avatar_rinda

Geçmiş yaşam terapisti

Başlatan rinda, 28 Temmuz 2009, 17:06:08

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

rinda

Reenkarnasyon - Tekrar Doğuş

Ölüm bir son değil,yeniden doğuştur..Ruh her enkarnasyonundaki (bedenlenmesindeki) karmasını düzeltmek üzere yeniden dünyaya gelir..Ve tekamül yasasına göre sürekli bir öğrenme ve gelişim içindedir..
Aynı ruhun 86 kez değişik bedenlenmelerle (erkek/kadın,zenci/beyaz vd.) dünyaya geldiği durumlar vardır:(Ruhsal Uyanış,Dr.Brian Weiss).

Bir ruhun yeryüzünün belli bir yerinde ve zamanında yeni bir hayata aday olma kararı,çok düzenli bir ruhsal planlama süreci vardır.

Yeniden doğuş kapsamlı ve engin bir deneyimdir..Yeryüzüne doğru yola çıkmaya hazırlanan ruhlar,kendilerini çarpışmaya hazırlayan savaşın pişirdiği kıdemli askerlere benzerler.Heyecan duyarlar,biraz çekinirler,kaygı duyarlar.Ruhsal plandan ayrılırken karışık duygular yaşarlar..O alemdeki herkesle vedalaşıp,kayma şeklinde uzaklaşırlar..Aşağı doğru,bulanık,karanlık bir tüpten aşağı doğru,bir boşluğa doğru kayar ve rahimdeki bebeğin içine girerler.



Tekrardoğuş ve yeniden doğma mekaniği hakkında bir çok teori vardır..Bunlardan özellikle ilgi çekici olanlarından biri,"Grup Tekrardoğuşu" kavramıdır..Buna göre belli bir zaman çerçevesinde yaşayan insanlar,yine beraberce tekrardoğarlar..Örneğin antik çağın büyük düşünürleri,yeni bir zaman döneminde,aynı anda yeniden doğacaklardır..Onlar üstün yeteneklerini farklı yollarla ifade edecek,fakat aralarındaki irtibat devam edecektir.
Gecmiş yaşam regresyonunda,bu yaşamımızda ilişkide bulunduğumuz kişilerle,daha önce de beraber olduğumuzun (bir çok kez ve farklı rollerle) ortaya çıkması çok etkileyicidir..

Örneğin,evliliği,karısına cinsel istek duymadığı için bitmek üzere olan bir erkek danışanın,regresyonda, şimdiki karısının daha önceki yaşamında annesi olduğunu anlaması gibi.

Tekrardoğuşun amacı geçmişte yapılan şeyleri düzeltmek midir? Amaç daha çok şey öğrenmektir.Tekrardoğuşun amacı birşeyleri düzeltmek değil,kendimize birşeyler daha katmaktır.Kendi tayin ettiğimiz dersleri tamamen anlayabilmemiz için birçok kez yaşamamız gerekir.
Yaşam ve tekrar doğuş deneyimlerine daha olumlu gözle bakmalıyız.Bu bir öğrenme ve sevme işidir,ceza ve ızdırap işi değil.Herşey tutumda yatar.Yarattığımız şeyi yaşarız ve yaşadığımız şeyi de yaratırız.

Geçmiş Hayatlardaki Karmik Bağlantılar

Hepimizin başından,birisi ile karşılaştığımızda, o kişiye bir yakınlık,bir dosluk hissettiğimiz olmuştur.Bazen de hiç tanımadığımız bir kimsenin elini ilk kez sıktığımız zaman anlaşılmaz bir rahatsızlık,belki de tiksinti duymuşuzdur.
Bu kişinin giyiniş tarzı gibi ayrıntılar mı bizi rahatsız ediyor acaba?Çok daha derin başka şeyler mi söz konusu?
Bu tepkiler acaba geçmiş hayatımıza gömülmüş anıların yansıması mıdır?

Yapılan araştırmalarda,süjelere geçmiş hayatlarını paylaştıkları kişileri tanıyıp tanımadıklarını anlamak için sorulan çok sayıdaki sorulara cevap verenlerin % 87 si, geçmiş bir hayattaki anne ve babalarını,sevgili ve dostlarını tanımış olduklarını söylemişlerdir.Bazılarının izlenimleri diğerlerinden çok ayrıntılıdır.
Geçmiş hayatlarındaki kimseleri tanımış olanların ilişki öyküleri çok değişiktir.Bu hayattaki babaları,geçmiş hayatta dostları ya da anne,kız veya erkek kardeş,veya çocuklarıdır.
Şimdiki anneleri için de durum aynıdır.

Geçmiş hayatlarda tekrar ortaya çıkan kimselerin bilinip-tanınması hallerinde hiçbir kural yoktur.Kız çocuklarnın babalarına,erkek çocukların da annelerine sevgili olarak sahip olmak istediklerini (Elektra ve Oidipus kompleksi) savunan Freud'cü teoriden hiçbir iz yoktur.
Bu ilişkiler diğerleri kadar sıktır.Şimdiki anne ve baba ,geçmişte genellikle dostlar ya da uzak akrabalardır.Sevgililer dostlardan,yakın ilişkilerden,anne ve babadan ve hatta yine sevgililerden oluşur.

Aşağıda,Dr.H.Wambach\'ın hipnotik geri götürmelerinde (Regresyon),bu yaşamlarında tanıdıkları kimselerle,geçmiş hayatta da irtibatlarının olduğunu anlatan çeşitli süje açıklamalarını okuyacaksınız:

-"..Annem de benim gibi öğrenciydi ve çok ahenkli bir ilişki içindeydik.Babam büyük kardeşim oldu ve endişeliydi.Bana öyle geliyor ki,bir başka hayatta onunla alay ediyorduk.Büyükbabam doğumumda hazır bulunuyordu.Onu görmekten çok memnun olduğumu hatırlıyorum ama onu daha önceki bir hayattan tanıyıp tanımadığımı bilmiyorum."

-"...Başka bir hayatta annemi,iki dostumu ve küçük kardeşimi tanıdım.Annem hizmetçimdi ve babam dostumdu.Diğerlerini tanıdığımı hatırlıyorum fakat nasıl olduğunu hiç bilmiyorum."

-"...Annem eski hayatımda da yine annemdi ve başka bir hayatımda çocuklarımdan biriydi.Onları gerçekten tanıyordum,sadece eski bir hayatımda değil,iki hayat arasındaki devrede de (ruhsal dünyada) tanıyordum."

-"..Annem bir başka hayatımda kız kardeşlerimden biriydi.Babam,benim de tayfası olduğum bir geminin kaptanıydı.Bu hayatta etrafımı çevreleyen pek çok insan 1600 yıllarında benimle yaşamışlardı."

-"...Siz bana annemi tanıyıp tanımadığımı sorduğunuz zaman yeni bir enerji hissettim ve kız kardeşlerimden biri olduğunu sanıyorum."

-"...Annem bir önceki hayatta İrlanda'lı bir rahipti.Kız kardeşim dindar biriydi.Babam Amerikan kızılderilisiydi.Annem ve kız kardeşim tarafından reddedileceğimi biliyordum."

-"...Annemi önceden tanıyordum.Çünkü 1200 yıllarında beraberdik.Rusya'da en iyi dostlarımdan olan genç adamı gördüm,onu orada tanımıştım."
-"...Öyle sanıyorum ki kız kardeşim,geçmiş bir hayatımda kurtarmaya çalıştığım biriydi,kocama gelince sevmediğim ve beni korkutan bir erkekti."

-"...Annem başka bir hayatta yakın bir dostumdu.Babam karımdı ve ben ona zalimce davranıyordum."

-"...Geçmiş bir hayatımda annemi ve babamı öldürdüm.Ne annem,ne babam bunu hatırlamıyorlardı,bu celse sırasında gördüm olayı.Bunu keşfetmekle kendimi özgürleşmiş hissediyorum..

Doğmadan Önce Cinsiyet Seçimi Söz Konusu mudur?

Tekrardoğuştan önce,önceki hayatta başka bir cinsiyette olabilen ruh, çeşitli nedenlerle kadın veya erkek bedenine enkarne olmayı seçer. Ama bazı durumlarda cinsiyet seçiminin bir önemi yoktur.Hangi beden mümkünse o seçilir.Bu sonuca,2000 kişide yapılan hipnoz seansı ile ulaşılmıştır.

Süjelerin % 24 ü cinsiyet seçiminin gelecekteki hayatları için önemli olmadığını ifade ediyorlar:
-"...Hayır,cinsiyetimi seçmedim;sadece tekrar doğmak zamanıydı ve mümkün olanı seçtim."
-"...Cinsiyetimin hiçbir önemi olmadığını düşünüyorum."
-"...Cinsiyetimin saptadığım amaç için hiçbir önemi yoktu."
"....Cinsiyetimi kendim seçmedim,eğer bunu yapabilseydim,beni bekleyenleri memnun etmek için oğlan olurdum..Sadece onlarla olmam bana yetiyordu."

ERKEK OLMAYI SEÇENLER

Araştırmada,transa giren süjelerin % 28 i erkektir ve neden bu seçimi yapmış olduklarını öğrenmek söz konusu olduğunda değişik yanıtlar vermişlerdir.Bu yanıtları sınıflandırmak zor,ama sık sık erkeğin bu toplumun hakim varlığı olduğunu söylemişlerdir.İfadelerine göre, "erkek olmak amaçlarına ulaşmalarını kolaylaştırıyordu".

