16 Eylül 2017

Başlatan bozadi, 19 Eylül 2017, 22:50:27

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bigsenfoni

#15
Belki de heyecandan dolayi farketmeden ellerini biryerlere sürtüp kestirmisindir,ve kalcandaki durum da asagj yukari böyle olmustur.Yada bir ufo kazasina sahit oldugun icin sana bir iki birseyler uyguladilar.

Celselerin gercekligine inanilmasi biraz da kisinin bilgi bankasina ve bilgiyi özümsemesine bağli,aklin yatarsa (düsünde matrisindeki diger bilgikerle doğru kaynastirilmasi)inanirsin yatmazsa(yanlis bilgi ve puzilda eksik parcalar)ve inanmazsin,aslinda burada önemli olan "öz"ü/ruhu genisletmek/yükseltmek ki yükseldikce daha cok seyler görülebiliniyor.Kisilik bölünmeleri genelde kör inaclardan,yanlis bilgilerin üzerine yerlestirilmis/biriktirilmis bilgilerden meydana geliyor.

Birde birsey hakkinda bilgi sahibi olmak o seyi görebilmeyi sağlar,buna o seyi cekmekte dahil!evrenin isleyisi cok derin bir konu...

Usta katman katman gercekliklerin icinden gecerken kimseleri yargilamadan,takilip kalmadan bastigi topraklarda emin ve dikkatli adimlarla ufuğa dogru ilerlemelidir.Yatay olarak Kat edilen her boyutun bitisi diger bir boyutun baslangicidir.Özümsenen bilgi diger boyutun yüksekliğini tayin eder (görebilme kapasitesi;görebilinen düsünce boyuta girersin)varlik bu sekilde hem genisler hem yükselir.
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

gerçek tosun paşa

#16
Selam Arayış. Evine hoş geldin o halde. Geçmiş olsun. Yaşadıklarını paylaştığın için teşekkürler uzunluğuna hiç takılma.

Celseler bende de büyük merak uyandırmıştı ve sürekli okuyordum. Şu an aynı celseyi defalarca okumuş haldeyimdir. Okuduğunu anlayıp pekiştirebilmen ayrı ve uzun bir süreç olacaktır. Bu süreçten çokça zevk alacağını düşünüyorum.

Celseler hiç bir zaman %100 diyebileceğimiz saflıkta olmazlar evet. Bu ayrıca evrenin dengesiyle de ilgilidir. Bilgi tek kaynaktan dağıtılmaz ve beklenmemelidir. Bulunduğumuz boyut her üst boyutunun içerisinde olduğu için saf gerçeklik aynı zamanda heryerde. Tabi bu kavram yazıldığı kadar basit değil.
Dalganın geliş süresinin yakın olduğunu söylüyorlar bu konuda forumda tartışmalar da mevcut. Ama gerçekliği ve dalganın gelişini ardından sonrasını gezegende yaşayan insanların tutum ve eğilimleri temel hatlarla belirleyecek bu zamanın linear hatlarla tek bir düzlemde ilerlememesiyle alakalı bir kavram.

Kasyopyalılar başka iletişimde oldukları varlıklar hakkında bilgiyi özgür irade gereğince açıkça vermezler. Bu konuyu özel olarak gizlemelerine dair bir hisse kapılmadım. Çok çeşitli yollarla bilgi paylaşımını bir çok boyuttan varlık çeşitli kanallarla veriyor ve verecek evet bunu kendileri de söylediler zaten.

