Putin: "Batı, Rus Ayısına Zincir Takmaya Çalışıyor" (18 Aralık) 

Başlatan bozadi, 19 Aralık 2014, 18:39:25

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

Felsefi tartışma başlıklarından birinde değinmeyi düşünüyordum aslında ama burada kısaca belirtmek istiyorum:

Varoluş özünde bu kadar iyi ve güzelken, birken ve bizken, şiddetli negatiflikler içinde debelenip durmamızda kendi sorumluluğumuzla yüzleşmemiz, bu hususta yapmamız gerekenleri yapmamız gerekiyor. Diğer bir başlıkta değindiğim kölelik durumunu aşmanın yolu da buradan geçiyor diye düşünüyorum.

KH varlıkları bizim negatifliklerimizle besleniyorlar ve biz negatifleştikçe bizimle sömürü bağlarını güçlendiriyorlar. Bizim pozitif duygu ve düşüncelerimiz arttıkça bizimle sömürü bağları giderek zayıflayıp bitmeye mahkum. K'lar "isterseniz sadece pozitif duygularınız olabilir." demişti. "Kertişler o zaman sizin yakanızı bırakıp başka av aramaya koyulurlar." gibisinden birşeyler söylemişlerdi. Bu husus üzerinde düşünmemiz gerektiğine inanıyorum. Ve bu aynı zamanda BH'leşme potansiyelimizi de epeyce güçlendirir diye düşünüyorum, o yöndeki irademize bağlı olarak.

Dünya ilüzyonuna, bu ilüzyondaki berbatlıklara ebedi gerçeklik atfedip negatif duygu-düşünce sarmalına yakalandığımız zaman, kaybeden biz oluyoruz.

Tgur

Bozadi,anlattıklarının çoğuna katılıyorum ,yalnız son yorumlarından sıklıkla benim de devreye getirdiğim O.P. ve genç ruhlar karmaşası ile yaşamanın ve ülkemizin bu biçare durum içinde olduğundan bahsedip pek umudu kalmamış bir toplum manzarası gibi çiziyorsak da beraberce,

Eğitimin ,daha doğrusu bilgilenmenin ve bunu şu veya bu şekilde topluma yansıtmanın ,varsa bu husustaki engellerin kaldırılması bahsi geçen umutsuzluğu yok eder gibi geliyor bana,

Ülkemizdeki köy enistitüleri atağının egosal bir davranışla aşiretlerdeki maraba düzenini parçalayacak endişesi ile akamete uğratıldığını biliyoruz, şimdilerde ise şeriat düzenine yatkın pek toplumda okumuş istemeyen idarelerin ucuz emellerine uğramış bir eğitim sürmekte memleketimizde,

Bunu bütün çıplaklığı ile müşahade ediyoruz,

Ancak kendimize yapacağımız yardım ve gelişme faaliyetlerinin topluma da enjekte edecek sipiritüel uygulama işlerinin devrede olduğunu ve yüksek farkındalıkla fark edilen unsurlar olduğunu da biliyoruz, bunları ütyopik olup kabul etmeyen popülasyonun çok olmasına rağmen,

Bu konuya da değinmişsin,

Yeri gelmişken çalışmalarımın arasından yine bir bölümü aktaracağım bakalım nasıl yorumlayacağız,
--
S: (L) Sufi yolunu incelememi tavsiye eder misiniz?
C: Sana bağlı.
S: (L) Biliyorum ama bu yolun geçerli olup olmadığını veya bir başkasından daha iyi olup olmadığını bilmek istiyorum.
C: Senin adına bu konuda bir yargıda bulunmak istemiyoruz.
S: (L) Bu yolun doğruluk yüzdesi nedir?
C: Bir anlamda tüm öğretiler gerçektir.
S: (L) Söylemeyecek misiniz?
C: Subjektif. Reikiyi yargılamamızı ister miydin?
S: (L) O hususta para harcamaya başlamadan önce iyi olurdu aslında. Param ziyan mı olacak?
C: Doğru kaynağa gidersen olmaz. Önceki sorunla ilgili olarak seni zihnini geliştirmeye devam etmeni istediğimiz yanıta yönlendirdik. İlerleme böyle sağlanır.
S: (L) Yani zihin gelişimim için Sufileri araştırmamı istiyorsunuz, öyle mi?
C: Evet. Eğer bütün sorularını yanıtlasaydık birşey öğrenemezdin.
S: (L) Okumakta olduğum bu kitapta, yalnızca seçilenlere verilen bilgilerden ve bazı şeylerin gizli kuruluşlar içinde geleceğe aktarıldığından bahsediliyor. Pek çok insan bu kuruluşun İlüminati olduğunu ve onların pek çok derin, karanlık sırlar sakladıklarını düşünüyor. Bu doğru mu?
C: Yakın. Ama şimdi bir bilgi patlaması var. İlüminati artık tek değil ama onlar hala öyle olduklarını sanıyorlar.
S: (L) İlüminati'deki kodamanlarla karşılaştırıldığında F___ ve ben onların bilgilerinin kaçta kaçını biliyoruz?
C: % 2.
S: (L) Yani bizden %98 oranında daha fazla bilgiye mi sahipler? Çok moral bozucu! Peki İlüminati'yle karşılaştırıldığında ortalama bir üniversite mezunu ne kadar bilgiye sahip?
C: % 0.02.
S: (L) Dünyada bu bilgilerin büyük bir bölümüne sahip bir kişi var mı?   
C: Gelecek sene bu zaman, sizin oranınız %35'e kadar yükselmiş olacak.
S: (L) Bu çok sıkı çalışmam gerektiği anlamına geliyor!
C: Hayır. Sana kendiliğinden akacak. Seni bloke edenleri dinlemeyi bırak.
S: (L) Hayatımda şu anda beni bloke eden kim?
C: Söyleyemeyiz. Kendin bulmalısın.
S: (L) Kendim miyim?
C: Ancak diğerleri üzerinden.
----------------------------------------------------------------------
Aktarım ilginç, illümunati ile bu işle uğraşanların bilgi oranlanması, Laura ve bu işle uğraşanların bir sene gibi kısa bir zamanda aynı bilgilere yüzde otuzbeşe kadar ulaşılacağı söyleniyor, bundan ne anlıyoruz,

Bilgilenme, bilgiyi soğurma ve inanç haline getirip başkaları üzerinden yani bu işle ilgilenmeyen veya inanç haline getiremeyip takıntılı kalmışların, diğerlerinin aşamadığı gerçekliklerden zihni bloka uğranmazsa gelişme adeta geometrik bir dizi hızı ile yükseliyor,

Bu izahla zihinsel bloğu kaldırma becerisinin insan zihni gelişmesinde ve olayları üstün ruhsal algılarla değerlendirmesinin yolu açılıyor bilgide ve olaylara bakışın objektif ve hür yollar ile nasıl kolayca genişlediğini anlayabiliyoruz,

Zira siz sadece bilgilenme işinde  açık zihinle baksanız dursanız dahi bilgi adeta su gibi akıyor,bunu yaşamım boyunca çok gördüm böbürlenme veya kendimi parlatmak için söylemiyorum siz gençlere bir ispat olarak sunmaya çalışıyorum,

Sorgulayan bir bilince gelirseniz kimse sizi yanıltamaz, ara ara zihni bloklara dalsanın kapılsanız dahi onu açacak çok kati gösterim sağlayan adeta sizi bu budur diye sarsan vizyonlar rüyalar karşılaşmalar veya başka konuşmalar v.s ile bilgi akımı rahatça sürüyor,bu hususu  birkaç vizyonum veya rüyamla sizlere anlatmaya çalıştım,

Tabii ki sorgulayan bilincin bilgi bu şekilde olağanüstü ve sarsıcı yolla gelse dahi olayı şüpheyle karşılayıp ayıklama becerisini göstermesi gerekli..