Neden erkek olmayı seçtiniz sorusuna verilen çeşitli cevaplar:

-"...Evler,eşyalar inşa etmek için."
-"..Nüfuz elde etme yönünde gelişebilmek için."
- "Cinsiyetimi gerçekten ben seçmedim ama bu kez,erkek olmaktan memnunum.Geçmiş hayatımda bir kadındım ve acınacak bir hayatım vardı."
- "...Karım için erkek olmayı seçtim.Bu hayata bir problemi çözümlemeye yardım etmek üzere geldim;karım,kadın olmayı seçiyordu."
- "...Zevk için kadın olmak istiyordum,ama imtihanlar çok sert olduğundan erkek olmayı tercih ettim."
- "...Zira böylece bilimsel çabalara daha kolayca katılabilecektim.Bilimin bu çağda getirdiği değişime katılmak istiyordum."
- "...Önceki hayatımda da erkektim,geri kalan şeyleri tekrar elde etmek istiyordum,başka bir hayatta bilgin olmak istiyordum,ama genç bir askerken öldüm."
- "...Erkeğin hakim olduğu bir topluma giriyordum;bu,görevimi tamamlamama izin veren bir durumdu."
-"...Vaktiyle erkek olmuştum,cinsel problemleri halletmek için..."

KADIN OLMAYI SEÇENLER

Süjelerin % 28 i kadın olmayı seçmişlerdir.Bunların üçte biri,esas olarak çocuk sahibi olmak için bir neden olarak ileri sürmüşlerdir.Başka cevaplar da vardır:
-"...Kadınlar daha hassas ve müşfiktirler.Bilinçaltları ile erkeklerden daha irtibatlıdırlar."
-"...Çok tatlı olmak için.Önce erkek olmak istiyordum,sonra fikrimi değiştirdim."
-"...Yaratıcı sevgiye daha kolayca giden bir yol olduğundan."
-"...Gelecekteki hayat araştırmacılarına doğma imkanı verebilmek için."
-"...Kocam,1503 yılında bir arada olduğumuz hayatta sahip olduğumuz cinsiyette olmamızı istiyordu."
-"...Ailemin başka bir kız çocuğuna ihtiyaçları vardı."
-"...Cinsiyetimin kendimin seçip seçmediğimi benden sorduğunuz zaman,gayet açık olarak,ilk hayatımda bir kadın olduğum izlenimine sahip oldum.Sanki dostlarım,dünyaya kadın olarak gönderilmemin iyi bir şaka olacağını düşünüyorlardı."
-"...Kadınların ruhsal ve cinsel gelişmesine katılabilmek için,kendilerine geniş özgürlük veren bir çağda doğmayı seçtim."
-"...Anne olarak kendimi tamamlamak ve dünyada modası geçmiş olmasına rağmen zevce olmak için."
-"...Çünkü önceki hayatımda erkektim.."
-"..Nişanlım hayatını daha önceden seçmişti ve onu bulmak benim için tek çare idi."
-"...Şimdi daha güçlüyüm de ondan.."
-"...Kocamla olmak için.Doğmadan önce,saygıdeğer rollerimizin olmasına karar vermiştik."
-"...Çocuklarıma sahip olmak ve gönlümde yer eden ruhları da bir araya getirmek için.Kendilerine hayat vereceğim çok kimse vardı."

Bu sonuçlara göre,hakim olmak isteği ağır basınca erkek olmak daha kolaylaşıyor.Ama sosyal bir role ve bir kadın bedenine sahip olunca anlamak ve sevmek daha kolaydır..
Bu incelemenin en çarpıcı sonucu,deneklerin arasından tek bir kişi bile,erkek ya da kadın olmaktan dolayı "aşağılık duygusu" hissetmemektedir.Varlık,sosyal deneyimlerinde,cinsel farklılıkların ötesinde bulunmakta ve derin bir bilince ulaşmak için erkek ve dişi ( Ying ve Yang ) her iki tecrübeyi birleştirmek zorundadır.(Dr.H.Wambach)

Bir Ölüm Deneyimi Seansı

Ülkemizde ruhsal konularda öncü olan Dr. Bedri Ruhselman'ın 1952 yılında,bir medyum aracılığı ile yaptığı ölüm deneyimi seansı,bireyin ölüm anında ve hemen sonrasındaki zihinsel durumunun anlaşılması açısından çok etkileyicidir..
Transa giren medyumun ağzından kendisine "Kemal Yolcusu" adı verilen yüksek rehber ruh o anı aktarmakta,medyum,ruhun kendi üzerine yansıttığı etki ve vibrasyonları alarak,bir ölüm olayını pratik olarak korku ve heyecanla anlatmakta ve sanki o anı aynen yaşamakta gibidir:

Rehber Ruh:
- " Biraz sonra ,şu ölüm ilişkisini hazırlamaya çalışacağım.Dışarıdan hiç bir müdahale olmamalıdır.İsminizle hitap etmedikçe,medyuma yardım edemezsiniz.Belki çağırır,bir şey ister,vermemelisiniz.Tekrar ediyorum:Çeşitli yollarla göndereceğimiz vibrasyonlar,kaynaklarını kaybederlerse,medyum kötü duruma düşer,aynı şekilde siz de..Deney esnasında düşse de kalksa da,hiçbir müdahalede bulunmayacaksınız.Bunlar,gelen vibrasyonların size yansımasıdır.Medyum burada bir hoparlör rolündedir,bu yüzden korkulacak hiçbir şey yoktur.Ancak kendi bünyesini kötü hissettiği zaman ,isminizle hitap eder,o zaman yardım etmelisiniz.Vibrasyonlar çeşitli kaynaklardan geleceği için onları ayırmak size düşer." (Spatyoma geçen kişiye bir ara bir rehber ruh,uyarıcı bir çağrıda bulunmaktadır.)
İki dakikalık bekleme..Medyum ölüm deneyimini yaşamak üzere ,yavaş yavaş,hasta ve bitkin bir halde ayağa kalkar ve inleyerek kanepenin üzerine uzanır ve konuşmaya başlar:

"...Ayyyhhh....Ortalık kararıyor.(Ses çok derinden ve yavaş gelmektedir.)..ıııhhh...ıııhhh...kızım...kızım...beni duymuyor...ıııhhh...ıııhhh...kızım...ıııhhh...ne boş yere okuyup duruyorlar!...Okuyorlar...Ne okuyorlar?...Onlar...yalnız beni kaybediyorlar...ıııhhh...ıııhh...ahhh...ben...ben...bütün bir hayatı...teker teker onları yaşamayı...duymayı...herşeyi kaybediyorum...ııhhh...görmüyorum...Hayatı...bunca beslediğim...itina ettiğim...şu kaba maddem...bana yar olmuyor şimdi...bana ne!...(Yattığı yerde ellerini birbirinin üzerine koyuyor). Ellerimi kavuşturuyorlar...Başımın altından yastığı çekiyorlar...yastıktan...yataktan...onlardan bana ne!...vücudumun yarısı bir demirbaş eşya gibi şimdiden terkedilmiş... (Oldukça uzun bir sessizlik..sonra)..Işıklar....
...." Işıklı bir alem...başka mahluk bunlar...beni çağırıyorlar...ışık...ışık...artık hiç bir şey göremiyorum...hiç bir şey!(öncekinden daha büyük bir sessizlik)...Bu kaba kimliğim bile bana ait değil artık...hiç bir şey beni ilgilendirmiyor...kızım...o da tıpkı bir eşya gibi benim için artık...ne ilgim var !...aralarında...son olarak kimliğim ve ismim de kayboluyor...evet...madde ve ruhun birleşmesinden doğan bir insan ismi beni ilgilendirmiyor...artık...( Yine uzun bir sessizlik)...(Medyum birden yattığı yerden kalkar ve diz çöker...etrafına şaşkın şaşkın bakınır..Adeta bağırırcasına,çok yüksek ve acele bir sesle) : Gürültüler var...gürültüler oluyor...bağırıyorlar...bağırıyorlar...ne berbat gürültüler bunlar...Ayyy...bir ölü...( keskin ve acı bir tonla bağırarak): bir ölü var...herkes ağlıyor...acaba kim ölmüş olabilir? (sesini perde perde yavaşlatır) :..evet...bana ne!...(Yine heyecanlı ve korkuyu andıran bir telaşla):...ya ben?......ya ben?(Acıklı ve ümitsiz bir haykırışla..) :..ben neyim?...ben neyim şimdi?...taş parçası..?..evet..bir taş parçasıyım...asırlarca kalacağım..sessiz kalacağım...fakat düşünüyorum...ben bir taş parçası değilim...bir ağaç...dimdik duran bir ağaç...hayır...hayır!...Aaahhh...insanım ben...ama ötekiler neden beni görmüyorlar?(Telaş ve büyük bir endişe içinde vücudunu yoklar ve telaş içinde ,çabuk çabuk): ayaklarım..kollarım..etrafım...hiçbir şeyim yok benim...o halde ben insan değilim...(büyük bir ızdırap ve endişe içinde):..ama ben neyim?...kimim ben?...(çok acı ve korkunç bir haykırışla bağırarak):...neyim?... neyim ben??? karanlık...bomboş...simsiyah bir alem...ben bunun içinde kaybolmuşum...neyim ben?...hiç birisi değilim ben...ötekiler ne?...maddem yok benim...fakat...fakat...beynime bu fikirler nereden geliyor?...aydınlık beynimin içinde...ama beynim yok...öyle bir hüviyetim ki...(Şiddetle,korku ve heyecanla bağırarak ve çabuk çabuk konuşarak):..görülecek..tutulacak hiç bir şeyim yok...ama ben varım...ben bir şeyim...maddesiz varlık...(Bir süre sessizlik..) evet...evet...evet...demek hafif te olsa benim bir bedenim var...bu bedenim olmasa hiç bir varlıkla temas edemem...ilkel ruhların da demek bir bedeni var...Acaba yeniden hayata katılsam mı?...yapabilir miyim?...Yapabilir miyim bunu?...Orada kızım vardı...
(Tam bu sırada ses tonu değişir..amirane,fakat metin,kesin ve etkili bir sesle ve sözcükleri tane tane,açık olarak, bir rehber ruh şöyle söylüyor) :
- "Sen bu hayat yolculuğunun için de her istediğin zaman evlatların,çevren olabilir..Gerçek yaşamın şimdi başlıyor.."
(Medyumun sesi çok hafifler,iyice düşünerek,teslimiyetle):..evet...hayat yeni başlıyor..Bu aydınlıkların ötesinde bana tekamül yolunu işaret ediyorlar...Artık kızım,evim ve ötekiler beni ilgilendirmezler...Dünya hayatının gerektirdiği birer üniformadır onlar...bedenim...kimliğim...hatta ismim bile...
(...Ses kesilir)..
...Ve en sonunda medyum transtan çıkar.

