Quija tahtasını kullananların gözlerini bağlarsak ne olur?

Başlatan ampirist, 16 Eylül 2023, 01:31:46

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

ampirist


Quija tahtasını kullananların gözlerini bağlarsak ne olur?

Usta daktilo veya klavye  kullananlar gözleri kapalıda yazabiliyorlar.

Ama harflerin yerini değiştirince yazamıyorlar.

bozadi

Gündeme getirdiğin için teşekkürler ampirist. Anladığım kadarıyla, "gözleri kapanınca doğru dürüst harf/mesaj alamadıklarına göre, mesaj aldıkları bir kaynak da yok, tamamen kendi uydurmaları" gibi bir eleştiri ve çürütme girişimi bu. Ama bu eleştiri aslında eleştirenlerin konuyla ilgili (kasıtlı veya kasıtsız) bir cehaletini ve (maddeci) dayatmacılığını da yansıtıyor gibi geldi bana.

Örneğin, eğer bu inceleme ve eleştiri bu videodan / kısa gösteriden ibaretse, farklı ve zıt düşünen hiç kimseye söz hakkı verilmeden, "oturulan" yerden oldu-bittiye getirecek tarzda aceleci bir ahkam kesilmesi durumu söz konusu. Burada bilimden ziyade egemen maddeci bilim anlayışının pekiştirilmesi ve dayatılması söz konusu gibi geldi bana. Bir görüşü kesin/mutlakiyetçi bir şekilde çürütmeye çalışırken, o konuda biraz eğitim alınması, mümkünse uzmanlık geliştirilmesi gerekir. Bu gösteriyi hazırlayan ekipse, kendi paralı kadrosuyla küçük bir tiyatro sergileyerek, hakkında muhtemelen hiçbir eğitim veya uzmanlığa sahip olmadıkları bir konu hakkında, samimiyetsiz, ucuz bir "ispatlama" çabası içine girme gereği duymuşlar.

"Boyutlar arası bir bağlantı" durumunda, harflerin işaretlenme sürecinde eğer tabla katılımcılarının anlamlı/anlaşılabilir mesajlar almaları için gözlerinin mutlaka açık olması gerekiyorsa, o zaman iddia edildiği gibi bir "bağlantı" kurulmuş olması MÜMKÜN DEĞİLDİR şeklinde bir dayatma yapılmaya çalışılmış. Bu çok aklı başında bir çürütme değil çünkü çok çeşitli olasılıkları el altından çöpe atmaya çalışıyor. Örneğin bu konu 25 Şubat 1995 celsesinde şu şekilde geçmiş:

Alıntı Yap
... (F) Pek çok insanın yaptığı standart kanallama yönteminin son derece sorgulanabilir bir geçerlilik oranı var. Bunun geçerlilik seviyesi de bir şekilde sorgulanabilir ama epeyce kontrol ve test yapıyoruz ve şimdiye kadar uyguladığımız tüm testlerden tatmin edici sonuçlar elde ettik. (GB) Gözlerimiz kapalı olarak da yapabilir miyiz? [Gözlerimiz kapalı haldeyken tabladaki hareketi test ettik ama sonuç başarısızlıktı. ___ Temasın sürdürülmesi için katılımcıların hepsinin gözlerinin açık olması gerekiyormuş gibi görünüyor. Bu durum, temasın, 3. yoğunluk veya "poltergeist" nitelikte olmadığı, tamamen telepatik bir temas olduğu fikriyle uyuşuyor.] (L) Çok sayıda konuğumuz olmadığında herşey daha farklı görünüyor. Burada ana kanalın kim olduğunu öğrenmek istiyoruz.

C: Bu önemli değil.

S: (L) Bunu yaparken duyularımızı, örneğin gözlerimizi, kulaklarımızı falan kullanmamız önemli mi?

C: Elbette. Tablayı başka türlü nasıl görebiliriz?

S: (J) Tablayı bizim gözlerimizle görmeleri gerekiyormuş.

Ben böyle spesifik bir konunun uzmanı değilim ama celsede bu konuda yapılan açıklama bana "anlamsız" veya "saçma" gelmedi. %100 kavrayıp ikna olduğum birşey de değil ama "herhalde öyledir" diye düşünüyorum çünkü celseler genelinde gelen bilgilerin yeterince büyük bir miktarında, iddia edildiği gibi bir bağlantı kurulduğuna ikna olmama neden olan algılarım, sezgilerim oldu ve belirttiğim gibi benim inanma/ikna olma sürecimde "faydacılık" baş roldedir. Görüşlerin işime yaraması, içime sinmesi, ilerletmesi gerekir, tabi ki en başta kendi üzerimdeki kendi gözlemlerime göre.

Alıntıladığın eleştiri/çürütme girişimi yeterince açık zihinli/vicdanlı bir eleştiri değil. Olası açıklamalar için karşı görüştekilerin bilgilerine, deneyimlerine hiç başvurulmamış, mesele oldu-bittiye getirilmeye çalışılmış. Kendileri çalıp kendileri oynamışlar.


ampirist

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen ampirist

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi


Gündeme getirdiğin için teşekkürler ampirist. Anladığım kadarıyla, "gözleri kapanınca doğru dürüst harf/mesaj alamadıklarına göre, mesaj aldıkları bir kaynak da yok, tamamen kendi uydurmaları" gibi bir eleştiri ve çürütme girişimi bu. Ama bu eleştiri aslında eleştirenlerin konuyla ilgili (kasıtlı veya kasıtsız) bir cehaletini ve (maddeci) dayatmacılığını da yansıtıyor gibi geldi bana.

