11 Ekim 2014

Başlatan bozadi, 13 Ekim 2014, 23:02:29

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

11 Ekim 2014

Tabladakiler: Laura ve Andromeda

Kniall, Pierre, Andromeda, Perceval, Approaching Infinity, Chu, adam7117, parallel, Breton, Windmill Knight, Altair, Prodigal Son, Mr. Scott, Arky, PoB, Alana, Data, Noko the Wonderdog (Noko the Wonderdog bir köpek ve Andromeda'nın yanında uzanıp celse boyunca uyudu)

S: (L) Bugün 11 Ekim 2014. [Celsedekilerin kontrol edilmesi]

C: Kasyopya'daki aktarım noktasından herkese merhaba.

S: (L) Bu akşam bizim için bir isminiz var mı?

C: Prolnilla.

S: (L) Tamam, arkam hala kötü durumunda olsa da bu gece bu celseyi yapmaya karar verdim. Ama sağlık sorunum daha hızlı azalıyor. Celseyi ne kadar uzun tutabileceğimiz bilmiyorum ama aklımdaki bazı soruları sormak istiyorum. Geçen celsede çok garip birşey oldu. Rabelais uzanmakta olduğu yerden kalktı, benim solumda kendini külçe gibi yere bıraktı. Benim oturduğum yere birkaç adım yaklaştığı anda, fiziksel bir darbe hissettim. Sanki birşey bana vurmuş gibi. Onun ne olduğunu öğrenmek istiyorum. Neden onun hareketi bana fiziksel bir çarpma gibi etki etti?

C: Bu şekilde iletişim kurduğunda, enerji alanın genişliyor ve daha geçirgen oluyor, dolayısıyla durum, ektoplazma üreten bir ruh medyumununkine benziyor. Sonuç olarak, frekansı uyumlu olmayabilecek tüm katılımcıların bu süreç sırasında belirli bir mesafede durmasını istemek akıllıca olur. Bu yırtık nedeniyle meydana gelen enerji kaybının derecesini fark etmiş olabilirsin. Yaralı durumun nedeniyle özellikle kötüydü.

S: (L) Bu konuda bu kadarı yeterli. O zamandan beri neden kendimi berbat hissettiğimi açıklıyor.

(Pierre) Öyle mi?

(L) Enerjimi geri toplamak gerçekten zor.

(Pierre) Darbeyi nerede hissettin?

(L) Vücudumun yan tarafına bir tren çarpmış gibi oldu.

(Pierre) Mekanik bir çarpma gibi mi?

(L) Evet. (Andromeda'ya) Sen hissettin mi?

(Andromeda) İstila edilmiş gibi hissettim.

(L) Ben çok fiziksel hissettim.

(Pierre) Bizim çitimize çarpan şoförün benzer birşey deneyimleyip deneyimlemediğini merak ediyorum. Farklı frekans...

(L) Pekala, şimdi, Galatea'nın sormamı istediği bir soru var. Bunun dışında {çıktısı alınmış makaleyi sallıyor} hayaleti andıran siyah gözlü çocuklarla ilgili başka bir habere rastlayan oldu mu? Bu giderek yaygınlaşan bir fenomen mi?

(Chu) Birkaç aydır.

(Perceval) Yıllardır.

(L) Yani sadece burada değil.

(Perceval) 8-9 yıl önce başladı.

(Chu) İlkinin 1800'lerde görüldüğü söyleniyordu.

(Perceval) Modern çağı kastediyorum. Gizemli olayları ele alan sitelerde konu ediliyor. New Age tipi şeylerle ilişkilendiriliyor biraz.

(L) Pekala...

(Perceval) İndigo çocukların tersi gibiler.

(L) Şöyle diyor:

Alıntı Yaphttp://www.sott.net/article/286755-New-report-of-ghostly-black-eyed-children-sightings-in-Cannock-Chase

Cannock Chase'de hayaletsi siyah gözlü çocukların görüldüğüne dair yeni haber

Sara C Nelson
Huffington Post UK
29 Eylül 2014 Pazartesi

Bir paranormal araştırmacı "siyah gözlü çocuk" olarak bilinen garip bir varlık türüyle ilgili olaylarda bir tırmanıştan sonra tanıklara ulaşıyor.

Lee Brickley, ilk kez görülmesinden yaklaşık 30 yıl sonra tekrar ortaya çıkan ve göz soketleri kömür karası bir boşluk gibi görünen kızla ilgili iddiaları duyduktan sonra Staffordshire'ın güzel manzaralı noktası Cannock Chase'i didik didik arıyor.

"UFOs Werewolves & The Pig-Man: Exposing England's Strangest Location - Cannock Chase" (UFO'lar, Kurt Adamlar ve Domuz Adam: İngiltere'nin En Garip Yeri - Cannock Chase") adlı kitabın yazarı olan Brickley, son haberi iki hafta önce aldı. [...]

Online kurgu forumu Creepypasta Wiki'de de "siyah gözlü insanlar" ile ilgili bir referans var ama bu olaylar özellikle Kuzey Amerika'daki göl civarında yoğunlaşıyor.

Gizemli "Slender Man" efsanesini de ortaya koyan site şu bilgilere yer veriyor:

"Gözakı, göz bebeği ve iris arasında hiçbir fark olmayan som siyah renkte gözleri olan bu çocukların bazen bir cesedinki gibi mavi veya mavimsi bir cilt rengi olduğu söyleniyor.

"Onlarla karşılaştığını söyleyenler, bu çocukların bir şekilde doğaüstü ve son derece tehlikeli olduğunu söylüyorlar ama bunun nedenini açıklayamıyorlar."

 

İnsanların "şeytansı" veya korkutucu diye tanımladığı bu gizemli siyah gözlü çocuklar kim? Tamam, belki de doğru soru bu değil.

(Perceval) Bunların herhangi bir gerçekliği var mı?

(L) İnsanların tanıklık ettiği bu "çocukların" herhangi bir gerçekliği var mı?

C: Dalganın yaklaşmasıyla ve bununla ilişkili bir fenomenden kaynaklı alem sınırı zayıflamalarıyla bağlantılı olarak açılan pencerelerden düşen varlıklar. Büyük yolcu uçakları çıkıyor, başka şeyler giriyor. Yakında bu tür şeyler daha ilginç hale gelecek.

S: (L) Yani açılan boyut pencerelerinden UFO'ların, hayaletlerin veya başka paranormal fenomenlerin ve her türlü garip şeyin geldiğini söylüyorsunuz.

(Kniall) Ve uçaklar radardan kaybolup tekrar görünüyorlar.

(Perceval) Breton yaklaşık yarım saat önce dışarıda gökyüzünde garip bir ışığı filme aldı. O bir UFO muydu?

C: Bir örnek. Birkaç "yıl" önce gündemde bir "toplantı"nın olduğunu söylemiştik.

S: (L) Yani garip gösteriler olacak desenize?

(Perceval) UFO'lar, mothman'ler, siyah gözlü garip varlıklar...

(Andromeda) Son zamanlarda pek çok garip şey oldu.

(Approaching Infinity) İki gün önce duyduğumuz o patlama neydi?

C: Üst atmosferdeki bir komet parçası.

S: (Andromeda) Çok gürültü oldu.

(Perceval) Dördüncüsüydü.

(L) Artık sıradan hale geliyor. Pekala... birazdan soracağım belirli bazı sorulara yanıt bulmak için üzerlerinde düşünmeye başladığım, birkaç yıl öncesinden bazı alıntıların çıktısını aldım. İlki 23 Eylül 2000 tarihinde. DNA ve INTRON'lar hakkında soruyordum:

Alıntı YapBir gen içinde, proteine çevrilmeyen DNA parçaları olduğu biliniyor artık. Bu araya giren sekanslar ya da İNTRON'lar bir bakıma bir gizem ama çok yaygın bir fenomen gibi görünüyor." Bahsettiğiniz şey bu intronlar mı? Bahsettiğiniz çekirdek bunlar mı?
C: Kısmen.

S: (L) Aynı baz çifti sekansından 300.000'den fazla kopya içeren bu ALU tekrarı nedir peki?
C: Tribal birim.

S: (L) Tribal birim nedir?
C: Önemli belirleyici bileşiklerin kesitselleşmiş bölgesi.

S: (L) Bu neyin kodunu sağlıyor?
C: Fizyolojik/ruhsal birlik profili.

S: (L) "Tribal"i tanımlayabilir misiniz?
C: Sen tanımla. 

Görünüşe göre "tribal" fizyolojik ruhsal birlik profili anlamına geliyor ve Sezar'ın ruh grubuyla ilgili soru sorduğumuz celsede konuştuğumuz şeylerle alakalı gibi görünüyor. Fizyolojik ruhsal birlik profili hangi "kabileye" ait olduğunu tanımlıyor olabilir ama bu ille fiziksel bir kabileden veya klandan ziyade, ruhsal bir kabile. Belirli bazı ölçütlere bağlı olarak onların bir parçası olabiliyorsun... "mezuniyet" terimi kullanılmıştı. Tribal grubun veya kabile grubunun bir ruh grubu gibi olduğunu düşünmekte haklı mıyım? Bu doğru bir benzetme mi?

C: Çok yakın.

S: (L) Beni daha da yaklaştıracak herhangi birşey var mı?

C: Bazı durumlarda duyular ötesi bir bileşen de var.

S: (L)  Duyular ötesi bileşen nedir?

C: Dışarıdan yürütülen mutasyon.

S: (L)  Dışarıdan mutasyonu yürüten nedir?

C: Çoğu durumda ilgili bedeni kullanan ruh.

S: (L) Yani eğer ruh kullanmak istediği bedene yakın frekansta bir beden seçerse, ihtiyaç duyması durumunda DNA yapısını ayrıca değiştirebiliyor mu?

