Meclis başkanı: "Eşkıya, katil kişilik Che Guevara" (28 Ağustos)

Başlatan bozadi, 30 Ağustos 2016, 13:56:29

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

28 Ağustos 2016

Meclis başkanı tarihi yeniden yazdı: Eşkıya, katil kişilik Che Guevara


TBMM Başkanı İsmail Kahraman, gençlere kendi tarihlerinin öğretilip, sevdirilmesi gerektiğini belirterek Arjantinli efsane devrimci Che Guevara'ya yüklendi: "Küba'da faaliyette bulunan bir eşkıya, katil kişilik benim liseli gencimin yakasında, göğsünde olamaz."




Daha önce de yeni anayasayla ilgili fikirlerini ifade eden Kahraman, "Dindar anayasa meselesinden anayasamızın kaçınmaması lazım. Dini olarak bahsetmesi lazım" demişti.

Rize'de ilk kez gerçekleştirilen Fetih Kutlaması'nda konuşan Kahraman, tüm engellemelere rağmen Türkiye'nin gelişmeye devam ettiğini söyledi: "Güçleniyoruz. Daha da güçleneceğiz inşallah. Bize çelme takmalarına rağmen, bütün kullandıkları ajanlara, teröristlere rağmen, Pensilvanya'da besledikleri nankör, hain, zalim, satılmışlara rağmen, asker üniforması giyip namlusunu kendi milletine çevirenlere rağmen gelişmemizi devam ettireceğiz ve ettirmekteyiz. Çünkü geniş bir coğrafyanın mesuliyetini taşıyoruz."

'Bağı yok benimle, köküm değil'

Konuşmasında, Türk gençlerine kendi tarihlerinin anlatılarak sevdirilmesi gerektiğine de vurgu yapan Kahraman, 1967 hayatını kaybeden Che'ye de çıkıştı.

Kahraman sözlerine şöyle konuştu: "Devlis var. Yani Liseli Devrimciler. Che Guevara'nın gömleklerini giymişler. Che 39 yaşında öldürülen, bizzat kendisinin infazlar yaptığı bir katil kişilik. Bir gerilla. Bolivya'da, Küba'da, Güney Amerika'da faaliyette bulunan bir eşkıya benim liseli gencimin yakasında, göğsünde olamaz. Olmamalı. Bağı yok benimle. Köküm bir değil. Tarihim bir değil. Benim kendi tarihim ve insanlarım var. Onlarla övüneceğim. Garip. Fatih'i dünya tanıyacak ama Türkiye tanımayacak."

Kaynak: diken.com.tr


bozadi

30 Ağustos 2016

Küba'dan Che'ye 'eşkıya' diyen Kahraman'a:
En büyük düşmanlarımız bile kullanmadı


Meclis Başkanı İsmail Kahraman'ın Arjantinli devrimci Che Guevera için 'eşkıya, katil kişilik' tabirlerini kullanması, Küba'nın Ankara Büyükelçisi Alberto Gonzales Casals tarafından Küba devrimi ve Latin Amerika sembolüne saygısızlık olarak değerlendirdi: "Küba'nın en büyük düşmanları bile böyle bir ifade kullanmadı."




Meclis Başkanı İsmail Kahraman, gençlere kendi tarihlerinin öğretilip, sevdirilmesi gerektiğini belirterek Arjantinli efsane devrimci Che Guevara'ya "Küba'da faaliyette bulunan bir eşkıya, katil kişilik benim liseli gencimin yakasında, göğsünde olamaz" sözleriyle yüklenmişti.

Hürriyet'ten Sevil Erkuş'un haberine göre sembollerine saygı gösterilmesini talep ettiklerini belirten Casals, "Aynı görüşleri paylaşmayı beklemiyoruz. Che Guevara sadece Küba değil, Latin Amerika'nın siyasi ve tarihi mirasının parçasıdır. Birçok Türk vatandaşından destek telefonları aldık. Che Guevara için 'infazlar yaptığı bir katil kişilik' dediğiniz zaman onun Küba devrimi için mücadelesinden bahsetmiş oluyorsunuz. Bu da saygıda kusur etmektir. Che Guevera'ya 'katil' diyerek, benim Devlet Başkanıma da aynı ifadeyi kullanmış oluyorsunuz. Kibarca bu açıklamanın aydınlığa kavuşturulmasını istiyoruz. Ancak Meclis Başkanı'nın henüz makamına ulaşamadım" ifadelerini kullandı.