Örneğin, eğer bu inceleme ve eleştiri bu videodan / kısa gösteriden ibaretse, farklı ve zıt düşünen hiç kimseye söz hakkı verilmeden, "oturulan" yerden oldu-bittiye getirecek tarzda aceleci bir ahkam kesilmesi durumu söz konusu. Burada bilimden ziyade egemen maddeci bilim anlayışının pekiştirilmesi ve dayatılması söz konusu gibi geldi bana. Bir görüşü kesin/mutlakiyetçi bir şekilde çürütmeye çalışırken, o konuda biraz eğitim alınması, mümkünse uzmanlık geliştirilmesi gerekir. Bu gösteriyi hazırlayan ekipse, kendi paralı kadrosuyla küçük bir tiyatro sergileyerek, hakkında muhtemelen hiçbir eğitim veya uzmanlığa sahip olmadıkları bir konu hakkında, samimiyetsiz, ucuz bir "ispatlama" çabası içine girme gereği duymuşlar.

"Boyutlar arası bir bağlantı" durumunda, harflerin işaretlenme sürecinde eğer tabla katılımcılarının anlamlı/anlaşılabilir mesajlar almaları için gözlerinin mutlaka açık olması gerekiyorsa, o zaman iddia edildiği gibi bir "bağlantı" kurulmuş olması MÜMKÜN DEĞİLDİR şeklinde bir dayatma yapılmaya çalışılmış. Bu çok aklı başında bir çürütme değil çünkü çok çeşitli olasılıkları el altından çöpe atmaya çalışıyor. Örneğin bu konu 25 Şubat 1995 celsesinde şu şekilde geçmiş:

Alıntı Yap
... (F) Pek çok insanın yaptığı standart kanallama yönteminin son derece sorgulanabilir bir geçerlilik oranı var. Bunun geçerlilik seviyesi de bir şekilde sorgulanabilir ama epeyce kontrol ve test yapıyoruz ve şimdiye kadar uyguladığımız tüm testlerden tatmin edici sonuçlar elde ettik. (GB) Gözlerimiz kapalı olarak da yapabilir miyiz? [Gözlerimiz kapalı haldeyken tabladaki hareketi test ettik ama sonuç başarısızlıktı. ___ Temasın sürdürülmesi için katılımcıların hepsinin gözlerinin açık olması gerekiyormuş gibi görünüyor. Bu durum, temasın, 3. yoğunluk veya "poltergeist" nitelikte olmadığı, tamamen telepatik bir temas olduğu fikriyle uyuşuyor.] (L) Çok sayıda konuğumuz olmadığında herşey daha farklı görünüyor. Burada ana kanalın kim olduğunu öğrenmek istiyoruz.

C: Bu önemli değil.

S: (L) Bunu yaparken duyularımızı, örneğin gözlerimizi, kulaklarımızı falan kullanmamız önemli mi?

C: Elbette. Tablayı başka türlü nasıl görebiliriz?

S: (J) Tablayı bizim gözlerimizle görmeleri gerekiyormuş.

Ben böyle spesifik bir konunun uzmanı değilim ama celsede bu konuda yapılan açıklama bana "anlamsız" veya "saçma" gelmedi. %100 kavrayıp ikna olduğum birşey de değil ama "herhalde öyledir" diye düşünüyorum çünkü celseler genelinde gelen bilgilerin yeterince büyük bir miktarında, iddia edildiği gibi bir bağlantı kurulduğuna ikna olmama neden olan algılarım, sezgilerim oldu ve belirttiğim gibi benim inanma/ikna olma sürecimde "faydacılık" baş roldedir. Görüşlerin işime yaraması, içime sinmesi, ilerletmesi gerekir, tabi ki en başta kendi üzerimdeki kendi gözlemlerime göre.

Alıntıladığın eleştiri/çürütme girişimi yeterince açık zihinli/vicdanlı bir eleştiri değil. Olası açıklamalar için karşı görüştekilerin bilgilerine, deneyimlerine hiç başvurulmamış, mesele oldu-bittiye getirilmeye çalışılmış. Kendileri çalıp kendileri oynamışlar.


Varlıklar aracısız iletişim kuruyorlar  ama masayı aracısız göremiyorlar.
İkinci sorumu bunu için sordum.
Tahtayı kullananların bilmediği bir konu hakkında soru bir soru sorarsak net cevap alabilir miyiz?

BAzı cevaplarda bilimsel hatalar var.

Birde Faraday'ın bu aparatı var.Gözler açık. Aparat varken nasıl çalıştığı söylenince masa hareket etmiyor.


ampirist

Alıntı Yap30 Eylül 1994. F
ve Laura

C: 4670.
S: (L) O zaman komet durumundaki bir Venüs Dünya'nın yakınından geçip yıkıma neden oldu mu?
C: Evet.
S: (L) Venüs Jüpiter gezegeninden mi doğdu?
C: Hayır.
S: (L) Gökyüzünde Jüpiter'in bulunduğu bölgede mi gözüktü?
C: Evet.
S: (L) Dünya bu olay nedeniyle yeni bir yörünge konumuna mı kaydı? Çok uzak olmayan bir gelecekte bu tür bir olay
gerçekleşecek mi?
C: Belki.
S: (L) Nuh Tufanı zamanında bu tür bir olay gerçekleşti mi?
C: Evet.
S: (L) Nuh tufanı kaç yıl önce oldu?
C: 12656.


