Haberler:

Yeni celse yayında! 30 Mayıs 2026🎉🌱

Ana Menü

5 Ağustos 2009

Başlatan 4BH, 21 Ağustos 2009, 21:11:44

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

4BH

5 Ağustos 2009

Önce bu celseyle ilgili küçük bir açıklama. Bildiğiniz gibi bu celseyi ayın 3'ünde, Pazartesi günü yapmayı planlıyorduk. Fakat o planı bildirdikten sonra bir sürü şey oldu. Bir yorgunluk dalgası ve bacaklar ve ayaklarda iltihap ağrıları bunların en hafiflerindendi. Birşey olduğunu anladım ama arkaplandaki bu şeylerden dolayı, beklemek, sessiz kalmak ve neler olacağını izlemek istedim. Salı günü daha iyiydim ve celseyi bir sonraki "mantıklı" gün yerine [ç.n.: bir sonraki Pazartesi anlamında olabilir] Çarşamba günü yapmaya karar verdik ve Perşembe günü neler olduğunu anlayacaktık. Yıllar sonra şunu anladım ki, bazı saldırılardan sakınmak için, spesifik olarak ne yapacağımı, veya ne zaman veya nerede yapacağımı bildirmemek en iyisi. Sanırım artık bu tip saldırıların olmayacağını düşünmüştüm, ama görünüşe göre bu doğru değildi.

Bu celsenin Pazartesi değil Çarşamba günü yapılmasının nedeni bu. Celseleri önceden bildirmeme politikamıza geri döneceğiz ve bunun yerine celseler yazıya geçirilir geçirilmez yayınlayacağız.

Bu da kısa bir celse çünkü tam olarak iyileşmedim...


Laura, Ark, DD, Joe, A___, PL, Allen, C**, Scottie, G___.

S: (L) Merhaba.
C: Merhaba 3B insanlar!

S: (L) Bu akşam kimle birlikteyiz?
C: Riyahonoya.

S: (L) Nereden aktarım yapıyorsunuz?
C: Kasyopya. Merhaba. Devam edin.

S: (L) Nefes ve meditasyon programımızın ilerleyiş durumu hakkında herhangi bir yorumunuz var mı öğrenmek istiyorum; forum okuyucularımız için ve bu çalışmayı yapan diğer insanlar için.
C: Başka alemlerde etkiler yapıyor.

S: (L) Hangi alemler?
C: 4, 5, 6B.

S: (L) Ne gibi?
C: İnsanların, hermetik özdeyişin bazı bakımlardan her iki yönde geçerli olabileceğini hatırlaması gerekiyor. Kaderlerinde gelecekteki kendileriyle "buluşmak" olanlar, bu çabalardan dolayı şimdi bunu daha büyük bir kolaylıkla yapabilir. Bir keresinde "gelecekteki sizin" kozmik programları "yeniden yazabileceğini" söylemiştik... bu diğerleri için de geçerli. Şu anda programlama dilini öğreniyorlar.

S: (L) Forumdaki pek çok kişi kendinden geçme şeyi hakkında konuşuyor, biliyorsunuz... uyanıkken, kendileriyle ilgili tüm farkındalığı kaybedip bir tür kendinden geçme deneyimi yaşıyorlar. Bu fenomen nedir?
C: Önceki yanıta bak ve bunu boş ilüzyonlarla bağlantıları koparma yeteneğini boşa harcamak yerine, yüksek benlikle/öğretmenle "zaman" geçirme olarak düşün. Ayrıca, bu süreçte harcanan "zamanda", esas olarak niyetlenildiği gibi bu "ruh yeteneğinden" yararlanıldığını hatırla. Bedenlenmiş olmak ruh için büyük bir zorluk yaratıyor.

S: (L) Tamam. Şimdi ne yapmalıyız peki? Yani, danslara hazırlanmak için henüz yeterli zaman ve çaba ayıracak fırsatımız olmadı...
C: Danslar için bekleyin. Önümüzdeki iki ay içinde, bunu yapacaklar arasında önemli bazı ilerlemeler olacak.

S: (L) Bulduğumuz şu diğer dans için ne dersiniz? Dört kişinin çok yavaş, çok sıradışı, turnaya benzer yaptığı dans?
C: Buna çok yakın!!!

S: (L) Bu dans ne için kullanılıyor?
C: Bekle... yakında bileceksiniz.

S: (L) İnsanların yapabileceği veya yapmasını tavsiye ettiğiniz herhangi birşey var mı?
C: Bir sonraki aşama ruh topluluklarının yeniden oluşturulması olacak. Bekleyin. Herkese mesaj: Pes etmeyin! Sabır faydasını gösterecek! Engellerin oluşturulması ve yerleştirilmesi binlerce yıl aldı. Bunları birkaç ayda yıkabilirsiniz! Bunu yapın!

S: (L) Yani insanların bu egzersizleri yapma üzerinde odaklanmasını ve sadece sabırlı olmalarını öneriyorsunuz, öyle mi?
C: Evet.

S: (L) Herkese bunu birlikte yapmalarını tavsiye ettim. Pazartesileri ve Perşembe günleri yapılan programı yani. Programın diğer parçalarını ise, ihtiyaç duyulduğu şekilde, özellikle meditasyonun mümkünse her gün yapılmasını tavsiye ettim. Bu programı günlük pratiğe dökmenin ve sonra haftalık yoğunlaştırılmış pratiğe dökmenin en iyi yolu bu mu?
C: Evet. Ve aynı gün yapılması topluluk oluşturulmasının önünü açıyor! Bizimle sohbet etmek yerine, programı da aynı gün yapmalısınız. Bizimle yaptığınız sohbet ayrı birşey.

S: (L) Pazartesi gecesi çok yorgun ve bitkin hissettiğim için bunu yapamamamın nedeni bu muydu? Sizinle sohbetimizin bu programın dışında birşey olduğunu anlamamı sağlayan birşey miydi?
C: Pek sayılmaz. Her zaman olduğu gibi organize saldırının hedefisin. Celseler sırasında gruptan uyanık olmalarını ve realiteye dikkat etmelerini istemen en iyisi.

S: (L) Yani herkes meditasyonlarını ve nefes egzersizlerini yaparken ben korumadan mahrum kaldım. Böyle birşey mi? Eğer ben de onlarla aynı faaliyeti yaparsam...
C: Aşağı yukarı.

S: (L) Çok ilginç. Son birkaç günkü ağrılarıma neden olan şey bu saldırı mıydı? Yeme-içmede çok iyi durumda olmama rağmen meydana gelen o şeyler? Herşey çok iyiyken, birden...
C: Kısmen, ama aynı zamanda şüphelendiğin gibi, ilerleyen detoks tedavisi.

S: (L) Yani detoks semptomları deneyimliyorum, öyle mi?
C: Kendini sifonlamaya devam et.

S: (gülüşme) (L) Bu küçük bir kelime oyunu muydu?
C: Evet!

S: (A___) Sır yok Anne! (L) Tamam, yani temel olarak doğru yol üzerindeyiz, ama birkaç hizalamaya ihtiyacımız var ve forumda insanlar arasında olan şey, olması gereken birşey. Bu onlar için iyi. Bu onların gelecekteki kendileriyle buluşmalarını sağlayacak, vesaire...
C: Ve aynı zamanda iyileştirici!

