Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Putin: "Batı, Rus Ayısına Zincir Takmaya Çalışıyor" (18 Aralık) 

Başlatan bozadi, 19 Aralık 2014, 18:39:25

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Dionysos

Dolar ruble kuru -2014 seviyesi (1 dolar 52-53 ruble aralığı)

https://tr.investing.com/currencies/usd-rub
(Alttan maksimuma tıklayın...)

Euromaidan- 2013

K'ların dediği gibi karma çalışıyor. (ya da çalışıyorsa geleceği/olacağı yer şimdilik 30-35 gibi)
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

Sözcü: Kriz kâhini merkez bankalarını uyardı: Kıyamet döngüsü riski yüksek.

https://www.sozcu.com.tr/2022/ekonomi/kriz-kahini-merkez-bankalarini-uyardi-kiyamet-dongusu-riski-yuksek-7201414/

Sözcü: Kriz kâhini uyardı: 1970'ler ve 2008 krizlerinden daha kötü olabilir.
https://www.sozcu.com.tr/2022/ekonomi/kriz-kahini-uyardi-1970ler-ve-2008-krizlerinden-daha-kotu-olabilir-7270181/
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

Sanırım tişörtlerde şöyle yazıyor. Putin Team

ve sanırım şöyle çevriliyor.
Alıntı YapBen Azerbaycanlıyım;
Ben Ermeniyim;
Ben Özbek'im;
Ben gürcüyüm;
Ben Kazak'ım;
Yahudiyim;
Ben bir Çeçenim;
Ben Tatarım;
Ben Osetliyim;
Ben Moldovalıyım;
Ben Taciğim;
Ben bir Udmurt'um;
BİZ RUSUZ! BİZ BERABERİZ! VLADIMIR VLADIMIROVICH, YANINIZDAYIZ!

 
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

bozadi

https://www.odatv4.com/makale/ah-agabey-ah-247717

"Kendini Atatürkçü ilan edip bu savaşta Rusya'nın arkasına konuşlananları da tarih affetmeyecek." diyen Bedri Baykam'a Soner Yalçın'ın cevabı.

Bedri Baykam'ı pek takip etmişliğim olmadı. Atatürkçülük maskesi ardında güçlü bir NatoTürkçülük eğilimi olduğu izlenimini edindim şimdi.

Soner Yalçın, Baykam'ın bilinçli veya yarı-bilinçli bir şekilde yaptığı eşşekliği güzel açıklamış.

gerçek tosun paşa

Soner Bey çok güzel yazmış yine. Bu ülkede nefret suçu 1. planda ele alınmalıdır. Muhalifler bir nefret girdabında yüzerken mantığı 2. hatta 3. plana bıraksalar sevinirim. Çoğu mantığı kapatıyor. Baykam'ın ettiği cümle de bu nefretin bir göstergesi.

bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen gerçek tosun paşa

Soner Bey çok güzel yazmış yine. Bu ülkede nefret suçu 1. planda ele alınmalıdır. Muhalifler bir nefret girdabında yüzerken mantığı 2. hatta 3. plana bıraksalar sevinirim. Çoğu mantığı kapatıyor. Baykam'ın ettiği cümle de bu nefretin bir göstergesi.


Sözcü gazetesi Ukrayna meselesinde tıpkı Suriye meselesinde olduğu gibi genel olarak gayet "Fetö dostu" bir çizgi izledi. Tamamen Fetö'cü bir yayın organı olduğunu düşünmüyorum elbette, içinde çok değerli isimler ve samimi gerçek Atatürkçü bir taraf da var illa ki ama Sözcü'de çok kalın, çok derin bir Fetö damarı da olduğundan hiç şüphe duymuyorum. Zaten kandırmada, aldatmada önemli olan başka birşeymiş gibi görünebilmektir avınıza doğru ilerlerken.

