Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

12 Temmuz 2014

Başlatan bozadi, 15 Temmuz 2014, 02:34:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

beyrutkapı

#15
eğer yanlış hatırlıyorsam biri düzeltsin; ra bilgilerinin doğruluk oranı yüzde 63 idi. sevgili maiterya, ra' dan yaptığın alıntıların son celseyle örtüşen yanları olmakla birlikte sanırım burada da temel mesele celseye katılanların kendi inançları. isa'nın batı kültüründeki yeri ve neredeyse bir tabu olan varlığı düşünüldüğünde, isanın sezar olabileceği ile ilgili bir fikir katılımcıların inançları ve dolayısıyla özgür iradelerinin ihlali anlamına gelebilirdi ki, celsede de bu konu özellikle vurgulandığı için nedenlerden biri olabilir pekala.
bunun yanında ra bilgilerinde medyumun kendini negatif etkiden koruyabilmek için her seferinde şunu aklından geçirdiğini hatırlıyorum; ''isa adına gelmeyen hiçbir varlığın hizmetini kabul etmiyorum'' böyle bakınca isa ismi çevresindeki tüm söylencelerin ve inançların kişilerin kendi dünyasında ne kadar önemli olduğu anlaşılabilir oluyor. ayrıca başkalarına hizmetin şöyle bir yöntemi var; kişilere kaldırabilecekleri kadar bilgiyi vermek çok önemli. yine özgür iradeyi çiğnememek adına, hiç kimsenin dünyasında bir yıkım yaratmadan, hazır olduğu kadarını vermek çok önemli. celselerde kasyopyalıların hep söylediği bir şey var; ''neye inanıyorsan gerçek odur.''
sanırım bize çelişki yada bozulmuş gerçek olarak görünen tüm bunları arkasında bu var; mesele bizim, kendimizin objektif realitiye ne kadar hazır olduğumuz. ihtiyacı kadarını vermek yada bazen vermemek sevginin önemli bir tezahürü. bulunduğumuz yerden baktığımız için henüz ötesini göremiyoruz belki. serüvenin başındayız; değiştirecek, öğrenecek çok şeyimiz ve gidecek uzun bir yolumuz var.
 

Alemtac

#16
bence; insandaki en büyük güç inançtır.İnanırsak yapamayacağımız şey yoktur. Aynı zamanda insanın en zayıf yönü inancıdır. İnancımız için yapmayacağımız şey yoktur :)
 

Tgur

#17
Sayın beyrutkapı dostum,
Muhakeme gücünüze ve konuları anlayış ve anlatış şeklinize hayran kaldım

Güzellikleri belirtip ortaya çıkarmak, varoluşun sevgi ortak bazını devreye sokmaktır.


Tgur

#18
Devam ediyorum,
"bunun yanında ra bilgilerinde medyumun kendini negatif etkiden koruyabilmek için her seferinde şunu aklından geçirdiğini hatırlıyorum; ''isa adına gelmeyen hiçbir varlığın hizmetini kabul etmiyorum'' böyle bakınca isa ismi çevresindeki tüm söylencelerin ve inançların kişilerin kendi dünyasında ne kadar önemli olduğu anlaşılabilir oluyor. ayrıca başkalarına hizmetin şöyle bir yöntemi var; kişilere kaldırabilecekleri kadar bilgiyi vermek çok önemli."BEYRUTKAPI

Bu yorum, tabulaştırılmış bir inanca müdahele etmeme kasyopya bilgisini onaylıyor ,
Keza sevgili Alemtaç'ın "inancın en kuvvetli ve en zayıf bir duygu" olduğu yorumu, bahsettiğimiz değişkenliği ifade ediyor.

Bu şok durumda böyle gevezeliğimin tutması, başıma gelenlerle paralellik arzettiğindendir,

Bir zamanlar sipiritüel bir dernek ve vakıfta senelerce çalıştım ve kendimi her zaman iyi , hatta fevkalade hissettim ,bu durum verilen bilgilere adeta tabusal bir bağlantı ve inanç sağladı,ancak bir müddet sonra otomatizma şeklinde koptum.Bu kopuşu o bilgilerin gösterdiği sebeplere bağlıyordum ve biraz da kendimi suçluyordum ,ta ki ra, palaides ,kasyopya bilgileriyle karşılaşıncaya kadar..

