Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Paylaşım yapmak bizi tehlikeye mi sokuyor? 

Başlatan sybleman, 18 Kasım 2022, 18:54:08

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#15
4KH güçleri ve hizmetkarları, buhranlı-berbat duygu hallerimizi tırmandırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Sinsi ve derin endişe, korku veya öfke, hırs hallerini ne kadar sık yaşıyoruzdur kim bilir.

Virüs/hastalık konusunun bununla yakından bağlantısı var. K'lar virüslerin 4KH varlıklarının bize, özellikle az-çok BH eğilimi taşıyanlara yönlendirdikleri, benimsememizi istedikleri "düşünceler" olduklarını söylüyor. Hastalıklar, negatif varlıkların bize "benimsetmeyi" başardıkları düşüncelerin sonuçları. Başka bir varlık bir düşünceyi veya düşünce zincirini "bu senin düşüncen, senin iraden" diye bilincimize dayatıyor. Dünya oyununa, hırslarına, arzu ve korkularına kendimizi çok kaptırdığımızda, bilincimize yapılmakta olan müdahalelerin farkına varma ihtimali azalıyor. Ve o zaman bilincimiz üzerinde yapılmaya çalışılan programlamaları fark etme ve reddetme irademiz zayıflıyor. Kabul etmen ölçüsünde BH kutbiyetin zayıflıyor veya pasifleşiyor. Hastalıkların, sakatlıkların birçoğu, kabul etmeyle reddetme arasındaki kararsızlıklardan da kaynaklanıyor olabilir.


bozadi

#16
Hayatımız, geleceğimiz konusunda kötü ihtimallerin (kötü gelecek senaryolarının, zaman hatlarının) bilincinize dayatıldığını sezdiğiniz, bununla ilişkili korku ve endişeler yaşadığınız olmuştur sanırım. Dayatılmakta olan şey sanki "Allah'ın emriymiş" gibi, reddetme hakkımız yokmuş gibi, kaçınılmaz bir kadermiş gibi hissettirilir. Laura'nın dediği gibi buhranlı, berbat hisler. Kaçışı imkansız bir senaryo bilincimize "emdirilmeye" çalışılır resmen. Bunun, mücadele etmemiz, reddetmemiz gereken "şeytani bir dayatma" olduğunu ayırt etmek her zaman kolay değildir. Sadece geleceğe dair doğal bir sezgiymiş ve kaçınılmaz bir gerçeklikmiş gibi hissedilir, hissettirilmeye çalışılır. Kendimizi berbat ve suçlu hissederiz. Gerçekten çok berbat bir haldir. Negatif güç kendini Allah'mış gibi (hayatmış, doğaymış, evrenmiş gibi) dayatır, öyle hissettirir. Kaderle mücadele etmeye çalışıyormuşuz gibi bir imkansızlık, çok karamsar bir çaresizlik, acizlik halidir.

bozadi

#17
En azından ben bazen kendimi böyle haller içinde buluyorum.

gerçek tosun paşa

#18
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sybleman

bozadi çok doğru. Anlıyorum demek istediklerini. Özgür iradeyi engellemeden bunu yapıyorlar. Yapmak zorundalar. Direkt zarar verici bir şey yapamazlar.

Ama şu da var, peki bunu bir insanı manipule ederek yaptıklarında özgür irade müdahalesi olur mu? Mesela Laura üzerinden gidelim. Karşı görüşte olan çok insan var, sanırım bir kaç tehdit vs. de almışlar. Bu insanlardan birisini manipule edip kötü bir şey yapma yönünde telkin verirlerse veya ilham verirlerse, bu özgür irade müdahalesi olur mu?


Müsadenle ben de kısa bir cevap vereyim.

Bu biraz ilahi adaletin terazisi durumu. Elbette her türlü özgür irade müdahalesi var ama nasıl anlatsam hani günahın büyüğü küçüğü olur ya aynen öyle düşünebilirsin.

4YKH varlıkları bu karmik hesapları yaparlar, bilirler. Yapabildikleri en üst seviye kar-zarar durumuna göre hareket ederler. Ayrıca bizim reenkarne durumda sadece şimdiki yaşamımızı bildiğimizi ve zamanı lineer olarak algıladığımız gerçeği de bambaşka bir durum.

