Haberler:

🎉 BaskalarinaHizmet.com 17. Yaşında! 🎉

Ana Menü

Adanmak

Başlatan maskesiz, 30 Mart 2012, 15:06:30

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

maskesiz

Artık seçim yapmamız gerekiyor.Neye hizmet edeceğimize karar vermemiz gerekiyor.Zorlu bir süreç bizi bekliyor.Özgür irademizle tam ve kesintisiz olarak adanmamız gerekiyor.Önemli bir soru neye adanacağız?
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

bozadi

#1
maskesiz'le (sevgilim) forum dışında da, özellikle son haftalarda, üzerinde odaklandığımız bir konu bu.

maskesiz'in bu başlığı açtığına çok sevindim. Seçim konusunun basitleştirilmesi ve netleştirilmesi çok önemli. Herhangi ve tüm topikler ve başlıklar altında ele alınabilecek ve alınması gereken şey bu. Web sitesinin varlık amacıyla da doğrudan alakalı.

Aslında zaten bildiğimiz bir gerçekle artık yüzleşmemiz ve kararımızı netleştirmemiz gerekiyor.

Üçüncü yoğunlukta varlıklar bireyselliklerini, özgür iradeyi, seçimi ve sorumlulukları keşfettiği zaman, evrene/hayata/varoluşa karşı nasıl bir tutum sahibi olacağı ile ilgili bir seçimle karşı karşıya kalıyor. Sadece iki seçenek: BH ve KH.

BH, bilinçli bir bütün olan hayatla sevgili dolu bir birlik ve bütünlük inancına dayalı. KH ise hayata karşı hoşnutsuzluk, ayrılık,  nefret ve düşmanlık hislerine, yani hayatın "kötü" olduğu ve güç yoluyla kontrol altına alınması, "kapatılması" gerektiği inancına dayalı.

Hayat bizden kendisine karşı nasıl bir tutuma sahip olacağımıza karar vermemizi bekliyor. Seçmemizi bekliyor. 3. yoğunluk enkarnasyonlarımız boyunca yaşadığımız deneyimler ve yaptığımız seçimler kutupsallaşmamızı şekillendiriyor. Bu seviyede, bu hayat içinde çevremizi saran ve etkileşime girdiğimiz tüm deneyimler, bizi BH veya KH yollarından birine adanmaya sevk ediyor.

Bu noktada, çevremizi saran yaşam düzeninin daha çok KH kutupsallaşmasını destekleyici bir özelliği var. Yani negatif olaylar ve koşullar, pozitif olay ve koşullardan ezici bir şekilde fazla. Ve insanlar bu gerçekle yüzleşmediğinde ve yaşamın çok ciddi bir bölümünü kapsayan düzeni "nötr" birşey olarak kabul ettiğinde, aslında ciddi bir hata yapıyor. Koşullar nötr değil, negatif ağırlıklı. Peki neden böyle? Ve bu hayatın bir adaletsizliği midir? Hayır, elbette değildir. Eğer burada bir adaletsizlik/zulüm varsa, o da insanlığın kendi kendine ettiği zulümden başka birşey değildir. İnsan tek bir ömür yaşamıyor. Tüm insanlık tarihi hepimizin tarihi. Ve Cennet'ten düşüş hikayesi, insanlığın bir tür "şımarıklığın" da etkisiyle kendini BH'den KH'ye düşürme öyküsüdür.

Kasyopyalıların referansta bulunduğu gibi, İsa'nın anlattığı "Savurgan Oğul" (Prodigal Son) hikayesi, insanlığın yozlaşma ve düşüşünün ve tekrar düzlüğe nasıl çıkabileceğinin hikayesidir.

O hikayeyi hatırlayalım:

