Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

Paylaşmak İstedim...

Başlatan maskesiz, 30 Mayıs 2010, 22:59:24

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Scyth

#240
Aynı şeyleri deneyimlemekten bende hiç hoşlanmam Sevglili Maskesiz. İlginçtir, yaptıklarımdan rahatsız olduğumda, neden yaptım dediğim davranışları deneyimlediğim durumlarla farkı mekan ve zamanda yeniden karşılaşırım. Bu ne kadar büyük bir muamma diye düşünmüyorum; aksine cevabım: "Dersimi öğrenememişim farklı bir yöntem izlemem gerekiyor" oluyor.


  Şimdi yazacaklarım doğruluğu konusunda ciddi şüphelerim var ve de kesinlikle bir tavsiye niteliğinde değildir. O yüzden sadece garip bir yorum olarak değerlendirin. Mücadele dünyasında etkileşim kaçınılmaz. Burada baskıdan kurtulabilmek için cinsel enerji kullanılabilir. Cinsel enerji bilinçaltı programlama yüzünden direk kullanıldığında egonuzu aşırı besler, sizi sivriltir ve keskinleştirir. Daha çok yapacağınız da bu durumda zarar vermek olur; kendinize ve başkalarına. Bununda yeni karmalara sebep olacağını düşünüyorum. Bir diğer açıdan ise cinsel enerjiye bir  noktada blok koyabilir ve burdan sonrasına geçemezsin derseniz size belirli bir miktarda kalkan görevi görecektir. Kalkanda bir silahdır,tıpkı bir bıçak gibi ama savunmaya yarar ve darbeleri yansıtır. Bunu yapmak için cinsel enerjinizi kırmızı kuşakta tutmayın. Onu yadsımayın, geri çevirmeyin bırakın gelsin fakat kendini tutku ve rekabet olarak dışa vurmasın. Onunla eğlenin, düşüncelerinize yansıtın size düşüncelerizi kuvvetlendirme gücü versin. Bu vücudunuzda nereden geldiğini bilemediğiniz yükselen bir neşeye benzer.

   Yanlışlarımı düzeltin lüften ama bir başka düşüncem daha var. Bu dünyanın gerçek yöneticisi Orion KH'sidir. Orion takım yıldızı ise yoğun bir kırmızı ışık ile parlar. İnsanlar dna'larındaki tutku kodlarını Orionlulardan almıştır. Zaten Ra Bilgilerinde insanların tutku eğilimlerini Orion, rekabet eğilimlerinide kertişlerden aldığı/ verildiği söylenmişti. Dünya ilişkileri kırmızı ışık tabanlı, sizde ondan şikayet edip dışladığınızda hala dünyada yaşayan bir varlık olarak gardınızı düşürdüğünüzü düşünüyorum. Ben kırmızı kuşakta yaşayın demiyorum, onu düşüncelerinizle dönüştürün diyorum. Taki beyaz ışığa ulaşana kadar. Belkide bu beyaz ışığa ulaşmak için bir yol olabilir.


Son olarak Sevgili Maskesize yeniden ve yeniden kristallari kullanmasını tavsiye ediyorum. Eğer istersen nasıl kullanacağın ile ilgili tavsiyelerde bulunabilirim.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

maskesiz

#241
Günlerdir yazıyorum ve ya siliniyor yada göndereceğim sırada hasta geldi göndermedim.Çok teşekkür ederek başlamak istiyorum.Sağolun iyiki varsınız ve iyiki yanımdasınız.Tavsiyelerinizi okuyorum ve uygulamaya çalışıyorum elimden geldiği kadar...
Sevgili Scyth kristaller konusunda bilgilenmek ve uygulamak isterim.
O kadar dalgın ve yorgunum ki.Dün çok hastalandım,kalbim sıkıştı ateşim vardı ve bulantı kusma bedenimi çok yıpratıyorum elimde olmadan bunun sebebi çevremdeki arkadaşlarımın, dostlarımın hatta bazen hiç tanımadığım insanların acılarını sünger gibi çekiyorum dönüştüremediğim içinde bana yol su elektirik :)))) olarak geri dönüyor ciddi sıkıntılar yaşıyorum.Buna bir çare bulmam gerekiyor ama bir türlü olmuyor etrafta ne kadar negatif varsa bana yapışır bu hep böyleydi eskiden başa çıkabilirdim ama artık başa çıkamıyorum neyapacağımıda bilemiyorum.

