Yağmur altında tarihi miting (23.06.2018)

Başlatan bozadi, 23 Haziran 2018, 19:02:42

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

23 Haziran 2018

Yağmur altında tarihi miting


Muharrem İnce'nin seçim öncesi son mitingini İstanbul Maltepe'de gerçekleşiyor




Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin seçim öncesi son mitingini İstanbul Maltepe'de gerçekleşiyor. İnce'nin mitinginin ise Twitter dünya gündeminde "#Maltepe" etiketiyle birinci sıraya ulaşmış durumda.

Yağmura rağmen miting öncesinde İnce'yi izlemek isteyen vatandaşların miting alanına ulaştıkları görüldü.

Öte yandan, Twitter'da bazı kullanıcılar, Bakırköy'den kalkan deniz otobüslerinin iptal edildiğini iddia etti.

Maltepe'ye karayoluyla ulaşmak isteyen vatandaşlar yoğun trafik nedeniyle miting alanına ulaşmakta zorluk çekiyorlar. 



"TRT DIŞARI"

Miting alanında bulunan vatandaşların, basın tribününe dönerek "TRT dışarı" şeklinde slogan attıkları görüldü.




BİNLERCE KİŞİ ALANA GİTMEYE ÇALIŞIYOR

Muharrem İnce, mitingte konuşmaya başladı. Maltepe'deki miting alanı doldu. Binlerce kişi miting alanına girmeye çalışıyor. Miting alanına girmeye çalışanlar, girecek kapı bulamaması üzerine bariyerleri yıkarak alana girdi:







"CANLI YAYINDA YARGILAYACAĞIZ"

Muharrem İnce mitingte yaptığı konuşmada canlı yayında sorun yaşandığı bilgisi verilmesi üzerine "'Canlı yayın frekansına sabotaj var' bilgisi geldi, Erdoğan üzme beni, gidiyorsun delikanlı ol öyle git" dedi.

İnce "Bugün buradaki 5 milyonu canlı yayında vermeyenleri canlı yayında yargılacağız! Erdoğan gibi faşist kafalı bir adam 5 milyonu görünce 'Kesin yayını' diyor." dedi.

"ÇAKMA USTA"

Artan patates, soğan fiyatlarını eleştiren Muharrem İnce "Ustaya bak soğan doları geçmiş, marifetini gör çakma usta!" ifadelerini kullandı.

"SEFERBERLİK İLAN EDİYORUM"

Muharrem İnce seçimler için de çağrıda bulundu. İnce "Yarın sabah 05:00'te sandık başında olacaksınız. Sağlık sorununuz yoksa akşamdan okul bahçelerine gidin. Bu Erdoğan memlekette OHAL ilan ediyor ya ben de size 36 saat sonra kaldırılmak üzere seferberlik ilan ediyorum" dedi.



















Kaynak: OdaTV


bozadi

#1
Hem genel olarak çeşitli muhalefet çevrelerinde, hem de özel olarak CHP tabanında ciddi bir hareketlilik var ve bunu sevinç verici buluyorum. Daha önce de belirttiğim gibi Muharrem İnce'nin kendisi pek parlak gelmiyor bana ama CHP tabanındaki bu uyanışın, dirilişin bir parçası, vesilesi olması güzel. Genel olarak muhalefet çevreleri hala idealden çok uzak durumdalar ama yine de son dönemde AKP'ye karşı muhalefette birleşme/dayanışma eğilimlerinin artıyor olmasını sevinçle karşılıyorum. Bu biraz da Rusya ve müttefiklerinin ABD zulmü karşısındaki dayanışma eğilimini çağrıştırıyor bana. AKP'nin/Erdoğan'ın ABD ile aynı derecede veya aynı nitelikte kötü olduğunu düşünmüyorum ama öyle bir yönü var kesinlikle. Ve AKP'nin/Erdoğan'ın aslında aşağılık ve suçluluk komplekslerine dayalı olan bu kötü, ezici, aşağılayıcı yönü, normalde sittin sene işbirliğine yanaşmayacak çeşitli muhalefet kesimleri üzerinde oldukça uyandırıcı, geliştirici, eğitici etkiler yapıyor bence, henüz ilerleme durumu idealden uzak olsa da...

Seçim sonuçları ne olursa olsun, Allah ucuz, aptalca belalardan, şeytani provokasyonların şerrinden korusun milletimizi.


bozadi

#2
Mevcut sınırlı bilgi ve sezgiye dayalı, şahsi, aciz fikrim itibariyle Erdoğan'ın en azından bir süre daha bu ülkenin siyasi liderliğine devam etmesi ama muhalefet unsurlarının önceye göre güçlerini birleştirerek artırması ve böylece iktidar ile muhalefet arasındaki güç farkının azalarak dengeye yaklaşması, böylece kimsenin kolay kolay birbirini ezemeyeceği, aşağılayamayacağı bir noktaya ulaşmamız güzel olur. Öyle ki, artık birbirimizi yemek yerine gerçekten işbirliğiyle hepimizin ortak iyiliği için ne yapabileceğimize bakmamız...

Sıkça ifade ettiğim gibi, bunda, global faşizme karşı uyanış, dayanışma çok önemli bir role sahip olacak bence.

fidelista

#3
Aslında Erdoğan'da onun zihniyetide bitmiştir coktan,verecek bir şeyleride yok olmadığı görülüyor ama bu ne zaman ülkenin realitesi olur yani giderler bilinmez.Dik duruşu filan altı boş batı karşısında ezik bir millet olduğumuz için söylemleri çok hoş geliyor hepsi o.Ac adam onun kükremesi ile doyuyor ilginç.Cuvallamalarının temelinde
 bu büyüklükte bir ülkeyi günümüz dünyasında bu coğrafyada yönetecek kapasiteleri yok, artık işi idare edemiyorlar yani kompanze edemiyor lar.


