Havuz'dan İsrail anlaşmasına karşı tek cılız ses! (27 Haziran)

Başlatan bozadi, 27 Haziran 2016, 18:32:34

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

29 Haziran 2016

Mehmet Okur'dan Binali Yıldırım'a sert tepki


Atatürk Havalimanı'nda gerçekleşen bombalı saldırıların ardından Başbakan Binali Yıldırım'ın "Havalimanında güvenlik zafiyeti yoktu" açıklamasına, eski milli basketbolcu Mehmet Okur'dan sert tepki geldi.




Uzun yıllar NBA'de oynayan Mehmet Okur, kişisel Twitter hesabından yaptığı yorumda, "Güvenlik zafiyeti yok (mus)! Bir de olsa. Aman Allah'ım düşünmek bile istemiyorum. Allah hepimizin yardımcısı olsun" diye yazdı.

Okur'un bu tweeti sosyal medyada büyük yankı yarattı. Bazı yorumlarda Mehmet Okur'a destek verilirken, bazılarında tepki gösterildi.




 
Kaynak: birgun.net


bozadi

29 Haziran 2016

Atatürk Havalimanı'na yapılan saldırı 20 gün önceden biliniyormuş


Havalimanı saldırısının 20 gün önce istihbarat birimleri tarafından devletin tüm kurumlarına bir yazı ile bildirildiği ortaya çıktı.




Atatürk Havalimanı'nda IŞİD'in saldırı düzenleyeceğinin, yaklaşık 20 gün önce istihbarat birimleri tarafından devletin tüm kurumlarına bir yazı ile bildirildiği ortaya çıktı.

CNN Türk canlı yayınında konuşan CNN Türk Ankara Temsilcisi Hande Fırat, "İstanbul'la ilgili olarak da Haziran ayının başında, yaklaşık 20 gün önce istihbarat birimleri devletin tepesine ve tüm kurumlarına uyarı yazısı gönderdi. Bu uyarı yazısında yer isimleriyle bu uyarı yer aldı." Yer isimleri arasında Atatürk Havalimanı'nın olup olmadığının sorulması üzerine Gazeteci Fırat, uyarıda Atatürk Havalimanı ifadesinin de yer aldığını belirtti.



 
Kaynak: odatv.com


bozadi

Kasyopya forumda konuyla ilgili en çok dillendirilen görüş, olayın "Türkiye'nin Rusya'dan özür dilemesi" veya "Rusya'ya yaklaşma olasılığı göstermesi" nedeniyle Malum Güçlerin araçları (CIA/Mossad) tarafından "ayarlandığı" yönünde. Aslında son 1 yılda ülkemizde yüzlerce sivilin ölümüne neden olan bombalı saldırıların çoğu da aynı konuda bir "uyarı" niteliğindeydi muhtemelen. Türkiye'nin Rusya ve İran gibi güçlerle ittifak yapmaması için birer uyarı. Bundan o derecede korkuyorlar. Rusya'nın ve İran'ın düşmanları aslında aynı zamanda İslam aleminin de baş düşmanları. Gerçek bu olduğu halde öylesine büyük bir propaganda, beyin yıkama ve baskı ortamı yaratılıyor ki, sanki İslam alemine zarar verenler ABD-İsrail ve müttefikleri değil de Rusya ve İran ve müttefikleriymiş sanırsınız. Bilerek veya bilmeyerek bu şeytani hipnozu yayanlar ve destekleyenler İsrail-ABD ittifakının şeytanlığını ve İslam aleminin ve tüm insanlığın esas düşmanlarının bunlar olduğunu haykırabilseler ve bu gerçeğin gerektirdiği gibi hareket edebilseler, Rusya'ya ve İran'a ve müttefiklerine karşı duydukları öfkeyi, şüpheyi, gösterdikleri tepkileri bir nebze anlayacağım, samimi olabileceklerini düşüneceğim ama tüm dünyayla birlikte özellikle bizim ülkemizin ve İslam coğrafyasının baş tecavüzcülerine ve cellatlarına karşı güçlü ve samimi bir karşı koyuş sergilemeyip hem de o karşı koyuşu esas olarak Rusya ve İran gibi devletlere gösterenlerin gerçekten şeytanlara hayatımız üzerindeki egemenliklerini sürdürmede birinci dereceden "yardım eden" eden (en hafif ifadeyle) kişiler olduklarını düşünüyorum. Yüreksizliktir, soysuzluktur, omurgasızlıktır...

bozadi

27 Haziran 2016

Erdoğan'dan yıllarca savunduğu Mavi Marmara'cılara fırça:
Giderken bana mı sordunuz!


Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, İsrail - Türkiye anlaşmasına ilişkin açıklama yaptı. Erdoğan, Başbakan olduğu dönemde Mavi Marmara gemisiyle Gazze'ye yardım götürenlere "Türkiye'den böyle bir insani yardımı götürmek için günün başbakanına mı sordunuz? Biz zaten yardımı yaptık, yapıyoruz. Bunları da yaparken, gövde gösterisi olsun diye mi yapıyoruz?" dedi.




