Ağ Çalışması Yapmak- Nedir? İçinizden ne gelirse;

Başlatan isiklidusler, 16 Ekim 2014, 03:09:40

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

isiklidusler

Evet ağ çalışması yapma nedir? ve forumda ben geldim-merhaba alanında süren tartışmamız üzerine diğer sorular ve cevaplar, bilmiyorum-katılımınızı bekliyoruz;

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen olcaybagci

Laura "neden ben" dediğinde sen kendin seçtin gibi bir cevap almıştı. Hepimizin tam olarak oluşmasa da ağda biryerleri var/ yada olacak.

Sizin yazmayı sevmeniz 3 yıl aldıysa (ki bu durumda ben yandım sayılır) işimiz çok zormuş.

Işıklıdüşler yazma tarzınız ve gelen sorulara bakılırsa tam bir enerji patlaması yaşıyor gibisiniz. Sanki bir atlama noktasındasınız yada bana öyle hissettirdiniz.
Artık endişe etmiyorum sonuçta burdayım değil mi?

kendin seçtin değil; siz seçersiniz yalnızca siz seçersiniz/seçebilirsiniz; gibi (bi yanıt)-ben böyle hatırlıyoru mve bakmalıyım, Sanırım soru kalıbı biz seçildik mi? idi;

ya da seçmek nedir ki; kim seçebilir ve kim seçecek sizi, - biz birizse; hepimiz kendimizizse ve özgürüzse; demek isteniyor belki de;

yazmamın üç yıl alması ya da üç yıl aldı derken,  anlatamadım kendimi ve bunu;
örneğin günlük tutmak vb. tavsiye var biliyor musunuz? celselerde de?
örneğin Laura'nın annesine ya da babasına mektup yazması ve kendini ifade etmesi isteniyor-bunun gibi belki; Kendimce, yazma, kendimi ifade etme geliştirme-iç sesimi arama ya da içten bi ses arama-doğaçlama gibi çalışamlar-yazma çalışamları yaptım; Yazdığım süreyi ifade ettim yaklaşık; Bu iyi ifadeyi kendini anlatmayı becerme-başarmak gibi değil; Daha çok düşünsel ifade ya da düşünsel ifadeyi yakalama gibi yani, Konuşmak ve konuşmak için ifade ve düşünmek başka bir ton, Yazmak için düşünmek yazadüşünmek-yazmakta sözcüklerin akması başka bi şey; İyi bi ifadeci değilim bende ve böyle iddialarım yok, Yazdıklarımın anlaşılmadığı söylenir- google translate ile başka dilden yazdığımı düşününler oldu; ama benim için iyi-ben seviyorum şimdi; Ve dedim ki sesim öz olsun yani ne düşünüyorsam o olsun- o aksın; yabancılık olmasın; (bulmalıyım hatta yazım üzeirine yazdıklarımı ve paylaşmalıyım) Yani anlatma-ifade etme kaygısını aşan doğal bi akış ve doğaç-doğaçlama bi ifade aradım ben-bunu belirttim;

enerji patlaması, bilmiyorum-sizin yorumunuz; bilmiyorum ne demeliyim;
enerji patlar mı? - siz denemelisiniz, o zaman;

ben açıkçası iletişim kurmak istiyorum, bi büyü - bi şeyler olsun-bi patlama- bi gelişme-bi yenilik; heey biz bu celseleri okuyoruz ve - bilmiyorum işte; bunu anlatmayı deniyorum;

gelen sorular, bilmiyorum; neden konuşmuyoruz-daha çok konuşmuyoruz;

     Mesajı yapışkan yaparak sırasını korumasını sağla
     

Başkalarına Hizmet Forumu   © Celse veya diğer içerikleri farklı ortamlarda paylaşırken lütfen kaynak belirtiniz   Yukarıya git
Snitz Forums 2000
Bu sayfa 0,03 saniyede oluşturuldu.
 

Alemtac

#1
Bense akıcı konuşamam ışıklı düşler; yazarken daha fazla düşünme imkanım olduğu için daha iyi ifade ediyorum kendimi. Bazende kelimelerin gelişine kaptırıyorum kendimi, yazarken bile tam demek istediğimi ifade edemediğim zamanlar oluyor. Aslında sanki karşımdaki(ler) aklımdan geçenleri okuyabiliyormuş gibi kestirmeden yazdığımı fark ediyorum ve tekrar açıklayıcı ifadelerle yazımı düzeltiyorum.

Her neyse :) Ağ çalışması yapmak bana göre; aynı amacı paylaşan bireylerin belirli bir düşünce üzerine fikirlerini paylaşması ve düşüncelerini geliştirmesi anlamına geliyor. Aslında forumda yaptığımız da bu bana göre. Hepimiz genel olarak, aynı düşünce için bu forumda bir araya geldik. Belli konular üzerinde fikirlerimizi paylaşıyoruz ve diyelim ki senin yazdığın bir metinden hem yeni bir şeyler öğrenirken, o konu üzerinde kendi fikirlerimizi geliştiriyor ve paylaşıyoruz. Paylaşma, illa bizimle olmayabilir; kendi içimizde bile olsa bir fikir geliştiriyoruz. Yoğunlaştığımız bir konu için, Tgur'un 100 maymun hikayesinde olduğu gibi, duymadığımız/okumadığımız bu fikri her birimiz duyumsuyoruz.

Ağ çalışması denilince aklıma çakralar geliyor...Dünya ile bağlantımız da bana göre çakralar yolu ile oluyor...Dünyanın meridyenleri üzerindeki ley hatları ve çeşitli görüşlere göre değişen bölgelerde yedi çakrası mevcut...Bedenlerimiz, toprak hava su ve minarellerden oluştuğu için Dünyanın bir parçası ve çakralarımız da Dünyanın çakraları ile iletişimde...işte bu sebeple her birimiz birbirine ağlarla bağlı ve yoğunlaştığımız bir konu üzerinde, düşündüğümüz ama paylaşmadığımız bir fikri her birimiz duyumsuyoruz. Bilmem ne demek istediğimi tam ifade edebildim mi?
 

isiklidusler

#2
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Alemtac

yazarken bile tam demek istediğimi ifade edemediğim zamanlar oluyor. Aslında sanki karşımdaki(ler) aklımdan geçenleri okuyabiliyormuş gibi kestirmeden yazdığımı fark ediyorum ve tekrar açıklayıcı ifadelerle yazımı düzeltiyorum.

bazen defalarca yazdıklarımı okuyorum ya da düzenliyorum; ben de; ve bunun gibi oluyor evet, neden-neden sizce? bunun olmadığı zamanlarda oluyor;

Alıntı YapBilmem ne demek istediğimi tam ifade edebildim mi?