Sonuçta olan biteni uygun bir yerlere koyduğumu zannediyorum , yalnız, bilgiye ulaşmaya devam ve SONU BULAMAMA'nın bu yolculuğun genel karakteri olduğunu çok iyi öğrendim..



bozadi

#19
Carla Rueckert'in Hıristiyanlık ve İsa ile ilgili önyargılarının Laura'nınkinden çok daha yüksek olduğunu hatırlıyorum okuduklarımdan, ki bunların bir kısmı yukarıda da alıntılanmış, ifade edilmiş.

Ra Bilgileri'nin orijinal İngilizce kitaplarında ve PDF dosyalarında celselerin yapılması sırasında çekilmiş bazı fotoğraflar paylaşılmış. Bu fotoğraflar sanıyorum ki Türkçe kitaplarda mevcut değil. O resimlerden birinde, aslında celselerin içeriğinde de konusu geçen ve bir yönüyle "aşırı" denebilecek dini bazı eğilimlerin yansımaları var:


Medyumun baş ucuna İncil'in belirli bir sayfası açılarak yerleştiriliyor ve bundan bir koruma umuluyor. Sonuçta gerçekten herşey inançla ilgili. Kasyopyalıların da dediği gibi birşeye yeterince inanırsanız, inancınızın etkilerini görebilirsiniz. Carla'da da Hıristiyanlıkla ilgili çok yoğun bazı inançlar var ve bu nedenle Hıristiyanlığa özel nesnelerin koruyucu gücüne inanıyor. Bilinçaltında bu konuda ciddi yargılarının veya önyargılarının bulunması gayet anlaşılabilir görünüyor.

Ra'da verilen bilgilerin bir kısmının medyumun veya diğer katılımcıların kendi yargıları olmuş olması son derece muhtemeldir.

beyrutkapı

#20
sevgili Tgur, güzel sözlerin için teşekkür ederim. eğer alemtac'ın dediği gibi inanç insan için büyük bir güç kaynağı ise, kendine hizmet en büyük manipülasyonu din üzerinden yapıyor demektir. gerçekten de çiftliği idare etmenin iyi bir yolu gibi görünüyor.
 

KUTİ

#21
beni isa nın  aslında hiç olmadığı hiç enterese etmedi....
beni isa nın aslında sezar olduğu gerçeğide hiç enterese etmedi...
ya da günümüz veyahut geçmiş ruhani liderlerin birbirlerinin enkarnesi olduğu yada olmadığı gerçekte var olup olmadıklarıda hiç enterese etmedi yada etmiyor....
beni asıl üzen öfkelendiren bilginin verilmesindeki bu ciddiyetsizlik algısı...beşer olarak biz bile birbirimize bir bilgiyi tavsiye ederken kırk kere düşünürken, koskoca gök kubbenin aynı hassasiyeti göstermemesi, kanal vasıtasıyla iletirken ki hali nedense son derece özensiz gibi geliyor...(haddimi aşmak elbette ki istemem fakat samimiyet herşeydir ve aklımdan geçenleri dile getirmek istedim)
bozadi,tgur maglor,beyrutkapı,alemtaç sağolsunlar hemen sorumluluk hissedip bilginin alımında doğru algılanması adına ve doğru paylaşılması adına hemen devreye girip fikirlerini beyan etmişler,fikirleriniz elbette  mühim ve pek çoğunda da hemfikiriz...
beni şu an için asıl kaygılandıran,bir iki ay sonra lauranın bir celsede sual edip atıyorum optimal yakıt için hayvansal yağlar ve hayvansal besinler iyiydi değilmi?  kasyopya: hayır Laura o dönemde sen hayvansal besin kaynaklarıyla çok ilgiliydin ve çocukluğundan beridirde domuz etini yağını çok severdin,senin bu ilgini ihlal edemezdik......atıyorumbir başka soruda ikiz kulelerde israilin parmağı vardı değilmi? kasyopya: e sen ilk gençliğinden beri İsrail antipatisiyle  buyudun doğal olarakda biz İsrail dedik ama aslında şuydu  aslında buydu bunun gibi binlerce sey sayılabilir...bilginin verilmasi dağıtılması tatbikatı gibi son derece önemli ki önemli başkada bişey yok şu koca dünyada....nasıl böyle bir özensizlik olabilir aklım havsalam almıyor (sadece kasyopya değil tüm kanalları kasdediyorum)... ayrıca doğru bilgileri almadan enkarnasyonu biten dostlarımızın karmik sorumluluğu kimin boynuna bu arada ,gökkubbenin mi? kanal medyumlarınınmı?
 

