Aşk/sevgi nedir, hayatımızla, tekamülümüzle ilişkisi nedir?

Başlatan bozadi, 19 Mart 2021, 13:15:46

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

K Forumda son zamanlarda tavsiye edilen "aşk romanları okuyup değerlendirme" konusuyla bağlantılı olarak, aşk veya belki genel olarak sevgi konusunun hayatımızın anlam ve önemiyle, derslerimizle, yani tekamülümüzle bağlantılarına dair görüşlerimizi paylaşmaya, tartışmaya yönelik bir başlık bulunsun istedim.

bozadi

Maharaj'dan bir alıntı

Alıntı Yap
S: Tanrı beni neden olduğum gibi yarattı?

M: Hangi Tanrı'dan söz ediyorsunuz? Tanrı nedir? O, sizin soru sormanızı mümkün kılan ışığın ta kendisi değil mi? "Ben'im" (benlik, varlık) kendisi Tanrı'dır. Arayış, bizzat Tanrı'dır. Arayış sürecinde siz ne beden, ne de zihin olduğunuzu ve kendinize (Öz Varlık'a) duyduğunuz sevginin aslında her şeyin içindeki Öz'e yönelik bir sevgi olduğunu keşfedersiniz. İkisi birdir. Sizin bilinciniz ve benim bilincim görünüşte iki, gerçekte ise birdir; birliği arar ki o sevgidir.


sercany

Bozadi başlık için teşekkür ederim, esasında son celsede bahsedilmiş olan aşk romanı yaklaşımı insanın kaos karmaşa tekamül serüveninde kendi ruhsal yolculuğunda yönünü bulabilmesi için bir sembol olarak da düşünebiliriz. Çünkü forumda (bende aynı şekilde düşünüyorum) insanlar iş güç vb. derken kalan kısıtlı zamanlarında daha bilgilendirici metinler okumaya alışık olmaları sebebi ile aşk romanı biraz uzak kalıyor. Bu sebeple spiritüel derinliği olan metinlerin okunması sevginin keşfedilmesi yönünde daha farklı bakış açıları sağlayabilir, zaten BH varlığı olabilmenin en büyük amacı da karşılık beklemeksizin verilen sevgiden geçiyor..
 

bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sercany

esasında son celsede bahsedilmiş olan aşk romanı yaklaşımı insanın kaos karmaşa tekamül serüveninde kendi ruhsal yolculuğunda yönünü bulabilmesi için bir sembol olarak da düşünebiliriz.
Evet, 4Y "Sevgi Yoğunluğu" olduğuna göre, 3Y'den 4Y'ye uzanan derslerin belki de temeli bu olduğuna göre, sevginin bir "pusula" işlevi olduğu söylenebilir sanırım.

Hayatımızda sevgi o kadar eksik ki... Gerçek sevginin olmadığı yerde/durumda ise çatışma, zulüm, işkence ve sahtelikler boyu aşar hale geliyor. Hayatımızın resmi bu adeta.

Pek çok sevgi türü kolayca "egosal siyaset malzemesi" haline getirilerek sahteleştirilebiliyor. Erkek ile kadın arasındaki romantik sevginin bu konuda biraz korunaklı, avantajlı bir durumu var belki de. Çocuksu bir saflığı var sanki. Bu konunun önemi biraz bundan kaynaklanıyor olabilir.

gerçek tosun paşa

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sercany

Bozadi başlık için teşekkür ederim, esasında son celsede bahsedilmiş olan aşk romanı yaklaşımı insanın kaos karmaşa tekamül serüveninde kendi ruhsal yolculuğunda yönünü bulabilmesi için bir sembol olarak da düşünebiliriz. Çünkü forumda (bende aynı şekilde düşünüyorum) insanlar iş güç vb. derken kalan kısıtlı zamanlarında daha bilgilendirici metinler okumaya alışık olmaları sebebi ile aşk romanı biraz uzak kalıyor. Bu sebeple spiritüel derinliği olan metinlerin okunması sevginin keşfedilmesi yönünde daha farklı bakış açıları sağlayabilir, zaten BH varlığı olabilmenin en büyük amacı da karşılık beklemeksizin verilen sevgiden geçiyor..

