Paylaşım yapmak bizi tehlikeye mi sokuyor? 

Başlatan sybleman, 18 Kasım 2022, 18:54:08

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

sybleman

1426. sayfa

Alıntı YapS: (L) Bir sonraki soru:
{
Elektronik olarak fazla şey paylaşmamayla ilgili uyarı makul mü, yoksa bu daha çok bizim frekans çitinden çıkmamızı engelleyen bir
saptırma mı?
}
C: Yine, bu meseleyi geçmişte ele aldığımızı düşünüyoruz: "Yerin kulağı var".

Daha önce ele almıştık demişler ama konuyu bulamadım üst metinlerde. Bunun yerini hatırlayan var mı acaba?

Bu konuyu merak ediyorum. Gerçekten yaşadıklarımızı, rüyalarımızı, vizyonları paylaşmamalı mıyız? Onu mu kastediyorlar. Paylaştığımda sanki tuhaf şeyler yaşıyorum. Paylaşmadığımızda daha mı rahat bırakılıyoruz.

Celselerde de farklı bilgiler var gibi

Alıntı YapS: (L) Tamam. Diyetle bağlantılı olarak, uyku saatlerini de mümkün olduğu kadar düzenli hale getirmek, dengeli bir bağırsak florası... bu tür
şeyler. Pekala, listemdeki bir sonraki şey izlenimlerini ve sıkıntılarını paylaşmak.
C: Çok önemli! Pek çok kişi düşünceleri, izlenimleri, endişeleri, korkuları vs. paylaşma konusunda isteksiz. Bu, içsel durumu ciddi şekilde
değiştiriyor ve hatta reseptörleri kapatabilir ve o durumda KH'nin mekanik yollarla yaptığı düşünce ve duygu manipülasyonlarına daha
fazla maruz kalırsınız!!
S: (Artemis) Paylaşmak ÇOK önemli.
(Joe) Mekanik yollarla derken?
(L) Sanırım kimyasallar, ışınlar vb. Yani başkalarıyla iletişim veya bağ kurmanın veya paylaşmanın, o mekanik müdahale yollarından
bazılarının üstesinden gelmeye yardımcı olabileceğini mi söylüyorsunuz?
C: Evet.
S: (Artemis) Eğer paylaşmıyorsan, bir yankı odasıyla içsel diyalog halindesin demektir. Gerçek bir geribildirim, bilgi veya bakış açısı
almıyorsun. O durumda yanlış bir düşünüşe kaymak kolaylaşıyor.
(L) Evet önemli bir husus: Paylaşmıyorsan, yankı odasındasın demektir! Eğer kendini kendine saklayıp kapanıyorsan, yankı odasındasındır.
O zaman KH manipülasyonlarına ve manevralarına daha açık hale geliyorsun.
(Andromeda) Ve hiçbir şey bunu düzeltmeye yardımcı olamıyor.

gerçek tosun paşa

#1
Paylaşmak tabi genel anlamından ziyade duruma özel farklı anlamlara gelebilecek bir terim aslında celseler için.

Kısaca anlatmaya çalışayım. Öncelikle ilk alıntındaki durumun evveliyatı Kas.ların Laura'ya dijital bir içerik olarak celseleri kitlelere açmalarını kast ettikleri söylemlerle başlar.

Bu doğrultuda forum kuruldu ve derli toplu, adeta bir tanıtım yazısı veya manifesto tarzı bir anlatımla web sitesi hazırlandı. Laura'nın celselerden derlediği Dalga serisi yayınlandı ve kitap haline geldi. Yıllar sonra SOTT dediğimiz haber ve makale servisi ortaya çıktı ve Laura bir sürü kitap yazdı.

Burada anlayabileceğin gibi durum alınan bilgiyi, Kas.ların yorumlarıyla harmanlayarak makaleler vs. oluşturup, celseler vs. farklı metinleri toptan ortaya koymak. Şimdi burada içerik konularının ne kadar derine kazılacağı, sıkıntılı durum diye tabir edebileceğim bazı konuların ne kadar ifşa edileceği ile ilgili.

Bu konuda Kas.lar devam edin fakat çok göze batmayın diyor. Yani öyle üstü kapalı eleştirin ya da ifşaları doğrudan vermeyin demek istiyorlar. Sonuçta anlamak istemeyenin kafasına kafasına vursanız da gerçeği görmez. Okuduğundan etkilenen feyz alanlar ise devamlılığını sağlar ve farkındalık geliştirmek ister, ön yargılarını yıkabilir vs.



