Adana'da Kız Yurdunda Yangın Faciası: 12 Kişi Yanarak Öldü (29 Kasım)

Başlatan bozadi, 30 Kasım 2016, 14:15:29

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

29 Kasım 2016

Adana'da kız yurdunda yangın faciası: 11 öğrenci ve bir görevli yaşamını yitirdi, 22 yaralı


Adana'nın Aladağ ilçesine bağlı Özel Aladağ Tahsil Çağındaki Talebelere Yardım Derneği Ortaöğretim Kız Öğrenci Yurdu'nda yangın çıktı. Adana'nın Aladağ ilçesindeki kız öğrenci yurdunda çıkan yangında 11'i öğrenci 12 kişi yaşamını yitirdi, 22 öğrenci yaralandı. Yangını elektrik panosundan çıktığı anlaşıldı. Ölen çocukların cesetleri birbirlerine sarılı bulundu. Adana Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü, yurdun yangın merdiveni kapısının kilitli olduğunu, öğrencilerin bu nedenle kaçamadığını açıkladı.





Ahşap kaplama yangının hızla yayılmasına neden oldu

Olay yerine çok sayıda itfaiye ve Orman İşletme Müdürlüğü ve ambulanslar sevk edildi. Yaralanan öğrenciler hastanelere kaldırılırken, yangın kontrole alındı. Yangının hızla yayılmasında binanın ahşap kaplamasından kaynaklandığı belirtildi.

Çıkan yangında ilk belirlemelere göre binanın ikinci ve üçüncü katlarında alevlerin arasında kalan 11'i öğrenci 12 kişi yaşamını yitirdi. Dumandan zehirlenen ve pencerelerden atlamaları sonucu vucutlarında kırıklar olan 22 öğrenci de hastanelerde tedavi altına alındı.

Hayatını kaybedenler şöyle:

Sare Betül Genç, Fatma Canatan, Semanur Aydoğdu, Gamze Bagir, Bahtınur Baş, Nurgül Pertlek, Tuğba Aydoğdu, Sümeyye Yetim, Cennet Karataş, Sevim Köylü, İlknur Maden, Zeliha Avcı.

Aladağ Belediye Başkanı'ndan açıklama
 
Aladağ İlçesi Belediye Başkanı Mustafa Alpgedik, yangının zemin katta çıktığını, kısa sürede alevlerin yükseldiğini, üçüncü kat ahşap olduğu için yangının büyüdüğünü söyledi. Ahşap katın yanması ile çatının da tamamen çöktüğü belirtildi.

Vali ölen yok demişti

Adana Valisi Mahmut Demirtaş olayla ilgili yaptığı ilk açıklamada,  28 öğrencinin kaldığını söyledi. Bu öğrencilerden olay sırasında yaralananlar olduğunu söylemişti. Demirtaş, "Olayda ilk belirlemelere göre 13 öğrencimiz yaralandı. İlk tespitlere göre yangında ölen yok. Öğrencilerimizden bazıları dumandan etkilenmiş, kiminde kaçarken meydana gelen kırıklar var. Yaralılar hastanelerde tedavi altına alındı" dedi. Demirtaş, itfaiye, sağlık ve kurtarma ekiplerinin bölgeye gönderildiğini bildirerek, kendisinin de olay yerine gitmek üzere hareket ettiğini söyledi.

Adana Valisi Demirtaş daha sonra yaptığı açıklamada 11'i öğrenci biri görevli 12 kişinin yaşamını yitirdiğini, 22 kişinin yaralandığını açıkladı.

'TARİKAT BAĞI' İDDİASI

Aladağ Tahsil Çağındaki Talebelere Yardım Derneği Ortaöğretim Kız Öğrenci Yurdu'nun, "Tahsil Çağındaki Talebelere Yardım Derneği" isimli kuruluşun, Süleymancılarla bağlantılı olduğu iddia   ediliyor.

'BURASI SÜLEYMANCILARIN YURDU'

Adana'nın Aladağ ilçesindeki öğrenci yurdunda çıkan yangına olay yerinde kızının akıbetinden haber alamayan bir öğrenci velisi, "Burası Süleymancıların yurdu. Devlet yurdunu yıktılar, çocuklarımızı buraya yerleştirdiler" diye isyan etti..

