Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Hayatımızda KH ve BH'nin Reklamları

Başlatan bozadi, 16 Aralık 2011, 19:57:46

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

Bizler 3. yoğunluk varlıklarıyız. Bu da henüz gerçek anlamda ne KH, ne de BH varlıkları olduğumuz anlamına geliyor. Ve KH varlıkları da BH varlıkları da kendi yollarının reklamını yapıyorlar her fırsatta. KH varlıklarının yolu veya felsefesi, varoluşun/evrenin mevcut düzenine karşı duyulan bir hoşnutsuzluk, huzursuzluk, nefret, tiksinti ve onu güç yoluyla kendi kontrolü altına alma isteğine dayalıdır. BH varlıklarının yolu veya felsefesi ise varoluşun/evrenin mevcut düzenine, herşeyine karşı duyulan bir hoşnutluk, huzur, sevgi ve sevince dayalıdır. Ve bizler 3. yoğunlukta 4. yoğunluğa doğru ilerlerken, her iki taraf bizi kendi yollarına kazandırmaya çalışıyor. Elbette BH varlıklarının reklam ve girişimleri daha ziyade bir seçenek sunmak üzerine kurulu ve özgür iradeye çok daha saygılı.

Hayatımızdaki tüm güvensizlik, sevgisizlik, sevinçsizlik, huzursuzluklar vs bizi KH yoluna çekme potansiyeli taşır. Tüm güvenler, sevgiler, sevinçler, huzurlar ise bizi BH yoluna doğru taşıma etkisine sahiptir.

Malumumuz olduğu veya olması gerektiği gibi, yaşamımızda KH'ye özgü negatif duygu ve düşünceler bol miktarda mevcuttur. Genel olarak hepimizin olağan bir günü içinde duyulan pozitif duygu/düşünce miktarı, negatif duygu/düşünce miktarından azdır. Bu da henüz hepimizin KH'ye özgü bir yaşam modunda oluşumuzdan kaynaklanıyor ve bu durum da insanlığın düşüş hikayesiyle ve bununla ilgili süreçlerin yarattığı karmayla yakından bağlantılıdır doğal olarak. Ama 4. yoğunluğa ilerleyişle birlikte, tekrar BH'ye yönelme veya KH'de (3. yoğunlukta pasif KH veya 4. yoğunlukta aktif KH) olma arasında bir fırsat doğuyor.

KH varlıkları insanlıkta düşüşten beri mevcut olan KH potansiyellerini daima tırmandırmaya çalışmışlardır. Dünyadaki tüm büyük travmalarda KH güçlerinin mutlaka payı vardır. Hem ülkeler bazında, hem de uluslararası seviyede pek çok devlet içi veya devletler arası kurum, insanlığın hiç de lehine olmayan pek çok eylem içinde olagelmiştir. Örneğin NATO dünyada pek çok masum insanın ölmesine, inanılmaz oranda travmalar, ölümler, işkenceler deneyimlenmesine neden olan sayısız faaliyette bulunmuştur. ABD ve İsrail başta olmak üzere, hemen hemen tüm devletler kendi ülkelerinin halklarına ve başka ülkelerin halklarına işkence etmek, onları zorla kontrol altına almaya çalışmak anlamına gelen sayısız trajik girişimde bulunmuştur. Evet, bunun adı faşizmdir. Ve kendi ülkemizin geçmişinde de faşizme uygun çok sayıda girişim resmi ve yarı-resmi şekillerde uygulanmıştır. Tüm bunlar üst seviye KH güçlerinin ve onların dünyadaki takipçilerinin, insanlıktaki açıklardan yararlanarak mevcut KH eğilimlerini tırmandırmak için yaptıkları girişimlerdi. Ve süreç devam ediyor. Elbette üst seviye BH varlıkları da daima insanlıkla yakından ilgili olmuş ve BH eğilimlerinin yeniden güçlenmesi için yararlanabilecekleri tüm fırsatlardan yararlanmışlardır. İnsanlığın gerçekten lehine olan her türlü gelişme ve girişimde de elbette BH varlıklarının "parmağı" vardır.