Yaşadığın olay gerçekten enteresan ama ne gördüğünü ve hissettiğini kendin bulmalısın onun dışında bigsenfoninin dediklerine katılıyorum.

bozadi

#17
Sevgili Arayis, ben de birkaç görüşümü paylaşayım dile getirdiğin hususlarla ilgili olarak:

Bulunduğumuz boyutta ve tüm boyutlarda gerçeklik elbette vardır ama 3. boyut, Ra'da daha uzun anlatılan "perdeleme" denen bir mesele yüzünden evrensel gerçekliklerin belki de en çok karanlıkta kaldığı boyut gibi görünüyor. Bu perdeleme olayının bence temel anlamlarından biri, buradaki varlıkların BH-KH arasındaki seçim iradelerinin tamamen özgür koşullarda gerçekleşmesi anladığım kadarıyla. Evrensel gerçekler tamamen çıplak bir şekilde görülebiliyor olsaydı, o zaman KH'yi seçme imkanı sıfıra yakın olurdu diye düşünüyorum. BH otomatik ve adeta "bedavaya" seçilirdi, yeterince mücadelesi verilmezdi, yeterince "istendiği" ve "hak edildiği" anlaşılamazdı.

Bir de, 3. yoğunluk öğrencilerinin zihin yapıları, bilgi sınırlılıkları, egoları vs. gibi nedenlerle bilincin çarpıtılması, dumura uğratılması çok mümkün hale geliyor. BH-KH güçleri arasında bazı mücadeleler var. KH güçleri egemen olmak için çok ciddi müdahalelerde bulunuyorlar insanların hayatları ve akılları üzerinde. Tüm bu faktörler nedeniyle içinde bulunduğumuz boyutta sabit, istikrarlı bir bilinç durumunu muhafaza etmek çok zorlaşıyor. İşte celselerde "çalışma" (work) denen şey, bu kadar belirsizliğe, kaosa, travmaya rağmen istikrarlı bir bilinç durumunu besleyip muhafaza etmek ve güçlendirmek üzere mücadele etmek anlamına geliyor. 4'e mezun olup bu bataklıktan kurtulmanın yolu bu gibi görünüyor. 3. boyut ille "bataklık" olarak deneyimlenmek zorunda değil, insanlığın kendi hikayesinde KH'leşmesi, yani egosunun güçlenmesi ve böylece daha büyük egoların kurbanı haline gelmesi meselesi bataklık haline getirdi deneyimimizi. Işığa, selamete doğru ilerlemek istesek bile, egosal arzu ve korkular ve bilgi yetersizlikleri nedeniyle kolayca arzu ve korkulara ve aldatmalara kapılıp yoldan çıkabiliyor veya uzaklaşabiliyoruz. İşte "çalışma" ve "ağ çalışması" kavramları, insanların bu egosal arzu ve korku bataklığından kurtulmak üzere işbirliği yapmasına göndermede bulunuyor.

Celselerde çok fazla bilgi (veya "iddia" da diyebiliriz) yükü var. Her bilginin herkese hitap etmesi mümkün değil. Hangisinin ne ölçüde doğru olduğunun bilinmemesi bile özgür irade açısından bir fayda sağlıyor. Herkes olaya kendisine hitap eden bir bilgi veya bilgi dizisi üzerinden konsantre olabiliyor. Eğilim yeterince pozitif olduktan sonra, celselerden veya başka bilgi kaynaklarından edinilen bilgiler arasındaki uyuşmazlıkların çok sorun yaratacağını sanmıyorum veya yaratmak zorunda değil. Ama elbette az-çok uyumlu bilgilere sahip insanlar arasında işbirliği gelişmesi genelde daha kolay oluyor.

