HDP'nin Diyarbakır mitinginde patlama! (5 Haziran)

Başlatan bozadi, 06 Haziran 2015, 14:20:31

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

05 Haziran 2015

HDP'nin Diyarbakır mitinginde patlama!


İki ayrı noktada gerçekleşen patlamalarda 100'e yakın kişi yaralandı, Enerji Bakanı Yıldız patlamanın 'trafodan kaynaklandığı' iddiasını yalanladı




HDP'nin Diyarbakır'daki İstasyon Meydanı'nda gerçekleştirdiği mitingde, saat 17:55 sıralarında patlama oldu. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Tarım Bakanı Mehdi Eker, patlamada iki kişinin hayatını kaybettiğini, 100'e yakın kişinin de hayatını kaybettiğini açıkladı.

Patlama, milletvekili adaylarının konuşmasının sona erdiği ve Eşbaşkan Selahattin Demirtaş'ın konuşma yapmak için sahneye çıkacağı esnada gerçekleşti. Patlamanın "trafodan kaynaklandığı" açıklamasını Enerji Bakanı Taner Yıldız yalanladı. Yıldız, "Patlama trafodan kaynaklı değil, dışarıdan bir müdahale söz konusu" dedi.

Patlamanın hemen ardından miting platformundan yapılan anonsta, "patlamanın trafodan kaynaklandığı" belirtildi, ancak bölgedeki muhabirler iki patlama sesinin geldiğini söylediler. DHA muhabiri Ferit Aslan, ilk patlamanın platformun sağ tarafındaki çöp konteynerinde, daha büyük olan ikincisinin de trafonun olduğu bölgede meydana geldiğini söyledi. Aslan, patlamalardan birisinin kaynağı için, "parça tesirli bomba" ifadesinin kullanıldığını CNNTürk ekranında paylaştı.
Bu haberlerin ardından Enerji Bakanı Yıldız, saat 19:45 sıralarında yaptığı "patlamanın trafodan kaynaklanmadığı" açıklamasıyla HDP mitingine bombalı saldırı yapıldığı mesajını verdi.

ANF, "Diyarbakır'daki patlayıcılardan demir bilyelerin çıktığını ileri sürerken yaralıların vücutlarında barut izleri tespit edildiğini" ileri sürdü.

Patlama sonrası polis müdahalesi

Dicle Haber Ajansı, abonelerine "yaralıların taşındığı esnada, polisin panik halinde alanı terk etmeye çalışan gruplara biber gazıyla saldırdığını" geçti.

İstasyon Meydanı'ndaki TOMA ve akrepler, miting alanında kalan gruplara müdahalede bulundu.

HDP'lilerden 'provokasyona gelmeyin' çağrısı

HDP'li yetkililer, alanı boşaltma ve HDP Diyarbakır İl Binası önünde toplanma çağrısı yaptı. Platformda bulunan anonsçu, yaralıların taşınması için vatandaşların yardımcı olması için koridor açmalarını istedi. Kürtçe yapılan anonsta, "Arkadaşlar lütfen provokasyona gelmeyin, evlerinize gidin" dendi.

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, söz konusu patlamadan önce de patlama sesi geldiğini, ancak bunun ciddiye alınmadığını vurguladı. "Mitingin iptal edildiği anlaşılıyor" diyen Elçi söyle devam etti:

"Bu bir provokasyon da olabilir, o nedenle herkesin sakin olması gerekiyor. Özellikle HDP'nin en güçlü olduğu bölgelerden birinde böyle bir patlama meydana gelmesi dikkat çekici bir durum. Diyarbakır toplumunun sakin olması gerekiyor. Sebebi bilinmiyor şu anda tamamen kaza da olabilir, kaza değil bir provokasyon bile olsa, bu provokasyonu yapmak isteyenlerin oyununa gelmemek gerekiyor." 
2 kişi hayatını kaybetti

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Diyarbakır'daki HDP mitinginde art arda meydana gelen iki patlamada 2 kişinin hayatını kaybettiğini, 100'ün üzerinde yaralı olduğunu söyledi.

Kaynak: t24.com.tr

bozadi

#1
05 Haziran 2015

Bombalanan miting, Kürt hareketinin Diyarbakır'daki ilk Türk bayraklı mitingiydi...




HDP'nin patlamalar nedeniyle kana bulanan mitingi Kürt siyasi hareketinin mitingleri açısından bir ilk teşkil ediyordu.

Eylemlerinde Türk bayrağının olmaması tartışma konusu olan Kürt hareketinin, Diyarbakır'da yaptığı eylemlerde ilk kez Türk bayrağı bu mitingde açıldı.

HDP'nin genel seçime bağımsız değil, parti olarak girme kararı ertesinde İzmir'de ve İstanbul'da yaptığı mitinglerde de Türk bayrağı vardı. Ancak hareketin en güçlü olduğu illerden Diyarbakır'da Türk bayraklarının eylemciler tarafından taşınması ayrı bir önem taşıyordu.