Sonuç olarak çoğumuzda hem azımsanamayacak KH eğilimleri, hem de azımsanamayacak BH eğilimleri karışık olarak mevcuttur. BH eğilimlerimizi giderek arttırma isteğimiz mevcut. Hayatımızda muhtemelen en çok deneyimlediğimiz gerçeklerden biri şudur: Herhangi güçlü bir KH deneyimi yaşadığımızda, o deneyim varlık hikayemizdeki tüm KH'liklerle (nefretler, huzursuzluklar, güvensizlikler vs) az-çok bir rezonans içine girer ve dolayısıyla içimizde güçlü bir negatif enerji üretimi meydana gelir. Bu da kendimizi gerçekten berbat hissettirir ve kendimizle, çevremizdekilerle, hayatla ve evrenle ilgili çok ciddi karamsarlıklar, nefretler yaratır. Aksine, güçlü bir BH deneyimi yaşadığımızda, o pozitif deneyim tüm geçmiş BH halleriyle (sevgi, huzur, güven, sevinç...) bir rezonans içine girer ve bu da güçlü bir pozitif enerji üretimi sonucunu yaratır. KH deneyimleri yaşarken BH deneyimlerimizi veya BH'nin realitesini unutma, inkar etme eğilimindeyizdir pek çok zaman. Özellikle ağır psişik saldırı durumlarında feci şekilde sevgisizlik, nefret, huzursuzluk, sevinçsizlik, güvensizlik ve yıkıcılık halinde oluruz ve bu ciddi tahribatlar yapar bünyemizde. Aynı şekilde, BH deneyimleri yaşarken, KH potansiyellerimizi ve deneyimlerimizi veya KH realitesini unutma, yok sayma eğilimindeyizdir. Halbuki ikisini de belirli aralıklarla deneyimleriz. KH'yle bağlantılı deneyimlerimiz KH varlıkları tarafından güçlendirilmeye çalışılırken, BH'yle bağlantılı deneyimlerimiz BH varlıkları tarafından desteklenir.

Madem BH realitesine yönelme azmindeyiz, o zaman KH deneyimlerimizin yarattığı BH'yi inkar etme eğilimine dair bazı teşhis ve tedaviler düşünebiliriz.

Şöyle bir deney önerim var:

Herhangi ciddi bir KH/negatif duygu deneyimi yaşadığımızda, o anda yaşanan temel negatif duyguyu tespit etmeye çalışalım. Bu duygu çeşitli -"sizlik"lerden biri olabilir: güvensizlik, mutsuzluk, huzursuzluk, sevinçsizlik, sevgisizlik vs vs. Aslında elbette bunların tümü birbiriyle yakından alakalıdır ama başlangıç için, herhangi ciddi bir negatif deneyimimizde, bunlardan en alakalı olan bir veya birkaç tanesini tespit etmeye çalışalım, her ne kadar o sırada bunu yapmak hiç kolay olmasa da. Örneğin yaşadığımız bir deneyim feci şekilde bir "güvensizlik" hali meydana getirmiş olsun bizde. Ve elbette, pek çok zaman olduğu gibi o güvensizlik duygusu, tüm geçmişimizde yaşanmış ve henüz tam olarak çözümlenmemiş olan tüm ciddi güvensizlik deneyimleriyle de reaksiyona, etkileşime girer ve korkunç bir karadeliğin çekim alanına yakalanma gibi bir etki yaratır, her zaman aynı şiddette olmasa da. Bir teşhis iddiamı yineleyeyim: Güçlü bir "güvensizlik" (kendimize veya başkasına karşı) deneyimi içindeyken, o anda aslında gizli bir inkar mekanizması devreye girer. Yani o anda, tam olarak farkında olmasak da, "Güven"in varlığını inkar ediş hali içindeyizdir. Yaşanan güvensizlik tüm çözülmemiş geçmiş güçlü güvensizlikleri de uyandırdığı için, ciddi bir negatif enerji üretimi meydana gelir. Bu o kadar güçlüdür ki, o anda oluşturduğumuz negatif aura, o etkiyi dengeleyecek pozitif anıları, bilgileri, sezgileri ortaya çıkarmayı çok zor hale getirir, en azından bir süre için. Çeşitli suçluluk duygularımız da (ki bu da her zaman ciddi bir meseledir) o anda yaşanan şiddetli negatif durumu pozitif zıddıyla dengeleme gücümüzü, azmimizi ve farkındalığımızı zayıflatır. Çünkü o anda içine düşülen negatifliğin şiddeti ve belki az önce öyle birşey yaşamazken şimdi böylesine şiddetli ve berbat bir duruma yakalanmış olmanın neden olduğu derin kızgınlık ve güceniklik, pozitif enerjilerin veya realitelerin varlığını inkar ediş yönünde açık veya örtülü bir eğilim meydana getirir. Hani, "eğer pozitif/iyi enerjiler veya varlıklar var olsaydılar, böylesine berbat bir duruma düşmemi engellerlerdi ama engellemediler, beni kurtarmadılar. Öyleyse onlar yoklar!" şeklinde bir tepki biraz da. (ve aynen bunun tam tersi yönünde, pozitif bir deneyim yaşarken, genellikle negatif hal ve realitelerin varlığını inkar etme eğilimindeyizdir! Evet, Kasyopyalıların dediği gibi, KH dengesizliktir! Bu ciddi dengesizlik, içinde bulunduğumuz genel KH modunun bir yansıması gibi görünüyor.)