bona fide

#4
ne ilginçtir ki karen fogg e postallarında batının nasıl  türkiyenin içini boşalttığı kendisi için elbette oldukça yuklu meblalarla çalışan vatan sever aydın gazeteci dernek vakıf elemanları sayesinde batı hayranı kitle oluşturdukları anlatılıyor. öyle bir faaliyet ki batıyı benimsemezseniz sonunuz gelecek vaziyetinde ve fidelistanın yorumundaki ifade gibi.ahmedinejad abdye meydan okuyuncada alay etmişlerdi fidelista batı karşısında ezik olmasını gerektiren nedir allahaşkına nedir bu batı saplantısı kendi kültürel değerleriyle yaşamasını kendi kendine yetmesini istemeyi bırak bundan gocunan bir ruh hali hakim batı özentiliği daha doğrusu. sanıyormusunki millet ittifakı ince ülkeyi kurtuluşa götürecek içi boşaltılan bir ülkede ki amaç ülkeyi gerçekten parçalamaksa fonladıkları bu insanlar eliyle gerçekleşmesi an meslesi kime oy verdiğinizi bu insanları kimlerin nasıl desteklediğini geç olmadan öğrenin kuru vaadleri yıllardır aynı. okuyun karen fog e postallarını basını medyayı üniversiteleri dernekleri siyasileri nasıl kullandıklarını https://www.kitapindir.net/karen-foggun-e-postallari-dogu-perincek
 

fidelista

#5
Bu ülke ta Osmanlı dan beri batı karşısında eziktir bunu büyük Atatürk kırmıya çalışmıştır,Kurtulus savaşı ve sonrası atılımlar iyi idi ama Atatürkün ömrü vefa etmedi sonuç değişmedi,Batı hayranı filan değilim ama çağımızın gerek düşünsel gerek bilimsel ve teknolojik gerekse sanat ve estetik gelismeleri karşında özellikle bu Ortadoğu ülkeleri ilkellikte ısrarcılar, Almanya Hitler'in vahşetini yaşamış ama arkasından demokratik değerleri kabul etmişlerdir bizde ise demokratik değerleri çöpe atıp otokratik sisteme gidiyoruz,halkın zihinsel yapısı gelişmiyor,MFÖ nün dediği gibi olmu.yor olamıyor.Medeniyet neredeyse oraya yönelirim bir gün bu Afrika'da olursa onuda takdir ederim.Ülkede seçim oluyor sanki düşman uluslar birbiri ile savaşıyor bu ilkellgi degil olgunluğu arıyoruz, akılı bilimi sanatı insanı degerleri neresi temsil ediyor,mutlak degil nispeten ,yine söylüyorum ben İzlandaya yerleşirim sen ıraka yerleşimisin. hayır ise neden ?.Bütün dünyanın perde arkasında işler çeviren derin devleti tektir bunların icraatlarını batı medeniyeti bu olarak lanse edilemez.

bona fide

#6
fidelista öbür konuda sorum hala yanıt bekliyor medeniyet kıstasın nedir. atatürkün ömrü yetmedi mirasını devralan chp avanesi bu çapsızlığı kendi elleriyle başardı. ortadoğu bugün vahşeti yaşıyorsa bunun sebebi medeni dediğin batılı soysuzlar keza türkiyede öyle. sadece siyasilerin ağzına sakız yaptığını tekrarlıyorsun yok padişahlık gelecek yok şeriat gelecek yok daha geri gideceğiz. bu gun ruhat mengi hanfendi şöyle demiş seçim sandığında bi yakınımın kayının babasının dedesi oy kullanmış kabinde 1-2 dk oylanmış bide bakmış muhur silinmişde efendim silinen muhurler koymuşlar dikkatli olun bide bu yazıyı paylaşın gibi bişey çüş  diyorum. aydın buysa cahil ne yapsın. erdoğan soruyordu bi kadına seçim öncesi chpli hanım  diyorki özgurluk istiyoruz demokrasi istiyoruz erdoğan bak benim mekanımda istediğin gibi konuşuyorsun daha ne istiyorsun diyor kadın bilmiyorum ama özgürlük istiyorum chp bunu sağlayacak diyordu. medyadaki yaygaralar ve senin yazılarda ezber tekrar içeriği boş ciddi soyluyorum bana somut şu şu şu olmadı diye gel batılıların ağzından düşmeyen basın mensuplarına özgürlük yayın özgürlüğü şu bu dosyalarına baktın mı o içerdekilerin hayır. dün incenin mitinginde vay efendim feribotlar sefer yapmıyor yolda kaldık erdoğan seferleri durdurmuş herkese duyrun rörörö yahu hafta sonu sefer saatlerini açıkladılar ek sefer koydular hatta incenin gereksiz olduğunu söylediği marmarayı kullanarakta ulaşım sağladılar. hava alanı gereksiz diyen ince gibi ataturk zamanında inşa edilen uçak fabrikasını kapatan chp zihniyetiydi yapılan herşeyi baltalayıp ülkenin kalkınmasına engel olan zihniyete söylemden başka birşey yapmayan batının uşaklığından başka iş yapmayan zihniyet mi medeniyet getirecek. senin sorunun ve akabinde chp için kıvrananların sorunu şu
alıntıladığım tvit anlatıyor

