Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

2 Mayıs 2015

Başlatan bozadi, 05 Mayıs 2015, 02:10:42

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#15
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen macka

tanrının tamamen iyi olduğuna dair hikayenin doğru olmadığı konusu aslında biz insanlar için her zaman bir muamma.Başımıza gelen,iyi kötü,muaazzam, dehşet gibi olaylar tanrıya olan şükür ve isyanımız olarak gerçekleşir.Klasik soru bu kadar adaletsizlik varken nasıl inanalımdır.
Her doğru iyi olay her zaman olumlu sonuç verir mi?Örneğin hayati bir sınava girecek bir çocuğa az önce ebeveyninin veya çok sevdiği birinin öldüğünü söylesek bu söylenen doğru! , yapılan iyilik! "hayır" mıdır? Hayır kavramı bizim anlayışımızın ötesine geçen bir konu , 4. yoğunluk kavramını bile tahayyül edemezken 7. yoğunluk tanrısallık, ya da O'nun yaptıklarını anlayabilmek  herhalde imkansız.belli bir noktadan sonra teslimiyet konusu olarak bu kavram mutlaka karşımıza çıkar.Yani elimizden gelenin en iyisini yapsak da belli bir noktadan sonra O'na inanmak,O'nun abes iş yapmayacağını bilmek gerekir diye düşünüyorum.Teslimiyet konusu son celselerden birinde işlenmişti yanılmıyorsam.Son celselerde bu konuların çıkması da yaklaşan olayların yakınlığı konusunda fikir veriyor galiba.


Bu son celsede Tanrı'nın iyiliği ve kötülüğü ile ilgili geçen yorumlar benim de dikkatimi çekti. Ama o yorumların "Tanrı iyi olduğu kadar kötüdür de" diye mutlak bir yargı içerdiğinden emin değilim şahsen. Öyle "görünüyor" ama aslında evrende "kötülük" (aktif/bilinçli/kasıtlı kötülük) diye birşey olmadığı yönündeki algıya meydan okumak istiyorlar bence. Burada aslında "Tanrı" teriminin "dual" niteliğine de dikkat etmek gerekiyor olabilir. 7. yoğunluk Tanrı dediğimiz şeyin en saf, en mutlak hali. Ama Tanrı sadece 7. yoğunluk değil; daha doğrusu 7. yoğunluk sadece 7. yoğunluk değil, tüm varoluş. (Her yoğunluk seviyesi, kendinden öncekileri de tamamen "kapsıyor") 7. yoğunlukta hiç kötülük olmadığını kabul ediyorum ve "bu anlamdaki" Tanrı kesinlikle saf iyilik, saf sevgidir ama örneğin 3. yoğunlukta bolca kötülük var yakından tanıklık etmekte olduğumuz gibi (kendi kötülüklerimiz de dahil olmak üzere). Ve Tanrı aynı zamanda 3. yoğunluk. Yani Tanrı dediğimiz şeyin hangi "düzeyini" kastettiğimize bağlı biraz da mesele. Tanrı geniş anlamıyla tüm hayatı kapsadığı için, Kötülük dediğimiz yolu seçen varlıkları ve onların kötü faaliyetlerini de Tanrı teriminin geniş anlamının (Tüm Hayat, Tüm Varoluş, Tüm Boyutlar, Herşey) dışında tutmamız mümkün değil. Ben böyle anlıyorum, böyle yaklaşıyorum; sizlerin de fikirlerini daha ayrıntılı almak isterim.

Scyth

#16
6. Yoğunluk Kh gerçekte mevcut olmadığından 7. yoğunluk Bh olarak ifade edilebilir.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Tgur

#17
Sonsuz teşekkürler Bozadi ,ellerin dert görmesin,

Biraz geç de olsa, kanal konusundaki kasyopya bu celsedeki söylenenler, yani Frankın isteksizliğin kanallamadaki iletişime etkisinin olmadığının katiyetle ortaya çıkmasını daha açık ifadeyle kanallamaya vasıta olanın bilincinin adeta kilitlendiği akan biligilerin hangi kaynaktan olursa olsun bu bilinçle karışmadığı ortaya çıkarmıştır. Kanallamadaki bu gerçekler esasında bir müddet evvel kanallama konusunda problem yaşayan  Turuk dostumuza da sanırım aydınlatıcı olmuştur diğer yandan vahiy kanal konusu üzerinde takılı kalmış bilinçlere de bir çok şeyi izah etmiş olabilir tabii bunları okuyorlarsa ,

Ayrıca bu son celsede geçen bu bölümde de söylenecek şeyler var,

"C: Senin de fark ettiğin gibi, Frank yetenekli bir psişik "kanaldı". Bir süre senin gelecekteki kendinle bağlantın oldu. Çarkları alıştırmak gibi."