"İsa, «Bir adamın iki oğlu varmış» dedi. «Bunlardan küçüğü babasına, `Baba' demiş, `malından payıma düşeni ver bana.' Baba da servetini iki oğlu arasında paylaştırmış. «Bundan birkaç gün sonra küçük oğul her şeyini toplayıp uzak bir ülkeye gitmiş. Orada sefahat içinde bir yaşam sürerek varını yoğunu çarçur etmiş. Delikanlı her şeyini harcadıktan sonra, o ülkede şiddetli bir kıtlık baş göstermiş ve o da yokluk çekmeye başlamış. Bunun üzerine gidip o ülkenin vatandaşlarından birinin hizmetine girmiş. Adam onu, domuz gütmek üzere otlaklarına yollamış. Delikanlı, domuzların yediği keçiboynuzlarıyla karnını doyurmaya can atıyormuş. Ama hiç kimse ona bir şey vermemiş. «Aklı başına gelince şöyle demiş: `Babamın nice işçisinin fazlasıyla yiyeceği var, bense burada açlıktan ölüyorum. Kalkıp babamın yanına döneceğim ve ona, Baba diyeceğim, Tanrı'ya ve sana karşı günah işledim. Ben artık senin oğlun olarak anılmaya layık değilim. Beni işçilerinden biri gibi kabul et.' «Böylece kalkıp babasının yanına dönmüş. Kendisi daha uzaktayken babası onu görmüş, ona acımış, koşup boynuna sarılmış ve onu öpmüş. Oğlu ona, `Baba' demiş, `Tanrı'ya ve sana karşı günah işledim. Ben artık senin oğlun olarak anılmaya layık değilim.' «Babası ise kölelerine, `Çabuk, en iyi kaftanı getirip ona giydirin!' demiş. `Parmağına bir yüzük takın, ayaklarına çarık giydirin! Besili danayı getirip kesin, yiyelim ve eğlenelim. Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.' Böylece eğlenmeye başlamışlar. «Babanın büyük oğlu ise tarladaymış. Gelip eve yaklaştığında çalgı ve oyun seslerini duymuş. Uşaklardan birini yanına çağırıp, `Ne oluyor?' diye sormuş. «O da ona, `Kardeşin geldi, baban da ona sağ salim kavuştuğu için besili danayı kesti' demiş. «Büyük oğul öfkelenmiş, içeri girmek istememiş. Babası dışarı çıkıp ona yalvarmış. Ama o, babasına şöyle cevap vermiş: `Bak, bunca yıl senin için köle gibi çalıştım, hiçbir zaman buyruğundan çıkmadım. Ne var ki sen bana, arkadaşlarımla eğleneyim diye hiçbir zaman bir oğlak bile vermedin. Oysa senin malını fahişelerle yiyen şu oğlun eve dönünce, onun için besili danayı kestin.' «Babası ona, `Oğlum, sen her zaman benim yanımdasın, neyim varsa senindir' demiş. `Ama sevinip eğlenmek gerekiyordu. Çünkü bu kardeşin ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu!'».

Savurgan oğlun varlık ve bolluk içinde yaşadığı baba ocağından ayrılıp sonradan içine düştüğü berbat yaşam koşulları, insanlığın düşüş hikayesinin bir sembolizmasını teşkil ediyor. Ra Bilgileri'nde ise "Perdelemeden Önce" ve "Perdelemeden Sonra" şeklinde geçen kavramlar vardır. Ra, bir zamanlar insanlığın "kendiliğinden" BH içinde bulunduğu bir sürece atıfta bulunur. İnsanlık o süreçte 3'ten 4'e mezun olmalıdır. Ama hazır sunulan BH'nin kıymetini bilmeyen ve şımaran insanlık, 4. yoğunluğa ilerleme çabası göstermez yeterince. Bu durum insanlığın giderek yozlaşmasına ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasına neden olur. Yüksek yöneticiler bu kötü durum karşısında, otomatik/kendiliğinden sunulan tekil BH kutupsallığının (Kasyopyalılarının "Uzun Dalga Döngüsü dediği şey: 3. yoğunluk dahil sadece BH) yanına bir seçim unsuru olarak KH kutupsallığını da getirme (Kısa Dalga Döngüsü: 3. yoğunlukta KH-BH seçenekleri) ve varlıkları seçime teşvik etme kararı alır. KH'yi / yokluğu gören insanlığın BH'nin değerini anlamasına ve hayata ve ilerlemeye odaklanmasının istendiği açıktır. Ra Bilgileri'nde bu konuyla ilgili kısımları bu veya uygun herhangi başlık altında alıntılayıp tartışmak elbette güzel olur. Ra'nın bu anlatımı Savurgan Oğul hikayesiyle de aslında son derece uyumludur, aynı realiteyi farklı yaklaşımlarla anlatmaktadır. Yine Kasyopyalıların referansta bulunduğu "Oz Büyücüsü" hikayesinde bir tornadonun Dorothy'nin içinde bulunduğu evi alıp "Oz diyarına" götürmesi de yine insanlığın BH'den KH'ye düşüş hikayesine bir referanstır. Glenda'nın Dorothy'ye dediği gibi: "İstediğin zaman eve dönebilirsin." Burada Savurgan Oğul'un eve dönmesiyle olan paralellik açıktır. Savurgan Oğul nasıl KH'liğini anlayıp baba ocağına ve mutluluğa döndüyse, insanlık da istediği zaman bu dönüşü gerçekleştirebilir. Ama mevcut insanlık genelinin bu yönde güçlü bir iradesi varmış gibi görünmüyor. Biz kendimizi insanlığın geneline göre hizalamak zorunda değiliz. İnsanlığın geneli ne BH ne de KH yönünde güçlü bir kutupsallaşma eğilimine sahip değil, genel baskın KH düzenine epeyce hizmet ediyor olması gerçeği dışında.