Qui-gon jinn

Bozadi kardeşim görüşlerini paylaştığın için teşekkür ederim. Evet, söylediklerinin hepsi mümkün ve muhtemel sebepler bunlar olabilir gerçekten de. Velhasıl, kapalı kapılar arkasında neler konuşuyor, planlıyor ve ne işler çeviriyorlar acaba, açıkcası şimdi yoğun bir şekilde bilmek istedim bunları ve sanırım bunun içinde acilen "Uzakgörü" yeteneğimi geliştirip, uzaktan bakmam lazım artık... :)

Neyse kardeşim bir de, sen duygulardan bahsedince aklıma K'ların hep hatırımda olan duygular meselesi ile alakalı bir uyarıları geldi. Neydi tam olarak diye ararken aşağıdaki alıntılarla karşılaştım ve faydalı olabileceği düşüncesi ile onları da paylaşmak istedim. Bu arada benim aradığım alıntı ise ikinci sırada paylaştığımdır. Sevgiler.


S:  (L) Sezgiler duygulardan farklı mıdır?
C: Evet.

S: (L) Sezgisel bilgi ile duygusal tepkiler arasındaki farkı nasıl anlayabiliriz?
C: Duygular arzulu düşünme içerir; sezgiler daha derinden gelen hislerdir, ruhsal niteliktedir ve daha güçlüdür. Arzulu düşünme olduğunda, aklınızı kullanırsanız ve geçmişteki derslerinizi incelerseniz, sızmakta olan ruhsal içgüdünün de varlığını algılayabilirsiniz.

(31 Mayıs 1995)
-------

S: (L) Duygudan kurtul ve sezgiyi kullan.
C: Duygulardan kurtulunamaz. Duyguların kontrol edilmesi gerekir. Ormanda etrafını saran kurtlardan bahsetmiştik. Kurtlar doğanın parçasıdır. Kişi kurtlardan kurtulmak istememeli, sadece onlarla pozitif bir şekilde etkileşmeli. O yüzden, etrafını sarmalarına gerek olmadığı için kurtlardan ormana geri dönmelerini istemeni söyledik. Duygu 3'üncü yoğunluk deneyimi için gereklidir. Yardımcı da olabilir, engel de. Yardım olmasına izin verdiğinde çok şey başarabilirsin. Engel olmasına izin verdiğinde görmen gerekenleri görmezsin.

(7  Ekim 1997)
-------

S: (L) Öğrenişimin duraksadığını hissediyorum.
C: Duraksamalar daha büyük bilgiye veya gelişime giden yoldaki dinlenme molaları oldukları sürece büyük bir öneme sahip değildir. Daha önce sana ve diğerlerine, yoldaki işaretleri dikkatle takip etmenizi, işaretleri okumanızı ve anlamlarını anlamanızı söylemiştik. Bunu yaparsanız, savaşmak zorunda kalmazsınız. Ve "savaş" burada uygun terim, çünkü savaş saldırıdan kaynaklanır. İşaretler uygun şekilde okunduğunda ve değerlendirildiğinde, saldırıya ilerleyici ve pozitif bir şekilde direnç gösterilebilir. Dolayısıyla, eğer mümkünse kişi savaşmak zorunda kalmak istemez ve bunun için gerekli araçlar işaretlerdir ve işaretler HERYERDE! Sezgi bunlardan biri, eşzamanlılık bir diğeri. İşaretleri tanımak için gerekli güce, bilgiye ve farkındalığa sahipsin. İşaretlerin üzerine gölge düşürebilecek, onları karanlıkta bırakabilecek tek şey duygulardır. Ve bu da ancak, 3'üncü yoğunluk deneyiminin doğal bir hali olan duyguların yardımdan ziyade bir engel olarak işlev göstermesi durumunda olur. Duygular pozitif olarak kullanılmaya başladığında, 4'üncü yoğunluk BH'ye ilerleme mümkündür. 4'üncü yoğunluk BH'deki ilerleme sürecinde duyguların mevcudiyeti azalır. Bu şu anda sizin anlayamadığınız birşey olabilecek olmakla birlikte, sonunda anlayacaksınız.

(7  Ekim 1997)

bozadi

Tgur, bilgilenme / bilgi girişi ve sorgulayan bilinç konusundaki görüşüne katılıyorum elbette.

Qui, kastettiğim şeye biraz bağlam kazandırabilmek için biraz geniş bir şekilde alıntılayayım:

Alıntı YapS: (T) Bunu içimdeki implantlarla mı yapıyorlar?

C: Hepsi sürecin birer parçası.

S: (T) Bende implant var mı?

C: Evet.

S: (T) Bu implantlar, duygularımı kontrol edip negatif olanları arttırmalarını ve böylece bu duyguların enerjisiyle beslenmelerini mi sağlıyor?

C: Kontrol değil, etki.

S: (T) Kontrol değil, etki. Ama örneğin kızdığım zaman kısa süre için kızgın oluyorum ama bu teknolojiyi kullanarak daha uzun süre kızgın kalmamı sağlayabiliyorlar, öyle mi?

C: Evet. Bilgi korur, bilgisizlik ve ihmal tehlike yaratır.

S: (T) Vücudumdaki implantları üzerinden enerjilerimi geri alabilir miyim?

C: Gerekli değil.

S: (T) Yani eğer kızgınlaşırsam ve olmam gerekenden daha fazla kızgınlaştığımın farkına varırsam ve bunu daha olumlu birşeye dönüştürürsem ve cihazları sonuna kadar açıkken bu olumlu enerjiyi onlara yönlendirirsem ne olur? Morallerini bozabilir miyim?

C: Bunu yaptığında ateşe ateşle karşılık veriyor olursun.

S: (T) Peki yapmamız gereken şey bu değil mi?

C: Açık. Deyim neyi ima ediyor?

S: (L) Sanıyorum söylemek istedikleri şey şu; eğer kızgınlaştığını hissediyorsan, bunu durdurmanın tek yolu kızmayı bırakarak mutlu veya huzurlu olmandır. Mutlu ve huzurluyken onlara herhangi birşey gönderme isteği duymazsın.

C: Bingo.

S: (J) Enerjiyi pozitif birşeye yönlendirmek. (F) Ateşe ateşle karşılık vererek savaşamazsın. (L) Gerçekte savaşabilirsin. (T) Varmak istediğim yer şu; bu mümkün mü, yani duygusal durumunu onların umduğunun aksine pozitif birşeye çevirip onlara göndermek. Bu mümkün mü?

C: Neden?

S: (T) Karşılık vermek ve yaptıklarını bir de kendilerinin tatmasını sağlamak için. (J) Onlarla savaşa mı girmek istiyorsun? O durumda hala enerjinle onları besliyor olursun. (L) Yapabileceğin tek değişiklik duygunun yönünü çevirmek ve huzurlu olmak. Eğer gerçek huzuru hissediyorsan...

C: 4. yoğunluk KH'leri (Kendine Hizmet varlıkları) negatif enerjiyle besleniyor.

S: (J) Yani elleri boş kalmış olacak. (T) Ama benim düşündüğüm şey... Benim doğal bir... Negatif enerjiyle besleniyorlar. İçime birşey koyuyorlar, 3. yoğunluğa gelip bizimle uğraşıyorlar...

C: Evet.

S: (T) Ve daha da fazla negatif enerji elde etmiş oluyorlar.

C: Şimdi bir benzetme: Fişi olmayan bir lamba ne işe yarar?

S: (T) Fişi olmayan bir lamba mı? Anlamaya çalışıyorum ama bana biraz daha alan tanımanız lazım.

C: Ne?

S: (T) Eğer bir lambanın fişini çekersen artık ışık vermez. (L) Kertenkeleler lamba oluyor ve sen de güç kaynağısın. Böylece onların fişini çekmiş olacaksın. (J) Kendi fişini çekmek. (T) Ben lambanın fişi miyim?

C: Hiç çalıştırılmayan bir motor ne işe yarar?

S: (J) Onların enerji kaynağı olma. Eğer negatif enerjiyle besleniyorlarsa, onları aç bırak.

C: Eğer kullanılmazlarsa, implantlar işe yaramaz.

S: (J) İmplantların çalışıp onlara istedikleri gıdayı aktarması için güç kaynağının açık olması gerekir. Güç kaynağı da negatif düşünce ve duygular. (T) Ama ben 3'üncü seviye bir varlığım. 3'üncü seviye bir varlığın bütün duygularına sahibim. Ve beni ben yapan şeylerden biri de bu. Dolayısıyla duygulardan birini kapatamam çünkü bu diğer duyguların dengesini bozar. Duygular da ışık ve karanlığa tıpatıp benziyor.