AYNI TARİKATIN KURAN KURSUNDA 18 KIZ ÖĞRENCİ ÖLMÜŞTÜ

Yine Süleymancılar'a ait olan bir Kuran kursunda 18 kız öğrenci hayatını kaybetmişti. Konya'daki Kuran kursu, 1 Ağustos 2008 tarihinde gaz sıkışmasıyla sebebiyle patlayarak çökmüş, 18 kişi ölmüş, 30'a yakın kişi yaralanmıştı.

BAŞBAKAN YARDIMCISI VEYSİ KAYNAK SORULARI YANITSIZ BIRAKTI

Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, Adana'da 12 kişinin hayatını kaybettiği yangın faciasına dair bölgede gazetecilerin sorularına yanıt vermekten kaçındı.

Kaynak, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya ile Aladağ ilçesinde yangının çıktığı öğrenci yurdunda incelemelerde bulundu, Vali Mahmut Demirtaş'tan bilgi aldı.

Gazetecilere açıklamalarda bulunan Kaynak, Bakanlar Soylu ve Kaya ile milletvekilleriyle olay yerini gördüklerini belirterek "Henüz bir şey söyleyecek durumda değiliz. Brifing alacağız. İhtiyaç olursa bilgi veririz." diye konuştu.

Bir gazetecinin "Yangın merdiveninin kapısının kilitli olduğuna" dair iddiaları hatırlatması üzerine Kaynak, "Arkadaşlar söylediğim gibi sizin televizyonlarda verdiğinizden daha fazla bir bilgi şu anda verecek durumda değiliz. Valimizle, itfaiye dairesiyle diğer arkadaşlarla görüşeceğiz, tabii ki bir ilk durum tespiti yapmaya gayret edeceğiz." ifadesini kullandı.
 
YANGININ ELEKTRİK PANOSUNDAN ÇIKTIĞI SANILIYOR

Adana İtfaiye Daire Başkanı Fatih Durukan, Aladağ İlçesi'nde özel kız öğrenci yurdunda çıkan, 12 kişinin öldüğü, 22 kişinin de yaralandığı yangının çıkış nedeninin ilk belirlemelere göre elektrik panosundan çıktığını söyledi. Binanın ahşapla, yerlerin de halıyla kaplı olması nedeniyle yangının kısa sürede büyüyüp üst katları sardığı ifade edildi.
 
Kaynak: Cumhuriyet


bozadi

30 Kasım 2016

Diyanet, öğrenci yurdunda çocukların öldüğü gün Adana'da 6 milyon liralık müftülük binası açtı!


Bir baba "Devlet yurdunu yıkıp buraya yerleştirdiler" demişti




Adana'nın Aladağ ilçesinde ortaöğretim ve lise öğrencilerinin kaldığı kız öğrenci yurdunda çıkan yangı nedeniyle 11 öğrenci ve 1 eğitmenin hayatını kaybettiği gün, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, aynı ilde 6 milyon 639 bin liraya tamamlanan Adana İl Müftülüğü'nün yeni binasını açtı.

Adana Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü "Yangın merdiveninin kapısı içeriden kilitliymiş. Çocuklar çıkmayı başaramamış. Cesetler yangın merdiveninin olduğu noktada bulundu" açıklaması yapmıştı. Aladağ'da kül olan yurt binasının önünde kızının akıbetini öğrenmeye çalışan bir öğrenci velisi de, "Burası Süleymancıların yurdu. Devlet yurdunu yıktılar, çocuklarımızı buraya yerleştirdiler" diye isyan etmişti.




Bina, Görmez ve Adana Valisi Mahmut Demirtaş'ın katılımıyla açılırken, burada yaptığı konuşmada "Allah, yaptığı işi en güzel yapanı sever. Sizler de böyle güzel bir müesseseyi Adana'ya kazandırdınız. Emeği geçen herkese teşekkür ederim. Diyanet teşkilatı bir kamu kurumudur ama aynı zamanda bir millet kurumudur. Her türlü hizmeti milletle birlikte yapan bir kurumdur" dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Görmez, Adana İl Müftülüğü hizmet binasının açılışının ardından Adana'nın Yüreğir ilçesinde Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yapılacak olan Yüksek Öğrenim Kız Öğrenci Yurdunun da temel atma törenine katıldı.