Baykam da Sözcü'nün Rus düşmanı İngiliz operasyon gazeteciliğinden kopyaladığı haberleri alıntılayıp ağız dolusu saldırmış Rusya'nın faşist Batılı şeytanlara karşı gösterdiği tavrı destekleyenlere.

Gerçekten çok merak ediyorum. Burada normalde gerçekten iyi niyetli, demokrat sayılabilecek bir insanın bir meseledeki cehaleti ve o cehaletten kaynaklı "salaklığı" mı söz konusu, yoksa bilinçli veya yarı bilinçli bir "işbirliği" mi var şeytanlarla?


gerçek tosun paşa

Bence bilinçli olmayabilir çünkü tüm medya NATO bile bir araştırma yayınlamadan Rusya'yı şeytan ilan edip dezanformasyonun sınırlarını zorladı. Dünyada siyasetten anlayan insan çok az duygularına yenik düştükleri için yönlendirmelere açık hale geliyorlar. Sözcü'nün de masum bir yanı olduğunu düşünmüyorum.

fidelista

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen gerçek tosun paşa

Bence bilinçli olmayabilir çünkü tüm medya NATO bile bir araştırma yayınlamadan Rusya'yı şeytan ilan edip dezanformasyonun sınırlarını zorladı. Dünyada siyasetten anlayan insan çok az duygularına yenik düştükleri için yönlendirmelere açık hale geliyorlar. Sözcü'nün de masum bir yanı olduğunu düşünmüyorum.
Bence de bilinçli değil ,küresel beyin yıkamanın dezenformasyanın etkisindeler ama bu kurtlar savaşında gerçek bir gazetecinin bunların ötesinden bakabilmeyi becermesi gerekir, vizyonları dar olarak değerlendiriyorum.

bozadi

Aşağı yukarı sizinle aynı fikirdeyim arkadaşlar.

Dionysos

Rus kehaneti..

Güçlü ya da büyük bir kış olacak


 
Alıntı YapRus Gazprom şirketi Avrupa'ya gaz akışını kestiği ve Avrupa'da buz çağının başladığı "Kış büyük olacak" videosunu yayınladı.

https://twitter.com/Gerashchenko_en/status/1566904072766095363?ref_src=twsrc%5Etfw

 
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

bozadi

Rusya kış yaklaşırken Amerikan şapşiği Avrupalı yöneticilerin ellerini ayaklarına dolandırmaya başlayınca, Erdoğan bu manzaradan çok etkilenmiş olmalı ki bu konuda Rusya'yı destekleyen açıklamalar yaptı ve Ukrayna'yı ve arkasındaki faşist güçleri kızdırdı. Bir de bugün Şangay toplantısı iyi ve samimi bir havada geçince ve hatta Erdoğan Şangay işbirliği örgütüne katılma konusunu daha ciddi düşünmeye başladığını belli edince, Batılı global şerefsizler birliğinin sinirleri zıplamış olmalı. Yunanistan ve Ermenistan üzerinden tehdit mesajları vermeye çalışıyorlar gibi görünüyor.

Gerçi Erdoğan biraz da Putin'den yakıt tedariki ve indirimi ricası nedeniyle arayı ısıtmaya çalışıyor olabilir ama Erdoğan'ın Putin'le ve müttefikleriyle olan diyalog ve dayanışma artışı tavırlarını sadece bu tür geçici çıkarlarla açıklamanın mümkün olduğunu sanmıyorum. Erdoğan ABD ve müttefiklerinin kendisinden ve hükümetinden nefret ettiklerini gayet iyi biliyor. Yunanistan üzerinden yapılmaya çalışılanlar ortada. PKK/YPG'ye göstere göstere artırılan yardımlar ortada. Normalde bu durumda ben Erdoğan'a ve AKP'ye "madem ABD'nin ve müttefiklerinin apaçık şeytanlıklarını gayet iyi biliyorsunuz, daha ne demeye bunlara yaranmaya çalışıyorsunuz?" diye hesap sorma isteği duyuyorum ama elbette mevcut şartlarda bazı şeyler göründüğü kadar basit değil belli ki. Bir de muhalefet dediğimiz belli başlı unsurların bu global şeytanlar önünde esas duruşa geçmeye hazır hallerini, Erdoğan'ı yıkmak için onlara el açma tavırlarını görünce, Erdoğan'ın Rusya ve müttefikleriyle arayı geliştirip Batı bloğuna mesafesini artırma konusundaki iki ileri bir geri adımlarına şükretmekten başka yapacak birşey göremiyorum. Üstelik Erdoğan (ve ekibi) bunu kendi seçmen tabanının da azımsanamayacak bir kısmının zıt yöndeki görüş ve beklentilerine rağmen yapıyor gibi görünüyor.