Deney önerimi biraz daha somutlaştırmaya çalışayım: güçlü bir negatif duygu, örneğin güçlü bir güvensizlik duyduğumuzda, o anda güvenin varlığını (belki gizlice) inkar etme eğilimindeyizdir ve bu durum problemin büyümesine veya devam etmesine neden olur. İşte, tam böyle bir durumda, durup biraz düşünme şansımız varsa ve "güven" kavramının veya realitesinin varlığını hatırlamaya çalışırsak, yaşanan şiddetli güvensizlik yangını giderek kontrol altına alınabilir. Çünkü o anda insan güvenin varlığını inkar etmekte olduğunun farkında değildir pek. İşin içinde bir tür saldırı da vardır illa ki. KH varlıkları o yaşanan güvensizlik durumunun, bilinçteki güven farkındalığıyla dengelenip pasifleştirilmemesi için ellerinden gelen ne varsa yaparlar. Ne kadar açığımız varsa bunları kullanır ve durumu dengelememizi zorlaştırmaya çalışırlar. Böylece, gerçekten ciddi yıkıcı etkileri olan bir güvensizlik duyduğumuzda, bu kesinlikle içimizdeki KH potansiyelini güçlendirmiş demektir. Prensip olarak, bu durumun (ve benzer KH deneyimlerinin) dengelenmeden devam etmesi ve pekişmesi durumunda ise elbette şahıs giderek etkin bir KH varlığı olmaya doğru ilerleyecek, bir süre sonra bilinçli bir şekilde KH'yi tercih edecektir. Bunun dünyadaki bireysel, grupsal ve resmi/kurumsal psikopati ve faşizm eğilimleri ile yakından ilgisi vardır elbette. Geçmişten bir örnek olarak Cengiz Han, yaşam süreci içinde hayata/evrene karşı olan güvenini, sevgisini, sevincini ciddi ölçülerde yitirmesine neden olan pek çok olay yaşamıştır ve giderek aktif bir KH varlığı olma yolunda ilerlemiş, dünyayı zorla ele geçirme yönünde çok başarılı faaliyetlerde bulunmuş ve nihayetinde Ra'nın ifadesiyle 4 KH'ye mezun olmuştur. Elbette KH kutuplaşması KH varlıkları tarafından desteklenmiştir. Bu neredeyse kaçınılmaz bir durumdur. Ra'nın deyişiyle, BH varlıkları da, KH varlıkları da, karşılaştıkları her fırsattan yararlanırlar. Tıpkı ticarette şirketlerin satışla ilgili her türlü fırsattan yararlanma eğilimi gibidir, çok daha güçlüdür.