Çok yerinde bir açıklama olarak görüyorum yazdığını fakat dualite gereği sevginin de bir çok sapması olduğunu unutmamak ve KH oyunlarına sıkça uğradığını bilmek çok önemli. İşte bu romanların niteliği bunun için aslında.

sercany

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen gerçek tosun paşa

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sercany

Bozadi başlık için teşekkür ederim, esasında son celsede bahsedilmiş olan aşk romanı yaklaşımı insanın kaos karmaşa tekamül serüveninde kendi ruhsal yolculuğunda yönünü bulabilmesi için bir sembol olarak da düşünebiliriz. Çünkü forumda (bende aynı şekilde düşünüyorum) insanlar iş güç vb. derken kalan kısıtlı zamanlarında daha bilgilendirici metinler okumaya alışık olmaları sebebi ile aşk romanı biraz uzak kalıyor. Bu sebeple spiritüel derinliği olan metinlerin okunması sevginin keşfedilmesi yönünde daha farklı bakış açıları sağlayabilir, zaten BH varlığı olabilmenin en büyük amacı da karşılık beklemeksizin verilen sevgiden geçiyor..

Çok yerinde bir açıklama olarak görüyorum yazdığını fakat dualite gereği sevginin de bir çok sapması olduğunu unutmamak ve KH oyunlarına sıkça uğradığını bilmek çok önemli. İşte bu romanların niteliği bunun için aslında.

teşekkür ederim , tam hatırlayamamakla birlikte celselerde kadın erkek arası ilişkilerle ilgili K'ların bir yorumu vardı sanki ve "sevginin çok ilkel bir hali" olarak betimliyorlardı diye aklımda kalmış ama bozadi bu konuda daha net bilgi verebilir tabi.. sevgi tatbikatı yapmaya gelmiş 3Y varlıkları olarak öğrenmemiz gereken sevgi çeşidini sadece iki cinsin birbirine karşı sevgisi ile sınırlı tutmak tabi yeterli gelmeyecektir, benim öneriden hissettiğim "eğer yapabiliyorsanız zihni rahatlatmak için ve öz varlığınızla temas edebilmek için faydası olabilir" şeklinde yaklaşmış sanki K'lar. Her birimiz seçimlerimizle bu dünyada var oluyoruz ve birine çok uyan diğerine hiç uymayabiliyor.
 

Gaia

Sevginin iyileştirici bir yanı var. Değerli olduğunu bilmek, hissetmek insanı capcanlı yapıyor. Geçmişte youtubede ilgisizlikten aşırı kötü durumda olan köpeklerin tedavi edilip, sahiplendirildikten sonra geçirdikleri dönüşümleri ile ilgili videolar izlemiştim. Gözlerindeki ışıltının bile parladığını görüyordum. Bu beni baya etkiliyordu. İlgi eksikliğinin, yanlızlaştırılıp ötekileştirilmenin gerçekten insan hayatında zorlayıcı etkileri var. Toplumdan dışlanan insanların bunu aşabilmek için türlü bağımlılıklara girişmesi, sevgiliden ayrıldıktan sonra gelen depresyon gibi deneyimler bu köpek videolarını getiriyor gözümün önüne.

İlgisiz, sevgisiz kalınca mutsuz oluyoruz ve beraberinde negatif duygular gelişiyor. Kendine zarar vermeye meğilli hale geliyorsun. Arkadaşınla küsünce boşluğunu hissediyorsun, yeniden barışınca hayatın daha farklı oluyor. Birine aşık olunca ayakların yerden kesiliyor. Ondan ayrıldığında yada bir şekilde aşkını ifade edemeyip, karşılık bulamadığında acı çekiyorsun. Acı da beraberinde negatif duyguları, tuhaf alışkanlıkları getiriyor. Takıntılı oluyoruz, sevgisizlik iyice içimize yerleştiğinde kötü bir insan oluveriyoruz.

