Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Hüseyin Aygün'den Ovacık'a Dair Kınama Açıklaması (15 Haziran)

Başlatan bozadi, 16 Haziran 2016, 03:46:44

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

15 Haziran 2016

Hüseyin Aygün'den Ovacık'a dair kınama açıklaması


Hüseyin Aygün, Ovacık'ta yapılan bombalı saldırıya dair açıklama yaptı. Aygün saldırıyı kınadığını söyleyerek, yapılan saldırının masumlara zarar verdiğini söyledi.




Hüseyin Aygün, Dersim'in Ovacık ilkesinde yapılan, 9 sivilin yaralandığı saldırıya dair açıklama yaptı.

Halkların Birleşik Devrimci Cephesi (HBDC) tarafından üstlenilen saldırıyı kınayan Aygün, sosyal medya hesabı üzerinden şunları söyledi:

"Dersim'den Merhaba,

2 gündür Dersim'deyim, kısa bazı gözlemler:

Pazartesi günü Ovacık'ta yaşanan bombalı saldırıda 9 sivil yaralandı. Mesut Toprak (34) gözünü kaybetme riskiyle karşı karşıya. Bir yaşlı kadının bacağında 5 ayrı şarapnel parçası, gençler ve kadınlarda hafif yaralar var. 3 kişinin Dersim ve Elazığ hastanelerinde tedavileri sürüyor.

Bu insanlıkdışı eylemi Halkların Birleşik Devrimci Cephesi (HBDC) adlı örgüt dün üstlendi. Bu örgüt bir kaç ay evvel PKK öncülüğünde Kandil Dağı'nda kuruldu. PKK liderlerinden Duran Kalkan, 'AKP'ye karşı HBDC'yi kurduklarını' 12 Mart 2016 tarihinde açıklamıştı.

HBDC dün yayınladığı bildirisinde, 'Başarılı bir eylem yaptık, 4 özel harekâtçıyı öldürdük, devlet güçlerinden daha fazla da yaralı var' demiş. Bildiride sivil 9 yaralının lafı bile yok.

Oysa yaralananların hepsi sivil, Yaşar Dede olarak Ovacık'ta tanınan büyüğümüzün evi yandı-yıkıldı, özel harekatçı veya polis de ölmüş değil, kaldı ki polis ölse ne olur? 'Zafer' mi kazanılır? Yoksa bu kirli-kanlı savaş Saray'ın ve Erdoğan'ın değirmenine su mu taşır? Neticede HBDC'nin bildirisinde verilen bilgiler gerçek dışıdır.

Halk bu tür eylemlere karşı tepkili, sivil toplum örgütleri, partiler, sendikalar, baro suskun. Herkes korku içinde.

Bu insanlıkdışı eylemin başka bir sonucu ise 'Türkiye solu' diye bilinen bazı ögütlerin PKK'nin bir aparatı haline geldikleridir. Daha da vahimi ise sol örgütlerde, eylem tarzı yönünden Ortadoğululaşma ve IŞİD'leşme eğiliminin ortaya çıkmasıdır. Bu çok tehlikelidir, hem AKP'ye ve IŞİD'e yarar sağlar, hem de Mesut Toprak gibi masumlara ağır zarar verir.

Saldırıyı kınıyoruz, yaralılara acil şifalar diliyoruz."
 
Kaynak: haber.sol.org.tr


bozadi

Ağzına, yüreğine sağlık Hüseyin Aygün.

ağaçkakan

Hüseyin Aygün'ü bu cesur açıklaması nedeniyle takdir ettim. Onun bu açıklamasını çok önemli buluyorum. Hem bölge insanı olması, hem de "sol" kesim içinde yer alması nedeniyle bu eleştirileri çok daha etkili ve önemli.

Bölgede anlamsız biçimde bir silahlı savaş yürüten örgütün kime, neye hizmet ettiği belirsiz. Sonuçları ise masum insanlara daha fazla zarar vermek, daha çok acılar yaşanmasına sebep olmak şeklinde oluyor. Sivillerin ölümü de, asker ve polislerin ölümü de boşuboşuna oluyor. Ölüme gönderilenler için de, öldürülenler ve yaralananlar için de yazık oluyor.

Onları ölüme gönderenler ise korunaklı yerlerde yaşamaya ve yeni ölümcül kararlar almaya devam ediyorlar ne yazık ki.
 

bozadi

Katılıyorum ağaçkakan. PKK'nın derdi Kürt halkının mağduriyetlerini gidermek değil. PKK faaliyetlerini Kürt halkına danışmıyor, faaliyetlerinin Kürt halkı tarafından onaylanıp onaylanmadığını umursamıyor. Burada Kürt halkı derken daha ziyade HDP'ye oy veren Kürtleri kastediyorum üstelik. "Bizim" olduğu son derece şüpheli olan çok sevgili devletimiz faaliyetlerini bize ne kadar danışıyorsa, PKK da kendi faaliyetlerini kendi tabanı olduğu düşünülebilecek kitleye o kadar danışıyor. Her iki tarafta da, ancak taban birleşip şiddetli bir tepki ve muhalefet gösterince "Lokal Sahiplerimiz" rolündekiler veya onların "Sahipleri" davranışlarında duruma göre bazı değişiklikler yaparak "tepkileri bastırmaya" çalışıyor.

