Ankara'da Bombalı Araçla Saldırı: 28 ölü, 61 yaralı (17 Şubat)

Başlatan bozadi, 18 Şubat 2016, 00:41:41

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

17 Şubat 2016

Ankara'nın kalbinde askeri servis otobüslerine bomba yüklü araçla saldırı; 28 ölü, 61 yaralı


Patlamanın TBMM ve Genelkurmay Başkanlığı arasında olduğu ileri sürüldü




Ankara, 10 Ekim 2015'te 103 kişinin hayatına mal olan IŞİD saldırısından yaklaşık 4,5 ay sonra TBMM ve Genelkurmay Başkanlığı'nın bulunduğu bölgede yeni bir bombalı saldırıya sahne oldu. Kara, Hava ve Deniz Kuvvetleri Komutanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı'nın ve eski Başbakanlık binasının da yanıbaşındaki Devlet Mahallesi'nde askeri lojmanların bulunduğu bölgede 18:32 sıralarında askeri servis otobüslerine bombalı araçla saldırı düzenlendi. Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, saldırıda 28 kişinin hayatını kaybettiğini, 61 kişinin yaralandığını söyledi. Saldırıyla ilgili haberlere yayın yasağı getirildi.

Yaptığı açıklamada "Saldırıda hayatını kaybeden kahraman silah ve çalışma arkadaşlarımıza, vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyoruz" ifadesine yer veren Genelkurmay, saldırıda hayatını kaybedenler arasında sivillerin de bulunduğu mesajını verdi.

Ankara Valisi Mehmet Kılıçlar, astsubaylardan general rütbesine kadar olan subaylar (albaylar)  ile TSK'da çalışan sivil memurların kullandığı askeri servis otobüslerine düzenlenen saldırının bomba yüklü araçla gerçekleştirildiği ihtimali üzerinde durduklarını söyledi. Yangın da çıkan bölgede birinin bomba yüklü olduğu tahmin edilen dört aracı soğutma çalışmalarının ardından güvenlik güçleri, ikinci bir bomba ihtimaline karşı inceleme başlattı. Saldırıda yaralananlar, 32 ambulansla çevredeki hastanelere kaldırıldı.

Güvenlik zirvesi toplandı, Cumhurbaşkanı Bakü, Başbakan Brüksel ziyaretini iptal etti

Saldırının ardından Beştepe'de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan başkanlığında güvenlik zirvesi düzenlendi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, saldırının ardından Azerbaycan ziyaretini iptal etti. Erdoğan'ın Aliyev'i aradığı ve Ankara'daki patlama nedeniyle ziyareti ertelemenin daha uygun olacağını söylediği öğrenildi. Aliyev'in Ankara'daki patlamadan derin üzüntü duyduğunu söylediği belirtildi. Başbakan Ahmet Davutoğlu, saldırının ardından Brüksel ziyaretini iptal etti.  Başbakan Davutoğlu, patlama sorularına ilişkin verdiği cevapta ise, "Bana bazı bilgiler geldi, bakacağız" ifadelerini kullandı.

Saldırı emekli general ve amiral lojmanlarının olduğu bölgede

CNN Türk canlı yayınına bağlanan Doğan Haber Ajansı (DHA) muhabiri Ünal Kaya, şöyle konuştu:

"Ankara'daki patlamanın servis aracına yönelik olduğu bildiriliyor.  Servis otobüsünün yanmaya devam ettiğini söyleyebiliriz. TBMM buradan 3-4 kilometre uzaklıkta. Yaralılara müdahale çalışmaları devam ediyor. İtfaiye ekipleri yeni müdahale etmeye başladı. Söndürme çalışmalarına başlanıldı. Patlama, askeri lojmanların bulunduğu bölgede oldu, yaralananlardan bazıları kendileri hastaneye gitti. İki servis aracının aynı anda yanmaya başlaması saldırı ihtimallerini güçlendiriyor. Patlamanın meydana geldiği yer, Emekli general ve amirallerin bulunduğu lojmanın tam karşısında bulunuyor."