Venusun komet olarak gelip şu anki yörüngeye oturması imkansız.
Ayrıca diğer gezegenlerin yörüngelerinide şu anki gibi daireye yakın elips şeklinde değil dünya ay ikilisi gibi tuhaf şekiller çizecek şekilde bozardı.


https://phet.colorado.edu/sims/html/my-solar-system/latest/my-solar-system_all.html

Burada deneme  yapabilirsiniz?

Dünya dışından komet şeklinde dünya kütlesine yakın bir v hızında cisim  gönderin.

İntro seçeneğini değil lab seçeneğini işaretleyin.

Bodiesi 4 yapın. güneş Merkür venus dünya yeterli. Venus dışardan gelecek tabi. Hemen içe yörüngeden başlatmayın.



bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen ampirist

 Varlıklar aracısız iletişim kuruyorlar  ama masayı aracısız göremiyorlar.
"Yapamıyorlar, edemiyorlar..." diyorsun. Öyle yapmak istediklerini veya yapmaya çalıştıklarını nereden biliyorsun? Yanlış anlamıyorsam sen bu varlıkların varlığına inanmıyorsun ve belki hiçbir ruhsal (maddi olmayan) varlığın varlığına da inanmıyorsun, eğer materyalist isen. Eğer öyleyse, söz konusu varlıkların varlığını çürütmek için seçtiğin yollar/yöntemler çok etkili değil, samimi de değil. Karanlıkta ateş ediyorsun. Hakkında yeterince bilgiye, deneyime sahip olmadığın bazı hususlarda, konuya (iddialara) çok hakimmişsin gibi ölçüsüz varsayımlarla yaklaşıp hızlı ve mutlak sonuçlara atlıyorsun.

Eleştirinde, söz konusu varlıklar "söz konusu şeyi yapabilecek olsalardı mutlaka yaparlardı" diye bir zorlama var. K'lar celselerde kendileriyle alıcı ekip arasındaki ilişkinin bir tür "birleşme" olduğunu birden fazla defa vurguladı. Bir işbirliği var. Bu mekanizmanın nasıl işlediği hakkında gerçek manada bir araştırma yapmadan, ideolojik (maddeci) bir dayatma yapıldığı zaman, burada bilim aşkından ziyade ideoloji aşkı öne çıkıyor. Mekanizmanın nasıl işlediğinin gerçek manada araştırılması derken, o mekanizmanın gerçekten var olduğunu ve işlediğini kabul etme zorunluluğunu kastetmiyorum. İnanmazsın ama inananın neden, ne gerekçelerle, ne gibi gözlemlere dayalı olarak buna inandığını araştırırsın, ki onları çürütmeye yönelik yeni ve daha destekli argümanlar geliştirebilesin.

K'lar "ruh ile madde" (ayrıca genetik ile fizik) arasındaki "evliliğe" dikkat çekti. Kısaca, iki taraf arasında, bu iletişim süreci üzerindeki gözetim/denetim imkanı konusunda bir tür "denge" kurulduğu sonucunu çıkarmak zor değil. Bilgi veren taraf alıcı tarafı ve bilgi aktarım sürecini %100 kendi kontrolü altına almıyor bu örnekte.

"Mesaj alım" sırasında tabla katılımcılarının gözleri açıksa, bu onların aslında başka bir boyuttan/gerçeklikten mesaj almadıklarını KANITLAMIŞ OLUR dersen, karanlıkta ateş ediyor olursun. Ben seni söz konusu varlıkların varlığını ille de kabul etmeye zorlamaya çalışmıyorum. Sen istersen beni o varlıkların olmadığına inandırmaya çalışabilirsin elbette, ben de mesajlarını okuyup değerlendiririm. Ama, söz konusu varlıkların aslında gerçek olmadıklarını "kanıtlıyor" diye sunduğun şey, pek de sandığın şey değil gibi. Bunu zorlamaya hiç gerek yok. Görüşünü kanıtlamaya çalışmanın başka bir sürü yolu vardır. Örneğin alınan bilgilerden bazılarının "yanlış" olduğunu söyledin; evet, K'ların kendisi de celselerde "alınan" bilgilerde "sapmalar" (yanlışlar) da olduğunu, hatta bunların oranının %30 civarında olduğunu söyledi bir celsede. (bu sapmaların temel nedeninin farklı boyutlardan negatif varlıkların psişik baskı ve saldırıları ve ayrıca katılımcıların kendi şiddetli önyargıları olduğu söylenmişti) Yani celselerde her söylenen doğrudur diye bir varsayım söz konusu değil zaten. Doğru olsun veya olmasın, anlatılan herşeyi "anlamak" da mümkün değil. Biz sadece az-çok anladığımız veya anlamak istediğimiz şeyleri gündeme getirip tartışmaya gayret ediyoruz.