"Dalga" belirli bir tarihi ifade etmiyor tahmin edebileceğin gibi. Geniş bir tarih aralığını ifade ediyor ve şu anda o sürecin, yani dalganın bizzat içindeyiz. Yani dalga geldi zaten ama en kuvvetli yerinden, yani örneğin ortasından geçtiğimizi sanmıyorum, daha başlarındayız. Bu 4. yoğunluk dalgası sürecinin ne kadar süreceğini bilmiyoruz ama ben bunun yüzyıllar süreceğini hiç sanmıyorum. Çok daha kısa süre içinde tamamlanacağını tahmin ediyorum çünkü örneğin Laura'ların 4. yoğunluğa geçiş süreci içinde bir misyonu olacağı söylendi. Yani örneğin Laura'nın ortalama kalan ömür süresi içinde olacak bu bence. Zaten gelişen olaylar bunu gösterecektir. Dünyadaki siyasi güç mücadelelerinin ve aynı zamanda doğal afet olayların çok hızlı ve ilginç bir şekilde tırmandığına şahitlik ediyoruz. Tüm bunlar "dalganın" etkisiyle meydana geliyor. Hep birlikte olağanüstü bir sürece şahitlik ediyoruz ve bizi çok ama çok daha ilginç zamanların beklediğinden şüphe duymuyorum. Ama aynı zamanda tüm bu olup bitene yeterince yüksekten veya derinden bakılacak olursa, evrenin sonsuzluğu içinde toplu iğne başı kadar bile büyük olmayan bir küre üzerinde küçücük, kısacık ve bambasit bir doğal süreç olarak da görülebilir durum. Ne kadar çok açıdan bakılabilirse, o kadar zengin bir deneyim olur sanırım.

K'lar başka kaynakların çok sık ve yoğun bir şekilde gündeme getirilmesini pek desteklemiyorlar, çünkü gündeme getirilebilecek kaynakların çoğu epeyce sorunlu. O yüzden, sürekli olarak "şu kötü, bu bozuk, şu çok az isabetli, şu şu kadar sapmış" diye sürekli olarak "yargılamaları" gerekecek ve bu da alıcı tarafta benzer bir yargılayıcı ego tırmanışına neden olabilir. Yargılama ille KH/egosal olmak zorunda değildir. Doğru, isabetli ve vicdansız olmadığı sürece yargılama (şu şudur, bu budur demek) egosal olmak zorunda değildir ama sürekli olarak birşeylerin doğruluğu ve yanlışlığı veya uygunluğu/uygunsuzluğu hakkında yorumda bulunmak, egoya doğru kayış eğilimi meydana getirebilir (ki ben bu sorunu kendimde gözlemliyorum zaman zaman). Şunu da belirtmek gerekir ki K'ların oldukça olumlu şekillerde göndermede bulunduğu pek çok kaynak, yazar, isim vs. de oldu (bazılarını hiç sorulmadığı halde kendileri gündeme getirdiler diye hatırlıyorum). Yani K'lar farklı bilgi kaynaklarına her zaman soğuk veya olumsuz bir tavır sergilemediler ve hatta kendileri dahil hiçbir bilgi kaynağına "tek gerçeklik" olarak yaklaşılmaması gerektiği konusunda uyarıda bulundular. Her türlü kaynağın araştırılıp içerdikleri bilgilerin bir yapboz gibi birleştirilmesi gerektiğini savundular.