'Türk halkı her zaman Che'yi takdir ediyor'

Che'nin Atatürk'ün kitaplarını okuduğunu da vurgulayan büyükelçi, "Türk halkı her zaman Che Guevara'yı takdir ediyor. Meclis Başkanı'nın yanlış anlama ya da tarih hakkında yanlış bilgisi üzerine bu açıklamayı yaptığına inanmak istiyorum. Che Guevara için 'katil', 'eşkıya' demek tarihi yanlış okumaktır" diye konuştu.

TBMM'den 'düzeltme' açıklaması

TBMM Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı da, Kahraman'ın Che Guevara'ya yönelik sözleri üzerine bir 'düzeltme' açıklaması yayımladı. Açıklamada, "Sayın Kahraman tarafından gerçekleştirilen konuşmada, Küba sosyalist devriminde yer alan bir şahsın değil, kendi milli değerlerimizi özümsemiş, ülkemizin müreffeh ve barış dolu aydınlık geleceğinin teminatı olan gençlerimize, tarihimizdeki binlerce kahraman ve önderin rol model olarak örnek alınabileceği ve takip edilebileceği tavsiye edilmiştir" denildi.
 
Kaynak: diken.com.tr


bozadi

Bir yandan İslamcı kimliğini vurgulayıp bir yandan da Global Şeytanlığın simgesi ABD'ye kulluk-köpeklik etmeye alışmış olanların Che Guevara'ya bu kadar nefret duyması şaşırtıcı değil.

Dinin, kitabın senin olsun, neye inanırsan inan; ama sende yeterince insanlık onuru, haysiyeti, hak-hukuk bilinci olsaydı, Che Guevara'nın tüm dünya insanlığı adına Global Şeytanlığa karşı mücadele etmiş ve bu uğurda canını vermiş çok önemli bir sembol olduğunu anlar ve saygı duyardın. Onunla aynı ideolojiyi benimsemek zorunda değilsin ama senin dininin coğrafyasına da kesintisiz işkence ve tecavüz eden Global Şeytanlara karşı mücadeleye adadı o ömrünü. Senin ise Müslüman kılığında bir Amerikan köpeği olmadığının kanıtı var mı acaba?

bozadi

29 Ağustos 2016

Kanlı Pazar'dan TBMM Başkanlığı'na:
İsmail Kahraman 47 yıldır ABD uşağı


Laiklik karşıtı sözleriyle ve 'Che Guevara' düşmanlığıyla gündeme gelen TBMM Başkanı İsmail Kahraman, iki kişinin öldüğü 100'den fazla kişinin yaralandığı 'Kanlı Pazar' saldırısında devrimci öğrencilere saldıran faşist MTTB'nin liderliğini yapıyordu




16 Şubat 1969'da ABD emperyalizmine karşı Beyazıt'tan Taksim'e düzenlenen yürüyüş sırasında Taksim'de toplanan MTTB'liler ve Komünizmle Mücadele Derneği üyeleri, devrimcilere düzenledikleri saldırıda iki kişinin ölümüne 100'den fazla kişinin yaralanmasına neden oldular.

Bugün TBMM Başkanlığı yapan İsmail Kahraman, "Kanlı Pazar" döneminde MTTB'nin genel başkanıydı.

İsmail Kahraman ne yaptı?

ABD'nin 6. Filo'sunun İstanbul'a gelişini protesto eden Ankara, İzmir, Trabzon ve İstanbul'daki küçük çaplı gösterilerin ardından, 76 öğrenci ve işçi örgütü 16 Şubat'ta İstanbul'da emperyalizm ve sömürüye karşı bir yürüyüş ve miting yapma kararı aldı.

Miting yapılmadan önce 14 Şubat'taki Cuma namazından sonra Komünizmle Mücadele Derneği ile Milli Türk Talebe Birliği'nin öncülüğünde "Bayrağa saygı" mitingi düzenlendi.