Kanallama halinde kişinin yüksek benliği veya hermetik bir ölçüde düşünürsek gelecekteki kendisinin şimdiye seslenmsi gibi olağanüstü bir durumu da ortaya koymaktadır.
Özetle kanal pozitif veya negatif yöndeki müdahelelere açıktır ve her bu şekilde gelen bilgi talimat ,ayet şeklinde isimlendirilen konuları anlamaya çalışanların sorgulama motorlarını mutlaka çalıştırmaları gerekir,işte kasyopya bize bu hususta muhteşem bir açılım sağlamaktadır,

Çarkların alıştırlmasını pek anlayamadım ,bu tip seslenişlerin devamından bahsediyor olabilirler,

Ancak Turuk dostumuzun başına gelenleri değerlendirmesi için diğer dostların da belirttiği gibi celseler ve bu celselerle ilgili yorumları spirütüel konulardaki alıntı ve yorumları mümkün oldukça tetkik etmesi ,gerekirse sorularını sorması lazım ,zannımca şu anlarda obsede batağına çekilme tehlikesinde..

Kurtuluş söylediğimiz gibi bilgilenme yolunda uğraşılarla olur..


Tgur

#18
İlaveten,
Bozadi dostum dalga serisini kim tercüme ediyordu ,biraz fazla olacak ama çok güzel açılımları sağlayan bilgi yorum zenginliği ile dolu bir havası vardı,
İşte bu tanrı ve 7 yoğunluk kavramları üzerindeki bilgileri en saf bilinçlere bile güzel örneklerle anlatabilecek bir fırsat kaynağı idi,
Nasıl bilgiye aç bir toplum olduğumuzu lütfen unutmayın ,ne olur biraz daha yorun kendinizi..

Yeri gelmişken tanrı kavramı üzerindeki son anlatımın çok güzel, buna bakış açısını üçüncü yoğunluk doneleri ile ayarlarsak ve bakarsak  değerlendirmeyi yalnız bu yönden yaparsak yetersiz kalırız ı ilave edebilirim ,zira bizim donelerimiz kutupsal bir yaşamın mahsulüdür konuyu senin de biraz belirttiğin gibi bütünsel bir gözle değerlendirmek lazım , o zaman iyi ve kötü nün  alt yoğunluklarda etkinliği olan bir husus olduğu gerçeği üzerinde meseleyi geniş ve anlaşılması bizce biraz zor olan bir platforma taşırız..



bozadi

#19
Değerli yorumların, katkıların için teşekkür ederim Tgur. "Çarkların alıştırılması" derken  kastedileni şöyle anlıyorum: Laura'nın kendi kanallama yeteneği ortaya çıkana kadar (mecazen "çarkları" dönmeye başlayana kadar), Frank'in zaten uyanmış durumda olan kanallama yeteneği o süreçte K'larla bağlantı kurulmasına yardımcı olmuş oldu ve Laura bu işi kendi başına yapacak hale gelene kadar bir işe yaramış oldu.

