Şiirler / Güzel Sözler

Başlatan Tiversonus, 06 Nisan 2009, 02:23:46

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Alemtac

#75
aşk - halil cibran

Aşkı konuşmak için dudaklarımı kutsanmış ateşle temizledim, ama hiçbir sözcük bulamadım.
Aşktan haberdar olduğumda sözler cılız bir hıçkırığa dönüştü, yüreğimdeki şarkı derin bir sessizliğe gömüldü.
Ey bana gizlerinin ve mucizelerinin varlığına inandığım Aşk 'ı soran sizler,
Aşk peçesiyle beni kuşattığından beri ben size aşkın gidişini ve değerini sormaya geliyorum.
Sorularımı kim yanıtlayabilir? Sorularım kendi içimdeki için; kendi kendime cevaplamak istiyorum.
İçinizden kim içimdeki benliği bana ve ruhumu ruhuma açıklayabilir?
Aşk adına söyleyin, yüreğimde yanan, gücümü tüketen ve isteklerimi yok eden bu ateş nedir?
Ruhumu kavrayan bu yumuşak ve kaba gizli eller nedir; yüreğimi kaplayan bu acı sevinç ve tatlı keder şarabı nedir?
Baktığım bu görünmeyen, merak ettiğim açıklanamayan, hissettiğim hissedilemeyen şey nedir? Hıçkırıklarımda kahkahanın yankısından daha güzel, sevinçten daha mutluluk verici bir keder var.
Neden kendimi beni öldüren ve sonra şafak sökene kadar tekrar dirilten, hücremi ışığa boğan bu bilinmeyen güce veriyorum?
Uyanıklık hayaletleri kurumuş gözkapaklarımın üstünde titreşiyor ve taştan yatağımın etrafında düş gölgeleri uçuşuyor.
Aşk diye seslendiğimiz şey nedir? Söyleyin bana, bütün anlayışlara sızan ve çağlarda gizli olan o sır nedir?
Başlangıçta olan ve herşeyle sonuçlanan bu anlayış nedir?
Yaşam 'dan ve Ölüm 'den, Yaşam 'dan daha acayip, Ölüm 'den daha derin bir düş oluşturan bu uyanıklık nedir?
Söyleyin bana dostlar, içinizde Yaşam 'ın parmakları ruhuna dokunduğunda Yaşam uykusundan uyanmayan biri var mı?
Yüreğinin sevdiğinin çağrısıyla babasından ve annesinden vazgeçmeyecek kimse var mı?
İçinizden kim ruhunun seçtiği kişiyi bulmak için uzak denizlere açılmaz, çölleri aşmaz, dağların doruğuna tırmanmaz?
Hangi gencin yüreği tatlı nefesli, güzel sesi ve büyülü dokunuşlu elleriyle ruhunu kendinden geçiren kızın peşinden dünyanın sonuna gitmez?
Hangi varlık dualarını bir yakarış ve bağış olarak dinleyen bir Tanrı 'nın önünde yüreğini tütsü diye yakmaz?
Dün kapısından geçenlere Aşk'ın sırları ve değeri sorulan tapınağın girişinde durmuştum. Ve önümden çok zayıflamış, yüzü hüzünlü yaşlı bir adam iç çekerek geçti ve şöyle dedi:
'Aşk bize ilk insandan beri bağışlanmış bir güçsüzlüktür.'
Yiğit bir genç karşılık verdi:
'Aşk bugünümüzü geçmişe ve geleceğe bağlar.'
Ardından kederli yüzlü bir kadın hıçkırarak şöyle dedi:
'Aşk cehennem mağaralarında sürünen kara engereklerin ölümcül zehiridir.
Zehir çiy gibi taze görünür, susuz ruhlar aceleyle içer onu; ama bir kere zehirlenince hastalanır ve yavaş yavaş ölürler.'
Sonra gül yanaklı bir kız gülümseyerek dedi ki:
'Aşk Şafak 'ın kızları tarafından sunulan ve güçlü ruhlara güç katıp onları yıldızlara çıkaran bir şaraptır.'
Ardından çatık kaşlı, kara giysili, sakallı bir adam geldi:
'Aşk gençlikte başlayıp biten kör cahilliktir.'
Bir başkası gülümseyerek açıkladı:
'Aşk insanın tanrıları mümkün olduğunca fazla görmesini sağlayan kutsal bir bilgidir.'
Sonra yolunu asasıyla bulan kör bir adam konuştu:
'Aşk ruhlardan varlığın sırlarını gizleyen kör edici bir sistir;
yürek tepeler arasında sadece titreşen arzu hayaletlerini görür ve sessiz vadilerin çığlıklarının yankılarını duyar.'
Çalgısını çalan genç bir adam şarkı söyledi:
'Aşk ruhun çekirdeğindeki yangından saçılan ve dünyayı aydınlatan bir ışıktır.
Yaşam 'ı bir uyanışla diğeri arasındaki güzel bir düş olarak görmemizi sağlar.'
Ve paçavraya dönmüş ayaklarının üzerinde sürüklenen güçsüz düşmüş çok yaşlı bir adam titrek bir sesle şunları söyledi:
'Aşk mezarın sessizliğinde bedenin dinlenmesi, Sonsuzluk 'un derinliklerinde ruhun huzura ermesidir.'
Ve onun ardından gelen beş yaşındaki bir çocuk gülerek dedi ki:
'Aşk annemle babamdır, onlardan başka kimse bilmez aşkı.'
Ve böylece Aşk'ı tarif eden herkes kendi umutlarını ve korkularını bıraktı önüme sır olarak.
O anda tapınağın içinden gelen bir ses duydum:
'Yaşam iki yarıya ayrılmıştır: biri donar, biri yanar; yanan yarı, Aşk 'tır.'
Bunun üzerine tapınağa girdim, sevinçle diz çökerek dua ettim:
'Tanrım, beni yanan alevin besleyicisi yap...
Tanrım beni kutsal ateşine at...'



