BH’leşmek için ne yapmak gerek?

Başlatan bozadi, 13 Eylül 2021, 13:45:15

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#300
Alıntı yapılan: sybleman - 01 Mayıs 2025, 09:51:07 İkisi aynı kavram gibi düşünürdüm. Farklı yorumlayabileceğimi düşünmedim açıkçası. Katılıyorum kendi üzerimizde çalışmak çok önemli. Artık düzenli yapmaya çalışıyorum.
Bu başlıkta yapmamıza niyet ettiğim şey tamamen bununla ilgili. Pozitifleşme, iyi'leşme irademizi ve yeteneğimizi hatırlamak, yoklamak, etkinleştirmek.

Ölüme Yakın Deneyim yaşayanların diğer insanların çoğundan ciddi ölçüde farklılaşması, korkulardan, endişelerden arınması, genellikle derin bir huzur, güven, sevinç duymaları, dikkat çekmeye çalıştığım şeyle yakından bağlantılı. Bu biraz da "Dünya'lı" olmayı azaltıp "Güneş'li" olmaya başlamak gibi. ÖYD yaşayanların birçoğu Dünyalı değil de Güneşli olmaya başlıyorlar. Ölümün ardı 5Y ama 5Y'nin ışığı da aslında 7Y'nin ışığı.

Çok soğuk, yağışlı, fırtınalı bir havada dışarıdayken çok ciddi olumsuzluklar yaşayabiliriz ama dönebileceğimiz güzel, sıcak bir evimiz, alabileceğimiz duşumuz, giyebileceğimiz başka (kuru) elbiselerimiz, severek yiyip içebileceğimiz gıdalarımız olduğunu bilince, dışarıdaki zorluklar bizi moral olarak yıkmaz, hatta adeta sahip olduklarımıza şükredip sevinmemize vesile olabilir.

Veya daha somut bir maddi örnek vermek gerekirse, bir miktar para kaybetme, kazıklanma veya akıllıca olmayan bir harcama yapsak bile, eğer bize rahatça yetecek maddi imkanlara her halükarda sahipsek, kaybettiğimiz nispeten küçük miktardaki bir para için çok üzülmeye değmez, hatta, yine, sahip olmaya devam ettiğimiz asıl maddi imkanlarımız için şükredip sevinebiliriz bu vesileyle.

İşte, şimdi aynı örneği ruhsal olarak Dünya - Güneş metaforuyla ele alacak olursak; dünyada ne olursa olsun, ne kadar kayıplara uğrasak veya üzücü şeyler yaşasak bile, biz aslında bundan çok, çok, çok daha büyüğüz. Biz Dünya değiliz, Güneşiz. Ki, Güneş derken en nihai olarak 7Y'yi kastediyorum (her ne kadar ÖYD deneyimlerinin gösterdiği gibi 5Y bilinci de tüm dünyevi veya ilüzyonsal korkulardan arınmak için gayet yeterli olsa da).

Bizim şu anda egomuzu / kabusumuzu / işkencemizi sürdüren temel faktör neredeyse tamamen "Dünya". Fizik bedenimizle, dünyevi varlığımızla ve dünyevi hayatımızda olan bitenlerle kendimizi aşırı derecede özdeşleştirmiş olmamızla ilgili.

İşte, "pozitif" olma, pozitifleşme, iyi'leşme iradesi, bu gafletten giderek uyanmamıza yardımcı olacaktır diye düşünüyorum. Dünyalı olmayı bırakıp Güneşli, 5Y'li, daha da doğrusu 7Y'li olmaya "geri dönme", bunu hatırlama ve olma yoluyla kabusumuzu sonlandırma iradesi.

Ra'nın ve K'ların ısrarla vurguladığı gibi, herşey aslında 7Y. Herşey Tanrı'nın bir parçası ve kendisi. Biz her ne kadar 3Y öğrencisi olsak da, herkes ve herşey gibi 7Y'ye aidiz, onun bir uzantısı, parçası ve kendisiyiz. Bunu bilmek, inanmak, güvenmek, bırakamayacağımızı, aşamayacağımızı, içinden çıkamayacağımızı sandığımız her türlü dünyevi veya ilüzyonsal dertleri, tasaları aşmamıza yardımcı olacaktır.

7Y bize çok uzak bir yoğunluk gibi görünüyor. Ama enkarnasyon aralarında 5Y'ye düzenli olarak dönüp geliyoruz ve oradayken 7Y'yle (herşeyle) olan birliğimizin son derece farkındayız.