14 Şubat'ta yapılan 'Bayrağa saygı' mitingi, gericilerin gövde gösterisine dönüştü ve Komünizmle Mücadele Dernekleri'nin Başkanı İlhan Darendelioğlu, Milli Türk Talebe Birliği'nin (MTTB) Cağaloğlu'ndaki merkezinde "... Pazar günü komünistler miting yapacak, biz bu mitingde savaşacağız. Silahı olan silahıyla, olmayan baltasıyla gelsin..." dedi.




16 Şubat günü, devrimciler Taksim'e doğru yürüyüşe geçmek üzere Beyazıt'ta toplanırken, "komünistlere gereken dersi verme" çağrısına uyan gericiler ve faşistler Taksim Meydanı'na geldiler. Burada toplu kılınan namazın ardından taşlı ve sopalı bir biçimde beklemeye koyuldular. Beyazıt Meydanı'nda toplanan gençlik örgütleri yürüyüşe geçtiler.




Gümüşsuyu'nda İstanbul Teknik Üniversitesi önünden Taksim'e doğru yürünürken, devrimcilerin küçük bir kısmının Taksim Meydanı'na girmesinin ardından, polis, bombalar atarak kalan kitleyi dağıttı. O esnada, Dolmabahçe Camii'nden Taksim Parkı'na gelerek hazır bekleyen Kahraman'ın liderleri arasında olduğu gerici grup, alana giren yürüyüşçülere saldıru. 1500 polisin gözleri önünde yaşanan saldırı esnasında, yaralananlar bir de polis tarafından dövüldü ve gözaltına aldı.




Saldırı esnasında, TİP üyesi Ali Turgut Aytaç ve Duran Erdoğan adlı işçiler öldürülürken, yüzlerce kişi de yaralandı. Saldırının ardından, gericiler alanda miting yaptıktan sonra Saraçhane'ye kadar bir yürüyüş gerçekleştirdi.

ABD uşağı MTTB'den kimler geçti

İsmail Kahraman'la birlikte Milli Türk Talebe Birliği'nden yolu geçenler arasında Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu, Numan Kurtulmuş, Bülent Arınç, Abdülkadir Aksu, Ali Coşkun, Hüseyin Çelik, Mehmet Ali Şahin, Kadir Topbaş, Taner Yıldız, Cemil Çiçek, Beşir Atalay, Osman Pepe, Abdurahman Dilipak, Necati Çetinkaya da bulunuyordu.

Şu an TBMM Başkanı olan İsmail Kahraman Kanlı Pazar'ın ardından 1974 yılında Çalışma Bakanlığı'nda, bakan müşaviri oldu. 1995 ve 1999 milletvekili genel seçimlerinde Refah ve Fazilet partilerinden milletvekili olarak yer aldı. Gerici "İlim Yayma Vakfı"nın kurucu üyesi olan Kahraman, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Geliştirme Vakfı Kurucular Kurulu Üyesi ve Mütevelli Heyeti Başkanlığı'nı da yaptı.


Kaynak: gazeteyolculuk.net


bozadi

Ben komünist veya sosyalist ideolojiye mensup değilim, hiçbir ideolojiye de mensup olmadığım gibi. Komünizmle ilgili eleştirilmesi ve hatta karşı konması gereken pek çok şey olduğunu da düşünüyorum. Ama bugün Putin Rusyası'nın yükselişinde ve Global Şeytanlığa karşı Türkiye dahil başka devletlerle işbirliği geliştirme çabasında olağanüstü bir erdem olduğuna inanıyorum. ABD Komünist Rusya'dan çok daha şeytani bir sicile sahiptir ve bu durum özellikle ABD'nin Müslüman coğrafyasındaki HALEN DEVAM EDEN faaliyetlerinde kendini açıkça gösteriyor. Dolayısıyla özellikle İslamcılığını öne çıkarıp insanların gözüne sokan kişiler eğer bir numaralı Müslüman (ve insanlık) katili ve tecavüzcüsü olan ABD'ye karşı sesini çıkarmadan ve hatta ABD'nin hizmetkarlığını yaparak Rusya'ya, komünistlere, sosyalistlere, solculara nefret kusuyorsa, orada Müslüman maskeli bir Amerikan köpekliği, bir Şeytan köpekliği kokusu almamak mümkün değil bana göre. Onların Allah diye taptıklarını söyledikleri şey ABD'den, Global Şeytanlardan, dünyevi sosyo-ekonomik-siyasi-askeri erkten başka birşey değildir.