Diğer "paylaşım" konusu ise bizim ağ çalışması dediğimiz olayla ilgili. Kas.lar bu tarz paylaşımların önemini her fırsatta vurgulamış ve son yıllarda artık celseler bu ağ çalışmalarının üstüne gündem maddesi oluşturarak ilerleyen-ilerleyebilecek bir hale gelmiştir.

Burada da durum kısaca, benzer görüş, ideal, inanıştaki grup üyelerinin kişisel araştırma, görüş, yorumlarının ortaya konularak mevcut konunun olabildiğince irdelenmesi ve üzerine belirli bir felsefik yaklaşımla gidilmesidir.

BH Forum'da aslında bu işe yarayan bir araçtır. Tabii Kas. forumu da.

Bu ağ çalışmasının sürekli olması da elzem bir meseledir Kas.lar için...

Yani konu hiç bir zaman alakasız, ilgisiz kişilere bilgi verilmesi gibi bir misyonu kapsamaz. İdealler bazında büyük farklılıkları olan kişilerin, aynı metni bambaşka şekilde yorumlayan kişilerin bir münazara gibi birbirinin fikrini çürütme amacıyla haklı çıkma tartışmasını kapsamaz.

Sorduğun soruya cevap olarak paylaşıp paylaşmaman tamamen senin kişisel görüş ve isteğinle cevaplanabilir. İçinden nasıl geliyorsa öyle yapabilirsin. Kas.ların çok çok nadir süreçler dışında bir şeyi kesin olarak yapın ya da yapmayın gibi bir tutumları yok hatta tam tersi çok istiyorsan yap derlerdi muhtemelen.

Tgur

#2
GTP dostun çok yerinde cevabına ilaveten sybleman, şu alıntı kısmı bulamadığınız üstte anlatılanlar olarak konuyu daha açık vaziyete getirir sanırım,

"Q: (L) Pekala elimde forum üyelerinden bir dizi soru var. Görünüşe göre Barbara Marciniak katıldığı bir konferansta trans kanallaması yapmış Forum üyelerimizden birkaçı konferansı izlemiş ve olayın önemli bazı noktaları özetlemişler. O kanallamada söylenen şeylere ilişin sorular var... Özellikle kanallamayla ilgili değil de, ele alınan konulardan bazıları hakkında.Elbette herkes benim trans kanallaması konusunda ne hissettiğimi biliyor. Herneyse, sorulardan bir tanesi şuydu:
{
İnternet bir "fırsat penceresi" / "insan bilincinde bir deney" olarak görülebilir mi?
}
(L) Bu şahsın tam olarak neyi kastettiğini bilmiyorum... İnterneti bir fırsat penceresi olarak mı yoksa insan bilinci üzerinde yapılan bir deney olarak mı görmek gerekiyor anlamında sanırım.
C: Bir keresinde bilgisayarlarınızın size hakim olacağını söylemiştik. Dolayısıyla her iki soru da tam olarak isabetli değil. İnternet başlangıçta pratik amaçlarla ortaya çıkarıldı, sonra başka uygulamalar geliştirildi. İnsan bilincindeki "deneyin" daha pozitif kullanımlara tepki olarak ortaya çıktığı söylenebilir. Şu anda internet daha çok bir kafa karıştırma ve propaganda kaynağı.
S: (L) Yani internetin kafa karıştırma ve propaganda amacıyla kullanılması, bilgisayarların insanlara hakim olması gibi birşey, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) İnternetteki dezenformasyonların, propagandaların, yalanların vs insanların zihinlerini ele geçirmesi aslında bilgisayarların insanları ele geçirmesi anlamına mı geliyor?
C: Evet.
S: (L) Pekala, sıradaki soru şu:
{
Yakın bir zamanda internetin sonunun gelmesi ihtimali yüksek mi?
}
C: Önceki yanıtın anlamlarını düşünürseniz, enerji şebekesi kesilene kadar muhtemel değil.
S: (L) Yani kitleleri kolayca kontrol etmelerini sağlayan bir şeyi neden kapatsınlar, öyle değil mi?
C: Kesinlikle.
S: (L) Bir sonraki soru:
{
Elektronik olarak fazla şey paylaşmamayla ilgili uyarı makul mü, yoksa bu daha çok bizim frekans çitinden çıkmamızı engelleyen bir
saptırma mı?
}
C: Yine, bu meseleyi geçmişte ele aldığımızı düşünüyoruz: "Yerin kulağı var".

