19 Ekim 2024

Başlatan bozadi, 30 Ekim 2024, 23:25:13

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi


Celse Tarihi: 19 Ekim 2024

Tabla başındakiler: Laura ve Andromeda

Niall, Joe, Gaby, Ark, Chu, Scottie, Prenses Leia, Bella, Falkor

Zoom üzerinden katılan FOTCM Üyeleri:

3DStudent, A Jay, Adobe, Aeneas, Aiming, Alana, Alejo, Aliana, Altair, aluminumfalcon, anartist, AndrewMn, Anthony, Approaching Infinity, Arwenn, Aya, Bluefyre, Bo, Bobo08, Breton, Carl, Cosmos, Deliverance, dugdeep, Eboard10, Ellipse, Ennio, fabric, Faith, finduilas495, France, Glenn, goyacobol, Harmony99, herondancer, Hesper, Hesperides, iamthatis, irjO, iscreamsandwish, Jacques, JeanneT, JEEP, Jefferson, Jenn, Joanne, Josi, Juba, Kari Baba, keyhole, KJN, Konstantin, korzik18, Laurs, Learner, Lilou, Loreta, LQB, Luc, Luis Miguel, Maat, Madara Horseman, maiko, marek760, Mari, Mark, Mike, Mililea, Miracle, mkrnhr, msante, Natus Videre, Navigator, Neil, Nicholas, Nienna, Obi, Ollie, OrangeScorpion, Oxajil, Pecha, Posibility of Being, Puma, RedFox, Redrock12, Regulattor, Ryan, Ryu, Saman, seek10, seeker2seer, Stoneboss, sToRmR1dR, T.C., Thorbjorn, Timótheos, Tristan, Vulcan59, whitecoast, Windmill Knight, Ysus, Z..., Zim

S: (L) Şimdi herkese birşey söyleyeceğim. Bütün gün aklımdan geçenler hakkında burada hiç kimseye birşey söylemedim ama bazılarınızın hatırlayabileceği gibi bugün Pierre'in vefatının yıldönümü. Ve benim için gerçekten zor bir gün oldu. Çocuklar çiçek koymak için mezara gittiler ama ben gitmedim çünkü onun adının bir taşa kazındığını görmek istemiyorum çünkü bu çok gerçekçi olacak. Sonra bugün erken saatlerde X'te (Twitter) ölüme yakın deneyimlerle ilgili bir yazı okudum ve Pierre'le konuşmayı gerçekten denemek istediğimi düşünmeye başladım. Bu gerçekten hoşuma giderdi. Ve düşündüm ki, acaba bunu yapma yeteneğimi kayıp mı ettim, çünkü uzun yıllardır K'larla dans ediyorum. Ama her neyse, denemek isterim. Siz ne düşünüyorsunuz? Ne dersiniz? Yani tüm zamanımızı alması gerekmiyor ama denemek isterim.

(Joe) Normalde sadece K'larla konuşmuyor musun? Diğerleriyle bağlantıyı da yine onlar...

(L) Pierre ile doğrudan konuşmayı denemek istiyorum ve bazen bu kolay olmuyor çünkü kişinin enerjisine ve bir sürü başka şeye bağlı, ama Pierre'i bütün gün burada hissettim ve bu yüzden gerçekten denemek istiyorum. Ve eğer hepinizin buna sabrı varsa, ki bu bazen uzun bir süreç olabiliyor ve bazen işe yaramıyor... Denemek isterim. Ve endişelenmeyin: Sorularınız burada ama... Niyet, niyet. Pierre. Pierre, orada mısın? Bizimle iletişim kurabilir misin?

[Harfler çok, çok yavaş geliyor]

C: Sonunda sizinle konuşabildiğim için çok mutluyum.

S: (L) Öncelikle seni çok, çok, çok özlüyoruz, neredeyse sürekli özlüyoruz ve iyi olduğunu bilmek istiyoruz. İyi misin?

[Pierre'den gelen aşağıdaki cevaplar da noktalama işaretleri olmadan geldi, bu nedenle olduğu gibi verildi ama okunabilirlik için ayrı satırlara bölündü]

C: Çok çok iyiyim

Huzur ve neşe içindeyim

Artık ağrı veya sakatlık yok

Dünyadayken herşeyin olması gerektiği gibi olduğu konusunda içim rahat

S: (L) Seni kurtaramadığımız için kendimi çok kötü hissettim.

C: Hiç kimse bir başkasını kurtaramaz

S: (L) Bilinçli olarak söylediğin şey (yani yaşamak ve birşeyler yapmak istediğin) ile nihai sonuç arasında neden bu kadar büyük bir çelişki oldu?

C: Ayrılma kararı önceden verilmişti

Kendinizi suçlamayın

Beden zihni oldukça kör ve korkak olabilir

S: (L) Ayın 18'inde seninle konuşmak için odana gittiğimde bilincin yerinde değildi, acı çektiğini görmeye dayanamadığım için akışına bırakmanı istediğimde beni duydun mu?

C: Evet, göründüğü kadar bilinçsiz değildim

S: (L) Bunun gerçekten sen olduğunu nereden bileceğiz, Pierre?

C: Hiçbir şey kanıtlayamam ama yakında bir işaret bırakmaya çalışacağım

İşareti arayın

S: (L) Bulunduğun yer nasıl bir yer?

C: Provence bölgesi gibi güzel ama bunun geçici olduğunu biliyorum

S: (L) Neden geçici? Nedenini biliyor musun?

C: Açıkça değil, sadece biliyorum

S: (L) Öldüğünde aydınlanmış varlıklarla karşılaştın mı?

C: Evet ve Mamie Bonjour'la da

S: (L) Başka sorusu olan var mı?

(Joe) Pierre 4Y'yi herhangi bir şekilde algılıyor mu?

(L) 4Y'yi algılayabiliyor musun?

C: Şu an değil

S: (Joe) Herhangi bir bedeni var mı?

C: Evet eskiden olduğu gibi

S: (L) Yani temelde, hastalanmadan önceki gibi sağlığına kavuşmuş bir tür beden mi?

C: Evet

S: (Joe) Pierre'in oradaki deneyimi burada olduğundan daha gerçek mi geliyor?

C: Evet, herşey daha parlak ve daha yoğun

S: (Joe) 5Y benliğinin farkında mı?

C: Evet

S: (Joe) Buna ilişkin algın nedir? Senin bir başka parçan gibi mi yoksa ayrı bir varlık mı?

C: Artık kendimle birim

S: (L) Bu, daha önce kendinle çelişki içinde olduğun anlamına mı geliyor?

C: Evet

S: (L) Peki ya planladığımız tüm o projelerimiz ne olacak? Yapacağımız o kadar çok şey vardı ki. Şimdi onları nasıl yapabiliriz?

C: Ne gerekiyorsa yapacaksınız

S: (L) Dünyanın kendisine, dünya meselelerine tepeden bakıp bu konuda herhangi bir yorum yapabilir misin?

C: Birçokları için büyük acılar yaklaşıyor

S: (L) Peki, bu birşeyi değiştirecek mi?

C: Nihayetinde

S: (Joe) Burada olmakla kıyaslandığında orada olduğu için mutlu mu? Orada olduğu için daha mı iyi?

(L) Acı çekmiyor. Onun acı çekmesine dayanamam.

(Joe) Hayır, ama bunun ötesini kastediyorum, anlıyor musun? Başka türlü de olabilir.

(L) "Ne mutlu ölmüş olanlara" deme noktasına doğru gidiyoruz!

(Joe) Ben de bunu merak ediyorum, evet. Muhtemelen.

C: Evet

Yeni dünya çok daha farklı ve iyi olacak

S: (L) Başka sorusu olan?

(Andromeda) Bu son yaşamında Mamie Bonjour'un babasının reenkarnasyonu olup olmadığını öğrendin mi?