C: Evet.

(Andromeda) Yani ruhlarımız mutasyonlara neden olabilir.

C: Evet.

S: (Perceval) Bu doğumdan önce mi oluyor?

C: Hayır, ruh bedene yerleşir yerleşmez ve daha sonra ihtiyaç duyulduğunda gerçekleşebilir.

S: (L)  Bunu fiziksel olarak etkileyebilecek süreçler nelerdir?

C: Diyet bunlardan biri. Aynı zamanda ihtiyaç duyulan hastalığa yakalanmaya yönelik "düzenleme".

S: (Pierre) Yani ruh birşey öğrenmek veya bir deney yapmak istediği için bir hastalığa yakalanıyorsun ve o hastalık yoluyla bir öğrenme gerçekleşiyor, öyle mi?

C: Hayır. Ruh ve yardımcıları DNA değişikliğini tetiklemek istiyor!

S: (L) Çok daha pragmatik birşey yani. Tamam, sıradaki soru... Elimdeki soruları hiç soramayacağım sanırım! [kahkaha] Pekala, "ruh ve yardımcıları" dediğinizde, ruhun yardımcıları da ne oluyor?

C: Beden içindeki ve dışındaki kabile birimi üyeleri.

S: (L)  Yani ruhsal bir kabilenin üyesiysen, enkarne durumda olsunlar veya olmasınlar, diğer kabile üyeleriyle DNA bağlantıları, sinyaller veya frekanslar yoluyla bir şekilde bağlantılısın, doğru anlıyor muyum?

C: Çok yakın; kimse yalıtık değil!

S: (L)  Pekala, sorularıma döneyim. Önceki bir celsede sormuşum:

Alıntı YapS: (L) DNA'nın yapısal genleri kodlamayan kısmı neyi kodluyor? Başka ne yapıyor olabilir?
C: Kesilen akış.

S: (L) Neyin kesilen akışı?
C: Sıvıların.

S: (L) Sıvıların nereden nereye akışı?
C: Senin algın nedir?

S: (L) Hangi sıvılar?
C: Senin girdi ekleme sıran.

S: (L) Bunlardan bazıları...
C: Hayır, tamam değil: sana bir soru sorduk!

S: (L) Tamam. Sıvıların kesilen akışı. Bunun ne anlama geldiğini anladığımdan emin değilim. (A) Belki birşey akıyordu, birşey onu kesti ve akış durdu ve artık geliştirilemiyor. Birşeyin kesilmesi anlamına geliyor. (L) Kesilen akış, durdurulan bir sıvı akışı anlamına mı geliyor?
C: Evet. Tasarımın değiştirilmesi nedeniyle!

S: (L) Akışı durdurulan o sıvı, kimyasal bir aktarıcı mı?
C: Evet.

S: (L) Bu kimyasal aktarıcı, eğer akabilseydi, DNA'nın diğer bölümlerinde önemli değişikliklere mi neden olacaktı?
C: Evet.

S: (L) Yani DNA'mızın önemli bazı bölümlerinin kilidini açacak olan o sıvı akışını, kimyasal aktarıcıyı veya nöropeptidi kesmek için oraya bilinçli olarak yerleştirilen bir kod parçası var, öyle mi?
C: Yakın. Biyogenetik mühendislik.

S: (L) Bu sıvı akışının kesilmesinin sorumlusunun Kertişler ve onların ekibi olduğunu varsayıyorum?
C: Yakın, ama daha muhtemel olarak Oryon KH tasarımcılar. (ç.n.: bunlar sanırım 4. yoğunlukta daha üst aşamada bulunan ve kertişleri yönettiği söylenen hümanoit tipler.)

S: (L) Bize hangi sıvı veya aktarıcının kesildiğini söyleyebilir misiniz?
C: Düşük dalga frekansı yükü için en etkili kimyasal bileşik iletkenini düşün.

S: (A) Altın olabilir... (L) Asetilkolin mi?
C: Hayır.

S: (L) Su mu?
C: Hayır.

S: (L) Salin? (ç.n.: tuz veya tuzlu bir bileşik)
C: Daha yakın. Doğal olarak bağlanan bir kombinasyon. 

(L) Ve sonra pes ettim çünkü K'ların nereye varmak istediği konusunda kesinlikle hiçbir fikrim yoktu ve araştırmak üzere bir kenara koydum. Sonra şu soruyu sormuşum:

Alıntı YapS: (L) Zamanın bir noktasında, birşeylerin bedenlerimizdeki genlerin açılmasına ve fiziksel olarak dönüşmemize yol açabileceği şeklinde, geçen gece aklıma gelen fikir, 4. yoğunluğa geçiş sırasında olabilecek olan şeyin doğru bir algısı mı?
C: Büyük ölçüde, evet.

S: (L) DNA'nın etkinleşmesi durumunda, fiziksel bedenlerimizin dönüşebileceği şeylerin herhangi bir sınırı var mı? Eğer DNA gerekli komutları verebilirse uzayabilir miyiz, gençleşebilir miyiz, fiziksel görünümümüzü, yeteneklerimizi değiştirebilir miyiz?
C: Algılama kapasitesi.

S: (L) Algılama kapasitesi nedir?
C: Daha geniş algılama kapasitesine geçiş.

S: (A) ...Alıcının gücüne bağlı.
C: Evet.

S: (L) Alıcı nedir? Fiziksel beden mi?
C: Merkezi sinir sistemi yoluyla üst seviyelere bağlı olan zihin. 

Az önce ruhun DNA'yı değiştirebildiğinden ve ruhun kabile yardımcılarından bahsettiniz. Zihin yoluyla, merkezi sinir sistemi yoluyla üst seviyelere bağlantılar kurup DNA'nı değiştirebiliyorsun. "düşük dalga frekansı yükü için kimyasal bileşenlerin en verimli ileticisi" konusuna gelince... Bir başka celsede DNA'nın bir süper iletken olduğunu, DNA'nın bir ışık çekirdeğine sahip olabileceğini söylemişlerdi. Beni bu konular üzerinde düşünmeye sevk eden şey bir makaleydi:

Alıntı Yaphttp://www.sott.net/article/286892-Viruses-convert-their-DNA-into-liquid-form-to-facilitate-cell-infection

Virüsler hücre enfeksiyonunu kolaylaştırabilmek için DNA'larını sıvı forma dönüştürüyor

Virüsler DNA'larını sıvı hale dönüştürebiliyor ve böylece DNA'larını kurbanlarının hücrelerine sokabiliyorlar. İsveç'teki Lund Üniversitesi'nde gerçekleştirilen iki yeni çalışma bunu gösterdi.


Her iki çalışma da iki farklı virüsle ilgili aynı keşfe dairdi. Yani virüslerin enfeksiyon anında DNA'larını sıvı hale dönüştürebilmeleriyle ilgili. Bu dönüşüm sayesinde virüs DNA'sını daha kolay bir şekilde kurbanın hücrelerine aktarabiliyor ve o hücreleri enfekte edebiliyor. Çalışmalardan biri, insanlara bulaşan uçuk virüsünü araştırıyordu.

Lund Üniversitesi ve Carnegie Mellon Üniversitesi biyokimya ve biyofizik bölümlerinde bir araştırmacı olan Alex Evilevitch şöyle diyor: "Elde ettiğimiz sonuçlar, virüs DNA'sının hücreye nasıl girdiğini göstermek suretiyle uçuk enfeksiyonunun mekanizmasını açıklıyor.

Evilevitch bu keşfin şaşırtıcı olduğunu söyledi. Virüs DNA'sında katı halden sıvı hale geçişe dair daha önce kimse bilgi sahibi değildi. Çalışmada araştırılan herpes/uçuk virüsünün hal değişimi ısıya bağlıydı ve 37°C'ta gerçekleşiyor ve insan vücut sıcaklığına doğrudan adaptasyon sağlıyor.

Evilevitch araştırma bulgularının, virüs DNA'sı için bir hal değişimini hedefleyen ve bu şekilde enfeksiyon kapasitesini azaltan ve virüs yayılımını sınırlayan yeni bir tür ilacın çıkarılmasını sağlayacağını umuyor:

"Bu nitelikte bir ilaç virüs DNA'sının fiziksel özelliklerini etkiler, yani ilaç virüsün mutasyonlarına direnebilir."

Eviletvitch ve arkadaşlarının yayınladığı ikinci çalışma bakteriyofajlarla, yani bakterilere ve bu örnekte insan sindirim sistemindeki E coli. bakterilerine bulaşabilen virüslerle ilgiliydi. Sonuçlar bu virüsün de DNA'sını katı halden sıvı hale geçirebildiğini göstermektedir. Tıpkı herpes virüsünde olduğu gibi geçiş 37°C'ta olmaktadır ve insan vücut sıcaklığına adapte olmuştur.

Bu iki virüs türü, yani bakteriyofajlar ve herpes virüsü evrimde erken bir aşamada, birkaç milyar yıl önce birbirinden ayrılmıştır. Her ikisinin de enfeksiyonu kolaylaştırmak için DNA'larını dönüştürebilmesi, bunun pek çok virüs türünde bulunan genel bir mekanizma olabileceğine işaret ediyor.

Önceki çalışmalarda Alex Evilevitch ve arkadaşları, virüs içinde enfeksiyon gücünü sağlayan DNA basıncını ölçmeyi başardı. Bu basınç açılmamı bir şampanya şişesindeki basınçtan beş kat yüksek. Bu yüksek basınç, virüs içinde çok sıkı bir şekilde paketlenmiş DNA sayesinde oluşuyor. Basınç, virüsün DNA'sını konak organizmadaki bir hücreye boşaltmasını sağlayan bir tetik görevi görüyor. Kısa bir süre önce Nature Chemical Biology ve PNAS'da yayınlanan iki çalışmanın önünü açan şey bu keşifti.
 