Aslında Türkiye'yi kimin yönettiği hiç umurlarinda değildi. İmtiyazlı zümre sömürdüğü kaynakları bizimle paylaşmak zorunda kalınca problem başladı..Fatih camiinde yatsı namazından çıkan Ahmet Abi nasıl olur da Range Rover ile evine dönerdi. Türbanlı Ayşe okuduğu üniversiteye nasıl olur da BMW X6 ile giderdi. Onlar Türkçe'yi doğru düzgün konuşamazken alnı secdeli Mehmet nasıl olurda iki dili perfect konuşuyordu
------
olay bu aslında yıllardır chp ve batı hayranı kitlenin değişmeyen kemikleşmiş aile geleneği adeta elinde sömürülen yalan tarihle saptırılan medyayı kendilerine göre halen şuanda dahi bu yönde kullanıp algı oluşturan ki bunu batının içimizden satın aldığı karaktersiz siyasilerle -her kesimden sağ ve solda- halkın uyutulması sona erdi. erdoğanı getirenlerde o medeni batıydı silah geri tepti parlementer sistemle rusyada çinde krallıkmı var bu gün. teşlaşın çok gereksiz. medya ne soylerse onu söylediğiniz o. sorosun bi makalesini yayınlamış niyorktayms diyorki ab ve abdye, türkiye rusya çin balkanları ele geçirmeden siz hatekete geçin üyelikleri bekleyen  ülkeleri sermaye akışıyla elinizde tutun yoksa elimizden 18 milyon nufuslu pazarı kaçırabiliriz erdoğan gittiği heryerde hareket oluyor çin turkıyeye oldukça buyuk yatırımlar yaptı harekete geçilmesi gerek diyordu.sen kalkmışsın sanatta demokraside sanıyormusun  milli ittifak olunca bize teknoloji gelecek ince projeleri iptal edicem diyor sağırmısınız hastaneleri yapılan herşeyi durdurmaktan bahsediyor nasıl kalkınacak ülke ab den gelen hıbelerle geçinip gider chp sevicileri. demokrasimi istiyorsun bu gun toplanan kitle ensar olayında neden toplanmadı demokrasi istiyorsan her vahşette meydanlara akacaksın malesef oda yok chp de olsa akpde olsa herşeyi devletten bekleyen bir zihin bedava kitap olayı başladı okullarda ona itira edildi dersaneler kapatıldı itiraz edildi neden diye soruyorlar muhalefete açıklama şu biz muhalefet partisiyiz işimiz bu diyor. yukarda link verdim ab nin en önemli çalışması kemalizmi yok etmeliyiz diyordu karen fog  malinde. erbakanı ağır sanayi madenler ekonomide yaptığı icraatlar yuzunden irtica hortladı palavrasıyla istifa ettirdiler neden tarafsız bakmıyorsun. islamı çarpıtıp dini soytarılık ve gösteriş haline sokan kitle tıpkı chp li aydınım demokrasi istiyorum diyen kitle gibi ezbere hareket ediyor. ve bu insanların araştırmadan sırf çıkarı için bu şekilde davrandığı ortada. gerçekten bu ülkenin kalkınmasını istiyormuyuz bunu isteyen insan incenin karamollaoğlunun şebek gibi soyledikleriyle mi gerçekleşeceğine inanıyor. erdoğana neden oy verdiler üstelik incenin mitinglerine gidenler oy verdi para akışı banka kredisi herkes önce kendini düşünüyor. iyi parti bi afişinde 4 milyonun borcunu 81 milyona iyi parti ödetecek buyur afiş bu bu kafamı milleti yonetsin. demokrasiyle yonetildi türkiye ve yaşın kaç bilmiyorum yokluk işsizlik gerilik yukunu tutanda hep aynıydı yıllarca. kamu kurumlarındakıler ilah gibi otoriter sanırsın kanun onlar gık edemezdin demokrasi buydu en özgür çağını yaşıyor türkiye ciddi soyluyorum. demokrasi ülkesinde elektrik suyu olmayan köyler vardı yakın zamana kadar. çok partili sistemde her an kullanılmaya hazır hırsızlığı şiar edinmiş gruhu besledi bu halk şimdi değişim zamanı benim ıraka gitmeye nıyetim yok halimden memnunum bana bavyerada malikane hektor adında uşak ve gerturut adında halada verseler dönup bakmayacak kadar memnunum halimden ve ırak dediğin o güzelim ulkeyi abd denen medeni soysuz bombalamadan önce bağdat dünyanın en güzel şehirlerinden biriydi otoyolları alt yapısı şehir planlaması bağdat şehir planıo eşsizdi. medeniyet gelip yok etti vaatleride buydu ıraka medeniyet götüreceğiz evet savaş sonrası vaad buydu. bak afganistana yemene bombalar yağıyor yıllardır suriye 5 yılda viran oldu böyle bir yıkımın içinde sanat resim heykel konser demen akılkarımı geri kalmışlar diyorsun ortadoğu günyüzü gördümü batının saldırılarından abdnin afganistanda kullandığı silahlar yıktığı şehirlerden pahalı maliyete vurunca artık şehir kalmadı dağları vuruyorlar ortadoğuya getirdikleri tekonoloji toyota ve silahtan ibaret  adil bir demokrasiye sahip olmayan batıya özenip olmuyor halkın zihin yapısı değişmiyor demen gördüklerine inanıyor olmandan kaynaklanıyor ve hakça değil savaşın içinde yokluk ve ölümle içiçeler batı sayesinde. kendilerine adil demokratik sonuna kadar ırkçı batı sistemi demokrasi ve yayın özgürlüğünden bahsediyor ne tuhaf suriyede sahte fotolarla algı oluşturan batı ne erdemli. izlandaya yerleşmene engel olmuyordur akp di mi oluyor mu buradan şikayet eden ya gider yada olumsuzluklarda adil olup sesini çıkarır işin garibi sevmediğim akp yi savunuyor durumuna düşmem oysa bahsettiğim sistem çin bu gün bilimde zirveyi oynuyor ümitsiz olma bence bu ittifaktan yeni sistemden.  hepimize saf ve iyi niyetli türk halkına güzel gunler getirsin.
 
 

bozadi

#7
CHP'nin ve genel olarak muhalefetin AKP'ye karşı kalıplaşmış bazı çemkirmelerindeki dipsiz çelişkiler konusunda eleştirilerine tamamen katılıyorum ve üşenmeyip çeşitli ayrıntılarla, örneklerle paylaştığın için teşekkür ederim bona fide.

Ortadoğu konusunda da öyle. Tüm ülkeler, tüm bölgeler gibi, Ortadoğu'nun da son derece yozlaşık ve son derece gelişkin tarafları vardır. Ve İlüminati diye de özetlenebilecek Batılı "medeni" şeytanlar Ortadoğu'nun yozlaşık yönlerini tüm güçleriyle besleyip tırmandırdılar, gelişkin yönlerini yok etmeye çalıştılar ve bunda çok da başarılı oldular. Elbette bu durum Ortadoğulu milletlerin çok masum olduğu anlamına gelmiyor ama Batı kaynaklı bu kadar korkunç düzeylerdeki baskı, işkence, terör desteği, finansmanı olmasaydı, Ortadoğu kesinlikle bu kadar berbat durumda olmazdı. Geçmişte Ortadoğu'nun / İslam medeniyetinin bilim ve felsefe dahil hemen her alanda Batı'dan üstün olduğu dönemler olmuş (16. yüzyıla kadar öyle olduğu söyleniyor) ve üstelik İslami Ortadoğu'nun bu üstünlüğünün, o zamanlar geri/ilkel denebilecek durumda olan Batılıların kendilerini toparlamalarında ve yükselmelerinde büyük bir etkisi olduğu anlatılıyor çeşitli tarihi metinlerde. Yani bizim şu anda Batıyla özdeşleştirdiğimiz yükseklik/üstünlük bir zamanlar Ortadoğu'daydı. Hiçbir şey durduğu gibi durmuyor, dalgalanmalar, yükselmeler, alçalmalar oluyor. Batı yükseldi ama Batı'nın şeytani yönü de çok yükseldi ve Ortadoğu'yu cehenneme çevirdi adeta.