Sağlık Bakanlığı açıklaması düzeltildi: 32 ambulans sevk edildi, kan ihtiyacı yok

Patlamanın ardından Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada kan ihtiyacı olduğu belirtilerek şöyle dendi:

"Patlamadan 4 dakika sonra ilk ambulans olay yerine ulaştı. Hemen ardından 32 ambulans olay yerine sevk edildi. Kan ihtiyacımız bulunmaktadır."

Sağlık Bakanlığı'nın açıklamasında daha sonra düzeltme yapıldı ve kan ihtiyacı olmadığı söylendi.

Yaralıların patlama yerine en yakın hastane olan Güven Hastanesi ile Numune Hastanesi'ne sevk edildiği öğrenildi.




İlk açıklamada "5 ölü, 11 yaralı var" diyen Valilik'ten ikinci açıklama: 18 ölü, 45 yaralı

Ankara Valisi Mehmet Kılıçlar, saat 19:05 sıralarında yaptığı ilk açıklamada ölü sayısını 5, yaralı sayısını 11 olarak açıkladı. Kılıçlar, 20:27'de yaptığı ikinci açıklamada ölü sayısının 18, yaralı sayısının 45 olduğunu söyledi.

Görgü tanığı şoför: Binek tipli bir araçta patlama oldu
 

Saldırı anında bölgedeki araçlardan birini kullanan Mehmet isimli şoför "Kırmızı ışıkta durduğumuz sırada 2 araç arkamızda belirdi, binek tipli bir araçta patlama oldu. Otobüslerde personel vardı. Çok şiddetli bir patlama oldu" dedi.
 
CHP'li Erdem: Patlama bölgesine 100 metre mesafedeyim, kanlar buraya kadar sıçradı

Olay yerine giden CHP milletvekili Eren Erdem, "Ben burada net bir bilgiye sahip değilim, sadece olay yerindeyim. Gördüğüm manzara çok kötü onu ifade edeyim. Etrafta yaralılar var çok sayıda. Birçoğu taşınıyor lakin otobüsün içinde kalanlar da var anladığımız kadarıyla. Olağanüstü durumda olanlar var. Çok kötü bir manzara var burada. Yayın yapmaya çalıştım, net gösteremedim belki ama olağanüstü bir durum var burada" dedi. Erdem, "Tam önümde patlamanın olduğu yere yaklaşık 100 metre mesafedeyim yerde kanlar var. Buraya kadar sıçramış durumda" ifadelerini kullandı.
 
Genelkurmay: Terör saldırısı

Saldırının ardından Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada şöyle dendi:

17 Şubat 2016 Çarşamba günü saat 18:31'de Türk Silahlı Kuvvetleri personelini taşıyan servis araçlarına, İnönü Bulvarı üzerinde bulunan kavşaktaki trafik ışıklarında bekledikleri esnada bir terör saldırısı düzenlenmiştir.

Alçakça ve kalleşçe düzenlenen bu saldırıyı şiddetle kınıyor, saldırıda hayatını kaybeden kahraman silah ve çalışma arkadaşlarımıza, vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, ailelerine ve Yüce Türk Milletine başsağlığı, yaralı kahraman silah ve çalışma arkadaşlarımız ile vatandaşlarımıza acil şifalar diliyoruz.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur."




Sağlık Bakanı Müezzinoğlu:  24 ölü, 61 yaralı

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, "Saldırıda olay yerinde 20-21, hastanede 3 vefat var" dedi. Bakan Müezzinoğlu, saldırıda 61 kişinin yaralandığını söyledi.

Numan Kurtulmuş: 28 ölü, 61 yaralı

Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, saldırıda 28 kişinin hayatını kaybettiğini, 61 kişinin yaralandığını söyledi.

Patlama sonrası yanan araçlara ait görüntüler şöyle:

http://www.dailymotion.com/video/x3spb2s_anakara-daki-patlamaya-yonelik-ilk-goruntuler_news

Cumhurbaşkanı: Misliyle karşılık verme kararlığımız artıyor

Saldırının ardından açıklama yapan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan şunları söyledi:

"17 Şubat 2016 Çarşamba günü, saat 18.31'de, Ankara'da, İnönü Bulvarı üzerindeki trafik ışıklarında, Türk Silahlı Kuvvetleri personelini taşıyan servis araçlarına yönelik olduğu anlaşılan bombalı bir saldırı meydana gelmiştir.