Her ne oluyorsa özellikle kitlesel derslerin alınmasına hizmet ediyor şüphesiz. Ne olması gerekiyorsa o olacak. Ama ülkemizin ABD güdümündeki şeytanlar birliğine karşı Rusya ve müttefikleri arasında yükselen cepheye güçlü bir şekilde dahil olmasını çok isterim. Üstelik batılı şeytanlar gerçek yüzlerini alenen gösterdikçe, şu anki belli başlı muhalefet unsurları bile bu konudaki mevcut hastalıklı tavırlarını bırakırlar ve siyaset üstü bir dayanışma olur diye düşünüyor, umuyorum. Siyaset eninde sonunda tamamen bırakılmak zorunda olacak kıyametin tırmanacak olan şartları gereği. O zamana kadar siyaset tiyatrosunda inşallah seyirci kitlesine azami düzeyde faydalı oyunlar oynanır.


Qui-gon jinn

Bozadi kardeşim siyasi konularda pek yorum yapmıyorum ama şimdi gece vakti yazına denk gelince aklımı kurcalayan bir noktaya değinmeden geçemedim. O da şudur; Türkiye-İngiltere ilişkileri. Sen "Batı bloğu", "ABD ve müttefikleri" diyorsun ama 20 yıllık AKP iktidarına ve İngiltere ile olan ilişki düzeylerine baktığımda, İngiltere sanki bu bloğun ve bu blok halde ülkemize yönelik olumsuz tavrın dışında bir hareket tarzı sergiliyormuş gibi geliyor bana. Tabii pek çok değerlendirmeye bakarsak sadece bana demem doğru olmaz, aslında gözlemleyen hemen herkes farkında diyebiliriz bu durumun. Elbette "Exeter Üniversitesi" vs. falan pek çok iddia zaman içinde ortaya atılmıştı bu durumla alakalı, onlarında farkındayım ama onlar mıdır gerçek sebep, yoksa bambaşka birşey midir hiç bilemiyorum ve acayip merak ediyorum açıkcası. Nedir? Neredeyse tüm Batı ile kavgalı iken, Batı bloğunun bu en önemli görülen üyelerinden İngiltere ile bunca zamandır bu kadar iyi ilişkiler sürdürülmesinin ve  İngiltere'nin bu bize olan farklı tavrının altındaki sebep???

Düşünüyorum, acaba bunun nedeni K'ların dediği gibi KH içindeki her zaman olagelen güç mücadeleleri dolayısı ile midir? Bilemiyorum, belki bu veya benzer bir nedenle ülkemiz hakkında farklı bir gündemleri, ABD'den farklı bir hakimiyet kurma, hakimiyet alanını geliştirme vs. niyetleri falan vardır ve dolayısı ile böyle bir farklılık ortaya koyuyorlardır. Herkese fikrini sormak isterim açıkcası, sizler ne düşünüyorsunuz acaba? Sizlere de ilginç gelmiyor mu bu durum?