sonsuz sevgilerimle.....
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

Scyth

#242
Kristal kuvarsla başlayalım. Kasyopyalıların dediği gibi güneşe bırak. Sakın yatarken başının ucuna koyma bütün enerjini çekerler. Kaldığın yerde güneşte bırak yeter. Gecede ay ışığı gelmediğinden emin ol. Satın aldığında bir gün kaya tuzunda bırakman yeterli olacaktır. Sonra kullanmaya başla. Bunun yanında bir kolye edin seçim senin seni çeken taşı al. İnternette var ordan satın alabilirsin. Yada İstanbulda olduğun bir gün Beyazıt Şarkhan'a gitmen lazım. Han'ın alt katlarında pek çok doğal taş satan dükkan var.
 
 İlk satın aldığım gün gördüğüm rüyamı anlatim sana. Uyanmıştım, odamda benden bir tane daha vardı. Daha zayıf, hastaydı ve kötü görünüyordu. Benimle mücadele ediyordu. Ben taşı yıkamak için musluğa gitmek istiyordum ama o gitmemi engelliyordu. Sonra tekrar yatağımda uyandım yeniden benimle mücadele etti. Gene başarısız oldum. Tekrar yatağımda uyandım bu bir kaç kez tekrarladı sonra ondan zor bela kurtulup musluğa doğru ulaşabildim ama bunu yaparken resmen yamulmuştum; yemyeşildim ve mecaz anlamında değil gerçekten yamulmuştum. Taşı yıkadım ve uyandım. Acaba bu sefer ki rüyamı yoksa gerçekten mi uyandım diye terettüd ve korku hissediyordum. Bir daha benzer bir rüya görmedim sadece ilk gün böyle oldu.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

maskesiz

#243
Sağolasın Sevgili Scyth istanbula geldiğimde Beyazıta gidip kristallerden alayım.Başka almamı tavsiye ettiğin taşlar varsa geldiğimde alayım.Yada yavaş yavaş sırayla alayım nasıl tavsiye edersen.Ama dükkanda beni çeken ve bana aitolduğunu düşündüğüm taşı alıcam kolye olarak kullanabilirmiyim bilmiyorum ama sürekli yanımda taşıyacağım.Metallere karşı allerjim olduğu için kolye takamam.

Sonsuz sevgilerimle....
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

Scyth

#244
Cebinde taşıyabilirsin, Sevgili Maskesiz. Taşı aldıktan sonra başkasının dokunmamasına dikkat et. Dokunursa tekrar bir gün kaya tuzunda bekleteceksin.  Kadınlar bu konuda biraz şanslılar. Bu taşları elbiselerinin üzerinde taşıyabiliyorlar. Erkek kültüründe bu feminen görülüyor. Israr etmeye başladım gibi gelmeye başladı. :) Uygun taşı gördüğünde anlayacaksın; deneyimlerini aldıktan sonra bizimle paylaş, etkili yada etkisizliği hakkında...
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

maskesiz

#245
Sevgili Scyth ısrarcı falan değilsin.:)Bizi düşünüyor ve seviyorsun.Ailem olduğunuz için ben çok şanslıyım çok teşekkür ediyorum.
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