Kaynak: t24.com.tr

bozadi

#2
05 Haziran 2015

'Faili meçhul değil, faili meşhur saldırı'


Diyarbakır'da gerçekleşen patlamaları değerlendiren gazeteci ve siyasetçiler, yaşananların 90'lı yıllardaki devlet aklının değişmediğinin kanıtı olduğuna dikkat çekti




Gazeteci, yazar, hukukçu ve siyasetçiler, HDP'nin Diyarbakır'daki seçim mitinginde gerçekleşen patlamalara tepki gösterdi.
Dicle Haber Ajansı'na konuşan Aslı Aydıntaşbaş, Ahmet Şık, Aydın Engin, Ayşe Hür, Alper Taş, Eren Keskin ve Hakan Tahmaz, yaşananların 1990'lı yıllarda yapılan saldırıları hatırlattığını belirterek, AKP'nin seçim öncesinde yaşadığı paniğin bugün ortaya çıkan görüntülere sebep olduğunu belirtti.

Aydıntaşbaş: Saldırı 1990'ların kafasıyla yapılmış bir saldırı

Gazeteci Aslı Aydıntaşbaş da saldırıya tepki göstererek, saldırının 1990'lı yılların kafasıyla yapıldığını; fakat Diyarbakır halkının bu saldırıyı da boşa çıkardığını belirtti. Aydıntaşbaş, "Saldırı 1990 kafasıyla gerçekleştirilmiş bir saldırı. Bunlar bu ülkede çok yaşandı. Ama 1990 kafasıyla 2015'i idare edemezsiniz. Bu anlayışı sürdürenler tarihin çöp sepetini boylamayı hak eden yerdeler ve oraya da gidecekler. Saldırının amacı insanları sokağa döküp HDP'ye batıdan gelecek stratejik oyları kaybettirmekti. Oluşacak görüntülerle insanlara bakın Diyarbakır'da kaotik bir ortam var bunlarla olmaz diyeceklerdi. Amam Demirtaş'ın açıklamaları ve örgütlü Diyarbakır halkı üzerine düşeni yaptı. Diyarbakır Türkiye'nin kaderini belirleyeceğinin farkında. Kürtler bunun farkında" diye konuştu.
 
Şık: Tüm yaşananların altında iktidarın paniklemesi var

Saldırılara tepki gösteren gazeteci Ahmet Şık, aylardır süren provokasyonlara dikkat çekerek, "Ağrı'dan başlayan Bingölle devam eden. En sonunda böyle bir şeyin olacağı herkesin aklındaydı. Ve her saldırı da boşa çıkartıldı. Bazıları tesadüf eseri bazıları şans eseri ve ucuz atlatıldı. Saldırıların merkezi bir kararla yapıldığı açık. Tüm provokasyonlara, linç girişimlerine, saldırılara rağmen hakkını teslim etmek gerek ki HDP ve kitlesi süreci serinkanlılıkla yönetti. Bu noktada tebrik etmek gerekir. Umarım bu durum Pazar gece yarısına kadar da sürer. Ve tüm bunların altında iktidarın paniklemesi olduğunu düşünüyorum. Bizzat bunun planlayıcısı olmasalar bile bunları engellemedikleri için sorumludurlar. Halk bunların planladıkları oyuna gelmeyecek. Kınamak yetmez. Kınamayı sandıkta görmek lazım. Halk da tüm bunları görerek oy kullanacaktır" dedi.

Engin: Faili meçhul değil, faili meşhur saldırı

Cumhuriyet gazetesi yazarı Aydın Engin, "Bir gün daha kaldı. Günlerden beri gittikçe tırmandırılan provokasyon, kışkırtma, şiddete bulaştırma tavrı, girişimleri sonuçsuz bırakıldı. Bugün bunların en başarılı örneğini yaşadık" dedi. Patlamanın saldırı olduğunun inkar edilecek bir yanının kalmadığını, resmi olarak da açıklamanın yapıldığını belirten Engin, "Bugün de boşa çıkarıldı bu provokasyon. Altı çizilecek bir yan varsa budur" dedi. Saldırının kim tarafından yapıldığını açık olduğunu belirten Engin, "Kimin yaptığı belli. Faili meçhul değil, faili meşhur. Günlerden beri bu şiddeti tırmandıran kimse gerilim onların marifeti. Eğer son provokasyonu da boşa çıkarabilirlerse bu seçimin oylar sandığa atılmadan galibinin kim olduğu anlaşılmış olacak" şeklinde konuştu.

Ayşe Hür: Saldırılar 12 Eylül öncesini hatırlatıyor

HDP'nin seçim çalışmalarının başından bu yana pek çok kez saldırıya uğradığını ve bu saldırıların bugünkü patlama ile ürkütücü boyutlara ulaştığını söyleyen gazeteci Ayşe Hür, "Bu saldırılar 12 Eylül öncesini hatırlatıyor bana. Bir devletin içinde odaklanmış karanlık bir grup ya da bizzat iktidarın yönlendirdiği gruplar HDP'yi ve onun sempatizanlarını tahrik etmeye çalışıyorlar. En azından seçim gününe kadar, 'kan kustum kızılcık şerbeti içtim' der ya halk, öyle bir sabır göstermek bu oyunları bozacaktır. Sakin ve soğukkanlı bir şekilde seçimleri atlatmak bir hedef olmalı. Amed'e, HDP'li arkadaşlarımıza ve Türkiye'ye baş sağlığı diliyorum" ifadelerini kullandı.