Yaşadığın esrarengiz olayla ilgili yapıtığın açıklamalara bakarak bunun bir UFO'yla karşılaşma ve kaçırılma deneyimi olduğundan şüphe duymuyorum kendi adıma. Herkes kaçırılabilir, yapılan müdahalelerin ve bilinç programlama çabalarının şu veya bu ölçüde başarısı olabilir. Bu biraz da kaçırılanın kendi bilinç ve ruhsal eğilim durumuna, ilgili dönemdeki deneyim durumuna bağlı biraz da. Bizimle ilgilenen veya uğraşayan KH eğilimli dünyadışı varlıklar bilinç düzeyi ve teknoloji bakımından bizden ne kadar üstte olurlarsa olsunlar, evrenin/hayatın/varlığın sahibi değiller sonuçta. Evet, onlar da hayatın ve tanrının birer parçası ama seçtikleri yol onları yok oluşa sürüklüyor. O yüzden gözleri dönmüş bir şekilde sonsuz güç arayışı içinde çevrelerindeki herkesi ve herşeyi kontrolleri altına almak için çaba gösteriyorlar ama bunda mutlak ve kalıcı bir başarı elde etmeleri mümkün değil. Senin veya herhangi birimizin üzerinde büyük bir kontrol gücüne sahip olabilmeleri için bizim de onlara benzememiz, onların frekanslarına yaklaşmamız, yani bir bakıma onlara asimile olmamız gerekir. Yani onlar gibi evrenden, herkesten, herşeyden nefret etmemiz, tüm varoluşa karşı korkunç bir sevgisizlik, nefret ve yok etme eğilimi duymamız gerekir. O yüzden yaşam koşullarımızda mümkün olduğu kadar nefreti, kaosu, işkenceyi artırmaya gayret ediyorlar. Çünkü doğal olarak 3. yoğunluktaki insanların çoğu bilinç açısından çok toydur, cahildir, çocuktur, o yüzden de yaşam ortamlarındaki deneyimleri onları belirler. Yaşam ortamlarında ne görüyor, ne yaşıyorlarsa, tüm evrene, tüm varoluşa karşı bakış açıları da buna göre şekillenir. Hayatımızda aldatmanın, işkencenin, sömürünün bu kadar fazla olması nedeniyle, insanların çoğu da evreni/hayatı/varoluşu güvensiz, aldatıcı, işkence edici olarak görür ve dolayısıyla da varoluşa karşı güvensizlik ve öfkeleri bilinçaltından artış gösterir. Bu, dünyadaki ve dünya dışındaki KH güçlerinin "çocukları" (çocuksu/yeniyetme ruhları) asimile etme sürecidir. "Çalışma" denen şey biraz da bununla, yani KH asimilasyonuyla mücadele etme sürecidir ve adeta akıntının tersine yüzüş ve hatta şelaleye tırmanan balıkların mücadelesi gibi birşeydir bu koşullarda. Evrensel bilgi ve farkındalık arttıkça bu mücadelenin zorluğu azalır.

Arayis

#18
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bigsenfoni

Belki de heyecandan dolayi farketmeden ellerini biryerlere sürtüp kestirmisindir,ve kalcandaki durum da asagj yukari böyle olmustur.Yada bir ufo kazasina sahit oldugun icin sana bir iki birseyler uyguladilar.

Celselerin gercekligine inanilmasi biraz da kisinin bilgi bankasina ve bilgiyi özümsemesine bağli,aklin yatarsa (düsünde matrisindeki diger bilgikerle doğru kaynastirilmasi)inanirsin yatmazsa(yanlis bilgi ve puzilda eksik parcalar)ve inanmazsin,aslinda burada önemli olan "öz"ü/ruhu genisletmek/yükseltmek ki yükseldikce daha cok seyler görülebiliniyor.Kisilik bölünmeleri genelde kör inaclardan,yanlis bilgilerin üzerine yerlestirilmis/biriktirilmis bilgilerden meydana geliyor.

Birde birsey hakkinda bilgi sahibi olmak o seyi görebilmeyi sağlar,buna o seyi cekmekte dahil!evrenin isleyisi cok derin bir konu...

Usta katman katman gercekliklerin icinden gecerken kimseleri yargilamadan,takilip kalmadan bastigi topraklarda emin ve dikkatli adimlarla ufuğa dogru ilerlemelidir.Yatay olarak Kat edilen her boyutun bitisi diger bir boyutun baslangicidir.Özümsenen bilgi diger boyutun yüksekliğini tayin eder (görebilme kapasitesi;görebilinen düsünce boyuta girersin)varlik bu sekilde hem genisler hem yükselir.


Aynen bigsenfoni büyük ihtimalle göktaşını görünce çok yakın gibi geldi heyecanlandım ondan oldu bende böyle düşünüyordumda sizden de duymak istedim. Gördüğüm şey büyük ihtimalle göktaşıydı yakında oldugundan çok parlak göründü onun heyecanıyla dediğin büyük ihtimal doğru bir yerlere sürttüm elimi zaten dikkatsiz biriyimdir kendime şaşırıyorum bazen bu şekilde nası çalışıyorum denizde diye :D ama bırakıcam inşallah dua edin :)

