Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

İnsan DNA'sında Dünya dışı Genler

Başlatan Tiversonus, 27 Haziran 2009, 14:14:13

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

buyrun, bana duygulardan bahsedin!

bozadi

#46
tartışmaya müdahil olmak isteyen üçüncü şahıslar lütfen dönüp son iki sayfadaki tartışma sürecini iyice bir incelesin. mümkün olduğunca duyguyla değil, bilgi-bilinçle hareket etsinler.

bozadi

#47
bilinç vurgusu yapıyorum, çünkü istikrarlı pozitif duygu zaten kolay bulunan birşey değil. kendimizi kandırmayalım.

masterphidias

#48
Birincisi, öncelikle "model"i anlamaya çalışmamız lazım. Modeli anladıktan sonra sorularımızın bu modelin işlerliğini sorgulaması gerekir diye düşünüyorum.
Akıl sağlığını tamamen kaybetme ile düşüncenin devreden çıkması aynı şey midir sorusu bizi pratikte bir yere götürmez. Normal olan insanın düşüncelerini kontrol edebilen bir varlık olması değil midir? Daha ileriye götüreyim, bitkisel hayatta olan birini yaşatan nedir? Düşünceler mi? Adamın beyni ölmüş ama vücut yaşıyor, bunu sık sık duyuyoruz değil mi?
Çarpıtma meselesine gelince, "Düşüncelerle karşılaştırıldığında duygular son derece kalın ve ilkeldir" cümlesi de önyargılı bir değerlendirme. Kaldı ki çarpıtma filan da yok.öyle ya da böyle, işini değer yargıları olmaksızın yapan bir mekanizmadır duygular ve "ilkel ve kalın" olmaları tamamen ideolojik bir yaklaşımdır; ister düşüncelerle karşılaştırıldığında isterse karşılaştırılmadığında...Mekanizmanın kendisine böyle subjektif bir önyargı yüklemek yanlıştır, o işini yapıyor, hepsi bu.
Düşüncelerini değiştirebildiğin hızda duygularını değiştiremezsin, bu mekanizmanın yarattığı içselleştirmelerden ötürü zaman alır.Yani bu da akıllı tasarımın bedenimizdeki işleyiş sürecinden kaynaklanmaktadır. Ben de duyguları kötü birşey gibi tanımladığını söylemedim, duygular herhangi bir değer yargısından uzaktırlar, kendilerine yüklenileni taşıyıp işlevlerini yerine getirirler diyorum.
Kompleks meselesine gelince, benim tek isteğim zeki ve bilgili insanlarla, dünya, evren ve insan konusunda aydınlatıcı, daha iyi açıklama modelleri üstünde konuşabilmektir. Öyle kompleksle filan işim olmaz. İnsanlarla asla uğraşmam. Ben o yolları geride bırakalı çok çok uzun zaman oldu sevgili Bozadi. Beni ilgilendiren sadece sistematik ve bilgiye dayalı fikirlerdir. Yemekteyiz programı mantıklı şeylerden uzağımdır. Kişiliğinle de işim olmaz. Dediğim gibi beni sadece ortaya sunulan fikirler ve açıklamalar ilgilendirir.
Gelelim son soruya. Sana karşı ne pozitif ne de negatif duygular içinde değilim. Burada beni ilgilendiren konu DNA'nın insan ve evren arasındaki bağlantıyı nasıl sağladığı, ne olduğu ve insan açısından ne ifade ettiğidir. Bu konudaki fikirlerini okuyorum, hepsi bu kadar.
Sprituel bilgilerden elde edeceklerimizin bizi -özelde beni- bu gezegenin karmaşasından kurtulmamıza nasıl yardım edeceği, bana nasıl katkıda bulunacağıyla ilgileniyorum ben. Herkesin yolu ayrı olmakla beraber, birbirimize yardımcı olabileceğini düşündüğüm bilgileri paylaşıyorum.
 

bozadi

#49
Alıntı Yapbitkisel hayatta olan birini yaşatan nedir? Düşünceler mi? Adamın beyni ölmüş ama vücut yaşıyor, bunu sık sık duyuyoruz değil mi?

benim bilgime göre beyin ölürse vücut yaşayamaz sevgili masterphidias.