Başımıza gelen kötü olaylar, yaşadığımız ciddi negatif duygular illa KH kutuplaşmamızı arttıracak diye bir kanun yok. Tam tersi etki de yapabilir. Yani kişi bu deneyimleri mütevazılaşma, beklentilerini azaltma, daha basit şeylerle mutlu olma, çevresindeki küçük mutlulukların, sevinçlerin, sevgilerin varlığını takdir ederek BH kutuplaşmasını arttırma yolunda birer katalizör olarak da kullanabilir. Bu kişiye bağlıdır. O kişinin geçmişten getirdiği KH-BH deneyimleri ve kutuplaşmalarının dengesine bağlıdır. Ayrıca çevreye, topluma, koşullara vs bağlıdır.

Herhangi güçlü bir negatif duygu/hal/deneyim yaşadığımızda, yapabileceğimiz en problemli şeylerden biri durumu kişiselleştirmektir. Unutulmamalı ki, yaşadığımız tüm güçlü deneyimlerde üst seviye varlıklarla bir etkileşim söz konusudur. Bir reklam söz konusudur. Bizler birer müşteri gibiyizdir ve üst seviye KH ve BH varlıkları da birer tüccar gibidir bu örnekte.

Yaşadığımız herhangi güçlü bir KH deneyiminde üst seviye KH varlıkları bize bir anlamda kendi mallarını satmaya çalışmaktır. KH realitesinde bir yer pazarlamaya, bu yönde bir ilerleme kaydetmeye çalışmaktadırlar. Yaşanan duruma biraz da bu gözle bakmayıp bireysel bazda ele aldığımızda (kendimiz ve yaşanan deneyimle ilişkili diğerleri) asıl veya daha önemli bir meseleyi gözden kaçırıyor oluruz. Yaşanan deneyim KH veya BH kutuplaşmamızı etkileyen bir durumdur.

Dolayısıyla güçlü bir KH hali deneyimlediğimizde, aslında bir reklama maruz kalmaktayızdır ve eğer bilinçli birer tüketici olarak tutum alamazsak, muhtemel olarak KH eğilimlerimizde bir güçlenme meydana gelecektir.

Şimdi önerimi daha da netleştireyim: Güçlü bir negatif hal deneyimlediğimizde, durup o duygunun tam tersi olan halin varlığını bilip bilmediğimizi, ona inanıp inanmadığımızı gözden geçirmemiz faydalı olacaktır ve daha bilinçli bir alışveriş yapılmasını sağlayacaktır. Örneğin şiddetli bir güvensizlik deneyimlediğimizde, o anda güvenin varlığını inkar ediyor olabileceğimizi hatırlayıp, durup bir süre güvenle ilgili anılarımızı, bilgilerimizi, sezgilerimizi kontrol etmemiz faydalı olacaktır. Ve bunu ne kadar basit, saf bir şekilde yaparsak o kadar güçlü bir dengelenme meydana gelecektir. Mesela, o anda, ne kadar zor olsa da, güven kavramını tek bir ışık noktacığı halinde önünüzde duruyor olarak tasavvur edin. Güvenle ilgili ne kadar bilginiz, sezginiz, inancınız varsa, hatırlayabildiğiniz, bilinçli farkındalığınıza getirebildiğiniz tüm malzemeleri o tek noktacıkta birleştirin. Öyle ki, güvenle ilgili ne kadar farkındalığınız varsa onu o minik ve saf noktacıkta tezahür etsin. İşte, bunu yaptığınızda ve güvenin varlığını hatırladığınızda, şiddetli güvensizlik hali sırasında biraz gizli bir biçimde işlemekte olan "güvenin varlığını inkar ediş" hali zayıflayacak, güvensizlik ve güven çok daha dengeli bir şekilde bireyin bilincinde tartılacak ve bu durum, yaşanan şiddetli güvensizliğin yıkıcı etkilerini önemli ölçüde azaltacaktır. Bu pratikte uzmanlaşıldıkça, bu durum bu tür deneyimlerin birer BH katalizörü olarak kullanılmasını da kolaylaştıracaktır.

zer-zivi

#1
Güzel bir aktarım Bozadi,sağolasın.

Negatif bir durumla karşılaştığımızda durup seçim hakkımızı hatırlamalıyız.Ben şimdi hangi hal ile iletişim kurmak istiyorum diye  sormalıyız. Hırslanan egomla, karşımdakiyle ayrışmakmı  tercihim, yoksa sevginin gücüyle Bütünleşmek mi. Bu belki bir  hatırlatmakta ip ucu sağlayabilir. Hangi duygunun bize huzur verdiği ve hangisinin  huzursuz ettiğine bakmalı. Huzur hissettiren durum pozitiftir,huzursuz hissettiren negatif bir durumdur.