Bu saldırıda hayatını kaybeden Türk Silahlı Kuvvetleri personelimize ve vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyorum. Aynı saldırıda yaralanan Türk Silahlı Kuvvetleri personelimize ve vatandaşlarımıza acil şifalar temenni ediyorum.

Türkiye'nin, terörle mücadelesinde verdiği kayıplara yenilerinin eklenmesi, milletçe yüreğimizi yaralamakta, sabrımızı zorlamaktadır. Ahlaki ve insani hiçbir sınırı olmayan bu saldırıları gerçekleştiren piyonlarla ve onların arkasındaki güçlerle mücadelemizi, her gün daha kararlı bir şekilde sürdüreceğiz.

Birliğimize, beraberliğimize, geleceğimize yönelik olarak, sınırlarımız dışında ve içinde gerçekleşen saldırılara misliyle karşılık verme konusundaki kararlılığımız, bu tür eylemlerle daha da güçlenmektedir. Türkiye'nin, meşru müdafaa hakkını, her zaman, her yerde ve her durumda kullanmaktan çekinmeyeceği bilinmelidir.

Terör örgütlerini kullanarak ülkemizi ve milletimizi hedeflerinden uzaklaştırabileceklerini sananlar, yanıldıklarını göreceklerdir. Her şehidimiz ve her gazimiz, bu toprakların ilelebet vatanımız olduğunun, bayrağımızın inmeyeceğinin, ezanlarımızın susmayacağının, ülkemizin bölünmeyeceğinin, devletimizin yıkılmayacağının birer ispatıdır.

'Toprağın eğer uğrunda ölen varsa vatan olduğu' inancı, 79 milyon vatandaşımızın kalbine, sarsılmaz bir inanç olarak adeta kazınmıştır. Terörle mücadele konusunda uzun ve acı tecrübelerle dolu bir geçmişi bulunan Türkiye, Allah'ın izniyle, bu saldırıların da üstesinden gelecektir. Gerek son saldırıda, gerekse daha önceki saldırılarla ve çatışmalarda verdiğimiz kayıplar, içimizi yaksa da mücadele azmimizi biliyor, bizi daha fazla gayret göstermeye yöneltiyor.

Bir kez daha Ankara'daki bombalı saldırıda hayatını kaybeden Türk Silahlı Kuvvetleri personelimize ve vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yaralananlara acil şifalar diliyorum."
 
Kaynak: t24.com.tr


bozadi

Ankara'da bir katliamın yaraları sarılmadan yepyeni bir katliam. Yok PKK'ymış, yok IŞİD'miş, yok MOSSAD'mış... Mevcut biçimiyle devlet dediğimiz ve global şeytanlığın bir parçasından ibaret olan şeyin hiçbirinden daha temiz veya onurlu olduğunu düşünmüyorum. Hayatımız kesintisiz olarak terörize ediliyor ve bize ölüm gösterilerek sıtmaya razı edilmeye çalışılıyoruz. Bütün mesele bu. Cinsiyetçi değilim kesinlikle, ama bana herhangi bir "hayat kadını" gösterin, şimdiden onun şerefinin veya kutsiyetinin devlet diye tabir edilen uluslararası terör mafyasının yerel uzantısının şerefinden ve kutsiyetinden kat kat fazla olduğuna yemin edeyim.

bozadi

16 Şubat 2016

Cerattepe'de ne oluyor?


Bugün, bölgelerinde maden işletmesi istemeyen halka müdahale edilmişti




Artvin'in Kafkasör yaylası Cerattepe bölgesinde maden işletmesi istemeyen ve dün akşamdan itibaren araçlarıyla Cerattepe yolunu ulaşıma kapatan halka bugün polis müdahalesi geldi. Polis vatandaşlara gaz bombası ve copla müdahalede bulundu.

