MİT TIR'ındaki Silahları Gösteren Cumhuriyet'e Yasak! (29 Mayıs)

Başlatan bozadi, 30 Mayıs 2015, 00:22:59

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

29 Mayıs 2015

MİT TIR'ı görüntülerini yayınlayan basın kuruluşlarının tamamına 'casusluk' ve 'terör' soruşturması!


Cumhuriyet gazetesi, MİT'e ait TIR'ların Suriye'ye silah taşıdığına ilişkin görüntüleri yayınlamıştı




İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Suriye'ye malzeme taşırken savcılar tarafından durdurulan MİT'e ait TIR'larda yapılan aramaların fotoğrafları ve kamera görüntüsünu yayınlayan Cumhuriyet gazetesi ve gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar hakkında 'terör' ve 'casusluk' soruşturması başlattı. Başsavcılık görüntüleri yayınlayan tüm basın yayın kuruluşlarını kapsayan soruşturmanın Terörler Mücadele Kanunu ve TCK'nın ilgili maddeleri uyarınca 'terör ve casusluk' suçlamasıyla gerçekleştirileceğini duyurdu. 

Yayınlanan görüntülerin soruşturma dosyasında yer almadığının ifade edildiği açıklamada internet sitelerindeki yayın içeriklerine erişimin engellenmesi talebi de yer aldı.

2014 yılının ocak ayında, Türkiye'den Suriye'ye malzeme götürürken Adana ve Hatay'da durdurulan TIR'larda silah ve mühimmat bulunduğu iddia edilmiş, ancak hükümet ve güvenlik kaynakları "Türkmenlere insani yardım malzemesi taşındığını" öne sürmüştü.

TIR'larla silah taşınmasına ilişkin dosya hakkında takipsizlik kararı verilirken, bu TIR'lara yönelik ihbarlar üzerine operasyonları yapan savcılar ve jandarma yetkilileri daha sonra tutuklanmıştı.

Cumhuriyet'in manşetine göre jandarma, savcı nezaretinde TIR'daki konteynerleri açıyor. Kapakların hemen altında bir miktar ilaç, onların da altında havan ve top mermisi ile makineli tüfek mermileri olduğu görünüyor.

Başsavcılıktan açıklama

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan yapılan açıklamada, "TCK'nın 327, 328 ve 330'uncu maddeleri ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 6 ve 7. maddeleri uyarında "devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme" "siyasi ve askeri casusluk" "gizli kalması gereken bilgileri açıklama" "terör örgütünün propagandasını yapmak" suçlarından söz konusu yayınları yapanlar hakkında soruşturma başlatılmıştır" denildi.

Soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili İrfan Fidan, nöbetçi İstanbul Sulh Ceza Mahkemesi'ne başvurarak, söz konusu haberle ilgili içerik, görüntü ve fotoğrafların yayınlanmasının engellenmesini istedi.

'Milli Güvenlik açısından sakıncalı'
     
Savcılığın yazısında, "İstanbul Terörle Mücadele Şubesi tarafından hazırlanan tutanaklarda belirtilen internet sitelerinde yapılan yayınların, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ulusal ve uluslararası yararları ve milli güvenliği bakımından sakınca doğuracak mahiyette bulunduğu ve başsavcılığın soruşturma dosyası kapsamında Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne sahte ihbar ve sahte delillerle tuzak kuran tutuklu şüpheliler tarafından gerçeğe aykırı olarak oluşturulan kurgu doğrultusunda yapıldığının anlaşıldığı" iddiasına yer verildi.

Milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi bakımından gecikmesinde sakınca bulunan acil yayınlar kapsamında, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun'un 8/a maddesine göre karar verilmesi istenen yazıda, "Ekte gönderilen internet sitelerinin içeriğinin erişime engellenmesine, aynı mahiyetteki yayınların içeriklerinin engellenmesine, içeriğin yayından çıkarılmaması halinde ilgili sitelere erişimin tamamen engellenmesine karar verilmesi talep olunur" denildi.

Yasin Aktay: MİT TIR'ları ÖSO'ya gidiyordu

Geçtiğimiz günlerde Odatv internet sitesinde yer alan görüntülü habere göre, AK Parti Siirt milletvekili adayı ve AK Parti Dış İlişkiler'den Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay, Adana ve Hatay'da durdurulan MİT TIR'larının Özgür Suriye Ordusu'na (ÖSO) gittiğini söylemişti.


Kaynak: t24.com.tr

bozadi

29 Mayıs 2015

CHP'li Aygün'den Erdoğan'a vatana ihanetten suç duyurusu


CHP Milletvekili Hüseyin Aygün, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan hakkında "vatana ihanet" suçlamasıyla suç duyurusunda bulundu.




CHP Milletvekili Hüseyin Aygün, Cumhuriyet gazetesinin yayınladığı MİT TIR'larındaki mühimmat görüntüleri nedeniyle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan hakkında "vatana ihanet" suçlamasıyla suç duyurusunda bulundu.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na avukatı İnan Yılmaz aracılığıyla başvuran CHP'li Hüseyin Aygün, "Şüpheli, terörist unsurlara silah sağlamakla finansal açıdan destek sağlamış ve Türkiye'nin dünyada teröre destek veren ülke gibi görünmesine sebebiyet vermiştir" dedi.

'YAPTIĞI YARDIMLARI GİZLEMEYE ÇALIŞMIŞTIR'

Suriye'de 2011 yılından beri silahlı gruplar ile ülkenin yasal güçleri arasında bir iç savaş devam ettiğini hatırlatan Aygün, "19 Ocak 2014 tarihinde Adana ilinde İhbar üzerine birkaç TIR durdurulmuş olup yapılan aramada 'insani yardım malzemesi' adı altında Suriye'deki terörist gruplara gönderilen silahlar ele geçirilmiştir. Son olarak Cumhuriyet Gazetesinde ve internet sitesinde 29.05.2015 günü yayınlanan haber ve görüntülerde şüphelinin 'Türkmenlere giden insani yardım' ve 'devlet sırrı' dediği şeylerin, 1000 adet havan, 1000 top mermisi, 50 bin makineli tüfek mermisi ve 30 bin ağır makineli tüfek mermisi olduğu ortaya çıkmıştır" açıklamasında bulundu.

CHP'li, Aygün, "Şüpheli açık bir biçimde halka yalan söylemiş ve teröristlere yaptığı yardımları gizlemeye çalışmıştır" ifadelerini kullandı.