Scyth

#22
Doğrulamasını yapabilirsin. Bahsettiğin keteojenik diyetle ilgili pek çok bilimsel veri Sott.net'te paylaşıldı. Bu diyet işi Kasyopyalıların ne söylediğine bakılmaksızın başka yollardan da doğrulanabilir.

Ama senin demek istediğini anladım. Nasıl güvenebilirim kaygısı yaşıyorsun.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

maiterya

#23
Sevgili Kuti bir önceki mesajında benim kaygılarımı çok güzel belirtmiş,bir varlığın yeryüzünde yaşayıp yaşamadığı yada böyle birinin var olup olmadığı konusunda bile net olamıyorsak,soyut olan kavramlar konusunda işler dahada karışabilir,Ra bilgilerinin % 63 oranında doğru olduğunu varsaysak hangi bilgilierin doğru hangi bilgilerin yanlış olduğunu neye göre ayırtedeceğiz,% 63 doğru diyebiliyorsak elimizde % 100 olan bir bilgi var onunla değerlendirdik demek böyle bir bilgi kaynağı  anladığım kadarıyla dinler dahil yok,o zaman temel prensib olarak başklarına hizmet,özgür irade yasası,sevgi ve ışık gibi kavramları merkeze alıp bunların ışığında pozitiflikten sapmamaya çalışarak bilgileri elememiz ve kabul yada red etmemiz dışında bir yol göremiyorum.Bu son olay içinde bulunduğumuz durumun ne kadar dehşetengiz olduğunu bir nebze farketmemi sağladı.
 

beyrutkapı

#24
sevgili dostlarım, o hepimizin bildiği klasik hikayede adem ve havva cennetten neden düştü? bilgi ağacının meyvesini yemek ne demek? insanlık bilginin tek kaynaktan elde edileceğini düşündüğü zaman zokayı yuttu! o ilk hikayedeki en büyük hata buydu. ben dahil hepimiz bir nevi aynı hatayı tekrar ediyoruz. tek ve doğru bir kaynaktan varoluşa dair, dünyamıza dair eksiksiz ve doğru bilgiler istiyoruz. kimse yanlış anlamasın ama hepimiz bizden çok daha üstün bir güce tabi olmak istiyoruz. tüm hikayenin özünde tanrılaşmaya doğru yürümek varken biz aciz ve ürkek varlıklar, bizi gözetsinler istiyoruz. aslında kasyopyalılarında 6. yoğunlukta olmalarına rağmen hala öğrendiklerini, evrende herşeyin öğretmen-öğrenci olduğunu unutuyoruz.
varsayalım ki kasyopyalıların söyledikleri başka bir çok şey yanlış olsun. bir yerde aslında bununda bir önemi yok. asıl mesele evreni kendi içinde duymaksa, ışığa inanmaksa, içinde bulunduğumuz oyunun ne önemi var? bizim aslında bir deney olduğumuzu söylüyorlar ve bana öyle geliyor ki bu konuda bir çok şey bizlere açıklanmıyor. öyle yada böyle, asıl meselemiz bu kh çiftliğinden özgürlüğe yürümekse, tüm bu olanlar kendimize inanmayı ve kendimizi keşfetmeyi içeriyor.
sevgili kuti, serzenişlerinde haklısın elbette. kaygıların yersiz olmamakla birlikte sana şunu hatırlatmak isterim; başına ne gelirse gelsin her ruh bu dünyaya kendi programını oluşturarak geliyor. ben burada bir karma göremiyorum. ayrıca yanlış dediğimiz bir bilgi almışsak biz bunu seçtiğimiz ve buna inandığımız  için aldık ve aslında yolun doğruysa, senin yolunsa, yanlış bilgi dediğin de seni geliştirecektir. bu da dersin bir parçasıdır.
iyi anne babalar çocuklarının bir an önce  bağımsız ve kendilerine en az ihtiyaç duyan bireyler olmasını isterler. yanlış örnekte ise anne babalar çocuklarının kendilerine sürekli ihtiyaç duyan, bir nevi muhtaç ve bağımlı olmasına yol açarlar. kendine hizmetle başkalarına hizmetin bakış açıları da bu iki örneğe benziyor bence.  kendine hizmet doğru bilgi veriyorsa kendisi içindir. başkalarına hizmet yanlış bilgi veriyorsa senin içindir. gelişiminin hangi aşamasında olduğuna bağlı tüm alacağın.
ayrıca içinde bulunduğumuz oyunun kuralları var. bir kh gezegeninde, başkalarının yönettiği çiftlikte, birer besin kaynağıyız biz. eğer özgürce bir yol bulacaksak bunu kendimiz yapacağız. başkası bunu bizim adımıza yapamaz. kasyopya yada başka kaynak, arayışımın sonunda gelen yanlış bilgi bile bana öğretecektir. istemeden geleninse, vereceği doğru bile yine kendine yarayacaktır. burada temel olan her insanın kendi arayışıdır. hayal kırıklığını deneyimlemekte pekala dersin başka bir parçası olabilir. bunca ilizyon ve yalan içinde bozulmadan kalan tek şey kendi içimizden çıkardıklarımız olacaktır.
 

