Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Aptalı Tanımak

Başlatan maiterya, 09 Haziran 2015, 21:53:13

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

maiterya

APTALI TANIMAK

Prof Celal Şengör\'ün yeni çıkan kitabı ve bu kitaba ait Sözcü gazetesindeki röportajı.Anlamlı bulduğum için paylaşıyorum.



CELAL#8200;HOCA,#8200;BU#8200;KEZ#8200;YER#8200;BİLİMCİLER#8200;İÇİN#8200;KAYNAK#8200;OLACAK#8200;KİTAP#8200;HAZIRLIĞINDA...
Prof. Celal Şengör, Edda Sönmez'in sorularını yanıtladı. Şengör, yeni projeleri için, "Şimdi bir kitap daha yazıyorum 1000 sayfayı geçti bitirmek üzereyim. Türkiye'de yer bilimlerinin tarihçesi hakkında bir şey yapmak isteyenlere kaynakça olacak" dedi.
Türkiye'nin yetiştirdiği en değerli bilim adamlarından biri olan Celal Şengör, "Aptalı Tanımak" adlı kitabıyla ülkenin röntgenini çekti. SÖZCÜ'ye konuşan Şengör, "Türkiye'de kurumsal olarak bilim yok. İmam hatipler Ortaçağ'ın gerisinde. Bunlar kendi dinlerini bile bilmiyor. Ben ateistim ama Kuran'ı satır satır bilirim" diyor...

İstanbul Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Profesörü Celal Şengör, dünya çapında bir değerimiz. Çünkü Avrupa Bilimler Akademisi'nin ve Amerikan Bilimler Akademisi'nin ilk Türk üyesi. Rus Bilimler Akademisi'ne Fuat Köprülü'den sonra seçilen ikinci Türk, Türkiye Bilimler Akademisi'nin en genç kurucu üyesi, TÜBİTAK Bilim Ödülü kazanan en genç bilim adamı... İki şeref doktorası, Paris'te Collège de France'da profesörlük, ulusal ve uluslararası 31 adet şeref payesi olan Jeolog Prof. Dr. Şengör'ün ödüllerinin bir kısmı... İngilizce, Almanca ve Fransızca dillerinde yüzlerce yayını var, onlarca uluslararası ödülün sahibi. Meslek hayatı boyunca 17 kitabı yayınlandı. Şengör'le son kitabı "Aptalı Tanımak" ve Türkiye'yi konuştuk. İşte o röportaj:

FATİH, YOBAZLARI#8200;UZAKLAŞTIRDI

- Böylesine zeki bir insanın çocukluğu nasıl geçmiştir acaba?
Çok rahat bir çocukluk geçirdim. Zengin bir ailenin çocuğuydum. Jules Verne'in Arzın Merkezine Seyahat kitabını okuduğum günden itibaren jeolojiyi sevmeye başladım. Kendi kendime, "Adam olmak demek, Verne'in tarif ettiği gibi olmak demek" diye düşündüm.
- Peki ya tarihe nasıl merak saldınız? Geride bıraktığımız hafta İstanbul'un Fethi'nin 562. Yılı kutlandı. Fatih Sultan Mehmet üzerinden yürütülen bu siyasi gösteriler hakkında ne düşünüyorsunuz?
Fatih medeniyeti anlamış. Bir kere Fatih'in ilk yaptığı işlerden biri kendi hocaları bile din üzerinden devlete karışmak istediğinde engel olmak. Yobazları yanından uzaklaştırmıştır.
- Türkiye'deki bilimi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye'de kurumsal olarak bilim yok. Kişisel olarak bilim var. Kurumlaştıramamışız. Bilim geleneği, üniversite geleneği yok.
- Kütüphaneniz çok güzel kaç kitabınız var?
30 binin üzerinde kitabım var...
- Kitabınıza gelmek istiyorum farkı nedir diğer kitaplarınızdan?
Aptalı Tanımak adlı kitabımda, yayıncım Emrah Akkurt, benim 2000'den 2015 yılına kadar olan Cumhuriyet Bilim Teknik'te yayınlanan yazılarımı topladı ve böyle bir koleksiyon oluşturdu. Bu koleksiyonun özelliği cahil ve aptalla mücadele, cahil ve aptala yetki vermemek. Dolayısıyla cahil ve aptalı tanımak ve bunların zararlarını bilmek üzerine bir kitap bu.