Hep okuruz orda burda çocukken yaşadığı travmatik olayların zamanla insanları seri katile, tecavüzcüye vesayre dönüştürdüğünü. Sevgisizlik travma yaratıyor insana, travmalarda kötü birine dönüştürüyor. Eksikliği insana iyi gelmeyen bir şey sevgi. KH olmamızla ve sevgisiz kalmak arasında gerçekten baya bir bağlantı var. Birine zarar vermek isteme düşüncesinde de, zarar gördükten sonra kendini değersiz hissetip intihara sürüklenme düşüncesinde de sevgisizlik var.

TLC'de Ağır Yaşamlar diye bir program var. İnsanların geçmişte yaşadıkları travmalar yüzünden obezite haline gelmesini anlatıyor. Orada izlediğim çoğu bölümde acıyı, gelen sıkıntı hissini unutmak için yemek yediklerini söylüyorlardı. Sorunlarını çözdükten sonra ve hayatlarında yapmaları gereken değişimleri gerçekleştirdikten sonra daha farklı perspektifler ediniyorlar ve iyileşiyorlar. Kimileri ise iyileşemiyor ve vefat ediyor. Bence ilginizi çekerse ve vaktiniz olursa izlemelisiniz. Öğretici, dersler çıkarıcı türden bir program.


bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sercany

tam hatırlayamamakla birlikte celselerde kadın erkek arası ilişkilerle ilgili K'ların bir yorumu vardı sanki ve "sevginin çok ilkel bir hali" olarak betimliyorlardı diye aklımda kalmış ama bozadi bu konuda daha net bilgi verebilir tabi.. sevgi tatbikatı yapmaya gelmiş 3Y varlıkları olarak öğrenmemiz gereken sevgi çeşidini sadece iki cinsin birbirine karşı sevgisi ile sınırlı tutmak tabi yeterli gelmeyecektir, benim öneriden hissettiğim "eğer yapabiliyorsanız zihni rahatlatmak için ve öz varlığınızla temas edebilmek için faydası olabilir" şeklinde yaklaşmış sanki K'lar. Her birimiz seçimlerimizle bu dünyada var oluyoruz ve birine çok uyan diğerine hiç uymayabiliyor.
"Kadın-erkek arasındaki (romantik) ilişkinin sevginin çok ilkel bir hali" olmasıyla ilgili birşey hatırlamıyorum ama hatırlamadığım o kadar çok şey var ki celselerden, bu da onlardan biri olabilir. "Sevgi" kelimesiyle bir tarama yaptığımda çıkan sonuçlardan biri şuydu:

Alıntı Yap
C: Perceval, sevgi hakkında öğrenecek çok şeyin var. Sonuçta "ailenden" sevgi görmedin. Bir sevgi ilişkisinde iki insanın şunu anlaması gerekir ki en iyileştirici ifadeler, bir bebeğin ifadeleridir ama bu tamamen yetişkin kontrollü bir dinamikten yapılmalıdır. Diğer bir deyişle, bir bebek gibi sev ama adanmış ve tamamen verici bir ebeveyn gibi sorumlu ol.


K'lar o konuda ne söylemiş olursa olsun, evet, kastettiğin şeyi anlıyorum sanırım; yani "sevgi" meselesini sadece "romantik aşk" üzerinden değerlendirecek değiliz :)

bozadi

K forumda "aşk romanı" başlığındaki ilk mesajın sonunda, önerilen romanların listesi bir Google E-Tablo (excel) dosyası halinde verilmiş:

https://docs.google.com/spreadsheets/d/1NQIYutlxLbrw8OvbDIptZe_F9iCvQ0BIPBFyr5RPs9A

Sütunlar sırasıyla: Yazar, Kitap Seri Adı, Kitap Sıra No (biraz karmaşık görünüyor), Kitap Adı... diye devam ediyor, sonrasında varsa e-kitap ve sesli kitap linkleri verilmiş.