C: Hayır değildim ama başka zamanlarda ona yakındım.

S: (L) Büyükannesinin babası olduğunu mu düşünüyordu?

(Joe) Evet.

(Andromeda) Bu yüzden onunla ilgileniyordu. Ona karşı çok korumacı hissediyordu.

(Chu) Mamie'nin babası Mamie dört yaşındayken ölmüş.

(Joe) Tüm geçmiş yaşamlarının farkında mı?

C: Evet

S: (Joe) Hm...

C: Hepinizi seviyorum ve tüm çelişkilerimi ve yaptığım incitici şeyleri hoş gördüğünüz için çok teşekkürler

Gitmeliyim

Şimdilik hoşçakalın

S: (Joe) Nereye gitmesi gerekiyor? Nereye gittin, Pierre? Buraya gel!

(Andromeda) Randevusu var.

(L) Denize açılıyor olmalı.

(Niall) Ya da Pedro'yla yürüyor.

[Kısa Mola]

S: (L) Sanırım gösteriye devam etmeliyiz, ha? Tamam. Marul, domates...

C: İyi akşamlar. Kasyopya'dan Profelya.

S: (L) Kaydı başlatmayı unuttum. Bugün 19 Ekim 2024. Ziyarette bulunan PoB dışında olağan şüpheliler burada. Pekala, sorularımız var. İlk soru:

(Ellipse/Navigatör) Helene Kasırgası'nın iç kesimlerdeki ve dağlık bölgelerdeki gücü gibi olağandışı davranışını açıklayabilecek herhangi bir teknolojik veya çevresel faktör söz konusu muydu?

(L) Birleşik bir soru sordun. Bunu yapma! Tamam, önce biz soralım: Helene Kasırgası'nın iç kesimlerde ve dağlık bölgelerdeki gücü gibi olağandışı davranışını açıklayabilecek herhangi bir teknolojik faktör var mıydı?

C: Tohumlama kullanılmış olsa da çok fazla değil.

S: (L) Olağandışı davranışta çevresel faktörler rol oynadı mı?

C: Sadece genel dünyanın hastalığı. Yakın zamandaki benzer olayları göz önünde bulundurun.

S: (L) Yani başka bir deyişle, diğer yerlerdeki tüm sel felaketleri gibi, Kuzey Carolina'da yaşananlar da ABD'nin herkesin başına gelenlerin bir kısmını yaşaması mıydı?

(Joe) Forumda defalarca ve tekrar tekrar söylediğim şey.

C: Evet

S: (Andromeda) Musonlar

(Joe) Birkaç yıldır yaşadığımız ve her ay Gezegensel Değişimler videolarımızda belgelediğimiz bu sel felaketleri yıllar önce muson kuşağının kuzeye doğru ilerlemesi gibi birşey olan büyük yağış kuşağı hakkında celselerde söylenenlerin bir tezahürü mü? Bu sel baskınlarına bu mu sebep oluyor?

C: Aynen öyle. Ve bu durum daha soğuk zamanların gelişinin habercisi.

S: (Joe) Bunun böyle olacağını yıllar önce söylediler. Küresel ısınma insan yapımı değil. Kuzey yarımküredeki küresel ısınma döngüsünün bir parçası ve bu yağmur kuşağı daha sıcak okyanuslara ve yarımkürenin daha sıcak kısımlarına doğru hareket etme eğiliminde. Bu yüzden kuzeye doğru hareket etme eğiliminde ve kuzey yarımkürenin her yerinde, daha kuzeyde Kuzey Afrika'ya, Avrupa'ya doğru bir kuşak etrafında çok daha fazla yağış var, genel değil, orada burada yoğun yağış noktaları, büyük sağanak yağışlar. Ve sonunda bu yağışlar kutup bölgesine kar olarak düşüyor ve bu da buzulların yeniden oluşmasına neden oluyor.

(L) Tamam.

(Joe) Soğuk zamanlar derken, mesela bu kış mı?

C: Bekleyin ve görün. Yalıtım yaptırmanız iyi oldu!

S: (Scottie) Herşeyi tam zamanında yaptığımızı söylerken şaka yapmıyordum. Yani dün çatı katımıza güçlü bir izolasyon yaptırmamız tesadüf değildi. Bu da demek oluyor ki bu kış soğuk geçecek.

(Joe) Ben de öyle düşündüm.

S: (L) Tamam:

(Ellipse) Helene Kasırgası nedeniyle ölenlerin yaklaşık sayısı nedir?

C: Yaklaşık 2600.

S: (Niall) Bu da onu gelmiş geçmiş en kötü beş kasırga arasına sokar. Katrina'dan bile daha kötü.

(L) Mesele şu ki, dağları vurduğunda tam olarak bir kasırga değildi. Sadece korkutucuydu.

(Niall) Muson. Tufan.

(L) Evet, tufan. Yani, çünkü geçerken...

(Andromeda) Kimse bunu beklemiyordu.

(L) ...o kadar karayı geçerken, kasırga gücünü kaybeder. Yani, karaya yaklaştıklarında güçlerini kaybetmeye başlarlar.

(Joe) Bu kasırga için bir miktar 'tohumlama' yapıldı derken, bu kasırganın gücü anlamında bir tohumlama mıydı?

C: Tam olarak değil. Yakın zamanda meydana gelen her iki kasırga da rüzgar gücü açısından söylendiği kadar güçlü değildi.

S: (Joe) Doğru. Helene Kasırgası Florida üzerinden geçen nispeten normal ve hatta düşük dereceli bir kasırgaydı ama sonra Kuzey Carolina'ya tüm o yağmuru yağdırdı, bu da atmosferin çok fazla suyla yüklenmesiyle ilgili, bu da başka nedenlerle ilgili. Ama Milton Kasırgası herkesi korkuttu, aşağı yukarı bir gün içinde kategori 1'den kategori 5'e yükseldi ve herkes "Aman Tanrım!" dedi ve meteoroloji uzmanları ağlamaya başladı. [Gülüşmeler] Ama sonra karşıya geçişini izlediğimde, aslında karaya 1. kategori bir fırtına olarak ulaştığını gördüm. Her neyse, orada tohumlama için ne tür bir teknoloji kullanıldı? Yağmur tohumlaması mı?

C: Evet

S: (Joe) İkisinde de bu mu vardı?

C: Evet

S: (Joe) Yani bu, yağmur yağması gibi birşeye mi yardımcı oldu?

C: Evet

S: (L) Yani gerçekten sel istiyorlar. Birşeyleri yok etmek, herşeyi bozmak mı istiyorlar?

C: Evet

S: (L) Pekala. Sıradaki soru listemizden:

(benklerk) Şu anda teknoloji ağımızı yok etmek için ne kadar güçlü bir X parlamalı güneş fırtınası gerekir?

C: X artı 5

S: (L) O da nedir? Pekala.

(benklerk) Carrington olayına kıyasla dünyamızın manyetik alanının mevcut gücü küresel ortalama açısından yüzde farkı nedir?

(L) Bu çok net bir soru değil. Şunu mu sormak istiyorsun: Carrington olayının gerçekleştiği zamana kıyasla Dünya'nın manyetik alanının mevcut gücünde bir fark var mı?

(Andromeda) Evet, sanırım demek istediği bu. O zamanki ortalama ile şimdiki ortalama karşılaştırıldığında.

(L) Peki, dünyanın manyetik alanının mevcut gücü ile Carrington olayına kıyasla küresel ortalama açısından yüzde farkı nedir?

C: Yüzde 13 daha az.

S: (Andromeda) Şimdi.

(L) Merak ediyorum: Bunu bilmemizin bize ne faydası var?

(Joe) Fazla birşey değil. Sadece Carrington olayı düzeyinde bir parlama varsa, o zaman bir Carrington olayı yaşayacağız demektir.