(L) Yani sıvı DNA... K'ların o zaman söylediği şeyi destekleyen bir bilgi gibi görünüyor. Bir hücreyi enfekte etmek amacıyla DNA'ların katı halden sıvı hale dönüşebilmesi. Genetik mühendislik bağlamındaki kesik sıvı referansı. Ama aynı zamanda DNA'nın faydalı değişiklikler meydana getirebileceğini biliyoruz. Zamanın bir noktasında bizi enfekte eden DNA'larımız var. O DNA'lar, hücrelerimizde zaten mevcut olan başka bazı DNA'ların akışını kesintiye uğrattı. Fakat hiçbir şey yapamıyor çünkü blokaj intronları yerleştiren bir enfeksiyonla bloke olmuş durumda. Sanırım zamanın bir yerinde bu durum değişebilir, hatta tersine dönebilir, hem de çok hızlı bir şekilde. Birşeylere yaklaşıyor muyum?

C: Kesinlikle! Yaklaşan zamanlar çok ilginç olacak, özellikle de ağ tam kabile gücüne doğru genişlerse ve pek çok başkaları da merdivendeki bir sonraki basamağa çıkmak için inisiyatif alırsa.

S: (L) Yani bir bakıma diyorsunuz ki, çakraların birleştirilmesi örneğinde olduğu gibi ağın genişlemesi gerekiyor ve bu da muhtemelen az önce bahsettiğiniz "yardımcı" faktörlerin devreye girmesine yardımcı oluyor. İnsanlar birleştiği zaman birbirlerine hem beden içinde hem de beden dışında yardımcı olabiliyorlar, böylece DNA değişiklikleri yapabiliyorlar ve tüm sistemlerinde değişiklik yapabiliyorlar. Önemli birşey. Ağ güçlendiği zaman, çakralar birleştiği zaman, yardımcılar bedenlere yardımcı olduğu için insanlar bu DNA değişikliklerini yaşayacaklar ve bunu yaşadıkları için de mezun olmaları, bir üst seviyeye çıkmaları gerekiyor. Bu herkese anlamlı geliyor mu?

(Pierre) Daha fazla üye ve...

(L) Daha ilgili, daha aktif...

(Chu) Miktar önemli değil ama. Güç diyor çünkü.

(Perceval) Bunu soralım: Tam kabile gücü nedir?

(L) Bu nicelik anlamına mı, yoksa nitelik anlamına mı geliyor?

(Data) Yoksa her ikisi mi?

C: Her ikisi.

S: (Pierre) Yani bu kritik kütleye ulaştığın zaman, bu etkiye sahip olabiliyorsun. Grubun gücü tüm üyelere yayılıyor ve değişiklikleri tetikleyebiliyor?

(L) Söylediğiniz şey bu mu?

C: Evet!

S: (L)  Kabile kritik kütleye ulaştığında, insanların DNA'sını değiştirmeye başlayacak.

(Pierre) Değişmeye başlayacağız. Yeni kollarımız, duyargalarımız, ekstra gözlerimiz olacak... [kahkaha]

(Perceval) Ve kürkümüz!

(Kniall) Pierre, aynı anda dört alet tutabileceksin!

(Chu) Ve pek çok başkası da merdivende bir sonraki basamağa çıktığında, yeni insanların yükselmesi için yer açılmış olacak.

(L) Sanırım şu çok önemli; eğer insanlar bu geçişi yapmak istiyorlarsa [ç.n.: İncil'de bahsedilen] akıllı bakireler gibi olmaları gerekiyor: inançlarını korumalılar, çabalarını sürdürmeliler ve kendileri için hemen netice elde edemeseler bile bir günden bir güne bir adım atmalılar. Doğru mu?

C: Evet.

S: (L)  Tamam.

(Perceval) Tam kabile gücü, Gurdjieff'in bahsettiği "200 kişi" ile alakalı bir kavram mı?

C: Yeterince yakın.

S: (L) Aklıma getirdiğiniz, sormak istediğim başka birşey vardı ama aklımdan uçtu gitti. Oo! Bu tam kabile gücü daha önce "daha geniş alıcılık/algılama kapasitesi" diye anlattığınız şeyle mi alakalı? Yani bu bir bireyle sınırlı değil; bu bir dizi antenden oluşan bir ağ oluşturmak gibi...

(Perceval) Alınan sinyal antenler dizisi boyunca yayılıyor...

C: Evet evet evet!

S: (L)  Tamam.

(PoB) Bu tam kabile gücü ilerlemeyi etkiliyor ve DNA'yı değiştiriyor. Peki bu aşamalı olarak mı meydana geliyor yoksa bir anda mı oluyor?

(L) Açık-Kapalı gibi mi demek istiyorsun?

(PoB) Evet.

C: Kritik kütleyle yakından ilgili.

S: (L) Yani geçişin olması için ulaşılması gereken kritik bir kütle var.

(Andromeda) Yani daha çok on/off gibi.

(L) Bireysel bazı kümülatif şeyler var ama büyük değişiklikler kritik kütleye dayalı.

C: Evet.

S: (L) Yani diyet yoluyla, soğuk terapisi yoluyla, ağ çalışması yoluyla, duygusal yüklerimizden kurtulma yoluyla, birbirimizle nasıl anlaşacağımızı öğrenme yoluyla kendimiz üzerinde bireysel olarak çalışabiliriz. Ama tüm bunlar esasında bir durum değişikliğine hazırlık gibi, öyle mi?

C: Evet.

S: (Pierre) Şu anda bu tam kabile gücünün yüzde kaçına ulaşmış durumdayız? [kahkaha]

C: Yeterli miktarda olmadığı açık.

S: (PoB) Ulaştığımızda bunu bilecek miyiz?

(Perceval) Evet, Pierre'in bir dokungacı olacak.

C: Gerçekten de bileceksiniz!

S: (L)  Pekala.

(Chu) Yeni bir yüzdelik ölçümü: "yeterli miktarda değil."

(Andromeda) Bulmamız gereken kayıp aile bireylerimiz var!

(L) Pekala, o DNA araştırmasıyla ilgili sormak istediğim birşey daha var:

Alıntı YapEvilevitch bu keşfin şaşırtıcı olduğunu söyledi. Virüs DNA'sında katı halden sıvı hale geçişe dair daha önce kimse bilgi sahibi değildi. Çalışmada araştırılan herpes/uçuk virüsünün hal değişimi ısıya bağlıydı ve 37°C'ta gerçekleşiyor ve insan vücut sıcaklığına doğrudan adaptasyon sağlıyor. Evilevitch araştırma bulgularının, virüs DNA'sı için bir hal değişimini hedefleyen ve bu şekilde enfeksiyon kapasitesini azaltan ve virüs yayılımını sınırlayan yeni bir tür ilacın çıkarılmasını sağlayacağını umuyor [...]

Eviletvitch ve arkadaşlarının yayınladığı ikinci çalışma bakteriyofajlarla, yani bakterilere ve bu örnekte insan sindirim sistemindeki E coli. bakterilerine bulaşabilen virüslerle ilgiliydi. Sonuçlar bu virüsün de DNA'sını katı halden sıvı hale geçirebildiğini göstermektedir. Tıpkı herpes virüsünde olduğu gibi geçiş 37°C'ta olmaktadır ve insan vücut sıcaklığına adapte olmuştur.

Bu iki virüs türü, yani bakteriyofajlar ve herpes virüsü evrimde erken bir aşamada, birkaç milyar yıl önce birbirinden ayrılmıştır. Her ikisinin de enfeksiyonu kolaylaştırmak için DNA'larını dönüştürebilmesi, bunun pek çok virüs türünde bulunan genel bir mekanizma olabileceğine işaret ediyor.
 

Beslenmemizde değişiklikler yapıyoruz, soğuk terapisi uyguluyoruz vs. Peki bu yaptıklarımız bazı DNA'larımızı değiştirmek suretiyle normal vücut sıcaklığımızı da değiştirecek mi? Böylece farklı bir sıcaklık derecesiyle ilişkili INTRON veya vücuttaki başka birşey etkinleşip mevcut blokajı ortadan kaldırabilir mi? Sıcaklıkla bağlantılı böyle bir mekanizma var mı?

C: Evet.

Yani sıcaklık meselesiyle ilgili olarak göze görünenden çok daha fazlası var. Soğuğa giderek daha dirençli hale geldiğimi fark ediyorum. Vücudumdaki ısıtıcı daha iyi görünüyor. Anlaşılan birlikte ilerliyorlar. Sanki kendini soğuya maruz bırakmak aslında seni ısıtıyor.

(Perceval) Evet, vücudun soğuk ortama reaksiyonu.

(L) Sanırım daha yüksek bir normal vücut sıcaklığında etkinleşen birşey.

(Perceval) Soğuğa adaptasyon iç vücut sıcaklığını artırıyor mu?

C: Nihayetinde, evet.

S: (Pierre) Ne kadar mesela?

C: Bir-iki derece.

S: (Pierre) Hastalandığındaki gibi.

(Perceval) Ki bu da belirli virüsler için ölümcül olabilir... Kötü şeyleri uzakta tutmak için faydalı olabilir.

(L) Kesinlikle.

(Perceval) Etrafta bu kadar çok virüs varsa, muhtemelen insan vücut sıcaklığına adapte olmuşlardır. O kadar uzun zamandır insanların etrafındalar ki, insanların içinde yaşamaya, faaliyetlerini insan vücut sıcaklığında yürütmeye alışmışlar. Ama eğer vücut sıcaklığı artarsa o kadar iyi çalışamazlar.

(Pierre) 39°C'da çoğu ölür.

(L) Yani vücut sıcaklığı derecen artarsa, hem içindeki bazı iyi DNA'ları etkinleştirebiliyorsun, hem de kötü virüslerin erişimini kesiyorsun.