C: Hayır.

S: (T) Pozitif duygularım var ve negatif duygularım var; İkisi de beni ben yapıyor.

C: Eğer istersen, sadece pozitif duyguların olabilir.

S: (T) Eğer sadece pozitif duygularım olursa, ki güzel birşey olurdu herhalde, bu durum Kertişlerin algılayıcı cihazına nasıl bir etki yapardı?

C: Onları iptal eder.

S: (T) Yani bu cihazlar negatif frekanslara mı ayarlı?

C: Evet.

S: (T) Pozitif hisler implantları kapatıyor. Pozitif hisler duyarak algılayıcıları kapatırsam Kertenkeleler ne yapar?

C: Başka yere giderler.

S: (L) Peki ilk kez kapatıldığında bir süre için çabalarını arttıracaklarını, ama sonunda kişinin bunda kararlı olduğunu gördüklerinde uzaklaşacaklarını düşünmekte haklı mıyım?

C: Aynen öyle.


K'lar "İstersen yalnızca pozitif duyguların olabilir" derken neyi kastediyorsa, ben de onu kastetmeye niyet ederek yaptım alıntıyı. Senin "duygu" kavramıyla ilgili diğer açıklamalardan alıntılar yapmış olman, konuya veya ilgili alıntılara yeni olan, "duygu" kavramını yanlış anlayabilecek takipçilerimiz için yine de faydalı bir açıklama olabilir tabi ki. 


bozadi

Bu alıntı aynı zamanda, mevcut siyasi iktidara olan derin, şiddetli ve inatçı kızgınlık durumlarıyla ilgili de yararlanılabilecek bir açıklama olabilir. Sadece ideolojik değil, her anlamda. Keskin sirke küpüne zarar derler ya. İlla ki olumsuz tepkinin, kızgınlığın doğal, sağlıklı ve gerekli olduğu durumlar da vardır ama genel bir kaide olarak, ne kadar haklı ve meşru görünürse görünsün, şiddetli ve geçmeyen aşırı kızgınlıkların nasıl aslında KH sistemindeki köleliğimizi sürdürmeye ve hatta belki derinleştirmeye hizmet edebileceğine dikkat etmek gerekiyor, ki bu konuda kendime de epeyce bir ders payı çıkarmaya, bu açıklamdan, bu öğütten yararlanmaya çalışıyorum. Bu düzen zaten nefreti, şiddetli olumsuz duyguları tırmandırmak ve mutlaklaştırmak amacıyla yapılandırılan bir düzen (bizi KH'leştirmek için!). Bu tuzağa düşmeme konusunda kendimize ve birbirimize yardımcı olabilmek ne iyi olur.

Qui-gon jinn

Evet kardeşim, pozitif duygular hissetmeye odaklanmak ve hissetmek, doğal olarak negatifle beslenen bu varlıklara besin göndermemek demek. Bir de bunun yanında  paylaştığım alıntıda şöyle birşey denmiş; "Duygular pozitif olarak kullanılmaya başladığında, 4'üncü yoğunluk BH'ye ilerleme mümkündür." Burada sadece pozitif duygular mı, yoksa tüm duygular mı kast ediliyor emin değilim ama anladığım kadarı ile duyguları kişinin kendi adına doğru ve pozitif yönde kullanması çok önemli, ki BH yönde tekamülü de mümkün kılıyor anladığımız kadarı ile. Doğru kullandığınızda çok şey başarabilirsiniz denmiş, hatta o sözlerini yine direkt K'ların alıntısı olarak paylaşayım;

"Duygu 3'üncü yoğunluk deneyimi için gereklidir. Yardımcı da olabilir, engel de. Yardım olmasına izin verdiğinde çok şey başarabilirsin. Engel olmasına izin verdiğinde görmen gerekenleri görmezsin."

Şahsen ben, hayatımda hep bu pozitif yönde gayret göstermeye çabalıyorum diyebilirim ama tabii ne kadar başarabiliyorum bunu orası tam bir muamma. Lakin bazı zamanlar milletin bana; "herşeye rağmen hayret, nasıl bu kadar pozitif olabiliyorsun falan diye şaşırdığı, sorduğu anlar oldu ama yine de bilemiyorum tabii, belki kafam iyidir, belki de sadece mizacım öyledir, kim bilir...:) Herneyse artık, kardeşim sevgiler olsun.

bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Qui-gon jinn

Bir de bunun yanında  paylaştığım alıntıda şöyle birşey denmiş; "Duygular pozitif olarak kullanılmaya başladığında, 4'üncü yoğunluk BH'ye ilerleme mümkündür." Burada sadece pozitif duygular mı, yoksa tüm duygular mı kast ediliyor emin değilim ama anladığım kadarı ile duyguları kişinin kendi adına doğru ve pozitif yönde kullanması çok önemli, ki BH yönde tekamülü de mümkün kılıyor anladığımız kadarı ile.
Yaptığın alıntılardan en uzun olan sonuncusunu baştan sona okumamıştım ve o alıntının sonlarına doğru olan ve bu son mesajında tekrar alıntıladığın cümle hakikaten çok dikkatimi çekti ve sevindirdi. İyi ki tekrar vurgulamışsın, teşekkür ederim. Çok enteresan bir şekilde "4BH'ye doğru ilerleme" için somut bir ipucu verilmiş gibi görünüyor. Ki sen de kendi hayatında bunu yapmaya çalıştığını belirtmişsin.

Nasıl belirli bir dinin mensubu olan bir insan o dinin bir ibadetini yerine getirirken "olağan" hayatını geçici olarak rafa kaldırıyor, geride bırakıyorsa, bir süreliğine olağan dünya hayatı boyutundan adeta farklı bir boyuta geçiyorsa, bizlerin de bu hususta bazı pozitifleşme pratiklerini adeta "ibadetleştirmekten" fayda görebileceğimize inanıyorum. Şartları, nedenleri, nasılları, ayrıntıları aşırı derecede belirlenmiş bir "ritüel" şeklinde değil elbette. Önemli olan, bu yapılacağı zaman, diğer herşeyi bir süreliğine geride bırakabilmek. Yalnızca birkaç saniye bile yeterli olabilir çoğu zaman. Burada deneyimin süresinden ziyade "niteliği" önemli. Birkaç saniye pozitif olmak. "Tüm bilincinizle", tüm varlığınızla birkaç saniye basit, saf bir pozitiflik duyumsamak, iyiliğe erişmek, iyi olmak.


Qui-gon jinn

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Yaptığın alıntılardan en uzun olan sonuncusunu baştan sona okumamıştım ve o alıntının sonlarına doğru olan ve bu son mesajında tekrar alıntıladığın cümle hakikaten çok dikkatimi çekti ve sevindirdi. İyi ki tekrar vurgulamışsın, teşekkür ederim.

Değerlendirdiğin için asıl ben teşekkür ederim kardeşim, faydalı çıkarımlar sağlamana vesile oldu ise ne mutlu bana, sevgiler.

Dionysos

K?? geliyor ruble al?n



Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Qui-gon jinn

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Dionysos

Kış geliyor ruble alın

Ah be kanka, olsa da alabilsek keşke, durduk yere efkarlandırdın bizi şimdi iyi mi...

Maalesef en son az buçuk biriktirdiğim tüm paramı da biraderin borcunu ödemek için verdiğimde sıfırı tamamen tüketmiş oldum. Gelir sıfır, her gün eksi veriyoruz artık. O yüzden maalesef bu tavsiyeni üzerime alamıyorum kardeşim, ne acı. Anacığımda demişti ki o sıra; "peki veriyorsun da sen ne yapacaksın?" diye. Dedim, bilmiyorum ana ama umarım ilerde birilerinin gelipte bana "neden" diye sorular soracakları bir duruma yol açmaz, sormasınlar da, tıpkı şimdi kimsenin   sormadığı gibi, anacığımda öylesine sormuştu herhalde ki, bir daha sormadı zaten.......