'VATANA İHANET SUÇUNU İŞLEMİŞTİR'

BM güvenlik konseyinin 15 Ağustos 2014 tarih ve 2170 sayılı kararı ile Suriye'de faaliyet gösteren örgütlere yönelik her türlü desteğe yaptırım uygulanacağı kararını hatırlatan Aygün, şöyle devam etti: "Şüpheli, terörist unsurlara silah sağlamakla finansal açıdan destek sağlamış ve Türkiye'nin dünyada teröre destek veren ülke gibi görünmesine sebebiyet vermiştir. Şüpheli açık bir biçimde teröre destek vermek ve BM güvenlik konseyi kararlarını ihlal etmekle hem başbakanlığı hem de Cumhurbaşkanlığı döneminde vatana ihanet suçunu işlemiştir. Şüphelinin Örtülü Ödeneği nerelere harcadığı bu şekilde açıklığa kavuşmuştur. Milletimizin alın terlerinden toplanan vergilerin bu şekilde teröre harcanması, yıllarca terör belasından muzdarip olmuş vatana ve milletimize karşı bir ihanettir."

Kaynak: cumhuriyet.com.tr

bozadi

29 Mayıs 2015

Can Dündar'dan 'MİT Tırları' açıklaması


Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar MİT Tırları'nın silah taşıdığı görüntülerin gazete manşetinden yayınlanması sonrasında gelen tebrik telefonları için Twitter'dan açıklama yaptı.




"Patlaması halinde bir şehri yok edecek kadar çok silah, bu ülkenin hava limanına gizlice indiriliyorsa,

O silahlar TIR'lara yüklenip bu ülkenin şehirlerinden, topraklarından, sınırlarından geçiriliyorsa, 

O silahlar, o ülkenin bütün denetim kurumlarından, idari yetkililerinden, halkından habersizce, komşudaki bir savaşın taraflarından birine destek olmak için gönderiliyorsa,

Arayıp tebrik eden gazeteci,politikacı,yönetici dostlardan,aynı sözleri sayfalarında,ekranlarında, kürsülerinde tekrarlamalarını bekliyoruz."

Diyerek köşe yazısından MİT TIR'ları haberini neden yayımladığını açıklayan Can Dündar, gelen tebrik telefonları sonrasında Twitter'da şu istekte bulundu;

Neden yayımlıyoruz?





Kaynak: cumhuriyet.com.tr

bozadi

Cumhuriyet Gazetesi'ni ve özellikle de genel yayın yönetmeni Can Dündar'ı tebrik ediyorum. MİT'e ait TIR'lardan birine yapılan baskınla ilgili yürütülen davanın video deliline ulaşıp görüntülerini paylaştılar. Gazetenin internet sitesinde videonun yayınlandığı sayfaya (http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/287071/iste_Erdogan_in_yok_dedigi_silahlar.html) erişimi yasaklayan bir karar çıkarıldı tabi hemen.

CHP Tunceli milletvekili Hüseyin Aygün'ü de Tayyip'e "vatana ihanet" suçlamasıyla açtığı dava için tebrik ediyorum.



bozadi

Bu arada, oyumu CHP'ye vermeyi düşünüyorum. Bir faydası olur mu olmaz mı bilmesem de, bu seçimde AKP'nin sarsılmasına yardımcı olmak zorunda hissediyorum kendimi. Gerçi AKP sandıkların efendisi, son oy bükücü... Attığım oy hangi kanalizasyondan çıkacak, hangi kedinin, hangi trafonun kurbanı olacak bilmiyorum ama şansımı denemek istiyorum. Bundan önceki ilk ve tek oyumu da Kılıçdaroğlu'nun İstanbul'a oynadığı seçimde vermiştim, pişman değilim.

CHP kazansa daha iyi olur mu ondan da şüpheliyim aslında. AKP iktidarı daha eğlenceli, daha ifşaatlı, daha öğretici geçer gibi görünüyor bana nedense (eğitim şart!). Hileyle mileyle bu seçimi de alırlar sanırım. Ama Gezi ruhu hortlar da insanlığın yumruğu zuhur edip AKP'nin tepesine inerse, onun lezzeti AKP'nin filmlerini izlemekten çok daha harika olur. Merakla bekliyorum. K'ların Haziran'a kadar önemli bir olayın olacağına dair kehanetlerinin bizim seçim süreci heyecanımızla birleşmesi de ilginç oldu. Bir bağlantı var mı acaba? Tayyip'in tepesine göktaşı mı düşecek? Öyle büyük bir olay olmazsa, üzülürüm ve hatta K'lara biraz bozulurum doğrusu. Artık Frank de yok ve sanırım büyük bir çarpıtmaya neden olacak başka bir sebep de yok. Dolayısıyla kehanet boş çıkarsa Laura'nın K'ların yakasına yapışması gerekir diye düşünüyorum.

believer planet

son zamanların en büyük haberi kim nederse desin , insanlar artık bişeyleri görmeli