Peki, gelelim 3Y KH içindeki halimize. 5Y'nin ve 7Y'nin şimdi ve burada bize uzanan parçası, ışığı, nefesi nedir? "Neşe" bunlardan biri belli ki, K'ların epeyce vurguladığı gibi. Ama sadece neşeyle de açıklanamaz. Derindeki bir iyilik, huzur, güven, biliş hali. Pozitif dediğimiz şey bunların bir özeti olarak görülebilir belki.

Bir anda kalıcı olarak pozitifleşmek pek mümkün görünmüyor, her ne kadar ÖYD yaşayanların birçoğunda buna benzer bir durum meydana geliyor gibi görünse de. ÖYD yaşamayı beklemeden, şimdi ve burada o korkusuzluğa, o tehdit edilemez huzura, güvene, birliğe, sevgiye yaklaşmanın yolu nedir? Pek çok yolu olduğu söylenebilir belki ama benim bu başlıkta önerdiğim şey, dünyalı olmayı geçici olarak devredışı bırakıp, varlığımızın özünden şu veya bu miktarda türemeye ve egoyla kaplı bile olsa dünyevi (3Y) benliğimizin bilincine az veya çok ulaşmaya devam eden pozitifliği duyumsamaya, onunla aramızdaki engelleri kaldırmaya çalışmaktır. "Geçici olarak" derken, uygun bilinç durumunda kendi üzerimizde çalıştığımız zamanları kastediyorum. Bu geçici gibi görünen uyanışlar devam edip giderek büyütüldükçe, geçiciliği giderek azalıp kalıcı hale gelecektir.

Kaçınılmaz olarak bir sürü negatif duygu ve düşüncelerle doluyuz, öyle değil mi? Dünyanın hali belli, dahası üst boyutlardan KH varlıklarının bizi daha da KH'leştirmeye yönelik aklımızı-hayalimizi aşan baskıları, işkenceleri, manipülasyonları da var. Peki, bütün bunlara rağmen, herşeye rağmen "içimizde" pozitifliğin kökünün kurumuş olduğu, hiç akmadığı, hiç damlamadığı, tamamen kuruyup ebediyen sona erdiği söylenebilir mi? Söylenemez sanırım.

Olumsuz bir durumda olduğumuzu söylüyor ve şikayet ediyor olmamız bile, mevcut durumumuzu kıyasladığımız daha iyi birşeyin bilincinde olduğumuzu kanıtlıyor. Daha iyisini bilmiyor olsaydık, karşılaştırma yapıp mevcut durumumuzun kabul edilemezliğine dair şikayet ediyor olamazdık. Adaletsizlikten, mutsuzluktan, sevgisizlikten, yokluktan şikayet edebiliyorsak, adaleti, mutluluğu, sevgiyi, varlığı az-çok biliyoruz demektir.

İşte, bana göre, içimizde varlığını duyumsadığımız en ufak bir gerçek huzur, güven, sevgi, sevinç, iyilik, pozitiflik, varlığımızın en özünden gelen şeydir. Herşeye rağmen (egosal inatçı bilinç hastalığımıza rağmen) bize kendi özümüzden ulaşabilendir. Akmasa da damlamaktadır. Az da olsa damlaları zaman zaman bize ulaşmaktadır. Peki bu gerçekten böyleyse bile, bu ne işimize yarar? Elimden geldiğince açıklamaya, netleştirmeye devam edeceğim. Ve sizlerin görüşleri, eleştirileri, her türlü katkıları da çok kıymetli.

bozadi

#301
Derin bir mutsuzluk veya depresyon içindeyken ve hiçbir şeyin bu halimizi değiştiremeyeceğinden eminken, nadiren de olsa o inatçı negatifliğin "balon gibi patlayıp yok olduğu" durumlar yaşamışızdır mutlaka. Tabi bu rahatlama, hatta kuş gibi hafifleyip uçma hallerinin "geçici" olduğu, devam eden malum şartlardan dolayı depresif halin er veya geç tekrar egemen olacağı iddia edilebilir. Ama bunun temel sebebi "Dünyalı" olmaya devam edecek olmamızdır. Dünyayı, dünyevi hayatı, dünyevi varlığımızı tek varlığımız sanma hatasına düştüğümüzde, dünyadaki şartlar bizim mutlak gerçekliğimiz haline geliyor. Ama biz aslında Dünya değiliz, Güneşiz. Yani aslında 3Y KH değiliz, öncelikle ve esasen diğer herkes ve herşey gibi 7Y'yiz. 7Y kimliğimiz/varlığımız 3Y kimliğimizden/varlığımızdan önce gelir. 3Y'li oluşumuz geçici ve değişken bir durumdur (örneğin bir süre öncesinde 2Y idik, bir süre sonra 4y'ye geçeceğiz, tüm enkarnasyonlarımız arasında 5Y'ye/yuvaya 'dönüyoruz' vs) ama 7Y oluşumuz hiçbir zaman değişmedi ve hiçbir zaman da değişmeyecek. 3Y neredeyse tamamen ilüzyondur ama 7Y ilüzyon değildir (ki ille bir rakamla ifade edeceksek o aslında 7 de değil, 1'dir, tekdir, herşeydir).