Alıntı YapÇarpıtma meselesine gelince, "Düşüncelerle karşılaştırıldığında duygular son derece kalın ve ilkeldir" cümlesi de önyargılı bir değerlendirme.

neden kanıt-bilgi sunmaya çalışmak yerine sürekli beni önyargılılıkla etiketlemeye çalışıyorsun masterphidias? ben sana bir bilgi-kanıt örneği verdim, dedim ki: "düşüncelerini değiştirebildiğin hızla duygularını değiştirebilir misin?" güzel bir örnek olduğunu düşünüyorum. neden bu örnekle ilgili fikrini paylaşmıyor, veya paralel bir örnek vererek kendi görüşünün haklılığını kanıtlamaya çalışmıyorsun? ikna edici bir örnek olursa gerçekten fikrimi değiştirmeye yaklaşırım ve sana teşekkür ederim.

Alıntı Yapöyle ya da böyle, işini değer yargıları olmaksızın yapan bir mekanizmadır duygular

bu konuda benden çok daha acelecisin gibime geliyor sevgili masterphidias. ben de derim ki: "değer yargılarıyla yüklü olmak duyguların doğası/tanımı gereğidir." lütfen bir sözlükten duygu teriminin karşılıklarını kontrol et.

Alıntı YapKompleks meselesine gelince, benim tek isteğim zeki ve bilgili insanlarla, dünya, evren ve insan konusunda aydınlatıcı, daha iyi açıklama modelleri üstünde konuşabilmektir.

isteğinin bu olduğuna inanıyorum, ama her zaman bu isteğine uygun davrandığını iddia etmiyorsun sanırım? ki aynı şey benim için de geçerli.

Alıntı YapÖyle kompleksle filan işim olmaz. İnsanlarla asla uğraşmam. Ben o yolları geride bırakalı çok çok uzun zaman oldu sevgili Bozadi.

tanımlar güzel, ama...

Alıntı YapSana karşı ne pozitif ne de negatif duygular içinde değilim.

bana karşı pozitif bir duygu içinde olmanı çok isterdim.

Alıntı YapSprituel bilgilerden elde edeceklerimizin bizi -özelde beni- bu gezegenin karmaşasından kurtulmamıza nasıl yardım edeceği, bana nasıl katkıda bulunacağıyla ilgileniyorum ben. Herkesin yolu ayrı olmakla beraber, birbirimize yardımcı olabileceğini düşündüğüm bilgileri paylaşıyorum.

ben de öyle. umarım birbirimizi giderek daha iyi tanır, işbirliğimizi güçlendiririz.

erica arborea

#50
sevgili bozadi cevap veriyorum:

bilginin ve sezginin "olanak dışı" bulduğu her şey, senin dünyanda olanak dışı olacaktır. ""Dar kafalılık" beş duyunuzla algılayabiliklerinizin ötesindeki herhangi bir şeyin var olabilme düşüncesine kapalı olmaktır. Ancak, Tanrı realitesinde hiç bir şey imkansız değildir... Yalnızca size işlenen sınırlı düşünceleri kabul ettikçe, beyninizin öteki bölümlerini asla harekete geçiremeyecek ve günlük yaşamınıza hakim olan düşüncelerin ötesindeki düşünceleri asla deneyimleyemeyeceksiniz." (ref: ramtha-yukarıdaki alıntıdan) dar kafalı olduğunuzu ima veya iddia etmiyorum, öyle olsa burada olmayacağınızı biliyorum. muhtemelen, dar kafalı gibi davranıp, şeytanın avukatlığını yapmak ve verimli tartışmalar açmak niyetindesiniz.

"düşünce devrede olmadan" kısmı günlük hayatımda deneyimlediğim bir durum değil elbette. düşünen, duygulanan, sıradan bir faniyim. düşüncenin devreden çıkması, aile dizimi, meditasyon, transformal nefes gibi özel ortam ve koşullarda deneyimlediğim, bana özel olmayan bir durum. hep o halde yaşamanın 3.seviyede mümkün olmadığını biliyorum. sadece özel çabalarla ve belki yardımla belirli bir süre deneyimlenebiliyor. bilinen ve en dramatik örneği ise hz.muhammed'in miraca çıkmasıdır. akıl ve düşünce (cebrail) dışarıda kalmış (bkz: sidre-i müntaha) ve hz. muhammed miraca duyguyla (aşkla) çıkabilmiştir. fakat sidre-i müntaha noktasına onu götüren cebraildir. bu durumu ramtha yukarıdaki alıntıda şöyle açıklamış: Bir an gelir ki hipofiz sistemi tamamen açılır ve beyniniz tümüyle aktif hale geçer. Hipofizin ruhsal bedeninde bulunan herşey aklı doldurur ve akıl artık asla eski sınırlı haline dönemez.