Tgur

Yine ilerde göreceğiniz çalışmalarımdan ,

S: (L) Neyi kastettiğinizi pek anlamadım. F___ kanal. Açık ki bu önemli bir işlev. Kanal olmadan grup olmaz. Doğru mu?
C: Doğru.
S: (L) Yani dolayısıyla, gerçekçi olursak, diğer hiçbirimiz o kadar önemli değiliz.
C: Yanlış.
S: (L) Neden?
C: Belirsiz.
S: (L) Rollerimizi tanımlayabilir miyiz?
C: Herhangi birinizin ve hepinizin, kendinizi oynuyor olarak gördüğünüz rolleri tanımlamanız ve bunları birbirinize söylemeniz tamamen size kalmış birşey. Eğer bu yapılırsa, her biriniz için durumun çok daha net bir resmini sağlayabilir, ve herhangi bir durumda iletişim eksikliği olduğunda mümkün olan yanlış anlama, çıkar çatışmalarından sakınmanızı sağlayabilir. Bu, çabaların sona ermesini görmek isteyenlerin çok başarılı bir şekilde kullandığı pek çok saldırı türlerinden bir tanesidir ve saldırı çok ustalıklı bir şekilde yapılır çünkü tüm düşünce süreçlerinin %92'sinin üçüncü yoğunluk kökenliği olduğu bilinçaltı zihin üzerinde oynanarak gerçekleştirilir.
S: (L) TR ve JR'nin dürüstçe iletişim konusunda açık olmadıklarını düşünüyorum. Diğer insanların sorunlarını belirtmede oldukça istekliler ama onlarla ilgili sorunu olan diğer kişileri dinlemek istemiyorlar.
C: O zaman aranızdaki iletişim açık bir iletişim değil gibi görünür.
S: (L) Dürüst davranmayan biriyle nasıl açık bir iletişim geliştirebilirsin ki?
C: Subjektif.
S: (L) Tabii ki subjektif. Onlar gruba geldiğinden beri bilgi seviyesinin düşmüş olması, belirsiz ve yanıtsız soruların artması önemli değil mi?
C: Hatalı mekanik yaklaşımları kusurlu karakter veya kişilik veya yapı olarak tanımlamamaya dikkat et. Değiştirilebilir, düzeltilebilir veya yardım edilebilir olanı, düzeltilemez, değiştirilemez ve yardım edilemez olandan ayırmak önemlidir. Ayrıca, üçüncü yoğunluk KH varlıkları olarak, herhangi ve her birinizin tuzağa düşmesi çok kolaydır ve elbette bu 4. yoğunluk KH'den gelen bir saldırı türüdür; diğerleriyle işbirliği halindeyken bile kendine hizmet etmeye çalışma tuzağına düşmek. Bu durum, koşulları iyileştirmek veya geniş çaplı bir yardım sağlamak üzere tasarlanmış herhangi ve tüm faaliyetlerin sonunda amacından sapmasına neden olabilir.

----------------------------------------------------------------------

3Y de yaşayanlar olarak KH nın dolduruşuna, saptırmasına kapılmak çok kolaydır ,sıklıkla hissetmekte görmekteyiz,yaşantımızda kin intikam hırs kıskançlık v.s gibi kötü davranışlarla karşı karşıyayız, bilincimize uygunluk göstermeyeni dışlamak ,hor görmek ,yetersiz görmek ve bunları hiç de hak etmeyen o kişilere yapıştırmak olağan geliyor,

Zira davranışların kökten KH ı seçmiş kimseler dışında bazı insanların düzeltilebilir değiştirilebilir, yardım edilinebilir olduğunu unutuyoruz, kimin neyi seçtiğini bu heterojen ortamda bizler kolayca ayıklayamayız, ancak saf ve samimi bir benlikle hareket etmek yılanı bile deliğinden çıkarır amiyane ata sözü gibi gerçekten masum kişilere yardım edecektir,

Bu yönden hoş görüyü yaşamımıza yapıştırıp olanları New Age tuzaklarına düşmeden değerlendirmeliyiz,

Mesela bir imtihan sorusu gibi vicdanlara soruyorum ,ülkemizi alenen gözümüzün içine baka baka soyup 100 yllık Cumhuriyet değerlerini Parçalamak isteyen zihinleri ve bunlara bulaşabilmişleri affedebilecek miyiz..