Yani müdahale illa şimdiki ya da gelecek zaman diye bildiğimiz kesitleri kapsamayabilir bu bir süreç meselesidir. Süreçlerin gelişimi doğru orantılı olmak zorunda da değildir.

bozadi

#19
GTP'nin dikkat çektiği gibi, 4KH varlıklarının görüş alanı, insanlarınkinden çok daha geniş (her ne kadar KH'liğin neden olduğu bazı darlıklar olsa da). Onların sahip olduğu bazı imkanlar bizim hayalimize bile sığmayabilir.

Kendimizi dünya hayatına, dünyada olan bitenlere, kısacası dünya "filmine" çok fazla kaptırmamak gerek diye düşünüyorum. Ama dünyadan tamamen soyutlanmaya çalışmayı da önermiyorum kendi bakış açımdan ve şartlarımdan.

Sonuçta gayet somut bazı gerçekler var, farkına varmamız gerektiğini düşündüğüm: Çok fazla negatif duygu ve düşünce deneyimliyoruz. Ve bunlar BH kutbiyetimizi pasifleştiriyor bana göre. Ve bu olumsuzlukların büyük bir kısmını, hiç de mecbur olmadığımız halde duyuyor, içselleştiriyor, sahipleniyor, benimsiyoruz. Etkileşim halinde olduğumuz bir film yüzünden! Dünya hayatı filmi! Evet, elbette bu film herhangi bir film değil, bizim hayatımız. Ondan (insanlardan) tamamen kopmak da akıl sağlığımıza iyi gelmez muhtemelen. Ama pozitiflik konusunda, "pozitifleşme" konusunda bilinçli bir çaba göstermemiz gerektiğine inanıyorum. Buradaki "çaba" sözcüğü biraz tuhaf bir ifade oluyor. Hakkın, hakikatin yolu normalde "çabasız", "eforsuz" bir yol diye tasvir ediliyor. Ve aslında pozitifleşme denen şeyin de çok fazla çaba, çok fazla efor gerektirmesi gerekmiyor. Bir insanın pozitifleşmemesi "hastalıktır" bana göre. Zor olanı yapmaktır. Varoluşun doğasına ters hareket etmektir. Ve hepimiz bu anormalliğin, bu hastalığın pencesindeyiz. Normalde büyük çaba, büyük efor gerektiren şey "pozitifleşme" değildir; zor olan, "pozitifleşMEmeyi" alışkanlık haline getirmiş bir toplumun mensubu olarak taklit ettiğimiz, hatta benimsediğimiz bu hastalığı yenmek. Bir kez hastalıklı bir durum içinde olduğumuzu kabul edip, doğal, sağlıklı, kolay olanın pozitiflik/pozitifleşme olduğunu anladığımızda ve buna meylettiğimizde, o zaman pozitifleşme hiç de zor olmayacak. Ama toplumsal realite egoyu çok besliyor ve dolayısıyla negatifleşmeyi veya pozitifliğin pasifleşmesini destekleyen bir dünya dolusu koşulla dolu hayatımız. Ve biz işte bu hastalıklı hayatla, bu hastalıklı ilüzyonla kendimizi ciddi oranda özdeşleştirdiğimiz için, kendimizi bu hastalıklı durumun yakasından kurtarmakta zorlanıyoruz.

bozadi

#20
Alıntı Yap
S: (T) Bunu içimdeki implantlarla mı yapıyorlar?

C: Hepsi sürecin birer parçası.

S: (T) Bende implant var mı?

C: Evet.

S: (T) Bu implantlar, duygularımı kontrol edip negatif olanları arttırmalarını ve böylece bu duyguların enerjisiyle beslenmelerini mi sağlıyor?

C: Kontrol değil, etki.

S: (T) Kontrol değil, etki. Ama örneğin kızdığım zaman kısa süre için kızgın oluyorum ama bu teknolojiyi kullanarak daha uzun süre kızgın kalmamı sağlayabiliyorlar, öyle mi?

C: Evet. Bilgi korur, bilgisizlik ve ihmal tehlike yaratır.

S: (T) Vücudumdaki implantları üzerinden enerjilerimi geri alabilir miyim?

C: Gerekli değil.

S: (T) Yani eğer kızgınlaşırsam ve olmam gerekenden daha fazla kızgınlaştığımın farkına varırsam ve bunu daha olumlu birşeye dönüştürürsem ve cihazları sonuna kadar açıkken bu olumlu enerjiyi onlara yönlendirirsem ne olur? Morallerini bozabilir miyim?