maskesiz

#246
Dün evi su bastı,daha sonra ocak alev ,sevdiğim bir arkadaşımla tartıştık.Bakalım daha neler yaşıyacağım.Daha önce söz etmiştim sanırım burda sönmüş yanardağda hareketlenme var o da patlarsa buralardan gitme vakti gelmiştir.:))))))
Dün acı bir hikaye dinledim.
Birbirlerini çok seven iki insan aileleri evlenmelerine izin vermediği için önce oğlan intihar ediyor kurtuluyor,sonra kızla intihar etmeye karar veriyorlar kız ölüyor oğlansa 37 bıçak darbesiyle yoğun bakıma kaldırılıyor,kurtuluyor 10 yıl hapi cezası alıp 4 yıl yatıp çıkıyor.İnsan sevdiğine nasıl kıyar ki nasıl bir düşünce yapısı onsuz yapamayıp ölmek istiyor,daha sonra onsuz yapamayıp canlarına kıyıyor
şimdi ise başka bir birlikteliği var....(olmasın demiyorum sonuçta kendi yaşamı) Bu kadar kolay mı sevdiğini öldürmek ,aile olmaktan vaz geçmek ne bilim ben çok klasik dünya kafasıyla düşünüyorum sanırım.
Kız erkek ilişkilerinden söz etmiyorum bir anda birilerini seviyorlar daha sonra hayatlarının merkezi oluyor aile deniyor daha sonra vazgeçiliyor bilemiyorum ben bana kötülük edenden bile vazgeçmiyorum yapabileceğim birşey var mı diye düşünüyorum.
Hiç kimse sütten çıkmış ak kaşık değil.O kadar çok kirletiyoruz ki bedenimizi, ruhumuzu, dünyamızı....Ve bu o kadar çok kullanılıyorki kertler tarafından yaldızlı poşetler içinde hayatlarda...Ayaklarımız üzerinde birazcık durmaya çalışalım birazcık mutlu olalım depeleniyoruz.Diyebilirsiniz mutlu ol iyi ol kim tutuyor seni......bilemem kim nerde hangi cennette yaşıyor ama ben cehennemin tam ortasındayım ve burda olma cesaretini gösterdiğim buraya gelebilme cesareti gösterdiğim ve hatta olduğum durumu görme cesaretini gösterdiğim için kendimle gurur duyuyorum.Bu demek değil ki evren adaletsiz tek inancım tek bildiğim adalettir.Asla vazgeçmiyeceğim tek şey....ADALET
Adaletin temellerinden biri güvenmek...Başta kendine güvenmek daha sonra başkalarına güvenmek.Şöyle bakıyorum da tüm yaşadıklarıma neleri aldı yaşam benden diye güven.Güvenilir biriyim ne kadar fırtınalı olursam olayım sığınılacak bir limanım vardır,ama kendine güven diyince işte çok fazla şey alındı benle ve bu uzaktan insaların yaptığı birşey değil biyolojik ailem üzerinden yapılan birşey anneme sorsanız bu güne kadar neyi doğru yaptı diye hiçbirşey der ve bu düşüncesini bana yansıtmakta hiç çekinmedi (Gerçi şimdi birşey der okulu bitirmek ama sonuna ekler onu da çok geç bitirdi daha önce bitirmeliydi)Hiç çekinmedi kolumu kanadımı kırıp her gün dış dünyaya göndermeye her an savaştı ayakta durmak istiyen tutunmaya çalışan eylem le hiç bıkmadı tutunduğum her dalı kırdı yaptığım her iyi yada kötü şeyi cezalandırdı ama en çok yaptığım iyi şeyleri cezalandırdı.