Celselerin gerçekliğine dediklerine katılıyorum. Şöyle bişey de var mesela kesin gerçeklik belirten şeyler isim-zaman gibi bunların bazılarını kontrol de etmişler sanırım ve teyit almıslar. diğer geniş çaplı konularda zaten çoğu şeyi insanın kendisine bırakıyorlar bu da senin dediğin şeye çıkıyor

Psikolojik sorunlarım çok herkes gibi kendi kendimi düzeltirim diye uğraşıyorum epeydir. Düzgün bi insan olmak için en azından çaba sarfedersem bunun karşılığında bişeylerin farkına varıp huzurlu bir insan olurum diye düşünmek istiyorum. Bahsettiğin ilerleyiş olmadan bunların olması mümkün değil gibi gözüküyor. Mücadeleyi bırakmamak lazım sanırım
 

Arayis

#19
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen gerçek tosun paşa

Selam Arayış. Evine hoş geldin o halde. Geçmiş olsun. Yaşadıklarını paylaştığın için teşekkürler uzunluğuna hiç takılma.

Celseler bende de büyük merak uyandırmıştı ve sürekli okuyordum. Şu an aynı celseyi defalarca okumuş haldeyimdir. Okuduğunu anlayıp pekiştirebilmen ayrı ve uzun bir süreç olacaktır. Bu süreçten çokça zevk alacağını düşünüyorum.

Celseler hiç bir zaman %100 diyebileceğimiz saflıkta olmazlar evet. Bu ayrıca evrenin dengesiyle de ilgilidir. Bilgi tek kaynaktan dağıtılmaz ve beklenmemelidir. Bulunduğumuz boyut her üst boyutunun içerisinde olduğu için saf gerçeklik aynı zamanda heryerde. Tabi bu kavram yazıldığı kadar basit değil.
Dalganın geliş süresinin yakın olduğunu söylüyorlar bu konuda forumda tartışmalar da mevcut. Ama gerçekliği ve dalganın gelişini ardından sonrasını gezegende yaşayan insanların tutum ve eğilimleri temel hatlarla belirleyecek bu zamanın linear hatlarla tek bir düzlemde ilerlememesiyle alakalı bir kavram.

Kasyopyalılar başka iletişimde oldukları varlıklar hakkında bilgiyi özgür irade gereğince açıkça vermezler. Bu konuyu özel olarak gizlemelerine dair bir hisse kapılmadım. Çok çeşitli yollarla bilgi paylaşımını bir çok boyuttan varlık çeşitli kanallarla veriyor ve verecek evet bunu kendileri de söylediler zaten.

Yaşadığın olay gerçekten enteresan ama ne gördüğünü ve hissettiğini kendin bulmalısın onun dışında bigsenfoninin dediklerine katılıyorum.


Hoşbulduk gerçek tosun paşa (her okudugumda gülüyorum bu niki ;D )
Bu dalga, yoğunluklar ve mesela 4.yoğunlukla ilgili bilgiler vs insanı heyecanlandırıyor gerçekten. Bu konuyla ilgili sormamın sebebide bu durumun heyecan verici olması galiba ve bilgileri özümsemek kadar güzel olan bişey varsa o da özümsenmiş bilgileri hazır almak :D o yüzden soruyorum ve alıyorum istediğimide teşekkür ederim

kasyopyalılar, playdesliler vs tüm 6.yoğunluk kanal bilgilerini verenlerin aynı varlıklar oldugunu söylemişlerdi yanlıs hatırlamıyorsam. bu durum da bütün bu kanallama yapanların ortak calısması gerekmiyor mu ya da bu varlıkların bunu yapması daha mantıklı olmazmıydı diye düşünüyor insan ama tabiki bun da da anlayamadığım birsey vardır mutlaka
 

Arayis

#20
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Sevgili Arayis, ben de birkaç görüşümü paylaşayım dile getirdiğin hususlarla ilgili olarak:

Bulunduğumuz boyutta ve tüm boyutlarda gerçeklik elbette vardır ama 3. boyut, Ra'da daha uzun anlatılan "perdeleme" denen bir mesele yüzünden evrensel gerçekliklerin belki de en çok karanlıkta kaldığı boyut gibi görünüyor. Bu perdeleme olayının bence temel anlamlarından biri, buradaki varlıkların BH-KH arasındaki seçim iradelerinin tamamen özgür koşullarda gerçekleşmesi anladığım kadarıyla. Evrensel gerçekler tamamen çıplak bir şekilde görülebiliyor olsaydı, o zaman KH'yi seçme imkanı sıfıra yakın olurdu diye düşünüyorum. BH otomatik ve adeta "bedavaya" seçilirdi, yeterince mücadelesi verilmezdi, yeterince "istendiği" ve "hak edildiği" anlaşılamazdı.

Bir de, 3. yoğunluk öğrencilerinin zihin yapıları, bilgi sınırlılıkları, egoları vs. gibi nedenlerle bilincin çarpıtılması, dumura uğratılması çok mümkün hale geliyor. BH-KH güçleri arasında bazı mücadeleler var. KH güçleri egemen olmak için çok ciddi müdahalelerde bulunuyorlar insanların hayatları ve akılları üzerinde. Tüm bu faktörler nedeniyle içinde bulunduğumuz boyutta sabit, istikrarlı bir bilinç durumunu muhafaza etmek çok zorlaşıyor. İşte celselerde "çalışma" (work) denen şey, bu kadar belirsizliğe, kaosa, travmaya rağmen istikrarlı bir bilinç durumunu besleyip muhafaza etmek ve güçlendirmek üzere mücadele etmek anlamına geliyor. 4'e mezun olup bu bataklıktan kurtulmanın yolu bu gibi görünüyor. 3. boyut ille "bataklık" olarak deneyimlenmek zorunda değil, insanlığın kendi hikayesinde KH'leşmesi, yani egosunun güçlenmesi ve böylece daha büyük egoların kurbanı haline gelmesi meselesi bataklık haline getirdi deneyimimizi. Işığa, selamete doğru ilerlemek istesek bile, egosal arzu ve korkular ve bilgi yetersizlikleri nedeniyle kolayca arzu ve korkulara ve aldatmalara kapılıp yoldan çıkabiliyor veya uzaklaşabiliyoruz. İşte "çalışma" ve "ağ çalışması" kavramları, insanların bu egosal arzu ve korku bataklığından kurtulmak üzere işbirliği yapmasına göndermede bulunuyor.

Celselerde çok fazla bilgi (veya "iddia" da diyebiliriz) yükü var. Her bilginin herkese hitap etmesi mümkün değil. Hangisinin ne ölçüde doğru olduğunun bilinmemesi bile özgür irade açısından bir fayda sağlıyor. Herkes olaya kendisine hitap eden bir bilgi veya bilgi dizisi üzerinden konsantre olabiliyor. Eğilim yeterince pozitif olduktan sonra, celselerden veya başka bilgi kaynaklarından edinilen bilgiler arasındaki uyuşmazlıkların çok sorun yaratacağını sanmıyorum veya yaratmak zorunda değil. Ama elbette az-çok uyumlu bilgilere sahip insanlar arasında işbirliği gelişmesi genelde daha kolay oluyor.