Neden Bu Hayatı Seçiyoruz?

Yeniden doğmayı seçen süjeler, kendi imkanlarını geliştirmek için seçmezler.Amaçlar daha çok, başkaları ile iyi ilişkiler kurmak ve tahakküm etmeden sevmek gibi amaçlardır.
Çoğunun amacı insanlığa;" Birleşik İnsanlık olduğunu" anlatmak ve üstün bir bilinci geliştirmektir.

Süjeler genelde trans raporlarında yeniden doğuş amaçlarında, kendi toplumsal durumlarını, mal-mülk ve güçlerini daha iyi hale getirmek gibi konulardan bahsetmiyorlar. Yanıtları,bilinçdışı olarak; "Altın Kural"ın evrenin temeli olduğunu ifade etmektedir. "SANA YAPILMASINI İSTEMEDİĞİNİ BAŞKALARINA YAPMA!"

Fakat görünüşe göre, bu kural, gerçek gücünü tekrardoğuşta bulmaktadır; deneyimlerimizi tamamlayacağız.Bizi saran realiteler, geçmiş hayatlarımızda yaptığımız hataları tamir etmek amacıyla tahrik ettiğimiz yaşam ve koşullardan beklediğimiz şeylerden oluşan bizzat kendi yaptıklarımızdır.
Şunu anlamalıyız; biz ,hepimiz, bir bütüne aidiz ve yeryüzüne gelmeden önce de hepimiz birbirimize bağlıyız...

Çok sayıdaki süje ile yapılan translarda,"Bu hayata geliş amacın nedir?" sorusuna değişik süjelerden alınan özet yanıtlar:

-"Hedefim, ruhumu geliştirmeye devam etmek ve başkalarının yardımıyla, dinsel, ruhsal ve enerjetik çok derin bir bilinç aşamasına ulaşmaktı."

-"Amacım eş ve anne olarak kendimi gerçekleştirmek ve birçok bilgi edineceğim bir imtihan devrinde yaşamaktı."

-"Çok tecrübeye ihtiyacım olduğunu söyleyen bir ses işittim."

-"Hayatımın amacı, bu karmaşık fikri teşkil eden dağınık unsurları bir araya getirmek ve korkmadan güneşe doğru giden ve dizginleri elinde tutan bir İkarus olmaktı. Bir beden bulmak ve yeniden doğmak için acele ediyordum. İyi-kötü, imkan dahilinde çok sayıda tecrübe yaşayarak anlamayı ve öğrenmeyi seçtim."

-"Doğmayı seçerken gelecekteki çocuklarımdan biri, iki hayat arasındaki bu devrede benimleydi ve hayatımın amacı büyük bir şef doğurmaktı. Bu oğul, önemli sosyal değişimlerin başında büyük bir şef oluyor. Diğer çocuklarımın bunu bilmesini istemiyorum. Bunu,bu hipnoz celsesinden önce bilmiyordum."

-"Bu hayattaki amacım, kendim hakkımda daha fazla bilgi edinmektir."

-"Geçmiş bir hayatta Asya'da bir kabilede yaşıyordum ve köşesine çekilmiş bir rahiptim. Kimse beni görmüyor ve işitmiyordu.Bu güncel hayat boyunca,biraz kendimle ilgileneceğim."

-"Dünyaya gelişimin bir nedeni olduğunu, ama bunu hatırlamadığımı biliyorum."

-"Bana hayatımın amacını sorunca,açıkça tek düşüncem ona kavuşmaktı.Yine biliyordum ki yakın dostlarımdan biri idi. Bir diğeri çocuklarımdan biri olacak. Bu çocuğu sabırsızlıkla bekliyorum. Kız mı, oğlan mı olacağını bilmiyorum ama tanıdığım biri olacak, biliyorum. Hipnoz celsesi sırasında geçmiş hayatlarda gördüğüm bir dostumu tekrar bulmaktan mutluyum. Bununla beraber, hipnoz altında, o, bu hayatın temel amacı olarak görünmüyor. Onunla yeniden olmaktan memnunum. Ama Maya'lar devrinin adamı ve benim gelecek çocukluğum, tekrar bulmayı beklediğim kimselerdi..."

-"Geçmiş hayatlarımda kötülük yaptığım kimselerle yeni bir irtibat kurmak zorundaydım."

-"Hedefim alçakgönüllülüğü öğrenmekti."

–"Bu hayattaki amacım "bencilliği","bizciliğe" dönüştürmek, sorumlu olmayı kabul etmek ve başkasına kısıtlama uygulamamak idi. Bu devre bir geçiş devresidir."

-"Bu dünyada olmaktan çok mutluyum, burada oluşum,bana öyle geliyor ki,etrafıma cesaret ve kuvvet dağıtmak içindir."(Dr.H.Wambach)

SPATYOM

Spatyom, bedenden kesin olarak ayrılan ruhun gittiği bir mekandır. Ahiret, öte
dünya, öte alem ya da ruhlar evreni de denen bu yer, ruhun imajinasyonuna ve serbest düşüncesine göre en uygun formları oluşturacak bir yapıdadır.

Spatyom mekanı, fizik alemimizin hem içinde, hem de dışındadır. Yani insan bir yönüyle spatyomun yüzeyi ile temasta, diğer yönüyle de fizik alemin içindedir. Bunlar birbirinin içine girmiş sınırı belli olmayan iki ayrı alemdir.

Spatyomun da maddesi ve atomu vardır, ama, fizik madde ve atomdan farklıdır. Fizik dünyamıza oranla daha yüksek ve ince tertipteki maddelerden oluşmuş bir madde alemidir. Spatyomdaki planları ve düzenleri gözlemleyen bir insan, oradaki eşyanın geçirgen nitelikte olduğunu, daha parlak, daha ışıklı durumda bulunduğunu görür. Spatyom alemi, Dünyamızın fizik araç ve gereçleriyle keşfedilemez. Fakat o alemi insanın, kendi kişisel deneyimleriyle tanıması mümkündür.

Aslında spatyom bir bilinç halidir. İnsan, ya farkına varmadan ya da belirli yöntemleri kullanarak, bu bilinç halini yaşayıp, spatyomdan izlenimler edinebilir. İnsan ölüm olayı ile, bedene bağlı bilinç halinden çıkıp, daha farklı bir bilinç haline geçer.

Spatyom bir bilinç halidir:

Spatyom, ölülerin sığındığı bir alem değildir. Biliyoruz ki, ruhun ölümü diye bir şey yoktur. Spatyom bir bilinç halidir. Ve orada da enkarne olunur. Dolayısıyla ölüm olayı, varlığın tamamen bir şuur değişimi halidir. Kısaca yeryüzünde yaşamak da bir bilinç halidir, spatyomda bulunmak da bir başka bilinç halidir.

Bir ruh varlığı, sonsuz olan evrende tekamülü için kendisine tanınmış her olanağı kullanır. Bütün olay, varlığın giderek bilgisini arttırması, kendini ve çevresini bilmesidir. Böylece maddeye hakim olarak, hem onu, hem kendini geliştirir. İşte bu amaçla insan, spatyom ile dünya realitesi arasında gider, gelir. Hiç şüphesiz spatyomun üst kademeleri de son durak değildir. Tekamül yolculuğu sonsuz evrende sürer, gider.