O kadar acı ki kan kusarken(mecazi anlamda değil)ve bunu babam gözleriyle gördüğü halde okula gitmemek için bahane  yalan söylüyorsun demesi ölümden acı değil yok olmaktan acı değil.....
Ne oldu okul bitti boyum bir karış mı uzadı yada yaralı ruhum bir arpa boyu yol mu aldı güvenim geri mi geldi.
Nankör diye düşünenler olabilir.Bu böyle birşey değil nankörlük değil Bir sorun var ya bende yada burda olduğum yerde:(((
Başkaları tarafından bize yapılanlar güvendik,sevdik  ne oldu yarı yolda bırakıldık daha sonra ne yaptık nefret ettik kimi negatif yolu seçip intikam yeminleri etti,kimi tek başına yol almaya karar verdi.
Ben en zor koşullarda bile güvenmkten vazgeçmedim başka birşeyim yok sabretmekten ve güvenmekten başka.....Ve gördüm ki kendime güvendikçe başkalarına güvendikçe daha çok saldırı aldım daha çok yaralandım.Güvendikçe ihanete uğradım.İnsanlara güvenmekten vazgeçmedim ama dikkatli olmayı öğrendim kuzu kılığında kurtlara dikkat etmeyi....
Sevgi kelebeği gibi görünen bir çok kişinin ne kadar acımasız olduğunu fark ettiğim zaman insanlığımdan utanıyorum.
Nisan aylarındaydı sanırım hayatıma uzun süre kimseyi sokmuyordum öyle yada böyle girdi.Sonra benim ben istemedğim yada öyle bir talebim olmadığı halde genlerime baktı " andromeda genleri" varmış bende o ne ki dedim kendi kendime burda saf gen var mı hepimizin değiştirildi diye biliyorum :))))))tertemiz safmışım... çok komikti.Ve diğer arkadaşlarımın orion genleri bağları varmış bu kişi o kadar yüce ki ortak arkadaşlarımızın orion bağlarını kesiyor ama tekrar kuruyorlarmış.Bu cehennemin ortasında bir ben temiz kalmışım ne aptal bir teori :))))
Yeni öğrendim geçen gün her yeni tanıdığına aynı numarayı çekiyormuş.O dönemde sevgili Alemtaç ve Sevgili Bozadi olmasaydı yem olmuştum avcıya:))))))) neye adamış kendini çok merak ediyorum.
Ama ondan çok güçlü avcıların elinden kurtulmayı başardım.Sanmayın felaket tellallığı yapmıyorum tek isteğim dünya yı yaşanır bir yaşam alanı özgür iradenin olduğu sevgi ve saygının olduğu bir yer olarak görmek tıkpı ilk kurulduğu gibi.Güvenmek ve güvenilmek istiyorum.
Kimse kimseyi kandırmasın artık tertemizsin pislik bulaşmamış,yok böyle birşey herkes kadar kirli ve pisim....Hıı bu arada tertemizsin derler sonra arınma yap derler niye tertemizdim niye arınma yapayım ki....
Diyelim adromeda saf genlerim var bana ne faydası var acıdan geberirken,kertler tarafından tepelenirken çok komik,Diyelim karmayım orion genlerim de var ben kötülük yapmıyorsam o genleri mi kullanmıyorsam bana ve çevreme ne zararı var ki:))))Herşey seçim değiştirilen genlerimizi kullanıp kullanmamak bile.Yakayım ,yıkayım ,biraz gezeyim tozayım ,azıcıkta deneyim yaşamak için burda değilim.Acı çekmek içinde burda değilim.Öğrenmek için burdayım....Çok uzattım ve yoruldum
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