çeşitli kanalların, kadim bilgeliğin aktardıklarından benim anladığım düşünce-akıl-bilinçli zihin insanı "sorular sorarak" ve "yanıt arayarak" aydınlanmaya götürür. fakat sonra sınırlı olan akıl yaya kalır ve ondan sonra hipofizin uyarılmasıyla duygular (en yakın, tanımlayıcı duygu aşk) hakimiyet kazanır, çünkü sınırsız olana yaklaşabilen, aklın almadığına dokunabilen ancak duygular olabilir, akıl yanar. 

peygamber olmadığıma göre ancak özel bazı şartlarda ve yardımla beynimdeki gürültüyü susturup, bilincime hakim olan duyguyu ortaya çıkarabildim. benim için çok eşsiz ve öğreticiydi. amaç dönüşüme-değişime-yükselmeye engel olan düşünceleri üreten merkezi-zihni- bilinci-egoyu devreden çıkarıp duygular üzerinde çalışmaktı. sözlerimin bütününe, parçalamadan bakıldığında savunduğum şeyin duygu ve düşüncenin birbirine göre pozisyonları değil ikisinin birarada işlevselliği ve denge olduğu anlaşılabilir.
 

sirera

#51
Sabır ve akıbet ile akıl bir destanda iki kardeş olarak anlatılmış. Sabır ve akıbet, aklın kardeşi olduğu gibi aynı zamanda manevi danışanı olarak hizmet eden olarak gösterilmiş. Sabır ve akıbet duygular ile akıl da düşünceler ile olandır bir parça sanıyorum. (bu bir parça sanıyorum, bu parçaların da içinde parçalar var anlamına geliyor ne kadar bölmeye parçalamaya hazır bir kalıp zihin) Bir yolda gidiyorsunuzdur karşıdan karşıya geçerken refüjde çiçekler gördünüz toplamak için eğildiniz tam o anda çiçeklerin güzelliğiyle büyülenmişken karnınıza bir ağrı girdi acı vermeyen ama bir tür korkuya benzeyen birşey ( duygular birbirine çok benzerler, düşüncelerin saf akıldan çektiği bilgi ile varlıklarını sürdürdüklerinde ilahi olana dönüşüm var sanırım)ardından çekildiniz bir kaç adım attınız kendiliğinden ve paat bir araç tam da sizin çiçekleri topladığınız yerde refüje girdi. Sizi o aracın altında olmaktan koruyan sadece duygularınız değildi, siz o çiçeklerin güzelliğini duyumsayabilmek için bir bilgi taşıyordunuz, onları toplamak için arzu duydunuz bunlar düşüncelerle var oldu duygularınız sizi harekete geçirdi. Gibi. Duyguların daha ince bir plana dahil olduğu cümlesi çok kesin bir cümle olmuş anlatmak istediğim buydu. Duygu ve düşünce nin aradığı sizin aradığınız mı, bazen bunu düşünürüm. Çöp dna lar burada işlev görüyor olabilir mi acaba. Holistik tıpta içten dışa sıralama duygular fiziksel bedenden bşr öncedir dolayısıyla bu durumda düşünceler akaşadan önceki katmandır yani daha incedir. Ancak harekete geçiren olarak bana daha ince geldiği için söylemiş olmalıyım. Salt düşüncelerle hareket ettiğimizde kalıplar ile yaşama tuzağına düşebiliriz, duygular ile hareket edildiğinde ise drama sürüklenme tehlikesi var. Akaşa dediğimiz nehirden mi diyim ne diyim oraya olan dengedeki bağımız iradeyi  hakim kılabildiğimizde kontrolü bırakabiliriz. Burada da yazgıya boyun eğme durumu mevcut gibi. Çünkü sınırsız ve sonsuz olanı tanıyorsunuz ve mesela bozulmuş hücreler kanser hücrelerindeki gibi sınırsız ve sonsuz olmaya programlılar. İşte dna daki çöp yığındaki o sistem gibi.
Bu arada ben alıntı yapamadım  quote' ler arasına alıntılanan cümleyi nasıl yazıyoruz.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

bozadi

#52
eveeet, bakalım şimdi şeytanın avukatlığı için neler yapabilirim...