ben anladım-anlar gibi oldum sanırım ve "size abla diyebilir miyim?"
şaka bi yana -bu arada- forumda "homunculus" terimi taratmıştım ve bu sırada paylşatığınız -anlamadığım- bi ingilizce metin çıktı karşıma, Ve altında "alemtac abla" yazıyordu; Ve böyle yazmak geldi içimden o an; Ve hemen size bende öyle seslenmek istedim, Aslında ben erkek kolduğunuzu- düşünürdüm-düşündüm uzun bi süre, Sanırım bi kaç ay önce tesadüfen forumda geçen bi ifade üzerine öğrendim, O abla ifadesi değil ama, öyle işte;  Her neyse cinsiyet takıntım yok ama, Ve kendmide çift cinsiyetli ya da cinsiyetsiz düşünmeyi-(denemeyi) severim); Ondan değil konu içimde kalmasın-kaldı;

Bi de "alemtac kendini dövecek" , benzer bi kişisel gözlem aktarım sayfası düşündüğümde doğaçlama aklımda belirdi, Ben okumadım sanırım örneğin; Okumazsam okunur muyum gibi şeyler? Ve merak?
 

bozadi

#3
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen olcaybagci

Merhaba ışıklıdüşler,

Kendimi oldum olası kelimelerle anlatamadım zengin bir kelime dağarcığım yok ve yazmayı nedense sevmiyorum. Fakat arada nerden geldiğini bilmediğim şeyler olmuyor değil şiir yazmak gibi.
İnsanın farkındalığı arttıkça geçmişi de tekrar tekrar yorumluyor. Bu yola çok erkenden başlıyoruz tabi ilk başta farkında olmadan şimdi anlıyorum ki hepimiz çoktan seçilmiş farklı derecelerde ruhlarız.
Herşey kabaca planlı ve olması gerektiği gibi oluyor sonunda ve bu celselerin tam olarak hatırlamadığım bir yerinden anlamıştım.
Susmayı öğrendiğim artık kimseye birşey anlatmamayı çünkü sonunda beladan uzak kalamıyoruz.
Cevaplanması gereken birsürü neden var ve herkesin farklı cevapları.

Sevgili ışıklıdüşler inş. yakında soruların tümünün cevaplanacağı bir döneme giriyoruz galiba.


Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen olcaybagci

Kesinlikle ağ çalışmasına katılıyorum çünkü bu üzerimizdeki programlardan kurtulmak kendimizi tekrardan bir bütüne entegre etmek için en önemli yolmuş gibi geliyor.
Üzerimizdeki bu yazma/paylaşma çekingenliği ya onları bir düzene koyma isteği yazmaktaki en önemli sorunumuz olabiliyor.
Artık uzak değilde üye olmamın sebebi bu programların farkında olmam onlardan sıkılmam.

Laura "neden ben" dediğinde sen kendin seçtin gibi bir cevap almıştı. Hepimizin tam olarak oluşmasa da ağda biryerleri var/ yada olacak.

Sizin yazmayı sevmeniz 3 yıl aldıysa (ki bu durumda ben yandım sayılır) işimiz çok zormuş. Ama yinede üzerimizdeki bariyer/engellerden sıyrılma zamanı geldi sanırım.

Işıklıdüşler yazma tarzınız ve gelen sorulara bakılırsa tam bir enerji patlaması yaşıyor gibisiniz. Sanki bir atlama noktasındasınız yada bana öyle hissettirdiniz.
Artık endişe etmiyorum sonuçta burdayım değil mi?

Derdini anlatmak ve karşı taraf veya taraflarla sağlıklı bir diyalog yürütme meselesinde, bir yanda yüzyüze konuşmak, diğer yanda sanal ortamda yazıyla iletişim kurmak karşılaştırıldığı zaman, elbette her iki yöntemin de kendine göre bazı avantajları ve dezavantajları olmakla birlikte, yazının biraz daha zor bir yöntem olduğu sanırım genel olarak kabul edilen birşey. Yüzyüze olduğunda, bir ifadeyi ne anlamda kullandığını gözlerinle, bakışlarınla, mimiklerinle, jetlerinle netleştirirsin, yanlış anlaşılma ihtimalini çok düşürürsün. Yazıda bunu yapmak kolay değil. Yanlış ve eksik anlaşılmalara sebebiyet vermek çok kolay. Üstelik yüzyüzeyken, tam olarak farkında olmasak da, karşı tarafla "psişik" olarak da bir bağlantı halinde oluyorsun ve bazen kullandığım kelime ve ifadeler kastettiğin şeye göre biraz eksik ve hatta biraz yanlış bile olsa, karşı taraf zaten psişik olarak aldığı ve emin olduğu mesajlara dayanarak sözlü mesajlardaki eksikleri/yanlışları kendisi düzeltebiliyor. Özellikle birbirine yeterince aşina olan insanlar bunu daha kolay yapabiliyorlar sanırım. Kastettiğinin 180 derece zıddını söylüyor olsan bile, konuşmanın genel kalıbı ve psişik aktarım sayesinde, karşı taraf o yanlışlığı tamamen görmezden gelip kastedileni anlayıp o şekilde devam edebiliyor bazen. (bu sadece benim gözlemlediğim birşey değildir inş) Vs vs.

Yazılı dilin avantajına gelince, insanı biraz daha ciddi olmaya, biraz daha objektif olmaya zorlayan bir yönü var. Hani Kasyopyalılar trans medyumluğu yerine tabla yoluyla iletişim kurmanın avantajlarından bahsediyor ya, ona benzer birşey sanki. Evet, biraz zor ve stresli olabiliyor ama sabırlı, iradeli, elinden geldiğince dikkatli olursan, yüzyüze diyalog/konuşmanın rahatlığının bazen neden olduğu subjektifleşme ve esas konudan uzaklaşma eğilimini azaltıcı bir etkisi var. Ciddi bir konsantrasyon gerektiriyor. Kendini tek yanlı olarak ifade ederken de öyle ama özellikle iki veya daha fazla birey arasında geçen görüş alışverişleri ve/veya tartışmalar sürecinde. Ciddi bir emek ve konsantrasyon gerektiriyor. Bu da belki bir yönüyle zihnimizi disipline etmeye, objektiflik düzeyimizi artırmaya yardımcı oluyor olabilir. Bu konuda aklıma gelen bu ilk şeyleri paylaştıktan sonra, isikliduslerin değindiği hususlar üzerinde biraz düşünüp görüşlerimi paylaşmak istiyorum birazdan.