halil cibran
 

Tsunami

#76
MEVLANA'DAN ÇOK ÖZEL


   Ey insan, ne tuhaf bir varlıksın sen. Zıtlıklar sende birleşmiş. Hayvan da melek de yerinde sabit ama sen bunları nefsinde cem etmiş ten hayvanıyla can meleğini bir araya getirmişsin.. Bu yüzden hem göğe mensupsun hem yere .Bu ikili yapını bil ve ona göre dikkatli davran.. Ta ki tenin canına diş geçirmesin, kötülük iyiliğine baş eğdirmesin. Gökler dururken börtü böcek gibi toprağın altını vatan edinme. 2/3814

 

   Sen insan bedenini insanın kendisi sanmadasın. Oysa bu beden ruhun elbisesinden başka nedir ki? Hiç insanın değeri giydiği elbiseyle ölçülür mü? Değer ya da değersizlik onun ruhuyla ilgilidir, bedeniyle değil. O halde sen gözünü ten elbisesinden çek de o elbisen içindekine dikkat et. Şekle değil manaya bak. Eğer şekilce benzerlik insan olmaya yetseydi iyi de kötü de bir olurdu. 3/1616

 

   Ham ile olgunun bir farkı eldeki imkânı kullanış biçimidir. Olgun kişi toprağı ellese altın kesilir. O, kötülükten bile iyilik çıkarır, imkânsızlığı imkâna çevirir. Leşin kokusunu duymaz da parlayan dişlerine hayran olur. Güneş gibi çiği pişirir, misk gibi yaklaşanı kokular. Nasipsiz hamın elindeyse altın bile küle döner. Kendi uyumsuzluğunu çevresine de bulaştırır, düşerken başkalarını da düşürür. Değer bilmediği için altın değerindeki insanlar onun yanında geçmez mangıra döner, hor ve hakir duruma düşerler. 1/1674

 