Dalga serisi, evet, oldukça faydalıydı ama tek başıma yapmıyordum. Gregorsamsa, Hande ve Zhouenlai rumuzla arkadaşlarla bir çeşit ekip oluşturmuştuk. Kasyopya forumda varlığımızı bildirince, onların çevirilerle ilgilenen ekibinin çevirilere özel bir yazışma grubuna üye yapıldık. Grup çalışmasını şart koşuyorlardı. Yani çeviriler paylaşılacaktı ve herkes birbirinin çevirilerini kontrol edecekti. Her çeviri için iki aşamalı kontrol/düzenleme. Yani her çeviri parçası için en az 3 kişi. Çevirilere bu şekilde onay veriyorlardı. İşte o şekilde Dalga Serisinin 1. kitabının 1. bölümüydü sanırım, bir kısmını yapmıştık ama zorlu bir süreçti. Ekipten herkesin kendi hayatıyla ilgili zorlukları, meşgaleleri vardı. Üstelik Kasyopya ekibinin gölgesinde çalışmak inanın kolay değildi, stresliydi. Belki de başlangıcı atlatabilseydik alışırdık zamanla ama olmadı. Hem kendi aramızda yaşadığımız bazı sorunlar, hem de Kasyopya çeviri ekibiyle (Laura'nın ekibiyle) sıkı bazı koşullar altında çalışma gerekliliği biraz ağır geldi bize sanırım ve bir şekilde grup dağıldı ve o ekip çalışması da sonlanmış oldu. Çeviri ekibi bu forumla pek bağlantılı değillerdi zaten ve çeviri ekibi dağılınca da bağlantımızı büyük ölçüde koparmış olduk. Yine de birlikte Dalga serisinden biraz çeviri yapmış olduk. Kasyopya sitesinde kısa bir Türkçe bölüm açılmasına vesile olduk. Eiriu Eolas sayfasının ve o nefes ve meditasyon tekniklerine ilişkin videoların bir kısmına altyazı hazırladık. O zamandan beri Kasyopya ekibiyle bağlantım da büyük ölçüde sona erdi. Çok hevesli de değilim bu konuda. Çünkü gerçekten kolay değil psikolojisi. Laura ve ekibinin çalışmalarını "uzaktan sevmek" daha hafif, daha mümkün, daha özgürce geliyor bana. Bu hususta korkularım, tembelliklerim vs de etkili oluyor bu tavrı almamda elbette.

Laura'nın ekibinde çeviriden sorumlu grup tek başına bir çevirmenin çalışmasını kabul etmiyorlar, "kontrol okuması / düzeltme" unsuru olmayacağı için. Eğer forumu takip edenler arasında bu konuda benimle işbirliği yapabilecek kadar istekli ve İngilizce bilgisi yeterli arkadaşlar varsa, işbirliği önerilerine açığım. Yani örneğin Dalga serisinin çevirisinin devamı için tekrar Kasyopya ekibinin çeviri grubuyla bağlantıya geçip devam etmek istediğimizi söyleyebiliriz.

Ruh tablası kullanımıyla ilgili videoları var Laura'nın ve başka konularda. Onların altyazılarının çevrilmesi konusunda da birşeyler yapılabilir. Bunlara tek başıma girişmek hem fazla yorucu olacak benim için, hem de Laura'nın çeviri ekibi buna müsaade etmez. En az iki çevirmen olması gerekiyor ve onların çeviri ekibinin yazışma grubu içinde (denetim altında) hareket etmek gerekiyor. Onların izni ve haberi olmadan yapmam sakıncalı olacaktır. Daha önce bir ekip olarak onların çeviri grubuna üyeyken Laura şimdiye kadarki celseleri onlardan habersiz/izinsiz olarak çevirip yayınladığımız için celseleri kaldırmamızı isteyecekti ama bir şekilde hoşgörü gösterdi sağolsun. İsteseydi, forumdaki çevirilerini kaldıracaktık. Başta kaldırılmasını isteme nedeni, tek başına celselerin insanlarda yanlış izlenimler oluşturma riskiydi. Yani "bağlamsal" bilgiler eksik bir şekilde celselerin paylaşımı, pek çok insan için bu celseleri psikolojik açıdan zorlayıcı, hatta bildiğiniz gibi "korkutucu" hale getirebiliyor. Başka sebepler de var. Laura yaşadığı süreçlerle ilgili açıklamalar yaptığı kitapları okunup anlaşılmadan tek başına celselerin insanlara sunulmasının ters etkiler yapabileceğini düşünüyor ve aslında bu konuda haklı. Ama sonuçta bu celseler onların haber olmadan yıllarca çevrilip paylaşıldı, sevildi, nefret edildi, tartışıldı, vs. Sanırım buna bir şekilde saygı gösterme gereği duydu ve celse çevirilerinin kaldırılması fikrinden vazgeçti.

Uzun zamandır Laura'nın ekibiyle doğrudan bir bağlantım yok ve dediğim gibi bundan neredeyse memnunum. Ciddi bir sorumluluk ve ben belki de onların beklentilerine uygun hareket etme konusunda endişeliyim. Sebep ve sonuçları ne olursa olsun, "uzaktan" çok daha kolay oluyor benim için. Ama belki zamanla, özellikle de tekrar bir çeviri ekibi oluşması durumunda tekrar bazı daha yakın ilişkiler gelişebilir. Bunun ille olması gerektiğini veya olmasının mutlaka iyi olacağını düşünmüyorum. Akışına bırakmakta fayda var sanırım.