bozadi

#4
Bu arada, sevgili olcaybagci'nin ağ çalışmasının gerekliliği ve bunu verimli bir şekilde deneyimlemek için uzaktan izlemek yerine bu çabaya daha somut bir şekilde dahil olma gerekliliğini gözlemleyip bunu paylaşmış olmasına çok sevindim ve bu görüşünü çok isabetli buluyorum. Muhtemelen çok sayıda insanın (düzenli veya düzensiz bir şekilde) forumumuzu ilgiyle takip ediyor olmasına rağmen ve foruma kayıt da yaptırmış çok sayıda kişi olmasına rağmen aktif katılım, paylaşım, iletişim miktarının nispeten düşük olması hem bir dezavantaj, hem de bir avantaj şimdilik. Sınırlı sayıda aktif katılımcıyla bazı temelleri atmak, temel iletişim ve etkileşim dilini oluşturmak daha kolay. Bu konuda inşallah önümüzdeki günlerde temelimizi tamamladıktan sonra çabalarımız daha organize ve etkili hale gelmeye başlayacak ve bu da çok daha fazla sayıda insanı bu çalışmaya daha aktif olarak katılmaya teşvik edecektir. Kontrolsüz bir şekilde, biz daha kendi aramızdaki iletişim ve etkileşimin temellerini elimizden geldiğince sağlam bir şekilde belirlemeden çok sayıda üyenin forumda aktif bir şekilde birşeyler söylemesi, paylaşması aslında zengin bir çok seslilikten ziyade olumsuz bir kaosa ve kontrol edilmez bir gürültüye de neden olabilir. Bunları söyleyince sanki forumun kalabalıklaşmasını arzu etmiyormuşum gibi görünmek istemiyorum. Ama bunun mümkün olduğunca dikkatli, özenli bir süreç olması gerekiyor diye düşünüyorum. Varsın yavaş olsun ama nitelikli bir uyumlanmaya ihtiyacımız var ve bunun için de aramızda pek çok etkileşimler kurup süreci, ilerleyişi gözlemlemeye ihtiyacımız var.

Forumun üyelik prosedürünün otomatik (üye olmak isteyen kişinin üyelik formunu doldurup kendi üyeliğini gerçekleştirmesi) biçiminde değil de, eposta yoluyla üyelik isteğinde bulunma şeklinde olmasını bu yüzden tercih ettim. Düşünün ki, foruma üyelik koşullarında, "birşeyler paylaşmak, konuşmak istemiyorsanız üye olmayın lütfen" diye bir koşul getirdik, buna rağmen yeni üye olan ve o koşulları kabul eden onlarca insanın çoğu forumda tek bir cümle etmemiş. Veya 1-2 mesaj yayınlamış. Kızmıyorum ama çok hoş birşey olarak da görmüyorum. İstikrar ve disiplin eksikliğini gösteriyor bence. Varsın yavaş olsun forumun büyümesi ama yeter ki mevcut aktif üyeler arasında gerçekten sağlam bir temel atılıyor olsun. Şu an için bu zorluğa katlanırsak, ileride çok daha büyük sıkıntı ve zorluklara katlanmak zorunda olmayız diye ümit ediyorum. Bu fikirlerimde de eksik ve yanlış bazı varsayımlar, önyargılar olabilir elbette. Gözlemlemeye çalışıyor olacağım.

Olcay

#5
Sevgili Alemtac haklısınız paylaşılan bilgi sinerji yaratarak çoğalıyor ve burada oluşan enerji grup üyelerinin eksik parçalarının yerini bulmasını sağlıyor galiba.


Sevgili ışıklıdüşler doğaçlama yapmak, doğal akışa bırakmak, dilediğin gibi yazmak doğal davranış olursa ne güzel olurdu.
Ben neden birşeyler yazmak için 10 yıl bekledim şimdi kafamı kurcalıyor.

bozadi

#6
Alıntı Yappeki siz ne düşünüyorsunuz? tüm bu olanlarla ilgili; ki okuduklarımız kanal metinleri-diğer şeyler insanlık;
ne ile uğraşıyoruz biz, nerden-neden sardık bunlara ya da bulduk bunları neden?
kimseyle iletişmeyen bu dil ve kimsenin bilmediği onaylamadığı kanıksamadığı bu şeyler; küçük bi azınlığın elinde gibi, tartışılamaz ve paylaşılamaz- gizli bütün bi bilgiyi paylaşmamak/paylaşmamak gibi, ve tüm diğer şeyler; nedir tüm bunlar sizin gözünüzde; ve biz forum ve diğerleri(kanal Laura-herkes) neler yapıyoruz; objektif bi dil ve yeni bi dil;
bana tuhaf gelen ama artık kanıksadığım-neredeyse kanıksadığım bu şeyleri soruyorum ve yazıyorum, siz/sizler nasıl nereden yorumluyorsunuz; nerdeyiz-nereye gisiyoruz? siz neler görüyorsunuz-bakıyorsunuz? yorumluyorsunuz, yanıtlarsanız sevinirim;
ve size ve herkes sorularım tabi ama

Sevgili isiklidusler, koyu ile işaretlediğim "iğnelemelerini" Laura ve ekibine yöneltiyorsun anladığım kadarıyla. E tabi biz de bu ortamda onların açtığı yolla nispeten paralel veya benzeşen bir yol geliştirmeye çalıştığımız için veya örneğin Kasyopya celselerinde sunulan bilgilerin ve önerilerin ciddi bir bölümünü ciddi bir şekilde temel edinmeye gayret ettiğimiz için, bu iğnelemelerin bir kısmına da muhatap oluyoruz. Evet, kesinlikle onlarla "resmi" bir bağımız veya bağımlılığımız yok ama çok takdire değer bazı şeyler ortaya koyduklarını gözlemliyoruz, bundan neler alabileceğimize bakıyoruz. Bu forum büyük ölçüde Laura ve ekibinin çalışmalarının, ortaya koydukları bilgilerin, yürüttükleri somut çabaların ilhamıyla kurulmuş ve bugüne gelmiştir.

İnsanlar bir şekilde birşeylere "sarıyor", öyle değil mi? Eğer Laura ve ekibi "insanların kanıksadığı" şeyleri temel alsalardı bugünlere gelemezlerdi ve biz de aynı şekilde insanların çoğunluğunun kanıksadığı şeyleri kanıksıyor olsaydık, böyle bir forum, böyle bir ortam kuramazdık. Evet, dünyanın en iyi ortamı değil kesinlikle ama bir değeri olmalı ki buraya üye olmak istedin. Biliyorum, sadece sen değil, hepimiz bölünmüşlük sendromunu deneyimliyoruz bir şekilde. Sen geçmişte ve belki halen bunu daha somut bir sorun olarak yaşıyorsun. Hepimizin birbiriyle ciddi şekilde çelişkili alt (veya paralel) karakterleri var. Bir parçamızın söylediği şey, diğer bir parçamızın söylediği şeyle çelişiyor. Çelişkilerimizi başkalarından ve hatta kendimizden saklamaya çalışırız pek çok zaman. Bunların ifşa olmasından pek hoşlanmayız. Ama bu bir gerçek ve hepimizi ilgilendiren bir gerçek. Yani senin durumunla örneğin kendi durumumu ve aslında herkesin durumunu birbirinden aşırı derecede farklı birşey olarak görmüyorum. Bu forumun temel varlık amaçlarından birinin bu konuyla ilgili olmasına niyet ediyoruz. Yani günlük hayatta pek konuşulma ortamı bulamayan temel bazı sorunlarımızı keşfedip bunları çözümleme konusunda işbirliği yapamak.