"Dalga" belirli bir tarihi ifade etmiyor tahmin edebileceğin gibi. Geniş bir tarih aralığını ifade ediyor ve şu anda o sürecin, yani dalganın bizzat içindeyiz. Yani dalga geldi zaten ama en kuvvetli yerinden, yani örneğin ortasından geçtiğimizi sanmıyorum, daha başlarındayız. Bu 4. yoğunluk dalgası sürecinin ne kadar süreceğini bilmiyoruz ama ben bunun yüzyıllar süreceğini hiç sanmıyorum. Çok daha kısa süre içinde tamamlanacağını tahmin ediyorum çünkü örneğin Laura'ların 4. yoğunluğa geçiş süreci içinde bir misyonu olacağı söylendi. Yani örneğin Laura'nın ortalama kalan ömür süresi içinde olacak bu bence. Zaten gelişen olaylar bunu gösterecektir. Dünyadaki siyasi güç mücadelelerinin ve aynı zamanda doğal afet olayların çok hızlı ve ilginç bir şekilde tırmandığına şahitlik ediyoruz. Tüm bunlar "dalganın" etkisiyle meydana geliyor. Hep birlikte olağanüstü bir sürece şahitlik ediyoruz ve bizi çok ama çok daha ilginç zamanların beklediğinden şüphe duymuyorum. Ama aynı zamanda tüm bu olup bitene yeterince yüksekten veya derinden bakılacak olursa, evrenin sonsuzluğu içinde toplu iğne başı kadar bile büyük olmayan bir küre üzerinde küçücük, kısacık ve bambasit bir doğal süreç olarak da görülebilir durum. Ne kadar çok açıdan bakılabilirse, o kadar zengin bir deneyim olur sanırım.

K'lar başka kaynakların çok sık ve yoğun bir şekilde gündeme getirilmesini pek desteklemiyorlar, çünkü gündeme getirilebilecek kaynakların çoğu epeyce sorunlu. O yüzden, sürekli olarak "şu kötü, bu bozuk, şu çok az isabetli, şu şu kadar sapmış" diye sürekli olarak "yargılamaları" gerekecek ve bu da alıcı tarafta benzer bir yargılayıcı ego tırmanışına neden olabilir. Yargılama ille KH/egosal olmak zorunda değildir. Doğru, isabetli ve vicdansız olmadığı sürece yargılama (şu şudur, bu budur demek) egosal olmak zorunda değildir ama sürekli olarak birşeylerin doğruluğu ve yanlışlığı veya uygunluğu/uygunsuzluğu hakkında yorumda bulunmak, egoya doğru kayış eğilimi meydana getirebilir (ki ben bu sorunu kendimde gözlemliyorum zaman zaman). Şunu da belirtmek gerekir ki K'ların oldukça olumlu şekillerde göndermede bulunduğu pek çok kaynak, yazar, isim vs. de oldu (bazılarını hiç sorulmadığı halde kendileri gündeme getirdiler diye hatırlıyorum). Yani K'lar farklı bilgi kaynaklarına her zaman soğuk veya olumsuz bir tavır sergilemediler ve hatta kendileri dahil hiçbir bilgi kaynağına "tek gerçeklik" olarak yaklaşılmaması gerektiği konusunda uyarıda bulundular. Her türlü kaynağın araştırılıp içerdikleri bilgilerin bir yapboz gibi birleştirilmesi gerektiğini savundular.