herşey mümkün

bozadi

Başbakan, Suriye'deki teröristlere MİT korumasıyla gönderilirken "enselenen" "kaçak" silahlar için "Türkmenlere silah gönderiyorduk, kimseyi ilgilendirmez" diyor. Bak bak bak... IŞİD kaç defa Suriye'deki Türkmenleri topluca katletti, işkence etti, tecavüz etti, ABD denen şeytan bile Türkmenlere yardım etti de sizin sesiniz soluğunuz çıkmadı. Eğer siz Türkmenleri korumak için Suriye'ye girip IŞİD'e savaş açsaydınız bu millet sizin arkanızda durmaz mıydı? Suriye'deki aşşağılık teröristlere gönderdiğiniz ve üstüne bir de devlet sıfatınızla kancıkça yalan söyleyerek "Türkmenlere gıda/sağlık yardımı gönderiyoruz" dediğiniz kaçak silahları gerçekten Türkmenlere götürüyor olsaydınız bunun için kahpece yalan söylemenize gerek olur muydu sizi Muaviyenin, Yezitin, Şeytanın dölleri!!! Sizin Türkmenlere yardım etmek için IŞİD'e savaş açmanıza karşı çıkan biri mi vardı da MİT'in koruması altındaki TIR'ların kasalarına devlet eliyle gizlenmiş silahları aşşağılık yalanlarla oradan oraya taşıyordunuz? PKK'yla mücadele için yasa çıkarıp sınır ötesi harekat yapılabiliyor da, Türkmenleri korumak için yasa çıkarıp Suriye'ye bizzat Suriye izniyle geçici ve sınırlı olarak girip IŞİD'e haddini bildirmenize de kimse birşey diyemezdi. Dese de dediğiyle kalırdı. Ama siz "doğru, hak, adil" bir iş yapmadığınız için, kalbiniz kahpe bir kalp olduğu için, Türkmenlerin derdi de sizi asla gerçekten germedi. Sizin tüm derdiniz vahabi kuduz köpeklerini besleyip Esad'ı indirmekti. Eğer siz kahpe olmasaydınız, o kadar şeytan olduğunu iddia ettiğiniz Esad'ı devirmek için alenen Suriye devlet yönetimine savaş açar, adam gibi gidip onu indirirdiniz ama bunun yerine her türlü şeytani çakallıkla ve İsrail ve ABD'nin desteğiyle Esad'a daima kahpece saldırdınız, yine de yemek istediğiniz boku yiyemediniz sizi aptal şeytan yavruları. Eğer Esad gerçekten şeytan olsaydı, İsrail'in ve ABD'nin ve bir dünya dolusu kuduz vahabi köpeğinin hedefinde olmazdı. Götünüzü dayadığınız ABD'ye ve İsrail'e karşı hiçbir gerçek karşı koyuş sergilemiyorsunuz da, İsrail ve ABD'nin şeytani planlarına ve faaliyetlerine açıkça karşı çıkan ve bu nedenle de o devletlerin açık hedefi haline gelen Esad'ı yok etmek için tüm devlet imkanlarını seferber edip binlerce kuduz terörist köpeği besliyorsunuz ve bunu kahpece inkar ediyorsunuz doğal olarak. Sizde şu kadar yürek olsa, şu kadarcık iman olsa, ABD'ye ve İsrail'e köpeklik etmez, İslamı şeytanın oyuncağı haline getirmezdiniz.

bozadi

03 Haziran 2015

Medya, sanat ve iş dünyasından Cumhuriyet'e ve Can Dündar'a destek yağdı


Orhan Pamuk: Türkiye'yi yalnızca hükümeti destekleyen gazetecilerin rahatça konuşabildiği bir ülke olarak resmetmek isteyenleri haklı çıkarmayalım!




Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın,  Adana'da durdurulan MİT TIR'larında bulunan silah ve mühimmat görüntülerini yayımlayan Cumhuriyet gazetesi ve gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar hakkında başlatılan bir soruşturma bulunmasına rağmen suç duyurusunda bulunmasına tepki gösterdi. Erdoğan'ın bireysel suç duyurusunda, Dündar'ın bir kez ağırlaştırılmış müebbet, bir müebbet ve 42 yıl hapsi cezası ile cezalandırılması talebine tepki gösteren çok sayıda isim "Can Dündar'ın ve Cumhuriyet'in yanındayız" mesajı verdi. 

İşte medya, sanat ve iş dünyasından Türkiye'nin önde gelen isimlerinden destek açıklamaları:

Orhan Pamuk: Değerli gazeteci Can Dündar'a ve modern tarihimizin artık ayrılmaz bir parçası olan Cumhuriyet Gazetesi'ne devletin en yüksek yerinden yapılan baskıları yanlış buluyor ve kınıyorum. Basın özgürlüğünün arkasında halkın bilgilenme hakkı yatar ve bu ilke, düşüncelere katılalım, katılmayalım her demokrasinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Türkiye'yi yalnızca hükümeti destekleyen gazetecilerin rahatça konuşabildiği bir ülke olarak resmetmek isteyenleri haklı çıkarmayalım! Demokrasi ve düşünce özgürlüğü, seçim heyecanı ve öfkesine feda edilmemeli! Çünkü daha hoşgörülü ve gülümser olmak da mümkün.

Sezen Aksu: Latince bir söz vardır. 'Veritas vos liberabi', 'Gerçek seni özgür kılar'. Ben derim ki; Hakikat herkesi özgür kılar, ondan rahatsız olanları da!

Selçuk Yöntem: Gazeteciliğin görevi gerçekleri yansıtmaktır. Bu çaba tarih boyunca değişmemiştir. Can Dündar bu çaba ile görevini Yerine getirmiştir. Kutluyorum.

Sevinç Erbulak: Çok sevgili Can Dündar'ın yazısının ışığında bende bu yolsuzlukları yapanın peşini bırakmayacağım.

Füsun Erbulak: Artık sadece Cumhuriyet alıyorum. Çıldırmış vaziyetteyim. Çok üzgün ve öfkeyim. Can Dündar'ı çok takdir ediyor ve seviyorum. Bu kadar da olmaz diyorum. Olacak iş değil ayıp bile değil. Eğer onların kafasında günah varsa, günah bile değil.

'Bıçak kemiğe dayandı'

Işıl Kasapoğlu: Özgürlüğü yok etme özgürlüğünün yaşanması korkunç şu sıralarda. Hele hele haberleşme özgürlüğünün, haber vermenin, haber almanın. Tüm sosyal , yazılı, görsel medya da yok edilse , iletişimin, aktarmanın yolunu kesmek çok zor. Türkiye hapisaneleri de dahil tüm mahkumlar ya da mahkum yerine konanlar duvarlara vurarak haberleşiyorlar. Cumhuriyet yazarlarının, Can Dündar'ın önünde binlerce seçenek var daha bizlere ulaşabilmek için. Ateş zaten tüm ülkede yanıyor, dumanla da haberleşebiliriz. Yeterki anlatmak istediğimiz birşeylerimiz olsun.

Emre Kınay: Can Dündar elbette yalnız değildir. Halkından bu kadar gizli bir iş çeviren bir yapının meşrutiyeti çok tartışmalıdır. Ben ne dersem o bir faşizim cümlesidir ve bunu söyleyen kişinin faşist olduğu tartışmasızdır. Tehdit, hakaret, küfür yıldırma artık geçerli değildir. Bıcak kemiğe dayandı. Paraleller, hırsızlar ve yarattığınız yandaş zenginlerle beraber yürüdüğünüz yollarda şarkıları beraber söylediniz. O yüzden ne Can Dündar ne bu ülke sahipsiz değildir. 20 sorunun cevabını ısrarla bekliyoruz.

Rutkay Aziz: Bütün bu baskı ve yıldırmalara, linç ettirmeye ve tüm sorumsuzluklara karşı 'sorumlu biziz' demeyi tarihi bir görev sayıyor, gazetemizle tam bir dayanışma içinde olduğumuzu da bildirmek istiyorum.