Senin bir yandan Kasyopyalılara, Kasyopya bilgilerine ve önerilerine, Laura ve ekibinin çalışmalarına bir yandan çok büyük bir ilgi ve alaka gösteriyor olman ama bir yandan da bütün bunlara karşı kötüleyici bir tavır alman da, hepimizin bir sorunu olan çelişkili bölünmüşlük durumunun bir yansımasından ibaret. Bunu gözlemlemen, bunun "ortasını" bulman gerekiyor ve bu forumdaki ortak çabalarımız eğer buna yardımcı oluyorsa veya olacaksa ne ala. Sanma ki benim senle ilgili aklımdaki tek şey Kasyopya ve Laura'nın ekibine ne gözle baktığının netleşmesi veya dengelenmesi. Bu şu anlama gelmiyor: Kasyopya ve Laura ve ekibini ya tamamen kabul etmeli, ya tamamen reddetmelisin. Hayır, kesinlikle bunu kastetmiyorum. Güzel, değerli bulduğumuz yanlarını onaylayalım ve faydalanalım, olumsuz bulduğumuz yanlarını eleştirelim. Ama onaylama ve eleştirilerimizde birbiriyle ciddi şekilde çelişecek derecede aşırı uçlara gitmemiz sağlıklı bir durum olmaz. Şunu da bil ki sen benim için bu tartışmadan ibaret değilsin. Kimse de benim için tek bir tartışma konusundan ibaret değil. İnsanız. Biriz. Ben neysem, sen de osun. Ama birlikte gerçek sorunlarımıza gerçek çözümler bulabilmek için bazı yüzleşmeleri yapmamız gerekiyor, birbirimize ayna olmamız gerekiyor. Sorunları masaya yatırmamız gerekiyor.

Seni eleştirmem senin kötülüğünü istediğim anlamına gelmemeli. Aynı şekilde bana yapılan eleştirilerle ilgili olarak benim de aynı şey üzerinde düşünmeye ihtiyaç duyduğumu kabul ediyorum.

Ağ çalışmasının kesin bir tanımını yapmamız ve bizim durumumuza uygulamamız pek kolay görünmüyor şu durumda. Ama kastedilen şeyin, ortak sorunlarımızı çözmede işbirliği yapmak olduğu anlaşılıyor. Bizim bu forumda bütün bunları ve çeşitli başka şeyleri konuşup fikirlerimizi, sorularımızı, eleştirilerimizi paylaşıyor olmamız ve yanıtlar alıyor olmamız da böyle bir sürecin parçası.

Ama hepimizin çeşitli sorunları var ve yeterince gerçekçi olamamak gibi bir sorunumuz var. Bundan dolayı, sorunlarımızın ciddiyetinin farkına varmak ve böylece işbirliğinin ne kadar elzem ve hayati olduğunu anlamak ve bunu nasıl yapabileceğimizi anlayıp gerekli adımları atmak hiç de kolay değil. Tıpkı senin daha somut bir şekilde yaşadığını düşündüğüm ama aslında hepimizin hastalığı olan dengesiz ve çelişkili bölünmüşlük sendromunun da doğal bir sonucu olduğu gibi, bazen bu ağ çalışmasını yürütmek tereyağından kıl çekmek kadar kolayken, bazen de imkansız bir iş gibi görünüyor. Bazen etrafımızdaki tüm insanların yaşamlarını düzeltebilecek moral ve enerjiyi kendimizde bulurken, bazen etrafımızdaki tüm insanlar birleşse, bizi içine düştüğümüz çukurdan çıkaramaz gibi görünüyor. İşte KH olmanın, dengesizliğin neticeleri bunlar. Bir andan bir ana, bir duygudan bir diğerine, bir günden diğerine biz aynı biz değiliz. İçinde yaşadığımız dünyada güçlü bir düzen kurmuş olan KH güdümlü grup, insanlık üzerinden yürüttüğü çıkarlarını korumak için bizi binlerce yıldır güçsüzleştirdi. Böldü, parçaladı. Travmalara uğrattı. Zayıflattı, inançsızlaştırdı. Kendimizi istikrarlı bir şekilde sağlıklı ve bütüncül bir varlık sanıyor olmamız dünyanın en ciddi ve en tehlikeli yanılgılarından biri belki de. Düzen veya o düzenin sahibi olan negatif varlıklar, bizi bir uçtan diğerine savurarak bizi istikrarsızlaştırma konusunda çok deneyimiler. O yüzden, önce yeterince sağlıklı olmadığımızın itirafını yapabilmek, gerçek bir sağlığa ilerlemenin önemli bir ön koşulu gibi görünüyor bana. Ve kendimi de kesinlikle bu bahsettiğim sorundan bağımsız görmüyorum; değilim.

isiklidusler

#7
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Sevgili isiklidusler, koyu ile işaretlediğim "iğnelemelerini" Laura ve ekibine yöneltiyorsun anladığım kadarıyla.

tam aksine olur mu? iğneleme yok;
bu içeriği (celseleri ve onların bize anlattıklarını) diğerleriyle paylaşamıyoruz-sokakta dışarda konuşamıyoruz; Azız, çok az, Bundan muzdaribiz,
Böyle bi şey de var'ı kimse bilmiyor; sorgulamıyor? neden?