Cerattepe'deki madeni işletmek için bölge halkıyla karşı karşıya gelen Cengiz Holding,17-25 Aralık tapelerinde "Milletin a... koyacağız" şeklindeki sözleriyle tepkileri üstüne çeken işadamı Mehmet Cengiz'e ait.

140journos'un derlemesine göre Cerattepe'de şimdiye kadar olanlar şöyle:

Cengiz Holding şirketlerinden Eti Bakır 2012'de ruhsat verilen Artvinli Özaltın Madencilik'ten altın ve bakır madeni projesini devralmıştı; ancak 2015'in ilk günlerinde Rize İdari Mahkemesi tarafından Çevresel Etki Değerlendirmesi olumlu raporunun iptal edilmesiyle Cerattepe maden planları rafa kaldırılmıştı.

Geçtiğimiz Mayıs ayında ÇED girişimlerinin yinelenmesi ve Orman Bölge Müdürlüğü'nün olumlu görüş bildirmesi üzerine yeniden gündeme gelen maden planı bölgedeki gruplar başta olmak üzere birçok farklı kesimden tepki gördü. 19 Haziran 2015'te Orman Bölge Müdürlüğü önünde başlayan protestolar, ilerleyen günlerde bölgede 24 saat nöbet tutulmasıyla devam etmişti. Zaman zaman jandarmanın da korumasıyla alana girmeye çalışan madenci şirket her defasında bölgede yaşayanlar tarafından engellenmişti.

Cerattepe'de artık bir rutine dönüşen direniş tüz hızıyla devam ediyor. Perşembe (9 Temmuz 2015) günü madenci şirketin jandarma eşliğinde bölgeye doğru hareket ettiğini duyan gruplar, valilik önünde gerçekleştirdikleri eylemin ardından Cerattepe'de nöbetlerine devam ettiler. Artvin'in doğasını, madenin olası hasarlarına karşı koruma çabasındalar. CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan ve bazı CHP Milletvekilleri de bölge halkına destek olmak amacıyla TBMM Genel Kurul Salonu'nda 24 saatlik oturma eylemi başlattılar.

Bugün ise mücadele, 17–25 Aralık Soruşturmaları ile ortaya çıkan ve kendisine ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarındaki ''bu milletin a... koyacağız'' ifadesiyle gündeme gelen Mehmet Cengiz'in şirketi Cengiz Holding'e dava açılmasıyla devam etti. Türkiye Barolar Birliği ve TMMOB'nin desteklediği, 61 avukatın hazırladığı ve 760'ın üzerinde davacının imzası bulunan dava dosyası, Türkiye'nin en geniş katılımlı çevre davası olma özelliği taşıyor. Bundan önceki en geniş katılımlı çevre davası, 1997 yılında Bergama'da, yine siyanürle altın aramak için tesis kurmak isteyen Alman Eurogold firmasına karşı açılmıştı; üstelik Bergama Halkı'nın mücadelesi yasal boyutla sınırlı kalmamıştı. İzmir-Çanakkale yolunun ve Boğaziçi Köprüsü'nün trafiğini tıkamak, 4000 civarı katılımla maden sahasını işgal edip nöbet tutmak, yaklaşık 10.000 kişiyle nüfus sayımına katılmamak gibi sivil itaatsizlik eylemleriyle direnişlerini ülke gündemine taşımayı başarmışlardı.

Cerattepe, Kafkas ekosisteminin Türkiye'deki tek uzantısı olan, fauna ve flora açısından eşsiz bir zenginliğe sahip olan, çok sayıda kuş türünün göç yollarını ve birçok endemik tür barındıran, doğal yaşlı ormanların son yaşam alanlarından biri ve gelirinin büyük bir kısmını turizmden sağlıyor. Madenin ruhsat sahası içerisinde ise "Artvin Kafkasör Turizmi Koruma ve Geliştirme Bölgesi", ormanlık alan, ağaçlık karakteri korunacak alanlar ve kentsel yerleşim alanı yer alıyor. Bunun ötesinde ruhsat alanı Artvin Şehir Merkezi'ne kuş uçuşu 4 km mesafede ve ruhsat alanının yaklaşık 660 metre kuzeybatısında "Hatila Vadisi Milli Parkı" yer alıyor.