(Niall) Ya da değil, çünkü teknolojimiz artık daha iyi korunuyor. Yani daha fazlası gerekir, değil mi?

(L) Teknolojik olarak son derece savunmasız olduğumuzu düşünüyorum. Sadece sistemin birbirine ne kadar bağlı ve kırılgan olduğu açısından değil, aynı zamanda tüm altyapının (ABD'nin, eminim diğer yerlerin de) çok bozulmuş olduğu gerçeği açısından. Demek istediğim, tüm bu parayı, tüm bu ekipmanı dağıtıyorlar. ABD'deki insanlar için bile birşeyleri yok! Yani, bu çok saçma. Tamam.

(Chu) Birisi sohbette güneş parlamalarının birden beşe kadar gittiğini, birden başlayıp yukarı çıkabildiklerini ve Carrington'un X45 olarak tahmin edildiğini açıkladı.

S: (L) Tamam, sıradaki:

S: (ScioAgapeOmnis) Rusya'ya kıyasla Kuzey Amerika üzerindeki manyetik alanın yüzdesi açısından güç farkı nedir?

(L) 2014'teki bir celseden bir alıntımız var:

Alıntı Yap(Data) Bugün dünyanın manyetik alanıyla ilgili bir hesaplama yaptım. 2014'te yalnızca altı ay içinde manyetik alan Kuzey Amerika'da %10 oranında zayıflamış. Yani 6 mikroteslalık bir azalma olmuş, ki ortalama manyetik alan 60 mikrotesla. Ve YALNIZCA Kuzey Amerika üzerinde. Rusya ve Çin'de biraz daha güçlenmiş.

(L) Yani manyetik alan esas olarak Kuzey Amerika üzerinde mi zayıflıyor? Bunun bir anlamı, önemi var mı?

C: Olmaz mı!

S: (L) Peki o anlam ne olabilir?

C: Yalnızca bekleyin!

S: (Perceval) Zayıflayan manyetik alanın meteor çarpmaları olaylarının artmasıyla herhangi bir ilgisi var mı?

C: Veya jeolojik faaliyetler!

S: (Chu) Sanırım manyetik kutbun Rusya'ya, Sibirya'ya doğru kaymakta olduğu söyleniyordu haberlerde.

(L) Yani 2014'te %10'luk bir fark vardı. Dolayısıyla muhtemelen soru bu açıdan çerçevelenmeli. Bu fark hala geçerli mi?

C: Aynı ancak yüzde 3 ila 7 oranında daha fazla.

S: (L) Amerika ve Rusya arasındaki farkı kastediyorsunuz, değil mi?

C: Evet.

S: (L) Ama aradaki fark... tamam.

(Navigator) Forum dışında kaç kişi Kasyopya celselerini temel kavramları makul bir şekilde kavrayacak kadar okudu?

C: Binlerce kişi.

S: (L) (Approaching Infinity) 1995 yılında şöyle demiştiniz: "S: (L) İlahi müdahaleyi hangi seviyedeki varlıklar düzenler? C: 4. seviyeden 7. seviyeye kadar." Bu seviyelerden herhangi biri olabilir mi yani?

C: Evet.

S: (Approaching Infinity) ...Yoksa ilahi müdahale tüm bu seviyelerden birlikte mi gelir?

C: Şart değil.

S: (Approaching Infinity) Aklımda Trump'ın yüksek benliğine atfedilen ve kitlesel dualarla desteklenen ilahi müdahale ve bunun yukarıdaki resme nasıl uyduğu var. Örneğin Trump'ın olayı bir 6Y müdahalesi örneği mi?

C: Hayır.

S: (L) Yani temelde 4Y ile 5Y arası ve insanlar tarafından eklenen enerjiyle mi ilgiliydi?

C: Evet.

S: (L) Tamam. Şimdi Z...'nin sorusu. Bu sefer burada mısın?

(Chu) Sanmıyorum.

(L) Toplantılara katılmıyor ama sorularını paylaşmayı seviyor. Bu kadar mı? Belki de gelmeye zahmet etmediği için bu soruları cevaplamakla ilgilenmiyorumdur. Buna ne dersin? [Gülüşmeler]

(Joe) Benim bir sorum var.

(L) Tamam.

(Joe) Yıllar öncesine dönecek olursak, K'lar pek çok kez "Arkanıza yaslanın ve gösterinin tadını çıkarın" demişti. Bunu hatırlıyor musunuz?

(L) Oo, evet! Bir kereden fazla.

(Joe) Birden fazla kez ve bazen sadece celsenin sonunda ya da her neyse. Şu anda gezegende olup biten, özellikle bazı bölgelerde pek de hoş olmayan şeyler ve daha da kötüye gidebileceğine dair tahminler göz önüne alındığında... Bilirsiniz, Pierre az önce bu doğrultuda birşeyden bahsetti ve K'lar birçok kişinin hayatta kalamayacağını, bir temizlik yapılması gerektiğini falan söylemişlerdi... Bu tür bir gösterinin tadını çıkarabilmemiz için şu anda olup bitenleri ve bundan sonra olabilecek olanları hangi bağlamda görmemiz gerekir?

(L) Tadını çıkarmak mı?!

(Joe) Evet, yani, o kadar çok söylediler ki, "tadını çıkarmak" derken bu terimin 3Y yorumundan biraz farklı bir anlama geliyor olmalı.

(L) Evet, tüm bu korkunç şeylerden nasıl zevk alabiliriz?

(Joe) Bu konuda forumda ("Enjoying The Show" As The World Burns) bir tartışma yürüttük ve cevap olarak düşündüğümüz şeyi hemen hemen bulduk ama başka birşey olup olmadığını merak ediyorum.

C: Amacımız gösterinin kozmik doğasına dikkat çekmek ve hepinize bedeniniz OLMADIĞINIZI hatırlatmaktı!

S: (L) Bu mesaj güçlü bir şekilde geldi.

(Niall) Evet.

(Joe) Çünkü hala acı çekme unsuru var ve bu sadece bedenin acı çekmesinden fazlası. Şu anda acı çeken insanlar...

(L) Bence birçoğumuz sadece neler olup bittiğini bildiğimiz için acı çekiyoruz. Yani, kalbinizde acı çekiyorsunuz.

(Joe) Acıyı bizzat yaşayanların durumu yine de farklı. Yani bedeniniz olmadığınıza, bunun büyük bir planın parçası olduğuna dair bir kozmolojimiz var ama bu yine de keyif almayı zorlaştırıyor.

(L) Bize hatırlatmak istedikleri birşey olduğunu söylediler. Yani olacaklardan keyif almayacağımızı mı düşünüyorsun?

C: Hayır, kim alabilir ki? Ama tüm bunların olmasının nedeniyle ilgili daha geniş bir perspektifiniz var. Dengeyi yeniden kurmak için. Bunu Zerdüşt'ün Ahriman ve Ahura Mazda arasındaki efsanevi savaşı açısından düşünün. Gerçi orada tasvir edildiği kadar basit değil. Yine de yakın sayılır.

S: (L) Herkes Zerdüşt kozmolojisindeki Ahriman ve Ahura Mazda hikayesine aşina mı? Size anlatmamı ister misiniz? Mesele şu ki, temelde Ahriman ve Ahura Mazda aşağı yukarı eşit oldukları için, her birinin belirli bir süre için Dünya üzerinde hakimiyet kurması konusunda bir anlaşmaya vardılar.

(Andromeda) 2,600 yıl falan mı?