Scyth

#247
Geçmiş olsun Sevgili Maskesiz. En kısa zamanda iyileşmesi dileğiyle.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

zer-zivi

#248
Geçmiş olsun  sevgili Maskesiz, bir günde  olumsuz bir sürü şey yaşayabiliyoruz. Ama onları aşmanın yolunu bulabiliyoruzda. Sadece   üst üste olumsuzluğun yaşanması "yaşanacağına" işaret olmamalı. Eğer  böyle devam edecek diye  ikna olmuş isek,evrene istemediğimiz yönde yaratım çağrısı yapmış oluruz.

Kendimize telkinlerde bulunurken  çok dikkat etmeliyiz. Düşüncenin, duyguların ve seslerin enerjisel yaratımını  pozitif yönde kullanmalıyız.

Dün bende biraz  zorlandım,günü yaşamakta :) Hatta rehber ve meleklere,yaradılışa  bir kızdım,bir fırça çektim ki :)  Artık bıktım ,bıktıığım halde bunu bana  yaşatmayın,yeter diyorum :) Daha verimli olmam için şu şartların  gerçekleşmesi gerek diyorum bakalım, umarım  olabilir bir şeydir.

Tekrar geçmiş olsun can...
 

maskesiz

#249
Teşekkür ediyorum.Yanlış anlaşılmasın anlattığım yada eleştirdiğim şeyler kendimle ilgilidir, doğruları yapıyorum diyemem ama kimsenin benim yaptığım hataları yapmasını istemem.Felaket tellalığıda değil anlattıklarım ama ortada bariz bir gerçek varken ben toz pembe göremem hiçbirşeyi bu cehennem hayatı yaşıyalım azap çekelim demekte değil,gülmeyi mutlu olmayı bende severim ama sahte mutluluklar gelip geçici mutluluklar yaşamak istemiyorum.
Yürüdüğümüz yol çok taşlı,gül bahcesinde yürüyor bile olsak gülün dikeni var canımızı acıtacak....Taşlı yada dikenli yolda yürümek kolay değil ama kolaylaştırabiliriz kalabalık olsak daha iyi ama tek başımıza bile yapabiliriz.Her zaman tetikte olalım kalkanla dolaşalımda değil ama dikkatli olalım yürüdüğümüz yolda sahte mutluluk ilizyonlarıda var.Birileri ile tanışırız sizi öyle yukarıya kaldırırlar ki atacaklarını düşünemezsiniz bile ve öyle hızlı bir şekilde yere çakılırsınız ki paramparça olursunuz.
Bir üstada neden burdasın neden dünya ya geldin demiştim.Adı gölgenin gölgesi şöyle yanıtladı "dünya ya ışık saçmak için gelmiştim kendi karanlığımdan çıkamadım" Bense kendi karanlığımdan çıkamadığım gibi birde başkalarının karanlığından çıkamadım.Kayboldum defalarca ama burdayım ayakta....
Dünyaya ışık saçabiliriz hatta dünyayı gökyüzünün tüm renklerine boyayabiliriz.Başta kendimize güvenmeliyiz,ve başkalarına güvenmeliyiz.Başkasına guvenmek ona güvendiğimizi hissettirmek ona en büyük hizmettir....Güvenmek ve güvenilmek güvende olduğumuzu hissetmektir benim fikrim kalp çakrasının açılması güvenden geçiyor.Güven de hissetmek sahte değildir,huzurun sahtesi olmaz hücrelerimiz ruhumuz sahte olarak güven içinde hissedemez.Örneğin severiz sevildiğimizi hissederiz ama huzursusuzdur hücrelerimiz kabul etmez onaylamaz
güvende değilizdir.Tüm boyutlarda sevebiliriz sevilebiliriz ama tüm boyutlarda güvende değilizdir bunu kabul etmek zorundayız.Sürekli korkalım ,ölelim ,bitelim demek değil bu sözlerim.Ama farkında olmalıyız farkında olmalıyım güvendemiyim değilmiyim güvenebilir miyim,güvenemezmiyim....Hücrelerimiz buna yanıt verir hemde derindekiler
Kendimizi korumak için ne yaptık izole bir hayat yaşamaya başladık peki görevimiz yapmamız gereken bu mu?İncinmiyelim kırılmıyalım diye kendimizi soyutlamak mı?Yalnız kalmak kendi başımıza yol almak mı yapmamız gereken....
Gerçeğimi görmeliyim,gerçeğimi yaşamaktan korkmamalıyım....Sizleri tanımak, güvende olduğumu hissetmek tüm yaşadığım acılara,sıkıntılara değerdi.
Kendimize telkinde bulunurken dikkatli olmamız gerektiğini düşünmüyorum.Eğer öyle olsaydı yada evren her istediğimizi verseydi.Hiç durmadan günlerce ağladığımı bilirim "Kullanılmaktan yoruldum kullanılacağıma beni yok edin" şu an kullandığım bedenimin ölmesinden değil varlığımın yok edilmesinden söz ediyorum.Ayakta duramıyordum,acı içinde geberiyordum.Karanlık tarafından kullanılacağıma yok olmayı tercih ederim.
Evren her istediğimizi vermiyor yoksa şimdi şu anda burda olamazdım.....
 


Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

Alemtac

#250
Sevgili maskesiz, üstteki yazını henüz okumadan seninle kısa bir yazımı paylaşmak istedim, izninle canım kardeşim:

]İnsana, yaşama ve evrene güven

Güvensizlik hissi; kokmak demek, öfke ve sevgisizlik demektir. Bizlerin güven hissi arttıkça, güvenmememiz için bir çok olaylarla karşılaşıyoruz, güven duymamız gerekenlere karşı ne kadar güven içinde olduğumuz sınanıyor belkide. Güvensizlik hissiyle yarattığımız duygularla beslenenleri göz ardı etmeden, insana, yaşama ve evrene güven duymalıyız. Ancak, dikkatle yaklaşmalıyız.

 

Güvensizlik hissini yaratan neden geçmişte yaşadıklarımızdır ve geçmişi tekrar tekrar gözden geçirmek bize bir yere kadar bir şeyler katar, daha fazlası zarar verir. Bizlerin kendimizi güvensiz hissetmemizi sağlayarak, içimizde oluşan korku, öfke ve sevgisizlikle beslenenleri hala besliyor oluruz ve içimizde nedeni belirsiz hüzün, ağlama isteği ve bunlar gibi hislerle mutlu olmamız gereken halleri yaşayamayız. Geçmişte yaşananlar, geçmişte kalmıştır.

 

Güvensizlik, negatif düşünce demektir. Bizlerin birer enerji olduğunu biliyorsak ve düşüncelerimizinde enerji olduğunu kabul ediyorsak, her zaman ve özellikle kendi yaşantımızla ilgili pozitif düşünceye mümkün olduğunca yer vermeliyiz. Kendimiz yani ben, bütünün bir parçası olduğumuz için, gerçekte benliğimiz için değil, bütün için pozitif düşünmüş oluyoruz. Her şey yolunda ve güzel :)     
 

zer-zivi

#251
An'da yaşanan her şey gerçektir. Acıysa acı,sevinçse sevinç. Ama hepside geçici birer andır. Bütün ilişkiler de de böyledir. Öyle bir an da samimi duyguları  hissederek paylaşırken,öyle bir başka an da gelir ki,sanki  o samimiyetten eser yoktur. Hiç bir söz,duygu,düşünce sabit yada kalıcı değil,sürekli değişken.

Bazen biten ilişkilerin ardındaki durumu değerlendirirken bir şeyi ıskalayabiliyoruz. Yaşanan her an gerçek sahte değil. Sevgi dolu bir insanken bir anda tam tersi olabiliyoruz.Bu yüzden  artık son yaşanan olumsuzluklara bakarak geçmişteki  güzel anları sahte  saymyı bıraktım. Sadece  farkında olmamız gereken an'da  farkındalık. Durum ve şartların farkında olmak.

Acı nedir,mutluluk nedir,gerçek yada olmayan nedir. Bu yoğunlukta yaşarken herşey gerçek,ama bir üst realiteden bakarkende  gerçek değil yaşadıklarımız,sanki  sahnede oynayan çocuklarız. Gerçek değil derken sahte demek değil,büyük bir gerçeğin içinde küçük bir gerçek. Bu yüzden hem herşey gerçek(bütünlükte) hemde  gerçek değil(tek başına) diyebiliriz. Bende bazen o küçük gerçeği  büyük gerçeğin kendisi sandığım oluyor.