Alıntı Yapdüşüncenin devreden çıkması, aile dizimi, meditasyon, transformal nefes gibi özel ortam ve koşullarda deneyimlediğim, bana özel olmayan bir durum.

sorumu bir türlü spesifikleştiremedim sanırım. merak ettiğim şu: düşüncenin devreden çıktığını ima/iddia ettiğin herhangi bireysel veya bireysel olmayan süreçte, düşünce süreci mutlak şekilde duruyor mu gerçekten? hiçbir şey düşünmüyor musun?

Alıntı Yapbilinen ve en dramatik örneği ise hz.muhammed'in miraca çıkmasıdır. akıl ve düşünce (cebrail) dışarıda kalmış (bkz: sidre-i müntaha) ve hz. muhammed miraca duyguyla (aşkla) çıkabilmiştir.

hz muhammed'in miraca çıkmasının ne anlama geldiği konusunda hiçbir fikrim yok. sen kısaca bir bilgi verebilir misin bu konuda özetle, anladığın şekliyle?

merak ettiğim şey şu: "duygu/aşk" denen şey "düşünceyi" sonlandıran birşey midir? düşünce nedir sence?

Alıntı YapBir an gelir ki hipofiz sistemi tamamen açılır ve beyniniz tümüyle aktif hale geçer. Hipofizin ruhsal bedeninde bulunan herşey aklı doldurur ve akıl artık asla eski sınırlı haline dönemez.

yine yine yine: tüm bunlar düşünceyi, düşünmeyi durdurur mu?

Alıntı Yapçeşitli kanalların, kadim bilgeliğin aktardıklarından benim anladığım düşünce-akıl-bilinçli zihin insanı "sorular sorarak" ve "yanıt arayarak" aydınlanmaya götürür. fakat sonra sınırlı olan akıl yaya kalır ve ondan sonra hipofizin uyarılmasıyla duygular (en yakın, tanımlayıcı duygu aşk) hakimiyet kazanır, çünkü sınırsız olana yaklaşabilen, aklın almadığına dokunabilen ancak duygular olabilir, akıl yanar.

bunlar ne zaman oluyor? varoluşun kaçıncı aşamasında? tüm varoluş bir öğrenme/tanıma yolculuğuyken, herhangi bir aşamada düşünmenin, aklın sona ermesi, yanması nasıl anlamlı olabilir? çünkü "yanmak" deyince, akıl dediğimiz şeyden anladığımız herşeyin sona ermesini ima ediyorsun vurgulu bir şekilde. yanılıyor muyum?

Alıntı Yapsözlerimin bütününe, parçalamadan bakıldığında savunduğum şeyin duygu ve düşüncenin birbirine göre pozisyonları değil ikisinin birarada işlevselliği ve denge olduğu anlaşılabilir.

düşünceyi de, aklı da, bilinci de çöpe attın gibi göründü bana az önce. ama şimdi dengeden bahsediyorsun. çelişkili değil mi bu durum?

evet sevgili erica, madem tartışıyorsun, çeşitli iddialarda bulunuyorsun, kızmaca gücenmece yok, sakin sakin, bilgimizi, farkındalığımızı arttırma niyetiyle tartışalım işte. :)

bozadi

#53
sevgili sirera, ben "alıntı/quote" satırlarını oluşturmak için (quote) ve (/quote) ifadelerini kullanıyorum. alıntılayacağım cümleyi de bu ikisi arasına koyuyorum. bu ifadeleri köşeli parantez içinde kullanmanız gerekiyor ama, yuvarlak parantez değil.

yalnız şöyle gıcık bir durum var; bu şekilde gönderdiğiniz bir mesajın içeriğinde bir değişiklik yapmak üzere mesajınızın içeriğine tekrar girdiğinizde, ilk (quote) ifadesi çok uzun başka bir koda dönüşüyor, sebebini anlamadığım bir şekilde. hem de iki satır uzunluğunda bir kod.  ve o şekilde mesajı gönderdiğiniz zaman o kodlar görünüyor ve alıntı hali/kalıbı bozuluyor. dolayısıyla, quote'lar içeren bir mesajın içeriğine tekrar girmek istediğiniz zaman oluşan o iki satırlık kodu silip yerine tekrar (quote) ibaresini yazmanız gerekiyor, düzgün görüntülenmesi için. siz bir deneyin, problem yaşarsanız yardımcı olurum.