Cerattepe'de madene karşı çıkan pek çok Artvinli, madenin olası çevresel etkilerinden korkuyor. Artvin için Cerattepe'deki olası maden faaliyeti, Özaltın Holding'in ilk başta hazırladığı yeraltı maden işletmesi planına uyması halinde en az 50.300 ağacın kesilmesi demek. Ancak Özaltın Holding sadece yeraltı maden işletmesi için değil, sonradan üst zondaki altın madeninin açık işletme yöntemiyle işlenmesi için de müracaatta bulundu. Açık işletme yöntemine geçmek demek, yeraltındaki madenlerin üzerini örten yeryüzü tabakasının kaldırılması demek ve bu da öngörülen 50.300 ağaçtan daha fazla ağacın kesileceği anlamına geliyor. Açık işletmenin bir diğer sonucu da, inşaat hafriyatının rüzgarlarla birlikte ormanlık alanlara taşınıp bitkilerin döllenme sürecini olumsuz etkilemesi olacaktır.

Cerattepe'de altın ve bakır madenlerinin faaliyete girmesi, sadece ağaçların kesilmesiyle sınırlı kalacak bir gelişme değil. Pek çok Artvinli altın işletmesinde kullanılacak olan siyanürün Artvin'in etrafındaki derelere ve yeraltı sularına karışmasından, bu siyanürlü suların eninde sonunda evlerine ulaşmasından korkuyor. Maden sahası civarında pek çok su kaynağının bulunması, ve bu kaynaklardan aynı zamanda Artvin'in içme suyunun da sağlanması bu endişelerin temelini oluşturuyor.

Maden sahasında heyelan ise bir başka endişe konusu. Yine TMMOB'nin raporuna göre proje alanı ve çevresinde hem eski hem de yeni kütle hareketleri gözlenmiştir. Heyelan bölgesi olan Cerattepe ve Hatipoğlu mevkiinde yüzey akışına ek olarak bölgede yıkıntı ve kaya düşmeleri de yaygın. Bu durum işçi kazalarına sebep olma ihtimali bakımından endişe verici. Geçtiğimiz yıl toprak kayması sebebiyle Türkiye'de 5 maden işçisi hayatını kaybetmiş, 4 işçi ise yaralanmıştı. 16 Mayıs'ta Konya'daki barit madeni kazasında bir maden işçisi, 29 Ocak'ta İstanbul Sultangazi'deki taş ocağı kazasında iki işçi, 11 Temmuz'da Balıkesir İvrindi'deki Antimuan madeni kazasında ise iki maden işçisi hayatını kaybetmişti.
 
Kaynak: t24.com.tr


bozadi

Tekrarlamaktan asla bıkıp usanmayacağım. Bu sadece bir parti meselesi değil. Devletin genlerine kadar işlemiş bir durum. Devleti ele geçirmiş olan global egemen şeytanlığa o veya bu şekilde tüm partiler hizmet ettiler. Hakka, halka, adalete değil şeytani siyasi-askeri-ekonomik güce itaat ettiler. Fitneye hizmet ettiler. Kardeşi kardeşe kırdırdılar. Halkın hayatına tecavüz ettiler, halkı aptal yerine koydular, ezdiler, kandırdılar ve kesintisiz bir şekilde yalan söylediler, hala da bunu yapmaya devam ediyorlar. Güya İslam adına, Atatürkçülük adına, Milliyetçilik adına, milletin hayatını paramparça eden, zehirleyen, tecavüz eden uluslararası şeytanlara hizmette yarıştılar. Ve katledilmeye, tecavüz edilmeye "resmen" alıştırılmış olan halkın suratına karşı da hiç utanmadan devletin namusundan, şerefinden, haysiyetinden bahsedip şeytani düzeni ateşli bir şekilde korumaya ve savunmaya da devam ediyorlar. En çok devlet sponsorluğunda yürütülen terör süreçlerini halka dayatarak ve halkı Türk-Kürt, Alevi-Sünni, Laik-Dinci, şu-bu diye mümkün olan her yolla marjinalize edip fitneyi şahlandırarak ölümü gösterip sıtmaya razı ediyorlar. Hiçbir sır, hiç bir gizem yok. Dünyayı çekip çeviren şeytanların varlığı ortada. Ve özellikle tüm büyükbaş partilerin kukla gösterisi eşliğinde bizim devletimizin de bu şeytanlarla ittifak yaptığı, o aşşağılıkların halk kitleleri üzerindeki şerefsiz planlarını uygulamaya sayısız kereler taşeronluk yaptığı tarihten sayısız örnekle gösterilebilir.