Metin Akpınar: Cumhuriyet gazetesi emekçilerinin dayanışmasını sevgiyle saygıyla karşılıyorum. Siyasi otoritenin, sebebi ne olursa olsun fikir özgürlüğüne vurmak istediği darbeyi de yergi ve kaygıyla karşılıyorum.

Suavi: Düşünce özgürlüğünün temel kuralı, 'mağdur'la özdeşleşmeden de hak savunabilmektir. Bu direncin bir tuğlası olmak benim için de onurdur.

Hülya Koçyiğit: Tabii ki dayanışma içinde olmalıyız. Basının özgür olduğunu hepimiz biliyoruz. Özgürlüklere çok saygı duyuyorum. Basın özgürlüğü de sonsuzdur. Ama bir çekincem var, devlet sırları söz konusu olduğunda, orada biraz daha duyarlı olmak gerekiyor.

'Dayanışma zamanı'

Komet: Ben de yanınızdayım, tamamen destekliyorum.

Murat Germen: Şeffaflığa, yatay hiyerarşiye, eşitliğe, özgür ifadeye, katılımcı demokrasiye, haber alma hakkına karşı yapılmış her türlü dikte edici, yaptırımcı, engelleyici müdahaleye uygarlık ve insanlık adına karşı olmak dolayısı ile dayanışmanın tam zamanıdır.

Haldun Dostoğlu: Her yerde, hep dayanışma. Can Dündar ve tüm Cumhuriyet'in yanındayız.

Gündüz Vassaf: "Sorumlu benim" derken, bizlerle birlikte karanlıkta bırakılan, inkâra maruz kaldığı anlaşılan başta iktidar partisi milletvekilleri olmak üzere, tüm siyasi parti liderlerini, milletvekillerini, ülke ve bölgenin akıbetini ilgilendiren bu konuda sorumluluk alarak sessiz kalmamaya davet ediyorum.

Fatoş Güney: Ben de sorumluyum. Bizler de toplum olarak sorumluyuz. Hepimizsorumluyuz.

Kerimcan Güleryüz: Sorumlu benim.

İnci Aral: Gelişmiş ve özgür toplumlarda ifade özgürlüğünden söz edilebiliyor. Bugün böyle bir toplum olmadığımız çok açık. Bundan yana olmamak, desteklememek uygar bir insanın tavrı olamaz. Ben de Can Bey'in ve herkesin ifade özgürlüğünü destekliyorum. Buna şaşırmıyorum, çünkü bu ilk değil ve biz uzun zamandır böyle yaşıyoruz.

Bülent Ortaçgil: Ben sizinle beraberim. Artık sözlerin bittiği ve başka birşeylerin başladığı bir noktadayız gibi geliyor. Tabii ki bu saçmalık bitmeli.

Suna Kan: Gazeteciler bir haberi aldı mı daha önce haber verme kaygısıyla davranırlar, Can Bey de bu hakkını kullanmış... TV'lerden konuyu takip ediyorum. Gazetenizi ve Can Bey'i destekliyorum.

Mehmet Güleryüz: Tabii, gerçeklerin ortaya çıkması için her çaba, mukaddestir ve bu çabaların örtülme gayretleri de kınanır ve bir çare de değildir. Onlar yönünden bir çare olduğuna inanıyorum. Bir şekilde tüm gerçekler su üstüne çıkacak. Yeter ki, bu yürekte kişiler bunun üzerine gidebilsin...
'İşte benim gazetem'

Genco Erkal: Bugün her zamankinden daha çok göğsümü gere gere 'işte bu benim gazetem' diyebilirim. En yüksek makam.

Suna Kan: Gazeteciler bir haberi aldı mı daha önce haber verme kaygısıyla davranırlar, Can Bey bu hakkını kullanmış... Gazetenizi ve Can Bey'i destekliyorum.

Mehmet Güleryüz: Tabii, gerçeklerin ortaya çıkması için her çaba, mukaddestir ve bu çabaların örtülme gayretleri de kınanır ve bir çare de değildir. Onlar yönünden bir çare olduğuna inanıyorum. Bir şekilde tüm gerçekler su üstüne çıkacak. Yeter ki, bu yürekte kişiler bunun üzerine gidebilsin...
'Hepimizi ilgilendiriyor'

Pelin Batu: Hepimiz Cumhuriyet'iz demek istiyorum. Burada sorumlu bir vatandaş olarak, başbakan Davutoğlu'nun dediği gibi kimseyi ilgilendirmez değil; hepimizi ilgilendiren bir durum var. Dolayısıyla hepimiz sorumluyuz. Bu çirkin saldırı ve tehditkâr tavra karşı her kesimden insanın birlik içinde hareket etmesi çok umut verici.

Ayşe Kulin: Maalesef konuk yazar olduğum için ön saflarda yer alamadım. Keşke dün benim de resmim orada basılsaydı. Çünkü ben de, haber alma özgürlüğünün kısıtlanmasına karşıyım ve Can Dündar'ın tam arkasındayım.

Rabia Çapa: Gazeteciler haber vermekle yükümlüdürler. Bu yüzden hiç bir yönetim onlara engel olmamalıdır. Onları özgür olmalılar.

Beren Saat: Demokrasi Treni'nden istedikleri zaman ineceklerini söyleyenler, demokrasi kelimesinin bütün Türkçe Sözlüklerden çıkarıldığını zannetmesinler; hala O'na inanan, O'nu savunan, O'nun sorumluluğunu taşıyan bizler varız.

İdil Biret / Şefik Büyükyüksel: Cumhuriyet gazetesinde bugün yer alan "Bir gazetenin, bir gazetecinin görevi okurunu bilgilendirmek, halkı tehlikeden, tehditlerden haberdar etmektir." sözlerini bütün kalbimizle destekliyoruz. Esasen de bu günlere gelinmesinde, Atatürk ve arkadaşlarının bizlere emanet ettiği Cumhuriyet devrimlerini koruyamayan, başta "Yetmez ama evet" diyenler olmak üzere, sorumlu hepimiziz.

Cüneyt Özdemir: Can Dündar'ı eleştirenlerin yazdığı kitaplar, çektiği belgeseller, yaptığı haberlerin toplamı bir Can Dündar etmiyor! Canlarına okuyor.

Nedim Şener: Sorumlu benim.

Hasan Cemal: Sorumlu benim! Ben de katılıyorum Cumhuriyet yazarlarına.

Canlı yayında destek

CNN Türk Ekonomi Müdürü Emin Çapa, MİT TIR'larında silah taşınmasın haberi için Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Genel Yayın Yönetmenimiz Can Dündar'a yönelik sözlerine tepki gösterdi. Canlı yayında haberi izleyicilere okuyan Çapa, "şahsi görüşümü de söyleyeyim" diyerek başladığı konuşması içerisinde Can Dündar'ın yaptığının kesinlikle bir gazetecilik olduğunu vurguladı.