Şu süreçte AKP ve PKK'nın birbirlerini besledikleri apaçık ortada. Kürtlere yapılan inanılmaz işkenceler, bozuk para gibi "harcanmakta" olan "şehitler" ve "İç savaşa" doğru sürükleniyor olmamız Tayyip'i/AKP'yi rahatsz etmiş görünmüyor, aksine o iç savaşın çıkmasını çok arzuluyorlar, çünkü öyle bir iç savaşın yaratacağı ortam muhtemelen AKP'nin şimdiye kadar yediği bokların hesabının sorulmasını imkansızlaştıracağı gibi bundan sonra hesap vermeden çok daha büyük şeytanlıklar yapabilmesinin de önünü açabilir. Öyle bir iç savaş PKK'nın çok daha büyük ölçekli ve etkili bir örgüt haline gelmesine yardımcı olur. PKK'nın "Kürdistan" anlayışı Kürt halkının mutlu-mesut olacağı bir coğrafya yaratmak değil, tıpkı şu an Tayyip'in egemenliği gibi PKK büyük başlarının egemen olacağı bir ülke/toplum yaratmak. Yani olursa, bir tür PKKistan kurmak istiyorlar bana göre ki PKK'nın siyaseti zaten halihazırda bu. PKK yarı resmi bir "askeri devlet" durumunda, bir bakış açısıyla. PKK'nın Kürtlere nasıl hizmet edebileceği değil, Kürtlerin PKK'ya nasıl hizmet edebileceği önemli onlar için. Önce Kürtler değil, önce PKK geliyor. PKKistan amaç, Kürtler araç.

Tayyip AKP'si nasıl göğsünü gere gere ezmeye giriştiği Ergenekon'la şimdi "dayanışma/ortaklık" yollarını arıyorsa, şu anda PKK'yla adı konmamış bir şekilde yürüttüğü danışıklı dövüş de ileride aynı şekilde "açık bir çıkar birliği" arayışını gündeme getirebilir.

Evet, sonradan giderek tırmanan ve raydan çıkan bütün sorunlu yönlerine rağmen, başlangıç ve gelişim aşamasının bir sürecinde Ergenekon operasyonlarına taraftım, çünkü TSK gerçekten global ve yerel şeytani güçlerle işbirliği ve PKK'yla danışıklı dövüş içinde olageldi. Bunun sayısız örneği mevcut. Yanlış hedefleri bombalama, PKK baskınlarına müdahale etmeme veya çok geç müdahale etme gibi sayısız "işbirliği" örneğine ek olarak, en basit ve temel gerçeklerden biri olarak 80 darbesinin güneydoğudaki işkence faaliyetlerinin ve JİTEM sürecinin PKK'yı "gerçekleştirmeye" yönelik olduğu bugün açıkça görülebiliyor, tıpkı Tayyip'in son aylardaki "Kürdistan Seferlerinin" de aslında PKK'yı büyütmekten, güçlendirmekten başka hiçbir işe yaramaması ve zaten "amacın" bu olması gibi. Hayatımızla kedinin fareyle oynadığı gibi oyanayan Global Şeytanların yönetiminde yerli satılık şeytan itleri "vatan-millet-sakarya" naralarıyla milletin ırzına geçiyorlar düzenli olarak. Millete öyle bir işkence ediyorlar, öyle bir korku ve tehdit atmosferi yaratıyorlar ki, milletin ciddi bir kısmı da "devletimiz çok yaşa, vatan sana canım feda, kahrolsun PKK" marşını söylemeye devam etmek zorunda kalıyor. Bu aşşağılık şeytan oyununun bizzat hayatımızı düdükleyen global şeytanların bir "operasyonu" olduğu ve yerli şeytanlarca da "idaresinin yürütüldüğüyle" yüzleşmek imkansızlaştırılmaya çalışılıyor. Bu gerçekleri, yani devletimizin ve ordumuzun Global Şeytanlığa yaptığı hizmeti en çok kendini "Türk Milliyetçsi" olarak tanımlayanların ifşa etmesi, sorgulaması ve karşı koyması gerekirken (ülkemiz bakış açısından), ne hikmetse bu konuda Türk Milliyetçiliği adına doğru dürüst ses soluk çıkmıyor. PKK global şeytanlarca besleniyor ve onlarla işbirliği yapıyor da bizim devletimiz ve ordumuz yapmıyor mu? ABD'yle ve İsrail'le, NATO'yla benzer pek çok uluslararası şeytani güçlerle, yani İlüminati'yle, yani Şeytan'la "ittifakımız" var. PKK'nın ardındaki Şeytan'la bizim devletimizi ve ordumuzu ciddi oranlarda kontrol altında bulunduran Şeytan farklı mı? Bir insanın vay ben dinciyim, vay ben milliyetçiyim, vay ben şucuyum, bucuyum deyip "kahrolsun şucular bucular" diye savaş naraları atması, eğer temel Global Şeytanlık düzeni ve bizim o Şeytanların kucağındaki durumumuz gözden kaçırılarak yapılmaya çalışılıyorsa, bizzat o şeytanlığa yapılan hizmettir.