MEDENİ OLMANIN ÖLÇÜSÜ VAR!

- Peki bu kitabı çıkarmanızın sebebi nedir?
Türkiye'nin büyük sıkıntılarından bir tanesi gerçek değerlerini tanıyamıyor olması. Bir sürü aptalı akıllı zannediyor. Bir sürü cahili alim zannediyor. Buna mani olabilmek ve küçük bir katkıda bulunabilmek istedim. Bunu okuyan insanlar ya bir dakika diye düşünürler diye ümit ediyorum. Türkiye'de yalancı bir entelektüel grubu var. Bilhassa halkı bunlara karşı korumak lazım.
- Türkiye'de yalancı entelektüel grup kim?
İsim olarak değil sınıf olarak vereyim. Gazeteciler, üniversite profesörleri, politikacılar, sanatçılar arasında var. Bunların unvanları var. Gazeteyi okuyun bugün: Türkçe kalmadı; Türkçe yazmayı bilen adam yok. Bir felaket. Sanatçı diyorsun kaç tane uluslararası büyük sanatçımız var. Bir, iki tane belki. Türkiye'nin ortalama kültür düzeyi Afganistan'dır. İran, Türkiye'den çok daha medeni bir yer. Türk halkı kravat takıp, Mercedes'e binip kadınları ve kızları bikini giyince kendisini medeni zannediyor. Sen vahşisin. Artık farkına varalım! Bu kitabı onun için yazdım. Atatürk'e ihanet edildi. Anadolu'nun kültürsüz zavallı köylüsüne laf anlatacaksın. Zorla yaptırtacaksın bazı şeyleri.
Kızı zorla okula gönderteceksin. Göndermiyorsa ceza vereceksin. Şimdi tam tersi oldu.

EN KALİTESİZ ZÜMRE SİYASİLER

- İmam hatip okulları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bir zehirdir... Hemen kapatılmaları lazımdır. Bu okullar çocuklara yirmibirinci yüzyılda Ortaçağ'ın bile gerisinde zırvalık kültürü öğretiyor. En kalitesiz zümre politikacılardır Türkiye'de.
- Dünyada daha kaliteli biz de daha mı kötü politikacılar?
O kesin. Almanya Angela Dorothea Merkel'e bak Başbakan olarak bir de Ahmet Davutoğlu'na. Gece ile gündüz gibi. Angela Dorothea Merkel, Almanya gibi bir yerde fizik doktoru. Kadın Avrupa'yı parmağında döndürüyor.

60 yaşındaki Prof. Celal Şengör "Mercedes'e binip, kravat takıp, eşine bikini giydirmekle
medeni olunmuyor" diyor...
Türk halkı batmak istiyor tarih böyle toplumlarla dolu

- Peki Türkiye kimin parmağında dönüyor diye sorsam...
Çok görgüsüz, çok zavallı bir nüfus var. O nüfusa hitap ediyor AKP. Çünkü AKP'nin içerisinden gelenler de onların içeresinden geliyor. Bunun trajedisi ise yüzde 40'ın dışında kalanların bir araya gelememesidir. Gelseler başa getirmeyecekler AKP'yi, o yüzde 40'ın tedavisini yapacaklar zaman içerisinde. O zaman şuna geliyoruz: Türkiye'de gerçek entelektüeller yok. Veya sayıları o kadar az ki hiçbir şeye yaramıyorlar. Bence AKP, parti olarak yaptığı şeylerin yüzde 80'inin farkında değil. Çünkü çok cahil bu adamlar. Aralarında üniversite görmüş adam yok (malum Türkiye'deki üniversiteleri ben üniversiteden saymıyorum). Bunlar kendi dinlerini bile bilmiyorlar. Ben ateistim. Kuran'ı satır satır biliyorum. İncil'i de biliyorum Tevrat'ı da. Bunların kaç tanesi Vatikan, kaç tanesi Süleymaniye Kütüphanesi'nde oturmuş dirsek çürütmüştür?
- Sürekli bir korku yaratılıyor. Sizin kitabınızda çok önemli eleştiriler var, korkmuyor musunuz?
Hayır korkmuyorum. Çünkü ben askerim. Benim içeriye atılmam, öldürülmem vız gelir tırıs gider. Ben silah ve bayrağa el basarak canımı vereceğim bu ülkeye diye yemin ettim. Ben yeminime sadığım. Benim bugünkü silahlarım kalemimdir, kitabımdır, konuşmamdır. Onun için silahımı sonuna kadar kullanırım.

