Ve Kılıçdaroğlu yürüyüşe başladı (15.6.17)

Başlatan bozadi, 15 Haziran 2017, 16:00:26

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#45
8 Temmuz 2017

'Adalet Mitingi' için 'dünyanın en büyük dilekçesi' hazırlanıyor


CHP'nin yarınki mitingi için 'dünyanın en büyük dilekçesi' hazırlanıyor.




CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu'nun MİT TIR'ları davasından ceza alıp tutuklanmasının ardından Ankara'dan İstanbul'a başlatılan yürüyüş bugün Kartal Dragos'ta sona erdi.

CHP, yarın Maltepe'deki sahil dolgu alanında 'Adalet Mitingi' düzenleyecek.

'Dünyanın en büyük dilekçesi'

Alan, büyük mitinge hazırlanıyor. Sahilde dev sahnenin yanı sıra büyükçe bir alan için ses sistemi de kuruldu.

Alanda bir grup tarafından 'dünyanın en büyük dilekçesi' hazırlanıyor. Dilekçenin tutuklu gazeteci ve akademisyenlerle ilgili olduğu bilgisi verilirken, içeriği hakkında ayrıntı yok.

Kaynak: Diken


bozadi

#46
9 Temmuz 2017

Rahşan Ecevit'ten Kılıçdaroğlu'na: Anlamlı yürüyüşünüz, manen de olsa her zaman devam etsin


Demokratik Sol Parti'nin (DSP) kuruluşuna öncülük eden, genel başkanlığını yapan Rahşan Ecevit, 'Adalet Yürüyüşü' gerçekleştiren CHP liderine mesaj gönderdi: "Mitingden sonra manen de olsa her zaman ve her konuda devam etsin."




CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu'nun MİT TIR'ları davasından ceza alıp tutuklanmasının ardından Ankara'dan İstanbul'a başlatılan 427 kilometrelik yürüyüş dün Kartal Dragos'ta sona erdi.

CHP, bugün Maltepe'deki sahil dolgu alanında 'Adalet Mitingi' düzenleyecek.

'Manen de olsa devam etsin'

DSP'nin kurucusu Rahşan Ecevit, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na şu mesajı gönderdi: "Sayın Kılıçdaroğlu ve ona eşlik edenlere... 'Adalet Yürüyüşü'ne durumum müsait olmadığı için katılamadım. Ancak isterim ki bu anlamlı yürüyüşünüz Pazar gününden sonra da, manen de olsa her zaman ve her konuda devam etsin. Başarılar dileğiyle sevgilerimi sunarım."

Ecevit, eşi Bülent Ecevit'in 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından siyasi olarak yasaklı olması nedeniyle partinin kuruluşuna öncülük etmişti.

Kaynak: Diken


bozadi

#47
9 Temmuz 2017

'Kılıçdaroğlu iyi insan ama...' söylemi geri de mi kalıyor?


Adalet Yürüyüşü'yle birlikte CHP liderine yapılan eleştiriler yerini dayanışmaya bıraktı...




Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun başlattığı Adalet Yürüyüşü bugünkü mitingle sonlanacak. Kılıçdaroğlu şu ana kadar 24 günde 430 kilometre yürüdü, 600 binden fazla adım attı.

MİLYONLAR BEKLENİYOR

Tüm bu istatistiklerin yanı sıra Adalet Yürüyüşü toplumdaki olumsuz havayı da dağıttı. 24'üncü günde CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na yaklaşık 230 bin yurttaş eşlik etti. Bugünkü mitinge yaklaşık 2 milyonluk bir katılım bekleniyor.


 


 

MESAFE DARALDI

CHP lideri bu yürüyüşle birlikte çok daha geniş kesimlerin ilgisini çekmeyi başardı. Yürüyüş sırasında CHP liderine büyük destek geldi. Birleşik Haziran Hareketi'nden Saadet Partisi'ne, KHK mağdurlarından atanamayan öğretmenlere hem sağdan hem de soldan, bugüne kadar CHP'ye ve Kılıçdaroğlu'na mesafeli yaklaşan kesimler, Adalet Yürüyüşü'yle farklı bir sayfa açtı.


 

CHP liderine yapılan 'pasif' suçlaması yerini alkışlara ve dayanışmaya bıraktığı gözlemlenmeye başlandı. Özellikle Kılıçdaroğlu'nun CNN Türk ekranlarındaki FETÖ-AKP ilişkisine dair sarf ettiği sözler sosyal medyanın ilgisini çekmeyi başardı. Kılıçdaroğlu'nun burada yaptığı konuşma paylaşım rekorları kırıyor.

İşte o anlar;


 

Kaynak: ABC Gazetesi


bozadi

#48
9 Temmuz 2017

Yürüyüş CHP'ye 3 yeni yol öğretti


Muharrem Sarıkaya




SICAĞIN altında çevreden gelen sloganlara el sallayıp alkışla karşılık vererek tempolu yürürken CHP Lideri'nin yanına yaklaştım.

Ankara'dan yola çıktığından bu yana daha sporcu bir görünüm aldığını söylediğimde güldü...

"Bunun karşılığı size bir kahve ısmarlarım" dedi...

Mitingle bugün sona erecek "Adalet Yürüyüşü"nden oldukça memnundu.

Adalet eyleminin mitingle sonuçlanmayacağını belirtip ekledi:

"Mitingle her şey bitmeyecek. Sokak ve Meclis'in birlikte hareketine tanıklık edeceğiniz yeni bir siyaset hâkim olacak. Çünkü halk bunu destekliyor."

Yol boyunca karşılaştığı ilginin de bunu gösterdiğini vurguladı ve devam etti:

"Ankara-İstanbul arasındaki yol güzergâhına AK Parti hâkim. Ama inanın yol boyunca destek verdiler. Bazı yerlerde protesto edenler de vardı. Ama onların yanında bizim yürüyüşümüze destek verenler, bize evini, sofrasını açanlar, yerlerini tahsis edenlerin desteğini gördük. Bu da bize yeni bir umut verdi."

Yürüyüşe CHP'den katılmayanların olduğunu anımsattım, "Bütün arkadaşlarımın desteği var" dedi.

Eski İstanbul Baro Başkanı Ümit Kocasakal'ın sözlerini örnekledim, tek kelime söyledi:

"Aldırmıyorum..."

Adalet Yürüyüşü'nün CHP'nin bundan sonraki politikalarının yeniden şekillenmesine de aracılık ettiğini belirtti.


 

KARAVAN SİYASETİ

Güneş tepeye tırmanınca mola için planlanan park alanına ulaştık.

Önceden yerini almış karavanlara yöneldik.

Yürüyüşün yol boyunca planlamasını yapan, lojistik ve eylemsel yükünü taşıyan genel başkan yardımcıları ile bir karavanda sohbete başladık.

"Kusura bakmayın" cümleleri arasında spor ayakkabılar çıkarıldı, en az bir kez düşmüş tırnakları morluk içindeydi.

Ayakların su toplamış bölümlerinin merhemleri yenilendi, bacaklar havaya kalkmış şekilde sohbet başladı.

GECE ALINAN AYAKKABI

Kılıçdaroğlu, spor ayakkabısını yürümeye karar verdiği akşam satın almış.

Genel başkan yardımcılarından bazıları da evdeki ayakkabıyla idare edeceklerini sanmış, ikinci gün ayaklar su toplayınca ayakkabının önemi anlaşılmış.

Ayakkabı sayısı 4'e çıkarılmış.

Görev bölümü de yolda yapılmış; Tekin Bingöl hükümetle teması, Veli Ağbaba kortej düzenini, Bülent Tezcan basın ve kamuoyunu, Seyit Torun ise lojistik işleri üstlenmiş.

Grup Başkanvekili Özgür Özel otobüsten anons görevini alırken, milletvekilleri de kortejin güvenlik ve düzen içinde yol almasıyla ilgilenmiş.

SANATÇI KARAVANI

Torun, "Yola çıktığımızda 2 günlük planımız vardı, kervan yolda düzüldü" dedi; bazen hüzünlendi, bazen güldü, yaşadıklarını aktardı:

"İlk gün rahat geçti. Ama ikinci gün konaklama yerine varınca anladık ki tuvalete, çöp toplama aracına, karavana ihtiyaç var. Hemen 3 tane karavan kiraladık, ama gele gele makyaj masalı sanatçı karavanı geldi. Sonra yataklı olanını bulduk. Bir de su, tuvalet ve onların boşaltımını sağlayacak araç ihtiyacı çıktı. Arkadaşlar zekâlarıyla su meselesini halletti; TIR tuvalet ile foseptik toplayan vidanjörleri kiraladık. Yol bize çok şey öğretti."

En zorlandığı etabın neresi olduğunu sorduğumda, hüzünlü bir ses tonuyla söyledi: "Gerede..."

"Gerede Belediyesi bize bir bardak su dahi vermedi. 'Paramızla alalım' dedik, ona bile müsaade etmedi, bir de bize destek olanlara baskı yaptı. Hiç unutamam" dedi.

AK Partili bazı belediyelerin de desteğini gördüklerini, ummadıkları orandaki desteklerinden memnun kaldıklarının altını çizip devam etti:

"Anında kamp alanı kurma ve acilen ihtiyaçları organize etmede uzmanlaştık. Çöp toplamadan tişört ve şapkaya, su dağıtım aracından yemek karavanına, duş alınan tuvalet TIR'ına kadar her şeyi öğrendik..."

Bu aşamada sözü Ağbaba aldı, "Bir de düzenli eylemi öğrendik" dedi.

Yan tarafındaki megafonu, kulağındaki aralarında iletişimi sağlayan telsiz sistemini bir kenara bırakıp anlattı:

"Bizde düzenli eylem çok olmazdı. İnanın '4'lü sıra' dedik, bir tek kişi oynamadı. Bu arada yeni insanlar, dostlar, partililer tanıdık. Eylem yapmayı yeniden keşfettik."

Bingöl ise İçişleri Bakanı ile polis ve jandarmaya teşekkür etti, "Yardımları çok oldu" dedi.

GİDEN KİLO 150 TON

Toplamda ne kadar kilo verdiklerini sordum, Ağbaba ortalamasının 5 kilo olduğunu bildirdi.

Ortalama yürüyen sayısının da 30 bin civarında olduğunu vurguladı.

"Bu durumda toplamda 150 ton kilo verdiniz" deyince kahkaha koptu.

Şurası açık ki CHP, "Adalet Yürüyüşü"nde siyasetinin 3 yenisini de oluşturdu.

1- YOLDAŞLIK YOLU: Gerçek yoldaşlarını yolda kol kola yürüyünce tanıdı.

2- EYLEM YOLU: Hafızalarda "Eylemlerinde polisle çatışırlar" algısı bulunan CHP, Türkiye'nin en barışçıl eylemiyle bu algıyı sildi. Küfredenlere, öfkelenmeden alkışla karşılık verilebileceğini öğretti. Protesto eden ile destekleyenin yan yana durabileceğini sergiledi.

3- SİYASET YOLU: Bugüne kadar hep taban yerine orta ve üst sınıf kesimin sorunlarına yönelik politikalar üreten, propagandasını çevre, sosyal yaşam, kadın, etnik ve cinsel tercih hakları üzerine oturtan CHP, sosyal demokrat partinin olması gereken politikasına döndü. Bu da toplumsal tabanını bir anda genişletti. Öteki kesimden de destek görmesine neden oldu.

Büyük bir mitingle eylemini bugüne kadar getirdiği şekilde noktalayacak.

Kılıçdaroğlu'nun da dün vurguladığı gibi, gerisi de gelecek.

Kaynak: HaberTürk


bozadi

#49
Bence gerçekten de Kılıçdaroğlu'nun Adalet Yürüyüşü, CHP'yi olması gereken "halk partisi" olma yoluna sokabilecek bir gelişme. Öncelikle eylemlerin ille de particiliği merkeze alan bir anlayışla yapılması gerekmediğini, kapsayıcı bir anlayışla yapılması gerektiğini güzelce örnekledi. Bazı iktidar yanlılarının tüm provokasyonlarına rağmen, soğukkanlılıkla ve tedbirli bir şekilde yasal, dikkat çekici ve ses getirici eylemin nasıl yapıldığını çok güzel örnekledi. Olur da Kılıçdaroğlu'nun başına birşey gelirse veya getirilirse, CHP veya muhalefet bu öğrendiklerini esas alarak ilerlerse, işte o zaman muhalefet gerçekten sağlam, sağlıklı bir muhalefet olur. Dilerim ki Kılıçdaroğlu hem CHP tabanını hem de adalet arayan tüm muhalefet unsurlarından katılım gösterenleri  doğru bir istikamette birleştirmeye devam eder.

bozadi

#50
9 Temmuz 2017

ADALET MİTİNGİ! Kılıçdaroğlu: Korku gömleğini çöpe attık, sokaksa sonuna kadar sokak


CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun Ankara'dan İstanbul'a başlattığı 'Adalet Yürüyüşü' 25'inci gününde Maltepe'de düzenlenen mitingle final yaptı. Kılıçdaroğlu yürüyüşün 3 kilometrelik son etabı için miting alanına doğru yürüyerek 1 buçuk milyonu aşkın kişinin doldurduğu miting alanına girdi. Yürüyüşe destek verenleri selamlayarak konuşmasına başlayan Kılıçdaroğlu, "Herkes şunu çok iyi bilsin, 9 Temmuz yeni bir adımdır, yeni bir iklimdir, yeni bir tarihtir. 9 Temmuz yeni bir doğuştur. Bu yürüyüş artık başladı. Korku duvarlarını yıkacağız. Adalet yürüyüşümüzün bu son günü yeni bir başlangıçtır" dedi.




Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun öncülüğünde Ankara'dan İstanbul'a başlatılan Adalet Yürüyüşü'nü 25'inci gününde Maltepe'de final yaptı.

Yürüyüşün son etabı için saat 16.20 sularında Kartal Dragos'tan yola çıkan Kılıçdaroğlu, saat 18.00'de Adalet Mitingi'nin düzenlendiği ve 1 buçuk milyonu aşkın kişinin "Adalet" sloganıyla doldurduğu miting alanına girerek kürsüden yurttaşları selamladı.

Kürsüde ilk olarak yürüyüşe destek veren tüm kesimleri selamlayarak başlayan Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satırbaşları şöyle:

"Aziz vatandaşlarım, benimle birlikte 450 kilometreyi kat eden sevgili yol arkadaşlarım. Sevgili adalet arayışçıları. Televizyon başında izleyen vatandaşlarım, Maltepe'den tüm İstanbul'a tüm Türkiye'ye gönül dolusu selamlar, sevgiler, muhabbetler gönderiyoruz.

15 Haziran 2017'de sabah saatlerinde Ankara Güven Park'ta başlattığımız yürüyüşü Maltepe'de noktaladık ama kimse bu yürüyüşün bir son olduğunu düşünmesin, bu yürüyüş bizim ilk adımımızdır."


 

'9 Temmuz yeni bir adımdır'

"Herkes şunu çok iyi bilsin, 9 Temmuz yeni bir adımdır, yeni bir iklimdir, yeni bir tarihtir. 9 Temmuz yeni bir doğuştur.

Hiç kimse unutmasın, Kemal Kılıçdaroğlu herkese saygılıdır. Protesto eden vatandaşlarımıza onun da bir hak olduğunu söylüyorum. Bu ülkeye birinci sınıf demokrasiyi mutlaka getireceğiz. Bir teşekkürüm de güvenlik güçlerimize... Ankara'dan İstanbul'a bütün güvenlik güçleri bizim sağlıklı bir şekilde bu meydanda toplanması için olağanüstü çaba gösterdiler. Halkın polisine, halkın jandarmasına buradan sevgilerimi, saygılarımı gönderiyorum.

Hiç kimse unutmasın, taşkınlık yapacağımızı, yürürken vurup kıracağımızı düşünüyorlardı. Dünyanın en barışçıl yürüyüşünü yaptık. En barışçıl eylemini yaptık."

'Mazlumların hakkı için yürüdük'

"Dünyanın en barışçıl yürüyüşünü yaptık.Olmayan adalet için, mazlumların hakkı için, hapisteki milletvekilleri ve tutuklu gazeteciler için yürüdük.

Üniversiteden atılan hocalar için yürüdük. Hocaların görevlerine son verilmesi tam bir demokrasi ayıbıdır. Geçmişte bunu sıkı yönetim dönemlerine paşalar yapıyordu. Hitler, Almanya'da yapıyordu. Kaboğlu gibi isimler kapının önüne kondu ama yurt dışına çıkışları da yasaklandı. Maltepe Meydanı'ndan yasaklayanları kınıyorum."

'Nuriye ve Semih için yürüdük'

"Şiddet mağduru kadınlarımız için yürüdük. Linç edilen erler için yürüdük, KHK'larla görevlerinden atılan, işlerine geri dönmek için hak arayan, hak aradıkları için 'terörist' ilan edilenler için yürüdük. Haksız yere kamu görevinden atılan memurlar için, çocuk işçiler, taşeron işçiler, hapisteki er ve erbaşlar için yürüdük. Hak aramak için açlık grevindeki kardeşlerimiz Nuriye ve Semih için yürüdük. FETÖ'nün siyasi ayağı ortaya çıksın, gerçek darbeciler yargılansın diye yürüdük."

'Sokaksa sonuna kadar sokak'

"Yürüyüşe başlayınca eleştiriler geldi, "Adalet sokakta aranmaz" diye. Bir ülkede büyük eşitsizlikler varsa, o ülkenin mahkemeleri bağımsız değil, siyasi otoriteden talimat alıyorsa, siyasi otoritenin beklentilerine göre karar veriyorlarsa, milli iradenin tecelligahı olan TBMM'nin yetkileri gasp edilmişse, TBMM dumura uğratılmışsa, basın susturulmuş veya iktidar tarafından teslim alınmışsa, o zaman adalet arayışımızın tek yeri var, o da sokaktır. Adalet, adalet, adalet. Sonuna kadar hak, hukuk, adalet diyeceğiz. Bize diyorlar ki "Adaleti niye sokakta arıyorsunuz?" 15 Temmuz'u savuşturan parlamentonun ve halkın duruşu oldu. Darbeyi durdurmak için sokak iyi, adalet için sokak kötü. Darbeyi de önleyeceğiz, adaleti getireceğiz. Sokaksa sonuna kadar sokak."

'Yaşadığımız dönem bir dikta dönemidir'

"Yaşadığımız dönem bir dikta dönemidir. 1940'ların Almanya'sından bir örnek vereyim. Bir bakan "Karar vermeden önce 'Benim yerimde Führer olsaydı, nasıl karar verirdi" diyor. Aynı oyun bugün Türkiye'de oynanıyor, hakim Saray'a bakıyor. Aldığı talimatla karar veriyor. Hakimlik kutsal bir görevdir. Cübbesinde ilik yoktur. Kimsenin önünde cübbesini iliklemez. Tam tersine duruşma salonuna hakim gelirken herkes ayağa kalkar. Bütün yargıçlara, bütün savcılara sesleniyorum. Adaletin hakkını korumak benim kadar sizin de görevinizdir. Sizin de hakkınız ve görevinizdir. Dik durun, onurlu durun, ona göre karar verin. Delilsiz insanları mahkum etmeyin, Saray'dan talimat geliyorsa elinizin tersiyle itin."

'Milletvekilleri tutuklanamaz'

"Anayasa Mahkemesi'nin değerli başkanlarına, üyelerine de seslenmek istiyorum. Korkmayın, korkunun ecele faydası yok. Dik durun, onurlu durun. Korkunun ecele faydası yok. Karar verdiniz, milletvekilleri yargılanabilir ama tutuklanamaz. Neden Saray'ı kızdırırız diye ürküyorsunuz. AYM üyeleri, sizin dik durmanız, onurlu durmanız, adaleti korumanız, adaletten yana tavır almanız, Saray'ın değil, ülkenin çıkarlarını savunmanız size güç katar, Türkiye'ye güç katar. Birilerinin oyununa gelmeyin."

'Korku gömleğini çıkarıp çöp sepetine attık'

"450 kilometreyi büyük bir keyifle yürüdük. 50-60 kilometrede bırakırlar dediler. Baktılar, "Bu adam yürüyor." Yürüdüm, kararlılıkla yürüdüm, torunlarımız için, geleceğimiz için yürüdüm. Hiçbir ayrım yapmadım. Herkesi kucakladım.

Bu yürüyüşle ne kazandık. Önce toplum olarak korku gömleğini çıkarıp çöp sepetine attık. Biz cesur insanlarız. O nedenle dedim, siz de korkuya teslim olmayın diye. Yalnız olmadığımızı gördük, tüm Türkiye'ye ve dünyaya yalnız olmadığımızı duyurduk. Adaletli bir Türkiye kuracağımızı gördük.

Umut bulaşıcıdır. Ben umutluysam yanımdaki arkadaşım da umutludur. Maltepe umutluysa İstanbul umutludur. İstanbul umutluysa Ankara mutludur. Herkes umut tohumlarını yeniden eksin. Umudumuzu, aşımızı paylaşmasını öğrendik. Bir orman gibi kardeşçe yaşamasını özledik. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük sayfalarından birini yazdık. Destan yazdık. 80 milyona şükran duygularımı, sevgilerimi, saygılarımı ve muhabbetlerimi yine gönderiyorum."

'OHAL kalksın, yargı bağımsız olsun, hapiste gazeteciler olmasın istiyoruz'

"OHAL kalksın istiyoruz, Adliyeye, kışlaya siyaset girmesin. Yargı bağımsız olsun. Hapiste gazeteciler olmayan Türkiye istiyoruz. Özgür medya istiyoruz. Üniversiteleri susturulmuş değil üniversiteleri konuşan bir Türkiye istiyoruz. Tek adam rejimi değil parlamenter sistem istiyoruz. Gerçekten kadın erkek eşitliği istiyoruz. Gençlere saygı istiyoruz. Gençler potansiyel suçlu olarak gösterilmesin istiyoruz."

Milletin seçtiği vekillerin tutuklanmasını değil, Meclis'te görev yapmasını istiyoruz.

FETÖ'yle mücadelenin gerçekten yapılmasını, darbenin siyasi ayağının ortaya çıkarılmasını istiyoruz. Meclis'in gasp edilen yetkilerinin verilmesini istiyoruz.

Biz sadece adalet istiyoruz. Sadece bizi destekleyenler için değil herkesi için adalet istiyoruz. Siyasete ve toplumsal yaşama adalet yürüyüşümüzdeki barışçıllığın yansımasını istiyoruz."

10 maddelik çağrı metni

Kılıçdaroğlu ardından yürüyüşün ortak taleplerini içeren 10 maddelik ortak çağrı metnini açıkladı.

Kılıçdaroğlu'nun açıkladığı 10 maddelik talepler şöyle:

"1. 15 Temmuz darbe girişimini bir kez daha açık ve kesin bir dille lanetliyoruz. 15 Temmuz gecesi TBMM'nin kararlı, onurlu duruşu ve halkımızın sokağa çıkarak FETÖ darbe girişimine karşı direnmesi ülkemizin anayasal ve demokratik kazanımı olmuştur. Biz buna sokağın/halkın 15 Temmuzu diyoruz. Ancak bu darbe girişiminin siyasi ayağının ortaya çıkarılması iktidar tarafından bilinçli olarak engellenmektedir. 249 şehidimizin aziz hatırası ve 2301 gazimiz için Fetullah Gülen Terör Örgütünün siyasi ayağı ortaya çıkarılmalı ve gerçek darbecilerden hesap sorulmalıdır.

2. İktidar tarafından 15 Temmuz darbe girişimi fırsat bilinerek, 20 Temmuz darbesi yapılmıştır. 20 Temmuz'da OHAL ilan edilmiş ve TBMM'nin yetkileri gasp edilmiştir. Biz buna Sarayın 15 Temmuzu diyoruz. Bir sivil darbeye dönüşen OHAL uygulamaları yasama, yargı ve yürütme gücünü tek kişide toplamıştır. OHAL derhal kaldırılmalı ve hukuk düzeni evrensel ilkelere uygun olarak yeniden tesis edilmelidir.

3. Yargıyı siyasetin emrine vermek demokrasiye ihanettir. Dolayısıyla demokrasinin, can ve mal güvenliğinin vazgeçilmez kuralı olan yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı sağlanmalıdır. Adil yargılanma hakkı eksiksiz bir şekilde uygulanmalıdır. "Kolektif suç" gibi insan haklarına aykırı uygulamalardan vazgeçilmelidir.

4. Bugün, OHAL uygulamalarıyla mağdurların yargıya erişim ve sosyal güvenlik hakları ellerinden alınmıştır. OHAL mağdurları adeta "sivil ölüme" terkedilmiştir. Mağdurların yargıya erişim ve sosyal güvenlik haklarını kısıtlayan tüm uygulamalara hukuk devletinin gereği olarak son verilmelidir.

5. 20 Temmuz sivil darbesinden sonra, 15 Temmuz darbe girişimiyle veya onun arkasındaki örgütle hiçbir ilişkisi bulunmayan, ama sırf Hükümete muhalif görüldüğü için bütün haklarından yoksun kılınan akademisyenler ve diğer kamu görevlileri görevlerine iade edilmelidir. Anayasa Mahkemesinin içtihatları dikkate alınarak, tutuklu milletvekilleri derhal serbest bırakılmalıdır.

6. 150'nin üzerinde gazetecinin hapiste olduğu bir ülkede demokrasiden söz edilemez. Sadece mesleklerini yaptıkları için tutuklanan gazeteciler derhal serbest bırakılmalı, medya üzerindeki tüm baskılara son verilmelidir. Düşünceyi ifade özgürlüğünün önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.

7. OHAL koşullarında, serbest tartışmanın yapılamadığı bir ortamda ve üstelik "devletin bütün imkânları seferber edilerek" gerçekleştirilen Anayasa değişikliği gayrimeşrudur. Toplumun ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlayan anayasa yerine, bir kişinin beklentilerine yanıt veren bir Anayasa değişikliği Yüksek Seçim Kurulu'nun yasadışı kararıyla yürürlüğe konulmuştur. Bu bir "mühürsüz seçimdir." Türkiye gayrimeşru bir anayasa ile yönetilemez, yönetilmemelidir.

8. Demokratik parlamenter sistem üzerindeki her türlü vesayet kaldırılmalıdır. Din ve vicdan özgürlüğünün güvencesi olan, insan haklarına dayalı demokratik, laik, sosyal hukuk devleti güçlendirilmeli, liyakat esası kamuda göreve başlama ve yükselmede esas alınmalıdır. Eğitimde laiklik ilkesinin aşındırılmasına son verilmeli ve toplumsal adaletsizliği yeniden üreten eğitim politikaları değiştirilmelidir.

9. Sadece hukuk alanında değil, toplumsal yaşamın bütün alanlarında yaygın bir adaletsiz düzen devam etmektedir. İşsizlik, yoksulluk, insanca yaşam ücretinden yoksunluk, örgütsüzlük, ayrımcılık, yaygın şiddet, terör gibi çok geniş bir yelpazede yaşanan toplumsal adaletsizliklerin giderilmesi için ortak irade geliştirilmelidir. Toplumsal barışımızı bozan tüm antidemokratik uygulamalara eşit yurttaşlık temelinde son verilmelidir. Toplumsal adaletsizliğin en vahim görünümlerden biri olan kadınlara karşı ayrımcılığın önüne geçilmeli, kadınların özgürlük alanları korunmalı, kadın hakları toplumsal hayatın her alanında uygulanmalıdır.

10. Son zamanlarda uygulanan saldırgan dış politika ülkemizin içindeki adaletsizlikleri de kökleştiren bir kısırdöngü yaratmıştır. Adalet sadece iç politikaya ve toplumsal yaşama değil uluslararası ilişkilere de hâkim olmalıdır. Türkiye coğrafyasındaki tüm halklara, tüm kimliklere kardeşçe, adilane yaklaşan, barışçıl ve uluslararası hukuka saygılı bir dış politikaya dönüş yapmalıdır. Türkiye yüzünü insan haklarına, hukuk devletine, adalete önem veren milletler ailesine çevirmelidir.

Bu mücadele adalet mücadelesi... Bu yürüyüş bizim yürüyüşümüz. Bu çağrıdaki tüm taleplerimiz karşılanıncaya kadar durmayacağız. Bu yürüyüş artık başladı. Korku duvarlarını yıkacağız. Adalet yürüyüşümüzün bu son günü yeni bir başlangıçtır... Yeni bir ilk adımdır."

Miting alanında milyonlar buluştu


 

Miting alanına deniz yolu dahil 4 farklı arama noktasından girişi yapıldı.

Alanda 1 buçuk milyonu aşkın kişinin olduğu belirtilirken, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel miting alanında 2 milyon 200 bin kişinin olduğunu duyurdu.

Katılımcılar alana girişte kurulan kontrol noktalarında üst aramasından geçirildikten sonra içeri alındı.

Ulusal ve uluslararası basının yoğun ilgi gösterdiği miting bir çok canlı yayın aracı ile naklen verilecek. Miting alanında kurulan platformun yanına basın mensupları için geniş bir alan ayrıldı.

Dragos Sahili'nden miting alanına yürüyen yüz binlerce kişi "Hak, hukuk, adalet" sloganı ve alkışlarla alana giriş yaptı.

Sahil kenarından geçen vapur ve feribotlarda bulunan yurttaşlar, alkışlarla yürüyüşe destek verirken, denizden geçen "Adalet" yazılı kayıklar yurttaşları alana taşıdı.


 

"Hayır Meclisleri", Halkların Demokratik Kongresi (HDK) bileşenleri ve Demokrasi İçin Birlik (DİB) üyeleri de kitlesel olarak Bostancı İskelesi'nden yürüyüş ile Maltepe Parkı'na aktı. "İsyan, özgürlük, adalet" pankartının açıldığı yürüyüşte, sık sık "Hak, hukuk, adalet" sloganı atıldı. Sur ve Cizre'de ilan edilen sokağa çıkma yasağı döneminde yaşanan yıkıma dikkat çekmek amacıyla "Sur için adalet" ve "Cizre için adalet" yazılı dövizlerin taşındığı yürüyüş kolunda, "Suruç için adalet", "Ankara için adalet", "Soma için adalet" ve "Gazeteciler için adalet" dövizleri de taşındı.

'OHAL'e sona verilsin'

Kılıçdaroğlu'nun konuşma yapacağı platformun yapımı biterken, alanın çevresine dev led ekranlar yerleştirildi. Alanın çevresi 'Adalet' yazan flama ve dövizlerle çevrildi.

Alanda ayrıca alan tutuklu gazeteciler, siyasetçiler ve akademisyenler için de dev bir dilekçe hazırlandı.


 

"İlgili makama" başlıklı dev dilekçede ise şu ifadeler yer alıyor:

"Pek çok devlet memuru, gazeteci ve akademisyenin yaygın ve muğlak kanıtlara dayalı tutuklanmaları, gereğinden uzun yargı süreçlerine maruz kalmaları ve açlık grevi, insanlara bile reva görülen vicdan yaralayıcı insani değerlerden uzak uygulamalar derhal son bulmalı.

Yargının bağımısızlığına, siyasi erklerin iyi niyetlerine, adaletin tecelli ve  tesis edeceğine inanmak için OHAL'in bitirilmesini, KHK sürecinin sonlandırılmasını, haksız ve hukuksuz yargı kararlarının derhal gözden geçirilmesini  ve sağlık sorunları yaşayan tutukluların durumlarının iyişleştirilmesini  toplum vicdanı adına talep ediyoruz."

Kılıçdaroğlu ise mitinge ilişkin yaptığı son açıklamada mitingde bayrak, Atatürk posteri ve adalet bayrağı dışında hiçbir bayrak olmayacağını söyledi. Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"'Altı Ok'lu bayrak bile istemiyoruz. Başka bayrak getirenleri provokatör olarak değerlendiriyoruz. Güvenlik güçlerini de uyarıyorum, başka bayrak kabul etmeyiniz. Basından arkadaşlara da yürekten teşekkür ediyorum."

Kaynak: Gazete Karınca


bozadi

#51
9 Temmuz 2017

'Penguen ruhu':
 Haber kanalları 'Adalet Mitingi' için 'akışı bozmadı'


CHP'nin 24 gün süren 'Adalet Yürüyüşü'nün ardından yüz binlerin katılımıyla bugün Maltepe'de düzenlediği 'Adalet Mitingi' için yayın akışını bozmayan haber kanallarının bu tavrı 'Gezi'yi hatırlattı.




Ana akım haber kanalları, Gezi eylemlerinin Türkiye çapına yayıldığı 31 Mayıs-1 Haziran gecesinde, CNN Türk'ün penguen belgeseli yayınlaması nedeniyle 'penguenler' diye adlandırılmıştı.

Kılıçdaroğlu sahneye çıkana dek akış bozulmadı

'Adalet Mitingi' öncesinde gün boyu yaşananları saat başı haber bültenlerinde duyurmayı tercih eden haber kanalları, ancak CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu sahneye çıktıktan sonra Maltepe'den kesintisiz yayına geçti.

Bu da TRT'nin 'penguen'i

'Kamu yayıncılığı' yapmakla yükümlü TRT'nin haber kanalı TRT Haber ise internet sitesinde 17.30'a dek yürüyüşe yer vermedi, kanalda 2015 tarihli bir belgeselin tekrarı yayınlandı.


 


 

AA 'görmedi'

Devletin yarı resmi haber ajansı Anadolu Ajansı'nın resmi Twitter hesabından gün boyunca yürüyüş ve mitingle ilgili herhangi bir paylaşım yapılmadı. 'Adalet Mitingi', AA'nın internet sitesinin ana sayfasında da kendine yer bulamadı.

A Haber Yenikapı'da!


 

Turkuvaz Medya'nın haber kanalı A Haber ise Maltepe'deki 'Adalet Mitingi' yerine, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından 7 Ağustos'ta Yenikapı'da düzenlenen mitingin tekrarını yayınlamayı tercih etti.

Kaynak: Diken


bozadi

#52
9 Temmuz 2017

Miting alanı kaç kişilik... Gökçek hesap yaparsa...


Daha önce AKP'li basının 2 milyon kişinin sığdığını iddia ettiği Maltepe'deki miting alanı hakkında tweet atan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, alanın 82 bin 500 bin kişilik olduğunu öne sürdü. Gökçek'in hesabı sosyal medyada alay konusu olurken, Maltepe miting alanının sunucusu 2 milyon kişiye seslendiğini açıkladı.




CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun yürüyüşüne başlamasının hemen öncesinde miting meydanında kürsüye çıkan Barış Bozkurt, "Bugün, burada sizlerin sayesinde ben de bir rekor gerçekleştiriyorum. Maltepe Meydanı'nda bulunan 2 milyon kişiye sunuculuk yapıyorum" dedi.

Bozkurt'un açıklamasının ardından hızını alamayan yandaşlar, Gökçek'in dün gece yaptığı alan hesabını sosyal medyadan paylaşmaya başladı. Alay konusu olan paylaşıma CHP PM Üyesi Mehmet Ali Çelebi'den yanıt geldi.

Çelebi'nin paylaşımı şu şekilde:


 

Öte yandan 7 Hazian 2015 seçimleri için AKP'nin Maltepe miting alanında yaptığı mitingde, yandaş medya, meydanda 2 milyon kişinin olduğunu öne sürmüştü.


 

Kaynak: soL


bozadi

#53
9 Temmuz 2017

Dilipak alanı hesaplayamadı, tweet'i sildi


Yandaş kalem Abdurrahman Dilipak'ın yaptığı ve sosyal medyadan paylaştığı alan hesabı alay konusu oldu.




AKP'liler, CHP'nin Adalet Mitingi'ni yaptığı Maltepe Meydanı'na kaç kişi sığacağını hesaplamaktan sıkılmadılar.

Yandaş kalem Abdurrahman Dilipak'ın yaptığı ve sosyal medyadan paylaştığı alan hesabı alay konusu oldu.

Dilipak, yaptığı paylaşımda, "Miting alanı 55.000 metrekare. Metrekare başına 4 kişi sıkıştırirsaniz 110.000 kişi eder. 1.6 milyon nereden çıkıyor. CHP'nin vaadleri boyle" ifadelerini kullandı. Dilipak, attığı tweet'i daha sonra sildi.

Kaynak: Cumhuriyet


bozadi

#54
Çoğu siyasi ve dini görüşüne katılmamakla birlikte, Dilipak'ın zaman zaman AKP yönetiminin karanlık taraflarıyla ilgili yaptığı gerçekçi özeleştirileri takdire şayan buluyorum.

Bu arada, mizahi bağlamda, daha önce de ışık hızını aşan bir silahla ilgili mesajı dikkatlerden kaçmamıştı:
Abdurrahman Dilipak'ın fizikle imtihanı: Işık hızını geçen mermisiz top...

bozadi

#55
9 Temmuz 2017

Kılıçdaroğlu'nu 'Adalet Yürüyüşü' için kutlayan Akşener, Gandi'yi 'hatırlattı'


MHP'den ihracının ardından yeni bir parti kuracağı konuşulan Meral Akşener, Ankara'dan İstanbul'a 'Adalet Yürüyüşü'nü bugün Maltepe'deki 'Adalet Mitingi'yle tamamlayacak CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nu kutladı.





'Tuz Yürüyüşü'nü hatırlattı

Twitter hesabından paylaştığı mesajda, Hindistan bağımsızlık hareketinin siyasi lideri Mahatma Gandi'nin 'Tuz Yürüyüşü'nü hatırlatan Akşener "Gandhi'nin yürüyüşünde Hintliler, İngilizlerin tuz yasağını yıkarak hedeflerine varmışlardı. O gün, Hintlilerin bağımsızlıklarına kavuşmaları için bir başlangıç olmuştu" diye yazdı.

'Yürüyüşün başarısızlığı değil, durumun vehameti'

Akşener şöyle devam etti: "Adalet yürüyüşünün nasıl bir sonuç yaratacağını ilerideki günlerde göreceğiz. Bu yürüyüşe rağmen Türk milleti özlediği adalete kavuşamaz ise, bu yürüyüşün isabetsizliği veya başarısızlığı değil, ancak içinde bulunduğumuz durumun ne kadar vahim ve karanlık olduğunun bir göstergesidir."


 

Gandi'nin rekorunu kırdı


 

Kılıçdaroğlu'nun 'Adalet Yürüyüşü', Hindistan bağımsızlık hareketinin siyasi lideri Mahatma Gandi'nin 'Tuz Yürüyüşü'ne benzetilmişti.

Gandi, İngiliz sömürgesinin yerel halkın tuz yapımına getirdiği yasağı delmek için Ahmedabad'dan Dandi'ye 390 kilometreden fazla yürümüştü. Şu ana dek 427 kilometre yürüyen Kılıçdaroğlu, Gandi'nin rekorunu da kırmış oldu.

Kaynak: Diken


bozadi

#56
9 Temmuz 2017

Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a Demirtaş yanıtı:
Herkesi terörist ilan ediyor


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tutuklu HDP Eş Başkanı Selahattin Demöirtaş hakkında söylediklerinin eleştirdi. Kılıçdaroğlu, " Bu kararı yargı verir. Ama Erdoğan kendisini yargı yerine koyduğu için herkesi terörist ilan ediyor" dedi.




CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, CHP İstanbul milletvekili Enis Berberoğlu'nun 'siyasi casusluk' suçlamasıyla 25 yıl ağır hapis cezasına mahkum edilerek, yargı süreci devam ederken tutuklanmasının ardından, Ankara Güvenpark'tan başlattığı, 'Adalet Yürüşü' dün İstanbul Dragos'ta tamamlandı. Kılıçdaroğlu 452 kilometrelik yürüyüşün ardından bugün Maltepe'de yapılacak miting öncesinde DW Türkçe'nin sorularını yanıtladı.

Yol boyunca, 4 ayakkabı eskittiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, hapisteki gazeteci Deniz Yücel'in kendisine gönderdiği mektubu da paylaştı. Yürüyüş dolayısıyla kendisi ve hapisteki meslektaşları adına Kılıçdaroğlu ve yürüyen herkese teşekkür eden Yücel'in mektubunda şu ifadeler yer aldı: "Adalet yürüyüşü ile çok doğru bir yerden vurgu yaparak sadece beni değil, haksız yere hapiste yatan tüm gazeteci meslektaşlarımı heyecanlandırdınız. Bunun için size ve sizinle yürüyen herkese teşekkürlerimi sunuyorum. İnanıyorum ki, adalet cesaret ile inşa edilecek. Bu bağlamda, yolun geri kalan kısmı için, hem miting, hem miting sonrası süreç için yolunuzun açık olmasını dilerim."

Arkanızdaki binlerle İstanbul'a yürüyerek vardınız. Ne hissediyorsunuz?

Kemal Kılıçdaroğlu: Gerçekten mutluyum. İyi ki yaptık, güzel yaptık. Düşündüğümden çok daha iyi sonuç verdi. Hem dünyada hem Türkiye'de bu kadar büyük yankı yapacağını düşünmemiştim. Sonuçları umarım Türkiye'de yeni bir iklimin doğmasına yol açar. Bu konuda çok iyimser miyim? Hayır. Hükümet edenler demokrasi kültüründen gelmiyorlar. Normalde ülkeyi yönetenlerin,  insanların neden adalet için yürüdüğünü düşünmesi ve kendilerini sorgulamaları lazım. Bu sorgulamayı yaparlar mı? Yapmazlar ama bu, yürüyüş sonrası ortaya çıkan iklimi değiştirmez. Bu iklim o duvarı yıkacaktır. Önünde kimse duramaz.

Bu yürüyüşle siyaset çıtasını, dolayısıyla toplumdaki beklentileri de yükselttiniz. Bundan sonra toplumsal muhalefeti nasıl bir siyasetle temsil etmeyi planlıyorsunuz?

Kılıçdaroğlu: Bu yürüyüşün bana çok daha büyük sorumluluklar yüklediğinin farkındayım. Doğru, çıtayı çok yükseğe koyduk. 2019'a kadar zamanımız var. Bu süre içinde Türkiye'deki bütün olayları izleyeceğiz. Hükümetin aldığı bütün kararları parlamento içinde ve dışından eleştirmek, kamuoyuna duyurmak için elimizden gelen her türlü çabayı göstereceğiz. Her olayın kendisine özgü bir tepkisi olması lazım. Gelişen olaylara göre tepkimizi ortaya koyacağız. Yeri gelir miting yeri gelir parlamentoda sert muhalefet yapılır. Başka türlü sivil itaatsizlik örnekleriyle, gündem oluştururuz. Bunlar, gelişmelere göre, oturup karar verilmesi gereken hususlar.

İnsanlardaki çözümsüzlük, çaresizlik duygusunu nasıl yeneceksiniz? İlk günlerde "Duvara karşı yürüyoruz" demiştiniz? Duvardan sesinizi nasıl geçireceksiniz?

Kılıçdaroğlu: Duvardan sesimizi geçireceğiz. Bizi eleştiriyorlar; isteseler de görmezden gelemiyorlar. Kendilerinin çizdiği politik sınırlar içinde muhalefet yapmamızı istiyorlar. Biz, asla onların çizdiği sınırların içinde politika yapmayacağız. O sınırların dışına çıkacağız ki, duvarı yıkabilelim. Bunun farkındalar zaten. Başta bizi İstanbul'a sokmayı istemiyorlardı. Yürümemize bile engel olmak istiyorlardı. Ama gördüler ki, tablo onların düşündüğü gibi değil. On binler yürüyorsa, bu çok farklı bir şeydir. Erdoğan belki düşünmez ama umarım yakın çevresindeki insanlar oturup, bu tabloyu değerlendirirler.