'Biz de sorumluyuz'

Erdoğan'ın 'haberi yapan bedelini ağır ödeyecek' tehdidinin ardından biz aşağıda imzası bulunan çalışan ve yazarlar haberin tüm sorumluluğunu Can Dündar' la birlikte üstleniyoruz. Ve 'Sorumlu benim' diyoruz.

* Hilmi Türkay
* Figen Atalay
* Gülengül Altınsay
* Caner Öztürk
* Aslan Yıldız
* Vedat Arık
* Zekeriya Aslan
* Osman Bahadır
* Fatma Bora
* Şenol Buran
* Bülent Coşkun
* Ceren Çıplak
* Baniye Demirci
* Gaye Kaya Eroğlu
* Serpil Ünay
* Bağış Erten
* Duygu Günkurt
* İlker Güneşdoğan
* Sami Gürel
* İlke Gürsoy
* Erdem İşcan
* Şükran İşcan
* Ali Karabulut
* Hilal Köse
* Nilüfer Malkoç
* Reyhan Oksay
* Ayşegül Özbek
* Ersin Öztekin
* Arzu Süzmen
* Nilüfer Şenal
* Onur Tunalı
* Cumali Tuncay
* Yasemin Utlu
* Önder Yılmaz

78'liler Kuşağı Dündar'ın yanında

78'liler Girişimi gazetemize gönderdiği gönderdikleri mesajda 'Can Dündar yalnız değildir' dediler.

78'liler Girişimi mesajında şunları belirtti: Araştırmacı gazeteci somut gerçeklerle yalanlanarak ölü gazeteciler mumyalar müzesine kaldırılabilir; türlü baskı ve tehdit yollarıyla değil...

Kuşağımızın medyadaki vicdanlı ve özgürlükçü sesi Can Dündar yalnız değildir; 78 Kuşağı, onbinlerce üye ve potansiyeliyle, aşağıda adı geçen kurumlarıyla Can Dündar'ın yanında! Can Dündar hep 78'lilerin yanında oldu, 78'lilerde hep Can'larının yanında olacak!

* Celalettin Can (78'lilerin Sözcüsü)

* 78'liler Girişimi

* 78'liler Tükenmez Dergisi

* 78'liler Dernekleri Federasyonu

* 78'liler dayanışma ve Araştırma Derneği

* İstanbul 78'liler Derneği

* Ankara 78'liler Derneği

* Ege 78'liler Derneği

* Diyarbakır 78'liler Derneği

* Van 78'liler Derneği 4 Artvin 78'liler Girişimi

* Aybastı/ Ordu 78'liler Girişimi

* Hakkari 78'liler Girişimi

* Muş 78'liler Girişimi

* Batman 78'liler Girişimi

* Mardin 78'liler Girişimi

* Urfa 78'liler Girişimi

* Gaziantep 78'liler Girişimi

* Osmaniye 78'liler Girişimi

* Hatay/Antakya 78'liler Girişimi

* Mersin 78'liler Girişimi

* Konya 78'liler Girişimi

* Avanos/Nevşehir 78'liler Girişimi

* Kırşehir 78'liler Girişimi

* Bursa 78'liler Girişimi

* Kırklareli 78'liler Girişimi

* Çorlu 78'liler Girişimi

* Çanakkale 78'liler Girişimi

* Nazilli / Aydın 78'liler Girişimi

* Denizli 78'liler Girişimi

Kaynak: t24.com.tr

bozadi

AKP Türkiye'yi Birleştiriyor!!! Çok şükür hayata, ne mutlu bu sürece tanıklık etmek!

Evet, AKP'yi destekleyen de çok kişi var ama zaten AKP'nin Türkiye'yi birleştiriyor olması onlar sayesinde. Partinin özünde egemen olan şeytani egonunun şeytanlığını aceleyle, aptalca ve giderek daha da büyük bir hırsla tırmandırıyor olması, AKP'yi destekleyen azımsanamayacak orandaki kalabalığın sağladığı sahte güvenlik ve delinmez zırh algısı sayesinde oluyor. Böylece AKP dininin Allahı/Şeytanı haline getirilen Tayyip yapacağını yapıyor ve neden olduklarına neden oluyor. AKP'nin kötülükleri giderek "ideoloji ötesi" bir hale geliyor, yani Şeytan/Kötülük çıplak yüzünü göstermeye başlıyor ve çeşitli ideolojilere veya görüşlere dağılmış pozitif vicdani potansiyeli güçlü olan bireyleri uyandırıp birleşmeye sevk edecek kadar güçlü sinyaller yayıyor. Yani uyuyan devi uyandırıyor.

Bence Türkiye'de tüm insanlık için güçlü tetikleyici etkiler yapabilecek çok, çok büyük bir süreç gelişiyor şu anda.

macka

Sevgili bozadi aynen katılıyorum. Türkiye nin tüm etnik dini vs unsurları ile insanlık için bir uyandırma potansiyeli olduğuna ben de inanıyorum. Bu arada Atatürkün nutukta bahsettiği muasır medeniyet hedefine ulaşınca "Bu söylediklerim hakikat olduğu gün, senden ve bütün medeni beşeriyetten dileğim şudur:Beni hatırlayınız!" şeklindeki sözlerini burada anmadan geçemiyeceğim.
Atatürkün de senin de zaman zaman belirttiğin hataları mutlaka vardır ve ilahlaştırılmamalıdır!,ölü bir halkı diriltmek için zamanın modasın da uyarak milliyetçiliği fazla kaçırmış olabileceğini de göz ardı etmem. Sonuçta artıları mutlaka eksilerinden milletin faydası yönünde fazladır bu açıktır.
Ama yukarıdaki tespiti hakikaten enteresan sanki yaşadığımız zamanlarda belki teknik ve sanatta en iyi olamayız ama insanlığı ateşleyebilirsek bence en büyük hizmet olur.
Muasır medeniyetten kastdeileni yollar köprüler sanat bilim gibi algıladık yıllarca ama önemli olan ruhun gelişmesi, sıçrama yapmasıdır.belki Atatük de bu potansiyeli daha çok kastetmiş olabilir. K lerin de geçmişte yaşamış toplulukların bizden daha iyi oldukları ile ilgili bazı sorulara aslolan ruhtur yani tekamül seviyesi gibi cevaplar verdiklerini hatırlıyorum.
Laura ve ekibinin az sayıda insanla yaptığı hizmet gibi belki seçimler ve sonrası bu topraklarda da çok güçlü bir ışık doğması dileğiyle hoşça kalın..
Gerçek her zaman gönlünüzün dilediği değildir.Ancak gönlünüz arındıkça onu bulacaksınız,şüphesiz

bozadi

11 Haziran 2015

'Devlet işi yapıyorduk'


Cumhuriyet, MİT'in IŞİD bayrağı dalgalanan Atme kampından yaptığı cihatçı ve silah transferini belgeleyen görüntülere ulaştı. Kobani'den geçemeyen IŞİD militanları Türkiye üzerinden taşındı. Akçakale'den Suriye'ye nasıl geçtiklerini anlatan şoförler, kendilerini "Bizim bir suçumuz yok, devlet işi yapıyorduk" diye savundu.