Taş: Saldırı AKP'nin çözüldüğünün göstergesi

Sözlerine Diyarbakır halkına geçmiş olsun dilekleriyle başlayan ÖDP Genel Başkanı Alper Taş, HDP'ye yönelik gittikçe tırmandırılan bir şiddet politikası olduğunu söyleyerek, "Bu AKP'nin çözüldüğünün, yenildiğinin göstergesi. Bunu gördükçe HDP'ye dönük şiddetin dozunu da arttırıyor" dedi. HDP'nin saldırılara karşı büyük bir sınav verdiğini belirten Taş, "Kararlı bir sınav verdi. Bütün bu provokasyonları boşa çıkardı" ifadesinde bulundu. Saldırının bir çatışma provası olduğuna dikkat çeken Taş, "Diyarbakır halkını sokağa döküp bütün Türkiye'de HDP'yi ve dostlarını sokağa döküp, bir çatışma ortamına sevk etme eylemiydi. Fakat bu provokasyon amacına ulaşamadı. Kararlılıkla, olgunlukla 7 Haziran'da AKP'nin defterini dürmek konusunda bütün toplumsal kesimler büyük bir sabır örneği gösteriyor" diye konuştu.

Keskin: Saldırı devlet aklının değişmediğini gösteriyor

İnsan hakları savunucusu avukat Eren Keskin ise Bingöl'de yaşanan katliamın ardından da Diyarbakır mitingine dönük gerçekleştiren bombalı saldırının açık bir şekilde 1990'lı yılları hatırlattığını söyledi. Keskin şöyle konuştu : "Aslında Ergenekon'da Levent Ersöz gibi isimlerin adeta özür dilenerek tahliye edilmesinin ardından çevremdekilere hep 1990'lı yıllara döneceğimizi söyledim. AKP ile Ergeneok dersiniz Özel Harp Dairesi dersiniz bu yapıların uzlaşmasının tüm kamuoyuna yansımasıdır yaşananlar. AKP kaybedeceğini anladığı günden itibaren, cemaatle de ilişkileri bozulunca yandaş olarak derin devleti yanına aldı. Bu gün Bingöl'den geldim. Bingöl'de yaşanan infaz olayının vahameti bana 1990'lı yılları hatırlattı. Biz bunları çok yaşadık. Bu durum devlet aklının değişmediğini de kanıtı. Vedat Aydın'ın cenazesine yapılan saldırı ile bugün HDP mitingine yapılan saldırı benzer. Devlet açıkça karşısında silahlı muhalefet istiyor. Ama artık sadece Kürtler değil Türkiye'de demokrasi ve barışı destekleyen tüm kesimler HDP'nin arkasında."

'AKP Kürt siyasi hareketine yönelik savaş açmıştır'

Türkiye Barış Meclisi (TBM) Sözcüsü Hakan Tahmaz da HDP'ye yönelik gerçekleştirilen saldırıların birinci sorumlusu olarak hükümeti gösterdi. Tahmaz, "AKP'liler Kürt siyasi hareketine yönelik siyasal savaş açmıştır. Bunun sonucunda da büyük bir katliamın eşiğinden dönülmüştür. Bunun bir katliam girişimi olduğunu vurgulamak isterim. Çünkü, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız da saldırının bu bir trafo patlaması olmadığını söylüyor. Trafo patlaması değilse geriye şu kalıyor. Bu katliam girişimi Cumhurbaşkanı'nın söylemleriyle yaratıldı" diye konuştu.
Saldırılardan da anlaşılacağı üzere, HDP'nin şimdiden seçimlerin kazananı olduğunu dile getiren Tahmaz, şunları söyledi: "Pazar günkü seçimler ne olursa olsun devlet, hükümet, Kürt siyasal mücadelesinin önünde diz çökmüştür. Bu saldırılar karşısında gösterilen HDP'nin siyasal tutumu Türkiye'nin geleceğini belirleyen tutumdur. Bu kadar zulmün ve açık katliamın yaşanmış olduğu bir yerde Demirtaş'ın, seslendiği kanlı gömlekli insanlara sağ duyulu davranmasını istemesi Türkiye ve HDP için büyük bir kazançtır. Hükümet, öyle nefret ve düşmanlaştırıcı söylem geliştirmiştir ki buna toplum cevaz vermemiştir. AKP yalnızlaşmıştır artık. HDP'nin rotasıyla ancak Türkiye'nin barışa ulaşabileceğinin çok açık ortaya çıkmıştır."

Kaynak: t24.com.tr

bozadi

#3
05 Haziran 2015

Demirtaş: Sakın ola öfkenize yenilmeyin


HDP Diyarbakır mitinginde meydana gelen patlamanın ardından, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş açıklama yaptı.




HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, CNNTÜRK'e telefonla bağlanarak Diyarbakır mitinginde yaşana patlamayla ilgili olarak ilk açıklamalarını yaptı.

Demirtaş'ın konuşmasının önemli satırbaşları şöyle:

"Ben konuşma yapmak için aracımdan çıkış için hazırlık yaptığım sıra, sahneye yakın, bir kaç metre ileride meydana geldi. Patlamanın bulunduğu yerde bir trafoda var. Vali Bey ve Emniyet Müdürü ile de görüştüm. Şimdi olay yeri inceleme ekipleri henüz çalışmalarını tamamlamadığı için patlamanın neden kaynaklandığını bilmiyoruz. Fakat 10 civarında arkadaşımız yaralı. Durumu ağır olan da var, hafif olanda var. Bütün halkımıza, yararlılarım başta olmak üzere geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

"BARIŞA İHTİYACIMIZ VAR"

Coşkulu ve heyecanlı bir mitingimizi tamamlamak üzereyken, böylesine vahim bir olayın meydana gelmiş olması düşündürücüdür. Ama biz her hâlükârda, seçim kampanyasının başından bu yana ısrarla altını çiziyorum. Bizim Türkiye 'de barışa ihtiyacımız var. HDP hepimizin ihtiyacı olduğu için, ekmekten, sudan daha çok barışa ihtiyacımız olduğu için seçim kampanyasını yürütüyoruz.

"UMUD EDİYORUM Kİ GERÇEK BİR ARAŞTIRMAYLA ORTAYA ÇIKAR"

Bu patlamam neden kaynaklı olursa olsun, Diyarbakır halkını ben sağduyuya davet ediyorum. Birazdan il binamızın önünde gerekli açıklamaları yapacağım. Orada konuşma yapacağım. Diyarbakır halkını, mitingimize gelen bütün kardeşlerimi il binasının önünde toplanmaya çağırıyorum. Hiç bir yerde gerileme, provokasyona, asla mahal vermesinler. Gerilim yaratmak isteyenler olursa, asla tahriklere kapılmasınlar. Sokakları ve miting meydanlarını boşaltarak, bütün arkadaşlarımı il binası önünde toplanırlarsa, biz gerekli açıklamaları yapacağız ve seçim çalışmamıza kaldığımız yerden devam edeceğiz. Bu patlama umut ediyorum ki gerçek bir araştırmayla ortaya çıkar, sonuçlarıyla hepimizi tatmin edecek bir soruşturma yapılır. Beklentimiz o yöndedir. Yaralılarla ilgili bilgi almaya çalışıyoruz. Üzücü, vahim bir olayla mitingimizi sonlandırmak zorunda kaldık.

"HDP BU TÜR GERİLİM YARATMAK İSTEYEN ODAKLARIN ALETİ OLMAYACAK"

Gerekli soruşturmalar yapılmadan da, resmi makamlar incelemesini tamalamadan bir şey söylemek, spekülasyona mahal vermek de doğru olmaz. Ama etkili bir patlamaydı, öyle görünüyor. Maalesef ki o bölgede bulunan çok sayıda arkadaşımız ayaklarında ağar yaralar aldı, ayakları kopanlar oldu. Bekliyoruz.

Türkiye'nin her yerinin buna ihtiyacı var. İnanıyorum şu anda Karadeniz'den, Trakya'dan, Ege'den, Orta Anadolu'dan, Doğu, Güneydoğu Anadolu'dan, her yerden barış severlerin duası bizimledir, gönlü bizimledir. Türkiye'nin her yerinde, herkes artık Türkiye'de bu tür tahriklerin, bu tür ortamların yaşanmaması için dua ediyor.... Bizde onun için çaba sarf ediyoruz. Elimizden geleni yapacağız. Türkiye toplumu emin olsun, HDP bu tür tuzaklara düşmeyecek. HDP bu tür gerilim yaratmak isteyen odakların aleti olmayacak. Biz bu seçimi yapacağız ve inşallah da kazanacağız,

"HİÇ BİR PARTİ DÜŞMANIMIZ DEĞİLDİR, HİÇ BİR PARTİLİ SEÇMEN DÜŞMANIMIZ DEĞİLDİR"

Bazı yerlerde küçük gerginlikler olmuş. Arkadaşlarımızda onlara müdahale ediyorlar. Polisinde özellikle sağ duyulu olması için, Vali ve Emniyet Müdürü ile görüştüm. Müdahale edilmemesi, kütlemizin zaten büyük bir panik ve öfke halinde ki kitlemize müdahale edilmemesi konusunda kendileri ile de görüşme yaptım. Hiç bir parti asla hedefimiz değildir, seçim büroları... Bu konuda çok dikkatli olunması lazım. Hiç bir parti düşmanımız değildir, hiç bir partili seçmen düşmanımız değildir. Seçim rekabeti; biz bu rekabeti eşitsizliğe, adaletsizliğe rağmen tamamlamak istiyoruz.