C: Bunu yaptığında ateşe ateşle karşılık veriyor olursun.

S: (T) Peki yapmamız gereken şey bu değil mi?

C: Açık. Deyim neyi ima ediyor?

S: (L) Sanıyorum söylemek istedikleri şey şu; eğer kızgınlaştığını hissediyorsan, bunu durdurmanın tek yolu kızmayı bırakarak mutlu veya huzurlu olmandır. Mutlu ve huzurluyken onlara herhangi birşey gönderme isteği duymazsın.

C: Bingo.

S: (J) Enerjiyi pozitif birşeye yönlendirmek. (F) Ateşe ateşle karşılık vererek savaşamazsın. (L) Gerçekte savaşabilirsin. (T) Varmak istediğim yer şu; bu mümkün mü, yani duygusal durumunu onların umduğunun aksine pozitif birşeye çevirip onlara göndermek. Bu mümkün mü?

C: Neden?

S: (T) Karşılık vermek ve yaptıklarını bir de kendilerinin tatmasını sağlamak için. (J) Onlarla savaşa mı girmek istiyorsun? O durumda hala enerjinle onları besliyor olursun. (L) Yapabileceğin tek değişiklik duygunun yönünü çevirmek ve huzurlu olmak. Eğer gerçek huzuru hissediyorsan...

C: 4. yoğunluk KH'leri (Kendine Hizmet varlıkları) negatif enerjiyle besleniyor.

S: (J) Yani elleri boş kalmış olacak. (T) Ama benim düşündüğüm şey... Benim doğal bir... Negatif enerjiyle besleniyorlar. İçime birşey koyuyorlar, 3. yoğunluğa gelip bizimle uğraşıyorlar...

C: Evet.

S: (T) Ve daha da fazla negatif enerji elde etmiş oluyorlar.

C: Şimdi bir benzetme: Fişi olmayan bir lamba ne işe yarar?

S: (T) Fişi olmayan bir lamba mı? Anlamaya çalışıyorum ama bana biraz daha alan tanımanız lazım.

C: Ne?

S: (T) Eğer bir lambanın fişini çekersen artık ışık vermez. (L) Kertenkeleler lamba oluyor ve sen de güç kaynağısın. Böylece onların fişini çekmiş olacaksın. (J) Kendi fişini çekmek. (T) Ben lambanın fişi miyim?

C: Hiç çalıştırılmayan bir motor ne işe yarar?

S: (J) Onların enerji kaynağı olma. Eğer negatif enerjiyle besleniyorlarsa, onları aç bırak.

C: Eğer kullanılmazlarsa, implantlar işe yaramaz.

S: (J) İmplantların çalışıp onlara istedikleri gıdayı aktarması için güç kaynağının açık olması gerekir. Güç kaynağı da negatif düşünce ve duygular. (T) Ama ben 3'üncü seviye bir varlığım. 3'üncü seviye bir varlığın bütün duygularına sahibim. Ve beni ben yapan şeylerden biri de bu. Dolayısıyla duygulardan birini kapatamam çünkü bu diğer duyguların dengesini bozar. Duygular da ışık ve karanlığa tıpatıp benziyor.

C: Hayır.

S: (T) Pozitif duygularım var ve negatif duygularım var; İkisi de beni ben yapıyor.

C: Eğer istersen, sadece pozitif duyguların olabilir.

S: (T) Eğer sadece pozitif duygularım olursa, ki güzel birşey olurdu herhalde, bu durum Kertişlerin algılayıcı cihazına nasıl bir etki yapardı?

C: Onları iptal eder.

S: (T) Yani bu cihazlar negatif frekanslara mı ayarlı?

C: Evet.

S: (T) Pozitif hisler implantları kapatıyor. Pozitif hisler duyarak algılayıcıları kapatırsam Kertenkeleler ne yapar?

C: Başka yere giderler.

S: (L) Peki ilk kez kapatıldığında bir süre için çabalarını arttıracaklarını, ama sonunda kişinin bunda kararlı olduğunu gördüklerinde uzaklaşacaklarını düşünmekte haklı mıyım?