Diğer yandan yazınızın içindeki ağ çalışması ile ilgili bölüm olayın  sorular, olağanüstü olaylar,rüyalar,tartışmalar,v.s. şeklinde yoğunlukla yapılmasının istenen bir husus olduğunu belirtmekte,

Samimi şekilde yapıldığında bilinç açtığı muhakkaktır,zaten siz de çok yeni olmanıza rağmen çekinmeden ve takdir edilecek şekilde aklınıza takılan her şeyi açmak sormak belirtmek yönünü düstur edinmişsiniz,bu durum kişiler yankı odalarında ise duvarları yıkar,

Sitemiz için motive edici bir kazançtır..


Dionysos

#3
Çağrısa çağrışa diye bir türkü var. Paylaşa paylaşa anlanıyor

Bir çok forumda ve facebook grubunda  yazdım ve sanırım eğer çite temas eden bir şeye girersek  taciz zorbalık (klavye zorbalığı) ve trollük vb ne maruz kalarak bunu görürüz/keşfederiz. Çok politik bir dil ve yavaş adımlar kullanmak en iyisi olabilir.
Bu sadece K'ların gündemi için değil. Bilim adında genel bir tabu  var. (Muhtemelen belki o da çite ya da bireylerin zihinlerindeki çite çarpıyor diyebilirdik) Covid gündeminde gördük. Yani örneğin aşı/covid şüphecisi olmayı birine açma/açmama açarsak hangi topluluğa nasıl açacağımızı biraz bilir hissederiz. (Babam ya da amcam mesela bir şey derse sadece politik biçimde gevelerim .Mesela niye aşı almıyorsun derseİ ben kasyopya okudum vs diye bir şey anlatamam ki gerçek o değil mi ama anlatmam mümkün mü? Amcam bir şey dedi sustum ya da yarım dille geçiştiren iki laf ettim. Hemen işte biz aldık genetiğimiz mi değişti dedi. Ben amcama amca genetiğimin değişmesinden korkuyorum demedim bile ..
75 yaşında tv izleyen amcama aşıyla ilgili gerçek şüphelerim ve düşüncelerimi açmaya kalksam ne olur. Mesela
Desem ki virüs Amerikan askeri laboratuvarında sızmış genetik materyal ve aşı biyogenetik kurcalama olabilir amca. Kişisel gerçeğim bu.. )
(Annemle din konuşulmaz namaz kılıyor)
Aynısını psikiyatri ve modern tıbbın ve ilaçların ele alınmasında gördüm..

Burada bireysel iletişimlerdeki sınır'ın o insanın/insanların duymak istemeyeceği bir şeyi direkt söylememe (yoklama ya da politik bir dil kurgusuyla yani anlaşılmaz ya da anlaması karmaşık ve zorlaştırılmış ve gerekirse başka yöne/her yöne çekilebilecek biçimde anlatma ) ya da ısrarın ve iddianın (diretmenin) dışında kalma (yani özellikle bu doğru gerçek diye diretme dışında onu düşünenler var ,böyle şeylerden bahseden yazılar var gibi üçüncü kişilere gönderme ve kendinin de bir kararsızlık ifade etmenin, arada durmanın uygun olacağını vb)  olduğunu  düşünüyorum
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

sybleman

#4
Çok teşekkürler görüşleriniz için. O zaman benim düşüncem devam etmek yönünde.

Dionysos

#5
Geçen twitter da son gönderisi CIA ve seks kaçakçılığı vs üzerine olan bir adamın sahilde ölü bulunduğunu okumuştum

Bir Hollywood yıldızı geçtiğimiz günlerde bir film setinde dolu silahla çekim yaparken birini öldürdü .Öldürülen kişinin pedofil belgeseli hazırladığı söylendi

Anne Heche adlı hollywood yıldızı arabasında yandı ve aynı şey söylendi. Pedofil ifşası yolunda olduğu vs

Geçenlerde covid vb ile ilgili çok konuşan bir Amerikalı kardiyologun üst düzey bir yetkiliden ölüm şüphesiyle ilgili telefon aldığını okudum .Sonra evinin önünde bir olay yaşadığını tam hatırlayamadım okumuştum.

Şimdi bu twiti gördüm ve hem onlar hem bu gönderi aklıma geldi

Sizce kişi kendini tehlikeye mi sokuyor?
ya da sokuyor mu, sokmadı mı?

Alıntı YapBirileri önceden bir şeyler biliyordu, bundan eminim çünkü saldırıdan bir gece önce babam ticaret merkezine gelmemesi ve şehri terk etmesi konusunda uyarılmıştı.  Kulelerden birinde planlanmış bir toplantıyla servet 500'ün yöneticisiydi.