Peki, madem zaman zaman hayatın kendisiyle de karıştırdığımız bu düzende KH'ye kutupsallaştırıcı etkiler daha fazla, o zaman BH'ye nasıl yönelebiliriz? BH'yi nerede, nasıl arayabiliriz? Tüm varlıkların özü varoluşun özü olan sevgiye, iyiliğe, güzelliğe, adalete dayalıdır. Yani BH'nin bize en yakın olduğu yer varlığımızın ta kendisidir.

Bu noktada insanlığın düşüşüne neden olan şımarma ve yozlaşmanın kendini hala gösterdiği bir tavırsal probleme dikkat çekelim:

Huzur, neşe, mutluluk, sevgi içten gelir. Bunları içeri yerine dışarıda (düzende) aramak, daha doğrusu içeride bunlar farkına varılmayı ve deneyimlenmeyi beklerken düzenin sunduğu saçmasapan değerlerin, sahte güven kaynaklarının, sahte mutlulukların peşinde kendini ve çevresindekileri ziyan etmek şımarıklıktan, yozlaşmışlıktan veya daha bilimsel bir ifadeyle KH'ye yönelim seçiminden başka birşey değildir.

Ve bu yozlaşma hepimizi ilgilendiren bir yozlaşmadır. Hiçbirimiz ama hiçbirimiz bunun bir istisnası değiliz.

Seçimimizi KH'den yana kullanmamızı isteyen üst seviye KH varlıkları, yozlaşma sürecimizde hayatımıza iyice sızma şansı yakaladıktan sonra hayat sahnemizi pek çok KH'leşme katalizörleriyle doldurdu. Yani savaşlar, işkenceler, sosyo-ekonomik adaletsizlikler, hırs/ego gelişimi vs vs. Bunların tümü insanın kendi varlığını, hayatı, evreni olumsuz görmeye teşvik edici şeyler ve hepimizde çok ciddi etkileri olmuştur. İlla hepimizin KH'ye adanmamızı sağlamasa bile BH'ye adanmayı da feci şekilde bloke eden etkiler yaptı ve yapmaya devam ediyor tüm bu KH güdümlü olumsuz sosyo-ekonomik-askeri yaşam koşulları.

Düşünün, özellikle de hiç beklemediğimiz bir anda çok moralimizi bozan birşey yaşadığımız zaman o anda sadece o olumsuzluğun kaynağına değil, herşeye karşı potansiyel bir olumsuz bakış açısına sahip oluruz. Ve evrene/hayata/varoluşa karşı da. Ve tek bir enkarnasyonda bile bizi kendimize, yakınımızdaki insanlara ve hayata karşı olumsuz/gücenik/kızgın hale getiren ne kadar çok şey yaşadığımızı düşünün. Ve bunların hala devam ettiğini, hem de tüm dünyada ve çok güçlü bir şekilde sürdüğünü anlamamız gerekiyor. Tüm bunlar son derece kasıtlıdır. Nasıl bir düzen içinde yaşadığımızı anlamamız gerekiyor. Düzeni hayat yerine koymamalıyız. Bu düzen de hayatın bir parçasıdır ama hayatın kendisi olmadığı gibi hayatın son derece pozitif olan tavrıyla da tamamen uyuşmazlık içindedir. Ve bu düzeni "hayat" olarak gördüğümüz zaman varoluşu kötü birşey olarak görmeye doğru kayarız. Hem de bunu bilinçaltında bir süreç olarak deneyimleriz ve hayata karşı giderek güvensizleştiğimizin, kendimizi güçsüzleştirdiğimizin, huzursuzlaştırdığımızın, sevgisizleştirdiğimizin bilinçli bir şekilde farkında bile olmayız, olmamayı seçeriz. Kendimizi kurban durumuna sürükleriz.

Bu süreçleri sorgulamamız gerekiyor.

Bu mesajda son olarak şunları söylemek istiyorum:

Durun ve düzen içinde hiçbir dış kaynaktan kaynaklanmadığı (aksine, kösteklendiği) halde, kendi bireysel çabanızla, kendi kendinize, kendi kaynağınızda, yani varlığınızda pozitifliğin izini sürün. Varlığını sezmeye çalışın. Ona erişip erişemediğinize bakın. Ona güvenip güvenemediğinize. Varlığınızda, kalbinizde bulabileceğiniz, keşfedebileceğiniz sevgi, huzur, güvenin, tüm varoluşu var eden sonsuz sevgi ve aklın ta kendisi olma ihtimalini düşünün. Birlikte düşünelim.

bozadi

#2
Bu forumdaki faaliyetlerimizi daha gerçekçi bir hale getirme ve somutlaşma adına, maskesiz'le ortaklaşa olarak sunmak istediğimiz bazı önerilerimiz var.