Faraday aparatı meselesini araştırma çalışacağım.


bozadi

Gezegen mevzusu araştırılabilir ve orada geçen bilgi "sapmıştır veya sapmamıştır", şu an bilmiyorum, üzerinde çok fazla odaklanma gerekliliği olmaksızın, bilme, keşfetme imkanımız varsa, değerlendirmeye çalışalım. Celselerde bana göre o kadar kıymetli o kadar çok bilgi ve rehberlik var ki (özellikle birbirini destekleyici, bütünleyici nitelikte olanlar), içerikte azımsanamayacak miktarda sapmış bilginin olup olmaması, kaynağa (söz konusu bilgilere ve bu bilgileri her kim veriyorsa ona veya onlara) duyduğum ilgi ve sevgiyi değiştirmez. Sapmaları elden geldiğince tespit etmek, elemek gerek elbette. Ve elbette (az-çok) doğru olduğuna inandığımız herşey de sürekli tartışmaya, sorgulanmaya açık, şu veya bu oranda.

Yeni mesajları muhtemelen yarın okuyabileceğim. İyi geceler.

ampirist

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi


Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen ampirist

 Varlıklar aracısız iletişim kuruyorlar  ama masayı aracısız göremiyorlar.
"Yapamıyorlar, edemiyorlar..." diyorsun. Öyle yapmak istediklerini veya yapmaya çalıştıklarını nereden biliyorsun? Yanlış anlamıyorsam sen bu varlıkların varlığına inanmıyorsun ve belki hiçbir ruhsal (maddi olmayan) varlığın varlığına da inanmıyorsun, eğer materyalist isen. Eğer öyleyse, söz konusu varlıkların varlığını çürütmek için seçtiğin yollar/yöntemler çok etkili değil, samimi de değil. Karanlıkta ateş ediyorsun. Hakkında yeterince bilgiye, deneyime sahip olmadığın bazı hususlarda, konuya (iddialara) çok hakimmişsin gibi ölçüsüz varsayımlarla yaklaşıp hızlı ve mutlak sonuçlara atlıyorsun.

Eleştirinde, söz konusu varlıklar "söz konusu şeyi yapabilecek olsalardı mutlaka yaparlardı" diye bir zorlama var. K'lar celselerde kendileriyle alıcı ekip arasındaki ilişkinin bir tür "birleşme" olduğunu birden fazla defa vurguladı. Bir işbirliği var. Bu mekanizmanın nasıl işlediği hakkında gerçek manada bir araştırma yapmadan, ideolojik (maddeci) bir dayatma yapıldığı zaman, burada bilim aşkından ziyade ideoloji aşkı öne çıkıyor. Mekanizmanın nasıl işlediğinin gerçek manada araştırılması derken, o mekanizmanın gerçekten var olduğunu ve işlediğini kabul etme zorunluluğunu kastetmiyorum. İnanmazsın ama inananın neden, ne gerekçelerle, ne gibi gözlemlere dayalı olarak buna inandığını araştırırsın, ki onları çürütmeye yönelik yeni ve daha destekli argümanlar geliştirebilesin.

K'lar "ruh ile madde" (ayrıca genetik ile fizik) arasındaki "evliliğe" dikkat çekti. Kısaca, iki taraf arasında, bu iletişim süreci üzerindeki gözetim/denetim imkanı konusunda bir tür "denge" kurulduğu sonucunu çıkarmak zor değil. Bilgi veren taraf alıcı tarafı ve bilgi aktarım sürecini %100 kendi kontrolü altına almıyor bu örnekte.

"Mesaj alım" sırasında tabla katılımcılarının gözleri açıksa, bu onların aslında başka bir boyuttan/gerçeklikten mesaj almadıklarını KANITLAMIŞ OLUR dersen, karanlıkta ateş ediyor olursun. Ben seni söz konusu varlıkların varlığını ille de kabul etmeye zorlamaya çalışmıyorum. Sen istersen beni o varlıkların olmadığına inandırmaya çalışabilirsin elbette, ben de mesajlarını okuyup değerlendiririm. Ama, söz konusu varlıkların aslında gerçek olmadıklarını "kanıtlıyor" diye sunduğun şey, pek de sandığın şey değil gibi. Bunu zorlamaya hiç gerek yok. Görüşünü kanıtlamaya çalışmanın başka bir sürü yolu vardır. Örneğin alınan bilgilerden bazılarının "yanlış" olduğunu söyledin; evet, K'ların kendisi de celselerde "alınan" bilgilerde "sapmalar" (yanlışlar) da olduğunu, hatta bunların oranının %30 civarında olduğunu söyledi bir celsede. (bu sapmaların temel nedeninin farklı boyutlardan negatif varlıkların psişik baskı ve saldırıları ve ayrıca katılımcıların kendi şiddetli önyargıları olduğu söylenmişti) Yani celselerde her söylenen doğrudur diye bir varsayım söz konusu değil zaten. Doğru olsun veya olmasın, anlatılan herşeyi "anlamak" da mümkün değil. Biz sadece az-çok anladığımız veya anlamak istediğimiz şeyleri gündeme getirip tartışmaya gayret ediyoruz.

Faraday aparatı meselesini araştırma çalışacağım.