S: (L) Tamam. Herhangi birinizin bununla ilgili sorusu var mı? Tamam, herkesin programını devam ettirmesi gerekiyor. Şimdi forum üyelerinin sorduğu bu sorulardan bazılarına bakabiliriz sanırım. Ne dersiniz? Tamam, ilk soru: Nostratik geçerli bir dil birimi mi? Temelde Kanteklilerin orijinal dilini mi temsil ediyor? Sanırım bunu parçalara ayırarak sormamız gerekiyor: Nostratik geçerli bir dil birimi mi?
C: Evet.

S: (L) Esas olarak Kanteklilerin orijinal dilini mi temsil ediyor?
C: Yarı.

S: (L) "Yarı" derken neyi kastediyorsunuz?
C: Yarı dünyaya ait. Çok erken bir aşamada karışım oldu.

S: (L) Bir sonraki soru: Doğu Asya'daki varsayılan Nostratik konuşucuları sanırım benim Gizli Tarih ve diğer yazılarımda anlattığım orijinal şamanlar olan Asyalıları kapsıyor, özellikle Ural-Altay dillerini konuşanları. Eğer durum buysa ve eğer Nostratik bir dil grubu olarak orijinal Kantek popülasyonuyla ilişkiliyse, bu durumda Doğu Asya'nın ilk şamanları ile Avrupa'nın çember-insanlarının (daha güneyde ise piramit-insanları) kökeni Kantek'te mi birleşiyor?
C: Evet.

S: (L) Ve iki grup arasındaki fenotip farklılıkları, Doğu Asyalı Kanteklilerle zaten Dünya'da olan daha yerel grubun karışımını mı gösteriyor?
C: Evet. Ve "Afrika'dan çıkan" ve "Asya'dan çıkan" gruplara dair tartışmalara dikkat et. Bu yanlış bir varsayım. "Kantek kökenliler" ve \"Dünya kökenliler\" daha iyi bir formül.

S: (L) Tamam, sıradaki soru: Malta'daki Hypogeum'u kim inşa etti?
C: Eski "çember insanları."

S: (L) Ne amaçla?
C: Yeniden doğuş, iyileşme, tezahürler. Chaco Kanyonu ile ilgili daha önce verilen yanıtlara bak.

S: (L) Kayıp oniki çocukla ilgili hikaye doğru mu? Eğer doğruysa onlara ne oldu?
C: Yalnızca kısmen. Orada olmadı.

S: (L) Malta'nın çeşitli yerlerinde bulunan dolikosefal kafatasları ne tür hümanoit varlıklara ait?
C: Uzaktan kumanda edilen araçlar.

S: (L) Valletta İlüminati'si merkez mi?
C: Yakın bile değil.

S: (L) Malta halkının kesin kökenleri nedir? Dilleri günümüz Lübnanlılarınkiyle yakından ilişkili. Fenike kökeni teorisi doğru mu?
C: Yeterince yakın.

S: (L) Peki Güney Slavları nereden geldi?
C: Kafkas bölgesi.

S: (L) Bosna'daki piramitler masal mı, yoksa gerçekten o piramidimsi tepelerin altında inşa edilmiş piramitler var mı?
C: Evet, piramidal yapılar var.

S: (L) Talking With Angels (meleklerle sohbet) kanallamasının kaynağı neydi?
C: 4B KH ve BH karışık.

S: (L) O kitapta anlatılan olaylar gerçekten oldu mu?
C: Evet.

S: (L) halfpasthuman.com'daki Clif High doğru birşeyin üzerinde mi?
C: Kesinlikle!

S: (L) _____ ne zaman öldü? (boşluğa, arkaplandaki listede bulunan isimler konacak şekilde)? (gülüşme) Jim Morrison, Brian Jones, Jimi Hendrix, Kurt Cobain, Natalie Wood, Elvis Presley, John Lennon'ın ne zaman öldüğünü bilmek istiyorlar...
C: Oo lütfeeeeen! Bu soruları soran kişi veya kişilerin, araştırıp bu soruların yanıtlarına ulaşmak üzere ateşleyecek birkaç nöronları yok mu? Bu sorular o kadar önemsiz ki, olmayan ağzımız şaşkınlıktan açık kaldı.

S: (gülüşme) (L) EFT teknikleri geçerli bir yöntem mi?
C: EFT dikkati üzerinde toplamaya yönelik olarak tasarlanmış bir meşgul etme faaliyeti yalnızca. "İşe yarayan şey" gösterilen dikkat. Sunduğun programın amaçlarıyla çelişecektir. [ç.n.: dikkatin sadece EFT üzerinde toplanmasının olası zararları kastediliyor olabilir.]

S: (L) Pekala. Uzun bir soru dizisi daha var, sanırım bunları bir sonraki celseye bırakacağız çünkü çok geç oldu ve yorgunum. Çok gecikmeden söz verdiğimiz celseyi yapmak istedim. Eğer herhangi birinizin hızlı bir sorusu varsa şimdi sorun yoksa bir hafta sonrayı bekleyin... Tamam, o halde iyi geceler.
C: Hoşçakalın.
 

yucelulu

#1
"Gelecekte yüksek benlikleriyle karşılaşacak olanlar"..
Gelecekte yüksek benlikleriyle karşılaşması mukadder olanlar..
Geçmiş, şimdi ve gelecekte,
Zamandan kurtulunmuş bir zamansızlıkta,
insanın kendi benzeri olan bir sürü eşler
vaad edilen eşler..
.........
Kuran'da bahsedilen; cennetteki,
birbirinden güzel eşler..
 

yucelulu

#2
Şimdi Kuranda bahsedilen bu eşleri üçüncü yoğunluk bilinciyle kavramak zor.İnsanın en iyi eşi kim olabilir? En iyi kiminle anlaşabilir?
Elbette kendisiyle. Oradaki eş insanın kendisidir.
Eşler denilince benlikler işin içine giriyor. Yüksek benliğe kadar uzanan bir sürü benlikler.Birbirinden güzel eşler, cennetvari bir hal içinde algılanabilecek birliktelikteki haller.
Bunlar belki altıncı yoğunluğa kadar olan süreçte olabilecek şeyler..
.......
"Kaderlerinde gelecekteki benlikleriyle karşılaşabilecek olanlar"
dendiğinde aklıma gelen şeylerden biri bu oldu.

Ve bu ifadenin,
ne kadar muazzam bir şeyi
ifade ve kastettiği..
 

Tiversonus

#3
Son The Group kanal mesajında; Ben'liğimizle beraber 11 diğer Ben'liğin yani toplamda 12 Ben'liğin oluşturduğu Yüksek Benlik vurgusu yapılmıştı. Ve Yüksek Benlik, hepsinin üzerinde bir Ben, bir tanesinin içinde değil gibi bir vurgu. Sanırım bahsedilen "Monad" kavramı ve hep 144 ızgaradan bahsedilir...Kısaca Ruh birleşmesi, başta tüm olanın, yani ayrılmış olanın birleşmesinden başka bir şey olmuyor. Ve zaman yok...


Hünsa'lık hali?? Şimdi düşünelim, arabamız var ve her beş-on kilometrede benzin koymamız gerekiyor, ne büyük eziyet deriz kendimize. Başta Tüm olan Yüksek Ben'lik durumunu ve an'lar içinde arama başlar, karşı cinsle Tüm olma işi ile belki de ve tüm deneyimlerin bir özü çıkarılır... İkiz Alevi yakmak ve diğer Benlikler ile birleşmek. Aslında öze doğru adım-adım bütünleşmek.


Son zamanlarda Hathor'ların "gelecekten" dedikleri müziği dinliyorum. Ve saatlerce dinliyorum. Bir ilginç rüyam aklıma geldi, bu müziği dinler iken. Sema yapan mevlevilerin duruşu gibi, ama işte rüyada kendini göremez insan, sadece önünü görebilir ve pastelik ve tarifi olmayan bir mekan ve tatlı bir akış ile -bu yürüme değil sadece sanki süzülüş- ve tam bir garip vecd/huşu hali... Top atsan umurunda olunmayacak bir durumda GİBİ süzülüş ve hertarafı dolduran sıcak bir tanımsız tatlılıkta sevgi, tüm hücreleri tatlı bir duruma getiren bir garip bir şey...sakın bunu tam almayın, bu olsa olsa benim zihnimin anlatma çabaları, durum anlatılanın ötesinde, mutlaka ötesinde. yani şimdi buranın kavramı ile bir yansımayı anlatım... günlerce düşünmeye, duyumsamaya çalıştım, olmuyor, buranın kavramı değil bunlar, zihin devrede iken çok zor. belki de dedim garip garip zihin aldatmacası bir şey ya da şüphecilik işte...bir saniye sonra o durumda olmak istermisin deseler hiç düşünmem galiba...işte o tatlılığı, hatırlattı Hathor ların son müziği. aslında oradaki tatlılık içerisinde ruhun süzülüşünü veya o ortamı. çağrışım çok netti.


Sevgili Yücelulu, üst boyutlarda din kavramının olmadığını, bu kavramın Ruhsal boyutların ilgisi içinde olmadığını düşünüyorum, din ancak bu boyutun ve zihinlerin işi olsa gerek. elbette katılmayan olabilir. buranın kavramları Ruhsal alemlerde işlemiyor sanıyorum. Yani hepsi iyi huy ve ahlak için olmalı, tekamül ya da öze dönüş için. oluyor mu bu çok ayrı, işte o da zihin işleri ya da dünya katının... B.Metatron söylemişti bir defasında, biz tüm dinler ile tüm insanlar ile çalıştık, sizlerde bir çok dinde, bir çok kültürde bulundunuz ya da eşzamanlı bulunuyorsunuz. Buna inanıyorum. İnanmyan da olacaktır bu ayrı ve normal.


Karmik Çark...sevgili Yolcu, Ekin Çemberleri başlığında şunu söylemiş, birbirlerimizi anlamak için bir yol olmalı...İşte Evren bir enrji denizi ve şu mayaların bilinç piramidi ve gelişim gözümün önüne geliyor. enerjiler ya da bireysel bilinçler arasındaki Bir'in Yasası na aykırı her titreşim, ama her titreşim karmik düzeltme ile hep bir düzelteme içinde olmalı. ve karmanın ince enerjisi ile rahmet(sevgi, merhamet, şevkat) ARMAĞANI...ne büyük bir bakış açısı! sevgili Mevlana'da buna vurgu yapmıştı: Karmik Rahmet armağanı...


Gerçekten karmik geri dönüşler, başta asıl olana doğru düzeltici bir şey mi? bunu dar lineer zaman algısıyla baktığımızda göremeyebiliyoruz. ama şu maya 9 katlı piramitinin her katınına denk gelen olaylara geniş perspektiften baktığımda bir bilinç gelişimi net gözüküyor. Evet galibe Karmanın ince enerjisi bir armağan.


Dolayısı ile, başta olan durumlara dönüşten başka hiç bir çıkar yol kalmıyor. Benlikler birleşiyor ki başta öyleydi ve Kaynağa dönüş! Ama lineer bakış ile çok yavaş gözüküyor, zaman yok ise sabırda pek değerli olmuyor olmalı. Elbette bir yaşamda bir şey öğrenen ve çok daha fazla öğrenen de olabiliyor. Ama sonuç hiç değişmiyor ve bilinç evrimleşmesi için tüm düzen eksizsiz çalışıyor...Farklı düşünen de olabilir, özellikle reenkarnasyona inanmayanlar ve başka bakışa nsahip olanlar. Kişisel düşüncem hep Kaynağa dönüş olduğu yönünde ve bu birbirini anlamanın ötesinde bütünleşmeden başka bir şey değil. Tek zihin olma ara durak galiba...


Ve ilave: emin olunuz ki, bilgi diye yazdıklarımın bir süre sonra ilk şüphecisi yine ben oluyorum. İşte herşey karmik çözücü ile çözüle çözüle nereye varır ki?

Tiversonus

#4
sevgili Yücelulu,

Bunu dün yazınızı okuduktan sonra yazmak istemiştim, şimdi fırsat oldu: Arzu ile istemek demek, hala çözülmemiş "arada" enerji var demek olduğundan; bu tür "cennetsel istekleri" olanların isteklerinin şiddeti oranında olaydan uzak kaldıklarını düşünüyorum...düŞüncem böyle...ve bunu da dışarıdan kolay kolay kimse tesbit edemiyOr, sanırım Yüksek Ben (büyük Ben) bunu görüyor...OLMUŞ olan oluyor ve çok istemek ise bir çok dinin ve ritüelcinin sorunu diye düşünürüm,deli gibi ritüel yapmak bana garip geliyor, kimin neye ihtiyacı var? ilginç değil mi?: önemli olmaması ve hazır olunması gibi kavramlarda söylenebilir...bunlar kişisel düşüncelerim ya da sezgisel kişisel:) işte o huri hikayeleri anlatan sahte ruhsalcılar ve bunları  ağzı sulanarak dinleyenler, bir tuzak içinde olabilirler...açık fikirle, tarafsızca bakıldığında kavram: OLMAK!

Yolcu

#5
Ulaştığımız her bilgi bir noktaya kadar doğrudur ancak eksiktir.Karmik çark olamsı gereken dengeli noktaya ulaşana kadar sürecek olan bir çarktır.