(PoB) Sabit bir ateş gibi.

C: Evet.

S: (Perceval) Bunun sürekli soğuk bir ortamda bulunmanın doğal bir sonucu olması ilginç. Bir Eskimo'yu taklit etmek gibi... Belki Eskimoların vücut sıcaklığı da düşüyor ama bir şekilde dengeleniyor. Ama süper soğuk ortamlarda olmayanların soğuğa adapte olması, vücut sıcaklıklarını artırmalarını kolaylaştırabilir. Ama yalnızca periyodik olarak.

(L) Evet.

(Andromeda) Geçen gece iki defa ateşim varmış gibi uyandım.

(L) Isıtıcı etkinin garip zamanlarda geldiğini hissedebiliyorum. Aniden, yine sıcak basmaları hissediyorum!

(Andromeda) O kadar sıcak hissediyorum ki soğuk bir havuza gitmek istiyorum ve bu benim için garip bir durum!

(L) Bu konuyu da halletmiş olduk. Pekala, önceki bir celsede EE programıyla ilgili birşey sormuştum. Onlar da şöyle dediler:

Alıntı Yap15 Ağustos 2009

S: (L) Tamam. İnsanlar nefes ve meditasyon programı üzerinde çalışıyor. Bazıları fiziksel olarak sıradışı bazı deneyimler yaşıyor. Bazıları ise aşırı yorgunluk... İşte, her türlü şey oluyor. Sanırım bununla ilgili net bir sorumuz yok, çünkü bu aşağı yukarı beklediğimiz bir durum. Herkes birer birey ve programı uygulama biçimleri de kendi bilgi seviyelerine dayalı sanırım...
C: Programı doğrudan sen öğretirsen en iyisi olur. Ama bu kadar büyük bir ihtiyaç olması ve sistemin insanların fonlarını ve dolayısıyla seyahat etme ve senin harcadığın zamanı ve enerjiyi telafi etme yeteneklerini kısıtlaması koşulları altında, şimdiye kadar yapılan, yapılabilecek olanın en iyisiydi. Bazıları bu uygulama neticesinde yaratıcılıklarının ve daha doğrudan bağlantılar kurma yeteneklerinin geliştiğini görecek!

S: (L) "Zamanımı telafi etme yetenekleri" derken?
C: Daha önce enerjinin dengelenme gereksiniminden bahsetmiştik. Bu programı, bireylerin karşılama yeteneklerini göz önünde bulundurarak sunmanız doğru olur. Ama herkes hatırlamalı ki, isteyen HERKESE VERMEK BH'dir. Sen herkese TEKRAR TEKRAR verdin ve pek çokları hala bunun değerini anlamıyor veya tatmin edici bir telafide bulunmuyor. Programda zorluklar yaşayanların, verebileceklerinin tamamını vermediklerini farketmeleri mümkündür. Ve bu her zaman para anlamına gelmez. Adanma anlamına da gelebilir.

S: (L) Sorusu olan? (DD) Grup hala Pazartesi ve Perşembe'leri mi çalışma yapıyor? (L) Hm-hm. (Joe) Programı güzel bir paket halinde bir set olarak satışa sunacağız. Biliyorum konu sadece para değil ama, insanlar aldıkları birşeyin karşılığında doğrudan birşey verme fırsatı bulacak.
C: Hala hiçbir şey vermeden birşey elde edeceğini düşünenler kendilerini bloke olmuş halde bulacak.

S: (L) Ne gibi? "Bloke olmuş" derken neyi kastediyorsunuz?
C: İki ana biçimde olabilir: BH adayında, bir dengesizlik olduğunu bilen bilinçaltı süreci tarafından blokaj meydana getirilebilir. "Diğerleri" ise almak için doğru frekansta değiller. "Alma yeteneği" ve de kapasitesini hatırla.
 

(L) Belli ki EE bu kabile ve yardımcılarına bağlanma sürecinin bir parçası. Ama üzerinde durmak istediğim şey "alıcılık yeteneği ve kapasitesi"ydi. Sonra forumdakilerin sorularına geçmek istedim ama siz araya girdiniz:

Alıntı YapS: (L) Tamam. Forumdakilerden bir liste dolusu sorumuz var ve sanırım şimdi onlara geçmemiz gerekiyor...
C: Hayır, beklemesi gerekiyor. Dünya uzayda kaderine doğru hızla ilerliyor ve o sorulardan pek çoğu çok az öneme sahip. Ayrıca bizim sizinle olan etkileşimimizin amacı, diğerlerine aşağı yukarı önemsiz nitelikte mesajlar aktarmak değil. Ayrıca bu soruların pek çoğunun yanıtlanabilmesi için yine frekans konuları gündeme geliyor. Senin KİŞİSEL OLARAK, zihninde yanıtı arıyor olman gerekir. Kader yolun için önemli olması gerekir. Yoksa yanıt herhangi yaşlı "psişiğinkinden" daha az veya daha fazla doğru olmaz. Ve sen "herhangi yaşlı psişik" değilsin! 

(L) Bu da beni şimdiki sorularıma getiriyor, çünkü bunlar beni ilgilendiren şeyler. [kahkaha]

(Perceval) Kendini oraya yerleştirdin, ha? Çok hoş! Harika! Kendini alıntılıyorsun! [kahkaha]

(L) Daniel T. Unterbrink adlı bu adamın yazdığı "Judas of Nazareth" (Nasıralı Yehuda) adlı bu küçük kitap var elimde. Öncelikle, İsa'nın esas prototipi olduğunu düşündüğü Galileli Yehuda'dan bahsediyor. Galileli Yehuda ile ilgili söyledikleri doğru mu?

C: Yehuda Sezar'ı gölgede bırakmak için kullanılan "kurbandı".

S: (L) Görünüşe göre bu Galileli Yehuda'nın oluşturduğu grup, Yahudi fanatiklerin suikastçi "Kudüs Grubu" olarak biliniyordu. Bunlara Kudüs Hıristiyanları diyor çünkü Kudüs Grubunun ilk Hıristiyanlar olduğu varsayımıyla hareket ediyor çünkü Galileli Yehuda'yı Mesih ilan ettiler. Ama görünüşe göre bu Yehuda MS 19 yılı civarında haça gerilmiş, ki bu da oyunun epeyce başı sayılır. Paul ortaya çıkmış ve bu bireylerle etkileşime girmiş ve görünüşe göre gruptan atılmış. Gruptan atıldığı kendi yazdığı mektuplardan anlaşılıyor çünkü bu grupla savaş içindeymiş. Interbrink elbette Paul'ü kötü kişi diye tanımlıyor, tek amacının para kazanmak, bir kilise oluşturmak, kendini zengin etmek ve bu tür şeyler olduğunu iddia ediyor. Bu kabul edilmesi kolay bir iddia değil çünkü Paul mektuplarını okudum ve bu şahıs çok karmaşık bir şahıs. Bu şahıs "Sicari" denen o Yahudi fanatikleri tanımlarken, "herkesi ezen ve o beslenme yasalarını izleyen grup" diye tanımlıyor. Bir tarafa birini, diğer tarafa diğerlerini koyduğum zaman Paul her defasında kazanıyor. Yani yapacak birşey yok. Peki Paul Unterbrink'in aşağılayıcı bir şekilde tanımladığı gibi kötü bir adam mıydı?

C: Hayır, yakın bile değil!

S: (L)  Paul Herodiyen Ailenin bir üyesi miydi? Yani Josephus'un tanımladığı şekliyle Herodiyen ailenin bir üyesi olan Saul, Havari Paul ile aynı kişi miydi?

C: Evet.

S: (L)  Diğer bir deyişle Paul aslında Tarsuslu değildi, doğru mu?

C: Evet.

S: (L)  Peki nereliydi?

C: Kudüs yakınları.

S: (L)  Pekala, neden Paul'ün Tarsuslu olduğu söylendi? Bunun efsaneye eklenmesinin nedeni neydi?

C: Gizlemek ve göstermek.

S: (L)  Nasıl yani gizlemek ve göstermek? Tarsus neyi gösterecekti?

C: Antony'nin zaman geçirdiği, eski askerlerin emekliye ayrıldığı, Sezar kültünün esasen geliştirildiği ve sürdürüldüğü yer.

S: (L) Yani... Tamam, bu konuda başka birşey sormayacağım, çünkü önce biraz düşünmem gerekiyor. Pekala, bir diğer şey; Josephus'un Slav versiyonunda, Beytüllahim Yıldızı hikayesi var. Elbette İncil'de İsa'nın doğuşu karmakarışık. Ama görünüşe göre Galileli Yehuda'nın doğuşu sırasında Beytüllahim Yıldızı görünmüş ve bu Slavca Josephus kaynaklarına kaydedilmiş. Şu şekilde betimlemişler:

Alıntı Yap"Yıldız görüntüsü bize göründü ve tüm dünyayı tutacak olan kralın doğuşunu gösterdi. O yıldıza bakarken, bir buçuk yıldır o şehre doğru yollardayız. Kralın oğlunu bulamadık ve yıldız şimdi bizden gizlendi." Ama eve dönerlerken yıldız onlara tekrar görünmüş.

Ve Herod dedi ki: "Bana gösterebilir misiniz onu?"

"Sanıyoruz ki onu tüm dünya görebilir."

Açık bir sundurmanın üzerine çıktılar ve ona yıldızı gösterdiler. Ama yolda ilerlerken yıldız tekrar kayboldu.
 

(L) Josephus bu yıldızı Vespasian'ın İşareti olarak yorumlamış ama ilginç şey şu ki, Unterbrink'in zaman tablosuna göre bu yıldız MÖ 25'te görünmüş. Benim Komet kitabımda Halley Kuyrukluyıldızının tarihlerine göre kometlerin tarihlerine göre ayarlıyorum. Buna göre, MÖ 46'da meydana geldiği söylenen bir komet olayı var. Sezar'ın ölümünden iki yıl önce gerçekleştiği varsayılıyor. Ama benim yeniden tarihlendirdiğim takvimde aslında o yıl MÖ 25. Standart tarihe göre MÖ 25'te komet falan yok ama benim tarihlememe göre, ki Unterbrink'in Slav Josephus'a dayandırdığı zaman tablosuna uyuyor, MÖ 25'te böyle bir kuyrukluyıldız olayı söz konusu. Komet kitabında şöyle deniyor:

Alıntı YapÇince "Han Çu" metni, bu objeyi bildiren en eski kaynaktır. MÖ 46 yılında 20 Haziran ile 18 Temmuz arasında rehber bir yıldız [rehber yıldız genellikle kuyruklu yıldız değil bir süpernova anlamına gelir] göründü. Mao, Pleiades çizgisinde ortaya çıktı ve Çwon Şey'in [Perseidler] yaklaşık beş derece doğrusunda kaldı. Objenin mavimsi beyaz ışınları var.

(L) Benim o cisimle ilgili düzeltilmiş tarihlemem doğru mu?

C: Yakın.

S: (L) Pekala, yapılan o betimleme, Galileli Yehuda'nın doğumuyla ilişkilendirilen şey mi?

C: Yakın.

S: (L)  Tamam... Tarihlemem biraz yanlış mı?

C: Evet.

S: (L) Kaç yıl kadar?

C: 11 yıl.

S: (L)  11 yıl mı?

(Chu) İleri mi, geri mi?

C: Çıkar.

S: (L)  Yani MÖ 14'e mi kaydırmam gerekiyor?

C: Evet.

S: (L) Tarihsel, Yahudi Mesih'in doğduğu tarih mi yani?

C: Evet.

S: (L)  Bu Galileli Yehuda, prototipik Yahudi Mesihi haline gelen öğretmen /asi lider miydi?

C: Evet.

S: (L) Şimdi, bir sorun var çünkü Mesih'le ilgili olarak Josephus'a eklenen Testimonium Flavionum, Josephus'un Galileli Yehuda'nın ölümünden bahsedecek olsaydı tam olarak bundan bahsedeceği yerde bulunuyor. Bu ekleme Mesih'le ilgili uydurulmuş bir ekleme olmaktan ziyade, sadece ismini değiştirdiler ve o metin aslında Galileli Yehuda'nın ölümünü tanımlıyordu. Doğru mu?

C: Evet.

S: (L) Herhangi yeni birşey yazmadan kolayca isimleri değiştirebiliyorlar yani. Pekala. Takvimimde 11 yıllık bir sapma olduğuna göre herşeyi yeniden ayarlamam gerekiyor demektir. Doğru mu? Herşeyi 11 yıl kaydırmam mı gerekiyor?

C: Evet.

S: (L) Hmm.

(Perceval) Tüh...

(Approaching Infinity) Halley Kometi meselesi o kadar karmaşık ki, 500 yıl eklenmiş olabileceğini dikkate aldığında, varsayılan tüm o komet olayları da o yıllar arasında meydana gelmiş olabilir...

(L) Çizim tahtama dönmem gerekiyor gibi görünüyor çünkü o 11 yıllık fark tüm planlarımı alt üst etti. Başka soru sorabilecek durumda olmadığım için, sorusu olan var mı?

(Approaching Infinity) Bebek Sezar'la ilgili sormak ister misin?

(L) Ne olmuş Bebek Sezar'a?

(Approaching Infinity) Bu hikaye Augustus tarafından mı alındı, yoksa Mesih hikayesi... Bu ikisinden biri bu hikayeyi Sezar'dan mı çaldı?

C: Bebek Mesih Hikayesi Mitralar ile Sezar'ın bir karışımı. "Hukuk Doktorları" arasında meraka neden olan "Mesih" hikayesi Sezar'la ilgili. Augustus Sezar'ın hikayesinden bir-iki unsur aldı ama o kadar.

S: (L) Bu pek de işime yaramadı. Sezar'ın doğumuyla ilgili sıradışı herhangi bir durum var mıydı?

C: Komet.

S: (L)  Doğumu sırasında bir kuyrukluyıldız göründü diyorsunuz. Bir komet doğumunda, bir komet de ölümünde, doğru mu?

C: Evet.

S: (L) Ama "yemliğe konma" meselesi, bilge adamlar falan yok, değil mi?

C: Yok.

S: (Pierre) Ama kometlerin bir anlamı olmalı. Bu tamamen şans eseri birşey değildi, öyle değil mi?

(L) Ama İsa'yla ilgili tüm o konular, yemlik, bir mağarada doğma vs...

(Perceval) Peki kuyrukluyıldız kim bilir ne kadar süredir gökyüzündeydi ve o sırada kim bilir kaç kişi doğdu?

(Pierre) Hem doğumunda, hem de ölümünde komet varmış.

(L) Biraz özel. Mark Twain'e bakın!

(Perceval) Ama o sırada kaç insan doğdu? Bu ille Sezar'la ilgili değil. Eğer kuyruklu yıldız bir-iki hafta gökteyse, o sırada yüzlerce insan doğmuştur. Ama insan bakış açısıyla bakıldığında, insanlar bunu bir işaret olarak aldı...

C: Alıcılık yeteneği!

S: (L) Yani gökte bir komet varken yüzlerce kişi doğabilir ama sadece alıcı yeteneğe sahip olan kişi o kometten etkilenebilir, öyle mi?

C: Evet

S: (L)  Yani çok önemli olabilir ama yalnızca...

(Perceval) Gizli bir bakış açısından... Sıradan bir insan bakış açısından değil. Ölümünden sonra Sezar'la ilgili oluşturulan kült o sırada veya sonrasında birileri tarafından bir tehdit olarak mı algılandı?

C: Kesinlikle! Sezar fakirlere ve insan kitlelerine özenle ve nezaketle muamele edilmesini savunuyordu.

S: (Perceval) Yani onu öldürecek ve yaptığı herşeyi bozacak kadar çok tehdit altındaydılar... Peki ama öğretisinin dünyaya yayılıp herşeyi değiştirmesi şeklinde gerçek bir tehdit var mıydı?

C: Evet.

S: (L)  Komünalizm, paylaşma, bakım, şefkat, vs.

(Perceval) Dünyayı pozitif bir şekilde değiştirme tehdidinin seviyesi ile onların Sezar'ın hikayesine yaptığı şeyi karşılaştırmaya çalışıyorum. Ve bu bugün hala devam ediyor! Bunu bırakmış, unutmuş değiller. Hala aldatılarak sömürülüyoruz. Bu o kadar büyük, o kadar feci birşey ki... Bir taşla iki kuş vurdular sanki. "Hem Sezar'dan ve öğretilerinden kurtulabilir, hem de bize istediğimizi sağlayacak olan bu yeni dini yayabiliriz!"

(L) Evet, pasiflik dini. Efendilerine itaat et, onlara tüm paranı ver, vergilerini öde...

(Perceval) Evet, belki de o dönemde yeni bir organize dinin gerekli olduğu algısı vardı...

(L) Peki Paul'ün yazılarında insanlara vergilerini vermeleri yönündeki tavsiyeler gerçekten onun görüşleri miydi?

C: Kısmen, evet. Ama o yılan kadar akıllı, güvercin kadar nazikti. Mektuplarında yazdıkları şey "süttü", ve eti yalnızca şahsen veriyordu.

S: (L)  Pekala. Tahmin ettiğimden daha uzun sürdü celse. Sırtım gerçekten... Elini mi kaldırdın Approaching Infinity? Elini görüyorum ama...

(Chu) Approaching Infinity kıkırdıyor orada...

(L) Pekala Approaching Infinity, hadi...

(Approaching Infinity) İddiaya göre Mesih Halkı ile ilgili ilk şeylerden biri, birlikte yenen komünyon yemeğiydi. Sezar'ın hayatında bununla bağlantılı birşey var mıydı?

C: Belirli birşey yoktu fakat bu işaret paylaşıldı çünkü Sezar açların doyurulmasını sağlıyordu ve askerleri açsa, onların sıkıntısını paylaşıyordu. "Yemek", Mitralardan alınmış bir başka konu. Tarsus'la ilgili ipucunun Mitraizme işaret ettiğine dikkat edin. Son olarak, Sezar'ın son akşam yemeğinin unsurları da hikayede kullanıldı!

S: (Perceval) Sezar'ın son akşam yemeği mi?

(Kniall) Evet, yemek yedi ve ona nasıl ölmek istediği soruldu.

(L) Hızlı olduğu sürece bunun bir önemi olmadığını söyledi. Pekala, düşünmediğimiz ama sormamız gereken herhangi birşey var mı, çünkü sırt ağrım başlıyor ve artık celseyi kapatmamız gerekiyor. Herhangi bir önemli mesaj?

C: Senin için psikomantiyumda veya benzer bir yerde kalem-kağıt hazır olarak oturma vakti.

S: (L) Neden kağıt-kalemi hazır tutmam gerekiyor?

C: Çünkü ileteceğimiz kompleks şeyler var ve bu enerji tüketecek.

S: (L) Bunu yalnız yapmam gerektiğini mi söylüyorsunuz?

C: Mutlaka yalnız olman gerekmiyor. Sorular sormak için, enerjisi uyumlu bir-iki kişinin mevcudiyeti faydalı olacaktır.

S: (L)  Bu sorular genel nitelikli mi olmalı yoksa örneğin diğer insanların gönderdiği soruları bu şekilde yanıtlayabilir miyiz?

C: Kişisel soruları sınırlandırın lütfen.

S: (L)  Pekala, başka birşey yoksa iyi geceler deme vakti.