Önceki anlar gelecekteki anların teminatı  olmamalı. Güzel anlar yaşandı diye hep güzel anlar olacak  değil,yada kötü anlar  yaşandı diye gelecekte kötü anlar yaşanacak değil. Bir şeyi farketmedikçe bu ikilemleri yaşamak normal.  tek gerçeğin an'da saklı olduğu :) bunu   bütün bilgeler söylemiştir.Anda hangi benlik kuvvetli ona bakmak lazım. Sevgimi güvensizlikmi? egomu,öz benlikmi?  Hangisi devrede  :) Bazen devreler yanıyor neyse bu kadar yol almakta iyidir :)
 

maskesiz

#252
Mutlu olmayı bilmiyorum.Milyon seçenek varsa milyonunu düşünüp hazırlık yapıyorum genelliklede hüzünle sonuçlanıyor.An da yaşamayı anın tadını çıkarmayı bilmiyorum.Geçmiş ve gelecekte yaşadığım içinde bu milyon seçenek içinde kaybolup boğuluyorum.Değişmeye çalışmıyormuyum elimden geleni yapıyorum.
Ne kadar başarılıyım sanırım azıcık....:))))) An da yaşamayı başarırdım o an ın tadını çıkarmayı birgünde gelmedim bu hale.....Yaşadığımız zamana ,mekana ve olaya güvenirsek an ın tadını çıkarabiliriz huzur içinde.....
Belki bana kızacaksınız ama çok uzun uzun tartışmamız gerekiyor güven konusunu,hangi konuyu tartışırsak tartışalım dönüp dolaşıp geleceğimiz nokta güven konusudur
Guvenmek yaşadığımız an a güvenmek,yaşadığımız çevreye güvenmek,köklerimize güvenmek ,ailemize güvenmek,ışığa güvenmek,evrenin varlığına ve bütünlüğüne güvenmek.....
Bu boyuta ve düzene güvenmemek için hepimizin haklı sebepleri var,güvenmemek için milyonlarca sebep gösterebilirim.İnaçlı olmalıyı evrenin bütünlüğüne ve varlığına güvenmeliyim yoksa varlığımı inkar etmiş olurum.Peki bunu nasıl başarabilirim ki saldırı altındayken sürekli aşağılanırken paramparça edilirken nasıl ayakta duracağım.Benim aklıma çok fazla seçenek gelmiyor ama birbirimize güveneceğiz tüm olumsuz milyonlarca seçeneğe rağmen birbirimize güveneceğiz....
Madde dünyada hiç bir eksiğim yok iyi bir işim, zamanımın bir dakikasını boş geçirmiyeceğim çevre edineceğim bir potaniyelim var.Beni özliyen hastalarım var.Tüm gün nefes almadan çalışabilirim yorgunluktan yemek bile yiyemeden sızıp kalırım.Ya da gece okey,kağıt oynıyabileceğim zamanımı kimine göre dolu dolu geçirebilirim bir çevrem var.Akşam oynadım mesela zevk de aldım o anda ama yeterli görmüyorum hayatımı böyle doldurmayı....hiçbir faydası olmuyor yaralarımı sarmaya.....
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

zer-zivi

#253
Evrene,işleyişine ve sevgiye güvaniyorum çünkü herşey ondan ibaret imiş, Tünaydııınnn :)

Yaşamda her nefesin bile bir faydası vardır.Bizi her an hayatta tutan, her yeni  aldığımız ve verdiğimiz nefestir. O yüzden işe yaramayan hiç bir  şey yok bu boyutta.

Bir ara ortak bir masada oynayalım mı? Oyunun içinde oyunlar iç içe geçmiş ne komedi ama :)
 

maskesiz

#254
Sevgili Zer_zivi affına sığınarak ben son yazdığın cümleyi anlıyamadım.

"Bir ara ortak bir masada oynayalım mı? Oyunun içinde oyunlar iç içe geçmiş ne komedi ama :)"
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.