Yapacağımız hiçbir çalışma, bilincimizi bir anda 3Y KH'nin sınırlamalarından, arzularından, korkularından kalıcı olarak özgürleştirmeyecektir muhtemelen. Ama bunun sabırla gerçekleşmesinin önünde aslında hiçbir engel olmadığını düşünüyorum. Yani eğer "gerçekten" istersek, giderek "aslımıza uyanıp" bu kabustan çıkmamız uçuk bir hayal değildir.

bozadi

Alıntı yapılan: C: Evet, kırmızı terlikleri düşünün. Glenda Dorothy'ye ne söyledi?

S: (J) İstediğin zaman eve gidebilirsin. (L) Her zaman eve dönme gücün var...

C: Evet.

S: (L) Yani her zaman BH olmaya dönme gücümüz var mı? 3. yoğunlukta bile mi?

C: Evet.


Alıntı yapılan: S: Henüz anlamış değilim, özgürleşmeyi engelleyen hiçbir şey yoksa, neden burada ve şimdi gerçekleşmiyor o?
 
M: Özgürleşmenin yolu üzerinde hiçbir şey yoktur ve o burada ve şimdi gerçekleşebilir; ne var ki siz başka şeylere karşı daha fazla bir ilgi ve heves duymaktasınız. Ve siz o heveslerinizle savaşamazsınız. Onlarla birlikte olup iyice inceleyerek, onların yanlışlardan, yargılardan ve değer biçmelerden ibaret olduklarını belli edişlerini gözlemlemeniz gerekir.


Alıntı yapılan: M: İçinizde odaklanmanızı engelleyen şey, dış dünya ile zihninizi aşırı meşgul etmeniz; onun dışında sizi durduran bir şey yok.

bozadi

Çeşitli ve çok sayıdaki dertlerimizden dolayı, açık veya örtülü biçimlerde epeyce negatif/olumsuz duygu ve düşünce halleri içinde olmayı adeta kanıksamış durumdayız.

Uyuşturucu / dikkat dağıtıcı nitelikte birşey yapmazken (yemek yemek, müzik dinlemek, başka bir eğlence faaliyetinde bulunmak vs), ama nispeten kendi başımıza ve rahat olduğumuz (sevmediğimiz birşey yapma mecburiyeti veya baskısı altında olmadığımız) bir durumda, belki de hayatın genel berbatlığını düşünürken, kendi bilinç ve irade gücünüzle tüm bu korku ve endişelerden, her türlü olumsuz duygu ve düşüncelerin pençesinden kendinizi kurtardığınız oldu mu hiç? Dünyevi dertlerinizi çözmeye yönelik dünyevi bir plan yapmanın sağlayabileceği bir olumluluktan bahsetmiyorum. Tamamen kendi içinizde, kendi varlığınızda, sırf negatifliğin veya olumsuzluğun zararlarına maruz kalmayı durdurmak için, yani sırf pozitiflik için pozitifliği deneyimlemeyi hiç düşündünüz ve yaptınız mı? Herkesten ve herşeyden bağımsız bir şekilde, "Şimdi ve burada, durduğum yerde, negatifliğin bilincimdeki egemenliğine geçici olarak da olsa son vermek, pozitif olmak, pozitifliği deneyimlemek istiyorum ve oluyorum, bunu yapmaya hakkım da var, yeteneğim de, ahan da oldum" deyip olduğunuz oldu mu hiç?

bozadi

#304
İstisnai durumlar dışında, açık ve örtülü biçimlerde hemen her zaman içinde bulunduğunuz negatif duygu-düşünce halini, tamamen kendi içinizde, kendi bilinçli irade gücünüzle durdurma potansiyelinizi ve yeteneğinizi değerlendirmenizi öneriyorum. Yani sırf siz öyle istediğiniz için, olumlu bir hali (duygu-düşünce halini) yaratıp/gerçekleştirip bunun olumlu etkilerini deneyimlemek.