Atatürkçüsü de, İslamcısı da, Türk Milliyetçisi de, Kürt Milliyetçisi de diyecek ki arkadaş özellikle ABD ve İsrail devletleri ve yine bunların güdümündeki global ekonomik, askeri, siyasi kuruluşlar ekseninde yüzünü gösteren Global Şeytanlar bizzat bizim devletimize ve ordumuza sızıp onları "kullanarak" bizi birbirimize düşürmeye, nefret ve kin doldurmaya, anlayıştan, işbirliğinden, kardeşlikten, dayanışmadan uzaklaştırmaya çalışıyor, gelin bu oyunu bozalım. İslamcı, Atatürkçü, Türkçü, Kürtçü, Alevi, Sünni, Sağcı, Solcu bunu yapabildiği ölçüde değerlidir, güzeldir, Hakka ve Halka hizmetkardır, yoksa davası beş para etmez, aksine şeytana hizmet eder.


bozadi

ABD-İsrail ikilisini vurguluyorum ama bu benim örneğin Rusya, Çin veya İran'a körü körüne güvenmeyi, onları veya onlardan herhangi birini körü körüne savunmayı teşvik ettiğim anlamına gelmiyor. Ama gerçekten İlüminati diye özetlediğimiz Global Şeytanlığın devlet bazında en görünür yüzü ABD-İsrail ikilisidir ve ne yazık ki tıpkı Suudi Arabistan gibi bizim devletimiz de uzun zamandır (Tayyip'ten çok daha öncesinden beri) Şeytanlık yaptıkları apaçık ortada olan bu ikilinin yaptırımlarına, baskılarına, tehditlerine, rüşvetlerine ciddi oranlarda boyun eğmiş ve itaat edegelmiştir. PKK'nın da aynı şeytanların ciddi ölçüde bir oyuncağı olduğu apaçıktır. O halde İslamcısı da, Atatürkçüsü de, Türkçüsü de, Kürtçüsü de (vb) önce bu apaçık Global Şeytanlığı ve onun kendi ülkemizdeki uzantılarını ve faaliyetlerini eleştirmelidir. Bunun yerine kendi halkımızı ayırıp Şeytanlaştırmak ve hedef haline getirmeye çalışmak tam da Global Şeytanların değirmenine su taşımaktır.

Şu anlaşılmalıdır ki, eğer Türkler, Kürtler, diğer milliyetler veya halklar, Atatürkçüler, İslamcılar, Solcular, Sağcılar, Aleviler, Sünniler vb işbirliği yapmazsak, Global Şeytanlar ve onların yerli uzantıları devletimiz, ordumuz ve diğer kurumlarımız üzerinde çoktandır elde etmiş oldukları kontrolü kullanarak bizi daima birbirimize düşürüp zayıflatacak, parçalayacak, sömürecek ve sonunda yok edecektir. İnsanlık namına, Hak namına, adalet namına, hepimizin maruz kalmakta olduğu işkencelere bir son vermek için işbirliği yapmalı, bunun yollarını araştırmalıyız.

ağaçkakan

Kesinlikle doğru söylüyorsun bozadi. Hangi görüşten olursak olalım, o görüşün özüne uygun biçinde savunulması önemli. Günümüzde o global şeytanlığın oyuncağı olmuş biçimde kendini solcu, sağcı, islamcı, milliyetçi vb olarak tanımlayan ve aslında onlara hizmet eden kişiler çoğunlukta.

Bizim devletimiz de uzun yıllar kendi halkına karşı, kendi halkını birbirine düşüren, iç savaşı körükleyen bir tarzda örgütlendi. Yakın tarihimiz bunun örnekleriyle dolu. Her devlet kendi içinde düzen ve normal işleyiş olsun ister. Ama bizimkiler düzensizliğe ve anormal koşullara yöneldiler. 12 eylül öncesindeki sağ-sol çatışmalarının bu nedenle körüklendiğini, 12 eylül darbesiyle yeni acılara boğulduğunu, Kürd sorununun çözülemeyecek biçimde ele alındığını gördük.

PKK de bu güçlerin oyuncağı olmuş durumda ve bu nedenle anlamsız biçimde şiddeti yükseltiyor.

Rusya, Çin ve İran da elbette güven vermiyor. Onlar da Ortadoğu'da kendi çıkarları doğrultusunda çözümcü olmayan bir politika izliyor. Kanlı Esad rejimine koşulsuz destekleri de bu nedenle. Bu da çözüm yolunu açıp bölgeye barışı ve huzuru getirmenin önünde bir engel. Işid türü kanlı terörist yapıların bataklığının kurutulmasına da bir engel bu durum.

PKK çözüm sürecine uymuş gibi görünürken, Rojava projesi nedeniyle süreci askıya alıp silahlı mücadeleyi yeniden başlattı. ABD, Rusya ve İran'ın taktik desteği de bunda rol oynadı.

Bölgede ABD ve Rusya karşı karşıya gelmekten çok, taktik mücadeleler yoluyla bir çözümde uzlaşmaya gidecekler gibi görünüyor. Ama olan da milyonlarca acılı insana oluyor, bölgeye oluyor.
 

bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen ağaçkakan

Rusya, Çin ve İran da elbette güven vermiyor. Onlar da Ortadoğu'da kendi çıkarları doğrultusunda çözümcü olmayan bir politika izliyor. Kanlı Esad rejimine koşulsuz destekleri de bu nedenle. Bu da çözüm yolunu açıp bölgeye barışı ve huzuru getirmenin önünde bir engel. Işid türü kanlı terörist yapıların bataklığının kurutulmasına da bir engel bu durum.
Bu hususta kesinlikle aynı fikirde değiliz ağaçkakan. K'ların konuyla ilgili açıklamalarının da bu görüşümde etkisi çok büyük kesinlikle ama belirtmem gerekiyor ki Putin Rusyası bana (ve bence "insanlığa") güven ve hatta güvenden çok fazlasını veriyor.