Tatil için ziyaret ettiğimde babamla bu konuda gizlice bir konuşma kaydetmeyi planlıyorum.  Uzun süredir emekli oldu ve bu konuda konuşmak isteyebilir.  Uzun zamandır beni rahatsız ediyor.

https://twitter.com/hodlbz/status/1592964539514961920
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

sybleman

#6
Evet özellikle büyük olayları ortaya çıkaracak kişilerin başlarına bir şey geliyor, bu kesin.

Anlatmak zamanını paylaşmıştı bir arkadaş, arada tuhaf kişiler çıkıyor ama en son Saadet öğretmen çıkmıştı. Pedofili ile ilgili bir skandalı ortaya çıkarmıştı hatırlarsınız. Onu hikayesi bana çok içten ve etkileyici geldi. Çocuklara hiç dayanamıyorum. Ağlayarak izledim.  Diğerleri gibi uydurmuyor açıkçası, bazı psişik şeyler de yaşamış bu süreçte. Ve kadının başına çok kötü bir trafik kazası geliyor. O bölümü izlemelisiniz.

Nur subaşı vardı sonraki bölümde, onu da ezber bozan tvden takip ediyordum. O da samimi geldi bana. Bilmiyorum birisi doğru birşey anlatırsa insan anlıyor bir şekilde. Kendinden emin konuşması, içtenliği, bakışları. Onun başına da 3 kez ölüm deneyimi gelmiş.

Sanki pozitifliğe yönelen, uğraşan ve başka insanlara yardımcı olan kişilerin mutlaka başlarına bir şey geliyor gibi bir algı var bende de.

Qui-gon jinn

#7
Müsadenizle şu alıntıyı bir kez daha yapma ihtiyacı hissettim, faydalı olabilir;

C: Karanlık güçler her zaman zincirdeki en zayıf veya en hassas halkalara saldırır. (17 Ocak 1998)

sybleman

#8
Doğru diyorsun Qui. Ama düşününce bizim Kasyopya ekibinin başına bir sürü şey gelmiş. Ki oldukça güçlü olduklarını düşünüyorum.

Bir mesajlarında, bir negatif varlık sizi devre dışı bırakmak isterse yapabileceğiniz bir şey yok gibi bir şey demişlerdi bugün okudum ama  şimdi yerini bulamadım.

Çelişkili bir durum. Ama sanırım frekans olarak düşük bir seviyede olunca açık oluyoruz herşeye. En azından frekansı yükseltip korumaya almak lazım gibi.

Qui-gon jinn

#9
Kişinin başına ne geleceğini, hangi dersleri deneyimleyeceğini öngörmenin zor olduğunu, çünkü bu hususta, ki özellikle de bizim sınırlı bilgi ve algımızın dışında, çok fazla değişken olduğunu düşünüyorum. O sebeple bu durumlar için şöyle olursan yada yaparsan eğer kesinlikle böyle olur, başına bu gelir denmesi, bilemiyorum, mevcudiyetin akışkan doğası gereği öyle olursa böyle olmayabilir de... Yani söylemek istediğim ben olasılıkların sınırsız olduğuna inanıyorum ve bu bağlamda düşüncem kendimizi katı, tek düze ve lineer bir bakış açısı ile sınırladırmaya hiç gerek olmadığıdır. Bence K'ların dediği gibi "İçgüdüler kişiye derslerinde rehberlik ediyor." ve bizler de içgüdülerimize kulak vermeyi ziyadesiyle öğrenmeliyiz. İçgüdülerimiz bize bu "paylaşım yapma" konusunda ne söylüyor? Bence bunu kendi içimizde irdeler ve içgüdülerimize güvenerek hareket edersek doğru olan yaklaşımı yine  kendi içimizde bulacağımız kanaatindeyim. Ve elbette bir önceki alıntım da söylendiği ve senin de katıldığın gibi farkındalığın zayıflığı saldırı olasılığını muhtemel artıracaktır. Bence burada kişiye düşen asıl iş farkındalığını artırmaya çabalamak, ki bunun yolu da elbette sadece "Bilgi"den geçiyor...Sevgiler. 

C: Gerekli olan tek savunma bilgidir. Bilgi, sizi varoluştaki tüm olası zarar biçimlerine karşı korur. Daha fazla bilginiz oldukça daha az korkunuz olur, daha az acınız olur, daha az gerilim hissedersiniz ve herhangi tür veya biçimde daha az tehlike deneyimlersiniz. (22 Ekim 1994)

bozadi

#10
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sybleman

 Bir mesajlarında, bir negatif varlık sizi devre dışı bırakmak isterse yapabileceğiniz bir şey yok gibi bir şey demişlerdi bugün okudum ama  şimdi yerini bulamadım. Çelişkili bir durum.
Bu konuda yapılan ilginç açıklamalardan biri şuydu:

Alıntı Yap
S: (L) Tabladaki tüm bu dönüşlerin ve karmaşanın nedeni neydi?