MAĞRAYA#8200;DÖNMEK#8200;İSTİYORLAR

- Sizin durduğunuz yerden Türk halkı nasıl görünüyor?
Benim bugünkü ortamda görebildiğim şu: Türk halkı batmak istiyor. Tarih böyle toplumlarla dolu. Bu topraklara hiçbir şey olmaz hiç merak etmeyin.
Benim tek üzüldüğüm IŞİD'in girip sanat eserlerine zarar vermesi. Bunların hepsi bizim insan olma geçmişimizin birer parçalarıdır. Bunlar ortadan kalkarsa biz başa döneriz, mağaraya döneriz. Şu anda Türk halkı mağaraya dönmek istiyor. Başındakiler de zaten onu oraya götürüyorlar.
Sonumuz kötü, 3 taraflı bir iç savaş yaşanacak

- Türkiye'yi neler bekliyor?
Çok kötü. Üç taraflı bir iç harp görüyorum. Kürtler, yobazlar ve modernler olarak. Türkiye parçalanacak. Ümit ediyorum kültür zenginliklerimiz bir şekilde korunur. Sonunda da elimizden gelip alacaklar buraları. Fetih gününü kutladılar, ben bir yazı yazdım onun hakkında. Bunu kutlarken Fatih'in hatırasını rencide etmeyin dedim, ettiler. Fatih niye büyük adamdır hiçbirisi bilmiyor. Bunlar Atatürk'ün Çankaya Köşkü'nü ne hale getirdiler. Oysa ki ülke olarak doğduğun yer orası. Çanakkale'yi ne hale getirdiler. Medeniyet ne yazık ki ihraç edilemiyor. Ben onu gördüm. Amerika'da 9 sene yaşadım. Amerika'ya bile ihraç edilememiş. Amerikalı bile barbar.
 

Scyth

#1
Milletler tıpkı bizler gibi bir bireydir. Hayatınız boyunca pek çok sorunla karşılaşırsınız; bütün bu olan bitenler içinde bazıları kayıp gider; fakat çoğunluk yoluna devam eder. Organizmanın tabiatı böyledir; her ne olursa olsun hayatta kalmak için elinden geleni yapar. İşte bu yüzden Türkiye'de yaşayan topluluğun grup olarak zoru tatmış olduğunu hatırlayalım ve bu sınavların ruhu ne kadar güçlendirdiğini unutmayalım.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Scyth

#2
Eğer insanlar karşılaştıkları ilk sorunda parçalanıp öylece yok olsalardı; bu dünya üzerinde yaşayan tek bir insan kalmazdı. Bizler zorluklara göğüs geren ruhlarız öylece ufalanıp gideceğimizi hiç zannetmiyorum.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

bozadi

#3
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Scyth

Milletler tıpkı bizler gibi bir bireydir. Hayatınız boyunca pek çok sorunla karşılaşırsınız; bütün bu olan bitenler içinde bazıları kayıp gider; fakat çoğunluk yoluna devam eder. Organizmanın tabiatı böyledir; her ne olursa olsun hayatta kalmak için elinden geleni yapar. İşte bu yüzden Türkiye'de yaşayan topluluğun grup olarak zoru tatmış olduğunu hatırlayalım ve bu sınavların ruhu ne kadar güçlendirdiğini unutmayalım.