   Dış benzerliği iç benzerliği demek değil. Nasıl ki şekeri ekmek şekline de soksan tadı ekmek değil yine şekerdir. Yediğin şeyin şeker mi ekmek olduğunu bilmek için tatmak lazım. Gözün tatmadan yana nasibi yok çünkü. O halde kalıbı şekere benzeyen her adamı da şeker sanma. Bu dünya elbisesiz adamlar ve adamsız elbiselerle doludur. 1/2980

 

   Görmek ve körlük de çeşit çeşittir. Vah yazık o göze ki zerreyi görür de güneşi görmez. Uzaktakini tanır da yakındakini bilmez. Önemsizin farkındadır önemli olandan gafil. Mahlûk da Halik'a göre zerreden bile kemdir. Yaratılmışı görüp yaratanından gafil olmak! İşte gerçek körlük budur. 3/2770

 

   Her şeyin değeri ödenen bedel kadardır. Atadan dededen kalan, yolda belde bulunan şeyin değeri olmaz. Zira bir şeyi ucuza alan ucuza verir. Cahil çocuk yolda bulduğu incinin kıymetini ne bilsin. Bu yüzden bir hazine değerindeki o inciyi gider de bir somun ekmeğe değişir. İncinin kıymetini denizin dibine dalan dalgıca, ya da inci satıcısına sor sen. Aslında o çocuk sensin; inci de ata mirası olan dinin. Sen o hazineyi beşiğinde hazır buldun, sahip olduğun şeyin farkında olmayışın bundan. 1/1824

 

   Bin türlü emek harcasan, diller döksen, iltifatlar etsen ne teraziyi ne de aynayı doğruyu söylemekten vazgeçiremezsin. Çirkinsen ayna sana çirkinsin demekten utanmaz. Terazi kaç paralık bir adam olduğunu söylemekten vazgeçmez. Çünkü ne ayna ne de terazi kendisi için tartmaz. Eğer terazide mal sevgisi olsaydı doğru tartamazdı. Sen Peygamber ve veliler de hizmetleri karşısında ücret istemedikleri için o ayna ve o terazi bil. Sana ne söylerlerse candan kabul et. 2/579
 

Tiversonus

#77
Agora Meyhanesi
Sana bu satirlari
Bir sonbahar gecesinin
Felç olmus kösesinden yaziyorum
Besyüz mumluk ampullerin karanliginda
Saatlerdir bosalan kadehlere
Sarkilarini dolduruyorum
Tabagimdaki her zeytin tanesine
'Simsiyah Bakislarin' i koyuyorum
Ve kaldirip kadehimi
Bu rezilcesine yasamalarin serefine içiyorum.
Burasi Agora Meyhanesi
Burada yasar asklarin en madarasi
Ve en sahanesi
Burada saçlarin her teline bir galon içilir
Gözlerin her rengine bir sarki seçilir
Sen bu sekiz köseli meyhaneyi bilmezsin
Bu sekiz köseli meyhane seni bilir
Burasi Agora Meyhanesi
Burasi arzularini yitirmis insanlarin dünyasi...
Simdi içimde sokak fenerlerinin yalnizligi
Bosalan ellerimde kahreden bir hafiflik
Bu aksam umutlarimi meze yapip içiyorsam
Elimde degil
Bu da bir nevi namuslu serserilik
Disarda hafiften bir yagmur var
Bu gece benim gecem
Kadehlerde alaim-i semalarin raksettigi
Gönlümde bütün dertlerin hora teptigi gece bu
Camlara vuran her damlada seni hatirliyorum
Ve sana susuzlugumu
Birazdan sarkilar susar, kadehler bosalir
Umutlar tükenir, mezeler biter
Biraz sonra bir mavi ay dogar tepelerden
Bu sarhos sehrin üstüne
Birazdan bu yagmur da diner
Sen bakma benim böyle delice efkarlandigima
Mendilimdeki o kizil lekeye de bos ver
Yarin gelir çamasirci kadin
Her seyden habersiz onu da yikar
Sen mesut ol yeter ki ben olmasam ne çikar?
Dedim ya burasi Agora Meyhanesi
Bir tek iyiligin tüm kötülüklere meydan okudugu yer
Burasi Agora Meyhanesi
Burasi kan tüküren mesut insanlarin dünyasi

(İzmir/Agora, Kasım 1959)
Dr. Onur Şenli


1959'da şiiri yazarken İstanbul'da Agora Meyhanesi diye bir yer olduğunu bilmiyormuş.
 