Neyse artık, Heyhat! Herşeye rağmen, umrumda mı peki, çok değil. Öyle ise ne diyeyim başka, çal keke çal... [8D]
https://www.youtube.com/watch?v=aWDFlYTOAyU

Dionysos

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Qui-gon jinn
Ah be kanka, olsa da alabilsek keşke, durduk yere efkarlandırdın bizi şimdi iyi mi...

Maalesef en son az buçuk biriktirdiğim tüm paramı da biraderin borcunu ödemek için verdiğimde sıfırı tamamen tüketmiş oldum. Gelir sıfır, her gün eksi veriyoruz artık. O yüzden maalesef bu tavsiyeni üzerime alamıyorum kardeşim, ne acı. Anacığımda demişti ki o sıra; "peki veriyorsun da sen ne yapacaksın?" diye. Dedim, bilmiyorum ana ama umarım ilerde birilerinin gelipte bana "neden" diye sorular soracakları bir duruma yol açmaz, sormasınlar da, tıpkı şimdi kimsenin   sormadığı gibi, anacığımda öylesine sormuştu herhalde ki, bir daha sormadı zaten.......

Neyse artık, Heyhat! Herşeye rağmen, umrumda mı peki, çok değil. Öyle ise ne diyeyim başka, çal keke çal... [8D]
https://www.youtube.com/watch?v=aWDFlYTOAyU

Benim neredeyse gelirim bile yok. Fındık sonrası bahçede kalan fındıklardan (başak dediğimiz şey) toplama/biriktirme olayı, eşe dosta yardıma karışık iş görme ve bir kaç yevmiye yıllık gelire dair tüm mal varlığım gibi ve bir yıllık tütün telefon internet giderim için birikmiş olarak bu dönemler elime geçiyor. Ruble alınıp satılır mı onu bile bilmiyorum ama düşünmedim değil. Sonuçta beş kuruş için ruble altın dolar gibi seçenekler var. Kışın doğalgaz ruble karşılığı alınıp satılacağı için ruble dolar karşısında 40 ın altını bile görebilir siye düşünüyorum. TL karşısında aslında hiç incelemedim ama aynıysa alınıp satılıyorsa bahara bir %25 kaybetmek istemezdim.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Qui-gon jinn

Sıkıntı yok kardeşim, ne demiş İsa "Mutlu olun fakirler, çünkü göklerin Melekût'u sizindir." diyeceğim ama İsa'da yalanmış ya meğerse, ne diyeyim bilemedim şimdi...çal ulan keke çal... [:p]

Dionysos

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Qui-gon jinn

Sıkıntı yok kardeşim, ne demiş İsa "Mutlu olun fakirler, çünkü göklerin Melekût'u sizindir." diyeceğim ama İsa'da yalanmış ya meğerse, ne diyeyim bilemedim şimdi...çal ulan keke çal... [:p]

Fakir sayılır mıyım bilmem sadece -şu aralar- bağımsız akar gelir yok ya da ekonomik sınırlı özgürlük. Yiyeceğimi kendim satın almıyorum ve ihtiyacım kadar param var. Ben böyle güzelim diyor şarkı falan filan.
Bir işe sahip olmak istemiyorum, olduğum ya da sevdiğim ya da tam da olmayı istediğim bir durumda gibiyim
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Qui-gon jinn

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Dionysos

Bir işe sahip olmak istemiyorum, olduğum ya da sevdiğim ya da tam da olmayı istediğim bir durumda gibiyim

Ne mutlu sana kardeşim, bende benzer duygular içerisindeyim. Hatta basın mensuplarına da bu düşüncelerimi paylaşmıştım zamanında, buyrun;

https://pbs.twimg.com/media/D1K1AJWX4AAM3PC?format=jpg&name=small... [8D]

Evet neyse, şaka bir yana kalbin arzusu, herkesin düşüncesinden önemli. Ne demişlerdi "Önce kalbin arzusunu bulun, diğer herşey yerini bulur." Sevgiler.

Dionysos

(Bu tarihi konuşmanın ne yazık ki üç gündür tam Türkçe bir çevirisi o anlamda gerçek bir haberi de yok ve bu nedenle google ile bulduğum bir İngilizce metni çevirdim)

Putin'in ilhak törenindeki konuşmasının tam metni

Sevgili Rusya vatandaşları, Donetsk ve Lugansk Halk Cumhuriyetlerinin vatandaşları, Zaporozhye ve Kherson bölgelerinin sakinleri, Devlet Duması milletvekilleri ve Rusya Federasyonu senatörleri!

Bildiğiniz gibi Donetsk ve Lugansk Halk Cumhuriyetleri, Zaporozhye ve Kherson bölgelerinde referandumlar yapıldı. Sonuçları özetlendi, sonuçlar biliniyor. İnsanlar seçimlerini yaptılar, net bir seçim.

Bugün Donetsk Halk Cumhuriyeti, Luhansk Halk Cumhuriyeti, Zaporijya Bölgesi ve Kherson Bölgesi'nin Rusya'ya kabulüne ilişkin anlaşmalar imzalıyoruz. Federal Meclisin Rusya'da dört yeni bölgenin, Rusya Federasyonu'nun dört yeni konusunun kabulü ve oluşumuna ilişkin anayasal yasaları destekleyeceğinden eminim, çünkü bu milyonlarca insanın iradesidir.

(Alkış)

Ve bu, elbette, doğrudan eşit haklar ve halkların kendi kaderini tayin etme ilkesinden bahseden BM Şartı'nın ilk maddesinde yer alan onların hakkı, devredilemez haklarıdır.

Tekrar ediyorum: bu, insanların devredilemez bir hakkıdır, atalarımızın nesillerinin kazandığı, yüzyıllar boyunca Eski Rusya'nın kökenlerinden Rusya'yı yaratan ve savunan tarihi birliğe dayanmaktadır. Burada, Novorossia'da Rumyantsev, Suvorov ve Ushakov savaştı, Catherine II ve Potemkin yeni şehirler kurdu. Burada, Büyük Vatanseverlik Savaşı sırasında büyükbabalarımız ve büyük büyükbabalarımız öldü.

"Rus Baharı"nın kahramanlarını, Ukrayna'da 2014'teki neo-Nazi darbesiyle uzlaşmayanları, anadillerini konuşma hakkı için ölenleri, kültürlerini koruyanları her zaman hatırlayacağız. , gelenekler, inanç, yaşama hakkı için. Bunlar, Kiev rejiminin düzenlediği insanlık dışı terör saldırılarının kurbanları olan "Odessa Khatyn" şehitleri Donbass'ın savaşçıları. Bunlar gönüllüler ve milisler, bunlar siviller, çocuklar, kadınlar, yaşlılar, Ruslar, Ukraynalılar, çeşitli milletlerden insanlar. Bu Donetsk'in gerçek halk lideri Alexander Zakharchenko, bunlar askeri komutanlar Arsen Pavlov ve Vladimir Zhoga, Olga Kochura ve Alexei Mozgovoy, bu Luhansk Cumhuriyeti savcısı Sergey Gorenko. Bu paraşütçü Nurmagomed Gadzhimagomedov ve özel bir askeri operasyon sırasında cesur ölümüyle ölen tüm askerlerimiz ve memurlarımız. Onlar kahramanlar. (Alkış)

Büyük Rusya'nın Kahramanları. Ve sizden bir dakikalık saygı duruşu ile onların anısını onurlandırmanızı rica ediyorum.

(Sessizlik anı.)

Teşekkürler.

Donetsk ve Lugansk Halk Cumhuriyetlerinde, Zaporozhye ve Kherson bölgelerinde yaşayan milyonlarca kişinin seçiminin arkasında ortak kaderimiz ve bin yıllık tarihimiz var. Bu manevi bağ insanlar çocuklarına ve torunlarına geçmiştir. Tüm imtihanlara rağmen yıllarca Rusya'ya olan sevgilerini taşıdılar. Ve hiç kimse içimizdeki bu duyguyu yok edemez. Bu nedenle hem eski nesiller hem de Sovyetler Birliği'nin çöküş trajedisinden sonra doğan gençler, birliğimize, ortak geleceğimize oy verdiler.