Çalışmalarımızı odaklayalım ve daha verimli hale getirelim.

Sunduğumuz ve olası ortak çalışmalarımıza temel teşkil edebileceğine inandığımız gerçeklik analizi:

Tekrar tekrar hatırlatmak gerekirse, bu site Ra, Pleiades ve özellikle de Kasyopya bilgilerinin rehberliğine dayalıdır. Bu bağlamda, birer 3. yoğunluk varlığı olarak, BH veya KH kutuplaşmamızı gerçekleştirmemiz ve böylece 4. yoğunluğa mezuniyete yönelmemiz gerekiyor.

BH'leşmemiz önünde engelleyici faktörlerden biri, çevremizi saran dünyevi (sosyoekonomik temelli) yaşam koşullarının büyük ölçüde kasıtlı olarak bizi KH'ye yönlendirici nitelikte tasarlanmış son derecede etkili koşullar olduğu gerçeğiyle yüzleşmekten kaçıyor olmamızdır.

Bu yüzleşmeden kaçma nedenlerimizden biri, mevcut KH güdümlü düzeni hayatla karıştırma eğilimimizdir. Evet, KH'ye güdüleyici bu düzen de hayatın bir parçasıdır (biraz da karmik KH geçmişi profilimizden ötürü) ama hayatın pozitif temelli özellikleriyle uyuşmayan şiddetli KH özellikleri vardır. İnsanların ezici bölümü, kısmen korku, kısmen de akıl sağlığı kayıpları neticesinde, çevrelerini saran bu düzenin şiddetli bir şekilde KH'yi seçmeye yönlendirici (veya BH'leşmeyi ciddi oranlarda bloke edici) vasıflarına karşı körleşmeyi seçiyor. Hepimiz de bu sorundan muzdaribiz şu veya bu oranda. Ama artık bu gaflet uykusundan uyanmalıyız.

Madem 3. yoğunlukta meydana gelmesi gereken doğal şey BH ve KH'den birine adanmak ve madem bizi çevreleyen ve karmik nedenlerle şu anda varlığını engelleyemediğimiz KH'ye güdümleyici şiddetli koşulları açıkça bir tehdit olarak görme konusunda ciddi bir uyuşukluk ve duyarsızlık problemimiz var, bu forumda bu uyuşukluk ve duyarsızlık durumuna karşı mücadele edilmesi gerekecektir. Bu forumda tüm yaşamımız ve deneyimlerimiz karşısında "BH-KH duyarlı" bir temel bakış açısı ve tutum geliştirilmeye çalışılacaktır.

Bu bağlamda, çevremizi saran KH güdümlü düzenin "makul" birşey olarak görülmesi, feci sonuçlar doğurabilecek bir gaflet uykusundan başka birşey değildir. Bu düzenin kasıtlı olarak BH'ye yönelme iradesini sabote etmeye çalışan, KH'ye yönlendirici bir "amaca" sahip olduğu anlaşılmalı, bu gerçekle yüzleşilmeli ve bilinçli seçim farkındalığı güçlendirilmelidir.

Hayatın kendisiyle karıştırma eğiliminde olduğumuz bu düzen içinde ne kadar çok nefret, yıkım, acı, trajedi, mutsuzluk, huzursuzluk meydana geldiğini ve insanların çoğunun tüm bu koşullara karşı ne kadar feci şekilde aciz ve duyarsız bir duruma girmeyi "seçtiklerine" dikkat edilmesi gerekiyor. Tüm bu KH güdümlü koşullarda şiddetli bir kasıt ve tehdit görmeyen, bu koşulları makul/doğal karşılayan, yani gaflet uykusunda kalmayı tercih edenlerle aynı yolda olamayız.