C: İnterferans. Uyumlanma için işbirliği gerekiyor.

S: (L) Ne tür bir interferans?

C: Size yönlendirilen HAARP benzeri bir ışın.

S: (L) Bu ne kadar süredir devam ediyor?

C: Bir süredir ara ara.

S: (L) Peki bunun kaynağı nedir? 3. yoğunluk mu yoksa 4. yoğunluk bir enerji kaynağı mı?

C: Her ikisi. Çok uzun süredir takip ediliyorsunuz.

S: (L) Eğer onlar için bu kadar sorun yaratıyorsak neden bizi hemen yok etmiyorlar?

C: Edemezler.

S: (L) Neden?

C: Bunun nedenini söyleyemeyiz, çünkü misyonu engeller.

S: (Galaxia) Bu neden misyonu engeller?

C: Eğer bunun nedenini bilirseniz tahmine dayalı hareket edersiniz ve muhtemelen kendiniz için ölümcül hatalar yaparsınız. Sadece şu kadarını söyleyelim ki, size zarar vermelerinin kendilerinin tamamen yıkımına ve daha negatif bir zaman hattına kaymalarına neden olacağını "biliyorlar."

S: (L) Eğer benim ölümüm onların yıkımını getirecekse benim ölmem belki de iyi bir fikirdir, öyle değil mi? İstediğimiz şey bu değil mi? (Belibaste) Bu onların yıkımına mı neden olur?

C: Yine, size herşeyi söyleyemeyiz. Ama bilin ki varlık olmadan Dünya ve gelecek için pozitif bir sonuç ihtimali yok. (ç.n. "Laura'nın varlığı olmadan" anlamında söyleniyor gibi.)

S: (L) Yani ben olmadan pozitif bir sonuç şansı yok ama benim ölümüm onların tamamen yıkılmasını sağlar.

C: Ve diğer herşeyin!

S: (Perceval) Belki de bunun dengeyle bir alakası vardır, öyle değil mi? Evren denge istiyor. Bir tür denge olduğu sürece herşeyin meydana gelmesine izin veren yüksek bir güç var evrende. Ama eğer sen orada değilsen, bu dünya tamamen karanlık, negatif bir yıldız haline gelecek. Dünyayı ve onunla ilişkili herşeyi yok edecek bir mekanizma ortaya çıkacak.

C: Evet.

Burada "Laura olmazsa tüm dünyanın işi bitik" meselesi ayrıca tartışılabilir. Doğrudur veya değildir. Sapmış bir bilgidir veya değildir. Bilemiyorum. İlk bakışta çok abartılı bir düşünce gibi görünüyor ama "sıfır ihtimal" diyemiyorum kendi açımdan ve "kesin olarak doğru" veya "kesin olarak yanlış" demek zorunda hissetmeksizin, bu konuyu bir kenara bırakarak, asıl dikkat çekmek istediğim hususa geliyorum: Bazen, bir negatif varlık veya varlık grubu, bir kişiyi veya kişi grubunu "ortadan kaldırabileceği" (veya bunu başarma "ihtimalleri" olduğu) halde neden bunu yapmaktan çekinebiliyor, işte buna dair yapılan açıklamaya dikkat çekmek istedim.

Aynı şey, İlüminati veya onların 4KH'deki veya 5KH'deki ağababaları neden Putin'i ortadan kaldırmıyor sorusu için de düşünülebilir.

Veya, geçenlerde konuştuğumuz, 4KH güçlerinin dünyaya inip insanlığın yönetimine alenen el koyması meselesinde de benzer bir tema vardı. Ra böyle bir teşebbüsün onlar için bir "kumar" olma yönüne dikkat çekmişlerdi. Özgür iradeye ağır bir şekilde müdahale ediyor olacak olmalarına rağmen, eğer insanların özgür iradesini kendi istedikleri şekide yeniden düzenlemeyi (insanlığın köleliği kabul etmesini) sağlayabilirlerse, kumarı kazanmış olacakları söylenmişti. Ama bunun bir kesinliği yok. İnsanlığın ciddi bir reaksiyon göstermesi durumunda, özgür iradeye yapılan ağır ihlalin "bedeli" hızla tezahür ediyor anladığım kadarıyla. O durumda saldıranlar/ihlaciler ciddi bir negatif kutbiyet kaybına uğrayabiliyor, yani kendi ilerledikleri yolda ciddi bir gerileme durumuyla karşılaşabiliyorlar. Yani saldırılarda veya diğer bir deyişle özgür iradeye yapılan müdahalelerde, saldıranların karşı tarafın özgür iradesini bu saldırıdan amaçlanan şeye uygun hale getirme (amacını kabul ettirme) meselesi var gibi görünüyor. İradeni "bükebilirlerse", saldırı (özgür irade ihlali) yanlarına kar kalabilir büyük ölçüde veya belki tamamen. Pozitif yöndeki irademiz ne kadar güçlü, ne kadar bilinçliyse, bu irademize yapılan saldırıyı "kabul etmeme", direnç gösterme ihtimalimiz o kadar yüksektir ve o durumda saldıran tarafın evrensel özgür irade yasaları çerçevesinde bir bedel ödemesi kaçınılmaz olacaktır gibi görünüyor.