Acaba biz bu düşünce ile 4KH aldatmacası altında mıyız, yoksa doğru düşüncede miyiz,

Değerlendirelim,

Başlangıçta umut veren ,faydalı gözüken işlerin yapıldığını görmek toplumu hoşnut etti fakat sonra ve şimdi ortaya yayılanları görünce safiyet ve hoşgörülü bakış zedelendi,

Ordunun ilk zamanlarda siyasete girmesi ve ülkeyi sarsan ,ki bazıları çok abartılmıştır, halinin olağan olmadığını tekrar demokrasiye dönme isteklerini nasıl tanımlamalıyız denilince şu gerçeği de görmeliyiz,

Milletin Cumhuriyeti oturtma işlerindeki zik zaklar olarak kabul edilmeli,

Özellikle benim yaşadığım yakın tarihi göz önüne getirince ikinci dünya savaşından çıkıp Osmanlının borçlarını anca ödeyebilen fakirleşmiş halka emperyalizmin Natoya sokma ve baştan aldatıcı Marshall Yardımı gibi olaylar çok cazip geldi ve böylece ülke KH nın manipulasyonu ile karşı karşıya kaldı,

Eline biraz para geçen halk Cunhuriyetin kurulması için sarfedilen onca ölüm ve gayreti unutup soğuk savaşın sopası olup tehlikeli ve etkili bir orduya sahip hale geldi ve bir çok insanımız Korede ve başka Emperyalist olaylarda harcandı halen harcanmaya devam ediyor,

Ülkenin lideri Atatürk inkilaplar yapılır iken başta Tekke ve Zaviyeleri kapatma işini neden devreye aldı, Kurtuluş savaşı hazırlıklarında bir gün asker toplama gayreti içindeyken bir tarikate girdi ve karşısında yığınla besili ve bizi harbe sokma diye yalvaran  gençle karşılaştı ve olayın vahametini acı bir şekilde sinirlenerek idrak etti,işte o hal ve bu zecri kanunun çıkması sonunda bir müddet ülkeyi rahatlatsa da sağ iktidarların idareyi ele geçirmesinde tekrar ortadan  kaldırıldı ve şu anda korkunç bir cemaat ve müritleri karmanyolası ülkeyi kapladı , siyasete bulaşıp  soygun düzeninin bir parçası oldular,

Uzatmadan KH imparatorluğunu üstlenen USA nın savurmaları ve sömürmeleri ile şu durumlara geldik ,ülke içinde baştan belirttiğim gibi korkunç bir soyma ve bir çok mahir hortumlama yolları siyasetin gereği gibi aldatmacalar ve yutturmalar ile ekonomik doğal halini kaybetmiş bir hale sürüklendik, insanlar yaşayış seviyelerinde büyük bir çöküş ile aşırı paralı ve yoksul kutuplarında ortada hiç bir kesim bırakmadan uçlara savruldu,

Bu gel gitler manzumesindeki son hareketlerle başka ne olacak çok üzülsek de göreceğiz, zira olay ferdi değerlendirilmeler dışında toplumun seçimleri ile şekillenecek, olaylara ülke işgal edildiğinde kuvayı milliye ruhu ile davranıp şahlanıp silkinecek mi yoksa  bir kapta yavaşça ısıtılan ve her hali normal gören kurbağalar gibi sefil bir sona mı yürüyecek..


bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Qui-gon jinn

Bozadi kardeşim siyasi konularda pek yorum yapmıyorum ama şimdi gece vakti yazına denk gelince aklımı kurcalayan bir noktaya değinmeden geçemedim. O da şudur; Türkiye-İngiltere ilişkileri. Sen "Batı bloğu", "ABD ve müttefikleri" diyorsun ama 20 yıllık AKP iktidarına ve İngiltere ile olan ilişki düzeylerine baktığımda, İngiltere sanki bu bloğun ve bu blok halde ülkemize yönelik olumsuz tavrın dışında bir hareket tarzı sergiliyormuş gibi geliyor bana. Tabii pek çok değerlendirmeye bakarsak sadece bana demem doğru olmaz, aslında gözlemleyen hemen herkes farkında diyebiliriz bu durumun. Elbette "Exeter Üniversitesi" vs. falan pek çok iddia zaman içinde ortaya atılmıştı bu durumla alakalı, onlarında farkındayım ama onlar mıdır gerçek sebep, yoksa bambaşka birşey midir hiç bilemiyorum ve acayip merak ediyorum açıkcası. Nedir? Neredeyse tüm Batı ile kavgalı iken, Batı bloğunun bu en önemli görülen üyelerinden İngiltere ile bunca zamandır bu kadar iyi ilişkiler sürdürülmesinin ve  İngiltere'nin bu bize olan farklı tavrının altındaki sebep???

Düşünüyorum, acaba bunun nedeni K'ların dediği gibi KH içindeki her zaman olagelen güç mücadeleleri dolayısı ile midir? Bilemiyorum, belki bu veya benzer bir nedenle ülkemiz hakkında farklı bir gündemleri, ABD'den farklı bir hakimiyet kurma, hakimiyet alanını geliştirme vs. niyetleri falan vardır ve dolayısı ile böyle bir farklılık ortaya koyuyorlardır. Herkese fikrini sormak isterim açıkcası, sizler ne düşünüyorsunuz acaba? Sizlere de ilginç gelmiyor mu bu durum?
Daha önce İngiltere ve İsrail için "ABD'nin şımarık çocukları" gibisinden bir tabir kullanmıştım. Aslında İngiltere, ABD ve İsrail için sırasıyla "Dede, Baba ve Çocuk" şeklinde bir sınıflandırma yapmanın daha isabetli olabileceğini düşünüyorum şimdi. Tabi tüm "aileye" dünyada KH'ye en çok veya en profesyonel şekilde adanan aile gözüyle bakıyorum.

İngiltere istihbarat, devlet aklı ve diplomasi konularında çok derin bir deneyim zenginliğine, ustalığına sahip. Şeytaniliği "en az" ABD'ninki ve İsrail'inki kadar tescilli. İngiltere "nazik", "iyiliksever" bir ilişki kuruyor gibi "görünüyorsa", bu elbette ki manipülasyon gereğidir.

Kurtuluş Savaşı dediğimiz savaş, özünde İngiltere'ye karşı kazanılmış bir savaştı. Atatürk İngiliz devletini (o günün egemen global emperyal gücünü) yendi, diye algılıyorum ben. Türkiye ile İngiltere arasındaki ilişkinin hala sıcaklığını kaybetmemiş en büyük niteliği budur bence. İngilizlerin Atatürk'ten ağır bir "kuyruk acısı" var.

İngiltere AKP'yle iyi geçinmeye çalışıyormuş gibi görünüyorsa, bunun başlıca sebeplerinden biri Erdoğan'ın / AKP'nin Atatürk'ten nefret ediyor gibi görünmesi bağlamında bir "fikir uyuşması" temelinde işbirliği imkanıdır herhalde ama İngiltere bu hususta da avucunu yaladı diye düşünüyorum. Fethullah'ın şutlanması ve Erdoğan'ın yeni bir Atatürk gibi bağımsızlıkçı bazı tavırlar sergilemeye, bir de bunun üstüne Rusya ve müttefikleriyle iyi ilişkiler kurmaya başlaması bakımından.