Bizi bu imkanımızı veya yeteneğimizi kullanmaktan caydıran nedir? Böyle bir imkanın veya yeteneğin varlığını unutmuş olmak dışında, başka hangi nedenlerle bunu yapmayı tercih etmiyoruz? Nedenlerden biri şu olabilir: Bunu yapmanın (yapabilsek bile) bizi en çok "ilgilendiren" dünyevi dertlerimizin çözümüne katkı sağlayacağı çok şüpheli, hatta imkansız görünüyor.

Düşünebiliyor musunuz? Pozitifliğin iyi'leştirici gücünü az-çok biliyorsunuz ve isterseniz kendi kendinizi pozitifleştirme / iyi'leştirme yeteneğine sahipsiniz (çok küçük iyi'leşme miktarlarıyla bile başlamak zorunda olsanız), sizi gerçekten pozitifleştirecek veya iyi'leştirecek muhtemelen hiçbir dışsal şey yok, yani sahip olduğunuz en büyük ve hatta tek imkan, bu bahsettiğim yeteneğiniz ve buna rağmen bu yeteneğinizi kullanıp kullanmayacağınız son derece şüpheli. Ne kadar berbat, ne kadar ahmakça bir durum, öyle değil mi? Ki ben bu söylediğim şeyin istisnası değilim. Yani ben bu sorunu aşmışım da sizi eleştiriyor değilim. Kendimi de eleştiriyorum. Nitekim bunları yazarken bile bu sorunumu aşabilmiş değilim veya hatta herhangi bir yakın zamanda kalıcı olarak aşabileceğimi de sanmıyorum.

bozadi

Olumlu bir hal yaratmak derken, dünyevi bir olumluluk halini kastetmiyorum. Yani dünyevi dertlerimizin çözümüne dair spesifik senaryolar düşünerek veya kendinizi buna inandırarak mutlu/olumlu olmaktan bahsetmiyorum. İçeriksiz, şekilsiz, isimsiz, mümkün olduğunca "saf" bir olumluluk halini kastediyorum. Ne kadar mümkünse. Pozitiflik için pozitiflik.

İsterseniz pozitif olabilir misiniz?

Birkaç saniyeliğine bile olsa?

Hatta "1 saniyeliğine"? Hatta bundan bile daha kısa bir süreliğine, adeta bir "anlığına"? Evet, ölçeği mümkün olduğunca küçültmek lazım ki, denenmesi daha mümkün olsun.

Herhangi bir sebeple zaten nispeten olumlu olduğunuz bir durum içinde bulunuyor olabilirsiniz bunları okurken. Ama benim bu denemeyi yapmanızı önerdiğim zaman, dışsal/dünyevi sebeplerle nispeten olumlu olduğunuz bir zaman değil; kendi başınıza ve serbest olduğunuz ve hayatla ilgili genel olumsuzluğunuzun veya mutsuzluğunuzun farkında olduğunuz ve dışsal faktörlerle değil, tamamen kendi bilinçli irade gücünüzle (sırf siz şimdi öyle istediğiniz için) birkaç dakikalığına veya saniyeliğine veya anlığına, dünyadan, herkesten, herşeyden bağımsız, tamamen kendi içinizde, kendi bilincinizde, kendi varlığınızda, isimsiz, şekilsiz, saf bir pozitifliği, olumluluğu, sevinci, huzuru deneyimlemeniz.

bozadi

#306
Sahip olduğumuz güçlü/büyük bir maddi güvence sayesinde, nispeten küçük bir para kaybına üzülmek yerine bunu halimize (varlığı devam eden asıl maddi güvencemize) şükretmek için bir sebep olarak görüp sevinme örneği verdim. Ve bu örneği manevi alana projekte ederek, bizi neredeyse kesintisiz bir şekilde darlayan, karamsarlaştıran, hatta depresyona sokan dünyevi dertlerimize feci şekilde üzülüp öfkelenirken, aslında Dünya olmadığımızı, Güneş olduğumuzu hatırlayarak Dünyevi dertlerin boyunduruğundan yavaş ve sabırlı bir şekilde kurtulamamızın mümkün olduğunu söyledim.