Cennette erkekler huri,kadınlarada gılman'dı galiba:) Yani huri hayali kuranlar eşlerininde gılmanlarla karşılanacağını unutmamalılar:)
 

yucelulu

#6
Sevgili Yolcu,
Karmayı yaratan insanın kendisidir. Karmik çarkın da büyüklük küçüklüğünü ayarlayan da insanın kendisidir.
Dinlerin bahsettiği  cennette,huri tahayyül ediyorsan huriyle, gılman tahayyül ediyorsan gılmanla karşılaşırsın.
KH olan insanoğluna, peygamberlerin altıncı yoğunluktan gönderildiğini söylüyor Kasyopyalılar.
Yani ilkinde, orijinalinde  halisane niyetlerle inen peygamber olan varlık (örnek İsa) sonunda kertişler tarafından bir ışık sütunu içinde
gökyüzüne alınmıştır diyorlar.
Simon dağında Kendisinden on emir alınan Yahweh, Kasyopyalılar tarafından sahte öğretmen olarak adlandırılmıştır.
Demek Musa da bir seviyede kandırılmıştır. On emir de kertişler tarafından mı verilmiştir?
Ozaman burada dinsel veya dinsel olmayan öğretiler nereye kadar altıncı yoğunluğa, nereye kadar kertişlere aittir.
Cennet ve cennetteki varlıklar konusunda ben şimdiki bilgilerimiz eşliğinde bir yüksek benlik tasavvuru, bu yüksek benliğimizle hemhal olma durumumuzu cennet hali olarak yorumlsdım.yani Kertişlere ait olmayan tasvir olarak yorumladım.
Yüzyıllardır dinlerin verimliliği ve verimsizliği bu açıdan doğrusu bir araştırma konusudur.

 

Tiversonus

#7
Evet, haklısınız sevgili Yücelulu, bende yorumlarınızın eril ve dişi kutupluluğundan ötede "kendi" varlıklarımız olarak anladım.


Sanıyorum 3. yoğunluğun ana kutupluluğunu oluşturuyor eril ve dişilik. Üst yoğunluklarda olmayan bir şey ve sadece burada var...Ve genel olarak; üst yoğunlukların kavramlarını ister elçiler, ister melekler aktarsınlar ancak olsa olsa bu yoğunluğun kavramı dahilinde bir benzeşim ortaya çıkabiliyor. Mümkün olamıyor üst yoğunlukların kavramlarını tam anlatabilmek, gerisi ise buranın kutuplu yapısında zaten bozuluyor, böyle olmalı...Belli ki, üst yoğunluklarda bu yoğunluktaki bedenlerden kaynaklanan eril ve dişil arasındaki kutupluluk orada yok, önemli olan şey bu. Ve dolayısı ile büyük bir stres konusu (bu yoğunluğun), orada yok. Kısaca orası çok farklı, buradan anlamak zor, anlama çabaları sonuçsuz kalıyor.


Pek önemli mi bilmiyorum ama Kasypya celseleri ve Ra bilgileri açısından bazı bildiklerimi aktarmak isterim. Detay şeyler aslında. Ve her kaynak gibi doğrulukları da tartışılabilir şeyler bunlar.


Kasyopya celselerinde, İsa, 96 saat derin uyuduktan sonra ışık varlıkları(BH) tarafından ışık aracına alınırlar, yani KH ler tarafından değil... Pleiades öğretilerinde de benzer bir şey vardır ve orada KH ler-kertişler tarafından işkence hologramı oynatırlar denilir, yani iki kaynakta İsa nın öldürülmediğini söyler... Dedim ya aslında detay şeyler. Ra bilgilerinde Musa Tek Yaratana bağlı konfederasyondan bilgiler aldı ama çevresinin etkisiyle bunları "emir" leştirdi ve emirleştirme Yasa'ya aykırı gibi bir şey söylenir. Yani bozulma vardır. Ra bilgilerine göre Muhammed peygamber de Tek Yaratan'a bağlı Konfederasyondan almıştır bilgileri. Ve daha yaşarken bir çok zulum ve entrika ile uğraşmak zorunda kalmıştır.


Benim genel fikrim, her kaynağın belirli ölçüde deforme olabileceği yönünde, keza Kasyopya celseleri de öyle. Zaten Kasyopyalılar bunu kendileri söylerler yüzde 72 gibi doğruluk oranını. Bundanda daha önemlisi, kaynakların doğruluğu ya da yanlışlığından, önemli olan İnsan faktörü. Yani kaynak tam doğru olsa da onu yine de yorumlayacak olan insandır diye düşünüyorum. Ve tek tip ya da tek bilinç insanda yok. Önemli olan insan diyorum.


Ne olursa olsun, bu kaynaklarda yine de Ruh'a dokunan şeyler elbette vardır. Özellikle Mevlana yorumları, El-Arabi eserleri, Gazali keza öyle ve Thomas İncili v.s. Kısaca dualite yerinde karanlıkta boş durmuyor.


Tüm avatarlara sevgilerimi sunuyorum, elbette kanatları çıkarıp insan rolü yapmak çok zor olsa gerek BU DUALİTEDE ve düşük bilinçler arasında. Ve karanlık asla boş durmaz.


Selamlar, Sevgiler...

Yolcu

#8
Karmik çarkı elbette insan yaratıyor,yaratmasınada yaradan izin vermiştir.Yoksa ne diye  çarkı büyütüp küçültelim.Dediğim gibi yazdıklarımız doğruyken bile  henüz eksiktir,tamamlanmış bir bilgi değildir.

Doğru sonuca ulaşamayacağımız noktalardan biride peygamberlerle ilgili kanal bilgilerinin ifadeleridir.Pekala  onlarda negatif  enerjilere maruz kalmışlardır.İsa çarmıha gerildi mi gerilmedi mi? Bunu bilmek  çok önemli mi sizce? Bunu   bu yoğunlukta bilip bilemeyeceğimiz meçhul üstelik bilsek ne değişecek,kanal bilgilerinin güvenilirliğimi artacak!

Dışarıdaki kaynaklar sadece  içsele yönelmeye yardımcı olabilir bir noktaya kadar,kişi kendisiyle tanıştıktan sonra  kendi içine acı ve  hazzı duyacağı bir yolculuğa  başlar.
Kimi yerde  karşılaştığı benliklerinden  utanacak,kimi karşılaştığı benliklerden onur duyacak.
Ta... içinde ki karmik çarkın yol açtığı tüm sapmalı titreşimleri  sapmasız hale dönüştürene  dek. Bu Cennet ve cehennemin  kendi içimizdeki  ifadesidir.Yukarıdaki öte alem  tamamen Cennet olmalı orasıda sonsuz cennet!

Üst yoğunluklarda cins kavramının olmadığına  bende  katılıyorum.Bence en önemli  şey negatif enerji ve pozitif enerji nasıl etkileşir? Fizik ve matematik kanunları geçerli ne kadar matematik ve fizikten çaksamda bu kesin.Kutupların birbirini rakip,düşman gibi görmelerindense birbirlerini tamamlayan  yönde  etkileşime geçseler bu çok daha  doğru olur.Sanırım hemen akıllarda yanacak bir ampul soruydu bu:) Hakkımda hemen  "yoksa bu negatif mi" düşüncesi geçebilir bu bakış açımdan ötürü.

Hepimizin  negatif ve pozitif yanları var ve biz  ne kadar "pozitifim" desek de  negatif yanımızla da  etkileşime geçmiş oluyoruz.Ne olumlu nede olumsuz hiç bir tanım ve yargı yapmadan bakabilmek ve bunu dahada geliştirebilmek düşüncesindeyim.
 

Tiversonus

#9
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Yolcu

[pink]Karmik çarkı elbette insan yaratıyor,yaratmasınada yaradan izin vermiştir.Yoksa ne diye  çarkı büyütüp küçültelim.Dediğim gibi yazdıklarımız doğruyken bile  henüz eksiktir,tamamlanmış bir bilgi değildir.

Doğru sonuca ulaşamayacağımız noktalardan biride peygamberlerle ilgili kanal bilgilerinin ifadeleridir.Pekala  onlarda negatif  enerjilere maruz kalmışlardır.İsa çarmıha gerildi mi gerilmedi mi? Bunu bilmek  çok önemli mi sizce? Bunu   bu yoğunlukta bilip bilemeyeceğimiz meçhul üstelik bilsek ne değişecek,kanal bilgilerinin güvenilirliğimi artacak!

Dışarıdaki kaynaklar sadece  içsele yönelmeye yardımcı olabilir bir noktaya kadar,kişi kendisiyle tanıştıktan sonra  kendi içine acı ve  hazzı duyacağı bir yolculuğa  başlar.
Kimi yerde  karşılaştığı benliklerinden  utanacak,kimi karşılaştığı benliklerden onur duyacak.
Ta... içinde ki karmik çarkın yol açtığı tüm sapmalı titreşimleri  sapmasız hale dönüştürene  dek. Bu Cennet ve cehennemin  kendi içimizdeki  ifadesidir.Yukarıdaki öte alem  tamamen Cennet olmalı orasıda sonsuz cennet!

Üst yoğunluklarda cins kavramının olmadığına  bende  katılıyorum.Bence en önemli  şey negatif enerji ve pozitif enerji nasıl etkileşir?[/pink] Fizik ve matematik kanunları geçerli ne kadar matematik ve fizikten çaksamda bu kesin.Kutupların birbirini rakip,düşman gibi görmelerindense birbirlerini tamamlayan  yönde  etkileşime geçseler bu çok daha  doğru olur.Sanırım hemen akıllarda yanacak bir ampul soruydu bu:) Hakkımda hemen  "yoksa bu negatif mi" düşüncesi geçebilir bu bakış açımdan ötürü.

[pink]Hepimizin  negatif ve pozitif yanları var ve biz  ne kadar "pozitifim" desek de  negatif yanımızla da  etkileşime geçmiş oluyoruz.Ne olumlu nede olumsuz hiç bir tanım ve yargı yapmadan bakabilmek ve bunu dahada geliştirebilmek düşüncesindeyim.[/pink]

Aslında memnun oldum, çünkü bir kaç gündür aktarabilmek için kavramları kelimeleştirmeye çalışırken bir fırsat doğdu..Öncelikle amaç açıkfikirle kavrayabilmek ve bir bakış açısı, sunabilmek, kabulu ya da reddi öncesi bakabilmek ve sonra kişiye ve Ruhsal titreşim rezonansına bırakabilmek.

Şöyele ki genel olarak "kutuplar mücadele içinde dirler ve birbirlerini var ederler" bunu gözlemlerim.

Burada şu önerme ortaya atılabilinir: Kutuplar mücadele etmesin etkileşsin!

Burada şu sorular sorulabilir:

1. Nasıl etkileşsin isteriz? Ve asıl soru şu neden bunu isteriz?
2. Nasıl etkileşiyorlar? Ve buna enerjisel faydasız bir bakış olduğu düşüncesi ile bunu değiştirme önerisi sunarız?

Herşeyden öte bir zihin jimnastiği mantığı ile inceleyelim.

Çok basitçe pozitif ve negatif kutbiyetin özelliklerine bakmak gerekir:

Pozitif kutbiyet:

Başkalarına Hizmet ederek kendine hizmet eder. Bunu yapar iken en temel hareket tarzı; öneri, uyarı ve tavsiye dışında bir "zorlaması" hem pozitif eğilime ve hem de negatif eğilime olmaz. Kısaca özgür iradelere saygı en temel karakteristiktir ve bu şemsiye altında Hizmet.

Negatif kutbiyet:

Karakteristik özelliği özgür iradelere saygısının olmaması ki; fetih ve işgal ile ancak büyüyebilir. İşte bunu bir enerji olarak düşünelim. Örneğin Dünya ölçeğinde Hitler'i ele alalım. Kanun çıkarıyor, kararlar alıyor ve bunu uygulayacağı bilinçlere sormak gibi bir düşüncesi yok. Elbette uç bir örnek ama Dünya Bencil güç odakları benzer şekilde hala işbaşındalar, bunu açıkça görebiliriz. Örneğin Birleşmiş Milletlerde veto hakkı galiba 7 ülkede var 192 ülke arasında. Ve en son Irak işgali sırasında oturuma yalan olduğu belli olan bir Kuveyt elçisinin kızı çıkarıldı ve çocuk doğumevinde çocukların yere atılarak öldürüldüğü yalanını göz göre göre anlattı...Diyorum ya "yalan ve manüplasyon" bir şekilde karakteristik bir özelliktir. Örneğe takılmayalım bir ölçüde bu her ülke yönetiminde var. Burada önemli olan şey, bunun benzer güç mücadelesi şeklinde insanlar arasında da olduğu ve hatta Evren de.

Ve tam bu noktada önerilir: Etkileşimi mücadelesiz yapmanın yollarını arayalım. Bunu önermenin motivasyonunu hep merak etmişimdir? Elbette bilinçsizce de olabilir. Ve büyük uç örnekler olmasının bence sakıncası yok. Çünkü Enerji en küçükten en büyük olanın içinde benzer şekildedir. Büyüklük görecelidir. Önemli olan enerji!

Tüm bu örnekleri aküdeki artı ve eksi yükler bağlamındada ele alabiliriz.

Evet soru şu: Nasıl bir etkileşim önerisi (mücadelesiz) ve bu öneriyi en fazla zarar veren kesim yerine pozitif-mücadele gruplarına neden?


yucelulu

#10
"ah her şey
 bir pencereden göründüğü kadar
 bir pencere kadar dünya
 bir kartpostal gibi geçtiğimiz dünya."

Ataol Behramoğlu
 

Tiversonus

#11
Youtube girmek "yasak" üstadım, bunu yasaklayanlara önermek gerekecek! Yani Bencil güç odaklarına! Bir nevi KH motivasyonu ile hareket edenlere.

Tiversonus

#12

Konuyu Kasyopyalılar ne demişler türünden inceledim, bir bakış açısı olabilir mi? Elbette bu kaynağı ve diğer kaynakları -bir çok- pozitif kabul edip etmemek okuyucuya kalmış bir şey. Bunda bir sorun da görmüyorum. Herkes seçer, doğru yanlış bir bakış açısıdır yalnızca.

Ve aslında ben de öğrenmek amaçlı şu alıntıyı koyacağım ve konuyu uzatmayacağım. Sadece bir veri ve üzerinde düşünülecek bir veri: Belki negatif, belki pozitif, kişiye kalmış bir seçim.[/font=Times New Roman]









S: (L) Peki, ben de Franz Listz çalmak isterdim! Biz neden böyle bir şeyle karşılaşmadık ?
C: 4. Yoğunluk KH ile etkileşimin doğasını ve türünü siz belirleyemezsiniz! Tabii; hamsterler, kafeslerdeki cıvıl cıvıl kuşlarınız ve tatlı, üzgün, sizlere sadık köpek "dostlarınız", sizlerle olan etkileşimlerinin doğasını ve türünü belirleyebilmeye başlarlarsa o başka!


---------


S: (L) Verilen tanım Kendine Hizmet ve Başkalarına Hizmet şeklinde. Grilerden herhangi BH olan var mı?
C: Bir süre için yeniden bir gözden geçirme yapabilir miyiz?. KH ve BH gruplarından herhangi birine kötü veya iyi demek subjektiftir. Bunlar sadece Kendine Hizmet ve Başkalarına Hizmet demek. Bir şeyin iyi ya da kötü olduğuna karar vermek gözlemciye bağlı birşeydir. Bu da bakış açınıza göre değişir. Amaçlarınıza göre değişir. Pek çok şeye göre değişir. Biri yalnızca Kendine Hizmet'tir. Kendi içine dönüktür. Diğeri ise Başkalarına Hizmet'tir, dışa doğru genişler. Evren olarak ifade ettiğimiz şeyi oluşturan dengenin bir parçasıdır.


----------


S: (L) Mail grubumuzda bir tartışma yapıyorduk ve katılımcılardan biri Kertişler hakkında söylediklerimizin, onları "kozmik zenciler" olarak gösterdiğini söyledi. Bu katılımcı karanlığı ve ışığı kendi içinde birleştirme üzerinde odaklanıyor. KH ve BH'nin tek seçenek olmayabileceğini, farkında olmadığımız başka seçeneklerin de olabileceğini söyledi. Bu ikisinden birini veya diğerini seçmenin, diğer taraf ALEYHİNE bir seçim olacağını düşünüyor. Ben de yanıt olarak ona Kertişlerin aslında kozmik Naziler olduğunu söyledim. Sonuç olarak öyle görünüyor ki, bu şahıs Kertişleri "sevmek" istiyor.
C: Bir birey "arzu ettiğinde" KH'yi ifade ediyor.

S: (A) Bilgi arzusu da bununla ilişkili mi?
C: Evet.

S: (L) Yani bilgi arama güdümüzde KH miyiz?
C: KH'siniz, nokta.

S: (L) Peki bilgilendiğimizde BH mi oluyoruz?
C: Hayır.

S: (L) Ama daima bilgi edinmeye çalışmamız gerektiğini söylüyorsunuz her zaman. Kendinizin BH olduğunuzu ve bizim de BH adayları olduğumuzu söylüyorsunuz. Peki bu durumda...
C: Bu alem içinde olduğunuz sürece doğanız gereği KH'siniz. Bilgi edinme ayrı bir konu.






Ve genel olarak şunu eeklemek istiyorum. Evrenimiz ya da Ra'nın tabiri ile logos un doğal hali BH yani pozitif, yaratılış ya da tekamül, kaynaktan uzaklaşarak, her parçanın başta doğal olan haline dönüşünden başka bir şey değil gibi...Doğal hale dönüş. İşte burada doğal hale dönüş yolculuğunda kutupluluk gereklimi? Kutupluluk olmayan logoslar var mı? Daha da önemlisi KH bencil davranışları bizlere ne yönde bir "işlev" yapıyor...Çok geniş perspektiften bakıldığında bizlere Olma yönünde katalitik ya da karmanın ince enerjisi ile bir ARMAĞAN olarakta gözükebilir...Kısaca kurulu bir yaydaki potansiyel gibi her ikisi de birbileinden öğreniyorlar: Kutupluluk fonksiyobu, hareketin motorudur. Yapıları farklıdır. Sevsek te sevmesekte kendi içimizden başlayan KH/bencil ve BH/pozitifhizmet yanlarımız arasında mücadele dahi bizleri başta doğal olana yani pozitife döndürüyor diye düşünüyoru. Bu birazda Evren in yapısından kaynaklanan bir deney olsa gerek.


Ve Kasyopyalıların şu vurgusuna katılıyorum. Hepimiz KH yiz, nokta. Ve bizim farkımız belki ama bu da belki BH adayı olmamız olabilir. Ve BH ve KH nin etkileşiminin doğasını belirlemek istesem, bunu saf KH olmadan yapmak istesem; işte orada bir fikri ya da düşünsel mücadele çıkıyor. Ama unutmayalım bu geliştirici ve asıl olan doğal duruma dönüştürücüdür. Yoksa KH ve BH birbirlerinden nasıl öğreneceklerdi, dinamizm işte.


Yolcu

#13
Hissedilen içsel bilişi harflerle ifade etmekte  zorlanacağım ama elimden geldiğince hissettiğim bilişi sizi ikna  etme çabasına ve benlik yarışına girmeden ifade etmeye  gayret edeceğim.

Pozitif kutbiyettekiler (kendimden de bahsetmiş olacağım:)) birbirleriyle etkileşimlerinde zorlanmazlar, negatif kutbiyettekiler kendi içlerinde zorlanırlar (Hitler ve kendi oluşturduğu hiyerarşisi), insanları ezmek, yok etmek, sömürmek için vicdan mekanizmasının olmaması gerekir. Yeri geldiğinde birbirlerine  bile  acımaz ve birbirlerini harcarlar. Pozitifler negatif yollara baş vurduklarında  kesinlikle çok azap çekerler, utanırlar, suçluluk duyarlar.

Pozitiflerin  kendilerini nefsi müdafaa etmeleri için karşı tarafın  kendilerinin canına kasdetmeleri gerekir ki buda negatifler açısından büyük karma (uzun bir arınma yolu) demektir. Bildiğim  negatiflerin de özgür iradeyi ihlal etme haklarının olmadığıdır. Siz diyorsunuz ki  pozitiflerin özgür iradeye saygı göstermeleri  önemli ilke (buna katılıyorum) ama negatiflerin  özgür iradelere müdahale etme haklarının olduğunu ssöylüyorsunuz doğrumu?

Düşünceniz buysa  negatifler  konusunda; özgür iradeyi ihlal etmeleri özgür iradelerine uygun bir etkileşim değildir. Pozitif olmak en sapmasız etkileşimi hedeflemeyi gerektiriyor, negatif ise  çok sapmalı durumdan  en az sapmalı etkileşime ve  sonrasında pozitifliğe  kadar süren bir arınma sürecini gerektiriyor. Rab  pozitife ihlal etme hakkı vermeyecek ama negatife ihlal hakkı verecek, olacak işmi bu ya. Emin olunuz ki  her birimiz bir zaman negatif süreci yaşamışızdır geçmiş yaşamlar varsa bile. Her şeyden bağımsız özgün düşünmek  en önemli  kuralımdır. Öyle  bağımlı hale gelmiş durumdayız ki kanal bilgilerinin negatiflere ve pozitiflere dair söylediklerini sorgusuz  kabul ediyoruz. Gerçeği sadece  kanal bilgileri ışığında arayıp  görmek  çok  yararlı olabilir ama  tam anlamıyla yararlıda sayılmaz. Tarafsız  olmayı öğrenmek gerek. Bunu başarırsak işte o zaman  gerçekten gerçeği görmek ve hissetmek mümkün.