Evet, dünyanın devlet bazındaki baş şeytani ailesinin fertleri arasında da bir sürü güç mücadelesi var gibi görünüyor. Ama bu iç çekişmelerin bir kısmı "göz boyamaya" yönelik olarak da kullanılıyor muhtemelen. Örneğin İngiltere'nin Çin'le "özel/güzel" ilişkiler geliştirmeye çalıştığına dair anlatımlar duyuyorum. Haluk Özdil'in videolarından birinde duymuştum bunu sanırım. Yani İngiltere, eğer ABD giderek çöküyorsa, gidip bir sonraki en güçlü devletle çıkar bağlarımı (aldatma ve sömürme olasılıkları dahil) şimdiden kurmaya başlayayım diye düşünüyor herhalde. Kısmen de, bu sıradışı ilişkinin sağladığı avantajları bazen ABD için ve bazen de ABD'ye karşı elinde bir koz olarak kullanma imkanı olabilir, duruma göre. Türkiye ile olan ilişkileri de böyle muhtemelen.


Devletin düşünce kuruluşu SETAV'ın İngiltere ile ilgili yayınladığı bir rapor, İngiltere'nin ne mal olduğunun farkında olunduğunu ima ediyor:

https://www.setav.org/turkiye-ingiltere-iliskilerindeki-gizli-tehlike-feto

bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tgur

... Bu gel gitler manzumesindeki son hareketlerle başka ne olacak çok üzülsek de göreceğiz, zira olay ferdi değerlendirilmeler dışında toplumun seçimleri ile şekillenecek, olaylara ülke işgal edildiğinde kuvayı milliye ruhu ile davranıp şahlanıp silkinecek mi yoksa  bir kapta yavaşça ısıtılan ve her hali normal gören kurbağalar gibi sefil bir sona mı yürüyecek..

Elimizdeki kaynaklar bize bu döngüde (bu sezonda!) nüfusun ezici çoğunluğunun BH'ye mezun olma gibi bir niteliğe, iradeye sahip olmadığını söylüyor gibi. Zaten tersi doğru olsaydı, örneğin bizim ülkemizde, toplum kendini bu hallere düşürmezdi herhalde. Ortada "toplum" diye homojen bir bütünlük olduğunu söylemek de zor. 3. yoğunluk "çocuksu" veya belki "ergensi" bir ruhsal evrim düzeyi, doğası gereği. 4y ise kabaca ergenlik ila gençlik veya genç-yetişkinlik arası birşey benim mevcut algıma göre.

Koşullarımızdaki ağır KH unsurlarını, acizlikleri, ruhsal hastalıkları, bilinç bozukluklarını da düşünecek olursak, toplumun genel olarak doğru düzgün bir "iradesi", varoluşsal kararlılığı, doğru düzgün bir bilinci olmadığı sonucunu çıkarmak zor değil. "Hayatına, varlığına sahip çıkma", bu konuda diğerleriyle kararlı bir şekilde dayanışma konusunda olağanüstü bir performans düşüklüğü var.  Dünyanın yarısının organik portal ("ruhsuz" dediğimiz, 3Y ortalamasından daha düşük, daha erken çocukluk aşamaları) olduğu, kalan biraz daha olgun, biraz daha ruh, biraz daha kişilik sahibi olan diğer yarının azımsanamayacak kadar bir kısmının da KH düzenine gayet iyi uyum sağladığı, hatta bir kısmının gayet egosal/KH güdümlü olduğu düşünülürse, bu çocuklar kitlesi içinden 4BH'ye (kesin BH iradesi gösteren bir gençlik düzeyine) mezun olma ruhluluğunu, kişiliğini, isteğini, iradesini gösterebileceklerin sayısının, nüfusun geneline kıyasla çok düşük olacak olması (bu yönde açıklamalar yapılması) şaşırtıcı değil.

Artık kitleden ziyade kendimize odaklanmamız gerekiyor gibi geliyor bana. Kitleyle ilişkimizi kesmeyeceğiz elbette, kesemeyiz de muhtemelen. Etkileşimler devam edecek ve etmeli de. BH'ye doğru ilerleyiş açısından kendimiz için (kendi üzerimizde) yapmamız gerekenleri yapabilmemiz ölçüsünde çevremizdekilerin derslerine elimizden geldiğince yardımcı olacağızdır doğal olarak.