C: Aynen öyle.



bozadi

#21
Alıntı Yap
C: ... Duygular pozitif olarak kullanılmaya başladığında, 4. yoğunluk BH'ye ilerleme mümkündür.


bozadi

#22
Bu durumda, neden hayatımızdaki herhangi birşey pozitifleşmemizden daha önemli olsun ki?! Elbette "pozitifleşmenin" ne demek olduğu üzerinde epeyce durmak gerekir.

sybleman

#23
Şimdi okuma yaparken bir bölümne denk geldim. Bu konuyla örtüşüyor.

Alıntı YapS: (L) Geçtiğimiz hafta içerisinde internette, Ra Bilgileri konusunda oldukça bilgili olan birisiyle yazışıyordum. Bana Ra bilgilerinin henüz
yayımlanmamış olan 5. kitabının bir tomar metnini gönderdi. Görünüşe göre o dönemde Don Elkins, çeşitli komplo teorileri ve 4.
Yoğunluk KH tarzı manipülasyon yöntemleri ve daha bir çok korkutucu konuda sorular soruyormuş. Grup tarafından ya da gruba dahil
insanlar tarafından bir tür değerlendirme yapılmış ve bu tür temaların bir BH kanalında sorgulanmaya uygun olmadığına karar verilmiş. Bu
tür konuların negatif bakışa odaklandırdığını ve dolayısıyla 'sevgi ve ışığa' ait olmadığı kabul edilmiş. Bu sebeple grup, bu tür soruların ya da
bu yönelimdeki soruların sorulmaya devam edilmemesine karar vermiş. Bununla birlikte Don Elkinsintihar ETTİ. Bize sebebini söyleyebilir
misiniz ?
C: İntihar,sesin susturulmasının gerçekleştirilmesi amacıyla seçilmiş bir yoldur.
S: (L) Hangi sesi susturmak istedi ?
C: Mecazi anlamda söylendi.
S: (L) Anlamaya çalışıyorum. Bu kişiler Ra ile müthiş bir iletişim içerisindeydiler...
C: Ra ile iletişim içerisinde olmak saldırı olasılığını engellemiyor.
S: (L) Niçin Ra ona; saldırı altında olduğunu , bunun ne tür bir saldırı olduğunu ve nasıl üstesinden gelebileceğini, anlaması için gerekli
olacak bilgileri iletmedi ?
C: Bu sorular sorulmadı.
S: (L) Neden onu koruyabilecek bu türden sorular sorulmadı ?
C: "Sevgi ve Işık."
S: (L) Yani, işin sevgi ve ışık tarafına o denli odaklanmışlardı ki...
C: Negatiflik olmadan pozitiflik varolmaz. [ç.n. burada geçen pozitiflik (ing. positivity) ve negatiflik (ing. negativity) terimlerini, bir varlıkta
bulunan yanlardan çok (elbette bunları da içermek üzere) en geniş kavramsal haliyle almak gerekiyor]
S: (L) Öyleyse, pozitiflik tek başına , negatiflik haline mi geliyor, ya da hiç (sıfır) haline mi geliyor ?
C: Hayır , varlığı kabul edilmiş olsun ya da olmasın, negatiflik her zaman mevcuttur.
S: (L) Yani diyorsunuz ki; negatifliğin var olduğu kabul edilmemişse, böyle bir şey de var denerek masaya konmamışsa, tabiri caizse, ne
olursa olsun bir şekilde canını yakacaktır. Bir şekilde kendini ortaya koyacaktır ve eğer bir kişi sevgi ve ışık konusunda aşırı noktalara
giderse , negatiflik arka kapıdan içeri girecektir ?
C: Yakın.

sybleman

#24
Sorulması gereken soruları sorup, kendimiz üzerindeki bu durumların farkına varıp, çözümlerine de bakmalıyız gibi bir sonuç çıkardım.

Negatifliğin de var olduğunu ve müdahelelerini de red etmemeliyiz. Kontrolde olmalıyız.

Bilmiyorum, K'ların sözleri bazen kafamı karıştırıyor. Çelişkileri çözemiyorum.

Tgur

#25
Çelişki madde illüzyonunun daha doğrusu var oluş diye içinde yaşadığımızın baş faktörü,bunu denge fenomeninde olanları anlamak üzere bir zamanlar K.da geçenleri çok kısa yorumlarımla sıralamışım,

Vakit bulur bakarsanız faydalı olur kanaatindeyim.