Etkileşimin yolları neler olabilir? Silahla olmayacağı kesin ben bir pozitif isem. Yapabileceğim tek bir yöntem var. Özgür irademin sınırlarını bilmek ve başkalarının iradelerini  çiğnemeden kendimi korumak, başkalarınında  bunun farkına varmasını sağlayacak  desteği, yardımı, sevgiyi ve bilgiyi vermek.

Neden  negatiflere değilde pozitiflere soruyorum :) Gidip negatiflere değilde pozitiflerle bunu konuşup önlem olabilecek noktaları bulmak için elbet, sizi anlıyorum şüphe duymak  genel bir alışkanlık toplumumuzda. Aksi  anormal karşılanıyor.

Hiç bir insana  ilk karşılaştığımda şüpheyle bakmam. Şüphe varsa ilk  diyalokta o zaman yanlış yargıda bulunabilirim. Ve  korkumda olmadığı için insanlara gardımı almış gibi değil de, sakin ve samimiyetle yaklaşırım. Soru sorarak irdelemek elbette faydalı. Ama birde  soru direk  imalı yargı içeriyorsa  bu  sorularla gerçeği aramak yerine karşınızdaki kişinin niyetinin negatif mi yoksa pozitif mi, KH'mi BH'mi olduğuyla  ilgilenmek olur. Bu durum  negatif  tuzaklardan birine düşmektir, negatif  enerjinizi pozitif enerjinizden daha ön plana çıkarmak deyin isterseniz.
 

Tiversonus

#14
Sevgili Yolcu,


Açıklamalarınızı değerli buluyorum. Bunda sorun yok, genel olarak bir bakış açısı sunmak istiyorum. Umarım anlatım tarzım açıklacı olabilir.


Bir İstanbul Şehir fantazisi olsun bu örnek, Galata Mevlevileri'nden bir kişi yürüyerek bir yere ulaşıyor. Burası Süryani kilisesi. Kapıyı çalıyor ve içeri giriyor ve burada yapılan çalışmalardan daha iyi yapılacak yöntemlerini anlatmaya başlıyor. Benzer şekilde Süryani kilisesi mensubu bir kişi, yine yürüme mesafesinde bir Havra'ya ulaşıyor. Bir diğeri protestan bir diğeri ise katolik kilisesine.  Burada anafikir nedir? Daha da önemlisi bir diğerini ikna etme ve çok daha doğru Ruhsallığa ulaşılabilecek yolları diğerine kabul ettirme çabaları sonuç verecek mi? Sanmıyorum. Bu sadece bir enerji kaybı. Her iki tarafa için enerji kayıbı. Enerji kayıbının hiç kimseye faydası olmayacaktır.


Sitelerde bir kişi, bir dinin verisini ortaya koyabilir, bir diğeri de başka bir dinin ve böylece devam eder. "Bilgi" dogmatik olmadığı sürece tartışılabilir. "Dinsel bilgiler" ise tartışılamaz. Buna iyi ya da kötü demenin de anlamı yok. Bu tüm dinlerin yapısından kaynaklanır. Kendince haklı sebepleri de olabilir. Bu konumuz değil. Burada önemli olan şey, bizim açımızdan; verimli bir sonucun hatta kaos ve enerji kaybından başka da bir sonucun çıkmayabileceği. Bu faydalı değil, gerekli değil çünkü faydalı değil. Buna hep birlikte dikkat etmek bize fayda sağlayacaktır diye düşünüyorum. Keza her dinden üyelerimiz olabilir bu bizim zenginliğimiz olmalı, tartışma kaynağımız değil.


Kasyopya Deneyi nedir? Birara 4BH arkadaşımız anlatmaya çalışmıştı. İlham/sezgi ve bunun onlarca katı miktarında bilimsel (tarih,fizik, kimya, psikoloji, sosyoloji, tıp v.b.) bilgiden oluşur. Gurdjieff'in ekolünün belki geliştirilmiş bir versiyorunudur. Celseler, miktar olarak çok küçük, ana çekirdeği oluşturur ve elbette en değerli bilgi kısmı burasıdır. Ama bilimsel bilgi ile bu araştırılır, test edilir, gözlemlenir, dayanakları araştırılır. Kısaca celselerin testi "bilimsel bilgi" ile yapılmalıdır.


Siteyi bir kaç arkadaş kurarken; temelimiz Ra Bilgileri, Pleiades Öğretileri ve Kasyopya Celseleri temelini alan bir bakışımız vardı. Halen de öyle. Bunlar, Dünyanın tek ve doğru kaynakları mı? Asla değiller. Ve arkadaşımızdan birisi şunu yazmıştı; "bizlere destek, fayda sağlayabilmeniz için bu kaynakları değerlendirin, birlikte okuyalım, sorun bildiğimiz kadar söyleyelim, herşeyi bilen durumumuzda yok."


Yol, Yükseliş, Hasat, Ruhların Hasatı, Kristal Çağ, 4. Yoğunluk gezegeni, Ego kişiliğinin eritilmesi, gerçek Ruhsal kişiliğin ortaya çıkarılması işte bir sürü kavram. Elbette Başkalarına Hizmet ve Kendine Hizmet kavramları da bunların içinde. Örneğin Gurdjieff diyor ki, insanlar bir çok kişiliğe sahiptir, tek kişiliğe değil ve robotturlar ama farkında değillerdir. Başka bir kavram, enerji vampirliği üzerine ya da psişik kanca. Başka bir kavram, ilüzyon içinde kendi ilüzyonunu kurma tuzağı, başka bir kavram Carlos Castena da farkındalık serisinden, "Yağmacılar" kavramı. Pleiades'ten "kertişler" kavramı...Böylece sürüp gidiyor.


Genel olarak 4. yoğunluk Gezegeni olacak diyor bu kaynaklar. Ve Ruhsal vicdanın uyandırılması ve Uyanış ve Değişim ve Yükseliş için araçlar, anahtarlar sunuyorlar. Bu üçleme eserlerde verilenler Yükseliş için tek yol mudur? Sanmıyorum. 4. Yoğunluğa kanal açmaya çalışan başka grupların olduğu söylenmişti. Bazen Gazali yi okurum; Şah, Vezir, Kolağası üçlemesi, Akıl/Beden/Ruh üçlemesine çok benzerdir. Ama buraya alıntılamam, işte anlatmaya çalıştığım sebeplerden dolayı. Tüm dinlerde Ruhsal Vicdanı uyandırmış kişilerin olduğu çok aşikardır, ve herkesin ayrı bir yolu olabilir. Buna bir şey söylemek anlamsız. Kasyopya Deneyi tek yol mudur? Ra Bilgileri ve orada anlatılan Akıl/Beden/Ruh dengelenme ipuçları tek yol mudur? Sanmıyorum. Pleiades Öğretilerinde anlatılan, günlük hayat derslerine bakış, dönme, dua önerileri ve işte bir sürü Yükseliş araçları tek doğru olanlar mıdır? Sanmıyorum. Ama bunlar oldukça değerlidirler diye düşünüyorum.