Bu arada 2000'li yıllara ait çevirisini yapmadığım (gözden kaçırdığım) birkaç celse var hala. Onları da önümüzdeki günlerde yapıp paylaşacağım inşallah.

Tgur

#20
Anlattıklarına göre konu gerçekten zormuş ,haklısın sendeki motivasyon ve basirete sahip kişi bulunana kadar akışa bırakmak en iyisi,
Gerçekleştirdiklerin her babayiğitin harcı değil,sağol dostum..

maglor

#21
Emeğin için teşekkür ederim Bozadi..

bozadi

#22
Sizlerin varlığı, onayı, sahiplenmesi sayesinde dostlar.

bozadi

#23
Az önce maiterya'nın http://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=1699 başlığında alıntıladığı, Gurdjieff'le ilgili videoya bakarken, "Being/Olmak" terimini görünce aklıma geldi; bu son celsede bununla ilgili bir hususa dair bir açıklama yapmak istiyordum ama kaynadı gitti.

Alıntı YapC: Niyet varlıkla ve iyilik yapmaya isteklilikle birleştiğinde, bilgi eksik bile olsa genellikle bir takım etkiler meydana getiriyor.
Burada "varlıkla" derken kastedilen şey tedaviye veya müdahaleye ihtiyaç duyan kişiye ilişmiş bir cin veya o nitelikte bir "varlık" (entity) değil, tedaviyi yapacak olan veya müdahalede bulunacak olan kişinin bu amaçla temasa geçtiği kendi varoluş potansiyeli (being/oluş).

Önceki celselerin birinde K'lar "varlıklar teknolojiyi seviyor" gibi birşey söylemişti ve başta bundan neyin kastedildiği belli olmasa bile, birkaç cümle sonra yaptıkları açıklamadan anladık ki, daha ziyade negatif türde "varlıkların" etrafımızı abartılı bir düzeyde sarmakta olan (özellikle cep telefonları gibi kablosuz teknolojiler, baz istasyonları) teknolojileri insanlara karşı kullanabilme potansiyelini kastediyorlar. K'lar bu anlamda "varlık" için İngilizce'de "Entity" (Şey, Varlık) terimini kullanıyorlar (İlle de negatif anlamda olmak zorunda değil ama burada negatif bir anlamda kullanılmış). "Olmak" veya "Olma Hali" hali anlamındaki terimimiz de "Varlık" olduğu için, bazen bu konuda biraz karışıklık olabiliyor çeviride.

bozadi

#24
Kablosuz teknolojilerin ve baz istasyonlarının tehlikesi demişken, Tayyip'in bugünlerde bahsettiği, 4G'ye geçmeden 5G'ye geçme konusunda aklıma pek hoş şeyler gelmiyor nedense. Konuyla ilgili henüz bilgilerim çok yetersiz ama içimden bir ses bu G'lerin düzeyi ve baz istasyonlarının faaliyetleri arttıkça özellikle kalabalık şehirlerde insanların giderek büyük bir mikrodalga fırının içinde yaşamaya benzer bir hale gelebileceklerini söylüyor.

twine

#25
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Kablosuz teknolojilerin ve baz istasyonlarının tehlikesi demişken, Tayyip'in bugünlerde bahsettiği, 4G'ye geçmeden 5G'ye geçme konusunda aklıma pek hoş şeyler gelmiyor nedense. Konuyla ilgili henüz bilgilerim çok yetersiz ama içimden bir ses bu G'lerin düzeyi ve baz istasyonlarının faaliyetleri arttıkça özellikle kalabalık şehirlerde insanların giderek büyük bir mikrodalga fırının içinde yaşamaya benzer bir hale gelebileceklerini söylüyor.

Merhaba sevgili forum sakinleri:) Az önce bu 5g teknolojisiyle ilgii bir bilgiye denk geldim ve paylaşmak istedim;

"5G, zamanının en akıllı interneti olacağından, ona bağlanan cihazların da daha akıllı olması gerekecek. Çamaşır makineleri, trafik kameraları, sürücüsüz otomobiller, akıllı yollar ve ağaçlara bağlı sensörler, ağ üzerinden sürekli olarak veri alışverişinde bulunacaklar. Tahminlere göre internete bağlı "nesnelerin" sayısı, 2020'de 25 milyarı bulacak. 5G ağının bu cihazların bant gereksinimini güvenle karşılaması umuluyor."

