Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Erdoğan Şangay İşbirliği Örgütüne Göz Kırpıyor (20 Kasım)

Başlatan bozadi, 20 Kasım 2016, 20:10:32

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

20 Kasım 2016

Erdoğan 'yüzünü Doğu'ya çevirdi':   
Varsa yoksa AB demeyin, Şangay Beşlisi var


Avrupa Birliği'yle (AB) ilişkiler, darbe girişiminin ardından Türkiye'deki olağanüstü hal uygulamalarıyla gitgide gerilirken, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan alternatif olarak Şangay Beşlisi'ni gösterdi.




Özellikle darbe girişiminin ardından kapatılan basın kuruluşları, gazeteci ve akademisyen dahil binlerce kişinin tutuklanması ya da gözaltına alınması, on binlerce kişinin kanun hükmünde kararnamelerle kamudan ihraç edilmesi ve nihayet idam cezasının geri getirilmesine yönelik ifadeler AB'den Türkiye'ye yönelen eleştirilerin artmasına neden olmuştu.

AB'ye alternatif Şangay Beşlisi




Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Türkiye'yle müzakerelerin gözden geçirilmesini söyleyen Avrupalı parlamenterlere, "Geç kaldınız ya, bir an önce gözden geçirin. Ama gözden geçirmekle kalmayın nihai kararınızı verin" sözleriyle seslenmişti.

Hürriyet'ten Vahap Munyar'ın aktardığına göre, Erdoğan, Özbekistan ve Pakistan'daki gezilerinin ardından uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Cumhurbaşkanı, gerilen ilişkilere karşın Türkiye'nin AB karşısında 'rahat hissetmesi gerektiğini' söyleyip bir de alternatif önerdi: "'Benim için varsa, yoksa Avrupa Birliği' dememeli. Benim kanaatim bu. Yani, bazıları eleştiriyor olabilir ama, ben de kendi kanaatimi söylüyorum. Mesela, 'Şangay Beşlisi içerisinde Türkiye niye olmasın?' diyorum. Bunu sayın Putin'e olsun, Nazarbayev'e olsun, şu anda Şanghay Beşlisi'nin içerisinde olanlara da söyledim. Başlangıçta beş ülkenin kurduğu Şangay İşbirliği Örgütü'ne daha sonra Özbekistan, Pakistan, Hindistan gibi ülkeler de dahil oldu. İran da girmek istiyor. Sayın Putin, 'Bunu değerlendiriyoruz' gibi bir ifade de kullandı. Temenni ederim ki orada olumlu bir gelişme olması halinde, yani Türkiye'nin Şanghay Beşlisi içerisinde yer alması, bu konuda çok daha rahat hareket etmesini sağlayacaktır diye düşünüyorum."

'AB Türkiye için 'hayırlı rüya' görmüyor'

Erdoğan, AB'nin de kendi içinde sorunları olduğunu vurgulayıp Britanya'nın AB'den ayrılmak için yaptığı 'Brexit' referandumunun Fransa ve Almanya gibi ülkelerde de yapılabileceğini iddia etti.

Müzakereler kapsamında açılan fasılları "Sadece açmak var, kapama yok. Kapama olmayacaksa, açmayı yapsan ne olur, yapmasan ne olur?" sözleriyle eleştiren cumhurbaşkanı, AB'nin Türkiye için 'hayırlı rüya' görmediğini söyledi: "Zaman zaman şahsıma hakaretler, zaman zaman ülkemizde fikir özgürlüğü olmadığı, hak ihlalleri iddialarını gündeme getirdiler. Almanya'da, Fransa'da, Belçika'da teröristler kol geziyor ama bu tür şeyleri umursamıyorlar. Ya da Belçika'nın, Ermenilerin soykırım iddiasını kabul etmedi diye bir milletvekiline partisinden atılmanın yolunu açacak kadar özgürlüklerden uzak olduğu unutuluyor. Bunların özgürlük anlayışı bu kadar işte."

(...)
 
Kaynak: Diken


bozadi

20 Kasım 2016

Rusya'dan Erdoğan'a Şanghay yanıtı: Kendisi için mantıklı bir adım


Rusya Federasyon Konseyi Savunma Komitesi üyesi Aleksey Puşkov, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Türkiye'nin Şanghay Beşlisi içinde yer alması, çok rahat hareket etmesini sağlar" açıklamasını değerlendirdi.




Twitter hesabından Erdoğan'ın sözlerine yanıt veren Puşkov, "Türkiye'nin Şanghay İşbirliği Örgütü'ne (ŞİO) üyeliği Erdoğan için mantıklı bir adım olurdu. Şİ, AB'den farklı, onun yerine geçemez. Fakat AB'den farklı olarak ŞİÖ üyeleri tamamen egemen" ifadelerini kullandı.   

ERDOĞAN'DAN 'ŞANGHAY BEŞLİSİ' ÇIKIŞI

Erdoğan, Semerkant'tan dönerken uçakta gazetecilere yaptığı açıklamalarda, "Mesele şu; Türkiye bir defa kendini rahat hissetmeli. 'Benim için varsa, yoksa Avrupa Birliği' dememeli. Benim kanaatim bu. Yani, bazıları eleştiriyor olabilir ama ben de kendi kanaatimi söylüyorum. Mesela, 'Şanghay Beşlisi içerisinde Türkiye niye olmasın?' diyorum. Temenni ederim ki orada olumlu bir gelişme olması halinde, yani Türkiye'nin Şanghay Beşlisi içerisinde yer alması, bu konuda çok daha rahat hareket etmesini sağlayacaktır diye düşünüyorum" demişti.

Kaynak: Sputnik


bozadi

20 Kasım 2016

CHP'den Erdoğan'a Şangay tepkisi


CHP Dış Politikadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz, "Şanghay, AB'nin de NATO'nun da alternatifi olamaz" dedi.




Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, AB ile yaşanan gerilim sonrası Şanghay 5'lisini yeniden gündeme getirdi. Erdoğan'ın "Varsa yoksa Avrupa Birliği denilmemeli. Şanghay 5'lisi bizi rahatlatır" sözlerine CHP'den tepki geldi.

Erdoğan'ın açıklamalarını değerlendiren CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz, Şanghay'ın ne AB, ne de NATO ile karşılaştırılabileceğini söyledi.

Şanghay 5'lisinin Rusya ve Çin öncülüğünde etnik-dini radikal, aşırıcı unsurlarla mücadele etmek amacıyla kurulduğuna dikkat çeken Öztürk şunları söyledi:

"Hem NATO hem de AB ile karşılaştırılamaz, birbirinin alternatifi olarak görülemez. Bunun iki nedeni var. Birincisi Şanghay'da NATO benzeri ortak komuta kademesi olan, oturmuş güçlü bir ordu yapılanması yok. Terörle mücadele eksenli bir oluşum var. İkincisi AB gibi bir oluşum hiç değil. Malların, hizmetlerin dolaşımını esas alan birlik bir dizi karar alıyor ve üye ülkeler bu kararlara uyuyor. Bu anlamda benzerlik dahi yok."

'BOŞ KONUŞULUYOR'

Türkiye'deki siyasetçilerin önemli bir bölümünün Şanhgay'ı bilmediğini savunan Öztürk, yapılan açıklamalar için de "Boş konuşuluyor" yorumunu yaptı. Türkiye'nin NATO'dan kopması, AB Konseyi'nden kopması ve AB müzakere sürecini bitirmesi durumunda sanki bir vaat varmış izlenimi yaratılarak üyelik zorlanabilir ama o yapılanmanın üye ülkelere de faydası yok" dedi.

Öztürk Yılmaz, Şanghay 5'lisi içindeki ülkelerin yönetim biçimlerine de dikkat çekerken "Otokratik, demokrasinin olmadığı, tek adam sisteminin hakim olduğu ülkelerin içinde bulunduğu bir oluşumu hedef almak da Türkiye'nin dış politika yönü açısından ayrı bir sorun" dedi.

Türkiye'nin Şanghay Beşlisi'nde diyalog ortağı olduğunu hatırlatan Yılmaz, "Bu durum daha da geliştirilebilir. Bunun karşısında değiliz ama bunu AB'nin alternatifi gibi yapamazsınız, çünkü değil" dedi.

Kaynak: Gerçek Gündem


bozadi


bozadi

ŞİÖ AB'nin alternatifidir, değildir, tartışılır. AB'nin Türkiye'yi AB'ye kabul etmeyi ertelemeyle ilgili öne sürdüğü sebepler şu veya bu ölçüde doğrudur, yanlıştır, tartışılır. Ama şahsen şundan hiçbir şüphe duymuyorum ki, AB Türkiye'yi ekonomik ve başka bakımlardan ciddi şekilde kullanıyor. Bir yandan Türkiye'yi büyük bir alıcı/tüketici kitle olarak ekonomik anlamda kullanmaya devam etmek isterken, bir yandan da onu AB'den uzak tutmak istiyorlar ve Türkiye'nin AB'ye girme kriterlerini karşılayamamasından memnunlar (karanlık tarafı) ve hatta bu durumun devam etmesine yardımcı oluyor olmaları da son derece muhtemeldir.

NATO aynı şekilde Türkiye'yi ciddi ölçüde kullanmakta, sömürmektedir. NATO'nun Türkiye'ye zararı faydasından çok fazladır. NATO'nun Türkiye dahil özellikle Ortadoğuda İslam coğrafyasındaki faaliyet sicili son derece karanlıktır. ABD'nin, yani Global Faşizmin silahlı bir aracı, maşası durumundadır. Türkiye'deki çok sayıdaki NATO üslerinin bu ülkenin özgürlüğüne, bağımsızlığına gölge düşürecek nitelikte oldukları bilinmektedir.

Hem AB'nin, hem de NATO'nun ardındaki yönlendirici gücün ABD olduğunu biliyoruz.

Bu bağlamda, Erdoğan'ın ABD'ye ve onun uydusu konumundaki AB'ye ve NATO'ya tavır koyup Avrasya ve Doğu güçleriyle işbirliğini geliştirme eğiliminde olması, bu ülkenin, bu milletin başına gelebilecek en güzel şeydir.

ABD'nin ve onun güdümündeki AB güçlerinin ve NATO'nun Ortadoğu ve Türkiye başta olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki sayısız faşist faaliyetlerine rağmen CHP bu güçlere karşı hiçbir yapısal/güçlü karşı koyuş veya eleştiri getirmiyor, NEDEN ACABA?!

CHP Erdoğan'ın Büyük Ortadoğu Projesi eşbaşkanlığını en ateşli şekilde eleştiren, Erdoğan'ı faşist global güçlerin (yani "Batı"nın) bir kuklası olarak suçlama konusunda en aktif taraflardan biri olageldi ama CHP'nin kendisi o Batılı Faşistlere ne ölçüde eleştiri yöneltmiş veya karşı koymuştur acaba? Yukarıdaki haberden de anlaşılabileceği gibi CHP'nin NATO'yla ilgili bir sorunu yoktur ve hatta bu durum 2012'de bizzat CHP genelbaşkan yardımcısı tarafından açıkça beyan edilmiştir. Aynı şekilde CHP'nin bariz ABD şeytanlıklarına karşı da güçlü bir eleştirisi, karşı koyuşu olmadığı açıktır.

ABD'nin, CIA'nın, NATO'nun Türkiye'nin geçmişindeki Alevi-Sünni, Sağ-Sol, Türk-Kürt çatışmalarına ("PKK" özellikle dahil olmak üzere) ve bu bağlamda toplumda derin travmalara neden olan kanlı olayların meydana gelmesine doğrudan "yardımcı" olduğu iyi biliniyor. Peki kendini ülkenin kurucu komutanı anti-emperyalist Atatürk'ün partisi olarak sunan CHP neden uzun zamandır ülkeye, millete tecavüz etmekte olan bu faşist emperyalist güçlere karşı sesini yükseltmiyor, taraftarlarını bu doğrultuda bilinçlendirip örgütlemiyor?

TSK'nın kendisinin ne kadar adanmış bir "NATO" üyesi olduğunu çok iyi biliyoruz. "Milli" ordumuz, tüm dünyaya ve ülkemize düzenli olarak tecavüz eden ABD'den "eğitim/doktrinasyon" alan generallerin yönetiminde olmadı mı hep? Bu ülkenin anlı şanlı ordusu, öteden beri tüm dünyanın ırzına geçmekte olan ABD'nin ve İsrail'in bölgedeki başlıca "müttefiki" olagelmedi mi göğsünü gere gere? CHP'yi veya TSK'yı ABD/İsrail ikilisinin şeytani faaliyetlerine yeterince karşı koymamakla suçlamayı bir kenera bırakın, o şeytanlarla son derece yoğun bir işbirliği halinde olmadılar mı, bundan gurur duymadılar mı ve hala duymuyorlar mı?! Bu ülkenin neden böyle boktan bir durumda olduğu sorusuna verilebilecek cevabın önemli bir bölümünü bizzat CHP/TSK ikilisi oluşturuyor.

ABD/İsrail/CIA/MOSSAD/NATO gibi baş şeytanlarla olan ittifakımızdan gurur duyanlar hesap vermeli. Ortadoğu başta olmak üzere tüm dünyada olduğu gibi bizim ülkemizde de halkı birbirine düşürme, katletme, işkence etme işlerinin esas planlayıcısı ve azmettiricisi o global şeytanlar değil mi? CHP/TSK ikilisi, bu ülkenin şu anda bulunduğu batağa düşürülmesine en doğrudan hizmet etmiş kurumlar olmuşlardır, hem de Atatürk adına.

Bu demek değil ki TSK'nın ve CHP'nin hiçbir aydınlık tarafı yok veya CHP'ye muhalif olan partilerin veya kesimlerin hiçbir karanlık tarafları yok. Tüm partilerin, tüm tarafların aydınlık ve karanlık tarafları vardır ve CHP/TSK'nın karanlık tarafı, bu ülke toplumunun kanının global şeytanlarca emilmesine en çok "aracılık yapan" kurumlar arasında olagelmiştir. Birileri Atatürkçülük ve Atatürkçüler adına bu ülke insanının canını, malını, namusunu global şeytanlara pazarlayıp zenginleşmişler, elitleşmişlerdir ve Atatürkçü "taban" bu süreci sorgulayamamış, engelleyememiştir. Bunun nedenlerinin, nasıllarının tartışılması gerekiyor.

gerçek tosun paşa

Bozadi teşekkürler. Batı emperyalizmi ülke üzerinde tüm kaynakları kullanarak  yıllardır faaliyet gösteriyor. Ülke içerisinde zıt kutuplaşmalar yaratarak yozlaşmanın her türlü evresinin hızla yaşanmasını sağlıyorlar. Toplumumuza kafayı yedirdiler.Kimin ne olduğundan neye inanacağından haberi yok. Ülkenin eğitim görmüşü, eğitimsizi, zengini, fakiri, sağcı-solcusu, Atatürkçü yada muhafazakar kesimi fark etmeden toplumun geneli inandığı duyup bildiği hiçbir şeyi sağlam temellere oturtabilecek elle tutulur bilgi-algıya sahip değil. Kimsenin kimseyi anlama isteği, empati çabası da yok en kötüsü bu bence.

Şahsen ilerde ülkenin doğu tarafına daha çok kayacağını ve Rusya  ile ilişkilerin çok enteresan boyutlar alacağını düşünüyorum. Eski gücünden uzak AB nin ve dolayısıyla ABD nin bu konuda ve orta doğu projeleri üzerindeki etkisini hep birlikte göreceğiz.

bozadi

Teşekkürler GTP. Ülkemizin batıdan ziyade Rusya öncülüğündeki Avrasya ve Doğu güçleriyle olan stratejik işbirliğini geliştirmesinin hayati öneme sahip olduğuna inanıyorum.

Aslında AKP tabanının ciddi bir bölümü Rusya'ya ve öncülük yaptığı bloğa feci şekilde karşılar, egemen faşist ABD'nin emir-komutası altında olmayı tercih ederler. Erdoğan'ı indirmeye çalışırken enselenip defedilen Davutoğlu tabanın özellikle o kısmına hitap ediyordu, çok şükür ki hak ettiğini buldu. Erdoğan her ne kadar tamamen yobaz bir tip gibi görünse de öyle değil, mesele göründüğü kadar basit değil. Erdoğan da başta ABD'nin emir-komutası dahilinde hareket etmeye son derece istekliydi ama zaman içinde ve özellikle de Suriye Savaşı sürecinde ABD'nin ve müttefiklerinin gücünün mutlak olmadığını ve ayrıca kendi müttefiklerini de feci şekilde baskı altında tutma ve sömürme eğiliminde olduğunu görünce, bir de bunun üstüne Rusya ve müttefiklerinin yükselen gücünü görünce, son derece akıllıca bir hamle yapıp ABD'yle mesafeyi artırıp Rusya ve müttefiklerine yaklaşmaya başladı, ki bu sıcağı sıcağına şahitlik etmekte olduğumuz çok büyük bir devrimdir aslında devletimizin alışılageldik ABD-müttefikliği politikaları düşünüldüğünde. Erdoğan'ın bu hamlesi, AKP tabanındaki pek çoklarının alışkanlıklarına ve beklentilerine çok ters. "Moskof gavuruyla" ve müttefikleriyle aktif işbirliği yapmaktansa, Fethullah'ın ve Davutoğlu gibilerin yapmaya çalıştığı gibi İslamcı/Milliyetçi sloganların kuru gürültüsünde Amerikan faşizmine itaat etmeyi sürdürmeye razı pek çokları var AKP tabanında.

FETÖ darbe girişimini yapan askerler yayınladıkları bildiride "NATO'ya karşı sorumluluklardan" bahsediyorlardı. Yani bu ülkenin/devletin uzun zamandır sürdürdüğü Amerikan köpekliğine devam etmesi gerektiğine vurgu yapıyorlardı. Darbenin aceleye gelmesinin nedenlerinden biri, ABD'nin Suriye politikasının başarısızlığına ve içine düşülen rezalete feci şekilde bozulan Erdoğan'ın hiç beklenmedik şekilde Rusya'ya göz kırpmaya başlamış olmasıydı. Bu durum sadece AKP tabanında değil, MHP ve CHP tabanındaki pek çokları için de son derece beklenmedik bir durumdur. Erdoğan her ne kadar şimdiye kadar ve hatta hala Allah'ına kadar mezhepçi politikalar gütse de mezhepçiliğin aşılması gerektiğine dair söylemleri dillendirmeye başlaması da AKP-MHP tabanındaki pek çokları için kolay yenir-yutulur birşey değildir ve zaten bu konuda şaşkınlıklarını ve kızgınlıklarını ifade eden çeşitli yazarlar var. Hatırlayın, Diyanet İşleri Başkanıyla birlikte İran'a resmi bir ziyarette bulunan Erdoğan "İran ikinci evimiz gibi" şeklinde son derece ilginç, beklenmedik bir beyanda bulunmuştu. Erdoğan'ın ABD politikalarından uzaklaşma süreci içinde gerçekleşiyor tüm bunlar.

Bu süreç tüm partiler içinde önemli sorgulamaları da beraberinde getirecektir. AKP, MHP, CHP... Hepsi. ABD müttefikliğinden çıkışla birlikte, şimdiye kadar ABD faşizmine köpeklik etmek, kendi halkına ihanet etmek anlamına gelen politikalar güdenler, kendi derin karanlıklarıyla yüzleşmek zorunda kalacaklar. Önemli iç hesaplaşmalar olacak. Kanserli dokulara neşter vurulacak. Erdoğan böylesine olağanüstü ve paha biçilmez bir rotaya sokuyor ülkeyi.

bozadi

Bahçeli'nin Erdoğan'a verdiği destekten de aynı nedenle memnuniyet duymaya başladığımı belirtmek isterim.

bozadi

23 Kasım 2016

Şangay da Erdoğan'a 'boş değil':
 Türkiye Enerji Kulübü dönem başkanı oldu


Türkiye Şangay Enerji Kulübü'nün 2017 dönem başkanlığına Türkiye seçildi.




Kulübe ilk kez üye olmayan bir ülke dönem başkanı seçildi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, müzakerelerin sonlandırılma noktasına geldiği Avrupa Birliği'nden (AB) gelen sert tepkilere karşılık, AB'nin alternatifi olarak Şangay İşbirliği Organizasyonu'nu (Şangay Beşlisi) göstermişti.

Erdoğan, şunları söylemişti: "Benim için varsa, yoksa Avrupa Birliği' dememeli. Benim kanaatim bu. Yani, bazıları eleştiriyor olabilir ama, ben de kendi kanatimi söylüyorum. Mesela, 'Şanghay Beşlisi içerisinde Türkiye niye olmasın?' diyorum. Bunu sayın Putin'e olsun, Nazarbayev'e olsun, şu anda Şanghay Beşlisi'nin içerisinde olanlara da söyledim. Başlangıçta 5 ülkenin kurduğu Şanghay İşbirliği Örgütü'ne daha sonra Özbekistan, Pakistan, Hindistan gibi ülkeler de dahil oldu. İran da girmek istiyor. Sayın Putin, 'Bunu değerlendiriyoruz' gibi bir ifade de kullandı. Temenni ederim ki orada olumlu bir gelişme olması halinde, yani Türkiye'nin Şanghay 5'lisi içerisinde yer alması, bu konuda çok daha rahat hareket etmesini sağlayacaktır diye düşünüyorum."

Rusya ve Çin'den de Erdoğan'ın bu açıklamasına sıcak yanıtlar gelmişti.
 
Kaynak: Diken


bozadi

Anladığım kadarıyla Erdoğan önceki yıllarda da Şangay İşbirliği Örgütü'ne olan ilgisini bildirmiş ama içinde bulunduğumuz kritik aşamada konunun önemi çok daha yüksek ve çok ilginç ve harika biçimde ŞİÖ Türkiye'ye özel bir ilgi gösteriyor. Görünüşe göre bunun sebebi ABD ve müttefikleri ile Rusya ve müttefikleri arasındaki restleşmenin giderek sertleşmesi ve Erdoğan'ın Avrasya/Doğu ilgisinin artık "çok daha ciddi" olması.

bozadi

23 Kasım 2016

AP'den RT ve Sputnik karşıtı karar


Bugün AP'de yapılan bir oylamada, Rusya'nın "propaganda araçlarıyla mücadele" önerisi çıktı.




Strasbourg'daki Avrupa Parlamentosu'ndaki milletvekilleri, Rusya karşıtı bir önergeyi onayladılar.

Avrupa Birliği'ni "Rusya tarafından yürütülen enformasyon savaşına cevap vermeye" çağıran AP, Russia Today ile Sputnik'i "Rus propagandasının en tehlikeli araçları" olarak nitelendirdi.

304 milletvekili önergeye destek verirken 179 vekil karşı çıktı.

AP'deki tasarıların yasal gücü bulunmuyor.
 
Kaynak: Sol


bozadi

23 Kasım 2016

Putin AB'nin Rus basını ile ilgili aldığı kararı yorumladı


Rus lider Putin, Avrupa Parlamentosu'nun Rus basınıyla ilgili 'AB karşıtı propaganda yürütüyor' diyerek aldığı kararı, "Batı toplumunun demokrasi anlayışındaki bozukluk" olarak nitelendirdi.




Moskova'da gazetecilere açıklama yapan Putin, Avrupa Parlamentosunca (AP) kabul edilen, Rusya'nın son yıllarda medya yoluyla Avrupa Birliği (AB) karşıtı propaganda yürüttüğü ve buna ilişkin önlem alınması çağrısında bulunulan tasarıyı değerlendirdi.

Putin, "Eğer böyle bir karar alındıysa, Batı toplumunun demokrasi anlayışında açık bir bozukluk gözlemliyoruz demektir. Bize yakın zamanda demokrasiyi öğretmeye çalıştılar ve bu çabalar devam ediyor. Biz bu (demokrasi) öğretmenlerinden bir şeyleri yasaklamanın en kısır yol olduğunu ve bunun demokratik normlara ve prensiplere uymadığını duyduk. Sonunda aklıselimin hakim olmasını ve herhangi bir kısıtlama yaşanmamasını umut ediyorum" dedi.

NE OLMUŞTU?

AP tarafından kabul edilen tasarıda, Rusya'nın son yıllarda medya yoluyla AB karşıtı propaganda yürüttüğü belirtilerek buna ilişkin önlem alınması çağrısında bulunulmuştu. Oylanarak kabul edilen tasarıda Rusya; AB ülkeleri arasında farklılık ve çatışmaları kullanarak AB'yi bölmeye çalışmak, Birlik içinde siyasi parti ve organizasyonlara destek vererek propaganda yapmakla suçlanmış, Rusya'nın son yıllarda medya yoluyla AB karşıtı propaganda yürüttüğü ve buna ilişkin önlem alınması çağrısında bulunulmuştu.
 
Kaynak: Haberi Yakala


bozadi

22 Kasım 2016

Rusya Kaliningrad'a S-400 ve İskender füzelerini gönderecek


Rusya, NATO'nun Baltık Denizi'ndeki etkinliğini arttırma çalışmalarına karşılık Kaliningrad şehrine nükleer başlık takılabilen İskender füzeleriyle S-400 füze savunma sistemlerini yerleştireceğini açıkladı.




NATO'nun Avrupa'da kurduğu hava savunma sistemlerine değinen Rusya Federasyon Konseyi Savunma Komitesi Başkanı Viktor Ozerov, buna karşılık olarak Rusya'nın batı sınırlarında kendi hava savunma sistemlerini güçlendireceklerini bildirdi.

Ozerov, "Kaliningrad'a S-400 ve İskender füzeleri yerleştireceğiz ve Batı ile Güney askeri bölgelerinde yeni birlikler oluşturacağız" dedi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Mayıs ayında Amerikan füze savunma sistemlerinin Polonya'ya yerleştirileceği açıklamasının ardından, "Ulusal güvenliğimizi garanti altına almak için karşı hamlede bulunacağız" açıklamasını yapmıştı. Putin ayrıca, "NATO'nun karar alma şeklinden rahatsız olduklarını" söylemişti.

NATO, Doğu Avrupa ülkeleri Litvanya, Estonya, Letonya, Polonya, Romanya ve Bulgaristan'a 2016'nın sonunda füze savunma sistemlerinin yerleştirileceğini açıklamıştı. ABD'li yetkililer Bulgaristan'a yerleştirilecek savunma sistemlerinin Rusya'ya değil İran'a karşı alınan bir önlem olduğunu belirtmişti.



NATO füze savunma kalkanını yerleştireceğini açıkladığı ülkeler. Kaliningrad ise bu ülkelerin batısında,
 Rusya anakarasından ayrı bir şekilde Baltık Denizi'nde bulunuyor.

 

Rusya'nın Baltık Denizi'ndeki kara parçası Kaliningrad'a yerleştirilecek füzelerin bölgedeki tansiyonu daha da yükseltmesi bekleniyor. Nükleer başlık takılabilen İskender füzerinin NATO ülkesi üyelere müdahalede bulunacak menzilde olması Transatlantik ülkelerindeki liderleri endişelendiriyor.

ABD'de Donald Trump'ın başkan seçilmesinin ardından NATO'da Rusya'ya karşı yapılacak hamlelerin belirsizliği gerginliği artırıyor. Donald Trump seçimden önce ve sonra Rusya ile iyi ilişkiler geliştirmek istediğini belirterek Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hakkında, "Putin, Obama'dan çok daha iyi bir lider" ifadelerini kullanmıştı.

Kaynak: NTV


bozadi

23 Kasım 2016

NATO ile Rusya arasındaki gerilim gittikçe artıyor


Doğu Avrupa'daki varlığını artırmaya karar veren NATO, İngiltere aracılığıyla Rusya sınırına yüzlerce asker konuşlandırınca, Moskova, ülke ile karadan bağlantısı bulunmayan Kaliningrad'a İskender ve S-400 füze savunma sistemleri yerleştireceğini duyurmuştu. Rusya şimdi de 1949 yılında işgal ettiği Japon topraklarına füze yerleştireceğini bildirdi.




İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana Pasifik Okyanusu'ndaki Kuril Adaları'nın kime ait olduğuna karar veremeyen ve bu yüzden barış anlaşması imzalayamayan Rusya ve Japonya, bu kez söz konusu adalara yerleştirilen Rus füzeleri nedeniyle karşı karşıya.

Rus makamlarından yapılana açıklamada Kuril Adaları'na 'Bal' ve 'Bastion' tipi füze sistemleri yerleştirildiği ifade edildi. Pasifik Filosu'nun paylaştığı fotoğraflarda Kuriller'deki adalardan İturup'a Bastion, Kunaşir'e Bal tipi kıyı savunma füzeleri konuşlandırıldığı görülüyor.

Rus ordusu envanterindeki Bastion ve Bal füze sistemleri kıyı ve sahilleri koruma amacıyla kullanılıyor. Denizdeki hedeflere karşı etkili ve 600 kilometre menzile sahip Bastion sistemi 36 roket fırlatabiliyor. Bal sisteminde ise, 120 ve 260 kilometre menzile sahip iki farklı füze bulunuyor.

Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov, adalara konuşlandırılacak füze sisteminin taraflar arasındaki barış görüşmelerini etkilememesi gerektiğini söyledi.

BİR TARAFA GÖRE GÜNEY, BİR TARAFA GÖRE KUZEY

Rusya, 1949'da Japonya'nın kuzeyindeki Kuril Adaları'nı hakimiyeti altına almış ve burada yaşayan Japonları sınır dışı etmişti. Rusya'nın denetimine geçmeden önce adalarda 17 bin Japon yaşıyordu.

Adaları Rusya 'Güney Kuriller, Japonya ise 'Kuzey bölgeleri' diye isimlendiriyor. Kuril Adaları'nda zengin balık, maden ve büyük olasılıkla petrol ve doğalgaz yatakları da bulunuyor.

MEDEVEDEV'İN ZİYARETİ TARTIŞMAYA NEDEN OLDU

2010 yılında dönemin Rusya lideri Dmitry Medvedev'in tartışmalı adaları ziyaret etmesi, Tokyo-Moskova hattında tansiyonu bir hayli yükseltmişti.

Japonya Başbakanı Şinzo Abe, Eylül ayında yaptığı açıklamada Rusya lideri Putin'e soruna nokta koymayı önermişti: "Böyle devam edersek onlarca yıl daha bir sonuç elde edemeyiz. Vladimir, biz seninle aynı neslin insanlarıyız. Gel cesaret gösterip sorumluluk alarak zorlukları aşalım ve 70 yıldır devam eden bu anormal duruma bir nokta koyalım. Birlikte Rusya-Japonya ilişkilerinde bir 70 yıl daha sürecek yeni bir dönem açalım."

AVRUPA'NIN GÖBEĞİNE DE FÜZE GÖNDERİYOR

Rusya, yalnızca Japonya ile değil NATO ile de halihazırda gerilim yaşıyor. Moskova, karadan sınırı olmayan ve Avrupa'nın içindeki Kaliningrad'a füze göndereceğini dün duyurmuştu.

NATO, Rusya sınırındaki Romanya ve Estonya'ya Soğuk Savaş'tan bu yana kayıtlara geçen en büyük askeri yığınağa hazırlanıyor.
 
Kaynak: Haberi Yakala


bozadi

23 Kasım 2016

'NATO, Türkiye'nin alacağı silahlara karışamaz'


NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Rusya ile S-400 hava savunma sistemi pazarlıkları konusunda önemli mesajlar verdi. Konuyla ilgili Sputnik'e konuşan Türkiye Emekli Subaylar Derneği Başkanı emekli Hava Korgenerali Dr. Erdoğan Karakuş "NATO, Türkiye'nin alacağı silahlara karışamaz" yorumunda bulundu.




Stoltenberg "Türkiye'nin ne tür bir ekipman satın alacağı ya da yatırım yapacağı tamamen Türk yetkililerinin bileceği bir iş. Ama alınacak ekipmanların tüm NATO üyeleri arasında 'birlikte işlerlik' esasına uygun olması gerekir" ifadelerini kullandı.

Konuyla ilgili Sputnik'e konuşan Türkiye Emekli Subaylar Derneği Başkanı emekli Hava Korgenerali Dr. Erdoğan Karakuş şunları söyledi:

"Birkaç ay evvel Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkiler düzelmeye başladığında bundan rahatsız olan NATO üyeleri vardı. Bunlar,  'Türkiye'yi NATO'dan çıkarabiliriz' ve Türkiye ile ilgili 'NATO'nun haylaz müttefiki', 'NATO lehine çalışmıyormuş' gibi laflar etmeye başladılar. Rusya ile ilişkiler düzeldikçe rahatsızlıkları daha da artıyor. Öte yandan NATO'nun bu tür ifadelerinin, özellikle Kıbrıs'la ilgili bir-iki gün önce müzakerelerin kesilmesi sonucu olarak da değerlendiriyorum. Milli olarak Rusya'dan S-300, S-400 alıyorsam ve milli olarak kullanacaksam NATO ile bunun bir alakası yok. Zaten Türkiye'nin milli olanına NATO'nun karışması gibi bir şey söz konusu olamaz."
 
Kaynak: Sputnik