Rusya, Çin veya İran'ın Ortadoğu'ya "barışı ve huzuru getirmenin önünde engel" teşkil ettiğini hiç sanmıyorum. Ortadoğu'nun teröristan olmasının neredeyse tek sebebi ABD ve İsrail devletlerinin kesintisiz terörist faaliyetleridir ve bu iki şeytanın Suudi Arabistan ve bizim devletimiz gibi müttefikleridir. "Kanlı rejim" dediğin Esad, o şeytan ABD'ye ve İsrail'e köpeklik etmeyi REDDETTİĞİ için yüzbinlerce satılık kuduz cihat köpeğinin hedefi haline getirildi. Herkes çok iyi biliyor ki, Suriye halkının ve ordusunun ezici çoğunluğu Sünni olduğu halde, o halkın çoğunluğu Esad'ı seviyor ve destekliyor, öyle olmasaydı hiçbir güç Esad'ı bu savaşta muzaffer kılamazdı. Ölen çok sayıda sivilin baş sorumlusu Esad değil, ABD ve İsrail şeytanları ve bu şeytanların Suudi Arabistan ve bizim devletimiz gibi müttefiklerinindir.

Neden basit olan resmi zorlaştırıyorsun? Ortadoğu başta olmak üzere tüm dünyadaki terörün İlüminati denen Global Şeytanların devlet bazındaki karşılığı olan ABD-İsrail ikilisi ve müttefiklerinin bir ürünü olduğunu görmüyor musun?

ağaçkakan

Evet, baş sorumlu ABD-İsrail ikilisi. Buna tabii ki katılıyorum. Ancak diğer sorumluların da payı var bunda. Suriye devletinin yıllardır süren baskıcı bir karakteri var. Öyle olmasaydı olaylar bu derece vahim hale gelmezdi. Suriye halkının bu kadar büyük bir kısmı ülkesini terk edip mültecileşmezdi. Bu insanların bir kısmı cihadist-terörist örgütlerin kıyımından kaçıp göç ettiler ama bir kısmı da Suriye devletinin bombardımanından kaçıp göçtüler.

Rusya ve İran da kendi çıkarları için orada politika sürdürüyorlar. Bu da doğal. Ama çözümcü olmaktan uzak görünüyor bu politikalar.

K celselerinde söylenen Putin'in global şeytanların çıkarlarını bozduğu idi. Bu da doğrudur. Ama bu, Putin'in ve İran'ın hatasız ve günahsız oldukları, halkların yanında politika izledikleri anlamına çekilecek şekilde yorumlanamaz bence.
 

bozadi

Suriye devlet yönetimi baskıcı olageldi, doğru. Esad melek değil. Ama hedef haline getirilmesi gereken bir şeytan da değil. Onu ABD-İsrail Şeytanlaştırmaya çalışıyor çünkü Esad onlara boyun eğmiyor, itaat etmiyor, onların şeytani planlarına karşı çıkıyor. Ortadoğu'da bunu yapma cesaretine, kararlılığına ve gücüne sahip çok fazla devlet yöneticisi bulamazsın. Eğer Suriye devleti ve ordusu pek çok insanın ölümüne neden olan bombalamalar yaptıysa, bunu keyiften halkı katletmek için yapmadı, sürekli olarak halkın arasına karışıp onları canlı kalkan olarak kullanan ABD-İsrail oyuncağı cihatçıların şerefsizce faaliyetlerini durdurmak için yaptı. Eğer Esad gerçekten körü körüne kendi halkını yok etmeye çalışan biri olsaydı, ordusu ve halkı onu sahiplenmezdi. ABD-İsrail gibi dünyanın baş şeytanları tüm güçleriyle Esad yönetimini yok etmeye çalışırken, sayısız kiralık cihat zombisini Esad'ın üzerine salarken, IŞİD'i besleyip büyütürken eğer Suriye halkının ve ordusunun çoğunluğu Esad'ın bir şeytan olduğuna inansaydı, ne pahasına olursa olsun onu indirirlerdi.

Neden Esad'ı tüm güçleriyle kötüleyen ve ona saldıran güçler Suriye halkının iradesini umursamıyor? Çünkü Suriye halkının çoğunluğu Esad'a karşı değil. Esad'a saldıranlar Suriye halkının iradesini asla umursamıyor, sadece "Esad'ı indirmekten" bahsediyorlar ve bunu yapmak için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar. Egemen bir devlete saldırıyorlar. Sırf bunun için terör örgütleri yaratıyorlar. "Müslüman" terör örgütleri. Ne kadar ilginçtir ki tüm bu aşşağılık çabalar amacına ulaşamadı.