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=32#26542


bozadi

#26
Alıntı Yap
Negatifliğin de var olduğunu ve müdahelelerini de red etmemeliyiz. Kontrolde olmalıyız.

Evet, şüphesiz. Hayatımızda negatiflikten daha bol birşey yok muhtemelen. Bu negativitelerin kaynağını, aslını, esasını tüm bu tartışmalar yoluyla giderek net bir şekilde karşımıza almakta olduğumuzu düşünüyorum ve bu bağlamda bu konu başlığını açman çok iyi oldu.

Şu da var ki, varlığımızı pozitifliğe, pozitifleşmeye adadığımızda, nelerin negatif olduğu veya ne ölçüde negatif olduğu ve bunlarla mücadele için nasıl bir tavır almamız gerektiğini en iyi şekilde anlayabileceğimize inanıyorum. Negativiteyi tanımaya ve ondan arınmaya yönelik en etkili, en samimi mücadele, ancak ve ancak pozitifliğe adanma ile mümkündür. Pozitifliğe samimi bir adanma yoksa, negatiflikten yeterince samimi bir arınma niyetinin ve iradesinin oluşmasını beklemek pek gerçekçi olmaz.

Pozitifleşmeye adanmaya niyet etmek, kısavadede toz pembe bir hayata kavuşmak, negatifliklerden kurtulmak, tamamen pozitifliğe ermek veya bir daha asla negativiteyle ilgilenme gereği veya isteği duymamak demek değil. Kendimizi egodan, negativiteden arındırmaya niyet etmezsek, negativiteyi asla yeterince objektif bir şekilde "karşımıza" alamayız, onu enine boyuna göremeyiz. 

Virüsleri en iyi bilenlerin şifaya adanan (doktor vs.) kişiler olması gibi, negativiteyi en iyi, en objektif şekilde bilebilecek olanların da pozitifliğe adanan kişiler olması çok şaşırtıcı olmaz. Nitekim bize negativitenin ne olduğu, nasıl işlediği hakkında elimizde mevcut muhtemelen en iyi bilgileri veren varlıklar da son derece pozitifleşmiş varlıklar. Dolayısıyla, benim kastettiğim şekliyle pozitifleşme, negativite karşısında üç maymunu oynama eğilimini ifade etmiyor. Tam tersi.


sybleman

#27
Evet haklısın. Kalbimizin sesine kulak vericez en doğrusu o. Ne zaman neyi yapmak gerektiğini söyleyecektir diye umud ediyorum.

17.02.2023 bu tarih burada kalsın. Ben yazmış olayım. Tamamen kendimi deniyorum. Belki de boş bir bilgidir.

sybleman

#28
K'lar hep tarih verilen bilgilerden kaçının diyor. Onu da anlayabiliyorum gelecek belirli değil sadece olasılıklar var. O yüzden tarih belli değil hiç bir şey için.

arinmak

#29
paylaşmasanda tehlikedesin , tehlikeden kastın ne , önemli bir ifşşaat mı , lauralar gibi ağ calışmasımı bu ikisi ekstrem örnek ,

okuduklarını , öğrendiklerini paylaştığın yer ve kişilere dikkat edersen pek birşey olmaz. ( internet ortamıda olsa da herşey her yerde konusulur mu , paylaşılır mı , sonuçları neler olur , kişinin iyi düşünmesi gerek. )

cuma çıkışı , insanlara bu konularda konuşursak sonuç iyi olmayabilir.

tehdit olarak gördüklerini evrensel kurallar dahilinde oyundan çıkarmaya hep çalışacaklar.

ormanda tek başına yaşasakta , evden dışarı cıkmasakta , saldırı herzaman olacak. negatif duygular köpürtülecek.

insanlar anlık sinir , öfke patlamaları vs vs sonradan çok pişman olacakları hatalar yapıyorlar veya hayata dair umutsuzluğa kapılarak vs vs ... envai çeşidi var.

saldırı hergün var ve olmayada devam edecek.

bilgiyi bilsende bilmesende , paylaşsanda paylaşmasanda .

olumsuz bir durum ... olumsuz bir duygu ... olduğunda , olumsuzluğun akışına kapılmadan , sakin kalmaya çalışıp olayı sorgulamak gerek.

galaktik fedarasyon , new age vs vs ... saçmalıklarına kapılmadan.

yazdıklarım konudan alakasız oldu ama yazmak istedim.