bozadi

30 Ağustos 2016

TBMM'den 'Che Guevara' açıklaması [/size=6]
[/b]
TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın "Che denen eşkıya benim gencimin göğsünde olamaz" sözlerine ilişkin TBMM Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı'ndan açıklama geldi.
[/b]
TBMM Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı'ndan, Meclis Başkanı İsmail Kahraman'ın "Che Guevara" açıklamasına ilişkin yeni bir açıklama yapıldı.

Açıklamada şöyle denildi:

Alıntı Yap"Sayın Kahraman tarafından gerçekleştirilen konuşmada, Küba Sosyalist Devrimi'nde yer alan bir şahsın değil, kendi milli değerlerimizi özümsemiş, ülkemizin müreffeh ve barış dolu aydınlık geleceğinin teminatı olan gençlerimize, tarihimizdeki binlerce kahraman ve önderin rol model olarak alınabileceği ve takip edilebileceği tavsiye edilmiştir."
[/font=Georgia]
Kaynak: haber.sol.org.tr[/size=2]


bozadi

29 Ağustos 2016

Küba'nın Şam büyükelçisi: Düşmanımız tüm insanlığın düşmanıdır


Küba Cumhuriyetinin Suriye halkına gönderdiği 2 ton ilaç bugün Uluslararası Şam Havalimanı'na ulaştı.




Küba, Suriye halkına 2 ton ilaç yardımı yaptı.

SANA'da yer alan habere göre Küba'nın Suriye'ye borcunun ödemeleri konusunda iki devlet arasında imzalanan anlaşma kapsamında göndereceği ilaç ve tıbbi ekipmanların ilk partisinde muhtelif tür aşı çeşitleri bulunuyor.

Ulaştırma Bakanı Ali Hammud aşıların gerekli soğutma ve diğer koşullar dahilinde Sağlık Bakanlığının denetimi altında ulaşması için gerekli tüm icraatları aldığını ifade etti.

Sağlık Bakanı Yardımcısı Huda el Seyit ise Küba'nın gönderdiği ilk ilaç partisinde 200 bin aşının bulunduğunu belirtirken, önümüzdeki yakın süre içinde yeni ilaç partilerinin geleceğini kaydetti.

Küba Cumhuriyetinin Şam Büyükelçisi Rogerio Manuel Santana Rodriguez iki dost ülke arasındaki ilişkilerin metanetine dikkat çekerken, iki ülke ve halklarının ortak bir düşman tarafından hedef alındıklarına vurgu yaptı. ABD olan bu düşmanın tüm insanlığın düşmanı olduğunu ifade eden Küba Büyükelçisi, ülkesinin uzun yıllardan beri kendisine yaptırım dayatılması nedeniyle ilaç sanayisinde geliştiğini ve nitelikli ilaç türleri ürettiğini kaydetti.
 
Kaynak: haber.sol.org.tr



bozadi

22 Ağustos 2016

İran: Küba ile ilişkilerde yeni bir sayfa açacağız


İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, Küba ile ilişkilerde yeni bir sayfa açılacağını söyledi.




Latin Amerika'da 6 günlük bir gezi gerçekleştirmekte olan Cevad Zarif, Küba ile yapılan görüşmelerin ardından ilişkilerde yeni bir sayfa açılacağını söyledi.

Uzun zamandır Küba'yla yakın ilişkileri olan İran, İran'a uygulanan yaptırımların kaldırılmasının ardından Küba'yla ticari ilişkilerin geliştirileceğini duyurdu.

Reuters'in haberine göre Zarif, gezide bu ilişkilerin temelinin sağlanması için görüşmelerin yapılacağını söyledi.
 