"İZDİHAMA MAHAL VERMEDEN ALANI BOŞALTMAYI BAŞARDI ARKADAŞLARIMIZ"

Her halde bir 30 metre uzağımda patladı. Sahneye çıkmak üzereydim. Yükselen dumanı, patlamayı yakinen görebilme şansım vardı. Arkadaşlarımız sahneden ve otobüsten yaptıkları anonsla izlahamı, paniği önlediler. Çok büyük bir panik ve izlaham yaşansaydı çok ağır sonuçlara ortaya çıkabilirdi. Küçük bebekler, kadınlar, yaşlılar... Miting alanı hıncahınç doluydu. Herhangi bir izlahama mahal vermeden alanı boşaltmayı başardı arkadaşlarımız.

"SAĞDUYUYU, SERİN KANLILIĞI ELDEN BIRAKMAMAK DIŞINDA HER HANGİ BİR SEÇENEĞİMİZ YOK"

"İl binasının önünde yapacağımız açıklama eterli olacaktır. Ben yarın İstanbul'un 2 ayrı ilçesinde zaten miting gerçekleştirip kampanyamızı tamamlayacağımızı duyurmuştum. Planlamamızda her hangi bir değişiklik olmayacak Sağlıkçı arkadaşlarımızdan biz de bilgi alamaya çalışıyoruz, hekimlerden, hastanelerden bilgi almaya çalışıyoruz. Maalesef patlama etkili olduğu için çok sayıda arkadaşımız kan kaybı yaşamış durumda. Kan ihtiyacı da olabilir. Bu konuda arkadaşlarımız gerekli girişimleri sürdürüyorlar. İnşallah daha ağır bir fatura ile karşılaşmayız. Kendileri aradılar, Vali ve Emniyet müdürü bilgi verdiler. Onlarda olay yerine inceleme ekipleri gönderiyorlar. İncelmeler yapıldıktan sonra. Belki kendileri resmi açıklama yaparlar, onu da bekliyoruz. Bütün Türkiye halkına, Diyarbakır'a geçmiş olsun diyorum. Bir kez daha sağduyuyu, serin kanlılığı elden bırakmamak dışında her hangi bir seçeneğimiz yok. Ne olursa olsun, barış kazanacak bu ülkede. Herkesin içi rahat olsun."


Kaynak: radikal.com.tr

bozadi

#4
6 Haziran 2015

Sevilay Yükselir: Erdoğan'a tapmıştım


HDP'nin Diyabakır mitinginde meydana gelen ve 2 kişinin hayatını kaybettiği patlamadan sonra AK Parti'nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bir zamanlar şiddetli savunucularından olan ancak sonra ani bir dönüşle AKP'yi eleştiren AKP'li yazarlardan olan Sabah yazarı Sevilay Yükselir, bu sefer de Erdoğan'a yüklendi.




AKP'li yazarlardan Sabah gazetesi yazarı Sevilay Yükselir, HDP'nin Diyarbakır'daki mitinginde meydana gelen patlama sonrası sosyal medya hesabından ilginç açıklamlara imza attı.

ERDOĞAN'A TAPIYORDUM

"Bu iktidara Erdoğan'a Kürt Sorununun çözümünde attığı adımlardan dolay tapmıştım" ifadesiyle tepki çeken Sevilay Yüselir, "Çünkü benim diyen solcuların yapamadığını yapmışlardı.Ama??" diyerek Erdoğan'ın Çözüm Süreci başında terör örgütüne yaptığı "dağdan in Meclis'e gel" davetinden sonra gelinen süreci eleştirdi. Yükselir, "İn dağdan silahı bırak,düz ovada siyaset yap"diyorsun.Sonra da 'meclise girersen ben biterim' deyip adama dağı zorluyorsun.Ne bu şimdi?" diye sordu.

3-5 OY İÇİN DEĞER MİYDİ?

Sevilay Yükselir, Kürt meselesinde "devrim" niteliğinde atılan adımların heba edildiğini savunarak "Ak Parti bu seçimde çok ama çok yanlış bi politika izledi.Dimyat'a prince giderken evdeki bulgurdan oldu!MHP'ye giden oyları çevirirken kendisine gönül bağı olan Kürtlerin çoğunu küstürdü.3-5 milliyetçi oy için değermiydi?" dedi.





Kaynak: rotahaber.com

bozadi

#5
6 Haziran 2015

Fuatavni: MİT'in Karanlık Elleri Devrede


Twitter fenomeni Fuat Avni HDP mitingindeki patlama sonrası paylaşımlarda bulundu. MİT'in karanlık ellerinin devrede olduğunu söyleyen Avni, "Diyarbakır Emniyet Müdürü Halis Böğürcü birkaç gün önce ildeki trafoların listesini neden istemiş, yakında anlaşılır."





İşte Fuat Avni'nin oy tweetleri:

Diyarbakır'daki patlama ile seçim sonrası bölgede oluşacak kaosun fitili ateşlendi. MİT'in karanlık elleri devrede.

Diyarbakır Emniyet Müdürü Halis Böğürcü birkaç gün önce ildeki trafoların listesini neden istemiş, yakında anlaşılır.