Madem ABD-İsrail ikilisinin baş şeytanlar olduğunu kabul ediyorsun, o zaman o baş şeytanların şeytanlığını açıkça söyleyip onlara karşı tavır alıp karşı koyanlarla koymayanları birbirinden ayırmaya çalışmalısın. İslam dünyasında Esad'ı kötüleyenler ve ona saldıranlar veya ona saldıranları besleyenler arasında her kim Esad'ı eleştirdiği kadar ABD'yi, İsrail'i eleştirmiyorsa, her kim Esad'la mücadele ettiği kadar Baş Şeytanlarla mücadele etmiyor ve hatta onlarla işbirliği, daha doğrusu köpeklik ilişkisine giriyorsa, onlar kadar aşağılık biri yoktur.

Ve Suriye Devleti baskıcı da bizim devletimiz değil mi? Bizim devletimizin kendi halkını işkence ve katliama maruz bırakma konusunda Suriye'den "önde" olabileceğini düşündün mü hiç? Veya ağızlarından salyalarak saçarak Esad'ı lanetleyenler İslam dünyasının baş düşmanı olan ABD'ye, İsrail'e aynı tepkiyi göstermişler mi? NATO denen İslam celladı kuruluşa aynı itirazı yapabilmişler mi? O kadar yürekleri var mı?

Rusya da günahsız değildir, İran da değildir ama hiç biri dünyanın baş şeytanları olan ABD-İsrail ikilisine köpeklik etmedikleri gibi o şeytanlara karşı var güçleriyle direniyorlar. Bu hepimizin bugünü ve yarını için paha biçilmez bir değere sahiptir. Tüm dünya insanlığının olduğu gibi özellikle de Müslüman aleminin açık açık baş düşmanı ve katili olan, tüm dünyayla birlikte bizim ekonomik-siyasi-askeri berbat yaşam koşullarımızın bu berbatlıkta sürmesini sağlayan ABD-İsrail şeytanlarına karşı çıkmayan ve hatta bir de onlarla ittifaka giren Müslümansa, lanet olsun öyle Müslümanlığa. İslam'ın Hakka değil Şeytana tapan bir versiyonu olmalı onlar.

ağaçkakan

K'ler Esad için, "o kadar zalim biri değil" demişti. Bunu, Esad'ın kimyasal silah kullanıp kullanmadığı ile ilgili bir soruya cevaben söylemişlerdi.

Ama Esad, kendi ülkesinin şehirlerini uçaklardan atılan bombalarla yerle bir etti. Hardal gibi kimyasal silah kullandı ve çok kişinin ölmesine yol açtı. Halep gibi tarihî değere sahip kentler yok oldu.

Suriye halkının çoğunluğu Esad'ın yanında mı? Bunu olumlu cevaplayacak durumda değiliz. O halkın önemli bir kısmı göçtü çünki. Göç ettirildi. Ama şunu söyleyebiliriz: Rusya ve İran olmayasaydı esad rejimi bu kadar dayanamazdı.

Bizim devlet de kürd halkı üzerinde çokça zulüm uyguladı tabii. Ama yine de Suriye kadar zulüm uygulamadı ki kurdlerimiz yine de bu ülkede kalıyor, başka ülkelere büyük göçler yapmıyor. Mesela pkk'nin saçma hendek savaşı sırasında sivil kurdler de zarar gördüğü halde başka ülkelere, mesela pkk'nin hakimiyetindeki Rojava'nın içine göçmüyor. Yine bu topraklarda kalıyor.

Dediğine katılıyorum; ABD ve israil'e karşı çıkmayan bir İslamcı hareket sahtedir. Ben de ilamî radikal örgütleri onaylamiyorum. Keşke silahlı mücadele yoluna hiç girmeselerdi. Bu felaketin sorumluluğundan onlara da pay düşüyor.

Ben aslında laik ve çağdaş biri olarak Esad rejiminin devamını cihadcı örgütlere tercih ederim. Ama görünen o ki, çok kötü işler yaptılar ve yeniden bir araya gelemeyecek kadar parçaladılar ülkeyi.

K'ler bizim hassasiyetle yaklaştığımız güncel olaylara daha soğukkanlı bakıyorlar doğal olarak. O nedenle ifadeleri daha nesnel ve genel olabilir. Onlar asıl büyük tehlike olarak konsorsiyumu görüp ona karşı bir güç olarak Rusya'yı ve Putin'i anlaşılır biçimde destekliyorlar. Bu da doğru.

Ama biz de kendi bakış açımızdan başka şeyleri görüyoruz. Mesela rusya'nın pkk ve pyd'ye yeşil ışık yaktığını ve desteklediğini... bu, k'ler nezdinde çok ufak bir ayrıntı olacaktır belki.

Bu konularda ortaklaşacağımız doğrular çoktur muhtemelen, ama vurgu yapılan yer konusunda farklılık oluyor. Ben bu nedenle her yaklaşımda doğruluk payı görüyorum. Tabii yanlış kısımlar da...
 

bozadi

Bizim devletimiz sadece Kürtlere değil tüm ülke halkına işkence edegeldi. Göğsünü gere gere ABD'yle, İsrail'le müttefik olduğunu söyleyen bir devletten ve ordudan farklı bir karakter ve davranış beklemek de hayalcilik olurdu. Osmanlı'dan beri halk ezilmeye, yamulmaya, sömürülmeye, aşağılanmaya, kulluk bilincine öylesine lanetli bir şekilde alıştırılmış ki (tıpkı yeni Osmanlıcı Tayyip'in aklısıra bugünlerde var gücüyle hortlatma teşebbüslerinde bulunduğu gibi), belirli ciddi bir eşiği geçmedikçe işkenceyi, adaletsizliği, şeytanlığı görmezden gelme eğilimindeyiz, biraz da kendimizi kandırıp normal bir hayatımız varmış gibi rol yapabilmek için gerekli hale geldi adeta şiddetli berbatlıklara körlük taslamak. İnsanlar feci şekilde korkutulmuş, sindirilmiş durumda. Bizzat resmi kurumlar yoluyla yapılan sayısız haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe, şeytanlığa kolay kolay ses çıkaramayacak hale gelmişler.