Kaynak: haber.sol.org.tr


bozadi

19 Ağustos 2016

'Çin, Suriye'de daha aktif rol üstlenecek'


Geçtiğimiz günlerde Şam'ı ziyaret eden Çin Merkez Askeri Konseyi Başkatibi Guan Yufei'nin Suriye ordusuna insani yardımı artırma ve Çin'de Suriyeli askerlere verilen eğitimi genişletme sözü vermesi, Suriye'deki çatışmanın gidişi için büyük öneme sahip olabilir.




Çin'in, Rusya'nın sağladığı askeri yardımı, Rusya'nın imkanlarının yetersiz olduğu alanlarda tamamlayabileceğini belirten askeri uzman Vasiliy Kaşin, bu konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu:

"Çin daha önce de Suriye hükümet ordusuna önemli yardımda bulunmuştu, özellikle arabalar, giyim ve ekipman teslimatı yapılmıştı. Yeni açıklamalar, bu tür teslimatın muhtemelen genişletileceğini gösteriyor. Bu arada Suriye ordusunun arabalara, iletişim araçlarına, ilaçlara, teçhizata silah kadar ihtiyacı var.

'ÇİN VE SURİYE ORDULARI BENZER EKİPMANLAR KULLANIYOR'

Personel eğitimine gelince bu alanda da Çin'in büyük üstünlüğü var. Suriye savaşında yaygın olarak kullanılan bazı silahlar halen Çin ordusu tarafından kullanılmakta. Onlar arasında Sovyet yapımı topçu sistemleri, zırhlı piyade araçları ve uçaksavar toplar var ki çok yakın muadilleri halen Çin ordusunda kullanılıyor. Çin bu silahları kullanan ordu birlikleri için uzmanların eğitimini üstlenebilir. Ulaştırma, iletişim, lojistik, askeri tıp alanında uzman yetiştirme büyük öneme sahip".

'ÇİN, ORTADOĞU'DAKİ TÜM ÜLKELERLE TİCARİ İLİŞKİYE SAHİP'

Çin, Suriye'de rolünü artırmak için neden tam da bu anı seçti? "Suriye'de doğru çizgiyi seçme sorunu Çin için her zaman Rusya'ya göre daha zor olmuştu" diyen Kaşin, "Çin, Ortadoğu'daki tüm ülkelerle kapsamlı ve önemli ticari ilişkilere sahip. Bu ülkeler arasında birbirine düşman olanlar da var. Suudi Arabistan ve İran, enerji alanında ve genel olarak ekonomide, Çin için eşit öneme sahip partnerler" diye ekledi.

'ÇİN, ABD STRATEJİSİNİN BAŞARISIZ OLMASINA İLGİ DUYUYOR'

Diğer yandan Suriye, tüm dünyadan radikal İslamcıların akın ettiği bir yer haline geldi. Çin'in Sincar Uygur Özerk Bölgesi'nden gelen militan sayısının yüzlerceyi bulduğunu kaydeden Rus uzman, "Bu militanların Suriye'de kendi okulu ve eğitim kampı var. Çin, bu aşırılık yanlılarının yok edilmesine ilgi duyuyor" diye konuştu. Kaşin, şöyle devam etti:

"Ayrıca Suriye'de, devletin korunması ve (Suriye Devlet Başkanı) Beşar Esad'ın kendisi olmasa da çevresinden bir kısmının iktidarda kalması şartıyla savaşın bitmesi kalkınmakta olan ülkeler için önemli bir zafer olacak. ABD'nin rejimleri değiştirme stratejisi, dünya genelinde isyanlara ve Batı yanlısı rejimlerin zorla kurulmasına destek vermesi felaket bir başarısızlıkla sonuçlanacak. Bu başarısızlığın sonuçları derin bir nitelik kazanacak, Ortadoğu yanında Latin Amerika, Afrika ve Doğu Asya'da hissedilebilecek. ABD'nin 'renkli devrimler' stratejisinden tedirgin olan Çin, bu stratejinin başarısız olmasına ilgi duyuyor."