sirera

#54
tamam hepinize teşekkür bunu yapabiliyorum. quote'ler başta sonda sondaki quote / işaretli ve quote'ler [ olunca oluyor. Bir sorum da bozadi, ben burçlar ve chakralarla ilgili yaptığınız çalışmanın başlığını bulamadım sildiniz mi?
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

erica arborea

#55
düşünmeyi devre dışı bırakmak mümkün. evet kısa bir süreliğine düşünmüyorsun.

bilir kişi değilim, ne tasavvuf ve din bilimi alanında, ne de spiritüel alanlarda... sahip olduğum bilgileri birleştirdiğimde miracın bir "boyut değiştirme" olduğu sonucuna vardım. kaçıncı boyut bilemiyorum, çünkü boyutlarla ilgili bilgim şimdilik tasavvuftan daha az. peygamberler boyut değiştirmeselerdi ve evrensel zeka ile doğrudan bağlantı kurmuş olmasalardı, bu kadar bilgiyi edinemez ve putları yıkma cesaretini bulamazlardı düşüncesindeyim. 3. boyuta özgü davranış şekillerini hiç bir peygamberde, evliyada göremiyoruz, hepsi zamanının ötesinde insanlar, dönemlerinin devrimcileri ve daha çok sağ beynin hakimiyeti altında oldukları ortada... elimize ulaşan kutsal kitaplar yüzlerce 3.boyut insanının elinden geçtiğinden artık orijinal olduklarına inanmak zor ama bu onların ilk indikleri haliyle birer mavikopya oldukları gerçeğini değiştirmez. ramtha ve başmelek mikail'in yükselme semptomlarını anlattıkları ve aydınlanmayı tanımladıkları pek çok metin var ve bunlarla islami felsefenin miraç anlatımı çok benziyor. ani ısı değişimi, üşüme, titreme gibi fiziksel belirtilerin yanısıra bedendeki kimyasal değişimler de benziyor. arapça'nın enine-boyuna geniş bir dil olması nedeniyle tercüme hataları ve anlam kaymaları var. ancak, sembollerin ötesine bakıldığında hep aynı şey işaret ediliyor. birlik, nefsle-egoyla mücadele, insanın tanrının halifesi olduğu gerçeği vs... "sen sensiz gel, ben bensiz" dediği mevlana'nın düşünceyi-zihni bırak da gel anlamındadır. aynı şekilde ismail emre "seni kaldır, beni kaldır, o hali yakalayalım" der.

düşünce; aklın, bilinçli zihnin ürettiğidir bence, çıktısıdır. bunu yeterince açıkladım sanıyorum ama tekrar edeyim. boyut değiştirmek, yükselmek için bilgiye ihtiyacımız var. bilgiye duyguyla ulaşılmaz, sorular sorarak, cevaplar arayarak ulaşırız. bu düşünceyle, akılla olur. aradığın yanıtı bulduğun an olan ise yani hipofizde meydana gelen kimyasal değişim ve zincirleme bütün beyine ve omurilikten bedene, oradan aura ile evrene yayılan, dna'ya geçen ise duygudur.

mecazi aşk herkesin en az hayatında bir kez başına geldiğinden ve leyla'dan geçmeden mevla'ya ulaşılamayacağı varsayımından hareketle aydınlanmış insanın (insan-ı kamil) duygu halini anlatmakta aşk yaygın kullanılır. mecazi aşk, bir nevi allah aşkının ilk sürümü ya da simulasyonudur. aşka yoğun ve odaklanmış sevgi diyelim. bh olmanın yolu  da bütün insanlığa, evrene koşulsuz sevgi hissetmek değil mi? şu anda kadar celseleri ve kanal aktarımlarını okuduğumda, (ramtha'nın yukarıdaki alıntısı da iyi bir örnek oldu) bunlarla herhangi bir mutasavvufun ilahi aşk ve evrensel sistem tanımı arasında bir fark göremiyorum. sadece dil ve semboller farklı. ve sevgili bozadi bana bu siteyi bulduran, şu anda sana cevap yetiştirten düşüncemdir, bilinçli zihnimdir ama gerçeğe yaklaştığımı hissettiğim ve farklı kanalların aynı şeyi söylediğini farkettiğim her an omuriliğimden yukarıya doğru yayılan şey duygudur. ve beni yükseltecek olan, kısmetse bir gün boyut değiştirmemi sağlayacak olan da o duygudur, düşünce değil. düşünce beni oraya taşımıştır ama 5 duyumla idrak edemeyeceğim bir boyuta geldiğimde aklım devre dışı kalacaktır. bütün kaynaklar bunun böyle olduğunu/olacağını söylüyorlar. ama ispatla desen ispatlayamam :) herkes kendi miracına çıkar, kendi mavikopyasını okur ve eğer aldatmacaysa bütün bunlar ancak kendini aldatır...