1991'de Belovezhskaya Pushcha'da, sıradan vatandaşların iradesini sormadan, o zamanki parti seçkinlerinin temsilcileri SSCB'yi çökertmeye karar verdi ve insanlar aniden anavatanlarından koptular. Bu, halkımızın cemaatini parçaladı, böldü, ulusal bir felakete dönüştü. Devrimden sonra birlik cumhuriyetlerinin sınırlarının perde arkasında kesilmesi gibi, Sovyetler Birliği'nin son liderleri, 1991 referandumunda halkın çoğunluğunun iradesinin doğrudan ifadesinin aksine, büyük ülkemizi basitçe mahvettiler. halkları bir gerçekle yüzleştirdi.

Ne yaptıklarını ve bunun kaçınılmaz olarak sonunda ne gibi sonuçlara yol açacağını tam olarak anlamadıklarını itiraf ediyorum. Ama bunun artık bir önemi yok. Sovyetler Birliği yoktur, geçmiş iade edilemez. Evet ve bugün Rusya'nın artık buna ihtiyacı yok, bunun için çabalamıyoruz. Ancak kültürleri, inançları, gelenekleri, dilleri ile kendilerini ataları yüzyıllar boyunca tek bir devlette yaşayan Rusya'nın bir parçası olarak gören milyonlarca insanın kararlılığından daha güçlü bir şey yoktur. Bu insanların gerçek, tarihi Anavatanlarına dönme kararlılığından daha güçlü bir şey yoktur.

Sekiz yıl boyunca Donbass'taki insanlar soykırıma, bombardımana ve ablukaya maruz kaldılar ve Kherson ve Zaporozhye'de Rusya'ya, Rus olan her şeye karşı suçlu olarak nefret beslemeye çalıştılar. Şimdi, daha referandumlar sırasında, Kiev rejimi şiddetle tehdit etti, okul öğretmenlerini, seçim komisyonlarında çalışan kadınları ölümle tehdit etti, iradesini ifade etmeye gelen milyonlarca insanı baskılarla korkuttu. Ancak Donbass, Zaporozhye ve Kherson'un bozulmamış halkı söz sahibiydi.

Kiev yetkililerinin ve Batı'daki gerçek efendilerinin beni duymasını istiyorum ki herkes şunu hatırlasın: Lugansk ve Donetsk, Kherson ve Zaporozhye'de yaşayan insanlar sonsuza kadar bizim vatandaşımız olurlar. (Alkış)

Kiev rejimini ateşi, tüm düşmanlıkları, 2014'te yeniden başlattığı savaşı derhal durdurmaya ve müzakere masasına dönmeye çağırıyoruz. Buna hazırız, defalarca söylendi. Ama Donetsk, Luhansk, Zaporozhye ve Kherson'daki insanların seçimini tartışmayacağız, yapıldı, Rusya buna ihanet etmeyecek. (Alkış)

Ve bugünün Kiev yetkilileri, halkın bu özgür iradesine saygıyla yaklaşmalı, başka bir şey yapmamalı. Barışın tek yolu bu.

Elimizdeki tüm güç ve araçlarla toprağımızı koruyacağız ve halkımızın güvenli yaşamını sağlamak için her şeyi yapacağız. Bu, halkımızın büyük kurtuluş misyonudur.

Yıkılan şehir ve kasabaları, konutları, okulları, hastaneleri, tiyatroları ve müzeleri mutlaka yeniden inşa edeceğiz, sanayi işletmelerini, fabrikaları, altyapıyı, sosyal güvenliği, pansiyonları, sağlık ve eğitim sistemlerini restore edip geliştireceğiz.

Tabii ki, güvenlik seviyesini geliştirmek için çalışacağız. Birlikte yeni bölgelerdeki vatandaşların tüm Rusya halkının, tüm ülkenin, tüm cumhuriyetlerin, geniş Anavatanımızın tüm bölgelerinin ve bölgelerinin desteğini hissetmelerini sağlayacağız. (Alkış)

Sevgili arkadaşlar, meslektaşlar!

Bugün özel bir askeri operasyona katılan asker ve subaylara, Donbass ve Novorossia askerlerine, kısmi seferberlik kararnamesi sonrasında Silahlı Kuvvetler saflarına katılarak vatanseverlik görevlerini yerine getirenlere hitap etmek istiyorum. Kalplerinin çağrısı üzerine, askeri kayıt ofislerine gelin. Ana-babalarına, eşlerine ve çocuklarına dönüp halkımızın ne için savaştığını, bize karşı hangi düşmanın olduğunu, dünyayı yeni savaşlara ve krizlere sürükleyen, bu trajediden kanlı çıkarlarını elde edenleri anlatmak istiyorum.

Ukrayna'daki yurttaşlarımız, kardeşlerimiz -birleşik halkımızın anavatanı- sözde Batı'nın yönetici çevrelerinin tüm insanlık için neler hazırladığını kendi gözleriyle gördüler. Burada aslında sadece maskelerini attılar, gerçek içlerini (yüzlerini) gösterdiler.

Sovyetler Birliği'nin çöküşünden sonra Batı, dünyanın, hepimizin, sonsuza dek kendi emirlerine katlanmak zorunda kalacağına karar verdi. Ardından 1991'de Batı, Rusya'nın bu tür şoklardan kurtulamayacağını ve kendi kendine dağılacağını umdu. Evet, neredeyse oldu - 90'ları, korkunç 90'ları, aç, soğuk ve umutsuz hatırlıyoruz. Ama Rusya direndi, dirildi, güçlendi, yine dünyada hak ettiği yeri aldı.

Aynı zamanda Batı, tüm bu zaman boyunca bizi vurmak, zayıflatmak ve her zaman hayalini kurdukları Rusya'yı yok etmek, devletimizi bölmek, halkları birbirine düşürmek, onları ölüme mahkum etmek için yeni bir şans arıyor ve aramaya devam ediyor. yoksulluk ve yok oluş. Toprağıyla, doğal zenginliğiyle, kaynaklarıyla, nasıl yapacağını bilmeyen ve asla başkasının emirlerine göre yaşayamayacak bir halkla dünyada böylesine büyük, devasa bir ülkenin var olduğu gerçeği onlara musallat oluyor.

Batı, doların gücü ve teknolojik emirler yardımıyla dünyayı asalaklaştırmasına izin veren yeni-sömürgeci sistemi korumak için her şeyin üstesinden gelmeye, insanlıktan gerçek haraç toplamaya hazır. Kazanılmamış refahın ana kaynağını, hegemon rantını çıkarmak. Bu rantın korunması, onların temel, gerçek ve kesinlikle kendi kendine hizmet etme güdüsüdür. Bu yüzden tam bir egemenliksizleşme onların çıkarınadır. Bu nedenle bağımsız devletlere, geleneksel değerlere ve orijinal kültürlere yönelik saldırganlıkları, kontrollerinin ötesinde uluslararası ve entegrasyon süreçlerini, yeni dünya para birimlerini ve teknolojik gelişme merkezlerini baltalama girişimleri. Bütün ülkelerin egemenliklerini ABD'ye teslim etmeleri onlar için kritik önem taşıyor.

Bazı devletlerin yönetici seçkinleri gönüllü olarak bunu yapmayı kabul eder, gönüllü olarak vasal olmayı kabul eder; diğerlerine rüşvet verilir, korkutulur. Ve eğer işe yaramazsa, arkalarında insani felaketler, felaketler, harabeler, milyonlarca harap, parçalanmış insan kaderi, terörist yerleşim bölgeleri, sosyal felaket bölgeleri, koruyucular, koloniler ve yarı sömürgeler bırakarak tüm devletleri yok ederler. Kendi çıkarlarını elde ettikleri sürece umurlarında değil.

Bir kez daha vurgulamak istiyorum: "Kolektif Batı"nın Rusya'ya karşı yürüttüğü melez savaşın gerçek nedenleri tam da açgözlülük, sınırsız gücünü koruma niyetin. Bizi özgür istemiyorlar ama bizi bir koloni olarak görmek istiyorlar. Eşit işbirliği değil, soygun istiyorlar. Bizi özgür bir toplum olarak değil, ruhsuz köleler topluluğu olarak görmek istiyorlar.

Onlar için doğrudan bir tehdit düşüncemiz ve felsefemizdir ve bu nedenle filozoflarımıza tecavüz ederler. Kültürümüz ve sanatımız onlar için bir tehlike, bu yüzden onları yasaklamaya çalışıyorlar. Gelişmemiz ve refahımız da onlar için bir tehdit – rekabet artıyor. Rusya'ya hiç ihtiyaçları yok, bizim ona ihtiyacımız var. (Alkış)

Geçmişteki dünya hakimiyeti iddialarının, halkımızın cesareti ve azmi sayesinde defalarca yıkıldığını hatırlatmak isterim. Rusya her zaman Rusya olacaktır. Hem değerlerimize hem de Vatanımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz.

Batı, cezasız kalarak, her şeyden paçayı kurtaracağına güveniyor. Aslında, şimdiye kadar her şeyden kaçıp kurtuldular. Stratejik güvenlik alanındaki anlaşmalar çöpe gidiyor; en yüksek siyasi düzeyde varılan anlaşmaların yanlış olduğu ilan edilir; eski liderlerimiz onları satın alır almaz, NATO'yu doğuya doğru genişletmeyeceğine dair kesin sözler kirli bir aldatmacaya dönüştü; füzesavar savunma ve orta ve daha kısa menzilli füzelere ilişkin anlaşmalar, çok zorlama bahanelerle tek taraflı olarak bozuldu.

Her taraftan duyduğumuz tek şey, Batı'nın kurallara dayalı düzenden yana olduğu. Nereden geldiler? Bu kuralları kim gördü ki? Kim kabul etti? Dinleyin, bu sadece bir tür saçmalık, saf aldatma, çift veya zaten üçlü standart! Sadece aptallar için tasarlandı.

Rusya büyük bir bin yıllık güçtür, bir ülke uygarlığıdır ve böylesine hileli, yanlış kurallarla yaşamayacaktır. (Alkış)

Sınırların dokunulmazlığı ilkesini çiğneyen sözde Batı'dır ve şimdi, kendi takdirine bağlı olarak, kimin kendi kaderini tayin hakkına sahip olduğuna, kimin olmadığına, kimin buna layık olmadığına karar verir. Neden böyle karar veriyorlar, onlara böyle bir hakkı kimin verdiği belli değil. Kendilerine.

Bu yüzden Kırım'da, Sivastopol'da, Donetsk'te, Lugansk'ta, Zaporozhye'de ve Kherson'da insanların seçimi onlarda vahşi bir öfkeye neden oluyor. Bu Batı'nın bunu değerlendirmeye, hatta demokrasi özgürlüğü hakkında kekelemeye bile ahlaki hakkı yoktur. Hayır ve asla olmadı!

Batılı seçkinler yalnızca ulusal egemenliği ve uluslararası hukuku inkar etmiyor. Hegemonyaları belirgin bir totaliterlik, despotizm ve apartheid karakterine sahiptir. Dünyayı yüzsüzce vasallarına, sözde medeni ülkelere ve günümüzün Batılı ırkçılarının planına göre barbarlar ve vahşiler listesine eklemesi gereken geri kalanlara bölüyorlar. Sahte etiketler - "haydut ülke", "otoriter rejim" - zaten hazır, tüm halkları ve devletleri damgalıyorlar ve bunda yeni bir şey yok. Bunda yeni bir şey yok: Batılı seçkinler ne idiyseler odurlar ve öyle de kalmışlardır – sömürgeci. Ayrımcılık yaparlar, insanları birinci ve diğer derecelere ayırırlar.

Böyle bir siyasi milliyetçiliği ve ırkçılığı asla kabul etmedik ve asla kabul etmeyeceğiz. Ve şimdi tüm dünyaya yayılan Rus düşmanlığı ırkçılık değilse nedir? Batı'nın kendi uygarlığının, neoliberal kültürünün tüm dünya için tartışılmaz bir model olduğuna dair kesin inancı ırkçılık değilse nedir? "Bizimle olmayan, bize karşıdır." Hatta kulağa garip geliyor.

Batılı seçkinler, kendi tarihsel suçlarından tövbe etmeleri bile, hem kendi ülkelerinin vatandaşlarından hem de diğer halklardan, örneğin sömürge dönemi için hiçbir ilgileri olmayan şeyleri itiraf etmelerini talep ederek diğer herkese kaydırılıyor. fetihler.

Batı'ya, sömürge politikasına Orta Çağ'da başladığını ve ardından küresel köle ticaretini, Amerika'daki Kızılderili kabilelerinin soykırımını, Hindistan'ın, Afrika'nın yağmalanması, İngiltere ve Fransa'nın Çin'e karşı savaşlarını izlediğini hatırlatmaya değer. bunun sonucunda limanlarını afyon ticaretine açmak zorunda kaldı. Yaptıkları şey, tüm ulusları uyuşturucuya sokmak, toprak ve kaynaklar uğruna kasıtlı olarak tüm etnik grupları yok etmek, hayvanlar gibi insanlar için gerçek bir av düzenlemekti. Bu, insanın doğasına, gerçeğe, özgürlüğe ve adalete aykırıdır.

Ve biz - 20. yüzyılda dünyanın birçok insanına yoksulluğu ve eşitsizliği azaltmak, açlığı ve hastalığı yenmek için gelişme fırsatları sunan sömürgecilik karşıtı harekete öncülük edenin ülkemiz olmasından gurur duyuyoruz.

Bu Batılı seçkinlerin Rusya'ya karşı gizleyemediği, yüzyıllardır süregelen Rus düşmanlığının nedenlerinden birinin, sömürge fetihleri #8203;#8203;döneminde soyulmamıza izin vermememiz, Avrupalıları karşılıklı çıkar için ticaret yapmaya zorlamamız olduğunu vurguluyorum. . Bu, Rusya'da Ortodoksluk, İslam, Yahudilik ve Budizm'in büyük ahlaki değerleri, Rus kültürü ve herkese açık Rusça kelime üzerinde kendini geliştiren ve güçlendiren güçlü bir merkezi devlet yaratılarak sağlandı.

Rusya'ya defalarca müdahale planlarının yapıldığı, 17. yüzyılın başlarında Belalar Zamanı'nı kullanmaya çalıştıkları ve 1917'den sonraki ayaklanma döneminin başarısız olduğu bilinmektedir. Batı, yine de, devletin yıkıldığı 20. yüzyılın sonunda Rusya'nın zenginliğini ele geçirmeyi başardı. Sonra hem dost hem de ortak olarak adlandırıldık, ama aslında bize bir koloni gibi davrandılar - çeşitli planlar altında ülke dışına trilyonlarca dolar sifon edildi. Hepimiz her şeyi hatırlıyoruz, hiçbir şeyi unutmadık.

Ve bu günlerde Donetsk ve Luhansk, Kherson ve Zaporizhia'daki insanlar tarihi birliğimizi yeniden kurmaktan yana konuştular. Teşekkürler! (Alkış)

Batılı ülkeler, diğer halklara özgürlük ve demokrasi getirdiklerini yüzyıllardır tekrarlıyorlar. Her şey tam tersi: demokrasi yerine – baskı ve sömürü; özgürlük yerine - köleleştirme ve şiddet. Tüm tek kutuplu dünya düzeni doğası gereği anti-demokratiktir ve özgür değildir, baştan sona aldatıcı ve ikiyüzlüdür.

Amerika Birleşik Devletleri, nükleer silahları iki kez kullanan ve Japonya'nın Hiroşima ve Nagazaki şehirlerini yok eden dünyadaki tek ülkedir. Bu arada, bir emsal oluşturdular.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Birleşik Devletler'in İngilizlerle birlikte Dresden, Hamburg, Köln ve daha birçok Alman şehrini hiçbir askeri zorunluluk olmaksızın harabeye çevirdiğini de hatırlatalım. Ve bu, tekrar ediyorum, askeri bir zorunluluk olmaksızın meydan okurcasına yapıldı. Tek bir amaç vardı: Japonya'daki nükleer bombalama olayında olduğu gibi, hem ülkemizi hem de tüm dünyayı korkutmak.