Kaynak: T24


gerçek tosun paşa

yani buradan çıkarılacak sonuç yangın merdiveninde ufak kaçamaklar > yanarak ölmek. bunu mu çıkarmalıyız?

ölenlere rahmet yakınlarına sabırlar. ateş düştüğü yeri yakıyor.

bozadi

Yangın sırasında yangın kapılarının kilitli olduğu iddiası var, aksi yönde de iddialar var, netleştirilmeye çalışılıyor. Bu olay üzerine konuşan başka öğrenci yurtlarında kalanlar, yurtlarındaki yangın merdivenlerinin "dikenli tellerle" çevrili olduğunu söylemişler.


Tgur

Tahminen onbeşyıl önce Mekke veya Medinede bir kız yurdunda yangın çıkmış itfaiye gelmiş Kuran Polisi denen şahsiyetler namahrem kızlar erkeklerle karşılaşmasın diye demir kapıları açmamışlar ve yine tahminen 15 20 genç kız bu yüzden kurtarılamayıp yanarak can vermişti ,

Benzer yobazlıklar ve etkileri tekerrür ediyor..


bozadi

Önüne gelenle seks yapma eğilimi ne kadar sapıkçaysa, insan denen varlığın iki yansıması olan erkeği ve kadını birbirinden yapay bir şekilde yalıtmaya, araya kale gibi "din/ahlak" duvarları örmeye yönelik eğilim de aynı sapıklığın diğer ucu. Bu iki sapmışlık/dengesizlik türü birbirinin varlığını besler aslında. "KH dengesizliktir" diye boşuna demiyor K'lar.

Allah'ına kadar dinci bir siyasi iktidarın döneminde cinsel sapıklık olaylarının tırmanması, din ve eğitim kurumları başta olmak üzere hayatın pek çok alanında pedofili başta olmak üzere her türlü sapıklığın, tecavüzün, psikopatinin patlama göstermesi boşuna değil.

Aslında AKP döneminde tırmanış göstermiş olsa bile, bu olayların, bu korkunç sapıklıkların AKP döneminde başladığını hiç sanmıyorum. Ve hatta, AKP döneminde bu olayların tırmanıp bendinden taşmış olmasının da "hayırlı" yönleri olduğuna inanıyorum.

İnsanlar din, devlet ve ordu kurumları başta olmak üzere hayatımızın koşullarını ciddi oranlarda belirleyen belli başlı mekanizmaları yöneten global ve yerel güçlerin aslında bu tür sapıklıkları engellemeye, azaltmaya çalışmadığını ve aksine, bu büyük kurumların her türlü sapıklığa, psikopatiye, teröre sponsorluk yaptığını görmek zorunda ve görüyorlar da. Bu sadece AKP ile ilgili bir sorun değil. AKP tüm bu sorunların "bendinden taşmasına" ve inkarı imkansız hale gelmesine neden olarak son derece hayırlı bir iş yapmış oluyor bir bakıma. Daha doğrusu, ilahi güçler AKP'yi bu amaçla kullanmış oluyorlar bence. AKP "dur ben şu halkın kendi gerçeklikleriyle yüzleşmesine yardımcı olayım" gibi bir motivasyonla yapmıyor bunu ama bir şekilde buna neden oluyor. Ayrıca tüm bu büyük sorunlar kesinlikle Türkiye ile sınırlı sorunlar da değil. O "uygar" dediğimiz batı medeniyetinin elit siyasi/askeri egemenleri, insanlığın yozlaştırılması, zayıflatılması, parçalanması ve sömürülmesi için olağanüstü büyük çabalar harcıyorlar ve bunda son derece başarılı da oldular. Batı ülkelerinde tüm bu sapıklıklar, yolsuzluklar, adaletsizlikler yok mu? Türkiye pek çok şeyi aşırı uçlarda deneyimleyen bir ülke olarak, terör, mafya, ekonomik yolsuzluk, hukuki yolsuzluk, cinsel sapıklıklar gibi pek çok büyük sorunun da üst düzeylerde meydana geldiği bir ülke.

AKP'den çok önce ve çok daha uzun bir süredir CHP/TSK da bu ülkenin batılı faşist siyasi/askeri güçlerin yozlaştırıcı, parçalayıcı, sömürücü etkilerine var gücüyle kapı aralamıştır. Atatürk'ü savaşta yenemeyen güçlerin onu sonradan barışta yenmiş olmasının en büyük kanıtıdır Atatürk gibi bir antiemperyalizm ilahının adıyla global emperyalist güçlere (ABD, İsrail, NATO, CIA, MOSSAD) yapılan köpeklik ve halkın canının, malının, namusunun o şeytanlara peşkeş çekilmiş olması. Bu ülkenin geçmişindeki şeytani böl/yönet nifaklarının (Dinci-Laik, Sağ-Sol, Alevi-Sünni, Türk-Kürt vs) bizzat o "uygar" batılı şeytanların askeri/siyasi kurumları yoluyla, NATO üslerinde, CIA-MOSSAD karargahlarında planlanıp bizzat derin devlet/ordu yoluyla harekete geçirildiği, aşırı uçlara zorlandığı bir gizem değil. PKK'nın bu şekilde yaratılıp semirtildiği bir sır değil. PKK ile mücadele adı altında silah yatırımı ve askeri işbirliği adı altında on yıllardır halkın kursağından kesilerek ABD-İsrail devletlerinin kasalarına boşaltılan paranın haddi hesabı yok, ki yiten canların, dökülen kanın, parçalanan ailelerin derin travmaları yanında o paraların hesabı yapılmaz bile. Ve bu PKK terörünün bizzat ABD-İsrail devletleri ve onların bizzat bizim ordumuz içinde sahip oldukları açık ve gizli nüfuz yoluyla sürdürüldüğünü aslında hepimiz biliyoruz ama kral çıplak demekte hala çok zorlanıyoruz. CHP'nin Atatürkçülük adına Atatürk'e yaptığı ihanetlerin, emperyalizme yaptığı köpekliklerin de hesabının sorulması gerekiyor aslında. Daha doğrusu, CHP tabanının kendi içinde bunun yüzleşmesini yapabilmesi gerekiyor. Bu iş sadece AKP'nin kötülüklerine küfretmekle çözülebilecek bir mesele değil. MHP tabanının da aslında CHP'yle son derece benzer bir iç yüzleşmeye ihtiyacı var. Tüm o Alevi-Sünni, Sağ-Sol, Türk-Kürt nifaklarının derinleştirilmesinde MHP'nin de büyük bir rolü olmuştur, birileri Türk milliyetçiliği adı altında batılı faşistlerin çıkarları doğrultusunda milletin bölünüp parçalanıp birbirine düşürülmesi çalışmalarında MHP'yi son derece etkili şekillerde kullanmıştır. Kürtçü partilerin de PKK bağlamında çok büyük suçları olduğundan bir şüphe duymuyorum. Kürt halkının mağduriyetleri, çok uzun yıllardır aynı batılı faşistlerin amaçlarına hizmet ederek onlar tarafından korunan PKK'nın işlediği terör suçlarına kılıf yapılamaz kesinlikle.

Hayatın ironisine bakın ki, bugün AKP lideri Erdoğan "hangi sebeple olursa olsun" batının faşistlerine mesafeyi artırarak Rusya ve müttefikleriyle olan bağları güçlendirme yönünde ilerliyor. Öyle ki, buna kendi tabanından bile çok ciddi itirazlar yükseliyor artık. Erdoğan gerçekten ülkeyi büyük bir devrime sürüklüyor. Bana sorarsanız, Erdoğan bilerek veya bilmeyerek, Atatürk'ün o zamanki koşullarda yaptığı devriminin bu zamanda olması gereken devamını getiriyor. Elbette henüz büyük bir somutlaşma yok ama işaretler güçlü denebilir.

bozadi

29 Kasım 2016

Anadolu 'dolar' dolu!


Sosyal medyada döviz kurunun yükselişine karşı kampanyalar düzenlenmeye başladı. Ancak kampanyanın başını çeken muhafazakar - milliyetçi kesimin en çok yer aldığı İç Anadolu bölgesi, tasarrufunu dövizde tutanlar arasında birinci! Batı ve Güneydoğu illerindekiler ise tasarrufunu Türk Lirası'nda değerlendiriyor.




Hükümetin açıklamalarının ardından sosyal medyada Türk Lirası'na destek için başlatılan doların bozulmasına yönelik kampanya 'trending topics (TT)' yani üzerine en çok giriş yapılan konu oldu.

Habertürk'ten Rahim Ak'ın haberine göre, "BOZDOLARI" başlığı ile başlayan kampanyanın başarılı olması için kuşkusuz yastık altındaki dolarların yanı sıra bankalardaki döviz tevdiat hesaplarının da (DTH) bozulması gerekiyor.

MUHAFAZAKAR İÇ ANADOLU DÖVİZİ SEVİYOR

Türkiye'de 2016 Eylül sonu itibarıyla vatandaşların 80 milyar dolar, şirketler ve bankaların da 93 milyar dolarlık döviz hesabı bulunuyor. Toplam 173 milyar liralık döviz mevduatının büyük bölümü 84 milyar dolarlık mevduat ile İstanbul'da bulunuyor. Ancak toplam mevduata oranla bakıldığında genel anlamda dövizi özelde ise doları seven illerin milliyetçi muhafazakar yapısı ile bilinen İç Anadolu şehirleri olduğu görülüyor.

NEVŞEHİR ZİRVEDE

Türkiye genelinde gerçek kişilerin yani vatandaşların toplam birikimi içinde dövizin miktarı yüzde 36 düzeyinde bulunuyor. Her 100 liralık birikimin 36 lirası dolar ve euro cinsinden yapılıyor. Ancak İç Anadolu illeri şaşılacak derecede dövizi seviyor. Birikimlerinin toplamı içinde doları en çok tercih eden il Nevşehir. Bu ilde gerçek kişilerin yani vatandaşların toplam tasarruflarının içinde döviz oranı yüzde 55'i buldu.

Tabloda görüldüğü gibi Nevşehirliler 2.1 milyar liralık tasarrufun 1.2 milyar lirasını (yaklaşık 400 milyon dolar) dövizde değerlendiriyor. Arkadan gelen Aksaray'da da birikimlerin yüzde 54'ü döviz cinsinden. Sonraki iller de Yozgat, Kırşehir ve Kayseri.

İZMİR TÜRK LİRASI SEVİYOR

Türkiye'nin en büyük ili olan İstanbul yüzde 44 ile üst sıralarda yer alırken Ankara ise yüzde 33 ile Türkiye ortalamasının da altında yer alıyor. Üçüncü büyük il İzmir'de ise yine ilginç bir rakam var. Çünkü İzmirlilerin birikimlerinin ancak yüzde 27'si dövizde bulunuyor. Dolara değil Türk Lirası'na güvenen illerin ağırlıklı olarak Güneydoğu, Ege ve Trakya'dan olması dikkat çekiyor.

ŞİRKETLERDE DE TASARRUF EĞİLİMİ AYNI DURUMDA

Vatandaş hesaplarına şirketlerin hesaplarını eklediğimizde de yani toplam DTH hesaplarına bakıldığında da tablo değişmiyor. Yine Nevşehir ilk sırada yer alırken Aksaray ve Yozgat bu ili takip ediyor. Şehirlerdeki döviz hesaplarına son 1 yıllık periyotta bakıldığında 15 Temmuz darbe girişiminin ardından bozulmuş olan doların yanı sıra şehirlerin dövize pek ilgi göstermediği ortaya çıkıyor. Sadece Kocaeli'nde yüzde 28'lik bir artış olduğu göze çarpıyor. Ancak onun da şirketler kaynaklı olduğu tespit ediliyor.
 
Kaynak: duvaR


bozadi

22 Ağustos 2018

MEB'deki ödül gibi atamaya bir tepki daha


Süleymancılara ait kaçak yurda yönlendirerek 11 kız çocuğunun ölümünün faillerinden Mehmet Aktaş'ın okul müdürü olarak atanmasına yönelik tepkiler büyüyor...




Süleymancılara ait kaçak yurda yönlendirerek 11 kız çocuğunun ölümünün faillerinden Mehmet Aktaş'ın okul müdürü olarak atanmasına yönelik tepkiler büyüyor.