Cumhurbaşkanı'nın Enis Berberoğlu kararını hatırlatarak, "Yıl sonuna doğru ciddi anlamda mahkumiyetler gelecek" sözlerini nasıl değerlendirirsiniz?

Kılıçdaroğlu: Bu sözler yargıya talimatı bizzat kendisinin verdiğini gösterir. "Ciddi mahkumiyetler gelecek" demek, "Kafamda mahkum edilecekleri yıl bellidir. Yeri ve zamanı gelince bu süreyi hakime bildireceğim,  hakim de bu sürede cezayı verecektir" demektir. Savcı değilsin, hakim de değilsin nasıl olur da böyle bir fikri ifade ediyorsun. Bu "Yargı benim emrimde, ben istediğimi yaparım" demektir.

HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş için 'terörist' tanımlamasını nasıl yorumlarsınız?

Kılıçdaroğlu: Demirtaş için söylediği sözlere gelince; kimin suçlu olup olmadığına siyasetçi, sanayici ya da esnaf karar vermez. Bu kararı yargı verir. Ama Erdoğan kendisini yargı yerine koyduğu için herkesi terörist ilan ediyor. Hakim de ona göre tutuklama kararı veriyor. "Ağır cezalar gelecektir" diyerek, 'İstediğim kişiye istediğim cezayı verdiriyorum' diyor. Toplumun her kesimine gözdağı veriyor.

Ben, Erdoğan'da şunu gördüm: Devletin tüm olanaklarına rağmen, referandum sonucunda, yüzde 50'yi yakalayamadı. YSK'daki çeteyle ancak bu sonuca ulaşabildi. 2019'da kendisinin gideceğini görüyor. 2019 korkusuyla toplumu baskılıyor. Ama ne yaparsa yapsın Erdoğan 2019'da gidecektir.

Deniz Yücel ve hapisteki gazeteciler için Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın 'terörist' ısrarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kılıçdaroğlu: Bir gazetecinin teröristlikle suçlanması hele hele mahkum edilmeden bir siyasal kişi tarafından suçlanması asla doğru değildir. Bu, Türkiye'nin saygınlığına da gölge düşürür. Türkiye'nin bir diktatör tarafından yönetildiği algısını dünyada pekiştirir. Çünkü ceza verileceğini söylüyor, ağır ceza verileceğini söylüyor. Suçunu da söylüyor, 'teröristtir' diyor. Hem suçlayan, hem yargılayan makam, hem de mahkum eden aynı kişi. Bu çok tehlikeli bir şey. Suçluyor, yargılıyor, cezayı kesiyor. Sözde yargı bağımsız, bizim de buna inanmamızı istiyor. Yargının bağımsız olduğu konusunu bizim seslendirmemizi istiyor. Erdoğan kendi bağımsızlığını ilan etmiş aslında. 'Ben Türkiye'de her şeye hakimim, kimse bana dokunamaz' diyor. Şuanda bir dokunulmazlık zırhı içinde. Bir de şu var; her darbe kendi hukukunu yaratır. 20 Temmuz darbesi de kendi hukukunu yarattı. OHAL kararnameleri ve Anayasa değişikliği ile bunu gördük. Her darbe sonrası darbeciler kendilerini ve ailelerini koruyacak hükümleri getirir. Evren bile, tüm yargıyı kontrol altına almamıştı. Hiçbir darbede bu yoktu sadece sıkıyönetim mahkemeleri vardı. Ama şimdi en küçük mahkemeden Anayasa mahkemesine kadar her şey, Erdoğan'ın kontrolünde.

Kaynak: Cumhuriyet


bozadi

#57
9 Temmuz 2017

Yönetmen Çağan Irmak sordu: Yoksa siz hala terörist ilan etmediklerimizden misiniz?


Yönetmen Çağan Irmak, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın HDP'nin tutuklu eş genel başkanı Selahattin Demirtaş'ı terörist ilan etmesi üzerine yakın geçmişte aynı ithama maruz kalanları hatırlattı.




Erdoğan, G20 zirvesinin ardından düzenlenen basın toplantısında bir gazetecinin "Demirtaş ve Kürt vekiller ne zaman hapisten çıkacak?" sorusu üzerine "O söylediğiniz kişi bir teröristtir" demişti.

'Gözünün üstünde kaşın var diyen terörist'

Twitter hesabından paylaştığı mesajda, 'partili cumhurbaşkanlığı'nı merkeze alan anayasa değişikliği referandumunda 'Hayır' diyenlerin ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun başlattığı 'Adalet Yürüyüşü'ne katılanların da 'terörist' ilan edildiğine dikkat çeken Irmak, "Hayır diyen terörist, yürüyen terörist, gözünün üstünde kaşın var diyen terörist. Yoksa siz hala terörist ilan etmediklerimizden misiniz?" diye sordu.


 

Kaynak: Diken


bozadi

#58
9 Temmuz 2017

Sosyalistlerden 'Adalet Mitingi'ne coşkulu katılım


Sosyalistler, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Adalet Yürüyüşü'nü sonlandıracağı Adalet Mitingi'ne geniş katılım sağladı.




Pek çok sosyalist örgüt Adalet Mitingi'ne örgütlü katılım çağrısı yaparken Halkevleri ve Birleşik Haziran Hareketi renkli, coşkulu ve kalabalık kortejleri ile dikkat çekti.

Maltepe Köprüsü yönünden ilerleyen Halkevleri bu yürüyüş kolunu turuncuya boyarken, Birleşik Haziran Hareketi, Bostancı yönünden ilerledi.

Kaynak: Gerçek Gündem


bozadi

#59
9 Temmuz 2017

Beren Saat'ten Kemal Kılıçdaroğlu paylaşımı


Oyuncu Beren Saat Instagram sayfasından Adalet Yürüyüşü gerçekleştiren Kemal Kılıçdaroğlu'na teşekkür etti.




Instagram hesabında Kemal Kılıçdaroğlu'nun 'Adalet Yürüyüşü'nden fotoğrafını paylaşan Beren Saat, altına da Nazım Hikmet'in "Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine" dizelerini yazarak teşekkür etti. Saat'in yoruma kapalı olarak yaptığı Kılıçdaroğlu paylaşımı şöyle:

"Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine. Teşekkür, saygı, sevgi... Thanks, respect, love... #adalet #justice #aslayalnızyürümeyeceksin #neverwalkalone #peace #humanrights #womanrights #childrenrights #secular #shoutloudturkey"


 

Kaynak: Cumhuriyet