'BÖLGENİN KURULUŞUNU KİMİN BELİRLEYECEĞİ ÖNÜMÜZDEKİ AYLARDA BELLİ OLACAK'

"Halihazırda Halep'teki şiddetli çatışmalar nedeniyle Suriye'deki savaş belirleyici bir aşamaya giriyor" diyen Kaşin, "Çatışmaya müdahil tüm ülkeler şimdi çabalarını artırıyor, çünkü bölgenin savaş sonrası kuruluşunu kimin belirleyeceği önümüzdeki aylarda ortaya çıkacak. Bu yüzden, büyük bir güç olan Çin'in müdahalesi için iyi bir zaman geldi" diye kaydetti.

Kaynak: tr.sputniknews.com


bozadi

26 Ağustos 2016

Erdoğan, 'dış güçler'e seslendi: Türkiye'de, Suriye'de, Irak'ta döktüğünüz kan yeter


Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Ortadoğu'da yaşanan çatışmaların müsebbibi olarak gördüğü 'dış güçler'e "Türkiye'de döktüğünüz kan yeter, Suriye'de döktüğünüz kan yeter, Irak'ta, Afganistan'da Mısır'da Libya'da Filistin'de döktüğünüz kan yeter" diye seslendi.




3'üncü köprünün açılışında konuşan Erdoğan, "PKK'nın DAEŞ'in FETÖ'nün arkasındaki güçlere sesleniyorum. Kendinize çeki düzen verin, Türkiye artık bu oyunlara gelmiyor, gelmeyecek. Bu milletle uğraşmaktan vazgeçin" dedi.

Erdoğan, Ortadoğu'da yaşanan iç savaşların sebebinin de 'dış güçler' olduğunu savundu: "Sanılmasın ki bölge insanları durduk yerde birbirinin boğazına sarılıyor. Tam tersine, bölgedeki toplumlar kendi haline bırakıldığında barışı refahı huzuru çok çabuk bulacaktır."
 
Kaynak: diken.com.tr


bozadi

Hadi bakalım Erdoğan. İnşallah sözünün arkasında durursun.

Scyth

Türkiye'de 15 Temmuz'u planlayanlar ile Che Gueverayı şehit edenler aynı eller bunu anlayamıyorlarsa gerçek düşmanı göremiyorlar demektir. O halde yapılan mücadele hayaletleri kovalamaktan ibaret kalır.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

bozadi

Katılıyorum Scyth.

Darbe girişiminin ardından beklenmedik, çok güzel bir gelişme oldu ve insanlar onları birbirine düşürmeye çalışan Global Şeytanlığa, kısaca Kötülüğe karşı bir uyanış ve karşı koyuş eğilimi gösterdiler. Bu paha biçilmez birşey. Bunun devamının gelmesi gerekiyor. Kurtuluş Savaşında adeta mucizevi bir biçimde başarılan şeyin "devamının" getirilmesi demek bu bence. Farklı ve hatta birbirine muhalif kesimlerden insan kitlelerini ortak ve gerçek bir hak-hukuk mücadelesinde bir araya getirebilir bu uyanış. Erdoğan ciddi çelişkilerine ve eleştirilebilirliklerine rağmen bu olasılığı da biliyor ve ciddiye alıyor bence ve bunun kendisi ve iktidarı için tek çıkar yol haline gelmesi gibi bir mecburiyetle de karşı karşıya olabilir veya o duruma gelebilir gelişmekte olan koşullarda. Daha önce ümitsiz bir şekilde muhalifi olduğu kesimlerle işbirliği arayışına girmiş olması da o yönde bir işaret olabilir. Bir süre daha alternatif yolları deneyecek gibi görünüyor, denesin, sorun değil. Yeter ki alacağı sonuçlar ve "aklıselim" onu ideolojiler üstü insani hak-hukuk mücadelesinin öncülüğüne yönlendirsin, tek çıkar yolu bu olsun (amin). Muhalif kesimlerin de kendi içlerinde daha yapıcı ve daha yıkıcı hareket eden alt-kesimler var şüphesiz. Körü körüne muhalefet etmek yerine, ortak hak-hukuk meseleleri ekseninde geniş tabanlı toplumsal işbirliği olasılıklarına değer verenlerin öncülüğüne ihtiyaç var.