Bir köpeği severken karşılıklı bundan hoşnut oluruz ama  köpeğe kötü davrandığımızda  huzursuzluk devam eder. Ve ego doğal olarak sürekli kendine haklılık yaratacak bahaneleri, karşısındakinede haksızlık yaratacak bahaneler üretmeye devam edecektir. Eğer huzursuz isek vijdanımız bize bir şey    hatırlatmaya  çalışıyordur.

Uzlaşmak istemek bazen işe yaramıyorda ve böyle durumda bizler hemen vazgeçiyoruz uzlaşmadan,buda tekrarladığımız bir hatadır. Ne olursa olsun isterse binlerce kez karşımızda ki  çatışmak istesin biz yine kendi frekansımızı korumakla mükellefiz. Yok beni kışkırttı yok uzlaşmaya yanaşmıyor vs gibi serzenişlerde negatif bir tutumdur.

Bu son yıl karma yaratmadan,sevgide kalmak çok önemli. Sevgi bir şifa gücüdür.Kryon'da Şifayla ilgili bir bölüm vardı. Ve orda diyor ki "Siz sadece hastaya  şifa verin,Eğer uygunsa,sevgi Tanrı-Kaynağı karşılık verecektir." diyor bir noktada "Bazılarıda şifa bulmaya hazır olmadıkları halde size geleceklerdir.Onların bu konuda daha yapmaları gereken iş vardır,ve bu hasta kalmayıda içerebilir. Bunu bilmek size düşmez.Sadece şifa işleminin sorumluluğunu üstlenin.Şifanın başarısız bir sonuç vermesinin sorumluluğunu üstlenmeyin.Bu size değil, Tanrı'ya ait bir iştir. Talep ettiğiniz  şifayı sınırlamayın Sevgi kaynağının hiç bir sınırı yoktur." diyor.

Bizler akıl,beden ve ruh dengesini koruduğumuz sürece gittiğimiz her yerde  karşılaştığımız her insanla bir dengeleme,şifalama işlemine giriyoruz.Eğer  bu bütünlük biraz sarsılmışsa bu kez  bizi şifalandıracak olan insanlara çekiliyoruz. Sadece sevgide kalmaya devam etmeli ve o duygu ile titreşerek  bağlantıda kalmalıyız.Bunları yıllardır  söylüyor her kaynak ve halada söylemeye devam ediyoruz.
 

maskesiz

#2
Söylediklerinize katılıyorum Sevgili Bozadi ve Sevgili Zer_zivi... Somut birşeyler yapmalıyız birbirimizi pohpohlayalım sevgi kelebeği olalım demiyorum ama sonsuz sevgimizle sonsuz potansiyelimizle birbirimizi desteklemeliyiz koşulsuzca....
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

Scyth

#3
"mevcut düzenine karşı duyulan bir hoşnutsuzluk, huzursuzluk, nefret, tiksinti ve onu güç yoluyla kendi kontrolü altına alma isteğine dayalıdır"

Bir de şöyle yazalım Sevgili Bozadi. Mevcut düzene karşı duyulan hoşnutluk, huzurluluk, sevgi, beğeni ve kendi arzunla onun idaresinin altına girmek. Bu noktada son bir ek yapmak istiyorum. Bu aralar kafamı kurcalayan bir konu. O da insan olma yanılgısı. Öz, insan değildir. Fizik ruhun izdüşümüdür, kendisi değil. İnsan ve insanlık aidiyeti size bir ben verir. Ki bu, bu aralar kafamı kurcalayan bir başka konu. Ben... Huzur ve barış istiyorsanız beni öldürmelisiniz gibi geliyor. Hatta gibiden ziyade öyle olduğunu düşünüyorum. Bunun üstüne kafa yorun demek istiyorum ama neyi düşüneceğinizi ben belirleyemem ve yönlendirme  yapmak hatalı bir davranış biçimi. Konuyu dallandırmakta reklamını yapmak gibi duruyor. Sadece çok önemli olduğunu farkettiğimi söyleyeyim; çok önemli. Güzel bir reklam kampanyası oldu gene boşlukları alıcı dolduracak. :)