Bu meyhanenin sekiz köşeli olduğundan ve şair Özdemir Asaf'ın meyhanenin sekiz ayrı köşesine sekiz ayrı şiir yazdığından da haberi yokmuş.


Tsunami

Evet, iste bir örnek. Ilham dedigimiz sey, ortak bilincin ötesidir. Yani insanlar arasinda nasil bir ortak bilinc alani var ise, yaratan (ki ben bunlara insan-ötesi insan diyorum) insanlarin da beslendigi bir ortak bilinc ötesi alan var.

Yani bütün yaratanlar bence bu ortak alandan besleniyor. Dünyanin bir kösesindeki, sairle, dünyanin öteki kösenideki sair ortak bir alana girer, ordan cekip alirlar alacaklarini. Yazmak böyledir, resim böyledir, müzik böyledir.

Yaratimlarimiz ortak ürünlerimizdir, belki de onun icin bu kadar kendimizi buluruz yaratilanlarda:)
 

Tiversonus

#79
Ennui (Can Sıkıntısı)

Çay yaprakları engelliyor felakete meydan verenleri,
Hiçbir şeyin olmayacağı gelecekleri tasarlayanları;
Çingenenin avucunu gözden geçiren ve esneyen o kız,
Halen fethedilecek hiçbir tehlikenin kalmadığı kehanetinde bulunacak.
Tehlike artık yavan demek: saf şövalye!
Zamanı geçmiş devler ile duyulmamış ejderhalar bul
Bıkkın prenseslerin suçlarken,
Terörle savaşmanın tam bir saçmalık olduğunu.
 
Jamesian korusunda ki canavar hiç sıçramayacak,
Kahramanın donuk kariyerini krize zorlayacak;
Ve kaygısız melekler Tanrının borusunu çaldıklarında,
Sıkılmış arena isleyicileri bir defalık istekli gözüktükleri anda,
Ne ödüller nede yalvarmalar olmadan yıkıma ümit eden;
Tatlı dille, bir hanımefendi ya da bir kaplan dilemeliler,
Kaderin boş kapısından...

Sylvia Plath

Tiversonus

#80
[h5]
Kısacası, benim sözüm aslında kimleredir, bilmecemi yalnız kimlere anlatmak istiyorum ben?

Sizlere, gözüpek arayıcılar, sınayıcılar ve her kim kurnazca yelkenleriyle o korkunç denizlere açılmışsa bir kez,

sizlere, bilmeceler içinde esrimişler, alacakaranlığı sevenler, ruhları flüt sesleriyle her tuzağa düşürebilenler:

çünkü siz titreyen ellerinizle bir ipi yoklayarak inmek istemezsiniz; ardından ne olduğunu kestirdiğiniz yerde, tiksinirsiniz kapıyı açmaktan...

Nietszche

[/h5]

Alemtac

#81
Deniz kıyısında bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır.
Güneş onu yakıp kavurur.
O da Tanrıya yakarır keşke güneş olsaydım diye.
"Ol" der Tanrı. Güneş oluverir.
Fakat bulutlar gelir örter güneşi, hükmü kalmaz.
Bulut olmak ister. "Ol" der Tanrı. Bulut olur.
Rüzgar alır götürür bulutu, rüzgarın oyuncağı olur.
Rüzgar olmak ister bu kez. Ona da "Ol" der Tanrı.
Rüzgar her yere egemen olur, fırtına olur, kasırga olur.
Herşey karşısında eğilir.
Tam keyfi yerindeyken koca bir kayaya rastlar.
Ordan esen burdan eser, kaya banamısın demez!
Bildiniz, Tanrı kaya olmasına da izin verir.
Dimdik ve güçlü durmaktadır artık dünyaya karşı...
Sırtında bir acı ile uyanır....
Bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır. ..