Burada şu itiraz yapılabilir doğal olarak: Sahip olduğumuz asıl büyük maddi güvencenin varlığında, küçük parasal bir kayıp deneyimlersek, bu küçük kaybın üzüntü ve öfkesini atlatmamız çok sürmeyecektir çünkü asıl maddi güvencemizi hatırlamak ve bundan dolayı şükretmek ve sevinmek de uzun sürmeyecektir (aslında büyük maddi güvenceye rağmen küçük maddi kaybı büyük bir olay haline getirme şeklinde bir aptallık da yapılabilir tabi, onu da ayrı bir senaryo olarak değerlendirmek gerekir).

Ama aynı örneği Dünyalı olmak ile Güneşli olmak şeklinde genişletmemizin aynı derecede anlamlı olmadığı söylenebilir. Çünkü sahip olduğumuz yeterince büyük bir maddi gücü çok kısa süre içinde ve gayet somut ve güçlü bir şekilde hatırlayacağızdır, bunun kanıta da ihtiyacı yoktur, "çok iyi bilmekteyizdir". Ama Dünyalı değil de Güneşli olduğumuz sadece kuru bir "iddia" gibi görünüyor. O kadar uzun zamandır açık veya örtülü biçimde olumsuz duygu ve düşünceler, işkenceler, öfkeler içinde debelenip durmaya alışkınız, bunu öylesine içselleştirmiş, benimsemiş durumdayız ki, bu kadar derdin, ızdırabın, işkencenin ortasında "Güneşli" olmaktan ve dertten-tasadan kolayca çıkmaktan bahsetmek, "Aç tavuk kendi buğday ambarında sanır" özdeyişiyle açıklanabilecek bir sahtelik, bir saçmalık olma ihtimali gayet ciddi görünüyor, değil mi? 😂🤣

bozadi

Bu "sahtelik/saçmalık" ihtimaline karşı aklıma gelen hususlar:

Spiritüalizm konularında okuduğumuz, duyduğumuz, şahit olduğumuz veya hatta bizzat yaşadığımız şeyler. Örneğin ÖYD yaşayan çok sayıda insanın bedenini (hastanedeki ameliyatını vs) dışarıdan izlediği, hatta fiziksel çevresinde olan biten birçok şeyi (insanların duygu ve düşünceleri dahil) görüp, bedenine döndükten sonra bunları doğrulatmalarına dair epeyce deneyim var kayıtlara geçen.

ÖYD yaşayanların çoğunun bedenlerine geri dönmeye ciddi bir direnç göstermelerine yol açan, ebedi ruhsal/eterik varoluş aleminin olağanüstü rahatlatıcı, sarıp sarmalayıcı, sevgi dolu gerçekliği.

Elimizdeki belli başlı bilgi kaynaklarının bu konularda sundukları doğrulayıcı açıklamalar (her ne kadar negatif varlıkların çevirdikleri işlerle ilgili ürkütücü bazı detaylar olsa da).


bozadi

Ama benim Dünyalı olmayı azaltıp Güneşli olmaya "dönmek" suretiyle pozitifleşmeyi savunmanın tek veya belki en önemli gerekçesi bunlar değil.

En önemli gerekçe negatifliğin olumsuz, hastalandırıcı, çürütücü etkileri karşısında pozitifliğin olumlu, iyileştirici, kişinin sonsuz tanrısal potansiyellerini ortaya çıkarmasına yardımcı olan özellikleri.

Yani dünyadaki şartlar çok olumsuz ve giderek daha da olumsuzlaşacak gibi görünüyor diye bizim kendimizi olumsuz duygu-düşünce frekanslarına hapsetmemizin neye faydası var, herşeyi daha da zorlaştırmaktan, berbatlaştırmaktan başka?

İnsan ömrü (enkarnasyon) zaten yeterince kısa. Neden dünyaya (bu rezil şartlara) kazık çakmak istercesine inatla yapışalım berbatlıklara? Elbette boşvermeyelim, hayatı ciddiye alalım, elimizden geldiğince iyi yaşamaya, iyi işler yapmaya çalışalım ama insanların genelinin egosallıkları nedeniyle bir takım büyük egolar dünyada epeyce güçlü bir tezgah kurmuşlar ve bu düzen kolay kolay değişmeyecek gibi görünüyor diye biz ebedi varlığın sonsuz güzelliğine, kudretine, sevgisine sırtımızı dönüp dünyanın berbatlıklarına mı ebedi gerçeklik muamelesi yapalım???!! Ne kadar saçma, ne kadar kendi kendine zarar veren aptalca bir tavır!!! Negatif varlıklara negatif duygu-düşünce enerjilerimizden sonsuz ziyafetler sunmak için ne kadar harika bir plan!!!