(L) Evet, 9,000 yıl gibi birşey, ya da 3,000 ya da her neyse. Hatırlamıyorum. Tekrar bakmam gerekecek. Ve sonra ileri geri değişiyorlardı. Ahura Mazda'nın Dünya'dan sorumlu olduğu dönemler oluyordu, tabiri caizse herşey BH gibi oluyordu. Ve sonra Ahriman'ın yönetimde olduğu dönemlerde, herşey dehşet içinde aşağıya doğru spiral çizerdi. Ve sözde Ahriman sonunda kazanacağını ilan etti ve Ahura Mazda da sonunda kazanacağını ilan etti. Ve tabii ki Zerdüştiler Ahura Mazda'nın eninde sonunda kazanacağına ikna olmuşlardı...

(Andromeda) Acaba o mücadelede...

(L) Belki de Zerdüştlerin düşündüğü gibi değildi. Onlara göre nihai zafer Ahura Mazda'nın olacaktı ve herşey mükemmel olacaktı, güzellik, ışık, gökkuşağı, tek boynuzlu atlar vesaire. Ama kastedilen şey sürekli devinim halindeki kozmik bir faktördü. Ve bu da şu anda içinde bulunduğumuz durumda, yeniden dengeye kavuşmanın tam ortasında olduğumuz anlamına geliyor, çünkü işler o kadar kötüleşti, o kadar yozlaştı, o kadar yanlış gitti ki, herşeyi yeniden yoluna koymak için bir temizlik gerekecek. Liboşların bazılarını düşünün. Makul olacak şekilde yeniden programlanmaları mümkün mü sizce? Böyle düşünen yok sanırım?

(T.C.) Bence olabilir, yani eğer medyadan farklı bir şekilde davranmaları gerektiğini duyarlarsa, farklı bir şekilde davranacaklarını düşünüyorum. Ama bu sadece benim düşüncem, belki de yanılıyorumdur.

(L) Yeniden programlanabileceklerini sanmıyorum. Bence onlar... Bu çok korkunç bir durum! Elbette bazıları değişebilir ama bence bazı katı olanlar yapamaz. Tamam, sıradaki soru.

(Chu) Z... burada.

(Z...) Merhaba. Beni duyabiliyor musunuz? Sesi açma düğmesine basmıştım ve kendimi toplantıdan attım, şimdi tekrar girdim.

(L) Seni göremiyorum. Tek gördüğüm bir resim.

(Z...) Tamam.

(Andromeda) Kanıta ihtiyacımız var! [Gülüşmeler]

(L) Yaşam kanıtı istiyorum! [Gülüşmeler]

(Z...) Tamam. Videoyu nasıl açacağımı bulayım.

(Andromeda) Bu o.

(L) Tamam. Gerçekten sensin. Artık sana inanıyorum. [Gülüşmeler] [Görüntüsü tekrar gidiyor.] Videoyu tekrar aç! Seninle konuşmamı istiyor musun? Benimle yüz yüze konuş. [Gülüşmeler]

(Z...) Tamam.

(L) Uyuşturucu hakkında soru sormamı mı istiyorsun, ha? [Gülüşmeler] Amanita muscaria, saykodelik bir mantar değil mi?

(Z...) Araştırmalarıma göre bir dereceye kadar. Görünüşe göre sihirli mantarlar kadar saykodelik değil.

(L) Öyle mi? Pekala.

(Z...) Eğer doğru şekilde hazırlarsan öyle değil.

(L) Tamam. İşte soru:

(Z...) Amanita muscaria, Sibirya ve Kuzey Avrupa şamanlarının başlıca aracı gibi görünmektedir. O zamandan beri Vatikan da dahil olmak üzere malum güçler tarafından kötülenmiştir ve bu da pek çok şüphe uyandırmaktadır. "Microdosing Amanita" adlı kitabında Baba Masha MD...

(L) Bu gerçek bir insan mı?

(Z...) Öyle, ama adından emin değilim, takma ad mı yoksa... çünkü kulağa gerçekten tuhaf geliyor.

(L) Her neyse, Baba Masha.

(Z...) ...birkaç yıl boyunca takip edilen 3000'den fazla denek üzerinde yaptığı klinik araştırmayı açıkladı ve hepsi bir dizi farklı tıbbi sorunda önemli iyileşme bildiriyor. Bu hala anekdotsal kanıt olarak kabul edilmektedir ve bugüne kadar düzgün bir çift kör çalışma yapılmamıştır. Amanita'nın çok kötülenmesi nedeniyle hiçbir ciddi bilim insanı bu konuya değinmek istemiyor. O halde soru şu: Mikro dozda Amanita uyku döngüsünü düzeltmek ve kaliteli, dinlendirici bir uyku elde etmek için gerçekten faydalı mı?

(L) Bu amaç için faydalı mı?

C: Genel olarak evet.

S: (Z...) Peki olumsuz etkileri var mı?

(L) Bunu sorduğunuzda, bir dezavantajı var mı demek istiyorsunuz?

(Andromeda) Yan etkileri?

(Z...) Kesinlikle. Ya da ödememiz gereken bir tür ezoterik bedel.

C: Çok az ve kolayca dengelenebilir.

S: (Z...) Etkilenen uzuvlara haricen uygulanan Amanita tentürü, iddia edildiği gibi nöromüsküler sorunlar için gerçekten yararlı mıdır?

C: Evet.

S: (L) Bilmek istediğin başka birşey var mı?

(Z...) Hayır. Bu konuda forumda herkese açık bölümde bir başlık açsam sorun olur mu, biraz araştırma ve...

(L) Neden olmasın? Devam et.

(Joe) Eğer bu bağlamda, tıbbi olarak...

(L) Evet, insanların bunun tıbbi araştırma bağlamında olduğunu anladıklarından emin olun. Tamam mı?

(Z...) Doğru, teşekkür ederim!

(L) Tamamdır. Haftaya vaktinde geldiğinden emin ol. [Gülüşmeler]

(Z...) Tam zamanında buradaydım ve koltuğumun kenarında oturmuş sorumu bekliyordum, sonra sesi aç tuşuna bastım ve puf! Dışarıdaydım. [Gülüşmeler]

(L) Pekala. Sorularımızın sonuna geldik ve bazı ekstra sorular sorduk. Bakalım, saat kaç?

(Joe) Bizim gibi insanlar için mililitre başına nanogram cinsinden optimum D vitamini seviyesi nedir?

C: Kişiden kişiye değişir.

S: (Joe) Resmi optimal seviyelerin herkes için çok düşük olduğunu söylemek makul olur mu?

C: Evet.

S: (Joe) Ve kişiye bağlı olarak çok fazla alma tehlikesi var mı?

C: Olabilir ama bunun için çok yüksek olması gerekir.

S: (T.C.) Bu konuda yorum yapabilir miyim?

(L) Evet.

(T.C.) Bulmaya çalışacağım ama yıllar önce bazı arkeologların çok eski bir insanın cesedini bulduklarını hatırlıyorum, belki de 10-20.000 yıl öncesine aitti. Ve bir şekilde bu insanın ya da insansı varlığın aşırı dozda D vitamininden öldüğünü belirlediler. Bu varlığın bu kadar yüksek düzeyde D vitamini tüketmesinin nasıl mümkün olabileceğini yıllarca anlayamadılar. Ve hatırladığım kadarıyla bir tür hayvanın karaciğerini yemiş olması gerektiği sonucuna vardıklarından oldukça eminim. Bakalım bunu bulabilecek miyim ve bulabilirsem forumda celse başlığına koyacağım.

(L) Bu çok ilginç.

(Andromeda) Evet. Belki yediğini doğru şekilde metabolize edememiştir.

(Ryan) Ancak karaciğerde yüksek miktarda A vitamini bulunur ve ilkel insanlar için karaciğer yiyerek yüksek miktarda A vitamini tüketmek çok daha kolaydı.