HDP'nin barış ve sağduyu çağrısı yaptığı, AKP'nin de bombalar patlattığı bir seçim dönemi yaşıyoruz.

Yezid, masada pazarlık yaptığı PKK için meydanlarda tahrik edici konuşmalar yaparak HDP tabanını sokağa dökmeye çalıştı.

Yezid ve avaneleri, PKK'yı harekete geçirmek için her yolu deniyorlar. Büyük illere talimat gönderildi.

Bu sabah İstanbul başta olmak üzere ülke genelinde PKK'nın gençlik yapılanmasına operasyon yapılacak.

Bu bahane ile gözaltına alınacaklar arasında, HDP'nin sandık görevlileri de var.

HDP, barajı geçmesin diye her yol deneniyor. Yezid, 'Seni başkan yaptırmayacağız' diyen HDP'ye ateş püskürüyor.

HDP'nin tavrı tartışılırken 'Çok oldular, beni kızdırırlarsa Ankara'dan girer Diyarbakır'dan çıkarım' dedi.

Bölgeyi kaosa ve kargaşaya sürükleyip, devletin gücünü göstermek için (!) sabah itibariyle operasyonlara başlanıyor.

Metropollerde yapılacak operasyonlar, bölgedeki operasyonlara zemin oluşturacak. Yezid, artık muhakemesini kaybetti.

Yezid ve avaneleri, her güne yeni şeytani planlar kurarak başlasalar da planları başlarını yiyecek, sonları yakındır.



Kaynak: postmedya.com

bozadi

#6
HDP'ye oy vermedim ama barajı geçmelerini diliyorum ve geçeceklerine inanıyorum. Eğer geçerlerse, Kürt hareketi için esas sınav ondan sonra başlayacak gibi görünüyor.

bozadi

#7
12 Haziran 2015

HDP'den provokasyonu önleme heyeti


Halkların Demokratik Partisi (HDP), Eş Genel Başkan Selahattin Demirtaş başkanlığında, Diyarbakır'da provokasyonların boşa çıkarılmasını ve gerginliklerin düşürülmesini sağlamak amacıyla bir heyet oluşturma kararı aldı.




HDP Eş Genel Başkanı Selahatten Demirtaş başkanlığındaki heyete, DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek, HDP Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım, Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul, Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş ve Diyarbakır 'da ismi henüz açıklanmayan iki milletvekili daha dahil edilecek.

Bu heyet, kentte seçimin hemen öncesi HDP mitingine yapılan bombalı saldırıların, ardından 4 kişinin ölümüyle sonuçlanan silahlı çatışmanın yarattığı gerginliğin ortadan kaldırılması ve tansiyonu düşürmek için taraflarla görüşmeler yapacağı belirtildi.

Diyarbakır'daki bazı sivil toplum kuruluşlarının da dahil edilebileceği heyet, ilk olarak bugün HDP mitingine bombanın konulduğu İstasyon Caddesi'nde anma töreninde bulunacak ve bombanın patladığı yere karanfil bırakacak. Daha sonra olayda yaralananları ziyaret edecek olan heyet, olayda yaşamını yitirenler için taziye ziyaretleri gerçekleştirecek. Heyetin mümkün olması durumunda Hüda-Par ile de diyaloga geçeceği öğrenildi.

Kaynak: radikal.com.tr

bozadi

#8
Çok kritik bir zamanda böyle bir adım atmaları çok iyi oldu. Hakikaten birileri HDP'nin yükselmesini, güçlenmesini, bir Türkiye partisi haline gelmesini ve özellikle de güçlü ve pozitife dönük bir sürece hizmet etmesini hiç istemiyor ve seçim öncesi süreçten şu ana kadar neredeyse kesintisiz bir şekilde provokasyonlar yürütülüyor. Bu amaçla IŞİD tetikçileri kullanılıp kanlı provokasyonlar yapılıyor ve AKP'nin kokuşmuş yöneticileri "düzenli olarak" suçu DHKPC'ye (gerçekten DHKPC diye birşey hala varsa)ve bununla bağlantılı olarak HDP'nin kendisine atıyor.