Eğer insanlar karşılaştıkları ilk sorunda parçalanıp öylece yok olsalardı; bu dünya üzerinde yaşayan tek bir insan kalmazdı. Bizler zorluklara göğüs geren ruhlarız öylece ufalanıp gideceğimizi hiç zannetmiyorum.

Katılıyorum.

Şu görüşlerimi de paylaşmak istiyorum:

Kitabın yazarı toplumsal sorunlarla ilgili belirli bir duyarlılık, ilgi ve eleştiri zinciri paylaşmış. Bu bir bakıma güzel birşey ama perspektifi bazı noktalarda feci şekilde dar görünüyor. İlericilik/medenilik diye savunduğu şeylerin bir kısmı gayet "gerici" ve hatta "yobaz" tınılara sahip. IŞİD'in seri insan katline dair en ufak bir vicdani eleştiri getirmiyor, onun yerine IŞİD'in sanat eserlerini yok etmesinden veya edebileceğinden endişe ettiğini söylüyor! "Medeniyet" olarak tanımladığı şeyi insan kitlelerinden çok daha önemli ve değerli görüyor. Bilinçli bir şekilde farkında olarak veya olmayarak ima ettiği şey ciddi bir vicdani maraz durumunu yansıtıyor.

Türkiye için üç taraflı bir iç savaş "öngörüyor" şahıs: Kürtler, Yobazlar ve Modernler arasında. Kendini Modern sınıf içinde görüyor ve diğer iki sınıfın bir şekilde yok edilmesi gerektiğini ima ediyor. Bu son derece sığ, yapay, elitist ve aslında aptalca bir tanımlama/sınıflandırma. "Kürt" ve "Yobaz" olarak tanımladığı insan kitlelerini "imha etme" gibi bir yetkisi olsa, bunu gözünü kırpmadan yapacakmış gibi bir hali var. Sözcü gazetesinin sözcülüğünü yapıyor gibi göründüğü Faşizan Ulusalcılık anlayışının bir yansıması bana göre. Her türlü ulusalcılığı "faşizan" olarak görmüyorum kesinlikle. Ama evet, bu yukarıda röportajı olan şahsın Modernlik dediği ve Sözcü gazetesinin sözcülüğünü yaptığı türde bir ulusalcılık açık bir şekilde faşizandır ve CHP o faşizan görüşleri desteklediği sürece BH'ye uzak, KH'ye yakın, çok yakın olacaktır. AKP'yi ölümüne destekleyen insanların ciddi bir bölümü bunu aslında CHP'nin uzun bir süre çok güçlü bir şekilde ve hala bir ölçüde temsil ettiği faşizan anlayışa tepki olarak yapıyor. AKP'nin faşizanlıkta artık CHP'yi solladığından şüphem yok tabi.

maiterya

#4
Böyle bir savaş olmaz inş. ama potansiyel var,iş o noktalara gelmez de sağ duyu hakim olur.Celal Şengör'ün bu millet ekserisi cahil yobaz ve aptaldır demek istemiş,hergün vatandaşın içinde olmak zorunda olan biri olarak aynen katılıyorum,bir daha dünyaya gelirsem insanlarla temas etmeden çalışan birisi olacağıma yemin ediyorum.Celel hocayı çok iyi anlıyorum.İnsanlar şımarıklar,disiplinsizler,görgüsüzler,bilgisizler,cahiller ama bunuda farkında değiller,saygı yok sınır yok...yok yok bu ne biçim toplum,her şeyin cılkı çıkmış,bunaltıyorlar keşke kendi boyutumu bırakarak gelmeseydim.
 

bozadi

#5
Kendiliğinden öyle bir savaş olması mümkün değil maiterya. Bu savaşı "Şeytanlar" çıkarmaya çalışıyor dünya genelinde de yapmaya çalıştıkları gibi. Ortadoğuda özellikle IŞİD yoluyla Şii-Sünni çatışmasını körükleyen Şeytanlar kimse, Türkiye'de Alevi-Sünni, Türk-Kürt, Dinci-Laik veya Modern Olan-Olmayan gibi bölünmeleri körükleyip bunu bir savaşa dönüştürmek isteyen Şeytanlar da aynı Şeytanlar.