maskesiz

#25
Bilginin doğruluğu yada yanlışlığı önemli olsaydı bu celse yapılır ama yayınlanmazdı:) İnaçla alakalı bir durum. Neye inandığımız önemli. BH ye sonuna kadar inanıyor muyuz?  Yoksa inanmıyor muyuz ? Var oluşa inanıyor muyuz? Yoksa inanmıyor muyuz?

Kasyopyalılar her zaman söylüyor sapmaların olduğunu, KH dünyadayız ve KH yiz ne kadar doğru olabiliriz ki?

İsa figürü benim için yaşamım boyunca önemliydi,adı nı andığımda sevginin gücünü iliklerimde hissederim bu çocukluğumdan beri böyle. Adı sezar olsun,ayşe olsun ahmet olsun....ne fark ederki önemli olan hissettirdikleri.İyiliye güzeliğe adalete dair hissedilenler.

Sezar hakkında çok fazla bilgim yok. Sanırım bir süre okumam gerekecek. Uzun zamandır üzülüyordum hiç birşey okuyamıyorum diye elime güzel bir fırsat geçti.

Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

KUTİ

#26
"Bilginin doğruluğu yada yanlışlığı önemli olsaydı bu celse yapılır ama yayınlanmazdı"

bu ne demek sevgili maskesiz açıklar mısın?
 

Tgur

#27
Çok düşündüm, sözler dörtlüklerimin ilgili gördüğüm bir bölümünü buraya taşımaya,tekrar okuyanlardan özür dilerim.

Ama şu "düşüncenin sınırladığı ortamın" bilgi ve farkındalıkla elde edilen bir özellik olduğunu ve aradığımız her şeyin o kavramda  düğümlendiğini ,gök kubbenin de yer dibinin de orada olduğunu velhasıl her şeyin o sonsuzlukta olduğunu barizleştirmeye çalıştım..

Gerçek , göreceliliğin sınırsızlığında sonsuz yüzlüdür
O zaman gerçek ne olabilir ,bu izahın hüznüdür
Olanlar ise düşüncenin sınırladığı ortamda
Hiçliğin heplik halinde tezahürüdür (tezahür=olma,oluşma,belirme)

Burada hiçlik , bilinmeyenin tanımlanmasıdır
Heplik ise yaşadığımız kıyaslar dalgalanmasıdır (kıyas=karşılaştırma,oranlama)
Gerçeği tam kavrayabilme işi için yapılması gereken
Mukayeselerin kaldırılmasıdır (mukayese=kıyaslama,değerlendirme)
   
Kıyası kaldırmak düşüncenin üstüne çıkmaktır
Bu bir nevi bilinçte boşlukta sallanmaktır
Sonuçta konulmuş Kadir-i Mutlak yasalarını özümseyip
Heplikte yasayla yaşayıp ,düşünceyi yasa üstü kaydırabilmektir

Bu , insanda sonsuz kabul ediş yaratır
Hoş görünün sınırlarını aşırtıp enginlere taştırtır
Bilge insan bilincinin herkeste parıldatıp
Bilgi Çağı kurdurur, işte bu hal öze varıştır




KUTİ

#28
sevgili tgur

fazlasıyla derin ve bir o kadar güzel cevaplar içeren mısralarınız için teşekkürlerimi sunuyorum...
 

KUTİ

#29
birde sevgili tgur,,
 
izniniz olursa bir şey sormak isterim. geçen sene yayınlanan bedri beyin kitabı "ilahi nizam ve kainat" (illaki okumuşsunuzdur).sizde beklenen coşkuyu yarattı mı? kitap hakkında sizin yorumlarınızı öğrenmek isterim mümkünse..

birde vaktiyle sirius misyonu celselerinin toplam 20 celse olduğu belirtilmekte,sanırım sadece 9  celse var nette yayınlanan,siz kesin biliyorsunuzdur geri kalan celselerin akıbetini...
sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum...