Fehim Taştekin'in Doğu Türkistan'la İlgili Köşe Yazısı (5 Temmuz)

Başlatan bozadi, 07 Temmuz 2015, 20:28:34

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

5 Temmuz 2015

Tahrip olan bir halk ve tahrik olan Türkiye


Türkiye'de belli kesimleri ayağı kaldıran Doğu Türkistan'da krizin iki yönü var: Ezilen bir halkın davası ve o davayı yok eden terör.




Türkiye'nin dört bir yanı Çin'i protesto eylemlerine sahne oluyor ama neyin Doğu Türkistan hassasiyetini depreştirdiğine dair ortam bilgi kirliliğinden geçilmiyor. Türkiye'nin dini ya da etnik bağla kendini ilişkilendirdiği coğrafyalarda bir mağduriyet söz konusu olunca halkları tahrik etmek mubah, gerekçe sormak lüzumsuz hale geliyor.

Kitleler bazı gazetelerin "Çin polisi oruç tutan 18 Uygur'u katletti" haberleriyle ateşlendi. Bir katliam var ama bunun oruçla ilgisi yok. 'Şincan Uygur Özerk Bölgesi' adıyla Çin'in en büyük yönetim birimi olan Doğu Türkistan'da son birkaç yılda tırmanan öfke ve şiddet çok daha köklü bir sorunun parçası.

Sözü edilen katliamla ilgili bilgiler ABD Kongresi'nin finanse ettiği Radio Free Asia'dan geldi. Buna göre 22 Haziran'da Tahtakoruk'ta bir araç trafik kontrol noktasına hızla dalıp bir memura ezdi. İçinden çıkan iki kişi, yaralı memura yardıma koşan iki polisi bıçakla öldürdü. Başka bir araçla gelen üç kişi de patlayıcı kullanarak üç polisi öldürdü, dördünü yaraladı. Bölgeye intikal eden polis birlikleri ise çatışmada 16 kişiyi öldürdü. Polise göre bunların hepsi 'terörist'. Farklı kaynaklar ise ölen 28 kişiden altısının saldırgan, üçünün polis, geri kalanın siviller olduğunu söylüyor.

Saldırının 'Ramazan önlemi' diye sunulan dayatmalara tepki olduğu yorumları yapıldı. Sözü edilen önlemler memur, öğretmen ve öğrencilere oruç tutma yasağının yanı sıra lokantaları açık tutma ve bakkallarda alkol satma zorunluluğunu içeriyor. Bu önlem geçen yıl da uygulanmıştı. Ortaya çıkan bilgiler sorunun kaynağında başka şeylere işaret ediyor. Saldırganlar polis takibindeki bir aileden geliyor. Terörize edilmiş bir aile. 10 yıl önce ailenin toprakları bir Han Çinlisine verilmiş. Ekonomik darlığa düşen aile giderek dindarlaşmış. Polis yakından izlediği ailedeki erkeklerin sakalını zorla kestirip kadınların başını açtırmış. Ailenin gençleri sıklıkla karakola çekilmiş.

Yine 17 Haziran'da Xi'an'da tren istasyonunda bilet kuyruğunda bekleyenlerin üzerine elindeki tuğlayla yürüyen bir kişi polis tarafından öldürüldü. Bu olay da muamma.

ŞİDDET DALGASI

Doğu Türkistan'ın bağımsızlık özleminden kaynaklanan bölünme korkusuna son yıllarda Doğu Türkistan İslami Hareketi'nin yol açtığı şiddet eylemleri eklenince Çin'in zalimane uygulamaları katmerleşti. 2009'da Urumçi'de Uygurlar ile Hanlar arasında çıkan çatışmalardan sonra Çin güvenlik güçlerinin baskın, keyfe keder gözaltı ve yargısız infazları arttı. Devlet terörüne dair örnekler çok. Mesela geçen şubatta bir kadın Türkiye'deki kocasının yanına gitmek için ülkeden kaçarken yakalandı ve işkenceden öldü.

10 Haziran'da Duva'da bir nehir yatağında toplanan 12 Uygur bölgede bir çobanın "Yabancılar var" diyerek yaptığı ihbar üzerine polis operasyonunda öldürüldü. Ölümün reva görüldüğü suçlama 'şüpheli toplantı.' Bölgede şubatta Uygurlarla polis arasındaki çatışmada 7 kişi ölmüştü. Ekimde aynı bölgede üç polis bıçakla öldürülmüştü.

Çin polisinin halkı terörize eden önlemlerinin terörü önlediği söylenemez. Tersi bir tablo var:

- Mart 2014'te Kunming'te biri kadın 8 kişi, tren istasyonunda bıçaklarla 35 kişiyi öldürdü, 141 kişiyi yaraladı.

- Nisan 2014'te Urumçi tren istasyonunda bıçak ve patlayıcılarla 3 kişi öldürüldü, 79 kişi yaralandı.

- Mayıs 2014'te Urumçi'de pazarında bomba yüklü iki araç patlatıldı 31 kişi öldü, 90 kişi yaralandı.

Artan şiddet olayları nedeniyle Uygurların potansiyel terörist muamelesi gördüğü yeni bir süreç yaşanıyor. Bu da Uygurların dışlanmışlığını derinleştiriyor. Daha tehlikeli olanı da kapıda: Şiddet sarmalı IŞİD'e de kapı aralıyor. Irak ve Suriye'de IŞİD saflarında savaşan Uygurların sayısı 300'ün üzerinde. IŞİD lideri Ebu Bekir Bağdadi, Müslümanların haklarının ihlal edildiği 19 ülke arasında Doğu Türkistan'ı da saydığından beri Çin yönetimi daha da alarmda.

Devlet Kaidevari örgütleri önlemenin yolunu dini pratiklere müdahalede görüyor. Mesela Ekim 2014'te 18 yaş altında çocukların dini eğitim almaları yasaklandı. Dünya Uygur Kongresi'ne göre Hotan, Kaşgar ve Aksu gibi illerde ailelerden çocuklarını kuran eğitimi aldırmama ve oruç tutturmama konusunda dair yazılı taahhüt alındı.

Yetkililer Uygurların dini kimliği ile değil terör ve aşırılıkçılıkla mücadele ettiklerini savunuyor. Bu çerçevede kadınlara 'Burka yerine geleneksel renkli Uygur elbiselerini giyinin' deniliyor. Mantıklı bir yaklaşım ama dayatma eşliğinde gelince sorun.

ÇİN YÖNETİMİNİN MAKUL MÜSLÜMANLARI: HUİLER

Çin yönetiminin bir de ideal Müslüman azınlık modeli var: Huiler. Uygurların maruz kaldığı etnik ayırım, dinsel baskı ve kültürel baskı politikalarının Huilere uygulandığı söylenemez. Nüfusu 10 milyonu aşan ve fiziksel görünüm olarak Hanlardan farksız olan Huiler anadil olarak Çinceyi (Mandarin) konuşan tek Müslüman topluluk. İnançları gereği Uygurlar gibi alkol ve domuz etinden uzak duran Huilerin Hanlarla kültürel etkileşimi yüksek. Baskıya maruz kalmamalarının bir nedeni asimile bir topluluk olmaları, diğer nedeni Çin'in egemenliğini tehdit etmemeleri. Devlet kademeleri ve iş hayatında Uygurlardan çok daha iyi yerdeler.

Uygurlar ise sonradan Doğu Türkistan'a yerleştirilen Hanlar zenginleşirken kendileri fakirleşti. Huiler ile Hanlar arasındaki geçişkenliği Uygurlar ile Hanlar arasında tesis etmek de kolay değil. Başkent Urumçi'nin zengin kuzeyinde Hanlar, fakir güneyinde Uygurlar yaşıyor. İki halkın birbirinin yüzünü görmeye tahammülleri yok. Bunu 2009'da 197 kişinin öldüğü çatışmada çok net gördük. Huileri ideal dini azınlık diye resmeden Çin siyaseti, Uygurları 'medenileştirilmesi gereken topluluk' olarak görüyor.

8 milyon nüfusa sahip Uygurlar Türkçe konuşuyor ve Arap alfabesini kullanıyor. Bu iki yönüyle hakim kültüre direnebilen Uygurlar bölgeye merkezden planlı Han istilasına rağmen bağımsızlıktan yana milliyetçi damarını muhafaza etti. SSCB'nin dağılmasının ardından Orta Asya'da Türk cumhuriyetleri bağımsızlığını kazanırken biri 1933 diğeri 1944'te iki kez cumhuriyet ilan etmiş Uygurlar da tarihin kendilerine güleceği günler için umutlandı. 1990'larda nükseden bağımsızlık yanlısı milliyetçi dalgaya radikal İslamcı örgütlenme eklendi. Afganistan, Çeçenya ve Özbekistan'da gerilla eğitimi alan Uygurlar şiddeti Doğu Türkistan'ın sokaklarına taşıdı. Çin'in yanlış politikaları da Kaidevari örgütlerin işini kolaylaştırdı.

Özetle mesele ne basit bir terör sorunu ne de sadece özgürlük kavgası. Mesele kışkırtma kaldıramayacak kadar nazik. Türkiye'nin mazlum ve mağdur Uygurlara sahip çıkarken öteki yakıcı gerçeği göz ardı etmemesinde fayda var. Yoksa Kunming'da bıçakla katliam yapanların üzerinden Türkiye pasaportu çıkması gibi izahı zor durumlara düşebilir. Halihazırda izahı zor başka durumlar da var; Dünya Uygur Kongresi lideri Rabia Kadir Türkiye'ye gelmek için vize alamazken Uygur gençlerin Türkiye üzerinden kolayca Suriye'ye geçip IŞİD gibi örgütlere katılıyor olması gibi... Evet dedim ya kahrolası madalyon hep iki yüzlü.

Kaynak: radikal.com.tr

bozadi

Çin'in demokrasi sicili gerçekten kötü ama Doğu Türkistan'daki süreç göründüğü kadar basit değil. Global Faşistler Uygur tarafında da sözde İslamcılık adına teröristler kotarıp Çin tarafına yönelik provokatif katliamlar organize ediyor.

bozadi

1 Temmuz 2015

Doğu Türkistan'da Neler Oluyor?


Son günlerde özellikle sosyal medyada Çin yönetiminin Doğu Türkistan olarak da bilinen Sincan Uygur Özerk Bölgesi'deki Müslümanlara oruç tutturmadığı, namaz kıldırmadığı, camileri kapattırdığı, yüzlerce Müslümanı işkence yaparak öldürdüğü, Uygur kültürünü yok edilmek istediği şeklinde kaynağı belli olmayan yüzlerce haber yayınlanmakta.
Peki ama bu haberler ne kadar doğru?




Çin yönetimi gerçekten Uygur Türklerine ve Müslümanlara baskı yapıyor mu?

Sosyal medyada yanlış bilgilerin bazılarını düzeltmeye çalışalım:

Çin Devleti İslam'a karşı mıdır?

Çin Devleti hiçbir dini inanışı desteklemediği gibi İslam'ı da desteklemez ancak İslam'ın da karşısında değildir. Çin Halk Cumhuriyeti Anayasası'nın 36. maddesine göre "Her bir Çin Halk Cumhuriyeti vatandaşı, din ve inanç özgürlüğüne sahiptir" ibaresi yer almaktadır. Aynı şekilde, 31 Mayıs 1984'te kabul edilen ve 1 Ekim 1984'te yürürlüğe giren "Milli Sınırlara Sahip Özerk Bölgeler Yasası"nın 18. maddesinde de "Milli otonom bölgelerin yönetim organlarının her milletten vatandaşların dini inanç ve özgürlüğünü teminat altına aldığı" belirtilmektedir.

Çin Devleti, Sincan Uygur Özerk Bölgesi'deki Camileri yıkıyor mu?

1980 öncesi Uygur Türklerinin dini baskılar gördüğü doğrudur ancak 1980'lerin başından itibaren dini olarak rahatlayan Uygurlar için camiler restore edilmiş, her 150 Uygur'a bir cami ortalaması yakalanmıştır. Bu oran Türkiye'de her 880 kişiye bir cami olduğunu göz önüne alırsak gayet tatmin edici seviyededir.

Çin Yönetimi Ramazan ayında oruç tutmayı yasaklamış mıdır?

Evet, Çin yönetimi öğretmenlerin ve 18 yaşından küçük öğrencilerin oruç tutmasını yasaklamıştır. Ancak 18 yaşından büyük öğrencilerin ve sivil Uygur halkının oruç tutması yasak değildir.

Nüfus Planlaması adı altında Uygur Kadınlarının doğum yapması engelleniyor mu?

Evet, Çin yönetimi köylerde üç, şehirde ise iki çocuk politikasına devam etmektedir. Ancak Uygur Türklerine pozitif ayrımcılık yapılarak 2 ya da 3 olan çocuğu için daha düşük puanla üniversiteye gitmesinin önü de açılmıştır. Her fırsatta Çin yönetimini eleştiren Çin'in nüfus planlaması uygulaması ile Uygur Türklerini hedef aldığını belirten Dünya Uygur Kurultayı (WUC) başkanı Rabia Kadir 27 yaşındayken 6 çocuk annesi olmuştur. Rabia Kadir'in şuan 9'u öz, 2'si evlatlık olmak üzere 11 çocuğu vardır. Eğer Çin yönetimi iddia edildiği gibi katı bir nüfus planlaması uygulasaydı başta kendisine muhalif olan Rabia Kadir'in 9 çocuk sahibi olmasını engellerdi.

***

Yazıdaki amacım Çin yönetimini aklamak değildir, sadece şuna dikkat çekmek istiyorum. Tarih boyunca Çin yönetimi özellikle 1980'e kadar Uygur Türklerine ve bölgedeki Müslüman halka baskı ve zulüm yaparken, camilerini kapatır, Kuran-ı Kerimlerini toplatılırken, Müslüman din alimleri tutuklanırken, Batılı devletler tarafından yok sayılan Uygur Türkleri ne olmuştur da başta ABD olmak üzere Batılı emperyallerin aklına gelmiştir? Batılı devletlerin birden insafa gelmesinde, Doğu Türkistan'daki petrol alanlarının yüzölçümünün Fransa ve İngiltere'nin toplam yüzölçümünden daha fazla olmasının bir sebebi var mıdır?

Doğu Türkistan olarak bilinen Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nin bir gün bağımsız bir devlet olarak tarih sahnesindeki yerini almasını isteyen milyonlarca kişiden birisi de benim. Lakin Uygur Türkleri bağımsızlığa giden yolda Batılı emperyalist güçlerin maşası olmamalıdır. Aksi halde batıda birileri viskisini yudumlarken ölüme gidenler başta Uygur Türkleri ve Çinliler olacaktır.

Bizler her şeyden önce, sosyal medyadaki kaynağı belirsiz, yalan yanlış bilgilerle Çin halkına ve devletine karşı tavır almamalıyız. Beş bin kilometre uzağımızdaki yaşananlar hakkında daha doğru bilgilerle soğuk kanlı hareket etmeliyiz.

Kaynak: indigodergisi.com

bozadi

Çin'in Rusya'yla işbirliğini geliştirip ABD öncülüğündeki Batılı faşist güçlere karşı güçlü bir blok oluşturması karşısında, ABD'nin ve onun güdümündeki NATO gibi uluslararası güçlerin Rusya'ya ve Çin'e karşı yürüttüğü baskı sürecinin de "Uygur" meselesiyle yakından bağlantısı var görüldüğü gibi.

Scyth

Bozadi 4 Temmuz celsesi yayınlandı.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

bozadi

Wau, çok sevindim fazla bekletmeden yeni celse yayınlamalarına. Yarın gün içinde yoğun olacağım için ancak yine bu saatlerde paylaşmış olacağım inş. Haber verdiğin için teşekkürler Scyth.

bozadi

Normalde bugün bu saatlerde celsenin çevirisini bitirip yayınlamış olmayı planlıyordum ama öyle meşgul ve stresli bir gün geçirdim ki, daha kafamı yeni kaldırabildim ve celse çevirisine ancak şimdi başlayabilecek durumdayım. Celsenin uzunluğuna da bağlı olarak 12 - 12 buçuk gibi yetiştirmeyi umuyorum. Biraz sabır :)