Cumhurbaşkanı Erdoğan, Saray'da kendi personeline verdiği iftarda geçmişte faaliyetlerini savunduğu İHH'ye sert mesajlar verdi. Erdoğan, daha önce faaliyetlerini desteklediği İHH'nin, İsrail ile anlaşmaya tepki göstermesinin ardından rest çekti. Erdoğan, İHH'ye, "Giderken günün başbakanına mı sordunuz?" diye çıkıştı. Erdoğan şunları söyledi: "Biz İsrail ile olan ilişkilerimizi niye kesmiştik? 3 başlık vardı. Bunun bir tanesi özürdü. Özürü Sayın Obama'nın yanında gerçekleştirdiler. Söylemediğim şeyleri söylemişim gibi gösterenler var. Olayı yaşayan benim. Sen neyi gördün, neyi bildin? İkinci başlığımız tazminattı. 20 milyon dolar şehitlerimiz için tazminat olarak belirlendi. Bu kanın rakamı olur mu? Böyle bir tazminata karar verilmiş. Alır veya almaz. Siz kalkıp da Türkiye'den böyle bir yardım götürmek için günün Başbakanı'na mı sordunuz? Biz zaten bunları yapıyorduk. Ama gövde gösterisi olsun diye yapmadık. Bunları davul zurna çalarak değil, edebi adabı içinde yapıyoruz. İsrail'in sözü var. Türkiye üzerinden her türlü yardımın Gazze'ye girmesine izin verilecek."

Methiyelerini unuttu

Erdoğan, 2010'da Mavi Marmara gemisinde İsrail askerleri tarafından Türkiye vatandaşlarının ölüdürülmesinden bir gün sonra, İHH'ye sahip çıkarak, "İnsanlığın vicdanından süzülen yardım gemileri silahla, zorbalıkla engellendi. Yükü merhamet ve şefkat olan gemiler menzillerine varamadı, kana bulandı" demiş, attığı birçok tweette de bu olaya tepki göstermişti. Erdoğan 2011'de El Cezire Televizyonu'na verdiği söyleşide de "Aslında bu bir savaş nedenidir" demişti.

MAVİ MARMARA OLAYININ HEMEN ARDINDAN ERDOĞAN: AÇIKÇA DEVLET TERÖRÜDÜR!

Erdoğan Marvi Marmara olayının hemen ardından İsrail için "Yalan söylemeyi devlet politikası haline getiren ve işlediği suçtan yüzü kızarmayan bir yönetimden soruşturma beklemek yerine, uluslararası camia bu olayı tüm yönleriyle soruşturmalı ve hukuki karşılığını vermelidir. Kimse Türiye ile aşık atmaya, Türkiye'nin sabrını test etmeye kalkmamalı. Türkiye'nin dosluğu ne kadar kıymetliyse düşmanlığı da o kadar şiddetlidir. İsrail'i bu yaptıklarıyla başbaşa bırakamayız. Bu yönetim bunun bedelini ödemelidir. Alenen cinayet işleyen, alenen katliam yapan saldırgan bir devletin pişmanlık dilemeden ve hesap vermeden insanlığa kendini anlatması mümkün değildir. Yaptıkları açıkça devlet terörüdür" demişti.
 
Kaynak: cumhuriyet.com.tr


bozadi

1 Temmuz 2016

Panama Belgeleri haberlerine erişim engeli: Diken'in Mehmet Cengiz haberine sansür


Diken, Cumhuriyet, Journo, Sözcü  ve ABC Gazetesi'nin yayınladığı bazı Panama Belgeleri haberlerine erişim engeli getirildi.




Engelli Web'de yer alan bilgiye göre Diken, Cumhuriyet, Journo, Sözcü  ve ABC Gazetesi'nin konuyla ilgili bazı haberlerine İstanbul 3'üncü Sulh Ceza Hakimliği tarafından erişim engeli getirildi.

Cengiz'in 'P*****nk herifler! Katil etmeyin adamı' sözlerine engel

Diken de, mahkemenin birdizi erişim engeli kararına, "'Milletin a.... koyacağız' diyen Cengiz'den Cumhuriyet'e: Adamı katil etmeyin" başlıklı haberiyle maruz kaldı.

Söz konusu haberde 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonları sürecinde "Milletin a.... koyacağız" sözüyle ünlenen işadamı Mehmet Cengiz'in, Cumhuriyet'in 'Panamacı Türkler' başlıklı haberinde kendi fotoğrafını görünce gazeteyi arayıp "P*****nk herifler! Katil etmeyin adamı" diye tehditte bulunmasını aktarılmıştı.

Ne olmuştu?

Panama Belgeleri'yle, zengin ve muktedirlerin servetlerini gizlemek için çevirdiği dolaplar ortalığa saçılmıştı. Dünyanın önde gelen off-shore hizmetleri firmalarından Mossack Fonseca'ya ait 11 milyondan fazla belgenin 'sızdırıldığı' skandalda adı geçen 140 şirketin, bir siyasetçi ya da kamu görevlisinin doğrudan ya da aileleri yakınlarıyla bağlantılı olduğu ortaya çıkmıştı.

Müşteriler arasında eski ya da halen görevi başında 72 devlet başkanı ya da başbakan da bulunuyor.

Belgeleri sızdıran ve John Doe mahlasını kullanan kişi amacının dünya genelinde gittikçe artan gelir eşitsizliğiyle mücadele etmek olduğunu söylemişti.

370 gazeteci inceledi




Belgeler ilk olarak geçen yıl nisan ayında Alman gazetesi Suddeutsche Zeitung'a ulaştırıldı. Kimin sızdırdığı gizli tutuldu.

Gazete, belgeleri Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu'yla paylaştı. Konsorsiyum da belgeleri BBC, Guardian ve Le Monde gibi güvenilir gazete ve televizyonlara incelemeleri için gönderdi. Toplamda 78 ülkede çoğu gazete ve tv olmak üzere 107 medya kuruluşuyla paylaşılan belgeleri yaklaşık bir yıl boyunca 370 gazeteci doğrulatıp irdelemeye uğraştı (Türkiye'den yok).

Sızdırılan belge sayısı Wikileaks'den de Snowden Belgeleri'nden de fazla.

 
Kaynak: diken.com.tr