(L) Evet, öyle. Ayrıca, sanırım eski hominid türleri C vitamini üretme yeteneğine sahiplerdi ama bu yeteneği bir şekilde kaybettik, bu yüzden C vitamini seviyelerimizin gerçekten yeterli C vitamini alabilmesi için sürekli olarak takviye edilmesi gerekiyor.

(Gaby) Ürik asit nedeniyle.

(Z...) Köpekler ve kediler C vitamini sentezleyebiliyor.

(L) Evet, köpekler ve kediler yapabiliyor ama insanlar yapamıyor. Dolayısıyla, bunu yiyeceklerimizden almalıyız ve eğer bunu içeren yiyecekleri yemiyorsak, o zaman bunu sağlayan takviyeler almalıyız. Pekala. Sanırım yeterince uzattık. Bu gece çift seans yaptık. Sormamız gereken, sormadığımız ya da önceden bilmemiz gereken birşey var mı?

C: Son mesajlara dikkat edin. İşler gerçekten kızışıyor. Yönetim mevkilerinde bariz akıl hastaları var. Hoşçakalın.

S: (L) Son birkaç celsenin son mesajları mı kastediyorlar?

(Andromeda) Evet.

(L) Olayların patlamak üzere olduğunu söylemişlerdi sanırım.

(Chu) Patlayıcı ifşaatlar ve olaylar.

(L) Twitter'da ve başka mecralarda, her haber kaynağı "patlayıcı" terimini kullanmaya başlarsa kafayı üşüteceğim. Kasırga olayında "patlayıcı" gelişmeden, "patlayıcı" şundan, "patlayıcı" bundan bahsedip duruyorlar. Aman Tanrım, çok garipti. Olaylar kesinlikle patlayıcı nitelikteydi. Sanırım öyle olmaya da devam edecek.

(Gaby) Ve ABD seçimlerine birkaç hafta kaldı.

(Andromeda) Evet, seçimler yaklaşıyor.

(L) Evet, ne kadar, 15 gün falan mı? Yoksa 16 mı? Yani, bu herkesin seçimi değil ama evet. Pekala, o zaman çocuklar, neredeyse yatma vaktim geldi. Bunu biliyorsunuz.

CELSE SONU


Orijinal celse metni:

https://cassiopaea.org/forum/threads/session-19-october-2024.55251/


Dionysos

Çeviri için teşekkürler
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

fidelista

Teşekkürler Bozadi.

Tgur

Eline sağlık Bozadi..

orontes

Çeviri için teşekkürler bozadi.
 

oryon

Çeviri için tşk.Amerikada manyetik alan zayıflaması jeolojik faaliyetleride arttırıyorsa benim aklıma yellowstone geliyor ve sonrasında askeri gücünü kaybetmiş israil !!!Bakalım neler göreceğiz patlayan ifşalar patlayıcı ifşalar...Garip zamanlar geçirdiğimiz doğrudur.Daha güzel zamanlara demek istiyorum cümlenin içinde zaman geçiyor herşey karışıyor:)
 

sybleman

Eline sağlık bozadi. 


(Joe) Evet, yani, o kadar çok söylediler ki, "tadını çıkarmak" derken bu terimin 3Y yorumundan biraz farklı bir anlama geliyor olmalı.

(L) Evet, tüm bu korkunç şeylerden nasıl zevk alabiliriz?

(Joe) Bu konuda forumda ("Enjoying The Show" As The World Burns) bir tartışma yürüttük ve cevap olarak düşündüğümüz şeyi hemen hemen bulduk ama başka birşey olup olmadığını merak ediyorum.

C: Amacımız gösterinin kozmik doğasına dikkat çekmek ve hepinize bedeniniz OLMADIĞINIZI hatırlatmaktı!

Güzel bir cümleydi.

C: Son mesajlara dikkat edin. İşler gerçekten kızışıyor. Yönetim mevkilerinde bariz akıl hastaları var. Hoşçakalın.

İşler kızışıyor bakalım neler olacak? Yönetimdekilerin çoğunun KH merkezli olduğundan bahsetmişlerdi zaten. Akıllıca ve barışçıl hareketler bekleyemeyeceğimiz ortada. Ortamı kızıştırmak insanları korkuda ve streste tutmak istekleriyle daha da fazla karışıklık yaratmak istiyorlar. 

sirera

Çeviriler için teşekkürler Bozadi. Bir sene ne çabuk geçmiş. Pierre'in iyi olduğuna sevindim. 
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Tgur

#8
"C: Amacımız gösterinin kozmik doğasına dikkat çekmek ve hepinize bedeniniz OLMADIĞINIZI hatırlatmaktı!

Güzel bir cümleydi."

Syblemanın güzel bir cümleydi yerinde yorumunun yanında bence daha geniş anlatım var,

Kozmik doğa farkındalığına yani ruhsal aydınlanmaya ulaşmaya çalışan insan için maddenin önemsizliği veya geçiciliği yanında muazzam  ümit ışığı veren rahatlatandıran bir bakışı içeriyor..

Dionysos

Ayvaların intiharı

Alıntı yapılan: bozadi - 30 Ekim 2024, 23:25:13
Celse Tarihi: 19 Ekim 2024

(Joe) Birkaç yıldır yaşadığımız ve her ay Gezegensel Değişimler videolarımızda belgelediğimiz bu sel felaketleri yıllar önce muson kuşağının kuzeye doğru ilerlemesi gibi birşey olan büyük yağış kuşağı hakkında celselerde söylenenlerin bir tezahürü mü? Bu sel baskınlarına bu mu sebep oluyor?

C: Aynen öyle. Ve bu durum daha soğuk zamanların gelişinin habercisi.

(Joe) Soğuk zamanlar derken, mesela bu kış mı?

C: Bekleyin ve görün. Yalıtım yaptırmanız iyi oldu!


Alıntı YapEğer ayva verimi yüksek olursa o yıl kışın sert geçeceğine inanılırmış.

85 yaşındaki Duran Dip, " Gençliğimizde yokluk yıllarında ayvayı uzun kış gecelerinde tüketirdik. O dönemlerde büyüklerimiz " Eğer ayva çok olursa kış sert ve uzun olur." derlerdi. Bu yıl ayva ağaçlarının bol meyve vermesi yüzünden dalları kırılıyor. Sert bir kış geçeceği inancındayım. Ayvaların bol olduğu ve serçelerin toplu olarak uçtukları yıllarda kış sert olur. Bunu tecrübelerime dayanarak söylüyorum. " dedi.

Kaynak

Kesin olarak bu civarda bu yıl ayva ağaçları yıkıldı, kırıldı ya da yerlere kadar yattı

İlgisi olmayabilir ancak bir ağacın bile doğası gereği bir yeteneği olması gerektiğini düşünüyorum. Ayvaların bu yıl ki davranışını bildiğin intihara ve balinaların kıyıya vurmasına bile benzettiğim oldu çünkü amcamın bir ağacı komple yıkılmıştı. Bizim iki ayva ağacından birinin tüm dalları kırıldı, geriye sadede gövde ve çomak kaldı...
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

beyrutkapı

Çeviri için teşekkürler bozadi. Pierre ile ilgili iletişim özellikle dikkat çekici, beden zihni korku dolu ve kör olarak nitelendiriyor.
4 kh egemenliğinde sert bir politik ekonomik illüzyon içindeyken aslında içerideki yani kişinin özdeşleştiği kendisinin bizzat illüzyonun kaynağı olması hem ironik hemde işleri daha karmaşık hale getiriyor.
İnsanın içinde yaşadığı çevrenin sistemin illüzyonuna uyanması kadar, belki daha da önemlisi, kendi sahibi olduğunu düşündüğü beden ve zihinin ve ayrıca bu ikisinden kaynaklanan içgüdüsel-duygusal materyalin farkında olması gerçeği... Bu resimde ruh olmadığı sürece Gurdijieff'in deyimiyle makineden gayrı ne kalıyor geriye?
Ez cümle: " olmak ya da olmamak, işte tüm mesele bu"
Buradaki olmak işe, Maharaj in deyimiyle, kaynağa ulaşmak. Ve en enteresanıda, bir bilinç birimini kendi adımları dışında hiç bir şeyin kaynağa ulaştıramaması...
Şuanda ve şimdi burada olan, bir düşünce dışında hiçbir uzaklığı olmayan kaynağa... Şah damarı kadar yakın.
 