Kamuoyundan yükselen tepkilere Eğitim-İş de eklendi. Sendika yaptığı açıklamada, "Yoksul halk çocuklarını, özellikle Anadolu'da tarikat yurtlarına mecbur bırakmanın sonuçlarının ne olacağını gözler önüne seren Aladağ yangınının, yöneticilere hiçbir şey öğretmediği bir kez daha ayyuka çıkmıştır" ifadeleri kullanıldı.

Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

"Süleymancılara ait kaçak yurda yönlendirerek 11 kız çocuğunun ölümüne sebep verenlerden birisi olan dönemin Aladağ İlçe Eğitim Müdürü Mehmet Aktaş, görevi ihmal suçlamasıyla yargılandığı halde bir okula müdür olarak atanmıştır.

Bu atama, 15 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanan Aktaş'ı aklama ve Aladağ davasına bakan mahkemeye baskı kurma anlamı taşımaktadır.

Bu kadar vahim bir suçlamayla yargılanan bir şahsa verilen bu ödül,  başka çocukların da hayatlarının karartılma ihtimalini hiç gözetmemeyi içinde taşımaktadır.

Öte yandan; Aladağ'da can veren minik yavruların kemiklerini sızlatmış, ailelerin yaralarına tuz basmıştır.

Kamuda bircok ilerici insan dayanaksız iftiralar nedeniyle işsiz bırakılırken, bu kadar vahim bir hadisenin baş faillerine sergilenen bu tavır, ülkede adalet terazisinin kantarının epey kaçtığını da tekrar gözler önüne sermiştir.

Akla şu vahim sorular gelmektedir:

- Söz konusu şahıs, adı geçen tarikata öğrenci yönlendirdiği için mi ödüllendirilmistir? Bu bir tarikat kontenjanı mıdır, ileride "kandırıldım" denecek olayların ilk basamakları mı çıkılmaktadır?

- Kamudaki atamalarda herkesin sicili didik didik edilirken, yüzlerce ilerici insan 'güvelik taraması' nedeniyle hak ettikleri koltuklarından uzak tutulurken, Aktaş'ın bu suçlamaya rağmen atanması nasıl açıklanacaktır?

- Aladağ Davasına bakan mahkeme, bu atamayla verilen üstü kapalı talimata rağmen, şahıs aleyhinde bir hükümde bulunursa ne olacaktır?  Bu durum, atama kararlarını verenlerin hakkaniyetsizliğini gözler önüne sermiş olacağından dolayı kim hesap verecektir?

Ve en önemli soru:

- Bu atama kararına imza atanların, Aladağ'daki acılı annelerin yıllardır ağlamaktan gözlerine bakacak yüzü var mıdır?

Eğitim İş olarak MEB'i uyarıyoruz:

Bu skandal yanlıştan dönün, söz konusu atamayı iptal edin. Bu ülkedeki tek bir evladımızın bırakın canını, tek bir gözyaşı damlası, sizin tüm kontenjan, koltuk, yandaş kayırma hesabınızdan önemlidir.

Eğitim-İş olarak davayı en başından beri nasıl izliyorsak, faillerinin akıbetinin de takipçisi olacağız. Büyük önder Atatürk, yeni nesilleri biz öğretmenlere emanet etmiştir, onların tarikatlara teslim edilmesine, yeni Aladağlara karşı dimdik duracağız!"

Kaynak: OdaTV


bozadi

09 Eylül 2018

Süleymancılardan sonra çocukları bu kez adalet yaktı


Süleymancılar Cemaati'nin yurt yangını davasında yurt müdürü Cuma Ali Genç ve dernek başkanı İsmail Uğur adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. 11 çocuğun öldüğü yangının davasında hiçbir tutuklu sanık kalmadı.




Aladağ'da Süleymancılar Cemaati'nin yurt yangını davasında yurt müdürü Cuma Ali Genç ve dernek başkanı İsmail Uğur adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Yangında 11'i kız çocuğu biri yurt görevlisi 12 kişi hayatını kaybetmişti. Davada hiç tutuklu sanık kalmaması üzerine, yangında ölen Sümeyye Yetim'in babası Ahmet Yetim, mahkeme heyetine tepki gösterdi. Davayı izleyen Sosyal Haklar Derneği avukatı Can Atalay da karara karşı çıktıklarını belirterek, davanın takipçisi olacaklarını bildirdi.