Demirtaş süreci bence genel olarak iyi götürüyor ve niyetinin de genel itibariyle pozitif yönde olduğuna ve/veya giderek pozitif olabileceğine inanıyorum veya inanmak istiyorum. Ama siyasi düzlemde temsil etmeye soyunduğu kitle kritik bazı temeller açısından yeterince homojen değil. Yani Demirtaş pozitif yönde güçlenmeye devam etse bile, yeterince güçlü bir provokasyon dalgası geldiğinde Kürtçü kalabalıkların ne ölçüde Demirtaş'a sadık ve provokasyonlara mesafeli kalacağı çok şüpheli görünüyor bana. Ve Demirtaş'ın kendisi yönetimde kalmak için kitlesel taban sapmalarına bir ölçüde "anlayışlı" olmak veya görünmek zorunda olacak. PKK'nın veya KCK'nın yeterince homojen olduğunu ve gerçekten çözümcül bir amaçla HDP yönetimiyle işbirliği yapmaya niyetli olduğunu düşünmekte zorlanıyorum. PKK her ne kadar devletimiz ve ordumuz adına global faşistlere tetikçilik yapan bir güruhun sistematik baskı, işkence ve katliamları yoluyla zorla düşmanlığa ve ayrılıkçılığa sevk edilen kitleleri temsil ve koruma refleksiyle silahlı bir örgüt mücadelesine girişmede bir ölçüde meşruiyete sahiptiyse de, tıpkı TSK gibi global faşistlerin kontrolüne de sıkça girdi ve şizofren bir ucube olarak bir eliyle nispeten meşru bir şekilde varlığını ve mücadelesini sürdürürken, bir eliyle de terörizme, vahşete, faşizme, şeytanlığa hizmet etti. Bunda mutlaka global faşist güçlerin istihbarat örgütlerinin ve pek çok başka kurum ve gruplarının uyguladığı baskı ve rüşvetlerin de payı vardır ama sonuç olarak PKK da en az TSK kadar bu ülke halkını ve hayatını global şeytanların arzularına defalarca kurban etti. Halkın veya halkların bu süreçlerde hiçbir sorumluluğu olmadığını iddia etmek de akla ve vicdana uygun olmaz tabi.

Artık tüm örgütlerin, grupların, ideolojilerin içinde geçmişe göre daha belirgin bir şekilde bazı bölünmeler oluyor veya bazı kararlar daha ciddi bir şekilde verilmek zorunda kalınıyor. Bu da iyiliğin veya kötülüğün yoluna evrilmekten başka birşey değildir. 4. yoğunluğa ilerleme sürecinde hayat insanları, grupları, kitleleri şizofreniden kurtulup iyiliğe veya kötülüğe samimiyetle adanmaya teşvik ediyor. İdeolojiler, milliyetler ve benzer aidiyetler geçici bir katalizörden başka birşey değil. Önemli olan ruh ve tekamül yalnızca. Yani öğreniş ve ilerleyiş yolculuğu.

CHP'nin kendi içindeki ciddi bazı iç mücadeleler ve fikir çatışmaları diğer partilerde, TSK'da, PKK'da ve tüm birey ve gruplarda da cereyan ediyor ve edecek. Kendini ve birbirini kandırma imkanı giderek ortadan kalkıyor.

IŞİD'in "popüleritesinin" nedenlerinden biri de bu. AKP'nin geçmişteki popülerite tırmanışına benziyor. Özellikle başlangıçta bir miktar hakikat ve doğruluk, zamanla aldatma, dolandırıcılık ve giderek faşizm ve açık terör yoluyla da olsa kendi içinde azımsanamayacak bir "birlik" ve "eşgüdüm" sağlıyor ve şizofreniyi bir ölçüde aşmış oluyor. "Yükseliyor". En azından bir süre için. Yükselişin devam edebilmesi için ya iyilik ya kötülük yönünde giderek daha aktif olmak gerekiyor, daha derinleşmek, daha bilgili olmak, daha güçlü olmak ve davranmak gerekiyor. IŞİD bu yönde epeyce ilerleme sağladı aslında. Yani kötülük, daha doğrusu "Kendine Hizmet" (Ya Bana Hizmet Edersin Ya Da Yok Edilirsin) yolunda azımsanamayacak bir ilerleme kaydediyor. İslam bahane, kötülük şahane! Bir süre içinde tüm dünya Vahabi Müslüman olsa ne olacak? IŞİD'çiler tüm Vahabi yoldaşlarına hürmet ve saygı içinde dininin sevincini, güzelliğini, doğruluğunu mu kutlayacak? Bu sefer Vahabi Müslümanların kendi içinde en az bugünkü dini, mezhepsel veya sosyal bölünmüşlükler kadar ciddi ve derin bölünmeler ve çatışmalar meydana gelecek. Herkesin Vahabi olmasının beş paralık değeri kalmayacak. Çünkü yükseltici olan şey İslam veya başka bir ideoloji değil. Sadece İyilik (BH) ve Kötülük (KH) yöntemiyle ilerleme, yükselme, varoluşun kudretine erme güdüsü. Başka hiçbir şey değil. BH bunu paylaşarak deneyimliyor, kendini bütünsel varoluşla özdeşleştiriyor, KH sadece kendine hizmet ediyor, tüm varoluşu "denetim altına alınması" veya "yok edilmesi" gereken birşey olarak görüyor.