Cihatçı taşıdıkları otobüslerde mühimmat unutulduğu için yakalanan şoförler, emniyetin yaptığı yer gösterme tatbikatında sevkıyatın başlangıç noktasını gösterdi. Otobüslerin cihatçı ve mühimmat aldığı binanın üzerinde IŞİD bayrağı dalgalanırken duvarlarında ise Arapça harflerle "El Nusra Cephesi" ve "La İlahe İllallah" yazdığı görüldü.



Suriye iç savaşında rejime karşı savaşan cihatçıların, silah ve mühimmatlarıyla birlikte Hatay Reyhanlı'dan, Urfa Akçakale'ye MİT organizasyonuyla taşındığının Cumhuriyet tarafından ortaya konmasının ardından IŞİD militanlarını taşıyan otobüslerin şoförlerinin görüntülü ifadeleri de ortaya çıktı. İfadelerinde militanları aldıkları Reyhanlı'daki IŞİD bayraklı kampları gösteren, ardından da Akçakale'den Suriye'ye nasıl geçtiklerini anlatan şoförler, kendilerini "Bizim bir suçumuz yok, devlet işi yapıyorduk" diye savundu.

Kirli operasyon

Adana Narkotik Şube polisleri, uyuşturucu kaçakçılığı yapıldığına yönelik isimsiz bir ihbar üzerine 10 Ocak günü İncirlik otobanında iki otobüsü durdurdu. Yapılan aramalarda uyuşturucuya rastlanmazken otobüslerden birinin bagajında battaniyeye sarılı halde kutular içinde mermi ele geçirildi.

MİT kiraladı

Bunun üzerine otobüsler, detaylı arama yapılması için Adana Özel Harekât Şubesi'nin garajına çekilirken şoförler Şahin Güvenmez ve Esat Lütfi Er de gözaltına alındı. Şoförler sorgularında otobüslerin MİT tarafından kiralandığını, silah ve mühimmatıyla birlikte cihatçıların taşınmasında görev aldıklarını anlattı. Şoförler cihatçıları Reyhanlı'da Suriye sınırının sıfır noktasında bulunan Bükülmez köyünün karşısında bulunan ve bazı radikal dinci grupların barındığı Atme kampından aldıklarını söyledi.

Otobüslerde bulunan mermilerin unutulmuş olabileceğini söyleyen şoförlerin ifadelerine göre MİT'in organizasyonu ve refakatiyle silah ve mühimmatıyla birlikte Türkiye topraklarından geçirilen cihatçılar, yine bir başka sınır noktası olan Urfa Akçakale'ye götürüldükten sonra Tel Abyad'a geçiş yaptı.




Türkiye'den 'güvenli' geçiş

Suriye 'de iç karışıklığın başladığı 2011 yılından beri Akçakale ve civarı El Kaide bağlantılı radikal gruplarla IŞİD'in kontrolünde oldu. PYD ve ÖSO bu bölgeyi hiç kontrol altına alamadı. Militanların transferinde Türkiye topraklarının kullanılmasının nedeni Suriye'deki Atme kampı ile Tel Abyad arasındaki bölümün cihatçılar için güvenli olmayışıydı.

Şoförler gösterdi

Bu ifadelerin ardından militanları aldıkları kampa götürülen şoförler, militanları ve mühimmatı nasıl aldıklarını anlattı. Daha sonra da Akçakale Sınır Kapısı'na getirilen şoförler bu kez sınırı nasıl geçtiklerini soruşturmayı yürüten yetkililere gösterdi. Şoförlere yaptırılan yer göstermelere ait görüntülere Cumhuriyet ulaştı. Şoförlerin anlatımları şöyle:

Şoför 1 anlatıyor: 'Benim arabaya 46 kişi bindi, düzgün insanlar değildi' – VİDEO

Şoför 2 anlatıyor: Sigara bile içirtmediler - VİDEO

Şoför 1 anlatıyor: Giderken tek eskorttu dönerken çift - VİDEO

Şoför 2 anlatıyor: Sakallı biri geldi. Siyah beresi vardı - VİDEO

Şoför 1 anlatıyor... Akçakale Sınır Kapısı'ndan Suriye'ye geçiş - VİDEO

Şoför 2 anlatıyor... Akçakale Sınır Kapısı'ndan Suriye'ye geçiş - VİDEO

Kaynak: cumhuriyet.com.tr

bozadi

12 Haziran 2015

Onlar konuşur, AKP yapar: DEDAŞ'tan IŞİD'e kıyak


Akçakale'de olanları akıl almıyor. IŞİD'in elindeki Telabyad'a buradan elektrik verildiği iddia ediliyor. Bir DEDAŞ yetkilisi, "Akçakale'de günde üç-dört kez kesinti olur, ancak Telabyad'a 24 saat boyunca elektrik veririz, bu hattın bakımını da biz yaparız" diyor




Saat 23:00 gibi koalisyon uçakları IŞİD'in elinde bulunan Telabyad'ın bir bölümünü birkaç kez vuruyor. Urfa'nın Akçakale ilçesi bomba seslerine alışık! Sokaklar çok erken boşalıyor. Çetecilerle karşılaşıyor muyuz? Elbette! Biraz sert bir cümle olabilir ama IŞİD'in nefesini arkamızda duyuyoruz. Geçtiğimiz her yerde telefonlar açılıyor. Camlardan yolumuza bakanlar çıkıyor. "Her sakallı IŞİD değildir" deniyor ancak Selefi tarzıyla dolaşanların, gözleriyle tehdit eden adamların, yolumuza çıkan araçların kime ait olduklarını anlıyoruz. Söylenen net cümle, aldığımız havayla örtüşüyor: "DEAŞ burada!"