Tüm bunları, birlikte paylaştığımız bu içeriği anlatamamanın/aktaramamanın ve paylaşamamanın getirdiği
suskunluğun acısını yaşamak
ya da toplumda diğerlerien karşı iç anlayışıyla dili ve anlatımı başka olmak,

konuşulamayan bi şeye sahipsin
ya da paylaşılamayan

bi iğneleme-eleştirme varsa-insanların kendinedir-durumun kendinedir; ya da insanların duyarsızlığına-paylaşımsızlığına-anlaşmasızlığına; biribini dinlemesizliğine;

orada bir kanal var? kanal diye bi şey var,
insan görmez-bilim görmez,çoğunun bilgisi yok, ilgisi yok;

Konuşulamaz; Bilim için fenomen değildir-saçmalıktır-diğer herkes içinde öyle;
neden?fizik ötesi bi fenomen değildir; nedne üzerinde inceleme yapılmaz? Nereden biz bi grup okuyucu yalnızlarız?

neden kimse bi tahtanın/tablanın nasıl veri/bilgi yazdırdığını nasıl yazdırdığını sorgulamaz; Ve tüm bunlar neden açıkça anlatılıp sorgulanamaz ve topluma sunulup değerlendirilemez;

Sanırım bunları genel hayatımda ve internet ortamında yaptığım tartışmaların sonuçları üzerine yazdım ve ifade isteği duydum ki gerçekten azız;
 

isiklidusler

#8
çıkıp insanlara haber kameralarının mikrofon tutması gibi;

bir fiziksel aracı ile(üzerinde harfler olan bir tahta) ile gelecekle iletişim kurmayı deneyen ve bunu başardığını-başarmış olabileceğini düşünen bir grubun gelecekle iletişimlerini okuyoruz;

desek;

bunları tahta yazdırdı-(ama biziz yazdıran ve gelecek) bununla ilgili ne düşünüyorsunuz? diyebilir miyiz?

bir bilim kurumuna ya da ilgiliye derdinizi yazıp açıklama-gözlem-deney-sorgu bilgi (bilgi edinme hakkıyla) isteyebilir miyiz?
İnsanların bunlarla ilgili açıklamları var mı?

Bir bilim kurumunu topa tutabilir misiniz? neden ilgisisizsiniz diye; Ya da bir hükmetten vb. açıklama isteyebilir misiniz? Bu konularla ilgili,
dünyada bu var-böyle şeyler var-neden bakıp açıklama getirmiyorsunuz, Deney ve gözlemle çürütmüyor ya da doğrulamıyorsunuz diye;

Ya da diyebilir miyiz? habercilere neden manşette değil bu/bunlar;

Ve bu çalışmayı yapan grup ışıktan hızlı bilgi aktarımı olarak bu deneyi- kontrollü olarak sürdürdüğünü düşünüyor,
Aldığı veri-bilgi oldukça cazip ve ikna edici hatta biz ikna olduk; diyebilir miyiz? Ben bunu kendi geleceğimin yazdırdıını görüyorum, Açıkça görüyorum ve biliyorum diyebilir miyiz?

Dünya neden böyle bi yer ve biz ne yapabiliriz-yapıyoruz-
,tüm bu şeyleri soruyorum ve cevaplar arıyorum belki de;

Bu içeriği
kardeşimle-kendi kardeşimle bile- mantıklı bir biçimde konuşamıyorum ve paylaşamıyorum;

ben ve bir saçmalığın evreniyim-deliyim ya da delice şeylerle ilgilenen bir deliyim; ona göre;
ben neden böyleyim-onun gözünde;
böyle olmak istemiyorum

Neden konuşulamıyor-paylaşılamıyor, diye soruyorum;
Ve elbette yanıtlar hazır; Frekans çiti-kontrol- program ve saldırılar;

Din saçmalıkları ve diğer şeyler susmaktan bıkmadık mı?
Yanınızda bildiğiniz tanıdığınız iki kişi konuşuyor, neler neler;
O gerçeği paylaşıyor ve tepkisizsiniz ya da tepkiniz-analtımınız bi işe yaramıyor;
Hiç tepkisiz ve eylemsiz oturuyorsnuz ve size sorarlarsa neredeyse öyledir deyip doğrulamalısınız;

Bir de, felsefe, bilim-akıl ve mantıklı açıklamalar farketmez, Tüm bunları anlatmayı denediğyseniz başınıza gelenler; Lafın nerelere sürüklendiği gibi şeyler;

İki lafı geçiremmekten ve anlatammaktan tabi ki bıktım; Bazen hayat ve varolu şalgına dair bir şeyler anlatabilmek için dokuz dolanmaktan dokuz takla atmaktan bıktım, Bilgi özgür olmalı,
 

isiklidusler

#9
sorun çözememe biçimimize hayranım;
yayamıyoruz; neden?

tek istediğim, açık özgür bilinirce bilinmesi -tartışılması- görülmesi; bi artıkın ayrıkın sesi;
tanınmak,benimsenmek
saatlerce kendini anlatamamak bi sonuca varamamak- ayrık dışarda kalmak; anlaşılmamış olmak;

ben bu celseleri sunmak değil, ben topluma özvarlık olduğumu benimsediğimi (de) sunmak istiyorum; ama celseler açı, veri açık-metodoloji açık; açık ötesi açık;
sesim güçlensin istiyorum, onurum;

açık tartışma yolları olduğunu sunmak, bilimsel bilinirlik-denenirlik-deney yollarının da açık olduğunu sunmak, işte orda duruyor; tutun kaldırın-tutalım kaldıralım; annnenle babanla konuşmazsın, adı özgürlük - irade -dokunmasızlık-müdahalesizlik;

gidip bi yerde materyalizm-bi yerde din; bu grup açık ve katılımcı değil mi?(Laura ve ekibi) milyonların gözü önünde bu oturum gözlenebilir sorgulanabilir değil mi? (Dünya bilim ya da belki de Tv? ee ne olur? ne olur soruyorum?)Bu fizikötesi-bilinmez bi fenomen olarakta ortaya konabilir değil mi? aynısı denenip başarılabilir değil mi? biz insanlık biz neden? neden böyle?
suskunuz!

susturabilirim ve susturmalıyım; denençsiz olanı-inançsız olanı-susturmalıyım;
diyebilmeliyim- bu açık; açık değil mi?

bi tahtanın neden nasıl yazdırdığının açıklamasını yapmalılar bana ve susmalılar ve bakmalılar, görmelilier; bunu istiyorum; kara yalanlar- karanlık anlatımlar bıktım; çıkıp seslice; işte burda;

bana materyalist zırvalarını zırvalıyor; neden ben onu tutup o tahtanın-tablanın başına oturtup işte burda diye gözüne sokamıyorum; çürüt ya da anla; kalibimi ağrıtıyor susknuluk- başka sözlülük;
suskun bilimin suskun,

olmaz;olamaz o veri neden ve nasıl, neden bakmıyorsun ve cevaplamıyorsun; bana materyalist saçmalıklarını anlatacaksın hala?