C: Sezar'ı hatırlayın... Hoşçakalın.

Orijinal celse linki: http://cassiopaea.org/forum/index.php/topic,36259.0.html

bozadi

#1
Programımda küçük bir değişiklik yapmayı başardım ve celseyi biraz daha öne aldım. Yalnız yoğunluğumdan dolayı pek fazla kontrol edemeden aktarmak durumunda kaldım ve yarın akşama kadar da müsait olamayacağım gibi görünüyor. Celsede geçen bazı konularla ilgili bilgi eksikliğimden dolayı eksik ve yanlış kavradığım ve dolayısıyla eksik veya yanlış çevirdiğim hususlar olabilir. Belirsiz noktaları gerekirse birlikte inceleyip, araştırıp netleştirmeye çalışabiliriz. Müsait zamanımda açıklama yapabileceğim hususlar olup olmadığına bakacağım.

yucelulu

#2
Çeviri için çok teşekkür ederim.
 

Scyth

#3
Çeviri için teşekkürler. Bozadi yoğunluğun arasından vakit bulup bizler için çevirdiğin için.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

isiklidusler

#4
çevirim için teşekkürler;
Laura yorgun ve üzgün ve belki de kızgın (bu/bunlar benim uydurmam olsun;)
her hangi yaşlı psişik olmayan Laura, çok yaşlı olmalı belki de çok çok yaşlı olmalı-bilmiyorum-bilmiyoruz Laura senin yaşın kaç; sonsuz yaşlı yorgun Laura, selamlar olsun-güç;

DNA ve diğer şeyler fiziksellik yansıttı bana ama kimse yalıtık değil mesajı ve ruhun bedeni/fiziksel sınırları-sınırlamaları dönüştürmesi ve algının gelişmesi-genişlemesi gibi mesajlar iyi-yerinde ve dengeleyici;

kişisel soruların sınırlanması tekrar hatırlatıldı; bu belki de hepimize-neden olmasın;
umut kırıcı bi wetiko ve o virüste kabilenin inşa edilememesi- bu mesaj umut kırıcı; neden olmasın-umut;

[qoute"Dünya uzayda kaderine doğru hızla ilerliyor ve o sorulardan pek çoğu çok az öneme sahip. Ayrıca bizim sizinle olan etkileşimimizin amacı, diğerlerine aşağı yukarı önemsiz nitelikte mesajlar aktarmak değil. Ayrıca bu soruların pek çoğunun yanıtlanabilmesi için yine frekans konuları gündeme geliyor. Senin KİŞİSEL OLARAK, zihninde yanıtı arıyor olman gerekir. Kader yolun için önemli olması gerekir. Yoksa yanıt herhangi yaşlı "psişiğinkinden" daha az veya daha fazla doğru olmaz. Ve sen "herhangi yaşlı psişik" değilsin! "[/qoute]

bunu düşünmeyi-tekrar düşünmeyi seçtim/tercih ettim bu celsede çok-en çok nedense;

soruların beklemesi gerekiyor, çünkü, neden?
bilmiyorum ama;
sorular ya da ya da yanıtlar aktarmayarakta bi şeyler yapıyor ya da işlev görüyor mu kanal; Ya da belki aktardığı-aktarabildiği enerji sorulara bağımlı-ilişkili de olabilir; ama; Örneğin "bi gün gerçeğin hepsi size burada bu gece aktarılmış gibi bileceksiniz/hissedeceksiniz" benzeri-benzerinden bi ifade vardı celselerde; Bunun dışında Ple'de "sorularınızı araya sıkıştırın iletin-biz cevapları araya sıkıştırırız-sıkıştıracağız," cinsinden-kabilinden bi fade daha var; Bunun dışında, "Laura'nın sorularıda kanallıyor muyum?" benzeri sorusu ve izlenimi var; Ve "diğerleri daha büyük önemde sorular soracaklar" benzeri ifade; var; daha büyük önemdeki sorular; VE bunalrı nakanal yansıması-yansıtılması-ulaşması-ulaştırılması bilmiyorum;
tüm bunları birleştirmek istiyorum; alıcılık kapasitesi kavramıyla/kanallık aktarım ve frekans aktarımı-tutuculuğu-(birliktelik)dağıtıcılığı gibi kavramlarla ve DNA bileşimi -kabile olmak-ruh gurubu olmak, ve altıncı yoğunluk parçalı ruh grubunun bağlantılı üyeleri olmak gibi kavramlarla; Birbirimizi de ve etkliyor muyuz? etkileşiyor muyuz? gibi sorular ve kanala dayanan baskılar-sorular-yönelen şeyler; içsel ve dışsal;
Belki de bi gün size gerçeği burada açıklanmış gibi bileceksiniz ifadesi orada bi akımı, orada gerçekleşen ama bize (bilişi)belki de gelecekte yansıyan-yansıyacak bi akışı/gerçekleşmeyi temsil ediyor ve betimliyor; ("Bazıları hemen geçecek-bazıları içidse zaman alacak-bin yıllar") Yani dışsal sorular dışında enerjisel bi akış ve içsel bi aktarım ve birliktelikte var ve olmalı; Bunun dışında soruların araya sıkışması-okuyucu beklentilerinin araya sıkışması-bi çok şey; Fligt 19 du yanılmıyorsam hatırlayın,(denizin dibinde bi görünüp kaybolan) Herkes farklı bi şey görüyordu-gördüğünü söylüyordu, bunun gibi; Gerçekliğin yapğısının saydamlığı- Acı olaylarında/bazı toplumsal olaylarda ilgililerin-ilişkililerin acı çekmesi; Bunları düşünmek istiyorum;

,,ben Laura yerine kendi öznesinin koyulmasını tercih/taviye ediyorum ya da öneriyorum, herkes/hepimiz için; kendinizi yerine koyarak-yernize koyarak okuyun lütfen, Laura olun ya da olmayın ama size seslenmiş-söylenmiş bi söz olsun, bi an;(kendime de tavsiyem;-bileşik), Yani Laura ya değil de bana ve ona sana-bize hepimize söylüyorlar gibi;  biz siz onlar olmak;

herhangi yaşlı psişik (yanıtları kendin kendinden almak;-kanala beklenti-umu yüklememe-yüklenmme belki) ya da daha az ve daha fazla doğruluk;
ve ben buralar üzerine düşünülmesini taviye ediyorum;

ya da soralım-hep bilikte- ne önemli oalbilir, yani mesajlar aktarmak önemli değilse? önem ne?
bu kanalın açık olması mı?- iletişebilir olması mı? bi öz-benlik-yüksek benlik-(gelecek) kanalının erişilebilir güvenlikli-güvenilirlikli iletişimi mi? bu iletişimin bize anlattığı gösterdiği mi? geliştirdiği-geliştireceği mi? düşünme kalıpları mı? soru yanıtlama sistemi-iiçsel iletişim belirtenleri-kalıpları, ne?
yada bi özbenik kanalıyla-gelecekle- kendi geleceğinle bi tahtayla-bi fiziksel aracıyla iletişilebileceği gerçeği/olgusu mu?
bi tahtadan daha yakın-niteliklik bi aktarıcı beden güven mi demek istiyorlar; ya da zihin kendisi - kendi bilişi; sözlerden daha güvenli enerjiler gibi ya da ;

örneğin daha büyük öenmdeki sorular- tam şu an en önemli olan nedirin düşünülmesi akılda tutulması gibi şeyler;/örnekler;
Örneğin "ben bir olanım-/(tümvarolan,) dünyaların yaratıcısı" bunun üzerine düşünmenizi istiyoruz diyorlar ve yeri geldiğinde tavsiyelerde veriyoruz-tavsiyelerde bulunuyoruz, diyolarla ama tavsiyelerde bulunmak genellikle ağ çalışması-içtenlik-dürüstlük-açılmak ve itiraf gibi şeylere ilişkindi değil mi?

bunu çok söylemek istiyorum; bu dünyayı ve başka dünyalarıda bu şeyleri ben-sen-o biz yarattık yaptık tasarladık oluşturduk; kh benim ve aynı zamanda onu yapan bunu yapan-oluşturan bu gerçeği her harfiyle her şeyiyle olduğu gibi yapan benim-kusursuzca; öyle olmalı; kertişte benim-4kh ta benim; beni yapan o-onu yapan benim ikisi aynı şey; ben ve o- benim; o ve ben- oyum; ilüzyonlar ya da ayrılık ya da dulatie-gayrılık; dramalar-masallar;

evrensel hayat yasasına güvenmemek! güveni olmamak;
özgür irade;
yargılama kh;

geçiştesiniz ve bu yakında hızlanacak!
geçişte neye odaklanmamızı tavsiye edersiniz?
yayın beklemeye ve kişisel sorunlara-sorulara takıntılanmaya;

 o halde ne sorulmalı? neden yarattım mı? nasıl yarattım mı? neden farkında değilim mi? nasıl farkında olabilirim mi? ya da başka şeyler; (sesli düşünüyorum;sadece)belki de yaratma amacıma-beklentime-deneyimime ya da kader tasarıma planıma en uygun yaşayış biçimi nedir mi? belki özgürlük-özgür-özgür cevabı/yanıtı gelir, yani keşfetmekin ve öğrenmekin kendisi yanıt; o halde neyi bileceğiz,

tam geçiş çizgisinde öğrenilecek ders
deneyim sonsuz-asla sona ermez sadece dönüşür;
-bitmez-bitmeyecekte-zaman yok; hiç varolmadı-başlamadı; sorun yok çünkü çözüm yok; cevap yok çünkü soru yok; kaç kere denendiğini ya da ne kadar hata yapıldğının nereye varacağının bi önemi yok çünkü varılacak yok; yer yok; amaç yok-neden yok; sadece var-var var,
 

bigsenfoni

#5
Ceviri icin tesekkürler bozadi...