Akçakale üzerinden, 'bir iktidarın' ülkenin başına açabileceği dertlerin ne denli büyük olabileceği görülüyor. IŞİD havası bir yana, Akçakale'nin kısa bir süre sonra başka tehlikelere de gebe olduğu anlaşılıyor. İlçe üzerinden AKP'nin başımıza açtığı belaları sıralıyoruz:





1. 'IŞİD'in elektriğini kesmeyiz!'

IŞİD'le Türkiye arasındaki tampon bölgede Toprak Mahsulleri Ofisi'nin deposu var. Henüz Suriye'de iç karışıklık çıkmadan önce iki ülke arasında yapılan anlaşmaya göre karşı tarafa, ofis deposunun hemen yanından çekilen üç hatla elektrik verilmeye başlandı. Ne var ki karşı taraf yani Telabyad, IŞİD'in eline geçtikten sonra da Dicle Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi (DEDAŞ) elektriği kesmedi. Bir DEDAŞ yetkilisinden edindiğimiz bilgiye göre yıllardır karşıya elektrik veriliyor. DEDAŞ yetkilisi, "Akçakale'de günde üç-dört kez kesinti olur ancak Telabyad'a 24 saat boyunca elektrik veririz, bu hattın bakımını da biz yaparız" diyor. Akçakale'de ise elektrik gidince tarım alanlarını sulamak için gerekli olan dinamolar çalışmıyor, toprak kuruyor, ekinler bozuluyor, yanıyor. Görünen şu ki, halka IŞİD kadar sahip çıkılmıyor. IŞİD'in bizden aldığı elektrik savaş bölgesinde daha çok insanın ölümü anlamına geliyor. Trajik ve nihai özet kısmı ise şu; IŞİD'e giden elektrik hepimizin cebinden gidiyor!

2. Kaçakçı IŞİD'den memnun

Bölge geleneğinde kaçakçılık var. Ancak bugünkü kaçakçılık geçmiştekine benzemiyor. Suriye'deki savaştan beri insan kaçakçılığı yapılıyor. Karşı taraf ve Türkiye arasında koordinasyonu sağlayan simsarlar var. Bunların, cihatçılara gönderilen adam başına 100 dolar ücret aldıkları iddia ediliyor. Akçakale'de son yıllarda zengin olanların sayısı bir hayli fazla! Sınır kapısında döndüğü söylenen para dudak uçuklatacak cinsten. İddialara göre, Akçakale sınır kapısında günde 7 ila 13 milyon dolar para el değiştiriyor.

3. Sınırdan başka neler geçiyor?

İşte tam bu noktada çok daha vahim iddialar bulunuyor. Şahitlerden ve kendisine 'iş teklif edilenlerden biri' şunları söylüyor: "Firmamızdan yüklü miktarda boya istediler. Aracılar bizi buldu. Ancak karşı tarafa geçirilen boya ile bomba imal edileceğini anladık. 'Kana ortak olmayız' diyerek reddettik. Biz olmazsak, başkası... Adam bulmak zor değil. Bu işi de aldılar! Gümrük bölgesini tanıyan başka bir esnaftan aldığımız bilgi de tüyler ürpertici: "Yüklü miktarda trafo yağı gider. Gübre geçer. Trafo yağı, 0.5'lik gübre ile karıştırılınca çok şiddetli bir patlayıcıya dönüşen kimyasal elde ediliyor. İçinde ne olduğu meçhul saman torbaları geçer. Gönderilen temel gıda ve ihtiyaç maddelerini saymıyoruz bile! Serum ve tıbbi malzeme de sevk eden kamyonların haddi hesabı yok. Tıbbı malzemeler Urfa ve Antep'teki merdiven altı depolardan kayıtsız çıkıyor!"


Karşıda IŞİD'e elektrik çekildiği iddia edilen bölge görülüyor. Ayrıca tampon bölgeye giden tel örgülerin ne kadar kolay aşılabileceği anlaşılıyor.



4. IŞİD işsizlere göz kırpıyor

Akçakale'de aşiretler hâkim! Bu aşiretlerin, her türden 'ticaret ilişkilerinde' aktif rol oynadığı anlatılıyor. Bölgenin siyasi yapısı da aşiretler tarafından şekillenmiş durumda. Peki, 'arkası sağlam olmayan halk' ne durumda? Burada da Suriyelilerin yoğun olduğu tüm bölgeler gibi yerel halk sığınmacılardan şikâyetçi. Çünkü sığınmacılar ucuz işgücü olarak kullanılıyor. Halkın 10 liraya yaptığını onlar 1 liraya yapıyor. Ev kiraları yüksek! Ev sahipleri birkaç kat daha fazla para alabildikleri için sığınmacıları tercih ediyor. Halk yoksullaşıyor. Bu nedenle IŞİD'e katılmayı düşünenlerin sayısının bir hayli fazla olduğu söyleniyor. Onlardan biriyle konuşuyoruz. Şunları söylüyor; "Ailem olmasa giderdim. Öteki tarafta alacaklı olmayasın diye, kredi kartı borçlarını kapatıyorlar. Aylık 5 bin dolar para veriyorlar. Paraları bol, çok sayıda petrol kuyuları var. Akçakale halkı IŞİD'in varlığından rahatsız değil. Kendilerini bulmak çok kolay! Kuran kurslarından, mahalle evlerine kadar her yerde yuvalanıyorlar." İşte anlatılanlar bunlar. İlave olarak; IŞİD'in cennet ve orada 72 bakire huri vaadi de prim yapıyor!


Sınırdan, bomba yapımında kullanılan malzemeler dışında temel gıda ve tıbbi malzeme taşıyan sayısız kamyon geçiyor. Yine buradan, ambulanslar da dahil olmak üzere 8-10 resmi araç giriş çıkış yapıyor, siren ise hiç çalışmıyor.