Hakkı, halkı, adaleti, milleti sevdiğini söyleyen önce çıplak gerçeğe kör olmayacak. Bir tecavüz ve katliam düzeninde yaşayageldik. İnsanlık kitlesinin çiğliğini, egosunu, ahmaklığını dibine kadar suistimal ederek, şu cennet gezegen üzerindeki birkaç milyar çocuğun hayatını cehenneme çeviren, dünya küresi genelindeki insan hayatını çok büyük ölçülerde ekonomik-askeri-sosyal boyunduruk altına almış olan güçler var. Kısaca İlüminati denen ve ABD-İsrail gibi ülkelerin ve NATO-IMF-Bankalar Ağı gibi uluslararası ekonomik-askeri örgütlerin öncü şeytani faaliyetleri yoluyla tüm ülkelere, tüm devletlere çöreklenen ve tüm halkı, tüm halkları baskı ve işkence altında tutan güçler.

Hayatımızın bu çıplak şeytani gerçeğini görmeden, devekuşu gibi başını kumun altına sokup da falanca teröristlerden bahsetmek ve tü-kaka demek aslında son derece ahmakça kalıyor. PKK çok küçük bir oyuncu terör endüstrisinde. Tüm dünya ekonomisini, siyasi düzenini, askeri düzenini teröristlerin yönettiğini göremeyeceksek, yüzleşemeyeceksek, devletimizin veya ordumuzun PKK'yla olan mücadelesinin uluslararası teröristlerce yürütülen bir horoz dövüşü olduğunu ne zaman anlayacağız? Hayatımızı yöneten tüm bu terör süreçlerinin tamamen yapay bir şekilde yürütülen şeytani bir sahne şovu olduğunu ne zaman anlayacağız? Çok ezici bir oranda o global teröristlerin bir oyuncağı olan devletimizin tüm bu şeytanlıkların taşeronluğunu yapageldiğini ne zaman itiraf edeceğiz kendimize ve birbirimize? Daha ne kadar devam edeceğiz kendimizi ve birbirimizi kandırmaya? Ne zaman uyanacağız?

bozadi

Ankara'daki saldırı Suriyeli biri tarafından gerçekleştirildi şeklinde haberler paylaşılıyor. Yani saldırıyı PKK değil IŞİD yaptı. Belki de PKK yapamadan IŞİD yaptı desek daha doğru olur. Aslında IŞİD bile sadece tetikçi. Bu tür şovlar her zaman uluslararası terör ağaları tarafından planlanıp uygulanıyor. Tayyip Türkiye genelinde terörün IŞİD tetikçiliğinde değil de PKK tetikçiliğinde tırmandırılması için çok çalıştı son aylarda ama olmadı. Veya henüz olmadı.

PKK yapmış olsaydı veya en azından PKK'nın sahiplenebileceği bir olay olsaydı, Tayyip bunu bahane edip devlet erkini Kürtlere şeytanca saldırmaya devam ederek ülkede polis devleti faşizmini tırmandırmak için güzel bir koz olarak kullanabilirdi.