verinin doğruluğu yanlışlığı bi yana bıraktım-bırakalım; kimmiş/neymiş/ruhsalmış/muhsalmış, onları geçelim/geçtik;
fiziksel bi fenomen olarak enerji ile dönüyorsa (ve her nasıl oluyorda yazdırıyorsa;)= o planşet ve yazdırabiliyorsa; bunu açıkla-göre-değin;
üç kişinin eli oradayken tasarlanmamışça yazıyorsa (ve tasarlanmamışlığı ispatlanabiliyorsa; başkalarının gözü önünde onların canlı soruları örneğin-insanlığın canlı sorunları örneğin-ne sorun kalır;)  ve mantıklı anlamlı bütün yazılar; ne-den bakmıyorsun?
diyebilmeliyim, her birinin yüzüne gerçeğin yalan; yalansa?

her bir seferinde tek tek açıklama yapmak-ruhsal bilgi nedir? o nedir? bu nedir? her şeyin birbirine bulanıp kararması-buna gerek yok; açıkta her şey;

şunu demek istiyorum;
ben bir tablanın yazdırdığı verinin peşinden giden ayrık otu değilim;
Tam aksine senin yanıldığın yerden biyerden görüyorum ve burdan bakmanı istiyorum; Sana baktığım yerden,
 bana ve diğerlerine-her şeye; bunu görmeni-anlamanı istiyorum;
Hayır tam akinse senin yanılmış- belki de görmüyor olmanı umursuyorum ya da seninle iletişememeyi ve paylaşmamayı bunu;
Tam aksine;
Ki gerçeğimi-gerçeğini paylaşmak istiyorum seninle; İletişim yollarını ve (iletişim) kanallarını aç ve iletişim kur ki gerçeğimi-gerçeğini paylaşmak istiyorum seninle;
Din-bilim ve diğer şeylerle ayırma beni kendinden; peşindeyim senin ve gerçeğin peşinde;
Açık sözüm özgür olmalı; Gerçeğim ve sözlerim yargılanmalı; Ama saçma ve geçiştiren görmeyen sözlerinel değil
Yargılanmalı-sorgulanmalı ama bilimle; Gerçek bilimle ve objektiviteyle; içtenlikle, gerçek deneyle; neden kaçıyorsun? Neden beni özgür bırakmıyorsun; Sesim boğuldu ve düşüncem; suskunluğum ben, baştaa aşağı suskunluk, başka konuşan olan bebn; kendime yalancı olan ben
; Ben sana yalanlar mı söylemek sitiyorum; Gerçeğini kabul ettiğimi sanmanı mı istiyorum;
 

bozadi

#10
Sevgili isiklidusler, yüzyüze konuşmaktan farklı olarak sanal ortamda yazı diliyle varoluşsal problemleri konuşmanın dezavantajını senin yukarıdaki mesajından acı bir şekilde tekrar gözlemliyorum sevgili kardeşim. Yüzyüze konuşabiliyor olsak bu kadar problem yaşamazdık. İnan söylediğin onca şey kafa bulandırmaktan ve zihinsel bir işkenceden başka birşeye neden olmuyor bende. Belki kendi bakış açından son derece açık, net, sade birşeyler söylüyorsun ama inan Atlanta Ra öğretisini savunan ve forumla bağlantılarını kesmek zorunda kaldığımız kişilerle uğraşırken bile sadelik eksikliği ve aşırı subjektiflik bu kadar sorunlu hale gelmemişti. Ne söylediğin belli değil kardeşim. Senden ricam, şu yukarıdaki mesajında söylediğin şeylerin ana fikrini mümkün olan en sade ve anlaşılabilir şekilde özetleyebilir misin?

isiklidusler

#11
deneyeceğim;
bu tartışma fikir şurdan çıktı;
ben hoşgeldin bölümünde bir soru sordum yeni gelen arkadaşa/arkadaşlara ve katılımcılara;
ne görüyorlar ve nasıl görünüyor (bu bilgiyi ve celseleri paylaşmak-okumuş-bilmiş olmak) onu merak ettim yeni bi bakış açısı aradım ya da dışarıdan bi bakış gibi;
Ve bunu anlatmayı denerken çıkan ifadelerdi ifadelerim; sanırım anlatamadım; eksik anlattım ve sevgili alemtac'ın da dediği gibi boşluklar kaldı anlatımımda sanırım; beklide düzeltmeler ve eklemeler yapmalıyım;

yukarıdakilerin ana fikri ise buradan çıkan-yayılan şeyler;
Ama açıkçası özetle; bunun/(celelerin ve benzeri fikirlerin)  toplum içinde paylaşılamaması/tartışılamaması ve anlatılamaması ve insanlara-diğerlerine aktarılamması-
yayılamaması ve sunulamması
bu konuda dertliyiz;

ve bu yüzden (kanalın-celselerin ve bu tip içeriğin) kapalı ve bilinmeyen olarak kalması ve diğerleri tarafından bilinmeyen şeyler olması (anlatıldığında etiketlenmesi-dışlanması) gibi şeyler; bu bizi yalnız ve birbirimize yapıyor; ve belki de başkasıyla iletişim kuramaz ve gerçeğimizi anlatamaz yapıyor;
belki de suskun;  ve suskunlar bu yüzden;

bir diğeri de sanırım;
niyetlerim-isteklerim ve düşüncelerim-
çatışmaların bitmesi ya da ayrılıkların;

Alıntı YapSusmayı öğrendiğim artık kimseye birşey anlatmamayı çünkü sonunda beladan uzak kalamıyoruz.

bunun üzerinedir bunca dökülmem;

sevgili olcay'ın açıklamak-konuşmak bela getiriyor dediği için bu kadar şeye girdim, düşündüm ve yazdım sanırım;

bende kendimden oralara-aynı yerlere-şeylere gittim ve düşündüm-aktardım;
 

bozadi

#12
Alıntı YapAma açıkçası özetle; bunun/(celelerin ve benzeri fikirlerin) toplum içinde paylaşılamaması/tartışılamaması ve anlatılamaması ve insanlara-diğerlerine aktarılamması-
yayılamaması ve sunulamması
bu konuda dertliyiz;

ve bu yüzden (kanalın-celselerin ve bu tip içeriğin) kapalı ve bilinmeyen olarak kalması ve diğerleri tarafından bilinmeyen şeyler olması (anlatıldığında etiketlenmesi-dışlanması) gibi şeyler; bu bizi yalnız ve birbirimize yapıyor; ve belki de başkasıyla iletişim kuramaz ve gerçeğimizi anlatamaz yapıyor;
belki de suskun; ve suskunlar bu yüzden;

bir diğeri de sanırım;
niyetlerim-isteklerim ve düşüncelerim-
çatışmaların bitmesi ya da ayrılıkların;

Açıklamaların için teşekkür ederim isiklidusler. Anlayabildiğimi düşünüyorum açıklamanda söylediklerini.