Ölümden sonra spatyoma geçen ruh varlığı, bu mekanda, tekamül derecesine göre yerini alır. Bunu,varlığın içinde bulunduğu şuur alanı, dolayısıyla yaymış olduğu titreşim veya ışınım gücü tayin eder.

Spatyom bilgisinin yararları:

Yeryüzünde yaşarken bedenimizle ilgili nasıl birçok bilgilere sahipsek ve canlı olarak üzerinde bulunduğumuz Dünya'mızı nasıl tanımaya çalışıyorsak, spatyomu da, imkanların elverdiği ölçüde tanımak hakkına sahibiz. Çünkü, orası da varlığın yaşamını sürdürdüğü bir mekandır.

Ölüm olayı ile varlık üç boyutun dışındaki yeni bir gerçekliğe girmiştir. Bu yeni realitenin üzerinde bıraktığı etkileri yorumlamakta güçlük çeker. Çünkü beden kanalıyla gelen kabalaşmış etkileri aldığı dünyayı henüz terketmiştir. Oysa, şimdi mantık dışı bir ortamdadır. Spatyomda hiçbir şey sürekli değildir, anında meydana gelir ve belirir ve bir süre dayandıktan sonra kaybolur. Örneğin bir kitap imajine edersiniz, konsantrasyonunuz zayıfladığında o kitap kaybolur. Bu durum varlığı şaşırtır. Dünyadaki zaman anlayışımız ile buradaki zaman anlayışımız arasında da fark vardır. Buradaki zaman oynak, doğrusal olmayan bir zamandır. Örnek olarak, 80 yaşında ölen bir insan, kendisini orada 30 yaşındaki haliyle bulabilir. Varlığın mekan ve mesafe anlayışı da altüst olmuştur. Bir anda bir yerden bir yere ulaşabilir. Bütün bu olaylar, varlığı, bu yeni bilinç ortamında şaşkınlığa uğratır. Öyleyse, öldükten sonra ister istemez gideceğimiz spatyom ve spatyom hayatı ile ilgili bilgileri öğrenmek bizim için çok yararlıdır. Ölüm ötesi yaşam, ne korkulacak, ne de yasaklanmış bir konudur. Bu alem hakkındaki bilgiler, ya medyomların kendi izlenimleri ya da onlar kanalıyla verilen ruhsal mesajlar vasıtasıyla elde edilir.

Dünyanın birçok yerinde, birçok araştırmacının, spatyom hakkında elde ettiği bilgiler çok fazla olmasına rağmen, bu mesajlar bize spatyomu yüzde yüz bir kesinlikle tanıtmaz. Çünkü spatyom alemi sınırsız imkanları ve çeşitliliği ile dünya realitesi tarafından tamamen keşfedilemez. Bilinebilenler, iki çizgi arasında sınırlı kalmaktadır. Bu sınırların dışını tanımaya, idrak kapasitemiz ve kavramlarımız yetmemektedir. İnsan, daha ileri tekamül düzeylerine ulaştığı zaman, spatyomu çok daha iyi tanıyacaktır.

Spatyoma ilk adım ve devreler:

İnsan zihni sınıflandırma yapmaya alışık olduğundan, daha rahat anlaşılabilmesi için spatyom hayatını, kabaca üç aşama halinde incelemek mümkündür.

a) Kendiliğinden (otomatik) imajinasyon aşaması,

b) Bilinçli imajinasyon aşaması,

c) Yüksek bilinç aşaması.

Şunu vurgulamak gerekir ki, bu aşamalar birbirinden kesin çizgilerle ayrılmış değildir. Birinden diğerine çok yumuşak ve uyumlu geçişler vardır. Sayısız nüanslarla spatyom alemi sonsuzluğa doğru uzanıp gider.

Spatyoma geçmek üzere olan bir insanda beynin baskısı ve bu baskı nedeniyle dünya maddelerine bağlı tüm kayıtlar yavaş yavaş ortadan kalkmaya başlar. Varlık, ne kadar ileri tekamül seviyesine sahipse, bu bağlar o kadar çabuk çözülür. Dünyada iken vicdani duygularını bastıran maddi bağlar bu yeni ortamda ortadan kalk-tıkça, insan, içtenlikle kendi iç duygularına kavuşur ve dış alemi unutur. Bu sırada, ruhun bütün iç duyguları, objektif birer varlık halinde şekillenerek onu kuşatır. Bunun sonucu olarak ruh, aşağı yukarı rüyada olduğu gibi, iradesi dışında meydana gelen olaylar içinde, genellikle, yarı şuurlu bir halde yaşamaya başlar.

Spatyoma geçmiş bir insanın imajinasyon yeteneği, dünya'daki durumuna göre çok artmıştır. Ama bu safhada ruh, irade ve imajinasyon faaliyetinin hemen hemen farkında değildir. Spatyomda serbestliğe kavuşan duygu ve eğilimler, hiç çaba harcamadan imajinasyon süreciyle canlanır ve ruh varlığı için gerçekmiş gibi görünür.

Ruhların, bedeni bıraktıktan sonra hemen girdikleri bu evre bir çeşit bilinç kaybı ve şaşkınlık evresidir. Bu aşamada bulunan ruhlar, kendi görüşlerine uygun gelmeyen yabancı bir ortamın içinde birbirini takipeden, genellikle tatsız olayların ve sürprizlerin karşısında şaşkın ve karışık bir ruh hali içindedirler. Etraflarında olup biten şeyleri yalan yanlış yorumlamaya çalışırken, onların nasıl meydana geldiğini bilmezler. Buradaki varlıklar birçok şey meydana getirirler, fakat karşılarında bulunan bu objelerin kendi imajinasyonlarının ürünü olduğunu bilmezler. Burada yaşadıkları hayat tamamiyle kendi imajinasyonlarının yarattığı hayattır.

Bu hayat bazen ıstıraplı bazen de huzurlu olabilir. Dolayısıyla ruhun spatyomda çekeceği ıstıraplar, otomatik imajinasyonun ürünüdür. Örneğin, bir katil, öldürme sahnesinin bütün izlenimlerini ruhunda taşımaktadır. Bedenle olan ilişkisi kesilip spatyoma geçince korku, hiddet, acıma ve pişmanlık gibi duygular bütün canlılığı ile ortaya çıkar ve vicdanın yönlendirmesi ile objektif imajlar halinde ruhu kuşatır. Çok çeşitli, ama aynı konuyla ilgili monoton imajların devamı, katilin ruhu için en büyük işkencedir. Onun bu imajlardan kaçıp kurtulması mümkün değildir. Ruh, bu halin ne kadar sürdüğünü bilemez. Çünkü zaman anlayışı da spatyomda değişime uğramıştır. Bu sahneler, kati-lin ruhundan bu imajlara neden olan duygu ve eğilimler kaybolana kadar devam eder. Geçen süre, ruh için sonsuzluk gibi uzun olabilir. Çünkü spatyomdaki zaman kavramı bizdekinden çok farklıdır. Varlık, asırlardır ıstırap çektiğini ifade edebilir. Bu hal cehennemde bulunmak demektir. Varlık, ıstırabı bütün benliği ile hisseder, ta ki, uyanıncaya kadar. ( E.Arıkdal))

Geçmiş Yaşamınız Bu Yaşamınıza Ne Şekillerde Yansıyabilir?

Hiç daha önce görmediğiniz birisi ile karşılaştığınız ve gözgöze geldiğinizde içinzde o kişiye karşı tuhaf bir yakınlık hissettiğiniz oldu mu?Olduysa bunun ortak bir geçmiş yaşamınızdan olabileceğini düşünebilirsiniz..Özellikle geçmiş enkarnasyonlarda yakın çevrede yaşamış iseniz;aile üyeleri,akraba,arkadaş,dost vb. grup reenkarnasyonları olabiliyor..
Aynı şekilde hiç ilişkiniz olmadığı halde ,ilk karşılaşmanızda hoşunuza gitmeyen,itici gelen,veya korktuğunuz birisi,geçmiş yaşamlarınızın birisinde size fenalık yapmış olan birisinin reenkarne şekli olabilir..

Her türlü tıbbi yardımı aldınız ama vücudunuzun belli yerlerinde açıklanamayan ağrılar veya hassasiyetler var... Giyotinle idam edilerek ölürüldüğünü deneyimleyen bir deneğin boyun ağrısından kurtulması gibi,çeşitli iyileşmeyen ve "psikolojiktir" denerek tam açıklanamayan ağrılar geçmiş yaşamlardan yansımış olabilir.Olabilir diyorum çünkü yüzde yüz böyledir dememek gerekir..

\"....Hiç hap içemeyen,içerse boğazının tıkanıp öleceğini düşünen ve sudan korkan bir denek,regresyonda bir yaşamında bebeğiyle birlikte suda boğularak öldüğünü deneyimlemiştir..Sonuç; suya ve hap içmeye karşı korkuları geçmiştir..

Yüzünde bir türlü geçmeyen tiki bulunan biri,Auschwitz kampında toplu katliamda öldü sanılıp,toplu mezara atıldığını,çukuru kapatmak için atılan toprakların yüzüne gelmesiyle yüzünü,gözlerini kırpıştırmasını deneyimlemiştir..