K'lar "bütün saldırılar inanca yöneliktir" gibisinden birşey söylemişlerdi. Bunun da bu konuyla yakından alakası var gibi geliyor bana. BH eğilimimiz KH eğilimimizden daha güçlü olsa da, bu bizim KH kutbiyetine adanma ihtimalimizi ortadan kaldırmıyor sanırım. Az çok BH eğilimli kişilere yapılan tüm saldırılar, spesifik amacı ne olursa olsun, BH kutbiyetimizi azaltıp KH kutbiyetimizi artırma genel amacı da taşır diye tahmin ediyorum. Yani bizi "asimile" etme amacı da var. Özgür iradeye ağır ihlal içeren bir KH saldırısına uğradığımız zaman, bu saldırının KH kutbiyetimizi artırmayı başarması ölçüsünde, yapılan saldırının "özgür iradeyi ihlal edicilik düzeyi" düşmüş oluyor pratikte. Dünyada oluşturulmaya, tırmandırılmaya ve "benimsetilmeye"" çalışılan adaletsiz koşullar, insanlara KH'liği kabul ettirme amacı taşıyor. İnsanların adaletsizliği bir "norm" olarak kabul etmesi amaçlanıyor ve bu amaca ulaşılması ölçüsünde, insanların BH kutbiyetlerinde bir azalma veya en azından bir pasifleşme meydana geliyor.

Konunun "Laura (ve ekibi) neden ortadan kaldırılmıyor?" yönüne tekrar dönecek olursam, onların BH yönündeki eğilimlerinin gücünden kaynaklanıyor sanırım bu durum. Yani ölümlerine yol açacak derecede ağır bir saldırıya uğrasalar, dünyevi bakış açısından "mahvolsalar, bitseler" bile, ruhsal anlamda geçici sayılabilecek bir travmanın ardından BH yönündeki kutbiyetlerini artırmaya devam edeceklerdir (eğer ölmemişlerse bu dünyada, ölmüşlerse 5y enkarnasyon değerlendirme merkezinde ve sonraki enkarnasyonlarında). Yani saldırının "amacını" kabul etmeyeceklerdir, KH'leşmeyi kabul etmeyecek, buna boyun eğmeyecek, pozitiflik iradelerini bırakmayacaklardır. Bu durumda, özgür iradeyi koruyan doğal evrensel yasalar (hayat), saldıranların özgür irade ihlalini "cezalandırıyor" gibi görünecek bir reaksiyon meydana getirecektir. Bu sadece doğal bir "dengeleme" (etki-tepki) meselesi. Ve büyük ihtimalle de saldırı gerçekleşir gerçekleşmez netleşen, sonucuna ulaşan bir durum. Tüm saldırılar "anlık" değildir, daha geniş bir zaman çerçevesine yayılanlar da vardır şüphesiz. Ama sonuçta, saldırının gerçekleşme sürecinde, kutbiyet/irade çatışması meydana gelir ve neticeler çok geçmeden gerçekleşir. KH kutbiyetimizde artış olursa, saldırı az veya çok amacına ulaşmış olur ve saldıranların fazla "bedel" ödemesi gerekmez. Ama BH kutbiyetimizi korumamız (ve hatta belki iyice artırmamız) durumunda, saldıran taraf kendi kutbiyet durumunda sorun yaşayacaktrır.