Bu konuda şu hususları değerlendirmeni rica ediyorum:

Kasyopya veya ele aldığımız diğer bilgi kaynakları, bu forum ortamının oluşmasında temel katalizör (araç) oldu. Ve azımsanamayacak sayıda insan bu bilgilere denk geldi, okudu, tartıştı, fikir ve önerilerini paylaştı ve paylaşmaya devam ediyor. Elbette mesele bu tür bilgilerin Kasyopyalılar veya başka bir takım varlıklar tarafından ve falanca yöntemlerle (ruh tablası veya trans medyumluğu vs) elde edilip edilmemesi değil. Önemli olan Kasyopyalılar veya Laura ve ekibi veya Ra veya Pleiadesliler değil. Önemli olan, bizim bu ve başka çeşitli bilgi kaynaklarının öne sürdüğü ilginç ve hatta şok edici ve pek çok durumda son derece açıklayıcı görünen bilgilerle kendi gerçekliğimiz içinde, kendi koşullarımız içinde deneyimlediklerimizi anlamlandırma ve herşeyi daha iyi hale getirme çabamız. Önemli olan bu. Yani şimdi ve burada bizim kendimize ve birbirimize karşı davranış biçimimizi nasıl geliştirebileceğimizi tespit etmek ve uygulamak.

Ra ile temas kuran grup, söz konusu bilgilerin toplumun mümkün olduğunca çok kısmına yayılması arzularını ve bu konudaki endişelerini paylaştıkları zaman, Ra böyle bir endişe duymamalarını tavsiye ediyor. Birin yasasını tek bir kişiye dahi iletmeyi başarmalarının çok büyük bir anlama sahip olduğunu söylüyor.

Aslında bizim derdimiz de bu tür bilgileri tüm insanlara veya insanların çoğunluğuna ulaştırmaya çalışmak değil. İnsanların çoğu zaten bu tür bilgilere çok açık da değil. Önemli olan, o bilgilere ilgi duymuş ve bunları konuşan, tartışan kişiler arasında bir uyumluluk, işbirliği geliştirmek ve bu uyumun giderek güçlendirilmesi. Önemli olan insanlara bir anlamda soyut denebilecek bilgileri ulaştırmaktan ziyade, o bilgilerle değişen yaşamımızın frekansını ulaştırmak. Ki biz gerçekten şu veya bu ölçüde pozitif bir şekilde gelişim, değişim, dönüşüm geçirdiğimizde, etrafımızdaki insanları farkında olarak veya olmayarak etkilemeye başlıyoruz zaten. Ve göremediğimiz gizemli bağlar da o sırada belki de tanımadığımız bireylerle aramızda bir çeşit çekim yaratmaya başlıyor. Yani "sahici" birşey olduğu zaman, hayat zaten o sahiciliğin amacına yardım ediyor bir şekilde. Bu demek değil ki ilgilendiğimiz hususları, konuları, tartışmaları, bilgi kaynaklarını başkalarına yaymaya, tanıştırmaya hiç çalışmayalım. Tabi çalışalım, çalışıyoruz da. Ama öncelikli amacımız bu değil aslında. Öncelikli olan, kaç kişi olursak olalım, vardığımız ortak farkındalıkların bizim yaşamımızda ne ölçüde pozitif bir değişim ve dönüşüm sağladığıdır.

Yani önemli olan senin, benim, bizim şimdi ve burada ne durumda olduğumuzdur öncelikle. Kendi içimizde ve birbirimizle aramızdaki ilişkilerin durumudur. Biz bu ilişkiyi, bu bağlantıyı, yani bu ağ çalışmasını gerçekten verimli hale getirmeye samimi bir çaba harcadığımız sürece, yani bu konuda somut ilerlemeler kaydettiğimiz sürece, başkalarının bize ve bizim onlara çekilmemiz de kendiliğinden gerçekleşecektir. Biz şimdi ve burada gerçekten etkili bir birliktelik ve dayanışma sağlayamadıktan sonra, ilgilendiğimiz bilgileri, tartışmaları başkalarına yayma çabası da büyük ölçüde verimsiz kalacaktır.

Toplum biziz isiklidusler. Buradaki toplum, burada bu konuları tartışan, fikir alışverişinde bulunan insanlardır. Biz bu küçük denebilecek toplumu "hah, işte bu" diyebileceğimiz bir duruma eriştiremedikten sonra, o toplumu kalabalıklaştırmanın fazla bir manası da olmayacaktır.

Ve bütün bunları söylerken, ben bütün bu söylediklerimin gereğini harika bir şekilde yerine getiriyorum gibi bir iddiam yok. Benim de bir sürü sorunlarım, arızalarım, yanlışlarım var illa ki. Ben de bir KH'yim hala! Bir BH varlığı değiliz hiçbirimiz. Sadece BH olmaya yönelik isteğimizi, potansiyelimizi gözlemlemeye, onaylamaya ve geliştirmeye gayret ediyoruz. BH olmak için, önce BH olmadığını biliyor olman gerekir. Ve BH'ymişsin gibi bir varsayımla hareket etmemen gerekir. Bu demek değil ki BH yani pozitif olmaya çalışma, pozitif davranma. Çalış, davran, ama "ben oldum" demekle olan birşey değil bu, bir süreç.

Yukarıdaki bir mesajında "ben bu celseleri sunmak değil, ben topluma özvarlık olduğumu benimsediğimi (de) sunmak istiyorum;" demişsin. Bunu söylediğinde, asıl derdimizin celseleri yaymak olmadığını, asıl derdimizin bir "anlayışı" yaşamak ve yaymak olduğunu fark ettiğini algılıyorum. "Özvarlık olduğunu" söylerken tam olarak neyi kastettiğini anlamıyorum ama eğer kastettiğin şey pozitif varlık olduğunu insanlara göstermekse, henüz bir "pozitif varlık" olmadığını kabul etmen gerekeceğini düşünüyorum önce. Bunu tartışabiliriz.

Mesajlarında "ayrılık-gayrılık" olmadığı vurgusunu yapıyorsun. Eğer bu noktada BH-KH eğilimleri ayırdını yapmayı da yanlış buluyorsan, bu noktada da bu forumun kuruluşunda esas alınan bir farkındalıkla çelişiyor olabilirsin. O zaman önce bu konuda ne ölçüde uyumlu olduğumuzu tartışmak gerekiyor olabilir. Bildiğin gibi Ra, Pleiades ve Kasyopya gibi bilgi kaynaklarının en temel ortak özelliklerinden biri, BH-KH kutuplaşması realitesidir. Bunu görmezden gelen bir anlayışın zararlı olacağı vurgulanıyor bu bilgi kaynaklarında.

O yüzden şimdi senden şu konulardaki fikirlerini paylaşmanı rica edeceğim: Bizlerin halen birer KH varlığı olduğumuz (yani henüz birer "BH Varlığı" olmadığımız) konusunda ne düşünüyorsun? Ve olayları, durumları yorumlarken BH-KH kutupsallaşması farkındalığına dikkat ederek bunu yapma gerekliliği konusunda ne düşünüyorsun?