Genel insanlık kitlesinin Türklükle, Kürtlükle, Modernlikle veya modern olmamakla ilgili hiçbir gerçek endişesi yoktur. İnsanların geneli ekmeğinin (beslenme, barınma, güvenlik, ekonomik özgürlük vs) derdinde.

Celal Şengör söz konusu savaşın çıkabileceğini "tahmin etmekten" de öte, o savaşın çıkmasını arzu ediyor gibi görünüyor ve söylediği pek çok şey de buna işaret ediyor. Ve bu durum onu, dünyanın her yerinde bu tür yapay savaşları çıkarmak için didinen Şeytanlarla aynı kategoriye yaklaştırıyor. Tüm ideolojilerin BH eğiliminden KH eğilimlerine uzanan çeşitli versiyonları vardır. Ulusalcılık denen ideolojinin de KH yönünde çok ciddi sapmalar gösteren versiyonları vardır ve bence ne yazık ki Celal Şengör'ün görüşleri de BH'den ziyade KH yönünde bariz ve şiddetli eğilimler gösteriyor. Onun "Modern" kategorisine girmeyen herkes gerici, aptal ve kötü ve aslında var olmayı hak etmiyor, cezalandırılmayı hak ediyor. Bu forumda esas aldığımız kaynakları bu yüzden esas alıyoruz. BH-KH gibi GERÇEK bir düalite temelinde ayrım yapma yeteneğimizi güçlendirdiği, desteklediği için. İnsanları modern olan ve olmayan, Türk olan ve olmayan veya Kürt olan ve olmayan, Atatürk'ü seven ve sevmeyen gibi yapay sınıflandırmalarla kategorize edip nefret kusmak iyi birşeyin işareti değildir. "Gerici" olmak veya olmamak gerçeğe "biraz daha yakın" bir sınıflandırma çeşidi olabilir belki. Ama bu sınıflandırmayı da öyle keyfi bir şekilde Müslüman olan veya olmayan, Ateist olan veya olmayan, Dindar olan ve olmayan, AKP'yi destekleyen ve desteklemeyenler veya buna benzer basit bir siyasi karşılıkla ifade etmek pek "ilerici" bir yaklaşım değildir. Müslüman ve dindar bireyler arasında "ilerici" insanlar bulunabileceği gibi (aklımda bir örnek olduğu için değil), CHP içinde son derece "gerici" bireyler bulunabilir ve olduğuna şüphe yoktur (yine, aklımda belirli bir örnekle söylemiyorum bunu). Aynı şekilde Kürtleri bir bütün olarak veya hatta "genel" olarak aptal, gerici ve kötü diye etiketlemek ve "kurtulunması" gereken bir haşerat gibi betimelemek, KH yönünde ciddi bir sapma gösteren bir eğilimdir. Faşizandır. Kanla beslenen Şeytanlara hizmet eder. Bunun ilericilikle, doğrulukla, modernlikle bir ilgisi yoktur. Müslüman ve dindar veya muhafazakar kesime otomatik olarak "gerici" gözüyle bakılması da aynı şeydir. Bir insanın etnik kimliği veya benimsediği ideoloji onu otomatik olarak İyi veya Kötü kılmaz. Her ideoloji içinde her iki yönde eğilimler vardır ve şüphesiz buna Türküçük, Atatürkçülük, Ulusalcılık gibi ideoloji veya ideolojiler de dahildir. Global şeytanlar var güçleriyle yapay ideolojik kutupsallıkları aşırı uçlara zorlayıp birbirine düşürmeye çalışırken ve bunda epeyce de başarılı olup hayat sahnemizi kana ve nefrete boğarken, Celal Şengör'ün görüşleri bu berbat durumu çözmek şöyle dursun, yangına körükle giden bir yaklaşımdır. Şu veya bu derecede bilerek veya bilmeyerek Şeytana hizmet eder.