Ve ne yazık ki bizim ülkemizin devlet mekanizması da özellikle Atatürk'ten sonra Batı'nın şeytani efendilerinin hizmetkarlığını yapageliyor ve CHP bu şeytan taşeronluğunun üslerinden biri olmuş, Batılı şeytanların Atatürk'ün zaferine karşı intikam almasına hizmet edegelmiştir uzun süre. Hala bile, tarafsız, özgür bir bakış açısıyla bakılıp da CHP'nin icraatleri değerlendirilecek olursa, bir "halk partisi" olduğunu söylemek ne kadar mümkün acaba? Ne solculuk, ne sağcılık, ne halkçılık... tam bir ucube. AKP ve yöneticileri tüm şiddetli egoist yönlerine ve berbat bazı icraatlerine rağmen CHP'den çok daha organik, çok daha açık, çok daha dürüst, çok daha halkla iç içe. Muhaliflere karşı nefret dolu duygu ve düşüncelerinde dahi çok daha açık ve dürüstler. AKP zamanında devlet/siyaset çok daha halkla iç içe girdi, yapaylığı, sahteliği azaldı, organikleşti. AKP'nin ve Erdoğan'ın sahte ve bozuk yönleri bile CHP'nin sahteliklerinden ve bozukluklarından çok daha aleni, görülebilir, eleştirilebilir, tartışılabilir nitelikte. Kısacası AKP CHP'den ve diğer pek çok partiden çok daha "gerçek" bir parti. Tüm berbat yönlerine rağmen AKP'nin çok uzun zamandır devam eden siyasi üstünlüğünün en temel nedenlerinden biri budur bence.

Üstüne üstlük, Erdoğan'ın özellikle Suriye Savaşı sonrası kendi parti tabanının bile azımsanamayacak bir kısmının beklentileriyle ve şiddetli bazı önyargılarıyla çatışacak şekilde Rusya'ya ve İran ve Çin gibi müttefiklerine yaklaşarak ABD ve müttefiklerine karşı giderek cephe alıyor olması, sözde solcu, sözde demokrat, sözde halkçı, sözde Atatürkçü, sözde anti-emperyalist CHP'nin ikiyüzlülüğünü, ahlaksızlığını, yalancılığını çok açık ve net bir şekilde ortaya koymuştur. Atatürk'ün anti-emperyalist zaferinden, hatırasından ve mirasından şu kadar nasiplenmiş bir parti olsa (Atatürk'ün hem partisi, hem de ordusu için geçerli bu), ABD'nin, AB'nin, İMF'nin, NATO'nun, İsrail'in, kısacası İlüminati'nin bu ülkeye ve milletine yapageldiği işkencelere karşı en büyük karşı koyuşu sergilemiş olması gerekirdi şimdiye kadar, halbuki onların resmen taşeronluğunu yapagelmiştir. "Batının üstünlüğü, örnek alınması gerekliliği" bahanesiyle İlüminati'ye resmen hizmetkarlık edegeldi CHP ve TSK çok uzun zamandır. Türkiye'nin de, Ortadoğu'nun da berbat halinin sürdürülmesi ve derinleştirilmesine hizmet etti. Elbette sadece CHP değil, diğer belli başlı partiler de öyle. Nitekim AKP de kuruluş ve gelişim sürecinde öyleydi, yakın zamana kadar Erdoğan BOP eş-başkanlığıyla övünüyordu, ama nasıl olduysa birşeyler değişti, değişiyor. Erdoğan'ın kendisi de değişiyor.

CHP zihniyetinin çok ciddi eleştirilere, özeleştirilere ihtiyacı var. Tabanının nasıl kitlesel bir hipnoz hali içinde olduğunun ve bazı önemli gerçeklere karşı körlüğünü bir türlü yenemeyişinin ve bunun nelere malolduğunun ciddi şekilde eleştirilmesi gerekiyor. CHP'nin AKP iktidarına mal ettiği sorunlarda CHP'nin kendisinin çok büyük bir rolü vardır. CHP ne gerçekten doğru-dürüst halkçılık yapmış, ne de bu ülkenin ekonomisinin gelişmesi, düzelmesi için yapabileceği şeyleri yapmıştır. Batının kontrolündeki aşağılık fakirlik-acizlik statükosunun sürdürülmesine hizmet etmiştir.


bozadi

#8
24 Haziran 2018

Türkiye'yi Anadolu Ajansı'na mahkum eden muhalefet suçludur


Türkiye 24 Haziran seçimlerinin tüm heyecanını yaşarken, en çok eleştirilen kurum şüphesiz Anadolu Ajansı oldu... Fakat...




Türkiye 24 Haziran seçimlerinin tüm heyecanını yaşarken, en çok eleştirilen kurum şüphesiz Anadolu Ajansı oldu.

Ajansın açıkladığı ilk verilerde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın lehine çok yüksek gösterilmesi tepki çekti.

Bu aslında muhalefetin seçimlerden önce dikkat çektiği, hatta yıllardır tartışılan, yani beklenen bir konuydu. Öyle ki, bunun için alternatif / daha doğru seçim sonuçlarını paylaşan platformlar hayata geçirildi. CHP'nin ve sivil toplum kuruluşları öncülüğünde de Adil Seçim Platformu kuruldu.

Gelin görün ki...
Manipülasyonlara karşı koymak için kurulan Adil Seçim Platformu, seçim sonuçları açıklanmaya başladığında sessiz kaldı. Kurulan sistem sınıfı geçemedi. Platformun internet sitesinin, sandıkların açılmasından sonra uzun bir süre erişilemediği görülürken, Meral Akşener'in oyunun yüzde 50'inin üzerinde gösterildiği bile görüldü.

Sözün özü...
Kimse Anadolu Ajansı'na kızmasın.
Bunun alternatifini oluşturamayan, elindeki verileri güçlü bir altyapıyla kamuoyuna ulaştıramayan muhalefete kızsın. 

Kaynak: OdaTV


bozadi

#9
26 Haziran 2018

Mahir Ünal: İnce CHP'nin doğal lideri haline geldi


Seçim sonuçlarına yönelik açıklama yapan AK Parti Sözcüsü Ünal, "İnce CHP'nin doğal lideri haline gelmiştir" diye konuştu.




AK Parti Sözcüsü Ünal, seçim sonuçlarına ilişkin bir açıklama yaptı.

İnce'nin aldığı oy oranına değinen Ünal, "Muharrem İnce 40 yılın sonunda yüzde 30 psikolojik barajını aşmış bir cumhurbaşkanı adayı olarak şu anda CHP'nin doğal lideri haline gelmiştir" dedi.

Ünal, "Sayın Muharrem İnce'nin kendi partisinin çok üstünde bir oy alması, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun parti liderliğini tartışmalı hale getirmiştir" diye konuştu.

Oluşturulacak yeni kabineye de değinen AK Parti Sözcüsü, "İş dünyasından, kültür ve spor dünyasından, yurt dışında yaşamış kişilerden de olabilir" ifadelerini kullandı.

Kaynak: NTV


bozadi

#10
Daha önce AKP çevrelerinden buna benzer çeşitli başka yorumlar, eleştiriler de yapılmıştı, yeni bir tutum değil yani.

Şimdi, AKP Sözcüsü Mahir Ünal'ın da benzer şekilde böyle bir laf etmesi konusunda iki olasılık geliyor aklıma:

1- Mahir Ünal belki de hala gizli bir şekilde FETÖ'ye çalışıyor ve FETÖ İnce'nin liderlik edeceği bir CHP'nin Erdoğan AKP'sine karşı daha iyi mücadele edeceğini düşünüyor olabilir.

2- Bir sebepten dolayı, AKP İnce'den korkmuyor ama Kılıçdaroğlu'ndan korkuyor.

Ben şu an için ikinci seçeneğe daha yakın düşünüyorum.

İkinci seçenek için denebilir ki, madem İnce Kılıçdaroğlu'ndan daha fazla siyasi başarı potansiyeli gösteriyor, AKP neden İnce'den değil de Kılıçdaroğlu'ndan korksun?

Şahsi fikrim itibariyle bunun nedeni Kılıçdaroğlu'nun "CHP zihniyetinde" olumlu yönde bazı etkiler/değişimler yapıyor olması, ama Muharrem İnce'nin o zihniyeti aynen sürdürecek, o zihniyette hiçbir geliştirici veya iyileştirici değişim-dönüşüm yapma niyeti ve kapasitesi taşımayan, büyük ölçüde "sığ" bir tip olmasıdır. Gayet önyargı ve hatalı algı/veri taşıyor olabilecek şahsi görüşüm budur şu an için.

CHP tabanının Muharrem İnce'yle biraz coşma eğilimi göstermesi bir bakıma iyiydi ama CHP tabanının içinde bulunduğu hipnotik ve ciddi oranda kör bir hırsla da bağlantısı var bu tartışmalı coşkunluğun. Öncelikle şunun belirtilmesi gerekir ki, İstanbul Maltepe Mitingine 5 milyon kişi toplayan İnce'nin tüm İstanbul'dan aldığı oy sayısı 3 milyon civarında. Mitingine 3 milyon kişinin katıldığı İzmir'de ise 1 milyon civarında oy almış. Bu durum, İnce'nin yükseltici / ihya edici görünümlü coşkun liderliğinin yeterince sağlam bir zemine, dayanağa sahip olmadığının önemli göstergelerinden biri bence. Kılıçdaroğlu yaşlı ama bilge, İnce ise nispeten genç, enerjik ama toy ve büyük ölçüde "gazla/hırsla" çalışan ve topluma maneviyat, bilgelik, değer, fazilet açısından verecek birşeyi olmayan biri bence. Bu anlamda, ikisinin bir şekilde birlikte çalışması, işbirliği yapması bazı bakımlardan fayda sağlayabilir ama ben açıkçası Muharrem İnce'nin zihniyetinden, amaçlarından, amaçlarının niteliklerinden de şüphe duyuyorum. Görünürdeki tek potansiyel fazileti, CHP ile AKP arasındaki ümitsiz görünümlü sidik yarışında, CHP'nin sidiğini biraz daha ileri attırabilme iddiası, başka hiçbir şey yok. Maneviyat, bilgelik ve "gerçek yüreklilik" açısından kof. Türkiye'nin ABD ve NATO tarafından değil de, Rusya tarafından "kuşatılma" tehdidi altında olduğu yönünde ahmakça, vicdansızca ve korkakça bir görüş bildirmiş olması, benim bu şekilde düşünmemin tek sebebi değil, o açıklamasından önce de benzer bir algı içindeydim ama o açıklaması o algımı, sezgimi perçinledi doğrusu. İnce CHP'yi ve siyaseti temel olarak şahsi çıkarı için kullanma eğilimi gösteriyor büyük ölçüde.

Uzun zamandır pençesinde olduğu hastalık ve hipnoz hali içinde CHP'nin ve/veya tabanının "siyasi iktidarı ele geçirmekten" çok daha öncelikli işleri, görevleri var kendisine ve başkalarına karşı. CHP'nin iktidar savaşı ve bu savaş sırasında yaratılan "gazlar", CHP'nin ve tabanının kendindeki sorunlarla yüzleşmekten kaçmasına bir mazeret oluşturuyor büyük ölçüde. Evet, elbette tüm siyasi partiler çalışmalarının önemli bir kısmını iktidara erişmek için yaparlar ama zaten bu sistemin kendisinde çok büyük bir yanlışlık, bir adaletsizlik yok mu (kısmen meşru ve gerekli bazı yönlerine rağmen)? Bildiğimiz ve alışageldiğimiz şekliyle bu yarış büyük ölçüde "kapitalist" nitelikli bir "az sayıda kazanan, çok sayıda kaybeden" yarışı değil mi? "Demokrasinin bir aracı olarak seçim" kavramının pratikte genellikle ne kadar sahte olduğunu hepimiz biliyoruz.

Ve CHP'nin en temel sorununun "seçim kazanmamak" olduğu şeklindeki düşünce de, CHP zihniyetinin bozukluğunun, çarpıklığının, gerçeklerle yüzleşmekten kaçma eğiliminin, kendini ve başkalarını aldatıcılığının bir ürünüdür.

bozadi

#11
26 Haziran 2018

Muharrem İnce ile "tebrik" çatlağı


CHP Genel Balkanı Kemal Kılıçdaroğlu, seçim sonuçlarından sonra ilk kez konuştu. Kılıçdaroğlu, CHP MYK sonrasında bir açıklama yaptı...




CHP Genel Balkanı Kemal Kılıçdaroğlu, seçim sonuçlarından sonra ilk kez konuştu.

Kılıçdaroğlu, CHP MYK sonrasında bir açıklama yaptı.

Kılıçdaroğlu, seçimi kazanan Cumhurbaşkanı Erdoğan için, "Bir diktatörün nesini tebrik edeceğim, nesini kutlayacağım ben" diye belirtti. CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce ise, dün akşam Erdoğan'ı telefonla arayarak tebrik etmişti.

Yapılan açıklamalardan sonra, Kılıçdaroğlu'nun, İnce'yle "tebrik" konusunda fikir ayrılığı yaşadığını ortaya koydu...

"DÜNÜN TEK ADAMI, BUGÜNÜN ARTIK TOPAL ÖRDEĞİDİR"

İşte Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satırbaşları:

- Bir seçim atlattık. Öncelike, bütün muhabir arkadaşlarımıza, bizim sesimizi bir şekilde Türkiye'ye duyuran bütün muhabir arkadaşlarıma teşekkür ediyorum...

- Oy kullanan bütün vatandaşlarıma, hiçbir şey beklemeden demokrasi adına binlerce gönüllü görev yaptı. Yürekten teşekkür ediyorum.

- OHAL vardı, baskılar vardı, bıçaklanan arkadaşlar vardı, bunlar yılmadan görevlerini yaptılar. Devletin bütün imkanları kullanılıyordu karşı tarafta... Valisi, Kaymakamı, güvenlik güçleri, radyolarıi medyanın yüzde 95'i iktidarın kontrolündeydi... Bütün bu baskılara rağmen CHP örgütleri önemli bir görev yaptılar.

- İktidar partisine 7 puan kaybettirdiler, sıradan bir başarı değildir, devletin bütün imkanlarına rağmen 7 puan indirdiler. Ben bu arkadaşlarıma teşekkür etmeyip de kime teşekkür edeceğim. Güçlü ve aydınlık bir Türkiye'nin kapısını araladılar...

- Dünün tek adamı bugünün artık topal ördeğidir.

- Her istediğini yapamayacaksın.

- Parlamentonun itibarını biz koruyacağız.

- Bu milletin demokrasiye özlemi var. Bunu sağlayacak olan bizim parlamentodaki gücümüz olacaktır. Duvarın bir kısmını yıktık.

- Bu seçimin tek kaybedeni vardır; AK Parti'dir. Kazanan demokrasidir.

- Bu süreci, bu sonucu kolay elde etmedik.

"DÜN ARKADAŞLARIMA ŞU TALİMATI VERDİM..."

- Daha seçime girmeden önce iktidar partisinin demokrasiye kumpas kurduğunu fark ettik. Bir siyasal partinin seçimlere girmesini engellemeye çalıştılar. Ama biz bu oyunu bozduk. Elimizden gelen her şeyi yaptık. Bu bizim demokrasiye aşık olduğumuzu gösterir.

- Anadolu'yu barıştırdık, 'asla yan yana gelemez' diye nutuk atanların nutuklarını boşa çıkardık.

- Millet İttifakı'nı kurduk, eski kavgaları bir yana bırakıp, ortak bir geleceğe bakma hedefi kurduk. Millet İttifakı bizim tarihimizin en önemli demokratik kurumlarımızdan biri olacaktır.

- Sandık güvenliğini sağlamak bizim namus borcumuzdu. Örgütümüz sandıklara sahip çıktı. Her oyun üzerinde titredik ve demokrasimize sonuna kadar sahip çıktık.

- Millet ittifakının getirdiği bir şey daha var. 12 Eylül darbe hukukunun getirdiği yüzde 10 seçim barajını yerle bir ettik. Onlar barajın arkasına yıllar yılı sığındılar. Önemli bir adım atıldı millet ittifakıyla, darbe hukukun bu bölümü bu seçimlerde sonlandırıldı. Kazanan demokrasi oldu.

- Bir şeyi daha gerçekleştirdik. Eskiden iktidarın istediği iki partili bir parlamentoydu. Şimdi bütün renkleri parlamentoya taşımayı başardık. Yüzde 100 mü hayır. Ama önemli kısmını parlamentoya taşıdık. Biz bu konuda da bütün barajları yerle bir ettik.

- Dün arkadaşlarıma şu talimatı verdim. Bir, her milletvekili, her il ve ilçe başkanı, gönül birliği içinde beraber milletin hukukunu sonuna kadar koruyacağız. Sarayın çıkardığı kararnameler sonuna kadar irdelenecek. Varsa milletin hukukuna zarar getirecek her düzenleme, mücadelesi verilecek. İkinci konu, gazi meclisimizin itibarını koruyacağız. El kaldırılan indirilen bir Meclis de değildir orası. Kurtuluş savaşını yöneten bir Meclis'tir. Yetkilerin büyük kısmının elinden alındığını biliyoruz. Ana hedefimiz bütün o yetkilerin parlamentoya tekrar iade edilmesidir. İç tüzük değişikliği geldiğinde gazi meclisin hakkını koruyacağız. Üçüncüsü, ekonomide mutfakta yangın var. Ve önümüzdeki süreç sıradan bir süreç değil. Tıpkı bu seçimlerin sıradan bir seçim olmadığı gibi. Vatandaşın hakkını korurken onun ekonomisini de koruyacağız. Pek çok bilgiyi kamuoyundan gizleyeceklerdir. Bizim görevimiz, CHP'nin görevi bütün bilgileri kamuoyuyla paylaşmak olacaktır.

"BİR DİKTATÖRÜN NESİNİ TEBRİK EDECEĞİM..."

- Demokrasiye inanmayan bir insan tebrik edilemez. Yasama, yargı ve yürütme organını kendine bağlayan bir insan tebrik edilemez. Tek adam rejimini savunan tebrik edilemez. Nesini tebrik edeceğiz.

- Bir diktatörün nesini tebrik edeceğim, nesini kutlayacağım ben...

- Seçim sonuçlarında her şey olabilir. Bütün sandıkların güvenliğini sağlamak için, örgütler ve bir gönüllü ordusuyla çalıştık. Demokraside hile var, seçimde değil. Eşit şartlarda mücadele olmalı, demokraside ortaya konan hileli tabloya dikkat çekmek gerekiyor.

- Mahir Bey, kendi partisinde darbe yapıldığı zaman neredeydi acaba? Yüzde 49,5 oy alan bir partinin genel başkanı saraya çekilip istifa edeceksin denildiği zaman Mahir Bey neredeydi? Biz birilerinin talimatıyla el kaldırıp indiren bir parti de değiliz. Sayın Ünal dönüp kendisine baksın. Biz, hiçbir zaman dış temkinlerle kendi politikamızı oluşturmayız. Bizim bir geleneğimiz var. Biz demokrasiye inanıyoruz.

"KOLTUK SEVDASINA TUTULANLARIN BİZİM PARTİMİZDE YERİ YOKTUR"

- Dikta heveslisi olan birisi tebrik edilmez. Ona, 'seni kutluyorum başarı elde ettin', hangi başarı elde ettin?

- Partide ne olacağına ne biteceğine partiler karar verir. 9 ay sonra yerel seçimler var. İkinci duvarın kalan kısmını orada yıkacağız. Çok daha güçlü bir sonuç elde edeceğiz, bir tarafa yazın. Bütün veriler bunu gösteriyor. Arkadaşlarıma üç konuda talimat verdim. Hep beraber çalışacaklar. Koltuk sevdası olanların bu partide yeri yoktur. Kendisine yol arayan kişilerin bu partide işi yoktur. Bu partiye geleceklerin ortak hedefleri, ortak özlemleri olmak zorundadır. Bizim hedefimiz bu.

- Bireysel çıkar peşinde koşup da "milletvekili olmadım, ben şimdi eleştireceğim", bu koltuk sevdasına tutulanların bizim partimizde yeri yoktur.

İSTİFA EDECEK Mİ

Öte yandan Kılıçdaroğlu; Muharrem İnce'nin değerlendirmeleri ve parti içerisinden yükselen "İstifa" talepleri için ise şu ifadeleri kullandı:

"Muharrem Bey'in CHP'den fazla oy almasını öteden beri savunduk zaten. Aksi halde nasıl cumhurbaşkanı adayı olacak? Neden Muharrem Bey altı oku çıkardı? Herhalde daha fazla oy almak için. Dolayısıyla biz Muharrem Bey'in bütün çalışmalarına katkı verdik ve gösterdiği performansı da doğru bulduk. Hiçbir eleştiri de yapmadık. Çalıştı, genç, dinamik, enerjik. Çalıştı, mücadele etti hepsi doğrudur. CHP'den fazla oy alması kadar doğal bir şey de olamaz. Oy almasaydı büyük sorun çıkacaktı. Ama beklentinin altında kaldı; kendi ifadesi..."

Kaynak: OdaTV


bozadi

#12
İnce'nin seçim gecesi yenilgi kesinleştikten sonra kendisinden yüreklendirici, ümit verici bir açıklama bekleyen milyonlarca CHP'linin ve binlerce seçim görevlisinin bu beklentisini boşa çıkararak yalnızca bir gazetecinin whatsapp'tan bu konuyla ilgili sorduğu soruya "Adam kazandı" diye yanıt vermesi, İnce'nin hiç de göründüğü kadar yürekli ve dolu olmadığının bir diğer işareti.

Üstteki haberde de konusu geçtiği gibi, İnce'nin Erdoğan'ı "tebrik etmesi"ni de etik olarak doğru bulmuyorum ve Kılıçdaroğlu'nun bu konudaki tavrını daha samimi, daha doğru buluyorum. Bu bir spor karşılaşması değil ki, ülkeyi soyup soğana çevirdiğini, karanlığa sürüklediğini, millete her türlü kötülüğü yaptığını iddia ettiğin bir şahsın, üstelik koşulları da adil olmayan bir siyasi rekabette elde ettiği başarıyı tebrik edesin?! Bu hareketin yansıtıyor gibi göründüğü uygarlık/centilmenlik tamamen sahte. "Tebrik ederim Erdoğan, ülkeyi karanlığa sürüklemeye devam etme hakkını kazanmışsın! Bravo Erdoğan, milleti soymaya, aldatmaya devam etme imkanı elde etmişsin?!" Demek ki İnce tüm o eleştirileri yaparken, tüm o protestoları böğürürken, milyonlarca insanı toplayıp Erdoğan'ın nasıl karanlık, kötü bir adam olduğunu haykırırken, hesap soracağını, yargılayacağını vaat ederken rol yapıyormuş. Çekim bitti, rol arkadaşlarını tebrik et, evine dön.

Körü körüne düşmanlığı savunuyor değilim ama eğer bir insanın kötü olduğunu, milleti aldattığını, kandırdığını söylüyorsan, hesap soracağını, yargılayacağını, milleti/ülkeyi ondan kurtaracağını söylüyorsan, o adamın siyasi seçim zaferini kutlaman "tuhaf" değil mi? Kötünün, yalancının, her türlü hileyi kullanmaktan çekinmeden elde ettiği zaferi nasıl kutlarsın?! İnce bunu neden yapıyor? Çünkü yenilgiyi açıklayamıyor. Kendini ve milleti o kadar gaza getirmişti ki zafer konusunda, yenilgi şokuyla o rüyadan uyandıktan sonra eli ayağına dolaştı, bir özeleştiri yapması gerekiyor, kendisinin ve CHP'nin sorunlarının neler olduğunu ciddiyetle incelemesi, araştırması, tartışması gerekiyor ama bunu yapacak aklı da yok, yüreği de, niyeti de... Sadece zafer gazıyla veya zaferin ümidinin gazıyla çalışmaya devam edebilir. Kendini eleştirmeye vakti de yok, niyeti de... "Adam kazandı, dağılın, ne uzatıyorsunuz? Bana destek verirseniz tekrar deneriz işte şansımızı... O kadar..." Ne akıl, ne erdem, ne değer, ne birşey... CHP'nin özeleştiriden hep kaçırılmış, hep başkalarını suçlamaya alıştırılmış, kendindeki sorunlara körleştirilmiş tabanının bir kısmı da bu lanetli hipnozdan kurtulmaktan aciz olduğu/hissettiği için, İnce'yi CHP'nin "ümidi" sanıyor!

Kılıçdaroğlu aynen haklı. CHP'nin en büyük sorunlarından biri başka kesimlerle, başka ideolojilerden insanlarla "samimi işbirliği" konusunda sergilediği olağanüstü yüreksizlik, korkaklık, suçlayıcılık, güvensizlik ve kaçaklıktır. Kılıçdaroğlu işte CHP'nin bu "derin" hastalığıyla mücadele ediyor, onu yenmeye çalışıyor ve bu konuda azımsanamayacak şeyler başardı nispeten kısa bir süre içinde. Ama bunu gören CHP'nin malum bazı çevreleri nasıl tepki gösterdi? Kılıçdaroğlu partiyi kuruluş ayarlarından uzaklaştırıyormuş da, temel ilkelerle çatışıyormuş da, partiyi tanınmaz hale getiriyormuş, kendi ayağına kurşun sıkıyormuş, partiye ve Atatürk'e ihanet ediyormuş da... Hadi ordan! Kılıçdaroğlu CHP'nin kendi tabanına ve tüm ülkeye karşı doldurulageldiği lanetle, hastalıkla mücadele ediyor, CHP'yi geniş tabanlı gerçek bir "halk partisi" haline getirmeye çalışıyor ve bundan da önemlisi, tüm muhalefeti ve hatta tüm milleti, ortak ve acil çıkarlar doğrultusunda çok geniş ve güçlü bir toplumsal hareket haline getirmeye gayret ediyor. Kılıçdaroğlu olabilecek en derin ve en doğru dip dalgayı örgütlemeye gayret ediyor. Ve nedense birileri Kılıçdaroğlu'nun bu politikası üzerine çıldırıyor, hop oturuyor, hop kalkıyor. Seçim sonuçlarını da bahane edip var güçleriyle karalama, lanetleme operasyonları yapıyorlar. Görmeleri, yüzleşmeleri gereken şey kendi lanetlilikleri aslında!

Birileri Atatürkçülüğü egolarına, üstünlük ve alçaklık komplekslerine kılıf yaparak keyiflerine göre milletin farklı kesimlerine öfke ve kin kusmaya bayılıyorlar ve böylece toplumun ideolojiler ötesi bir şekilde acil ortak çıkarları doğrultusunda birleşme olasılığını sabote ediyorlar. İşte AKP bu yüzden Kılıçdaroğlu'ndan nefret ediyor ve kısa vadede CHP'ye daha yüksek oy kazandırma potansiyeline sahip olduğu halde Muharrem İnce'yi bu yüzden CHP'nin başında görmek istiyor.

bozadi

#13
Daha önce de belirttiğim gibi, Erdoğan AKP'sinin doğru ve kritik öneme sahip olduğunu düşündüğüm icraatleri, politikaları da var. Suriye Savaşı'nın gidişatı değiştikten sonra ABD-Rusya arasındaki global mücadele ekseninde Rusya öncülüğündeki tarafa yaklaşıp ABD öncülüğündeki tarafa karşı mesafesini ve sorgulamasını artırması bunun en başta gelen, en şaşırtıcı ve en harika örneğidir.

Erdoğan AKP'si iç politikada da illa ki pek çok doğru şey yapmıştır ama şiddetli bazı ideolojik önyargıları ve egosallıkları nedeniyle toplumun kendisini desteklemeyen farklı kesimlerine yönelik cezalandırıcı davranışları ve kendini destekleyen kesimlere veya o kesimlerin liderlerine yönelik aşırı kayırıcı davranışları, ülkenin ekonomisine verilen zararlar, para için her yol mübah anlayışı, dindarlık söylemleri altında her türlü ahlaksızlığın yapılabilir hale gelmesi... Kısacası, evet, AKP belki artık ülkemizin/devletimizin malum global şeytanlara yapageldiği taşeronluğu giderek azaltmak gibi paha biçilmez birşey yapıyor ama bu durum AKP'nin egodan, kötülükten, ahlaksızlıktan arınıverdiği anlamına gelmiyor. Birilerinin Erdoğan'ı/AKP'yi farkında olduğu veya olmadığı yanlışları, kötülükleri konusunda uyarması, dur demesi, hesap sorması gerekiyor. Bu konuda Kılıçdaroğlu CHP'si öncülüğündeki çeşitli muhalif kesimlere önemli bir görev düşüyor. Ama bu görevi yapabilmeleri için kendi aralarındaki ideoloji-egosu kaynaklı/mazeretli çatışmaları veya soğuklukları azaltıp acil ortak çıkarlar doğrultusunda samimiyetle işbirliği yapabilmeleri gerekiyor. Kılıçdaroğlu işte CHP'nin bu konudaki kalın/güçlü blokajlarını yıkmaya gayret ediyor. Bu koşullarda CHP'nin tek başına hiçbir halt yiyemeyeceğini, hipnotik bir şekilde kendi kendini yemeye devam edip farklı kesimlere de küfür edip aşağılayarak egosunu tatmin etmeye çalışacağını biliyor.

Kılıçdaroğlu muhalefet içinde büyüklük yaparak, CHP'nin ideolojik egosunu (ve bir miktar oyunu) kısarak diğer muhalif unsurlarla, diğer kesimlerle ideoloji ötesinde, samimi ve somut bir işbirliği ve dayanışma geliştirmeye çalışıyor. İnsanlık da bunu gerektirir. Artık parti/ideoloji egosunu ve blokajlarını geride bırakmamız gerekiyor. Büyümemiz gerekiyor.

Eninde sonunda olması gereken, iktidar-muhalefet ayrımının ortadan kalkmasıdır. Global şeytanlar tarafından derinleştirilmeye çalışılan siyasetin ego kısırdöngülerini aşmamız gerekiyor.

bozadi

#14
25 Haziran 2018

19 Yıl Sonra İlk Kez 5 Parti Meclis'te


Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri tamamlandı. Kesin olmayan sonuçlara göre, AK Parti, CHP, MHP, HDP ve İYİ Parti TBMM'de grup kurabilecek. 5 partinin grup kurabildiği Meclis yapısı en son 1999 gerçekleşmişti.




24 Haziran kesin olmayan genel seçim sonuçlarına göre; AK Parti 292, CHP 147, HDP 66, İYİ Parti 46 ve MHP 49 milletvekili ile Meclis'e girdi. Cumhur İttifakı 340, Millet İttifakı da 193 milletvekili çıkardı. Peki bu sayılar ne anlama geliyor? Millet İttifakı içerisinde yer alan Saadet Partisi ise ittifakın seçim barajını aşmasına rağmen hiç milletvekili çıkaramadı.

1999'DAN SONRA 5 PARTİLİ MECLİS

Resmi olmayan sonuçlara göre AK Parti, CHP, MHP, HDP ve İYİ Parti TBMM'de grup kurabilecek sandalye sayılarını da aşmış oldu. 5 partinin grup kurabildiği Meclis yapısı en son 1999 genel seçimlerinde gerçekleşmişti. AK Parti'nin iktidara geldiği 2002 seçimlerinden sonra AK Parti ile Meclis'e girebilen partiler CHP, MHP ve HDP olmuştu.

16 Nisan Anayasa Değişikliği Referandumu ile Meclis'teki 550 milletvekili sayısı 600'e çıkmıştı. 600 milletvekili ile Meclis aritmetiği de değişti.

TOPLANTI YETER SAYISI: Meclis'in toplanabilmesi için üye tam sayısının en az 3 te 1'i gerekirken toplantı yeter sayısının en az 184 olması gerekiyordu. Yeni sistemde toplantı yeter sayısı 200'e çıkıyor.

KARAR YETER SAYISI: TBMM'de toplananların salt çoğunluğunun karar yönünde oy kullanması gerekir. Salt çoğunluk sayısı hiçbir zaman TBMM'nin dörtte birinin bir fazlasından az olmamalıdır. Buna göre, karar yeter sayısı, yeni sistemde 139'dan 151'e yükselecek.

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ YETER SAYISI: Anayasa değişikliği için karar yeter sayısı eski sistemde Meclis üye tam sayısının 3'te 2'si olan 367 milletvekili sayısı yeni sistemde 400 olacak.

REFERANDUM KARARI: Anayasa değişikliğinin referanduma götürülmesi için 550 sandalyeli Meclis'te 330 oy yeterli oluyorken, yeni sistemde 360 oy gerekecek.

YÜCE DİVAN: TBMM üye tam sayısının salt çoğunluğunun, yani en az 301 milletvekilinin vereceği önergeyle cumhurbaşkanı hakkında soruşturma açılması talep edilebilecek, üye tam sayısının beşte üçünün, yani 360 vekilin oyuyla soruşturma açılmasına karar verilecek ve soruşturma açılmasının ardından Yüce Divan'a sevk için ise üçte iki çoğunluk, yani 400 milletvekilinin desteği gerekiyor.

ERKEN SEÇİM KARARI: TBMM'nin erken seçim kararını ise beşte üç çoğunluk, bir başka deyişle üye tam sayısı 600'e yükseltilen Meclis'te 360 oyla alınabiliyor.

Kaynak: Haberler