5. Polis yok, gizemli araçlar devriyede

Aslında ilçede yaşananlardan polis de asker de rahatsız. Sabah saatlerinde, bir jandarma astsubaydan bilgi alıyoruz. Sıfır noktasındaki bir 'kirpi aracı' karşı tarafı gözlüyor. Aracın ilginç hikâyesini, Süleymanşah Operasyonu'na katıldığını ve orada bir mayının üstünden geçerek yaralandığını öğreniyoruz. Jandarma astsubay, kaçakçıların her türden teklifi yaptığını ancak, bunlara prim vermediklerini anlatıyor. Gece boyunca sınırı geziyoruz. Hemen karşımızda, sınırın öte yanında IŞİD araçları devriye geziyor. 100 metre kadar yakınlaşıyoruz. Jandarma; sertçe uyarıyor: "Fotoğraf çekme!" IŞİD devriyede ve cihatçılarla komşuyuz. Ancak komşumuzun fotoğrafını çekmemize izin verilmiyor, usul bu! Fakat sabah fotoğraf alabiliyoruz. Gecenin bir vakti sınır kapısına yakınlaşıp uzaklaşan araçlar var. Cihatçılar, tampon bölgeyi geçip sınıra yakın rahatça dolaşıyor. Sokaklarda ne bir ekip otosuna ne de tek bir polise rastlıyoruz!


Akçakale sınır kapısında Hatay'a ait 31 plakalı araçların işi ne?
Bu araçların IŞİD'e aracılık yapan insan simsarlarının olduğu iddia ediliyor.



6. Gecenin bir vakti neler oluyor?

"Kaçakçılığın ana üssü Hürriyet Mahallesi" deniyor. 'İşbirlikçilerin' arabaları rahat rahat dolaşıyor. Suriye plakalı olan da Türkiye plakalı olan da var. Gecenin yarısı sokaklar bomboş fakat çekçekle sınıra karpuz götürenler var. Anlam vermek zor! Gece yarısı iki benzin istasyonunun karşı karşıya olduğu Akçakale meydanında garip bir insan kalabalığına rastlıyoruz. Sınıra yakın bir bölgede sığınmacılar toplanmış, kimilerinin ellerinde bavul var. Kimlikleri meçhul!

7. Suriyeli taksiciler çok zengin

Suriyeliler kendi araçlarıyla taşımacılık yapıyor. Vergi yok, kimlik sorulmuyor. İlçede neredeyse herkes Arapça biliyor. Ne var ki sığınmacıların lehçesi farklı. Bu nedenle Arapları taşıyorlar. Suriyeli taksicilerin çok zengin olduğu söyleniyor. Tuhaf bir alışkanlıkları var. Eczanelerden sıklıkla Aferin kapsül, Tranko Buskas, Apranax Plus adı verilen reçeteye tabii, çok kullanıldığında ise,uyarıcı ve uyuşturucu etkisi yaratan ilaçları talep ediyorlar. Sınıra adam taşıdıkları anlatılıyor. Bir görgü tanığı, kısa bir süre önce koalisyon uçaklarının IŞİD bölgesindeki petrol rafinerilerini vurduğu geceyi şöyle anlatıyor: "Petrol rafinerisinin vurulduğu gün tesadüfen sınıra yakındık. Karşı taraftan bir ambulans geldi. Suriyeliler, taksileriyle ambulansın arkasına takılıp konvoy yaptılar. Ambulans hastanede işini bitirdi. Sonra Urfa'ya doğru devam ettiler. Ne taşıdılar, ne yaptılar bilmiyoruz!"

8. Günde 8-10 resmi araç girip çıkıyor

Yine buradan, ambulanslar da dahil olmak üzere 8-10 resmi aracın giriş çıkış yaptığı biliniyor. Ambulanslar sakince giriş yapıyor, siren çalışmıyor. Nadiren siren sesi duyuluyor!

9. Toplanma: Harran; Geçiş: Akçakale

Akçakale'ye aylar önce geldiğimizde gözlemler yapmış ve kızları karşı tarafa geçip IŞİD'e katılan bir babayla tanışmıştık. Babanın ağzından şu lafları duymuştuk: "IŞİD kandırdı, devlet koridor açtı, kızlar kayboldu." Acılı babayı evinde ağırlayan kişiyle buluşuyoruz. Yine tüyler ürperten şeyler ve net sözler duyuyoruz: "Şimdi o kadar geçiş yok. Daha çok karşı taraftan geliyorlar. Bunların toplanma yeri Harran, karşıya geçiş noktaları Akçakale. Buranın merkez üssü olduğunu açıkça ifade edebiliriz! Harran'da bir otelde toplandıklarını biliyoruz. Sınıra yakın kuyumcu ve döviz büroları IŞİD hesabına çalışıyor. Suudi ve Katar ortaklıkları var. Bunların da tedarikçileri Urfa'daki daha büyük işletmeler." Döviz büroları, kuyumcular ve otel isimlerini, istendiğinde savcılığa bildirmek kaydıyla şimdilik saklı tutuyoruz.

10. Çetecilerle karşılaşıyor muyuz?

Elbette! Biraz sert bir cümle olabilir ama IŞİD'in nefesini arkamızda duyuyoruz. Geçtiğimiz her yerde telefonlar açılıyor. Camlardan yolumuza bakanlar çıkıyor. "Her sakallı IŞİD değildir" deniyor. Ancak Selefi tarzıyla dolaşan, gözleriyle tehdit eden adamların kim olduğunu ve yolumuza çıkan araçların da kime ait olduklarını biliyoruz. Söylenen net cümle; aldığımız havayla örtüşüyor. "DEAŞ gece orada, gündüz burada!" Akçakale'nin yerli nüfusu 100 bine yakın. Süleyman Şah adlı kampta yaklaşık 50 bin sığınmacı bulunuyor. İlçedeki Suriyeli sayısı ise 70 bini buluyor. Buradaki en yerinde ifade şu olabilir: Kimin eli kimin cebinde belli değil!

***

Yakında kıyamet kopacak

İlçede duyduğumuz en ilginç şeylerden biri şu: "Suruç halkı nasıl YPG'yi severse Akçakale de öyle IŞİD'i sever." YPG'nin Telabyad'a üç koldan doğu, batı ve güney batıdan yaklaşmasını bu açıdan değerlendirmekte yarar var. Herkes 10 gün ile bir ay içerisinde kıyamet kopacağını söylüyor. IŞİD az ileride mevzileniyor. Kepçeler mevzi kazıyor. Bununla birlikte büyük bir askeri hareketlilik de göze çarpıyor. Sınır boyunca, IŞID'in canlı kalkan olarak kullanmak istediği savaş mağdurları da Akçakale'ye sığınmak için uğraş veriyor. Her gün yüzlerce kişi sınırı geçmek için uğraşıyor. Bu uğurda bedeller ödeniyor. Sınıra yakın hayvancılıkla uğraşan bir kişi, bir kadının sınırı geçmek için beklerken yolda doğum yaptığından söz ediyor. Bakalım, Akçakale nasıl tehlikeli günlere uyanacak, bunlardan kimler, nasıl rantlar sağlayacak?


Kaynak: birgun.net