Ayrica...

''tam geçiş çizgisinde öğrenilecek ders
deneyim sonsuz-asla sona ermez sadece dönüşür;
-bitmez-bitmeyecekte-zaman yok; hiç varolmadı-başlamadı; sorun yok çünkü çözüm yok; cevap yok çünkü soru yok; kaç kere denendiğini ya da ne kadar hata yapıldğının nereye varacağının bi önemi yok çünkü varılacak yok; yer yok; amaç yok-neden yok; sadece var-var var,''...

:D Sevgili Isikli düsler kaygilarini anliyorum! ama isin eylenceli tarafi bu yolda nereye kadar ilerleyebilecegiz  yada ne kadar  kesfedebilecek olmamiz!!!Ve nerede dönüs  yapmaya karar verecegiz(bilinc/bilincimize/Özümüze felsefik anlamda! yada uzay boslugunda giden düz cizgi örnegi...
Bir de bazi gerceklere yaklasmak üzeresin!aman ha sakin motoru yakma...:D

Kalbiniz temiz ,gözünüz acik olsun.
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

isiklidusler

#6
tam geçiş çizgizisinde öğrenilecek numara; "sınırsız-mutlak- olanaklarla ve olasılıklarla düşünmek değil mi?
ve öğrenmenmiz gereken ders; deneyimin sona ermeyeceği ise;
başlamaya/denemeye ne derim?
gerçeğin kalbine yakın olmak ya da bi bilgi platosu/yaylası; oy yaylalar yaylalar yaylalar;
kalibimin sesleri ve sözleri (kaplumbağa gibi olmam tavsiye ediliyor;)
peki başladım ben burdan -şehirden- yaylaya giden gitmeyi deneyen bi kaplumbağa-
çok yavaşım bu yüzden günde/saatte 5*12 metre yol alabiliyorum;
 

Alemtac

#7
Çok yoğun olduğunu biliyorum Bozadi, çeviri için teşekkür ederken dün Scyth'in celseyi haber verdiğini okuduğumda; dinlen kardeşim, celse beklesin ama biliyorum ki en fazla sen neler yapıldığını bilmek istiyorsun dedim...

dna konusu en çok ilgimi çeken kısım oldu, dnanın sıvlaşması oldukça ilginç bir bilgi. Vucüt sıcaklığımızı yükseltmemiz, virüsler için elverişsiz bir ortam ve aslında kendi isteğimiz dişinda vucüt sıcaklığımızın yükselmesine nenden olan virüsler değilmi?

Ata sözü gibi bir cümle: "bir şey vermeden bir şeyler almaya alışmış olanlar kendilerini bloke olmuş halde bulacak." Alma kapasitesi sözcüğüde çok şeyler ifade ediyor bence.

Çok teşekkürler Bozadi :)
 

beyrutkapı

#8
Teşekkürler sevgili bozadi. Emeğine sağlık.
dna meselesi benimde en çok ilgimi çeken konu oldu. Grup kararı ile cennetten düşüşün ve dahil olduğumuz bu oyunun kendi kuralları var. Fiziksellik burada önemli bir başlık. Belki bir deneyin içinde oluşumuz daha çok bununla ilgili
anladığım kadarıyla Orion kh nın genlerimize müdahalesi bizdeki dna akışını durduran yada bir çeşit kilitleyen diyelim bir virüs yoluyla mümkün oluyor. Ve bu öyle bir şey ki bunu kırmak bir çok etkenin bir araya gelmesi ile mümkün. Dünyadaki tüm manipülasyonun ve ekonomik politik sistemin özünde bu var belki. Oysa terlikler orada,içimizde ve etkinleşmeyi bekliyor. Ağ çalışması,  diyet, soğuk uygulama, bilginin arttırılması... Hepsinin amacı bir yanıyla gelene hazırlık. Ama aynı zamanda tüm saldırılara göğüs germek ve kendi çevrenden başlayarak optimum değişiklikler içinde çalışmak gerek. Tüm bunların içinde ilizyona kaptırmadan sureci yönetmek zor, bu yüzden çalışma şart. Aslında ve temelde kendi üzerimizdeki çalışma. Ruhsallık mucizeler yaratan bır süreç değil bence. Bilinçli küçük ama sağlam somut adımlar şart. Beklenti yaratmadan sıçramaya hazır olmakta zor.
kendi adıma sanırım bilgim arttıkça oyun bana daha ilginç ve eğlenceli geliyor.
 

isiklidusler

#9
mutasyona uğramış ,genetiği(DNA'sı) değişmiş kaplumbağalar kendine fareden bir Jedi bulur;
ve ançuezli(hamsili) pizza seven bu kaplumabağalar kötülüklerle savaşırlar-şehrin sokaklarında; herkes düşmandır onlara; kanun bile peşinde; kimse için yapmazlar bunu-öylesine;
uçabilen bu kaplumbağalar ve diğerleri, Genetiği fizik yapısı-biçimi değişmiş, fizik/fiziksel sınırları aşmış ya da geliştirmiş diğer şeyler/kahramanlar kurtarıcılar, süper güçler-süper şeyler;

fiziksel sınırların aşılması kadar zihnisel/düşünsel sınırların aşılması;

"ilüzyonlardan biri; fiziksel artış gereksinimi;" -cassiopaea
 

bozadi

#10
Desteğiniz ve yorum katkılarınız için teşekkür ederim dostlarım.

Az önce celse çevirisindeki birkaç basit yazım hatasını tespit edip düzelttim.

Ama celsede geçen konuların bazılarıyla ilgili bilgim o kadar sınırlı ki, söyleneni doğru bir şekilde anlayıp da çevirmek her zaman kolay ve hatta mümkün olmuyor. Yani örneğin DNA konusuyla ve yine örneğin Galileli Yehuda konusuyla ilgili bahsedilen şeyleri yeterince kavrayabildiğimi sanmıyorum. Dolayısıyla çevirirken bazı hususları yanlış anlamış ve dolayısıyla yanlış çevirmiş olabilirim.

Bu iki konu ve diğer birkaç konu hakkında  birkaç yorumumu paylaşmak istiyorum.

DNA: Önceki celselerden yapılan alıntılardan birinde, K'lar DNA içindeki bir sıvı akışının, negatif üst seviye güçlerce yapılan genetik bir müdahale sonucu engellendiği ve DNA'larımızı (ve sanırım aynı şekilde "beynimizi") tam kapasite kullanamıyor olmamızla bir ilgisi olduğunu söylediler bunun. Ama virüslerin bir insana bulaşmak için DNA'larını katı halden sıvı hale dönüştürerek bu bulaşmayı (enfeksiyonu) daha kolay yapabildiklerine dair çıkan haber Laura'nın dikkatini çekiyor çünkü anladığım kadarıyla DNA ve "sıvı olma durumu / sıvılık" arasında daha önce bir bağlantı kurulmamış gibi görünüyor. Yani görünüşe göre bilim, DNA'nın sıvısal hali veya işlevi (veya sıvı yoluyla belirli işlevlerde bulunma) fonksiyonu üzerinde daha yeni yeni duruyor. K'ların o virüs haberinden çok önce DNA'nın sıvısal işlevlerine referansta bulunmuş olmasına dikkat çekiyor anladığım kadarıyla.

Galileli Yehuda: İngilizce'de (ve bazen bizim dilimizde de) "Judas" ve ayrıca "İskaryot/İşkariyot" (Latince'de "katil" anlamına geliyormuş [Scari]) adlarıyla geçen bu şahıs, İsa'nın on iki havarisinden biri ve aynı zamanda İsa'ya ihanet ederek onun haçta idam edilmesine giden süreci açan kişi olarak gösteriliyor. Biz tarihi yalanlarla ören güçlerin İsa'nın öldürülmesi diye bir yalan uydurduğunu, İsa'nın aslında öldürülmediğini düşünüp şaşırırken, K'lar daha sonra aslında İsa diye tarihsel bir kişiliğin hiç yaşamadığını, İsa'ya atfedilen iyi-güzel ne varsa, onların aslında Sezar adlı şahsın özellikleri olduğu ve Malum Güçlerin insanlığa Sezar'ı ve mesajlarını unutturabilmek için bir "Peygamber" ve bir "Din" uydurabilecek kadar ileri gittiği iddialarıyla şoka uğradık. Tarihsel Sezar ve İsa karakterleri arasındaki "çok" ilginç paralelliklere dair öteden beri zaten bazı bilgiler ve paylaşımlar olmuş tarihte. Bu konuda çeşitli kitaplar yazılmış. Yeni bir iddia veya konu değil yani.

Benim şu an için anlamadığım şeylerden biri, Yehuda'nın, Sezar'ın ölümünden sonra bir İsa karakteri uydurmada tam olarak ne şekilde kullanıldığı. Laura celsede bir yazarın bir kitabına referansta bulunarak birşeyler söylüyor, soruyor ve cevap alıyor ama ben konuyla ilgili bilgi ve sezgi eksikliğim nedeniyle o geçen hususları pek anlayamadım ve çevirisi de sorunlu olabilir.

Sanıyorum Türkçe'de daha çok "Pavlus" diye de geçen "Paul" adlı şahısla da ilgili henüz yeterince anlayamadığım pek çok husus var. Klasik tarihsel bilgilerde Pavlus'un Tarsus doğumlu olduğu söyleniyor. Ama K'lar bunun doğru olmadığını, onun Kudüs kökenli olduğunu söylüyor ve Tarsus iddiasının birşeyleri "gizlemek ve aynı zamanda açığa koymak" için iddia edildiğini söylüyorlar. Peki Pavlus'un Kudüslü olduğunu gizlemek isteyenler İyiler mi, Kötüler mi? Onu veya misyonunu korumak için ortaya atılmış bir iddia mı? Bunu anlayamadım. Aynı şekilde, Tarsus iddiasının birşeyleri "açığa koymayla" ilgili yönüne dair söylenen ve Tarsus'un Sezar kültünün geliştirilip sürdürüldüğü yer olması iyi birşey mi, kötü birşey mi? Bunu da anlayamadım henüz. Bu arada, "Kült" (Cult) kelimesinin yaygın karşılıklarından biri "tarikat" (emin olamadım ne şekilde çevireceğimden).