"Amor Fati - Nietzsche "
 

Tsunami

#82
TUZAK

Nefretin adresini mi soruyorsun
cinnet yağmurunda kimsesiz kuşların
rüzgârı çalınmış yalnızlığımı mı
sevdanın adresini mi soruyorsun
ayrılığı mavi, hüznü beyaz uçan

Yüzüne ay doğmakta. Seviyorum seni
sensin çılgınlığımın zalım kaynağı
elemin aşktan damıtılmış alevi
taşarken yüzünden hicranın ırmağı
zulmetin vahasını mı arıyorsun
bakışı gül sesi, gülüşü yaz açan

Yüzüne ay doğmakta. Seviyorum seni

Fırtınası çalınmış işte umudun
gençliğimin şafağı da haczedilmiş
acının ve aşkın tarihini yazmadan
su menzilinde akşam mı avlıyorsun
ikindisi kumral, baharı az olan

Yüzüne ay doğmakta. Seviyorum seni

Çile kuşatılmaz demedim mi sana
nur heykeli, gün avcısı, ay alevi
yüzü bereketli sevdalar tuzağı
kalbimin adresini mi soruyorsun
soyadı hüzünlü, adı naz anılan

Yüzüne ay doğmakta. Seviyorum seni


   
      Refik DURBAŞ


 

Tsunami

#83
varlığın sırları saklı senden benden
bir düğümki ne sen çözebilirsin ne ben
bizimkisi perde ardında dedikodu
bir yıkıldı mı perde, ne sen kalırsın ne ben...

Hayyam
 

Tiversonus

#84
[h5]

Bak anne gökyüzünde bir uçak var

Gördünüz mü korkmuş insanları

Duydunuz mu düşen bombaları

Hiç merak ettiniz mi

Neden sığınaklara kaçıştığımızı

Cesur yeni bir dünya için

Verilen sözün

Tutulmadığı ortaya çıktığında,

Açık mavi gökyüzünün altında

Gördünüz mü korkmuş insanları

Duydunuz mu düşen bombaları

Alevlerin hepsi çoktan yok oldu

Fakat acı kolay geçmiyor

Elveda mavi gökyüzü

Elveda



[/h5]

Tsunami

Pink Floyd- Goodbye Blue Sky :)
 

Tiversonus

#86
[h5]


hey sen, dışarıda soğukta duran


yalnızlaşıyorsun, yaşlanıyorsun


beni hissedebiliyor musun?


hey sen, koridorda ayakta duran


kaşınan ayaklar ve kaybolan gülüşlerle


beni hissedebiliyor musun?


hey sen, ışığı gömmelerine izin verme


savaşmadan pes etme


hey sen, orada yalnız duran


telefonun yanında çıplak oturan


bana dokunur muydun?


hey sen, kulağı duvarda olan


birinin seslenmesini bekleyen


bana dokunur muydun?


hey sen, bana taşı taşımamda yardım eder miydin?


kalbini aç, eve geliyorum


ama bu sadece fanteziydi


duvar çok yüksekti


görebildiğini üzere


ne kadar çabalarsa çabalasın


özgür kalamadı


ve solucanlar beynini yedi


hey sen, yolda ayakta duran


hep sana söyleneni yapıyorsun


bana yardım edebilir misin?


hey sen, orada duvarın ötesinde olan


holde şişeleri kıran


bana yardım edebilir misin?


hey sen, bana hiç umut olmadığını söyleme


birlikte ayakta duruyoruz, ayrılırsak düşeriz
[/h5]

Tiversonus

#87
[h5]
Özgürlük

Özgürlük yoluna girmezsen,
Bu yolda koşmazsan var gücünle,
Yıkamazsan yüzünü yüreğinin kanında,
Yarın avucunu yalarsın.