Ha PKK değil de IŞİD mi yapmış (veya IŞİD'e mi yaptırılmış), o zaman bunu Suriye devletinin egemenliğine ve kaynaklarına saldırma kozlarından biri olarak kullanmak icap eder. Yeter ki şeytanlık için güçlü bir bahanen olsun. O zaman dünyanın Allah'ı olan Uluslararası Şeytanlar zaman zaman seni yaramazlıklarından suçluyormuş ve kulağını çekiyorlarmış gibi görünseler de seni bir şekilde korur ve kollarlar. (Gerçek Allah mı, Hak mı, adalet mi, sevgi mi?! O da ne!!)

Ülkemizde olup bitenlerle "en az" ABD kadar yakından ilgilenen İsrail'in tüm bu terör süreçleriyle çok yakından bağlantılı olduğundan şüpheniz yoktur herhalde. Sultanahmet saldırısındaki İsrail ipuçlarına değinilmişti. Rus savaş uçağının düşürülmesinde bizzat yandaş tanınmış yazarların bunun aslında İsrail tarafından yapılmış birşey olduğunu açıkça dile getirdiklerini de konuşmuştuk (tıpkı Mısır'dan kalkan Rus sivil yolcu uçağının düşürülmesinde olduğu gibi). Dahası, Ocak sonlarında İsrail Savunma Bakanı, Türkiye'yi, yani aslında AKP'yi IŞİD'i finanse etmekle suçladı! Bunun gibi İsrail'in Türkiye'yi / AKP'yi köşeye sıkıştırmaya yönelik başka pek çok atağı oldu.

Üstelik çok kısa bir zaman aralığında meydana gelen tüm bu olaylar, Türkiye ile İsrail arasındaki tüm rezaletiyle devam eden Mavi Marmara pazarlığının tırmandığı süreçte oluyor! Yani Tayyip'in Ömer Çelik'e "İsrail bizim dostumuzdur" açıklamasını yaptırarak halkın nabzını ölçtüğü ve azımsanamayacak bir zılgıt yediği süreçte. Aslında AKP rejiminin pek çok mensubu İsrail'le dostluğu çok arzuluyor ama geçim/rant kaynağı İslamcılık olan bir güruhun İsrail'in kucağına oturması ile Şeytan'ın kucağına oturması açıkça eşanlamlı olduğundan, kitle bu çirkin görüntüden işkillendi tabi. Yoksa, AKP Mavi Marmara için çoktan özür dilemiş ve kendini affettirmeye çalışıyor olurdu, ki aslında bunun için çaba gösteriyor.

İşte AKP, "İsrail dostluğu" konusunda kendini kandırsa da tabanının önemli bir kısmını kandıramayacağını anlayınca pazarlıkta tekrar sertleşme gereği duydu ve sonuçları da hep beraber izliyoruz. İsrail Ortadoğu'daki şeytani faaliyetlerine Türkiye'yi artık örtülü değil "açık" ortak yapma pazarlığında elini tekrar güçlendirmeye çalışıyor. "Mesajların" dozunu giderek artırıyor. Kıyamet vakti, yani gerçek dönüşüm vakti yaklaştıkça, taraflar giderek netleşiyor.

Tayyip AKP'si o aptal egosuyla bir devletin yönetimini ele geçirmenin ve ciddi bir taban desteğinin sarhoşluğuyla giriştiği dipsiz salaklıklar dizisiyle bizi uyandırmaya devam ediyor! Başka hiçbir devirde Global Şeytanlık düzeni ve bizim devletimizin o şeytanlara yapageldiği hizmet bu kadar net bir şekilde herkesin gündemine gelmemiştir. Elbette halkın kitlesel olarak uyanması bizler gibi üç beş kişinin uyanması kadar hızlı gerçekleşmez ama bir şekilde bu süreç ilerliyor. Durmak yok, yola devam, uyanmaya devam!! Sağol Hayat!!!

bozadi

Ankara saldırısından sorumlu Suriyeli teröristin "PYD"li olduğunu ilan etmişler. IŞİD'den daha makbul aslında. IŞİD'e karşı önemli bir direniş gösteren ve AKP'nin göz diktiği Azez'de ilerleyen PYD. AKP'nin TSK'ya Suriye'de tamamen yasadışı ve insanlıkdışı bir şekilde bombalatmaya başladığı PYD. Tabi, PYD'lidir o zaman.