Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

11 Haziran 2011

Başlatan 4BH, 20 Haziran 2011, 01:31:30

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

4BH

Celse Tarihi: 11 Haziran 2011

Laura, Ark, Belibaste, Perceval, Andromeda, Ailen, PoB, Galaxia (AKA Galatea), Burma Jones, Ottershrew, Psyche, Mr. Scott

[Laura ve Andromeda tablada]

C: OMANDSAPGKNRWAEHL veya derin uzayda yakın olmak şimdi dinle FIOEY çok sayı harika huzur.

S: (L) Bu neyin nesiydi? [Yanıtın incelenmesi] Adın nedir?
C: Goran Lezczek.

S: (L) Hiç kendi bedenin oldu mu?
C: Evet.

S: (L) Ne zaman öldün?
C: 1995.

S: (L) Nasıl öldün?
C: Savaş.

S: (L) Peki neden buradasın?
C: Bu yerden hemen çıkmak istiyorum.

S: (L) Yani ışığa gönderilmek istiyorsun, öyle mi? Tüm yapman gereken etrafına bakmak. Baktığın her yerde o ışığı görebilirsin. Baktığın her yerde parlayan bir ışık görüyorsun. Ve belirli bir noktadan ona bakmaya devam edersen, diğer yerlerdekine göre biraz daha parlak hale gelecek. Bunu fark eder etmez o daha parlak ışık sana yaklaşacak. Yaklaştıkta da tüm yapman gereken ona doğru gitmek. Sadece ışığa doğru git. Işığa doğru git. Işığa doğru git. Tam bir özgürleşme, tam bir huzur. Işığa doğru git.

{Bu üstteki diyalog 'ayırıcı tanı'nın kısa bir versiyonudur. Tüm varlıklar sorgulanmalı ve test edilmelidir. Eğer 'ölmüş insan' teşhisi yapılırsa, onu ışığa gönderme formülü uygulanır. Bir kanal tam olarak uyumlanana ve belirli bir kimlik tanımlama dinamiği kurulana kadar, her varlığa bu süreç uygulanmalıdır. Bir varlık reddedildiğinde ve yoluna gönderildiğinde kanal temizlenir.}

S: (L) Pekala, kimse var mı?
C: Evet.

S: (L) Kimle birlikteyiz?
C: Hodo.

S: (L) Hiç kendi bedenin oldu mu?
C: Bak öğren hızlı.

S: (L) "Bak öğren hızlı" ne anlama geliyor?
C: Yakında insanlar ölecek.

S: (L) Hangi insanlar?
C: Pek çok.

S: (L) Nerede?
C: Bilderberglilere yakın.

S: (L) Peki neden ölecekler?
C: Komplo.

S: (L) Tamam. Adını öğrenebilir miyim?
C: İsim verdim.

S: (L) Hiç kendi bedenin oldu mu?
C: Bak öğren.

S: (L) "Bak öğren" ne anlama geliyor?
C: Bir sonraki hediye yakın bilgi Laura.

S: (L) Söylediklerin pek bir anlam ifade etmiyor.
C: Bilgiyi izle.

S: (L) Neyin bilgisini?
C: Kanalın uyumlanması.

{Bu noktada zihinsel blokaj uygulandı ve Kasyopya'ya sessiz bir çağrıda bulunuldu. Az önceki faaliyet durdu ve enerji değişti.}

S: [Planşet saat yönünün tersine daireler çizmeye başlıyor] (L) Tüm bu dairlerin bir nedeni var mı?
C: Şimdi işliyor!

S: (L) Adın nedir?
C: Kasyopya'dan Kocin.

S: (L) Peki senin Kasyopya'dan Kocin olduğunu nereden bileceğim?
C: Sor!

S: (L) Ne sorayım?
C: Ne istersen!

S: (L) Tabladaki tüm bu dönüşlerin ve karmaşanın nedeni neydi?
C: İnterferans. Uyumlanma için işbirliği gerekiyor.

S: (L) Ne tür bir interferans?
C: Size yönlendirilen HAARP benzeri bir ışın.

S: (L) Bu ne kadar süredir devam ediyor?
C: Bir süredir ara ara.

S: (L) Peki bunun kaynağı nedir? 3. yoğunluk mu yoksa 4. yoğunluk bir enerji kaynağı mı?
C: Her ikisi. Çok uzun süredir takip ediliyorsunuz.

S: (L) Eğer onlar için bu kadar sorun yaratıyorsak neden bizi hemen yok etmiyorlar?
C: Edemezler.

S: (L) Neden?
C: Bunun nedenini söyleyemeyiz, çünkü misyonu engeller.

S: (Galaxia) Bu neden misyonu engeller?
C: Eğer bunun nedenini bilirseniz tahmine dayalı hareket edersiniz ve muhtemelen kendiniz için ölümcül hatalar yaparsınız. Sadece şu kadarını söyleyelim ki, size zarar vermelerinin kendilerinin tamamen yıkımına ve daha negatif bir zaman hattına kaymalarına neden olacağını "biliyorlar."

S: (L) Eğer benim ölümüm onların yıkımını getirecekse benim ölmem belki de iyi bir fikirdir, öyle değil mi? İstediğimiz şey bu değil mi? (Belibaste) Bu onların yıkımına mı neden olur?
C: Yine, size herşeyi söyleyemeyiz. Ama bilin ki varlık olmadan Dünya ve gelecek için pozitif bir sonuç ihtimali yok. (ç.n. "Laura'nın varlığı olmadan" anlamında söyleniyor gibi.)

S: (L) Yani ben olmadan pozitif bir sonuç şansı yok ama benim ölümüm onların tamamen yıkılmasını sağlar.
C: Ve diğer herşeyin!

S: (Perceval) Belki de bunun dengeyle bir alakası vardır, öyle değil mi? Evren denge istiyor. Bir tür denge olduğu sürece herşeyin meydana gelmesine izin veren yüksek bir güç var evrende. Ama eğer sen orada değilsen, bu dünya tamamen karanlık, negatif bir yıldız haline gelecek. Dünyayı ve onunla ilişkili herşeyi yok edecek bir mekanizma ortaya çıkacak.
C: Evet.

S: (L) Ama gezegendeki 7 milyar insan içinde tek dengeleyici enerjinin biz olduğumuzu düşünmek oldukça moral bozucu. (Perceval) Herşeyin havaya uçmamasının tek nedeni birkaç kişinin bir çaba göstermesi. Evrenin bu kadar küçük bir grubu dikkate alması çok yüce birşey. (L) Bu konuya nereden gelmiştik? (Galaxia) Aa, demek bu kadar kötü hissetmemizin nedeni buymuş. Çünkü HAARP benzeri ışınlara maruz kalıyoruz. (L) Evet! Etrafa dolaşan bir böcek gibi son zamanlarda evde ve civarında yaşanan çeşitli negatif deneyimlerimizin ardındaki sebep bu mu?
C: Evet.

S: (Galaxia) Hepimizin kusma nedeni bu mu? (Perceval) Ve diğer şeyler?
C: Evet.

S: (L) Demek hücrelerimizi titreten ışınlar gönderiyorlar.
C: Evet.

S: (Galaxia) Yani bunun "Kozmik-itis" teorimizle bir alakası yok?
C: "Kozmik"!

S: (Belibaste) Her bir bireye yönelik ışınlama mı yapıyorlar?
C: Hayır.

S: (Belibaste) Bir bölgeye mi ışınlama yapıyorlar?
C: Evet.

S: (Belibaste) Tıpkı şu anda olduğu gibi...
C: Bir oda da hedef alınabilir.

S: (L) Yani hedefi bir odaya da odaklayabiliyorlar. (Perceval) Kendimizi böyle bir ışınlamaya karşı savunmak veya korumak için yapabileceğimiz herhangi birşey var mı? (Ark) Çatıyı birşeyle spreylemek gibi? (Perceval) Yeni çatımızın faydası olacak mı? [gülüşme]
C: Şu ana kadar iyi gidiyorsunuz. Gereklilik arttığında bilgi de artacak.

S: (L) Bugün çok daha iyiydim. Birkaç haftadır berbat bir durumdaydım. Kortizon ve biraz DLPA ile bugün çok daha iyiydim. Yarın başka alır mıyım, bilmiyorum. Gerçekten faydası oldu. Bir çukura düşüyormuş gibi hisseden diğer herkes için de tavsiye ederim, bunu da deneyin. Ama iki-üç günden fazla almak istemezsiniz. (Belibaste) Demek diyet ve takviyeler bizi bu ışınlamaya karşı daha az hassas hale getirdi?
C: Evet.

S: (L) Diyetten bahsetmişken, bununla ilgili bir sorum var. Bir saniye, sayfamı alayım. Vejetaryenlik ve et yeme konusundaki uyanışımızdan beri, ki bu uyanış biraz şans, biraz deneyim, biraz deney, biraz birşeyler öğrenme ve biraz da zorlu derslerle mümkün oldu, konuyla ilgili pek çok bulgumuzu yayınlıyoruz. Çünkü farkına vardığımız şeyler bizi konuyla ilgili materyalleri okumaya ve araştırma yapmaya itti. Bu konuyla ilgili ve alakalı şeylerle ilgili bilgiler yayınlıyoruz. Gluten hakkında, süt ürünlerinin zararı hakkında, lektinler ve bitkisel besinler hakkında, daha fazla et ve çok daha fazla yağ tüketme hakkında, yani temel olarak Paleo diyetin insanlar için en uygun diyet olduğu hakkında şeyler yayınladık ve etrafımız zorlayıcı vejetaryenlerle çevrildi. Fanatik bir tutumları var.

Dün gece bu konu hakkında düşünüyordum. Bob Altmeyer tarafından tanımlanan otoriter kişilik bu davranışların bazılarını kolaylıkla açıklayabilecek olmakla birlikte, yine bir bölünme ile karşılaştık. Bilincin beden dışında veya beden öncesinde mevcut olduğunu düşünen insanlar arasında bir bölünme var. Bir de bilincin maddi evrimin bir yan ürünü olduğunu düşünen Darvinciler var. Ve tabi Darvinciler Big-Beng tipi insanlar, ki bu da gerçekten garip bir yaratılış teorisi.

Yani bu bölünme var. Darvinciler var, Big Bengciler var ve tuhaf bir şekilde Darvincilere benzeyen köktenciler var; çünkü onlar da mucizemsi bir yaratılışa inanıyorlar. Yani çitin tam zıt yönlerinde bulunuyor gibi görünmelerine rağmen, her iki tip insan da otoriter tipte. Bu da Altmeyer'ın otoriterler hakkında söylediği şeyi vurguluyor. Yetiştiriliş tarzlarına uygun olarak kurumsal otoritelerin inançlarını, dayatmalarını veya fikirlerini izliyorlar.

Belki bugün değil ama Moskova'daki otoriter bir kişilik komünizmin en iyi hayat biçimi olduğunu düşünüyor. Ya kabul et, ya öl. Ona göre gerçek olan, iyi olan, doğru olan şey komünizm. Okyanusun öbür tarafında, ABD'deki aynı kişilik kapitalizmin en iyi seçenek olduğunu düşünüyor. Diğer bir deyişle hayatlarında belirli otoritelerin varlığıyla yetiştiriliyor ve bu fikirlere uyumlandırılıyorlar. Kişilikleri o fikirleri kölemsi bir şekilde takip ediyor. Burada anahtar kelime bu: kölemsi.

Aynı bölünme bir başka yerde daha var ama burada bir ideolojiye göre tanımlanmıyor, çünkü tüm ideolojiler bu kölemsi takipçiliğe hizmet ediyor. Farklı olan şey takipçinin kölemsiliğine karşı gerçekleri gerçekten umursayan, kültürel koşullandırmalarından çıkabilen ve başka fikirleri düşünebilen kişi. Sabredin, bir yere varıyorum!

Altemeyer "Amazing Conversions" (şaşırtıcı inanç değişimleri) adlı bir başka kitap yazdı. Bu kitapta güçlü dini bir geçmişe dayalı ailelerde doğan insanlar hakkında veriler toplayıp analiz etmiş ve bu şahısların gelişimleri sırasında bu programlamaya çok maruz kaldıklarını görmüş. Ama sonra büyümüşler ve bu programlamadan çıkmışlar. Eski düşüncelerine ille düşman olmamışlar ama inanmayı bırakmışlar, fikirlerini değiştirmişler ve başka birşey olmuşlar. Bir de tamamen gayrı-dini ortamlarda yetiştirilen insanlar var. Hatta bunlardan bazıları anti-dinciymiş ama büyüdükten sonra dini bir inancı veya köktenciliği benimsemişler. Bu dönüşümleri yaşayanlar genellikle köktenci oluyor. Çoğu Katoliklik veya Metodistliğe geçmiyor. Yani yazarın dinci olmayan ailelerde yetişen ve sonra dine geçen insanlarla ilgili fark ettiği şey, çoğunun çok ciddi psikolojik problemleri olduğu yönünde. Bir şekilde suistimal edilmişler, hasar görmüşler ve kendileriyle, hayatla veya dünyayla uzlaşmalarına yardımcı olacak olan şeyden yoksunlar. Bu nedenle dışarıda bir kurtarıcı, onlara yanıtları verecek birşey aramak zorunda kalıyorlarmış. Çünkü bir kez daha kölemsi bir şekilde takip edecekleri birine veya birşeye ihtiyaç duyuyorlarmış.

Dini sonradan terk eden insanlar çok farklıymış. Daha bağımsızlarmış. Kendi aralarında pek çok farklılıkları var çünkü bir şekilde farklı düşünebiliyorlar, yapabiliyorlar ve olabiliyorlar. Bazıları ateist olmuş, bazıları spiritüalist, ama dinci değil. Hepsi farklı farklı yolları izlemiş. Çok bireyselcilermiş. Ama ortak özelliklerinden biri olarak, neyin doğru olduğuyla ilgili güçlü bir içsel inançları varmış. Garip bir şekilde dini geçmişleri gerçekten işe yaramış. Bu onları gerçeği aramaya sevk etmiş; gerçeği bulamadıkları veya gerçeğin kesinlikle kendi dinlerinde bulunamayacağı fikrine varsalar bile. Dinin gerçekle ilgili olduğu fikri içlerine yerleşmiş ve akranlarından daha zekiymişler. İyi notlar alan ve entelektüel faaliyetlerinde başarılı insanlarmış. Ve sonra, gerçeği bulmak için akıllarını kullanma fikrinin, hayatı anlamlandırmak için faydalı bir yol olduğunu görmüşler. Böylece onlara en değerli şey olarak aşılanan gerçeği aramak için akıllarını kullanmışlar. Araştırma konusunda çok faydalı olmadığı anlaşılan dini eğilimleri sayesinde başlamış araştırmaları.

Yani bu tür iki farklı insan var. Bir yanda köle olmak isteyen veya köle olmaya ihtiyaç duyan insanlar, diğer yanda ise bireyselleşen, tüm aleyhte koşullara, ailesel, sosyal ve kültürel programlamaya karşı bunu yapabilen insanlar. Gerçeği istedikleri için dinden özgürleşen insanların çoğu, dinlerinin herhangi birşeyi yeterince açıklayamadığını görmüş. Bu dinler inanılabilir değilmiş. O yüzden bu insanlar gerçeği istemiş ve bireyselleşmiş. Anti-dinci evlerde büyümelerine rağmen, köle olmaya İHTİYAÇ DUYDUKLARI için "dini bulmaya" ihtiyaç duyan kölemsi takipçilerden tamamen farklı hale gelmişler! Tıpkı bazı insanların Darvinciliği "bulup" onun köleleri olmaları gibi. Veya kölemsi bir şekilde takip edilen diğer herhangi bir fikir...

Şuraya getireceğim: Aynı şeyi vejetaryenlikte de görüyorum. Güçlü bir vejetaryen yaklaşımını gerçekten etkili bir şekilde denedik. O süreçte hepimiz bazı sorunlar yaşadık ve bunun detoksla ilgili olabileceğini düşünüyorduk. Zehirlerden arınıyorsun ve dolayısıyla bununla ilgili bazı sorunlar yaşıyorsun. Bu detoks diyetlerini yapan hemen herkes de bundan bahsediyordu. "Aa, sen detoks semptomları yaşıyorsun." Ve yapılması gereken ve yapılabilecek olan belirli bir detoks seviyesinin var olduğuna inanıyorduk ama sürekli detoks sendromları yaşayınca ve yaşadığın her sorunun detoks sorunu olduğu söylenince, bu ne zaman sona erecek acaba diye soruyorsun. Bedenin ne zaman kalıcı olarak detoks sorunlarını halledebilecek ve böylece her üç veya dört günde bir korkunç önlemler almak zorunda kalmayacaksın? Ve elbette Atriedes'in yaşadığı deneyim, sebzelerin iddia edildiği kadar faydalı olmayabileceğine dair bazı ipuçları elde etmemizi sağladı.

Şimdi etrafımızda bir sürü vejetaryen var. Ve fanatiklikleri şaşırtıcı. Dün bunun hakkında düşünüyordum: Hamamböceği gibi insanlar var: herşeyle hayatta kalabiliyorlar. Bunların vejetaryen olanlarından bazıları diyor ki "Ben çok sağlıklıyım. Hiç sorun yaşamadım. Hiç kilo kaybetmedim. Hiç güç kaybetmedim." Biliyorsunuz, biri size böyle söylediğinde, bu belki doğrudur. O kişiyi şahsen tanımıyorumdur ve doğru söylüyor olabileceğini kabul ederim. Diğer taraftan sağlıklı olmayan pek çok vejetaryen de var. Bir süre normal kalıyorlar ve bu göreceli birşey olabilir. Kendilerini ne kadar iyi hissedebileceklerini bilmiyorlar, bu yüzden de nispeten iyi hissettiklerini düşünüyorlar. Ama sonra bir tür hastalık geliştiriyorlar ve ölüyorlar ve insanlar merak ediyor. Çünkü diyetleri çok "sağlıklıydı."

Ve sonra et yiyen insanlara gidip "Ah siz et yiyenler, siz her zaman hastasınız!" diyorlar. Mesele şu ki, her zaman hasta olmakla suçlanan olağan et yiyiciler aslında Paleo diyetine göre yemiyor. Her tür bozulmuş, kirlenmiş, toksik yiyeceklerle birlikte yiyorlar eti. Gazlı içecekler içiyorlar, bir sürü karbonhidrat tüketiyorlar vs. Eğer Paleo diyet yapıyorsan, karbonhidratları azaltıyorsun, süt ürünleri ve o tür şeyler yemiyorsun.

Tüm bunları düşünürken, kölemsi bir şekilde birşeyi takip eden insanlar ile "Onu yapıyordum, denedim, bazı problemler yaşadım, araştırmaya başladım ve şunu şunu öğrendim ve farklı birşey denedim" diyen insanlar arasındaki ayrımı görüyorsun. Fanatik vejetaryenleri düşünüyordum. Elbette vejetaryenliğin o kadar da iyi birşey olmadığını öne süren bilgileri inceleyip vejetaryenliği bırakabilecek olanlar da var. 20 yıldır katı vejetaryen olan ve vejetaryenliği bırakan ve sağlıkları gelişen bir düzine arkadaşımız var!

7 Ekim 1995 celsesinde söylenen birşeyi hatırladım. Tamamen farklı bir konu üzerineydi ama sonra şöyle birşey geçti:


S: (L) Ama kişinin karakteri fiziksel bedeninden ziyade ruhuna göre şekillenmiyor mu?
C: Kısmen; hatırla, aura profili ve karmik referans, fiziksel yapı ile birleşiyor.

S: (L) Yani belirli genetik özelliklerin, bir ruhsal eğilimin fiziksel bir yansıması olduğunu mu söylüyorsunuz? Ruh yalnızca potansiyel olarak bile olsa kendini genetik özelliklerle eşleştirmek zorunda, öyle mi?
C: Evet, aynen öyle.

S: (L) Yani bir kişinin ruhsal ilerleyişi veya gelişimi büyük ölçüde genlerine mi bağlı?
C: Doğal süreç, mevcut olduğunda sistematik yapı ile birleşiyor.


S: (L) Bu uzun önsözden sonra sorum şu: Bitki veya vejetaryen diyetiyle uyumlu bir genetik vejetaryen profili var mı? Yani tüm standartlara göre etobur olduğu varsayılan bir insanda?
C: Doğru yönde sayılır ama soru olması gerektiği kadar net değil.

S: (L) Tekrar deneyeyim. "Aura profili ve karmik referans, fiziksel yapı ile birleşiyor" dediniz. (Galaxia) Belki de kölemsi oldukları için sebzeler onlar için iyidir? (L) Şu anda sormak istediğim o değil. Ruh potansiyel olarak bile olsa kendini genetiğe uyarlamak zorunda. Ah, bunu nasıl soracağım?.. Bir keresinde vejetaryenliğin uygun bir beslenme biçimi olup olmadığını sormuştum, siz de genellikle öyle olmadığını, bunun fiziksele konsantre oluş olduğunu söylemiştiniz. Bunu söylerken neyi kastediyordunuz?
C: Çoğu vejetaryen bunun daha "ruhsal" olduğunu düşünür. Belirli bir beslenme biçiminin ruhun yapısını, kaderini veya eğilimlerini değiştireceğini düşünür. Bu bir rahibe günahlarını itiraf edip, kefaret ödeyip sonra tekrar günah işlemeye benziyor. Ayrıca, sizin de fark ettiğiniz gibi, rastladığınız vejetaryenler son derece "gayrı-ruhsaldı."

S: (L) Şu şekilde sorayım: Et yememiz bizim için ruhsal olarak zararlı mı?
C: Kesinlikle değil.

S: (L) Et yiyip yememek ruhsal bir konu değil. (Perceval) Bedenle ilgili bir konu. (L) İşlerimizi yapabilmemiz için bedenlerimize doğru yakıtı vermek üzere optimal bir şekilde beslenmeye çalışıyoruz. Tüm mesele bu: bedene optimal yakıtı vermek.
C: Farkı görüyor musunuz? Siz optimal yakıt için yemek yiyorsunuz, onlar bir ilüzyonu sürdürmek için.

S: (L) Hepsinin diyeti bir ilüzyonu desteklemek üzere değil. Pek çoğu sebzelerin optimal bir yakıt ilüzyonu olduğunu düşünüyor. (Perceval) Ama tüm ayrıntıları gerçekten objektif bir şekilde okuyabilseydiler böyle düşünmezlerdi.
C: Objektif bilgileri eksik.

S: (L) Pekala. (Perceval) Doğal düzende bitkiler mineralleri yiyor, hayvanlar bitkileri yiyor ve bazıları da diğer hayvanları yiyor... (Burma Jones) Ancak yoğunlukları anlarsan öyle görünüyor ama onların bakış açısıyla, fiziksel olarak bizler de hayvanız. (Perceval) Onu kastetmedim, bizim anlayışımız açısından...
C: Evet, önemli bir noktaya temas ettiniz: Genetik beden hayvani doğaya eğilim gösterir. Dikkat edin, "eğilim gösterir" dedik. "Fanatik" vejetaryen olanlarda bu güdü çok güçlüdür. Hatta, genetik bedenle ve genetik bedenin enerjik olarak bağlantılı olduğu herşeyle güçlü bir özdeşleşme vardır.

S: (L) "Genetik bedenle ve genetik bedenin enerjik olarak bağlantılı olduğu herşeyle güçlü bir özdeşleşme" derken neyi kastediyorsunuz? Fanatik vejetaryenlerin et yemek istememelerinin nedeni bunun onlar için kendi türlerini yemek gibi birşey olması mı? Onlara göre bir ineği yemek yamyamlık gibi çünkü kendilerini hayvanlar alemiyle o kadar özdeşleştiriyorlar ki...
C: Evet.

S: (L) Kölemsi, otoriter takipçi tipteki gerçekten fanatik vejetaryenlerin şey olabileceğini mi söylüyorsunuz... Belibaste o kelime neydi? (Belibaste) Organik Portal. (L) Organik Portal?
C: Evet.

S: (L) Hmm. (Galaxia) Yani hayvani öze sahip insanlar?
C: Evet.

S: (Galaxia) İnsan gibi görünüyorlar, ama değiller.
C: Evet.

S: (Galaxia) İnekleri yemiyorlar çünkü bir ineğin özüne sahipler!
C: Evet.

S: (Ark) İneklere gösterdikleri özen, insanlara gösterdikleri özenden fazla.
C: Evet.

S: (L) Yani kendi ruhsal türleri olan hayvanlara empati gösteriyorlar, insanlara değil.
C: Evet.

S: (Burma Jones) Psikopatların insanlara karşı çok duyarsız olmalarına rağmen hayvanlara karşı çok nazik olabilmesinin nedeni de bu mu?
C: Evet. Ama psikopatlar genellikle kendi amaçlarına hizmet etmeyen herkese karşı vahşidir.

S: (L) Yani hayvanlar ancak amaçlarına hizmet ediyorsa onlara karşı nazik olurlar. (Ark) Kahramanımız Gandi vejetaryendi bildiğim kadarıyla ama insanları umursuyordu. (Perceval) Gandi organik portal mıydı?
C: Gandi kendisi gibi insan sürülerini "umursuyordu."

S: (L) Katarlar da vejetaryenmiş. Buna ne dersiniz? Mükemmelliyetçiydiler ve et yemiyorlardı.
C: Onlar da hayatta kalamadı!

S: (Galaxia) Bir soru sorabilir miyim? Tüm bunlar vejetaryenlerin yamyamlığa daha eğilimli olduğu anlamına mı geliyor?
C: Hayır.

S: (L) Hayır, benim söylediğim şey onların... (Galaxia) Biliyorum ama insanlara karşı çok aldırmaz oldukları için... (L) Neyi kastettiğini anladım. Belirli koşullar altında insanlara empati duymayıp onları yeme eğilimi gösterebilirler mi diye soruyorsun. (Galaxia) Evet. (Perceval) Seçme durumunda olsalardı bir insanı mı yerlerdi, yoksa bir ineği mi? (Galaxia) Eğer açlıktan ölüyorlar olsalardı?
C: Belki bazı durumlarda ama genel olarak değil.

S: (Ailen) Vejetaryenler arasında iki grup olduğu söylenebilir. Bazıları kendilerini böyle daha iyi hissettiklerini, hayvanları öldürmek istemediklerini, hayvanlar için duydukları üzüntünün, bitkiler için duydukları üzüntüden daha fazla olduğunu söylüyorlar. Orada duruyorlar. Buna dair ruhsal fikirler ileri sürmüyorlar. Diğer taraftan insanların et yediği için fiziksel realiteye bağlandığını söyleyen vejetaryenler var. Bitkisel besinler yiyerek, perhiz yaparak veya örneğin güneşe bakarak aydınlanmış varlıklar haline geleceklerini düşünüyorlar. Böyle iki grup var. Bunlar arasındaki temel fark nedir?
C: Aynı gövdenin iki dalı!

S: (L) Hayvanlara karşı zalim olmak istemeyen tür kendilerini hayvanlarla daha fazla özdeşleştiriyor. Tüm mesele bu onlar için. Ruhsal olarak yaklaşanlar daha çok New Age köktencileri. (Ailen) Evet ama özlerinde veya genlerinde bir tür fark olabileceğini düşünmüştüm.
C: Pek sayılmaz. Ruhlu olanlar için tek kanıt, bedenin yalnızca bir makine olduğunun ve optimal yakıta ihtiyaç duyduğunun fark edilmesidir.

S: (L) Üzerinde düşündüğüm birşey daha var. Genetik yapının fiziksel potansiyelle evlenmesi meselesi... Tarih boyunca yüksek ruh potansiyeli fiziksel sorunlarla ilişkilendirilmiş gibi görünüyor. Çok güçlü bir enerji olan ruhun kendini beden yoluyla ifade ettiği ve eğer ruh mutsuzsa, endişeliyse, sıkıntıdaysa, veya dünyada bu kadar çok zulüm ve çılgınlık karşısında olduğu gibi huzursuzsa, yüksek ruhsal potansiyellere sahip insanlar daha fazla fiziksel problem ve sakatlık deneyimlemeye eğilimli oluyor sanki. Bu görüş doğruya yakın mı?
C: Evet.

S: (L) Dolayısıyla ruhlu olan ve ruhunun yaşadığı sorunlardan dolayı bedeni etkilenen kişilerin bedeni anlaması, ona optimal yakıt vermesi, ruhsal sorunları nasıl çözeceğini öğrenmesi gerekiyor.
C: Evet.

S: (L) Bu tıpkı Ra'nın Gezginler hakkında söylediği şey gibi. Geleneksel tanıma göre gezginler daha... (Psyche) Daha hassaslar. (L) Daha hassaslar ve daha etkili bir şekilde beslenmeleri, daha iyi yakıt almaları ve detoksifikasyon konusunda gerçekten dikkatli olmaları gerekiyor. Ve gezginler vejetaryen olmanın onlara yardımcı olabileceği inancına eğilimli olabiliyorlar gibi görünüyor ama aslında yardımcı olmuyor!
C: Evet. Carla bir örnek!

S: (L) Evet, Ra grubundan Carla. Eklem iltihabından kötürüm kaldı neredeyse. Ne yediğini bilmiyorum ama Paleo diyeti ona yarayabilir. (Ailen) Ama çok hasta olan psikopatlar da var. (L) Evet. Bazen bu tamamen genetik bir tesadüf. Ama bazı durumlarda bu bağlantı var. (Psyche) Ve bugünlerde çok fazla toksisiteye maruz kalıyoruz. (L) Pekala, bu konuyla işimiz bitti mi? (Ark) Evet, bir sorum var. Yüksek bir bakış açısıyla bakıldığında, sadece etik falan değil ama yüksek bir felsefi bakış açısından bakıldığında, yamyamlığın nesi yanlış? (L) Yamyamlığın nesi yanlış? (Perceval) Yanıtı yayınlayabiliriz de, yayınlamayabiliriz de. (Gülüşme)
C: Bazı durumlarda yanlış bir tarafı yok. Ama genel olarak bir varlık enerjik nedenlerden ötürü kendi türünü yemez. Etoburlar diğer etoburları yemez, çünkü bu optimal enerji kaynağı değildir.

S: (L) Yani optimal enerjiyi bitki yiyen canlıları yiyerek alıyoruz. Bitkileri de bu şekilde almış oluyoruz. Ama aynı sürece sahip olan bir etoburu yediğimiz zaman bu bize optimal besin sağlamıyor.
C: Evet.

S: (Andromeda) O zaman vejetaryenleri yiyebiliriz. (Gülüşme)
C: Gülmeyin! Bazı zamanlarda ve bazı yerlerde bazı gruplar bunu yaptı. Hatta dünyada bugün hala mevcut olan bazı karanlık çevrelerde hala yapılıyor. Bir keresinde belirttiğimiz gibi negatif üst yoğunluk varlıkları bazı insanları ve insan bedeni ürünlerini besin olarak kullanıyor. Tercih edilenler şişman çocuklar ve sigara içmeyen vejetaryenler.

S: (Psyche) Vejetaryen olunması gerektiğini söyleyen dinler var. (Burma Jones) Onlar yalnızca iyi bir öğle yemeği arayan 4KH'lerin çiftlikleri. (Belibaste) İyi yemek. Genellikle organik vejetaryenler! (PoB) Et yiyen hayvanların eti bizim için iyi değil miymiş? (L) Öyle dediler. (Burma Jones) O halde Hindistan büyük bir sığır çiftliği demektir. (L) Ve o kalabalıkta kimse insanların kaybolduğunu fark etmez bile. Orada sürekli insanlar kayboluyor. (Burma Jones) Ve dünyadaki en kötü fakirlik onlarınki. (Belibaste) Celselerde kayıp çocuklarla ilgili bir bölüm vardı ve Hindistan'da pek çok kayıp çocuk vardı; vejetaryen çocuklar. (L) Hindistan'daki kayıp çocuk sayısı hayrete düşürücü. İnanılmaz. Sıradaki soruyu sorayım. Elenin Kometi'nin boyutlarını anlamaya çalışıyorduk ve bir şekilde bunu yüzüme gözüme bulaştırdığımı hissettim. [ç.n.: "Indian" sözcüğü bazen "Hindistanlı", bazen de "Kızılderili" anlamında kullanılabiliyor İngilizce'de. Kayıp çocuklarla ilgili atıfta bulunulan celsede o ifadeyi "Kızılderili çocukları" olarak yorumlamıştım diye hatırlıyorum. Ama şimdi anlaşılıyor ki Hindistanlı çocuklar kastediliyormuş.]
C: Evet.

S: (L) Öyle oldu. (Gülüşme) Çünkü o sırada zihnim meşguldü. Bu işin içinden çıkıp soracağım: Elenin Kometi'nin büyüklüğü nedir?
C: Kısa eksende 5 km, uzun eksende yaklaşık 10 km.

S: (L) Onlar 5 km'ye 10 km demeye çalışırken, ben karıştırıp onu 500 yaptım. Onlar 5... falan demiştiler. Bilmiyorum ne demişlerdi.Tamam, başka soracak sorusu olan? (Perceval) Ekin çemberleriyle ilgili bir soru var. (L) Evet, onu gördüm ama salakça bir soru olduğunu düşündüm. "Bu yılın ekin çemberleri neden bu kadar yavan?" (Perceval) Andromeda ısrar etti, ben de yazdım. (Gülüşme)
C: 6. yoğunluk meydandan çekilmeye başladı.

S: (L) "Meydandan çekilmek" derken neyi kastediyorsunuz?
C: Daha önce de belirttiğimiz gibi ekin çemberleri bir almanaktı. Yakında son sayfa çevrilecek.

S: (L) Bu aklıma birşeyi getirdi. Odise efsanesi hakkındaki analizleri okurken, bunun bizim dünyamızdakine çok benzer bir hikayeyi anlattığını hissettim. Odysseus evine döndüğünde, psikopatik, tüketici, sarhoş, kaba, iğrenç insanlarla dolu olduğunu görüyor. Kendisi de bir yabancı, bir dilenciyken, berbat bir muamele gördüğü bir süreçte kendine geliyor. Bu temelde bizim bugünkü dünyamızı andırıyor. Fakirlere zulmediliyor. Tüm dünya eliti Odise'de Penelope'ye göz dikenlerin rolünü oynuyor ve bir anlamda Odysseus da diğer herkes. Bu hikaye o kadar çok şeyi anlatıyor ki. İnsanlar kendi sonlarını getiriyorlar. Burada doğru iz üzerinde miyim?
C: Evet. Forumunuz için iyi bir egzersiz çünkü derin bir seviyede pek çok gerçeği aktaracak.

S: (L) Başka sorusu olan? (Ark) Atena rolünü kim oynayacak?
C: Yorum yok!

S: (Galaxia) Atena ne yaptı? (Ark) O olmasaydı kötüler kazanırdı. (L) Yani o kısmı söylemeyeceksiniz?
C: Şu kadarını söyleyelim: Yardım yolda!! Hoşçakalın.
 

maskesiz

#1
Emeği geçenlerin ellerine, yüreklerine sağlık soluk almadan okudum:))))
Ruhunuz önünde saygıyla eğiliyorum.....
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

yucelulu

#2
Evet,geldi çeviri. Sayın Bozadi'ye sonsuz teşekkürler..Dünden beri heyecanla bekliyorum:)
 

yucelulu

#3
Laura bu ara Odysseus'tan çok bahsediyor. Alıp okumalı mı acaba?
 

Alemtac

#4
Teşekkürler :) Kasyopya'nın sitesine üyeyim ve vejeteryenlikle ilgili celselrin ne zaman yayınlanacağını merakla bekliyordum. Bu o celsemi bilmiyorum ama benim haberdar olduğum; Vejeteryenizim.

Ben 2010 yılı şubat ayından beri balık hariç hiç bir et ürünü tüketmiyorum. Her zaman bünyemi dinlemiş ve ne istiyorsa onu tüketmişimdir. Bu arada sigara içiyorum. Daha sonraları, 2011 Nisan ayından beri de kök sebzeleri tüketmemeye başladım. Sonradan öğrendim ki, balık hariç, her türlü et ve nişaşta içeren sebzeleri tüketmem bana zararlıymış. Çünkü şekerim var ve kök sebzeler içerdiği nişaşta nedeniyle, şekere dönüştüğünden ve et ürünleri kalp sağlığımı olumsuz etkilediği için tüketmemem gereken besinlermiş. Bunların genetik hastalıklar olduğunuda belirteyim. Et ürünleri kanı yoğunlaştırdığı için ki labaratuar sonuçlarıda bunu ispatlıyor, tüketmemem gereken besinlerden. Bu durumda ben, ne kadar organik portalım acaba? Aslında siteye sormam gerken sorular ama ingilizcem yetersiz. Bunların birer yönlendirme veya beyin yıkama olduğunu veya zaten hazır olduğumuda söyleyebilirsiniz.

Kızım doğuştan vejeteryan, ama et yemesinin gerekliliği üzerine kurulu bir düzende, hiç olmazsa köfte yiyiyor ve hepsi bu kadar. Ne balık, ne de diğer et ürünlerini bazen zorla ama aslında isteyerek tüketmiyor. Şimdi oda bir organik portalmı acaba?

Oğlumu doğru beslenme şekillerine göre beslemekte inat etmiştim. Her gün protein ve sebzeden eşit miktarda, reçetelere uygun şekilde ve doktor kontrolünde ve hem oğlum hem ben çok zorlanmıştık. Kızımı ise neyi yemeyi tercih ediyorsa, hangi besini severek tüketiyorsa ona göre yetiştirdim. Her ikisi arasında da bir fark yok. Her ikiside standartların altında zayıflar ve bugün oğlum protein ve nişaştaya dayalı, kızımsa nişaşta ve sebze ağırlıklı besleniyorlar. Yani kendi tercihlerine göre.

İnsanların beslenme tercihlerine göre sınıflandırılması veya beslenme şekillerinin yönlendirilmesi, belli bir beslenme şeklini tercih etmesi için etki altında bırakılması ne kadar doğru? Bence bu da sınıf ayrımı gibi bir şey. Sen vejeteryen misin aaa, organik portal...Daha önceki celselerden hatırladığım, et yemememiz üzerineydi. Yanlışım varsa şimdiden affedin ve düzeltin lütfen.

Sadece hayvanları değil, böcekleri dahi öldürmüyorum ve idama karşıyım...Bu da benim tercihim. Bir çok hayvan katliamına karşı olan siteye üyeyim. Bunların başında yunus katliamına karşı olanlar geliyor ve balina ve yavru foklar. Nasıl ki KH'ler bizi birer besin olarak görüyorsa, bizlerde aynısını diğer canlılara yapıyoruz.
 

Scyth

#5
Benimde şekerim var sevgili Alemtaç. Çikolata, bisküvit, patates ve pirinç yemiyorum. Tabi arada canım çekerse hiç karçımam. Başlarda çok dikkat ediyordum egzersizler diyet falan; şu an (bununla övümüyorum ama halimdende memnunum) miskin bir kedi gibiyim. Bende vejeteryanlığı bir kaç yıl önce denedim ama olmuyor. Etten uzak kaldıkça daha fazla canım çeker olmuştu bende kısa bir süre sonra vazgeçtim. Üç gün kadar. :) Hazır beslenmeden bahs açılmışken çayıma 8-10  tane karanfil atıyorum zinde hissettiriyor.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

maskesiz

#6
Ben celsenin bütününe baktığımda optimal yakıt için ihtiyacınızı yiyin diyor.Et yiyenlerde balık gibi etobur canlıları değil,otobur canlıları tercih edin diyor:)Celsedeki vejeteryanlara olan eleştiri bunu bedeninin ihtiyaç duyduğu optimal yakıt için değilde ruhu için sebze ile beslenenlere eleştiri var:)))
Alemtaç kardeşceğizim cümlelerinde söylediğin yada benim anladığım gibi genetik olarak yada bedenim için diyorsun sağlığı sebzelerde buldum bunu eleştirmiyor zaten celsede ki:)))))
Balık yemeyi çok severim lezzetlidir haftada birkez de evde mutlaka yapılır ve ben her yediğimde midem bulanır bir türlü hücrelerim alışamadı.Yediğim şeyler ne beni organik portal yapar nede sevgi kelebeği:)))))
yediklerim sadece bedenimin sağlıklı yada sağlıksız olmasını etkiler.Şuan ruhumun evi bedenimdir ve ona iyi bakmak zorundayım.Bazen bedenim yuvam değilde ev sahibimmiş gibi davranıyorum bazen iyi bir kiracı yada kötü bir kiracı doğal olarakta ben bedenime nasıl davranırsam oda öyle karşılık veriyor.Dünyaya ve bedenime misafirmişim gibi davrandığımda oluyor iyi misafir , kötü misafir. Tıpkı hayatlarımızda ki gibi herşey var. İyi/kötü misafirler,iyi/kötü ev sahipleri,iyi/kötü kiracılar....
Doğuştan karaciğer fonksiyon bozukluğum var ve doktorum bana 10 yada 12 yıl önce "sen kendine ne yapmışsın 70 yaşında bir alkoliğin karaciğerine sahipsin  ( ben o zamanlar alkol kullanmıyordum )Kendine iyi bakarsan 10 bakmazsan 2 yıl yaşarsın" demişti.Ben kendimi diyet yada ilaçla tedavi etmedim sadece yaşamda kalmam gerektiğine inandım ve burdayım karaciğerimde herhangi bir sorun yok beni öldürecek kadar:))))hala hayattayım içimizdeki sonsuz potasiyeli kullanmak herzaman kolay olmuyor.Kendimden biliyorum genellikle debelenip duruyorum.
Birçok besine karşı allerjim var sürekli kaşınıyorum bazen öyle bir hal alıyorki biri el atsada kaşınmama yardım etse diye 10 parmağım yetmez oluyor:)))
Çenem düştü yine çok konuştum.
son birşey daha çaya odun tarçın atmak güzel oluyor.Sakinleştirir ve şekeri düşürür:)

sonsuz sevgilerimle
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

maskesiz

#7
S: (L) Tamam, başka soracak sorusu olan? (Perceval) Ekin çemberleriyle ilgili bir soru var. (L) Evet, onu gördüm ama salakça bir soru olduğunu düşündüm. "Bu yılın ekin çemberleri neden bu kadar yavan?" (Perceval) Andromeda ısrar etti, ben de yazdım. (Gülüşme)
C: 6. yoğunluk meydandan çekilmeye başladı.

S: (L) "Meydandan çekilmek" derken neyi kastediyorsunuz?
C: Daha önce de belirttiğimiz gibi ekin çemberleri bir almanaktı. Yakında son sayfa çevrilecek.

Benim anlıyamadığım çok önemli bir nokta var. 6.yoğunluk meydandan çekiliyor ne anlama geliyor.Sevgili Laura ya sormak ve birebir sohbet etmek isterdim.Keşke iletişim için bir yolumuz olsaydı.Bilginin kaynağı bence söylediklerini açıklamalı yardım yolda ise yardım etmeliler.

sonsuz sevgilerimle
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

Alemtac

#8
Teşekkür ederim Sevgili Maskesiz :) Yazını okuduktan sonra, celseyi bir daha okudum ve bir kaç defa daha okumam gerekecek.

Sevgili Scyth, bende çayımı karanfilli severim ama kışın ve bahar yorgunluğuna birebir.
 

bozadi

#9
Ben de hepinize teşekkür ederim arkadaşlar.

Sevgili yücelulu, kasyopya forumda Odise efsanesi üzerinde bir yoğunlaşma var gerçekten, ben de fark ettim. Hayatım boyunca kitap okuma konusunda berbattım ve nitekim bu kitabı da okumadım. Ama şimdi acaba bi özetini falan okusam mı diye düşünüyorum. Veya kasyopya forumdakilerin yorumlarını incelerim belki. Okumuş olanlar veya okuyacak olanlar olursa, yorumlarını duymak keyifli olurdu.

Sevgili Alemtaç vejetaryenlikle organik portallık arasında doğrudan bir bağlantı olduğu söylenmiyor. "Fanatik/bağnaz" vejetaryenler arasında pek çok organik portal olduğu söyleniyor sadece. Organik portal olmadığını çok iyi biliyorsun. Daha önce belirttiğim gibi ben de 10 küsür senedir katı bir vejetaryendim. Hiçbir et türünü tüketmedim bu süreç boyunca. Kasyopya celselerinin de etkisiyle 1 seneyi aşkın bir süredir bıraktım vejetaryenliği. Ama senin bizzat şekerinden dolayı, bu konudaki seçiminin senin için isabetli olduğunu öğrenmiş olmana çok sevindim. Ve balık tüketiyor olman, olası bir gıda yetersizliği problemini hafifletiyordur mutlaka.

Kasyopyalılar et yememeyi tavsiye etmedi hiç, tam tersi. Ama "siz hayvanları yiyorsunuz, 4KH de sizi yiyor" gibi bir yorum geçmişti gerçekten. Ama hayvanları yemeyi bırakırsak negatifliklerimizden ve 4KH'den kurtuluruz gibi bir anlamda olmadığı belliydi bunun, konu çok daha derin ve geniş.

Maharaj'a da neden bir ceylan derisi üzerinde oturduğu soruluyordu. O da bir açıklama yapıyordu ama hatırlayamadım. Onu bulalım, konuyla bir ilgisi olup olmadığını anlarız.

Hazır böyle bir celse gelmişken, vejetaryenlik konusunda pek çok şeyi tartışırız ama bugün vaktim olmayacak. En kısa zamanda iştirak ederim. Şu an son ve tekrar söylemek istediğim şey, organik portal olmadığını gayet iyi biliyor olduğundur.

Sevgili maskesiz, "6. yoğunluğun meydandan çekilmesi" yakında ortalığın iyice karışacağı anlamına geliyor bana ögre. Hani bir ülke fena şekilde karışacak veya savaş çıkacak gibi görünüyorsa başka ülkelerin elçileri, diplomatları falan o ülkeyi terk eder ya, öyle birşey gibi geliyor bana. Korku filmi etkisi yapmamıştır umarım! :) Benzer veya farklı başka anlamlarda da olabilir tabi. Tartışırız.

Alemtac

#10
Teşekkür ederim Sevgili Bozadi :) Kendimin organik portal olmadığımdan eminim :)) Nihayet :))

Vejeteryenliği seçmemin nedeni, ilk başlamam, kızımın bir sözü üzerine olmuştu, zaten son zamanlarda etler tatsız geliyordu;  anne, uçamadıkları kanatlarını yiyoruz, yazııık...o an yediğim tavuk kanatları boğazıma düğümlenmişti ve o günden beri tavuk, inek, kuzu, koyun yiyemiyorum. Bahsettiğim gibi, yememem de gerekiyormuş.

"Bitkinin canı kökündedir. Bİzlere sunduğu ise dallarında...Bir bitkinin yenen kısmı kökündeyse, onu yemenin hayvanın canını almaktan farkı yoktur." Bu bilgiyi unutmuştum ve bir gün birden bire aklıma geldi. Daha sonra öğrendim ki, kök bitkiler şeker içeriyorlarmış yani yenmeyecekler listesinde...

Fakat, gelişme çağında olanların, eksik ve yetersiz beslenmeden dolayı rahatsızlığı olanların her türlü gıdayı tam olarak almaları gerektiğini unutmuyorum. En doğrusu bedenimizi dinlemeyi öğrenmek.
 

Scyth

#11
Bu arada et derken şunuda belirtelim ki kapalı alanlarda güneş görmeden sunni yemlerle yetiştirilen çiftlik hayvanları kimseye bir fayda vermez. Ki yerken bile özellikle tavukda o acayip tadı alıyorsunuz. Doğal beslenmiş, haraket etmiş, güneş görmüş hayvanlar daha sağlıklı ve lezzetli.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

maskesiz

#12
Sevgili Alemtaç kardeşceğizim , sen sebze ile besleniyorsun diye sana organik portal diyecek kişinin ben akıl sağlığından şüphe ederim:)))yada art niyetli olduğunu düşünürüm.
Ben en çok vejeteryan olupta, kürk giyen yada deri ayakkabı ve çanta kullananlara çok gülüyorum:))))

Sevgili Bozadi, yani 6. yoğunluk bizi savaşın ortasında (cehennemin ortasında) terk edip dımdızlak ortada mı bırakıyor.Korku filmi etkisi yaratmadı cehennemin dibinden geldiğim için pek korktuğum söylenemez:)Korkarsamda yapmam gerekeni biliyorum (~: saklanırım.
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

sevgi_dünyası

#13
Benim aklıma gelen seçenekler:

Doğal olanı takip etmek
Buna göre et ile beslenmek de gerekir. Bana göre insan bedeninin bu şekilde varoluşu, hayvansal kaynaklı beslenmeyi de gerektiriyor.
Optimal yakıt ımın içinde et de olmasını isterim.
Hakkını vermek Buradan hareketle: bu yolculukta Dünya nimetlerinin ve tat alma duygusunun hakkını vermek, gerekise et de yemek.
Duruma uygun olanı yapmak
Yemek tercihini abartmamak ve bu konuda aşırıya kaçmamak
Doğal frekanslarına böyle ulaşabiliyorsan hiç et yememek ve böyle rahat hissetmek
Hayvani varlığı yemekten sakınılabiliyor ama hem Bitkilerin, hatta taşın toprağın içinde bile biz görmesek de entellektüel zekâ formları var,(Kendi düşüncem) ve onları bedenimize aldığımızda bir dengeyi bozmuyoruz, o maddelere zarar veremiyoruz. Sadece bazı şeylerin yerini değiştiriyoruz, tek sorun çok fazla çoğalıyoruz.
 

yucelulu

#14
13Şubat2011 tarihli celsede Elenin kometinin büyüklüğü soruluyor Kasyopyalılara. Uzun eksende 500 km çapında diye cevap veriyorlar.Bu celsede ise 5km ye 10 km lik bir büyüklükten bahsediyorlar. Acaba çeviride mi yanlışlık var. Yoksa komet mi küçüldü?