
küçük kıza hiç benzemiyordu
güneş onun aklından geçenleri okudu
"o adam çocuğun dedesi" dedi
"dede mi dede ne demek ki "diye güldü kelebek
"yani annesinin babasının babası" dedi güneş
kelebeğin canı sıkıldı ilk defa
"benim dedem, babam, annem nerede"
güneşinde canı sıkıldı,parlaklığı soldu
"doğduğun yere bak" dedi "git bak oraya "
kelebek telaşla doğduğu yere uçtu
yağmur damlasını aradı seslendi ona
"neredesin ne olur cevap ver bana "
cılız bir ses duydu "buradayım"
damla eski halinde değildi küçücük kalmıştı
"ne oldu sana böyle ne oldu söyle"
"ölüyorum "dedi damla" yok oluyorum"
"ölmek mi ölmek ne demek ki "dedi kelebek
boğazına bir şey düğümlendi,
yüreğini bir korku sardı,ağlamaya başladı
"geldiğim yere gidiyorum dedi "damla
"gök yüzüne, sonra yağmur olup tekrar geleceğim,
sonra yine kelebeklere arkadaşlık edeceğim"
"annem annem nerede" diye sordu ağlayarak
damla aşağıyı gösterdi son bir gayretle
iyice küçüldü küçüldü ve aşağıya düştü
kelebek aşağıya baktı üzüntü ve umutla
yağmur damlasının ardından bir damlada
kendi gözyaşı düştü aşağıya
aşağıya uçtu hızla,annesinin cansız bedenini gördü
bir müddet sonra güneş batmaya yüz tuttu
bir sert rüzgar esti,anne kelebeğin bedenini uçurdu
yavru kelebek annesinin peşinden uçtu
cansız beden bir köy evinin camındaki
yasemin çiçeğinin saksısına düştü
sabah evin gelini onun cansız bedenini orada buldu
aldı içeriye gergefini çıkarttı ve onun desenlerini
gergefe işlemeye başladı
bir kelebeğin ömrünü düşündü,hüzünlendi
o arada iğne eline battı
bir damla kan, işlediği kelebek deseninin üzerine düştü
arkasından bir damla göz yaşı
elinin acısından mı,hüzünden mi bilinmez
küçük kelebek,camın önünden hiç ayrılmadı
sabah cansız bedenin buldular orada
o işleme, sabah dedesiyle koşuşturan kıza çeyiz olmuş meğer
kız her gördüğünde kelebeği düşünür hüzünlenirmiş
"bu hikayeyi bana kim mi anlattı,
o saksıdaki yasemin çiçeği
yazar mısın dedi o anlattı ben yazdım"
benimde kağıdıma birkaç damla göz yaşı düştü
kimse görmesin diye oraya kelebek deseni çizdim

Mehmet Akif Gülhan - 04.10.2005 Saat 10.42
 

Alemtac

#24
Açık bırak da gel defterini, Yaz, kalemle amaçlarını, Yüreğe dokundur, sarıl, Kararların için değil, Yaşa Yaşamı Özgürce...Gülümse... Farkında"

Bugün, Yaşamına yeni bir ak sayfa AÇ...
Açmak istersen, yaşadıklarını arkanda BIRAK...
Bırakmak istersen, benimle GEL...
Gelmek istersen, yanında bulunsun DEFTER...
Sorunlarını değil, düşüncelerini YAZ...
Yazmak istersen, renklenir KALEM...
Kalem istersen, çoğalır AMAÇ...
Amaçlarını istersen, bağışlar YÜREK...
Yürek istersen, duygularına DOKUN...
Dokunmak istersen, tut avuçla SARIL...
Sarılmak istersen, kararlarını YAŞA...

" ... Açık bırak da gel defterini, Yaz, kalemle amaçlarını, Yüreğe dokundur, sarıl,Kararların için değil, Yaşa Yaşamı Özgürce...Gülümse... Farkında.""

Sureyya Aktas
 

Alemtac

#25
Ve yüce Budha dedi ki:
 
''Ne bildirilenlere yalnızca bildirildi diye, ne hadislere yalnızca saygın
geçmişlerinden dolayı, ne yalnızca söylentiden ibaret olan söylentilere, ne
yalnızca bilge kişiler yazdı diye bilge kişilerin eserlerine, ne bir
esinlenme anımızda bize melekler tarafından iletildiğine inanmaya eğilimli
olduğumuz hayallere, ne keyfi varsayımlardan çıkarılan sonuçlara, ne
mantıksal-nedensel bir ilişki mevcutmuş gibi görünen şeylere, ne de
öğretmenlerimizin ve rehberlerimizin salt otoritesine inanmalıyız.
 
Ama eğer bir yazı, öğreti ya da bildirilen mesaj idrak eden aklımız
tarafından onaylanmışsa, o zaman ona inanmalıyız.''
 
Sonunda da şöyle özetledi: 'İşte bu nedenle ben size, yalnızca duyduğunuza
inanmamayı, aksine, idrakine vararak inanmayı ve bunun yüklediği tüm
sorumluluğu üstlenerek davranmayı öğrettim.
 
(Kaynak: H.P.Blavatsky, Gizli öğreti, III, Cilt, S. 401)
 

Tiversonus

#26
Hayatı Çaresizliklerle dolu ve sonunda kahramana dönüşmüş bir adamın öyküsüdür !

Yaslı ve acılı bir evde dünyaya geldi.

Çünkü kendinden önce doğan erkek bebekler ölmüştü.

Kendisinden sonra doğan bir erkek bebek de yine ölmüştü.

Ve ailesi, en son ölü bebeği suya yakın bir kara parçasına gömmüştü.

Ancak, su taşmış ve ölü bebeği gömüldüğü yerden çıkarmıştı.

Ve ölü bebeği kurtlar parçalamıştı.

Bu minicik erkek çocuk, bebek kardeşinin parçalanmış cesedini görmüştü.

7 yaşındayken de babasını kaybetti ve yetim kaldı.

Bu kadar acıya, ailevi travmaya dayanamayan annesine büyük güç ve destek verdi.

Kendisi küçücük çocukken acısını yenmek için, gücü kendi içinde bulmuştu.

8 yaşında okuldan alındı ve köyde yaşadı.

10 yaşında yüzü kanlar içinde kalacak şekilde, yeni okulundaki hocasından dayak yedi.

17 yaşında hayalindeki okulun istediği bölümü için gerekli not ortalamasını tutturamadı.

24 yaşında tutuklandı, günlerce sorguya çekildi ve 2 ay tek başına bir hücrede hapis yattı.

25 yaşında sürgüne gönderildi.

27 yaşında kendisinden 1 yaş büyük meslektaşı kendisinin de üyesi bulduğu derneğin çalışmaları ile kahraman ilan edilirken, kendisi hiç önemsenmiyordu. Doğduğu şehrin merkezinde rakibi törenlerle karşılanırken, o kalabalık arasında yalnız başına olanları izliyordu.

30 yaşında kendisi başka şehirleri düşman elinden kurtarmaya çalışırken, doğduğu şehir düşmanların eline geçti.

30 yaşında amiri, onu kendisinden uzaklaştırmak için başka göreve atanmasını sağladı. Yeni görevinde fiilen işsiz bırakıldı. Aylarca boş kaldı.

37 yaşında böbrek hastalığından Viyana'da 2 ay hasta ve yalnız halde yattı.

(devam edecek)

Tiversonus

#27
37 yaşında komutan olarak yeni atandığı ordu, dağıtıldı.

38 yaşında, savunma bakanı tarafından görevinden atıldı.

38 yaşında bir toplantıda giyebileceği bir tek sivil elbisesi bile yoktu ve başkasından bir redingot ödünç aldı. Ayrıca cebinde doğru dürüst parası yoktu.

38 yaşında kendisi için tutuklama kararı çıkarıldı.
 
38 yaşında en yakın beş arkadaşından üçü, onun kongre temsil heyetine üye olmaması için oy kullandı.

39 yaşında İDAM cezasına çarptırıldı.

SONRA NE Mİ OLDU ?

"42 yaşında TÜRKİYE CUMHURİYETİ'nin İLK CUMHURBAŞKANI oldu !"

Tiversonus

#28
[h4]Arkadaş Dünya İçin Boş Yere Üzülme[/h4]
[h5]arkadaş dünya İçin boş yere üzülme
şu hurda dünya için gereksiz yere üzülme
var olan zaten geçti yok da ortada yok
şen ol da var İçin yok için üzülme
 
Ömer Hayyam
[/h5]

Tiversonus

#29
[h5]
Çarşıda, manastırda yalnız Tanrı'yı gördüm.                                       
Düzde, dağda yalnız Tanrı'yı gördüm.                                                 
Ne tin, ne gövde, ne ilinek, ne töz.                                                       
Ne nitelik, ne neden, yalnız Tanrı'yı gördüm.                                     
Gözlerimi açtım, beni kuşatan yüzünün ışığıyla,                                     
Bir mum gibi eridim ateşinde. 
                                                             
Parlayan yalımlarda yalnız Tanrı'yı gördüm.                                         
Açıkça kendimi gördüm kendi gözümle.                                             
Tanrı'nın gözüyle bakınca yalnız Tanrı'yı gördüm.

İran'lı Kuhi Şirazi
[/h5]