Ben inançlarınızı zorlamıyorum.
William crokess bilim adamı var oda quija tahtası ile ruh çağırma celselerine katılıyordu.
Venusun yörüngesi gibi basit bir konuda bile hata yapmamalı bu varlıklar üstün bilgiye sahip iseler.
Masaya oturanların bilgisi seviyesini aşan açıklama göremiyorum.
Aşan soru olursa belki, olabilir, olamaz, verirsek doğaya müdahele olur vb cevaplar veriyorlar.


bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen ampirist

 Venusun yörüngesi gibi basit bir konuda bile hata yapmamalı bu varlıklar üstün bilgiye sahip iseler.
Şimdi eğer celse bilgilerinin en azından (sapmamış) bir kısmını veren bu varlıkların, kendi tanımladıkları kozmolojiye göre "6. yoğunluk BH" varlıkları olduğunu kabul edersek, Venüs'ün yörüngesi gibi basit bir konuda hata yapmamaları gerekir bence de. Ama daha önce de değindiğim gibi, celselerde "verilmiş" gibi görünen her bilginin gerçekten "K'ların" verdiği bilgiler olmadığı konusunda bir uzlaşma var zaten. Doğruluğu-yanlışlığı tartışma ve eleştiri konusu yapılabilecek sanırım sınırsız sayıda alıntı yapılabilir celselerden.


Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen ampirist

 Masaya oturanların bilgisi seviyesini aşan açıklama göremiyorum.
Aşan soru olursa belki, olabilir, olamaz, verirsek doğaya müdahele olur vb cevaplar veriyorlar.
Sen göremiyorsun ama o celseleri senden çok daha fazla okumuş ve yoğun bir ilgi duymuş kişiler arasında "görebilenler" var, benim gibi. Yani, celselerde, alıcı ekibin kavrama seviyesini aşan bilgilerin verildiği birçok durum mevcut. Zaten celselerin geneli, K'ların yaptıkları açıklamaların, verdikleri ipuçlarının izlerini sürerek, parçaları birleştirerek geçiyor. "Göremiyorum" dediğin şey celselerde "fazlasıyla" mevcut. Eğer celselerin yeterince bir kısmını okuduysan ve okuduğunu az-çok anlayabildiysen, "göremiyorum"dan ziyade "inanmıyorum" diyebilirsin. Ciddi ciddi okuyup da bunları göremiyorsan, okuduğunu anlama, kavrama konusunda sorun yaşadığını düşünürüm. "Hm, evet, katılımcıların bilinç düzeyini aşan şeyler de anlatılıyor gibi görünüyor / ima ediliyor ama ben bu anlatımlara inanmıyorum, bence uydurma" dersin, hiç sorun yok. Senin fikrin, senin düşüncen. Biz burada açıklamaların ilgimizi çeken yerlerini alıp dikkat çekmeyi, tartışmayı seviyoruz. Meseleleri açıklamada, noktaları birleştirmede bu bilgi veya ipuçlarının genellikle çok faydalı ve isabetli oldukları izlenimine sahibiz.

Bir de, sevgili ampirist; K celselerinde de sıkça vurgulandığı gibi, "Neşe iyidir." Pozitifliğe, olumluluğa, yüksek morale yönelmekte büyük faydalar vardır. Nerede gerçek "ışık" varsa, nerede bütüncül hakikat varsa, orada huzur, güven, yüksek moral, pozitiflik vardır. Dünyevi hayatta ve düzende inanılmaz bir bollukta pompalanan stresler, nefretler, acizlikler, kahırlar (fiziksel-kimyasal-genetik işkenceleri saymıyorum) insan bilinci üzerinde büyük bir tahribat yapıyor. Karamsarlık, nefret asli tavrımız, kimliğimiz olmamalı. Eğer "ışığı" arıyorsak, onun olduğu yerde negatif duygu ve düşüncelerin bir baskınlığı olamayacağını sanırım az çok sezebiliriz. İnsanların kendilerine ve birbirlerine epeyce zararlar vermelerine neden olan negatif duygu-düşünce dizileri, "ışıktan" değil, "karanlıktan" kaynaklanır. Bilgiden değil, cehaletten kaynaklanır. Gerçek bilginin, ışığın, aydınlığın olduğu yerde yalanların / karanlığın / sömürünün egemenliği sona erer; kısacası mikropların-virüslerin barınacağı, çoğalacakları bir ortam oluşmasına müsaade edilmez.

Bunu şu yüzden söylüyorum. Burada ne tartışırsak tartışalım, eğer ışığa, aydınlanmaya doğru gitmeye çalışan insanlar olduğumuzu düşünüyorsak, önceliğimiz huzuru, neşeyi, morali, kısacası pozitifliği, iyiliği artırma yönünde olmalıdır. İnan çoğu durumda tartışmaların teknik içeriğinden ziyade, açık veya örtülü biçimde pozitifliği mi yoksa negatifliği mi teşvik edici nitelikte olduğu daha önemlidir. Ben bu konuda harika bir örnek olduğumu iddia etmiyorum ama bu husustaki bilincimi, duyarlılığımı artırmaya gayret ediyorum.