   Cümle düşüklüklerini idare edin. Bende yazdıklarımı sonradan okurken ne demek istediğimi anlamak için biraz kafa yormam gerekiyor. Cevap geç gelirse aldırmayın bu aralar pek sık internete giremiyorum.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

zer-zivi

#4
Cümle bozukluklarıyla anladığımı :) Kendi   cümle bozukluklarımla anlatmaya çalışayım Scyth :))

Huzurlu ve mutlu hal  doğru bir işaret ise neden  düzenin çarpıklıklarına rağmen,huzur ve memnuniyet duyarız? Sanırım böyle bir şey kafanı kurcalayan.

Dış dünyada kıyamet kopsa,savaşlar sürse de önemli olan insanın iç huzurunu koruması. İçsel barış ve huzur aynı zamanda dış barışa ve huzura yansıyacaktır. Örneğin seninle  çatışmak isteyen,senin egonu(kişisel yönlerini) hedef alır. Sen egon ile donanımlıysan mutlaka  karşı taraf amacına ulaşacaktır. Sende haliyle iç huzurunu koruyamamaış ve direk  çatışmaya girersin. Ama egonla değilde  Öz benlikle donanımlıysan,seni dışardan hiç bir olumsuz şey etkileyemez.

Ve bunca yaşanan olumsuzlukların(insanların  iradesi etkin olsada) üzerinde bir ilahi irade hakim olduğundan bu huzuru ve barışı içimde  korumuş oluyorum. İnsanlar  "Ya kendini ve kendimizi kandırıyorsak" diye sorarlar. Onuda Güvenmeden,inanmadan keşfedemeyiz demiştim. Eğer kendimi gerçekten kandırıyorsam bu huzur ve barışın geçici olması gerekirdi. Ama öyle değil sadece  hayattan memnuniyetsiz olduğum zamanlarda bir şeylere inanmaktan vazgeçmekte doğru değil. Çünkü buda doğru olsa  huzur ve barış yeniden içte varolmaması gerekir değilmi? Attığımız her adımda, İçsel huzur ve barışın  geçiciliğini ortadan kaldıracak cevaplar bulduğumuzda,huzur ve barış değişmeyecek,sürekliliğini devam ettirecektir.

Maharaj "Ben sadece Guruma güvendim,hepsi bu" derken, herhangi bir konuda  bir parça güven duymadan hiç bir yere  varılamayacağınıda işaret eder. Ve gurusuna tamamen güvenerek kendisini bırakması, aslında egosal benliğini tamamen savunmasız  ve yalnız çırçıplak bırakmasına ve gurusuna (dolayısıylede evrene)teslim olmayı başarması  anlamına geliyor.

Herşey yolunda:) Büyük patron(tanrı) organizasyonu çok mükemmel yapmış o yüzden endişelreimiz yersiz :))
 

Scyth

#5
İnanç, alerjik etkileri olan bir durum diye düşünüyorum. Bu konuda oldukça dikkatli olunmalı. Kasyopya Celseleri'nde inanç ve şüphe ile ilgili Laura'nın güzel bir yorumu vardı. Onu bulursam,eklerim.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

isiklidusler

#6
ne KH'tır ne BH tır tabi ki bilemeyiz ya da sınıflayamayız belki ama bana şu çok oluyor, Bu KH, işte bu KH,
İyisiyle kötüsüyle bu kavrayışların-sezişlerin ya da ayrımların değerlendirilmek-yorumlanmak ve eleştirilmek üzere eklenebileceği ve hepimizin aslında gün içinde ekleyebileceği bi alan arıyordum;