Yaşadığın esrarengiz olayla ilgili yapıtığın açıklamalara bakarak bunun bir UFO'yla karşılaşma ve kaçırılma deneyimi olduğundan şüphe duymuyorum kendi adıma. Herkes kaçırılabilir, yapılan müdahalelerin ve bilinç programlama çabalarının şu veya bu ölçüde başarısı olabilir. Bu biraz da kaçırılanın kendi bilinç ve ruhsal eğilim durumuna, ilgili dönemdeki deneyim durumuna bağlı biraz da. Bizimle ilgilenen veya uğraşayan KH eğilimli dünyadışı varlıklar bilinç düzeyi ve teknoloji bakımından bizden ne kadar üstte olurlarsa olsunlar, evrenin/hayatın/varlığın sahibi değiller sonuçta. Evet, onlar da hayatın ve tanrının birer parçası ama seçtikleri yol onları yok oluşa sürüklüyor. O yüzden gözleri dönmüş bir şekilde sonsuz güç arayışı içinde çevrelerindeki herkesi ve herşeyi kontrolleri altına almak için çaba gösteriyorlar ama bunda mutlak ve kalıcı bir başarı elde etmeleri mümkün değil. Senin veya herhangi birimizin üzerinde büyük bir kontrol gücüne sahip olabilmeleri için bizim de onlara benzememiz, onların frekanslarına yaklaşmamız, yani bir bakıma onlara asimile olmamız gerekir. Yani onlar gibi evrenden, herkesten, herşeyden nefret etmemiz, tüm varoluşa karşı korkunç bir sevgisizlik, nefret ve yok etme eğilimi duymamız gerekir. O yüzden yaşam koşullarımızda mümkün olduğu kadar nefreti, kaosu, işkenceyi artırmaya gayret ediyorlar. Çünkü doğal olarak 3. yoğunluktaki insanların çoğu bilinç açısından çok toydur, cahildir, çocuktur, o yüzden de yaşam ortamlarındaki deneyimleri onları belirler. Yaşam ortamlarında ne görüyor, ne yaşıyorlarsa, tüm evrene, tüm varoluşa karşı bakış açıları da buna göre şekillenir. Hayatımızda aldatmanın, işkencenin, sömürünün bu kadar fazla olması nedeniyle, insanların çoğu da evreni/hayatı/varoluşu güvensiz, aldatıcı, işkence edici olarak görür ve dolayısıyla da varoluşa karşı güvensizlik ve öfkeleri bilinçaltından artış gösterir. Bu, dünyadaki ve dünya dışındaki KH güçlerinin "çocukları" (çocuksu/yeniyetme ruhları) asimile etme sürecidir. "Çalışma" denen şey biraz da bununla, yani KH asimilasyonuyla mücadele etme sürecidir ve adeta akıntının tersine yüzüş ve hatta şelaleye tırmanan balıkların mücadelesi gibi birşeydir bu koşullarda. Evrensel bilgi ve farkındalık arttıkça bu mücadelenin zorluğu azalır.


Yorumların için saol bozadi

Kutsal metinlerin bildirdiği imtihan meselesi kendisini gene doğruluyor o zaman.

Normalde bu konuları konustugum gerçekte bir arkadaşım bile yok. En yakın arkadaşımla bile bunların konusunu bile açmıyoruz. Bunu yapmak için aynı düşünce çizgisinde bulunmak gerekiyor heralde ve bu düşüncelerin paylaşılması. Burası bu ağ çalışması yapılan yerlerden biri diyebiliriz.

"K'lar başka kaynakların çok sık ve yoğun bir şekilde gündeme getirilmesini pek desteklemiyorlar, çünkü gündeme getirilebilecek kaynakların çoğu epeyce sorunlu. O yüzden, sürekli olarak "şu kötü, bu bozuk, şu çok az isabetli, şu şu kadar sapmış" diye sürekli olarak "yargılamaları" gerekecek ve bu da alıcı tarafta benzer bir yargılayıcı ego tırmanışına neden olabilir." bunu hiç düşünmemiştim gerçekten bu aklıma yattı. O zaman bu varlıklar her söylediklerini çok ince elekten geçirerek söylüyolar diyebiliriz

"("Çalışma" denen şey biraz da bununla, yani KH asimilasyonuyla mücadele etme sürecidir ve adeta akıntının tersine yüzüş ve hatta şelaleye tırmanan balıkların mücadelesi gibi birşeydir bu koşullarda. Evrensel bilgi ve farkındalık arttıkça bu mücadelenin zorluğu azalır.)"
Katılmamak mümkün değil şu cümleye. İnsan hayatı boyunca defalarca pes ediyor ve defalarca tekrar baslıyor. Bunu sağlayan şey bu tanımladıgın sey olsa gerek
 

bozadi

#21
K forumda yeni bir celse yayınlandığını haber verdi bir arkadaşım sağolsun. Yarın gün içinde çok meşgul olacağım muhtemelen ama akşama doğru çevirisine başlayıp 10-11 gibi paylaşmış olurum diye umuyorum.

gerçek tosun paşa

#22
şimdiden kolay gelsin bozadi, tam göz atıyordum ben de :)

Gavroche

kolay gelsin, merakla bekliyorum.