Bizim devletimiz ve ordumuz üzerinde büyük bir etki ve kontrol gücüne sahip olan şeytanlar ile PKK'nın ardındaki şeytanlar aynı Global Şeytanlar. Ve devletimiz/ordumuz ile PKK arasındaki aşşağılık danışıklı horoz dövüşünün aynı Global Şeytanların bitmek bilmeyen (temcit pilavı misali) bir senaryosu olduğu bir yandan çok iyi bilinirken, bir yandan da belirttiğim "sindirilmişlik, ezilmişlik, korkutulmuşluk, ölüm gösterilip sıtmaya razı edilmişlik" koşulları nedeniyle millet Devlete ve Orduya sirayet etmiş şeytanlıkları sorgulamaktan feci şekilde korkuyor, hatta milletin azımsanamayacak bir kısmı o sorgulamaları yapmaya çalışanların "sopalanması" çalışmalarında bizzat gönüllü güç olarak görev almaya heves edecek kadar da yoz durumda.

PKK'yı ve PYD'yi tam olarak aynı şey olarak görmüyorum. %100 farklı şeyler olarak da görmüyorum, bir miktar etkileşimleri var belli ki ama bunun düzeyi çok yüksek değil gibi görünüyor bana; PKK'yla karşılaştırdığımda PYD'nin faaliyetlerini makul buluyorum ille %100 her yaptıklarını değilse bile, örneğin ABD'yle ittifak eğilimini son derece sakat buluyorum. Ama ilginç ve aslında anlamlı bir şekilde Rusya'ya da yeşil ışık yaktılar. ABD ve Rusya PYD konusunda bir rekabette olabilir, iki taraf da "cici" davranıp onları siyasi olarak kendi tarafına çekmeye çalışıyor muhtemelen. Denize düşen yılana sarılır misali ABD'yle arayı iyi tutmaya çalışıyorlar destek alabilmek için (her ne kadar bütün sorunu zaten ABD çıkarıyor olsa da). Salih Müslim'in açıklamalarında, tutumlarında büyük bir anormallik görmedim takip ettiğim kadarıyla. Üstelik Suriye devletiyle ciddi sorunları ve muhalif bir durumları olmasına rağmen bunun böyle olduğunu düşünüyorum. Ayrıca, bizim devletimizle/ordumuzla karşılaştırıldığında PYD'nin (veya onunla bağlantılı silahlı güçlerin) IŞİD'e karşı çok daha fazla mücadele vermiş ve vermeye devam etmesi gibi bir durum var. Bizim devletimizin/ordumuzun Türkiye'deki IŞİD ve diğer benzer İslami terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı tek kelimeyle "dehşet verici" bir mücadelesizliği ve müdahalesizliği ve hatta doğrudan ve dolaylı ciddi bir desteği var, değil ki Türkiye sınırları ötesinde IŞİD'e "gerçekten" savaşsın. AKP'nin kendisi devletin genel karakterine uygun bir şekilde "terörist" (korkutma, sindirme, baskı ve işkenceyle egosal-şeytani koşulları kabul ettirme) nitelikli olduğu için, PKK'yla da, IŞİD'le de, benzerleriyle de gerçekten etkili bir şekilde mücadele etmesini beklemek çok anlamlı olmuyor. Üstelik bu AKP'yle başlamış bir sorun değil. Diyorum ya, ABD-İsrail'in müttefiki olmaktan gurur duyan bir Türkiye'nin burnunun boktan çıkması pek kolay değil.

Bizim Ortadoğu ve dünya genelinde olan biteni tartışmamız, uyumlu-uyumsuz çeşitli görüşlerimizi paylaşmamız elbette doğal ve gereklidir ama önceliğimiz kendi ülkemizin durumu olmalıdır bence. Bu konudaki fikirlerini biraz daha ayrıntılı olarak öğrenmek isterim doğrusu ağaçkakan. Ne görüyorsun, neler düşünüyorsun, ne olursa iyi olur, ne olursa kötü olur, ümidin, beklentin ne yöndedir? AKP öncesinden beri devam eden ABD-İsrail ittifakımızın içinde bulunduğumuz berbatlıklarla (PKK, ekonomik/hukuki adaletsizlikler, işkenceler, katliamlar...) önemli bir bağı/ilişkisi olduğunu düşünüyor musun?