bozadi

#11
Tabi burada, saldıran KH varlıklarının karşısında, koruyucu etki yapabilecek üst düzey BH varlıkları faktörü de var. Saldırıya uğrayan kişinin veya kişilerin BH varlıklarıyla bağlantılılık düzeyi, kendi BH kutbiyetlerini saldırılara karşı koruma ve hatta artırma potansiyellerini destekleyici bir etki yapacaktır. Bu belki günlük yaşam bilinci düzeyinde farkında olunacak bir durum olmayabilir ama BH kutbiyetimizin, eğilimimizin gücüne bağlı olarak bazı BH varlıklarıyla mutlaka bazı iletişimler, bağlar geliştiriyor oluruz (başta kendi Yüksek Benliğimiz olmak üzere) ve bunun da bizi saldırılara karşı uyarıcı, bir ölçüde koruyucu etkisi olacaktır. Bizim kutbiyetimizi bizim adımıza korumazlar ama kendi kutbiyetimizi korumamız için bize bir miktar ilham, bilgi, uyarı yardımları olacaktır muhtemelen. Hatta bu bağlamda, özel bir misyonu olduğu anlaşılan Laura ve ekibinin hayatında birçok "ilahi müdahale" gerçekleştiğine dair bir açıklama yapılmıştı. Yani misyonun korunması için, özgür iradeye yönelik KH saldırılarına karşı özel bazı koruyucu karşı müdahalelerin yapıldığı söylenmişti. Bu herkesin yararlanabileceği bir hak değil sanırım. Laura ve ekibinin bunu hak edecek bir geçmişi, bir amacı, bir özel durumu olması gerekir, ki şahsen buna inanmakta zorlanmam. Tüm insanlığın (veya en azından az-çok BH eğilimi taşıyan herkesin) iyiliğine adanan bir misyon söz konusuysa, bu irade gösterilmişse, bunun üst düzey BH varlıklarından bazen "özel" destek görmezi kadar doğal ve gerekli birşey olamaz herhalde. Ama yine de "mutlak" bir koruma değildir bu. Sadece bir yardım. K'ların dediği gibi, "size sadece talep etmeniz ölçüsünde bilgi verebiliriz, elinizden tutup hedefe götüremeyiz."


sybleman

#12
bozadi çok doğru. Anlıyorum demek istediklerini. Özgür iradeyi engellemeden bunu yapıyorlar. Yapmak zorundalar. Direkt zarar verici bir şey yapamazlar.

Ama şu da var, peki bunu bir insanı manipule ederek yaptıklarında özgür irade müdahalesi olur mu? Mesela Laura üzerinden gidelim. Karşı görüşte olan çok insan var, sanırım bir kaç tehdit vs. de almışlar. Bu insanlardan birisini manipule edip kötü bir şey yapma yönünde telkin verirlerse veya ilham verirlerse, bu özgür irade müdahalesi olur mu?

bozadi

#13
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sybleman

bozadi çok doğru. Anlıyorum demek istediklerini. Özgür iradeyi engellemeden bunu yapıyorlar. Yapmak zorundalar. Direkt zarar verici bir şey yapamazlar.

Ama şu da var, peki bunu bir insanı manipule ederek yaptıklarında özgür irade müdahalesi olur mu? Mesela Laura üzerinden gidelim. Karşı görüşte olan çok insan var, sanırım bir kaç tehdit vs. de almışlar. Bu insanlardan birisini manipule edip kötü bir şey yapma yönünde telkin verirlerse veya ilham verirlerse, bu özgür irade müdahalesi olur mu?
Özgür iradeye müdahale edilip edilemediği biraz karmaşık bir konu gibi görünüyor. Özellikle bizim gibi, 3KH şartlarında hem BH, hem KH eğilimleri taşıyan, bunlarla ilgili irade geliştirmeye, bilincini artırma çabası gösteren kişiler açısından.

Lokal veya kısavadeli bir açıdan bakıldığında, özgür iradeye yapılan müdahalelerin haddi hesabı yok gibi. Özgür irade ihlali, hayatımızın en temel, en yaygın durumlarından biri. Ama uzun vadeli olarak, büyük resim açısından bakıldığında, nihayetinde kimsenin mutlak özgür iradesi ihlal edilmiyor, edilemiyor gibi bir durum var gibi algılıyorum.

İşte, meseleyi karmaşıklaştıran şeylerden biri, özgür iradeyi ihlal edici saldırıda veya müdahalede bulunan varlıklar, bazen bu ihlalden dolayı fazla yaptırımla karşılaşmıyor gibi. Yanlarına kar kalabiliyor yani. Hedefteki birey saldırıyı şu veya bu düzeyde fark edip psişik olarak direnç gösterecek mi, göstermeyecek mi? Belirleyici faktörlerden biri bu gibi. Az-çok BH eğilimi taşıyan bireylere, KH'leştirici nitelikte müdahale yapılması durumunda, bu durum o kişi tarafından şu veya bu düzeyde algılanacaktır. Bir "saldırı" gibi algılanmayabilir. Veya en azından kendi benliğinin dışından, başka bir benlik tarafından kendi benliğine, bilincine, inançlarına, iradesine yönelik "değiştirici" bir müdahale yapılmakta olduğunun bilincine varılmayabilir. Kişi o anda bilincinde meydana gelmekte olan değişikliği kendi kendine yapmakta olduğunu, bir şekilde bilincinde "kendi kendine" birşeyler olmakta olduğunu sanabilir ve "duyarsız" kalabilir. Bu duyarsızlık, yapılmakta olan değişikliği şu veya bu ölçüde "kabul etmek" anlamına gelebilir.