İnsanlığın gereği sevgidir, birliktir, beraberliktir, dayanışmadır. İdeolojik yargılar bunu zorlaştırıyor genellikle.

cqkq

Nacizane kendi yorumumu yapmak istedim. Daha önce araştırarak nerelere indiysem satanist ayinlerde papaz olarak görev alan ve ayini yöneten birinin röportajına denk gelmiştim. Adam yapılan ayinlerde mucize olarak nitelendirilecek bir görüntü, silüet, görenleri hayran bırakacak varlıklardan birini müritlerine gösteriyorlarmış. Yeni gelen katılımcılar da oluyormuş tabi. İçlerinden birinin inançsız olduğu durumlarda ayinin kesin bir şekilde başarısız olduğunu söylemişti. Yani hiçbir varlık kendini gösterememiş. Bu da bir nevi özgür irade kanunu ihlal etmek anlamına geldiği için celseleri okuyan arkadaşların çoğu yerde denk geldiği bir şeydir bu kanun. Özel hayatımda da sosyal medyada da benden bilgi talep eden biri su götürmez bir kanıt arayışında olduğunda bunun imkansız olduğunu mutlaka belirtirim. Tahtada tamamen kör olunan koşullarda mantıklı cümleler kurmak bir mucizedir. İtiraz edilemeyecek bir mucize herkesin inanması gereken bir bilimsel gerçek olur ve bu açık bir şekilde özgür iradeyi ihlal etmek anlamına gelir. Pozitif bir kanal bunu yapmaz.

Saygılar,

ampirist

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen cqkq

Nacizane kendi yorumumu yapmak istedim. Daha önce araştırarak nerelere indiysem satanist ayinlerde papaz olarak görev alan ve ayini yöneten birinin röportajına denk gelmiştim. Adam yapılan ayinlerde mucize olarak nitelendirilecek bir görüntü, silüet, görenleri hayran bırakacak varlıklardan birini müritlerine gösteriyorlarmış. Yeni gelen katılımcılar da oluyormuş tabi. İçlerinden birinin inançsız olduğu durumlarda ayinin kesin bir şekilde başarısız olduğunu söylemişti. Yani hiçbir varlık kendini gösterememiş. Bu da bir nevi özgür irade kanunu ihlal etmek anlamına geldiği için celseleri okuyan arkadaşların çoğu yerde denk geldiği bir şeydir bu kanun. Özel hayatımda da sosyal medyada da benden bilgi talep eden biri su götürmez bir kanıt arayışında olduğunda bunun imkansız olduğunu mutlaka belirtirim. Tahtada tamamen kör olunan koşullarda mantıklı cümleler kurmak bir mucizedir. İtiraz edilemeyecek bir mucize herkesin inanması gereken bir bilimsel gerçek olur ve bu açık bir şekilde özgür iradeyi ihlal etmek anlamına gelir. Pozitif bir kanal bunu yapmaz.

Saygılar,

Özgür irade imkansızdır.
Kısıtlı iraden olur ancak.
Onada özgür irade denilmez bağımlı irade denilir.

Herkesin bilmesi neden kötü olsun? Hem bilgi herşeydir diyorlar sonra bunu söylemiyor varlıklar. :)

Kuranda da ruh ile ilgili benzer süre var.
Ben sizin bilmediklerinizi bilirim.
Bildiğini söylemiyor ama.
Bu hiçbirşey bilmeyenlerin söylemidir.
Aynısını sufilerde söylüyorlar.
Benim bildiklerimi bilirseniz zarar görürsünüz.
En üst kademeye çıkanlar ise birşey bilmiyoruz diyorlar. :)

cqkq

Selamlar,

İnsanları unutturup hafızaları sıfır şekilde tekrar enkarne ediyorsan dünyadaki deney bazı bilgilerden yoksun elde edilecek tecrübelerle ilgili demektir. Gerisi senin yargıların tabi ona ben karışamam. Ama kendi tecrübelerimle seni temin ederim hiçbir kanıt yok senin kabul edebileceğin. Bir ruhun varsa bir çekim hissediyorsan o şeyin peşinden gitmeni tavsiye ederim.

Bu celselerde yaşadığım tatmin duygusu kendi adıma konuşabilirim tamamen bana özel bireysel bir tamamlanma ve aydınlanma duygusu.

Belki senin kadar sorgulamadığımı, eleştirmediğimi düşünüyor olabilirsin. Herhangi bir dinin zincirleri üzerimde değil bir süredir ve çok dindar bir durumdan çıkıp bana ait büyük bir tabuyu yıktım bu yoldan geçerken birçok kaynakla etkileşimde bulundum ve çekim hissedemedim.

Sen bu kanallamalara ya da bu celseler özelinde herhangi bir çekim hissetmiyorsan yine bence yapılacak hiçbir şey yok.

Herkesin hazır olduğu bir süreç oluyor. Akış insanları hazır olduğu zaman aşama aşama hedefine yönlendiriyor. Senin altyapın çok fazla maddesel evren üzerine yani illaki hayatında birkaç ışık yanıp seni maddenin ötesinde bir evrene meraka sürüklemeye çalışacaktır. Bir yandan da üçüncü boyuttaki sapmalar seni maddesel evrende tutmaya çalışacaktır. Burada seçimler senin olacak öğrenmek istersen gerçekten muhteşem programlanmış bir ders gibi temelden bir süreç başlıyor.

Ama şu an farkındaysan seninle diğer arkadaşlar arasında bir frekans duvarı var.