Eğer kendini yakın hissettiğin ideolojide Şeytanın hiçbir etkisini ve kontrolünü görmüyorsan ama rakip ideolojilerde bu şeytanlıkları bolca buluyorsan ve o ideolojilerin mensuplarına veya sempatizanlarına duyduğun nefret ve şiddetli yargılama arzusu vaktinin çoğunu kapsıyorsa, o zaman ne yazık ki olaylara durumlara perspektifinde pek sağlıklı bir noktada olmadığın sonucu çıkar bence. Aynı eleştiriyi kendime yönelttiğim, yani bizzat şu anda seni eleştirdiğim konuda gayet eleştirilebilir olduğunu gözlemlediğim yönlerim, tutumlarım olabileceğini kabul ederim. Tartışmaya kesinlikle kapalı değildir. Ama dünyada karşı karşıya olduğumuz berbat görünümlü durumla ilgili olarak kızgınlık enerjimi belirli bir ideolojiye veya halk kesimine değil, kendini açıkça ortaya koyan BH ve KH eğilimlerine göre yapmaya gayret ediyorum. Kürtlerin içinde BH veya KH yönünde hangi bariz ivmelenmeler olursa, bu forumda bunu olumlu veya olumsuz eleştirmeye gayret ediyorum. Aynı şey Türk Ulusalcılığı için de geçerlidir, Atatürkçülük için de, İslam için de, başka her türlü ideolojiler için de.

Kürt milliyetçiliği otomatik olarak iyi veya kötü bir anlama gelmediği gibi, Türk milliyetçiliği veya ulusalcılığı da otomatik olarak iyi veya kötü anlamına gelmez. Aynı şekilde "Atatürkçülük" otomatikmen "iyi" anlamına gelmez, otomatikmen "kötü" anlamına da gelmez. Kimin Atatürkçülük adına ne yaptığına bağlı olarak değişir bu durum. Atatürk adıyla iyilik de yapılabilir, şeytanlıkta. Ve Global Şeytanların her türlü ideolojinin son derece şeytani versiyonlarını geliştirdikleri ve destekledikleri ortadadır. Böyle bir durumda Celal Şengör'ün takındığı tavır ve tutumlar ne yazık ki iyilikten ziyade kötülüğe meyleden tavır ve tutumlardır. Bu ister Atatürkçülük adı altında yapılsın, ister bambaşka bir isim altında, fark etmez. Bu forumda bizi ilgilendiren veya ilgilendirmesi gereken en önemli şey kendimizde ve hayatımızda BH ve KH yönünde kutupsallaşma eğilimlerinin tespiti ve değerlendirmesidir.

Alıntı Yapbir daha dünyaya gelirsem insanlarla temas etmeden çalışan birisi olacağıma yemin ediyorum.Celel hocayı çok iyi anlıyorum.İnsanlar şımarıklar,disiplinsizler,görgüsüzler,bilgisizler,cahiller ama bunuda farkında değiller,saygı yok sınır yok...yok yok bu ne biçim toplum,her şeyin cılkı çıkmış,bunaltıyorlar keşke kendi boyutumu bırakarak gelmeseydim.

Bunalımına katkıda bulunacak eleştiriler yöneltmiş olabilirim sana. Özür diliyorum. Ama senin yaşadığın sorunu hepimiz bir şekilde yaşıyoruz. Peki sorunu doğru analiz ediyor muyuz? Çözümü doğru yerlerde arıyor muyuz? Senden ricam, günlük hayatında karşılaştığın durumlarla ilgili daha ayrıntılı örnekler verip deneyimlediğin sıkıntıları anlatmandır. Gerçi bu dünya düzeninde özellikle ekonomik sorunlar, vakit anlamında özgür olamayış ve başka pek çok kalıp olumsuzluklar o kadar çok ki, memnuniyetsizlik, stres ve kızgınlık zaten otomatik ve çok doğal bir sonuç. Ama birlikte olaylara, durumlara bakış açımızda yapabileceğimiz bazı değişiklikler gerçekten deneyimlediğimiz sıkıntı ve stresin boyutunu çok daha katlanılabilir hale getirebilir.