bir rüşt ispatına gerek duymuyorum. insana ve yaradılışa dair hiç bir unsuru çöpe atamam, sekonder pozisyonda göremem. kimsenin algısına da müdahale edemem. umarım sorularına yanıt verebilmişimdir.
 

sirera

#56
yanmak deyince aklıma geldi, 3 kişi var aynı yüzyıllarda yaşayan aşk için neler demişler bakın,
Aşka uçma kanatların yanar. (Sadi Şirazi); Aşka uçmadıktan sonra kanatlar neye yarar? (Mevlana);Aşka vardıktan sonra kanadı kim arar? (Yunus Emre)
Bu çalışmayı başlatan neydi sizde, nasıl bir aşk duydunuz da araştırmaya başladınız bunu bilebilir misiniz? Aman yapma bak daha fazla gidersen başına bir iş gelecek dedikleri halde sizi durdurmayan o güç neydi? Bu kadar bilgiyle ne yapacaksınız şimdi diyen neydi ve içinizde olmak isteyen o kıpırtı ne idi? Ve gözlerinizden yaşlar boşalırken kocaman damlalarla o sevinç anında size bunu duyumsatan kimdi ne idi. Biz tüm bedenimizle bu döngüdeyiz, hem yerküre hem bedenlerimiz ve diğer küreler. Ve her birimiz için bu gözyaşları kutsal, iyileştirici. ve tüm olan için dileğim ruhsal yolumuz içinde varoluşumuz, uyum içerisinde, yeterince uyanık, ilahi düzen eşliğinde çaba harcamaksızın kolayca olabilsin.
Hipofiz bezi ile dışardan yapılan çalışmalar yogada da var. Ve bu uygulamaları yapan-yaptıran bir arkadaşım birkaç ay önce beyin damarlarında tıkanıklık ile felç oldu. Tıkanıklık olan bölge 6.enerji merkezinde tam ortasında bir büyük kanama, bu noktanın hemen iki yanında aynı doğrultuda iki küçük kanama. Ve kendimde, arkadaşlarımda, sevgili Tiversonus'ta, Alemtac'ta bedenlerimizde tepkiler var. Düşünen bedenimiz de aynı zamanda duyan da bedenimiz duyumsayan da.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

erica arborea

Üçleme güzel oldu sevgili sirera :)
 

bozadi

#58
sevgili sirera; burçlar, yoğunluklar ve çakralarla ilgili çalışmalarımda daha 1. seviyedeyim. 2 .yoğunluk/burç çifti/çakraya bile geçemedim.

http://www.baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=319 başlığı içindeki sayfalardan birinde başlamıştı. orada devam edecek ama dediğim gibi daha sadece 1. çakradayım! : ) ve pek çok eksik ve yanlış içeriyor olabilir!


Alıntı Yapdüşünmeyi devre dışı bırakmak mümkün. evet kısa bir süreliğine düşünmüyorsun.

çok özür dilerim sevgili erica, ama sana söyletmek istediğim şeyi söyletene kadar vazgeçmeye niyetim yok bunu savunmaktan.

düşünmeyi mutlak bir şekilde bırakabiliyorsan, tekrar düşünmeye nasıl başlayabiliyorsun? aradaki süreci nasıl yönetiyorsun? mutlak şekilde, düşünmeyi bırakmak diye birşey yoktur. senin varlığın bile sadece bir düşünceden ibaret!

mevlana da "kardeşim sen düşünceden ibaretsin" diyor bir sözünün içinde.