Amerika Birleşik Devletleri, barbarca "halı" bombalamaları, napalm ve kimyasal silah kullanımıyla Kore ve Vietnam halklarının hafızasında korkunç bir iz bıraktı.

Şimdiye kadar, aslında Almanya, Japonya, Kore Cumhuriyeti ve diğer ülkeleri işgal ediyorlar ve aynı zamanda onları alaycı bir şekilde eşit müttefikler olarak adlandırıyorlar. Dinle, merak ediyorum bu nasıl bir ittifak? Bütün dünya, bu ülkelerin liderlerinin izlendiğini biliyor, bu devletlerin ilk kişilerine sadece ofislerde değil, aynı zamanda konutlarda da dinleme cihazları kuruluyor. Bu gerçek bir utanç. Hem bunu yapanlara hem de bir köle gibi sessizce ve uysalca bu kabalığı yutanlara yazık.

Vasallarının adresinde Avrupa-Atlantik dayanışması, biyolojik silahların geliştirilmesi, Ukrayna da dahil olmak üzere yaşayan insanlar üzerinde deneyler, asil tıbbi araştırmalar için emir ve kaba, hakaret edici bağırıyorlar.

Yıkıcı politikaları, savaşları ve soygunlarıyla günümüzün devasa göç akımlarını kışkırttılar. Milyonlarca insan aynı Avrupa'ya ulaşmaya çalışırken mahrumiyet, istismar, binlercesi ölüyor.

Şimdi Ukrayna'dan ekmek ihraç ediyorlar. "Dünyanın en yoksul ülkelerine gıda güvencesi sağlama" bahanesiyle nereye gidiyor? Nereye gidiyor? Her şey aynı Avrupa ülkelerine gidiyor. Orada, yüzde beşi yalnızca dünyanın en fakir ülkelerine gitti. Yine, başka bir dolandırıcılık ve düpedüz aldatma.

Amerikan seçkinleri aslında bu insanların trajedisini rakiplerini zayıflatmak, ulus devletleri yok etmek için kullanıyor. Bu Avrupa için de geçerlidir, bu aynı zamanda Fransa, İtalya, İspanya ve uzun bir geçmişi olan diğer ülkelerin kimliği için de geçerlidir.

Washington, Rusya'ya karşı giderek daha fazla yaptırım talep ediyor ve çoğu Avrupalı #8203;#8203;politikacı buna uysalca katılıyor. AB'nin Rus enerji taşıyıcılarından ve diğer kaynaklardan tamamen vazgeçmesini zorlayan ABD'nin pratikte Avrupa'nın sanayisizleşmesine, Avrupa pazarını tamamen ele geçirmesine yol açtığını açıkça anlıyorlar - her şeyi anlıyorlar, bu Avrupalı seçkinler , her şeyi anlarlar, ancak başkalarının çıkarlarına hizmet etmeyi tercih ederler. Bu artık kölelik değil, halklarına doğrudan ihanettir. Ama Tanrı onları korusun, bu onların işi.

Ancak Anglo-Saksonlar için yaptırımlar yeterli değil, Baltık Denizi'nin dibinden geçen Kuzey Akımı'nın uluslararası gaz boru hatlarında patlamalar organize ederek sabotaj - inanılmaz, ama gerçek - geçtiler, aslında yok etmeye başladılar. pan-Avrupa enerji altyapısı. Bundan yararlanan herkes için açıktır. Kim yararlanır, elbette yaptı.

ABD diktesi kaba kuvvete, yumruk yasasına dayanıyor. Bazen güzelce sarılmış, bazen herhangi bir sargı olmadan, ama özü aynı – yumruk yasası. Bu nedenle, dünyanın her köşesinde yüzlerce askeri üssün konuşlandırılması ve bakımı, NATO'nun genişlemesi, AUKUS ve benzerleri gibi yeni askeri ittifakları bir araya getirmeye çalışır. Washington-Seul-Tokyo arasında askeri-politik bir bağ oluşturmak için de aktif çalışmalar sürüyor. Gerçek stratejik egemenliğe sahip olan ya da sahip olmaya çalışan ve Batı hegemonyasına meydan okuyabilen tüm devletler otomatik olarak düşman kategorisine dahil edilir.

ABD ve NATO askeri doktrinleri, tam bir hakimiyetten daha azını gerektirmeyen bu ilkeler üzerine inşa edilmiştir. Batılı seçkinler, yeni-sömürge planlarını aynı ikiyüzlü bir şekilde, barışçıl bir bahaneyle bile sunuyorlar, bir tür sınırlamadan bahsediyorlar ve böyle kurnaz bir kelime bir stratejiden diğerine dolaşıyor, ama aslında sadece bir tane anlamına geliyor. şey: herhangi bir egemen gelişme merkezini baltalamak.

Rusya, Çin ve İran'ın çevrelenmesini zaten duyduk. Asya, Latin Amerika, Afrika, Orta Doğu'nun diğer ülkelerinin yanı sıra ABD'nin mevcut ortakları ve müttefiklerinin sırada olduğuna inanıyorum. Sevmedikleri her şeyi müttefiklerine de – önce bir bankaya, sonra diğerine; şimdi bir şirkete karşı, şimdi başka bir şirkete karşı. Bu aynı uygulamadır ve genişleyecektir. En yakın komşularımız olan BDT ülkeleri de dahil olmak üzere herkesi hedef alıyorlar.

Aynı zamanda, Batı açıkça ve uzun zamandır hüsnükuruntu içindedir. Böylece, Rusya'ya karşı bir yaptırım saldırısı başlatarak, bir kez daha tüm dünyayı kendi komutaları üzerine inşa edebileceklerine inandılar. Ancak, ortaya çıktığı gibi, böyle pembe bir umut, herkesten - belki de tam siyasi mazoşistlerden ve diğer geleneksel olmayan uluslararası ilişki biçimlerinin hayranlarından - heyecan duyuyor. Çoğu devlet selamlamayı reddediyor ve Rusya ile makul bir işbirliği yolu seçiyor.

Batı açıkça onlardan böyle bir itaatsizlik beklemiyordu. Bir şablona göre hareket etmeye, her şeyi küstahça almaya, şantaj, rüşvet, yıldırmaya alıştılar ve bu yöntemlerin sanki geçmişte donmuş, kemikleşmiş gibi sonsuza kadar işe yarayacağına kendilerini inandırdılar.

Bu tür bir özgüven, yalnızca kişinin kendi münhasırlığıyla ilgili kötü şöhretli kavramın değil - elbette bu sadece şaşırtıcı olsa da - aynı zamanda Batı'daki gerçek bir bilgi açlığının doğrudan bir ürünüdür. Goebbels gibi pervasızca yalan söyleyerek, aşırı saldırgan propaganda kullanarak gerçeği bir mitler, yanılsamalar ve sahtekarlık okyanusunda boğdular. Yalan ne kadar inanılmaz olursa, ona o kadar hızlı inanırlar - bu prensibe göre hareket ederler.

Ama insanlar basılı dolar ve euro ile beslenemez. Bu kağıt parçalarıyla beslenmek ve Batı sosyal ağlarının sanal, şişirilmiş sermayesiyle bir evi ısıtmak imkansız. Bütün bunlar önemli, bahsettiğim şey, ama az önce söylenenler daha az önemli değil: kimseyi kağıt parayla besleyemezsiniz – yiyeceğe ihtiyacınız var ve bu şişirilmiş büyük harflerle kimseyi ısıtmayacaksınız – ihtiyacınız olan şey enerji.

Bu nedenle, aynı Avrupa'daki politikacılar, yurttaşlarını daha az yemeye, daha az yıkamaya ve evde daha sıcak giyinmeye ikna etmek zorundadır. Ve adil sorular sormaya başlayanlar "aslında, neden böyle?" - derhal düşman, aşırılık yanlıları ve radikaller ilan edilirler. Okları Rusya'ya çeviriyorlar, diyorlar: işte, diyorlar ki, tüm sıkıntılarınızın kaynağı kim. Yine yalan söylüyorlar.