Saygılar,

cqkq

Benim bu öğrenme sürecine başlamam da yaklaşık 13 yıl önce başladı. O zamanlar 5 vakit namaz kılan dindar bir liseli gençtim. Tabi o zamanlar internette din ile alakalı tartışmalarda islam ile alakalı ne soru sorulursa yanıtını hangi ayette ne söylenirse cevabının ne olacağını dahi ezberlemişim.

Cenneti cehennemi günahları birçok detayıyla ölümden sonrası islamda nasıl kabul ediliyorsa ezberlemişim o yaşımda namaz da kıldığım için eksiksiz hissediyorum Kuranı da Türkçe okumuş bitirmişim.

Normalde namazdan sonra herkes dua eder ama isteyeceğim bir şey olmadığını düşündüğüm için etmezdim. Birgün düşündüm ve dedim ki ben şu an bilmem gereken her şeyi öğrendim ama adım gibi biliyorum bundan fazlası var normalde hibçir şey talep de etmem hiçbir türlü dünya aldatmacası para vs. istemiyorum ben bilmek istiyorum çok daha fazlasını bilmek ne olursa olsun.

Çok ciddi söylüyorum bir ayda karşıma çıkan kaynaklar ve öğrendiklerim o zamana kadar öğrendiğimi sandığım şeylerden fazlaydı.

Dahasını anlatırım ama gereksiz uzar. Namazdan sonra edilen bir dua devamında dinle bağlantımın tamamen kopmasına neden oldu ironik bir şekilde.

Niyeti öğrenmek olan herkese akışa kendilerini bırakıp güvenmelerini tavsiye ederim.

Sevgiler,

bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen cqkq

Selamlar,

İnsanları unutturup hafızaları sıfır şekilde tekrar enkarne ediyorsan dünyadaki deney bazı bilgilerden yoksun elde edilecek tecrübelerle ilgili demektir. Gerisi senin yargıların tabi ona ben karışamam. Ama kendi tecrübelerimle seni temin ederim hiçbir kanıt yok senin kabul edebileceğin. Bir ruhun varsa bir çekim hissediyorsan o şeyin peşinden gitmeni tavsiye ederim.

Bu celselerde yaşadığım tatmin duygusu kendi adıma konuşabilirim tamamen bana özel bireysel bir tamamlanma ve aydınlanma duygusu.

Belki senin kadar sorgulamadığımı, eleştirmediğimi düşünüyor olabilirsin. Herhangi bir dinin zincirleri üzerimde değil bir süredir ve çok dindar bir durumdan çıkıp bana ait büyük bir tabuyu yıktım bu yoldan geçerken birçok kaynakla etkileşimde bulundum ve çekim hissedemedim.

Sen bu kanallamalara ya da bu celseler özelinde herhangi bir çekim hissetmiyorsan yine bence yapılacak hiçbir şey yok.

Herkesin hazır olduğu bir süreç oluyor. Akış insanları hazır olduğu zaman aşama aşama hedefine yönlendiriyor. Senin altyapın çok fazla maddesel evren üzerine yani illaki hayatında birkaç ışık yanıp seni maddenin ötesinde bir evrene meraka sürüklemeye çalışacaktır. Bir yandan da üçüncü boyuttaki sapmalar seni maddesel evrende tutmaya çalışacaktır. Burada seçimler senin olacak öğrenmek istersen gerçekten muhteşem programlanmış bir ders gibi temelden bir süreç başlıyor.

Ama şu an farkındaysan seninle diğer arkadaşlar arasında bir frekans duvarı var.

Saygılar,
Katılıyorum.

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen cqkq

Benim bu öğrenme sürecine başlamam da yaklaşık 13 yıl önce başladı. O zamanlar 5 vakit namaz kılan dindar bir liseli gençtim. Tabi o zamanlar internette din ile alakalı tartışmalarda islam ile alakalı ne soru sorulursa yanıtını hangi ayette ne söylenirse cevabının ne olacağını dahi ezberlemişim.

Cenneti cehennemi günahları birçok detayıyla ölümden sonrası islamda nasıl kabul ediliyorsa ezberlemişim o yaşımda namaz da kıldığım için eksiksiz hissediyorum Kuranı da Türkçe okumuş bitirmişim.

Normalde namazdan sonra herkes dua eder ama isteyeceğim bir şey olmadığını düşündüğüm için etmezdim. Birgün düşündüm ve dedim ki ben şu an bilmem gereken her şeyi öğrendim ama adım gibi biliyorum bundan fazlası var normalde hibçir şey talep de etmem hiçbir türlü dünya aldatmacası para vs. istemiyorum ben bilmek istiyorum çok daha fazlasını bilmek ne olursa olsun.

Çok ciddi söylüyorum bir ayda karşıma çıkan kaynaklar ve öğrendiklerim o zamana kadar öğrendiğimi sandığım şeylerden fazlaydı.

Dahasını anlatırım ama gereksiz uzar. Namazdan sonra edilen bir dua devamında dinle bağlantımın tamamen kopmasına neden oldu ironik bir şekilde.

Niyeti öğrenmek olan herkese akışa kendilerini bırakıp güvenmelerini tavsiye ederim.