bozadi

Alıntı yapılan: beyrutkapı - 02 Kasım 2024, 13:26:17 Çeviri için teşekkürler bozadi. Pierre ile ilgili iletişim özellikle dikkat çekici, beden zihni korku dolu ve kör olarak nitelendiriyor.
4 kh egemenliğinde sert bir politik ekonomik illüzyon içindeyken aslında içerideki yani kişinin özdeşleştiği kendisinin bizzat illüzyonun kaynağı olması hem ironik hemde işleri daha karmaşık hale getiriyor.
İnsanın içinde yaşadığı çevrenin sistemin illüzyonuna uyanması kadar, belki daha da önemlisi, kendi sahibi olduğunu düşündüğü beden ve zihinin ve ayrıca bu ikisinden kaynaklanan içgüdüsel-duygusal materyalin farkında olması gerçeği... Bu resimde ruh olmadığı sürece Gurdijieff'in deyimiyle makineden gayrı ne kalıyor geriye?
Ez cümle: " olmak ya da olmamak, işte tüm mesele bu"
Buradaki olmak işe, Maharaj in deyimiyle, kaynağa ulaşmak. Ve en enteresanıda, bir bilinç birimini kendi adımları dışında hiç bir şeyin kaynağa ulaştıramaması...
Şuanda ve şimdi burada olan, bir düşünce dışında hiçbir uzaklığı olmayan kaynağa... Şah damarı kadar yakın.
Merhaba beyrutkapı, Maharaj'ın BH alemiyle güçlü bir bağlantısı var gibi görünüyor. Yani her ne kadar yaşarken bizimle aynı KH alemi içindeydiyse de, BH alemiyle ve yüksek benliğiyle bilinçli denebilecek bir bağlantısı vardı sanırım. Çünkü verdiği cevaplar ezber bilgi değil. Hatta bu cevapları nasıl verebiliyorsun diye soranlara verdiği bazı yanıtlar, "kanallama" yaptığını düşündürdü bana. K'ların "bilgi alanı" dediği evrensel bilince bağlanıp oradan canlı canlı aktarım yapıyor sanki. Her aktardığı %100 pürüzsüz, kılçıksız, hatasız bilgi midir, bilemiyorum, şu veya bu oranda hatalar içeriyor olabileceğini tahmin ediyorum ama aktardığı bilgilerin geneli bana çok ilham verici geliyor.

"Ben O'yum" kitabını kendisi yazmamış, gelip soru soranlarla yaptığı konuşmaların kaydını alıp bunları İngilizceye çeviren Maurice Frydman çıkarmış bu kitabı. Ama Maharaj aynı kitabın orijinal Marathi dilinde yayınlan versiyonunu inceleyip onaylamış. Yani sonuçta içerik tamamen Maharaj'a ait, daha doğrusu Maharaj ile konukları arasındaki diyalogların gerçek kayıtları. Maharaj Frydman'ı sanırım çok seviyor, takdir ediyormuş ama "Bu kitap yayınlanana kadar sakin sayılabilecek bir hayatım vardı, bu kitap yayınlanıp popülerleştikten sonra insanlar akın akın gelmeye başladı, kendime ayırabildiğim vakit çok azaldı" gibisinden bir serzenişte bulunmuş :) Tatlı bir serzeniş yine de bu sanırım. Ama bunun dışında, bir web sitesinde okuduğum kadarıyla Frydman'a şöyle bir eleştiride de bulunmuş: "O diyalogların o şekilde yayınlanması bazı yanlış anlamalara yol açabilir çünkü benim her bir şahısla olan diyaloğum, o duruma ve o kişiye özeldir." Nitekim hakikaten "Ben O'yum"u okurken, insan zihnini oldukça zorlayan ve "çelişki" gibi görünen bir sürü durum var. Ama insan sabredip okumaya devam ettikçe ve tekrar tekrar okudukça, daha önce çelişki gibi görünen şeyler arasında bazı anlam bağlantıları, köprüleri kurulabiliyor. Maharaj'ın anlattıkları veya söyledikleri arasında hala anlamakta çok zorlandığım bir sürü husus var ama zaman içinde bu belirsizliklerin bir kısmı ortadan kalktı zihnimde. Ra-Kasyopya kozmolojisinin sağladığı bilgi ve ipuçları da karanlık veya çelişkili gibi görünen bazı hususları daha iyi anlamama yardımcı oluyor. Tersi de geçerli, yani Maharaj'ın bazı anlattıkları, Ra-Kasyopya bilgilerinde benim açımdan eksik veya karanlıkta kalan bazı hususlara ışık tutabiliyor.

Önümüzdeki zamanlarda imkan bulduğumda Mahraj'ın yazdığı veya Maharaj'ın sohbetlerinden alıntı yapılarak yazılmış kitapları inceleyerek Maharaj'ın mesajını daha iyi anlamaya çalışacağım.

Gördüğün gibi Kasyopya forumda da Maharaj'a dikkat çekmeye çalışıyorum son zamanlarda. Çok belirgin bir olumlu veya olumsuz tepki yok ama bazı alıntıları beğenenler oluyor. Maharaj dünya olaylarına çok önem vermiyor, "benlik" konusu üzerinde yoğunlaşıyor. Kasyopya forum benlik konusu da dahil olmak üzere farklı boyutlar ve dünyada olan bitenler hakkında çok geniş bir bilgi sahasıyla ilgileniyor. Bu bakımdan Maharaj'ın onlara her bakımdan hitap etmesi mümkün değil, hatta bazı açılardan çok ters de gelebilir ama "Benlik" (Ben kimim/neyim) konusunda Ra-Kasyopya kozmolojisinde verilen bilgi ve ipuçlarını derinlemesine anlamak için Maharaj'dan yararlanmanın harika bir fikir olduğuna inanıyorum.

"Work on Self" ("kendi üzerinde çalışma" veya "benlik üzerinde çalışma") konusunda Maharaj'dan alınabilecek müthiş bilgiler, ilhamlar var.

Senin de K forumda yazmana sevindim ve sanıyorum ki İngilizceni epeyce ilerlettin :)

Bu arada Ben O'yum kitabının İngilizce orijinali olan "I am That"in içeriğini sesli olarak okuyup kaydeden  Philip Evan Cowlishaw adlı şahsın aşağıda linkini verdiğim videolarını dinlemeni tavsiye ederim. Kitabı normalde olduğu gibi tamamen soru-cevap şeklinde okumamış da, tüm diyaloglarda Maharaj'ın mesajlarını alıp onları okumuş (nadiren soruları da alıntılamış):

https://www.youtube.com/watch?v=wfePbMu-kc4&list=PLAAylOpDoMSLaTI_yp8vl0rQ5AvUwxoH8


beyrutkapı

Alıntı yapılan: bozadi - 02 Kasım 2024, 14:37:11
Alıntı yapılan: beyrutkapı - 02 Kasım 2024, 13:26:17 Çeviri için teşekkürler bozadi. Pierre ile ilgili iletişim özellikle dikkat çekici, beden zihni korku dolu ve kör olarak nitelendiriyor.
4 kh egemenliğinde sert bir politik ekonomik illüzyon içindeyken aslında içerideki yani kişinin özdeşleştiği kendisinin bizzat illüzyonun kaynağı olması hem ironik hemde işleri daha karmaşık hale getiriyor.
İnsanın içinde yaşadığı çevrenin sistemin illüzyonuna uyanması kadar, belki daha da önemlisi, kendi sahibi olduğunu düşündüğü beden ve zihinin ve ayrıca bu ikisinden kaynaklanan içgüdüsel-duygusal materyalin farkında olması gerçeği... Bu resimde ruh olmadığı sürece Gurdijieff'in deyimiyle makineden gayrı ne kalıyor geriye?
Ez cümle: " olmak ya da olmamak, işte tüm mesele bu"
Buradaki olmak işe, Maharaj in deyimiyle, kaynağa ulaşmak. Ve en enteresanıda, bir bilinç birimini kendi adımları dışında hiç bir şeyin kaynağa ulaştıramaması...
Şuanda ve şimdi burada olan, bir düşünce dışında hiçbir uzaklığı olmayan kaynağa... Şah damarı kadar yakın.
Merhaba beyrutkapı, Maharaj'ın BH alemiyle güçlü bir bağlantısı var gibi görünüyor. Yani her ne kadar yaşarken bizimle aynı KH alemi içindeydiyse de, BH alemiyle ve yüksek benliğiyle bilinçli denebilecek bir bağlantısı vardı sanırım. Çünkü verdiği cevaplar ezber bilgi değil. Hatta bu cevapları nasıl verebiliyorsun diye soranlara verdiği bazı yanıtlar, "kanallama" yaptığını düşündürdü bana. K'ların "bilgi alanı" dediği evrensel bilince bağlanıp oradan canlı canlı aktarım yapıyor sanki. Her aktardığı %100 pürüzsüz, kılçıksız, hatasız bilgi midir, bilemiyorum, şu veya bu oranda hatalar içeriyor olabileceğini tahmin ediyorum ama aktardığı bilgilerin geneli bana çok ilham verici geliyor.

"Ben O'yum" kitabını kendisi yazmamış, gelip soru soranlarla yaptığı konuşmaların kaydını alıp bunları İngilizceye çeviren Maurice Frydman çıkarmış bu kitabı. Ama Maharaj aynı kitabın orijinal Marathi dilinde yayınlan versiyonunu inceleyip onaylamış. Yani sonuçta içerik tamamen Maharaj'a ait, daha doğrusu Maharaj ile konukları arasındaki diyalogların gerçek kayıtları. Maharaj Frydman'ı sanırım çok seviyor, takdir ediyormuş ama "Bu kitap yayınlanana kadar sakin sayılabilecek bir hayatım vardı, bu kitap yayınlanıp popülerleştikten sonra insanlar akın akın gelmeye başladı, kendime ayırabildiğim vakit çok azaldı" gibisinden bir serzenişte bulunmuş :) Tatlı bir serzeniş yine de bu sanırım. Ama bunun dışında, bir web sitesinde okuduğum kadarıyla Frydman'a şöyle bir eleştiride de bulunmuş: "O diyalogların o şekilde yayınlanması bazı yanlış anlamalara yol açabilir çünkü benim her bir şahısla olan diyaloğum, o duruma ve o kişiye özeldir." Nitekim hakikaten "Ben O'yum"u okurken, insan zihnini oldukça zorlayan ve "çelişki" gibi görünen bir sürü durum var. Ama insan sabredip okumaya devam ettikçe ve tekrar tekrar okudukça, daha önce çelişki gibi görünen şeyler arasında bazı anlam bağlantıları, köprüleri kurulabiliyor. Maharaj'ın anlattıkları veya söyledikleri arasında hala anlamakta çok zorlandığım bir sürü husus var ama zaman içinde bu belirsizliklerin bir kısmı ortadan kalktı zihnimde. Ra-Kasyopya kozmolojisinin sağladığı bilgi ve ipuçları da karanlık veya çelişkili gibi görünen bazı hususları daha iyi anlamama yardımcı oluyor. Tersi de geçerli, yani Maharaj'ın bazı anlattıkları, Ra-Kasyopya bilgilerinde benim açımdan eksik veya karanlıkta kalan bazı hususlara ışık tutabiliyor.

Önümüzdeki zamanlarda imkan bulduğumda Mahraj'ın yazdığı veya Maharaj'ın sohbetlerinden alıntı yapılarak yazılmış kitapları inceleyerek Maharaj'ın mesajını daha iyi anlamaya çalışacağım.

Gördüğün gibi Kasyopya forumda da Maharaj'a dikkat çekmeye çalışıyorum son zamanlarda. Çok belirgin bir olumlu veya olumsuz tepki yok ama bazı alıntıları beğenenler oluyor. Maharaj dünya olaylarına çok önem vermiyor, "benlik" konusu üzerinde yoğunlaşıyor. Kasyopya forum benlik konusu da dahil olmak üzere farklı boyutlar ve dünyada olan bitenler hakkında çok geniş bir bilgi sahasıyla ilgileniyor. Bu bakımdan Maharaj'ın onlara her bakımdan hitap etmesi mümkün değil, hatta bazı açılardan çok ters de gelebilir ama "Benlik" (Ben kimim/neyim) konusunda Ra-Kasyopya kozmolojisinde verilen bilgi ve ipuçlarını derinlemesine anlamak için Maharaj'dan yararlanmanın harika bir fikir olduğuna inanıyorum.

"Work on Self" ("kendi üzerinde çalışma" veya "benlik üzerinde çalışma") konusunda Maharaj'dan alınabilecek müthiş bilgiler, ilhamlar var.

Senin de K forumda yazmana sevindim ve sanıyorum ki İngilizceni epeyce ilerlettin :)

Bu arada Ben O'yum kitabının İngilizce orijinali olan "I am That"in içeriğini sesli olarak okuyup kaydeden  Philip Evan Cowlishaw adlı şahsın aşağıda linkini verdiğim videolarını dinlemeni tavsiye ederim. Kitabı normalde olduğu gibi tamamen soru-cevap şeklinde okumamış da, tüm diyaloglarda Maharaj'ın mesajlarını alıp onları okumuş (nadiren soruları da alıntılamış):

https://www.youtube.com/watch?v=wfePbMu-kc4&list=PLAAylOpDoMSLaTI_yp8vl0rQ5AvUwxoH8



Bu güzel yorumların için teşekkürler dostum. Kasyopya forumda tamamen çeviri kullanarak yazabiliyorum. Arada eşim düzeltme yapıyor.
Maharaji dönüp dönüp bende okuyorum. Hatta o kadar bana hitap ediyorki, bazen ara vermek zorunda kalıyorum. Gündelik hayatımdan ve sorumluluklarımdan alıkoyuyor beni. Zira önemli sandığım o kadar çok şey önemini yitiriyor ki....
Benim kendi adıma sorunum bu oluyor dostum, yani Maharaj muhteşem aydınlatıcı. Gerçekten aydinlanan biri için neredeyse sıfır çaba, çünkü zaten olduğun şeye dikkat çekiyor. Fakat  " O" öyle bir frekans ki, hem orada kalıp hemde gündelik hayata odaklanmak zor oluyor. Ben henüz bu dengeye ulaşamadım. Maharajda en çok saygı duyduğum şeylerden biri bu işte, hiç bir gündelik sorumluluktan kaçmadan, hatta insanlara hizmet ederek "O" frekansda kalabiliyor. Hem çok sıradan hemde sıradışı.
Bu nedenle ara vere vere Maharaj eğitimine devam ediyorum diyebilirim.
Zira şuan yaşadığın hayatın ve olduğun kişinin sorunlarından ve sorumluluklarindan kaçmak yada etrafından dolaşmakta bir nevi kh aslında. Ve ruh buna da izin vermiyor. Maharajin anlatımıla, medidatif bir durumda ozdesik olduğum her şeyin ötesinde, projeksiyonun kaynağında olmayı denedim bir ara... Gerçekten güzeldi ama şu anki hayatıma olan ilgim gittikçe azaldı ve ertesinde günlerce süren baş ağrıları yaşadım. Kaynağa doğru bir genişleme elbette muhteşem, ama ruhsal anlaşmalara sadık bir şekilde, koşmadan.
Kasyopya forumda bunları dile getirmek önemli bir katkı diye düşünüyorum. Benimde daha önce küçük alıntılarim oldu Maharajdan. Bence orada da kaynağa yönelik atıflar gittikçe artabilir. Zaten senin de vurguladigin gibi, hem celseler hem de ra da anlatılan başka bir şey yok aslında. Hatta Bedri ruhselmanin ilahi nizam ve kainat bile aynı şeyi anlatıyor. Sadece gerçekten duyabilecekler çok ama çok az. Kaba maddi dünya ortasında uyanmak kolay değil. Nice badireler atlatmak her yaşamda adım adım olmak gerekiyor daldaki meyve gibi. İşte sevgili dostum, içimizdeki dinmeyen hasret, zaten bir zamanlar ta kendisi olduğumuz ve şimdi ayrı düştük sandığımız o sonsuz yuvayadır. Sevgiyle erimek ve yok olmak için. Hiçlik bu şekilde seçildiğinde belki, daha çok özü oluyor insan.
 