IŞİD'in KH yönünde yükselmeye devam edebilmesi için giderek saf kötülüğe yönelmesi gerekiyor, İslamcılık ayaklarını giderek terk etmesi gerekiyor. Ve aslında bunu yapıyor da ama bu sefer yine büyük ölçüde KH düzlemi içinde teknik olarak KH kimliğinde yer alsa da BH yönelimi daha güçlü olan kitleleri "uyarmış" oluyor. AKP nasıl Türkiye'yi (azımsanamayacak bir kısmını) birleştirici bir etki yapıyorsa, IŞİD tehdidi büyüdükçe bölgedeki ülkelerde pozitif eğilimli grupları ve yönetimleri kendi aralarında birleşmeye, uyanmaya ve en az IŞİD kadar güçlü olmaya teşvik etmiş oluyor dolaylı olarak. IŞİD tehdidi büyüdükçe, pozitif yönelimi daha güçlü olan Şii ve Sünni kitleler ve/veya yönetimler de kendi aralarında giderek daha fazla işbiriliği yapmaya yönelecektir. Hatta Hıristiyan, Müslüman vs fark etmeyecek. Kim bu kötülüğün muhatabıysa ve iyiliğe eğilimi daha fazlaysa, birleşme, kaynaşma teşviki bulacaktır. Tercihsiz ve kararsız kitleler tercihe ve karara giderek mecbur kalacaklardır, ya İyilik ya da Kötülük yönünde. Hayat tercihi ödüllendirecek, tercihsizliği, kararsızlığı doğrudan veya dolaylı şekillerde cezalandıracak veya diskalifiye edecektir. Çünkü burası dingonun ahırı değil, tercih geliştirme yeri Ve mezuniyet süreci ve finaller geldi. Hayata ya pozitif ya negatif yönden bağlanma, varlıksal kudretine uyanma ve tercihini yapma zamanı geldi de geçiyor.

AKP Türkiye'de her ne kadar IŞİD'in Ortadoğu'da (ve hatta bir anlamda dünyada) ünlendiği kadar ünlense de bir süre, çöküş süreci daha çabuk geldi, çünkü Türkiye Ortadoğu kadar büyük ve karmaşık değil. Elbette Türkiye de çok büyük ve karmaşık ama Ortadoğu bölgesi kadar değil. Süreçler daha çabuk ilerliyor ve daha çabuk neticeleniyor. AKP'nin düpedüz şeytanlığa doğru ilerlediği anlaşıldığı, şeytan azımsanamayacak oranda ifşa olduğu için, bu durum pozitif potansiyelleri de "uyardı" ve AKP güruhu içinde pek çokları "hangi yolla olursa olsun" hızla yükselmenin keyfini duyumsasa da, KH doğrultusunda yükseliş o kadar açık açık, tasasız ve dikkatsiz bir şekilde sergilendi ki, çıplaklaşan KH güç piramidi (Padişahlık) AKP'nin kendi içindeki güç odaklarına bile dokunmaya başladı. Yani AKP içinde ciddi çatışmalar tırmandı. Erdoğan'ın artık giderek somutlaşan padişahlığının şakasının kalmaması, somut gerçeklik haline gelmesi ve bunun çok hızlı bir şekilde gerçekleşmesi AKP'deki kurbağaların suyunu fazla ısıttı ve kazandan kenara zıplamaya sevk etti, ediyor. Davutoğlu "Bu seçimle halkın Başkanlık istemediği anlaşıldı" diyerek çaktı ya Tayyip'e. Tabi muhalefet partileri için de benzer bir durum söz konusu. Onlar da bir şekilde AKP'yi kah kıskanarak, kah AKP'nin kötü olabildiği kadar iyi olma motivasyonu bularak AKP'nin son siyasi hezimetinin hazırlanmasına yardımcı oldu. Ama bu durum henüz muhalifleri "iyi" kılmıyor. Onlar da hala ciddi oranda egolarının kontrolü altındalar. Gerçek bir iyiliğe çok yakın değiller henüz. Ama AKP'nin Füze Hızıyla Kötülüğe evriminin ve saltanatının devam etmesi ve güçlenmesi durumunda iyilik motivasyonunu daha fazla bulabilirler belki de.

AKP'nin şiddetli/hızlı KH evrimi biraz da KH'nin nasıl birşey, nasıl bir düzen olduğunu hatırlattı veya düşündürdü herhalde insanlara. Osmanlı nasıl iyilikten giderek uzaklaşıp, yozlaşıp çöktüyse, AKP de aynı hesap. Osmanlı'nın bir özeti. Tüm bu olan bitenler hayatın insanlara BH ve KH'nin ne olduğu, nereye gittiğine dair bilgilendirme ve rehberlik sürecinin parçaları, filmleri, oyunları. İnsanlar karara teşvik ediliyor. Bu gezegende şizofreni ve şeytanların bu şizofreniyi suistimali artık son demlerini yaşıyor. İyilik yönünde de, kötülük yönünde de gelişmeler giderek daha güçlü olacak bence. İvmeler güçlenecek ve insanlar karara giderek daha güçlü biçimlerde teşvik edilecekler.

3KH dünya hayatının şizofrenik zırvalıklarının artık bir son bulması, rüyalardan, kabuslardan, fantazilerden uyanılması gerekiyor. Bunun için de ne olması gerekiyorsa o oluyor şu anda. KH de, BH de güçleniyor ve mücadeleleri de güçleniyor. İki yönde kutuplaşmalar giderek çıplaklaşıyor, netleşiyor. Bu süreç devam ediyor. Bu gezegen ya iyiliğe kalacak ya kötülüğe. İkisine birden değil.