Sitede, Kasyopya Celsesinde geçen bir kavram hakkında soru sorulması çok normal. Buna kaynağın bir taraması yapılarak, ne demek istedikleri hakkında bir görüş sunmak, yine kaynak içinden bu çok kolaylıkla yapılabilir. Bilimsel veriler ile dayanak noktaları da ortaya konabilir. Keza Ra Bilgilerini okuyan bir arkadaşımız, kaynak içinden bir soru sorabilir ve daha önce okumuş olan da cevap veirir, yine kaynak içinden. Pleiades nedense fazlaca sorunun kaynağı olmaz, olursa da kaynak içinden ne anladığımız ortaya konulabilir. Bunlarda hiç bir sorun yok. Hatta birbirlerimizi destekeleyici, geliştirici yani faydalı da olur. Ancak bu böyle mi olur? Bir üye çıkıp, bu şu dini kitapta şöyle uyumlu dahi diye sunsa, evet "uyumlu" dahi dese, bir başkası başka bir din kaynağından ve diğeri başka bir kaynaktan, böylece uzar gider. Ve ne değişir? Kim ne söylediğinden ne kadar vazgeçer. Enerji kaybından başka bir şey değil. Tanıdığım her yol da olan ve hatta yolda olmayan şu güzel insanlar var, denilse evet işte bu çok doğru. Ama bizim sitenin amacı bir zenginlik kaynağı olarak Kasyopya Deneyini baz alıyor. Bu tek doğrudur da demiyoruz. Buranın yapısı böyle. Bence bu bir zenginlik kaynağı.


Pleiades Öğretilerinde geçer ve Kasyopya celselerinde Ekin çemberleri konusu. 6. yoğunluk düşüncesi denilir. Sadece bu söylenmez, üst yoğunluk KH nin DE yaptıkları da var denilir. Üst yoğunluk KH etkisinde olup dünya KH insanın da yaptığı var denilir. Hatta bu portal insanlar "gerçek BH" olan ekin çemberinin yanında durup, fotoğraf çektirip gerçek olanın değerini düşürürler de denilir. Kaynak içince, celse içinde bunlar hep var. Gerçeği ayırt edebilirsiniz de denilir. Kısaca bunlar celse içinde cevaplanmış şeyler...Şimdi bu üç kaynağı genel olarak kabul etmeyen birisi gelir der kİ "bildiklerinizi unutun, size gerçek Ruhsallığı anlatacağım"...Veya bu üçlemeyi kabul etmeyen birisi üye olur ve der kİ; "çemberlerin sahtesi de var, gerçeği de var, dikkat edilmeli"...Bir başkası çıkar gelir der ki; "yükselişe ben inan mıyorum"...bir başkası gelir der ki "melek filan yok herkes melek, herkes kertiş"...Bir başkası gelir der ki; "KH ve BH ye gerek yok"...


Uzar, uzar ve uzar. Neye faydası var? Enerji kaybı. Baştan diyoruz biz bu üçlemeyi değerli buluyoruz. Ve anlaşabilmemiz için okuyun ve bu kaybnak içinden bize sorun, elimizden geldiğince bildiğimizi anlatalım. Kaynaklar içinden. Ve "Yükseliş Anahtarları" için tek kaynakların bunlar olduğunu da iddia etmiyoruz ya da gidip te kimseye "Sen ne yapıyorsun?" diye bak Kasyopya var diye başka bir siteye de üye olmuyoruz, daha doğrusu var diyerek.


Ego kişiliğinin öldürülmesi? Ama Tiversonus, sen önce bunu yaptın, hayır ben bunu yaptım, şöyle yapmasaydın daha iyi değil mi? Tamam haklısın diyelim. Haklı olmak neye, kime, nereye hizmet eder, Ego kişiliğine değil mi? Diyelim ben haklıyım, haklı olupta ne yapacağım, egom tatmin mi olacak? Ama önce sen, ama önce ben...Kısaca kimse ne bildiğinden vazgeçmiyor, kim haklı olursa olsun. Buna gerek yok. Biryerde bir kısır döngü ve enerjiselin beslediği ise Ego kişilik.


Kısaca Üçleme Kaynak içinden sorular ve bunların bilimsel verileri dışında bir yaklaşımın kimseye faydası yok: Hem "bunları unutun" diyen için bir enerji kaybı ve hem de "hayııır bunlar doğru" diyen içinde bir enerji kaybı. Ben diyorum ki, tüm bu verileri kabul etmekte gerek miyor, işte bu bir yazım, anlatım ya da soru kaynağı olmamalı. Kişi başka kaynakları daha çok benimsiyor ise o kaynaklara enerjisini vermeli. Bizlerde savunma için enerjimizi harcamayalım. Bu her taraf için faydalı olan bir sonuç doğrur. Kaynak için bilimsel alanlar ancak soruların kaynağı olabiliyor.


Evren sonsuz bir yer deniliyor ya da sonsuza yakın diyen de var, bu ispatlanmadı diyen de! Ama şurası kesin ki; herkes için yetecek yer var.


Genel olarak yazdım, bu kaynakları tutmayanlarında izlemesinde fayda olabilir, şöyle ki; izlesinler ama içlerinden "ben bunu tutmuyorum" desinler...Çünkü BENİM verebileceğim cevaplar, hep dönüp dolaşıp bu üç kaynaktan olacaktır. Kasyopyalıların en meşhur sözü: Bilgi Korur! Bunu harika buluyorum.

Ve bu kaynaklar karşılıksız olarak, gönüllülük esası ile "can atana" ya da "arzu edenlere" sunuluyor. İddia ediyorum, bilimsel veriler ile ispatlanabilecek çok değerli Yükseliş anahtarları, araçları sunuyor. Kim için? Herkes için. Siteye üye olmadan da bunlar okunabiliyor. Sitede ayrıca B.Mikail mesajlarını, Hathor mesajlarını, Kryon, Metatron mesajlarını sunuyoruz. Amacımız arzu edenlere ve can atanlara Yükseliş için, 4. Yoğunluk ya da 4/5. yoğunluk geçişi yapan Dünyamız için ve En Yüksek Hayra ve Tüm Yaşam Formlarının Hayrına bilgiyi paylaşmak. Bunu yapan diğer sitelere ve çeviren arkadaşlara da buradan teşekür ediyorum, ülkemizdeki ve tüm Dünyadaki. Bilgilerin değerlendirilmesi, yorumu okuyucuya bırakılmıştır.


Son olarak bir şeye değineceğim. Sitede bir arkadaşımız bir ara "söylenecek şeyler söylendi, durgunluk ondan" benzeri bir cümle söylemişti. Açıkçası ben buna katılmamıştım ilk başlarda. Ama şimdi şüpheliyim eski düşüncemin doğruluğu konusunda. Ama takip ettiğim kaynaklardan bildiğim ise şu: Şu anlar ya da zamanlar, dengenin, dengeli olmanın tam zamanları, bu hem kendimiz için hem de Dünya gezegenimiz için önemli. Şu saate kadar Ruhsal Yükseliş için verilen çalışmaları, uygulamaları, metitasyonu, nefes çalışmalarını v.b. tüm çalışmaları yapmanın zamanı. Zira Dünya kritik eşiklerden geçmekte, bir bakış ile Cennetin Dünya'da tezahürü öncesi travmatik günlerdeyiz. Enerjimizi pozitif ve verimli kullanmalıyız.


Selamlar, Sevgiler...