bozadi

Motoru soğutmak için biraz ara veriyorum ama arayı çok da soğutmak istemiyorum 😁 Kendimi bu yolla gaza getirerek bu konuda artık mesafe katetmek istiyorum!!! 😅

benguonat

Ben de pozitif olmak için hiçbir nedene sahip olmak gerekmediğini düşünüyorum ve aynı düşüncenin farklı şekilde ifade edilmiş olduğunu görünce "Aaaaa evet!" dedim. Bugüne kadar çeşitli rehberlerimden aldığım ve kendi idrak ettiğim bilgilerle şunları söyleyebilirim: Hani koşulsuz sevgi diyorlar ya, ben de koşulsuz mutluluk diye ekliyorum. Ama ben koşulsuz kavramını, hep neden-sonuç kavramı üzerinden düşünmüşüm de hiç "an" üzerinden düşünmemişim. Pozitif veya negatif hissetmek sadece bir an meselesi. Ve onu devam ettirecek düşünceler, tecrübeler sonradan doluşuyor. Çeşitli pratiklerle bir anda ruh halimizi mutluluğa çevirmek mümkün. İlk önce rol oluyor ama sonra gerçek. Bence bu konuyu sahte veya saçma düşünecek insanlara da bir şey açıklamaya gerek yok, insanlara gelin görün diyorum ben 😁 Neyse işte, bu bir anda yaratılan koşulsuz mutluluk adeta makinede bir düğmeyi çevirmişçesine pozitif şeyler üretiyor. Hep devam edebiliyor mu? Hayır. Bizi aşağı çeken çok unsur var. Ve ben de diyorum ki kendi kendime, "Bu ışık halinde kalıcı olarak durmama engel olan gölgem nedir?". Kendi üzerimde bir çalışma başlıyor. Onunla barıştıktan sonra beni aşağı çekmiyor.

gerçek tosun paşa

Pozitifliğe alışkın olmayan bünyelerde bu meditasyon vb. çalışmalarla yüklenen andan duyulan memnuniyet ve pozitiflik hali "kaşıntı" yapar. Sonrasında bir sinir, sebepsiz mutsuzluk ve düşüş halleri gözlemlenebilir. Kendimden biliyorum sonra Laura'da benzeri etkinin gözlemlenen bir durum olduğundan bahsetmişti. Yeri gelmişken belirtmek istedim.

Bunun haricinde bozadinin bahsettiği süreçleri forumda benzer şekilde "sürece güven" olarak da ele aldık. Sürece güvenmek ile neredeyse bu pozitiflik hali aynı olmasa bile neredeyse aynı şeyler. Sürece güvenmek kendinize duyduğunuz güvenle de doğrudan alakalı. Sürece güvenmek kendi üst benliğinize, ruhsal rehberlerinize kısacası yaratıma ve karmaya duyulan güven hissidir. Bana kalırsa BH adayı olmak için en temel adımlardan biridir.

Gurdijeff'in dediği gibi bu niyetler en güzel doğru nefes alınarak pekiştirilir. Şu sitede vakit geçiren arkadaşların diyafram nefesini en azından çözmüş olduklarını düşünüyorum. Saatler harcamaya gerek yok. 8 düzenli tekrar. Yapabiliyorsanız "boru soluyuşu" yapamıyorsanız burundan alıp ağızdan verdiğiniz klasik diyafram nefesi egzersizi. Çok basit. Alışkanlığa çevirmek zor. Mucizevi değil. Soludum pozitif oldum değil elbette ama panik anlarınızda bile mantığı ele almak ve sakinleşebilmek için harika.  8 yetmezse üstüne bir 8 tekrar daha patlatıyorsunuz. Pozitiflik üzerine de düşünmeden öncesinde tavsiye ederim.

gerçek tosun paşa


gerçek tosun paşa

Alıntı yapılan: benguonat - 01 Mayıs 2025, 14:04:52 Hep devam edebiliyor mu? Hayır. Bizi aşağı çeken çok unsur var.


bozadi

Alıntı yapılan: benguonat - 01 Mayıs 2025, 14:04:52 Ben de pozitif olmak için hiçbir nedene sahip olmak gerekmediğini düşünüyorum
Bilincimizin nedensellik diye tutturduğu zamanlar için o muhteşem formülü hatırlamaya çalışalım: Çünkü "iyilik iyidir"! 😍 🥰