Evinde dehşet verici bir olayın gerçekleşmesi ve eve döndüğünde üç çocuğunu zarar görmüş,belki de öldürülmüş halde bulmak gibi ağır bir endişesi olan bir kadın, geçmiş yaşamında; bir partiye gittiği sırada cinnet geçiren ağabeyinin kendi çoçuklarını ve karısını kötü bir şekilde öldürdüğünü, kadın eve döndüğünde ortalığı kan içinde gördüğünü deneyimlemiştir...Ve şimdi sıkı durun; regresyonda, bu yaşamındaki annesinin yengesi, ağabeyinin öldürdüğü çocukların şimdiki çocukları, ve de ağabeyinin şimdiki babası olduğunun farkına şaşırarak varması ilginçtir.. İşin etkileyici bir başka yanı, halen çocuklarının şimdiki kendi babasından tuhaf bir şekilde korkmaları ve onun da çocuklarını babasından hep korumak istemek gibi garip bir dürtüsü...\" (M.Talbot)

......\"Ortaçağ Avrupası'nda genç kızken kaçırılıp askerlerin seks kölesi yapıldığını deneyimleyen birisi,bu yaşamında cinsel isteksizlik,kendini cinsel olarak kapatma sorunu yaşıyor iken,regresyondan sonra şikayetinin geçtiği bildirilmiştir.

Bir geçmiş yaşamında açlıktan,karşı kabilenin tavuğunu çalıp,kaçarken ip köprünün kopmasıyla uçuruma yuvarlanarak ölen bir deneğin,bu yaşamında hem yükseklik korkusunun,hem de tavuk etine alerjisi olduğu kayıtlarda yazılıdır..

Uykususuzluk sorunu (insomnia) olan bir denek,bir yaşamında,kızılderililerle çarpıştıklarını,gece de tetikte olmayan kişilerin öldürüldüklerini,kendisinin korumak amacı ile,sürekli etrafı kollayarak uykusuz ve stresli geceler geçirdiğini görmüştür..\" ( Dr.E.Fiore)

Yukarıda örneklerle açıklanan bazı durumlara benzer şekillerde bir çok fobi/korku,alerji,iç sıkıntıları,özgüven eksikliği gibi sorunların kaynağı geçmiş bedenlenmelerde olabiliyor..

Peki bu yaşamdaki yalnızca sorunlar mı geçmiş yaşam kaynaklı?
Elbette ki hayır..
Bir takım hobiler,yetenekler,ilgiler,kişilik yansımaları da olabiliyor..
Regresyonda çok hoş,mutlu deneyimler çok sık yaşanır..Uyandığında mutluluktan ağlayanlar çoktur..

Ölümden Sonra Neler Oluyor?

İnsanlar genel olarak ölümü,her şeyin sonu olan,ürkütücü ve umutsuz bir durum olarak görür,çünkü ölüm insanların varolduğunu bildikleri tek yaşamdan ayrılış demektir..
Peki,ölüm gerçekten de her şeyin sonu mudur?Ölümden sonra da yaşam var mıdır?Varsa bu nasıl bir şeydir?

Ölüm aslında herşeyin sonu değil..Aksine yeni bir doğuş..Reenkarnasyonun varlığı,ruhun tekrar tekrar değişik bedenlenmelerle(enkarne olarak) dünyaya dönmekte olduğuna dair sayısız örnek var..
Konunun uzmanlarının yaptıkları regresyon sonuçları,celseler bu nları açıklıyor..

Ayrıca Ölüme Yakın Deneyimler (ÖYD) yaşayan 11 milyon insanın anlattıkları ölümle hemen her şeyin bitmediğini gösteriyor..
ÖYD yaşayanların anlattıkları klasik tıbbın tanımını yaptığı halüsinasyonlara benzememektedir.Veya ne şizofrenlerin ve psikoz nöbetlerinde hastaların gördükleri halüsinatif görüntü veya seslere,ne de uyuşturucu
kullanımından doğan hayallere hiçbir benzerliği bulunmamaktadır..
ÖDD (Ölümden Dönme Deneyimi) terimi de yaklakşık aynı anlamda kullanılmaktadır..Bu deneyimleri yaşayanların anlattıkları çoğunlukla ortaktır.
Dünyanın farklı ülkelerinde farklı bilimsel çevrelerde yapılan ÖYD araştırmalarında anlatılanlar hep birbiriyle paralellik göstermektedir..Bunların hepsinde ortak bir tema,hepsinde kendi içinde tutarlı bir mantık vardır..

Bir kaza,yaşanılan ani bir şok,ağır bir ameliyat,kalp krizi veya başka bir nedenle geçici bir süre bedeniyle irtibatı zayıflayan fakat sonra kurtulan kişilerin ölüm ve "Öte Alem"e dair anlattıkları birbiriyle neredeyse aynıdır..
Örneğin,ameliyatta tıbben öldüğüne karar verildikten saatler sonra dirilen bir hasta;"Bedeninden uçarcasına çıktığını,kendi bedenini ve doktorların kendi bedeni üzerinde çalıştıklarını,o gergin havayı,hatta doktorların konuşmalarını hatırladığını ifade etmiştir..
Bir başka ÖYD yaşayanın anlattıkları:
" Bedenimin dışındaydım.Kendi bedenimi oradaki ameliyat masasında yatarken görüyordum.Bedenimin dışında olmak,bana ilk anda çok tuhaf gelmişti.Bedenim aşağıda,ben ise yukarıdan onu seyrediyordum.Ne olduğunu anlayamamamın sıkıntısını yaşıyordum..İşte o sırada parlak bir ışık yanıma geldi.İnanılmayacak kadar parlak;çok açık sarı,hemen hemen beyaza çalan ışığı tarif etmek olanaksızdı.Bu esnada ben kendi bedenimi,doktoru ve hasta bakıcısını görebiliyordum.Kendi kendime ne olup bittiğini soruyordum.Sonra,sanki o ışığın içindeki bir varlık,bana şu soruyu sordu:"Ölmeye hazır mısın?" Görünürde kimse yoktu ama bu soruyu çok net duymuştum.İçinmden "Hayır" diye cevap verdim.O ışığın gelmesiyle birlikte kendimi,anlatılamayacak derecede huzurla kuşatılmış,sonsuz bir güvencede hissetmeye başlamıştım.Ölümün sınırında olduğumu farkediyordum.Bu mutlu bir başlangıçtı." (Psikiyatrist Dr.Raymond A.Moody:Life After Life ,1975)

ÖYD veya ÖDD yaşayanların anlattıklarına göre, Vücuttan ayrılılış anında; Bedenden yukarı doğru çekiliyor..Bu bir yükselme,çekilme ya da ani bir fırlayış.. Sonra,büyük bir huzur ve içsel sakinlik..Daha önce hiç yaşanmamış bir mutluluk duygusu..Pırıl pırıl renkler..Çok yoğun parlak bir ışık..Bir tünelden geçerek ışığa çekilme..Işığın içine girince daha önceden ölmüş sevilenlerle karşılaşma ve adaptasyon için ruhsal planda kılavuzluk..

Ayrıldıktan sonra yaşananlar: Karanlık bir koridordan geçtikten sonra yeniden herşeyin aydınlanması..Beden üzerinde havada gezmek..Bedene dışarıdan bakarken aynı zamanda bedenin çevresindeki insanların da görülmesi,konuşmaların duyulması..Kendi varlığını diğer insanlara duyurma çabası,fakat diğer insanların kendisini duymaması..Beden dışında hiç bir ağrı,sızı vb.etkilerin hissedilmemesi..Çevredeki duvar gibi katı cisimlerin içinden geçebilmek ve ışık hızıyla istenilen yere gidebilmek..Bedenden ayırldıktan hemen sonra veya tam ayrılış anında;o yaşamın tüm ayrıntılarının renkli bir film şeridi gibi ve son derece hızla gözönünden geçmesi v..

Bedenden ayrılıp,ruhsal plana yükselenler,bu dünyadaki görevlerinin henüz bitmemesi gibi nedenlerden dolayı geri döner ve tekrar fizik bedene girerler..Astral bedendeyken duymadıkları acı,sızıyı yeniden duymaya başlarlar.
Sonrasında kişide;Eskisinden çok daha sevecen,alçakgönüllü,pozitif olurlar ve duruma göre zeka ve psişik yeteneklerde bir artış sözkonusu olabiliyor..
Ve ölümden korkmuyorlar artık..Çünkü oranın huzur dolu olduğunu söylüyorlar..

GYD uygulaması

Regresyon nedir?

Hipnotik çalışmalarda yaş geriletmesi veya hipnotik geri götürme tekniğine regresyon denir.Bu teknik sayesinde bilinçaltındaki kayıtlara ulaşılabilinir.

Bu kayıtlar bu yaşamın herhangibir dönemine,yani doğum öncesi,doğum anı,erken çocukluk gibi bireyin yaşamında çok önemli periyodlarda olabildiği gibi,geçmiş yaşamlara ait kayıtlar da olabilir.Regresyon da,bu kayıtlara ulaşmak için çok etkin ve hızlı bir metoddur.Analitik hipnoterapinin olmazsa olmazıdır regresyon.

Birey,söz konusu geçmişin negatif kayıtlarından dolayı sıkıntılar yaşıyorsa, bu yöntemle çok güzel ve kalıcı,kişiyi mutlu etmeye yönelik düzenlemeler yapılabilmektedir.Geçmişin bu tür negatif kayıtları bir hipnodedektif titizliğinde ayrıntılı araştırılır ve olumsuz kayıtların,virüslü işleyen programların yerine sağlam,düzgün programlar konur..