Sevgiler,
İlginçti. Deneyimlerini paylaştığın için teşekkürler.

ampirist

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen cqkq

Selamlar,

İnsanları unutturup hafızaları sıfır şekilde tekrar enkarne ediyorsan dünyadaki deney bazı bilgilerden yoksun elde edilecek tecrübelerle ilgili demektir. Gerisi senin yargıların tabi ona ben karışamam. Ama kendi tecrübelerimle seni temin ederim hiçbir kanıt yok senin kabul edebileceğin. Bir ruhun varsa bir çekim hissediyorsan o şeyin peşinden gitmeni tavsiye ederim.

Bu celselerde yaşadığım tatmin duygusu kendi adıma konuşabilirim tamamen bana özel bireysel bir tamamlanma ve aydınlanma duygusu.

Belki senin kadar sorgulamadığımı, eleştirmediğimi düşünüyor olabilirsin. Herhangi bir dinin zincirleri üzerimde değil bir süredir ve çok dindar bir durumdan çıkıp bana ait büyük bir tabuyu yıktım bu yoldan geçerken birçok kaynakla etkileşimde bulundum ve çekim hissedemedim.

Sen bu kanallamalara ya da bu celseler özelinde herhangi bir çekim hissetmiyorsan yine bence yapılacak hiçbir şey yok.

Herkesin hazır olduğu bir süreç oluyor. Akış insanları hazır olduğu zaman aşama aşama hedefine yönlendiriyor. Senin altyapın çok fazla maddesel evren üzerine yani illaki hayatında birkaç ışık yanıp seni maddenin ötesinde bir evrene meraka sürüklemeye çalışacaktır. Bir yandan da üçüncü boyuttaki sapmalar seni maddesel evrende tutmaya çalışacaktır. Burada seçimler senin olacak öğrenmek istersen gerçekten muhteşem programlanmış bir ders gibi temelden bir süreç başlıyor.

Ama şu an farkındaysan seninle diğer arkadaşlar arasında bir frekans duvarı var.

Saygılar,
Kasyopya celselerinde ikidebir elektromanyetik dalga adı geçiyor.
Bu bilimdeki elektromanyetik dalga ile eşanlamlı ise bilimin alanına girer.
Eğer girmiyorsa buna başka isim vermeleri gerekiyor.
Eşanlamlı olduğu celselerde var.
Radyo kuleleri ile  mesela insanların zihinlerinin kontrol edildiği iddiaları var.
İnsan beynine chip konulmadığı sürece böyle birşey mümkün değildir.


Şimdi aramızda frekans duvarı var dedin ya bu neyin frekansı? :)







bozadi

ampirist, elektromanyetik dalgaların insan vücudunu, sağlığını ve davranışlarını etkileyecek şekilde kullanımının mümkün olduğunu düşündüren bir sürü açıklama okuduğumu hatırlıyorum zaman içinde. Sağlığı etkilediği sır değil. Beyin kimyasını etkileyebileceği sır değil. Ve bu bağlamda, ille %100 robotik bir anlamda olmasa da, elektromanyetik dalgaların insan davranışlarını etkileme amacıyla kullanılmış ve kullanılıyor olmasının "son derece" muhtemel olduğu izlenimine sahibim. Yani bunun için ille de insan zihnine bir çip yerleştirilmesi gerektiğini sanmıyorum (malum egemen güç çevrelerinin insanları çipleme amacı güttüğüne işaret eden birçok gelişme olması bir yana). Burada önemli olan hususlardan biri, dünyadaki en üst düzey teknolojilerin, bir takım çevrelerce halkın bilgisine ve onayına açık olmayan biçimlerde kullanılabiliyor olması. Senin de çok iyi bildiğin gibi dünyada insan kitlelerini belirli şekillerde kontrol altına almaya çalışan ve bunda azımsanamayacak bir başarı da elde eden egemen bazı çevreler var. Paranın, gücün kontrolü yoluyla hemen herşeyi kontrol etmeye çalışan güçler. Piramidin tepesi. Bunlar hiç şüphesiz bizim "bilim" dediğimiz şeyin sınırlarını da epeyce belirliyorlar çünkü bilim/akademi dünyası da dahil olmak üzere, bu matrix-vari hayatımızın hemen her yönünü kontrolleri veya baskıları altında tutuyorlar.

Elektromanyetizmanın insanların davranışlarını yönlendirmede kullanılıp kullanılamayacağı gibi bir konuyu tartışırken, eğer biri çıkıp "çip kullanmadan mümkün değil" deyip kesip atarsa, orada "olasılıkların açık zihinle keşfedilmesi" çabasıyla pek uyuşmayan bir tavır olduğunu düşünürüm şahsen.

İnsan beyninde (ve vücut genelinde) elektromanyetik bir faaliyet mevcut. "Bilinç" dediğimiz şeyin "elektromanyetik bir fenomen" olduğu yönünde görüş bildiren bilim insanları var, bu konuda sunulan teoriler var. Anaakım bilimin feci şekilde materyalist ve faşist baskı altında tutulduğu koşullarda bu kadarının yapılabilmesi bile büyük bir başarı bence. Bu bağlamda, "birilerinin" dış elektromanyetik tesirler yoluyla insan davranışlarını kendi çıkarlarına uygun biçimlerde kontrol altına alma amacıyla çok büyük projeler, faaliyetler yürütüyor olabileceklerini düşünmekte bir yanlışlık, bir abartı göremiyorum. Aksini düşünmek tuhaf olur.