Adam dediğin kendini yok bilmedi mi,
Cayır cayır yanmadı mı yürek dediğin,
Hadi öyleyse uğurlar olsun.

Ömer Hayyam
[/h5]

Tiversonus

#88
Sevgili Arkadaşım



Benim sevgili genç arkadaşım, nasılda kırgın yüreğin, nasıl yaralı, üzgün, öfkeli... terkedilmiş, sevdiği hemde çok sevdiği tarafından... Ahh.. duyamaz şimdi kimse seni , anlayamaz derdini değil mi? Her şey ne anlamsız şimdi sana...ne kadar da boş hayat...Nasıl bir acıdır bu yaşadığın ve nedendir başına bunca gelen... Arayan gözlerle koşup geldiğinde bana, ne söyleyebilirim ki, düğümlenir kalır kelimeler boğazımda...bilirim bu zamanları... kulağın hep bir şeyler duymak isterde dinlemez bir türlü söyleneni. Arar hep duymak istediklerini de duyamaz bir türlü... Ahh ne zor ne kadar zor benim için şimdi...ne söylesem nasıl rahatlatsam seni...

Tüm bunları sen yarattın desem, kötü kötü bakarmısın bana...bakma..lütfen bakma...

Farklı yerlerde arayacaksın sevgiyi, ne aradığını bile bilmeden önceleri... güvenemeyeceksin kimselere...hiç bir şey ve hiç kimse tamamlayamayacak boşluğunu...bir kurstan diğerine koşacaksın belki de... ya da hemen gecici sevdalara kayacaksın... sosyal klüplere gireceksin... başka çevreler edineceksin... belkide işine yada içine kapanacaksın ... halledemediğin her ne ise bir kez daha çıkacak karşına...ve bir kez daha....''neden ben ? neden hep ben?'' diyerek sızlanacaksın sabahlara kadar...sen bunu farkedinceye kadar bu böyle devam edip gidecek...

Bir gün gelecek farketmeye başlayacaksın...
Ve bir gün gelecek bulacaksın aradığını...
Ve bir gün gelecek o sevgiliden nefret etmeyeceksin artık...ve hatta seveceksin onu yine ...ama başka bir sevgi olacak bu, tanımlamakta zorlanacağın...
Söyleyemeyeceksin hislerini kimselere... göreceksinki onlar hala kızgın ve nefret dolu...bir iki anlatmaya çalışacaksın ... ''ama ben artık'' diye başlayan cümlelerin ağzına tıkılacak... sendeki değişimi göremeyecek en yakınların...ve uzak olmaya başlayacaklar sana...

evet, inan bana o günler gelecek... ama önce yaşa şu hislerini...yaşa, yaşa, yaşa... ve bitir işini onlarla...


Alıntı: http://ayseninyolu.blogspot.com/2009/04/sevgili-arkadasm.html#comments

Tiversonus

#89
[h5]
Parılda Çılgın Elmas
Anımsa genç olduğun günleri, hani güneş gibi parladığın.
Parılda çılgın elmas.
Şimdi gözlerinde bir bakış, göklerdeki kara boşluklar gibi.
Parılda çılgın elmas.
Çocukluğun ve yıldız kişiliğin kıskaca almış seni
Çelik rüzgarlarda esen.
Gel buraya hedefler, uzaktaki kahkahalar, gel buraya yabancı,
Destan olan, şehit olan ve parılda.
Ulaştın gizlere kısa zamanda, aya bakıp ağladın.
Parılda çılgın elmas.
Gece gölgeler tehdit etti seni ve gösterdin kendini ışıkta.
Parılda çılgın elmas.
Bıktırdın herkesi zamanlı zamansız ziyaretlerinle,
Çelik rüzgarlarda esen.
Gel buraya zaptedilemeyen, sen öngörülü, gel buraya ressam,
Sen kavalcı, sen tutuklu ve parılda
[/h5]