GYD yaşayanlar,eskisine oranla daha olumlu ve hoşgörülü bir yaşam felsefesine sahip oluyorlar.

GYD nasıl yapılır?

GYD uygulanmasını isteyen danışan öncelikle analitik olmamalıdır.Bu çalışmada beklenti , fayda inancı ve güven en önemli faktörlerdir.

Uygulamaya geçilmeden önce danışan detaylı olarak bilgilendirilir.

Seanslar hipnoz koltuğunda yapılır, duruma göre,öngörüşme dahil ortalama 2 saat sürer.

Seans sırasında geçmişin kayıtları yeniden canlanır ve sanki birebir yaşanıyormuş gibi olunur.Amaç da budur zaten..Eğer bireyin şu andaki durumunda , geçmiş kayıtlarından dolayı bir negatif etkilenme sözkonusu ise,olumlu telkinlerle yeni bir farkındalık,bir rahatlama sağlanır.O ana kadar çekilen sıkıntıların yok olduğu şaşırarak ve sevinerek görülür.

Bazen mevcut yeteneklerin kaynağı da anlaşılır GYD ile.

Her hipnoterapi seansında olduğu gibi,GYD de çok güzel duygularla uyanılır.Birey kendini gerçekten rahatlamış,omuzlarından büyük bir yük kalkmış gibi hafiflemiş hisseder kendini

Deneysel Tekrar Doğuş Olayları

Şimdiki anda yaşanan bir sorunun kaynağı, kısa bir süre önceki bir deneyim olabileceği gibi tarihöncesi bir deneyim de olabiliyor. Regresyon çalışması; geçmiş deneyimlerden bugüne taşımış olduğumuz ve hayatımızda hala devam eden,bizi yöneten negatif etkileri olumlu yönde dönüştürmemize olanak sağlayabiliyor...

Geçmiş yaşamı hatırlama deneyimi henüz bilimsel araştırma alanı dışındadır.
Bugünkü bilimsel araştırma ve kanıta dayalı yöntemlerle,öldükten sonra neler olduğunu
gösterebilen bilimsel kanıtlar yoktur.

Reenkarnasyon,ruh denen şey,insanların geçmiş yaşamları gerçekten var mı?
Pozitif bilim penceresinden bakılırsa bunlar hayal ürünü,saçmalık veya bilinçaltının fantezileri.
Mevcut bilimsel ölçümlemeler bu tür spritüel konuların doğruluğunu araştırmada yeterli değildir.Varolan bilimsel yöntemler ve gözlem araçları, geçmiş hayatları,tekrardoğuşu deneysel olarak ölçme olanağına sahip değil.Bu konuları savunanlar da somut olarak kanıtlayamıyorlar..
Transtaki deneklerin aktarımlarının gözlenmesi ile ruhun ve reenkarnasyonun varolduğunu belirtiyorlar.
Bu konuda sayısız kitap ve çeşitli yayınlar,kuruluşlar ve gruplar var.

Regresyon tekniği ile geçmişte soruna neden olan olaylar canlandırtılıp,olumlu yönde yeni düzenlenmeler yapılmaktadır.

Bu,şimdiki yaşamın geçmiş dönemlerinde olabilidiği gibi,geçmiş hayatlarda da olabilmektedir.Önemli olan;sorun yaratan duygu her ne ise,ister bu yaşamda,ister geçmiş yaşamlarda olsun,oraya ulaşabilmektir.
Bunu da ancak bilinçaltı bilir.Bilinçaltı nereye götürürse,orada olumlu değişiklik yapılır..

Beden öldükten sonra,bilinç devam ediyor mu,etmiyor mu? Ben bunları ispatlamak uğraşında değilim,zaten yıllardan beri bu konulara kafa yormakta olan konunun uzmanları ve sayısız vaka örnekleri ve yayınlar var..Ama şahit olunan vakalarda,sorunun kaynağı,geçmiş yaşamlardan taşınan bilinçaltı olaylarında karşınıza çıkabiliyor..

Reenkarnasyon var veya yok..Önemli olan,kişideki sorunların ortadan kalkabilmesidir.Konuya teorik değil,pragmatik olarak bireye yararlılığı açısından bakmak gerekir..
Kişi iyileşiyorsa,ister "bunlar bilinçaltının fantezileri" densin,ister saçmalık.

Yararlılık ilkesinden bahsetmişken,bu tür uygulamaların,varolan ve uygulanagelen tıbbi ve psikiyatrik yöntemlerle karşılaştırılmasının,ve özellikle de bu disiplinlere alternatif olarak sunulmasının karşısında olduğumu vurgulamak isterim.
Tıp,psikoloji ve psikiyatrinin başka bir alternatifi yoktur,başka hiçbirşey bunların yerine konamaz,konmamalıdır.

Bu konuya tarafsız bir yaklaşım daha yapıcı olur.

Ama şunu da belirtmek gerekiyor galiba; bilimsellik kavramı da dönemlere ve tanımlara göre değişmekte değil mi?Galile de zamanında "aykırı ve saçma(!)" fikirlerinden dolayı mahkum edilmedi mi?

Burada,konuya mevcut parapsikolojik ve spritüel çalışmalar penceresinden yaklaşılmaktadır..Amaç, bu tür bilgilerin insanlık kültürü haznesinde varolduğunu,çeşitli çevrelerde uygulanageldiğini ifade etmektir.Buradaki yazıların herhangi bir inanç sistemi ile karşılaştırılmaması ve spekülasyon yapılmaması gerekir.Çünkü hiçbir inanç sistemine dair bir kıyaslama veya değerlendirme yoktur.

Karma

Genel bir ifade ile karma;olumlu ve olumsuz herşeyin geriye ödenmesi ve dengelenmesi gerektiğini bildiren evrensel denge ya da neden-sonuç yasasıdır..

Herşey insana geri döner..Ne ekersen onu biçersin gibi..Karma borcu mutlaka ödenir..

Bu yaşamda ödenemeyen veya dengelenemeyen karma sonraki bedenlenmelerde ödenir..Hatta bunun için geri gelinir..

Bu borç illa dişe-diş şeklinde değil de başka yollarla da ödenebilir..Diyelim ki bir insana çok büyük bir haksızlık yaptınız.O zaman bir başka yaşamda o insana hizmet ederek de karma borcunu ödeyebilirsiniz..Belki geçmişteki o yanlışınızı telafi etmek için o insana hizmet edip bakabilir,onun koruyucusu olabilirsiniz..Yaptığınız şey daima bir biçimde temize çıkarılır...

Ruhsal Rehberler

Çeşitli kültürlerde koruyucu melek ya da ruhlara inanılır..Peki onlar gerçekten var mıdır?

Çok sayıda psikiyatr ve psikologların da yaptığı GYR vaka sonuçlarına ve celse sonuçlarına göre evet..
Koruyucu ruhlar vardır ve çoğunlukla aranızda önceden yakın bağ olan biridir ve sizi korur,yardım eder.Hem bu,hem de öteki alemde..

Bu rehberler kendilerine yakın buldukları kişileri seçerler ve doğumlarından itibaren yanlarında bulunurlar..Yani hiçkimse yalnız değildir..
Bu ruhsal rehberler hep,kalben kişinin en yüksek iyiliğini isterler.

Yanlış birşey yapmak üzere olan birisinin,onu iyi yöne,doğruya sevkeden iç sesi işte böyle bir şeydir..Kutsal rehberler veya yardımcı ruhlar bireyi hep doğruya yönlendirir ama karar bireyindir..Direksiyon bireydedir,onlar sadece uyarırlar..Acil durumlarda da uyarırlar: son anda binmekten vazgeçilen uçağın düşmesi gibi..

Bir ömür boyunca birkaç farklı rehberiniz olabilir,yaşamınız değiştikçe onların fonksiyonları da değişir...

Astral Seyahat
ASTRAL SEYAHAT NEDİR?

Bedeni belirli bir süre terk ederek çeşitli yerlere düşünce hızı ile gidip, gidilen yerlerde meydana gelen olayları izleyebilmek mümkündür. Parapsikoloji Enstitüleri'nde incelenen duyu-dışı algılamalar arasında en ilginçlerinden biridir...

Bilincin beden dışına yansıması ya da diğer bir tanımla,bilinç alanının genişleyerek beden dışına taşma olayına Astral Seyahat veya Bilinç Projeksiyonu adı verilir.

Bu yansıma fiziki evrenin her hangi bir noktasına olabildiği gibi, fiziki evrenin ötesindeki ortamlara da olabilmektedir. Diğer duyu-dışı algılamalarda olduğu gibi aslında herkeste bu yetenek vardır. Fakat herkes bu yeteneği kullanamaz.

Parapsikoloji Kürsülerinde, özel metotlarla gerçekleştirilen Astral Seyahat çalışmalarında oldukça önemli adımlar atılmış durumdadır. İnsan yapısına, yaşama, var oluşa, fizik evren yapısına yepyeni boyutlar getiren bu çalışmalar aynı zamanda, ölüm ve ölüm ötesi yaşamla ilgili konular hakkında da son derece önemli bilgilerin bir araya getirilmesinde çok büyük bir fonksiyon görmüştür.