İlk sırada Anna Campbell adlı bir şahsın kitapları listelenmiş. Bu şahsın Türkçeye çevrilmiş kitabı/romanı var mı diye baktığımda, en azından birkaç tane olduğunu ve bunlardan bazılarının, K forumda önerilenler arasında bulunduğunu fark ettim. Şu an vaktim yeterli olmadığı için, önerilen kitaplar arasında Türkçeye çevrilmiş olanları daha sonra ayrıntılı olarak tespit etmeye çalışmayı ümit ediyorum.

Şu Türkçe linkte Anna Campbell'ın kitap dizilerinden birine dair kısa bir inceleme/yorum var (henüz ayrıntılı incelemedim: https://benherneysemo.blogspot.com/2015/09/yedi-gece-anna-campbell-sons-of-sin-1_7.html)


bozadi

Linkini verdiğim blog sayfasındaki bir açıklamaya göre, blogcu yazarla (Campbell) röportaj bile yapmış ve yazarın imzalı bir kitabını çekilişle hediye etmiş! :) Blogu bir ara ayrıntılı olarak gözden geçirmeye çalışacağım.

fidelista

Aşk romanı yerine müzik olmazmı.? Bazı müzikler insanda yoğun sevgi, birlik duygusu oluşturabilir.Ya da bir gönül ilişkisine mi girmeli.?

bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen fidelista

Aşk romanı yerine müzik olmazmı.? Bazı müzikler insanda yoğun sevgi, birlik duygusu oluşturabilir.Ya da bir gönül ilişkisine mi girmeli.?
Hepsinin (roman, müzik vs) kendine göre bazı özellikleri, faydaları, erdemleri vardır mutlaka.

Okumanın avantajlarından biri, olayları kendimiz bizzat yaşamadığımız halde, anlatılanlarla özdeşlik kurmamız ölçüsünde bunları adeta kendimiz yaşıyor gibi hissetmemiz sanırım. Ve eğer sonuçta yeteri kadar pozitif, yüksek frekanslı duygu ve düşünceler uyandırabilirse metin, kendi içimizdeki çözümsüz olarak duran bazı olumsuz duygu/düşünce kalıplarını çözme, geride bırakma bakımından faydalı etkileri olabilecektir.

Bu arada okumanın (izlemekten ziyade okumanın), belki bazı durumlarda özellikle "kurgu" okumanın avantajlarından biri "yaratıcılık" yeteneğine olan bir katkısı olabilir. Sonuçta metin dediğimiz şey, kağıt parçaları üzerine basılmış mürekkep izlerinden ibaret. Ama biz bunlarla zihnimizde kişiler, ortamlar, olaylar, hayatlar, dünyalar yaratıyoruz. Yoğun duygu ve düşünceler, özdeşleşmeler, ilhamlar deneyimliyoruz. Elbette yazılana dayalı olarak yapıyoruz bunu ama senaryoya kendi zihnimizde, gönlümüzde hayat veren biziz. Zihnimizin/aklımızın "alternatif gerçeklikler" (bir anlamda "alternatif çözümler") yaratma yeteneğine önemli bir katkısı olduğunu sanıyorum bunun.

Çocukların oyuncakları yardımıyla vs zihinlerinde ve gönüllerinde alternatif dünyalar, gerçeklikler kurup bunlarla etkileşmesine de benziyor biraz. Olağan gerçek/fiziksel yaşam koşulları çok fazla olumsuz veya sıkıcı etkiler yaptığında, belki kısmen kurgu, kısmen gerçek  olgular, düşünceler, duygular, farkındalıklar ve ilhamlar yoluyla bu olumsuzluğu dengeleme, azaltma imkanı doğabiliyor. Diğerleriyle paylaşılan olağan "gerçek" hayattan aşırı bir kopuşun ise zararları olacaktır sanırım. Denge faktörü önemli.