Celsenin bir diğer yerinde, Malum Güçlerin "Sezar kültünü" bir tehdit olarak algıladığı söylendiği için, Tarsus'a referansta bulunurken bahsedilen Sezar kültünün de "iyi" birşey olduğunu düşünme eğilimindeyim ama henüz kesin bir fikre uzağım.

UFO'lar ve toplantı konusu : Celsenin bir yerinde, celsenin başlamasından yarım saat önce, celse katılımcılarından Breton adlı şahsın gökte garip bir ışık gördüğünden bahsediliyor ve onun bir "ufo" olup olmadığı sorulduğunda K'lar bunu doğrulayıp birkaç yıl önce bir celsede bir "toplantıdan" bahsettiklerini hatırlatıyorlar. Hatırladığım kadarıyla hem KH hem BH nitelikli çok sayıda ufo'nun ABD'denin belirli yerlerinde sıkça ortaya çıkmasına dair bir "toplantı" konusu geçmişti gerçekten. Yani adeta ufo'ların bir "toplantısı". Bu "toplantının" nedenleri ve nasıllarıyla ilgili fazla birşey söylenmemişti ve hatta Laura'nın o toplantıyla ilgili çok fazla bilgi sahibi olmasının faydalı olmayacağı konusunda uyarmışlardı. Ne kadar doğru hatırlıyorum, emin değilim. Bir ara bir kontrol etmem lazım.

Ruhsal kabile: Laura'nın bu celsede önceki celselerden yaptığı alıntılarda benim "tribal" diye çevirdiğim kelime, "kabile" anlamına gelen "tribe" sözcüğünden türüyor. Ama o celseyi çevirdiğim sırada "kabile" kelimesinin ne kadar isabetli olacağı konusunda şüphedeydim. Artık kastedileni daha iyi anladığım için kabile kelimesinin çok yanlış olmayacağını fark ediyorum ama yine de "kabile" kelimesinin genellikle "ilkel" dediğimiz Afrika kabileleriyle yoğun bir çağrışımı olması da beni şüpheye düşürüyor. Belki "klan" veya "grup" kelimeleri (veya başka terimler?) daha uygun bir karşılık olabilir. Ve aslında bu konunun, son günlerde de forumumuzda yine konusu geçen Michael Newton'un Ruhların Yolculuğu ve Ruhların Kaderi adlı kitaplarında anlattıklarıyla ne kadar yakından bağlantılı olduğunu fark etmişsinizdir. "Ruh Grubu" terimi sıkça kullanılıyordu o kitaplarda hatırladığım kadarıyla. Ama Michael Newton'un bahsettiği Ruh Gruplarının sayısı yüzlerle ifade edilmiyordu, çok daha sınırlı sayıda grup üyesi vardı diye hatırlıyorum. Yine yanlış veya eksik hatırlıyor olabilirim. Kitabın farklı yerlerinde farklı ve daha aydınlatıcı bilgiler vardı belki de ama aklıma şu da geliyor: Eğer K'ların verdiği bilgilerdeki veya 4. Yol öğretisindeki Ruh Kabilesi / Grubu yüzlerce bireyi kapsayabilen birşeyse, o zaman belki her bir grup Newton'un bahsettiği ortalama bir Ruh Grubuna tekabül etmekten ziyade, çok sayıda Ruh Grubunun birleşerek oluşturduğu birşeydir belki de. Aklıma ilk gelenler bunlar.

Celsede geçen bu ve diğer çeşitli hususlarla ilgili netleştirilmesini istediğiniz hususlar, paylaşmak istediğiniz fikirler, bilgiler varsa üzerinde durabiliriz, araştırabiliriz, parçaları birleştirmeye çalışabiliriz.

bigsenfoni

Michael Newton'un Ruhlar?n Yolculu?u kitabini bitirmek üzereyim ve bir haftadir sana nasil tesekkür edebilirim diye düsünüyordum, Aklimdaki  5.yogunluk hakkindaki eksik parcalari birlestirmeme cok yardimci oldu Cok tesekkürler bozadi ilac gibi geldi..:D Bu aralar duygusal/negatrif/psisik saldiri altindayim kafam allak bullak toparladigim zaman konu hakkinda fikirlerimi aktarmaya calisacagim.

Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun


DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

bozadi

#12
Michael Newton'un Ruhların Yolculuğu kitabini bitirmek üzereyim ve bir haftadir sana nasil tesekkür edebilirim diye düsünüyordum, Aklimdaki  5.yogunluk hakkindaki eksik parcalari birlestirmeme cok yardimci oldu Cok tesekkürler bozadi ilac gibi geldi..:D Bu aralar duygusal/negatrif/psisik saldiri altindayim kafam allak bullak toparladigim zaman konu hakkinda fikirlerimi aktarmaya calisacagim.

Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun



Tgur

#13
Acaba bir vesile ile Bozadi ile karşılaşmamış ve gayretleri ile verdiği bilgi ziyafetinden mahrum olsaydık nasıl olurdu diye düşündüm bir an ,bilgide eksik kalırdık farkındalık düzeyimiz daha aşağılarda olurdu ,kimbilir.Ellerine sağlık kardeşim..

Yine bir dörtlük,

Akan suda damla olma , hepsi ol
Durduramaz seni hiç bir engel hiç bir kol,
Kaynaktaysan fark etmez, zaten hepsi sensin
Boşalana dolarsın, yoktur artık başka yol

Çalışmaları esnasında engellerle karşılaştıklarında  yanımda çalışan gençlere, hayatta zorluklarla karşılaşmış kişilere fırsat buldukça sık sık okurum ,baştaki iki mısraı anlarlar veya izahla yardım ederim ama sonraki bölüm birlik bilinci ile ilgili olduğundan anlaşılması için biraz ter dökülür veya evrensel konuları açmak için bana anahtar olur,ancak şimdi bu dörtlük DNA sıvılaştırılması olayında bu son açılan muhteşem bilgilere uyar oldu.

Virüslerin ,varoluşun doğasında çok önemli olduklarını hatta DNA dan evvel sahnede olduklarını "önce DNA mı yoksa RNA mı " başlıkları ile "alıntılar" bölümünde aktarma ve yorumlarla işlemiştik ,"retro virüsler"izahları ile konu geniş açılımlara gitmişti , uzatmadan özetle,

Virüsler ,bir DNA parçası çeperden oluşmuş bakterilerden çok küçük varlıklardır ve onların özellikle hastalık yapma maksadı ile, doğal hücreler içine hızla girip, kendilerini normal hücrenin DNA sından binlerce kopyalarını yapıp o hücreyi patlatıp oldukça çoğalmış bir halde hızla organizmaya yayıldıklarını biliyoruz.
Bu girişin selektif permeabl (seçici geçirgen) hücre zarındaki porlardan (kapılardan) nasıl geçtikleri bilinmez bir konuydu şu anda artık sıvılaşmış DNA nın marifeti ile olduğunu gördük, ve sıvılaşma yanında yüksek bir basınçla bu hareketin daha da kolaylaştığını anladık, bu müthiş bilgiler yanında ,DNA nın sıvılaşma karakteri ve bu yolla kişinin gurup(kabile) yoluyla bedensel değişiklikleri de yapabileceğini fark ettik.Ancak insanlık bilinçte kritik kütleye ulaşılınca bu olayın olacağı belirtildi, konu bu safhalara gelince,

Bilinçte kritik kütleye gelişi "zihnin sıvılaşması" yoluyla olacak dersek bize "beyni sulanmış" etiketi mi koyarlar koysunlar,

İşin şaka tarafını bir tarafa bırakırsak "zihin sıvılaşması" fenomenini ,zihnin ,beşer zihninin, kalıplarla,aldatmalarla ,yanlış bilgilerle kristalleşmiş ,kilitlenmiş halinden su gibi akar ve kolayca bu bahsettiğimiz kirlerden çözülmüş ,olan biteni dil din, ırk ,kadın ,erkek ve bir çok ayırımdan kurtulmuş ,kısaca birlik bilincine yönelmiş ,hırs,kin,intikam ,kıskançlık gibi duygulardan arınmış bir göz ile izleyen, değerlendiren ve empatiyi devreye alan bir şekle gelmesi olarak tarif  ediyoruz.

DNA nın sıvılaşarak ve saline gibi bazı materyelle akışkan hale gelmesi  onu,  KH lerin gerekli kısıtlama unsurlarını tatbik ederek dizayn ettikleri, ayrıca diğer aldatış usullerine kapılıp insanlığın kendi kendine koymuş olduğu kilit ve kalıplardan kurtarmaktadır. Çözmektedir.Kabaca anlattığımız bu kilit ve kalıpların, dizayn usüllerinin,şifrelenme hadisesinde devrede olan dört amino asidin ip merdiveni gibi olan şeker pentoz halkasının yerleşimi ile olduğunu ve diğer görünmeyen em özellikli oniki sarmallı DNA strüktürünü v.s.  izahın içine alıp konuyu fazla dallandırmıyorum,

Olayı zihnin sıvılaşması haline de adapte edersek ,benzetirsek suyun o harikulade özelliğini bu temizlik ve arılanma konusunda ortak etmiş oluruz..



beyrutkapı

#14
Sevgili tgur, nedense bilinçte kritik kütleye ulaşma hadisesi, 100. Maymun hikayesini hatırlattı bana.