Çevremizde bulunan elektronik nesnelerin nerdeyse hepsinin birbiriyle mükemmel bir şekilde bağlantılı olacağından bahsediliyor.Bozadi'nin de dediği gibi kozmik bir mikrodalga makinenin içinde yaşamaktan farkı olmayacak.Önceki örneklerine göre 10 kat güçlü olan bu teknoloji toplumları zihin kontrollerine ve manipülasyonlara karşı daha savunmasız bir hale getirecek.Tayyipin de biat ettiği malum güçlerin kontrolünde olan bu sistemlere karşı son derece hevesli görünmesi hiç şaşırtıcı değil.
 

bigsenfoni

Bu teknolojiyi seven ve onu kisilere karsi kullanan varliklardan en iyi korunma yöntemi, mümkünse islenmemis madalyon büyüklügünde Ametist tasi/kristali kalbin üstüne gelmiyecek sekilde boynunuza asmaniz olur.daha büyük olursa daha iyi olur.Bunun disinda sapkanizin önüne (ön loplarin  en az 1 tane amitist kristali koyarsaniz herhangi bir  varlik tarafindan yada teknoloji tarafindan yönlendirilmenizi (Microçipler(?mplants)düsünce manipulasyonlarini)önler /önleyebilir.Burada ki önemli nokta aura frekansi ve kristallerin manyetik alani...ve tabiki asiri alkol,uyusturucu ve kimyasal maddeler alirsaniz bunlarda ise yaramaz.Televizyon,LCV ekranlarinin yaninda da ise yaramaz,baz istasyonlarinin yanindada ise yaramaz,w-lan kutusundan en az 2 metre uzak durursaniz iyi olur.cep telefonlarini kesinlikle kafaniza dayamayin artik program sinyallerini/aktarimini smart phonlardan yapabiliyorlar.ve direk merkeze bagli (ana gemi/ana bilgisayar/matrix)insanlar artik tamamen olmasada cogunlugu matrixe baglanmis durumda!su anda beni deliler gibi takip ediyorlar!artik neyin ne oldugunu frekanslarindan ve auralarindan görebiliyorum...!Ne kadar alissam da yine de sinir bozucu oluyor.

Her varligin kendine özgü bir Aural frekansi var,farkindaliklarina ve bilgilerine özgü olarak titresiyor.Her Düsüncenin  kendine özgü titresimi var,kendine hizmetin de kendine özgü titresimi var baskalarina hizmetin de kendine özgü titresimi var,duygularinda kendine özgü bir titresimi var...herseyin titresimi/frekansi var.

ve su andaki teknoloji varliklarin titresimini düsük frekansata tutmak icin ayarlanmis durumda.Cünki insanlarin frekansi düsük olursa  manupile  etmeleri, kölelestirmeleri ve kullanmalari daha kolay!Bilgilenmek/ögrenmek frekansinizi yükseltiyor ve KH\'nin islerini zorlastiriyor...


kalbiniz temiz, gözünüz acik olsun.

DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

bigsenfoni

#27
Bir de uyurken basiniza cift katli ipek esarbi sikica baglarsaniz,elektro manyetik dalgalardan ve  programlardan sizleri koruyabilir.

Kimyasallarla,elektromanyetik dalgalarla, programlarla, insanlarin düsüncelerini,duygularini ve realitelerini  istedikleri gibi manipule edebiliyorlar.Kendini bilmek,kendinin farkinda olmak,kendinin düsüncelerinin farkinda olmak  cok önemli bir husus!her zaman sorulmasi gereken soru bunu düsünen/yapan benmiyim yoksa düsünmeye/yapmaya programlandim mi?

Asagidaki Yasar ve digerleri programlanan insanlar gibi hareket ediyorlar!Hipnoz altinda ve transtalar, program bitince sersemlemis halde uyanicaklar...Yasar 3. yogunluktaki oyundan coktan cikarilmis haberi yok! madalyasini 5.yogunlukta takarlar herhalde...sadece mecazi anlaminda  bir örnek vermek istedim.

ve Yasar 5. yogunluga müükkkemmel  bir atlayis yapiyor...

https://www.youtube.com/watch?v=j0HiCZMisg0



Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

Scyth

#28
13 Haziran celsesi yayınlandı.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

bozadi

#29
Sevindim. Ama çevirisini ne yazık ki bu akşama/geceye yetiştiremem. Yarın en geç bu saatlerde paylaşmış olurum hayırlısıyla.