Arulnool

Bizlere bir takım refleksler, çok baskıcı, otoriter gibi görünsede esad ve ülkesi Suriye bu yöntemi boşuna uygulamamış şimdiki durumu görünce! Tarihi bir gerçektir, büyük güçlerle uğraşırsan onlar seni içten çökertmeye çalışır. Suriye devleti, yüzyılımızın en psikopat eğilimli yapısıyla mucadele ediyor! Siyonist israil devletiyle! Öyle bir güç ki, ellerinde hertürlü kaynak mevcut! nükleer , kimyasal ve biyolojik silah. Ve ayrıca dünya siyasetinde destekçileri azımsanmayacak kadar fazla olan bir psikopat devlet! Ve bizler burada esadın halkına baskısından söz ediyoruz!!! Biraz olsun tebessüm edin bu söyleme! Lütfen söyleyin, büyük güçlerin sizi ortadan kaldırmaması için siz ne yaparsınız! içte safları sıklaştırırsınız, güce tapan pislikleri ayıklamakla uğraşırsınız. Çünkü en küçük bir açık böyle güçler karşısında hayati derecededir!!! Durumun bu vahametini anlamadan Esad halkına yıllardır baskı yapıyor demek çok kolaydır! Karanlık geliyor beyler! Karanlığa karşı mücadeleyi nasıl yapıcaksın? Gücü elinde bulundurana karşı nasıl hareket edeceksin! Eğer ki Tv ekran yorumcularının zihin bulandıran sözcükleri ve terminolojilerini  sanki  hakikatmiş gibi söylüyorsanız, sizde  psikopat güçlerin istediği şekle bürünüyorsunuz demektir.

Evet Esad demokratik değil[:)] Sayın o zaman demokratik ülkeleri!!! Bir bakın geçmişlerine! "Baskıcı olmakmış" Biz gelen çok karanlık bir tablodan bahsediyoruz, ne baskıcılığı ey dostlar! Halkına varil bombası atıyormuş! Sivilleri katlediyormuş! Bunu söylersiniz ama, arka planda siviller zarar görmesin diye neler neler yapıldığını bilmezsiniz! Suriye devletinin kontrolü altındaki bölgelerde halkın görüşüyle alakalı hiç bir şey bilmezsiniz! sadece baskıcı, Kanlı esad! demek kolaydır.

Sevgili dostlar bizler, tv lerde, yada yazılı basında bizlere gösterilenlere karşı her zaman şüpheci davranmakla mükellefiz. Olayların arka planlarını sorgulamak bizlerin en temel dürtüsü olmalı ki, ışığı farkedip, hakikatı görelim.

Sevgiler, saygılar.
Anlamak isterken, hoş gördüm yargıları...

ağaçkakan

Bozadi, elbette ABD ile 50'lerden beri girdiğimiz ilişkinin sonuçlarını yaşıyoruz. İsrail de bu ilişkide yer alıyor. Bir İsrail yetkilisinin meşhur sözüdür; "Türkiye ile aramızda metres ilişkisi var" diye. Kürd sorununun bu hâle gelmesinde de inkarcı ve baskıcı politikanın payı büyük.

Nasıl bir şey olursa iyi olur? Umudum giderek azalıyor ama elbette demokratik ve batı tipi, çağdaş, ülke dinamiklerini geliştirici bir yola girilirse iyi olur. Ama aksi bir yola girdik. Mesela giderek daha ideolojik, daha dinsel, daha dışlayıcı bir söylem yükseltiliyor. Oysa başlangıçta AKP'nin olumlu bir yönelimi olmuştu. Hem kırk yıllık cüvesayet rejimini yıkmıştı, hem de geniş kesimlerin beklentilerini çekebilmişti.

Şimdi bile AKP'ye verilen yüzde 50'lik destek ideolojik değil, ekonomik ve sosyal beklentilere dönük destektir. Ama Erdoğan bunu bitirmeye kararlı sanki! :)

Şu an sıkı bir mücadele yaşanıyor. Eski iktidar sahipleri ile şimdikiler arasında... Bir darbe hazırlığından söz ediliyor ki bu bizim yolumuz olamaz. Öte yandan Erdoğan'ın tek adamlığı da ciddi bir tehlike. Ama buna engel olacak kalitede ve güçte bir muhalefet de yok.

Pyd ve ypg aslında pkk'nin kurdurduğu bir örgüt. Ama onu daha meşru gösteren, ışid gibi bir barbarlığın karşısına çıkması. PKK de öyle bir mücadele içinde olaydı daha olumlu bir algı yaratabilirdi. Ama PKK, yasal ve nispeten demokratik bir sistemdeyden silahlı mücadele yürütüyor. Üstelik çok vahşice yapıyor bunu, sivillerin arasında tonlarca bombaları patlatarak...

 

ağaçkakan

Sayın Arulnool, ben Suriye şehirlerinin fotoğraflarını ve videolarını görüp de öyle söylüyorum. Muhaliflerin ellerinde uçak ve top yok. Ama Esad rejiminin elinde var. O şehirleri yakıp yıkan da o uçaklar ve toplar olmalı diye bir mantık yürütüyorum.

Yasadışı cihatcı örgütlere karşı silah yoluyla mücadele verilirken sivilleri korumak gerekmez mi? Sivillerin durumu ortada, yıkılan kentlerin durumu ortada. Bunun da en büyük sorumlusu bence Suriye devletidir.

Yoksa dediğim gibi, ben radikal islamcı örgütlerin değil, Esad tipi laik bir rejimin devamını isterim. Ama haydutluk yapan rejimleri sırf laikler diye desteklemek de olacak şey değil.