Şunu tekrarlayayım: "Biz KH'yiz" demek "BH'ye doğru yönelmiyoruz" demek değil. "BH olmak istemiyoruz" veya "O yönde bir çaba harcamıyoruz" demek değil.

isiklidusler

#13
hayır benim sorunum burada; toplum önünde-insanlar önünde kendimi açıklayamamak ve ifade edememek,
ya da belirtildiği gibi konuşulduğunda toplumsal yargılar ve baskılar nedeniyle susuşa ya da kendini başka ifadeye yönelmek;
bir yara bu, zorlayan;
söylemiyorsun ve konuşamıyorsun; zor;
tamam yaymayalım-yaymak bir yana;

her neyse; ağ çalışması;

ve BH ve KH ta benim için ilüzyon ve evet varoluşun gerçeği-gerçekliğin yapısı;
ve evet KH'ız öyle denirse; deniyorsa; ve evet bende KH'ım;

ve ben ya da sen özvarlıkız ve özvarlıkım; her birimiz ya da her şey;

ve evet gayrılık olmaması ya da gayrılığın ve de ayrılığın sanı/yanılsama ya da ilüzyon olması ki bu da gerçekliğin yapısı; Ama gerçeğin gerçek olarak işaretlenmesi;
"bunu yapma gerekliliği" ifadeni açarsan sevirim sevgili bozadi;

ve BH olmak gibi bi sanım yok; ki kabulümde yok; ihtiyacım da yok, olduğunu sanmıyorum; her ne isem oyum;
ve kimseyi eleştiriyor değilim ve öyle ya da böyle olmalı diyor değilim;
bunu ve bunları geçmişte yaptığımı biliyorum ve tabi ki KH olmanın doğası ile yapıyor ve sürdürüyorda olabilirim, (yargıları ve diğer şeyleri) ama niyetim ve çabam bu yönde değil en azından;
Ve düşünsel ve mantıksal değerlendirme de objektif olmayı denemek çabam ve niyetim;


 

bozadi

#14
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen isiklidusler

hayır benim sorunum burada; toplum önünde-insanlar önünde kendimi açıklayamamak ve ifade edememek,
ya da belirtildiği gibi konuşulduğunda toplumsal yargılar ve baskılar nedeniyle susuşa ya da kendini başka ifadeye yönelmek;
bir yara bu, zorlayan;
söylemiyorsun ve konuşamıyorsun; zor;
Buradaki etkileşimlerimiz sürecinde pek çok sıkıntın gibi o konudaki sıkıntını da hafifletmenin yollarını paylaşarak, etkileşerek azaltacaksındır. Bu forum da bir toplum. Burası aynı zamanda çok değerli bir deney ortamı olabilir hem konuşma konusunda hem de başka konulardaki sorunlarımızı aşmada mesafe katetmek için.


Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen isiklidusler

 ve BH ve KH ta benim için ilüzyon ve evet varoluşun gerçeği-gerçekliğin yapısı;
ve evet KH'ız öyle denirse; deniyorsa; ve evet bende KH'ım;
Bak, bir yandan "BH-KH benim için ilüzyon" diyorsun, bir yandan da "Evet, öyle deniyorsa ben de KH'ım" diyorsun. Bu konuda açıklanması veya yüzleşilmesi gereken bir çelişki var. Burada ciddi bir subjektiflik eğilimi algılıyorum ben. Yani ciddi bir objektiflik eksikliği.

"BH-KH benim için ilüzyon" dediğinde, herşeyi aşmış, mutlak bir ermişlik "taslıyor" oluyorsun bence. Tanrıyı "oynuyorsun" yani. 3. yoğunluk KH düzlemi içindeki deneyimini inkar anlamına geliyor. Yani gerçeğin bir parçasını inkar. Bir kaçış, gerçekliğin önemli bir parçasıyla yüzleşememe durumu bu. Ve bunu söyleyince, sanma ki bunu sadece senin deneyimlediğini iddia ediyorum. Bunu kendim de yaptığımı defalarca tespit etmişliğim oldu. Ve çoğu defasında acıyla uyanmak, gerçekle yüzleşmek zorunda kaldım. Ve hala bu sorunu aşmış değilim.

Bir denge prensibi var bu noktada dikkat edilmesi gereken. Evet, Kasyopyalıların ve yine Maharaj'ın dediği gibi var olan en yüce hakikatsin, baş yaratıcısın. Onun bir parçası ve kendisisin. Diğer herkes gibi. Ama tüm gerçek bu değil. Öyle olsaydı neden bu kadar sınırlı ve sıkıntılı bir deneyimin içinde, 3. yoğunluk KH düzlemi içinde bunları yaşıyor olalım? Terazinin bir kefesinde o gerçeklik var (ben o'yum) , diğer kefesinde ise şu anda varoluşun 3. yoğunluk düzleminde KH-BH yolları arasında seçim yapması gereken bir bireysin aynı zamanda. Aynı anda ikisisin ve iki gerçekliği de sahiplenmen icap ediyor. Bir tanesine arkanı dönüp onu inkar edemezsin ve sanki onu mutlak şekilde aşmışlık rolü taslayamazsın. Mutlak yaratıcı olduğumuz gerçeği büyük ölçüde bir "potansiyel" olarak duruyor. O mutlak gerçeğe parça parça, adım adım ulaşıyoruz. Ve istediğimiz zaman o gerçeği hatırlayıp onun ilhamını ve sonsuz deneyimini duyumsayabiliyoruz. Ama lokal gerçeklik içindeki deneyimimizi, o deneyim içindeki farkındalık düzeyimizi, derslerimizi, sorunlarımızı görmezden gelip kaçarsak ve bu şekilde "ben mutlak yaratıcıyım" diye avunursak, bu pek işe yaramaz genellikle. (ben de ermiş olmadığım halde biraz ermişlik "taslıyorum" bunları söylerken, özür dilerim).

Ve lokal gerçekliğimizin bu durumda olması, evrenin dayattığı birşey değil. Birer üyesi olduğumuz insanlık kitlesinin tercihleri, seçimleri, özgür iradesini kullanış biçimiyle bağlantılı olarak düştük bu hallere. Çözüm de yine bizim elimizde. Genel insanlık kitlesinin ortalama kaderini sonsuza kadar paylaşmak zorunda değiliz. Onlara yardımcı olabilmek için bile onların genelinden biraz farklı olmamız icap eder. Ama bunun için halihazırda ne durumda olduğumuz konusunda kendi içimizde ve aramızda gerçekçi olmamız gerekiyor.