Yani tam da bu KH (diğerine göre KH) dediğimizde ya da iki durumu kıyasladığımızda, gün içinde ya da düşünürken birden farkına vardığımızda ya da varır gibi olduğumuzda;

giriş için br ekleme yapayım hemen güncel;
Biraz önce bir o ses (şarkı yarışması) katılımcısı için düşünürken şunu hissettim ve aklımda tam şu ifadeler belirdi;
"Çok fazla bireysel ilgi alıyor, İlgi-yi müzik ve ses almalı," - Yani müziğin hatta olgunun kendisi ve sesin hatta ses olgusunun kendisi; Güzelse onun güzelliği;
Herkes muhtemelen bireysel olarak kişiyi merak ediyor ve kişiye-kişiliğe kişi olarak kendine ilgi/sempati duyuyor ve besliyor ve gösteriyor; bunu açıklayacağım;
Muhtemelen bi caz müzisyeni güzel de olsa ya da yakışıklı da olsa müzik önce olacaktır ve belirlenecektir; Herkes güzel yorumluyor-güzel performans diyecektir ancak güzel müzik olacaktır;
Diğer durumda ise büyülü aşkın bir star ve bir-ben - ego yaratılıyor, yüceltilmiş; kişilik;
Burada kişinin yansıtmasının ve beklentisinin rolü ne? bilmiyorum  ama bu bir durum sadece; daha fazla açıklanabilir ve genişletilebilir ancak sanırım anlatabildim -mi?

bunun gibi -önce müzik-ses gibi- önce yazılan eser, önce edebiyat, önce şiir; bir örnek,
Nazım' herkes büyük şair ya da büyük adam der belki ama kimse belki bireysel ilgi yüklemez; Ya da kimse bir mağdur gözüyle bakmaz ve acımazda,
(Şöyle açayım bunu aslında bu yorum olmaycaktı-okuyucuya bırakılacaktı ama; Kimse de, hapiste yatmış, özgürlüğü kısıtlanmış baskı-zulüm görmüş (hatta haksızlığa uğramış)  bi adam belirmez; Önce şiir sonra Nazım özgür/özgün ve farklı tonlarda bi adam/bi Nazım belirir; İçerdeyken bile)
bunun aksi durumlar da örneklenebilir;



 

isiklidusler

#7
bir ekleme; BH taki (BH kavramını ) "diğerleri" ve "diğer" kavramını kişiler ve kimlikler olarak mı yorumlanmalı?
 Diğer her şey ('her şey ve herkes' ve 'herkes ve herşey') - Olgular ve olaylar bile; ağaçlar ve kuşlar bile; olarak mı yorumlanmalı?
yani kendini bir minerali incelemeye adamak ne kadar BH? ya da bunun benzeri başka olgular ne kadar kendiyle ilgilenmemek?
ya da tutup kendi üzerinden düşünmeden (kendi acılarından düşünmeden) ve kendini merkezine koymadan siyasi olguları (ve başka şeyleri de) gözlemlemek ve yorumlamak (taraf-tarafı olamdan gözlemcisi olmak);
Kişi ve benlik olarak olmak'ın dışında bir BH olmak ve BH olmak olgusu var mı? Ne zaman ne kadar yansıtıyoruz? Tüm bu yansıtmalar BH esini ve belki de karşısında KH esiniyle mi yorumlanmalı? Yani aslında kişi BH değildir de BH esinine açılmıştır yönelmiştir gibi;
çünkü "KH temelli-esinli matematik" önermesi var celselerde;
yani soru şu; kendiyle (egosuyla) gerçekten ilgilenmeyen kişi o an BH kanallıyor -işbirliği- ya da esine açık ama kişi olarak KH demek nasıl olurdu;
Örneğin doğayla ilgilenmek ne kadar BH? (Yani kendini unutup-kendini iyi hissettirmeyi unutup-egoyu bırakıp  kuşları merak etmek-kuşların uçuşuna felan takılmak; agaç kabuklarını merak etmek gibi şeyler)
bunun dışıdna KH ve BH olmak, kişi olmakla-kimlik olmakla, benlik olmakla nasıl ilişkilendirilebilir ve ilişkilendirilmeli;

ya da şunu ekleyebiliriz, ezberleme ve çıkarımsama yoluyla öğrenilmeyen/edinilmeyen her şey ; bir düşüncenin ve sezginin ürünü olan her şey;
ya da şöyle diyelim bi esinle ve sezgiyle bulunan ve edinilen (her şey herkes için)KH ya da BH esinidir mi? taşır mı?