Astral Seyahat Sırasında Yaşananlar!

Astral Seyahat sırasında bedenin değişik yerlerinde seğirmeler, kulakta çınlamalar ve tam ayrışma anında ise, çatırdama ya da buna benzer bir takım sesler duyulabilir.

Astral Seyahat yaparak bedeninden geçici bir süre ayrılanlar,başlarından geçen bu tecrübelerini genellikle birbirlerine çok benzer ifadelerle anlatmaktadırlar...

Astral Seyahat Tehlikeli midir ?

Astral seyahat tehlikeli değildir.En azından şimdiye kadar böyle bir durumun yaşandığına dair bir bilgi yoktur.O esnada bedeniniz güven içerisinde yatakta yatıyor olduğu için hiç olmadığınız kadar güvendesinizdir. Beden dışında iken gümüş kordon olarak adlandırılan bir ip ile yataktaki bedeninize bağlısınızdır. Ölüm hali gümüş kordonun kopması halidir,eğer gümüş kordon koparsa bir daha bedeninize dönemezsiniz. Bu kordonun kopması ancak ve ancak normal ölümlerle ,trafik kazası hastalık vs gibi durumlarda meydana gelir.Astral seyahat esnasında gümüş kordonun kopması ve tekrar bedene dönememek gibi bir durum söz konusu değildir.Tam aksine beden dışına çıkabilmek o kadar da kolay değildir. Yani ilk denemenizde ya geri dönemezsem diye korkmayın. Siz bu tip gereksiz korkuları düşünmek yerine nasıl yapar da daha fazla dışarıda kalabilirimin yöntemlerini arayın. Geri dönmek bir anda oluveriyor önemli olan çıkmak ve bazılarının yaptığı gibi dışarıda uzun süre kalabilmektir. Astral seyahatin en önemli tehlikesi, günlük işerinizi bir tarafa bırakıp \"hele bir astral yolculuk yapayım ondan sonra her şey farklı olacak ,dünyaya farklı bir açıdan bakacağım\" diye düşünmektir. Bu tip düşüncede olan insanlar yıllarca denemelerine rağmen hem beden dışına çıkamadıkları gibi yapmaları gereken işlerini de ihmal ederler. Bu durum ise gümüş kordonun daha da gerginleşmesine neden olur.Sonuçta vakitlerini boşa geçirir hiç bir şey elde edemezler. Doğru bildiği gibi yaşayan , kimseden çekinmeden düşüncelerini açıkça söyleyebilen insanlar daha mutlu ve sağlıklı oldukları için astral seyahat yapmaya daha müsaittirler. Bunun tam tersi durumda olan korkuları yüzünden kendini engelleyen ,eleştirilme korkusu ile bildiklerini pratiğe dökemeyen insanlar için astral seyahat yapmak imkansız olmasa da oldukça zordur.Bu nedenle önce aksayan sorunların giderilmesi, daha sonra astral seyahat girişimlerinde bulunulması akla daha yatkındır.

Astral Dünya Kademeleri

DÜNYAMIZ
İçinde bulunduğumuz saat ve tarih dilimidir. Düşünce hızıyla hareket edildiğinden bir yerden bir yere gitmek saniyeler alır. Bu tip astral ayrılmalarda yaşanan olaylar ve görülen şahıslar gerçektende o anda yaşanmakta olan şeylerdir. Örneğin uzaktaki bir yakınınızı düşündüğünüzde bir anda kendinizi onun yanında bulabilirsiniz. Eğer yanına gittiğiniz insanın psisik güçleri ilerlemişse, geldiğinizi anlayabilir.Astral ayrılma ile bulunduğumuz zaman diliminde gezebildiğimiz ve her şey düşünce hızına bağlı olduğundan, daha fazla yükseklere çıkıp gezegenler arası astral seyahat yapmak olasıdır. Fakat bunu yapabilmek için bedenimizi astral bedene bağlayan kordonu gevşetebilmek gereklidir. Bunu yapabilmek için ise astral deneyimlerimizin oldukça fazla olması gereklidir.

DÜŞLER BÖLGESİ
İlkel dinlerden günümüze kadar gelmiş tüm dinlerde de varlığı kabul edilen, insanın yalnızca rüyalarında gidip gezebileceği bir düşler dünyası vardır. \"Bazı inanışlara\" göre cinler bu bölgede yaşamaktadır. İnsanın korkularıyla ya da düşünceleriyle yüzyüze kalabileceği tek yerdir. Herşey düşünce hızına dayalı olduğundan, korktuğunuz herhangi bir şey aklınıza geldiği anda onu karşınızda bulabilirsiniz. Ama korkacak bir şey yok, çünkü aklımıza gelip te vücut bulan herşeyi o anda yok olduğunu düşünerek ondan kurtulabiliriz. Bu dünyanın bir değişik özelliği ise kendinizi olduğunuzdan çok daha farklı olarak görebilmenizdir. Farklı bir insan, hatta farklı bir yaratık...Günlük hayatta tasarladığınız ve hayata geçirmeye çalıştığınız her düşünceyi orada kontrol edebilirsiniz. Bir nevi düşüncelerinizin bedenlendiği bir yerdir.

PARALEL EVRENLER BÖLGESİ
Zaman içinde yolculuk yapılabilen tek yerdir. Kim bilir belki de yaptığımızı zannettiğimiz, fakat düşler dünyasından öteye geçemediğimiz bir yer de olabilir. Paralel evrenler bölgesinde gördüğümüz yerler bulunduğumuz dünya ile çok benzerlik gösterir hatta rüyalarımızda görüpte (evimizi gördüm ama daha farklıydı) dediğimiz bazı görüntüler, rüya sırasında paralel evrenler bölgesinde gördüğümüz yerlerdir. Bu bölgede kendimizinkine benzettiğimiz farklı insanların hayatlarını inceleme fırsatımız vardır.

PRATİK ASTRAL SEYAHAT TEKNİKLERİ

1. Vücudunuzu rahatsız eden ve hissettiğiniz tüm aksesuarları çıkartın. (saat, yüzük, kolye)..
2. Göz kapaklarınıza direkt ışık gelmeyecek şekilde odayı karartın.
3. Başınız kuzeye gelecek şekilde kuzey-güney aksına göre sırt üstü yatın.
4. Tüm elbiselerinizi çıkartın, fakat vücut ısınızı normal seviyede tutacak şekilde ayarlayın.
5. Nerede ve hangi zamanda olursa olsun,mutlaka rahatsız edilmeyeceginizi bildiğiniz bir yerde olun.
6. Rahatlama durumuna geçin.
7. Nefesinizi yarım açık dudaklarınızdan alıp verin.

KLASiK YöNTEM : Rahatlama ve Uçma isteği 1. Ayağınızdan alnınıza kadar vücudunuzu nokta olarak düşünün ve zihinsel gücünüzle bedeninizin 1 metre yukarida olduğuna odaklanın.
2. Astral bedeninizin alın kısmını vücudunuzun ayak hizasina gelecek şekilde ileriye gittiğine odaklanin.
3. Ayaklarınız sabit bir noktada kalacak ve yüzünüz 90 derece dik gelecek şekilde yukarı ve ileri doğru kalktığınızı ve ayaklarınızın üzerinde doğrulduğunuzu düşünün ve buna odaklanın.

TERS DüŞüNME: Beyin Aldatmacasi 1. Hazırlık bölümündeki aşamalarin tümü gerçekleştirilir.
2. Kuzeye doğru yatış pozisyonunuzu, güneye doğru yatmış gibi düşünerek beyninizi aldatmaya çalışın.
3. Beyniniz, devamlı kuzeye doğru olduğunuzu ispatlamaya çalısacaktır. Beyninizi inandırdığınız anda titreşimlerle birlikte yükselmeyi gerçekleştirin
4. Yükselmede zorluk çekiliyorsa, her nefes verişinizde biraz daha hafifleyip yükseldiğinize odaklanın.
5. Yükselmenin diğer yolu ise yukarıda asılı bir ipi çektiğinizi düşünmektir.
6. Eğer titreşimler halen oluşmamışsa ipi her çektiğinizde belli bir rahatlama ve titreşimler meydana gelecektir.
7. Denemeler sırasında birden fazla tekniği kullanmaktansa, her adıma tam konsantre olmak ,akla baska şeyleri getirmeyeceğinden mutlak başarıya kolayca gitmenizi sağlayacaktır.
8. Ayrılma tam olarak gerçekleştiğinde görüntüler ve ugultular baslayacaktir. (herkes için aynı olmayabilir)
9. Artık yapmaniz gereken tek şey, düşüncelerinize hakimiyet ve uçuş provalarıdır.

KENDiLiĞiNDEN VE ŞOK ETKi iLE : Yan Etkenler ve Beyin Gücü Bayılma, ağır hastalik, ağır uyku hali, ani şoklar ve trafik kazası gibi etkiler sonucunda, istem dışı olan astral ayrılmalardır. Kişiler genelde bu durumlarda bir anda kendilerini beden dışında bulurlar fakat durumun farkına varamadan bedenlerine geri dönerler. Normal uyku halinde de bu ayrilma yaşanmasi sonucunda rüyalar görülür. Uyku sırasında düşme, uçma gibi etkiler istem dışı yapılan astral seyahatlerin belirtisidir.