Peki "BH-KH'ye duyarlı" hayat anlayışından/yönteminden neyi kastediyoruz:

Bizler BH'ye adanmaya çalışan bireyler olarak görüyoruz kendimizi. Ama hem içimizde hem de çevremizde bizi KH'ye sevk edici pek çok katalizör bulunduğunu gözlemliyoruz. Özellikle çevremizi saran sosyoekonomik düzenin KH'ye adanan global karanlık efendileri, hayat sahnemizi aşırı derecede yoğun KH'leştirici (ve/veya BH'yi engellemeye yönelik) faktörlerle doldurmayı başarmışlardır bir şekilde. Çevresine, insanlığın durumuna bakıp da, içinde yaşadığımız düzende KH'leştirici faktörlerin BH'leştirici faktörlerden ezici bir şekilde fazla olduğu ve bunun BH'ye adanmaya çalışan bireyler için ciddi bir tehdit meydana getirdiği gerçeğiyle yüzleşmeyenlerle uyuşmaz anlayışımız.

Peki bu tehdit karşısında ne yapmalıyız biz BH'ye adanmaya çalışanlar? Tehdidin kaynağıyla savaşmalı mıyız? Belki de bu eninde sonunda kaçınılmaz olacak. Ama KH iradesiyle BH iradesi arasındaki ilk ve temel mücadelemiz dışarıda değil, içeride yaşanıyor. Duyumsadığımız tüm güçlü/sürekli/tekrarlı korkular, endişeler, güvensizlikler, huzursuzluklar, sevinçsizlikler içimizdeki KH'nin yansımalarıdır.

KH yolu cehennem, BH yolu cennet olarak tanımlanabilir ve bu süreç temelde içimizde gerçekleşiyor. Hepimiz hayatımız içinde cehenneme de, cennete de defalarca girip çıkmış, ikisini de deneyimlemişizdir ve deneyimlemeye devam ediyoruz. Sonsuz varlığa duyulan inanç, güven ve sevgi cennettir ve elbette sonsuz varlığa inançsızlık, güvensizlik ve nefret cehennemdir.

Seçimini yapmış 4. seviye KH varlıkları bizim de seçimimizi KH'den yana yapmamız için çok çaba harcıyorlar ve dünya insanlığının haline bakılacak olursa insanlığın geneli üzerinde epeyce de başarılı oldukları söylenebilir. Mükemmel, sevgi dolu bir evrenin, hayatın parçaları olduğumuz halde, şu dünya hayatı içindeki koşullar bizi hem kendimize hem de tüm evrene karşı ciddi oranlarda mutsuz, güvensiz, sevgisiz, neşesiz bir hale sokabiliyor. Yani koşullar bizi cehenneme alıştırıyor, cennetin varlığına ve seçilebilirliğine, erişilebilirliğine inançsızlaştırıyor, eğer duyarsızlıklarımızdan, gafletten ve sahteliklerden uyanmazsak.

Bu koşullarda BH'ye adanmak isteyen bizler bunu iki yolla yapabileceğizdir doğal olarak: Hayatımızda, içimizde, dışımızda mevcut olan KH'liklerin farkına varmak ve yüzleşmek suretiyle (bu başta çok zor, korkutucu, ezici etkiler yapabilecek olsa da) bunları dengeleyecek BH'liği doğal olarak varlığımızdan türeterek, ve, ikinci olarak da, doğrudan BH'ye odaklanma, BH frekanslarıyla etkileşme deneyimleri yoluyla. Süreç içinde bu ikisi doğal olarak içiçe geçecektir.

Hayatımızda epeyce KH/cehennem faktörü, yani pek çok nefret, şiddetli güvensizlik, neşesizlik, huzursuzluk, yıkım var. Hayat diye yutturulmaya çalışılan ve yoğun bir etkileşim içine girdiğimiz düzen de kuzu kılığında bir kurt olarak tüm bu negatiflikleri içimizde ve dışımızda tırmandırmak için kesintisiz çalışıyor. Bu forum içimizdeki ve dışımızdaki KH ve BH katalizörlerinin varlığının tespitine, analizine ve BH'ye adanma amacı doğrultusunda bu tespit ve analizlerin gereklerinin yapılmasına odaklandırılmaya çalışılacaktır. Bu süreç kendi yolunu ve pratiklerini doğal olarak geliştirecek ve paylaştıracaktır inancındayız. Mevcut ve müstakbel üyelerimize de bu yönde ısrarlı tavsiyelerimiz devam edecektir.

Takip eden mesajlarda, bu sitenin temeli haline getirmek istediğimiz "BH-KH'ye duyarlı" hayat anlayışının pratik kavrayış/uygulamalarının geliştirilmesi ve sunulmasına çalışılacaktır. Başta biraz parça parça ifade bulsa da, parçalar arasındaki bütünlük ve tamamlayıcılık doğal olarak kendini göstermeye başlayacaktır ve dileriz ki tüm dostlarımıza da sonsuz bir ilham kaynağı olacaktır. O sonsuz ilham elbette varoluşun ve o varoluşun bir parçası olan varlıklarımızın doğal özelliğidir.