bozadi

Alıntı yapılan: beyrutkapı - 02 Kasım 2024, 15:16:36 Maharaji dönüp dönüp bende okuyorum. Hatta o kadar bana hitap ediyorki, bazen ara vermek zorunda kalıyorum. Gündelik hayatımdan ve sorumluluklarımdan alıkoyuyor beni. Zira önemli sandığım o kadar çok şey önemini yitiriyor ki....
Benim kendi adıma sorunum bu oluyor dostum, yani Maharaj muhteşem aydınlatıcı. Gerçekten aydinlanan biri için neredeyse sıfır çaba, çünkü zaten olduğun şeye dikkat çekiyor. Fakat  " O" öyle bir frekans ki, hem orada kalıp hemde gündelik hayata odaklanmak zor oluyor. Ben henüz bu dengeye ulaşamadım. Maharajda en çok saygı duyduğum şeylerden biri bu işte, hiç bir gündelik sorumluluktan kaçmadan, hatta insanlara hizmet ederek "O" frekansda kalabiliyor. Hem çok sıradan hemde sıradışı.
Bu nedenle ara vere vere Maharaj eğitimine devam ediyorum diyebilirim.
Zira şuan yaşadığın hayatın ve olduğun kişinin sorunlarından ve sorumluluklarindan kaçmak yada etrafından dolaşmakta bir nevi kh aslında. Ve ruh buna da izin vermiyor. Maharajin anlatımıla, medidatif bir durumda ozdesik olduğum her şeyin ötesinde, projeksiyonun kaynağında olmayı denedim bir ara... Gerçekten güzeldi ama şu anki hayatıma olan ilgim gittikçe azaldı ve ertesinde günlerce süren baş ağrıları yaşadım. Kaynağa doğru bir genişleme elbette muhteşem, ama ruhsal anlaşmalara sadık bir şekilde, koşmadan.
Evet, Maharaj'ın kendisi de dağ başında veya mağarada münzeviliği tavsiye eden biri değil zaten. Yani, "normal hayatınız neyse, nasılsa, geldiği gibi devam edin, sadece boş zamanlarınızda söylediklerim üzerinde düşünün" diyor. Ama aynen senin de belirttiğin gibi, o mesajlar / hatırlatmalar üzerinde düşünüp frekans değiştirince, bu sefer olağan hayatın dayattığı düşük frekanslar insana çok koyuyor. Ben bununla ilgili neredeyse düzenli sinir krizleri geçiriyorum diyebilirim :) Ama bu krizlerin en azından bazılarını yaşarken daha önce bakmadığım bazı açılardan bakıp bazı blokajlarımın farkına varıp küçük de olsa yeni ve doğru adımlar da atabiliyorum, nadiren de olsa. Maharaj'ın hatırlattığı realite ile alışık olduğumuz klasik realite arasında gidip gelmek çok yorucu, çok zorlayıcı olabiliyor.

beyrutkapı

Alıntı yapılan: bozadi - 02 Kasım 2024, 16:23:37
Alıntı yapılan: beyrutkapı - 02 Kasım 2024, 15:16:36 Maharaji dönüp dönüp bende okuyorum. Hatta o kadar bana hitap ediyorki, bazen ara vermek zorunda kalıyorum. Gündelik hayatımdan ve sorumluluklarımdan alıkoyuyor beni. Zira önemli sandığım o kadar çok şey önemini yitiriyor ki....
Benim kendi adıma sorunum bu oluyor dostum, yani Maharaj muhteşem aydınlatıcı. Gerçekten aydinlanan biri için neredeyse sıfır çaba, çünkü zaten olduğun şeye dikkat çekiyor. Fakat  " O" öyle bir frekans ki, hem orada kalıp hemde gündelik hayata odaklanmak zor oluyor. Ben henüz bu dengeye ulaşamadım. Maharajda en çok saygı duyduğum şeylerden biri bu işte, hiç bir gündelik sorumluluktan kaçmadan, hatta insanlara hizmet ederek "O" frekansda kalabiliyor. Hem çok sıradan hemde sıradışı.
Bu nedenle ara vere vere Maharaj eğitimine devam ediyorum diyebilirim.
Zira şuan yaşadığın hayatın ve olduğun kişinin sorunlarından ve sorumluluklarindan kaçmak yada etrafından dolaşmakta bir nevi kh aslında. Ve ruh buna da izin vermiyor. Maharajin anlatımıla, medidatif bir durumda ozdesik olduğum her şeyin ötesinde, projeksiyonun kaynağında olmayı denedim bir ara... Gerçekten güzeldi ama şu anki hayatıma olan ilgim gittikçe azaldı ve ertesinde günlerce süren baş ağrıları yaşadım. Kaynağa doğru bir genişleme elbette muhteşem, ama ruhsal anlaşmalara sadık bir şekilde, koşmadan.
Evet, Maharaj'ın kendisi de dağ başında veya mağarada münzeviliği tavsiye eden biri değil zaten. Yani, "normal hayatınız neyse, nasılsa, geldiği gibi devam edin, sadece boş zamanlarınızda söylediklerim üzerinde düşünün" diyor. Ama aynen senin de belirttiğin gibi, o mesajlar / hatırlatmalar üzerinde düşünüp frekans değiştirince, bu sefer olağan hayatın dayattığı düşük frekanslar insana çok koyuyor. Ben bununla ilgili neredeyse düzenli sinir krizleri geçiriyorum diyebilirim :) Ama bu krizlerin en azından bazılarını yaşarken daha önce bakmadığım bazı açılardan bakıp bazı blokajlarımın farkına varıp küçük de olsa yeni ve doğru adımlar da atabiliyorum, nadiren de olsa. Maharaj'ın hatırlattığı realite ile alışık olduğumuz klasik realite arasında gidip gelmek çok yorucu, çok zorlayıcı olabiliyor.

Evet ve dahası Maharaj'ın yolu aynı zamanda şimdiki yaşama hatta usandırıcı yasam alışkanlıklarına doğru genişliyor. En önemsiz ayrıntılara bakarken bile ego yok dikkat edersen, hiçbir şeyi dışlamiyor
Bizim tasavvuf erbabınin "ölmeden ölmek" dediği şey sanırım bu. Mevlana'nin tabiri ile "kıyısız deniz"

Bu arada kasyopya forumdan biri sormuş Maharaj'ı bilebildigimce cevaplamaya çalıştım.


https://youtu.be/IIku9ZuH_1g?si=5hFUDHX_N_WLGP0A