Saldırıların bazıları, kendi halimizde zaman geçirirken meydana gelebileceği gibi, bazıları veya belki çoğu, "başkalarıyla" belirli etkileşimler halindeyken de meydana gelebilir. Bu tür deneyimlerin çoğunda olumsuz bir durum yaşanmaktadır. "Olay" şeklinde olmayabilir ama o veya bu şekilde egosal nefret, öfke tırmanışı deneyimlediğimiz bir durumla karşılaşırız. Yukarıda Qui'nin yaptığı alıntının da işaret ettiği gibi, saldırılar "zincirdeki en zayıf, en hassas halkaya" yapılır. Kendi içimizdeki durum açısından düşünecek olursak, egosal bir tepki tırmanışına en açık olduğumuz bir durumda, o tepkiyi iyice tırmandırıcı etki yapacak şekilde bir müdahale yapılır örneğin. Sağduyumuzu, sükunetimizi, öz-kontrolümüzü yitirebiliriz. KH kutbiyetimizde artış yaşanır bir şekilde. Öylesine yüksek düzeyde bir kızgınlık, nefret, yok edicilik, adeta bir tür "cinnet" geçiririz. Gerçi her zaman nefret olmayabilir. Egosal arzu ve korkuların bir karışımıdır bir şekilde, durumuna göre, yerine göre.

Kendimizden veya başkalarından (ikisi nihayette aynı şey) ölesiye, öldüresiye nefret ettiğimiz durumlar KH kutbiyetinde tırmanışlar için elverişli durumlardır. En zayıf, en dikkatsiz olduğumuz durumlarda, özellikle başkalarıyla bir etkileşim halinde, bize ve/veya etkileşim halinde olduğumuz kişilere yapılacak bazı müdahaleler, hiç beklenmedik biçimde cinnet düzeyinde egosal tepkimeler üretebilir. Hırsımıza yenik düşebilir, sakinleşemeyebilir, dikkatle, sabırla düşünüp geri adım atmamız gerektiğinin farkına varamayabiliriz. Ki hepimiz hayatımızda bu tür durumları şu veya bu ölçüde, şu veya bu sıklıkta yaşıyoruzdur. En berbat, en lanetli olanlar nispeten az sayıdadır ama bir kez meydana geldiğince oldukça yıkıcı sonuçlar doğurabilir. Bu şekilde bir sürü cinayet işlendiğine veya buna yakın travmatik durumlar yaşandığına şüphe yoktur.

"Öfke baldan tatlıdır" derler ya... Şeytani varlıklar bu ilkeden çok yararlanıyorlar. Hayatımızda zaten öfklendirici, nefret ettirici bir sürü koşul var. Bilinçaltımız bunlarla dolu. İşte, "tırmandırıcı" (yangını körükleyici) "müdahale" yapıldıktan sonra, benliğimizde tırmanmakta olan egosal tepkinin tamamen kendimize ait olmadığını, dışarıdan bir müdahaleyle desteklendiğini, bizi yıkıcı bir duruma sürükleme amacıyla yapıldığını az-çok sezmemiz ölçüsünde, "oyuna gelip gelmeyeceğimize" kendimiz karar verebiliyoruz. Ama tırmanan (tırmandırılan) şeyin tamamen kendi benliğimiz olduğunu "sandığımız", durumu "benimsediğimiz", böylece kendimizi egomuza kaptırdığımız zaman, yıkıcı sonuçlar gelmesi muhtemel oluyor. K'lar "tüm düşünceleriniz size ait değil" gibisinden bir uyarı yapmıştı bu konuda. Carlos Castaneda'nın kitaplarında da "avcı" varlıkların, zihnimizi ele geçirmesinden, onların düşüncelerinin bizim düşüncelerimiz haline gelmesinden bahsediliyordu.




bozadi

#14
Konuyla bağlantılı gibi:

Alıntı Yap
S: (L) Şu anda kendimi çok sefil hissediyorum.

C: Kertenkele telkini.

S: (L) Buhranlı berbat hisler Kertenkelelerin telkinleri mi?

C: Her zaman olduğu gibi.