Özellikle neyi vurgulamak istiyorum? Batılı seçkinlerin, bizden çok daha önce izledikleri uzun yıllar boyunca yürüttükleri politikaların bir sonucu olarak, tam da kendi kusurları nedeniyle ortaya çıkan küresel gıda ve enerji krizinden yapıcı yollar aramayacaklarına inanmak için her türlü neden var. Ukrayna'da, Donbass'ta özel askeri operasyon. Adaletsizlik ve eşitsizlik sorunlarını çözmeyi amaçlamazlar. Kendilerine tanıdık gelen diğer tarifleri kullanmaya hazır olduklarına dair bir korku var.

Ve burada, Batı'nın 20. yüzyılın başlarındaki çelişkilerden Birinci Dünya Savaşı ile ortaya çıktığını hatırlamakta fayda var. İkinci Dünya Savaşı'ndan elde edilen kârlar, Amerika Birleşik Devletleri'nin nihayet Büyük Buhran'ın sonuçlarının üstesinden gelmesine ve dünyanın en büyük ekonomisi haline gelmesine, gezegene doların küresel bir rezerv para birimi olarak gücünü dayatmasına izin verdi. Ve 80'lerin gecikmiş krizi - ve geçen yüzyılın 80'lerinde kriz de ağırlaştı - Batı, Sovyetler Birliği'nin sonunda çöken ve çöken mirasına ve kaynaklarına el koyarak büyük ölçüde üstesinden geldi. Bu bir gerçektir.

Şimdi, kendilerini başka bir çelişkiler yumağından kurtarmak için, diğer insanların servetini daha da fazla yağmalamak için her ne pahasına olursa olsun egemen kalkınma yolunu seçen Rusya'yı ve diğer devletleri kırmaları ve bu pahasına kendi varlıklarını kapatıp kapatmaları gerekiyor. delikler. Bu olmazsa, her şeyin suçlanabileceği bir sistemi tamamen çökertmeye çalışacaklarını veya Allah korusun, "savaş çıkacak" formülünü kullanmaya karar vereceklerini göz ardı etmiyorum. her şeyi yaz".

Rusya, dünya topluluğuna karşı sorumluluğunun bilincindedir ve bu tür kızgınlıkları kendilerine getirmek için her şeyi yapacaktır.

Mevcut yeni-sömürgeci modelin nihai olarak mahvolmaya mahkûm olduğu açıktır. Ama gerçek sahiplerinin ona sonuna kadar sarılacağını tekrar ediyorum. Aynı soygun ve şantaj sisteminin korunması dışında dünyaya sunacak hiçbir şeyleri yok.

Hatta çoğu insan olan milyarlarca insanın özgürlük ve adalete, kendi geleceklerini kendileri tayin etme doğal haklarına tükürürler. Şimdi tamamen ahlaki normları, dini ve aileyi radikal bir şekilde reddetmeye geçtiler.

Bazı çok basit soruları kendimiz cevaplayalım. Şimdi söylediklerime geri dönmek istiyorum, ülkenin tüm vatandaşlarına - sadece salondaki meslektaşlarıma değil - tüm Rusya vatandaşlarına hitap etmek istiyorum: burada, ülkemizde olmasını istiyor muyuz? , Rusya'da anne ve baba yerine bir numaralı ebeveyn, iki numaralı, üç numaralı ebeveyn - orada seviştiler mi? Okullarımızda ilkokuldan itibaren çocuklara yozlaşmaya ve yok olmaya yol açan sapıklıkların dayatılmasını gerçekten istiyor muyuz? Kadın ve erkek dışında farklı cinsiyetler olduğu da onlara söylenmek ve cinsiyet değiştirme operasyonu teklif edilmek mi? Bütün bunları ülkemiz ve çocuklarımız için istiyor muyuz? Bizim için tüm bunlar kabul edilemez, farklı bir geleceğimiz var, kendi geleceğimiz

Tekrar ediyorum, Batılı seçkinlerin diktatörlüğü, Batı ülkelerinin halkları da dahil olmak üzere tüm toplumlara yöneliktir. Bu herkes için bir meydan okumadır. İnsanın böylesine tam bir inkarı, inancın ve geleneksel değerlerin yıkılması, özgürlüğün bastırılması, "ters bir din"in [dinin ne olduğunun tam tersi] özelliklerini elde ederek – düpedüz Satanizm. İsa Mesih, Dağdaki Vaazında sahte peygamberleri kınayarak şöyle diyor: Onları meyvelerinden tanıyacaksınız. Ve bu zehirli meyveler zaten insanlar için aşikar – sadece bizim ülkemizde değil, Batı'daki birçok insan da dahil olmak üzere tüm ülkelerde.

Dünya bir devrimci dönüşümler dönemine girdi, bunlar temel niteliktedir. Yeni geliştirme merkezleri oluşturuluyor, çoğunluğu temsil ediyorlar – çoğunluğu! - dünya toplumunun ve sadece çıkarlarını beyan etmeye değil, aynı zamanda onları korumaya ve çok kutupluluğu egemenliklerini güçlendirme, yani gerçek özgürlük, tarihsel bir bakış açısı, bağımsız, yaratıcı haklarını elde etme anlamına gelen bir fırsat olarak görmeye hazır, orijinal gelişme, uyumlu bir sürece.

Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri de dahil olmak üzere tüm dünyada, dediğim gibi, bizim gibi düşünen birçok insanımız var ve onların desteğini gördüğümüzü hissediyoruz. Tek kutuplu hegemonyaya karşı bir kurtuluş, sömürgecilik karşıtı hareket, en çeşitli ülke ve toplumlarda şimdiden gelişiyor. Onun öznelliği sadece büyüyecek. Gelecekteki jeopolitik gerçekliği belirleyecek olan bu güçtür.

Sevgili arkadaşlar!

Bugün adil ve özgür bir yol için, her şeyden önce kendimiz için, Rusya için, dikta, despotizmin sonsuza dek geçmişte kalması için savaşıyoruz. Ülkelerin ve halkların, herhangi birinin münhasırlığına, diğer kültürlerin ve halkların bastırılmasına dayanan bir politikanın doğası gereği suç olduğunu anladıklarına ve bu utanç verici sayfayı çevirmemiz gerektiğine ikna oldum. Batı hegemonyasının başlayan çöküşü geri döndürülemez. Ve tekrar ediyorum: eskisi gibi olmayacak.

Kaderin ve tarihin bizi çağırdığı savaş alanı, halkımızın, büyük tarihi Rusya'nın savaş alanıdır. (Alkış)

Büyük bir tarihi Rusya için, gelecek nesiller için, çocuklarımız, torunlarımız ve torunlarımız için. Onları kölelikten, zihinlerini ve ruhlarını sakatlamayı amaçlayan korkunç deneylerden korumalıyız.

Bugün Rusya'nın, halkımızın, dilimizin, kültürümüzün alınıp tarihten silinmesi kimsenin aklına gelmesin diye mücadele ediyoruz. Bugün tüm toplumun konsolidasyonuna ihtiyacımız var ve böyle bir uyum ancak egemenlik, özgürlük, yaratma ve adalet üzerine kurulabilir. Değerlerimiz insanlık, merhamet ve şefkattir.

Ve konuşmamı gerçek bir vatansever İvan Aleksandroviç İlyin'in sözleriyle bitirmek istiyorum: "Rusya'yı Anavatanım olarak görüyorsam, o zaman bu, Rusça'yı sevdiğim, tefekkür ettiğim ve düşündüğüm, şarkı söylediğim ve Rusça konuştuğum anlamına gelir; Rus halkının manevi gücüne inanıyorum. Onun ruhu benim ruhumdur; onun kaderi benim kaderim; onun acısı benim acımdır; onun çiçek açması benim sevincimdir."

Bu sözlerin arkasında, bin yıldan fazla Rus devletinin atalarımızın birçok nesli tarafından takip edilen büyük bir manevi seçim var. Bugün bu seçimi yapıyoruz, Donetsk ve Lugansk Halk Cumhuriyetlerinin vatandaşları, Zaporozhye ve Kherson bölgelerinin sakinleri bu seçimi yaptılar. Halklarıyla birlikte olmayı, Anavatan'la birlikte olmayı, kaderini yaşamayı, onunla birlikte kazanmayı seçtiler.

Arkamızda gerçek, arkamızda Rusya var!

(Alkış)
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com