Mesela Saddam rejimi de laikti. Ama o da kendi halkına karşı zulmeden, kimyasal silah kullanan, haydut bir rejimdi. Yıkılması gerekiyordu ama keşke onu ABD emperyalizmi değil de kendi halkı yıkabilseydi.

ABD onu yıkarken daha büyük felaketlere yol açacak işler yaptı. Bugünki ışid korkunçluğunun müsebbibi de ABD'dir. Işid hep, saddam'ın kitle desteğinin yüksek olduğu, Felluce gibi yerlerde palazlandı.

 

Arulnool

Sayın Ağaçkakan, büyük resmi göremeyip, sizlere gösterilen ayrıntılara takılmaya devam ederseniz, hiç bir yol katedemezsiniz!

Söyleyin bana ağaçkakan, ülkenizdeki bir siyasi düşünce, ideoloji, yada dini bir yapı ülkenin yönetim şeklini beğenmiyor diye terörize hareketlerde bulunup silahlanırsa ne yaparsınız? Ülkedeki, asker, polis ve devlet katındaki her türlü memurun suikastlere uğraması, katledilmesi karşısında ne yaparsınız? Bu tarz grupların ülkede bozgunculuk ve ayrımcılık yaparak nefret suçu işlemesi, kendilerine uymayan insanları katletmeleri karşısında ne yaparsınız? Ülkenin alt yapısına ciddi oranda zarar verilmesi, ülkenin sosyal dokusu, tarihi ve ekonomik yapısına karşı terörize hareketler karşısında ne yaparsınız? Ülkedeki bir takım dini hareketlerin halkın arasında taraftar bulalarak silahlanması, ve halkı kalkan yapıp asker ve polisleri öldürmesi karşısında ne yaparsınız? Muhalefet diye nitelenen grubların, dış ülkelerden aldığı destek ve silah yardımları neticesiyle ülkeyi bölmeleri durumunda ne yaparsınız? Ve daha sayacağım bir çok etki var ağaçkakan.

Ben yıllardır adım adım suriye savaşını takip etmekteyim. Size olanı özet geçeyim o zaman.

2011 Arap baharı başladığında, batılı ülkeler bunun suriyeyede sıçrayacağını sık sık dile getiriyordu. Ancak suriye halkında bekledikleri protesto gösterileriyle karşılaşmadılar. Büyük şehirlerin hiç birinde yönetimi protesto eden kalabalıklar olmadı! Protesto gösterileri daha çok kırsal kesimde cılız bir şekilde gerçekleşti. Ancak cılız bir şekilde yapılan gösterilerde, suriye devletini halkına saldırıyormuş izlenimi verdirmek için silahlı kişilerce halkın üzerine ateş açıldı. Ve ayrıca bu silahlı kişiler, polis ve askerlerede saldırmaya başladılar. Şimdiki zamana bakarsanız bu silahlı kişileri kimlerin yönettiği bulabilirsin ağaçkakan! ama gerçekte altında ciddi bir projenin fitili ateşleniyordu suriye üzerinde! suriyenin karıştırlmak istenmesinin en önemli nedenlerinden biri akdenizde bulunan doğal gaz yataklarıydı.Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap emirliklerinin; fars körfezi petrol ticari yolunu değiştirip, iranı baypas edecek bir yol izlemeleriydi. Bu yolda akdenize petrol boru hatlarını ulaştırmakla mümkündü! Batılılar ve israil açısından akdenize ulaşacak petrol boru hatları çok önemlidir. Eğer akdenize böyle bir boru hattı ulaşırsa, rusya bu durumdan en çok zararı görebilecek ülke olacaktı! o bölgedeki en ciddi engel suriye devleti ve yönetimiydi! Bu yönetimi ortadan kaldırarak hem israil rahatlatılacak hemde ekonomik açıdan çok ciddi karlar edilecek vede rusya, iran ciddi oranda zayıflatılacaktı. Oyun çok büyük ağaçkakan! Bu kadar büyük oyunu oynayan devletlerin, insanların ölümüyle ilgilenebileceğini düşünebiliyormusun! Her şey bir var olma mücadelesi! İşte senin bahsettiğin sivilerin ölmesi, şehirlerin yıkılması süreçleri bu iki dev blokun suriyede savaşması nedeniyledir! suriye devleti, kendi ülkesine bağımlı olan vatandaşlarını daha güvenli şehirlere aktardı ve aktarmaya devam ediyor. Şehirleri esir almış terörist grublara karşı şehir savaşı yapmadan nasıl temizleyeceksin o yerleri? Ben burada suriye devleti tamamen günahsızdır demiyorum ki? o eşiği çoktan aştık ağaçkakan! Olay artık karanlık ile aydınlık savaşı!Burada aydınlığı temsil edenler, K'ların da dile getirdiği gibi Rusya'nın oluşturduğu Bloktur. Ve bu blokun en ortasında Esad ve suriye devleti durmakta! Bakış açını bu şekilde değiştiremezsen eğer, tv proğramlarında yada internet ortamında sana gösterilen görsellerle yargılamalarda bulunursun. Ve algı oyunlarının etkisiyle psikopat eğilimli düşüncenin farkında olmadan tarafgirliğini yaparsın! belki sözlerim çok ağır ama hakikat budur ağaçkakan!

Sevgiler, saygılar.
Anlamak isterken, hoş gördüm yargıları...