Adana'nın Aladağ ilçesinde, 11'i öğrenci 12 kişinin yaşamını yitirdiği, 22 öğrencinin de yaralandığı, Süleymancılar cemaatine ait kız yurdu yangını faciasıyla ilgili haklarında 15'er yıla kadar hapis cezası istenen 14 sanık 7'in kez hakim karşına çıktı. Kozan Ağır Ceza Mahkemesi'nde, bugün görülen davanın 7'nci celsesine ölen ve yaralanan çocukların aileleri katıldı.




Aladağ'da 29 Kasım 2016 tarihinde, ortaokulda okuyan kız öğrencilerin kaldığı Süleymancılar cemaatine ait yurtta çıkan yangında; eğitmen Fatma Canatan, öğrenci Sare Betül Genç, 8'inci sınıf öğrencileri Sema Nur Aydoğdu, Zeliha Avcı, Sevim Köylü; 7'nci sınıf öğrencileri Gamze Bagir, Sümeyye Yetim, İlknur Maden, 6'ncı sınıf öğrencisi Nurgül Pertlek ile 5'inci sınıf öğrencileri Bahtınur Baş, Tuğba Aydoğdu ve Cennet Karataş yaşamını yitirmişti.




TUTUKLU SANIK KALMADI

14 sanıklı davada yurt müdürü Cumali Genç ve Aladağ Kurs ve Okul Talebelerine Yardım Derneği Başkanı İsmail Uğur tutuklu yargılanıyordu. Bugünkü duruşmada Cumali Genç ve İsmail Uğur adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Dernek yöneticileri Ramazan Keleş, Ramazan Dede, Mustafa Öztaş, Mahir Kılınç ve yurt çalışanı Mahmut Deniz de, daha önceki duruşmalarda serbest bırakılmıştı.

12 kişiye mezar olan yurt ise yıkılırken, 14 sanıklı davada hiçbir tutuklu yargılanan sanık kalmadı.

Kaynak: OdaTV


bozadi

AKP'nin kendimce çok olumlu ve hatta onurlu bulduğum icraatlerini destekliyorum ama AKP çatısı altında birilerinin (dolayısıyla da AKP'nin) açıkça ve ısrarla ahlaksızlığın, şerefsizliğin bayraktarlığını yaptığı konular olduğu gün gibi ortada.

Gördüğüm tek olumluluk, bu ahlaksızlıkların, şerefsizliklerin gözden kaçırılamıyor, medyaya epeyce yansıyor olduğudur. Özellikle bu olaylar bağlamında mağduriyeti birinci dereceden yaşayanlar başta olmak üzere, toplumun hiç değilse küçük bir kısmının daha, dindarlık görüntüsü altında şeytani profesyonellikte ahlaksızlığın nasıl yapılabildiğini gözleriyle, kalpleriyle, kanayan vicdanlarıyla görebildiklerini umuyorum.

Daha önce de ifade etmeye çalıştığım gibi, bence bu olaylar yeni olaylar değil, AKP iktidarıyla başlamış olaylar değil, ama dindarlık taslamayı seven AKP iktidarı döneminde bu olayların toplumsal ifşa düzeyi çok arttı ve AKP aslında dindarlık görüntüsü altında nasıl şeytanlık yapılabildiğini de en çok insanların gözüne sokan iktidar haline geldi. Bunda bir hayır görüyorum.

Ben Erdoğan'ın genel olarak olumlu yönde ilerlediğine, karanlıklardan giderek arındığına ve toplumun arınmasına da yardımcı olduğuna, olacağına inanıyorum. Çok cahillikleri var, çok yanlışlar yapıyor ama yavaş da olsa sonunda o yanlışlardan dönüyor bence ve bu süreçte toplumun çeşitli kesimlerinde önemli uyanışlar olmasına da doğrudan veya dolaylı şekillerde yardımcı oluyor, farkında olarak veya olmayarak.

Ama Erdoğan AKP'sinin güçlü bir muhalefete çok ciddi ihtiyacı var. CHP başta olmak üzere, güçlü muhalefet, AKP'nin karanlık yönlerini ifşa ederek, yüzüne vurarak iktidarı bu karanlıklardan arınmaya zorluyor, bu nedenle de muhalefetin de çok hayati, önemli bir rolü var.