BiLGiSAYAR YAZILIMLARI : Yardımcı Etkenler
\"Brain wave generator\" adlı programlar, beyin dalgalarını yavaşlatarak gevşemenizi sağlayıp , gerekli beyin dalga konumuna getirerek denemelerinizde size yardımcı olur.Bu tür programları bulmak mümkündür.

GRUP ASTRAL SEYAHATİ :İleri Teknikler ve Grup çalışmaları: Her ne kadar gerçekliği tartışıılsa da bazı grupların aynalara bakarak, tam konsantrasyon yoluyla, grup olarak astral seyahate çıktıkları öne sürülmektedir.

HiPNOZ YOLUYLA : Etki Altında Kalmak; Hipnoz, kısa bir tabir ile, süjenin, hipnotistin etkisiyle bazı aşamalardan geçirilerek etki altına alınması ve belirli sınırlar ve çerçeveler içerisinde eskiye dönüş ya da bilinçaltını ortaya çıkarmaktır. Kişiye gerçek hayatında yapmayacağı bir eylemi hipnoz sırasında yaptıramayacağımız gibi, tek tarafli hipnoz ile astral seyahati de gerçekleştiremeyiz. Bunu yapabilmenin tek şartı, her iki tarafin da bu konuda bilinçli ve istekli olmasıdır. Eğer bu koşullar sağlanırsa astral ayrılmanın en kolay yöntemi ,bilinçli hipnotistler tarafindan hipnoz ile yapılabilir. Fakat hipnoz sırasında bilinçaltı ortaya çıkacağından, sonucun gerçekten astral ayrılma mı, yoksa beyinin bir oyunu mu olduğu kesinlik kazanmaz.

BiLiMSEL iNCELEME :Robert MONROE. Robert A. Monroe, kitle haberleşmesi üzerine çalışan bir iş adamı, kendisi, gazete ve dergilere makaleler yazmış; televizyon ve elektronik alanlarında da çalışmaları var. Bu alanlarda çalışmalar yapan iki şirketi yönetiyor, ailesiyle birlikte, Virginia'da, Blue Ridge de yaşamakta.
MONROE 1958 yilinda ilk Astral Seyahatini bilinçsiz olarak gerçekleştirmis, daha sonra araştırmalar yaparak, bu konu ile ilgili deneyimlerini bir kitapta anlatmış, ayrica Amerika' da Monroe Enstitüsü adında astral seyahatla ilgili araştırmalar yapan bir merkez kurmuştur.

1958 yilinda geçirdiği ilk astral seyahat deneyiminden bu yana, MONROE, binden fazla beden dışı yolculuk yapmıştır. Fiziksel bedenden ayrılabilen ikinci bir bedene, bu konularla uğraşanlar," astral beden" diyorlar. Bu beden duvarlardan, katı maddelerden kolaylıkla geçebilmekte, ancak elektrik alanları tarafindan bir ölçüde durdurulmaktadir. Düşünülen, istenilen şekli alabilmektedir. Bazı yetenekli kişiler, bu bedeni görebilmektedirler. Beden dışı yolculuklar hakkında ayrıntılı bilgi edinmek ilk kez Monroe`nun araştırmaları sayesinde mümkün olmuştur.

SU ALTI YöNTEMi : Eğer yeterli konsantre haline girmenize rağmen bedeninize sıkışıp kalmış ve Astral çıkış yaşamakta zorlanıyorsanız, kendinizi su altında düşünün.. \"Yavaş yavaş nefesiniz azalıyor ve mutlaka yukarı çıkmanız gerek... ayağınıza dolanan yosunlardan kurtulabilmek için çabalıyorsunuz... bir yandan azalan nefesiniz ve yukarı çıkma isteğiniz sizi birden vücudunuzdan dışarı doğru fırlamanıza sebep olacaktır.

Vaka Çözümlemeleri

Aşağıya  iki vakamın GEÇMİŞ YAŞAM REGRESYONU seans çözümlemelerini kendilerinden aldığım özel izinle koydum.
Sadece ilginç gelmeyecek,sizleri bu konuda yeniden düşünmeye sevkedecek diye düşünüyorum.Reenkarnasyonun var mı yok mu,yorumu okuyucuya bırakıyorum..

I.VAKA ÇÖZÜMLEMESİ

BAYAN B.NİN GEÇMİŞ YAŞAM DENEYİMİ

Bayan B. 39 yaşında..Bana Geşmiş Yaşam Deneyimlerine ilgi duyduğunu,denemek istediğini söyleyerek geldi..Yanısıra sürekli huzursuzluk ve uykusuzluk sorunu olduğunu belirtti.
Bayan B.'ye,Geçmiş yaşamlar hakkında detaylı bilgi verildi..Geçmiş yaşamlarına girmesi halinde,çıkabilecek herhangi acılı,ızdıraplı olay veya sahneler görürse etkilenmemesi veya uyandıktan sonra pişmanlık,suçluluk,başkasını suçlama vb. gibi negatif duygular hissetmemesi gerektiği ayrıntılı biçimde öğretildi..
Danışan B. Hanım gevşeyip derin transa girdikten sonra evet/hayır parmakları öğretildi..Bilinçaltına Geçmiş yaşamlarını deneyimlemek isteyip istemediği soruldu..Cevap "Evet" ti.
Sonra Bayan B.nin transı derinleştirme işlemlerine geçildi:
Barış: Bilinçaltın ne gösteriyorsa söyle. Acaba bunu ben mi uyduruyorum diye düşünme. Aklına gelen ilk şeyi söyle. Her durumda güvendesin ve rahatsın. Rahatsızlık hissettiğin anda olayların dışındaymışsın gibi bak. Her durumda rahatsın. Bilinçaltın da rahat.
Şimdi kendini bir binanın asansöründe görüyorsun. Asansör aşağıya iniyor. Her katta sen daha derin hipnoza gireceksin. 9. Kattan 1. kata doğru iniyorsun. Asansör hızlanıyor. Her katta daha çok gevşiyorsun. 4...3...2...1... Şimdi zemindesin.
Bu binanın A B C D diye bodrum katları da var. Bu bodrum katlarına indiğinde şimdikinden çok daha derin bir hipnoza gireceksin. A katına in. Çok rahatsın. B .. C katındasın şimdi. Ve o kadar derinleştin ki bu yatakta yatarken benim sesimi duyarken daha da derinleşiyorsun. Şimdi hipnotik derinliğini kendin ölçeceksin. 100'den 1e kadar olan bir skalada kendi hipnotik derinliğini değerlendir. 40tan aşağıdaysa çok derin hipnozdasın demektir. Tamam çok derin hipnozdasın. Ben koluna dokundukça daha da gevşiyorsun.
Şimdi bir merdivenin başındasın. Merdivenin basamaklarını inmeye başlıyorsun. Her basamak inişinde daha çok gevşiyorsun. En alt basamak bir plaja açılıyor. 6. Basamaktasın. Denizi görmeye başladın. Denizin kokusunu duyuyorsun. Bu kokuyla birlikte daha çok rahatlıyorsun. 5...4....3...2....1... şimdi kumsaldasın. Son derece gevşedin. Zihnin de o kadar gevşek ki san ki bedenin hiç ağırlığı yokmuş gibi. Sanki uçmak üzeresin. O kadar hafif bir bedenin var. Şimdi sağ tarafa doğru ilerle. Ve orada beyaz bir kapı var. Bu senin geçmiş yaşamlarına açılan kapı. Geçmiş yaşamlarına bu kapıdan girerek ulaşabilirsin. Ama önce geçmiş yaşamlarında neyle karşılaşırsan karşılaş korunacağını, güvende olacağının biliyorsun. Şimdi etrafını beyaz bir renkle çevrildiğini düşün. Bu ışık bütün hücrelerine giriyor. Seni her an koruyan bir ışık bu. Işığın yanında kutsal rehberin var. O da seni her an koruyacak. Şimdi bu ışıkla birlikte o kapıdan girmeni istiyorum. O kapıda girdiğinde bir kapı açılacak önünde. Bu plaj senin güvenli yerin. Her istediğinde buraya geri dönebilirsin.
Kapının yanında bir anahtar var o anahtar sana ait. Anahtarı al ve kapıyı aç. Kapıyı gör, aç ve o koridordan gir. Sanki yürüyerek değil de ışıkla birlikte giriyorsun. Kapıdan içeri girince sol elinde girdiğini göster. Kapıdan girdiğinde uzun bir koridor var, beyaz.. Her türlü durumda sakinsin güvendesin. Sıkıntılı bir an görsen bile olaya dışarıdan bakıyorsun ve rahatsın. Şimdi bana gördüklerini söyle. Koridorda sağlı sollu kapılar var. Ve o kapılardan her biri senin geçmiş yaşamlarına açılan kapılar. Koridorda ilerle ve sonunda beyaz ışıklı bir tünel göreceksin. O tünele gir. Sanki sen bir ışıksın.

YAZAN: Barış Yıldırım - Hipnoterapist

ALINTIDIR...
Sizin deneyimleriniz başka kimsenin değer biçemeyeceği deneyimlerdir.