Alıntı Yapsahip olduğum bilgileri birleştirdiğimde miracın bir "boyut değiştirme" olduğu sonucuna vardım. kaçıncı boyut bilemiyorum, çünkü boyutlarla ilgili bilgim şimdilik tasavvuftan daha az.

olabilir elbette. neyse bu konunun şu anda tartıştığımız şeye herhangi bir faydası olacağını sanmıyorum.

Alıntı Yappeygamberler boyut değiştirmeselerdi ve evrensel zeka ile doğrudan bağlantı kurmuş olmasalardı, bu kadar bilgiyi edinemez ve putları yıkma cesaretini bulamazlardı düşüncesindeyim.

peygamber veya herhangi bir şahıs, 3. yoğunluk içinde gezindiği sürece 3. yoğunluktur. başka boyutlarla bağlantı kurmak ile boyut değiştirmek aynı anlamda değildir. ben muhammed'in de, isa'nın da musa'nın da pozitif üst katlardan gelen, ra'nın tanımıyla birer "gezgin" (wanderer) olduğuna inanıyorum. ama kh ortamı içinde varolabilmek için onlar da kh'leşmişlerdir. ama misyonlarına uyandıkça ve ilgili yola adandıkça kh'lik frekanslarını hızla azalttıklarını düşünüyorum. ve önemli olan da buydu sanırım. bununla birlikte yine hepsinin çeşitli irili-ufaklı hatalar yapmış olduklarından da hiçbir şüphe duymuyorum.


Alıntı Yapmevlana'nın düşünceyi-zihni bırak da gel anlamındadır.

düşünce, zihin kötü birşey mi? neden bırakılması gereksin? düşünce ve zihin sahibi olmak, ayrılık/ayrılıkçılık ideolojisini / kh'liği benimsemek anlamına mı gelmeli? bh'ler düşünmüyor mu? neden varoluşu varoluş yapan kavramları bozuk para gibi harcadığını(zı) çok merak ediyorum. bak kendin pozitif bir anlamda "evrensel zeka" diyorsun. ama ondan sonra bir hastalık gibi terk edilmesi gereken birşey gibi ele alıyorsun zekayı.

Alıntı Yapboyut değiştirmek, yükselmek için bilgiye ihtiyacımız var. bilgiye duyguyla ulaşılmaz, sorular sorarak, cevaplar arayarak ulaşırız. bu düşünceyle, akılla olur.

çok şükür şu kavramların hakkını vermişsin bu cümlede! çok güzel hareketler bunlar! :))) devamını bekleriz!

Alıntı Yapbh olmanın yolu da bütün insanlığa, evrene koşulsuz sevgi hissetmek değil mi?

evet, bunu kesintisiz olarak hissedebiliyorsan artık bh'sindir diye düşünüyorum. giderek o kesintisizliğe doğru ilerliyorsan, "bh adayı"sındır kasyopyalıların deyişiyle. bana göre hiç birimiz bh değiliz, bh adayıyızdır ama.

gerçekten de bh'likte-kh'likte "duygusal bir tavır/seçim" olabileceğini düşünüyorum. ama ne bh olmak, ne de kh olmak HİÇBİR ZAMAN aklın, düşüncenin terk edilmesini gerektirmez ve böyle birşey mümkün de değildir, anlamlı da değildir. belirli bir boyutun düşünüş tarzının bırakılması gerekliliğini ifade etmek birşey, bir mutlaklık ima ederek düşüncenin, aklın bırakılması gerektiğini söylemek bambaşka ve yapyanlış bir harekettir bence. :)

başbelası forum yönetim yardımcınız, bozadi

erica arborea

#59
Gercege giden yol sonsuz sayıda  ve senin bulunduğun noktadan da oraya yollar uzanıyor, buna şüphem yok.  Kavramlar ve sözcüklere takılı kalarak günlerce tartışılabilir, bunun yararı olacağına inansaydım su anda senin yaptığın gibi kelime kelime, cümle cümle analize girisirdim.  Bütün olarak söylediklerimde celisen bir taraf yok. Bütün olarak senin yazdiklarinda da celisen bir taraf görmüyorum.  Dusunce muhtesemdir ama burada konumuz duygular ve duyguların  dna'yla iliskisiydi. Bildiklerimi aktarmaya çalışıyorum, ikna etmek gibi bir misyonum bulunmuyor.